• Sonuç bulunamadı

CATVLLV S MEB YAYINLARI TÜRK KLASKLER

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "CATVLLV S MEB YAYINLARI TÜRK KLASKLER"

Copied!
198
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

CATVLLV S

MEB YAYINLARI

TÜRK KLASKLER

(3)

MLLÎ ETM BAKANLII YAYINLARI: 2139

BLM VE KÜLTÜR ESERLER DZS

: 450

Türk

Klasikleri : 30

Kitabn ad

MEVLb

-

VESLET

-

ÜN NECAT

Yayn kodu

90.34.Y.0002.825

ISBN

975.11.0456.4

Bask yl

1990

Bask adedi

20.000

Dizgi,

bask,

cilt

MLLÎ ETM BASIMEV

Yaymlar

Dairesi

Bakanh'nm

13.7.1990 tarih

ve

5711

sayl yazlar

ile

üçüncü defa

20.000

adet baslmtr.

(4)

CATVLLV S

Türk Klasikleri

MEVLD

(

VESÎLET-ÜN-NECÂT)

Süleyman Çelebi

Hazrlayan

FARUK K. TMURTA

stanbul, 1990

(5)
(6)

ÇNDEKLER

ÖNSÖZ/I

-

XVI

VESILET ÜN

-

NECAT

(Eski

ve asl metin)/l-83

1.

Dua/3-4

Münâcût/ib

2.

Eseri

nazm eden çin dua isteme ve kitaptan dolay özür

dilemo/9-10

3.

Alemin yaratlmas

sebebinin

beyân/3-20

Muhammed Rûhunun yaratlmasnn beyân/

12-1G

Âdem’in yaratlmasnn ve Muhammed Nûrunun

soyundan

intikalinin

açklanmas/

16-18

Fasl/18-20

4.

Peygamberin

velâdeti/21-36

Peygamberin övülmesi/

28-25

Mustafâ'nn doumu srasnda meydana

çkan eylerin beyân/

25-27

Kaside-i

Meliha/21-82

F081/S1-S2

Fasl/88-85

Peygamberi Övme/85-86

5.

Peygamberin

mucizelerinin

beyân/37-42

6.

Peygamberin Mi'râe hakknda/43-49 Peygamberin

hicreti/J/9

7.

Muhammed Mustafa’nn ba’z vasflan/50-60

Fasl/58-55

(7)

Nedâmet/

56-57

Nasihat/58

F

asi/59-60

8.

Peygamberin vefât hakkmda/61-78

Muhammed Mustafâ'nn hastalnn beyûn/62-64

Peygamberin emri/

6^-68

Peygamberi övme/68-71

Peygamberin vefatnn anlatilmas/71-78

Peygamberin amcasnn üri/73-74

Fasl/71r78

9.

Kitabn sonu hakknda

/79-85

M EVL D (Yeni ve deik metin) / 81

-Ut1

1.

Münâcât/89-90

2.

Yazana dua/91

Her eyden önce Peygamber Nûrunun

yaratlmas/92-95

Peygamber Nûrunun

ntikali teselsülü/9^-95

3.

Peygamberin doumu/96-104 Merhaba/

99-101

Fasl/102-101t

Fasl/lOU 4

.

Peygamberlerin

mucizeleri/105-107

5.

Mi’râc/108-120

Refref’in belirmesi/115-119

Dua/119-120

7.

Peygamberin ahlâk/121-122

8.

Peygamberin vefât/123-138 Fal/181-188

9.

Kitabn sonu/139-141

SÖZLÜK/

143-170

BiBLîYOGRAFYA/

111-178

(8)

ÖN SÖZ

Süleyman

Çelebi

tarafndan yazlan

ve asl

ad

Vesilet-ün-

t

Necat

(Kurtulup yolu vesilesi) olan Mevlid,

Türk

‘-edebiyatnn

dînî

konuda en

beenilen, en sevilen ve

en çok okunan

ese-

* ridir.

Peygamberimiz

Hz.

Muhammed’e karg duyulan

derin

•evgi

ve saygnn çok

samimî,

çok

temiz ve

çok

güzel ifadesi

olan 'bu

müstesna

eser, asrlar

boyunca

hes

mümin Türkün

gönlünde

engin

heyecan meydana

getirmi,

daima

vecidle

ve

zevkle

dinlenmi ve okunmutur. Edebiyatmzda

hiç bir eser

Süleyman

Çelebi'nin

bu

aheseri

kadar

millete

mal olmu

de-

ildir.

Bugün

de

bu

esiz ve

ölmez

esere

kar rabet ve

alâka

hiç eksilmeden

devam

etmektedir.

Bunun

sebebi Mevlid’in

Türk ruhunu da en

iyi

ekilde

aks ettiren, her türlü

müba- lâadan

ve sunîlikten

uzak

sade, saf ve

samimî

bir

duyguyla ve

dille

yazlm olmasdr. Türk halk

bunda, Hz.

Peygam-

bere duyduu balln

ve sevginin

tam

bir ifadesini bul-

mutur.

Mevlid

bu

derece sevilip

beenildii

hâlde,

onun yazan

hakknda

etrafl bilgiye sahip

olmadmz

gibi, kendisinin

do tam

ve

doru

bir metni

henüz

ele

geçmi

deildir.

SÜLEYMAN ÇELEB

Süleyman

Çelebi'nin

hayat hakknda

fazla bir bilgiden

mahrum

bulunuyoruz. Eski

kaynaklarn bu

hususta verdikleri

malûmat

az ve

umumiyetle kark

ve

yanltr.

Tezkire sahibi.

Latîfî,

onu vaz Paa'nn olu

ve

âir

Atâî’nin

büyük

kar-

dei

olarak göstermektedir ki, arada

zaman fark bulunduu

için

doru

deildir. Esasen

bu

husus,

baka

kaynaklarla teyidi

edilmemektedir. Gelibolulu Ali Künh-ül-Ahbâr’da,

Süleyman

Çelebi'nin

ana tarafndan eyh Mahmud’un

torunu

olduunu

kaydetmektedir. Sultan

Osman'n kayn babas eyh

Ede-Bâlî*~

(9)

II

ÖNSÖZ

nin

olu olduu

ve-

Orhaa

Gazi ile silâh

arkadal yapt

Tvayet

- edilen

eyh Mahmud,

ilim

sahasnda da

kudretli bir

kimse olduu

için

znik

medresesinde müderrislik vazifesinde

bulunmutur.

Divan sahibi

olmamakla

beraber, iirle de

u-

raan Mahmud Paa, Orhan

Gazi'nin

olu Süleyman Paa'nn

Rumeli'ye geçiini tebrik

etmek

için

yazd duâ-nâmede

su

beyti söylemitir:

Velayet gösterüp halka suya seccade

salmsn

Yakasn

Rumeli'nin dest-i takva ile

almsn.

Baz kaynaklarn

kaydettiine göre,

Mahmud Paa'nn olu

vezir

Ahmed Paa, Süleyman

Çelebi'nin

babasdr*

Fakat,

bu

husus kesin deildir,

Süleyman

Çelebi'nin

babasnn kim

olduu

sarih olarak bilinmemektedir.

Süleyman

Çelebi'nin

ne zaman doduu

belli deildir.

Mevlid'i

1409

- 1410 (h.

812) ylnda yazd

vakit,

altm altm be ya civarnda olduu düünülürse 1346

- 1351

(h.

747

-

752) yllar arasnda doduu tahmin

edilebilir.

Bu

yllar Orhan

Gazi'nin

hükümdarlk

devresine rastlamaktadr.

<1326

- 1359).

Düzenli bir tahsil

gördüü

ve

zamann

ilimlerini iyice

örendii anlalan Süleyman

Çelebi, Gelibolu'lu Ali ve

Âk

Çelebi’nin eserlerindeki

kayda

göre.

Yldrm

Bâyezid

Hân’n

divan imamlnda bulunmutur.

Latifi,

Buharal eyh Emir

Sultan'a intisap ettiini

ve onun

halifelerinden

olduunu

bil-

dirmektedir.

Âk

Çelebi

ayrca, Süleyman

Çelebi'nin

Yld-

rm

Bâyezid

zamannda tamamlanan

(h.

802

-

m. 1399- 1400) Ulu Camie imam

tayin edildiini kaydediyor.

Süleyman

Çelebi'nin

adndaki

“Çelebi" kelimesi, kendi- sinin bilgin bir zat

olmas dolaysyla kullanlmtr. O

devirde

"Çelebi"

lakab

ehzâdelere, mevlevî tarikat büyüklerine ve

bilgin, kâmil, fâzl kimselere veriliyordu.

Süleyman

Çelebi

için

yakn zamanlarda Süleyman Dede de

denmitir.

Baz aratrclar onun

mevlevî

olduunu

söylüyor iseler de,

bu

hususta herhangi bir delil ve vesika

mevcut

deildir.

Süleyman

Çelebi'nin

ne zaman

vefat ettii

de

kesin ola-

rak bilinmemektedir.

Bursal M.

Tahir bunu, "râhat- ervâh'

tamlamasnn ebced hesabyla karl

olan h.

825/m.

1422

(10)

ÖNSÖZ

111

olarak göstermektedir. Eski kaynaklarca teyid

edilmemekle

beraber»

bu

tarih

doru

olarak kabul edilebilir.

Süleyman

Çelebi’nin

mezar

Bursa da Çekirge yolu üze- rinde Eski

Kaplca yaknnda Yourtlu Baba

zaviyesi önün-

deki srt üzerindedir. Eski

mezar

yerinde son

zamanlarda

abide

eklinde

güzel bir türbe

yaplmtr.

Evliya Çelebi Seyâhatnâmesi’nde Bursa’da

Yldrm Han

Camii yaknnda büyük

bir

maara

içerisinde cesedi

gömül-

meyp

yüzlerce yldanberi ter ü taze kalan ve

ayrca

Eski

Kap-

lca

civarnda mezar bulunan Sarmsakç

- zade

Süleyman

Efendi nin Mevlid

manzumesini yazan Süleyman

Çelebi

olduu

yazlmakta

ise de,

doru

deildir. Evliya Çelebi

Süleyman

adn tayan bu

iki ahsiyeti biribirine

kartrmtr.

MEVLD

Süleyman

Çelebi’nin Vesilet-ün-Necât’

Türkçede

kendi

nev’inde

yazlan

ilk eserdir.

Daha

sonra

bu

yolda bir hayli eser

meydana

getirilmi ise de, hiç biri onunki kadar

beeni*

lip sevilmemi»

öhret kazanmamtr.

Mevlid'in

Arapçada

mimli masdar,

zaman

ismi ve

yer

ismi olarak üç

mânâs

vardr.

Bu

üç

mânâ,

yani

domak”

"‘doum zaman”

ve

“doum

yeri”

Türkçede

de

kullanlmtr.

Fakat, dilimizde mevlid denince

umumiyetle Peygamberimiz

Hz.

Muhammed’in doumu

ve

bunu

anlatan eser

anlalr.

Baz

kimselerin mevlid kelimesini ”mevlût”

veya ”mevlûd”

eklinde

telâffuz etmeleri

doru

deildir;

çünkü mevlûd

“yeni

doan”

demektir.

Hazreti

Peygamber’in

hayat,

ahlâk

ve gazalar

hakkn-

da bata

lbnü

Hiâm

(ölm.

m. 834) olmak

üzere bir çok

Arap

müelliflerinin “Sîret” yahut “Siyer”

ad

verilen eseri bulun-

makla

beraber, mevlid’ler biraz

deiik

mahiyette kitaplardr.

Mevlid tarzndaki eserlerde

Nûr-u Muhammedi’nin yaratl,

öbür peygamberlerden

geçerek Hz.

Muhammed’e

gelii, Hz-

Peygamber’in doumu, doumundan

önceki

ve

sonraki ola-

anüstü

haller anlatlmaktadr.

Adnda Mevlid

olan ilk eser hadis ve

fkh

bilgini, tarihçi

Ebu’l-Cevz

(ölm.

m.

1200) tara-

fndan yazlmtr.

(Mevlid-ün-NebS veya El-Arûs).

(11)

IV ÖNSÖZ

Mevlidler Hz.

Peygamberin doum günü dolaysyla

ya-

plan enlik

ve merasimlerde

okunmak maksadyle yazlmtr.

Tarih

içinde

slâm âleminde

ilk defa

Msr'da

Fâtmîler dev- rinde (m. 9 1 0 - 1171) Hz.

Peygamberin doum gününü

kut-

lamak

için tören

yapld

tesbit edilmektedir. Hz.

Peygamber

çendi

zamannda

böyle bir

enlik yaptrmad

gibi,

ondan

sonra

Dört

Halife,

Emevler

ve

Abbasler zamannda da bu ekilde

merasimler

yaplmamtr. Fâtmîler

devrinden

günü-

müze

mevlid

konusunda

herhangi bir eser gelmemitir.

slam dünyasnda çok

parlak ve

ihtiaml

enliklerle

resmî “mevlid törenleri" Erbil Atabeklerinden Muzafferüddin

Gökbörü

(ölm.

m.

1232 devrinde

yaplmtr.

Salâhüddin-i Eyyûbî’nin enitesi olan ve son derece dindar,

hayrsever

iyi bir

•devlet

adam

olan Muzafferüddin

Gökbörü’nün

çok

büyük

masraflarla tertip ettirdii

bu

mevlid enlikleri, derin akisler

meydana getirmi

ve bir

çok

müelliflerce bütün

müslüman

ül-

keler için bir

balangç

kabul edilmitir.

Bu

devirde hadis bil- gini lbnü

Dihye

(ölm.

m.

1235)

geni öhret kazanan

Mevlid’

-

ini

yazmtr.

Kitab-üt-Tenvr fi mevlid-is-Sirâc-il-münir (Par- lak

mealenin doumu hakknda aydnlatma

kitab)

veya

Et-Tenvr

fi mevlid-il-Beîr ve’n-Nezîr

(Korkutucu

ve müjdele- yicinin

doumu hakknda aydnlatma) adn tayan

ve

ancak

bir iki

parças bugüne

gelen

bu

kitap, öhreti

dolaysyle

son zamanlara

kadar

mevlid

konusunda

ilk eser

saylmtr.

Süleyman

Çelebi'ye

kadar daha

bir

çok arapça

Mevlid

yazlmtr.

Bunlar

arasnda

Muhyiddîn-i

Arabî

(ölm.

m.

1240).

EI-Bekrî (ölm.

m.

1295)

ve

bn-üI-Cezerî (ölm.

m. 1350

- 1429) nin eserleri zikredilebilir.

ran edebiyatnda

mevlid

yazlmamtr.

Mevlid9in

yazl

sebebi:

Süleyman

Çelebi Vesîlet-ün-Necât9 Hz.

Peygamberin

di-

er peygamberlerden

üstün

olduunu

isbat

etmek

üzere yaz-

mtr.

Müellifin

buna lüzum

görmesine Bursa’da bir vaizin

Peygamberimizin

öbür

peygamberlerden fark olmadn

ilen

aüren

cahilce sözleri

sebep olmutur.

Latifi Tezkiresi’nde ge-

ni ekilde

anlatlan hâdise

udur:

(12)

ONSöZ V

Bursa'da bir vâiz

camide

va'z ettii

srada

“Diz or.ua

(Allahn) peygamberlerinden

hiç birini öbürlerinin

aratmdan

0

ayrmayz

hepsine inanrz./*

(Lâ

nüferriku

beyne ahadin

mirv

rüsülihi.

Bakara

Sûresi»

285)

âyetini tefsir ederken,

peygamber-

ler

arasnda

hiçbir fark

olmadn

kendisinin

bu

âyet gere-

ince

Hazreti

Muhammed

i

sa Peygamberden

üstün

görmediin»

söyler.

Cemaat arasnda

bulunan

Allahn

Resulünün* gerçek

âk

ve

sadklarndan,

bilgili ve dinî gayret sahibi bir

Arap

buna

itiraz eder. Kuvvetli ve kesin deliller ortaya

koyarak bu

âyete verilen

mânânn yanl olduunu

söyler ve der kir

“Hey nadan

ve cahil, sen tefsir ilminde

yayasn. Peygamberler arasnda

fark

yoktur demekten murad,

resullük ve nebilik

bakmndandr. Yoksa mertebe

ve fazilet

bakmndan

deil-

Eer

her

bakmdan

olsayd.

“O peygamberlerin kimmi kimine

üstün ettik*9 (Tilke’r - rüsülü faddalnâ

ba’dehüm

alâ ba'din.

Bakara,

253)

âyetinin

mânas nasl uygun

düerdi)**

Fakat,

ehir halk

vâiz

tarafn

tutar.

Bunun

üzerine

bu

zat

Arap

vilâyetlerine,

Halep

ve

Msr*a

giderek kendi görü-

ünün

lehinde alt kere fetva getirirse de, vâiz

sözünde srar

eder.

Ancak

yedincisinde vaizi

yenmek mümkün

olur.

te Süleyman

Çelebi, Mevlid'i

bu

hadise

dolaysyle

yaz-

mtr.

Vaizin sözlerinden müteessir olarak

Ölmeyüp

lsâ

göe bulduu

yol

Ümmetinden olmak

içün idi ol

beytini ~bedâhaten** söylemi,

buna

Hz.

Peygamberin

öteki

peygamberlere üstünlüünü göstermek

için

hemen u

beyit-

leri eklemitir:

Dahi hem Mûsâ

elindeki asâ

Old anun

izzetine ejdehâ

Çok

temenni

kldlar Hak*dan

bular

Kim Muhammed ümmetinden

olalar

Gerçi

kim

bunlar dahi mürsel - durur Lâkin

Ahmed

efdal

ü ekmel

- durur

Zira

efdalla

ol elyak - durur

Am

eyle

bilmeyen ahmak

- durur

(13)

VI ÖNSÖZ

Büyük küçük

herkes

bu

beyitleri

pek çok beendii

için Sü-

leyman

Çelebi,

zevklenmi

ve

tam

bir

Mevlid meydana

getir-

mitir.

Latifi Tezkiresi'nde kaydedilen

bu

rivayetin gerçek olup

olmad

belli deildir. Hadise gerçek

olmasa

bile»

Süleyman

Çelebi'nin eserini. Hz.

Peygamberin

öbi’r

peygamberlerden

üstün

olduunu göstermek maksadyle yazd muhakkaktr.

Bütün

eserde

bu

husus

açk ekilde

görülmektedir.

Süleyman

Çelebi'nin

Mevld’i yazmasndaki

ikinci gaye,

-ehl-i sünnet akidesini

ykmak

isteyenlerin ve batindik propa-

gandas yapanlarn

tesirini azaltmak, hatta ortadan

kaldrmak-

tr.

Osmanl imparatorluunun zayf

saylabilecek bir devrin-

de

(Fetret’ten yeni

çkt

bir

srada)

siyasi, fikri, dinî her

türlü cereyanlarn

kaynat

ve etraf

kartrd

bir

zaman-

da Süleyman

Çelebi, ehl-i sünnet

tarafn tutmu

ve devletin

yklmasn önlemekte yardmc olmutur.

Süleyman

Çelebi, itikad meselelerinde ve

dier

husus-

larda

hep

ehl-i sünnet

görüünü

ortaya

koymu

ve eserinde

batan

sona ehl-i sünnet akidesinin

müdafaasn yapmtr.

Mevlid’in

ad, yazl

tarihi:

Eskiden beri ve

bugün

Mevlid olarak

tannan

ve

öhret

bulan eserin asl

ad

Vesilet-ün-Necat

(Kurtulu

yolu, sebebi)

dir. Müellif

bunu kitabn sonunda u

beyitle

açklamaktadr.

bu kân- ehd

ki îrindür

dad

Bil Veslet-ün-Necât

old ad.

Vesîlet-ün-Necat h.

812 /m. 1409-1410 ylnda

yazl-

mtr. Bu

hususta herhangi bir tereddüt yoktur. Eserin son

bölümünde u

beyit

bulunmaktadr:

Hem

sekiz yüz

on

ikide târihi

Bursa'da

old tamam bu

iy ahi

Mevlid yazld

vakit,

Süleyman

Çelebi

muhtemelen

Uluca-

mi’de

imamlk yapyordu.

(14)

ÖNSÖZ

VII

Mevlid’in çekli, vezni:

Arcpça mensur

bir

dua

ile

balayan

Mevlid,

mesnevi eklinde yazlmtr. Yalnz doum bölümünün

ikinci

faslnn

son

ksm

ve

üçüncü

fasl kaside eklindedir.

Ayrca doum

bölümünün sonuna

1 0 beyittik bir

medhiye

eklenmitir.

Mevlid'in vezni remel bahrinden “Fâilâtün fâtlâtün fâi-

lün*’ dür.

Medhiyenin

vezni

“MeFûlü

fâilâtü mefâilü fâilün dür.

Süleyman

Çelebi aruz veznini devrine göre oldukça

baarl

kullanmtr. Bununla

beraber türkçe kelimelerde

ksa

vokalleri

uzatmay

(imâle'yi) ve arapça, f

arça

kelimelerde

uzun

vo-

kalleri

ksa okuma (zihaf)

önleyememitir.

Dili, Üslûbu:

Mevlid

XV. asr

Eski

Anadolu

Türkçesiyle

yazlmtr.

Devrinin telaffuz ve

gramer

hususiyetlerini

tamaktadr. Bu gün

gerek Mevlid

okunurken»

gerek eserin

basma

nüshala-

rnda bu

hususiyetlere

çok

defa

uyulmamakta» ya

deitiril*

mekte veya yanl

söylenmektedir.

Süleyman

Çelebi

açk»

sade bir dil

kullanmtr. Çada-

larnn

eserlerine göre» arapça» farsça kelimelere ve hususiyle

tamlamalara daha

az yer vermitir. Bu, eserin halk için,

geni

kütle için

yazlmasndan

ileri gelmitir.

Süleyman

Çelebi’nin üslûbu

da

sade ve külfetsizdir. Sü-

se,

yapmaca kaplmadan, mübalâaya dümeden

samimiyetle duygu»

heyecan

ve düüncelerini

anlatmtr.

Mevlid'in

yüz

yllar

boyunca bu kadar

beenilip sevilmesi, dil

ve anlatm-

daki

bu açklk»

samimilik ve sadelikten ileri gelmitir.

Mevlid’in bölümleri:

Vesîlet-ün-Necât

dokuz bölümden meydana

gelmitir.

“Bahir” de denilen

bu

bölümler

unlardr: Münâcât»

yazar

için

dua

ve kitaptan

dolay

özür dileme.

Âlemin yaratlmas

sebebi

Muhammed Ruhunun yaratlmasMuhammed

nurunun

intikali. Velâdet,

Peygamberin

mucizeleri, Mi*rac,

Peygamberin

vasflar.

Peygamberin

vefat.

Kitabn

sonu.

Her

bölüm

kendi

arasnda ayrca

fasllara

ayrlmtr.

(15)

VIII

ÖNSÖZ

Elimizdeki mevlid

nüshalarnda bu

bölümlerin hepsi

mev-

cut deildir.

Münâcât

ve

dua d§nda

sadece velâdeti ihtiva

eden nüshalar

bulunduu

gibi, velâdet ile beraber

mi rac da

içine alan nüshalar vardr.

Basma

nüshalarda ise,

umumiyetle

vefat

bölümü bulunmamaktadr.

Bu,

Mevlid

merasimlerinde

vefat bahrinin

okunmamasndan

ileri

gelmi olmaldr.

Eserin

baz

bölümlerinin

çkartlmas

suretiyle ksaltl-

mas yannda,

bir

de baz

fasllarn

okunmamas

veya

bölüm

ve fasllardan

baz

beyitlerin

darda braklmas eklinde

ya-

plm seçme

mahiyetinde ihtisarlar da görülmektedir.

Bunun

aksi de vâki

olmutur,

yani

bölüm

ve fasllara beyit!*! de ek- lenmitir.

Bu

meseleye mevlid metinlerinin

durumunu

belir-

tirken tekrar

dokunacaz.

Baz

Mevlid

nüshalarnda

ise, eserin

sonuna

vefât- veysfc

ahvâl-i

Fâtma,

Hikâyet-i

Cemel (Deve

Hikâyesi),

tJkâe

hi- kâyesi,

Geyik

Hikâyesi gibi çeitli hikâyeler eklenmitir. Ba- zan

“kitabn

sonu**

bölümünden de önceye alnmasna ramen

bu

hikâyelerin

Süleyman

Çelebi'nin eseri ile bir ilgisi yoktur.

Mevlid merasimlerinde bölümler

arasnda Kur

an, lâhi»

naat veya

dua okunduu mâlumdur. Baz basma

Mevlid nüs-

halarna bu dua

ve medhiyeler

de konmutur.

Ksaltma

ve ilâveler

dolaysyle

Mevlid’in çeitli

hacim-

lerde metinleri tesbit edilebilmektedir. Bunlar

arasnda 10-15*

sayfadan 100 sayfaya

kadar

olanlar dikkati çekmektedir.

Böylece 100 - 125 beyitlik

Mevlid nüshas yannda

1000 be- yittik nüshalar

da

yer almaktadr.

Basmalarda da metin

150 -

400

beyit

arasnda deimektedir. Asl Mevlid metni bunlarn

hiç birisinin

hacminde

deildir.

730

beyit kadardr.

Mevlid*in müellif elinden

çkm veya

müellif

zamanna

yakn

bir

yazma nüshas

elde

bulunmad

için, eserin hac-

minde

böyle bir

deiiklik olmu

ve

bu durum

ortaya

çkm-

tr.

Mevlid*e ilâve edilen beyit ve fasllar içerisinde

onunla

kaynam

ve

halkn benimsemi olduu

parçalar

da vardr.

Velâdet

bölümündeki

“Merhabâ** fasl böyle bir

parçadr. Son

zamanlarda yaplan aratrmalar “Merhabâ” faslnn Süleyman

Çelebi’ye ait

olmadn

ve esere

sonradan

ilâve edildiini

mey-

dana koymutur»

(16)

“Merhaba”

Fasl:

Mevlid üzerinde

krk yla yaklaan

bir

zamandan

beri

yaplan

ilmi

aratrmalar,

eserin

bugün

söylenene göre bir layli

deiik

eski bir ekli

olduunu

ve

bunun

içinde Velâdet

bahrinde

“Kaside-i Meliha**

balkl

bir (asl

bulunduunu

ve

orada

“Merhabâ**

ksmnn

yer

almadn

göstermitir.

lk

zamanlarda bunun kime

ait

olduu noktas

üzerinde

durulma-

mtr. Ahmet Aymutlu, 1946 ylnda hazrlad

mezuniyet

tezinde.

Merhaba ksmnn baka

bir

aire

ait bir Mevlid içinde

bulunduunu

ilk defa iaret etmitir.

Daha

sonraki

aratrc-

lar

bu

airin

adnn Ahned olduunu

tesbit etmilerdir.

Gerçekten

de

Süleyman

Çelebi*den 6 1

yl

sanra eserini

yazm

olan

ve bugün

dört

yazma nüshas

elimizde

bulunan Ahmed'in

Mevlid’inde bir **Merhabâ** fasl

bulunmaktadr.

IMüshasna

göre

8-11

beyit olan

bu

fasl,

Süleyman

Çelebi*-

ninkinin

tamamiyle ayn

deildir.

9-10

beyit

kadar

olan Sü-

leyman

Çelebi’nin Mevlidindeki “Merhaba**

faslnn u

be-

yitleri

Ahmed'in

eserinde yoktur:

Merhaba

iy âli sultân

merhaba Merhabâ

iy

kân-

irfân

merhaba Merhaba

iy

srr- Türkân merhabâ Merhabâ

iy derde

dermân merhabâ Merhabâ

iy kurret-ül-ayn-i Halil

Merhabâ

iy

Hâs- mahbûb

-1 Celîl

Ayrca Mevlidin

sahih

ve

asl

nüshalar

kabul edilen

yazmalarn

ikisinde (biri h.

993

te istinsah edilmitir)^

“Ka~

«îde-i Meliha"’ içinde de 6 beyitlik bir “Merhabâ**

ksmnn

bulunmas, Süleyman

Çelebi’nin de böyle bir “Merhabâ’* be-

yitleri

yazdn, bunun sonradan Ahmed tarafndan

genile-

tildiini ve

daha

sonra

Mevlidin

yeni

ekline bunlarn aynen

alndn

akla getirmektedir.

Ahmed’in Süleyman

Çelebi*

den çok

sonra Mevlidini

yazmas

ve eserde yer yer

Süleyman

Çelebi*

den alnm

beyitlerin görülmesi,

bu

ihtimali kuvvet-

lendiren delillerdir.

Bu görüümüz, Merhabâ fasln çok

seven

(17)

X ÖNSÖZ

ve

bunun baka

bir

aire

ait

olmasna

gönlü

raz olmayan

halkmzn temayülüne

de

uygun düecektir sanyorum.

Meviîd’in

kaynaklan:

Süleyman

Çelebi, eserini yazarken belli

bal

siyer ki-

taplarn,

bu

arada lbnü

Hiâm

ile Ebu’I-Hasan Bekri nin eser- lerim ve bunlardan biribirini

tamamlar ekilde

seçmeler ya-

parak

Türkçeye

çeviren Erzurum'lu Mustafa Darîr’in

mensur

Siyer’ini

(1378

-

1388 arasnda yazlmtr)

mutlaka

görmü

olmaldr.

Süleyman

Çelebi üzerinde Darîr’in kuvvetli tesiri

olmu-

tur.

Süleyman

Çelebi

konu bakmndan ondan çok

faydalan-

d

gibi, Siyer’de

bulunan

ve velâdeti anlatan kaside eklin-

deki

manzumeye “Kasîde-

Melihâ,f

adyla

bir nazire

yazmtr.

Süleyman

Çelebi'nin üzerinde

Âk Paa’nm da

tesirleri

görülür.

Aratrclar,

Mevlid’deki

baz

beyitlerin Garîbnâme’- deki

baz

beyitlere

çok

benzediini ortaya

koymulardr.

Fa-

kat

bunlarn says

fazla deildir.

Süleyman

Çelebi'nin

baz

eserlerden faydalanmas,

ÂK

Paa'nn

beyitlerine benzer beyitler söylemesi ve hususiyle Darîr’in bir kasidesine nazire

meydana getirmi olmas, onun

eserinin

deerini

azaltmaz.

Baka

milletlerin

edebiyatnda

oldu-

u

gibi, bizim eski

edebiyatmzda da

benzer eserler

yazmak

âdet idi.

Ayn

konu, hatta

ayn

vezin ve ekillerle muhtelif

kimseler

tarafndan

ilenebiliyordu.

Mühim

olan ifade edi»

yani söyleyi ve anlattaki, duygulardaki orijinallik idi.

Süleyman

Çelebi

faydaland

ve tesirinde

kald

kimse-

lerin

çok

üstüne

çkm

bir sanatkârdr. Öbürlerinin eserleri çoktan

unutulduu, daha

sonra yazlanlar

da bugün yaama-

d

halde, Mevlid’in hâlâ ellerden ve dillerden

dümeyii

onun

bir

aheser olduunu

isbat etmektedir.

Süleyman

Çelebi’nin tesiri ve öhreti:

Süleyman

Çelebi'nin kendisinden sonra mevlid

yazan a-

irler üzerinde

büyük

ölçüde tesirleri

olmutur.

Mevlid

yazan

her air,

mutlaka onun

tesirinde

kalm,

eserini

onunkinden

ilham alarak,

onunkine

benzeterek

vücuda

getirmitir.

Bu

eser-

(18)

ÖNSÖZ XI

lerin hiç biri Vesîlet-ün-Necât’a bir nazire olmaktan ileri gi-

dememitir.

Türk

airleri içerisinde

pek çok

kimse mevlid

yazmtr.

Latifi Tezkiresi'nde

daha XVI. asrda bunun

yüz kadar oldu-

u

kaydedilmitir.

Daha

sonra

da

mevlid

yazlm

olmakla beraber,

bugün

elde

bulunan

mevlidlerin

says

otuz civarn-

dadr. (Bu konuda

deerli bir doktora tezi

hazrlam

olan Necla Pckolcay, mevlidlerin

saysn!

yirmi

dokuz

olarak gös- termitir.

Daha

sonra

bulunan

bir kaç eser de ilâve edilince

say

otuzun üstüne

çkmaktadr).

Mevlid yazan airler arasnda,

XV. asrn

ikinci

yarsnda

yaam Hamdi (Akemsüddin olu Hamdullah)

istisna edilir-

se, birinci dereceye

yakn

ve öhretli bir kimse

bulunmamak-

tadr.

Büyük

airler,

Süleyman

Çelebi*nin eserine

duyduklar

sayg

ve takdir

duygularndan

olsa gerek,

bu

vadide eser ver-

memilerdir.

Süleyman

Çelebi ve Mevlid’i, bütün

Türk

illerine

yaylan ve

yüzyllar

boyunca

hiç eksilmeyen bir üne

kavumutur.

Bugün

de

bu öhret

ve

bu

itibar

devam

etmektedir.

Süleyman

Çelebi'nin Mevlid’i

baka

dillere

de

çevrilmitir.

Eserin Arapça, Arnavutça.

Bonakça. Rumca,

Çerkesçe, ve ngilizce

(manzum,

F.

Lyman MacCallum tarafndan)

ter-

cümeleri

bulunmaktadr. Aynca Süleyman

Çelebi'nin tesiriyle bir

Kürtçe

Mevlid de

yazlmtr.

Süleyman

Çelebi'nin Mevlid’i kitaptan

kraat

edilmek

suretiyle deil, güzel sesli

hafzlarn makamla okumalaryla

halk

ruhunda

yer

tutmu

ve

geni

kütleler

arasna yaylm-

tr.

Mevlid Merasimleri:

Aslnda

Hz.

Peygamberin doum yldönümünü kutlamak

için

yazlan

Mevlid, çeitli vesilelerle

okutulmutur. Bata

Hz.

Peygamberin doum yldönümü.

Kadir, Mi’râc, Regaib, ve

Berat geceleri

olmak

üzere ehitlerin ve din büyüklerinin ruh-

larn

taziz, ölüm,

doum,

evlenme,

hac

farizasn

eda

etme,

ev

sahibi olma, bir

memuriyete

tayin, adaklar mevlid okutul-

mas

için sebeb tekil etmektedir.

Baz

müesseselerin

kuruluu

veya açl dolaysyla da

mevlid

okutulmaktadr.

(19)

ÖNSÖZ

"Kandil gecesi" denilen

mübarek

geceler

dolaysyla

okutulan mevlidler kendi tarihlerinde (belli zamanlarda),

ölüm

vesileleriyle okutulan mevlidler ise

yl dönümlerine veya

cuma

günlerine rastlatlr. Vefat sebebiyle okutulacak mevlid

için,

ya ölünün topraa

verildii gece

veya krknc

yahut elli

ikinci gece seçilir.

Doumlarda umumiyetle doumun

haftas

tercih edilir.

Mevlid (Hz.

Peygamberin doumu).

Regaib, Mi'rac, Be-

rat,

ve

Kadir geceleri sebebiyle ve

baz

büyüklerin

ruhunu

taziz

maksadyla yaplan

mevlid merasimleri

umumîdir, bütün

halka âmildir.

Bunun dndakiler

hususî mahiyettedir; fertlere, ailelere

ve küçük

bir çevreye mahsustur.

Hz.

Peygamberin doum yl dönümü dolaysyla

mevlid

okutulmas

ve enlikler tertip edilmesi bir ara

baz

ülkelerde resmî bir hüviyet

kazanmt. Bugün

de

Msr'da

ve

Marip

memleketlerinde Hz.

Peygamberdin doum günü

resmî bir

bayram

olarak kutlanmaktadr. Bizde de

1910 yllarnda

Hz.

Muhammed’in doum

günü, dinî ve millî bir

gün

olarak resmi

bir

bayram

haline gelmiti.

Daha önce

Sultan II.

Mahmud

zamannda Mekke'de resmen

mevlid töreni tertib ediliyordu»

Bugün

Mevlid gecesi ve

öbür mübarek

gecelerde

memleket

ölçüsünde mevlid merasimleri olmakla beraber, resmî mahi-

yette herhangi bir tören

yaplmamaktadr.

Mevlid9in

Okunuu:

Mevlid hususî

ekilde ve baz

âdetlere uyularak

okun- maktadr.

Mevlid

toplantlarnda

(cemiyetlerinde) önce Kur*-

an- Kerîm kraat

edilir.

Sonra

Mevlid bahirleri

sra

ile

ve

muayyen

musiki

makamlarna uygun

ekilde okunur.

Her

bahirden sonra

Kur’an- Kerîm

tilâvet edilir.

Baz

bahirler

arasnda

lâhî ve kasidelere

de

yer verilir. Mevlid'in vefat bö-

lümü okunmaz.

Mevlid

toplantsnda erbet veya eker datlmas

ve

gül

suyu

serpilmesi âdettir.

Anadolu'nun baz

yerlerinde hel-

va,

kuru üzüm

ve çörek cinsinden

baz eyler

de

datlmak-

tadr.

Mevlid

okunurken

"Velâdet" bahrinde

Peygamberimizin

doduunu

bildiren beyit

okunurken ayaa kalklr

ve ara

(20)

Önsöz XU1 duas yaplr.

Mevlid'in

sonunda da

asl

dua yaplarak Cenûb- Hakk'n mafiretine snlr,

fatiha

okunarak merasim sona

erdirilir.

Mevlid'in

deeri:

Dini

edebiyatmzn

en

tannm, en

sevilen ve

öhreti

hiç bir

zaman

eksilmeyen eseri Mevlidedir.

Onun

kadar

bee-

nilmi ve okunmu baka

bir eser yoktur.

Yukarda

da belirt-

tiimiz

gibi, dilinin

açk,

sade, külfetsiz

oluu, bu

hususta bü-

yük

rol

oynamtr. Üslubundaki

ve

anlatndaki

samimilik,

yapmacktan uzak olu

eserin tesirini ve

baarsn arttrmtr.

Mevlid dil ve üslûp

bakmndan olduu kadar

edebi yön-

den

de

yüksek deer tamaktadr.

Eserin

mükemmel

bir ya-

ps

ve

kuruluu

vardr.

Her bölüm konuya uygun

bir girile

balamakta

ve güzel bir

ekilde

ilenmektedir. Bölümler ara

smda tam

bir insicam mevcuttur.

Mübalâadan kaçmld

gi-

bi, söz de

lüzumsuz

yere

uzatlmamtr.

Edebi sanatlardan

Türk

halk

edebiyatnda

çok kullanlan "cinas” a fazla yer verilmitir.

Mevlid

yalnz

halk tabakalar

arasnda

deil,

aydn züm-

relerde de

hayranlk uyandrmtr. Bütün

milletin takdirini,

sayg

ve

itibarn kazanan

nâdir eserlerdendir.

Tezkire sahibi Lâtifi, Mevlid için

unlar

söylemektedir:

"Bu fakr

ü hakir dahi

yüz

aded efdali mevlid kitab gör-

düm. Ve

fakat iltifatla her birini

gözden geçürdüm. Her

bi-

rinde

bu

sûz

u

hâleti ve

bu evk ü

harâreti

görmedüm. Ve

i

e

m bu mertebede

birisi

makbul

ve

mehur olmad

vs

beyn-en-nâs biri itibar ü itihar

bulmad.*

9

Gelibolulu Ali ise

Künh-ül-Ahbâr'da öyle

demektedir:

“"Nice mevlid-ün-Nebiyy-i

manzum

dahi var iken birisi

ne

ele

«lnur

ve

ne kimsenün

gözine

dokunur. Gûyâ

ki. ta’lim-i Rûh-i

jKudsî ile

söylenmidür.

99

Ziya

Paa

ise.

hayranln öyle

ifade etmektedir:

Dört

yüz

seneden beri efâzl Bir söz

demedi ana mümâsil

Bilmem ne sühandr

ol sühanlar

Aüfte

olur

hep

iitenler

(21)

XIV ÖNSÖZ

Mehmed

Akif'in

bu konudaki gömüü udur:

Yetiilmez ki:

Süleyman Dede

yükseklerde.

Mevlid

Metinleri:

Mevlid’in, ilim çevresince “asl metin** olarak kabul edi- len eski ekli ile,

bugün okunan

ekli

arasnda

bir hayli fark vardr.

Bugün okunan

Mevlid,

öbürünün yars

kadar, hatta

daha ksadr. Her bölümde

giri mahiyetinde olan

ksm ç- karld

gibi,

umumiyetle

bölümler ihtisar edilmitir.

Buna

karlk, baka

müelliflere ait mevlidlerden

bugün okunan metne

yer yer

baz

beyitler

alnm bulunmaktadr. Bu ek-

liyle

bugünkü

Mevlid,

ksaltlm

ve

karma

bir metin duru-

mundadr.

Mevlid metinleri

arasnda

fark

bulunmas bugünün me-

selesi deildir.

En

eski nüshalar

arasnda da

fark vardr.

Da- ha açk

ve kesin olarak

söylemek

gerekirse Mevlid'in eskiden

beri iki

ayr

“version”u

bulunmaktadr.

Mevlid’in

bu

iki de-

iik

metni

arasndaki ayrlk

ve

deiiklik

“Velâdet” bölü-

münden

itibaren

balamaktadr, daha

önceki bölümlerde

bi

fark yoktur. “Velâdet”

bölümünün

ikinci

faslnn sonund*

aol metinde bir kaside

bulunmakta, deiik

metinde ise, do-

um

yine

mesnevi

eklindeki bir faslla anlatlmakta ve

bu

arada

“Merhabâ”

fasl yer almaktadr.

Daha

sonra gelen.

“Mucizeler”, ”Mi*râc”,

“Peygamberin baz

vasflan” ve

“Ve-

fat

-

* bölümlerinde asl metin ile öteki metin, arada

baz

beyit-

ler

ayn olmakla

beraber,

tamamiyle baka denecek ekilde

deiiktir.

“Türkçe

Mevlid Metinleri” üzerinde doktora

yap-

m

olan Neclâ Pekolcay, Mevlid’in

deiik metninde bulunan

baz

beyitlerin

Sinanolu,

Ebü’I-hayr, âhidî,

Muhibbi

ve

e-

hidi gibi

ahslarn yazdklar

mevlidlerde

de mevcut

oldu-

unu

göstermitir.

Mamafih, bu

eserlerde Mevlid’in asl

met- ninden alnm

beyitler de görülmektedir.

Bu durum

Süley-

man

Çelebi’nin eserinden

öbür

mevlidlere aktarmalar

yapl-

dn

ortaya

koyduu

gibi, Mevlid’in

deiik

metnine

baka

müelliflerin yeni mevlidlerinden

beenilen

beyitler

alndm,

da meydana çkarmaktadr. Bugün okunulan

Mevlid. Süley-

man

Çelebi’nin eserinin asl metni deil,

deiik metnin k-

(22)

ÖNSÖZ XV

sahilmi

eklidir.

Bu

metin defa

baslmtr.

ve yeni harflerle müteaddit:

Mevlid

neirleri:

Mevlid'in asl metni

lmî

esaslara

uygun

olarak

srasyla

Ahmet Aymutlu,

Necla Pekolcay ve

Ahmet Ate tarafndan

hazrlanm

ve birincisi ile

üçüncüsü

kitap halinde

yaymlan-

mtr. Bu

neirler

himmet

ve gayret

mahsulü

olmakla beraber»,

eserin

tam

ve

mükemmel

bir metni ortaya

çkarlm

deildir.

Nüsha farklarnn

tenkidi

yaplrken yanlla düüldüü

gibi,

baz

beyitlerin

metne alnp alnmamasnda da

isabetli hare- ket edilmemitir.

Bu

neirlerde eserin bölümleri

de

kesin ve*

açk

olarak belirtilememitir.

Bazsnda

her

balk ayr

bir

bölüm

gibi telâkki edilip

numaralanmtr. Bu

metinlerde» Eski-.

Anadolu

Türkçesi hususiyetlerine

dc tam

olarak

uyulamam».

yer yer kelimeler

yanl

telâffuzla tesbit edilmitir.

Bazen

ke- limelerin

mânay bozacak ekilde yanl okunduu da

görül- mektedir.

Meselâ

‘"Gaflet

uykusuna

talup uy’mad*’ msral-

ndaki

talup kelimesi “tâlib

olmad*' eklinde

tesbit edil-

mitir.

“Çünkü

tekbir itdi

el

balad.

/

Döymedi

çözdi elini'

alad"

beytindeki

“dayanamad» tahammül

edemedi**

mâna- sna

gelen

“döymedi"

kelimesi

“duymad", “tuymad*'

ve “dut-

mad”

ekillerinde

okunmutur. “Hâtrum imdi

igen

ho

oldu

ho" msranda

“pek, çok, ziyade*’

demek

olan “igen** keli-

mesi “iken”

eklinde yazlmtr. Yanl okumaa baka

bir

örnek

de

“budur

hâli

cihânun

bilünüz.

/ Ger

sizün var ise aki u bilünüz** beytindeki ikinci bilünüz kelimesidir»

bu

“bil-

günüz"

olarak

okunmutur. “bu hân- ehd

ki »îrindür

dad /

Bil Veslet-ün-Necât

old

ad** beytindeki

“tad" demek

olan

“dad" mânay

alt üst

edecek ekilde

“didi" olarak

okun- mutur. Çarma edat

**iy"

bu

neirlerin

bazsnda “ey” ba-

zsnda

“î" olarak tesbit edilmitir. Halbuki ekin vezne

göre

“iy" ve “i"

olmak

üzere iki ekli

bulunmaktadr. Bu

mahi-

yetteki

yanllarn says

az deildir-

Bu

neirlerde

ayrca

bu-

günkü

metin ile bir ilgi de

kurulmamtr.

Bütün

bunlar Mevlid metninin yeni bir

nerinin hazr-

lanmasn

gerektirmekteydi.

Daha

önce

yaplan

neirlerde!*

de faydalanmak

ve tekrar birçok

yazmalar görmek

suretiyle*.

(23)

XVI ÖNSÖZ

•eskiden beri üzerinde

çaltmz

Mevlidin “Bin

Teme!

Eser**

yaynlarnda aranlan art ve

vasflara

uygun

yeni bit metnini

hazrladk.

Böylece en sahih bir

nüsha meydana

getirdiimizi

«anyoruz. Önce Mevlidin

asl metnini verdik.

Sonra deiik

olan ikinci metnini

de vermei uygun

gördük. Yalnz*

“Ve-

lâdet**

bölümüne kadar

iki metin

ayn olduu

için* ikinci

me-

tinin

bugün okunan muhtasar

eklini

aldk

**Mi*râc** bölü-

münde

de

buna

uyduk.

Daha

sonraki bölümleri

deiik

meti-

nin en eski

yazma nüshasndan

nakl ettik.

Bu

suretle Mevlid*in

•eski ve asl metni ile

bugün yaayan

ikinci ve yeni ekli ara-

snda

bir irtibat ve

münasebet kurulmu

oldu.

Bizim

hazrladmz

metin* ilmi bir

neir

deil* fakat il-

me dayanan

bir neirdir.

Nüsha farklarn

ve tenkidleri gös-

termei

gerekli

bulmadk.

Eserde geçen âyet ve hadisler ile

tamlamalar

sayfa altlarna*

açklamal

sözlük

kitabn sonuna kondu.

Bu

neirle

Mevlidin

imdilik

mümkün

olan en sahih bir

metnini

vermi

bulunuyoruz.

Süleyman

Çelebi eseri için

Dahi

her

kime

k*irie

bu

kitâb

Klmaya

bize

hatâsyçün

itâb

•âiri gibi

bunun eksüi çok

Olmaya

bir beyti

kim eksüi yok

demiti.

Biz

de büyük

airin tevazu ile söyledii

bu

sözleri,

kendi

çalmamz

için bir gerçek olarak tekrarlyoruz.

Mev-

lidin

yazlnn

560.

yldönümünde,

müellifinin aziz hatra-

sn*

.bütün milletin

duygularna tercüman olduumuza

inana- rak*

sayg ve

minnetle anarz..

Fatih*

Mays 1970

Prof. Dr.

Faruk

K.

Timurta

(24)

VESILET

-

ÜN -NECAT

(Eski ve asl metin)

Referanslar

Benzer Belgeler

2009 yılında milli gelir reel anlamda %4,7 oranında küçülmüş, yıl sonu itibariyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 954 milyar TL olmuştur.. Rakamlara dolar

“2008 Yılı Katılım Öncesi Ekonomik Programı”nda 2009 yılında milli gelirin reel anlamda %3,6 oranında daralması, işsizlik oranının ise yıl ortalamasında %13,5

Sonuç itibariyle faiz dışı harcamaların hedeflenen seviyenin üzerine çıkmasıyla, faiz dışı bütçe fazlası 2007 yılını sene başında açıklanan hedefin 1 milyar

2006 yılında hedeflenenin üzerinde bir faiz dışı fazla seviyesine ulaşılması sayesinde, bütçe açığı öngörülen seviyenin altında gerçekleşmiş, borç stokunun

Yüksek faiz dışı fazla seviyesine ulaşılması ve reel faizlerdeki gerileme sayesinde, 2005 yılında bütçe açığı öngörülen seviyenin altında gerçekleşmiştir..

Sonuç olarak, faiz dışı fazla 2003 yılında rekor düzeyde gerçekleşirken, kamu kesiminin toplam net borç stokunun milli gelirdeki payı da düşmeye devam etmişti..

Nitekim, 2001 yılında ekonomik programla ilgili pek çok sıkıntıya rağmen, bütçe dengeleri planlanandan da iyi bir performans sergilemiş, IMF tanımlarına göre

2001 yılında repo işlemleri üzerindeki stopaj oranlarının arttırılmasının ardından, 2002 yılında Merkez Bankasının ağırlıklı olarak sene başında yaptığı