• Sonuç bulunamadı

BATI ALMANYA'DA HALK EFKÂRI VE İŞLETMELER GÖZÜ İLE YABANCI İŞÇİLER

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "BATI ALMANYA'DA HALK EFKÂRI VE İŞLETMELER GÖZÜ İLE YABANCI İŞÇİLER"

Copied!
20
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

YABANCI İŞÇİLER

I — Giriş : . v I! — Almanya'da Yabancı İşçi İstihdamının Başlıca Meseleleri:

A) Yabancı İşçi İstihdamından Doğan İşletmeiçi Problemler a) İşe alma ve yerleştirme

b) İşe intibak ve iş disiplini

c) Devamsızlık, hastalık, izni geçirme ve yüksek işçi devri B) Yabancı İşçi İstihdamından Doğan İşletme Dışı Problemler

a) Cemiyete İntibak Hususunda Karşılaşılan Problemler b) Mesken Temininde Karşılaşılan Güçlükler

c) Alman Halk Efkârı ve Yabancı İsçiler III —. Netice :

Prof. Dr. Orhan TUNA I — G l R i ş :

Batı A l m a n y a ' d a 1948 yılında yapılan para r e f o r m u n u , hattâ b i r çok selâhiyetlilerin ifadesiyle para operasyonunu t a k i p eden yıllar­

da emek piyasası gerginleşmeğe bağlamıştır. F i l h a k i k a b i r t a r a f ­ t a n hızlı b i r ekonomik büyüme, diğer t a r a f t a n sendikaların tesir ve t a z y i k i neticesinde iş müddetlerinin devamlı olarak kısaltılması b u gerginliğin belli başlı sebepleri arasındadır. Batı A l m a n y a İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Prof. Siegfried Balke'ye göre, A l m a n işçi sendikaları ne ekonominin konjektürel t r e n d i n i , ne A l ­ m a n nüfusunun potansiyel gelişmesini d i k k a t e almaksızın, iş müd­

d e t l e r i n i n kısaltılması hususunda i n a t ve İsrar etmişler, bunda d a m u v a f f a k olmuşlardır. Netice i t i b a r i y l e işgücü fıkdanı z a r u r i ola­

r a k istihsâl h a c m i n i n genişlemesini t a h d i t etmiş, paranın satın a l ­ m a gücünü t e h l i k e l i b i r mecraya sürüklemiş ve b u da esas i t i b a r i y l e i h r a c a t a dayanan A l m a n ekonomisinin endişe v e r i c i b i r i s t i k a m e t almasına y o l açmıştır.

N i t e k i m 1960 yılının Temmuz ayı sonunda Federal A l m a n y a da 538 b i n açık işyerinin bulunmasına karşı, 276 b i n yabancı işçi çalışmaktaydı. Yabancı işçi sayısı aynı yılın Eylül ayı sonunda 326 b i n rakkamına yükselmiştir. 1960 senesinin E k i m ayında ise, bütün batı A l m a n y a da 121 b i n işsize karşı 520 b i n açık işyerinin bulundu­

ğu, Federal İş ve İşçi B u l m a ve İşsizlik Sigortası K u r u m u n c a tes­

p i t edilmişdir. E m e k piyasasındaki g e r g i n l i k ve d a r boğazlar 1955 yılında k e n d i m şiddetle hissettirmeye başlayınca, alâkalı m a k a m -

(2)

l a r yabancı işçi istihdamı üzerinde önemle durmuşlar ve âtıl işgücüne sahip memleketlerle b u hususta resmî temas ve mü­

nasebetler kurmuşlardır. B u meyanda yabancı işçi istihdamı mese­

lesi işveren teşekkülleri ve işçi sendikaları delegelerinin de katıldığı toplantılarda görüşülmüş ve bunların çalıştırılmasında d i k k a t e alı­

nacak prensipler tesbit edilmiştir. B u prensipler arasında, yabancı işçilerin h a k ve vecibeler bakımından A l m a n işçileriyle aynı mua­

meleye tâbi tutulması esası başta gelmektedir. B u suretle A l m a n işçi sendikalarının, yabancı işçi istihdamının ücret ve i s t i h d a m şartları üzerinde meydana getirmesi muhtemel tazyikler hususun­

d a k i tereddüt ve endişeleri b e r t a r a f edilmiştir. B u n u n neticesinde Batı A l m a n y a ' d a çalışan yabancı işçilerin sayısının 1966 n m i l k altı ayında 1 314 000 e yükseldiği ve yabancı işgücü i s t i h d a m mese­

lesinin gittikçe a r t a n b i r önem kazandığı görülmektedir. Z i r a yapı­

lan hesaplara göre, bütün işsizler ve çalışabilir d u r u m d a k i bütün A l m a n kadınları çalıştırılsa dahi, A l m a n sanayiinin ihtiyacının y e r l i işgücüyle karşılanamıyacağı gerçeği anlaşılmıştır. B u n d a n başka, b u hesabı yapan uzmanlar, halen âtıl o l a n kadın işgücünün istihdamı halinde, işe devamsızlık h a l l e r i n i n ve hastalıkla geçen günlerin azal­

m a k yerine büyük ölçüde artacağını ifade etmektedirler. B u i t i b a r l a yabancı işçi istihdamına karşı i l e r i sürülen mahzurların mevcut d u ­ r u m karşısında büyük Ölçüde v a r i t olmadığını, bilâkis b u n u n i k t i ­ sadî hayatın m e n f a a t i icabı olduğunu, konjonktür h a r e k e t l e r i n i n salim b i r şekilde s e y r i n i emniyet altına aldığını ve hattâ iktisadî büyümenin aslî şartlarından b i r i olduğunu iddia eden müellif ve ida­

reciler azımsanmıyacak k a d a r çoktur.

B u n u n l a beraber yabancı işçi itihdamınm A l m a n ekonomisi ba­

kımından değerlendirilmesi b i r b i r i n e zıt, i k i veçhe arzetmektedir. B i ­ r i n c i görüş yukarıda ifade edildiği g i b i , Almanya'nın yabancı işçi is­

tihdamına muhtaç olduğunu, bunun iktisadî hayatın menfaati icabı o l ­ duğunu, i y i b i r konjonktür s e y r i n i emniyet altına aldığını, ücretlerin yükselmesini önleyerek A l m a n teşebbüslerinin içte ve dışta rekabet imkânlarının artmasına y o l açtığını ve dolayısile iktisadî büyüme için şart olduğunu iddia ederek, yabancı işçi istihdamının bugünkü geçici ve arızî d u r u m u n d a n kurtarılıp, A l m a n işgücü h a c m i n i n de­

vamlı b i r u n s u r u haline g e t i r i l m e s i n i müdafaa ederken, diğer görüşü benimseyenler tamamiyle zıt b i r f i k r i savunmaktadır. B u n l a r yaban­

cı işçi istihdamının enflâsyonu t a h r i k ederek, paranın satın alma 1 gücünü zaiflettiğini, suçluluk d u r u m u n u arttırdığını, yabancı iş-

(3)

çilerin sık sık hastalanmak veya fazla sayıda iş kazalarına sebebiyet vermek suretile, hattâ fazla çocuk sahibi olmak hasebiyle sosyal si­

gorta fonlarına ağır yükler t a h m i l ettiğini, ayrıca halkı rahatsız ve huzursuz kıldığını, b u bakımdan yabancı işçi istihdamından vazge­

çilmesini tavsiye etmektedirler. Bilhassa îsviçrenin yabancı işçi is­

tihdamını t a h d i t etmesine m u k a b i l , F. Almanya'nın alabildiğine ya­

bancı işçi k a b u l etmesi tenkitlere y o l açmakta, yabancı işçilerin yük­

selen nispeti bazı endişelerin doğmasına sebep olmaktadır. A n c a k b u hususta i l e r i sürülen argümanların daima sağlam esaslara dayandı­

ğını iddia etmek zordur. Çok defa münferit hâdiselerden u m u m i ne­

ticeler çıkarmak temayülü hâkim bulunmaktadır. Meselâ suçluluk d u r u m u n d a k i artış, hastalık d u r u m u , sosyal sigorta teşkilâtının a l ­ tına girdiği ağır yük, iş kazalarının kesafeti v.s. g i b i hususlarda ya­

yınlanan makaleler, h i s l e r i n harekete getirilmesine ve t a h r i k l e r e y o l açmaktadır. Meselenin basın ve yayın organlarındaki münakaşası esnasında f i k i r ve m u k a b i l f i k i r l e r , argüman ve m u k a b i l argümanlar i l e r i sürülmekte f a k a t o b j e k t i f analizlere pek az rastlanmaktadır.

H a l e n b i r çok çevreler b u hususta kifayetsiz dokümanlara sahiptir­

ler. Bundan dolayı i l e r i sürülen dağınık f i k i r l e r sağlam temellere oturtulmuş, ana hatları vazıh b i r şekilde formüle edilmiş b i r konsep- siyondan m a h r u m d u r .

I I — A L M A N Y A ' D A Y A B A N C I İŞÇİ İSTİHDAMININ BAŞLICA M E ­ SELELERİ.

Bütün mes'ul şahısların ve müesseselerin halen mevcut olan iktisadî sebepler dolayısiyle, yabancı işçi istihdamının zarurî oldu­

ğunda müttefik olmasına rağmen, b u istihdamın çeşitli problemler doğurduğu h a k i k a t i n i de kabul etmektedirler. B u problemleri önce işletmecilik yönünden, daha sonra A l m a n t o p l u m u n a i n t i b a k bakı­

mından o l m a k üzere esas i t i b a r i l e i k i kısımda mütalea etmek k a b i l ­ d i r . İşletmecilikle i l g i l i zorlukları, yabancı işçinin t e m i n i ve işe yer­

leştirilmesi, mesken sağlanması, işe i n t i b a k edinceye kadar geçen devre, iş d i s i p l i n i karşısındaki t u t u m u , işletmede kalış müddetleri ve nihayet işletmenin yabancılaşma nispeti g i b i çeşitli n o k t a l a r d a ince­

lemek mümkündür. B u n l a r işletme içi problemler olarak aşağıda tet­

k i k edilecektir. Yabancı işçilerin topluma intibakından doğan mese­

leler ise, yabancı işçinin zihniyet farklılığı, p s i k o l o j i k d u r u m u , eğitim ve kültür vaziyeti ve bizzat içine girdiği t o p l u m u n imkânları ve kendi-

(4)

sine kargı t u t u m u netcesinde meydana çıkan aksaklıklardır. Mesele­

n i n A l m a n ekonomisi bakımından nihaî değerlendirilmesine geçme­

den önce, yabancı işçi istihdamının doğurduğu güçlükleri kısaca be­

l i r t m e k istiyoruz.

A — Yabancı İşçi İstihdamından Doğan İşletme İçi Meseleler.

Yabancı işçinin işe alınması, yerleştirilmesi işletmeler bakımın­

dan A l m a n işçi istihdamında karşılaşılmayan b i r takım güçlükler ya­

ratmaktadır. Diğer t a r a f t a n b i r kısım yabancı işçilerin z i h n i y e t f a r k ­ ları, dile yabancılık, itimatsızlık, yanlış tasavvur ve düşünceler, is­

t i h k a k kesp edilmemiş menfaatler, h i s s i l i k ve seyyaliyet, keza orga­

nizasyon ve sınaî işlerdeki tecrübesizlik bazı zorluk ve gerginliklere y o l açmakta ve işletmenin sevk ve idaresini güçleştirmektedir.

a) îşe alma ve yerleştirme ; Yabancı işçilerin Batı A l m a n y a ' d a istihdamının bazı problemlerin doğmasına y o l açtığına yukarıda te­

mas etmiştik. Gerçekten hangi millete mensup olursa olsun, yabancı b i r işçinin işe alınmasının işletmeler bakımından, A l m a n işçile­

r i n e nazaran daha masraflı olduğu tesbit edilmiştir. B u n u n sebep­

l e r i şunlardır : H e r şeyden önce yabancı işçiler, başta personel d a i ­ resi olmak üzere alâkalı daireleri, A l m a n işçilerine nispetle daha çok meşgul etmektedirler. F i l h a k i k a A l m a n işletmeleri b u n l a r için ya­

bancı işçi t e m i n eden k u r u m l a müteaddit temaslar y a p m a k t a , t e m i n i istenen işçi başına muayyen b i r m i k t a r y o l ve yiyecek masrafı öde­

mekte, h e r b i r i için mesken t e m i n i ve bunun t e m i n edildiğini isbat mecburiyetine r i a y e t etmekte ve neticede türlü muamelelerden sonra personel dairesine g e t i r i l e n işçi, ekseriyetle, A l m a n c a lisan bilgisin­

den yoksun, hiçbir mesleki eğitim görmemiş ve hattâ sanayide çalış­

m a k hususunda hiç b i r tecrübe geçirmemiş i p t i d a i b i r ziraat işçisi vasfına haiz bulunabilmektedir.

Diğer t a r a f t a n « Batı A l m a n y a ' d a çalışan yabancı işçiler, h a k ­ lar ve vecibeler i t i b a r i l e A l m a n işçilerinden asla farklı değildir, h e r i k i g r u p da, hiç değilse şeklen, aynı sosyal ve malî mevzuata tâbi b u ­ lunmaktadır » denmesine rağmen, b i r yabancı işçinin işe alınmasın­

da bazı farklılıklar ve ayrılıklar olduğu meydandadır. Z i r a b i r A l ­ manın her h a n g i b i r işe alınması ve istihdamı sırasında mevcut o l ­ m a y a n f o r m a l i t e güçlükleri, b i r yabancı için büyük ölçüde bahis ko-

(5)

nusudur. B u formaliteler, işletmeler için zaman, yabancı işçiler için de ücret kaybına sebep olmaktadır.

Başka b i r güçlük ve personel dairesi için muazzam b i r iş de, iş­

letmede çalışan. A l m a n işçilerine, yabancı işçi istihdamının m a h i y e t ve zaruretlerinin anlatılmasıdır. Yabancı işçilerin istihdamı ile iş­

letme atmosferinin zedelenmesini önlemek için, A l m a n işçisine, y a ­ bancı işçilerin asla A l m a n işçilerinin yerine i s t i h d a m edilmediği, A l - manyada insangücü kaynaklarının yetersizliği sebebile i k t i s a d i geliş­

m e n i n muhtaç olduğu işgücünün dışarıdan t e m i n i yoluna gidildiği, A l m a n halkının t a m istihdamının bundan haleldar olmayacağı, ge­

len yabancı işçilere, yurttaşlarının y e r i n i alan b i r e r düşman nazarı ile değil, A l m a n ekonomisinin gelişmesine yardımcı b i r unsur gö- züle bakmaları ve vatanlarından ve yuvalarından uzak olan b u kişi­

lere yakınlık göstermeleri icabettiği anlatılmalıdır. B u arada, bilhas­

sa işletmede yabancı işçileri emrinde çalıştıracak o l a n şeflere h i t a p edilmeli ve peşin hükümlerin tasfiyesine çalışılmalıdır. Bütün bun­

lar b i r Almanın işe alınmasında ve istihdamında ihtiyaç d u y u l ­ m a y a n zaruretlerdir. Diğer yönden bütün f o r m a l i t e l e r i i k m a l edilmiş olan b i r yabancı işçinin, işletme içinde muayyen b i r kısımda i s t i h ­ d a m edilmesi de diğer bazı güçlüklere sebebiyet vermektedir. B u h u ­ susta alâkalının eğitim d u r u m u , iş tecrübesi ve fizikî hususiyetleri d i k k a t e alınmak icabetmektedir. B u mevzuda yapılan, geniş dene­

meler bazı m u v a f f a k neticeler vermiştir. Şöyle k i , yabancı işçiye iş­

yerinde, önce basit b i r iş verilmekte, b u işte prodüktif çalışıp çalış­

madığı müşahede altına alınmaktadır. B u müşahede bilhassa yaban­

cı işçinin kabiliyet, ehliyet, işe alışkanlık ve kendisini işe verip ver­

mediği n o k t a l a r üzerinde toplanmaktadır. Yabancı işçi ancak b u h u ­ suslar tesbit edildikten sonra, aslî ve devamlı işyerine nakledilmekte­

d i r . B u t a k d i r d e devamlı işyeri, işçinin haiz olduğu vasıflara u y g u n olduğu için, karşılıklı b i r t a t m i n doğmakta ve b u yoldan b i r çok en­

geller o r t a d a n kaldırılmaktadır. F i l h a k i k a yabancı işçiler kendi k a ­ biliyet, vasıf ve temayüllerine u y g u n işlerde çalıştırıldıkları t a k d i r ­ de, hem v e r i m l i l i k l e r i n i n arttığı ve iş kazalarınn azaldğı, hem de iş­

çi d e v r i n i n düştüğü tesbit edilmiştir.

b) İşe intibak ve iş disiplini : Yabancı işçilerin mesleki eğitim­

l e r i umumiyetle çok zayıftır. Bundan dolayı yabancı işçilerin bü­

yük b i r kısmı yardımcı işçi durumundadır. Ayrıca b i r çokları çeşitli mesleklerde çalışmışlar, hemen h e r şeyi t a t b i k a t içinde Öğrenmeye alışmışlardır. U m u m i y e t l e çok k a b i l i y e t l i d i r l e r ve h a y r e t edilecek

(6)

b i r süratle kendilerine gösterilen işi Öğrenmektedirler. A n c a k A l m a n d i l i n i konuşup anlayamamaları bunların yeni işlerine i n t i b a k devre­

sini kısmen uzatmaktadır. N i t e k i m yabancı işçilerin b i r işe yerleş­

t i r i l m e l e r i , bütün f o r m a l i t e l e r i n i k m a l i , işe alıştırılmaları ve çalıştık­

ları çevre ile tanışmaları hususunda belli başlı engeli, d i l ayrılığının teşkil ettiğini b i r çok Alman, işverenleri ve işletmelerin personel ida­

recileri ifade etmişlerdir. B u engelin bertaraf edilebilmesi için, gerçi tercümanlık müessesesi ihdas edilmişse de, bugüne k a d a r edinilen tecrübeler, tercümanlık müessesesinin tatminkâr b i r netice verme­

diğini göstermektedir. B u d u r u m karşısında bazı çevreler yabancı işçilerin ancak a d i , k i r l i ve p r i m i t i f işlerde istihdamının rasyonel olacağı f i k r i n i müdafaa etmektedirler. A n c a k b u hususta b i r u m u - mileştirmeğe g i t m e n i n asla doğru olmıyacağını hemen b e l i r t m e k icabeder. U m u m i y e t l e yabancı işçilerde, kendilerine insanî davranıl- dığı ve b i r l i k t e çalıştıkları A l m a n işçilerine nazaran başka türlü m u ­ amele edilmediği hissi uyandırıldığı takdirde, işe i n t i b a k hususunda­

k i güçlükler azalmaktadır. Bundan dolayı b i r işletmede görülmesi icabeden nahoş, sevimsiz ve verimsiz işlerin hepsini de yabancı işçi­

lere devretmekten kaçınılmalıdır. Yabancı işçilerin doğrudan doğru­

y a temas ve münasebette bulundukları ustalar, kısfım şefleri ve âmirlerin b u hususlara bilhassa d i k k a t ve r i a y e t etmeleri gerek­

mektedir.

îşe intibaksızlıklar bilhassa hiç b i r modern sanayi işletmesin­

de çalışmamış işçilerde olmaktadır. Z i r a i l k defa b i r f a b r i k a d a işe başlayan insanlar, yabancısı oldukları b i r h a y a t ve çalışma temposu ile karşı karşıya kalırlar. Sanayideki posta usulüne göre gece mesa­

isi, günün doğmasiîe uyanan ve batmasiyle u y u y a n köylüler için, gerçekten yeni ve alışılmamış b i r h a y a t tarzıdır. Sınaî işletmeler­

deki toz, korkunç gürültü, yerine göre sıcaklık veya soğukluk k a r ­ şısında hassasiyet göstermeler, işletme idarecileri için sabır ve sü­

kûnetle karşılanması icap eden tezahürlerdir. B u g i b i insanlardan, bugünden yarına, yerleşmiş sanayi işçisinin d i s i p l i n i n i beklemek doğru olmaz. M o d e r n işletmelerdeki a k o r t ücret sistemi, işletme d i ­ siplinine a i t kaide ve n o r m l a r a uymak, giriş çıkış kartları basmak gibi mecburiyetler, i l k defa sanayi hayatına başlayan yabancı işçi­

ler için, rahatsız edici, hattâ k o r k u t u c u kaide ve tedbirlerdir. V a k ­ t i n n a k i t olduğunu, aynı işletmenin başka b i r kısmında çalışan h e m - şehrileriyle konuşmanın yasak bulunduğunu, her canı isteyişte işin t e r k edilemiyeceğini, bıkkınlık hallerinde evin y o l u n u n t u t u l a m a y a ­ cağını, köyden gelmiş yabancı işçilere ancak zamanla a n l a t m a k ve

(7)

öğretmek k a b i l d i r . 20 - 30 sene t a b i a t l a iç içe çalışmış olan ve kö­

yünün bütün ırmaklarını yakından tanıyan b i r insanı, 8 saat müd­

detle işletmenin sıkıcı b i r köşesinde çalışmağa icbar etmek kolay b i r iş değildir. Yaplan müşahedeler, b u t i p işçinin f a b r i k a salonu­

nun penceresinden yeni çiçek açmış b i r elma ağacını nasıl sevgiyle seyrettiğini ve b u arada b i r köy türküsü mırıldandığını göstermiştir.

B u b i r h a s r e t i n ve n o s t a l j i n i n ifadesidir. Binaenaleyh yabancı işçinin meslekî, içtimaî ve siyasî bakımdan yeni b i r h a y a t a intibakı bahis konusudur. İşletme idaresinin her şeyden evvel meslekî i n t i b a k h u ­ susunda büyük alâka ve menfaati olduğu aşikârdır. F a k a t yabancı işçi sadece b i r «işgücü» değil, b i r insan ve cemiyetin b i r uzvudur.

Binaenaleyh sırf boş b i r iş y e r i n i n doldurulması maksadiyle yabancı işçi çalıştıran işletme idarecileri, hatalı b i r görüşe sahip b u l u n m a k ­ tadırlar.

Hususiyle maden ocaklarında çalıştırılacak yabancı işçiler ehem­

m i y e t l i müşküllere y o l açmaktadır. Z i r a maden ocaklarının bazı h u ­ susiyetleri vardır ve t a b i a t içinde doğmuş, yaşamış ve büyümüş b i r insan için, m a d e n c i l i k katlanılması cidden zor b i r iştir. Z i r a y e r i n yüzlerce metre derinliğinde, ışıktan ve temiz havadan m a h r u m ola­

r a k sıkışık yerlerde çalışmak, insanlarda h e m bedenî, hem ruhî bazı şartlar isteyen b i r husustur.

Yapılan bütün denemeler, güneyli yabancı işçiye iş yerlerinde, Önce kapalı salonlarda iş verilmesinin doğru olmadığını göstermek­

tedir. Ayrıca k a y a n şeritler başında veya b i r m a k i n a başında d a iş verilmemelidir. Yabancı işçinin işe intibakında karşılaşılan güçlük­

l e r i n giderilmesi hususundaki t e d b i r l e r i hülâsa etmek gerekirse, iş­

letme idarecisine düşen vazife, önce bunların A l m a n cemiyetine ay­

kırı düşen bazı davranışlarını müsamaha ile karşılamak, sonra d a işletmedeki çalışma r i t m i n e uymaları, iş kazalarından k o r u n m a usul­

lerine r i a y e t etmeleri hususunda kendilerine gerekli b i l g i y i sabır ve güleryüzle anlatmaktır. Ayrıca işletmeler, herşeyden evvel, yabancı işçilere A l m a n c a d i l i n i n öğrenilmesindeki lüzum ve z a r u r e t i anlat­

malıdırlar. B u suretle sadece işe i n t i b a k kolaylaştırılmış olmaz, ay­

rıca yabancılar için mesleki ilerleme de emniyet altına alınmış olur.

Çünkü A l m a n c a Öğrenen her yabancı işçi, daha çok yükselme ve ilerleme şansına sahiptir.' F i l h a k i k a yapılan tecrübeler, yaoancı iş­

çilerin m u a y y e n b i r çalışma süresi zarfında k a l i f i y e b i r e r eleman h a l i n e gelecek k a b i l i y e t i haiz olduklarını göstermiştir. Böy£e b i r k a l i f i k a s y o n ise, hem A l m a n ekonomisi,bakımından arzuya şayandır,

(8)

hem de yabancı işçilere vatanlarına avdetlerinde kalkınma gayretle­

r i n e vasıflı b i r eleman olarak katılma imkânını bahşeder.

c) Devamsızlık; hastalık, izni geçirme ve yüksek işçi devri : Diğer b i r meseleyi, yabancı işçilerin hastalık d u r u m u , devam­

sızlıkları ve yer değiştirmeleri teşkil etmektedir. Yapılan tecrübeler, yabancı işçilerin hastalık ve devamsızlık h a l l e r i n i n yerlilerden fazla olmadığını göstermştir. F i l h a k i k a başlangıçtaki alışma durumlarını bundan istisna etmek icap eder. B u başlangıç müddeti içinde bilhas­

sa soğuk almalar ve mide sancıları şikâyetleri mühim b i r yer işgal etmektedir. B u k a b i l hastalıkları, yabancı işçileri i y i ısıtılmış l o j ­ m a n l a r d a iskân etmek ve A l m a n mutbağm^a i n t i b a k etmelerini sağ­

lamak neticesinde b e r t a r a f etmek k a b i l d i r .

B u n d a n başka, iş y e r i n i haber vermeden terketme, i z i n l e r i ge­

çirme, temarüz h a l l e r i vesaire g i b i v a k a l a r istihsâl vetiresini aksa­

tıcı hâdiselerdir. B u d u r u m u n yabancı işçilere müşahede t a r i k i y l e anlatılması lâzımdır. Yabancı işçilerin oldukça ehemmiyetli b i r kıs­

mı aldıkları izinden v a k t i n d e avdet etmemektedirler. Bunda, v a t a n ve aile h a s r e t i n i n büyük t e s i r i olduğu muhakkaktır. B u n u önlemek için işletmeler, yurtlarına g i t m e l e r i çok zaman alan işçilere yolda ge­

çecek müddetler için ücretsiz izin vermelidir. Ayrıca, hususiyle yaz aylarında alman i z i n l e r i n haftalarca geçirilmesi, alâkalıların köyle­

rinde ziraî işlerle uğraşmaları zaruretinden doğmaktadır. B u t a k d i r ­ de, hiç değilse v a k t i n d e dönemiyeceklerini işletmeye b i l d i r m e l e r i ica- bettiğinin, hastalık halinde ise, ellerindeki r a p o r u çalıştıkları f a b r i ­ k a y a göndermelerinin h e m işletmenin personel d u r u m u n u ayarlaya­

bilmesi, h e m de i z n i n i geçirmiş olarak dönenlerin yerine başka işçi- alınıp, kendisinin işsiz kalmamasını t e m i n bakımından lüzumlu o l ­ duğunun yabancı işçilere izah edilmesi lâzımdır.

İşçi d e v r i ise, en çok vatan h a s r e t i ve vatandan gelen m e k t u p l a r ve t e l g r a f l a r neticesinde meydana gelmektedir. Ayrıca işverenler, muayyen b i r işe u y g u n olmadığını anladıkları işçilerin iş a k i d l e r i n i fesh etmekte, b u d a işçi devrine y o l açmaktadır. Şu halde b u h u ­ susta i k i taraflı sebepler ve neticeler bahis konusudur. F a k a t işçi devrinde en mühim faktör, yabancı işçilerin, daha i y i i s t i h d a m şart­

larına kavuşmak istemeleri yüzünden, A l m a n y a içinde başka işlet­

melere i n t i k a l arzularıdır. Bütün bunlara rağmen, yabancı işçilere a i t işyerini değiştirme rakkamları, bidayetteki üç aydan sarfınazar

(9)

edildiği t a k d i r d e , A l m a n işçilerine a i t r a k k a m l a r d a n pek farklı de­

ğildir. F a k a t i l k üç ay zarfında yabancı işçiler arasındaki işçi d e v r i , o r t a l a m a olarak, A l m a n l a r d a n fazladır. B u n d a da, yukarıda temas ettiğimiz g i b i , işverenlerin muayyen b i r işe u y g u n görmedikleri işçi­

n i n iş a k d i n i feshedip, başka işletmelere geçmelerine müsaade etme­

l e r i büyük b i r r o l o y n a m a k t a veya işçinin gelmeden önce, kendisine verilecek iş hakkında yanlış bazı kanaatlere sahip olması başlıca se­

bebi teşkil etmektedir. Meselâ diplomalı b i r hemşirenin yanlışlıkla A l - manyada b i r otele bulaşık yıkamak üzere t r a n s f e r i , b i r hastahane veya k l i n i k t e çalışmayı tahayyül eden işçi için büyük ve nahoş b i r sürpriz teşkil etmektedir. B u g i b i olaylar da i l k aylarda işçi d e v r i n i n yüksek o r a n l a r a varmasında âmil olmaktadır. B u nispet, F o r d fab­

rikalarında % 40 g i b i yüksek b i r seviyeye varmaktadır. F a k a t işlet­

me idarecileri bunu n o r m a l karşıladıklarını beyan, ederek, « b i r k r i z halinde önce a k i t l e r i n i feshedeceğimiz işçiler yabancı işçiler değil, f a k a t verimsiz işçilerdir » demektedirler.

F i l h a k i k a yabancı işçilerin ( bilhassa cenupluların ) k a b i l i y e t i k e n d i l e r i n i yardımcı işçilikten vasıflı işçiliğe daha çabuk yükselt­

mekte, b i t t a b i b u d u r u m karşısında işçi devri nispeti azalmaktadır.

E — Yabancı İşçi İstihdamından Doğan İşletme Dışı Problemler.

Yabancı işçilerin zihniyet ve davranışlarının farklılığı, bunların A l m a n sosyal hayatına i n t i b a k etmelerini güçleştirmektedir. A l m a n d i l i n i bilmemeleri, A l m a n cemiyetinin örf ve adetlerine yabancı ol­

maları ve h e r şeyden evvel başka i k l i m i n insanı ve başka b i r y a r a ­ dılışa, başka b i r mantaliteye sahip bulunmaları, A l m a n cemiyetine i n t i b a k devresini uzatmaktadır.

Diğer t a r a f t a n , bunların çeşitli sebeplerle Aîman h a l k efkârı t a ­ rafından benimsenmemesi de i n t i b a k hususundaki güçlükleri arttır­

maktadır.

a) Cemiyete intibak humsmıda karşılaşılan problemler.

Yabancı işçilerin A l m a n ekonomik ve sosyal hayatına i n t i b a k ­ larından meyldana gelen b i r çok müşküllerin sebeplerini u m u m i ­ yetle güney memleketlerinden gelen b u insanların z i h n i y e t ve davra­

nışlarında aramak icap eder. Bunları esas i t i b a r i y l e p s i k o l o j i k zor-

(10)

hıklar o l a r a k vasıflandırmak k a b i l d i r . Gerçekten b u zorlukların an­

cak yabancı işçilerin hususiyetlerine v u k u f suretiyle bertaraf edil­

mesi k a b i l d i r . E k s e r i y a yabancı işçilere tıpkı A l m a n l a r g i b i mua­

mele etmek, zorlukları azaltmak yerine, çoğaltmaktadır. Diğer taraf­

t a n intibakın b i r zaman ve sabır meselesi olduğunu d a u n u t m a m a k lâzımdır. Aslında t a m b i r i n t i b a k g a y r i k a b i l d i r ve belki arzuya şa­

y a n da değildir. Gerçekten yukarıda d a işaret ettiğimiz gibi, u m u m i ­ yetle güney memleketlerinden gelen b u insanların başka düşünüş tarzına sahip, başka zihniyet ve davranışta olduklarını bilmek, b u husustaki güçlükleri yenmek için i l k şarttır.

F i l h a k i k a güney memleketleriyle kuzey insanları arasında b i r çok f a r k l a r olduğu malûmdur. Bunların başında i k l i m , tabiat, tarihî gelişme, kültür, t a l i m ve terbiye ve içtimaî yapı farkları gelmekte­

d i r . B u k a b i l faktörlerin derinliği ve b u u d u d a h i , t a m b i r intibakın imkânsız olduğunu açıkça göstermektedir.

i k l i m i n h a y a t r i t m i üzerindeki t e s i r l e r i : Güney i k l i m i kuzeye nazaran h a y a t ve yaşama r i t m i üzerinde tamamen başka tesirler göstermektedir. İnsanlar b i r t a r a f t a n canlı, diğer t a r a f t a n daha az intizamlı ve vazifeye bağlıdır. Aslında cenup i k l i m i b u insanların gerek hususi hayatlarında, gerek i k t i s a d i faaliyetlerinde bazı i t i ­ yatların doğup yerleşmesine sebep o l m a k t a ve çalışmanın intizam, âhenk ve i h t i r a s içinde cereyanına, kısmen d a h i olsa, engel teşkil et­

m e k t e d i r . Gerçi Güneylilerin Kuzeylilere nazaran çalışma hususun­

d a daha az i s t e k l i olduklarını söylemeğe imkân yoksa da, b u insan­

ların çalışma hususundaki görüş, anlayış, ve davranışlarının farklı olduğunu da u n u t m a m a k lâzımdır.

Cenup memleketlerinde h a y a t ve yaşama telâkkisi : Cenup i n ­ sanları u m u m i y e t l e çalışmak için yaşama yerine, yaşayabilmek için çalışma g i b i b i r zihniyete sahiptirler. B u düşünce, umumiyetle eski R o m a ve Y u n a n tefekkür tarzının b i r mahsulüdür. O devirlerin i n ­ sanları el işinin aslında kölelere mahsus b i r çalışma olduğu noktasın­

dan hareket etmekte ve köle olmayanların daha ziyade fikrî işlerle uğraşması lâzımgeldiği kanaatinde idiler. Ayrıca b u n l a r metaekono- m i k faktörlere, refah, k o n f o r ve tekniğe nazaran daha büyük ehem­

m i y e t vermekteydiler. F a t a l i z m m a h i y e t ve hüviyetini aldığı müddet­

çe d i n i n de, insanları m a d d i y a t t a n maneviyata yönelttiği, k a n a a t k a r yaptığı b i r gerçektir. B u n l a r a ilâveten t a b i a t güzellikleri, harikuîâ-

(11)

de sahiller ve m a v i denizler insanları, kuzeylilere nazaran daha çok t a b i a t a bağlamaktadır.

A n c a k bugün d u r u m b i r h a y l i değişmiştir. F i l h a k i k a güneyli ya­

bancı işçilerden Batı A l m a n işletmelerinde fazla mesai yapma arzu­

l a n ve büyük ölçüde t a s a r r u f temayülleri, nihayet yurtlarına müm­

kün olduğu kadar fazla para göndermek gayeleri b u n u n delilidir. B u ­ nunla beraber, b u insanların maddî işlere karşı menşelerinden gelen davranışları, bütün tezahürleriyle ortadan kalkmış d a değildir.

Öte yandan güneylilerin meslekî eğitimleri umumiyetle çok za­

yıftır. B u n d a n dolayı cenup memleketlerinden gelen işçilerin büyük b i r kısmı yardımcı işçi durumundadır. Ayrıca b i r çokları b i r çok mesleklerde çalışmış kimselerdir. T a b i i b u vaziyet A l m a n işçileri t a ­ rafından garipsenmektedir. Çünkü kuzeyli işçi hayatında t e k b i r meslek edinmiş, burada yetişmiş, mesleğinin diplomasını i f t i h a r l a evinin duvarına asmıştır. A l m a n , mesleğinde nazarî ve p r a t i k bakım­

l a r d a n t a m mânasiyle yetişmiş b i r insandır. Buna m u k a b i l cenuplu, hemen h e r şeyi t a t b i k a t içinde öğrenmeğe çalışmıştır. B u n u n diplo­

ması kendi k a b i l i y e t ve e h l i y e t i d i r . Ustalığa yükselirse, b u fevkalâ­

de b i r k a b i l i y e t i n neticesidir. B i r çok sahalarda çalışmaktan zevk d u ­ yar. Çok taraflılık ve sık sık iş ve meslek değiştirme, onun için b i r eğlence ve ihtiyaç haline gelmiştir. Güneyli, b e l k i işinde derinliklere inmez, daha çok fantaziye meyyaldir. Teoriden hoşlanmaz, f a k a t k a ­ b i l i y e t l i d i r ve h a y r e t edilecek b i r süratle yeni mesleğini öğrenir. B i r meslekten b i r mesleğe geçiş elbette verimliliğe tesir etmektedir. î ş y e r i değiştirme de bundan i l e r i gelmektedir. Güneylilerin k a b i l i y e t i , k e n d i l e r i n i yardımcı işçilikten daha çabuk vasıflı işçi haline getir­

mektedir. B i t t a b i b u d u r u m karşısında işçi d e v r i azalmaktadır.

Cenupluların cemiyet ve iktisadi hayata karsı davramşktrı ; Güneylilerin nazarında p r e s t i j ve içtimaî bakımdan nüfuzlu mev­

kiler, servet ve zenginlik, refah ve m a d d i kıymetlere nazaran çok daha mühimdir. Z i r a Güney memleketlerinde içtimaî münasebetler daha çok ferdî ve şahsî b i r k a r a k t e r e sahiptir. B u n a karşı Kuzeyde içtimaî ve iktisadî h a y a t t a k i münasebetler objektif, maddî ve g a y r i şahsîdir. Güneyde ise, sempati ve a n t i p a t i n i n , dostluk ve düşmanlığın ve hususiyle aile ve akrabalık münasebetlerinin âmme ve ekonomik h a y a t t a k i ağırlığı pek fazladır.

(12)

Bütün b u sebeplerden dolayı güneyli şahsî muamele bekler ve ister. Sadece insanlar arasında farkedilmeden yaşayan b i r kimse olmağı arzulamaz. Hararetle karşılanmak, sempatiye mazhar olmak, açık ve kalbî samimiyet ister, yaptığı işin t a k d i r edilmesine büyük kıymet v e r i r . Bundan dolayı y e r l i işçilerle aynı h a k l a r ve ücretler onu h e r h a l ve kârda t a t m i n etmez. Daima işverenin ve ustasının kendisine karşı gülümsiyen çehrelerini görmek ister.

B u n a m u k a b i l kuzeyli işçi soğuk ve o b j e k t i f t i r . U m u m i y e t l e dü­

rüst, âdil ve kayırılmağa karşıdır. Bunların dışında, insanların aşırı derecede şahsî muamelelere tâbi tutulması bazı kötü durumların, adaletsizliklerin ve farklılıkların doğmasına imkân vermektedir. Gü­

neyli ise, menşei i t i b a r i y l e münasebette bulunduğu insanlara karşı şüphecidir. H e r k e s i n kendisini aldatacağını sanır, kimseye i t i m a t et­

mez. Bütün b u n l a r u f a k tefek yalancılıklara meydan vermektedir.

B u n l a r k i m s e y i aldatmak için yalan söylemezler, daha çok başlarına gelen u f a k tefek müşkülleri ortadan kaldırmak, hedefe ulaşmak m a k - sadiyle hilâfı h a k i k a t beyanda b u l u n u r l a r .

Güneyliler, kuzey memleketlerinde içtimai münasebetlerin b e l k i fazla sert, f a k a t o b j e k t i f ve gayrı şahsi olduğunu zamanla Öğren­

mektedirler. Meselâ A l m a n y a d a içtimaî normların sert, farklı mua­

melelerin ve şahsi arzuların nadir olduğunu ancak b i r müddet sonra öğrenmektedirler.

Güneyli, yaşadığı cemiyetteki nizamlara e m i r ve yasaklara pek r i a y e t etmemektedir. K a n u n l a r d a n kaçma, mevzuatta boşluklar ara­

m a Güneyliler için umumiyetle n o r m a l davranışlardır. B u bakımdan yabancı işçilerin h a y a t ve çalışma münasebetleri bakımından esaslı şekilde aydınlatılmaları z a r u r i d i r . A k d i n feshine a i t işverenin h a k ­ l a n fazla sert tutulmamalıdır. Ayrıca büyük sanayi şehirlerinde y a ­ şama meselesi de ayrı b i r müşkül doğurmaktadır. N i t e k i m A l m a n - yaya gelen yabancı işçilerin umumiyetle köy ve ziraî bölgelerden gel­

miş olması, b u insanlar için aile ve klana bağlılık, birden bire bü­

yük şehirlerde k e n d i s i n i n yalnızlığını hissettirmektedir. Büyük şe­

h i r l e r i n anonimliği, modern insanların h a y a t t a r z l a r m d a k i başkalık onları şaşırtmaktadır. Bütün bunların yanında, modern sanayi cemi­

y e t i n i n icaplarına uymak, i n t i b a k etmek zorunda olan h e r yabancı şahıs bazı h a y a l kırıklıklarından sakınamaz. Cemiyete i n t i b a k et­

mesi beklenilen h e r yabancı işçi, buna, m u k a b i l b i r çok hallerde A l ­ man cemiyetinin mukavemeti, çekingenliği ile karşılaşmaktadır. B u n -

(13)

d a n dolayı A l m a n halkına, vakıalar ve yabancı işçilere o l a n ihtiyaç, bunların menşeleri, h a y a t durumları hakkında b i l g i verilmesi zaru­

r i d i r . B u n u n yanında yabancı işçinin A l m a n y a y a gelmeden önce A l ­ m a n sosyal hayatı, örf ve âdetleri hakkında b i l g i sahibi edilmesinin ve hiç değilse gündelik ihtiyaçlarını t e m i n edebilecek k a d a r A l m a n c a öğrenmesinin t e m i n i şarttır. B u n d a n dolayı b i r çok işverenler, çalış­

m a k üzere A l m a n y a y a gönderilecek olan yabancı işçilere muayyen, ve z a r u r i hadler içinde A l m a n c a d i l i n i n öğretilmesini istemekte ve h a t t a bazı f i r m a l a r o ülkelerde mesleki eğitim kursları dahi açmaktadır­

lar. N i t e k i m Almanyanın tanınmış teşebbüslerinden, olan Siemens firması memleketimizde bahis konusu t e d b i r i almıştır. B u n a m u k a b i l yabancı işçiler çok hallerde Almanyayı mahallinde ve çalışıp yaşa­

dıkları çevre içinde tanımaya ehemmiyet vermektedirler. B u n a rağ­

m e n A l m a n işvereninin isteği yerine getirildiği t a k d i r d e , yabancı iş­

çinin A l m a n cemiyetine intibakının daha çabuk ve kolay olacağı ve husule gelen b i r çok nahoş durumların bertaraf edileceği aşikârdır.

b) Mesken temininde karşılaşılan güçlükler :

Sayıları b i r m i l y o n u aşmış b u l u n a n yabancı işçilerin A l m a n iş­

letmelerinde çalışması elbette b i r çok sosyal meselelerin doğmasına sebebiyet vermektedir. Herşeyden önce yabancı işçilerin iskânı, h e m bunları i s t i h d a m eden işverenler için, h e m de işçiler için başlı başına b i r problem teşkil etmektedir.

Diğer t a r a f t a n A l m a n işletmeleriyle yabancı işçiler arasındaki münasebetlerin normalleşmesi bakımından çok mühim b i r mesele de, b u işçilerin aileleriyle b i r l i k t e gelip yerleşmeleridir. B u d u r u m , y a ­ bancı işçinin uzunca müddet b i r işletmede kalmasını t e m i n bakımın­

dan da çok mühim b i r mesele teşkil etmektedir. F i l h a k i k a işletme­

ler, yabancı işçiyi ancak ailesiyle b i r l i k t e oturabileceği b i r meskene yerleştirebildiği t a k d i r d e , b u işçilere devamlı işgücü nazarıyla baka­

b i l i r l e r . A k s i halde, mesken meselesi işçi d e v r i n i teşvik etmekte de­

v a m edecektir. Aslında yabancı işçilerin celp ve t e m i n i için h a y l i b i r masraf i h t i y a r etmiş olan b i r işletme, b u masrafları ancak yabancı işçi en az 2 - 3 yıl o işletmede çalıştığı t a k d i r d e karşılayabilmekte­

d i r . B u i t i b a r l a meselenin kısa zamanda h a l edilmesi z a r u r e t i mey­

dandadır. B u tedbir, A l m a n sanayinin r a n t a b l çalışmasını t e m i n ba­

kımından z a r u r i olduğu gibi, iskân işinin insan haysiyetine yakışır şekilde yürütülmesi bakımından d a şarttır. A y n i tedbir, i s t i h d a m edilen yabancı işçinin m o r a l i n i t a k v i y e ve v e r i m l i çalışmasını t e m i n

(14)

hususunda da faydalıdır. Z i r a yabancı işçilerin aile, karı ve çocuk­

larından ayrı tutulması, g a y r i t a b i i b i r d u r u m u n doğmasına y o l aç­

m a k t a ve buna bağlı olarak b i r çok nahoş vaziyetler hasıl olmaktadır.

Ayrıca mesken meselesinin h a l l i aynı zamanda beslenme proble­

m i n i de büyük ölçüde çözecektir. Yabancı işçiler A l m a n mutfağına i n ­ t i b a k t a güçlük çektikleri için, umumiyetle k e n d i yemeklerini kendi­

leri hazırlama temayülündedir. F a k a t mevcut mesken d u r u m u b u hususta d a güçlüklere sebep olmaktadır. Sıhhî meskenlerin kiraları çok yüksek, b u kirayı ödemeye razı olunsa d a h i sayıları gayet az­

dır ve buna ilâveten ev sahipleri b u meskenleri yabancı işçilere k i ­ r a l a m a k t a n i m t i n a etmektedirler. A l m a n işçileri için d a h i tatminkâr kalite ve sayıda l o j m a n t e m i n edilememektedir. B u d u r u m karşısında, mesken buhranını önlemek ancak hükümet - işveren ve hattâ halkın işbirliği sayesinde mümkün olabilecektir. A k s i halde, mesele i k t i s a ­ d i ve sosyal yönlü b i r problem m a h i y e t i n i muhafaza edecek ve g i t ­ tikçe a r t a n m a h z u r l a r doğuracaktır.

c) Alman Halk efkârt ve yabancı işçiler :

A l m a n basınında sık sık rastlanan yazılardan ve hattâ bazı t a ­ nınmış A l m a n politikacılarının gelecek seçimlere hazırlık mahiye­

t i n d e k i vaadlerinden anlaşıldığına göre, A l m a n halkı yabancı işçi istihdamının aleyhindedir. B u davranış tarzını işletmelerde a l t k a ­ demelerde çalışan işçilerin yabancı işçilere karşı olan davranışların­

dan başlayarak, kapılarında « buraya yabancı işçi giremez » veya

« A l m a n y a b i z i m d i r » g i b i nahoş dövizler asan lokanta, kahve ve lokallerin mevcudiyetinden de kolayca anlayabiliriz. B u neviden b i r davranışı, A l m a n halkının millî egoizmine bağlamak mümkün ise de, esas sebebin ekonomik olduğu kanaatindeyiz. Z i r a yabancı işçi, emek talebi ile emek arzı arasındaki f a r k süratle azaltmış ve ücretle­

rin alabildiğine yükselmesine engel olmuştur. Diğer t a r a f t a n m u h a f a ­ zakâr çevreler, cemiyetteki h e r kötü gelişmeyi yabancı işçilere yükle­

mekte, eski A l m a n neslinin özlemini duymaktadırlar. B u bakımdan A l m a n iktisadî gelişmesinin ancak ve ancak yabancı işgücü istihdamı suretile devam ettirilebileceği A l m a n h a l k efkârına izah edilmediği müddetçe, yabancı işçinin i s t i h d a m edildiği işyerlerinde münasebet­

lerin gittikçe normalleşmesine ve işletme içi h u z u r u n t e m i n edilme­

sine rağmen, A l m a n âmme hayatında gittikçe büyüyen b i r huzur­

suzluğun doğması g i b i paradoksal b i r d u r u m meydana gelebilir. Y a ­ bancı memleketlere mensup b i r azınlık, hem de müdafaasız b i r azın-

(15)

lık, işletmeler dışında her zaman, her bakımdan ve her t a r a f t a n g i t ­ tikçe a r t a n k r i m i h e l hadiselerin, bozulan ahlâkın veya meydana ge­

len ekonomik k r i z l e r i n belli başlı suçlusu olarak mütalea edilebilir.

Aslında k r i m i n e l i s t a t i s t i k l e r sadece Almanları ve yabancıları b i r b i r i n d e n ayırmakta ve k a b i l i izah t e k n i k sebeplerden dolayı, y a ­ bancıları tâli g r u p l a r halinde mütalea etmemektedirler. F a k a t y a ­ bancılara mahsus k r i m i n e l hadiseler, sadece yabancj işçilerin, y o l

açtıkları suçluluk hadiseleri o l a r a k görülmekte veya gösterilmek­

tedir. H a l b u k i yabancıların sırf yabancı işçilerden ibaret olmadığı meydandadır. B u n l a r arasında yabancı devletlere a i t b i r l i k l e r , ya­

bancı talebe, h a t t a seyahat eden profesyonel caniler de vardır. Me­

selenin b u şekilde b i r ayırıma tâbi tutulması, bugüne k a d a r ancak münferit hallere inhisar etmiştir. F a k a t b i l f a r z Kuzey - Ren Vest- falya'da bilhassa suçluluk i s t a t i s t i k l e r i n d e göze b a t a n çok sayıda hadiselere y o l açan i n g i l i z l e r yer almışsa, y a h u t milletlerarası k r i ­ minel t i p l e r i n tahsisen faaliyet icra e t t i k l e r i mahaller o l a r a k tanı­

nan büyük şehirlerde suçluluk artarsa, b u g i b i hadiseler basında çok defa ve kolayca yabancı işçilerin k r i m i n e l m a r i f e t l e r i o l a r a k y e r alabilmektedir.

B u n d a n başka yukarıdaki iddialara rağmen, k r i m i n e l i s t a t i s ­ t i k l e r d e A l m a n y a ' d a k i yabancıların suçluluk durumlarının vasatın üstünde gösterildiği b i r hale rastlamak da k a b i l değildir.

Aynı şekilde yabancı işçilerin sık sık hastalandıkları, çok çocuk­

l u oldukları için, fazla çocuk zammı aldıkları, iş kazalarının, yabancı işçiler yüzünden arttığı, yukarıda sayılan sebepler neticesinde sos­

y a l s i g o r t a fonlarının eridiği ve sosyal sigorta teşkilâtına ağır yük­

lere t a h m i l edildiği söylentileri, halkı yabancı işçilere cephe almağa sevketmekte ve t a h r i k l e r e ve hislerin harekete getirilmesine sebep olmaktadır. B u k a b i l iddialar, yabancı işçiler meselesi ile alâkalı ola­

r a k , âmme hayatında yabancı işçi mevzuunun istismarına imkân ver­

mektedir.

A n c a k meseleye gerçekten vâkıf olan çevreler, işletmelerde has­

talık sebebile vücut b u l a n devamsızlıkların, çocuk parasına müsta­

h a k olmanın y a h u t işçi devrindeki yüksek nispetin, yabancı işçilerin y o l açtıkları ve sebebiyet v e r d i k l e r i b i r d u r u m olmadığına, t a k d i r e değer b i r ısrarla işaret etmektedirler.

Sosyal Siyaset Konferansları — 18

(16)

Mesele halen basında, radyo ve televizyon programlarında mü­

nakaşa edilmektedir. Ancak b u münakaşalardan anlaşıldığına göre, b i r çok çevreler yabancı işçiler konusunda kâfi dokümana sahip b u l u n m a m a k t a ve b u bakımdan o b j e k t i f analizlere gidilememektedir.

H l — N E T I C E :

Yabancı işçi istihdamı ve bundan doğan problemler A l m a n h a l k efkârını b i r i n c i derecede ilgilendiren mevzulardan b i r i haline gel­

miştir. İsviçre yabancı işçi istihdamım t a h d i t ederken, Almanya'nın alabildiğine yabancı işçi çalıştırması, bazı endişelere ve tenkitlere y o l açmaktadır. F a k a t hemen şunu d a ilâve etmek isteriz k i , b u en­

dişe ve t e n k i t l e r çoğu kifayetsiz dokümanlara dayanılmak suretiyle yapılmakta ve o b j e k t i f o l m a k t a n uzak bulunmaktadır.

Diğer t a r a f t a n yabancı işçi stihdamı bugüne k a d a r olduğu gibi.

bundan sonra d a artacaktır. Z i r a b i r t a r a f t a n iktisadî büyüme, d i ­ ğer yönden nüfus bünyesinin tesiriyle çalışabilecek yaşta olanların sayısında, 1964 de nazaran 1970, e kadar 460 000 miktarında m u h ­ temel b i r azalma, bunda müessir olacaktır. K u v v e t l i şekilde a r t a n emek prodüktivitesi dahi, iktisadî hayatın mütemadiyen a r t a n işgü­

cü taleplerine engel olamayacaktır. Şu halde, Federal A l m a n y a y a ­ bancı işÇi celp ve istihdamına daha fazla muhtaç d u r u m a gelecektir.

B u d u r u m , bazı çevrelere göre, aslında iktisadî hayatın m e n f a a t i ica­

bıdır ve sıhhatli b i r konjonktür seyrini emniyet altına almaktadır ve nihayet iktisadî büyümenin, b i r şartıdır. Federal A l m a n y a emek piyasasındaki açığı gidermek için b i r t a r a f t a n t e k n i k ilerlemeye, d i ­ ğer t a r a f t a n yabancı işçi istihdamına muhtaçtır. B u bakımdan, y a ­ bancı işçi istihdamı bugünkü geçici ve arızî d u r u m d a n kurtarılmalı ve A l m a n işgücü h a c m i n i n devamlı b i r u n s u r u haline g e t i r i l m e l i d i r . Yabancı işçilerin kütle halinde A l m a n y a ' d a istihdamının, bugünkü t a m i s t i h d a m d u r u m u n u t e h d i t ettiği y o l u n d a k i i d d i a l a r ne bugün için, ne görünebilen b i r gelecek için v a r i t t i r . B u hususta Alman, nü­

fus i s t a t i s t i k l e r i en büyük d e l i l i teşkil etmektedir. Şayet günün b i ­ rinde fazla emek arzı ile karşılaşılırsa, b u t a k d i r d e yeni yabancı işçi t e d a r i k i n i frenlemek k a b i l d i r .

A l m a n işçilerinde ve umumiyetle A l m a n halkında yabancı işçi­

lere karşı, husumet demeyelim, f a k a t menfî davranış, b u zümrenin u m u m i y e t l e ücretleri düşürücü b i r r o l oynamasından i l e r i gelmek-

(17)

tedir. Ayrıca b u nevi b i r davranışta, Almanya'nın bazı kısımlarında, yabancılara kargı beslenen g a y r i dostane h i s l e r i n de rolü vardır.

B u n d a n dolayı A l m a n halkına herşeyden önce yabancı işgücünün. A l ­ m a n ekonomisi için taşıdığı önem izah edilmelidir. Böylece t o p l u m u n yabancı işçiye karşı çekingen davranması, h e r türlü düzensizliğin se­

bebini yabancı işçi istihdamında araması önlenmiş olur.

Elbette b i r buçuk m i l y o n a yakın yabancı işçinin istihdamı b u ­ gün için b i r takım sosyal problemler doğurmaktadır. F a k a t yabancı işçilerin işletme ve sosyal h a y a t l a kaynaştırılmasındaki m u v a f f a k i - jetsizliği, sadece yabancı işçilerde ve bunları i s t i h d a m eden müesse­

selerde aramamalıdır. B u sadece yabancı işçilerin veya dolayısiyle alâkalı müesseselerin değil, bütün âmmenin de b i r vazifesidir. H e r şeyden evvel, basın ve diğer yayınlar yabancı işçi istihdamı ile alâ­

kalı iktisadî ve siyasî problemleri o b j e k t i f şekilde ele almalı ve hal­

k a anlatmalıdır.

F i l h a k i k a yabancı işçiler A l m a n y a ' d a b i r köle değil, A l m a n va- tandaşlariyle aynı h a k ve vecibelere sahip hür insanlar sıfatiyle ça­

lışmaktadırlar. B u d u r u m u n yalnız A l m a n h a l k efkârına değil, aynı zamanda kendilerine de izahında fayda vardır.

Diğer t a r a f t a n güneyli işçinin işletmeye intibakı ve o işletme­

n i n devamlı b i r unsuru haline gelebilmesi için, işverenlerin veya yabancı işçiyi emrinde çalıştıracak ustaların d i k k a t etmeleri icabeden n o k t a l a r vardır. Bunların başında «insanca b i r muameleye t a b i t u ­ t u l m a k » gelmektedir. B u r a d a k i « insanca » m e f h u m u , güney mem­

leketlerinde anlaşılan mânâda ele alınmalıdır. Z i r a b u mânâda «in­

sanca» demek, hararet, şahsî münasebet, i h t i m a m ve arkadaşlık de­

m e k t i r . A l m a n işverenlerinin A l m a n işçilerine karşı davranışları b i r Öliçü olmamalıdır. Hattâ b u arada d i l zorluğu d a h i ciddî b i r engel teşkil etmez. B i r a z gülümseme ve hoş muamele kâfidir. B i r çok A l ­ m a n işverenleri güneylilerin çalışmalarından m e m n u n o l m a k l a be­

raber, b u n l a r a sırf işgücü, b i r ekonomik faktör nazariyle bakmak­

tadırlar. Keza A l m a n işçileri de çok defa meselenin insanî - beşerî cephesini unutmaktadırlar. B u da yabancı işçilerin m u h i t e i n t i b a k edememesine, sık sık işyeri değiştirmesine, dolayısiyle daha az pro- düktif olmasına sebep olmaktadır.

Yabancı işçilerin A l m a n sosyal hayatına intibaklarını kolaylaş­

tıracak diğer b i r husus t a , işçilerin aileleriyle b i r l i k t e gelip yerleş-

(18)

meleridir. B u da ancak mesken problemini halletmek suretiyle te­

m i n edilebilir.

Hülâsa yabancı işçi istihdamı bundan böylede A l m a n işgücü hac­

m i n i n oynak ve h a r e k e t l i b i r kısmını teşkil etmelidir ve h e r zaman iktisadî hayatın günlük ihtiyaçlarına i n t i b a k edecek surette şekil- l e n d i r i l m e l i d i r . B u n d a n dolayı uzun vadeli olarak emek piyasası araş­

tırmalarının esaslı şekilde yürütülmesi suretiyle m u t a l a r toplanmalı ve b u m u t a l a r işgüçlerine olan m u h t e m e l ihtiyaçların t e s b i t i hususun­

da işverenlere, resmî mercilere ve idarî m a k a m l a r a yabancı işçi is­

tihdamı hususunda r e h b e r l i k etmelidir. B u suretle z a r u r i sosyal ted­

b i r l e r alınmalı ve yabancı işgücü istihdamı devamlı b i r iktisadî bü­

yüme için b i r temel teşkil etmelidir.

(19)

1) K A T T E N S T R O T H , Ludwig

2) SÄBEL, Anton

3) H E N Z E , R A Heinz

4} B U N D E S A N S T A L T für Arbeitsvermittlung und Arbeitslosen­

versicherung

5) A R B E R T , Herta

6) B U N D E S A N S T A L T für Arbeitsvermittlung

und Arbeitslosen­

versicherung

7) MATURI, Giacomo

8) S I E B R E C H T , Valentin

9) B A L K E , Siegfried

10)

11) SCHMIDT, Hans

12) F E U S E R , Günther

Ausländische Arbeitnehmer in der Bundesre- public Deutschland; Bundesarbeitsblatt, Stutt­

gart und Köln, 2. April, heft, 1966, Nr. 8.

Arbeitsmarkt in Bewegung, Der Arbeitgeber, Nr. 13/14 Düsseldorf, 1966.

Europäische Wanderungsbewegungen ; Der Ar­

beitgeber Nr. 13/14, Düsseldorf, 1966.

Betreung der ausländischen Arbeitnehmer, Nürnberg, 1965.

Türkische Arbeiter hier und in ihrer Heimat, Der Gewerkschafter, Nr. 12, Frankfurt a, M./

Dez. 1965.

Ausländischer Arbeitnehmer, Erfahrungsbe­

richt 1964, Nürnberg.

Mittelpunkt Arbeitsplatz, Der Arbeitgeber, Nr.

11/12, Düsseldorf 1965.

Unsere Ausländer-pro und contra; Der Arbeit­

geber, Nr. 11/12, Düsseldorf 1965.

Die Verantwortung des Betriebes; Der Arbeit­

geber, Nr. 11/12, Düsseldorf, 1965.

German Economie; The Economist, London Ap­

ril 23, 1966.

Gute Erfahrungen mit ausländischen Arbeit­

skräften, Wirtschaftsdienst, Hamburg, De­

zember, 1965.

Ausländische Mitarbeiter im Betrieb, München 1961.

(20)

13) F I S C H E R , Georg

14)

15)

16) TUNA, Orhan - EKİN Nusret - Y A Z G A N , T u ­ ran (Raportör)

17) TUNA, Orhan - EKİN Nusret - Y A Z G A N , T u ­ ran (Raportör)

18) TUNA, Orhan - ÖKTEM Bengü (Raportör)

Eingliederungsschwerigkeiten und Kostenprob­

leme, vom Betrieb Ausgesehen; Ausländische Arbeitskräfte in Deutschland, Herausgeber;

Hessisches Institut für Betriebswirtschaft, e.

V, Düsseldorf 1961.

Gewerkschaftsinstitut pessimistisch, Frankfur­

ter Allgemeine Zeitung Frankfurt a.M. 187/8/

1963.

Urteile und Vorurteile; Die Quelle, 17. Jahr­

gang Köln, August, 1966.

Türkiyeden Federal Almanya'ya İşgücü Akımı ve Meseleleri, I I . Rapor, Federal Almanya'ya işgücü Akımı ile İlgili Müesseseler ve Me­

seleleri, istanbul, 1966.

Türkiyeden Federal Almanyaya işgücü Akımı ve Meseleleri, I. Rapor, Federal Almanya ve Türkiye'nin Emek Arz ve Talebi Bakımın­

dan Tetkiki, istanbul 1966.

Türkiyeden Federal Almanya'ya İşgücü Akımı ve Meseleleri, I I I . Rapor, Almanyada çalı­

şan Türk işçilerinin işledikleri Suçların T a h ­ lili, istanbul, 1966.

19) TUNA, Orhan Enstitü mensubu bir heyetin Almanyadaki tet­

kikleri, 1965.

Referanslar

Benzer Belgeler

Dilovası’nda bu kadar çevre kirliliği varken Gebze’nin çöplerini Dilovası’na getirenleri Dilovası halkı adına vicdanlı olmaya ça ğıran Ercan Teker, sözlerini “her

Osteoporoz sonucu oluşan kırıklar ve buna bağlı sakatlıklar bu hastalığı ciddi bir halk sağlığı sorunu haline getirmektedir?. Yaşlı nüfusun artması ile birlikte osteoporoz

Apartımanlar katındaki banyo, mutfak, çamaşırlık ve kat- larda bilûmum lavabolar için 1.000 litrelik su istiap edecek bü- yüklükte Serpantinli bir Boylar vazedilerek

Hava ile beraber giden su damlalarını çeviren bir süzgeçten de geçtikten sonra hava muhtelif istikamet- lere ayrılır ve bu hava ayni zamanda ısıtmak için kullanılacaksa

Bizde her şey, henüz o kadar da- ğınık, o kadar yeni ve o kadar teşekkül ve te- kevvün halindedir ki, işleri plânlaştırmak esas- tır ve daha uzun zamanlar esas kalacaktır..

Mes'ul Müdür: Mimar Abidin - İmtiyaz sahibi: Mimar A, Ziya Matbaacılık ve Neşriyat Türk anonim şirketi

Batıda temel başvuru kitapları arasında olan disertasyon sözlüklerinin Türkçe’de aynı ilkelerle yazılmış olanlarına rastlanılmamaktadır, ancak bazı

Öğrencilerin bu teknikle okuma yazma öğrenebilmeleri için öncelikle alfabedeki harflerin tümünü ezberlemeleri gerekir. Alfabedeki harflerin büyük ve küçük