• Sonuç bulunamadı

2021 Enerjide halka neler getiriyor?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "2021 Enerjide halka neler getiriyor?"

Copied!
20
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

2021 Enerjide halka neler getiriyor?

Hazırlayan: MMO Enerji Çalışma Grubu ve BirGün Ekonomi Servisi

BİRGÜN 13. SAYFA; 27 Ocak 2021

ENERJİ TÜKETİMİMİZ DIŞA BAĞIMLI, FOSİL YAKIT AĞIRLIKLI Bugünkü iktidarın işbaşında olduğu 2002-2020 döneminde, birincil enerji talebi yüzde 87,3, enerji girdileri ithalatı yüzde 101,9 oranında artarken, yerli enerji arzı artış oranı, talep ve ithalattaki artışın gerisinde kalmış ve yüzde 83,7 olmuştur. Enerji arzı içinde birinci sırada kömür gelmekte, onu petrol ve doğal gaz izlemektedir. Fosil yakıtların toplamı yüzde 83,5, yenilenebilir kaynakların payı yüzde 16,5’dır. Başka deyişle birincil enerji arzında yenilenebilir enerji kaynakların payı yalnız altıda birdir.

Grafik-1

Enerji tüketimi en yüksek noktaya 2017’de ulaşmış, 2018’de 2017’e göre gerilemiştir. Enerji yönetimi, her zaman olduğu gibi abartılı tahminlerle enerji tüketiminin şahlanacağını ve 2018’e göre 2019’da yüzde 6,4, 2020’de yüzde 9,8 artacağını hayal etmiştir. Oysa tüketim, 2019’da 144,390 bin TEP olmuş ve 2018’e göre yalnız yüzde yarım artmıştır. Enerji yönetimi ise, süregelen ekonomik krizin etkilerinin salgın nedeniyle yoğunlaştığı 2020’de enerji tüketiminin yüzde beşe yakın artacağını ummaktadır.

Petrol 28,7%

Linyit 10,7%

Asfaltit 0,7%

Taş Kömürü 17,6%

Güneş

1,1% Jeotermal

6,7% Rüzgar

1,3% Hidrolik

5,3% Biyokütle 2,2%

Doğal Gaz 25,7%

BİRİNCİL ENERJİ ARZI KAYNAKLARA DAĞILIMI (2019) 2019 Y ıl ı B i ri nc i l Ener j i A rzının K ay nak l ar a

Dağıl ım ı (144.390 Bi n TEP)

Fosil 120.500 Bin TEP %83,5 İthal 99.569 Bin TEP %69 Yenilenebilir 23.890 Bin TEP %16,5 Yerli 44.821 Bin TEP %31

(2)

ENERJİ, İTHALAT BAĞIMLISI: 2019’DA DIŞA BAĞIMLILIK YÜZDE 69

Enerji arzı içinde yerli kaynakların payı yüzde 31 olup, tüketimin yüzde 69’u ithalata dayanmaktadır. 2019 enerji hammaddeleri ithalat faturası 41.6 milyar USD olmuştu. Petrol fiyatlarındaki büyük düşüş, doğal gaz fiyatlarında gerileme, salgından ötürü enerji talebindeki azalma vb. etkenler sonucu, 2020’de gerçekleşen enerji hammaddeleri ithalat faturasının 30 milyar dolar düzeyinde olabileceği söylenebilir.

Rusya Federasyonu, Türkiye’nin doğal gaz temininde birinci, petrol ve taş kömürü temininde de ilk sıralarda yer alan bir kaynak ülkedir. Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanmasında payı dörtte birdir.

GÖZARDI EDİLEN BİR KONU: ULAŞIM SEKTÖRÜNÜN PETROL TÜKETİMİ

Toplam enerjinin beşte biri ulaşım sektöründe kullanılmaktadır. Türkiye’nin birincil enerji arzında yüzde 28,70’lik payı olan ve tüketimin yüzde doksanından fazlası ithalatla karşılanan ve her sene ithalatına 25 milyar dolardan fazla para ödediğimiz petrolün; üçte ikisinin ulaşım sektöründe kullanıldığı ve enerjide dışa bağımlılığın en önemli nedenlerinden birinin karayollarındaki milyonlarca aracın yakıt tüketimi olduğu da, akıllardan çıkarılmamalıdır.

İthalat faturasının yüzde altmışı, petrol ithalatı içindir. Trafikte 23 milyondan fazla araç bulunmaktadır. Ulaşımda raylı sistem temeli toplu ulaşıma, nakliyede demiryolu ve deniz taşımacılığına geçilmez ise sorun çözülmez daha da büyür.

ELEKTRİKTE NE DURUMDAYIZ?

Abartılı talep tahminleri ve plansız bir şekilde yapılan yatırımlarla, ihtiyacın çok üzerinde kurulu güç ve üretim kapasitesi tesis edilmiştir. Türkiye’nin 2018’den bu yana elektrik talebi kayda değer bir artış göstermemekte ve yıllık elektrik tüketimi 300 GWh civarında gerçekleşmektedir. Geçici verilere göre 2020 tüketimi, geçen yıla göre yalnız binde üç artmış ve 304,6 GWh olmuştur. Oysa, ETKB tüketimi 327-333 GWh olacağını hayal etmişti. Bakanlık 2021 için 341—348 GWh tüketim öngörürken, bu rakama Cumhurbaşkanlığını dahi ikna edememiş olmalı ki, 2021 Programı 2021 için 319,8 GWh tüketimi hedeflemiştir. 2020 yılı Mart ayında başlayıp halen devam eden koronavirüs salgını; tüm yaşamı etkilediği gibi elektrik tüketimini de olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Bu durumda 2021’de de, talebin bu düzeylerde olacağı ve öngörülen artışların gerçekleşmeyeceğini söyleyebiliriz.

Geçen yıl tüketilen elektriğin yüzde 40,5’ i yenilenebilir kaynaklardan, yüzde 59,5’i ise fosil kaynaklardan üretildi. Elektrik talebinin yüzde 43’ü ithal yüzde 57’si yerli kaynaklardan karşılandı.

PLANSIZLIK, ARZ FAZLASI

Elektrik talebinde kayda değer bir artış olmazken, 2020 Aralık sonu kurulu güç, geçen seneye göre yüzde beş artmış ve 95. 890,6 MW’a yükselmiştir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı 9.9.2020 tarihinde, bu yıl puant yani en fazla talep olan gündeki ihtiyacın karşılığı gücü 3.9.2020’de saat 14:00 ve 49.556 MW olarak açıklamıştı. Ancak TEİAŞ, geçtiğimiz günlerde, bu gücü 49.852 MW olarak değiştirmiştir. Kurulu gücün puant güçten makul miktarda fazla olması normaldir, ancak yüzde 92,4 oranında fazla oluşu, arz kapasitesinin fazlalığının altını çizmektedir. Arızalı ve/veya bakımdaki santrallar, mevsim koşulları veya su yetersizliği vb. nedenlerle devreye giremeyecek santrallar da çıkarıldığında dahi, kayda değer bir kapasite fazlası olduğu görülebilir.

(3)

Cumhurbaşkanlığı 2019 Programı, bugünkü kurulu güce yakın bir güçle 467 TWh elektrik üretilebilir diyor. Yani bu yıl tüketilen 304,6 GWh elektriğin yüzde 53 daha fazlasını üretme kapasitesi var. Buna rağmen, halen 23.000 MW’dan fazla kurulu güçte santral yatırımı sürüyor.

Elektrik üretimi gerekçesi ile özel şirketlere kamudan değişik mekanizmalarla kaynak aktarılıyor. Son üç yılda Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimini Destekleme Mekanizması (YEKDEM), Kapasite Mekanizması ve linyit yakan santrallara tanınan sabit fiyatla alım garantisi mekanizmalarıyla kamu kaynaklarından özel elektrik şirketlerine milyarca lira ödendi.

ELEKTRİK VE DOĞALAZ FİYAT ARTIŞLARI

Bağımsız Düzenleyici Kuruluş olarak tanıtılarak kurulan ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURULU (EPDK), iktidarın emrinde, enerji piyasasını özel şirketler adına düzenleme kurulu olarak çalışıyor. Alınan tüm kararlarda yurttaşların ve toplumun değil, özel şirketlerin çıkarları gözetiliyor. Tarifeler elektrik ve gaz şirketlerinin çıkarlarını azamileştirmek için değiştiriliyor, 2019 Ocak-Ocak 2021 döneminde tüm abone grupları için elektrik fiyatları yüzde 48,4-51,3 oranında artmıştır. Bu dönemde BOTAŞ doğal gaz satış fiyatları, konutlar ve küçük sanayi için yüzde 42 arttı. Büyük sanayi için fiyat artış oranı yüzde 4,4 olurken elektrik üreticilerine satış fiyatları yüzde 8,8 düşürüldü. Yapılan zamlara karşın, doğal gazda izlenen fiyat politikası ile tüm tüketicilere yönelik fiyat desteği sağlanırken, kamu desteğinden en çok yararlananlar doğal gaz yakıtlı santral sahipleri ve büyük sanayiciler oldu.

2019 Ocak- Ocak 2021 döneminde resmi enflasyon yüzde 26,8. Konutlarda elektrik fiyat artışı resmi enflasyondan yüzde 80,5, Ankara ve İstanbul’da doğal gaz yüzde 43,3-58,9 oranında daha yüksek. Salgından ötürü işten çıkarılan veya çok düşük ödeneklerle yaşamlarını sürdürmeye çalışan milyonlarca emekçinin, işyerleri kapatılan on binlerce esnafın borçlarını ödeyemedikleri için gaz ve elektrikleri kesildi, kesilecek.

Tablo-1

(4)

Tablo-2

(5)

Bugün için elektrikte bir arz eksiği yoktur. Ancak sürekli zamlanarak artan elektrik ve doğal gaz fiyatları, doğal gaz ve elektrik faturalarını ödeyemeyen ve sayıları milyonlarla ölçülen yurttaşlar, kamu kaynaklarından özel elektrik üretim ve dağıtım şirketlerine aktarılan milyarlarca TL, bankalara kredi borçlarını ödemeyen ve ödeyemeyen enerji şirketleri, ülkenin enerjide dışa bağımlılığını artıracak ve çevresel felaketlere neden olabilecek nükleer santral projeleri ve bütün bu gelişmeler karşısında tek görevinin, özel şirketlerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olduğuna inanan ve toplum lehine tek bir adım atmayan bir enerji yönetimi vardır.

Türkiye gibi, her yedi-sekiz senede bir ciddi ekonomik krizle karşı karşıya kalan kırılgan bir ekonomide:

-Yeterli hesap yapmadan elektrik fiyatlarının hep yüksek kalacağına, TL’nin yabancı paralar karşısında hiç değer yitirmeyeceğine inanan yatırımcılar;

-Kredi isteyen yatırımcının yatırım yapacağı santralla ilgili bilgi, denetim ve yönetim kapasitesini araştırmaya, yatırımın fizibilitesini incelemeye ihtiyaç duymadan

“biz teminatları sağlam alalım gerisini boş ver” deyip kredi veren bankalar;

-Planlama disiplinini yok sayarak, ihtiyaç olup olmadığına, dışa bağımlılığı arttırıp artırmadığına bakmadan bütün yatırım başvurularına lisans veren EPDK;

-Elektrik talebinin yüksek oranlarla duraklamaksızın sürekli artacağını varsayan ve sürece toplum yararına müdahil olmak gibi bir fikri, aklı olmayan ve görev ve işlevini yalnızca özel şirketler lehine kararlar alma ve uygulamalara yönelme olarak algılayan enerji yönetimi;

yani bu kesimlerin istisnasız hepsi, kaynak israfından ve ihtiyacın çok üzerinde atıl kapasite yaratılmasından ortak ve zincirleme olarak sorumludur.

DOĞAL GAZ ARAMALARI, KARADENİZ DOĞAL GAZ KEŞFİ, DOĞU AKDENİZ TPAO’nun 17.10.2020 tarihli basın açıklamasında:

“TPAO, 21 Ağustos 2020 tarihinde, Batı Karadeniz’de, Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesinde yer alan Sakarya Gaz Sahasında büyük bir keşif yaptığını duyurmuştur. Sakarya bloğunda açılan ve keşif yapıldığı duyurulan Tuna-1 kuyusu, Ereğli’nin 175 km kuzeyinde yer almaktadır. Kuyu sondaj operasyonu, en son teknoloji ile donatılmış Fatih Derin Deniz Sondaj Gemisi ile gerçekleştirilmiştir.

Kuyunun bulunduğu bölgede su derinliği 2117 metre, son derinlik ise 4775 metredir.

Kuyu sondajının tamamlanmasını müteakip, rezerv miktarı, eklenen 85 Milyar metreküp ile toplam 405 Milyar metreküp olarak saptanmıştır.” denilmişti.

Siyasi iktidarın, gündemi değiştirmek için, keşifle ilgili olarak yaptığı, “ülkenin kaderini değiştirecek, enerjide dışa bağımlılığı sona erdirecek” vb. abartılı propagandaları bir yana, yapılan gaz keşfi önemlidir. Rezerv olarak bildirilen rakam sadece bir tahmindir. Rezerv rakamı uzun süre alan, yeni sondajlar gerektiren ve yüksek maliyetli yoğun çalışmalar sonucu belirlenebilir. Keşfin yapıldığı bölgede su ve sondaj derinlikleri fazladır. Bölgede, daha önce de diğer ülkelerce gaz keşfi yapılan sahalar çeşitli kısıtlar nedeniyle devreye alınamamıştır. Bu nedenle, bulunan gazın çıkarılması için bölge ülkeleri ve bu tür derin deniz sondajlarında teknolojik bilgi birikimi olan kuruluşlar arasında işbirliği tesis edilmesi gerekir. TPAO ve BOTAŞ Varlık Fonu kapsamından çıkarılarak güçlü bir kamu kuruluşu olarak birleştirilmeli,

(6)

Sakarya doğal gaz sahasında üretim için gerekli makina ve ekipmanın azami ölçüde yurt içinde temini öngörülmelidir.

Batmaz bir uçak gemisi hüviyetinde olan Kıbrıs’ın da bulunduğu Doğu Akdeniz; jeostratejik önemin yanı sıra şimdi sahip olduğu hidrokarbon kaynakları ile yalnızca bölge ülkelerinin değil, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya vb. emperyalist ülke ve NATO, AB vb. kurumların, uluslararası petrol ve gaz tekellerinin yanı sıra, emperyal amaçlarla hareket eden Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin de ilgi odağındadır.

2000’li yıllardan başlayarak Mısır, Güney Kıbrıs ve İsrail, tek taraflı kararlarla Doğu Akdeniz’de egemenlik alanları tesis etmeye yöneldiler. Bu dönemde, siyasi iktidar, çeşitli kesimlerin “Tek yanlı girişimlere” net bir şekilde karşı çıkma, kendi

"Münhasır Ekonomik Bölge ve Kıta Sahanlığı haklarını beyan ve tescil etme”

çağrılarını dikkate almamıştır. Zamanında yapılmayan siyasi ve diplomatik çalışmalar yerine son yıllarda Kuzey Kıbrıs’ın sahaları ile, bazıları ise Güney Kıbrıs’ın da, hak iddia ettiği çakışan sahalarda TPAO’ya verilen sondaj ruhsatları ve TPAO sismik araştırma gemileri ve sondaj gemilerinin bu bölgelerde savaş gemileri desteğinde yaptığı çalışmalar nedeniyle, Güney Kıbrıs, Yunanistan, Fransa ve bazı AB ülkeleri koro halinde Türkiye’ye yönelik bir salvo ateşine geçtiler.

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları, uluslararası petrol ve gaz tekellerinin kârlarını arttırmak için değil, kıyıdaş olmayan Fransa, İtalya, ABD, İngiltere vb, ülkeler için değil, Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin, Mısır, Libya, Yunanistan, Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs halklarının ihtiyaç ve çıkarları için değerlendirilmelidir. Savaş gemileri eşliğinde denizlerde arama ve sondaj çalışmaları hiçbir koşulda sürdürülemez. Bu ülkelerle önkoşulsuz görüşme masasına oturmalı ve NATO’nun, AB’nin, ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın, İtalya’nın, Rusya Federasyonunun, Çin Halk Cumhuriyetinin müdahalelerine imkân vermeden görüşmeler yoluyla barışçı çözümler bulmalıdır.

Türkiye bu alanda uzman kadroları eliyle sözü edilen ülkelere yönelik yoğun bir diplomatik saha çalışmasına yönelmelidir.

Son yıllarda “Mavi Vatan” fikriyatını siyasi iktidarın genişlemeci emellerine alet ederek destekleyen, özünde NATO’cu asker sivil grubun çığırtkanlıkları ile yüksekten konuşan iktidar, AB’nin restine karşılık verememiş ve Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerini askıya almıştır.

BİRGÜN 13. SAYFA; 28 Ocak 2021 ELEKTRİKTE MASALIN ASLI

1) YURTTAŞLAR ÖDÜYOR, ŞİRKETLER KAZANIYOR

ELEKTRİK ŞİRKETLERİNE PİYASA ORTALAMA SATIŞ FİYATININ ÜZERİNDE 58,7 MİLYAR TL ÖDENDİ

Ülkemizde başlangıcı 1980’lere dayanan elektrik enerjisi sektörünün özelleştirilmesi sürecinde Yap İşlet, Yap-İşlet-Devret, İşletme Hakkı Devri

(7)

modelleriyle, özel şirketlere ait santrallardan özel fiyatlarla elektrik alınmıştır. Son dönemlerde, yine özel şirketlerin:

-Yenilenebilir enerji kaynaklarından ürettikleri elektriğe ABD doları bazında, -Yerli kömürden ürettikleri elektriğin bir bölümüne TL bazında üç ayda bir güncellenen sabit fiyat ile

alım garantisi verilmektedir. Böylelikle bazı özel elektrik üreticilerine, elektriği piyasaya satmış olsalar, satacakları piyasa ortalama satış fiyatından (PTF) daha yüksek fiyatlarla elektrik satmaları sağlanmaktadır. Ayrıca bazı santrallara Kapasite Mekanizması adı altında üretimlerinden bağımsız ödeme yapılmaktadır. Piyasa Takas Fiyatı (PTF) Elektrik Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) tarafından işletilen enerji borsasında gün öncesi elektrik piyasalarında (GÖP) arz ve talebin eşleşmesi ile oluşan saatlik referans elektrik enerjisi fiyatı olarak tanımlanmaktadır.

Sözü edilen ilave ödemeler tüketici faturalarına yansıtılmakta veya kamu zararı olarak tanımlanarak genel bütçe üzerinden yine halkın sırtına yüklenmektedir.

Tarafımızdan bazı kabullerle yapılan hesaplamalara göre sadece Ocak 2018-Eylül 2020 döneminde YEKDEM kapsamındaki santrallara 100 milyar 685 milyon TL, yerli kömür yakıtlı santrallara 38 milyar 595 milyon TL ödenmiştir. Bu dönemde bazı santrallara ayrıca Kapasite Mekanizması adı altında 4 milyar 998 milyon TL ödeme yapılmıştır. Bunların toplamı 144 milyar 278 milyon TL’dir. Bu bedelin yaklaşık 58 milyar 687 milyon TL’si, dağılımı tabloda görülen, piyasa fiyatlarının üzerindeki ödemelerden oluşmaktadır.

ÖDEME ÇEŞİTLERİ 1 Ocak 2018-30 Eylül 2020 TOPLAM TUTAR (TL) YEKDEM - YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

DESTEKLEME MEKANİZMASI KAPSAMINDA

PİYASA FİYATI ÜZERİNDE ÖDEME TUTARI 48.888.861.000 (Bazı Kabullerle Tarafımızdan Hesaplanmıştır)

YERLİ KÖMÜR SANTRALLARINDAN SABİT FİYATLA ELEKTRİK ALIMI İÇİN İLAVE ÖDEME

TUTARI 4.800.000.000

(Bazı Kabullerle Tarafımızdan Hesaplanmıştır) KAPASİTE MEKANİZMASI ÖDEMESİ (EPDK-

TEİAŞ) 4.997.672.091

(Aylık Ödemelerin Toplamı)

TOPLAM 58.686.533.091

ÖZEL ŞİRKETLERİN ÜRETİMİNİN PTF DEĞERİ

(TL) 174.121.523.877

Bazı kabullerle tarafımızdan hesaplanmıştır.

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/turkiye_enerjidenereyegidiyor.pdf

(8)

YEKDEM KAPSAMINDA 49 MİLYAR TL İLAVE ÖDEME

Aralık 2010’da uygulamasına başlanan Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Üretimini Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ile 18.05.2005 tarihinden sonra işletmeye girmiş ve 2015 yılı sonuna kadar işletmeye girecek olan; hidrolik ve rüzgâr kaynakları için 7,3 dolarcent/kWh, jeotermal kaynağı için 10,5 dolarcent/kWh, güneş (fotovoltaik) ve biyokütle kaynakları için 13,3 dolarcent/kWh fiyat ile satın alma garantisi verilmiştir. Teşviklerden yararlanma süresi 10 yıl ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca lisanslı tesislerde kullanılan yerli üretim aksamlar için de, 5 yıl süre ile ek teşvikler tanımlanmıştır. Geçen sürede, kaydedilen teknolojik gelişmelerle, yatırım maliyetlerinin azalmaya başlamasına rağmen, 18.11.2013 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla, işletmeye girme süresi aynı yüksek alım fiyatlarıyla 2020 yılsonuna uzatılmıştır. 2020 yılında gerçekleştirilen kanun değişikliği ile, bu süre küresel salgın gerekçesiyle 30 Haziran 2021’e ertelenmiştir. Bu tarihten sonra işletmeye girecek tesisler için fiyatlar Cumhurbaşkanı tarafından (yukarıdaki fiyatlar üst sınır olmak üzere) saptanacaktır. Uygulama esasları henüz ilan edilmemiştir.

2010 yılından bu yana teknolojideki gelişmelerle yatırım maliyetlerinde büyük düşüşler yaşanmıştır. Yatırım, işletme ve paranın değer kaybını içeren

“seviyelendirilmiş elektrik maliyetleri” dünya ortalaması olarak 1 kWh için rüzgâr için 2010 yılında 8,6 dolarcent iken 2019 yılında 5,3 dolarcent’e, güneş için 37,8 iken 6,6’ya, jeotermal için 4,9 iken 7,3’e, biyokütle için 7,6 iken 6,8 dolarcent’e gerilemiştir.

Hidroelektrikte ise 3,7’ten 4,7 dolarcent’e çıkmıştır. YEKDEM’den yararlanan santralların toplam gücü 2015’de 5.424 MW iken 2020’de 21.877 MW’a çıkmış, maliyetlerdeki düşüşler ülkemizde elektrik satış fiyatlarına yansıtılmamıştır.

EPİAŞ tarafından işletilen elektrik borsası PTF ortalamaları ise 2018 yılında 4,8; 2019 yılında 4,6; Ocak-Eylül 2020 döneminde 4,0 dolarcent/kWh olmuştur. Bu verilerden hareketle Ocak 2018-Eylül 2020 döneminde YEKDEM kapsamındaki santrallara ödenen elektrik enerjisinin PTF ederinin yaklaşık 51,8 milyar TL olduğu hesaplanmaktadır. Şirketlere ürettikleri elektrik için yaklaşık 100,7 milyar TL ödendiği göz önüne alındığında, PTF ederinin üzerinde (bu değerin %94,4’ü oranında) yaklaşık 48,9 milyar TL ödeme yapıldığı saptanmaktadır. 2019 yılı seviyelendirilmiş elektrik maliyetleri esas alındığında ise, üretilen elektriğin maliyeti yaklaşık 64,6 milyar TL, brüt kar ise %56 olarak bulunmaktadır.

ŞİRKET GRUPLARI YEKDEM KAPSAMINDA

PTF ÜZERİ ÖDEME (TL) 1 Ocak 2018 - 30 Eylül 2020

1 GÜRİŞ 2.421.771.080

2 ZORLU 2.042.026.710

(9)

3 SABANCI (ENERJİSA) 2.003.951.521

4 SANKO 1.047.483.276

5 BİLGİN ENERJİ 1.026.853.202

6 LİMAK 945.101.888

7 BEREKET ENERJİ 878.290.110

8 ÇELİKLER 811.781.336

9 TÜRKERLER 618.291.222

10 ÖZALTIN 598.645.449

11 CENGİZ 570.226.686

İlk 11 üreticinin toplamı 12.964.422.481 Diğer şirketlerin toplamı 35.924.438.519

Genel Toplam 48.888.861.000

Bazı kabullerle tarafımızdan hesaplanmıştır

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/turkiye_enerjidenereyegidiyor.pdf

YERLİ KÖMÜR YAKITLI SANTRALLARDAN PTF ÜZERİNDE ELEKTRİK ALIMI Özel santral işletmecilerinin istemiyle, yerli kömür kaynaklarından elektrik üretim maliyetlerinin piyasada oluşan elektrik satış bedellerinin üzerinde kaldığı gerekçesiyle, Ağustos 2016’da Bakanlar Kurulu Kararıyla bu santralların üretimlerinin bir kısmının, TETAŞ tarafından piyasa fiyatından daha yüksek bedel ile alınmasını temin edecek düzenlemeler yapılmıştır. Sonraki yıllarda alım garantisi uygulamasının 2024 yılı sonuna kadar sürmesi yönünde Bakanlar Kurulu Kararı oluşturulmuştur.

Alım fiyatında üçer aylık dönemlerle, TEFE, TÜFE ve ABD dolar kuruna göre artış öngörülmüştür.

Bu düzenlemeden yararlanan santrallardan alınan elektrik miktarının santrallara göre dağılımı ve yapılan ödemeler kamuoyuna açıklanmamaktadır. Bu nedenle Ocak 2018-Eylül 2020 döneminde yerli kömürlü santrallara piyasa fiyatının üzerinde yapılan ödeme miktarı, tarafımızdan bazı kabullerle hesaplanmıştır.

ŞİRKETLER GRUBU

YERLİ KÖMÜR YAKITLI SANTRALLARA PTF ÜZERİ ÖDEME (TL)

1 Ocak 2018 - 30 Eylül 2020

1 IC İÇTAŞ - LİMAK 936.419.730

(10)

2 ÇELİKLER 746.903.904

3 KONYA ŞEKER 627.215.408

4 BEREKET 626.888.221

7 KOLİN 474.459.872

5 SABANCI 424.676.318

6 CİNER 302.257.164

8 AKSA 261.141.071

9 ODAŞ 198.984.068

10 POLAT 12.579.391

GENEL TOPLAM 4.611.525.147 Bazı kabullerle tarafımızdan hesaplanmıştır

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/turkiye_enerjidenereyegidiyor.pdf

KAPASİTE MEKANİZMASI

Kapasite Mekanizması bazı ülkelerde arz eksikliği riski olduğu durumlarda uygulanmaktadır. Ülkemizde ise, yapılan plansız yatırımların nedeniyle arz fazlalığı olmasına karşın yapılan bu gereksiz uygulama, özel şirketlere ek destek sağlamanın yöntemlerinden birisidir. EPDK tarafından aylara dağıtılmış yıllık bütçe esas alınarak sisteme kayıtlı santrallara kurulu güçlerine göre ödeme yapılmaktadır. Ödeme yapılırken, santralların üretim yapıp yapmadıkları, üretim miktarları ve piyasa takas fiyatı dikkate alınmamaktadır. İlan edilen bütçe 2018 için 1,4; 2019 için 2,0 ve 2020 için 2,2 milyar TL’dir.

ŞİRKETLER GRUBU

KAPASİTE MEKANİZMASI

ÖDEMELERİ (TL) 1 Ocak 2018 - 30 Eylül 2020

1 KONYA ŞEKER 528.994.501

2 SABANCI 521.824.053

3 LİMAK 511.198.808

4 ÇELİKLER 434.236.603

(11)

5 BEREKET 354.920.606

6 AKSA 304.278.677

7 IC İÇTAŞ 278.798.056

8 ÜNİT 208.162.956

9 CENGİZ 204.853.040

10 ACWA A.Ş. 194.921.308

11 DİĞER

ŞİRKETLER 1.455.483.485 GENEL TOPLAM 4.997.672.091

DESTEKLERDEN EN ÇOK YARARLANANLAR

Yukarıdaki sözü edilen ilave ödemelerin toplamında ilk beşin Sabancı, Güriş, Zorlu, Çelikler ve Limak olduğu görülüyor. Tabloya aşağıdaki adresten ulaşılabilir. Dikkat çeken bir nokta ise enerji dağıtım ve tedarik şirketlerinin bazılarının da, bu tablodaki bazı şirketlere ait olması. Bu şirketler hem dağıtımda hem de üretimde sağlanan ilave desteklerden yararlanıyorlar.

Piyasa takas fiyatının üzerinde elektrik satın alınma garantisi verilen yerli kömür santrallarının çoğu adını medyada sıkça duyduğumuz şirketlere ait. Öte yandan bu santralların birçoğunun yarattıkları hava kirliliğine karşı gerekli önlemleri almadıklarına yönelik haberler de yayımlanıyor. Kapasite Mekanizmasından en çok yararlanan şirketler arasında da aynı gruplar var.

YEKDEM’den 2021 yılında yararlanacak ilk on santral barajlı HES. Bunların ilk üçü Cengiz-Özaltın, dördüncü ve dokuzuncusu Limak, diğerleri sırasıyla Doğuş, Sanko, Energo-Pro, Bereket ve Sabancı Gruplarına ait. Güçleri 627 MW ile 245 MW arasında. Birçok ülkede çok daha küçük barajlı santrallar bu tip desteklerden yararlandırılmıyor, bazılarında sadece akarsu santralları destekleniyor. Bizce yüzlerce MW gücündeki barajlı HES, çok büyük sahalar işgal eden rüzgâr çiftlikleri, atık lastik yakan santrallar YEKDEM kapsamında olmamalı, yöre halkının istemediği santrallar ise hiç yapılmamalı.

Yenilenebilir enerjiden yararlanmayı, mühendislik kurallarına uygun ve ahlaklı olarak değerlendirilmesi koşuluyla uzun yıllardır savunuyoruz. Ancak, özel firmalarca üretilen elektrik enerjisine yüksek fiyatla alım garantisi verilmesi ve denetimsizlik, iştah kabartıyor ve bir yandan doğayı-çevreyi olumsuz yönde etkileyen bazı yatırımlara sebep olurken diğer yandan yurttaşların elektrik faturalarını kabartıyor.

(12)

https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/turkiye_enerjidenereyegidiyor.pdf

Cengiz-Özaltın, Yukarı Kaleköy Barajı ve HES (627 MW)

2) ZEHİR SAÇAN SANTRALLARA BİR YANDAN “VETO” ÖTE YANDAN İZİN Bazı kömürlü santrallara tanınmış olan çevre mevzuatından muafiyet süresi 21 Kasım 2019’da bir torba yasa ile 30 Haziran 2022’ye uzatılmış ancak yasa Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmişti.

Ardından Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı ile Çevre ve Şehircilik Bakanı 01.01.2020 günü ortak basın toplantısı düzenlemişti. Çelikler, IC İçtaş-Limak, Konya Şeker, Bereket Enerji, Ciner ve EÜAŞ tarafından işletilen söz konusu 13 santraldan 5’inin tamamen, 1’inin kısmi olarak kapatıldığı, diğer 7 santraldan 4'üne geçici faaliyet belgesi verildiği, 3 santrala ise çevre izinlerinin verildiği ilan edilmişti. Geçici faaliyet belgelerinin 6 ay için geçerli olduğu, bu sürenin sonunda yeniden değerlendirileceği söylenmişti.

Çevre ve Şehircilik Bakanı, sadece 5 ay sonra, yılbaşında kapatılan 6 termik santralden bazılarına tam bazılarına da kısmi olarak 1 yıllık geçici çalışma ruhsatı verildiğini açıkladı. Bu santralların çevresel yatırımlarını tamamladıklarını ve ünitelerin mevzuata uygun hale getirildiğini söyledi.

Gerçekler böyle mi?

(13)

Ocak 2020’de çevre mevzuatına tamamen uyulduğu anlamına gelen Çevre İzni verilen üç santralda, o tarihte, iyileştirme yatırımları henüz tamamlanmamıştı.

Bunlardan baca gazı kükürt arıtma tesisi kurulmasına başlanılmış olan EÜAŞ 18 Mart Çan Santralı Mart ayında yenileme-iyileştirme işleri için üretimini durdurdu. Mevcut baca gazı kükürt arıtma tesisleri geçerli sınır değerleri karşılayamayan IC İçtaş-Limak Kemerköy ve Yeniköy Santrallarında üretim devam etti. Toplam beş üniteden sadece bir tanesindeki iyileştirmeler geçtiğimiz günlerde tamamlandı. İyileştirme ve çevre mevzuatına uyum çalışmaları ancak 2022’de tamamlanacak.

Ocak 2020’de geçici faaliyet belgesi verildiği söylenen santrallardaki baca gazı kükürt arıtma tesisleri de yeni sınır değerleri karşılayamıyordu. Bunlardan hiç birisi bırakalım 6 ayı, geçen 1 sene zarfında tesislerin iyileştirmesini tamamlamadı.

Yılbaşında tamamen kapatıldığı söylenen ancak Haziran ayında geçici faaliyet belgesi verilen santrallarda ise baca gazı kükürt arıtma tesisi yoktu.

Kapatılmalarından sonra kısa sürede gaz kanalına kuru soğurucu püskürtme sistemi kuruldu. Bu ünitelere çalışma izni verildi. Kükürt tutma verimi yüzde 50-80 arasında olan bu sistemin kullanılan kömürün özellikleri açısından amaca uygun olmadığı, esasen Türkiye’deki diğer kömürlü santrallarda (yatırım maliyeti kuru soğurucu sisteminkinden 15-20 kat fazla olmasına rağmen asgari yüzde 95 kükürt tutma verimi hedeflenerek) yaş yıkama sistemi kullanıldığı tarafımızdan dile getirilmişti.

Greenpeace Akdeniz tarafından 25 Aralık’ta yayımlanan Raporda, Çelikler Afşin Elbistan A ve EÜAŞ Afşin Elbistan B termik santrallarının tesis etki alanında yaptırılan hava kalitesi ölçümlerinde, toz (partikül madde), kükürt dioksit ve azot oksit değerlerinin mevzuatta izin verilen değerlerin çok üzerinde olduğu göz önüne serildi.

Söz konusu santrallara, yeni sistem kurulduktan sonra herhangi ölçüm süreci yaşanmadan doğrudan çalışma izni verildiği anlaşıldı. Rapor daha önceki uyarılarımızın haklılığını ortaya koydu.

Sadece kükürt dioksit değil, toz ve azot oksit salımı ile katı atıklar için de iyileştirmeler yapılmadı. Yürürlükteki çevre mevzuatına uyum için gerekli nitelikte yatırımlar tamamlanmadığı halde ve çevre mevzuatına muafiyet süresini uzatan kanun Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesine rağmen söz konusu santralların çalıştırılmasına Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hangi yasal dayanakla izin verildiği bilinmemektedir.

Aslında, konunun topluma anlatıldığı gibi sadece bir “filtre” ile sınırlı olmadığı, bugüne kadar yapılan ve yapılmak istenilen şeyin, bu tesisleri, çevre mevzuatında yer alan çevreye verilen zararları azaltıcı ve sınırlayıcı yükümlülüklerin tümünden (salım sınırları, katı, sıvı ve gaz atıklar, ölçme izleme ve cezai hükümler gibi) muaf tutma gayreti olduğu açıktır. Bu durum, esasen söz konusu tesislere her açıdan “çevreyi kirletme hakkı” verilmesi anlamına gelmektedir

(14)

Çelikler, Tunçbilek Termik Santralı

BİRGÜN 14.SAYFA; 29 Ocak 2021

ELEKTRİK SİSTEMİNİN FİİLİ DURUMU

2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Kanun ve devamında 2013 yılında yenilenerek yürürlüğe giren 6446 sayı Elektrik Piyasası Kanunu ile kamu elektrik üretiminden çekilmiş, üretim piyasa koşullarında özel sektör yatırımlarına kalmıştır.

Aradan geçen süreçte, özel sektörün Türkiye toplam kurulu gücü içindeki payı da, dolayısıyla elektrik üretimindeki payı da artmıştır.

Özel sektörün üretim içindeki payı 2008’de yüzde elli iken, 2018 yılında yüzde 85’e kadar çıkmış, 2019 yılında ise yüksek su gelirlerinden dolayı kamu elindeki barajlı santrallerin üretimlerin artmasıyla yüzde 80’e gerilemiştir.

Türkiye elektrik enerjisi kurulu gücü, TEİAŞ verilerine göre 2020 yılı sonu itibarıyla (Grafik-2) 95.890,6 MW’dir.

GRAFİK-2; TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ENERJİSİ KURULU GÜCÜ (31 ARALIK 2020)

(15)

Tüketimdeki talebin en yüksek seviyeye ulaştığı anlık talep de; 3 Eylül 2020 günü saat:15.00’de 49.852 MW olarak gerçekleşmiştir. Teorik olarak bakıldığında, kurulu güç ile anlık talep arasında 46.038,6 MW fark vardır. İyimser bir yaklaşımla bu farkın yaklaşık 16.000 MW’lık bölümünü güvenilir olmayan kaynakları da kapsayacak şekilde yedek kapasite olarak düşündüğümüzde, ortaya yaklaşık 30.000 MW’lık arz fazlası bir kapasite çıkmaktadır. Plansızlık sonucu ortaya çıkan ve atıl durumdaki ve ekonomik değeri de; yaklaşık 25-30 Milyar Amerikan doları olan bu kapasite, ekonomik gücün verimsiz kullanımının somut bir örneğidir.

Diğer tarafta, Türkiye elektrik tüketiminde de son yıllarda hissedilir ölçüde bir daralmadan söz etmek mümkündür. Yaşanan ekonomik sorunlar, döviz kurlarındaki ani değişimler ve TL’nin değer kaybı gibi nedenler; mal ve hizmet üretimi yapan birçok işletmenin önemli girdileri arasında yer alan elektrik enerjisi tüketimlerini de olumsuz etkilemiştir. 2019 yılı sonunda gerçekleşen 303.320,4 GWh’lik (Grafik-3) elektrik tüketimi 2018 yılına göre yüzde 0,28 oranında azalmıştır.

GRAFİK-3; ELEKTRİK TÜKETİMİNİN YILLARA GÖRE DEĞİŞİMİ (GWh)

(16)

Elektrik satış fiyatlarının, üretim şirketlerinin öngördüğü düzeyde artmaması, ithal kaynaklı üretimlerde döviz kurlarındaki değişim nedeniyle maliyetlerin yükselmesi, arz fazlasının olması, talebin daralması gibi nedenler; özel sektörün dış kredi kullanarak yaptığı özellikle elektrik üretimine ait yatırımların geri ödemelerinde sorun yaratmıştır. 2019 yılının Eylül ayında Bankalar Birliği tarafından yapılan açıklamada enerji sektörünün 47 milyar Amerikan doları borç içinde olduğu, bunun yaklaşık 10 milyar dolarlık bölümünün (Şekil.1 Gazete Manşetleri/Eylül-2019) vadesi gelen borçlardan oluştuğu ve yapılandırılması gerektiği, sektörün zor durumda olduğu bilgisine yer verilmiştir. Bu açıklamaların ardından gelen ve kamuoyuna yansıyan bilgilerde de; 10 milyar dolarlık vadesi gelen borçların büyük oranda yapılandırıldığı bildirilmiştir.

Sektörün arda kalan 37 milyar dolar borcuna ne olmuştur ve son durumu nedir? Bu borçları kim/ kimler tarafından, nasıl, ne zaman ödeyecektir? Bu ve benzer

(17)

soruları çoğaltmak mümkündür. Bu tür bilgiler ticari bir sır olarak kamuoyundan gizli tutulmakta ve paylaşılmamaktadır. Şirketlerin finansman maliyetlerin tümü, elektrik tarifeleri ile tüketicilerin faturalarına yansıtıldığı için, dolaylı olarak şirketlerin borçlarını ödeyen yurttaşlar da, bu tür genel bilgilere erişebilmelidir.

Tüketim Faturaları

Yurttaşların aylık elektrik tüketimlerine karşılık olarak düzenlenen fatura bildirimleri, gizlenen harcama kalemleri de dahil olmak üzere Enerji ve Dağıtım adı altında (Şekil-1) iki bileşen ile vergi ve fonlardan oluşmaktadır. Ancak fatura bildirimlerinde Enerji ve Dağıtım bileşenlerini de gizlemek ihtiyacı hisseden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), “sözde” kolay anlaşılabilir fatura uygulaması ile 2019 yılı Ağustos ayından itibaren iki bileşeni Enerji Tüketim Bedeli (ETB) adı altında tek kaleme indirmiştir. Böylelikle, elektrik tüketim faturası için ödeme yapan yurttaşların, hangi faaliyete ne kadar bedel ödediği bilgisine erişme ve öğrenme hakkı gasp edilmiştir. 2016 yılında başlatılan ve 2019 yılında son adımı atılan uygulama ile tüm bedellerin kara torba içinde gizlendiği “sözde şeffaf” faturalar yurttaşlara dayatılmıştır.

ŞEKİL-1; TÜKETİM FATURASI BİLEŞENLERİ

Tarifelerin Düzenlenmesi

Yurttaşa sunulan tüketim faturalarının, Enerji ve Dağıtım bedellerini içeren iki bileşenden oluştuğunu belirtmiştik. Enerji ve dağıtım bedelleri de EPDK tarafından yayımlanan mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde belirlenmektedir. Enerji bedeli, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’ne dayanılarak 17.11.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ”,

(18)

Dağıtım bedeli ise, 19.11.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ” uyarınca saptanmaktadır. Enerji teminini kamusal bir hizmet değil, bir piyasa faaliyeti olarak gören EPDK, yaptığı düzenlemelerde şirketler lehine hususları gözetmekte, yurttaşlara ise müşteri gözüyle bakmaktadır. Gerek perakende satış tarifesinin düzenlenmesi hakkındaki tebliğ, gerekse dağıtım tarifesinin düzenlenmesi hakkındaki tebliğ, aynı anlayış silsilesi içinde hazırlanmıştır. Nitekim bu tebliğlerde yer alan bazı gider kalemlerine karşı oluşan kamuoyu tepkisi karşısında, EPDK söz konusu tebliğlerde değişiklik yapma ihtiyacı hissetmiştir. Gider kalemleri içine yerleştirdikleri “Bağış, sponsorluk, reklam ve tanıtım giderleri, temsil ve ağırlama giderleri, ilan giderleri, dernek aidatı” gibi giderleri, düzenlemeye esas işletme gideri hesaplamalarından çıkarmıştır. Bu tür giderler dışında, perakende satış tarifesinin düzenlenmesi hakkında tebliğde yer alan ve tarifeleri artırıcı etkiye sahip başka hükümlerin de varlığı göz ardı edilmemelidir.

Perakende Satış Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ

Şirketler, Elektrik Piyasasında Dağıtım ve Perakende Satış Faaliyetlerine İlişkin Kalite Yönetmeliği kapsamında belirlenmiş olan kriterlere göre belli bir kalite performansını (KF) göstermek zorundadırlar. Buna rağmen Tebliğ ile bir de “teşvik esas değişkeni” olarak Genel Kalite İndikatörü (GKİ) tanımlanmıştır. Verdikleri hizmette belirli bir hizmet kalite standartını sağlamakla yükümlü olan şirketlere, ayrıca GKİ adı altında bedeli tüketici tarafından karşılanan performans teşviki verilmesini anlamak mümkün değildir. Bu uygulamanın, şirketlerin daha fazla gelir elde etmelerini sağlamak için, yurttaşlara ilave ekonomik yük getirmekten başka bir anlamı var mıdır?

Öte yandan görevli tedarik şirketlerinin ulusal tarife ile abonelerine yapmış olduğu satış maliyetine ilave edilen kar oranı, dağıtım şirketlerinin lisans alarak piyasa faaliyetine başladıkları günden 2020 yılı sonuna kadar Brüt Kar Marjı Oranı olarak uygulanmıştı. Son tebliğde bu, herhangi bir gerekçe belirtilmeden Net Kar Marjı Oranı olarak değiştirilmiştir.

İlgili maddeden şirketlerin finansal sürdürülebilirliklerini sağlanmak üzere bu yola gidildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca “NKMO’nun hesaplanmasında kullanılan değişkenlere ilişkin varsayımlar Kurul tarafından belirlenir.” hükmü ile net kar marjının varsayımlarla değiştirilebileceği ifade edilmektedir.

Konunun asıl dikkat çekici noktası ise, 2020 yılı sonuna kadar yüzde 2,38 oranında uygulanan Brüt Kar Marjı oranının, 2021 yılından itibaren de aynı oranda yani yüzde 2,38 olarak ancak Net Kar Marjı oranı olarak uygulanmasıdır. Görevli tedarik şirketinin gelirlerini artırıcı etkisi olan bu uygulama ile brüt kar içinden ayıklanan bazı giderlerin, enerji tedarik maliyeti hesaplamasındaki diğer bileşenler üzerinden faturalara yansıtılacaktır. Düzenleme, şirketlerin kazancını, yurttaşların da fatura yükünü artırmaya yönelik bir içerik taşımaktadır.

Daha dikkat çekici olan ise Tebliğdeki “Yönetim ve destek hizmet alım giderleri: Aynı holding ya da şirketler topluluğu bünyesindeki kişilerden alınan denetim, danışmanlık, tercüme, hukuk, müşavirlik, insan kaynakları, muhasebe, finans, kurumsal yönetim ve organizasyon gibi hizmetler karşılığında tahakkuk eden giderleri” şeklindeki ifadedir. Belirtilen hizmetlerin değişik kaynaklardan temini mümkündür. Yapılan düzenleme ile aynı holding bünyesindeki kişilerden alınmaya

(19)

yönlendirilmesi dikkate değer bir konudur. Çünkü düzenleme ile grup kapsamındaki şirketlerde transfer fiyatlandırması işlemlerinin yoğunlaşmasına yol açılabilecek ve ilişkili taraflardan uygun olanlarına örtülü kazanç aktarımına fırsat verilecektir.

Yapılan düzenlemelerle görevli tedarik şirketlerinin tahsilatlarından kaynaklı risklerin de perakende satış tarifelerine yansıtılmasının önü açılmış ve ilgili tedarik şirketinin abonelerini ile arasındaki alacak ilişkisinin sonuçlarının tüm tüketicilere yansıtılmasına zemin sağlanmıştır. Bu durumda faturasını düzenli ödeyen abone ile ödemeyen/ödeyemeyen abone arasında bir haksızlık oluşacak, görevli tedarik şirketi, tahsil edemediği tüm alacakların riskini, faturasını düzenli olarak ödeyen aboneye yüklemiş olacaktır. Tahsil kabiliyeti olmayan alacakların şüpheli alacak olarak gösterilmesi ile tedarik şirketlerinin vergi yükleri hafiflerken, abonelerin enerji birim fiyatına ödedikleri bedel artacaktır.

Dağıtım tarifesinin belirlenmesi için çıkarılan Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkındaki Tebliğ’de de benzer hükümler yer almaktadır. Sonuç olarak yukarıda kısaca değinilen döviz cinsi borçlarda dahil olmak üzere, şirketlerin tüm maddi yükümlülükleri tarifeler üzerinden yurttaşlara ödettirilmektedir.

ŞİRKETLERE İNDİRİM, YURTTAŞLARA ZAM

Elektrik enerjisi sektöründe ortaya çıkan döviz cinsi borçların büyük bir bölümü yurttaşlara ödettirildiği gibi diğer yandan EÜAŞ’ın özel üretim şirketlerinden alım garantili elektrik enerjisi satın alması ve kapasite mekanizması gibi düzenlemelerle şirketler ayrıca desteklenmektedir. Bir taraftan özel üretim şirketleri desteklenirken, diğer taraftan görevli tedarik şirketlerinin de; kamu kuruluşu olan Elektrik Üretim A.Ş.(EÜAŞ)’den satın aldıkları toptan satış fiyatlarında indirimler yapılarak bu şirketlere kaynak aktarılmaktadır.

2021 yılının ilk üç ayı için EÜAŞ’ın görevli tedarik şirketlerine (Grafik-4) yaptığı satış fiyatı 20,5 Kr/kWh iken; aynı dönem için alçak gerilim bağlantılı abonelerin elektrik tarifelerindeki Enerji kaleminin birim fiyatları;

- Mesken abonelerinde : 39,7629 Kr/kWh olup EÜAŞ fiyatının 1,94 katı,

- Ticarethane abonelerinde : 59,9118 Kr/kWh olup EÜAŞ fiyatının 2,92 katı,

- Sanayi abonelerinde : 55,2276 Kr/kWh olup EÜAŞ fiyatının 2,69 katı,

- Tarımsal Sulama abonelerinde : 54,1959 Kr/kWh olup EÜAŞ fiyatının 2,64 katı,

olarak uygulanmaktadır. Salgın dönemini de içine alan 2020 yılında 2019 yılına göre şirketler lehine EÜAŞ toptan satış fiyatlarında yapılan indirimin toplam tutarı 9 Milyar TL’yi aşmış iken, buna karşılık tarifelerde hiçbir indirime gidilmemiş aksine son üç ay için yüzde 5,75 oranında zam yapılmıştır.

Grafik-4; TARİFE İÇİNDEKİ ENERJİ FİYATLARININ ABONELER ve EÜAŞ TOPTAN SATIŞ FİYATLARINDAKİ DÖNEMSEL DEĞİŞİMLERİ (Kr/kWh)

(20)

Toplumsal faydayı yok sayan, piyasa kurallarını kutsayan politik tercihlere dayalı enerji politikaları ile yapılan özelleştirmeler, bırakın ucuzluğu fiyatların belli bir seviyede kalması bile sağlanamamıştır. Ekonomik sıkıntılarla boğuşan yurttaşlar için zorunlu ihtiyaç olan elektrik enerjisi, yüksek fiyatları nedeniyle lüks kullanım haline gelmiştir.

Referanslar

Benzer Belgeler

•Enerji politika ve uygulamaları; çağdaş toplumlarda tüm yurttaşların ve toplumun ortak gereksinimleri olan eğitim, sağlık, ulaşım, adalet, iletişim,

 Elektrik dağıtım şirketleri ile elektrik üretim tesisleri ve/veya şirketlerinin özelleştirilmesi çalışmaları kapsamında 31.12.2023 tarihine kadar yapılacak

• 150 milyar dolar dış borç var: 87 milyar doları reel sektörün. • Önümüzdeki 12 ayda 58 milyar dolarının

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 17’inci maddesine göre çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almasını sağlamayan veya

Dünya’nın Atmosferinde her biri kendi özellikleri olan 5 tabaka bulunmaktadır Biz Dünya’nın atmosferik tabakalarının en alçak olanı “Troposphere”de çalışıyoruz,

Yüksek Kurum Uzmanı Selcan KOÇASLAN (Atatürk AraĢtırma

Işıl TUNA- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Levent DOĞAN -Trakya Üniversitesi Hüseyin TOSUN -ATAM Bilimsel Çalışmalar Müdürü Nilgün İNCE

Kemal ÇİFTÇİ (Giresun Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü) Yrd.Doç.Dr.Nurten ÇETİN (Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü)