• Sonuç bulunamadı

KİRAZ AĞAÇLARININ TOPRAK İSTEKLERİ VE GÜBRELENMESİ. Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "KİRAZ AĞAÇLARININ TOPRAK İSTEKLERİ VE GÜBRELENMESİ. Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN"

Copied!
93
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KİRAZ AĞAÇLARININ TOPRAK İSTEKLERİ

VE GÜBRELENMESİ

Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN

(2)

TOPRAK İSTEKLERİ

• Kiraz ağaçları taban arazi olmayan, az kireçli, derin, organik maddece zengin, tınlı, 6.5-7.5 pH’lı, geçirgen ve iyi drenajlı toprakları sever.

• Güneye bakan kesimler ve kışın -20 oC’den daha soğuk olmayan yörelerde iyi yetişir.

• 10-12 cm’den daha derin olmayan ilkbahar ve sonbahar sürümleri iyi sonuçlar vermektedir.

• Özellikle dikimin ilk yıllarında tarla yabancı ot mücadelesi açısından işlenmelidir.

(3)

TOPRAK İSTEKLERİ

• Derin toprak işleme yapılmamalıdır. Çünkü derin işleme kılcal köklere zarar verebilir.

• Kiraz bahçelerinin uygun olmayan yerlerde kurulması, çeşitlerin iyi seçilmemesi, uygun

anaç kullanılmaması, fidanların derin dikilmesi, dölleyici çeşitlerin dikilmemesi, kalem ve anaç uyuşmazlığı, yanlış aşılama yöntemi, taban

suyu seviyesinin yüksek olması, aşırı sulama ve gübreleme, yanlış budama, bilinçsiz ilaçlama

gibi hatalı tarımsal uygulamalar da kiraz ağaçlarında fizyolojik bozukluklara ve

anormalliklere sebep olabilir.

(4)

Meyvede çatlamalar Herbisit zararı

(5)

GÜBRELEME

• Gübreleme toprakta eksikliği analizlerle

belirlenen bitki besin elementlerinin takviyesidir.

• Önceden yapılan yanlış gübrelemeler veya toprağa besin bağlanması olaylarından

kaynaklanan ve toprakta varlığı tahlillerle bilindiği halde ağaçta eksikliği görülen

elementler mevcut olabilir. Bunun önlenebilmesi için gübrelemede;

• Kullanılacak gübre amaca uygun olmalıdır.

• Bitkinin ihtiyacı kadar gübre verilmelidir.

• Gübre usulüne uygun verilmelidir.

• Gübre uygun zamanda verilmelidir.

(6)

• Kullanılacak gübre miktarlarına pek çok faktör etki yapar.

• Bu faktörler;

• Toprağın yapısı

• Ağaçların yaşı

• Sulama miktarı ve şekli

• Bitkilerin verimi

• Anacın cinsi

• Ağaçların gelişme durumları

• Ahır gübresi uygulamalarıdır.

(7)

• Gübreleme konusunda yıllık sürgünlerin uzunluğu bir fikir oluşturmalıdır. Meyveye yatmamış ağaçlarda 60-90 cm’lik sürgünler gelişmenin olumlu seyrettiğini gösterir.

Sürgünler 90 cm’den fazla ise gereksiz azot uygulamasına veya fazla sulamaya bağlıdır.

Sürgünler 60 cm’den kısa ise su ve azot noksanlığındandır.

• Yetişkin kiraz ağaçlarında 40-60 cm arasında sürgünler var ise gelişme normaldir.

(8)

• Dekara 2-3 ton ahır gübresi uygundur.

Verimdeki bir ağaca ortalama her yıl,

• 2-3 kg amonyum sülfat,

• 1 kg triple süper fosfat,

• 1 kg potasyum sülfat verilmelidir.

• Fosforlu ve potasyumlu gübreler sonbahar veya erken ilkbaharda,

• azot uygulamaları ise erken ilkbaharda birinci dilim, çiçek dökümünden sonra ikinci dilim ve hasattan sonra üçüncü dilim uygulanır.

(9)

• Güvenilir firmaların yaprak gübreleri ağacın bitki besin elementi eksiklikleri de göz önüne

alınarak rahatlıkla kullanılabilir.

• Ağaçlarda gübreleme; iz düşümü gübrelemesi ve bant sistemi gübrelemesi şeklinde uygulanır.

• Gübrelemede; toprağın yapısı, bitkilerin yaşı, sulama miktarı ve şekli, ağaçların verimi,

anacın cinsi, ağaçların genel gelişim ve kondisyonları ile ahır gübresinin verilip verilmediği gibi hususlar etkilidir.

• Gübreleme, yaprak ve toprak analizleri sonucu elde edilen verilere göre yapılmalıdır. Yaprak analiz sonuçları (Tablo 1) değerlendirilerek verilecek gübre miktarları belirlenmelidir.

(10)

Tablo 1. Kirazlarda Yaprak Analiz Sonuçlarının Değerlendirilmesi

Besin

Maddeleri

Noksan Düşük Normal Yüksek

N % P % K % Ca % Mg % Fe ppm Cu ppm Mn ppm Zn ppm B ppm

< 2.00

< 0.20

< 0.80

< 0.30

< 0.03

< 40

< 3

< 5

< 5

< 5

< 2.30

< 0.23

< 1.00

< 1.60

< 0.49

< 50

< 6

< 18

< 20

< 39

2.3 - 3.3 0.23 - 0.38

1 - 1.9 1.6 - 2.6 0.49 - 0.65

50 - 250 6 - 25 18 - 150 20 - 200 39 - 80

> 3.30

> 0.38

> 1.90

> 2.60

> 0.65

> 250

> 25

> 150

> 200

> 80

(11)

AZOT

• Azotlu gübreler ilkbaharda çiçekler açmadan

birkaç hafta önce verilmelidir. Kireçli topraklarda azotlu gübre olarak amonyum sülfat tercih

edilmelidir.

• Taban gübresi ise toprak analizi sonuçlarına göre iki yılda bir Kasım-Aralık aylarında ağaç taç izdüşümüne gömülerek verilir.

• Sulanmayan kiraz bahçelerinde toprakların organik madde içerikleri yanmış ahır gübresi, yeşil gübreleme ve kompost gibi çeşitli

uygulamalarla artırılmalıdır.

(12)

AZOT

• Verilecek gübre miktarının belirlenmesinde;

Gübre miktarı (kg) = (ağacın yaşı x 2.27)/gübrenin % N kapsamı

formülünden yararlanılabilir.

• Tablo 2’de sert çekirdekli meyveler için azot önerileri verilmiştir.

(13)

Tablo 2. Sert Çekirdekli Meyveler İçin N Önerileri

Dikim Sıklığı N (g/ağaç) N (kg/da)

6 m x 6 m 400-600 10-15

Orta sıklıkta 300-400 15-20

4 m x 2 m 200-250 20-25

(14)

• Bitkilerde vegetatif aksamın gelişmesini sağlayan azot, bitkilerin temel yapı taşlarındandır. Amino asitler,

proteinler, nükleik asitler gibi organik bileşiklerin vazgeçilmez bileşenlerinden biridir.

• Azot eksikliği özellikle bitkinin vegetatif gelişimini

olumsuz etkiler. Yaprak ve gövde sistemi zayıf olur.

Vegetatif gelişme periyodu kısalır. Bitkiler erken olgunlaşır, erken çiçek açar ve çabuk yaşlanır.

• Meyveler, küçük kalır ve erken olgunlaşır. Bu noksanlığa; toprakta azot ve organik madde

yetersizliği, toprak soğukluğu ve aşırı kuraklık neden olabilir. Sorunun çözümü için, toprak ve yaprak

analizleri yaptırılmalı, analiz sonuçlarına göre azotlu gübreleme yapılmalıdır. Ara bitkisi olarak baklagiller yetiştirilebilir.

(15)

• Azot fazlalığı ise vegetatif gelişme periyodunu uzatır. Çiçeklenmeyi geciktirir. Vegetatif aksam yani dal, sürgün ve yaprak miktarı fazla, iri,

geniş ve uzun olur. Buna karşılık generatif

gelişme zayıf kalır. Meyvelerde geç olgunlaşma meydana gelir. Depolanma kabiliyetleri düşer ve bazı depo hastalıklarına karşı daha hassas olurlar.

(16)

FOSFOR

• Fosfor bitkide; enerji depolanması ve taşınması, genlerin ve kromozomların yapı taşı olması ve besinlerin taşınması gibi fizyolojik işlevlere

sahiptir. Fosfor ayrıca çiçeklenmeyi ve meyve tutumunu artırır, saçak kök oluşumunu sağlar, tohumların çimlenmesinde etkilidir,

olgunlaşmayı hızlandırır.

• Fosfor noksanlığı: Çok sık rastlanmamakla birlikte, önce koyu yeşil renkli olan sürgün

diplerindeki olgun yapraklar, daha sonra kahverengiye döner. Yaprak damarları ve sapları menekşe rengindedir.

(17)

FOSFOR

• Özellikle yaşlı yapraklarda sararma, kalın ve dik yaprak görünümü, bodur büyüme, mavimsi yeşil veya mor renk oluşumu tipiktir.

• Bu noksanlığa, topraktaki organik madde yetersizliği, soğuk ve nemli şartlar, asidik topraklar neden olabilir.

• Sorunun giderilmesi için, toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre fosforlu gübre

uygulamaları yapılmalıdır.

(18)

• Fosforlu gübre olarak DAP uygundur. Bu gübre

% 18 N ve % 46 P2O5 içerir ve çözünürlüğü düşüktür. Bu yüzden sonbaharda veya erken

ilkbaharda kök derinliğine verilmelidir. Çizi, ocak veya bant şekillerinde verilebilir. Genellikle 2-3 yılda bir verilmesi önerilirse de en uygunu

analizlerle ihtiyacı belirleyip, ona göre gübreleme yapmaktır.

• Fosfor fazlalığı; demir, çinko ve bakırın alımını engellediğinden dolaylı olarak bitkiye zarar

verir.

(19)

POTASYUM

• Potasyumlu gübreler olarak potasyum sülfat (%

50 K2O) ve potasyum nitrat (% 44 K2O) kullanılabilir.

• Özellikle killi olmayan topraklar potasyumca fakirdir. Toprak analizleri sonucuna göre

gübreleme yapılması tavsiye edilmektedir.

• Potasyum meyvenin aroma, renk, tad, sululuk dolayısıyla kalitesini artıran bir elementtir.

Bitkide su-tuz dengesini oluşturur. Yapraktaki besin maddelerini meyveye taşır. Ağaçları kış soğuklarına karşı korur.

(20)

POTASYUM

• Toprakta potasyum N ve P’a göre daha fazla bulunur.

• Potasyum bitkiler tarafından son derece hızlı ve etkin alınırlar ve çift yönlü taşınabilir. Ancak

temel taşınma genç dokulara doğrudur.

Potasyum alımının hızlı ve etken olması diğer katyonların alımını sınırlandırabilir. Bitki floem özsuyunun % 80’i potasyumdan oluşur.

(21)

• Potasyum noksanlığı: Kumlu, hafif tekstürlü topraklarda yetiştirilen bitkilerde daha çok

görülür. Potasyum noksanlığı belirtileri hemen görülmez. Önce önemli oranda gelişmede

gerileme görülür. Daha sonra kloroz ve nekrozlara rastlanır.

• Kiraz, şeftali, kayısı gibi sert çekirdekli meyve ağaçlarında potasyum noksanlığı yapraklarda kıvrılma ve kırmızımsı kahverengi lekelerden oluşan belirtilere neden olur. Sürgün uçlarında ölme, zayıf çiçek oluşumu ve normalden küçük meyveler oluşur.

(22)

Kiraz (Napolyon) yapraklarında tipik potasyum noksanlığı belirtileri

(23)

• Belirtiler önce yaşlı yaprakların kenarlarında ve uçlarında başlar. Yaprak kenarları önce sararır, daha sonra koyu kahverengiye döner. Şiddetli noksanlık halinde siyahlaşabilir. Yaprağın kenar ve uçları belirtilen şekilde ölmesine karşılık diğer kısımları uzun süre yeşil kalabilir. Yaşlı yaprakların kenarlarında, yanıklık şeklinde gözlenir. Kurak mevsimlerde, belirtinin şiddeti de artar. Meyve gözü oluşumu çok azalır.

• Bu noksanlığa, topraktaki potasyum yetersizliği, topraktaki katyon değişim kapasitesinin düşük olması neden olabilir.

• Sorunun çözümü için, toprak ve yaprak analizleri yaptırılarak potasyum uygulaması gerçekleştirilmelidir.

(24)

• Potasyum fazlalığı, Mg ve Ca noksanlığına sebep olabilir.

• Potasyum da fosfor gibi ağaç kök bölgesine yakın ve dağıtılmadan verilmelidir. Uygulama zamanı da fosforda olduğu gibi kış sonu veya erken ilkbahardır.

• Uygulama dozu topraktaki potasyum

seviyesine, ağacın yaşı ve verimine bağlı olarak değişmekle beraber pratik bir öneri olarak

yumuşak çekirdekliler için 10-15 kg K2O/da, sert çekirdekliler için ise 7.5-15 kg K2O/da verilmesi önerilebilir.

(25)

• Kompoze gübreler olarak meyvecilikte 15-15-15;

20-20-0;

18-46 (DAP) gibi kompoze gübreler

kullanılmaktadır. Bazı çiftçilerimiz, kompoze gübre kullandıklarında ideal bir gübreleme yaptıklarını düşünerek başka bitki besin

elementi kullanmayı gereksiz görürler. Oysa toprak tipi, bitki çeşidi, bitkinin yaşı, sulama durumu gibi faktörler gübrelemeye doğrudan etki ederler.

(26)

• Sadece kompoze gübre kullanılması yetersiz olabileceği gibi, bazı elementler de toprak

istemediği halde kullanılmış olabilirler.

• En doğrusu analizlere dayalı gübreleme yapılmasıdır. Diamonyum fosfat da (DAP)

kompoze bir gübredir. 100 kg’ında 18 kg azot ve 46 kg fosfor vardır. Bu gübre kullanılacaksa, ihtiyaç duyulan fosfora göre miktar hesaplanır ve güzün kök bölgesine verilir. Eksik kalan azot daha sonraki uygulamalarla tamamlanır.

(27)

KALSİYUM

• Topraklarda genellikle ihtiyacı karşılayacak

düzeyde kalsiyum bulunur. Özellikle kurak ve yarı kurak bölgelerde yıkanma olmadığından Ca oranı oldukça fazladır. Bu sebeple çoğu yörelerde Ca ilavesine pek ihtiyaç duyulmaz. Ancak yağışlı

bölgelerde yıkanmanın çok fazla olduğu yerlerde Ca gübrelemesi gerekebilir.

• Kalsiyum noksanlığı: Meyvelerde, özellikle

elmalarda çok önemlidir. Elmalarda görülen acı benek hasada yakın veya sonra depolama

sırasında meydana gelen ve karşıdan bakıldığında kabuğun üzerinde şekil bozukluğu oluşturan

kahverengi-siyah beneklerle kendini belli eden bir fizyolojik bozukluktur.

(28)

Kirazlarda kalsiyum noksanlığı

(29)

• Kalsiyum gübrelemesi: Kalsiyumun floem

dokusunda hareketsiz oluşu nedeniyle bitkilerde ancak xylem dokularında ve transprasyon

sonucunda taşınabilir. Ca noksanlığının

belirlenmesinde yaprak analizleri de faydalı olmamaktadır. Çünkü yapraklardaki Ca

meyvelere taşınamamaktadır.

• Kalsiyum noksanlığını gidermek için doğrudan meyveye Ca içeren çözeltiler püskürtülür. Bu amaçla yaz döneminde belli 15-20 gün

aralıklarla 2-3 kez meyve üzerine % 0.5’lik kalsiyum nitrat püskürtülmelidir.

(30)

MAGNEZYUM

• Magnezyum da kalsiyum gibi topraktan kolay yıkanabilen bir elementtir. Magnezyumun

topraktan alımında rekabet koşulları etkilidir. Mg transprasyon akımı ile yukarı taşınır ve

floemde hareketli bir besin elementidir.

• Bitkilerde magnezyum, klorofil sentezinde yapı elementidir, fosforilasyon sürecinde görevlidir, çeşitli enzim sistemlerinde aktivatör görevi

görür ve karbon ve protein metabolizmasında görevlidir.

(31)

• Magnezyum noksanlığı: Yaşlı yaprakların damar

aralarında, klorotik ve nekrotik alanlar oluşur. Büyüme mevsiminin sonuna doğru belirtilerin şiddeti artar ve

nekrotik alanlar siyah bir renk alır. Yapraklarda delikler oluşur. Sürgün ucundaki yaprakların renkleri açılır.

Yaprakların dökülmesi hızlanır.

• Bu noksanlığa, topraktaki magnezyum yetersizliği,

aşırı potasyum ve kalsiyum, fazla yağış neden olabilir.

• Sorunun giderilmesi için toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre topraktan veya yapraktan

magnezyumlu gübreleme yapılmalıdır.

• Magnezyum noksanlığı protein sentezini

engellemektedir. Eksiklik daha çok yıkanma

tehlikesinin olduğu topraklarda görülür. Ayrıca fazla miktarda potasyumlu gübre verilmesi de Mg

noksanlığına yol açabilir.

(32)

Kiraz yapraklarında magnezyum noksanlığı

(33)

Kiraz yapraklarında değişik derecelerde magnezyum noksanlığı

(34)

Vişne yapraklarında magnezyum noksanlığı

(35)

Vişne yapraklarında magnezyum noksanlığının başlangıcı

(36)

Vişne yapraklarında aşırı magnezyum noksanlığı

(37)

• Magnezyum fazlalığı nadiren görülür ve

potasyum alımını engeller. Ayrıca ağaçların kök gelişmesini olumsuz etkiler.

• Magnezyum gübrelemesi: Bitkiler normal şartlarda nadiren Mg gübrelemesine ihtiyaç duyarlar.

• Ancak günümüzde azotlu ve potasyumlu gübrelerin fazla kullanılması sebebiyle

magnezyum gübrelemesi bir ihtiyaç halini almıştır. Özellikle yıkanmanın fazla olduğu topraklarda Mg gübrelemesi önem taşır.

(38)

KÜKÜRT

• Kükürt organik maddelerin yapısında bulunan bir

elementtir. Bu yüzden toprakta organik ve inorganik formda bulunabilir. Ancak topraklardaki kükürt

miktarının önemli bir kısmını organik kükürt oluşturmaktadır.

• Bitkide proteinlerin bileşiminde bulunur. Klorofil

oluşumu için gereklidir. Bazı vitaminlerin bünyesinde yer alır ve soğuğa karşı dayanıklılığı artırır.

• Kükürt noksanlığı: Bitkilerde kükürt eksikliğinde azot eksikliğine çok benzeyen belirtiler görülür. Yani

homojen bir sararma vardır. Ancak aradaki fark,

sararmanın önce genç yapraklarda olmasıdır. Azotta ise sararma yaşlı yapraklarda olur.

(39)

• Kükürt gübrelemesi: Kükürt gübrelemesi daha çok yağışlı bölgelerde önem taşır. Gübre olarak piyasada bulunan kükürt içerikli gübreler (toz

kükürt, jips, amonyum sülfat, potasyum sülfat) kullanılabilir. Uygulama dozu bitki, iklim ve

toprak etmenlerine bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 1-5 kg toz kükürt/da sınırları arasında olmalıdır.

• Kükürtlü gübreler özellikle yağışlı bölgelerde ilkbaharda uygulanmalıdır.

(40)

DEMİR

• Topraklar genellikle demir açısından zengin

olmasına karşılık ortamda Ca’un fazla olması ve havasız toprak şartlarında bitkiler demirden

faydalanamazlar.

• Bitkiler demiri Fe2+ formunda alıp Fe3+ formuna dönüştürürler. Kireçli, bikarbonatlı ve yüksek

pH’lı topraklarda demir alınımı zayıflar ve kloroz belirtileri görülür. Sıkışık topraklar, uzun süreli sulama, aşırı yağışlar, yüksek taban suyu da demir alımını engelleyen unsurlardır. Toprakta fazla miktarda ağır metal olması da (örneğin mangan) demir eksikliğine neden olmaktadır.

(41)

• Demir noksanlığı (kloroz): Bu fizyolojik hastalık yapraklarda hafif sararma şeklinde başlar. Önce damar araları sararır, fakat damarlar yeşil kalır.

Sonra yaprağın tamamı sararır. Yaprakların

kenarları, kahverengi-kırmızımtırak renk alarak kurur. Hasta yapraklar daha sonra dökülebilir.

Yapraklar normalden daha küçük kalır. Sürgünler kısalır ve uçlardan geriye doğru kuruma başlar.

• Sararma, ya toprakta yeteri kadar demir elementi bulunmamasından veya toprakta Fe olsa bile

demirin kireç tarafından tutulması nedeniyle bitki tarafından alınamamasından ileri gelir.

• Bazen magnezyum noksanlığı ile karıştırılır.

Aradaki fark Mg noksanlığında sararma yaşlı yapraklarda görülür. Demirde ise genç ve tepe noktalardaki yapraklarda belirtilere rastlanır.

(42)

• Sorunun çözümünde kültürel önlem olarak:

– Ağır ve çok kireçli topraklarda bahçe tesis edilmemeli;

– Böyle topraklarda, pH’yı düşürmek veya toprak yapısını bazik karakterden asit karaktere

dönüştürmek için bol ahır gübresi ve gerekiyorsa ticari gübreler kullanılmalı;

– Kireçli toprağa sahip olan yerlerde, kirece dayanıklı çeşitler ve anaçlar dikilmeli;

– Taban suyu yüksek ise drenaj kanalları açılarak, yeraltı suyu seviyesi düşürülmeli ve toprak

işlenmeli;

– Sulama aralıkları, toprak karakterine göre çok iyi ayarlanmalıdır.

(43)

Kiraz yapraklarında hafif derecede demir noksanlığı

(44)

Kiraz sürgünlerinde demir noksanlığı. Bahçe toprağı çok fazla kireçli.

(45)

Kiraz yapraklarında farklı derecelerde demir noksanlığı.

Üst sıradakiler normal yapraklar.

(46)

Kiraz yapraklarında demir noksanlığı

(47)

Vişne yaprağında demir noksanlığı (Selçuklu/Konya)

(48)

Vişnede demir noksanlığı (Orijinal)

(49)

Vişnede demir noksanlığı (Orijinal)

(50)

Vişne sürgününde şiddetli demir

noksanlığı

(51)

• Topraktan uygulama: İlk klorotik lekeler görüldüğünde yapılır. Uygulama sırasında ağaçların gövdelerinin etrafında, taç

izdüşümünde bir daire çizilir ve burası 5 cm derinlikte kazılır. Demirli gübre, kazılan yere kuru olarak veya biraz suda eritilerek verilir.

Sonra kazılan toprakla üzeri örtülür ve normal sulama yapılır.

• Sulama 10-15 gün arayla 3 defa tekrarlanır.

• Bir demir şelatı olan Sequestrene Fe 138’den ağaç başına 70-150 g sulandırarak toprağa uygulanabilir.

(52)

• Piyasada EDDHA ve EDTA ile şelatlanmış

demir şelatları bulunmaktadır. Bunlar yapraktan ve topraktan başarı ile uygulanabilir. Toprağa uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç büyüklüğüne göre ağaç başına 70-150 g

yetebilmektedir. Bununla beraber şiddetli

noksanlık durumunda bu oran 500 g’a kadar çıkarılabilir.

• Demir şelatlarının toprağa verilmesi yaprağa verilmelerinden daha kesin sonuç verir. Ancak bu durumda kullanılacak miktar çok fazla

olmaktadır ve maliyeti artmaktadır. Bu yüzden yaprak uygulamaları ekonomik açıdan daha uygundur. Ancak şiddetli noksanlık hallerinde toprak uygulamaları şarttır.

(53)

• Yapraktan uygulama: Demir noksanlığı

belirtisi gösteren ağaçlara, çiçek taç yaprakları döküldükten 1-2 gün sonra yaprak uygulaması yapılır. Yaprak gübrelemesi, klorozun şiddetine göre 10-15 gün arayla 2-4 defa tekrarlanır.

Kloroz durumu bilinmeyen ağaçlarda ise

sararma belirtisi görülür görülmez uygulama yapılır ve aynı aralıklarla sürdürülür.

• Demir noksanlığının giderilmesinde yaprak

gübrelemeleri etkili olmaktadır. Demir sülfat % 0.25 (250 g/100 L su) konsantrasyonunda

püskürtülebilir. Yani uygulama zamanı ve konsantrasyon iyi ayarlanmalıdır

(54)

BAKIR

• Bakır bitkilerce çok az miktarlarda alınır. Bitkiler bakırı Cu2+ iyonu veya bakır şelatı şeklinde

alırlar. Öte yandan bakır ile demir, mangan, çinko ve nikel gibi ağır metaller arasında

rekabet söz konusudur.

• Bakır bitki fizyolojisi açısından çok önemli bir elementtir. Vitamin, karbonhidrat ve protein sentezi ile fotosentez ve solunum gibi çok sayıda karmaşık olayda görev alır.

(55)

• Bakır noksanlığı: Filiz uçlarında geriye doğru ölüm ve cadı süpürgesi olarak karakterize edilir.

Yeni gelişen kısımların çalımsı bir hal alması, çift tomurcuk oluşumu ve zamklanma başlıca

belirtileridir. Ayrıca yapraklar küçük, klorotik veya nekrotik lekeli ve noktalar halinde pigmentli olabilir.

Bitkilerin bakır kapasitesi vegetatif organlarda 4-20 ppm civarındadır. Bakırın yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma kabiliyeti iyi olmadığından

eksiklik belirtileri öncelikle genç yapraklarda

görülmektedir. Grimsi yeşil renk, hatta beyazlaşma gibi renk değişimleri ve solma görülür. Gelişme

zayıflar. Bazı hallerde uç kurumalarının

görülmesinden önce normalden büyük yapraklar oluşur.

(56)

• Bakır fazlalığı: Bakır içerikli fungusitlerin meyve bahçelerinde ve bağlarda çokça uygulanması bakır toksisitesi meydana getirebilmektedir. Bakır toksisitesinde de

noksanlıkta olduğu gibi bitki gelişmesi geriler ve yapraklarda yanmalar görülür.

• Bakır gübrelemesi: Pratikte meyve ağaçlarında bakır gübrelemesi yapılmaz. Çünkü fungusit olarak bakır sülfat çokça kullanıldığından

meyve bahçelerinde genellikle yeterli miktarda bakır bulunur.

(57)

MANGAN

• Toprak pH’sı ile mangan elverişliliği arasında sıkı bir ilişki vardır. Yüksek pH’lı topraklarda manganın alınabilirliği düşüktür. Bu sebeple kireçli topraklarda Mn eksikliği sık görülür.

• Mangan noksanlığı: Yaşlı yapraklarda sararmaya neden olur. Ancak sürgünlerin

ucundaki genç yapraklar yeşil kalır. Mangan noksanlığı, genç yapraklarda görülmeyişi ile demir noksanlığından, damar aralarında

nekrozlara neden olmayışı ile de magnezyum noksanlığından ayrılabilir.

(58)

• Meyve ağaçlarında Mn eksikliği belirtileri

rahatlıkla demir noksanlığı ile karışabilir. Yaprak analizleri doğru teşhis için önemli bir araçtır. 25- 30 ppm’den az Mn bulunursa mangan eksikliği muhtemeldir. 20 ppm’den az olursa mangan

noksanlığı vardır. Şeftali, kayısı ve erik diğer sert çekirdeklilere göre daha fazla mangana ihtiyaç gösterirler.

(59)

Kiraz sürgününde mangan noksanlığı

(60)

Kiraz yapraklarında mangan noksanlığı

(61)

Vişnede mangan noksanlığı

(62)

• Mangan gübrelemesi: Mangan noksanlığı daha çok kireçli, yüksek pH’ya sahip topraklarda yetiştirilen

bitkilerde görülür. Böyle topraklara mangan sülfat gibi tuzlar vermek genellikle faydasızdır. Çünkü verilen

mangan kısa sürede yükseltgenerek alınamaz hale gelir. Böyle topraklara mangan verilecekse serpme yerine banda toplu olarak verilmelidir.

• Manganlı gübrelerin yaprağa uygulanmaları da

mümkündür. Bu amaçla kullanılmak üzere çeşitli Mn- şelatlar üretilmektedir. % 0.3’lük MnSO4 çözeltisi veya dekara 10-50 g Mn hesabıyla şelatlı gübreler

yapraklardan uygulanabilir. Manganın bitkilerde

hareket kabiliyeti iyi olmadığından uygulama 2-3 kez tekrarlanmalıdır. Toprağa verilecekse dekara 1.35 kg Mn hesabıyla 5 kg mangan sülfat verilebilir.

(63)

ÇİNKO

• Bitkiler çinkoyu suda çözünebilir formda ve aktif olarak alırlar. Çinko alımı ile bakır, demir, mangan ve

kalsiyum alımı arasında rekabet mevcuttur. Bitki

bünyesinde çinko Zn2+ iyonları şeklinde veya organik asitlere bağlı olarak xylem dokularınca taşınır. Sınırlı da olsa yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma olmaktadır. Bitkilerde fosfor ile çinko arasında

antagonistik bir etki vardır.

• Çinko bitki fizyolojisi açısından çok önemli bir

elementtir. Bitkilerde, enzimlerin yapı elementi olarak ve aktive edilmesinde, protein sentezinde,

karbonhidrat metabolizmasında ve IAA sentezinde görevlidir.

(64)

• Çinko noksanlığı: Ağaçlarda, küçük yapraklılık veya rozetleşme gözlenir. Belirtilere yeni gelişen kısımlarda rastlanır. Sürgünlerin boğum araları, sürgün ucuna doğru kısalır. Yapraklar, normal

şeklini kaybederek şiddetli kuraklığa maruz kalmış gibi kurur ve dökülür. Meyve tutumu etkilenir.

Meyveler ufak kalır ve deforme olur. Yaprak yüzeyinde damar kenarları yeşil kalmak üzere damarlar arasında sarı mozaik şeklinde lekeler oluşur. Noksanlık şiddetli değilse sadece

yaprakları etkiler. Şiddetli noksanlık olursa sürgün gelişimi de tamamen durur. Sürgünlerde meyve tomurcuğu sayısı azalır, hatta tamamen yok olur.

Sert çekirdekli meyvelerin meyve etlerinde kararmalar görülür.

(65)

Kirazda çinko noksanlığı

Normal

Eksik

(66)

Kiraz yapraklarında çinko noksanlığı

(67)

Kirazda çinko noksanlığı (Kampüs/

Konya)

(68)

Kirazda çinko noksanlığı (Kampüs/Konya)

(69)

Kiraz ağacında çinko noksanlığı (Kampüs/Konya)

(70)

Kiraz sürgünlerinde çinko noksanlığı (Hadim/Konya)

(71)

Kiraz yapraklarında çinko noksanlığı. Yaprağın çinko kapsamı 15 ppm. Sarı ve küçük yaprak oluşumu.

(72)

Kiraz yaprak ve sürgünlerinde çinko noksanlığı.

Normal yaprağın çinko kapsamı 24 ppm, eksik yaprağın ki 14 ppm.

Normal

(73)

• Bu noksanlığa, topraktaki çinko yetersizliği ve aşırı fosfor neden olabilir. pH’sı yüksek ve kolay

yıkanan hafif topraklarda sık rastlanır. Tedavi için, toprak ve yaprak analizleri yaptırılmalı, analiz

sonuçlarına göre topraktan veya yapraktan çinkolu gübreleme yapılmalıdır.

• Çinko Gübrelemesi: Bitkilerin topraktan

kaldırdıkları çinko miktarı genellikle 50 g/da/yıl’dan daha azdır. En çok kullanılan çinko gübresi çinko sülfattır. Topraktan ve uygun konsantrasyonlarda yapraktan uygulanabilir. Yaprak analizleri

sonucunda Zn eksikliği bulunmuşsa 100 litre suya 0.25 kg çinko sülfat, 0.25 kg söndürülmüş kireç ve 0.5 kg üre ve yayıcı-yapıştırıcı karıştırılarak

hazırlanan çözelti, meyve tutumundan itibaren

20’şer gün aralıklarda yapraklara püskürtülebilir.

(74)

BOR

• Bitkide hareketi oldukça sınırlıdır ve bitkilerde xylem dokusunda transprasyon etkisi ile taşınır.

• Bor noksanlığı: En dikkat çekici belirti meyvelerdedir.

Meyve eti kahverengileşir ve mantarlaşır. Ya da

noktalar görülür. Meyve kabuğunda da çatlamalar ve mantarlaşmalar görülür. Vejetatif büyüme olumsuz yönde etkilenir. Tepe tomurcuğu ve sürgünler geriye doğru ölür. Yapraklarda kıvrılmalar gözlenir. Yan

gözlerden, yeni sürgünler meydana gelirse de bunların ucundaki tomurcuklar da hızla ölür.

• Bu noksanlığa, topraktaki bor yetersizliği, çok asidik ve alkalin pH, aşırı kireç, aşırı kuraklık, aşırı yağış neden olabilir. Kolay yıkanan organik maddece fakir

topraklarda sıkça görülür.

(75)

Kirazda bor noksanlığı (orijinal)

(76)

Kirazda bor noksanlığı (orijinal)

(77)

Kirazlarda bor noksanlığı

(78)

• Normal olarak bitkiler 25-100 ppm arasında bor

içerirler. 20 ppm bitkilerde borun eksiklik sınırı olarak kabul edilmektedir.

• Bitkilerde bir çok hastalığın bor noksanlığından

meydana geldiği bilinmektedir. Sorunun çözümü için, toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre topraktan veya yapraktan bor uygulamaları yapılmalıdır. Bor içeren gübreler, ağaçların taç izdüşümlerinde açılan 20-25 cm derinlik ve genişlikteki karıklara verilmeli ve çapa ile toprağa karıştırılmalıdır. Yeterli nem

yoksa, her ağaca 10-20 litre su verilmelidir. Toprakta kirecin yüksek olması, pH’nın uygun olmaması, aşırı yağış ve kuraklık, acil düzeltilmesi gereken akut

noksanlık hallerinde yapraktan uygulamalar

yapılmalıdır. Araştırmalar, yaprak uygulamalarının toprak uygulamalarından daha etkili olduğunu

göstermiştir.

(79)

• Bor fazlalığı: Borun eksikliği gibi fazlalığı da sakıncalıdır. Toprakta 5 ppm’den fazla bor

olması bor fazlalığına işaret eder. Bu sebeple bor gübrelemesi yapılırken dikkat edilmelidir.

Bor toksisitesinde yaprak uçları sararır ve

nekrozlar oluşur. Belirtiler daha sonra yaprak kenarlarına ve orta damara yayılır. Yapraklar yanık bir görüntü alırlar ve erken dökülürler.

Belirtiler yaşlı yapraklarda görülür.

(80)

Organik Gübreleme

• Organik gübreler içerdikleri besin elementleri ile bitki beslenmesine katkıda bulunurken bir

yandan da toprağın fiziksel yapısının düzelmesine olumlu etki yaparlar.

• Organik gübreler; yeşil gübreler, çiftlik gübreleri, ev ve sanayi artıkları olarak sınıflandırılabilir.

Meyve bahçelerinde yeşil gübreleme ancak çapalama sonucu yabancı otların toprağa karıştırılması ile yapılabilir. Ev ve sanayi

artıklarının kullanılması da pek yaygın değildir.

Pratikte organik gübreleme amacıyla genellikle çiftlik gübreleri kullanılmaktadır.

(81)

• Kullanılacak çiftlik gübresinin yanmış olması gereklidir. Çünkü çiftlik gübrelerinin

bünyesindeki azot bitkiler için elverişsiz formdadır. Yanma sürecinde C/N oranı

dengeye gelir ve organik azot NH4 ile NO3’a dönüşerek bitkiler için elverişli hale gelir.

• Meyve ağaçlarında mineral gübrelemeye ilave olarak ilk yıldan itibaren her yıl için ağaç başına 5-10 kg yanmış ahır gübresi verilebilir. Tam

meyveye yatmış bahçelerde 2-3 yılda bir 1-2 ton/da yanmış ahır gübresi verilmesi çok

faydalıdır.

(82)

Meyve Ağaçlarının Gübre İhtiyaçlarının Belirlenmesi

• Meyve ağaçlarının gübre ihtiyaçlarının

belirlenmesinde şu yöntemler kullanılabilir;

• 1. Tarla denemesi metodu

• 2. Toprak analiz metodu

• 3. Bitki analiz metodu

• 4. Bitkilerde görülen eksiklik belirtilerini teşhis metodu

• 5. Radyoizotop metodu

(83)

• Toprak analiz metodu; Eğim, toprak rengi, toprak tipi, yükseklik, taban suyunun durumu gibi arazideki farklılıklar dikkate alınarak, her farklı bölgeden ayrı toprak örneği alınmalıdır. Eğer arazi homojen ise 20 da araziden 1 örnek alınması yeterli olabilir. Bunun için rasgele zigzaglar çizerek veya bir plan dahilinde 5-6 nokta işaretlenir ve buralardan burgu veya bel yardımı ile 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden toprak örnekleri alınır. Her bir derinlikten alınan örnekler kendi aralarında iyice karıştırılarak içinden 1 kg toprak alınırak laboratuvara gönderilir.

• Tablo 3’te toprağın organik madde kapsamlarına göre verilmesi gereken azot, fosfor ve potasyum miktarları sunulmuştur.

(84)

Tablo 3. Orta Anadolu Bölgesinde Laboratuvar

Sonuçlarına Göre Meyve Ağaçlarına Verilmesi Gereken N, P2O5 ve K2O Miktarları (kg/da)

N

P2O5

K2O

Toprağın Organik Madde Yüzdesi

0-1 1.1-2 2.1-3

10 9 7

10 9 8

10 8 6

(85)

• Yaprak örneklerinin alınması: Yaprak örneği alınırken bitki türü, yaşı, yaprağın alındığı

sürgünün ait olduğu dönem, meyveli olup olmaması, ağacın meyve tutumu, yaprağın

durumu gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Her 20 dekardan 1 örnek alınabilir. Örnekler Haziran

ayında sağlıklı ağaçlardan alınmalı, semptomlu ağaçlardan ayrı örnek alınmalıdır. Örnekler omuz hizasında güneş gören dalların orta yaprakları

sapları ile birlikte koparılarak alınmalıdır. Alınan örnekler delikli plastik torbalara konularak

soğutuculu çanta ile en kısa zamanda laboratuvara ulaştırılmalıdır.

• Yaprak analiz sonuçları aşağıda (Tablo 4) verilen değerler arasındaysa eksiklik ya da fazlalık

yoktur. Aksi halde toprak analizleri ile desteklenerek eksiklik giderilmelidir.

(86)

Tablo 4. Değişik Meyvelerde Yapraklardaki Besin Elementlerinin Sınırları

Besin

Elementleri

Yapraktaki Besin Elementi Düzeyleri

Kiraz Elma Armut Şeftali

N (%) P (%) K (%) Ca (%) Mg (%) Fe (ppm) Cu (ppm) Mn (ppm) Zn (ppm) B (ppm)

1.7-3.5 0.16-0.40

1-3 0.7-3 0.4-1 20-250

5-25 20-300

15-75 20-60

1.5-3 0.12-0.25

1.2-2 1.5-2 0.2-3.5 40-400

5-20 25-150 15-200 20-50

1.8-2.6 0.12-0.25

1-2 1-3.7 0.25-0.90

100-800 6-25 20-170

20-60 20-60

2.5-3.5 0.15-0.40

1.5-2.5 1.5-2 0.25-0.60

100-200 6-15 20-300

12-50 20-80

(87)

Gübre Miktarının Belirlenmesinde Önemli Hususlar

• 1. İklim Faktörleri

• Diğer gelişim faktörlerinin uygun olması durumunda

sıcaklığın gündüz yüksek, gece düşük olduğu yerlerde daha fazla gübre kullanılmalıdır.

• Işık yoğunluğu arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı artırılmalıdır.

• Su faktörü ile gübreleme arasında çok önemli bir ilişki vardır. Verilen besin elementlerinin çözünüp bitkiye yararlı hale gelebilmesi, bitki tarafından alınabilmesi ve bitki bünyesinde taşınabilmesi suya bağlıdır. Bu

yüzden suyun yetersiz olduğu yerlerde verilecek gübre miktarının da ona göre ayarlanması gerekir.

(88)

• 2. Toprak Faktörleri

• Gübreleme yapılmadan önce toprakların

verimlilik durumlarının tespit edilmesi ve bitki ihtiyaçları da dikkate alınarak verilecek

gübrenin belirlenmesi gerekir.

• Besin elementlerinin bitkiler tarafından

alınabilmesi için toprak pH’sı çok önemlidir.

Besin elementlerinin en rahat alınabileceği toprak pH’sı 6-7 arasındadır.

• 3. Bitki Faktörleri

• Farklı tür meyvelerin gübre istekleri de çok farklıdır (Tablo 5).

(89)

Tablo 5. Ürüne Yatmış Meyve Ağaçlarının Birinci Yılda Hektardan Kaldırdıkları Besin Maddeleri

Meyve Türü

Ağaç/ha N (kg) P2O5 (kg) K2O (kg)

Elma Armut Ayva Şeftali Erik

86 296 593 296 296

57.8 33.1

51 83.5 33.1

15.7 7.8 17.4 20.2 9.5

61.7 37 63.9 80.7 42.6

Ca (kg)

63.9 42.6 73.5 127.8 46

(90)

• Meyve ağaçlarının beslenmesinde besin alımını etkileyen en önemli faktörlerden birisi de anaçtır.

Çünkü ağaçların verim ve büyüklüklerini anaç belirler.

Anaca göre dikim sıklığı da değişmektedir.

• Ağacın yaşı ile verim ve büyüklük doğru orantılıdır.

Dolayısıyla ağaç yaşı arttıkça verilecek gübre miktarı da artırılmalıdır. Ancak bu artış ağaç pik verime

ulaştıktan sonra durdurulmalıdır.

• Ağaç büyüklüğü ile önerilecek gübre miktarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Ağaç büyüklüğünde ölçü ise gövde kalınlığıdır. Gövde kalınlığı arttıkça besin elementi

ihtiyacı da artmaktadır.

• Birim alana dikilen ağaç sayısı arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı da artmaktadır.

(91)

Fertigasyon

• Fertigasyon yönteminde suda çözünebilir formdaki gübreler sulama sistemine bağlanan bir gübre

tankı vasıtası ile meyve bahçelerine verilmektedir.

Piyasada çeşitli ticari isimlerle farklı besin elementi içerikli çok sayıda sıvı veya suda eriyebilir gübre vardır.

• Fertigasyon yönteminde kullanılacak gübre miktarı klasik yöntemlerden daha azdır. Öte yandan

fertigasyon yöntemi ile gübrelenmiş bahçelerde

klasik yönteme göre daha fazla verim alınmaktadır.

Örneğin elma üzerine yapılan bir çalışmada klasik gübreleme yöntemi ile gübrelenen parsellerde

toplam ağaç başına 79 kg elma alınırken,

fertigasyon ile gübrelenmiş parsellerde ağaç başına 93 kg elma alınmıştır.

(92)

• Fertigasyon sisteminde dekara 250 ağaç dikilen ve 5-6 ton/da verim alınan bir elma bahçesine 8-10 kg/da azot, 2-3 kg/da fosfor ve 14-16

kg/da potasyum verilmesi yeterlidir.

• Fertigasyon yönteminde verilecek su miktarı, uygulama süresi, gübre oranı, uygulamanın başlama ve bitiş saatleri kontrol

edilebilmektedir. Ayrıca fertigasyon yöntemi ile gübre uygulanması bitki besin elementlerinin etkinliğini de artırmaktadır. Öte yandan iş gücü ve gübre ekonomisi sağlamaktadır. Fertigasyon uygulama yöntemleri; Sürekli uygulama, üç

aşamalı uygulama, orantılı uygulama ve miktarı belli uygulamadır.

(93)

TEŞEKKÜRLER

BEREKETLİ YILLAR

Yrd. Doç. Dr. Mehmet ZENGİN

([email protected])

Referanslar

Benzer Belgeler

Arazi hazırlama ve toprak işleme alet ve makinelerinin parçaları ile çalışma sistemini gösterir, ayar ve bakımını kullanım kılavuzuna uygun olarak yapar.. •

Tablo 4’deki veriler incelendiğinde, en yağışlı mevsiminin ilkba- har ve sonbahar mevsimleri olduğu, yıllık toplam yağışın miktarının 370.8 mm olarak

Yeterli nitelik ve nicelikte gözenek oluşturamamış topraklarla, mevcut gözenek sistemleri herhangi bir nedenle (insanlar tarafından bilinçsiz ve aşırı toprak işleme, otlatma

Anneleri okur-yazar, ilk- ortaokul, lise ve üniversite mezunu olan öğrencilerin çıkan ortalama toplam fiziksel aktivite değeri (3,03) orta düzeydedirAnnenin eğitim

 Drenaj sistemi kurulmamış ve fazla su ortamdan uzaklaştırılamamışsa, aşırı sulamayla taban suyu yukarı doğru harekete geçer, kılcal

Ancak, toprak analizlerinden beklenen yararların sağlanabilmesi için, analiz edilen toprak örneklerinin usulüne uygun olarak alınmış olmaları gerekir.. Usulüne uygun

Yüzey Toprağındaki Kirliliğin Gözle Görülebildiği ve Sınırlarının Belirlenebildiği veya Toprak Altındaki Kaynağın (Örneğin Yeraltı Deposu, Tankı) Yerinin Bilindiği

 Mağmatik kayaçların fazla miktarda demir (Fe) ve magnezyum (Mg) içeren minerallerden oluşmuş olanlarına bazik mağmatik kayaçlar denir.. Püskürük