• Sonuç bulunamadı

Akdeniz de Jeopolitik ve Güvenlik

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Akdeniz de Jeopolitik ve Güvenlik"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI

Final Dönemi Ödevi

Ayşe Beril ERDOĞAN 195030430

Akdeniz’de Jeopolitik ve Güvenlik

Doğu Akdeniz: İsrail’in Enerji Stratejileri

Ödev Danışmanı:

Doç.Dr. İsmail ŞAHİN

Bandırma 2020

(2)

Ayşe Beril ERDOĞAN ÖZ

Günümüz dünyasında ülkeler enerji ihtiyacını karşılamak için çoğunlukla fosil yakıtlar olan petrol doğal gaz ve kömür kullanmaktadır.Bu çerçevede artan talep karşısında enerji kaynağı arayışları da hızlanmıştır ve ülkeler yeni keşiflere yönelmiştir.Bu makalede son dönemde enerji keşifleriyle yeni bir mücadele alanına dönüşen Doğu Akdeniz’in ve enerji üzerinde hak sahibi ülkelerden biri olarak bölgede yer alan İsrail’in mevcut durumu vurgulanmıştır.Çalışmada öncelikle Doğu Akdeniz’in hidrokarbon kaynakları ve özelinde İsrail’in keşifleri, ,İkinci bölümünde bölgedeki anlaşmazlıklar ve son bölümde ise East-Med projesi ve bu projenin amaçladığı politikalar üzerinde durulmuştur.Çalışmanın amacı günümüzde bölge ülkeleri arası rekabetin yanı sıra bölge dışı aktörlerin ayrıca ünlü petrol ve doğal gaz şirketlerinin de çıkar çatışmalarına da sahne olan ve önemi artan bir bölge olarak Doğu Akdeniz’in enerji potansiyelini ortaya koymak ve bu bağlamda İsrail’in bölgedeki stratejilerini incelemektir.

Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz,Enerji,Hidrokarbon,Doğal gaz,İsrail

Giriş

Doğu Akdeniz bölgesi, ticaret yollarının mevcudiyeti ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmasıyla bugün olduğu gibi geçmişte de jeopolitik olarak önemli bir merkez olmuştur.Bölgenin zengin yeraltı kaynaklarının ön plana çıkması , sanayi devrimi ve sömürgecilikle birlikte bölge dışı devletlerin de yoğun olarak ilgisini çekmiştir.Gelişen teknolojinin etkisiyle petrol ve doğalgaz rezervlerinin araştırılması ve çıkartılması çalışmaları sonucu bölge bir çok aktörün güç çekişmesine sahne olmuştur.19.yy’ın başına kadar Osmanlı hakimiyetinde sakin ve huzurlu bir bölge iken yabancı devletlerin etkisiyle karışmaya başlamıştır.1800’lerde ortaya çıkan Avrupa’daki bloklaşmalar neticesinde patlak veren birinci dünya savaşı ardından Almanya’nın yeniden güçlenmesiyle İkinci Dünya Savaşı ve sonucunda iki kutuplu soğuk savaş dönemi ve tek kutuplu dünyanın varlığından günümüz dünyasına kadar olan gelişmelerde Doğu Akdeniz’in büyük ölçüde ön plana çıktığı noktalar olmuştur.Bunları öncelikle Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere-Fransa’nın Ortadoğu’yu paylaşması sonrasında Siyonizm in yükselişi , Yahudi göçleri ve İsrail devletinin kuruluşuna giden süreç, İsrail’in Akdeniz’de var olma ve güçlenme çabalarına karşılık Arap devletlerinin tepkileri ve Arap- İsrail savaşları, Lübnan savaşı, Kudüs’ün durumu, Soğuk Savaş boyunca ABD-SSCB çekişmesinin en önemli sahnelerinden biri olan Ortadoğu’dan Doğu Akdeniz’e uzanan rekabet gibi başlıklarda toplamak mümkündür.

(3)

Ayrıca Lübnan iç sorunları, İsrail-Filistin sorunu, Kıbrıs meselesi, Arap baharı sonrası karışıklıklar ve son olarak Suriye iç savaşı bölgedeki tansiyonun her zaman yüksek olduğunun göstergelerindendir. Bu gibi olayların sonucunda Akdeniz bir çok devlet ve devlet dışı aktörden kaynaklı çıkar çatışmalarına sahne olan bir bölge haline gelmiştir.

Son yıllarda keşfedilen hidrokarbon kaynaklarıyla bu seferde bölgede enerji uzlaşmazlıkları yaşanmaya başlanmıştır.Yeni keşiflerle gün yüzüne çıkartılan hidrokarbon zenginliği ,Doğu Akdeniz’i odak noktası haline getirmiştir.Bölgedeki zengin ticaret ağında etkin olmak isteyen ülkeler artmaktadır. Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Hazardan batıya enerji transferinde bir kesişim ve aktarım noktası olmasından dolayı her ülke, enerji zincirinde pay elde etmeye çalışmaktadır.

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku’na göre Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları üzerinde hak sahibi olan kıyıdaş devletler Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Gazze Şeridi, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’dir.Her ülke enerji kaynaklarını çeşitlendirecek stratejileriyle dışa olan bağımlılığını minimuma indirmek istemektedir.Yeni dönem enerji oyununda bölgesel oyuncuların yanında küresel oyuncularında etkisi büyüktür ve güç dengesi el değiştiren enerji kaynaklarının etkin kullanımına göre değişmektedir. Bu çalışmada İsrail’in, bölgeye olan yaklaşımında enerji konusu ele alınmış, Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde İsrail’in jeopolitiği ve bölgeye olan ilgisinin siyasi,ekonomik nedenlerini bulmak amaçlanmıştır.

1.Doğu Akdeniz’deki Hidrokarbon Kaynakları

Doğu Akdeniz’de etkin olarak politika yürüten devletler Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Gazze Şeridi, Mısır, Libya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’dir. 1960’lı yıllardan beri keşif için çalışmalarda bulunan Mısır,1969’da bulduğu ilk doğal gazla (Lng sistemiyle) bölge ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayarak ihracatçı konumuna oturmuştur.Bu keşif ,uzun yıllar boyunca Doğu Akdeniz bölgesi için çok önemli bir enerji piyasası oluşturmuştur.Daha sonra bir durgunluk yaşanmışsa da 2009’dan itibaren tekrar hareketlenen bölgede peş peşe aramalar başlatılmış ve her bulunan enerji kaynağı adeta bir domino etkisiyle diğer devletleri de keşif için harekete geçirmiştir.2011 yılında Afrodit sahasındaki keşifle birlikte KKTC’nin haklarını korumak isteyen Türkiye ile GKRY arasındaki ilişkiler gerilmiştir.İtalyan Eni şirketi tarafından yapılan keşifle 2015 yılında Mısır’ın Zohr sahası ve 2018’de yine Mısır’ın Nur sahasının keşfi önemlidir.

(4)

2019 yılında Kıbrıs'ta Glaucus-1 adlı sahada bir keşif daha yapılmıştır ve bulunan rezervlerden etkin faydalanma konusunda çalışmalar devam etmektedir.Ülkelerin MEB ilanları ve deniz yetki alan anlaşmazlıklarına bakıldığında ,Suriye kendi kıta sahanlığında doğal gaz üretimi gerçekleştirmeyi tasarlarken,Lübnan bölgede İsrail ile gaz keşiflerinin yapıldığı alanla ilgili anlaşmazlık yaşamakta ayrıca İsrail ile Filistin’in kötü mazisi enerji alanına da taşınarak sorunlar oluşturmaktadır.Türkiye’nin ise Yunanistan ile geçmişten beri süren çekişmeleri Doğu Akdeniz üzerinden devam etmektedir.

GKRY tek taraflı olarak KKTC ve Türkiye’nin haklarını ihlal eden MEB ilan etmiş; İsrail, Mısır, Yunanistan ve GKRY’nin başı çektiği güçler Türkiye’yi dışarıda tutan bölgesel bir ittifak kurma eğilimi içerisine girmişlerdir.(Öztopal ve Yiğittepe,2020:266).GKRY ile KKTC ve KKTC’nin haklarını korumak isteyen Türkiye ,GKRY ve Yunanistan’la karşı karşıya gelmiştir.Türkiye, Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisini Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama çalışması için görevlendirmiş ve Fatih ile Yavuz sondaj gemileriyle de bölgedeki varlığını hissettirmiştir.

1990'ların sonu ve 2000'lerin başında bölgede bulunan petrol ve doğal gaz yatakları yalnızca bölgedeki ülkeleri değil ,küresel ve enerji alanında ünlü şirketlerin de ilgisini çekmektedir.

Bölgeye bakıldığında ABD ( Noble, Exxon Mobil), Fransa (Total), İtalya (Eni), Kore (Kogas) ve Hollanda (Shell) gibi ülkelerin enerji şirketleri ile bölgede bulunduğu görülmektedir.(Acar ve Yılmaz ,2018: 601). Bunların haricinde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner firmalarıda bölgede yer almaktadır.

aljazeera.net

(5)

Enerji Keşifleri: İsrail

Bu çerçevede bölgedeki amaçlarına ve bulunan kaynaklara bakıldığında İsrail; enerjinin mevcut duruma kafi gelmesini ve enerji bağımlılığından kurtulmayı istiyordu. Ayrıca ihracatçı konuma evrilerek petrol ve doğal gaz rezervlerinin kesintisiz olarak devamlılığını sağlayarak ülkesini kalkındırmak, iç ve dış piyasada doğal gaz teminiyle kömür kullanımını sona erdirerek çevresel kirliliğin önlenmesini amaçlıyordu. Bölgede süregelen karışıklıklar ve çevre ülkelerle olan kötü ilişkileri, hedefleri doğrultusunda harekete geçmek isteyen İsrail’in önünde engeller oluşturarak amacına daha geç ulaşmasına sebebiyet vermiştir.

1999’da Aşdod limanı açıklarında az miktarda doğal gaz rezervleri keşfedilmiş fakat bu rezervler İsrail’in kendi ihtiyacını bile karşılamaya yeterli olamamıştır.2000 yılında ise Noble Enerji (ABD’li şirket) tarafından bulunan Mari-B doğalgaz sahası ilk keşiflerdendir. Bu keşifler ancak ülke içi talebe yeterli olmuştur.Noble Enerji, İsrail’li ortakları ile; Tamar (2009), Dalit (2009), Dolphin (2011), Noa 2 (2011), Leviathan (2011), Tanin (2012), Pinnacles (2012) ve Karish (2013) gibi başlıca doğal gaz sahalarının keşfini gerçekleştirmiştir.

www.energy-sea.gov.il

(6)

Dönüm noktaları :2009 Tamar ve 2010 Leviathan Sahalarının Keşfi

Dışa bağımlılığın sonunu getirebileceği düşünülen 2009 yılında Tamar ve 2010 yılında Leviathan sahalarının keşfi İsrail açısından umut verici bir gelişme olmuştur.Tamar sahasında tahmini 280 milyar metreküp ve Leviathan sahasında ise 622 milyar metreküp doğalgaz varlığı öngörülmektedir.İsrail artık kendi ihtiyacından fazlasını da ihraç eden bir ülke konumuna gelebilecektir.2005’ten beri Mısır’ın İsrail’e sattığı doğal gaz 2012’de son bulmuştur ve aksine yakın dönemde Leviathan'dan Mısır'a doğal gaz sevkine başlanmıştır.Ayrıca İsrail ,yine Leviathan sahasından Ürdün’e de doğal gaz ihraç etmeye başlamıştır.

2.Anlaşmazlıklar :İsrail-Lübnan ve İsrail-GKRY Deniz Sınırı Anlaşmazlığı

Doğu Akdeniz’de ülkelerin münhasır ekonomik bölgeleri birbirleriyle kesişmekte ve buna bağlı olarak bölge ülkeleri arasında bir çok anlaşmazlık yaşanmaktadır.İsrail’in bu anlamda yaşadığı anlaşmazlıklara bakıldığında öncelikle Lübnan ile MEB alanlarının kesişmesinden doğan anlaşmazlık dikkat çekmektedir.Bu ihtilaf zaten kendi içinde istikrarsızlık yaşayan Lübnan’ı zor durumda bırakmış ve her ne kadar ara bulucu olarak ABD ihtilafı ortadan kaldırmaya çalışsa da önerileri başarısız olmuştur.İsrail bir nevi Lübnan’ın önüne set çekerek bölgede tek enerji devi olmayı hedeflemekte ve Avrupa’ya ulaşmak istemektedir.

Bir diğer anlaşmazlık ise İsrail ile GKRY arasında Afrodit sahasında yaşanmaktadır.Bu kriz 2019 yılında ortaya çıkmış ve İsrail bu sahadaki haklarından vazgeçmeyeceğini belirtmiştir.Son dönemdeki İsrail-GKRY-Yunanistan eksenine bakıldığında aslında birbirleriyle taraf olan ülkeler bile konu enerji olduğunda kendi içlerinde dahi anlaşmazlıklar yaşamaktadırlar.

www.georgessassine.com www.star.com.tr

(7)

3.Bilinmezliklerle Devam Eden Proje: East- Med

Doğu Akdeniz’de bir yandan anlaşmazlıklar sürerken diğer yandan da farklı gruplaşmalarla projeler oluşturulma girişimleri başlamış ve mevcut sorunlara yenileri eklenmiştir.

Bunlardan birisi de İsrail’in başlıca rol üstlenerek GKRY ve Yunanistan ile birlikte imzaladığı East-Med doğalgaz boru hattı anlaşmasıdır.Bu projeyle İsrail sahasından çıkartılacak olan doğal gazın boru hattı ile 2025 yılından itibaren Kıbrıs üzerinden Yunanistan’ a oradan da İtalya’ya ve Avrupa ülkelerine aktarılması amaçlanmaktadır.

Projeyle ilgili kuşkuların başında oldukça pahalıya mal olması(10 milyar Euro civarı) gelmekte ve buna bağlı olarak ancak özel yatırımla hayata geçirilebileceği öngörülmektedir.

Ayrıca East-Med için öngörülen güzergah üzerinde Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşması imzalanmıştır.Bu durumda Türkiye’nin dahil edilmediği bir hatta karşılık Libya ile yapılan anlaşma ,İsrail’in East-Med projesiyle aynı güzergahta kesişmektedir.Yani Türkiye’nin dahil edilmediği bir proje güzergahı Türkiye’nin deniz alanından geçmektedir.

Bunların yanı sıra karşı bir proje olarak TürkAkım göze çarpmaktadır.Bu projede ise Rus doğal gazının boru hattıyla Karadeniz üzerinden Türkiye’ye ve aynı hat üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması hedeflenmektedir.

Bir diğer sorun ise enerji güvenliğidir. IEA(International Energy Agency)’ya göre, enerjinin, güvenilir kaynaklardan, kesintisiz biçimde ve uygun fiyatlarla tedarik edilmesi “Enerji Güvenliği” anlamına gelmektedir.Bu bağlamda, fiyat ve arz çeşitliliğinin sağlanması,enerji güvenliğini arttırmaktadır.( Kansu,2019:291)

Öte yandan Rusya faktörü de bu projenin uygulanmasını zorlaştırabilir. 2006-2009 Rusya- Ukrayna gaz krizleri ve Rusya’nın Doğal gazı kesmesi aslında enerjiye sahipliğin caydırıcı bir şekilde kullanımını göstermiştir.Bu krizler çoğu Avrupa ülkesini etkileyerek Avrupa’nın alternatif arayışlar içerisine girmesine neden olmuş, bu yüzden East-Med projesi enerji bağımlılığı anlamında bölgede Rusya’ya mecbur kalan AB ülkelerini memnun etmiştir.

Projedeki ekonomik sorunlar ,güzergah sorunu ve boru hattının uzunluğuna bağlı olarak çıkabilecek güvenlik sorunları gibi olumsuzluklardan dolayı ancak uzun vadede gerçekleştirilmesi mümkün gibi gözükmektedir.Bu projenin sürdürülebilir olup olamayacağı ise ayrı bir muammadır.

(8)

www.dailysabah.com

Sonuç

Doğu Akdeniz’in günden güne artan önemi, bölgede var olan ve çıkar sağlamaya çalışan ülkelerle birlikte sahnenin arkasındaki uluslararası güçlerin de üstünlük rekabetini kızıştırmaktadır.Bu çerçevede bölgede etkin politika sürdüren İsrail’e bakıldığında kesintisiz enerjiyi sağlayarak doğal gazı ihraç eden ülke konumuna gelmek istediği görülmektedir.

Tamar ve Leviathan sahalarının keşfi bu anlamda önemlidir ve İsrail’i bölgedeki rakipleri karşısında güçlü kılmıştır.

Bu dönemden sonra doğal gaz rezervlerinin enerji ihtiyacı yüksek ülkelere ulaştırılması amaçlanan East-Med projesi ülkeler arasında mevcut olan anlaşmazlıkları daha da alevlendirmiştir.East-Med (Eastern Mediterranean Natural Gas Pipeline),İsrail-GKRY ve Yunanistan arasında Ocak 2020’de imzalanmıştır.Projede İsrail sahasındaki gazın Avrupa’ya ulaştırılması hedeflenmekte ve Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığından kurtularak AB ülkelerinin ihtiyacının karşılanması düşünülmektedir.Projede kilit unsur AB’nin desteğidir.Bu bağlamda Avrupa ülkelerinin projeye olumlu baktığı fakat projenin maliyetiyle ilgili belirsizliğin sürdüğü söylenebilir.Ayrıca karşılıklı menfaatleri gereğince İsrail’in politikaları Doğu Akdeniz’de Amerika tarafından desteklenmektedir.

(9)

Aslında Avrupa’ya enerji aktarımında zorunlu rota Türkiye gibi gözükmekte fakat Türkiye’siz bir projenin akıbetinin ne olacağı ileriki dönemlerde görülecektir. AB’nin projeye finansal destek vererek süreci hızlandırması durumunda AB-Türkiye ilişkileride yeni bir çıkmaza girebilir.Bölgedeki Filistin-İsrail sorunu,Suriye iç savaşı,GKRY-KKTC anlaşmazlığı ve son dönemde Libya’daki karışıklıklar ayrıca ülkelerin MEB anlaşmazlıkları gerginliği tırmandırmıştır. Ülkeler ittifak bulma arayışlarına girmişler ve bu kapsamda GKRY-İsrail- Yunanistan’ın, Türkiye’yi dışlayan hamleleri doğrultusunda Türkiye de Libya ile MEB anlaşması yapmıştır.Türkiye Fatih ve Yavuz gemilerinin sondaj faaliyetleriyle varlığını hissettirerek haklarını korumak için atak yapmıştır.Böylece karşı cephe oluşturulmuş ve buna yanıt olarak ise Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve ev sahibi Mısır'ın enerji bakanlarının katılımıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu oluşturulmuştur.Doğu Akdeniz enerji tablosuna bölge ülkelerinin yanına Amerika ile Rusya ve bilindiği gibi Total, ENI, BP ve Shell gibi enerji alanında ünlü şirketler de hidrokarbon kaynaklarına yoğun ilgi göstererek dahil olmuşlardır.Bu nedenle günden güne bir çok aktörün eklendiği bölgede, hareketlilik ileriki yıllarda artacak gibi gözükmektedir.

Son zamanlardaki gelişmelere bakıldığında mevcut Türkiye-Libya MEB anlaşmasına karşılık, Yunanistan bu anlaşmayı geçersiz sayarak İtalya ile bir MEB anlaşması imzalamıştır.Görüldüğü gibi bölgedeki tansiyon hız kesmeden devam ederken hak ihlalleri ve anlaşmazlıklar da devam edecek gibi görünmektedirBu durumda her ülke gibi İsrail de mevcut konumunu sağlamlaştırmaya yönelik adımlar atmaktadır.Özellikle East-Med projesine Türkiye’nin dahil edilmeyişi İsrail’in belki de Türkiye’nin enerji ticaretinin üssü konumuna yükselebilme ihtimalini ortadan kaldırarak bölgede başat güç olarak ortaya çıkmak isteğinden kaynaklanmaktadır.

Gelecekte İsrail enerji kartını etkin ve doğru şekilde kullanarak bölgede söz sahibi ülke olması durumunda hangi ülkelerin menfaatlerini koruyacağı hali hazırdaki ittifaklardan da anlaşılıp öngörülebilir.Bu gelişmelerle birlikte tahmini enerji kaynakları bölgenin gelecek potansiyeliyle ülkeler arası çekişmeleri arttıracak ve Doğu Akdeniz suları gelecekte daha da ısınacak gibi gözükmektedir.

(10)

Kaynakça

Acar, I., & Yılmaz, M. (2018). Doğu Akdeniz Kıta Sahanlığı Sorunsalı Üzerinden Doğalgaz Paylaşımı. TÜCAUM 30. Yıl.

ÖZTOPAL, M , YİĞİTTEPE, L . (2020). Türkiye’nin Enerji Güvenliği Bağlamında Doğu Akdeniz’de Enerji Rekabeti. Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi , () , 259-272 .

KANSU, Z . (2019). Enerji Arz Güvenliği Bağlamında Avrupa Birliği’nin Güney Gaz Koridoru Ve Türkiye’nin Konumu. Kırklareli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , 3 (3) , 288-306 .

https://studies.aljazeera.net/en/reports/2019/12/geopolitics-latent-international- conflict-eastern-mediterranean-191223074025635.html

http://www.energy-sea.gov.il/English-

Site/Pages/Oil%20And%20Gas%20in%20Israel/History-of-Oil--Gas-Exploration-and- Production-in-Israel.aspx

https://www.star.com.tr/dunya/telaslanan-rum-yonetiminden-israile-yuzde-10-pay- verdi-haber-1499109/

https://www.dailysabah.com/diplomacy/2019/12/16/israeli-officials-ready-to-discuss- mediterranean-pipeline-with-turkey-report

http://www.georgessassine.com/lebanon-maritime-border-petroleum/

Referanslar

Benzer Belgeler

Computer modeling of various flow related problems in drilling operations and a review of Measurement While Drilling technology.. Underbalanced drilling techniques

Günümüzde elektrik enerjisi elde etmek için enerji kaynağı olarak kömür, petrol gibi fosil yakıtlar kullanılmaktadır.. Kullanılan bu fosil yakıtlar sınırlıdır

1. Birincil enerji kaynakları.. a) Yenilenemeyen enerji kaynakları: Kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil yakıtlar ve nükleer enerji. b) Yenilenebilir enerji kaynakları:

[r]

Bu çalışmada, dünya petrol, kömür ve doğal gaz fiyatlarındaki değişimlerin ve BIST 100 endeksi getirisinin düzeltilmemiş ve piyasa faiz oranına göre

Dışişleri Bakanlığı, “Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türkleri’nin, doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını hiçe sayan GKRY, tüm

Enerji Türleri (Güneş, Fosil Yakıtlar; Petrol, Kömür, Doğal Gaz, Kaya Gazı vb.,,Rüzgar Enerjisi, Hidro Enerji, Jeotermal Enerji, Nükleer Enerji,

Her yıl enerji ihtiyacı artan ABD, elektrik ihtiyacını karşılamak için termik, hidrolik ve yenilenebilir enerji santralları kurmakta, kendi ülkesi için nükleer enerji santral