• Sonuç bulunamadı

Ergenlik ve Ergenlik Sonras› Akneli Hastalarda Sosyo-demografik ve Klinik Özelliklerin De¤erlendirilmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ergenlik ve Ergenlik Sonras› Akneli Hastalarda Sosyo-demografik ve Klinik Özelliklerin De¤erlendirilmesi"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Ergenlik ve Ergenlik Sonras› Akneli

Hastalarda Sosyo-demografik ve Klinik

Özelliklerin De¤erlendirilmesi

Assessment of Sociodemographic and Clinical Features in

Patients with Adolescent and Post-adolescent Acne

Safiye Kutlu, ‹lknur K›vanç Altunay, Adem Köfllü, Sevim Purisa*

fiiflli Etfal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi Dermatoloji Klini¤i, ‹stanbul, Türkiye *‹stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T›p Fakültesi Biyoistatistik Anabilim Dal›, ‹stanbul, Türkiye

Y

Yaazz››flflmmaa AAddrreessii//AAddddrreessss ffoorr CCoorrrreessppoonnddeennccee:: Dr. Safiye Kutlu, Evrenozzade Sk. Bar›fl Apt. 7/9 Daire: 8 Feriköy, fiiflli, ‹stanbul, Türkiye E-posta: [email protected] Tel: +90 212 230 47 98 GGeelliiflfl TTaarriihhii//RReecceeiivveedd:: 07.06.2009 KKaabbuull TTaarriihhii//AAcccceepptteedd:: 10.02.2010

Özet

Amaç: Akne, pilosebase folikülün yang›sal bir hastal›¤›d›r. Genel olarak ergenlik dönemi deri hastal›¤› olarak kabul edilmekle

birlikte özellikle eriflkin kad›nlarda önemli oranda artmakta oldu¤u bildirilmektedir. Amac›m›z, ergenlik ve ergenlik sonras› dö-nemde hastalar›n sosyo-demografik ve klinik özelliklerini karfl›laflt›rmak ve bu iki grup aras›nda fark olup olmad›¤›n› tespit et-mektir.

Gereç ve Yöntem: Poliklini¤imizde akne tan›s› alan 314 hasta çal›flmaya al›nd›. Tüm hastalar›n demografik bilgileri ve aknenin

klinik özellikleri, aile öyküsü, ilaç kullan›m›, stres, kozmetik ve diyetle iliflkisi ile kad›nlarda hiperandrojenizm bulgular›n›n varl›-¤› ve adet öncesi alevlenme sorguland›.

Bulgular: Hastalar›n %46,8’i ergenlik ve %53,1’i ergenlik sonras› akne hastas›yd›. Ergenlik sonras› akneli hastalar›n›n 143’ü

(%85,6) kad›n, 24’ü (%14,3) erkek hastayd›. Her iki grupta (ergenlik ve ergenlik sonras›) akne kad›nlarda ve bekar hastalarda daha fazlayd› ve aknenin klinik fliddeti benzerdi. Ergenlik döneminde yanak, burun, al›n ve s›rt tutulumu, ergenlik sonras›nda ise perioral bölge ve boyun tutulumu belirgindi. Hiperandrojenizm bulgular› aç›s›ndan ergenlik sonras› dönemdeki kad›nlarda androgenetik alopesi d›fl›nda sonuçlar benzerdi. Ergenlik sonras› hastalarda stres, kozmetik kullan›m›, adet dönemi öncesinde art›fl, ergenlik dönemindeki hastalarda ise yiyeceklerle iliflki anlaml› olarak daha fazla bulundu.

Sonuç: Ergenlik ve ergenlik sonras› dönem aknesi, sosyodemografik ve klinik özellikler aç›s›ndan baz› farkl›l›klar

göstermekte-dir. Bu faktörlerin tespiti tedaviye yönelik yaklafl›mlar ve al›nacak tedbirler aç›s›ndan önemli olup ergenlik ve ergenlik sonras› akne birbirinden ayr› de¤erlendirilmelidir. (Türkderm 2010; 44: 138-42)

Anahtar Kelimeler: Ergenlik, ergenlik sonras›, akne, stres, hiperandrojenizm

Summary

Background and Design: Acne is an inflammatory disease of the pilosebaceous follicle and is generally accepted as a disorder

of the adolescence period. However, an increased frequency during post-adolescence has been reported recently, especially in adult women. We aimed to compare sociodemographic and clinical features of patients with adolescent and post-adolescent acne in order to determine whether there are differences between these two groups.

Material and Method: Üç yüz on dört patients diagnosed as acne were included in the study. All patients were asked about

demographical information, family history, drug use, presence of stress, cosmetic and diet association, and in women, presence of hyperandrogenic findings and a premenstrual flare-up of acne.

Results: 46.8% of patients had adolescent acne and 53.1% post-adolescent acne. Of the patients with post-adolescent acne, 143

(85.6%) were women and 24 (14.3%) men. In both adolescent and post-adolescent groups, women and single patients had more acne than the others and the clinical severity of acne was similar. Cheeks, nose, forehead and back involvements were more common in adolescents, while perioral area and neck were affected mostly in post-adolescence. In adult women, there was no difference regarding prevalence of hyperandrogenic findings, except androgenetic alopecia. The increased frequency in acne correlated significantly with stress, cosmetic applications, and premenstrual flare-up in post-adolescent women, while diet association was more common in the adolescent group.

Conclusion: Adolescent and post-adolescent acne show some differences with regard to sociodemographic and clinical

eatures. Each group needs to be evaluated individually. It is important to determine these differences for precautions and therapeutic approach. (Turkderm 2010; 44: 138-42)

Key Words: Adolescence, post-adolescence, acne, stress, hyperandrogenism

Türkderm-Deri Hastal›klar› ve Frengi Arflivi Dergisi, Galenos Yay›nevi taraf›ndan bas›lm›flt›r. Turkderm-Archives of the Turkish Dermatology and Venerology, published by Galenos Publishing.

(2)

Girifl

Akne; yüz ve gövde derisindeki pilosebase foliküllerin poli-morfik ve multifaktöryel yang›sal bir hastal›¤›d›r1.

Akne patogenezinde; özellikle puberte döneminde andro-jenlerin etkisiyle sebum üretiminde art›fl, duktal hiperkornifi-kasyon ve pilosebase ünitede bulunan Propionibacterium ac-nes’in de etkili oldu¤u inflamasyon rol oynar2,3.

Akne, sebase bezlerin yo¤un olarak bulundu¤u yüz, boyun, üst gövde ve kollar›n üst k›s›mlar›nda ortaya ç›kar ve kome-don, papül , püstül ve skar oluflumu ile karakterizedir. ‹lk ola-rak puberteyle birlikte bafllar ve s›kl›kla seks hormon üreti-minin ilk iflaretidir4,5.

Ergenlik sonras› akne tan›m›nda literatür bilgileri gözden ge-çirildi¤inde konu ile ilgili yap›lan çal›flmalarda farkl› yafl s›n›r-lar› esas al›nm›flt›r. Buna göre Aiziwa ve ark.620-25 yafl,

Epi-nette ve ark.723-38 yafl, Lucky ve ark.818-44 yafl, Goulden ve

ark.9yirmi befl yafl üzeri hastalar›n ergenlik sonras› veya

erifl-kin akne olarak tan›mlam›fllard›r.

Ergenlik aknesi, hemen hemen fizyolojik bir olay gibi düflü-nülebilir. Ergenlik döneminde yap›lan çal›flmalarda, akne s›k-l›¤›n›n %35 ile %90 aras›nda de¤iflti¤i bildirilmektedir10,11.

Yap›lan epidemiyolojik çal›flmalarda, aknenin özellikle 25 yafl üstü kad›nlarda da önemli bir problem haline geldi¤i görül-mektedir.12,13,14Böylece, yirmili yafllarda ortaya ç›kan ve

etyo-lojisinde çeflitli faktörlerin rol oynad›¤› düflünülen “postado-lesan/ergenlik sonras› akne’’ kavram› ortaya at›lm›flt›r9,15. Bu

grup hastalar, etyolojiye yönelik araflt›rmalar ve tedavi yakla-fl›m› aç›s›ndan ergenlik dönemi aknesinden farkl›l›k göster-mektedir7,15.

Ergenlik sonras› aknesiyle ilgili ilk bilgiler 1945 y›l›nda Co-hen’in, 1964 y›l›nda ise O’Loughlin’in eriflkin kad›nlarda ak-ne s›kl›¤›n›n yüksek oldu¤u fleklindeki vurgulamalar›yla orta-ya ç›km›flt›r. 1979’da Cunliffe ve Goulden özellikle kad›nlar-da, geç ergenlik dönemi ve eriflkin akne yayg›nl›¤›n›n art-makta oldu¤una dikkat çekmifllerdir7,16.

Sonraki y›llarda akne ile ilgili yap›lan çal›flmalarda bu kav-ram önem kazanm›fl, konu ile ilgili araflt›rmalar epidemiyo-lojik ve klinik özellikler ile olas› etyoepidemiyo-lojik faktörler üzerin-de yo¤unlaflm›flt›r.

Buna göre ergenlik sonras› aknenin;

*Genellikle genetik oldu¤u telkin edilmifl ve ailesel e¤ilimin-den bahsedilmifltir15.

*Etyolojik olarak ergenlik dönemi aknesinde hormonlar ön planda iken bu dönemde hormonal etkilerin yan›s›ra kozme-tik kullan›m›, dirençli bakteriler, stres ve mesleki etmenler gi-bi de¤iflken çevresel faktörlerden de sözedilmifl, ancak bunu do¤rulamayan sonuçlar da bildirilmifltir15,16, 17.

*Klinik olarak ço¤unlukla hafif oldu¤u, s›kl›kla yüzü tutan yang›sal lezyonlar›n›n bulundu¤u üzerinde durulmufltur8.

*Hiperandrojenizm bulgular›n›n bu grup hastalar›n küçük bir k›sm›nda efllik etti¤i ileri sürülmüfltür9. Ancak etyolojide

sa-y›lan tüm nedenler halen tart›flmal›d›r ve net olarak kan›tlan-malar›na ihtiyaç vard›r.

fiimdiye dek ergenlik sonras› akne ile ilgili genifl ölçekli birkaç çal›flmada birtak›m epidemiyolojik ve etyolojik veriler ortaya konulmakla birlikte ergenlik aknesi ile ergenlik sonras› akne-yi sayd›¤›m›z tüm faktörlerle iliflkili olarak karfl›laflt›ran her-hangi bir çal›flmaya literatürde rastlamad›k.

Amac›m›z, ergenlik ve ergenlik sonras› akne hastalar›n›n sos-yo-demografik ve klinik özelliklerini karfl›laflt›rmak, varsa farkl›l›klar› tespit etmek ve mevcut literatür bilgileriyle k›yas-layarak etyolojiye yönelik ipuçlar› elde edebilmektir.

Gereç ve Yöntem

Prospektif olarak planlanan çal›flmaya poliklini¤imizde akne tan›s› alan 314 hasta (86 erkek, 228 kad›n, yafl aral›¤›:13-45) dahil edildi. Akne tedavisi almakta olan, ergenlik öncesi dö-nemde olan ve gebe olan hastalar çal›flmaya al›nmad›. Hasta-lar›n yafl, cinsiyet, meslek ve medeni halleri ile aknenin bafl-lang›ç yafl›, fliddeti, tutulum yeri, aile öyküsü, lezyonlar›n stresle alevlenme öyküsü, yiyeceklerle iliflkisi, ilaç ve kozme-tik ürün (krem, fondoten vb) kullan›m› ile kad›n hastalarda adet dönemi öncesinde alevlenme öyküsü sorguland› ve hir-sutizm, AGA (androgenetik alopesi), adet düzensizli¤i ve obesite gibi hiperandrojenizm bulgular› kaydedildi.

Adet düzensizli¤i, hirsutizm, obesite, yerleflim yeri ve akne fliddetinin de¤erlendirilmesi için belli ölçüt ve de¤erlendirme sistemleri kullan›ld›. Buna göre; üç aydan uzun süren ameno-re ve en az ard›fl›k üç kez 28 günlük standart siklusda yedi günden uzun süren menstrüel düzensizlikler “adet düzensiz-li¤i” olarak kabul edildi. Hirsutizm, Ferriman Gallwey skorla-mas›na göre de¤erlendirildi, skoru 8 ve üzeri olanlar “hirsu-tismus” olarak kabul edildi. AGA, erkek ve kad›n tipi olmak üzere Ludwig ve Hamilton s›n›flamalar›na göre de¤erlendiril-di. Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olanlar “obez” olarak kabul edildi. Yerleflim yeri perioral bölge, çene, yanak, burun, al›n, boyun, gö¤üs, omuz ve s›rt olarak grupland›r›ld›. Akne fliddeti, aç›k-kapal› komedon ve birkaç papül bulunu-yorsa fliddet 1, bunlara ilaveten birkaç püstül bulunubulunu-yorsa fliddet 2, birkaç nodül bulunuyorsa fliddet 3, nodüller ve kist-ler de efllik ediyorsa fliddet 4 olarak de¤erlendirildi.

Yirmi yafl ve öncesinde akne lezyonlar› mevcut olan hastalar “ergenlik dönemi akne ’’, 21 yafl›ndan sonra akne lezyonlar› devam etmekte olan veya yeni ortaya ç›kan hastalar “ergen-lik sonras› akne ” olarak kabul edildi.

Gruplar aras›ndaki fark› tespit etmede, non-parametrik test-lerden ki-kare, parametrik testtest-lerden ba¤›ms›z gruplarda t testi ve Fisher olas›l›k testi kullan›ld›; p<0,05 de¤erler istatis-tiksel olarak anlaml› kabul edildi.

Bulgular

Çal›flmaya toplam 314 hasta (yafl aral›¤›: 13-45, ort yafl: 22,07) al›nd›. Hastalar›n 86’s› (%27,4) erkek, 228’i (%72,6) kad›nd›. Hastalar›n, 147’si (%46,8) ergenlik dönemi akne (ort yafl:17,03), 167’si (%53,1) ergenlik sonras› akne (ort yafl: 26,5) olarak de¤erlendirildi. Ergenlik sonras› akneli hastalar›n›n 143’ü (%85,6) kad›n, 24’ü (%14,3) erkek hastayd›.Hem ergen-lik hem de ergenergen-lik sonras› akne, kad›nlarda anlaml› derece-de fazlayd› (p=0,0001). Ergenlik dönemi grubunun tamam›, ergenlik sonras› grubunun ise anlaml› ço¤unlu¤u bekar has-talardan olufluyordu (p=0,0001).

Ergenlik dönemi grubunda ö¤renciler, ergenlik sonras› grupta ise çal›flanlar anlaml› olarak daha fazlayd› (p=0,0001). Her iki grupta da aile öyküsü aç›s›ndan anlaml› bir fark yoktu (p>0,05).

(3)

Ergenlik sonras› hastalarda ilaç kullan›m› öyküsü anlaml› ola-rak fazlayd› (p=0,023). Hastalar efllik eden sistemik hastal›k-lar› için çeflitli ilaçlar (antidiyabetik, antibiyotik, analjezik) kullan›yorlard›.

Klinik fliddet aç›s›ndan iki grup aras›nda anlaml› bir fark tespit edilmedi (p>0,05). Ergenlik döneminde erkeklerde flid-det 2 ve 3, kad›nlarda ise flidflid-det 1 anlaml› olarak fazlayd› (p=0,004). Ergenlik sonras› hastalarda ise cinsiyetler ve fliddet aras›nda anlaml› iliflki bulunmuyordu (p>0,05).

Ergenlik dönemindeki hastalarda yanak , burun, al›n ve s›rt tutulumu anlaml› derecede daha fazlayd› (s›ras›yla p=0,001, p=0,0001, p=0,0001, p=0,019). Burun ve s›rt tutulumu erkek hastalarda daha fazla bulundu (s›ras›yla p=0,014, p=0,044). Ergenlik sonras› hastalarda, perioral bölge ve boyun tutulu-mu daha fazlayd› (s›ras›yla p=0,006, p=0,007). Yerleflim yeri olarak sadece s›rt tutulumu erkeklerde anlaml› derecede faz-la bulundu (p=0,27).

Her iki gruptaki kad›n hastalar hiperandrojenizm bulgular› aç›s›ndan de¤erlendirildi¤inde anlaml› bir fark tespit edilme-di (Tablo 1). Kad›n tipi AGA ergenlik sonras› dönemde an-laml› olarak fazla bulunurken (p=0,04), her iki grupta da er-kek tipi AGA tespit edilmedi.

Ergenlik sonras› kad›n hastalarda adet dönemi öncesinde alevlenme öyküsü ergenlik dönemindeki hastalara göre an-laml› derecede fazlayd› (p=0,35).

Ergenlik sonras› hastalarda lezyonlar›n stresle art›fl öyküsü ve kozmetik kullan›m› da anlaml› derecede fazlayd› (s›ras›yla p=0,019, p=0,0001). Ergenlik dönemindeki hastalarda ise di-yetle iliflki anlaml› olarak fazla bulundu (p=0,0001) (Grafik 1). Stresin her iki grupta da cinsiyetle olan iliflkisine bakt›¤›m›zda

hem ergenlik hem de ergenlik sonras› aknede stresle art›fl öyküsü kad›nlarda anlaml› derecede fazlayd› (s›ras›yla p=0,009, p=0,04) (Tablo 2).

Tart›flma

Ergenlik döneminde akne geliflimi üzerinde androjen seviye-lerindeki art›fl›n temel rol oynad›¤› bilinmektedir. Ergenlik sonras› aknede ise neden olan faktörler çeflitlilik gösterebil-mektedir ve son y›llarda bu konuya yönelik araflt›rmalar yo-¤unluk kazanm›flt›r9,13,18.

Goulden ve ark.n›n9eriflkin akneyi de¤erlendirdikleri

çal›flma-lar›nda hastalar›n›n % 8,3’ü erkek hasta idi. Knagg ve ark.15

25 yafl üzerinde hem erkek hem de kad›nlarda akne buluna-bildi¤ini fakat kad›nlarda daha yüksek s›kl›kta oldu¤unu be-lirtmifllerdir.

Çal›flmam›zda, hem ergenlik hem de ergenlik sonras› akne ka-d›n hastalarda daha yüksek bulundu. Ergenlik sonras› akneli hastalar›m›z›n %14,4’ü erkekti. Literatürde ergenlik sonras› aknesi olan erkek hastalar da bildirilmekle beraber, neden olan faktörler ço¤unlukla kad›nlar üzerinde incelenmifltir. Kane ve ark.n›n19çal›flmas›nda, hastalar›n›n %76,3’ü

bekar-d›. Bizim çal›flmam›zda hem ergenlik dönemi hem de ergen-lik sonras› hastalar›n ço¤unlu¤unu bekar hastalar olufltu-ruyordu. Ergenlik dönemindeki hastalar›n›n yafllar› itibariy-le bekar olmalar› bekitibariy-lenen bir bulgu iken ergenlik sonras› için bu durumun akne geliflimi üzerinde nas›l bir etkisinin olaca¤› bilinememektedir. Baz› yay›nlarda ergenlik sonras› aknede, özellikle kad›n hastalarda evli ve çocuk sahibi olma-n›n ek bir stres kayna¤› olup akne gelifliminde etkili olabile-ce¤i belirtilmektedir16.

Ergenlik sonras› aknenin, ergenlik dönemi aknede görülen bask›n komedonal lezyonlar›n›n aksine daha çok inflamatu-var tipte olup papül ve püstüllerle karakterize oldu¤u bildi-rilmektedir20. Çal›flmam›zda, her iki dönemde de lezyonlar›n

fliddeti aç›s›ndan fark yoktu. Ancak ergenlik dönemindeki er-kek hastalarda lezyonlar kad›nlara göre daha inflamatuvar-d›. Bu da ergenlik döneminde aknenin erkeklerde daha flid-detli seyretti¤i bilgisini desteklemektedir.

Ergenlik sonras› aknenin özellikle yüzün alt 1/3’ünü ve boynu etkiledi¤i, baz› hastalarda omuz ve üst s›rt tutulumunun da

Tablo 1. Ergenlik ve ergenlik sonras› dönemdeki kad›n

hastalar›n hiperandrojenizm bulgular›

Ergenlik Ergenlik Toplam P sonras› n % n % n % Hirsutizm 9 6,1 13 7,7 22 7,0 0,711 Adet düzensizli¤i 9 6,1 16 9,5 25 7,9 0,888 Erkek tipi - -*AGA Obesite 2 1,3 7 4,1 9 2,8 0,181

*AGA: Androgenetik Alopesi

Tablo 2. Ergenlik ve ergenlik sonras› dönemde cinsiyet

ve stres iliflkisi

Stres yok var Toplam

n % n % n p Ergenlik Erkek 28 45,2 34 54,8 62 0,009 Kad›n 21 24,7 64 75,3 85 Toplam 49 33,3 98 66,7 147 Ergenlik Kad›n 9 37,5 15 62,5 24 0,040 sonras› Erkek 27 18,9 116 81,1 143 Toplam 36 21,6 131 78,4 167

Grafik 1. Ergenlik ve ergenlik sonras› dönemde adet döne-mi öncesi alevlenme öyküsü ve stres, diyet ve kozmetik kullan›m› iliflkisi

adet dönemi stres 150 100 50 0 diyet kozmetik ergenlik sonras› ergenlik

(4)

efllik edebilece¤i belirtilmektedir13. Goulden 25 yafl üzeri

ak-ne hastalar›nda erkeklerde ço¤unlukla gövde, kad›nlarda ise yüz tutulumunun belirgin oldu¤unu saptam›flt›r9.

Çal›flma-m›zda, lezyon lokalizasyonu aç›s›ndan gruplar› de¤erlendir-di¤imizde, ergenlik sonras› kad›n hastalarda perioral bölge ve boyun tutulumunu daha fazla bulduk. Gövde tutulumu ise hem ergenlik, hem de ergenlik sonras› erkek hastalarda daha fazlayd›.

Baz› yay›nlarda özellikle s›cak ve nemli ortamda bulunulan ve-ya ve-ya¤larla temas›n oldu¤u mesleklerin hastalar›n aknelerinde k›smi rol alabilecekleri belirtilmektedir9. Kligman16ise ergenlik

sonras› akneli kad›n hastalar›n hemen hepsinin aktif ve yo¤un çal›flan kad›nlar oldu¤unu ve bu durumun artm›fl emosyonel strese neden olaca¤›n› belirtmifltir.

Bizim çal›flmam›zda ergenlik sonras› aknesi olan hastalar›n ço-¤unda (%78,4) lezyonlar›n›n stresle alevlenme öyküsü mevcut-tu ve ergenlik dönemine göre anlaml› derecede yüksekti. Ka-d›nlarda bu oran (%81,1) erkeklere göre daha da fazlayd›. Gerçekte lezyon lokalizasyonu ve stresin birbiriyle etkileflme-si olas›d›r. Özellikle çal›flan kad›nlar›n artm›fl ifl streetkileflme-si nedeniy-le çene ve boyunla oynayarak bir tür mekanik akne yaratma-lar› mümkündür. Poli21benzer bir duruma dikkat çekmifl,

kli-nik olarak ergenlik sonras› aknede yüzün alt yar›s›nda daha çok lezyon bulundu¤unu ileri sürmüfltür.

Hasta grubumuzda, eriflkin hastalar›n %48,5’i çal›flan birey-lerdi. Ergenlik dönemi grubunda ise hastalar›n yafllar› gere-¤i büyük ço¤unlu¤u ö¤renciydi. Literatürde de çal›flan hasta-larda kronik ifl stresinin tetikleyici rolü olabilece¤i bildirilmifl-tir9,14,19. Stres ve akne iliflkisini araflt›ran çal›flmalara genel

ola-rak göz at›ld›¤›nda hem ergenlik dönemi hem de ergenlik sonras› aknede stresin rolünün araflt›r›ld›¤› çal›flmalar dikkat çekmektedir.

Kane ve ark.n›n19 çal›flmas›nda, hastalar›n %89,2’sinde,

Goul-den ve ark.n›n9çal›flmas›nda ise %12’sinde stresin hastal›¤›

tetikledi¤i tespit edilmifltir.

‹ki yüz on befl ö¤renciyi kapsayan bir çal›flmada t›p ö¤rencile-rinin %67’sinin akne alevlenmelerinde stresin etkisine inand›k-lar› gösterilmifltir. Benzer bir çal›flma 33 akne hastas›n› kapsa-m›fl ve yine hastalar›n %67’si stresli olay›n ortaya ç›kmas› ile ak-nenin fliddetlenmesi aras›nda pozitif bir iliflki sunmufltur14,22.

Aksine Drucker ve ark15. ise stres ve akne iliflkisini

araflt›rd›k-lar› çal›flmaaraflt›rd›k-lar›nda stresin akne üzerinde önemli rol oynama-d›¤› sonucuna varm›fllard›r.

Gerçekte stres faktörünün, ergenlik döneminde de mevcut oldu¤u halde, ergenlik sonras›nda bireylerin kendileri ile il-gili alg›lar›n daha güçlü olmas› nedeniyle daha net bir biçim-de ifabiçim-de bulmas› çok muhtemeldir.

Eriflkin aknede ailesel yatk›nl›¤› araflt›rd›klar› bir çal›flmada Goulden ve ark.23hastalar›n birinci derece yak›nlar›nda

erifl-kin akne s›kl›¤›n›, kontrol grubuna göre fazla bulmufllard›r. Benzer baz› çal›flmalarda da ergenlik sonras› akneli hastalar-da akne gelifliminde ailesel yatk›nl›¤›n rol oynayabilece¤i be-lirtilmifltir9,15.

Bizim hastalar›m›zda aile öyküsü her iki grupta da benzer oranlardayd›. Ailesel yatk›nl›k her iki dönemde de akne geli-fliminde önemli bir faktör gibi görünmektedir.

Goulden ve ark.n›n9200 hastay› inceledikleri çal›flmada,

hasta-lar›n sadece beflinde akneyi alevlendiren ilaç kullan›m› tespit etmifllerdir. Çal›flmam›zda, ergenlik sonras› hastalarda ilaç

kul-lan›m öyküsü ergenlik dönemi grubuna göre fazlayd› fakat kullan›lan ilaçlar akne oluflumunu tetikleyen lityum, steroid, anabolik hormon benzeri ilaçlar olmad›¤›ndan hastalar›n ak-nesi ile iliflkili bulunmad›. Ergen gruptan fazla olmas› ise bu grupta hastalar›n yafllar› itibariyle efllik eden sistemik hastal›k-lar›n›n ve dolay›s›yla ilaç kullan›mhastal›k-lar›n›n daha fazla olmas›na ba¤land› ancak klinik olarak anlaml› kabul edilmedi.

Ergenlik sonras› aknede dolanan androjenlerin rolü birçok çal›flmada araflt›r›lm›fl olmakla beraber halen çeliflkili sonuçlar bulunmaktad›r6,17,24. Cunliffe eriflkin akneli hastalarda

siste-mik androjen seviyelerinin de¤erlendirildi¤i 22 çal›flmay› der-lemesi sonucunda, 18 raporda hormon seviyelerinde anor-mallik tespit edildi¤ini bildirmifltir8.

Darley ve ark.17persistan ve geç bafllang›çl› aknesi olan 50

ka-d›n hastan›n %52’ sinde hormonal anormallik bulmufllard›r. Türkiye’de Kapulu ve ark.n›n20çal›flmas›nda, ergenlik sonras›

aknesi olan 144 kad›n hastan›n %39,3’ünde hormon tetkikle-rinde anormallik saptanm›flt›r.

Bu çal›flmalar›n aksine ergenlik sonras› akne ve hormon dü-zeyleri aras›nda bir iliflki saptanamam›fl olan çal›flmalar da bu-lunmaktad›r. Cibula ortalama yafllar› 26 olan 90 kad›n› arafl-t›rm›fl ve akne ile androjenizmin klinik ve laboratuvar bulgu-lar› aras›nda bir iliflki tespit edememifltir8.

Çal›flmam›zda ergenlik sonras› kad›n hastalarda hirsutizm %7,7, adet düzensizli¤i %9,5, obesite %4,1 olarak tespit edil-di, ergenlik dönemi ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda anlaml› farkl›l›k tespit edilmedi.Erkek tipi AGA’ya göre hormonal etkilerden ba¤›ms›z oldu¤u düflünülen kad›n tipi AGA ergenlik sonras› grupta daha fazlayd›. Kad›n tipi AGA’ n›n ilerleyen yaflla in-sidans› artaca¤›ndan bu durumun yaflla iliflkili olabilece¤i dü-flünülmektedir.

Baz› çal›flmalarda oldu¤u gibi çal›flmam›zda da her iki grupta akneye efllik eden hiperandrojenizm bulgular› aras›nda an-laml› iliflkinin olmamas› her iki dönemde de aknenin oluflum ve seyrinde hormonal etkilerin benzer etki gösterdi¤i hipote-zini destekleyebilece¤i gibi, klinik bulgular ile hormon de-¤erleri aras›nda iliflki bulamayan ve hormonal düzeylerden ba¤›ms›z klinik göstergelerin olabilece¤ini ileri süren çal›flma-lar› da dolayl› olarak destekliyor görünmektedir.

Kligman16kad›nlarda aknede adet dönemi öncesi alevlenmenin

belirgin oldu¤unu belirtmifltir. Bu durum Goulden ve ark.n›n9

çal›flmas›nda %29, Lucky ve ark.n›n8çal›flmas›nda %63, Poli ve

ark.n›n21çal›flmas›nda ise %78 olarak tespit edilmifltir.

Bizim çal›flmam›zda, ergenlik sonras› kad›nlar›n %71,3’ünde adet dönemi öncesinde lezyonlarda art›fl öyküsü mevcuttu ve ergenlik dönemine göre anlaml› derecede fazlayd›. Aknenin adet dönemi öncesinde alevlenmesi ile ilgili hormonal ne-denler tamamen netlik kazanmam›flt›r. Bununla birlikte, er-genlik sonras› aknenin bu dönemde artmas› noktas›nda ko-nu ile ilgili tüm çal›flmalar benzer soko-nuçlar sergilemektedir. Ergenlik sonras› aknede kozmetiklerin rolü tart›flmal›d›r. Özellikle lanolin, vazelin ve baz› bitkisel ya¤lar›n lezyonlar› art›r›c› etkisi bilinmektedir. Bununla birlikte Cunliffe13,24

koz-metik kullan›m süresi ve akne fliddeti aras›nda bir korelasyon olmad›¤› ve flüpheli kozmeti¤in kesilmesinin akne lezyonla-r›nda iyileflme sa¤lamad›¤›n› belirtmifltir.

Benzer flekilde Goulden ve ark.9,25 kozmetik kullan›m›n›n

ak-ne geliflimi üzerinde öak-nemli rol oynamad›¤› kanaatiak-ne varm›fllard›r. Kane ve ark.19 çal›flmas›nda ise hastalar›n›n

%66,7’ sinde kozmetik kullan›m›n›n oldu¤unu ve kendi po-pulasyonlar›nda kozmetiklerin akne oluflumunda s›kl›kla rol oynad›¤›n› belirtmifllerdir.

(5)

Bizim çal›flmam›zda, ergenlik sonras› hastalar›n %33,5’inde kozmetik kullan›m› vard› ve ergenlik dönemindeki hastalar-dan anlaml› oranda fazlayd›. Hastalar›m›zda akne flikayeti ile kozmetik kullan›m›n›n bafllang›c›n›n efl zamanl› olup olmad›-¤› ve ayr›ca kullan›lan kozmetik içerikleri de bilinmedi¤inden akne ile kozmetik kullan›m› aras›ndaki iliflki üzerinde net bir yorum yap›lamayaca¤› gibi kozmetiklerin klinik tabloya olan etkisini de tümüyle yads›mak mümkün de¤ildir.

Engin ve ark.26 aknede diyetin rolünü araflt›rmak üzere

er-genlik dönemi hastalarda yapt›klar› çal›flmada, hastalar›n %37,5’inde yiyeceklerle flikayetlerinde art›fl tespit edilmifl ve art›r›c› g›dalar aras›nda en çok; çikolata, f›nd›k, süt, çekirdek ve ya¤l› yiyecekler bulunmufltur. Sonuç olarak glisemik yükü yüksek yiyeceklerden ve ya¤l› g›dalardan uzak durulmas› ge-rekti¤i belirtilmifltir.

Avustralya’da yap›lan bir çal›flmada, t›p ö¤rencilerinin %30’unun aknelerinin diyetle iliflkili oldu¤una inand›klar› tes-pit edilmifltir27. Yahya ve ark.n›n28ergenlik dönemi ö¤rencilerde

yapt›klar› bir çal›flmada, hastalar›n akneye neden olan en s›k faktörün diyet oldu¤una inand›klar›n› belirlemifllerdir. Hasta grubumuzda, ergenlik döneminde hastalar›n %42,2’si, ergenlik sonras› hastalar›n ise %19,8’i lezyonlar›n›n baz› g›-dalarla art›fl gösterdi¤ini belirttiler. Art›fl yapan g›dalar ara-s›nda benzer flekilde; çikolata, cips ve di¤er ya¤l› g›dalar bu-lunmaktayd›. Beslenme tarz›n›n akne üzerindeki etkileri hali-haz›rda kesinlik kazanmam›fl olup konu ile ilgili bilgiler daha çok toplumdaki yayg›n inan›fl düzeyinden öteye geçememek-tedir. ‹ki grup aras›ndaki fark, eriflkin döneminde konu ile il-gili bilgilenme düzeyinin daha fazla olmas›na ba¤lanabilir.

Sonuç

Bu çal›flman›n verilerine göre ergenlik sonras› akne, ergenlik döneminin fizyolojik aknesine göre klinik sunum, adet döne-mi öncesinde ve stresle alevlenme ile kozmetik kullan›m› pa-rametrelerinde belirgin farkl›l›k göstermektedir. Buna karfl›n, diyet ile iliflki ergenlik aknesinde anlaml› olarak fazlad›r. Ge-netik ve / veya ailesel e¤ilim, efllik eden hiperandrogenizm klinik bulgular› ise her iki grupta da benzer özellikler göster-mifl olup hormonal etmenlerin her iki dönem aknede de efl rol üstlendi¤i düflünülebilir. Buna göre, ergenlik ve ergenlik sonras› akne, çeflitli farkl›l›klardan dolay› hem neden olan faktörlerin tespiti ve hem de tedaviye yönelik yaklafl›mlar aç›-s›ndan birbirinden ayr› de¤erlendirilmelidir.

Kaynaklar

1. Layton AM: A review on the treatment of acne vulgaris. Int J Clin Prac 2006;60:64-72.

2. Ergin Ç, Ergin fi, Kaleli ‹, fiengül M, Erdo¤an Bfi: Akne vulgaris hastalar›nda antibiyotik dirençli “Propionibacterium Acnes” varl›¤›n›n araflt›r›lmas› Pamukkale Üniversitesi verileri. Turkderm 2007;41:19-21.

3. Acar MA, Aksungur VL: Akne ve benzeri hastal›klar. Dermatoloji. Ed. Tüzün Y, Gürer MA, Serdaro¤lu S, O¤uz O, Aksungur VL. 3. Bask›. ‹stanbul, Nobel T›p Kitabevleri, 2008;1186-216.

4. Falco OB, Plewig G, Wolff H: Dermatology. 2’nci bask›. Berlin, Springer Verlag, 2000;1051-81.

5. James WD, Berger TG, Elston DM: Andrews’ Diseases of the Skin Clinical Dermatology. 10’uncu bask›.Canada, Saunders Elsevier, 2006;231-50.

6. Aizawa H, Niimura M. Elevated serum insulin-like growth factor-1 levels in women with postadolescent acne. J Dermatol 1995;22:249-52.

7. Epinette WW, Greist MC, Ozols II: The role of cosmetics in postadolescent acne. Cutis 1982;29:500-14.

8. Lucky AW: Quantitative documentation of a premenstrual flare of facial acne in adult women. Arch Dermatol 2004;140:423-4. 9. Goulden V, Clark SM, Cunliffe WJ: Post-adolescent acne: a review

of clinical features. Brit J Dermatol 1997;136:66-70.

10. Vexiau P, Chivot M: Feminine acne: dermatologic disease or endocrine disease. Gynecol Obstet Fertil 2002;30:11-21.

11. Güldü A, Akyol M, Özçelik S, Marufihah M, Polat M: Sivas il mer-kezindeki ilkö¤retim okullar›nda akne vulgaris prevalans›. Turkderm 2002;36:202-5.

12. Smithard A, Glazebrook C, Williams HC: Acne prevalence, know-ledge about acne and psychological morbidity in mid-adolescence: a community-based study. Brit J Dermatol 2001;145:274-9. 13. Williams C, Layton AM: Persistent acne in women. Am J Clin

Dermatol 2006;7:281-92.

14. Altunay ‹K, Mercan S: Akne vulgariste psikopatolojik etkiler. Dermatose 2005;4:92-5.

15. Knaggs HE, Wood EJ, Rizer RI, Mills OH: Post-adolescent acne. Int J Cosmet Sci 2004; 26:129-38.

16. Kligman AM: Postadolescent acne in women. Cutis 1991;48:75-7. 17. Darley CR, Moore JW, Besser GM, et al: Androgen status in

women with late onset or persistent acne vulgaris. Clin Exp Dermatol 1984;9:28-35.

18. Shaw JC: Acne; effect of hormones on pathogenesis and mana-gement. Am J Clin Dermatol 2002;3:571-8.

19. Kane A, Oumou S, Diagne C, Ly F: Epidemiologic, clinical and therapeutic features of acne in Dacar, Senegal. Int J Dermatol 2007;46:36-8.

20. Kapulu N, Ermertcan AT, fiahin MT, ‹nan›r I, Öztürkcan S: Posta-dolesan aknenin akne spektrumu içindeki yeri. ADÜ T›p Fakülte-si DergiFakülte-si 2003;4:5-8.

21. Poli F, Dreno B, Vershoore M: An epidemiological study of acne in female adults: results of survey conducted in France. J Eur Acad Dermatol 2001;15:541-5.

22. Chiu A, Chon SY, Kimball AB: The response of skin disease to stress. Arch Dermatol 2003;139:897-900.

23. Goulden V, Mcgeown CH, Cunliffe WJ: The familial risk of adult acne: a comparison between first-degree relatives of affected and unaffected individuals. Brit J Dermatol 1999; 141:297-300. 24. Betti R, Bencini PL, Lodi A, Urbani CE, Chiarelli G, Crosti C:

Incidence of polycytic ovaries in patients with late-onset or persistent acne: hormonal reports. Dermotologica 1990;181:109-11.

25. Rivera R, Guerra A: Management of acne in women over 25 years of age. Actas Dermosifiliogr 2009;100:33-7.

26. Engin B, Gümüflel M, Özdemir M, Tavlan fiÖ, Mevlito¤lu ‹. Diyetin akne üzerine etkisi. Turkiye Klinikleri J Dermatol 2009;19:9-13. 27. Tan JK, Vasey K, Fung KY: Beliefs and perceptions of patients

with acne. J Am Acad Dermatol 2001;44:439-45.

28. Yahya H: Acne vulgaris in Nigerian adolescents-prevalence, severity, beliefs, perceptions, and practices. Int J Dermatol 2009;48:498-505.

Referanslar

Benzer Belgeler

• Önemli ses değişiklikleri ve sonunda yüzdeki kılların büyümesi....  Kızlardaki fiziksel

 Araştırma sonuçları, dinin çeşitli yönlerinin ergenler için bazı olumlu işlevleri olduğunu söylemektedir.  Ergenlerin sağlığı üzerinde ve onların problemli

Sakin olduğunda daha sağduyulu karar veren bir ergen, duygusal olarak uyarılmış olduğu bir anda kötü bir karar verebilir..1.  Sosyal ortam ergenlerin karar

 Ergenlere ahlaki davranışlara sahip modeller sunulduğunda büyük olasılıkla onların davranışlarını benimseyecekler eğer ergenler ahlak dışı ya da kabul

 Bu süreç; cinsel duyguları kontrol etmeyi, yeni yakınlıklar geliştirmeyi, kötü sonuçlardan kaçınmak için cinsel davranışı kontrol edecek becerileri

 Arkadaş ortamında kabul görme ve bir gruba ait olma ihtiyacından dolayı riskli davranışlarda bulunarak güvenli olmayan ilişkilere girip, yasadışı olaylara

 Yoksul ergenler arasında sosyal uyumsuzluk ve depresyon, düşük öz güven, akran çatışması, suçluluk gibi psikolojik sorunlar ekonomik açıdan

psikolojik ve fiziksel değişimlerin yanısıra , kimlik arayışından kaynaklanan değişimler ve sorunlar da yaşanabilmektedir....  Ergenlik döneminde belirgin bir