TÜRK KLÂSKLER
NEF
TÜRK KLÂSKLER!
: 32N E F
'HAYATI SANATI
RLER
Hazrlyan:
•Dr,
ABDÜLKAJ3R KARAHAN
stanbul üniversitesi Hmki Türk Edebiyat Doçenti
VARLIK YAYI N E V
îAnkara
caddesi,stanbul
TÜRK KLASKLER
: 32Varlk Yaynlan, say
: 220stanbul
da YeniMatbaada baslm?
Ocak, 1554
HAYATI VE SANATI
HAYAT
XVII.
Yüzyl
klâsik Türk Edebiyatçda Nef’imahlas
ile müstesna bir öhret ve tesire sahip bulunan
büyük
airimizin ad:
hemen
bütün kaynaklarda belirtildii—
vemührüne
ilendii söylenilenMuhteri-i tarz- bedevi'-eser
Nafck- csrar- ilâh
Ömer
beytinin dc gösterdii
—
gibi Ömer’dir.Peinlerin merkezi ve Erzurum’un
krk Km.
kuzey- dousundaki Ilasankak’dc?doduu
içte, eskilerçou
za-man
«ne, «Erzoö-üi'-BûmîÖmer
Rey» veya«uara-y kUM’un mümtaz
ve bittendi Erz»tuxniÖmer
Efendi» der- lerdi. Umumiyetle bugün de Hasankaldiler oldukça ay- dn, hosohbet ve nüktedandrlar.Babasnn
oraerafndan Ahmet
Beyadnda
bir zatolduu
hakkndaki söylentiler tevsike muhtaçtr. Bunun-la beraber onun aleyhinde söylenmi olan bir kiraya gö-
re,
babasnn
«bey»olduu
tahmin edilebilecei gibi, Nef'i’nin münevver bir aileye nisbeti cc kesin ekilde ifa-de olunabilir.
Babasnn
rahatça iir yazabildii ve hattâ muhitinde öhret sahibi deolduu
«Siham- Kaz»» daki birmanzumeden
açkça anlalmakladr:Benim züürtlük ile ellerini
ta
altnda Müzahrafatm o dün* ü güher satar Han’a Benztrab
ile bunda semâu girmede olUü
beyt okur neamat. i.lç..dcl.ftalar Han’aU demde kim
peder-i nâ-bekâr- siüe-nihad Beni garib kovub oldu hern-soler Han’aNEF’I
4iki kasîd
okumutu
ekâbir-i cer içtinAnnla
doldu yine*hr
içinde her hane(Bak,
Sikam
Kaza, 1)Nef’i’nin
doum
tarihinidoru
olarak tesbit de,im-
dilik maalesef,
mümkündür
diyemeyiz. Umumiyetle ka- bul edilen 090/1582 tarihleridir. Bizim incelememize ve kanaatimize göre bu tarihi, on yl kadar daha önceye, ya- niaa
5fukan 980/1572 etrafna almak daha uygundur.Burada teferruata inmeden sebeplerini ksaca belirtebi- liriz:
Evvelâ Nef’i 1024/1625 te
Sadrazamla
getirilen Ha- fzAhmet
Paa’ya—
bu vesile ile—yazd
bir kasidede, âdeti üzre kendinden bahsederkenu
beyitleri de inateder:
Mcta- nazmmn
sen olmasan zira harldârKalrd Hare
dek bazar-endiem
kesad üzre Baha tahmin eder bir kimse yok erbâb- ma’nide Otuzyldr
felek ikd-i dür-inazmm
mezad üzre(Karlatr,
Kashle.XV) Demek
o, 1004/1596 sralarnda iirleuraan
bir gençti.Bu
son tarihten liç olmazsa yirmi yl öncedo-
mu olduunu
tahmin etmek, hatal olmaz. Sonra bundan daha kuvvetli veayn
zamanda birbaka bakmdan
da- hamühim
gözüken bir nokta da udur:Erzurumlu genç örner’c, Nef’i mahlas, öhretli air ve tarihçi Âli (ölm. 1008/1599) tarafndan verilmitir. Bu- nu Nef'i,
—
TürkçeDivan’nm
Bulak (1252) ve Ceridc-iHavadis (1269) basmalar ile
yazma
nüshalarnda bile bu-lunmyan
Âli Efendi hakkmdaki «suhan» redifii bir genç- lik devri kasidesinde—
göylece açklar:Eyledin mahlâs- Ncfî ile kadrim a’lâ
Zihn-i pâkimde görüb kuvvet-i iz'an- suhan Himmetinle giderek buldu terakki i’rim
Oldu her bir gazelim âleme destan- suhan
5
NEF’I
Bilindii gibi Mustafa Âli, Rum’a iki kere defterdar
(Erzurum 903/1585 ve Sivas 997/1589) olmutur.
lk
mah-las
«Zam» olduu
da rivayet edilen Nefi Efendinin, buiki tarihten birinde, Gelibolulu Ali ile
tanm
olmasen kuvvet!* ihtimaldir.
le
bu güz önünde bulunduru-lunca da, airimizin hiç olmazsa yine bu zamandan 15-29
yl önce
doduunu
kabul etmek gerektir. Hülâsa se- bepler bize Ncfi’nindoumunu
S80/1572snrlarna
al-makla hakl
olduumuzu
gösterecek kuvvettedir.*
Nef’inin çocukluu vc ilk gençlii
hakknda
da he-men
hiçbir esasl bilgimiz yoktur.üphe
ve tereddüde mahal olmadan söylenebilecekleri bir iki cümlede topla-mak
kabildir:Sanatkâr,
doup büyüdüü
topraklarda, kuvvetli birmedrese öretimi
görmü,
arapça ve farça örenmitir.Babasnn
iir zevkine sahip olmas, onda, daha erginlikçanda
iirebalama
hevesiuyandrmtr.
Âli ile tan-p
görümeleri de/ bu tabiî ve irsî temayülün daha ça-buk geliip serpilmesine hizmet etmitir.
Âli,
Abdürrahman
Cami'nin (1414-1492) bir beyti- nin erhini ihtiva eden küçücük (yazma) bir risaîclsininmukaddemeciinde: bu beytin
anlalmas
güç mo’naîar ve bediî sanatlardan birçok remizlertad
düüncesiy-le ve
erh
edilmek üzere dostlarndannaml
bir zat tara-fnda kendisine
«hünermendâ-
tiz-fehm ve uarâ-yi ze- vi’l-iz’ân bî-vehm frkasndanNEF’ an
bir vücud-i a-ziz ile» gönderildiini kaydediyor ki, bu da, Nefi ile ara- larndaki dostluun esasl delillerinden biridir.
Ayrca
Kyazî (ölm. 1054/1644)in
Nefi’yc hitaben kalemeald
hiciv ktalarndan birinde, Ali ile aralarndaki
tankl-
n
ilk gençlik ve delikanllkçalarndan baladn
söy-lemesi, parçadaki yerici mazmunlar bir tarafa, bu ahbab-
l
ve sanatkârn tesiri altndakald
ilk yerli airi gös-termesi
bakmndan,
manaldr.NEF'I
8Nefi'nin edebiyatla
uramaya balad
ve ilk iir-lerini
yazd?
srada ilkin—
o devrin birçok genç airlerigibi—
ran
edebiyatndanHâfz’n
(ö!m. 791/1388) Di-vau'n
ve Sadi'nin (ölrn. 694/1294) Gülistan ve Bostan’m okuyup hayran olduunu; mahlas alg münascbetiioad
ge- çen «Suhan» kasidesine dayanarak söylemek yersiz olmaz,Bugünkü
bilgimize göreyazdklarnn
cn eskisi telâkki edilmek mevkiinde olan bumanzumede
Nef’ öyle di-yor:
Ol ki üstad- suhan-perver
imi
sabiMa
Biri
Hafz k
odurmurg-
ho-elhan- suhanBiri de liazreti Sa’üi-i said-i iraz
Olmu
ol dahi mürebbi-i Gülistan-: suhan’r
ü ina’da adil olmaz ana ancak odurNesr ile Hâce Cihan
nazm
ile Sahban- suhanNe m
-i kilkile ter ü taze GüListan- hüner Â’o- nazmiyle safa bulmada Bostan- suhanairimiz daha memleketinde iken, babas, onu bra-
kp Krm Han’nn yanna
gitmi, oradaHan'n
nedimiolarak galiba biraz da ferah içinde
yaamann
yolunubulmu,
buna mukabilolunun
yoksulluunu vcban
sokacak bh evi bile
bulunmadn
kaalcalmam
olacakki, Sikam- Kaza’nm bir hedefi de:
Saadet ile nedim olal peder Han’a
Ne
mercimek görür oldugözüm
ne tarhanamalla’l
manzume
ile: _Peder deil bu beJâ-y siyahdr
bama
dedii O’dur.
Bu manzumeden
öreniyoruz ki, bu air zatn:«Minare üstüne laklak çkar yapar hane»
gibi tuhaf
msralar
ca vardr. Yine bu parça bize Nefi*- ninamcasn,
hüreref
adl eski bir aile dostunu da ta- ntyor. Lâtife karakterinitayan
ve daha yukarlarda7
NEF’f
da öylece temas edilen tu kasideden,
airm
aile haya-tnn
ilk devreleri hakknda, ihtiyat eldenbrakmamak kavd
ile, istifade edilebilir.k
Ncfi’nir stanbul’a gelii hâdisesi de henüz karanlk- çadr. Ebüzziya
T
evlik,«Krn?
ajanlarndanCambck
Gî- rayhn (Cnnbog ekli hataldr) Celâiiierh tenkilimemu-
riyetiyle Auadoîuda
bulunmu
elan Sadrazam KocaMu-
sad Paa’ya» hlefi'yi tavsiye ettiini, onun da stanbul’a gönderdiini kaydeder. Ancak Canbck'in
Krm Hanl-
na getirilii 1019/1610 dadr. Denebilir ki tavsiye,
Hanla
nasptan önce de yaplabilir. Ancak bu takdirde dali Sa- daretin
Kuyucu
Murat Pua’ya tevcihi senesinden daha evvelki bir tarih, yani 10 15/i60(1 ten öncesi düünülemez.Oysaki 1018/1609 da telif edilen Kiyazi Tezkiresinde (Ri- yaz-ü-uarâ’da) Nefi için «bâlâ Divau-
hümâyun-
sui- tani'de ma’de-n mukataaftssclar»kayd
vardr. Bubakm-
dan airin stanbul’a gelii daha eski olmaldr. Acaba
Âli, biraa, 1004/1595 te Sivas
Defterdarl
veAmasya Mirlivalnda
ve yineayn
yl içinde (1596) KayseriMirlivalnda bulunduuna
göre, eskidentanyp been-
dii Nefi’yi stanbul’agöndermi
veyagötürmü
olamazm?
Yalmz bu ihtimalu
yüzden gever: Nefi DivarvmdaI. Abmed’den (1603 - 1617) Önceki
Padiah
TTT. Mehnred’e (1595 - 1603) dair herhangi bir iir, kayl mevcut deil-dir. Hattâ T. Ahmed’e sunulan sekiz kaside arasnda bir cülûsiye de yoktur.
Kuyucu
MuratPaa
1dan daha eski sad-razamlardan her hangi birisine de
yazlm
kasidelereHlamadmza
göre, Nefi’nin stanbul’a geli tarihini, III. Ahmed’in cülusundan sonraya (1603 ten sonra) al-mak
imdilikdoruya yakn
bir ihtimal deerini tar.Nef’i’nin, ksa bir müddet Edirne’de
kal
bir yanabraklrsa, öyle böyle otuz yl kadar stanbul’da yasa-
d
tahmin edilebilir.Onun
saltanatlar devriniyakn-
dantand
dört padiahtan üçü airdi: I.Ahmet
(1GC3 -N E F
’ 1 a1G17) ISahtî, II.
Osman
(1618 - 1622} Farisi, IV, Murat (1623- Ö40)Murad
mahlaslar le iirler kalemealm-
lardr. 1. Mustafa (1. defa 1617-1618 vc 2. defa 1622 - 1623) ise esasen zayf akll bir
adamcazd.
Nef’i’nin en çok sevdii ve en fazla lûluf ve ihsan-
larn gördüü
padiahlar I.Ahmet
ve IV. Murat’tr.O
dabirinciye sekiz, sonuncuya da tam on iki kaside
sunmu-
tur. öyle
anlalyor
ki en rahat demleri de Sultan Ah-met’in saltanat günlerine raslar.
Bu
sralarda ilkinmaden
mukataacs, sonramaden
kâtibi olmutur. Hünkâr tara-fndan
korunan air, bir Edirne’ye giditepadiahn
mai- yetindekiler arasnda da bulunmaktadr. Devrin erkân veümeras
arasnda da artk deeri tannyordu. Sadrâzam-larla vezirlerin iltifatlarna nail olmu, onlara kasideler takdimden geri
kalmamtr.
Bu
devrin sadrazamlar olanKuyucu
Murat Paa’ya(ölm, 1020), Nasuh Paa’ya (ölm. 1023),
Damat Mehmet
Paa’ya (ölm. 1020) ve Halil Paa’ya (ölm. 1040) methi-yeler
yazm, hemen
hepsinin iltifat vc takdirine nail ol-mutur.
II.
Osman
devrinde de air olarak kendisinedüen
vazifeyi
yapmtr. lk
önce padiaha bir «cülusiyc» ka- lemealm,
sonra bir «kaside-i fahriye» ile «bir kasr hak-knda» ayr
bir kasideyazmtr.
Nihayet Lehistan |Po- - lonya] seferi (1029) üzerinemehur:
Aferin ey rüzgârn
ehsüvar-
safderi. Ar’a as
imdengeru
tîg-i süreyya-cevherimatlal
muhteem
kasideyiyaratmtr (Karlatr,
Ka-side VIII).
Vezirlere övgülerde
devam
ediyordu. Sözgelimi Sad- razam Güzelce AliPaa
(ölm. 1030) ve HüseyinPaa
(ölm. 1033) bu arada hatrlanabilir. Fakat II.
Osman'n
yerine geçen I. Mustafa
hakknda
hiç kaside söyleme-mitir. Bu da airin yalnz caize almak ve göze girmek düüncesiyle hareket etmediinin, ancak sevdii vc be-
endii
sultanlaraballk
gösterdiinin bir örnei sa-0
N E F
’ylmak
gerekir. Nitekim sevmedii vcbeenmedii
ve- zirlere de—
bir iki istisna bir yanabraklrsa —
methiyeyazma
gururuna yedirememigtir.*
Nef'i’nin iltifat ve nimete en fazla gark edildii, ede- bi öhretinin en yüksek derecesine
ulat,
fakat azle,musibete de en çok
urad
devre: IV. Murat’n saltanatyllarna raslar.
Kendisi de air olan, bilginleri vc sanatkârlar koru- yan sultan Murat, kendi sert ve
takn
mizacna da uy- gundüen
Neffninmübalâa
ve beyan ahengi ile seçkin kasidelerini, birer belâ okur gibimuarzlarnn
tepesine inen hicivlerini pek beeniyordu.Padiah
Nef’i’yi hususî meclislerine davet eder, iirler okutur, sohbetler yapard.Rivayete göre,
Hünkârn
teveccüh vc iltifatn çekmeyen baz kskançlar, onun öyle pek de kabiliyetli bir air ol-madn,
bir kaside yazmak için aylarcauratn
söy-lerler. Sultan bir bahar günü
Aynal
Kavak’ta Kaptan CaferPaa’nn
kendisi içinyaptrd
kökte iken Nefi’yiçartr;
münasip bir kasideinadn
emreder.air
he- mencecik koynundanbükülmü
birkât
çkarp, sanki ondanokuyormu
gibi davranarak ezberden öhretli:Esdi nesim-i nev-bahar
açld
güller subh-demAçsn
bizim de gönlümüz saki meded'suncâm- Cem
matla’l «bahariye* yi
(Karlatr,
Kaside IX.) okur.Padiah, airinin beyaz bir
kâda baktn
hisset- mitir. Tekrarlamasn irade edince, Nef’i irticalen inat ettiini vckâdn bo bulunduunu
arzeder. Fakat daha önce sür atli yazan sekreterler onun sözlerini gizlice zap- tettikleri için, bu sefer de bizzat Padiah, bu enfes kasi- deyi okumaktan kendini alamaz.Bu
hikâyeninuydurma
olduu, hakl olarak, söylenebilir. Ancak böyle bir anek-dot, airle
hükümdar
arasndakiyaknl,
iir söyleme- dekikolayl,
münevver çevrelerdeki tesiribakmndan
üzerinde
durulmaa deer
düüncelere yol açabilir. Nite-N E F
1J 10kim IV. Murat'r. Nefi lakkmdaki
u ktasnn
o srada kaleminedoduuna
dair söylenti de bu fikri birbaka
cepheden teyit edecek durumdadr:
Gelin insaf edelim fark edelim
mikdar
airiz biz de deyü laf ü güzafkoyalm
Edelim
b-meze
sciz söylemeden istifar Dâmen-1 Nefî-i pakize-edûy tutalm Biz kelâm nakiliyiz nerde o sahih-güftarOna
teslim edelim emrinemünkad
olalmBu
rivayet ve bu kta, herhalde ve hiç olmazsa, Hün- kârn aire, bir zamanlar gerçekten pek büyükdeer
verdiini, iirini fazlas ile beendiini, ihsanlarn esir- gemediini açkça gösterecek deliLlcr arasndadr.
O
da, birçok kasidelerinde zatenpadiahn
lûtfundan, kendisi- nedeer
verdiinden söz açar. Sözgelimi Sultan Murat’nbirçok allarn;
övmek
içinyazd
«Rahîyye» do, —helebu, sahasnda emsalsiz denecek kadar öhretli ve taze ii- rin sonlarnda
—
bulunanu
msralar bir vesika deerinide muhafaza eder:
ömrün efzn
ede Allahu Tufilâ dilerim iltifatnla dil-i mürdeyi ittin ihyaEyledin lûtf ile bir böyle kaside teklif
Ki nazire diyemez, bir yere gelse guarâ
Bu türlü övmeler, sultann adalet ve
kahramanln-
dan
balayp
iirlerine, yazlarna ve atlarna kadar he-men
her eyine tahsis ediliyordu.Bir yandan
Padiahn
bu lakdirkârl, öte yandanövme
ve sövmelerindeki müstesna kudretdolays
ile ola- cak ki: devlet erkânndan birçoklar da, onakar
tevec-cüh ve ihsanlarn esirgemiyorlard, öyle vezirler görül-
mütür
kibunlarn (mesc’â lyasPaa
gibi) bir kasidesi için caizemakamnda
gönderdikleriarmaanlar,bugün, bir insan zenginletirmee elverir. Bu sralarda (1024/1025) sadra-11
NEF’t zamîa
getirilen HâlizAhmet
Paa'ya, 1037 deayn
ma-kama
nail olan Husrev Paa’ya da kasideleri vardr. Bun-larn bazlar
muayyen
vesilelerle, meselâEadad’^ye-
niden
aln
veya Erzurum’un. Abaza elindenkurtarl
gibi hâdiseler üzerine takdim olunmutur.
Bu
güzel ve ferahl günleri boy çen 14 Zilkade 1031» [24 Haziran 16301 tarihine kadar sürer.O
gün, stanbul’dagayet iddetli
yamurlar boanr, imekler
parlar, gök- lerdenyldrmlar
düer. IV. Murat o sradababas
T. Ah-met’in Beikta’taki
kökünde
bulunuyormu. HuzurundaHekimba
Emir Çelebivarm.
Nefi’nin«Siham-
Kaza»sim
okuyormu.
Birdenbirehemen yan balarna
bir yl-drm
düer. Enderunaalan
yüzükoyun yere kapanrlar.Sultan
mecmuay
yrtar. Nefi’yi de derhal vazifesinden uzaklatrr.Ayrca
bir daha da hicivleuramayacana
dair söz alr ondan. Yine rivayete göre:
Gökden nazire indi
Siham-
Kaza’smaISTefî di'ile
urad Hakk’n
belâsnabeytini
çadalarndan
biri, bu hâdise üzerine söylemitir.Ncf’i’mn bu son azil srasndaki memuriyetini bile-
miyoruz. Bildiimiz daha önceleri onun Giircü
Mehmet Paa
(ölm. 1035/1626) tarafndan da,hem
de üç defa az-ledildiidir. Kendisi bir hicviyesinde, kabaca terzil ettii bu sadrazama yarana
madiim,
yok yere azledüdiini be-lirtir:
Üçüncü defadr bu
Hak
belâsn veremorunun
Ki yok yere beni azietdi
olmuken
senâhânBelki de «felek» rcdifli ve devrandan ikâyet, yollu kasi- desini, IV. Murat’n gözünden
dütüü
veyadüürüldüü
bu günlerdeyazmtr.
Onu
daima kskananlar, çekitirenlerpadiahn
der-gâhnda
n eksilmemilerdir.Dergehinde bir dilim
nâm
bana çok gördüler Uydular ulatlar bir kaç kiiâb- rüzgâr{Karlatr:
Kasideler X) demesi herhalde beyhude olmasa gerek.N E F
’ 12Nefi,
padiahn
teveccühünü kaybetmekten fazlasile üzülmütür.
Yalnz anlaldna
göre bu menkûplukdevri uzun sürmemi, az zaman içinde, eski bir deyimle, yeniden «iade-i iltifata r.ail olmutur». Husrev
Paa’nn
1040
ylnda Badat
üzerineyürüyüü
münasebetiyle yaz-d:
Muzaffer ola serdarn eyâ
aheneh-i
gaziNc Tebriz’i koya
ah- kzübaa
ne irazimatla’l kasidesini «Edirne’de Muradiye mütevellisi iken Asitane’ye (stanbul'a) göndermitir».
Demek
oluyor ki,sanatkârn azlini takip ederi menkûbiyet devri çok sür-
memi,
yeniden bir vazifeye, Edirne'de Muradiyemü-
tevelliliine tayin olunmutur.
Ad
geçen kasidede air,padiahn
emri üzerine artk kimseyi hicv etmeyeceini, yalnz müsaade edilseydi taliini yereceini ilân ediyor,ondan uzak
yaamaktan duyduu
hasret ve itiyak belir- tiyor ve nihayet bu vazifenin kendisini taltif için veril-diini de açklyor:
Bu günden ahdim olsun kimseyi hiev etmeyem illâ Vereydin ger icazet hiev ederdim bakt- nâ-saz Beni dür etdi zira dergeh-i devlet-penahudan Nice hicv
etmeyem
bir böyle gaddar ü çep-endazÇkar
âh- derunum Ar’a derd-i itiyaknla Eerçimansbn
oldum garik- ni’meî ü nâz.Bir müddet sonra, Sultan Murat Edirne’ye gelir (1043). Nefi, orada
hünkâr
güzel bir kaside ile selâm-lar. Gönlünde itiyak derdi öylesine
iddetlenmimi
ki,bu hicran günleri daha uzarsa, âdeta öleceini sanyor-
mu:
Ölmeden görmek nasib oldu yine di
darn Etmesem imdengerü
nolagam-
hicran yad.airin en son memuriyeti, yine stanbul'dadr.
Bu
defa Cizye muhasebecisidir.
Nef’i’nin
bodurulmasna
sebep olan’ hâdisehakknda
3
NEF-r
çeitli söylentiler ve teviller vardr. Bunlardan ikisini ta- rihçi
Naima
(1649-1712) kaydetmitir. Bir rivayete göre IV. Murat bir gün (1044) hususi sohbetlerinden biri es-nasnda Nef’iye hitaben:
—
Bir taze hicvin yok mudur? diye, sormu, air de herhalde gafil tarafndan avlanarak, yahut sultann yeni iltifatlarndan ve hicvekar
gösteregeldii zaaftan cesa-ret alarak:
—
Vardr,Padiahm,
demi.O
srada sadaret kay- •makamlmda
bulunan vezirBayram Paa
aleyhindeki uzun kasidesinisunmu.
Hünkâr önce beenir gibi yapar.Sonra da Bayram Paa’y>
çarr,
hicviyyeyi gösterir.Bundan
çok gücenenPaa’mn
arzusunu göz önünde bu- lundurmakla beraber, airin sözünde dui'iraym
da ay-rca
kzm bulunduundan
katline izin verir. Fakat o za-manlar halk arasnda
yaygn
dier bir rivayete göre de:Bayram Paa
hakkmdaki hicviyeyi, Nef’i, bizzat sultann emir vesrar
üzerine kalemealmtr.
Ancak meseleyi haber alan Paa, Padiaha müracaatle halk arasndae-
ref ve haysiyetinin
yaralandndan
szlanmas neticesin- de, bu öldürme müsaadesini eldeetmee
muvaffak ol-mutur.
Baka
eserlerde, hâdiseye eklenmi noktalara da te-sadüf edilir. Sözgelimi:
Bayram Pas'nn
bu bicviyye do- laysiy
e air Naili (öim. 1077/1ÖÖ6) yi davet ederek s- rarla Nef'i aleyhine birmanzume
yazdrtmas, bunu hec- cav sanatkâra gösterince de onunkâd
hiddetle vezirinönüne frlatmasndan büsbütün gazaba geldii için öl-
dürmesi.. v.s. bu kabilden telâkki olunabilir.
Prof. Fuat Köprülü’nün ileri
sürdüü
bir ihtimal da- ha vardr:Eski mecmualardan birkaçnda Nef’i’nin kaleminden
çkm
veya ona mal edilmi, IV. Murat aleyhinde çok a-r
bir isnat datayan
birkta
vardr ki,eer
padiahbu parçadan haberdar olmusa, pek
mümkündür
ki ai- rinin ölümüne asl bu hiciv sebepolmu
bulunsun.Bir iki yabanc veya yerli eserde görülen, her iki-
N EF’I
1-1sinin de air olmasi münasebetiyle, Sultann sanatkar kskanarak öldürtmesi yollu mütalâa, masal karakterinde bir
uydurmann
hududunu güe aar.Hülâsa sebep nc olursa olsun, realite
udur
ki: Mcfi, hicvi yüzünden katledilmek üzereBayram Paa’mn
elle- rine lerkediImiLi*. Paa, NefTninkanma mubah
oldu,una
dair fetvaalma
da ihmal etmemitir.Yine uydurma
olduu
üphesiz bulunan öyle bir söylentiye de, bir iki yerde tesadüf edilmektedir:Guyâ
Nef'i öldürüleceini haber alnca Dar-üs-scv.do
Aasnn
tavassutuna
snm
veAann,
airinaffn
rica yolun- da yazmaklaolduu
tezkereye, kaleminden damlayan mü- rekkep üzerine de:Mübarek
terinizi »ilseniz, zirakâd
karalyor; * mealinde nükteleryapm.
Oysaki, NefTnin gafil ya-kaland
ve bir yerebavurma imkânna
d;kavumad-
tereddütsüz söylenebilir.
Derler ki: Nef'i idam
olunaca
saatte, bütün iirle- rinin en güzellerinden biri olanu
enfes rubaiyi inateylemitir. Bu, yalan da olsa, insann
doruluuna,
gü- zellii dolaysiyle inanmak isteyecei bir masaldr:Ey dil hele âlemde bir
âdem yogimi
Var ise de eh]-i dilemahrem
yogimi Cam
çekme hakikatdeeer
arif isenEarz eyle ki el’an yine âlem
yoimi
Bayram
Paa, Nefl’yi huzuruna getirtip birçok azar- ladktan sonra:— Kaldrn,
der.Bodurulmasn
emreder,O
tarihteBoynu eri Mehmet
(Paa)gavufea
imi.Kaba
saba hiradam
olmak hasebiyle:—
Gel Meri Efendi,demi;
odunlukta bir hiciv dü-zecek kii vardr, gel, gör. Zaten hayatndan
umudunu
kesen ate dilli air birden
köpürmü
ve:—
Yürü, bildiinden kalma, bre meVun, diyebalayp yukarya aaya, büyüe küçüe azna
geleni söylemi,durmu.
lü
NEF.
Nihayet sarayn
odunluunda
kementlebomular.
Nâm
da denize atmlardr. BabIâli'nin .Sirkeci yolun- dakikap dnda
bulunan bir kabrin ona izafesi de tabi- atiyle esasszdr.Boylere XVI. asrn bedbaht, fakat bakir nükteler ve mazmunlar airi Trabzonlu Figan (038/1531), kendi
ça-
da
ve bir kasidesinde de hicvineuryan aml
sanat-kâr
Mantkî
<n'm. 1045/1635) gibi, o da, cellât elinde ca-nn
verenler zümresine eklenmitir.Bu
idam, birçok edip vearatrclara içszs olmu-
tur.
Bu
üzüntüyü ifade edenlerden Ziya Paa:Bayram
gibi bir hâr- zemancKyd
o yegane-i cihanader.
Namk
Kemal, bu tezyifiar
bulur. Hâdise korkunç vc .ZiyaPaa
da samimîolduu
için mazurdur,demek
yersiz olmasa gerek.
•*
NefTnin
bodurulmas
tarihi üzerinde de, görünürde,ihtilâf vardr.
Dorusu:
yalnz eski birkaç kaynakta belir- tildii için deil,u
tarih gösterenmsra
ve beyitlerin de,«Ebced hesab ile»
açklad
gibi 1044 h,yldr:
Geçdi Sihar.- Kaza
Katline oldu sebeb hicvi hele Nefi’ni Nftgehan geldi bir eksikli dedi tarihin
Ar
kimky
d: felek Nef’i gibi üstada.ölüm
günü de, bâz kaynaklarda gösterilmitir; 8a-
ban 1044 (27 Ocak 1635).
Nefi’nin idam tarihini Kâtip Çelebi, Fezleke’de 1045 y:2 vakalar; arasnda kaydetmise de, Kef.ûz-züun’da
gorelc Divan, gerekse Siham- Kaaâ vesilesiyle,
ayr
ayr,iki defa 1044, yani
doru
tarih tasrih olunmutur.Tezkireei Rza, 1046'da, Scyrekzâde
Asm
1045, Bur-salI Beli de 1.040 tarihlerinde NefTyi öidürtiirlcr.
Bu
ya-nimalar Nef’i’den bahseden bir hayli yerli ve yabanc in- celeyiciler tarafndan, birçok defalar, tenkitsiz olarak ka- bul ve tekrar edilmitir. Gerçei,
Nalna
ve §cyhi gibimuteber kaynaklarn ve
ad
geçen tarihmsra arnn
be-lirttii ekilde, 1044 ten ibarettir.
*
Nefi, mezhep
bakmndan
sünnî, tarikatbakmndan
du Mevlevi veya Mevlevi muhibbi idi. Sünniliine eser-
leri. ve bilhassa isminin «Ömer» oluu delildir. Mevlevi
tarikatna nisbeti ise: Türkçe ve farsça divanlarndaki Mevlânâ'ya ait kasidelerinden çkarlabilir.
Baz çada
airlerin, meselâ Riyazi (ölm. 1054/1644) ve Ncv’îzade At&yi (991 - 1045/1583 - 1635) nin onun hak- kndaki hiciv ktalarndanszdrlmas
kabil bilgikrnt-
larna dayanlarak: Ncfi’nin
babasnn
cimri bir bey ol-duu,
kendisinin esmer tenli, zengince birhanmla
evli ve evlât sahibibulunduu
tahmin edilebilir. airimizinaban
ve ünsi gibi dostlar ileyaknl
dabaz
imalara ve tarizlere sebep olmutur. Nef’i'yc yaplan bütün hü- cumlar zarurî müdafaa mahiyetinde görünüyorlar.Ça-
dalarndan
onu hiciv oklarna hedefklmad
sanat-kâr vok gibidir: Riyazi, Nev’izade
Atay
ve Kafzade Fai- zi’denbaka
Ganizûde Naidiri, Geredeli Nigâr, tri, Bahsi, Merebi, Tfli,Çemi,
Vahdeti, Frsati, Kanii, Mantki...gibi devrinin birçok
tannm
sanatkârlarm,çou
zamanbir defa deil, birkaçar defa,
hem
de gayetar
ekilde, hicivden geridurmamtr.
Bunlarn cümlesiyle Nefi'nin aras, her zamanaçk
olmasa gerek.Muarzlar
da ona mukabeleden gerikalm
deillerdir. Bazan, galiba, du- rup dururken ona çalan ahbaplar daolmu
olmaldr. Bi- raz da o devirlerde bu tarz kabaakalarn
airler arasn- damoda
olduu, birbirlerine hattâ müstehcen telmihlertayan
bu kabil manzumelerde de kabiliyet göstermenin bir maharetsayld düünülmek
yerinde olur.17
N E F
’Ed. Fazy ve AbdlÜhalim
Memduh’m
Antolojilerinde- ki bir kayda göre: Saray-hümayun
hâzinesinde (Topka-p
sarayndabulunmas
gerek), Nefi’yi tersim ve tasvireden,
zamannn,
bir gravürü mahfuzdur. Bunda sair âte- in, canl birbaka,
uzun byklara,krlam
uzunca bir sakala maliktir.Umumi
görünümübakmndan
çehre hey-betli ve sevimlidir.
Bu
duruma baklacak olursa, TevfikFikret’in (1807 - 1915) «Aveng-Î te.savir 5» teki
u
bey*?;leri, airimizin fizikî ve psikolojik hüviyetine uygun dü-
er
görünmektedir:Bir
yaz
çehre,çatlm
iki hançer kalar, Yine hançer gibi kesicin iki ma’nai nazar.Yâd-
ulvisi hayalimde busimay
tar, Bence NefTyo bu sima-y mehabet yarar.Ali Emiri de, Maarif Nezaretine (Millî
Eilim
Veka-letine) takdim ve sonra nerettii bir arizaöa: XV. Murat
ile Nef’i'nin birlikte
yaplm
tasvirlerini havi ve bun- larn hayatlarzamannda yazlm
bir NeftDivanndan
bahseder.
ESESLER
Nefi’nin eserleri unlardan ibarettir:
1. Türkçe Divan.
2. Farsça Divan.
3; Siham
-
Kazâ.Bunlardan
baka
onun birMüneat
sahibiolduunu
söyleyenler
olmusa
da, hakikatte, «baz iirleri ve nesir parçalarn ihtiva ettii» bile belirtilerek söz konusu edi- len bumecmua
(Üniversite kütüp. T. Y. 3637) zahrlye- sindc «Müngeat- Nefî ve Divan- Ali ve Sahbaname-i RyazS»kaydm tam
olmasnaramen —
birahsa
mahsus mektuplardan müteekkil deildir.
Müneat
ks-m
içinde «BostanzâöeMchmcd
Efendi tarafndan Haleb defterdar olanMalmud
Efendi’ ye#, «Rumeli kazaskeri olan Karayelebizâde Efendiye Maksud Efendi tarafndan»Forma : 2
N E F
’ I 13gönderi)dilcleri tebarüz ettirilen mektuplar
bulunduu
gi-bi. muharriri meçhul yalnz
muhatab maltn
mektup-lar da bavlcadr. Topu lopu bir tanesinin
ballnda
«Ncf'i Efendi tarafndan
Haan
Bey Unsi'yc* tes- vid olunmutur, (varak 36 a-b)»açk kayd
vardr ki. bu- nun airimize aidiyeti üphesizdir.«Muhatabna
takdimedilen iirlerinin beenildiini bildiren bir mektuba ve onunla gelen bir
manzumeye
teekkür ve sevinci» muaz-zamnn
olan bu muhabbetnamenin sonlarna Nefi ayr-ca - Molla Naziri (ölm. 1021/3612)
Divann
göndermesini»Ünsi’de reça etmektedir.
Gerek bu mektup, gerekse OsmanlI Tarih ve Edebi-
yat, Mecmuns’nda
yaymlanan
dier b r mektup. Mel’inintertipli ve müstakil bir «müneat» sahibi
olduunu
ispata yeter delil olmaktan tabiatiyle uzaktr.airin
u
beyti de fikrimizi teyit ve ayrca inaya pek do rabet göstermediini teshiletmee
elverilidir.Tenezzül eylemem inaya eylee
m
yoksaMüsobbihan- felek vird öderdi
inam.
k
1.
TfcRKÇE DVAN,
stanbul kütüphanelerinde bir-çok yazmalarna tesadüf edilen Türkçe Divan’m iki ayr
hasm
mevcuttur: a.Msr
- Bulak 1252: b. stanbul - Ce-rido-i Havadis matbaas 1269.
Basmalarn iyi gözükeni Bulak tab olup «59 kiide»
arlk noktasn
tekil eder ki müfredat öyledir:Bata
bir nait, sonra Mevlâna örgüsünde bir kaside., daha sonra sras ileu
zatlarhakknda
saylar kerreiçinde rakamla gösterilen miktarda kasideler:
I. Sultan
Ahmed
(8); II. SultanOsman
(4), IV. Sul- tan Murat (12, atlar ve ehzadeler için yazlanlar dahil);Kuyucu
MuratPaa
(2); NasuhPaa
(4);Mehmet
Pa-a
(3); HalilPaa
(1); AliPaa
(1); HüseyinPaa
(1);Ahmet Paa
(3): HuarevPaa
(2);Bayram Paa
(1):Mustafa
Paa
(11; îlyasPaa
(2); CaferPaa’mn
Padi-aha yapt kök
(1); eyhülislâmMehmet
Efendi (5);eyhülislâm Esat Elendi (2>;
Kaymakam Mehmet Faa
(2): Aziz Efendi (1); Darüssaâde
Aas
(1).Bunlar: Terkib i bend tarznda bir Sakiname ile Pa-
diahn
okat,
hatt, Kandiili’de yaplankök
tarihi,K- rm Ham Canbck
Giray, Padiah Tablbaz, Esat Efendi, eyhülislâm Yahya Efendi, smailAa
vc Musa Çelebimevzularnda dokuz
manzume
ve bir de fahriyye takip etmektedir.Gazeliyyat bölümünde, ayrca, «lil* gazel, «1» müsed-
des-i mütekerrir, Tl.
Osman’n tahtm
dair bir kta, «9»matla vc «15» tc rubaî vardr.
çindekileri özetlediimiz Divan’da hacim
bakmn-
dan dahi kasidelerin bata geldiini söylemee lüzum yok- tur sanrz. Bunlarn Peygamber ve Mevlâna
hakknda
ç-lanlar müstesna, dierlerinin cümlesi; airin
çada
bu- lunan üç padiaha, sekiz sadrazama, iki eyhülislâma ve b.rçoVnüfuzlu devlet ricali ile padiah yaknlarna yazl-mlardr.
Fakat Ncf'i’nin iki defahükümdarlk tacn
gi-yen I. Mustafa’ya ve
baz
sadrazamlara (sözgelimi:Haan,
Dilâver, Davul ve Recep Paalar gibi) kaside söylememi olmas da gösterir ki, o, bütün büyüklere deil; ancak be-
endii
veya hiç olmazsa 1utlunugördüü
ve muvakkatbir zaman için olsun sevdiini
sand
kimseler silâyina- meler kalemealmtr.
Sanatn
incelerken etraflca üzerindeduracamz
bu casideciJik kudreti, onun birçok mevzular kaleminin emrinde
baar
ile kullanmasna yolaçmtr.
.Nefti, ba- har,ak,
felei, rüzgârolduu
nisbette, at, harbi, kah-ramanl
ve daha birçok varlklar kaside nesihlerinde samimi ve sanatkâane ekilde ilemitir. Birçok zaman-lar dil nesih vc tebihe lüzum görmeksizin dorudan,
do-
ruya mevzua girdii de olur.
Onun
için, girizgâh, her va- kit öyle pek önemli gözükmez. Mevzua istedii gibi ta-sarrufa muktedirdir. Sözü istedii mecraya götürmekte, ondaki
ustaln
eine ender raslanr.Kasidelerinde olsun, gazellerinde olsun «fahriyyeaden
N
E F •' 20yakasn
asla kurtaramaz. Kendine güveni »onsuzdur.Marur
vc nefsine itimat sahibi oluu, sesine öylesine bir ton verir ki, bunubaka
bir airimizde bulamayz. Gazel- lerinde methiye veyaMriyye
karakterinde gözüken-ler,
âkane
olanlar, felein ve sevgilinin ccvrü cefasn, dan ikâyetitazammun
edenler çoktur. Gelibolulu Âli vc Nef’rnin birkaç muakkibi müstesna, fahriyye vadisini bu derecebenimsemi
vcahslarna
bu kadardükünlük
göstermi sanatkâr tanyamamaktayz. Fakat NefTnin kendi ahsiyetini, edebî kudretini, iire hâkimiyetini öv- mesi, yadrganmaz.Onun
hakl ve samimî övgüleri, oku- yucuyu skmaz. Aksinebulu
vc söyleyi kabiliyeti insa-n
hayran brakr.Divannn
gerek kaside, gerekse gazel bölümlerinde öyle beyitlere tesadüf edilir ki, imdiye kadar üzerlerin- dedurulmam
olmakla beraber, bunlar, klâsik Türk e-debiyatmm
ah
beyitleri arasnda rahatça yer alabilirler.«Ker
maksud eserse nusra- bereeste kâfidir» vecizesine deer' verenler nazarnda, bu bereeste msralarla da Tsefi,en büyük sanat ereflerimizden biridir. Böyle esiz güzel- likler ülkesinden kopup
gelmi
gözüken dört beytini bu- raya alacaz.Nurdan bâl açar
uçmaa m
etekdir sanasn ülsa zinpû-i serâserle nedem
cilve-nümâ(Bak. Kaside XI.)
Deildir lâle yer yor zahir oldu andan âteler Zerr.anc tutdu çarh- âftâba tîg-i kühsâr
(Bak. Kaside XVUJ.)
Olmu
ouh
o mertebe mest-iarab-
nazKim
bâde içre aksine eyler itâb- naz(Bak, Divandan seçilmi parçalar, 14)
Urunca
âne
giysû-yi hayâl-i yâramüjgâmm
Gülâb-efsan olur yâd- ruhiyle çem-i giryamm
(Bak, Divandan seçilmi parçalar, 17)