KÜLTÜR VE DAVRANIŞ İLİŞKİSİ
DAVRANIŞ BİLİMLERİ
Prof. Dr.
Hasan TUTAR
İÇİ NDEKİLE R • Kültür Kavramı ve Anlamı
• Kültürün Özellikleri
• Kültürün Unsurları
• Kültür Türleri
• Kültür Değişmeleri
HEDEFLE R
• Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
• Kültür kavramını tanımlayıp, açıklayabilecek,
• Kültürün özelliklerini ve unsurlarını bilebilecek,
• Kültür türlerini bilecek ve açıklayabilecek,
• Kültür değişmelerini ve türlerini bilebilecek,
• Kültür ve davranış ilişkisini bilebilecek,
• Davranışın kültürel temellerini
açıklayabileceksiniz. ÜNİTE
5
KÜLTÜR ve DAVRANIŞ İLİŞKİSİ
Kültür Kavramı
Kültür
Uygarlık
Medeniyet
Kültürün Özellikleri
Evrensellik
Toplumsallık
Süreklilik
Tarihsellik
Öğrenirlik
Devingenlik
Yayılma
Kültür Unsurları
Aile
Dil
Teknoloji
Artifakt
Sanat
İnanç
Töre
Adetler
Törenler
Kültür Türleri
Toplumsal kültür
Milli kültür
Maddi kültür
Manevi kültür
Alt kültür
Karşı kültür
Genel kültür
Kültür Değişmeleri
Zorunlu değişme
Serbest değişme
GİRİŞ
Toplumsal incelemelerde önemli konuların başında kültür gelir. Bununla birlikte bu sosyal bilimlerin bu kadar önemli ve önemli olduğu kadar da karmaşık olan kavramının ne anlama geldiğini tespit etmek neredeyse imkânsızdır. Kültür kavramı için yapılan tanımların her biri, kavramın anlamı konusunda ortak bir anlayışın oluşmasını olanaklı kılmakta ve kültür kavramının öğeleri esas alınarak bir senteze ulaşmak mümkün olmaktadır. Kültür, geçmiş davranışların ve alışkanlıkların bugüne aktarılan şekilleri olarak görüldüğü gibi geleneksel sorun çözme davranışlarında olumlu etkisinden dolayı benimsenen davranış kalıpları olarak da görülür. Kültür belli bir toplumun yaşam tarzıdır. Kültür konusundaki bu belirlemeler farklı içeriklere sahip olsa da aslında tümü aynı olgunun farklı
yönlerini dile getirmektedir.
Kültür öğrenilen bir değerdir. İnsanın çocukluğundan başlayarak olgunluk ve yaşlılık dönemlerine kadar yaşadığı değişimlerin tümü, onun kültürel etkileşim sonucunda kültürlenmesini gösterir [1]. Bu kültürlenme bir öğrenme etkinliği sonucunda oluşur. Bilinçli veya bilinçsiz olsun, kişinin yaşadığı gündelik
deneyimleri, onun belli davranışlar ve alışkanlıklar kazanmasını sağlar. Bu süreçte kişi çeşitli kurumlarla, anlayışlarla, inanç ve değerlerle karşılaşır. Bunları benimser ve bu sayede ailesinin bir ferdi, toplumun bir üyesi, kurumların bir elemanı haline gelir. Her toplum gündelik yaşamında karşılaştığı sorunları çözmek, ihtiyaçları karşılamak için belirli davranış modelleri, alışkanlıklar ve kurumlar geliştirmişlerdir.
KÜLTÜR KAVRAMI VE ANLAMI
Kültür kavramını Larausse şu şekilde tanımlamaktadır: “Kültür, bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden, her türlü duygu, düşünce, dil, sanat, yaşayış unsurlarının tümü, belli bir konuda edinilmiş, geniş ve sistemli bilgidir.”
Kavramın unsurları arasında yer alan gelenek, duygu, düşünce, bilgi ve dil, onun soyut yönünü; sanat somut yönünü; yaşayış biçimi ise somut ve soyut yönünü ifade etmektedir. Kültür, en geniş anlamıyla insanoğlunun doğada değişim yaratarak ortaya çıkardığı, her türlü fiziksel ve düşünsel birikimidir.
Kültür üzerine yapılan tanımlar genellikle, insan gruplarının üretimlerini de içeren belli başlı kazanımlarını, deneyimlerini, tarihi süreç içerisinde geliştirdikleri sembolleri, kuşaktan kuşağa aktarılan davranış kalıplarını içermektedir. Yakın çağlardan 17.yy’da Voltaire’in kültür kelimesini kullanmasından günümüze, kültür hakkında çok farklı alanlarla ilgili olarak değişik tanımlar yapıldı. Kültür, insanın hazır bulduklarının yanında doğaya sonradan eklediği herşeydir.
Kültür kavramı antropolojideki teknik anlamıyla ilk defa 1865 yılında E.B.Taylor tarafından kullanılmış, sistematik olarak tanımlanmış ve yine Taylor tarafından temel bir kavram haline getirilmiştir [2]. Kültürün Taylor tarafından yapılan tanımının genel olarak kabul edildiğini söyleyebiliriz. Taylor’a göre kültür, insanın bir toplum üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlâk, hukuk ve
törelerle her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür. Taylor’un Kültür, en geniş
anlamıyla insanoğlunun doğada değişim yaratarak ortaya çıkardığı, her türlü fiziksel ve düşünsel
birikimidir.
Kültür; üst kuşaklardan miras olarak devralınır, miras yaşanır ve sonraki kuşaklara yine bir miras
veya gelenek olarak devredilir.
yaptığı kültür tanımına baktığımızda tanımın bir toplumun tüm maddî ve manevî yaşam unsurlarını kapsadığını görmekteyiz. Taylor’un tanımında kültürün öğrenilen bir değer, üst kuşaklardan devralınan bir miras olduğu görülmektedir.
Kültür tanımlarını incelediğimiz zaman, üç ortak yönün varlığına tanık olmaktayız:
Kültür üst kuşaklardan miras olarak devralınır, miras yaşanır ve sonraki kuşaklara yine bir miras veya gelenek olarak devredilir.
Ülkemizde kültür kavramını sistemli bir şekilde ilk inceleyen Ziya Gökalp olmuştur. Gökalp’a göre kültür, bir toplumun bütün fertlerini birbirine bağlayan ve aralarında dayanışma meydana getiren kurumlardır [3]. Kültürün millî,
medeniyetin milletler arası olduğunu ifade eden Gökalp kültürü, “Yalnız bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, estetik, lisanî, iktisâdi ve fennî hayatlarının ahenkli bir bütünüdür.” şeklinde tarif eder. Bu kurumların toplamı, o toplumun kültürünü oluşturur. Gökalp kültürü, soyut değerler ve somut eserler bütünü olarak görmektedir.
Bilim dalları arasında kültür, en geniş anlamına sosyolojik çerçevede ulaşmaktadır ve buradaki anlamıyla kültür, “bir yaşam biçimi”dir. Sosyolojik anlamda kültür, bir toplumun kendini kural ve normlarla ifade etme tarzıdır. Bu anlamda kültür, toplumların gündelik deneyimlerini ortaya koyarken, tutum ve davranışlarının, kısaca “yapıp ettikleri”nin bir toplamıdır.
Kültürün fonksiyonel tanımını yapan Malinowski’ye göre kültür, âletlerden ve tüketim mallarından, çeşitli toplumsal gruplaşmalar için yapılan anayasal belgelerden, insana özgü düşünce ve becerilerden, aynı zamanda inanç ve törelerden oluşmaktadır. Mümtaz Turhan’a [4] göre kültür, bir toplum içerisinde mevcut her türlü bilgiyi, alışkanlıkları, değer ölçülerini, genel tutum, görüş ve zihniyet ile her tür davranış şekillerini içine alan, o toplumun üyelerinin çoğunluğunda ortak olan, onu diğer toplumlardan ayırt etmeye yarayan ve üyelerine yaşama tarzı sunan, maddî ve manevî değerlerden oluşan bir bütündür.
Birçok tanımı yapılmış olsa da tanımların ortak özelliklerinden yola çıkarak kültürün dört farklı anlamda kullanıldığını belirten Güvenç, kültürün anlamlarını netleştirmek için şu gruplandırmayı yapmaktadır:
Bilim alanındaki kültür, bu uygarlıktır.
Beşeri alanındaki kültür, bu eğitim sürecinin ürünüdür.
Estetik alandaki kültür, bu güzel sanatların kaynağıdır.
Madde ve biyolojik alanda kültür, bu üretme, tarım, ekin, çoğalma ve yetiştirmeyi kapsar.
Tanımlar farklı açılardan yapılsa bile kültür tanımlamalarının tümü için ortak olan bazı tespitler vardır ki, bunların ilki kültürün dinamik bir anlam taşıdığıdır.
Kültür kavramının varlığı için ön koşul, az sayıda da olsa bir insan topluluğunun bulunmasıdır. Aynı zamanda söz konusu insan topluluğunun bir “yığın” veya
“kalabalık” değil bir topluluk veya toplum olarak yaşaması gerekir. Nasıl suyun olmadığı yerde denizden veya ırmaktan söz edilemezse toplumun olmadığı yerde de kültürden söz edilemez.
Kültür kavramının varlığı için ön koşul, az sayıda da olsa bir insan
topluluğunun bulunmasıdır.
Kültür kavramını kimileri fonksiyonel açıdan, kimileri değere dayalı olarak, kimileri ise kavramın somut sonuçlarını dikkate alarak tanımlamışlardır. Yapılan kültür tanımlarına bakıldığında, kavramı anlamanın ve boyutlarını ortaya koymanın kolay olmadığı görülmektedir. Zira kültürün fiziksel varlığı yoktur, açık değildir. Boyutları kesin olarak ortaya konmuş değildir; ancak her kurum ve kavram gündelik işleyiş sırasında davranışları yönlendiren bir dizi varsayımlar, kavrayışlar ve kesin kurallarla birlikte ortaya çıkar.
KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ
Bir kavramı doğru anlamanın en iyi yolu, onun özelliklerini ve unsurlarını ortaya koymaktır. Her kültür, işlevlerine göre farklı özelliklere sahiptir. Fichter, kültürün kendisini oluşturan bütün kurumların işlevlerinin ötesinde, farklı bir işleve sahip olduğunu ifade eder. Fichter’e göre kültürün aşağıdaki gibi dört özelliği vardır:
Kültür, toplumları birbirinden ayırmaya yarayan işaret ve sembollerdir.
Kültür, içinde bulunan toplumun değerlerini içerir ve onları yorumlar.
Kültür, bir toplumda toplumsal dayanışmanın unsurlarını oluşturur.
Kültür, bir toplumun toplumsal gelişimini sağlayan faktörlerden oluşur.
Kültür her şeyden önce bir soyutlamadır. Toplumun yüceltilmiş, idealize edilmiş veya karşı kültürle eleştirilen, değiştirilmesi önerilen genel değerler ve davranışlar dizgesini dile getirir. Her toplumda kültürel yapıyı, kültürel norm ve kalıpları gösteren bazı özellikler vardır. Bu özellikleri aşağıdaki gibi açıklayabiliriz:
Evrensellik: Kültürü tanımak, tanımlamak çabasına girdiğimiz zaman,
“kültür” ile değil, farklı “kültürler” ile karşılaşırız [5]. İnsanın temel davranışlarını yansıtan kültürler birbirine benzer ve evrenseldirler; ancak insanın ikincil davranışlarını yansıtan kültürler kişilere ve toplumlara özgüdür. Toplumlara ve kültürlere kimlik kazandıran bu kültürel farklılıklardır.
Toplumsallık: Kültürü ortaya çıkaran bireyler değil, toplumdur. Aynı zamanda kültürün yaşaması da toplum sayesinde olabilir. Bir kişinin tutum ve davranışının tek başına bir anlam ifade edebilmesi için söz konusu davranışların ait olduğu kültürel ortamda ortaya konması gerekir.
Süreklilik: Kültürün önemli bir özelliği de moda gibi gelip geçici bir heves veya alışkanlık olmaması, tarihsel bir sürekliliğinin olmasıdır. Her toplum kendi kültürüne sahiptir ve toplum var oldukça, kültür de var olmaya devam eder.
Bugünün toplumuna biçim veren dünün toplumunun kültürüdür ve yarınki topluma da biçim verecek olan bugünkü toplumun kültürü olacaktır.
Tarihsellik: Kültürel niteliği belirleyen diğer bir faktör, kültürel niteliğin tarihsel oluşudur. Burada tarihsellik kavramı kültürü oluşturan faktörlerin belli bir zaman dilimi içinde bir anda ortaya çıkmadığı, aksine kültürel unsurların (dil, yazı, din, bilim, giyim-kuşam, sanat, mimari vb.) oluşması için tarihsel bir sürece ihtiyaç olduğu görülmektedir. Bu çerçevede kültür bir gelenektir.
Her toplumda kültürel yapıyı, kültürel norm ve
kalıpları gösteren bazı özellikler vardır.
Öğrenilirlik: Kültür genetik faktörlerle değil, adet ve alışkanlıkların gelenekselleşmesi yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılır. Kültür sonradan öğrenilen maddî ve manevî değerler bütünüdür. Kültür biyolojik kalıtım veya soya çekim yoluyla değil, öğrenme yoluyla sonradan kazanılır. Bu olgu kültürün örfler, adetler, gelenekler ve töreler yoluyla aktarıldığını gösterir. Örneğin; eğitim kurumları, millî kültürü aktarma işlevini görürler.
Kalıtsallık: Genetik kültür tanımlamasına göre “kültür, geçmişteki davranış normlarının geleceğe aktarılabilen sonuçları”dır. Bu sonuçların aktarılmasında genetik faktörlerin rolü vardır. Oysa bir kültürel nitelik olan kalıtsallık niteliğine göre kültürel aktarmada genetik faktörlerin değil, tutum ve davranışların kalıtsallaşmasının rolü vardır. Kalıtsallık niteliğine göre kültür veya onun kapsamına giren öğeler, doğum yoluyla geçen birer kalıt değildir.
Devingenlik ve değişkenlik: Evrende var olan her şey tarihsel bir akış içindedir. Hiçbir şey hareketsiz değildir. Varlık dünyası her zaman ya bir oluş veya bir çözülme sürecindedir. Bu süreçlerin ikisi de bir canlılığı ve hareketliliği ifade eder. Kültürler de bir devingenlik ve değişkenlik gösterir. Kültürel devingenlik daha hızlı ve daha kapsamlıdır [6]. Bir ağacın büyümesi gibi yavaş ancak süreklilik gösterir. Zamanla kültür sürekli değişir ve bu değişim sürecinde kültüre yeni unsurlar katılır. Kültür değişerek yeni bir bütünlük kazanır. Kültürün diğer bir özelliği değişmesidir. Daha önce ifade edildiği gibi kültür toplumsal bir süreçtir ve etkileşim sonucunda ortaya çıkar. Kültürel etkileşim veya kültürleşme “süreklilik”
şeklinde devam eder. Kültürel değişim akan bir nehir gibidir. Görünürde su her zaman vardır; ancak nehir suları hiçbir zaman aynı sular değildir. Kısaca nehir aynı nehir, ancak sular aynı sular değildir.
Fonksiyonellik: Kültürün bir başka özelliği birey, grup veya toplum
yaşamında bir anlamının ve öneminin olması, kısaca işlevselliğinin bulunmasıdır.
Bilindiği gibi fonksiyon kavramı, matematikte birbirine bağlı değişkenler arasındaki ilişkileri ifade eder. Gündelik dilde “fonksiyon”, bir varlığın kendisinden beklenen görevi yerine getirme yeteneğidir.
Birlik içinde çokluk: Kültürler alt kültür unsurlarının uyumlu bir bileşimidir.
Adına genel kültür veya üst kültür denilen olgu, çeşitli alt kültür unsurlarından oluşur. Alt kültürler; yerel kültürler, sınıf kültürleri veya daha geniş anlamda bölgesel kültürlerden oluşur. Alt kültürler bir araya gelerek genel kültürü veya üst kültürü oluştururlar. Tıpkı nehirlerin bir araya gelerek denizleri oluşturması gibi.
Nehirler, alt kültür unsurlarıdır ve içine döküldükleri denize tek başına kendi renklerini ve tatlarını kazandırmazlar.
Yayılma: Kültür insana ve topluma ait değerler olduğu için yayılma özelliği gösterir. Kültürel yayılma kültürün maddî veya manevî öğelerinin sürekli içten dışa ya da dıştan içe doğru yayılma göstermesi anlamına gelir. Kültürler yayılma sırasında benimsenirse yerleşir; aksi halde dışlanır. Kültürün özelliği benimsenen değerlerden oluşmasıdır. Kültürel etkileşim, birbirleriyle karşılaşan farklı kültürlerin kaynaşması sürecinde ortaya çıkar. Buna kısaca “kültürleşme”(acculturation) Kültürel etkileşim veya
kültürleşme “süreklilik”
şeklinde devam eder.
denir. Kültürel etkileşimde, kaynaşma sürecine giren kültürel öğelerin birbirlerini etkilemesi ile iki taraf birtakım değişikliklere uğrar.
Kültür görelidir. Kültürün göreli (izafî veya genel olmama) ilkesine göre herhangi bir kültürdeki insan veya grup davranışları o kültüre hastır ve sadece o kültürün temel varsayımları veya değerler sistemine göre anlam kazanır [7].
Toplumların kültürünü oluşturan unsurlar her toplumda aynı değildir. Kültürü oluşturan unsurların toplumdan topluma farklılık göstermesi, kültürün göreli olduğunu gösterir. Örneğin; dürüstlük, cömertlik, özgürlük, şiddet, çalışkanlık, başarı, yumuşak huylu olmak gibi kültürün manevî unsurları ile her tür âlet ve araç, teknoloji gibi maddî kültür unsurları toplumdan topluma farklılık gösterir. Bu farklılıklar kültürün göreliliği ile açıklanabilir.
Kültür rasyonel olmak zorunda değildir. Kültür, insanların ve toplumların tarihsel süreç içinde edindiği tüm maddî ve manevî değerler bütünüdür ve göreli olması yönüyle bilimsel rasyonellikten ayrılır. Rasyonel olan genellikle genel, evrensel, nesnel ve rasyoneldir; ancak kültürel olan özel, göreli ve özü itibarîyle rasyonel olmak durumunda değildir. Örneğin, töre bir kültür unsurudur; ancak töreye dayalı cinayetlerin rasyonel temeli yoktur.
Kültür semboliktir. Kültür kendini davranışlarla, simgelerle, sembollerle, kısaca maddî ve manevî unsurlarla gösterir. Kültür gruplarının ortaya koyduğu sembolik unsurlar farklı kültürlerde farklı anlamlar ifade eder. Söz konusu anlamlar, sadece o kültüre hastır. Söylenenler, yapılanlar, üretilenler ve görünenlerin farklı kültürlerde farklı sembolik anlamları vardır.
KÜLTÜRÜN UNSURLARI
Kültür; insanlara geçmiş kuşaklardan miras kalan değer, norm, düşünce, tören, dünya görüşü ve davranış kalıplarını kapsar. Her toplumun kültürü farklı olduğu gibi toplumların kültürleri de farklı kültür unsurlarından oluşur [8]. Kültür ister yalın, ister karmaşık veya gelişmiş olsun kültürün unsurları; somut
faktörlerden, kurumsal ilişkilerden veya manevî sistemlerden oluşur. Kültürü oluşturan unsurları iki bakımdan ele alabiliriz. Bunlardan ilki genel kültürü oluşturan unsurlar, diğeri de örgüt kültürünü oluşturan unsurlardır. Kültürel antropologların üzerinde anlaştıkları genel kültür unsurları şunlardır:
Aile: Kişinin içinde doğduğu ilk çevresi, dilini ve alışkanlıklarını öğrendiği ilk kurumdur. Ailede kişi kültürün en önemli unsurlarından biri olan dili (Buna beden dili de dâhildir.), alışkanlıkları, geleneği, töreyi, büyük ve küçüklerle iletişim
Ör ne k
•Geleneksel Japon kültüründe kadın-erkek ayrımı yoğun olarak vardır. En basitinden Japonca'da “erkek dili” ve“kadın dili” vardır. Erkekler oldukça erkeksi bir dille
konuşurken, kadınların bu dile ait kelimeleri kullanması pek doğru görülmez.
Her toplumun kültürü farklı olduğu gibi toplumların kültürleri
de farklı kültür unsurlarından oluşur.
biçimlerini öğrenir. Aile, çocuğu özellikle okul çağına kadar yoğun biçimde ve sonraki yaşamında da belli ölçüde etkiler.
Dil: Dil davranışlarla birlikte kültürün önemli taşıyıcılarından biridir.
Davranışların şekillenmesini sağlayan dildir. Dil aynı zamanda kültürün kuşaklar arası aktarımının da önemli aracıdır. Dil özellikle düşüncenin, duyguların ve
anlayışların taşıyıcısıdır ve aynı medeniyete sahip olan toplumların farklı kültürlere sahip olmasını sağlayan faktörlerin başında gelir. Dil, duygu ve düşüncelerin ses, işaret, resim, yazı ve görüntü aracılığıyla iletilmesini sağlayan ve kendi içinde kuralları ve sürekliliği olan iletişim aracıdır.
Eğitim: İlkokuldan yüksek öğrenime kadar eğitim kurumlarında eğitim sürecinde kişi geçmiş nesillerin bilimsel birikimlerini öğrenme olanağı bulur.
Böylece eğitim, beceri ve görgülerinin kuşaklar arasında aktarılmasında, kültürün değişmesi ve yeniden şekillenmesinde önemli rol oynar.
Ekonomi ve teknoloji: Ekonominin temelini üretim ve tüketim faaliyetleri oluşturur. Üretim ve tüketim sürecinde insanlar çeşitli âletler kullanır. Bu âletlerin şekli, üretim sürecinde kullanım biçimi kültüre göre şekillenir. Ayrıca iş bölümü, uzmanlaşma ve mesleklerin dağılımı kültürel faktörlere göre şekillenir. Örneğin, Türk kültüründe bayanlar tarafından yapılması hoş görülmeyen meslekler olduğu gibi erkekler tarafından yapılması hoş görülmeyen meslekler de vardır.
Sanat: Sanatsal etkinlikler, sanatın algılanış biçimi ve sanata bakış tarzı bütün bunlar genel kültürün önemli unsurları arasındadır [9]. Kısaca sanat, kültürün ayırıcı özelliklerinden biridir. Her toplum kendi mimarîsini, sanatsal ve estetik yapısını ait olduğu kültürel yapıya göre geliştirir.
İnançlar: İnsanın psikolojik sağlığının vazgeçilmez unsurlarından biri inançlardır. İnançlar, sorgulama düzleminin dışına çıkarılmış temel kabullerdir.
Kültürün en önemli unsurlarından biri inançlardır. Kurumsal davranış, kurumsal kültür içinde anlam kazanır. Kurumsal davranışı belirleyen temel faktör ise inançtır. Burada inanç kurumsal hedeflere inanma ve onları benimseme anlamında kullanılmaktadır.
Değerler ve normlar: Değerler, geçmişte ve şimdi gerçeğin, iyinin doğrunun ve erdemli olanın ne olduğuna dair bireysel bilgilerden oluşur. Değerler, tutum ve davranışları ortaya koyarken; onlara yol gösteren insan bilincinin derininde yatan inançlardır. İnsanların inanç ve değerleri onların tutum ve davranışlarına yansır [10]. Bu nedenle inanç ve değerlerini değiştiren insanların tutum ve davranışları da değişir. Değerler, ahlâkî kodlarla ilgilidir. İnançlar ise neye inanılıp neye
inanılmaması gerektiğini açıklar. Değerler; ortak iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı tanımlar ve bunların standartlarını ortaya koyar. İnsanların eylemlerini
nitelendirme, değerlendirme ve yargılama işlevi görür. Değerler sayesinde insanlar neyi yapıp, neyi yapamayacakları konusunda bir düşünceye sahip olurlar.
Normlar ise bireyin ne yapması veya yapmaması gerektiği hakkında toplum tarafından oluşturulan ortak beklentilerdir. Nerede, ne zaman, nasıl davranılması gerektiğini belirleyen davranış kalıplarıdır. Bu yönüyle değere yakın bir anlamı Değerler, ahlâkî
kodlarla ilgilidir.
İnançlar neye inanılıp neye inanılmaması
gerektiğini açıklar.
vardır; ancak değer kadar soyut veya geniş bir anlam içeriğine sahip değildir.
Kültürel bir çevrede veya bir kurumda nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili ve kişiyi değerler düzenine uymaya zorlayan davranış kalıplarıdır. Normlar en yalın
anlamıyla bir toplumda, sosyal bir çevrede veya bir kurumsal ortamda uyulması gereken kurallar bütünü anlamına gelir.
Devlet: Toplumların ve kültürlerin ortaya çıkardığı bir üst örgütlenme biçimidir. Devlet bir milletin belli bir merkezi otoriteye bağlı olarak ve bir toprak parçası üzerinde örgütlenmiş şeklidir [11]. Devleti oluşturan en önemli
unsurlardan biri olan milleti ortaya çıkaran önemli faktörlerden biri kültürdür. Yani millet varsa kültür zorunlu olarak vardır. Milletlerin inançlarına, değerlerine kısaca kültürlerine göre farklı örgütlenme tarzları vardır.
Adetler (Ritüeller): Adetler kurum üyelerinin algı ve davranışlarını, kurumsal kültürle uyumlu hale getirmek için tekrarlanan ve standardize edilen eylemlerdir.
Adetler kurum içerisinde kültürel değerleri güçlendiren, alışılmış ve tekrarlanan eylemlerdir. Adetler, bir topluluğun kendisinden önceki nesillerden devralıp kültür değişiminin bir gereği olarak kısmen dönüştürülmek suretiyle sonraki nesillere devredilen, inanç, kurum ve seremonileri de içeren her tür sosyal uygulamadır.
Milletlerin kendilerini diğer milletlerden ayıran özellikler toplamı kültürleri olduğu gibi aynı iş kolunda çalışan örgütleri de diğer örgütlerden ayıran özellikler vardır. Bu özellikler de o örgütün kültürünü oluşturur. Örgüt kültürünü oluşturan farklı unsurlar vardır. Kurum kültürünün unsurları, kurumsal bir ortamda,
kurumsal kültürün oluşmasını sağlayan değer, norm, şekil, biçim ve çeşitli uygulamalardır. Kurumsal kültür birçok unsurdan oluşur. Bu unsurlar; sosyal ve fizikî çevre, metaforlar, hikâyeler, mitler ve efsaneler, kuruma özgü dil, çeşitli törenler ve ritüeller, davranış kuralları, liderler ve kahramanlar, semboller, inançlar, değerler, tutumlar, temel varsayımlar ve kurum tarihi gibi unsurlardır.
Bunlardan en önemlilerini aşağıdaki gibi açıklayabiliriz [12]:
Liderler ve kahramanlar: Liderlik, insanları belli hedeflere yönlendirme, onları inandırma ve ikna etme yeteneğidir. Liderler kişilikleri, inançları, tutumları, davranışları, felsefeleri ve ilkeleri ile kurum üyelerine model olma özelliği
gösterirler. Lider davranışının kurumsal bir davranışa, lider düşüncesinin kurumsal bir ilkeye, lider inancının kurumsal bir amaca, lider umutlarının kurumsal bir vizyona dönüşmesi daha kolaydır.
Ör ne k
•İnsanın gündelik yaşantısında davranışlarının arkasında ya inançları ya değerler ya düşünceleri ya da ideolojileri vardır ve bunların tümü onun kültürünü, kültürü de davranışlarını şekillendirir.Kurumsal anlamda törenler, kurum tarihi bakımından anlam ve önem taşıyan bir olaya kurumun verdiği önemi
gösterme aracıdır.
Kahramanlar kararlarıyla ve davranışlarıyla örgüte yararlı hizmetlerde bulunmuş, bu hizmetleri nedeniyle büyük saygı ve itibar kazanmış kişilerdir.
Kurumsal kültürün önemli bir unsuru olan kahramanlar, kurumsal değerleri kendi kişilik özelliklerinde somutlaştıran kişilerdir. Liderler gibi kurumlarda model olma özellikleri vardır; ancak kahramanların liderler gibi yöneticilik yetkileri yoktur.
Törenler: Kurumlar sosyal, mekanik, teknik ve ekonomik sistemlerdir.
Kurumların sosyal sistem olması tüm sosyal yapılarda olduğu gibi kurumsal yapılarda da bazı törenlerin, kutlamaların, ayinlerin imge ve sembollerin olması kaçınılmazdır. Tören bir grubun amaçlarını gerçekleştirmesini kolaylaştıran
simgesel eylemlerdir. Kurumsal anlamda törenler, kurum tarihi bakımından anlam ve önem taşıyan bir olaya kurumun verdiği önemi gösterme aracıdır.
Törenlerin düzenleniş amacı, özel bir önem verilen bir düşünce ve davranışın sürekliliğini sağlamaktır. Törenler kahramanlar veya liderler tarafından ortaya konan kurumsal değer, kurumsal anlayış ve kurumsal faaliyetin kültüre
dönüştürülme aracıdır. Törenler kurumun temel değerlerini, en önemli amaçlarını, kimlerin önemli olduğunu, kimlerin feda edilebileceğini açıklayan ve pekiştiren davranışlardır. Kurumsal yaşama ve kurumsal kültüre anlam kazandırır.
Simge (sembol)ler: Simgeler grup için özel anlam taşıyan söz, biçim ya da eylemlerdir. Simgeler, fikirler, değerler ve duyguların kurum üyeleri arasında iletilmesini mümkün kılan biçimsel araçlardır. Simgeler kurumsal kültürlenmenin önemli aracıdırlar. Simgeler kurumsal aktiflerin ve çıkarların korunmasına yardımcı olur. Kurumun işareti olarak kullanılan objeler, logolar, flamalar, desenler,
sloganlar, şarkılar, unvanlar, giysiler, vs. gibi birçok faktör, kurum içindeki fikirlerin, değerlerin ve duygusal anlatımların iletilmesini mümkün kılan ve
göründüklerinden fazla anlam yüklü olan önemli kurumsal simgelerdir.
Varsayımlar: Varsayım “doğru” kabul edilen yargı ve genellemeleri ifade eder. Varsayımlar, kuramsal sonuçlara ulaşabilmek için başlangıçta “öyle”
oldukları kabul edilen öngörülerdir [13]. Kurumsal kültür öğesi olarak varsayımlar, kurumu oluşturan birey ve gruplarca paylaşılan, kurumdaki insan unsuru,
kurumsal ve çevresel sorunlar, insan ilişkileri ve eğilimi ile bütün bunlara ilişkin gerçek ve doğrunun doğasıyla ilgili temel yorumları içermektedir. Varsayımlar, kurum üyelerinin algı, düşünce, his, tutum ve davranışlarını yönlendiren, onların kurumsal yaşama ilişkin kabul ettikleri; iyi-kötü, doğru-yanlış, yararlı-yararsız, anlamlı-anlamsız gibi ön kabullerini içerir.
Kurumsal Normlar: Normlar, olması gerekenleri ifade eden ilkelerden her biridir. Bir başka tanımla normlar, kurumsal olarak kabul görecek tavır ve davranışlara ilişkin ortak beklentileri gösteren kurallardır. Gruptaki insanların ilişkilerini düzenler ve eylemlerine yön verir. Normlar, genellikle değerlerin biçimlenmiş halidir ve bir grubun tüm üyelerince paylaşılması halinde kolektif bir düzenleme aracı olur. Normlar, kurumsal kültür içinde davranışları düzenleyen ve sosyal sistemi kurumsallaştıran öğelerdir. Normlar, değerler gibi kurumsal iyi ve kurumsal kötünün çerçevesini belirleyen, doğru ve yanlışın sınırlarını gösterirler.
Normlar, kurumsal kültür içinde davranışları düzenleyen
ve sosyal sistemi kurumsallaştıran
öğelerdir.
Çalışanlara kurum içinde davranış kurallarını, kurum içiyle ve kurumun dış çevresiyle nasıl iletişim ve etkileşimde bulunacaklarının standartlarını belirler.
Artifaktlar: Bir kurumda tüm görünürdeki, yani gözlemlenebilir davranış şekillerini ve kuralları ifade eder. Kurumda somut olarak algılanabilir, fenomen olarak değerlendirilebilir her tür unsur, artifakttır. Artifaktlar, somut algılanabilir ve anlaşılabilir biçimde var olan kategoriler ve kurumsal somut unsurlardır. Bir kurumun kültürünü diğerlerinden ayıran somut öğelerdir. Bir örgütün kültürünü tanımlamaya yardımcı olurlar. Artifaktlar, insanların işitebileceği, görebileceği ve hissedebileceği somut kurumsal unsurlardır.
Hikâyeler ve efsaneler: Hikâyeler bir toplumun geçmişi, mevcut durumu ya da gelecekteki akışını etkileyecek olayları kapsar. Kurumsal değer ve inançları yerleştirmek amacıyla, kurumun tarihinden alınan yaşanmış olayların sözlü ifadesidir. Kurumsal kültür anlamında hikâye ve mitler, kurumlarda birey, grup ve alt kültür unsurlarının kurumun geçmişiyle ilgili önemli yararlılıklar göstermiş kahramanlar ve liderler hakkında kuşaklar arasında büyük bir övgü ve takdir duygusuyla anlatılan ve aktarılan olağanüstü nitelikteki inançlar, hikâye ve mitlerdir. Bir kurumun kültürü, o kurumun tarihini yansıtır.
KÜLTÜR TÜRLERİ
Kültür sınıflaması farklı ölçütlere göre yapılır. Kültürün yaygınlık derecesi, kültür öğelerinin birleşimi, kültürün oluşum biçimi, toplumların yaşam tarzları, dilleri, folklorları, bölgesel dağılımları, hatta bireylerin ekonomik durumları kültür sınıflandırmalarında etkili olur [14]. Kültürleri; taşıyıcısına, egemenlik alanına, çıkış veya oluşum kaynaklarına, görünüş ve biçimine, kültürü belirleyen araca ve kullanım alanlarına göre ayrıma tabi tutabiliriz. Bu değişkenleri çoğaltmak, hatta kendi içinde sınıflandırmak mümkündür. Kültürün sınıflaması yapılırken çeşitli ölçütler esas alınır. Kültürün; genel kültür, üst kültür veya alt kültür, maddî kültür ve manevî kültür, bireysel kültür, ulusal ve evrensel kültür gibi türleri vardır. Kültür türleri aşağıda şekil.5.1’ de gösterilmiştir:
Şekil. 5.1. Kültür Türleri KÜLTÜR TÜRLERİ Bireysel ve Toplumsal
Kültür
Milli ve Evrensel
Kültür
Maddi Kültür ve Manevi
Kültür Post figüratif,
cofigüratif, prefigüratif
kültür Karşı ve
Kontra Kültür Genel Kültür ve Alt Kültür
“Kültürlü adam”
şeklindeki bir nitelendirme, bireysel
kültür kavramını gündeme getirmiştir
Bireysel Kültür ve Toplumsal Kültür
Kültür, bireysel ve toplumsal kültür olarak sınıflandırılabilir. Bireysel kültür, bireyin içine doğduğu genel kültürden aldığı somut ve soyut değerler bütünüdür.
Toplumsal kültür veya genel kültür ise bir toplumu oluşturan bireylerin
paylaştıkları duygu, düşünce, davranış ve inançlardan oluşan kalıplar, normlar ve değerlerin toplamıdır [15]. Kısaca genel kültür bir toplumun topyekûn yaşam biçimidir. Kültür, toplumsal düzlemde bazen bilgi ve birikim şeklinde görülür.
“Kültürlü adam” şeklindeki bir nitelendirme, bireysel kültür kavramını gündeme getirmiştir. Bireysel kültür bir tanımlamadan çok, bir nitelendirmedir. Bir yakıştırma ve kültüre bir sıfat eklemedir. Bireye, ait olduğu toplum tarafından kazandırılan bir kimliktir. Bireyin kimliği, toplumun kültürü vardır.
Millî (Ulusal) ve Evrensel Kültür
Kültür özü ve içeriği itibarîyle özeldir; bireye ve topluma hastır. Törenler, alışkanlıklar, mimarî ve sanat eserleri, barınma ve giyinme biçimleri toplumlara örgüdür [16]. Zira kültürün temelinde toplumsal farklılıklar bulunmaktadır. Bu nedenle evrensel kültür nitelendirmesi her şeyden önce kültürün özüne ve tanımına aykırı düşmektedir. Kültürün önemli öğeleri olan giyinme, barınma, eğlenme, yas ve sevinç ritüellerinin tümü, topluma hastır ve bunların evrensel niteliği yoktur.
Evrensel kültür nitelemesi özellikle kendini merkezde ve dünyanın diğer toplumlarını ve kültürlerini daha aşağı bir konumda gören Batılı hâkim kültür tanımlamasıdır. Evrensel kültürden kastedilen Batılı ülkeler tarafından temsil edilen kültürdür ve bunun doğu toplumlarının kültürel kodlarıyla uyum içinde olmadığını söylemek gerekir. Evrensel kültür, bir çağa ve bir tarihsel döneme dünya ölçüsünde hâkim olan, diğer kültürlere baskın çıkan herhangi bir “çoğul kültür”dür. “Evrensel kültür” nitelemesi, Batı kültürünün egemen kültür anlayışının bir kültürel mirası olarak terminolojiye girmiştir.
Genel (Millî) Kültür
Genel kültür ayrımı, belli bir toplumda kültürün yaygınlık derecesine göre yapılır. Genel kültür, özel bir toplumun genel alışkanlıkları, değerleri, inançları, sanat ve mimarî şekilleri, kısaca somut ve soyut tüm değerlerini ifade eder. Her toplumun hem alt kültürü, hem de genel kültürü vardır. Tek tip kültürden oluşmuş toplumlara pek rastlanmaz. Bir toplumsal yapı ne kadar büyük olursa, genel kültürü oluşturan alt kültürdeki çeşitlilik o oranda fazla olur.
Bir milletin kültüründen söz edildiği zaman, burada söz konusu olan genel kültürdür. Bir ülkenin veya toplumun hâkim/genel inançları, değerleri, davranışları, törenleri, sosyal ilişkileri ve paylaşılan davranış kalıpları genel kültürü oluşturan unsurlardır. Buna göre genel kültür, bir toplumun veya ülkenin, tüm sosyal gruplarında ülke coğrafyasının her yerinde benimsenen, geçerli olan ve yaşanan kültürdür. Genel kültür, toplumu oluşturan alt kültürlerin uyumlu birleşimi sonucunda ortaya çıkan bir üst kültürdür. Bütün karmaşık toplumlarda, sayısız alt
“Evrensel kültür”
nitelemesi, Batı kültürünün egemen kültür anlayışının bir kültürel mirası olarak terminolojiye girmiştir
kültür var olmuştur. Alt kültürlerin oluşmasında bölgesel iç göçlerin veya uluslararası göçlerin etkisi büyüktür. Günümüzde sıklıkla göç olgusu
yaşanmaktadır. Göçle birlikte insanlar, yaşam şekillerini de âdeta gittikleri yere götürürler.
Alt Kültür
Kültür, bireyler bazında farklılıklar gösterdiği gibi gruplar bazında da farklılıklar göstermektedir. Kültür içindeki bu farklılıklar alt kültür olarak
adlandırılmaktadır. Kültür bir değerler sistemidir [17]. Bir toplumun genel kültürü, üst bir sistem olarak, çok sayıda alt kültür veya alt sistemden oluşur. Bunlar alt kültür unsurlarıdır. Alt kültür, bir topluma hâkim olan genel kültür veya üst kültürden farklılık gösteren ve azınlık gruplarınca benimsenen kültürdür. Alt kültür, genel kültürden veya üst kültürden tam bir kopma şeklinde değil, farklılaşma şeklinde ortaya çıkar. Kültürün unsurları, birbirleriyle genel olarak uyumlu bir bütün oluşturur. Alt kültür ile genel kültür arasında her zaman uyum olmayabilir.
Göreli olarak küçük ve homojen kültürler dışında aynı genel kültürü oluşturan alt kültür unsurları arasında tam bir uyum söz konusu değildir [18].
Genel kültürlerle bazı ortak yönlerinin yanında, önemli farklı yanları bulunan alt kültürler, genel kültürden kısmen farklı olabilirler. Alt kültürler, genel kültürün bazı hâkim değerlerini kapsar; fakat her alt kültürün kendisine özgü yaşam biçimi, değerleri ve normları vardır.
Alt kültür unsurları bir sistem bütünlüğü çerçevesinde genel kültürü veya millî kültürü oluşturur. Bir toplumun genel kültürü içerisinde alt kültür unsurları;
inanç farklılıkları, adetleri, farklı etnik yapıları, çeşitli sosyo ekonomik tabakalaşmalar ve coğrafî bölge farklılaşmalarıdır. Alt kültür-genel kültür
çelişkisinin fazlalığı, toplumsal tabakalaşmayı arttırdığı gibi toplumsal barışı bozan önemli bir faktördür.
Etnik gruplar: Ülke içinde bulunan birçok etnik grup, ait oldukları grubun özelliklerine göre benzer biçimlerde giyinir, sanatsal etkinliklerde bulunur, müzik dinler ya da üretiminde bulunur ve kendi dilindeki gazete ve dergileri okurlar. Bu nedenle bu gruplarda aynı türden yaygın davranış biçimleri ve satın alma
davranışları görülür. Etnik gruplar, kendi kültürel tanımlamaları için geçmişten seçilmiş ortak gelenekleri kriter alan, genelde endogamik gruplardır.
Coğrafî alt kültürler: Ülkenin farklı bölgeleri, fiziksel ve sosyal çevre, o bölgede oluşan kültürü etkiler. Bu özellikleri nedeniyle aynı bölgede yaşayan farklı davranışlar sergiler. Bu da coğrafî grupların bir alt kültür olarak
değerlendirilmesine olanak sağlar. Coğrafî alt kültürleri belirlemede iki tür yaklaşımdan söz edilebilir. Geo-demografik yaklaşımda, bir ülkede benzer
demografik karakterlere sahip olan bölgeler alt kültür olarak tanımlanır. Çünkü her bir bölgenin kendine özgü değerleri vardır.
Alt kültür unsurları bir sistem bütünlüğü çerçevesinde genel
kültürü veya millî kültürü oluşturur.
Maddî Kültür ve Manevî Kültür
Kültürün maddî ve manevî olmak üzere iki yönü vardır. Birincisi, insanın kendi eseri olan yapılar, teknikler, yollar, üretim ve ulaştırma vasıtaları gibi gözle görülür unsurlardan ibaret maddî kültür unsurlarıdır. İkincisi, bir milleti millet yapan ve onun öz şahsiyetini belirleyen örfler, adetler, kolektif davranışlar ve tutumlardan meydana gelen manevî kültür unsurlarıdır [18]. Maddî kültür, toplumun yarar elde etmek amacıyla kullandığı her türlü araçlardan oluşur.
Binalar, yollar, ulaşım araçları vb. maddî kültür unsurlarıdır. Manevî kültür ise toplumsal yaşayıştan kaynaklanan ortak duygu ve düşüncelerdir. Din, ahlâk, inançlar, töre, adet, örf, sanatlar vb. manevî kültür unsurlarıdır.
Maddî ve manevî kavramlarının yönlendirmesiyle denilebilir ki insanların fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayan araçlar “maddî kültür” unsurlarını oluştururken, onların psikolojik veya manevî ihtiyaçlarını karşılayan kültür araçları, “manevî kültür” veya değerler kültürü unsurlarını oluşturur. Bir başka ayrıma göre insanın doğayla mücadelesi sonucunda ortaya çıkardığı fiziksel faktörler maddî kültür iken;
inanç ve değerleri, manevî kültür unsurlarını oluşturur.
Karşı Kültür
Hâkim kültürün genel özelliklerini reddeden ve onunla açıkça çatışmaya giren toplumsal grupları nitelendiren kültüre “karşı kültür” denir [8]. Hâkim kültüre
“reddiye” ve onunla çatışma özelliği ile alt kültürden ayrılmaktadır. Bir toplumda hoşgörü sınırlarını aşan, toplum norm ve değerleri ile çatışan, sosyo-ekonomik ve politik düzenin karşısında olan, genel kültüre uyum göstermeyen ve yerine göre direnen kültüre “karşı kültür” denir.
Karşı kültürler, kimi alt kültürlerin genel kültüre karşı direnmelerinden, resmî veya gayri resmî olarak örgütlenmelerinden meydana gelir [20]. Bu yüzden genel kültürle aralarındaki farklılığın fazla olduğu etnik dinî ve siyasî alt kültürlerin karşı kültür oluşturma ihtimali daha yüksektir. Karşı kültürün en önemli kaynağı, bazı alt kültür unsurlarıdır. Bir üst sosyal sistem olarak kendi içerisinde çok sayıda alt kültürlere sahip olan toplum yapısında, çeşitli etkilere bağlı olarak bazı alt kültürler, genel kültürle veya diğer alt kültürlere uyumsuzluk içerisine girerek, karşı kültüre dönüşebilirler.
Post Figüratif, Cofigüratif ve Prefigüratif Kültür
Bu kültür ayırımı, öğrenme zamanına göre yapılmıştır. Post figüratif kültür, sonradan öğrenilen kültürdür. Yani insanların atalarından öğrendiği kültürdür.
Toplum üyeleri bu kültürü genellikle yavaş yavaş öğrenir. Daha çok ilkel
toplumlarda geçerli olan bir kültürdür. Cofigüratif kültür (eşzamanlı oluşan kültür), bireylerin çağdaşları ile birlikte öğrendikleri kültürdür. Toplu yaşamda insanların birlikte olmaları sonucu öğrenilen kültür biçimidir. Prefigüratif kültür, yaşlıların gençlerden öğrendiği kültürdür. Yaşlıların, gençlerin yarattığı kültürel değerleri benimsemesi yani yeni ve eski kültürün birleşmesidir.
Kültür değişmesi sonucunda bir toplumun siyasî, ekonomik ve sosyal yapısında gözle görülür
değişmeler yaşanır.
KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ
İnsana ve topluma ait tüm değerler değiştiği gibi kültür de değişir. Evrende sabit bir şey yoktur; her şey sürekli bir akış ve oluş içindedir. Kültür de değişir, dönüşür ve bir halden başka bir hale girer. Kültür değişmesi, hâkim veya egemen kültürün kendisini değiştiren içsel ve dışsal faktörlerin etkisiyle kültürel yapıda meydana gelen değişimdir. Malinowski’ye göre kültür değişmesi; bir toplumun mevcut sosyal, maddî ve manevî yapısının bir biçimden başka bir biçime dönüşmesi sürecidir. Kültürel değişme fonksiyonel bir durumdur, sadece soyut veya manevî kültür öğeleriyle sınırlı değildir. Kültür değişmesi sonucunda bir toplumun siyasî, ekonomik ve sosyal yapısında gözle görülür değişmeler yaşanır.
Kültürel değişme, toplumun genelinin veya bazı kurumlarının kültürel özelliklerinin kalıcı birtakım değişikliklere uğraması anlamına gelir. Ancak kültürel değişim hiçbir zaman kültürel başkalaşma anlamına gelmez [19]. Kültürel
değişimde kültürün asıl öğeleri korunurken, kültürel başkalaşmada kültürün asıl öğeleri de ortadan kalkar ve başka bir kültürel yapı ortaya çıkar. Kültür değişmeleri birçok faktöre bağlı olmasına rağmen, bunlardan daha önemlisi kültürün kendi içinde değişmesidir. Bu çerçevede kültür değişmelerine etki eden bazı faktörler vardır. Bunlardan belli başlı olanları aşağıdaki gibi açıklayabiliriz.
Teknoloji ve Ekonomik Faktörler
Teknoloji üretim için kullanılan yöntemler ve araçlardır. Teknoloji yardımıyla üretim araçları dönüştürülerek kullanım için yararlı hale getirilir. Teknoloji, fizikî çevredeki işlenmemiş kaynakları toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak bir duruma getirmek için kullanılan araçlar ve yöntemlerdir. Teknolojinin kullanılması salt bir fiziksel aracın veya âletin kullanılmasından ibaret değildir. Televizyonun, cep telefonları veya otomobilin toplum yaşamına girmesiyle birlikte Türk aile ve toplum yapısında önemli dönüşümler yaşandı. Bu dönüşüme veya değişime neden olan faktörlerden biri de söz konusu edilen teknolojilerin kullanılmasıdır.
Dolayısıyla bir teknolojik aracı alıp onun kültürünü almamak mümkün değildir. Her teknolojik ürün, onu kullanana kendi kültürünü zamanla kabul ettirir.
İnsanların ekonomik güçleri değiştikçe satın alma ve tüketim alışkanlıkları, zevkleri, arzuları, heyecanları kısaca yaşam biçimleri de değişir. Kültürün aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğu dikkate alınınca ekonomik yapıda meydana gelen bir değişim, beraberinde kültür değişimini meydana getirir [20]. Ekonomik yapıdaki değişim teknoloji gibi öncelikle kültürün maddî unsurları üzerinde etkili olur; ancak yaşamı maddî ve manevî olarak ayırmanın olanağı olmadığı için ekonomik veya teknolojik nedenlerle maddî kültür unsurlarında yaşanan bir değişim, kültürün maddî ve manevî yapısı üzerinde etki ederek kültürel değişime neden olur.
Fizikî Çevre Faktörleri
İnsanlar bir bakıma çevrelerinin ürünüdür. Çevresini değiştiren insanların yeme içme alışkanlıkları, yerleşim tarzları, kısaca yaşamın maddî unsurlarında Her teknolojik ürün,
onu kullanana kendi kültürünü zamanla
kabul ettirir.
önemli değişimler yaşanır. Bu değişimlerin diğer adı kültür değişmesidir. Çevresel faktörlerde yaşanan değişim ya köklü bir iklim değişimi sonucunda ya da göç nedeniyle olur. İklim değişimi gibi coğrafî şartlarda yaşanan değişim, insanların yeme, içme, barınma, giyinme gibi gündelik yaşamında önemli değişimlere neden olur. Bütün bunlar kültürel değişmedir.
Başka Kültürlerle Temas
Adına bilgi veya iletişim çağı denilen bir dönemde toplumların birbirleriyle, daha doğru bir ifadeyle kültürlerin birbirleriyle teması hızla artıyor. Bu dönemde kültürel etkileşim, daha önceki dönemlerle karşılaştırılmayacak kadar hız kazanmış durumda. Kültürleri ve inançları belli bir coğrafyada tutmak kolay olmadığı gibi iletişim teknolojilerinin hızla geliştiği bir ortamda kültürel etkileşimin önüne geçmek de kolay olmamaktadır [21]. Bir kültür başka bir kültürle temasa geçtiği zaman özellikle güçlü veya egemen kültür, göreli olarak daha zayıf kültürü etkisi altına almakta; ancak ondan da belli ölçüde etkilenmektedir.
Bir kültür başka bir kültürle temas sağladığı zaman kültürün maddî unsurlarındaki değişimi manevî unsurlardaki değişim izler. Maddî kültürdeki bir değişimi manevî kültürdeki değişimin izleyememesi durumunda kültürel
gecikmeden kaynaklanan bir kültürel açık ortaya çıkar. Ancak bu açık uzun süreli bir açık veya gecikme değildir. Aristo’nun dediği gibi “Doğa boşluk kabul etmez.”
gerçeğinden hareketle, kişi ya kültürün maddî unsurunu alıp ona göre yaşamaya başlar veya aldığı maddî unsuru kendisine benzeterek onu benimser (merdaneli çamaşır makinelerinin Anadolu köylerinde yayık olarak kullanılması gibi).
Kültürün Kendi İçindeki Değişme ve Gelişmeleri
Kültür değişmeleri konusunda önemli kavramlardan biri kültürleşme, kültürleme ve kültürlenmedir. Burada kültürleşme, insanın tüm yaşam evrelerini kapsayan bir süreçtir. Kültürleşme, insanla çevresi arasındaki kültürel etkileşim sonucunda ortaya çıkar. Kültürleme, bireyin doğumundan ölümüne kadar toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde kendini düzenlemesi ve uyum yönünde çaba göstermesidir. Kültürlenme, farklı kültürler arasında etkileşim sonucunda ortaya çıkan bir kültürel değişime durumudur. Farklı bir kültürel çevrede yaşamaya başlayan bireyin kendi kültüründe bulunmayan yeni alışkanlıklar edinmesi kültürlenmedir. Özellikle göç durumlarında bir bireyin kendine özgü kültürü, karşılaştığı yeni kültürden etkilenerek değişimler meydana gelir. Bu değişimi sağlayan şey, karşılaştığı bu yeni kültürün öğeleridir.
Kültür değişmelerinde önemli kavramlardan biri de kültürel yayılmadır.
Kültürel yayılma belli bir kültürü bilinçli çabalarla başka topluma kazandırma çalışmasıdır. Geçmişte ve bugün misyonerler, tüccarlar ve diğer göçmen gruplar aracılığıyla yayılan popüler kültür, günümüzde ise özellikle kitle iletişim araçları aracılığıyla toplumların otantik kültürlerini ortadan kaldırarak kozmopolit bir küresel kültür ortaya çıkarmaktadır. Kültürel yayılma bir bakıma yeni bir kültür kazandırma faaliyeti değildir; aksine doğal ve toplumsal çevrenin denetimini kolaylaştırmak için yürütülen kültürsüzleştirme durumudur.
Kültürün kendi içinde değişmesi, kültür unsurlarının yavaşça
değişmesi, sosyal değişmeye yol açar.
Egemen bir kültürün daha zayıf bir kültürü etkisi altına alması, onu
kendi içinde eritmesi şeklinde olursa buna asimilâsyon denir.
Serbest Kültür Değişmesi
Kültür değişmeleri iki şekilde olur. Bunlardan biri serbest kültür değişmeleri, diğeri zorunlu kültür değişmeleridir. Serbest kültür değişimi, farklı kültürel yapılara sahip toplumların karşılaşması durumunda yaptıkları kültürel alışveriştir. Serbest kültür değişimi aynı zamanda bir kültürün eğitim, teknolojik ve ekonomik gelişmeler sonucunda kendi içinde serbestçe değişmesi anlamına gelir.
Zorunlu Kültür Değişmesi
Zorunlu kültür değişmesi, bir toplumun başka bir toplumu hâkimiyeti altına almasıyla, kendi değerlerini, inancını ve topyekûn kültürünü diğer topluma kabul ettirmesidir. Zorunlu kültür değişmesi bazen bir toplumda iktidar erkini ele geçirmiş bir grubun üstten aşağıya doğru, yabancı bir kültürü veya bunun belirli unsurlarını, çoğunluğa rağmen, toplumun geneline kabul ettirmeye çalışması şeklinde ortaya çıkar [22]. Egemen bir kültürün daha zayıf bir kültürü etkisi altına alması, onu kendi içinde eritmesi şeklinde olursa buna asimilâsyon denir.
Zorunlu kültür değişmeleri, çoğunlukla şu yollarla gerçekleşebilir:
Bir toplumun, başka bir toplumu işgal etmesiyle kendi kültürünü zorla benimsetmesi (emperyalist yöntem)
İktidar gücünü ele geçiren bir ihtilâlcı grubun sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasî anlayışlarını veya ideolojilerini topluma zorla benimsetmeye
çalışması
Kültür ve Davranış İlişkisi
Kültürle davranış arasındaki ilişkiden önce, kültürle inanç arasındaki ilişki üzerinde durmak gerekir. İnanç kelime anlamı itibarîyle bir düşünceye gönülden bağlı olmak demektir. Burada bağlanılan şey kültürde olduğu gibi maddî (servet, zenginlik, mevki makam) ya da manevî bir şey (statü, itibar, din) olabilir.
Dolayısıyla kişinin inancı gereği değerli gördüğü tüm maddî ve manevî faktörler aynı zamanda onun kültürünün parçasıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi kültür, bir bireyin veya bir toplumun sahip olduğu tüm maddî ve manevî değerlerinden oluşur. Kültür bir bireyin her tür bilgisini, inancını, değerlerini, alışkanlıklarını, tutum ve davranışlarını içine alır.
Her toplumun kendine özgü inançları ve değerleri vardır ve bunlar o toplumun kültürünün öğeleridir. Bunlar aynı zamanda bir kültürü diğerinden ayıran manevî kültür unsurlarıdır. Bir kültür başarı göstermeyi yüceltirken, başka bir kültür adaletli veya kahramanca bir davranışı daha fazla yüceltebilir. Bir kültürde özgürlük serbestlik şeklinde anlaşılırken, başka bir kültürde özgürlük sorumluluk tarzında anlaşılır ve bütün bu anlayış farklılıkları kişinin inancına yansır.
İnançlar ise davranışın temelinde yatan en önemli faktörlerden biridir.
Kültür bir bireyin her tür bilgisini, inancını,
değerlerini, alışkanlıklarını, tutum ve davranışlarını içine
alır.
Bireysel Etkinlik •Genel kültür, toplumu oluşturan bireylerin kültürlerinin toplamından mı ibarettir, yoksa genel kültür toplumu oluşturan bireylerin
kültüründen farklı mıdır? Çevrenizde farklı alt kültürlerden gelen insanlarla konuşarak kendi alt kültürünüzle onlarınkiler arasındaki farkları ve söz konusu farklılığın kaynağını tespit etmeye çalışın.
Öz et
•KÜLTÜR KAVRAMI VE ANLAMI: Kültür, bir toplumun tarihsel süreçte edindiği tüm maddi ve manevi değerler bütünüdür. Taylor’a göre kültür, insanın bir toplum üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlâk, hukuk ve törelerle her türlü beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütündür.
KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ : Kültürel norm ve kalıpların özellikleri şunlardır:
Evrensellik, toplumsallık, süreklilik, tarihsellik, öğrenilirlik, kalıtsallık, devingenlik ve değişkenlik, fonksiyonellik, birlik içinde çokluk, yayılma, görelilik, rasyonel olmama, sembolik olma.
KÜLTÜRÜN UNSURLARI Kültürü oluşturan unsurlar şunlardır: Aile, dil, eğitim, ekonomi ve teknoloji, sanat, inançlar, değerler ve normlar, normlar, devlet, adetler (ritüeller). Örgüt kültürünü oluşturan farklı unsurlar şunlardır: Liderler ve kahramanlar, kahramanlar, törenler, simge (sembol)ler, varsayımlar, kurumsal normlar, artifaktlar, hikâyeler ve efsaneler, kurumun tarihi.
KÜLTÜR TÜRLERİ
•Kültürün; genel kültür, üst kültür veya alt kültür, maddî kültür ve manevî kültür, bireysel kültür, ulusal ve evrensel kültür gibi türleri bulunmaktadır.
Bireysel Kültür ve Toplumsal Kültür: Bireysel kültür, bireyin içine doğduğu genel kültürden aldığı somut ve soyut değerler bütünüdür. Toplumsal kültür veya genel kültür ise bir toplumu oluşturan bireylerin paylaştıkları duygu, düşünce, davranış ve inançlardan oluşan kalıplar, normlar ve değerlerin toplamıdır. Milli (Ulusal) ve Evrensel Kültür: Kültür özü ve içeriği itibarîyle özeldir; bireye ve topluma hastır. Törenler, alışkanlıklar, mimarî ve sanat eserleri, barınma ve giyinme biçimleri toplumlara örgüdür. Evrensel kültür, bir çağa ve bir tarihsel döneme dünya ölçüsünde hâkim olan, diğer kültürlere baskın çıkan herhangi bir “çoğul kültür”dür. Genel (Milli) Kültür: Genel kültür, özel bir toplumun genel alışkanlıkları, değerleri, inançları, sanat ve mimarî şekilleri, kısaca somut ve soyut tüm değerlerini ifade eder. Alt Kültür: Alt kültür, bir topluma hâkim olan genel kültür veya üst kültürden farklılık gösteren ve azınlık gruplarınca benimsenen kültürdür. Maddî Kültür ve Manevî Kültür: Kültürün maddî ve manevî olmak üzere iki yönü vardır. Birincisi, insanın kendi eseri olan yapılar, teknikler, yollar, üretim ve ulaştırma vasıtaları gibi gözle görülür unsurlardan ibaret maddî kültür unsurlarıdır. İkincisi, bir milleti millet yapan ve onun kimliğini belirleyen örfler, adetler, inanç ve değerlerden meydana gelen manevî kültür unsurlarıdır. Karşı Kültür: Hâkim kültürün genel özelliklerini reddeden ve onunla açıkça çatışmaya giren toplumsal grupları nitelendiren kültüre “karşı kültür” denir. Post Figüratif, Cofigüratif ve Prefigüratif Kültür: Post figüratif kültür, sonradan öğrenilen kültürdür. Cofigüratif kültür (eşzamanlı oluşan kültür), bireylerin çağdaşları ile birlikte öğrendikleri kültürdür. Prefigüratif kültür, yaşlıların gençlerden öğrendiği kültürdür.
•KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ ve TÜRLERİ
•İnsana ve topluma ait tüm değerler değiştiği gibi kültür de değişir. Evrende sabit bir şey yoktur; her şey sürekli bir akış ve oluş içindedir. Kültür değişmesi, hâkim veya egemen kültürün kendisini değiştiren içsel ve dışsal faktörlerin etkisiyle kültürel yapıda meydana gelen değişimdir.
•Kültür değişmelerine neden olan faktörler şunlardır: Teknoloji ve ekonomik faktörler, fiziki çevre faktörleri, başka kültürlerle temas, kültürün kendi içindeki değişme ve gelişmeleri.
•KÜLTÜR VE DAVRANIŞ İLİŞKİSİ
•Kültürle davranış arasındaki ilişkiden önce, kültürle inanç arasındaki ilişki üzerinde durmak gerekir. İnanç kelime anlamı itibarîyle bir düşünceye gönülden bağlı olmak demektir. Her toplumun kendine özgü inançları ve değerleri vardır ve bunlar değişince davranışlar da değişir.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Kültür konusunda aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) Kültür, öğrenilir.
b) Kültür, değişmezlik özelliğine sahiptir.
c) Kültür, toplumsaldır.
d) Kültür, kurallar sistemidir.
e) Kültür, ihtiyaç gidericidir.
2. Gençlik çetelerinin oluşturduğu ortak davranış biçimleri aşağıdakilerden hangi kültür kapsamındadır?
a) Genel kültür b) Alt kültür c) Maddî kültür d) Karşı kültür
e) Önceden oluşan kültür
3. Bireyin doğumundan ölümüne kadar toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde kendini düzenlemesi ve uyum yönünde çaba göstermesine ne ad verilmektedir?
a) Kültürleşme b) Kültürleme c) Kültürlenme d) Kültürel yayılma e) Kültürel değişme
4. Farklı kültürler arasında etkileşim sonucunda ortaya çıkan bir kültürel değişme durumuna ne ad verilmektedir?
a) Kültürel yayılma b) Kültürleşme c) Kültürleme d) Kültürlenme e) Kültürel değişme
5. Hâkim kültürün genel özelliklerini reddeden ve onunla açıkça çatışmaya giren toplumsal grupları nitelendiren kültüre ne ad verilmektedir?
a) Alt kültür b) Yan kültür c) Üst kültür d) Asimilasyon e) Karşı kültür
6. Kültürün özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?
a) Kültür, bireyseldir, kendini yetiştirmiş insana kültürlü denir.
b) Kültür, çocukluktan başlayarak öğrenilir.
c) Kültür, günün koşullarına göre değişebilir.
d) Kültür, bir kurallar sistemidir.
e) Kültür, teknoloji ile ilgilidir.
7. “Büyüklerin yanında sigara içilmez.” şeklinde yerleşmiş olan kültür, aşağıdakilerden hangisi için örnek teşkil eder?
a) Genel kültür b) Alt kültür c) Maddî kültür d) Karşı kültür
e) Önceden oluşan kültür
8. Türk kültürü denildiğinde bu kavram hangi tür kültür kapsamındadır?
a) Genel kültür b) Alt kültür c) Maddî kültür d) Karşı kültür
e) Önceden oluşan kültür
9. Belli bir kültürü bilinçli çabalarla başka topluma kazandırmaya ne ad verilir?
a) Kültürel yayılma b) Kültürleşme c) Kültürleme d) Kültürlenme e) Kültürel değişme
10. Yaşlıların gençlerin yarattığı kültürel değerleri öğrenip benimsemesine ne ad verilir?
a) Prefigüratif kültür b) Postfügüratif kültür c) Cofügüratif kültür d) Birlikte değişme e) Kültürel aktarım
Cevap Anahtarı 1.b, 2.d, 3.b, 4.d, 5.e, 6.a, 7.a, 8.a, 9.a, 10.a
YARARLANILAN KAYNAKLAR
[1]Güngör, E. (1980). Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik, Ankara: Töre Devlet Yayınevi
[2]Bowditch, J. L. and Buono, A. F. (2001). A Primer on Organizational Behaviour.
(Fifth Edition). New York: John Wiley & Sons, Inc
[3]Bilgiseven, A. K. (1995). Genel Sosyoloji, 5. Baskı, İstanbul: Filiz Kitabevi [4]Turhan, M. (1994). Kültür Değişmeleri (Sosyal Psikoloji Bakımından Bir Teknik),
İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
[5]Doğan, Ö. (2000). Kültür Bilimleri ve Kültür Felsefesi, İstanbul: İnkılâp Kitabevi [6]Erdogan, İ., (1997). İşletmelerde Davranış, İstanbul: İ.Ü.İsletme Fakültesi, [7]Fichter, J. (2002). Sosyoloji Nedir? (Çev. Nilgün Çelebi), İstanbul: Anı Yayıncılık [8]Erkal, M. E. (2006). Sosyoloji (Toplum bilimi), 13. Basım, İstanbul: Der Yayınları [9]Eroğlu, F. (2010). Davranış Bilimleri,10. Basım, İstanbul: Beta Yayınları
[10]Gökâlp, Z. (1994). Türkçülüğün Esasları, İstanbul: İnkilâp Yayınları [11]Erdoğan, İ. (2004). “Popüler Kültürün Ne Olduğu Üzerine”, Ankara: MEB
Yayınları
[12]Bozkurt, G. (1985). Kültür Konusu ve Sorunlarımız, İstanbul: Remzi Kitabevi [13]Latouche, S. (1993). Dünyanın Batılılaşması, (Çev. Temel Keşoğlu), İstanbul:
Ayrıntı Yayınları
[14]Malinowski, B. (1990). İnsan Ve Kültür, (Çev: Fatih Gümüş), Ankara: Verso Yayınları
[15]Marshall, G. (1999). Sosyoloji Sözlüğü, (Çev. Osman Akınhay, Derya Kömürcü), Bilim Ve Sanat
[16]Özkalp, E. (1993). Sosyolojiye Giriş, 6. Baskı, Eskişehir: A.Ü.Yayını
[17]Turhan, M. (1994). Kültür Değişmeleri (Sosyal Psikoloji Bakımından Bir Teknik), İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
[18]Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (1990), Kültür Kavramı, Cilt 2, İstanbul: Risale Yayınları
[19]Meriç, C. (1986). Kültürden İrfana, İstanbul: İnsan Yayınları
[20]Mills, C. W. (1979). Toplumbilimsel Düşün, (Çev., Ü. Oskay), Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları
[21]Moles, Abraham A. (1983). Kültürün Toplumsal Dinamiği, (Çeviren: Nuri Bilgin), İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları
[22]Triandis, H. C. (1994). Culture and Social Behavior. New York: McGraw Hill.