• Sonuç bulunamadı

Bursa Türk ve İslam Eserleri Müzesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bursa Türk ve İslam Eserleri Müzesi"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

«Keleş» genç kız kıyafeti (giydirilmiş şeklinde). - «Keleş» girl’s costume (as worn)

XVI. yy.dan kalma Bursa dokuması ka­ dife kumaş. - 16th century Bursa velvet.

BURSA

TÜRK ve İSLAM ESERLERİ

Bursa’da ilk müze, zamanın M illî Eğitim Mü­ dürlerinden Azmi Beyin gayretleri ile 19 Ağus­ tos 1902 tarihinde, bugünkü Erkek Lisesinin bir bölümünde açılmıştır. 8. Nisan 1930 tari­ hinde Çelebi Sultan Mehmet Külliyesinden Ye­ şil Medreseye taşman müze 1955-1956 yılla­ rında onarım dolayısıyla ziyarete kapatılmış, 1 Ekim 1956 tarihinde tekrar ziyarete açılmış­ tır. Kültürpark içine yapılan modern müze bi­ nasına arkeolojik eserlerin nakledilerek teşhi­ re açılmasından sonra 1972 Mart ayında yeni­ den onarıma alman müze binası tarihi Yeşil Medrese aslına uygun şekilde restore edil­ dikten sonra çağdaş müzecilik anlayışı ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak yeniden düzenlenmiş ve 1975 yılında bu günkü görün­ tüsü ile hizmete sunulmuştur.

MÜZESİ

SALİH KÜTÜK

BURSA MÜZESİ MÜDÜRÜ

FOTOĞRAFLAR

SAMİ GÜNER

Yeşil Medrese, 1414-1424 yılları arasında Ye­ şil Külliyesi içinde Çelebi Sultan Mehmet'in emri ile Mimar Hacı İvaz tarafından bir ilim ve irfan yuvası olarak yapılmıştır.

(2)
(3)

SÄ1'-Kuzeyde çapraz tonozla örtülmüş eyvanın so­ nundaki sivri kemerli kapıdan revaklı avluya girilir. Avlunun kuzeydeki giriş eyvanından başka batı ve doğu cephelerinin ortasında bi­ rer eyvan ile eyvanların iki yanında ikişerden oniki oda yer alır. Kuzey-doğu köşesinde ge­ nişçe bir oda ile simetriğinde helâlar, geniş oda ile helâların bitişiğinde çatıya çıkan 120 cm. genişliğinde iki merdiven bulunmaktadır. Odaların üzeri aynalı tonoz ile örtülü olması­ na karşın, revakların üzeri eyvanların önünde çapraz tonozla, odaların önünde ise kubbeli to­ nozla örtülmüştür. Sivri birer kemerle avluya açılan revakların önündeki sütun araları üst­ ten birer meşe gergi ile takviye edilmiştir. Yan eyvanlardan revaklara açılan kemerler ise di­ limlidir. Her odada bir pencere ile bir ocak vardır. Kuzey-doğu köşesindeki büyük odada ise üç pencereye karşılık bir ocak vardır. Güney cephesinde, girişin tam karşısında bu­ lunan dershane kare bir mekândır. Çift taraflı cepheye dikey merdivenlerle bire sahanlığa çı­ kıldıktan sonra, çift kanatlı ahşap kapıdan içe­ ri girilir. Odalara göre çok yüksek olan ders­ hanenin kare mekânından kubbeye geçiş ista- lâktitli kare mekânından kubbeye geçiş ista- kiz köşeli, prizıııatik Türk üçgenleriyle kaplı bir kasnak üzerine oturtulmuştur, kasnağın her kenarının ortasında bir küçük pencere var­ dır. Deıshane ve odaların saçağında iki sıra kirpi motifi görülür. Dershane kubbesinin üze­ ri kurşunla kaplı olmasına karşın, eyvan ve

odaların üzeri çift meyilli kiremit çatı ile ör­ tülmüştür.

Eyvandaki onsekiz sütundan onikisi mermer, altısı granittir. Sütun başlıklarından onikisi kö­ şeli, pağlı basit takozlar, altısı ise devşirmedir. Giriş kapısının üstündeki yarım beşik tonoz firuze ve lâcivert, batıdaki tonoz da yine aynı tarzda çinilerle kaplanmış, tavan göbeği ise kenarları bordür şeklinde, ortası yirmi kö­ şeli yıldızdan gelişen geometrik motiflerle be­ zenmiştir. Geometrik motiflerin içi palmet, Ru­ mi ve kıvrım dallarla doldurulmuştur. Burada renkli sır tekniği kullanılmıştır.

SERAMİK ESERLER BÖLÜMÜ

XII. ve XIII. yüzyıllara ait sırlı ve sırsız Selçuklu seramikleri ile Milet kazılarında bol miktarda ele geçtiiğ için M ilet işi olarak bilinen yumu­ şak kırmıız hamurlu, beyaz astar üzerine renk­ li bir dekor ile şeffaf kurşun sırlı zengin çe­ şitli İznik’te yapılmış XIV. yüzyıla ait ilk Os­ manlI seramikleri; XV. yüzyıla ait sert ve be­ yaz hamurlu mavi-beyaz firuze ve mor renk­ lerle kurşun sır altına tesbit edilmiş stilize çiçek sapları, yapraklar, çeşitli rozetler, yel­ paze şeklinde yapraklar, eğrelti otları radyal olarak düzenlenmiş kalın kuşaklar arasına Os­ manlI seramikleri: mavi-beyaz devam etmekle beraber mercan kırmızısı seramiklere geçişi hazırlayan beyaz zemin üzerine hafif nüans­ larla değişen mavimtrak bir zemin kullanılan XVI. yüzyıl seramikleri; XVI. yüzyıl ortaların­ dan onyedinci yüzyıl sonlarına kadar parlak

be-Fildişi kakmalı ve çekmeceli mücevher

(4)

^ ..y % ^ k 4 ^ ii^ ’

■ taîg.'it'. a m n ı a m ü j ^ —

e

^^B H ^

r

t i: ^ U J

—y

iji'Ujs)-'

Memlûk Sultam Berkok'un Yıldırım Bayezid’e hediye ettiği yazma Kur’an. - Manusecript Koran presented to Ba- yezid 1 by the Mameluke Sultan Berkok.

yaz zemin üzerine kobalt mavisi, tatlı yeşil, fi­ ruze ve mercan kırmızısı renkler ile konturla- rın siyah çizgi ile belirlendiği zengin dekor içinde âdeta üzerine kırların taşındığını gör­ düğümüz seramikler; XVIII. yüzyıldan günümü­ ze kadar gelen Kütahya ve Çanakkale seramik örnekleri koleksiyonlarımız arasındadır.

KARAGÖZ

Değişik söylentilere göre, yaşamış gerçek bir kişidir. Orta Asya’da ve Selçuk Türkleri ara­ sında bilindiği söylenir. Bir başka söylentiye göre Orhaneli ilçesinde Karakeçili aşiretinden Karaoğuz adını taşıyan bir köylüdür. Diğer bir söylenti ise Selâlıaddin Eyyûbî’nln subay ve devlet adamlarından Bahaeddin Karakuştur. Sultan Orhan zamanında Hacıevhad ile Kara­ göz hatıralarını yaşatmak için Şeyh Küşterî ta­ rafından oynatıldığı da rivayet edilmektedir.

Söylenti ve kaynakların Bursa üzerinde yoğun­ laşması Karagözün Türk kültür hayatına bura­ da girdiğini gösteriyor.

(5)

Hilye-i şerife (1864). - Hilye-i şerife (1864)

Mum ışığı (şem’a) ile aydınlatılan perdede so­ palarla oynatılan tasvirler deve derisinden 35- 40 cm. boyunda yapılır ve kök boya ile boya­ nır. Basit bir oyun olmayıp derin felsefî ma­ nalar taşır. Güldürürken aynı zamanda da dü­ şündürür. Oyunda sönen şem’a, ölüm netice­ sinde kaybolan ruhtur, perde ise baki kalan dünyadır.

Deve derisinden yapılmış ve kök boya ile bo­ yanmış karagöz sûretleri müzede özel bir bö­ lüm olarak sergilenmektedir.

AĞAÇ İŞLERİ

Müzenin koleksiyonları arasında ahşap üzeri­ ne fildişi, sedef ve gümüş kakma mücevher kutuları, sehpalar ve saatiıklar ile oyma işçili­ ğinin nadir örneklerinden rahleler şaşılacak mükemmellikte bitki, çiçek, yıldız ve baklava motifleriyle süslü olup Osmanlı kakmacılık sa­ natının en nadide örnekleri olarak teşhir edil­ mektedirler.

MADEN İŞLERİ

Toplumların bir sembolü olarak ortaya çıkan alemler, ilkel toplumların totemlerinden baş­ layarak inanış ve düşüncelerinde meydana ge­ len değişikliklere paralel olarak değişen mo­ dern toplumların inançları doğrultusunda şe­ killer almışlardır. İnsan dini bir özenle kendi yaptığı sembolün üzerine titreyerek onu selâm- lamıştır.

Tarih boyunca Türklerin çeşitli alemleri olmuş­ tur. Oğuzlarda kurt, Selçuklularda çiftbaşlı kartal ve OsmanlIlarda ise bir cins teber idi. Daha sonra hilâl ve çoğu zaman da ay-yıldız bir kudret ve İlâhi hakimiyet ifadesi Olarak be­ nimsendi.

Kubbenin, minarenin, ya da sancağın tepesine dikilen alem dış çizgiyi takibederek tepe nok­ tasına gelen gözün birden aşağıya düşmesini önler. Kademeli şekilde estetik fonksiyonunu tamamladıktan sonra seyircinin nazarlarım gökyüzünün sınırsız derinliklerine götürür. Müzede zengin bir sancak alemleri koleksiyo­ nu vardır. Bunlar stilize edilmiş çiçek motifle­ rinin özel şekiller almasıyla belirli formlar ka­ zanmışlardır. Daire, Lâle ve Ejder şeklinde olu­ şan motifler içinde «Allah», «Muhammed» gibi yazılar yazılmıştır.

(6)

Madeni eserler arasında değişik tipte kapı tok­ makları ve halkaları, bakırdan İran işi şamdan­ lar ile. kandiller, kesici ve delici silâhlar, çak­ maklı tüfekler, barutluklar ile mutfak eşyala­ rının XVI. yüzyıldan günümüze kadar olan örnekleri kronolojik bir düzen içinde sergilen­ mektedir.

İŞLEMELER VE KUMAŞLAR

Rursa’da dokumacılığın özel bir yeri vardır. Müzede XVI ve XVII. yüzyıllardan örnekleri sergilenmektedir. Antik çağlardan günümüze kadar kaplıcalar şehri olarak ün yapan Bursa' da havlu dokumacılığı çok gelişmiştir. Havlu dokuma tezgâhı, değişik işlemeli havlu örnek­ leri ile gümüş işleme takunye örnekleri özel bir salonda sergilenmektedir.

Müzenin koleksiyonları arasında geometrik veya stilize küçük çiçek motifi, su üzerine daha geniş motiflerden oluşan peşkir ve yağ­ lıklar, renkli veya beyaz bez üzerine uçları işlemeli çok uzun, geniş ve sık nakışlı kuşak­ lar, ince ketenden yapılmış, ensiz ve uçları iş­ lemeli uçkurlar yer almaktadır.

Osmanlı sanatı içinde Bursa kumaşlarının özel bir yeri vardır. Dokumacılığın en parlak devri olan XVI. ve XVII. yüzyıllara ait örnekler mü­ zede sergilenmektedir, ilk zamanlarda motif­ ler Lâle, karanfil, bulut ve benek ile madalyon gibi tamamen Türk motifleridir. XVIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIX. yüzyıl sonlarına kadar de­ senli ve yollu kumaşlar görülür. Renkler kır­ mızı, yeşil, bej rengi andıran sarı, mavi ve ko­ yu yeşildir.

Madeni kemer tokaları, bilezikler, kolyeler, kü­ peler ve sırma işli yazmalar ile dival işlemeli elbise, gelinlikler Türk kültürünün ve zevkinin özlü belgeleri olarak teşhire sunulmuştur.

YAZMA ESERLER

İslâmiyette resim yasağı bulunması yazı sana­ tına çok önem kazandırmıştır. Bu sebeple yir­ miden fazla yazı çeşidi ortaya çıkmıştır. Bun­ lardan en çok kullanılan Sülüs, Kûfî ve Nesih'- dir. Müzede değişik yazı ve en güzel cilt ör­ nekleri ile Hilye-i şerifler, padişah tuğraları ve çoğu altın kakma divit, fildişi kutular, ka- lemtraşlar teşhir edilmektedir.

Kabartma ve kazıma tekniğinde bitki motifleriyle süs­ lenmiş nalınlar. - Clogs decorated with floral motifs in relief an incised techniques.

Müzenin en önemli eseri, Kovosa Savaşını ka­ zandıktan sonra savaş meydanında gezerken hançerlenerek şehit edilen Murat Hüdavendi- gâr’ın türbesine konmak üzere Mısır Memlûk- lerinden Berkok'un Yıldırım Bayezid’e hediye ettiği 82X53 cm. ebadındaki el yazısı kuran­ dır. Kırmızı meşin beyzi aplike ortası şemseli, kırmızı meşin köşebentli ve tezhipli, miklebi zincirekli, yeşil cilt içerisindeki eserin Dünya­ da bir benzeri daha yoktur.

(7)

BURSA MUSEUM OF TURKISH

AND ISLAMIC ARTS

SALİH KÜTÜK

The Bursa Museum is housed in the Green Madrasa, built in 1414-1424 to form part of the Green Mosque complex. It is entered through an eyvan on the north leading into a colon­ naded courtyard with twelve rooms on each side and an eyvan in the middle. On the south side, directly opposite the entrance, is located the large lecture hall. This is reached from the courtyard by staircases leading up to the great door, and is roofed by a dome with sta­ lactite pendentives. The dome rests on an octagonal drum with prismatic Turkish trian­ gles.

The exhibits include a valuable collection of Turkish ceramics ranging from Seljuk work of

Hamam Kıyafeti (Bursa dokuması). - Bath wear (Bursa material)

the 12th and 13th centuries to contemporary Kütahya and Çanakkale pottery. The main body of the collection consists of early Ottoman ceramics of the 14th century, underglaze pot­ tery of the 15th century, 16th century work with the coral reds typical of the period, and various specimens from the 17th and 18th centuries.

Also displayed are the puppets used in the Karagöz shadow play, which is said to have close associations with Bursa itself.

Another section of the museum is devoted to woodwork. Here we find beautiful examples of ivory, mother-of-pearl and silver inlay, inclu­ ding a number of reading-desks of exquisite worksmanship.

The museum also contains a fine collection of metal standards. These usually display styli­ sed floral motifs, and have inscriptions such as «Allah» or «Muhammet» inscribed within circular, tulip or dragon motifs.

The metal section also includes door-knockers and rings, copper candle-sticks of Persian ma­ nufacture and oil-lamps, flint rifles and powder horns, together with a variety of kitchen uten­ sils.

Bursa has always been famous for its textiles, but those dating from the 16th and 17th cen­ turies are particularly fine. Here we find a beautiful selection of Bursa towels, napkins, kerchiefs, runners, sashes and various other examples of local weaving.

The museum also houses a remarkable collec­ tion of specimens of calligraphy and book­ binding, together with imperial tughras, ivory boxes, writing cases In gold inlay, pens and pen knives.

But the most valuable exhibit is undoubtedly the Koran presented to Beyazit I by the Ma­ meluke ruler Berkok to be placed in the tomb of Murat I. who had been stabbed to death while walking on the battle field after the battle of Kosova.

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Taşkışla’nın beş yıldızlı otel yapılması için çok tar­ tışıldı, çok baskı yapıldı, hatta aklı evvelin biri buranın otel yapılmasına karşı çıkanın

Ayr›ca Günefl rüzgar›n›n h›z›n›, yo¤unlu¤unu, s›cak- l›¤›n› ve bileflimini ölçecek bir iyon monitörü, ayn› ölçümleri elektronlar için yapacak bir elektron

Roma ordusundaki Türkler: Türk öncülerine hadlerini bildir­ mek için arka arkaya iki general kumandasında gönderilen kuvvet­ ler, generallerden birinin

Periodontal cep bölgelerinin BSD ile MPT uygulandık- tan sonra rezidüel kalan cep oranı arasındaki ilişki incelen- diğinde hem tek köklü dişlerde hem de çok köklü dişlerde

Sait Faik, konuşulan dile daha çok önem verdiğinden, o günkü duru­ mu ile bile olsa yeni sözcüklere gene de fazlaca yer vermiş değildir.. Ama, dil devrimine aykırı

Bu müzelerde geleneksel sanatlarımızın gelişmesinde etkili olmuş, Çin, İran, Yunan, Roma, Bizans, Mısır ve Mezopotamya medeniyetlerinden günümüze ulaşmayı

Meme kanseri tedavisi gören hastalarda lenfödem genellikle aksiller lenf nodu diseksiyonu ve/veya aksiller radyasyon sonucu üst ekstremitenin lenfatik drenaj›n›n bozulmas›

[r]