BAL ARISI
HASTALIKLAR
I ve
Bugün A. mellifera ile ilişkili yaklaşık 20 farklı virüs
Virüslerin patojentesi bal arısının çeşitli organlarının hücrelerindeki replikasyonu sonucu meydana gelmektedir.
Bu patojen virüslerinden bazıları spesifik bir organa tropizm duyarken bazıları ise birçok organda replike olabilmektedir.
Ancak bal arısını enfekte olan virüslerin birçoğu merkezi sinir sistemine afinite göstermekte ve nörolojik problemlere neden olmaktadırlar.
Patojenik virüslerin arıların yaşam sürelerine de ciddi etkileri olmaktadır.
Viral nakil arılar arasında horizontal, kraliçeden yumurtaya vertikal olarak ve vektör kaynaklı olarak gerçekleşebilmektedir. En önemli vektörlerden örnek olarakV.
destructor yada Tropilaelaps spp. akarlarını verebiliriz. Horizontal nakil oral yada kontak ile
Enfekte kraliçe arının ovaryumları sayesinde yumurtasına geçen virüslerin yeni yumurtadan çıkan larvalara aktarımı
V. destructor birçok virüsün ana vektörü olarak kabul edilir ve bu virüslerin Varroa ile olan ilişkisine “arının parazitik akar sendromu” olarak tanımlanmaktadır.
Tropilelaps spp. Acarapis woodi
Klinik belirtiler nadiren patognomik olmakla beraber tanı genelde laboratuvar testleri ile yapılmaktadır.
En etkili metotlar DNA ve RNA temelli PCR ve RT-PCR kullanılmaktadır.
Ancak tanı testleri de aşağıdaki kriterler ile uyumlu olarak kullanılması gerekmektedir;
klinik belirtiler, arıcılık teknikleri,
vejetasyonun durumu,
Varroa enfestasyonu seviyesi,
ve diğer potansiyel koloni zayıflatıcı etkenler
KAF hastalığı bulaşıcı bir enfeksiyondur.
KAF en yaygın virüslerinden olup dünyada Karayip adaları hariç diğer yerlerde bulunmaktadır.
KAF virüsü tek sarmallı RNA virüsü olup henüz tam klasifikasyonu gerçekleştirilememiştir.
Hastalık genelde 2 ana sendromda karakterizedir:
Arılıkta salgınlar koloni bazlı olur ve bütün kolonilerde gelişmez.
Etkilenen koloniler genelde güçlü kolonilerdir ve KAF virüs salgınları arılıkta kitlesel bazda koloni
kaybına neden olmaz.
Ancak KAF hastalığı hayli yüksek seviyede işçi kaybına neden
olabilirler.
Salgın durumlarında genelde
kovan önünde halı gibi serilmiş ölü ve hasta arılar görülür.
Felç sendromu bu hastalığın en ciddi sonucudur.
KAF virüsü ile enfekte arılarda aşağıdaki klinik belirtiler görülür: Anormal titreyen vucut ve kanatlar
Ataksi
Kendi etrafında dönme
Uçamayan ve yerde sürünen arılar Şiş abdomen
Birkaç gün içerisinde gelişen mortalite
Bu sendromda etkilene arınların abdomenleri kısalmış ve dolayısıyla daha küçük görünümdedir.
Bal arıları kılsız ve koyu renktedir.
Hastalığın başında arılar uçma yeteneklerini kaybederler ve titremeye başlarlar.
Genellikle klinik bulguların başlamasından kısa süre sonra ölürler.
Yoğun enfeksiyonda hastalık yıl boyunca hatta kışın bile görülebilir.
Ancak hastalığın prevalansı bahar ve yaz aylarında en yüksek seviyeye ulaşır.
Varooa muhtemelen bu hastalığın bulaşmasında rol oynamaktadır.
KAF virüsü arıların immatür formlarını da etkileyebilmektedir. Ancak hastalık ve viral yük erişkinlerde yüksek seviyede
belirlenirken, yumurta ve yavrularda daha düşük seviyededir.
Virüs özellikle sinir sistemine affinite duyar ancak diğer organları da etkiyebilir.
Hastalığın prognozu genelde iyi olmakla ve spontan olarak
iyileşmekle beraber enfeksiyonun sonbahara kadar devam etmesi durumlarında geriye dönüş genelde daha zayıftır.
İki veya daha fazla klinik belirtilerin beraber olması hastalığın tanısında kullanışlıdır.
Laboratuar tanısı RT-PCR
Bulaşı en aza indirgemek ve kolonilerdeki viral yükleri azaltmak, bu virüse karşı mücadelenin iki ana dayanağıdır.
Bunun yanında:
Optimal Varroa kontrolü
Koloni idamesi ve aşırı kalabalık kolonilerin kısıtlanması
Sağlıklı ve özenle seçilmiş kraliçeler ve koloniler ve iyi hijyenik karaktere sahip arılar ile çalışılması
ve kraliçenin her yıl değiştirilmesi bu hastalığın idamesinde önem teşkil etmektedir.
Deforme kanat hastalığı Iflaviridae alesinde yer alan virüs tarafından meydana getirilen bulaşıcı bir enfeksiyondur.
Bu hastalıktaki klinik belirtiler başlıca yeni gelişen genç arılarda şekillenir ve özellikle kanat deformiteleri ve yaşam kısalığı ile karakterizedir.
Ayrıca bu virüsün varlığı asemptomatik kolonilerde saptanmıştır.
Bu hastalık V. destructor enfestasyonu olmadan genelde gizli enfeksiyon olarak kalır.
Varroa pandemiğinden önce bu hastalık patojen olarak bilinmiyordu.
Hastalık genelde yaz sonu ve sonbahar aylarında görülür.
Özellikle kanatlarda olmak üzere vücut deformasyonları görülür. Bu deformasyonlar arının pupadan erişkin hale geçerkenki
metamorfoz sırasında şekillenmektedir.
Klinik belirtiler arının erişkin hale geçmesinden heme sonra görülür.
Kanatlar deformedir ve işe yaramazlar.
Bu kinik belirtilere ek olarak;
arılardan renk kaybı ve kısalmış abdomen
uçamayan arılar görülür.
Ayrıca paraliz semptomlarıda izlenebilir.
Koloni seviyesinde, düzensiz yavru çerçevesi, pupa mortalitesi, kanibalizm ve popülasyonda düşüş de eşlik edebilir.
Erişkin arılar bu virüs için rezervuar görevi görürler ve hastalığın yayılmasında da V. destructor sorumludur.
Arının bütün safhaları bu virüsün taşıyıcısı olabilir ancak en önemli risk pupadadır.
Vertical, veneral, and transovarial nakiller görülebilir.
DKV ve vektör olan Varroa koloni zayıflamasında ve çöküşünde önemli bir rol oylarlar.
Tanı
Pupanın ölümü ile karakterize klinik tablo, deforme ve kanatsız arılar ve kısa abdomen önemli belirteçtir.
Bu hastalık ile mücadelede Varroa kontrolü esastır.
Kışa sağlıklı ve güçlü koloniler ile girmek gerekmektedir. Arı ırkı tercih ederken daima hijyenik özellikleri iyi olanlar seçilmelidir.