Bitkilendirme Tasarımı
Prof.Dr. Yahya AYAŞLIGİL Yrd.Doç.Dr. Doğanay YENER
Mimari ve Kent Mekanlarının
Düzenlenmesi
Kent içinde tasarımcı genellikle güçlü mimari niteliklere sahip mekanlarla uğraşır. Kentsel mekanlar doğrusal hatların, dik açıların ve sert materyallerin hakim olduğu mekanlardır. Mimari ve kent ağaçlarının aranjmanlarıyla ilgili tasarım teorileri, kent ağaçları, bu hakim güçleri yansıtacak şekilde olmasını ileri sürmektedir. Hatta kentsel yerleşimlerin dışında bile mimari çok büyük bir ölçekte ve masif olduğunda, bitkisel tasarım, yapı ve yapıların ortaya çıkardığı baskınlığı ve düzeni en azından mimarinin yakın çevresindeki alanlarda görülmesi gerekir.
Bu teorinin mantığını gösterebilmek için, yüksek yapıların, yolların ve geniş yaya kaldırımlarının tasarımı yapılacak peyzaj mekanlarını sınırladığı bir alanı göz önüne getirelim. Burada tasarımcının ağaçları informal bir şekilde aranje etmek üzere seçtiğini düşünelim. Bu ağaçların gruplandırılacağı, zikzaklar oluşturacağı ve düzensiz bir şekilde büyük bir park alanını hatırlatan düzensiz bir şekilde dağıtılacağı anlamına gelmektedir.
Sonuçlar birbirine uymayan, uyumsuz tablolar ortaya çıkacaktır. Sonuç alanı zorlayan güçleri ile bitkilendirmenin gayri resmiliği yani düzensizliği ve başıboşluğu arasındaki farkı abartan bir peyzaj karikatürüdür.
Doğrusal aranjman teorisi uygulandığında, ağaçlar doğru bir hat üzerinde bir veya daha fazla sıralar halinde dizilebilirler. Böyle bir kompozisyon alanın mimari etkisini daha da artırır. Bu tür bir aranjman, dağınık bir görünüm arz edecek olan elemanları bir araya getirerek, mekanları kuşatarak ve kapatarak ve tali mekanlar yaratarak negatif mekanları pozitif mekanlar haline dönüştürür. Yoshinobu Ashihara (Extorior Design in Architecture) “Mimaride Dış Tasarım” adlı kitabında pozitif ve negatif mekan kavramlarını tartışmaktadır.
Kendisi bina içindeki bir iç mekanı, binanın dış duvarları tarafından doğadan ayrılmış bir mekan olarak görmekte ve bir pozitif mekan olarak tanımlanmaktadır. Binayı çevreleyen dış mekan bir negatif mekandır. Çünkü herhangi bir görsel sınırlamaya sahip değildir ve sonsuza kadar uzanmaktadır. Bir dış mekanın insan kullanımı için bir pozitif mekana dönüşebilmesi için, önce bu mekanın sınırları oluşturulmalıdır. Daha sonra tasarım binanın içine doğru ilerlemelidir. Ağaçların doğrusal hatlar şeklinde dizilişi mekansal sınırın oluşumunu sağlayabilir ve böylece de pozitif mekan oluşur.
Doğru bir hat üzerinde yapılacak bitkilendirme ile kuşatıcı etkinin yaratılmasında her bir ağaç arasındaki mesafe çok önemlidir. Burada çok uzun zamandan beri geçerli olan düşüncenin Henry F. Arnold’un “Şehir Tasarımında Ağaçlar” adlı eserinde doğruluğunda şüphe ettiğini belirtmektedir. Bu teoriye göre ağaçlar arasındaki mesafe bir ağaç tam anlamıyla gelişimine müsaade edecek genişlikte olmalıdır. Henry F. Arnold ise ağaçlar arasındaki mesafe 6 m. olmalıdır ve olgunluk çağındaki genişliği ne olursa olsun, 9 m’den daha fazla olmamalıdır.
Bu durum ağaçların çok sık bir şekilde iç içe girmesine neden olur ve yüksekte bir çatının oluşmasını sağlar.
Bu ise insan aktiviteleri için rahat, konforlu ve iyi bir ölçeğe sahip mekanı ortaya çıkarır ve herhangi bir engelleme olmaksızın trafiğin rahatça akışını sağlar. Bu sık dikim şekli, doğal ormanlardaki ağaçların arasındaki mesafeye benzerlik göstermektedir. Böyle yerlerde ağaçlar ve bitkiler arasında bir bağımlılık gelişir, bu da bitkilerin daha da sağlıklı olmasını sağlar.
Ağaçların doğrusal aranjmanı bir iki ve üç sıra derinliğinde olabilir. Mevcut olan mekan ve strüktürlerin ölçeği tasarımcının kararlarını etkileyecek olan faktörlerdir. Eğer alandaki yapılar büyük ve/veya çok katlı ise, ve çevreleyen mekanlar geniş ise çok sıralı olarak yapılacak bitkilendirmeler çok daha iyi bir görsel ilişki sağlarlar. Aynı şekilde ağaçların boyu ile yapıların boyları arasında da ilişki bulunması gerekir. Yalnızca, bir katlı yani yüksekliği ve büyüklüğü fazla değilse, küçük ağaçlar uygun olacaktır.
Ağacın formu en son düşünülecek konudur. Yuvarlak, vazo şeklinde veya geniş dağınık formlar, birbiriyle çok yakın bir şekilde dikilirse çok iyi uyum sağlarlar , zira bunların kütlelerinin hatları nötr’dür. Çok iyi bir uyum sağlarlar. Piramidal formlar ise tabanda geniş ve tepede çok dar olduklarından sık ve birbirlerine yakın olacak şekilde bir araya geldiklerinde daha az belirgindir. Fakat dar ve bazen nokta şeklinde sonuçlanan sivri uçlar birliğin arzulandığı yerlerde, karışıklığa yol açabilir.
Sütun şeklinde büyüyen ağaçlar oldukça dar bir genişliğe sahiptirler. Bundan dolayı örtü etkisinden çok, bir duvar ve fon etkisi yaratmaksızın, bu tür ağaçları sık olarak dikebilmek güçtür. Büyük iğne yapraklı ağaçlar, toprağa kadar dallandıklarından, bunların kullanımlarını sınırlar.
Bu tür ağaçlar özellikle görsel perdelemenin sorun olmadığı yerlerde çok uygundur.
Açık Mekan Aranjmanları
Peyzajın gelişimi yapılardan, çevredeki açık alanlara doğru ilerledikçe, ağaçların aranjmanları yani dizilişleri daha az geometrik ve daha az kontrollü olabilir. Doğru hatlar ve geometrik dizilişler yapıların mimari etkisini yansıtırlar ve bunlar informal bir şekilde ağaçların gruplar ve kitleler oluşturmasına imkan tanırlar. Yaya yollarının, araç yollarının ve yapıların mimari etkisi, eğer tam anlamıyla kaybolmamışsa bile azalmıştır. Zira mekanla karışmış durumdadır.
Açık alanlarda ağaçlarla yapılan bitkilendirmelerin fonksiyonu yalnızca mekanı doldurmadan çok daha farklıdır ve fazladır. Çim alanlarından oluşan açık mekanların ilginçliği yoktur ve çekici değildirler. Bu tür mekanlar, ağaçların yerini çok dikkatli bir şekilde seçmek suretiyle, gölge modelleri ve şekilleriyle görsel açıdan çok daha çekici bir hale getirilebilirler. O halde ağaçların dizilişi ve sıralanışı, organize olmamış büyük, geniş mekanları, görünüşe düzen ve mantık kazandıracak şekilde, mekansal birimlere dönüştürmeye yardımcı olacaktır. Böyle bir düzen olmadığında peyzajın gelişimi tamamlanmamış gibi görünür, negatif mekan olarak kalır, yani bu mekan için insanın herhangi bir amaç ve niyeti belirgin değildir, daha açıkçası yoktur.
Pozitif ve negatif mekanlar anlatılırken, ağaçların mekanı sınırlandırmada kullanılabileceği belirtilmişti. Ağaçlar mekan sınırlandırarak negatif bir mekanı, pozitif bir mekan haline dönüştürebilir. Peyzaj tasarımı da mekanların sınırlandırılması yöntemiyle bir dizi pozitif mekanlar oluşabilir.
Ağaçların geometrik bir şekilde aranje edilmesiyle, yapıların binaların hemen yakınında bulunan insanların konsantre olduğu ve daha kompleks karışık fonksiyonların yer aldığı pozitif mekanların ilk yüzü düzlemi yaratılmış olur.
Birinciden sonra pozitif mekanın ikinci parçası bir informal ağaç kitlesi oluşturmak suretiyle geliştirebilir ve çok geniş alanlarda üçüncü bir pozitif mekan sınırlanması olabilir. Bu çok uzaktaki pozitif mekanlar birinci olarak yoğun insan kullanımından daha çok görsel mekanlardır.
Bir tasarımcı olarak, peyzaj mimarlarının görevi bu pozitif mekanlara anlam kazandırmaktır. Ağaçlar bunu yapabilmek için gerekli olan en önemli elemanlardır.
Mekansal biçimler 3,5,7 ve daha fazla sayıda ağaçtan oluşan gruplar ve kitleler vasıtasıyla yaratılabilir. Tek sayılar, özellikle bir kaç ağaç (dört veya daha az) kullanıldığı zaman tercih edilir. Bu, gözün, bitkilendirmeyi eşit parçalara ayırmasını önler.
İnformal bitkilendirmeleri aranje ederken kitleyi oluşturacak yalnızca tek bir türün kullanılması uygundur. Bu kendinde olan doğal uyum ve tekrardan dolayı tatminkardır. Tek düzeli yani monotonluktan kaçınmak için çeşitli farklı ağaç tipleri bunlara katılabilir, eklenebilir. Bu aranjmanlar, genel mekansal biçim içinde çeşitlilik ve kontrastlar yaratmak amacıyla kullanılır.
Bir kez daha tekrarlamak gerekirse çeşitlilik ve kontrast için boy, form, renk ve tekstür temel oluşturur. Burada amaç hoş ve sempatik bir çeşitlilik ve kontrast oluşturmaktır. Fakat bu tüm gösteriyi durduracak büyüklük ve miktarda olmamalıdır.
Mekansal biçimleri sempatik, hoş bir dizi ve sıra model oluşturabilmek için gerekli olan, amaçlanan kontrastları görsel enerjileriyle ilgili olarak oluşturmaktır. Sıra ve dizi tasarım içinde görsel ve fiziksel harekettir; dikkatin ilginç bir kompozisyondan bir diğerine ritmik ve ölçülü aralıklarla ilerlemesi, dolayısıyla ilginçlik sağlar. Buradaki sır, birliği kaybetmeksizin kontrasta sahip olabilmektir. Birliği koruyabilmenin bir yolu, her bir gruba çok belirgin bir şekilde değişmeyen bir tasarım ögesini işlemektir. Bu tasarım ögesi genellikle formdur.
Kontrast iki farklı şekilde olabilir. Birbirinden ayrılmış kitleler arasındaki zıtlığa dayanabilir. Ya da tek bir kitlenin içinde kontrastlar bulunabilir.
Birinci durumda, bir ağaç kitlesi, komşu olan kitle ile form, renk veya tekstür bakımından bir kontrast oluşturacaktır. Kontrast ani, birdenbire olmamalıdır, ritmik ve ölçülü aralıklara olmalıdır. Ritmik aralık, bütün alanda aynı kalan kontrastın derecesini ya da miktarını ifade etmektedir. Ölçülü aralık tasarım ögeleri arasındaki kontrastların açıkça olması, fakat ezici olmaması halini dile getirmektedir.
Farklı kitleler arasındaki kontrast üzerinde etkili olmak istendiğinde, gözü sürekli değişiklikten kurtarmak ve dinlendirmek önemlidir. Bunu yapabilmek için, yalnızca form, renk ve tekstür bakımından herhangi bir önemli ilginçliği olmayan yalnızca tek bir türden oluşan nötr kitlelerin kapladığı alanların tasarımı gerekir. Böyle kitleler, kontrastlar için mükemmel fonlar oluşturur.
Bir tek kitle içindeki ağaçlar arasında kontrast oluşturma ikinci alternatiftir. Form örnek olarak alınacak olursa, ikisi yuvarlak formlu ve biri piramidal formlu üç ağacın oluşturduğu kitleyi göz önüne alalım.
Piramidal formlu olanı ortada, yuvarlak formlular da kenarda yer alsınlar. Her iki tarafta da aynı formun bulunması halinde yaratılacak olan statik etki, olgun çağlarda farklı boylara sahip ağaçlar seçilerek kaçınılabilir. Eğer ağaçlar arasında ek bazı farklılıklar arzulanırsa, renk ve tekstürde varyasyonlar yapılabilir.
İlk seçim olarak, ilgi çekecek noktaları biçimlendirmek ve kontrastları nötr kitleler arasına dağıtmaktır.
Kitleler 5, 7 veya daha fazla sayıda ağaçlar ihtiva ettiğinde, her bir ağaç ayrı bir tür olmamalıdır.
Ağaçların sayısı arttıkça, ağaç türlerinin tekrarı da artmalıdır. Örneğin 6 ağaçtan oluşan bir kitlede bir türden üç ağaç diğer bir türden iki ağaç ve diğer ağaç da yine farklı bir tür olabilir. Oranlar, uyumlu mekansal biçimleme için geliştirilmiş olan genel stratejiye göre değişmektedir.
Ağaç kitleleri uygun görülen herhangi bir şekilde aranje edilmiş olabilir. Bir şekil ile diğer bir şekil arasında örülmüş, bağlanmış gibi bir ilişki bulunmalıdır.
Tipik şekiller arasında üçgen, zigzagvari, dalgalı tarhlar ve kalın kaba eğri şekiller bulunmaktadır.
Şekil ve biçimler değerlendirilirken, oluşan (boşluğun) mekanın büyüklüğü, şekil ve oranı düşünülmelidir. Bu ise kitle ve boşluk incelemesidir.
Her peyzaj tasarımında kitle ile boşluk arasında kullanıcıların tasarım hakkında ne hissedeceklerini, duyacaklarını etkileyen bir karşılıklı etkileşim (etki) söz konusudur. Boşluk karşısında kitlenin baskın olması durumunda mekan ezilecek küçülecektir. Sonuçta kapalı yer korkusu ortaya çıkacaktır. Kullanıcı burada kendini rahat hissetmeyecek ya da kendisinin bu mekana ait olduğu hissi uyanmayacaktır.
Diğer yandan, boşlukların ve küçük kitlelerin hakim olması durumunda mekan çok geniş ve güçlü olacaktır. Bu durumda kullanıcı mekan ve ölçek bakımından hiçbir şeyle ilişki kuramayacaktır.
Alanlar arasında bir eşitlik söz konusu olduğunda, kitle ile boşluk arasında bir denge bulunacaktır. Böyle eşit bölümlemeler ve parçalamalara ayırmalar görsel açıdan çok ender olarak tatmin edici olabilirler. Eğer boşluklar kitleyi aşmaya başlarsa, daha rahat ve huzur verici bir ilişki- oran ortaya çıkar. Bununla ilgili olarak kesin bir oran verilemez. Tasarımcının yalnızca alanla ilgili hassasiyeti ve duyarlılığı ve alanın estetik ve fonksiyonel yönden istekleri, bu kararın verilmesinde etkili olur.
Son olarak düşünülmesi gereken konu da ağaçların aralarındaki mesafedir. Ağaçlar o şekilde yerleştirilmelidir bitkilendirilmiş olan üniteler serbest, tek başlarına duran ağaçların bir araya toplanması gibi görünmeyip, bir kitle görüntüsü vermelidir. Bu şu anlama gelmektedir. Her birinin ağacın komşu ağaçla temas etmesi, birbirinin içine girmesi ve birbirini örtmesi gerekmektedir. Bir birimi örtme miktarı, ağaçlar olgunluk çağlarında alacağı tepe genişliğine göre tasarlanmalıdır. Bir kitle etkisi için örtme miktarı en az % 10 en fazla % 20 olmalıdır.
Küçük Ağaçlar ya da
Kısa Boylu Ağaçlar
Tasarımda ölçeği oluşturması ve mekan organize etmesi bakımından mekansal çerçeveyi ve strüktürü oluşturacak olan boylu ağaçlar çok önemlidir. Küçük ağaçlar, benzer fonksiyonların birçoğunu yerine getiren, fakat küçük ölçeklerinden dolayı daha az gücü olan önemli ortaklardır. Bunlar ağacın büyüklüğüyle mekanın boyutları arasında iyi bir uyumun bulunduğu küçük mekanlara çok iyi bir uyum sağlar.
Küçük-kısa boylu ağaçların formları ve büyüme şekilleri çok önemlidir. Çünkü bunlar diğer özelliklerle birlikte yani kabuk detayları, dallar, yapraklar, çiçekler ve meyvelerle birlikte yakın mesafeden dahi görülebilir.
Küçük ve kısa boylu bir ağacın tasarımda bütün potansiyelinden yararlanabilmek için, kısa boylu ağaç çok titiz bir şekilde seçilmelidir. Çok gövdeli, dağınık ve açık bir tepe çatısı mimarinin yanına ya da uzayıp giden vertikal strüktürlerin duvarların ve çitlerin yanına getirilmesi düşünülmelidir.
Küçük ve kısa boylu ağacın doğal hatlarıyla strüktürlerin kesin hatları arasındaki kontrast, form ile çizgi arasında nefis bir karşılıklı etkinin oluşmasına neden olur.
Yine benzer şekilde, küçük ve kısa boylu ağaçlar yapıların, çitlerin ve duvarların monoton hatlarını kırmak için de kullanılabilir. Boylarından dolayı, eğer yaprak örtüsü yeterince aşağıya kadar iniyorsa bunlar perde fonksiyonunu da görebilir.
Küçük ve kısa boylu bir ağaç bir alana insan ölçeği getirir. Geniş ve büyük mekanlar insanları daha kısa gösterme eğilimindedir ve bu durum insanları rahatsız eder. Küçük ve kısa boylu bir ağacın eklenmesiyle, gözleyicinin ilişki kurabileceği bir referans noktasına sahip olunmaktadır. Ağaç insanın ölçeğine uygundur ve mekan artık insanı ezmemektedir.
Küçük ve kısa boylu ağaçlar tasarıma entegre edileceği zaman ölçek ilişkileri hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Küçük kısa boylu bir ağaç büyük bir yapının yanında, yalnızca yapının büyüklüğünü vurgulamaya hizmet eder. Yapıda ağacın ve cüceleştirilecek küçüklüğünü ve kısalığının hattını çizecektir. Aynı şekilde büyük ve boylu bir ağaç, küçük ve kısa boylu bir ağacın yanına getirildiğinde aynı arzulanmayan kıyaslanma ortaya çıkabilir. Birçok durumda birden fazla küçük ve kısa boylu ağacı kullanarak bu problemden kaçınabiliriz. Ağaçların sayısını artırdığımızda, kitleyi de arttırmış olacağız ve böylece büyük ve boylu ile küçük ve kısa boylu arasında daha iyi bir oransal ilişki yaratılmış olacaktır.
Küçük ve kısa boylu ağaçlarla, boy ve büyüklük bakımından oluşturulacak kontrastlar her zaman olumsuz ve kötü değildir. Grup bitkilendirmesinde olduğu gibi kısa boylu çalılarla kombine edildiklerinde, büyüklükler ve boylar arasındaki farklar, dikkati çekerler ve gözü ve zihni meşgul edecek görsel gerilim yaratırlar. Bu tür kontrastlar kompozisyonudaki iyi bir oran kurgusu ile yapılırsa, sonuç başarılı olur.
Küçük ve kısa ağaçlarla yapılacak bir kompozisyonda da, daha önce açıklanmış olan çizgi, form, tekstür ve renkle ilgili olarak söylenenler geçerlidir. Bir grup bitkilendirmesinde veya bir çalı kitlesinin oluşturulmasında, küçük ve kısa boylu bir ağacın seçimi, tasarımdaki çalı unsurlarının seçimindeki temele göre yapılmalıdır.
Tek bir soliter ağaç ya da bir kitle unsuru olarak yapılacak seçim, ağacın tasarım ögelerini çevredeki peyzaj elemanlarıyla uyumlu hale getirilmesinden etkilenecektir.