S I R Ç A L I M E D R E S E S Ü S L E M E L E R İ H A K K I N D A 640 (1242) Mihriban SÖZER Sırçalı Medresenin bugünkü hali Resim 1
Anadolu Selçuk devletinin gerek rahat gerekse dağdağalı geçen seneleri arasında dokuz asır yurdu-muzda millî varlığımızı tapulayan eserler birbirini takip eder. Selçuklar zamanında bazan fena idareci-lerle memleket sarsılırken ilim ve san'at müntesipleri samimî ve idealist olduklarından çalışmağa ve ilerle-meğe ara vermemişlerdir. Bu cihetledir ki Anadolu Selçuklarının ilerledikleri senelerde oldukları kadar geriledikleri zamanlarda da san'at eserlerinin en gü-zellerini yapmışlar ve bunlar bu güne kadar harap bile olsalar kısmen ayakta kalabilmişlerdir. Hattâ ge-lecek nesillerin bunları muhafaza edemiyeceği düşü-nülmüş olmalı ki harcına sekiz asırlık bir metanet ka-tabilmişlerdir. Milletlerin yaşayışları, itiyatları ve ol-gunlukları nisbetinde mukadder bir akibetleri vardır.
Eserlerin de bu neticeden kurtulamadığı aşikârdır. Bir defa harap olduğunu gördüğümüz şeylerin yapılması lüzumu idrâk edilmemiştir. Her memleketin tarihinde ilerleme ve gerileme temayülleri ve bunların iyi ve kötü neticeleri vardır. Bir memleket siyaseten sarsı-lırken herhangi yüksek bir sanatkâr çıkıp umulmadık büyük bir eser yaratır. Yaptıkları âbidelerin ve san'at eserlerinin memleketlerini, an'anelerini ve tarihlerini çok defa kurtardıklarını görürüz. İşte mevzuumuz olan medrese bunun güzel bir misalidir.
vüs II dir ki babasının yerine geçer (1). Moğollar Konya'yı istilâ ederler (2).
Maalesef Anadolu Selçuk Devleti Moğolların hâ-kimiyeti altına girer. İşte bu düşkün senelerde Selçuk mimarisi ittilâ devrinin Anadolu'da bir san'at âbidesi yükselir. (3).
SIRÇALI MEDRESE
Harap olmasına rağmen kıymetinden hiç bir şey kaybetmiyen bu eserin bânisi hakkında malûmatımız çok azdır. Tarihlerin kaydettiğine göre (Bedrettin)
(1) Aksaraylı Mahmut. Selçuki Devletleri Tarihi. Nuri Genç Osman tercümesini neşreden Prof. Dr. Feridun Nafiz Uzluk. Anka-ra 1943. S. 133.
(2) A. C. Konya 1932 S. 28.
(3) Vahit. Tarihi Sanat. Anadolu Selçuki âbideleri. Yeni m e c -mua 1917. No. 21. Ve Konyadaki Selçuki âsar bakiyesi. İllüstrasyon-dan tercüme eden: Nasuhi Esat. Yeni Mecmua. 1917 No: 19.
oğlu Alâeddin Keykübat oğlu II nin lalasıdır. Sultanla-rın yakınlaSultanla-rından olduğu görülüyor ve Alâeddinin kar-deşi İzzeddin Keykâvüs II yi tanıdığına dair gönderdiği hey'et arasında da vardır. Maamafih Alâeddin'in çok ya-kını olan bu adamı Aksaraylı Mahmut eserinde iyi yazmıyor. Onu dünyalığı tamahı fazla olmasından el-de etmişler ve efendisi Alâeddin'i eliyle öldürtmüşler, diyor.
Sırçalı medresenin yapılış tarihi Gıyaseddin Key-hüsrev II. zamanına rastlar. 640 (1242) de yapılınca Fıkıh tedrisine tahsis olunur. Medresenin ne zamana kadar bu faaliyetine ve yahut diğer talim usullerine çevrilerek devam ettiği hakkında bilgimiz yoktur. Mülâhazalarımızı ve tarihlerden çıkardığımız tahmin-leri burada keserek medreseye girelim :
Sırçalı medrese Konya'da Gazi Alemşah mahalle-sinde Karaman sokağı üzerindedir. İç güzelliğini, müs-tesna kapısının önünden geçen, yoldan görmek kabil değildir. Ahşap ve şahnişli bir eski evin karşısındaki pek süslü taş oymalı kapıdan boş bir avluya girince medreseye neden Sırçalı dendiği rengârenk Türk Sel-çuk çinilerinden anlaşılıyor. Karşımıza güzellikle pe-rişanlık birlikte çıkıyor. Binaya girişimiz üzerimizde acı ve unutamıyacağımız bir tesir bıraktı. Çünkü avlu-ya girince bizi moloz ve avlu-yabanî otlar karşılamıştı. Temmuz ayının sıcak güneşi duvarlarda renk renk ya-narken düşüncemiz medresenin ilk açılış gününe dön-dü. Bu eseri en mükemmel bir çağında görememenin
imkânsızlığını düşünmekle beraber, sanki o zamanı görmüş gibi karşımızda yaşatmak istedik. Bu aklı durduracak derecede muazzam san'at âbidesi içinde 28 Mayıs 1945 de ancak bir saatçik kalabilen sayın hocamız Prof. Dr. A. Süheyl Ünver'in bu eser üzerin-de günlerle durmamız icap ettiği hakkındaki tavsiye-sinin ne kadar yerinde olduğunu anladık ve bütün süsleme detaylarını mümkün olduğu kadar almağa gayret ettik.
İçinde en güzel saatlerimizi geçirdiğimiz bu eş-siz san'at âbidesi karşısında hürmetle eğilirken aca-ba zamanın kemirici tesirini kıymet bilir eller biraz olsun tâdil edemez mi idi diye düşünmekten kendi-mizi alamadık. Zira bina çok haraptı. Taşlara oyulan hendesî şekillerle bezenmiş medhali bizleri hayretle-re sürüklemeğe kâfidir. Selçukların san'atkâr taşçı ustaları taşlarda gömülü hendesî güzellikleri ne ka-dar meharetle meydana çıkarmışlar!.
Medresenin mimarisi üzerinde durmayarak top-ladığımız süslemelerin kısaca tavsifine geçelim.
Bina tamamiyle mozaik dediğimiz parçalı ve oy-malı çinilerle süslüdür. Burada da bütün Selçuk eserlerinde olduğu gibi tezyinat daha ziyade hendesî-dir. Maamafih hendesî şekiller arasında rumî dediğimiz parçalı motiflerle yapılmış şekiller de vardır. Bunla-rın üzerinde yalnız mor, lâcivert, firüze (turkuaz) renk gördük. Aralarındaki harçlar da bu saydığımız renklerle mücaveretten müteessir olarak beyazlıkları yerine pembesi görünmeği tercih etmişler. Medrese-nin açık eyvanından yetişebildiğimiz yerlerden güçlük-le bir kaç motifgüçlük-le mihrabın mevcut ufak ve hendesî par-çalı çinilerinden örnekler topladık. Yerlerde rastladı-ğımız bazı parça çini kırıntıları artık ihtiyar bir şahsi-yete bürünmüş bir san'at varlığının son dişlerinin de döküleceği korkusunu verdi. Eyvanın sol tarafında şim-diye kadar malûm bir imzayı bu sefer de yerinde oku-duk.
Bu çinileri yapan usta Mehmet'dir. Ya kendisi ve yahut ecdadı sayılı Asya Türk şehirlerinden birisi olan Tus'dandır. Zira 1242 senelerindeki Tus bu gün-kü hududu içinde değildi. Bu Türk şehrinde Türk ida-resi vardı. Asırlar sonra bu günkü sahasına geçen Tus'un XII. nci asırda bu günkü vaziyetiyle alâkası yoktur. Binaenaleyh bugünkü çoğrafî ve ırkî duruma bakarak bundan 707 sene evvel İranlı san'atkâr
Resim 9
miş de bunu yapmış denilemez. Zira bu gün İran saha-larında kalan eserlerin bu tarihte olanlarının hepsi Asya Türkü eserleridir. Nitekim, Ayasofya'ya biz bu gün İstanbul'da sahibiz, lâkin o bir Bizans eseridir
diyrouz. Sonra Tus'lu bu usta Mehmet'in yolunda eser-lere Anadolu'nun pek çok yerlerinde, hattâ bu mihrap-taki parçalı çinilerin eşlerine Afyonkarahisarında Mısri (Kasım Paşa) camimin esasında mevcut Sel-çuk mihrabında da hemen aynen rastlanmıştır. Hattâ biz bu hendesî şekillerle yapılmış bir tertiple harca so-kulmuş parçalı çinilere Konya'da Sahip Ata camii ve
Resim 8
Resim 6
Beyşehir'de Eşref oğlu Süleyman bey camii mihrap-larında da bizzat gördük. Bunlar Anadolu'nun Asya Türkü eserlerinden de farklı olduğunun ve Ana-lu da ayrı bir inkişaf yoAna-lu takip ettiğinin birer misali sayılmalıdır.
Yukarıda hususiyetini sıraladığımız ve renklerini gösterdiğimiz bu eşsiz san'at âbidesi süslerinin mâna-sını anlamağı okuyucularımıza bırakıyoruz .
Resim 12
=mm m ı
Ü H ^ ^
^ ^ §§§§§ i t a
l a i i i l I B B I
I • 'im. 'iııı. //// • 'iıiı mı.'///, • I
I
mmmıiM
muumm
m w M / / M
mm.
'm//,
mvmvm
m m m
''İlli IH W/ı MI Wl UM Wh HH
mm
m• WMWJ ''filmiı
mmwm\
İÜ
İ İ M Ü İ M R İ İ P l ^ H i ^
İ H î
IIİ5
î
ı l H l E e i
• i ^
W//A
W//h
• • • m^/mmmşLU H I H
'//////a '//////////i
I H H M ' ^HH^H • H l • • • n ... mm mm wm m H i IH H l HH ' H ^B Um/ !• m • • ' a r n ı a r B • kx: mmo ''iıımım • / / w / ' i •'//im ,WK/-/mam MWM mm '///"i^'mmMmmm Resim 14
W M ' / M ' / M ' ' / M ' / M ' / / A
Çizen: Perihan Yaymaz
- i " ) ! " , *
İm
" f i >
DUROTEKS
İNŞAAT LEVHALARI
İnşaatın dahilen ve haricen her sahasında ve kontrplâk yerine bilûmum marangoz işlerinde kullanılır. Benze-rine kıyasen daha sert, daha kesif, daha dekoratif olup suya, hararet ve rutubete yüzde yüz mukavimdir.GENEL S A N A Y İ TEÇHİZATI T.A.O.