ANKARA ÜNİVERSİTESİ

82  Download (0)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

DÖNEM PROJESİ

KIYI ALANLARINDA TURİZM YATIRIM PLANLARI VE

UYGULAMALARININ ARAŞTIRILMASI, MİLAS-MEŞELİK ÖRNEĞİ, PLANLAMADA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN TURİZM YATIRIMLARINA

ETKİSİ

Yakup DÖNMEZ

GAYRİMENKUL GELİŞTİRME VE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI

ANKARA 2018

Her hakkı saklıdır

(2)

i ÖZET Dönem Projesi

KIYI ALANLARINDA TURİZM YATIRIM PLANLARI VE UYGULAMALARININ ARAŞTIRILMASI, MİLAS-MEŞELİK ÖRNEĞİ, PLANLAMADA YAPILAN

DEĞİŞİKLİKLERİN TURİZM YATIRIMLARINA ETKİSİ Yakup DÖNMEZ

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Nihan SÖNMEZ ÖZDEMİR

Planlamanın, uygulanacağı çevreyle uyumlu olması durumunda, çevresinde oluşturabileceği sosyoekonomik ve çevresel etkiler, incelenmesi ve üzerinde durulması gereken önemli bir konu olmaktadır. Bu çerçevede kıyı alanlarının planlaması; özellikle dört ayrı denize kıyısı bulunan ve birçok nehir ve gölü olan ülkemiz açısından daha da önem kazanmaktadır. Türkiye; kıyılarının uzunluğu, doğal, çevresel ve turistik zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Ancak gerek mevzuattaki eksiklikler, gerek uygulamadaki sorunlar, denetim ve yatırımlardaki yetersizliklerden kaynaklanan hatalı ve bilinçsiz uygulamalar nedeniyle bu zenginliğin gelecek nesillere aktarılabilmesi olanakları azalmaktadır. Belirtilen koşullarda yapılan bu çalışmada turizm bölgelerinde yapılan tesislerin planlamasında alınan hatalı plan kararları ve bu kararların düzeltilmesine yönelik olarak yapılan plan değişikliği kararlarının etkileri Muğla ili, Milas ilçesi, Meşelik Mahallesinde kıyı alanında kalan bir turizm tesisi örneği üzerinden incelenmiştir. Turizm tesisinin içinde bulunduğu Muğla Milas Güvercinlik Koyu’nun Turizm Merkezi olarak ilan edildiği 1998 yılından bu yana geçen 20 yıllık dönem boyunca tesisin planlama, uygulama ve uygulama sonrası süreçler yönünden kapsamlı incelemesi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, planlama aşamasında alınan plan kararlarının bilimsel verilere, detaylı çözümlemelere ve nesnel değerlendirmelere dayanması gerektiğini, aksi halde hatalı plan kararlarının geri dönüşü olmayacak biçimde doğal alanların ve özellikle kıyı alanlarının tahrip edilmesi ve toplumsal kaybın ortaya çıkmasına yol açabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede turizm alanlarının seçimi başta olmak üzere kıyı alanları planlaması, arazi kullanımı ve turizm projelerinin geliştirilmesi ve yönetimi gibi alanlarda gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının görev almalarının sağlanması ile rasyonel arazi kullanımı ve yatırım kararlarının verilmesinin mümkün olabileceğini vurgulamak gerekmektedir.

Ocak 2018, 73 sayfa

Anahtar Kelimeler: Kıyı alanları, turizm yatırım planları, Milas-Meşelik örneği ve planlamada yapılan değişikliklerin turizm yatırımlarına etkisi.

(3)

ii ABSTRACT

Term Project

AN INVESTIGATION ON TOURISM INVESTMENT PLANS AND

APPLICATIONS IN THE COASTAL AREAS, THE MİLAS-MEŞELİK EXAMPLE, AND THE IMPACTS OF PLANNING CHANGES ON TOURISM INVESTMENTS

Yakup DÖNMEZ Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Real Estate Development and Management

Supervisor: Assoc. Prof. Dr. Nihan SÖNMEZ ÖZDEMİR

The socioeconomic and environmental impacts that planning, as long as it is compatible with the environment in which it is going to be implemented, can create around it are important issues to be examined and addressed. Planning of coastal areas in this framework, especially considering Turkey, which has four coastal seashores and many rivers and lakes, is even more important. With the length of her coasts and an abundance of natural, environmental, and touristic assets, Turkey is one of the world’s leading countries in this context. However, opportunities for transferring this wealth to future generations are diminishing due to the deficiencies in the legislation, problems in implementation, inaccurate and unconscious practices arising from insufficiencies in auditing and investments. In this study made under the mentioned conditions, erroneous plan decisions taken in the planning of the facilities built in the tourism areas and the effects of the plan change decisions made in order to correct these decisions have been examined through the example of a tourism facility in the coastal area of the Muğla Province, Milas District, Meşelik Neighborhood. A comprehensive examination has been made regarding the planning, implementation and post-implementation processes of the facility for the last two decades since 1998, when the Mugla Milas Güvercinlik Bay, in which the tourism facility is located in, was declared as a Tourism Center. The results of the research show that plan decisions taken at the planning stage should be based on scientific data, detailed analyzes and objective evaluations, or otherwise, wrong planning decisions may lead to an irreversible destruction of natural areas, especially coastal areas and emergence of social losses. It is important to emphasize that it is possible to make rational land use and investment decisions by assigning duties and responsibilities to real estate development and management specialists in areas such as coastal areas planning, land use and tourism projects development and management, and in particular, in the selection of tourism areas.

January 2018, 73 pages

Keywords: Coastal areas, tourism investment plans, Milas-Meşelik example, and the impacts of planning changes on tourism investments.

(4)

iii

ÖNSÖZ ve TEŞEKKÜR

Merkezi ve yerel yönetimler başta olmak üzere hemen hemen bütün özel kurumlarda gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlığına gereksinim olabilmektedir. Böylesine yeni bir alanda lisansüstü eğitim yapmak olanağını elde etmiş olmam, geleceğe yönelik kariyer planım açısından özel önem taşımaktadır. Lisansüstü eğitim ve proje çalışmalarımın bütün evrelerinde benden desteğini esirgemeyerek, bilgi ve tecrübeleriyle çalışmalarıma ışık tutan ve yönlendirerek sonuca ulaşmamı sağlayan değerli proje danışmanım Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Nihan SÖNMEZ ÖZDEMİR’e, araştırmalarımda bana kaynak temininde yardımcı olan Milas Belediyesi’ne, Yüksek Lisans yapmamız için bizlerin önünü açan ve maddi destek sağlayan Türkiye Belediyeler Birliği’ne, eğitim döneminde izin konusunda bizlere hassasiyet gösteren Milas Belediyesi değerli başkan ve yöneticilerine, projemin hazırlanması kısmında desteğini benden esirgemeyen, fikir alışverişinde bulunduğum çalışma arkadaşlarıma, bizleri sürekli motive eden ve kendisinden çok kıymetli bilgiler öğrendiğim saygıdeğer hocam Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.

Harun TANRIVERMİŞ’e katkılarından dolayı teşekkür ederim. Bu çalışmamı eğitimim süresince birçok fedakarlıklar göstererek, manevi destekleriyle beni motive eden ve hiçbir zaman yalnız bırakmayan eşim ve aileme ithaf ediyorum.

Yakup DÖNMEZ Ankara, Ocak 2018

(5)

iv

İÇİNDEKİLER

ÖZET ... i

ABSTRACT ... ii

TEŞEKKÜR ... iii

SİMGELER DİZİNİ ... vi

ŞEKİLLER DİZİNİ ... vii

ÇİZELGE DİZİNİ ... viii

1. GİRİŞ ... 1

2. PLAN VE PLAN KADEMELERİ ... 5

2.1 Plan ve Planlama ... 5

2.2 Planların Kademeli Birlikteliği İlkesi ... 5

2.3 Plan Türleri ... 6

2.3.1 Bölge planı ... 7

2.3.2 Mekânsal strateji planı ... 7

2.3.3 Çevre düzeni planı ... 8

2.3.4 İmar planı ... 9

2.3.4.1 Nazım (düzenleyici) imar planı ... 9

2.3.4.2 Uygulama imar planı ... 10

2.3.5 Islah (iyilestirme) imar planı ... 10

2.3.6 Mevzii (ayrık Alan) imar planı ... 11

2.3.7 Koruma amaçlı imar planı ... 11

2.4 Yenileme (Revizyon) Planı ... 11

2.5 Ek (İlave) Plan ... 11

2.6 Plan Değişikliği ... 12

3. KIYI ALANLARI VE KIYI MEVZUATI ... 14

3.1 Kıyı Alanlarının Tanımı ... 14

3.2 Kıyı Alanlarının Önemi ... 14

3.3 Kıyı Alanları ile İlgili Tanımlar ... 15

3.4 Kıyılarda Planlama Sürecine Katılım ... 16

3.4.1 Planlama ve ÇED sürecinde katılım ... 17

3.4.2 Özel yatırım ve proje süreçlerinde katılım ... 17

3.5 Kıyı Mevzuatının Gelişimi ... 17

3.6 3621/3830 Sayılı Kıyı Kanunu Ve Uygulama Yönetmeliğine Genel Bir Bakış .. 18

3.7 Kıyı Mevzuatı ... 18

3.7.1 Anayasanın 43. Maddesi ... 19

3.7.2 3621 sayılı Kıyı Kanunu... 19

3.7.3 Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ... 20

3.8 Kıyı Kanunu ile Ulaşılmak İstenen Hedefler ... 21

3.9 Kıyı Kenar Çizgisinin İşlevi Ve Kıyının Hukuki Niteliği ... 21

3.10 Kıyı Kenar Çizgisinin Önemi ... 22

4. TURİZM MERKEZLERİNİN İLANI, TURİZM TEŞVİK KANUNU VE KIYILARDA TURİZM PLANLARI ... 23

4.1 Turizm Merkezlerinin İlanı ... 23

4.2 Planların Yapımı ve Onaylanması ... 25

4.3 Turizm Teşvik Kanunu ... 27

4.4 Turizm Teşvik Kanunu Çerçevesinde Turizm Bölge ve Merkezleri ... 28

(6)

v

5. MUĞLA İLİ MİLAS İLÇESİ, MEŞELİK MAHALLESİ, GÜVERCİNLİK KOYU PİNA YARIMADASINDA YAPILAN TURİZM TESİSİ

İNCELENMESİ ... 31

5.1 Muğla İlinin Turizm Açısından Değerlendirilmesi ... 31

5.2 Turizm Tesisinin İçinde Bulunduğu Alan ... 32

5.2.1 1/100000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli çevre düzeni planı ... 32

5.2.2 1/25000 ölçekli Yenihisar-Didim-Güllük-Akbük çevre düzeni planı ... 35

5.2.3 Muğla Milas Bodrum Tuzla Gölü turizm merkezi ... 36

5.2.4 Muğla Milas Güvercinlik Koyu turizm merkezi ... 37

5.3 Turizm Tesisi Alanının Üst Hakkı ve Mülkiyet Durumu ... 38

5.4 Turizm Tesis Alanına İlişkin İmar Planları ve Plan Hükümleri ... 40

5.5 Kıyı Uygulamaları ... 44

5.6 Turizm Tesisi Yapı Ruhsatı İşlemleri ve Sonrası Süreç ... 44

5.7 Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma Genel Müdürlüğünün 17.08.1993 Tarih 16523 Sayılı Genelgesinin 3731 Parselde Uygulanmasının İrdelenmesi ... 48

5.8 Uygulama İmar Planının Revize Edilmesi (5 Kattan 3 Kata Düşürülme) ... 49

5.9 İtiraz ve Yürütmenin Durdurulması ... 49

5.10 Turizm Konaklama Tesisi ile İlgili Basında Çıkan Bazı Haberler ... 51

5.11 Plan Karar Değişikliğinin Turizm Yatırımına Ekonomik Etkisi ... 54

5.11.1 Bina yüksekliği beş kat iken turizm yatırımına ekonomik etkisi ... 54

5.11.2 Bina yüksekliği üç kat iken turizm yatırımına ekonomik etkisi ... 58

5.12 Mevcut İmar Planlarındaki Kat Adedinin 5 Kattan 3 Kata Düşürülmesine Yönelik 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin Olumlu Olumsuz Yönleri ... 61

5.12.1 Ekonomik yönden ... 61

5.12.2 Çevresel-fiziksel-mekânsal yönden ... 62

6. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME ... 63

KAYNAKLAR ... 66

EKLER ... 67

Ek 1. Turizm Konaklama Tesisinin Bulunduğu Alanın Önceki ve Sonraki Görünümü ... 67

ÖZGEÇMİŞ ... 73

(7)

vi

SİMGELER ve KISALTMALAR DİZİNİ Simgeler

hmax En fazla yükseklik, kat adedi

km Kilometre

km2 Kilometrekare

m Metre

Kısaltmalar

E Emsal

G Günübirlik Alan

KTKGB Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri

TTA Turizm Tesis Alanı

TTK Turizm Teşvik Kanunu

TA Turizm Alanı

(8)

vii

ŞEKİLLER DİZİNİ

Şekil 2.1 Kıyı alanları ile ilgili tanımların basit gösterimi ... 16

Şekil 5.1 Türkiye haritası (Muğla İlinin coğrafik konumu) ... 31

Şekil 5.2 Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100000 ölçekli çevre düzeni planı ve lejantı ... 33

Şekil 5.3 Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100000 ölçekli çevre düzeni planı lejantı ... 34

Şekil 5.4 Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında Güvercinlik Turizm Merkezi ... 35

Şekil 5.5 Muğla-Milas-Bodrum-Tuzla Gölü Güneyi Turizm Merkezi Planı ... 36

Şekil 5.6 Muğla Milas güvercinlik koyu turizm merkezi planı (Ölçeksiz) ... 38

Şekil 5.7 Turizm Tesisine ait 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı ... 44

Şekil 5.8 Mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma Genel Müdürlüğünün 17.08.1993 Tarih 16523 Sayılı Genelgesine göre emsal hesaplama yöntemi ... 46

Şekil 5.9 Tesisle ilgili basında çıkan haberlere ait resim ... 53

Şekil 5.10 Tesisle ilgili basında çıkan haberlere ait resim ... 53

Şekil 5.11 Tesisle ilgili basında çıkan haberlere ait resim ... 54

Şekil 5.12 Turizm tesisine ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve plan notları... 55

(9)

viii

ÇİZELGELER DİZİNİ

Çizelge 2.1 Türkiye’de plan kademelenmesi ve plan türleri... 13

Çizelge 5.1 Otel yatırımında kullanılan emsal alanlarını gösteren tablo (5 kat) ... 57

Çizelge 5.2 Otelin katlara göre oda dağılımını gösterir tablo(5 kat)... 58

Çizelge 5.3 Otel yatırımında kullanılan emsal alanları (3 kat) ... 59

Çizelge 5.4 Otel katlara göre oda dağılımını gösterir tablo (3 kat) ... 60

(10)

1 1. GİRİŞ

Dünyanın en hızlı gelişen sektörlerinden biri olan turizm; insanların tatil, dinlenme, sağlık, kültür, spor, avlanma, diğer toplulukları tanıma vb. amaçlarla sürekli olarak bulundukları yerlerden ayrılarak, yurtiçi ve yurtdışı yörelere doğru hareketliliği ve bu yörelerdeki geçici sürelerle kalışları olarak tanımlanmaktadır (Mansuroğlu 2006).

Değişen yaşam standartlarına ve çevre bilincinin gelişmesine bağlı olarak turizmde yenilik ve çeşitlilik arayışları artmaktadır. Deniz, kum ve güneşten oluşan klasik turizm anlayışı yerini kültür, tarih, yerel değerler, macera ve eğlence anlayışına bırakmaktadır.

Kitle turizmine alternatif olarak ekoturizm, sürdürülebilir turizm, macera turizmi, duyarlı turizm, doğaya dayalı turizm, yeşil turizm, kültür turizmi gibi turizm akımları ortaya çıkmıştır. Turizm, kıyı alanlarının yanı sıra kırsal alanlara yönelmiş, belirli dönemlerde yapılan seyahatler ise yılın tümüne yayılmıştır. Ancak ne olursa olsun, kıyı alanlarındaki turizmin dünyada ve Türkiye’de yadsınamaz bir önemi bulunmaktadır.

Turizmde doğal ve kültürel özelliklerin kullanılmaya başlanması ile turistlerin çevre dostu etkinlikleri tercih etmesi, çevrenin korunmasına ve yerel halkın ekonomik olarak kalkınmasına katkıda bulunmaktadır. Böylece turizm gelişmekte olan ülkelerin ekonomik gelirlerini artırmada önemli bir sektör haline gelmektedir. Ekonomik, sosyal, kültürel pek çok yararı olan turizm sektörü, aşırı doğal kaynak kullanımı ve yanlış yer seçimleri nedeniyle doğal alanların, tarihsel değerlerin ve kıyı alanlarının tahrip edilmesine yol açabilmektedir. Turizm potansiyelinin temelini oluşturan doğal, kültürel ve tarihi değerlerin, uzun vadede korunabilmesi için turizm yörelerinde yapılacak planlama çalışmalarının her aşaması önem taşımaktadır.

Dört ayrı denize kıyısı bulunan Türkiye; kıyılarının uzunluğu, doğal, ekolojik ve turistik zenginliği bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak tanımlanabilir. Ancak gerek mevzuattaki eksiklikler ve sık sık yapılan değişiklikler, gerek uygulamadaki sorunlar ve gerekse denetim ve yaptırımlardaki yetersizliklerden kaynaklanan yanlış ve bilinçsiz uygulamalar nedeniyle söz konusu zenginliğin gelecek nesillere aktarabilecek biçimde doğru ve bilinçli olarak kullanıldığını söylemek mümkün görülmemektedir.

(11)

2

Türkiye’de nüfusun yaklaşık yarısı kıyı bölgelerinde yaşamaktadır. Türkiye geneli nüfus yoğunluğu km² başına 73 kişi olmasına karşılık, kıyı illerinde bu değer 127 kişiye çıkmaktadır. Türkiye’de kıyı alanlarına en fazla baskı yapan sektörler turizm ve turizmle birlikte gelişen ikinci konut sektörleridir. Turizm hareketleri 1970’li yıllardan sonra hızlanmış, 1980’lerde turizm sektörünü geliştirmeye yönelik olarak alınan önlemler turist sayısında artışa neden olmuştur. 1982 yılında çıkartılan 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile birlikte, Türkiye’de kitle turizminin gelişimi bir dönüm noktasına girmiştir. Yapılan yasal düzenleme ile bir yandan bu alandaki girişimleri desteklemek üzere özel önlemler getirilmekte ve diğer yandan da bozulmamış kıyı alanları, verimli tarım arazileri, tarihsel ve doğal değerler turizmin hizmetine sunulmasının önü açılmıştır (Keleş ve Hamamcı 1998).

Makro düzeyden mikro ölçeğe doğru planlama yapılması yoluyla doğal ve beşeri kaynakların etkin kullanımı mümkün olmaktadır. İnsan toplulukları artı ürün üretmeye başladıkları dönemden itibaren planlama kavramı ile değişik boyut ve içerikle de olsa, tanışmaya başlamıştır. Planlama yoluyla üretim-tüketim ilişkileri düzenlenerek verimli bir kullanım amaçlanmıştır. Sınırlı kaynakların akılcı bir biçimde değerlendirilebilmesi için, planlamaya, her dönemde gereksinim duyulmuştur. Ulaşılmak istenen amaç ve bu amaca ulaşmak için gerekli olan düzenlemeleri belirleyen araçlar, planlamayı oluşturan iki temel unsur olarak ele alınması gerekmektedir. Bu noktada, sağlıklı bir planlama için;

(1) Sınırlı kaynakların saptanması,

(2) Toplumsal tercih ve eğilimlerin ortaya konması, (3) Ulaşılması düşünülen amaçların belirlenmesi, (4) Gerekli düzenlemelerin araçların tanımlanması, (5) Uygulamada doğru zamanlama,

(6) Çalışmada (planlamada) eşgüdüm gerekli olmaktadır.

Plan onama yetkisine sahip birden fazla kurum ve bu kuruluşların tabi olduğu, mevzuatların birbirleri ile koordinasyonsuzluğundan kaynaklanan plansızlık durumu, planlama araçlarının uygulanmasını güçleştirerek uygulamaya yönelik sorunların ortaya

(12)

3

çıkmasına yol açmaktadır. Planlama alanında yetki sahibi olan kurumların sayısının artması bütüncül planlama yaklaşımlarının uygulanmasını zorlaştırmakta, farklı sektörlerde uzmanlaşmış kurumların münferit eylem ve kararlarının toplamı sağlıklı bir planlama politikası oluşumunu engellemektedir. Bu durum günün koşulları ve talepleri doğrultusunda yenilenmesi gereken kentsel ve bölgesel mekanlarda ağır işleyen bir bürokrasi süreci yarattığından, hem bu alanlardaki imar uygulamalarının kontrol ve denetimini zorlaştırmakta, hem de planlamanın nihai hedefi olan nitelikli kentsel ve bölgesel mekanların oluşmasına engel oluşturmaktadır.

Milas-Güvercinlik Bölgesi, 2634 Sayılı Kanuna göre Muğla ilinin 20. grup turizm merkezi ilan edilmiştir. Bu bölge; Milas’ın doğal kaynakları ve kültürel varlıklarının bir kısmını bünyesinde barındıran, bir tarafta denizi ve diğer tarafta yemyeşil ormanı ile insanı doyuran, mütevazi, sakin bir doğa harikasıdır ve bu özellikleriyle turizm bakımından oldukça çekici bir mekan olarak tanımlanabilir. Bu bölgede yapılan planlama çalışmalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi yoluyla turizm bölgesi planlama kararlarının hem yerleşim yerinin gelişimi ve ekonomik gelişme hedefleri, hem de doğal kaynakların korunması-kullanılması dengesinin sağlanması olanakları ele alınmış ve olası sorunların tespitinin yapılması hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında tanımlanan probleme uygun olarak ulaşılması hedeflenen başlıca çıktılar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

(1) Kıyı alanlarında TTK’ye göre ilan edilen Turizm Bölgelerinin mevzuat yönünden irdelenmesi,

(2) Bu turizm bölgelerinde yapılan turizm tesislerinin planlaması ve plan değişikliklerin incelenmesi,

(3) Planlamada yapılan değişikliklerin turizm tesislerine genel olarak etkilerinin araştırılması,

(4) Planlamada yapılan değişiklikler ile ilgili kıyaslama yapılması,

(5) Planlamada yapılan değişikliklerin varsa olumlu-olumsuz etkilerinin tespiti,

(6) Planlamadaki değişikliklerin örnek alan çalışması Milas-Meşelik ve çevresi için analizlerinin yapılması hedeflenmiştir.

(13)

4

Benzer çalışmada Kızılkaya (1995) tarafından Türkiye genelindeki kıyı kaynaklarının kullanımı sorunlarının mevcut kanunlar ve yönetim yapılarının dışında, kıyı alanları yönetimi adı altında yeni bir yapılanma ve uygulama içinde çözülebileceği vurgulanmıştır. Diğer benzer çalışmada ise Yazar (2017) tarafından geçmişten günümüze merkezi yönetimin turizm teşvik uygulamaları ve bütünleşik kıyı yönetimi gibi uygulamalarla, tarımsal arazilerin azaldığı, kıyı alanlarının mekansal dönüşüm sonucu kamusal niteliklerini kaybettiği ve sermaye lehine kar amaçlı kullanılabilir hale getirildiği ortaya konulmuştur. Bu çalışma kapsamında doğru plan ve plan kararlarının önemine Milas ilçesi Meşelik mevkiindeki turizm tesisinin uygulama imar planında yapılan değişiklikler ve etkileri örnek alınarak vurgu yapılmaya çalışılmıştır. Turizm tesisinin planlamasına ilişkin ilke ve uygulamaların kapsamlı analizi yapılmış ve planlamadaki değişikliklerin söz konusu turizm tesisine etkileri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İnceleme yapılırken konuyla ilgili öncelikle mevzuatın ilgili bölümleri incelenmiş, planlama mevzuatı, kıyı mevzuatı, turizm mevzuatından ayrıntılı olarak incelenmiş ve elde edilen sonuçların bir bütün olarak değerlendirilmesi yapılmıştır.

Araştırmanın sonuç bölümünde ise genel değerlendirme ve örnek olarak seçilen inceleme konusu tesise ilişkin temel bulgular, başlıca planlama sorunları ve temel çözüm yaklaşımları ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçları özellikle kıyı alanlarındaki turizm tesislerinin planlanması ve yatırım kararlarının değerlendirilmesi yönlerin karar organlarına önemli bulgular sunmakta ve politika geliştirme sürecinde altlık teşkil etmektedir.

(14)

5 2. PLAN VE PLAN KADEMELERİ

2.1 Plan ve Planlama

Fiziksel planlama anlayış ve pratiği, belirli bir sorun ya da sorunlar yumağını çözmek amacıyla, yola çıkılan bir süreci temsil etmektedir. Bu amaca ulaşmak için, bir yandan bu sorunların hangi yapısal ilişkiler bağlamında, neden ve nasıl ortaya çıktığı anlaşılmaya çalışılırken, diğer yandan da, bu bulguları irdeleyerek, sorunları çeşitli müdahale araçlarıyla nasıl çözebileceği araştırılır. Bu bağlamda, planlama sürecinin başlangıç noktasını somut gerçeklik oluşturmaktadır. Ancak, sorunla ilişkili görülen somut veri ve gözlemler zihinde/düşüncede sistematik hale getirilmediği sürece tam bir kaos görüntüsü verir. Tüm bu veri tabanının soyut düzeyde/kuramsal olarak yeniden düzenlenmesi, tüm ilişkilerin ayrıntı ve edimselliklerden arındırılarak yeniden kurgulanması gerekir. Diğer bir deyişle, soyuttaki somut yaratılır; somut, soyut düzeyde yeniden üretilir. Düşüncede planlama, ancak bu evreden sonra başlayabilir. Mevcut ilişkileri kavradıktan sonra ileriye yönelik olarak bunların nasıl bir biçim alacağını açıklayan diğer bir deyişle, kestirimle yetinen bir yaklaşım pozitivizmi temsil ederken, belirli değer yargıları çerçevesinde bu ilişkilerin nasıl yeniden biçimlendirilebileceğine, yönlendirilebileceğine yönelik olarak soyut bir model geliştirme çabası, en genel anlamıyla planlama sürecinin başlangıcı olmuştur.

Planlama eylemi, bir toplumsal sistemin temel sınırlayıcı verileri çerçevesinde, geleceğin en uygun zihinsel benzeşimini kurgulamak ve bu benzeşimin uygulamada karşılaştığı sorunların, kurulan modeli yeniden etkilemesine ve değiştirilmesine de olanak sağlayan bir süreç ve planlama süreci, geri beslemelerle hareketlilik kazanan bir eylem olmuştur.

2.2 Planların Kademeli Birlikteliği İlkesi

Farklı soyutlama düzeylerinde hazırlanan fiziksel planların birbirleri ile uyumu planların kademeli birlikteliği ilkesi ile tanımlanmaktadır (Çizelge 2.1). Bu ilkeye göre, bir alt ölçekte alınan plan kararlarının bir üst ölçek plan kararları ile çelişmemesi, üst

(15)

6

ölçek plan kararlarının alt ölçekte uygulanmasının imkânsız ya da sorunlu olduğunun tespit edildiği durumlarda ise, üst ölçek plan kararının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Üst ölçekli planlar, geliştirilen temel hedefler, oluşturulmuş politika ve prensiplere uygun olarak kentin ana gelişme kararlarını ve arazi parçalarının kullanış biçimlerini ilke düzeyinde veren, soyutlama düzeyi yüksek belgelerdir. Kuşkusuz bu soyutlama düzeyi 1/5000’den başlayarak daha büyük ölçeklere doğru yükselirken söz konusu planların arazi kullanımlarına ilişkin olarak içereceği bilgi düzeyi de özelden çok daha genele doğru olacaktır (Ersoy 2007).

Bir üst ölçekte belirtilen ana kararlar bir alt ölçeğe geçirilirken, bu yeni ölçekte, üst ölçekte ayrıntılanmamış olan dolayısı ile yeni kararlar alınabilir. Ancak, her durumda, alt ölçekli planları denetleyen, yönlendiren ve esneklik çerçevesini çizen üst ölçekli planlardır. Bu nedenle, üst ölçekli planlarda alınacak kararlar, alt ölçeklerde yapılacak binlerce planın aynı bir hedefler sisteminin ana ilkelerini benimsemelerini, diğer bir deyişle aynı dili konuşmalarını sağlamaları açısından önem arz etmektedir.

Özet olarak bu süreçte büyük alanlar için üretilmiş genel ve soyut kurallardan (üst ölçek planlar) ve bu kurallara bağlı olarak daha dar alanlar için üretilen özel ve somut kararlara (alt ölçek planlar) varılan bir yol izlenmektedir. Burada önemli olan, statik bir planlama anlayışı ile sadece plan ölçeklerini değiştiren bir odaklama yapmaktan çok, ölçekler arasında geri besleme yöntemi ile sürekli olarak kendisini öngörülemeyen gelişme ve ilişkilerin yaratacağı potansiyel sapmalardan koruyacak bir hareket sağlanmaktadır.

2.3 Plan Türleri

Planların ölçeklerine ve kapsadığı alanlara göre türleri bulunmaktadır. Bunlar aşağıda belirtilen başlıklar halinde sıralanmış olup; alt başlıklarda detaylı şekilde açıklanmıştır.

(16)

7 (1) Bölge Planları

(2) Mekansal Strateji Planları (3) Çevre Düzeni Planları (4) İmar Planları

- Nazım İmar Planları - Uygulama İmar Planları (5) Islah İmar Planları (6) Mevzii İmar Planları

(7) Koruma Amaçlı İmar Planları

2.3.1 Bölge planı

Toplumsal ve ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, değişik etkinliklerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzere yapılan planlardır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesine göre, bölge planlarını, gerekli gördüğü durumlarda Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yapılmakta ya da yaptırılmaktadır.

2.3.2 Mekânsal strateji planı

Uzun ve kısa dönemli amaçların, değişik (ülke, bölge, kent, kentsel alt bölge) ölçeklerdeki amaçlar ve bu amaçlara ulaşmakta kullanılacak yollarla bağdaştırılmasını;

değişik kişi ve kurumların planlama sürecine katılmasının sağlanmasını kapsayan bir planlama yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda mekana dönük düzenlemeler, toplumsal, ekonomik, doğal ve kültürel boyutlarla birlikte, üzerinde uzlaşılmış ortak bir geleceğe ulaşmanın bir bütünleyicisi olarak ele alınmaktadır. Bu çok boyutlu yapısıyla planlama, yalnızca biçimsel bir düzenleme aracı değil, toplumsal, ekonomik, kültürel gelişmenin ve doğal, kültürel değerlerin korunmasının araçlarını ortaya koyan, ortaklıkları sağlayan ve ortak geleceğin tanımlanmasında ve yasama geçirilmesinde birleştirici ve devingen bir süreç olarak ortaya çıkmaktadır. Ulusal ve bölgesel ölçekte katılımcı bir süreçle oluşturulan planlama ilkeleri, yerelin planlama sürecinde yönlendirici olurken, yerelin kendi özgün değerleri ve devingenlikleriyle gelişimini de sağlamaktadır. Bu yaklaşım,

(17)

8

odağına yalnızca kentleri almayan; kırsal yerleşimleri, kır-kent bütünlüğü içinde ve kırsal kalkınmayı amaçlayan ve bunun araçlarını ve ortaklıklarını sağlayan bir boyutu da içermektedir. Geleneksel planlama var olan eğilimlerin sürdürüleceğini varsayarken, stratejik planlama yeni eğilimleri, süreksizlikleri de öngörmektedir. Durağan planların yalnızca “geleceği belirleme” görevine karşılık, stratejik planların görevi “geleceğin içerdiği belirsizliklere” karşı da çözüm yolları göstermektir.

04.07.2011 günü yürürlüğe giren 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesinin 1. fıkrasının d bendine göre; yerel yönetimlerin plan kararlarının mekansal strateji planlarına uygun olması gerekmektedir. Kararname’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde; mekansal strateji planlarının, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, tüm tür ve ölçeklerdeki fiziki plan ve uygulamalara taban oluşturan üst ölçekli planlar olduğu belirtilmiştir. Yine 7.maddenin 1. Fıkrasının ç bendinde; sektör tabanlı planların mekansal strateji planlarına uyumlu olması gerektiği ve mekansal strateji planlarının havza ve bölge ölçeğinde düzenlenebileceğinden söz edilmektedir. 7. maddenin 2.

fıkrasında ise; çevre düzeni planlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından oluşturulacak mekansal strateji planlarına aykırı olmayacağı vurgulanmaktadır.

2.3.3 Çevre düzeni planı

Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak, konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanım kararlarını belirleyen ve 1/25000, 1/50000, 1/100000 ya da daha küçük ölçekli planlardır. Çevre düzeni planı ilke ve kararlarına aykırı imar planı yapılamaz. Çevre düzeni planının yürürlüğe girmesi ile birlikte, yürürlükte olan nazım ve uygulama imar planlarının çevre düzeni planına uygun olmayan bölümleri yenilenecek ve çevre düzeni planına uygunluk sağlanacaktır. Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 4. maddesine göre, çevre düzeni planı sınırları, yönetsel, yersel ve işlevsel bütünlük gösteren bir ya da birden çok il sınırları bütününü ya da bir bölümünü kapsayacak biçimde belirlenir. 11.11.2008 günü yürürlüğe giren Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 6. maddesine göre, birden çok ili ilgilendiren çevre düzeni planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılır. 04.07.2011 günü

(18)

9

yürürlüğe giren 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 3. fıkrasına göre; anakent belediyeleri sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını anakent belediyeleri, anakent olmayan illerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmakta yada yaptırılmakta ve onaylanmaktadır.

644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 1. fıkrasının c bendine göre;

havza ve bölge ölçeğindeki çevre düzeni planları yapmak, yaptırmak, onaylamak, uygulanmasını ve denetlemesini sağlamak da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın görevlerindendir. Yine, 7. maddenin 2. fıkrasında; çevre düzeni planlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca belirlenen mekansal strateji planlarına aykırı olmayacağı belirtilmiştir.

2.3.4 İmar planı

İmar planı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesine göre nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşmaktadır. Var ise bölge ve çevre düzeni planı kararlarına uygun olmak zorundadırlar. İmar hukukunda, imar planları yönetmeliklere göre üst kural niteliğindedir dolayısıyla öncelikle imar planındaki düzenlemelere uyulması gerekmektedir. İmar planlarında açıklanmamış konularda Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin düzenlemelerine uyulmaktadır. İmar planlarında açıklanmamış ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde de düzenlemesi yapılmamış konulardaki uygulama biçimine, gereksinimlere ve yörenin ayırt edici özelliklerine göre, belediyeler karar vermektedir.

2.3.4.1 Nazım (düzenleyici) imar planı

Varsa bölge ya da çevre düzeni planlarına uygun olarak güncel haritalar üzerine, yine varsa kadastro durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazinin; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge ayrımlarını, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, türlü yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım düzenekleri ve sorunlarının çözümü gibi konuları göstermek ve uygulama imar

(19)

10

planlarının yapılmasına taban oluşturmak üzere 1/2000 ya da 1/5000 ölçekte (anakentler için 1/5000 ile 1/25000 arasındaki bir ölçekte) düzenlenen, ayrıntılı bir yazanakla (raporla) açıklanan ve yazanağıyla birlikte bir bütün olan plandır.

Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 30. maddesine göre, toplumsal ve teknik altyapı kullanımlarından başka bir amaca ayrılmış bir alanın kullanım amacının değiştirilmesi, başka bir deyişle nazım plan ana kararlarını bozucu işlevsel değişiklikler, plan değişikliği yoluyla yapılamamaktadır. Yerleşmenin gelişme yönü, büyüklüğü ve arazi kullanımının işlevsel dağılımı ve genel yoğunluklar gibi nazım plan ana kararlarının değiştirilmesi, ancak imar planının yeniden yapılmasıyla mümkün olmaktadır.

2.3.4.2 Uygulama imar planı

Onaylı güncel haritalar üzerine, varsa kadastro durumu işlenmiş olarak, nazım imar planı ilkelerine göre çizilen ve türlü bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarının ilkelerini oluşturacak uygulama aşamalarını ve öteki bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve 1/1000 ölçekte düzenlenen, yazanağıyla bir bütün olan planlara denilmektedir.

2.3.5 Islah (İyileştirme) imar planı

Islah imar planı 3290 ve 3366 Sayılı Kanunlar ile Bazı Maddeleri Değiştirilen ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 Sayılı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4.

maddesinde yapılan tanıma göre; düzensiz ve sağlıksız biçimde oluşmuş yapı topluluklarının ya da yerleşme alanlarının, sınırları belli edilerek, güncel durumları da göz önüne alınarak, dengeli, düzenli ve sağlıklı duruma getirilmesi amacıyla, güncel (halihazır) haritalar üzerine yapılan ve yapılanma koşullarını da belirleyen, 1/1000 ölçekli imar planıdır. Hızla gecekondulaşan alanlarda ve kaçak yapılaşma görülen bos alanlarda yapılmaları öngörüldüğünden, bu planların konut ağırlıklı olması, bu arada konutlara yönelik zorunlu ve yeterli kentsel işlevler ile toplumsal ve teknik donatı alanlarını da içermesi gerekmektedir.

(20)

11 2.3.6 Mevzii (ayrık alan) imar planı

Var olan planların yerleşik kişilere yetersiz kalması ya da yeni yerleşim alanlarının kullanıma açılması gereğinin ve sınırlarının ilgili yönetimce belirlenmesi durumunda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca çıkarılan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin plan yapım kurallarına uyularak yapılabilen, yürürlükteki tüm planların sınırları dışında, var olan planla bütünleşmeyen, toplumsal ve teknik altyapı gereksinimlerini kendi içinde sağlayan, yazanağıyla bir bütün olan imar planlarına denilmektedir.

2.3.7 Koruma amaçlı imar planı

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenen sit alanlarında, etkileşim ve geçiş alanları da göz önünde bulundurularak, kültür ve doğa varlıklarının, sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda, korunması amacıyla yapılan, plan notları ve açıklama yazanağı ile bir bütün olan, nazım ve uygulama imar planlarının gerektirdiği ölçekteki imar planlarına denilmektedir.

2.4 Yenileme (Revizyon) Planı

Tür ve ölçeği ne olursa olsun, planın gereksinime yanıt vermediği ya da uygulamasının olanaklı olmadığı ya da sorun yarattığı durumlar ile üst ölçek plan kararlarına uygunluğun sağlanması amacıyla, planın tümünün ya da plan ana kararlarını etkileyecek bir bölümünün yenilenmesi sonucu elde edilen planlara denilmektedir.

2.5 Ek (İlave) Plan

Yürürlükte bulunan planın gereksinime yanıt vermediği durumlarda, var olan plana bitişik ve var olan planın genel arazi kullanım kararları ile süreklilik, bütünlük ve uyum sağlayacak biçimde yapılan planlara denilmektedir.

(21)

12 2.6 Plan Değişikliği

Plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılmaktadır.

İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esas olup yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılmamaktadır. İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmamaktadır. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için; imar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik alt yapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili Bakanlık ve Kuruluşların görüşü alınmaktadır. İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilmekte eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunmaktadır.

Kat adedi veya bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklileri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılmaktadır.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. Maddesine göre yoğunluk arttıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar planı değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanmakta veya hazırlatılması gerekli olmaktadır.

(22)

13 Çizelge 2.1 Türkiye’de plan kademelenmesi ve plan türleri

Plan Adı Planlama Alanı Ölçek Plan Yapma Yetkisi Plan Onama Yetkisi Hukuki Dayanak Fiili Uygulama Mekânsal Strateji

Planı Ülke ve Bölge Belirsiz Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı 644 Sayılı KHK Henüz uygulaması yapılmamıştır.

Bölge Planı Bölge Belirsiz Kalkınma Bakanlığı

(DPT)

Kalkınma Bakanlığı (DPT)

3194 Sayılı İmar Kanunu

Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Bölge kalkınma Ajansları tarafından hazırlanıyor.

Dipnot: Mekânsal plan değildir.

İl Çevre Düzeni Planı

İl Sınırları ile çakışmak üzere il sınırları içinde kalan alan

Belirsiz İl Özel İdaresi İl Özel İdaresi ile İlgili Belediye

5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu

5302 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile İl Özel İdareleri doğrudan ya da mülga Çevre ve Orman Bakanlığından destek alarak bu planları yapmıştır.

Metropoliten İmar

Planı Metropoliten Alan Belirsiz

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (mülga BİB)

3194 Sayılı İmar Kanunu

Yasada adı geçmesine karşılık Büyükşehir Yasası çıkmadan önce bu ad ile önceki yıllarda yapılmış bir iki örnek dışında fiilen uygulanmayan bir plan türü

Çevre Düzeni Planı

Havza ve Bölge (İl sınırları ile çakışmamak üzere bir ilin sınırları içinde ya da birden çok ili kapsayan alanlarda)

1/50.000 ve 1/100.000

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (mülga Çevre ve Orman Bakanlığı)

6441 Sayılı KHK

Mülga Çevre ve Orman Bakanlığına verilen Çevre Düzeni Planı yapma yetkisi 644 sayılı KHK ile yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilmiştir.

Nazım İmar Planı

BŞ Belediye Sınırları içinde Kalan Alan

1/5.000 1/25.000

Büyükşehir Belediyesi

Büyükşehir Belediyesi

5216 Sayılı BŞB Kanunu

Yasal düzenlemelerle yetki alanlarının genişlemesi doğrultusunda BŞB ne 1/5.000 dışında 1/25.000 ölçekli nazım plan yapma yetkisi de verilmiştir.

Nazım İmar Planı Belediye ve

Mücavir alan 1/5.000 Tüm Belediyeler İlgili Belediye 3194 Sayılı İmar

Kanunu BŞB dışındaki belediyelerin yetkisindedir.

Uygulama İmar Planı

Belediye ve

Mücavir alan 1/1.000

Büyükşehir Belediyeleri Dışında Kalan Tüm

Belediyeler ile BŞB İlçe Belediyeleri

İlgili Belediye Meclisi; BŞB’lerde BŞB Belediye Meclisi

3194 Sayılı İmar Kanunu

BŞB dışındaki belediyelerin yetkisindedir.

BŞB’lerde İlçe Belediyeleri tarafından yapılan bu planlar, yeni yasal düzenlemelerle BŞB’leri tarafından onaylanmaktadır.

13

(23)

14 3. KIYI ALANLARI VE KIYI MEVZUATI

3.1 Kıyı Alanlarının Tanımı

Birleşmiş Milletler Çevre Programı kapsamında kıyı bölgesi, “karaların denizle buluştuğu, sosyoekonomik sistemleri ve doğal sistemleri (nehir ağızları, sulak alanlar, resifler...) içeren bölgedir”. Amerika Birleşik Devletleri Kıyı Bölgesi Yönetimi Yasası’na göre kıyı bölgesi, “kıyı suları, birbirleriyle önemli ölçüde etkileşim halinde olan sahil şeritleri, kıyı ülkeleri ve adalar, gelgit alanları, tuzlu sular, sulak alanlar ve sahilleri içeren bölgedir”. Avrupa Birliği’nin Tanıtım Programı’nda kıyı bölgesi, “kara ve denizin birleştiği alan boyunca uzanan özgül çevresel özelliklerine göre çeşitlilik gösteren bölgedir.” şeklinde tanımlanmıştır (Toprak ve Üçüncüoğlu 2004).

3.2 Kıyı Alanlarının Önemi

Kıyılar, kara ile denizin buluştuğu, ekolojik sistemler olup, zengin doğal kaynak potansiyeli ve biyoçeşitlilik barındıran, doğal kaynakları ve konumu itibariyle toplum için önemli ekonomik fırsatlar sunan, gelişme baskısı altında olan özgün ve duyarlı alanlar olmuştur. Tarih boyunca toplumların yerleştiği ve uygarlıkların geliştiği, ülkelerarası ekonomik ve kültürel temas alanları olan kıyılar günümüzde, kıyılaşma eğilimlerinin etkisiyle, kentsel kullanımlar, sanayiler, enerji terminalleri, tersaneler, ikinci konut, turizm, rekreasyon, deniz ticareti ve ulaşımı, balıkçılık, vs. faaliyetlerinin yer seçmek için yarıştığı bölgeler olmuştur.

Türkiye’nin dört denize kıyısı bulunmakta ve bünyesinde birçok göl ve akarsuyu barındırmaktadır. Bu nedenle de ülkemizin deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla yasal düzenlemeler yapılmış, son olarak da bu amaçla 3621 sayılı Kıyı Kanunu yürürlüğe girmiştir.

(24)

15

Belirtilen eğilimler kıyılarda birbiri ile uyumlu olmayan kullanım biçimine, kıyılara özgü doğal kaynakların tahribine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olan plansız gelişme eğilimleri artmakta, bir dizi sosyal, ekonomik, çevresel ve mekansal sorunlara neden olmaktadır.

3.3 Kıyı Alanları ile İlgili Tanımlar

Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun kara parçasına değdiği noktaların birleşmesinden oluşan meteorolojik olaylara göre değişen doğal çizgidir (Şekil 2.1). Tabi ve suni göllerde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenen maksimum su kotu kıyı çizgisini belirlemektedir.

Kıyı kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsuların, alçak-basık kıyı özelliği gösteren kesimlerinde kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumsal ve kıyı kamularından oluşan kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık benzeri alanların doğal sınırı; dar- yüksek kıyı özelliği gösteren kesimlerinde ise şev ya da falezin üst sınırı olmaktadır. Bu sınır doldurma suretiyle arazi elde edilmesi halinde de değiştirilememektedir.

Kıyı; kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanlara, dar-yüksek kıyı; plaj ya da abrazyon platform olmayan veya çok dar olan şev veya falezle son bulan kıyılara, alçak- basık kıyı; kıyı çizgisinden sonra da devam eden, kıyı hareketlerinin oluşturduğu plaj, hareketli ve sabit kumulları da içeren kıyı kordonu lagün gölü, lagün alanları, sazlık, bataklık ile kumluk, çakıllık, taşlık ve kayalık alanları içeren kıyılara denilmektedir (Şekil 2.1).

Sahil şeridi; Deniz ve tabii göllerin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanlara, sahil şeridinin birinci bölümü; kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 50 metre genişliğindeki alan olup, sadece açık alanlar, yeşil alan, gezinti alanları, çocuk bahçesi ve rekreaktif kullanımlar ve yaya yolu olarak kullanılabilen alanları, Sahil Şeridinin İkinci Bölümü; Sahil şeridinin birinci bölümünden itibaren, kara yönünde en az 50 metre genişliğindeki alan olup, toplumun

(25)

16

yararlanmasına açık, günübirlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yapılabileceği alanlara denilmektedir (Şekil 2.1)

Şekil 2.1 Kıyı alanları ile ilgili tanımların basit gösterimi 3.4 Kıyılarda Planlama Sürecine Katılım

Yerelde yasayanlar; herhangi bir kamusal ya da özel yatırım içeren belirli bir projenin onaylanmasından önceki karar verme süreçlerine katılma fırsatına sahip olmaları ve tüm bu süreçlerden haberdar edilmesi gerekmektedir.

(26)

17 3.4.1 Planlama ve ÇED sürecinde katılım

Kıyı alanlarına iliksin planlama ve ÇED süreçleri, kurumsal ve örgütsel katılıma açık olmakta ve bu kapsamda, planlar yürürlüğe girmeden önce gerekli bilgilendirme ve katılım sağlanmaktadır. Katılımın ne şekilde sağlanacağı, yasal düzenlemelerde göz önüne alınarak Bakanlık tarafından belirlenmektedir. İlgili kıyı alanı koşul ve özelliklerinin gerektirmesi halinde, yerel yönetimlerin inisiyatifi ile farklı katılım biçimlerinin uygulanması da söz konusu olmaktadır.

3.4.2 Özel yatırım ve proje süreçlerinde katılım

Planlama çalışmaları ile ilgili ilke ve esaslar, kıyı alanlarında yapılacak büyük ölçekli özel ve kamu yatırımlarının karar ve proje süreçleri için de geçerli olmaktadır. Büyük projeler söz konusu olduğunda ise, bir kamuoyu araştırması ile kamunun görüşlerinin alınması, karşıt önerilerini yapmalarına fırsat verilmesi ve her tür durumda kamuoyunun çalışmalara erişebilmesinin ve bu balgamda görüşlerini açıklayabilmelerinin sağlanması gerekmektedir.

3.5 Kıyı Mevzuatının Gelişimi

Kıyı kenar çizgisi ile ilgili sorunlara geçmeden önce, ülkemizde kıyının kullanımı ile ilgili mevzuatın gelişimini genel olarak hatırlamakta yarar vardır. Kıyının kamu malı sayılması ve özel mülkiyete konu olmaması ufak değişikliklerle günümüze dek her yasal mevzuatta yer almıştır. Osmanlı Kanunlarında genel olarak kıyıların devlet malı olduğu bilinmektedir. Cumhuriyet döneminde ise 1926 yılında kabul edilen 4722 sayılı Medeni Kanunda geçen “Sahipsiz şeyler ile menfaat-ı umuma ait mallar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır” ibaresi ile kıyıların herkesin kullanımına açık alanlar olduğu ilkesi benimsenmiştir. Mülga 2290 sayılı Belediye Yapı Yollar Kanununda (1933-1957) kıyı çizgisinden itibaren 10 m’lik bir alan kıyı şeridi olarak sayılmış ve korunmuştur.

1972 yılına kadar yürürlükte olan 6785 sayılı İmar Yasasında yapıların su kenarlarına olan uzaklıklarının yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmış ve buna göre çıkartılan tüzükte, imar planı bulunmayan yerlerde özel yapıların su kenarlarına 30 m’den daha

(27)

18

yakın olamayacağı belirtilmiştir. Ülkemizde kıyılara özgü ilk yasal düzenleme, 6785 sayılı Kanuna 1605 sayılı Kanun ile eklenen ek 7. madde ve buna bağlı olarak çıkartılan ek 7. ve 8. madde Yönetmeliği ile yapılmıştır.

Anayasası’nın 43. maddesi ile kıyıların kamu yararına kullanımı ilkesi tescil edilmiştir.

Bu madde ile “Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.”

hükmü getirilmiştir. Bu anayasa hükmü gereğince kabul edilen 3086 sayılı Kıyı Kanunu 1.12.1984 tarihinde yürürlüğe girmiş, Anayasa Mahkemesinin bu kanunun bazı maddelerini iptal etmesi üzerine, yeni bir kanun çıkana kadar mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yayımlanan 110 sayılı Genelge ile uygulama yapılmıştır. Daha sonra 17 Nisan 1990 tarihinde 3621 sayılı Kıyı Kanunu kabul edilerek yürürlüğe girmiş, ancak 18.9.1991 tarihinde Anayasa Mahkemesinin bu kanunun bazı maddelerini iptal etmesi üzerine, 11 Temmuz 1992 tarihinde kabul edilen 3830 sayılı Kanunla 3621 sayılı Kıyı Kanununda bazı değişiklikler yapılmıştır. Halen uygulamada bulunan mevzuat, 3830 sayılı Kanunla değişik 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile 1992 ve 1994 yıllarında yayımlanan Uygulama Yönetmelikleridir.

3.6 3621/3830 Sayılı Kıyı Kanunu Ve Uygulama Yönetmeliğine Genel Bir Bakış

Resmi Gazete’de 04.04.1990 tarihinde yayınlanan 3621/3830 sayılı Kıyı Kanununun amacı, deniz, tabii ve suni göllerle akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin etkisinde olan ve bunların kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplumun yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını belirlemektedir.

3.7 Kıyı Mevzuatı

(1) Anayasa’nın 43. maddesi (2) 3621 Sayılı Kıyı Kanunu

(28)

19

(3) Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

3.7.1 Anayasanın 43. Maddesi

Anayasa’nın Kamu Yararı başlığı altında yer alan Kıyılardan Yararlanma bölümünde kıyıların kullanım ilkeleri kamu yararı çerçevesinde belirlenmiştir. Buna göre;

(1) Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.

(2) Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

(3) Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.

(4) Kıyıların, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık alanlar olduğu ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan alanlar olduğu belirtilmiş ve kıyılar Anayasa ile koruma altına alınmıştır.

3.7.2 3621 sayılı Kıyı Kanunu

3621 Sayılı Kanun, Deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespite ilişkin usul ve esasları tespit etmiştir. Bu çerçevede deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerine ait düzenlemeleri ve bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarına ait esasları belirlenmektedir. Ancak askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veya ülke güvenliği ile doğrudan ilgili, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekât ve savunma amaçlı yerlerde (konut ve sosyal tesisler hariç) özel kanun hükümlerine, diğer özel kanunlar uyarınca belirlenmiş veya belirlenecek yerlerde ise özel kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine uyulur. Kıyılar ile ilgili genel esaslar Kanun’da aşağıdaki gibi belirtilmiştir:

(29)

20

(1) Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.

(2) Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.

(3) Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.

Kanuna göre: “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyı alanlarına; moloz, toprak, cüruf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez”.

Kıyıda, uygulama imar planı kararı ile iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler ayrıca faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler yapılabilmektedir. Kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebilmektedir.

3.7.3 Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

Bu Yönetmelik, 01.07.1992 tarih ve 3830 sayılı Kanun ile değişik 04.04.1990 tarih ve 3621 Sayılı Kanunun 5. ve 16. maddeleri gereğince düzenlenmiştir. Amacı, deniz, tabii ve suni göller ve akarsularda kıyı kenar çizgisinin tespiti, kıyıların kullanılması ve korunması ile kıyılarda, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda, deniz ve göllerin kıyılarının devamı niteliğinde olan sahil şeritlerinde planlama ve uygulama esaslarını belirlemektedir. Deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile sahil

(30)

21

şeritlerini, bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarını, kıyılarda ve sahil şeritlerinde planlama ve yapılanma esaslarını doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanma ve kullanma esaslarını, kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunun teşekkülü, görev ve yetkileri, çalışma şekli ile Kanunun uygulanmasına açıklık getiren esasları kapsamaktadır.

3.8 Kıyı Kanunu ile Ulaşılmak İstenen Hedefler

Kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık ve kamu yararına kullanımının, kıyı alanlarının planlanmasında koruma-kullanma dengesinin, sürdürülebilirlik ve kamu yararını sağlanmaktadır.

Kıyılarda planların hazırlanmasında; 3621 Sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri, Kıyı - Kenar Çizgisi, Mevcut Planlar, Koruma İlkeleri ve Tesisin Gerekliliği gibi hususların dikkate alınması gerekir. Kıyı içeren alanlarda denetim yetkisi ise; Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler ve belediye ve mücavir alan sınırları dışında valiliklerde bulunmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görev alanlarında kalan hususlarda birinci derecede müdahale yetkisi bulunmamaktadır.

3.9 Kıyı Kenar Çizgisinin İşlevi ve Kıyının Hukuki Niteliği

Anayasanın 43.maddesinde; “Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla kıyı herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya doğal yapısından ötürü herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu malı niteliğindedir. Bunun sonucu; kıyının devir edilmesi, zamanaşımı yoluyla mülkiyetinin kazanılması, tapu sicili hükümlerine bağlı bulunması, haczedilmesi mümkün değildir. Bu anlamda kıyı kenar çizgisi bir taraftan sahipsiz mal niteliğindeki kıyı alanlarının rejimini belirlerken, öte yandan özel mülkiyet konusu taşınmazların sınırını da belirlemektedir. Bu yönden kıyı kenar çizgisi özel mülkiyet rejimi alanında da bir işlev görmektedir.

(31)

22 3.10 Kıyı Kenar Çizgisinin Önemi

Kıyı Kanunun uygulamasında kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi özel bir önem kazanmaktadır. Kıyı kenar çizgisi, hem kıyıyı, hem de sahil şeridini belirlemede temel unsurdur. Kıyı kenar çizgisinin tespiti, aynı zamanda kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi ve sahil şeritlerinde yapılacak yapıların yaklaşabileceği azami uzaklık olan 50 metrelik sınırın belirlenmesi açısından da yasal koşuldur. Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde belirtilen akarsu kıyıları ile deniz ve göl kıyıları ve sahil şeritlerinde uygulama yapılmadan önce, kıyı kenar çizgisinin tespiti gerekmektedir. Komisyonca tespit edilen kıyı kenar çizgisi, Valiliğin uygun görüşü ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bakanlıkça onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Kıyı kenar çizgisinin üzerine çizileceği halihazır haritaların ve istisna haller dışında, imar planlarının yapımı ve onayına ilişkin görev ve yetki, 3194 sayılı Kanunla belediyeler ve valiliklere verilmiştir. Buna karşılık Kıyı Kanunu, kıyı kenar çizgisinin onaylanmasına ilişkin görev ve yetkiyi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına vermiş bulunmaktadır.

(32)

23

4. TURİZM MERKEZLERİNİN İLANI, TURİZM TEŞVİK KANUNU VE KIYILARDA TURİZM PLANLARI

4.1 Turizm Merkezlerinin İlanı

Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri (4957/2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, madde 3) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmelik doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı teklifi ve Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilmektedir.

Bakanlık (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü), Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi (KTKGB) ve/veya Turizm Merkezi (TM) ilan edilecek bölgelerin tespitinin yapılması konusunda yetkilidir. Bu çerçevede Bakanlık uzmanları tarafından ülke çapında dönemlere göre yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda KTKGB ve/veya TM ilan edilebilecek potansiyele sahip yöreler tespit edilmektedir. KTKGB ve/veya TM seçiminde, organize turizm faaliyetlerinin geliştirilebileceği geniş alanlar tercih edilmekte, oluşacak artı değer, mülkiyet, altyapı ve çevre etkisi üzerinde önemle durulmaktadır. Bakanlığın tespitlerinden başka ayrıca yerel yönetimler veya turizm sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından, potansiyel arz eden alanlar Bakanlığa KTKGB ve/veya TM ilan edilmesi için önerilebilmektedir.

KTKGB ve TM ilan edilen yerlerde, yatak kapasitesi yaratmak ve mevcut kapasiteyi artırmak, mekân kalitesini iyileştirmek hedeflerinin yanı sıra turizmin aynı zamanda bir seyahat planlaması, turizm hareketlerinin ve yatırımlarının (konaklama, kamping, kaplıca, kayak merkezi vb.) planlama ve tahsis yetkisi ile yönlendirilmesi olgusu olduğundan hareket eden Bakanlık, bu amaçla gelen teklifler için hazırlanacak raporlara dair bir çerçeve belirlemiştir.

Teklif edilen bir KTKGB ve/veya TM’nin değerlendirilebilmesi için;

(1) Teklif alanın yerinin, konumunun ve sınırlarının 1/25000 ölçekli harita üzerine işaretlenmesi,

(33)

24

(2) Söz konusu turizm merkezi sınırlar içerisine giren belediyelerin isimlerinin, belediye ve mücavir alan sınırlarının ve Valilik denetim ve yetki alanı sınırlarının işaretlenmesi,

(3) Teklif alan içinde bulunan hazine, orman, belediye, il özel idaresine ait mülkiyetlerin hektar olarak belirtilmesi ve harita üzerinde konumlarının işaretlenmesi, (4) Varsa onaylı imar planlarının imzalı ve mühürlü kopyalarının gönderilmesi ile (5) Yerin ulaşım imkânlarının,

(6) Teklif sınırlar içerisinde yer alan doğal, tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerin ve yerin turizm potansiyelinin,

(7) Teklif alanı ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısı ve profilinin,

(8) Teklif alanın yakın ve uzak (saatlik, günlük) mesafesinde bulunan turizm kaynaklarının,

(9) İçme ve kullanma suyu, kanalizasyon, sosyal (hastane, okul vs.) ve teknik altyapıya ilişkin durumun,

(10) Düşünülen turizm aktivitelerinin ve turizm türlerinin, belirtildiği bir raporun, hazırlanması gerekmektedir. Teklifin bu çerçevede hazırlanarak ve teklif alana ait görüntüleri içeren CD, fotoğraf albümü gibi görsel malzemelerin de eklenmek suretiyle gönderilmesi halinde teklif Bakanlık uzmanlarınca değerlendirmeye alınabilmektedir.

Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 4-5-6-7-8. Maddelerinde şöyle denilmektedir. Bakanlık İçi Komisyon; Bakanlık Müsteşar Yardımcısının başkanlığında I. Hukuk Müşaviri, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü, Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürü ile Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün ilgili genel müdür yardımcısı ve daire başkanından oluşur. Bakanlık İçi Komisyon; ilan edilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezlerinin mevkii ve sınırlarını belirlemekle görevlidir. Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri; ülkenin doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyo-kültürel turizm değerleri ile deniz, kış, dağ, yayla, sağlık, termal, kültür, spor, av, doğa turizmi ile mevcut diğer turizm imkânları göz önünde bulundurularak belirlenmektedir.

Bakanlık Makamının onayı ile kesinleşen öneriler, Bakanlıkça Bakanlıklar arası Komisyona götürülmektedir. Fotoğraf, video kaydı ve benzerleri görsel malzeme ile

(34)

25

desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporlar Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce hazırlanarak Bakanlık İçi Komisyona sunulmaktadır. Komisyon, Bakanlıkça belirlenen tarihlerde toplanmakta ve Bakanlıkça öngörüleri Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezlerinin mevkii ve sınırlarına ilişkin önerileri inceler ve istişare nitelikte olan görüşünü bu toplantılar sonucunda birer tutanakla belirlenmektedir.

Bakanlıkça ilan edilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezlerinin mevkii ve sınırlarını gösteren haritalar ile bu yerlere ilişkin 5.

madde kapsamında hazırlanan açıklama raporlarını içeren bilgi ve belgeler, Bakanlıklar arası Komisyonun toplantı tarihinden en az bir ay önce Komisyon üyesi kuruluşlara iletilir ve toplantının tarihi bildirilmektedir. Bakanlıklar arası Komisyonun görüşlerini içeren tutanak ile birlikte mevkii ve sınırları haritalar üzerinde belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri ilanına ilişkin öneri, Bakanlar Kurulunun onayına sunulmak üzere Bakanlıkça Başbakanlığa gönderilir.

Bakanlar Kurulunca tespit edilen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri, Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle ilan olunmakta, Bakanlar Kurulunca tespit edilip Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle ilan olunan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi kapsamında planlama faaliyetleri başlatılmaktadır.

4.2 Planların Yapımı ve Onaylanması

İlan edilen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi kapsamında her ölçekte plan çalışmasından ve onayından 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca Bakanlık sorumludur. Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen İlan edilen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi bütününde turizmin çeşitlendirilmesi çalışmaları başlatılır. Bu çalışmalar, ilan sürecinde

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :