• Sonuç bulunamadı

Yıldız Sarayı'nda bir papaz

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yıldız Sarayı'nda bir papaz"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

YILDIZ SARAYINDA

B İR P A P A Z İ

Saray tercümanlarından Dr. Luis Sabun-

cu’nun hâtıraları

Padişaha raporlar !

Hazine-i Hassadan ilk para — Odacıya on lira bahşiş — Bayram

münasebetiyle ihsan — Yıllığı 80 liraya Ayaspaşada ev

2 8

-Sü Haziran 1891 — Mabeyne git­ tim. Orada bir saat kadar tercüme ile meşgul olduktan sonra çıktıni. Mustafa Reşid beyle buluştum. Bazı tercüme evrakının Türkçesini beraber yazmak için kendisiyle anlaştım.

1 Temmuz 1891 — Kiralamak üze­ re Taksimde bir ev aramağa çık - tun.

3 Temmuz — Zatı şahaneye yaz­ dığım şükran arizasınm müsveddesi­ ni Münif paşaya gösterdim. Beğendi.

i Temmuz — (Mavi Gözlüklü) ga­ zetesine Mısırlılar hakkında hazırla­ dığım makaleyi tebyiz ettim.

13 Temmuz — Balkanlar hakkında ki makalenin İngilizceden Türkçeye tercümesini ikmal ettim.

15 Temmuz — Mabeyne gittim. Ha zinei hassadan 130 OsmanI lirası al­ dım- Bunun 30,lirası bir aylık ma-

aşımdır. Yüz lirası da yeni ika­ metgâhım için mobüya almak üzere zatı şahane tarafından ihsan buyrul- muştur. Beni hazinei hassaya götü­ ren odacıya on Osmanlı lirası bahşiş verdim. Mustafa Reşid beye de bîr lira ödedim. Sonra merasim için (Îauaîbtıim/ modelinde çuhadan bir takım elbise aldım.

16 Temmuz — Bugün kurban bay­ ramıdır. Dolmabahçede yapılan mev- kib-l hümayunu görmek »istiyordum. Fakat şiddetli yağmur bu arzumun gerçekleşmesine engel oldu.

58

Temmuz — Ayaspaşada Osman­

lI Bankası müdürünün evi civarında bir evin orta katmı yıllığı seksen Osmanlı lirasına tuttum.

31 Temmuz — Mısırlıların zatı şa­ haneye takdim etmek istedikleri ari- zayı yazdım.

• 35 Temmuz —- İngiliz gazetelerinin Devleti Aüyye hakkında neşrettikle­ ri makaleleri bana göndermesi için Londrada Mister Orand'a bir mektup ve 21 'şilin gönderdim .

26 Temmuz — Büyükadaya gittim. Burada çok güzel bir gün geçirdim. (Bilâhare tskendei’iyede .basılan şiir divanımın birkaç kasidesini ve bazı beyitlerini burada yazdım.)

31 Temmuz — Londradan İngilizce

L

gazetelerden kesilmiş makaleler al- ! dım. Bunları tercüme ederek zatı

şahaneye takdim ettim.

30

Temmuz — Zatı şahane, kurban bayramı hediyesi olarak bana 15 Os­

manlI lirası ihsan buyurdular j Ağustos 1891 — Bugün otelden ayrılarak kiraladığım eve yerleştim. Mabeyne giderek. îstanbulun zaptı hakkında Rusya ile Fransa arasında­ ki muahedenin ve Filistin, Yemen hakkında teati edilen notaların te r ­ cümelerini zatı şahaneye takdim et­ tim. Bir İngiliz* gazetesi, zatı şaha­ neyi kötüleyen bîr makale yazmıştı. Bu makalenin de tercümesini S ü ­ reyya paşa vasıtaslyle padişaha sun­ dum. Süreyya paşa bu tercümeleri aldı ve:

Devleti Aüyye hakkında zatı şahaneye arzedflmek üzere siyasî bir - por yazdınız mı?

Diye sordu.

— Hayır, dedim. Bunun üzerine paşa:

— Efendimiz siyasî durum ve -fi­ lemde cereyan eden siyasi hâdiseler hakkmdaki düşüncelerinizi haftada bir veya iki rapor ile kendilerine ar- zetmeııizi bilhassa irade buyurmuş — dardır, dedi.

— Başüstüne, dedim. Bundan son­ ra öyle yapacağım,

— Taşındığınız evde rahat mısı­ nız? Efendimizin ihsan buyurduğu parayı hazinei hassadan aldınız mı?

— Evet, parayı aldım. Ancak efen dimizin ihsan buyurduğu parayı har­ cadım. Elimde yalnız iki lira kaldı.

Paşa gülümsiyerek:

— Zararı yok, dedi. Bu hafta iyi bir rapor yazınız. Zatı şahaneye tak dim ediniz. Hoşuna giderse size bol­ ca ihsanda bulunurlar.

4 Ağustos — Süreyya paşanm tav­ siyesine uyarak, zatı şahaneye tak - dim etmek üzere Avrupa devletleri­ nin Osmanlı memleketleri hakkında takip ettikleri politikaya dair bir rapor yazdım.

5 Ağustos — Mlügf pahayı g ö r ­ mek üzere Haydarpaşaya geçtim, îstanbula beraber geldik. Yolda .Os­

manlI devletinin politikasından bah-: settik. Bir fikir üzerinde ve takip- edeceğimiz yol hakkında anlaştık. Zatı şahaneye takdim etmek üzere hazırlamış olduğum . siyasî raporu kendisine gösterdim. İyi buldu.

6 Ağustos — Mabeyne gittim. Bu­ gün muharrem ayının birinci günü­ dür. Yeni Hicri yıl münasebetiyle zatı şahaneye tebriklerimi sundum. Bayramlık olarak —yeni basılmış pa­ radan— 1000 kuruş ihsan büyürdü ■Iar- '

8 Ağustos —» Mabeyne gittim. Dev­ leti Aliyyenin hali ve İngiltere, Fran­ sa, Rusya devletleriyle olan alâkası hakkmdaki. raporu Süreyya paşa va- sıtasiyle huzur-u şahaneye arzettim

14 Ağustos — Yazdığım siyaşi ra­ porun bir kısmım temize çektim .ve Mısır meselesi hakkında bazı mU19 - hazalar ekledim.

19 Ağustos — Mısır meselesine' ve

bu mesele hakkında neşriyat yapan

İngiliz gazetelerine dair siyasi bir rapor yazdım.

34 Ağustos — Maarif Nezaretinde Münif paşayı gördüm. (Bu akşam hu zur-u şahaneye çıkacağım, hizmeti - nizden ve yazdığınız siyasi raporlar­ dan memnun olup olmadıklarını so - racağım) dedi.

37 Ağustos -~ Osmanlı memleketi içinde sayıları çoğalan, halkın raha­ tını bozan, ticari münakaleyi halci dar eden eşklya ve haydutlar hakkın da bir makale yazdım. Zatı şahane ye takdim etmek arzusunda olduğum bu makalede, bu durumun Avrupa hükümetleri üzerinde yaptığı tesir - den ve eğer Devlet-i Aliyye kendili ğinden işi önlemeğe kalkışmazsa bu hükümetlerin Devlet-i Aliyye hakkır. da almayı tasmim ettikleri tedbirler ­ den bahsettim.

(2)

S Nisan

YILDIZ SARAYINDA

B İ R P A P A Z İ

Saray tercümanların dan Dr. Luis Sabun-

cu’nun hâtıraları

Edison sinemayı

icad ediyor

Yerli! mallar sergileri hakkında fikirler — Balrklı’daki balıklı ha­ vuzun suyu — Amerikanın İspanyaya harp ilânı —■ Büyükadadan

telgrafla mabeyne davet

-

41

-17 Mart — İsmet beye müracaat ettim. Bu akşam takdim edeceğini söyledi.

4 Nisan — Mabeyne gittim. Zatı şahanenin sorduğu suallere verdi - ğim cevapları yazılı olarak sundum. Kardeşime mütemayiz ikinci rütbe ve yeğenim Ferideye şefkat nişanı ihsan buyurulmasım rica ettim,

6 Nisan — Mabeyne gitmek için Yıldız’dan telgraf aldım.

7 Nisan —- Mabeyne gittim. Yıl­ dız kütüphanesi müdürünü gördüm. Bana bir de kitap verdi. Bu kitabı Tiirkçeye çevirerek tercümesiyle be raber zatı şahaneye sunmanız irade gereğindendir, dedi. Kitabı alıp eve döndüm. Kitap (Merkas) Incil ki - tabı imiş. Üç gün, üç gece uğraşa­ rak tercümesini bitirdim.

8 Nisan — Iradei seniye ile ku­ rulan iane sergisinin tanzimi, güzel leştirilmesi hakkında lâyiha hazır­ ladım.

Bunda Londradaki gördüğüm ser gileri anlattım. Pariste 1871, 1889 da Boston, 1872 de Nevyork, 1883 de Kalkütada açılan sergileri ziyare tim intihalarını kaydettim. Sergide müzika ve büfe bulundurulmasını teklif ettim. Yerli mallardan sergi­ ye eşya getirilir, satış hasılâtından bir kısmı sergi hesabına alıkonu­ lursa gelirin artacağını ve yerli malın tanınıp sürülmesine hizmet olacağım ileriye sürdüm. Serginin yabancı ¡memleket gazetelerine ak­ settirilmeğini istedim. Böyle olursa eski eserlere meraklı ölanlarm ço- „ğu görmiye gelirler ; bu merakı gı­ cıklamak içir,' hâzinede saklı eşya - dan bir kısmı da teşhir için buraya getirilebilir, dedim.

18 Nisan — (Elbasîr) gazetesi sahibi Reşit Şemsil efendiye bir mektup yazdım. Padişah efendimi­ zin hayatım (Elbasîr) gazetesinde bir roman tarzında neşretmek im­ kânsız olduğunu, bir forma halinde yapmak daha münasip olacağını söyledim.

22 Nisan — Bu gece Balıklı is­ mindeki mahalleye gittim. Burada Rumlara ait bir kilise, bunun civa­ rında mezarlık vardır. Kilisenin sa­ hanlığındaki havuzda balıklar yü­ züyor. Bazı saf insanlar havuzdaki suyun, mukaddes olduğuna inanır - lar. Mübarek diye suyundan içerler. Hazreti Meryem ve Havariyun’un önünde mum yakarlar. Papazlar, kilise hademesi vasıtasiyle halka mum satarak bir kazanç temin eder ler.

25 Nisan — Kardeşime mütema­ yiz rütbesi ve kızma .şefkat nişanı verilmesi hakkındaki dilekçemi pa­

dişaha sundum.

Bugün Amerika ispanyaya har)) ilân etti.

3 Mayıs —> Zatı şahanenin haya­ tını yazmakla, gazetelerde Ameri­ ka - Ispanya harbine ait haberleri okumakla ^ eşgu l oldum.

18 Mayıs — (Elmahruse) gazete­ sinden tercüme ettiğim siyasî ma­ kaleyi ve Edisonun icatlarına ve bu meyanda (Kmatoskop) denilen mü teharrik fotoğraf makinesine dair raporu, baş esvapçı ism et bey vası- tasiyle takdim ettim.

31 Mayıs — Cezayirli Emir Mu­ hittin paşa, kardeşinin meselesini zatı şahaneye arzetmemi istedi. £>u nun güç olduğunu söyledim. Ben buna münasip olan zemini hazırla­ rım, dedi.

8 Haziran — Mabeyne gittim. Ce zayirli Emir Abdüikadirin oğulları hakkında zatı şahaneye bir takrir sundum. Zatı şahane yeğenim Feri deye üçüncü dereceden şefkat ni­ şanı ihsan buyurdular.

9 Haziran — Türklerle Araplar hakkında İtalyanca bir makaleyi zatı şahaneye takdim etmek üzere Türkçeye tercüme ettim.

11 Haziran — Yemen, Hicaz 'a h ­ valine ve Avrupa devletlerinin bu mıntakalarda güttükleri maksatla - ra dair yazdığım raporu zatı şaha­ neye takdim ettim. Akşam Büyük- adada iken mabeyne azimetim hak kında Yıldız’dan bir telgraf aldım.

12 Haziran — Saraya gittim. Baş kâtibi gördüm. Bana dedi ki:

— Sizi zatı şahanenin iradesi ü zerine çağırdım. Zatı şahane Ye­ men, Hicaz mmtakaları ve Suriye- deki Cezayirli Araplarla Maroniler ve bunların Fransa, Ingiltere ve Rusya devletlerine olan siyasî ala kalan hakkında sizden izahat isti­ yorlar.

Fikirlerimi kısmen başkâtibe an lattım ve ertesi gün daha geniş iza hat vereceğimi ilâve ettim. Başkâ­ tip padişahın yanma gitti. Söyle diklerimi arzetti. Sonra yanıma dö­ nerek zatı şahane bu meseleler hak kında yarın sizden izahat bekliye - çekler dedi.

14 Haziran — Rusyanın Osmantı padişahları hakkındaki maksatları - na, Ingiliz ve Fransızların Yemen ve Hicazda bir Arap Halife nasbet- mek hususundaki siyasetlerine. Frar.sanın Suriyedeki Maroniler ve diğer unsurlar hakkındaki maksat­ larına dair hazırladığım raporu, maronl patriği ve rahipleriyle Fran sız amirali ve zabitlerinin bir arada alınmış olan fotoğraflariyle bera­ ber zatı şahaneye takdim ettim.

(3)

/ ' İ S Nisan 1946’

YILD IZ SARAYINDA

B i R P A P A Z I

Saray tercümanlarından Dr. Luis Sabun­

cuyum hâtıraları

Sıhhiye idaresini müdafaa

eden bir mektup

Avrupa İslâhatı ve Osmanlı İmparatorluğu - Osmanh padişahlarının yerinde Salzburi veya Glâdston olsaydı - Sultan Abdülâziz intihar mı etti, bir pehlivan taralından öldürüldü mü? - Sultan Muradın vaziyeti

-

45

-Eğer birinci sıfatla cevap verm e' mi istiyorsanız size muvaffakiyet ; temenni ederim: Yok, eğer ikinci sıfatımla, yani mensup olduğu dev- j letin kanunlarına riayet eden siya-1 sİ bir adam sıfatiyle cevap verme­ mi istiyorsanız derim ki:

Belki (Pessimfet) fırkasına men - sup olduğumu zannedersiniz. Lâkin bu yanlıştır. Eğer tecrübe ile öğren­ diklerimi bilseydiniz, benden daha kötümser olurdunuz. İyice biliniz ki ben sağlarımı değirmende değil, mü­ cadelede, kavgada ağarttım.

(El-eyyâm) gazetesini neşretmek teki iyi niyetlerinize rağmen Maa­ rif nezaretinin, gazetenizin Osmanlı memleketine girmesini yasak etmek le Suriye ve Lübnanda iki bin abo- neman kaybettirdiğini yazıyorsu - nuz.

Eğer Maarif nezareti bu tarzdaki hareketini haklı kılacak sebeplere dayanmıyorsa Allah cezasını ver­ sin. Lâkin Amerikanın geniş hürri­ yet sahasında yaşayan efendim, si­ ze şunu haber vereyim ki, şark hı- ristiyanları hakkında (El-eyyâm) gazetesinde neşrettiğiniz siyasî mü­ nazaraları okumuş bulunuyorum. Amerika ve İngiltere ^halkının bu gibi siyasî makaleleri kendi hür ga­

zetelerinde neşretmelerine müsaade edilebilir. Lâkin devleti aliyye, din leri, siyasî meyil ve gayeleri başka başka olan tebaası arasında bu gi- bi neşriyata müsaade edemez. He­ nüz maarifte pek ileri olmıyan ve söz, fikir ve hareket hürriyetinin e- sasrnı öğrenmemiş olan müslüman ve hıristiyan halkın taassub ve nef retini körüklememek için...

Suriyenin Islâm, hıristiyan, Dür- zü, Mitvali, yahudi, kurt vesair hal kının fikirlerini, kendi münevver fikriniz ölçüsiyle ölçmeğe kalkışma­ yınız.

İşte bu sebepledir ki gazetenizi memlekete sokmamakta devleti aliy ye haklıdır.

Teemmül ve basireti ele alınız. A- m eri kan hürriyet esaslarım şimdilik Oshıaıvlı memleketinin ıslahatı için esas olarak tatbik etmeğe kalkışma ymız.

Mağrur olmayınız: Ben 33 yıl önce belki siz ve (Genç Suriye) Cemiye­ ti erkânı henüz dünyaya gelmeden— Amerika ve Ingilterede öğrendiğim hürriyet prensiplerini Osmanlı men/- leketiııde tatbik hevesine düşmüştüm. O zaman yalnız Türkler değil, p a t­ rikleri, piskoposları ve papaslariyle beraber hır stiyanlarm muhalefetiyle karşılaşmıştım. Bunun üzerine İn- giltereye döndüm. Orada geçirdiğim on iki buçuk sene zarfında, şimdiki din, mezhep ve taife ihtilâfları ve taassup devam ettikçe Avrupa ısla­ hatının bütün teferruatiyle beraber Osmanlı memleketine sokulamıyaca- ğına inandım. Çünkü Osmanlı teba­ asının bütün unsurları henüz yurdse- verliğin manasını bilmiyorlar. İtal- yanlar, Bulgarlar, Sırplar gibi aynı dinden veya aynı milliyetten değildir­ ler. Kervan dağından bir adama “Sen nesin?” diye sorsanız derhal ben Maroniybn, öteki ben katolikim, beriki ben Süryaniyim, bir başkası ben Nasturiyim, der. Fakat hepsi de Osmanlı hanedahınm idaresi altında bulundukları ve memleketlerinin adı "Osmanlı memleketi” olduğu halde hiçbirisi Osmanlı olduğunu söylemez. AvrupalIlar gibi "birlik” sözünün ma nasını çocukluk yaşında mekteplerde öğrenmemiş olan hu milletleri O s­ manlI padişahların nasıl bir millet hâline getirebilirler?

Eğer Lord Bikonsfild, Glâdston ve­ ya Salzburi Osmanlı padişahlarının yerinde olsaydı; bu memleketi b u ­ günkü Usulden başka bir ıpşul ile ida­ re edemezdi.

Bu sözlerimi kimseden çekinmiye- rek alenen söyliyebilirim. İstenildiği zaman doğru olduğunu da isbat ede­ bilirim.

Diyorsunuz ki: Ben (Suriye - Ame­ rika) cemiyeti kurmak fetiyenlere mu lıalefet ettim. Suriyelilerin Amerikan tabiiyetine girmelerini önlemeğe ça­ lıştım. Vesaire.”

Halis, muhlis bir Osmanlı sıfatiy- le size derim ki: Allah sizden razı ol­ sun ve hizmetinizin kıymetini takdir etmelerini, —eğer hevesli iseniz— sîzi rütbeler, nişanlarla mükâfatlan - dırmalarım devlet • büyüklerine ilham etsin. Lâkin devlet büyüklerinin bu «İlâhi hin»«»« röya.'l ,-tı:r*<-n:r!r.uen kor­

karım. Çünkü Türkçeye çevirip zatı şahaneye takdim ettiğim “Eleyyam” ve “Elislalı” gazetelerindeki genç Suriyelilerin nutuklarını okumuş ol - salar gerektir.

“Hazanetiileyyam” kitabım mem­ nuniyetle okudum. Lâyık olduğu su­ rette takdir eden zevatın methiyele­ rine mazhar olduğu için hu eser, be - nlm övmeme muhtaç değildir. Lâkin kitapta zatı şahanenin hayatına dair1’ olarak gördüğüm yazı, ne kendilerin­ den bahsedilenler, ne de etraflarında­ ki çokluk tarafından hoş görülmez.

(19) uncu sayfada, "Sultan Abdu- lîtziz intihar etmiştir” diyorsunuz. Bu haber yayıldığı zaman doğruluğuna tngilizler bile gülmüşler, alay etmiş­ lerdi. O vakit Londrada bulunuyor­ dum. tngilizlerin mizah gazeteleri mevhum makasın resmini ne.şretmiş- lerdi.

Sultan Azizin bazı nazırların emri üzerine kuvvetli bir pehlivan eliyle öldürülmüş olduğu Mithat paşanın muhakemesi sırasında sabit olmuştu. Mithat paşanın bu emri veren nazır­ lardan biri olması muhtemeldir. Bu meseleyi münakaşa etmiyorum. Fa - kat bugünün devlet adamları. Sultan Azizin kendi kendini öldürdüğünü ka­ bul etmiyor, böyle bir haberin yayıl­ masını istemiyorlar, demek istiyo­ rum.

Gene (19) uncu sayfada diyorsu­ nuz ki: "Murad, kardeşi Sultan Ha­ midir) emriyle ve aklî muvazenesi bo­ zuk diye Çıragan Sarayında hapse - dilmiştir.”

Ben de diyorum ki, Sultan Abdül- hamid, Muradın tahttan indirilmesini emretmemiştir. H ulûs, esnasında ce­ reyan eden hâdiseleri de bilmiyor. Muradın hapsedilmesi için emir ver­ miş değildir. Hakikat şudur ki, Sul tan Murad, diğer şehzadeler gibi Sa­ rayında yaşamaktadır. Rahatım, hu­ zurunu kimse bozmuyor, iddia ettiği­ niz gibi Sultan Muradın bu yaşayjş- da hayatın lezzetini tatmalıda oldu­ ğunu kat’î delillerle isbat edemezsi niz.

(4)

YILD IZ SARAYINDA

B i R P A P A Z I

Saray tercümanların dan Dr. Luis Sabuna

cu’nun

hâtıraları

Maliye ve Zaptiye

Nazırları arasında

düşmanlık

Hafiye tahsisatı meselesi — Şeyh Ebülhüda’nm plânı — Sultan Hamide verilen jurnal: “Cevat, Ahmet Muhtar ve Abbas Hilmi paşa hilâfeti Abbas Hilmi pasaja vermek istiyorlar!,, — Bir kuy- _____________________ı uklu yıldız hikâyesi

-

47

-O zaman İngiltere, 1861 yılında yaptığı gibi Fransayı Suriyeden çık­ mağa mecbur edemez. Çünkü Fran­ sa böyle bir teşebbüs karşısında İn- giltereye (her darbeye karşı bir dar­ be, daha ileri giderseniz biz de gide­ riz. Sizin de Mısırda ne işiniz var?) diyecektir, İ Bu takdirde genç Suri­ ye Cemiyeti, uzun mücadelesinden, kahraman adamlarının kanını akıt - maktan, cömert halkın yurdunu ha­ rap etmekten ne kazanmış olur?

12 Eylül — “Eleyyam” ve “Elis - lah” gazeteleriyle bu gazetelerden ter ci'ıme ettiğim nutuk ve makaleleri, Suriye Cemiyeti erkânına yazdığım cevabın ve nasihatlerin örneğini pa­ dişaha takdim ettim. Zatı şahane, Londrada iHirson) un icad etmiş ol­ duğu kuluçka makinesi halikındaki İngilizce kitabı tercüme etmek üzere

bana verdiler

26 Eylül — Cezayirli Muhiddin pa­ çayı gördüm. Bana dedi ki:

“— Şam valisi Nâzım paşa, îstan- bulda Zabtiye nazırı iken o zaman sadrâzam olari Cevad paşaya muğber olmuştu. Çünkü Cevad paşa, Nazım paşanın hafiyyelere sarfçtmek üzere her ay gizli tahsisattan aldığı beş yıiz liranın hesabını istemiş, Nazım paşa hesap vermekten imtina etmiş­ ti. Ö gündenberi iki paşa birbirlerine düşman oldular. Cevad paşa, beşinci ordu kumandanlığına tayin olunup Şama gidince, eski düşmanı Nazım paşa ile karşılaşıyor. Aralarındaki düşmanlık tazelenerek biri ötekinin kuyusunu kazmak için bahane ara - maya başlıyor .

Entrika çevirmekte Nazım paşa ile birleşik olan Şeyh Ebülhüda, gerek Cevad paşadan gerek saltanat-ı seni- yenin Mısır fevkalâde komseri Ahmet Muhtar ve Hidiv Abbas Hilmi paşa­ lardan nefret etmektedir. Çünkü bu paşalar, Şeyh Ebulhüdanın rütbe ve nişan istihsali için iıalkdatı rüşvet al­ maşım tenkid ediyorlardı. Bu se­ beplerle Ebülhüda ile Nazım paşa an­ laşıyorlar, Cevad, Ahmet Muhtar ve Abbas Hilmi paşayı, hilâfetin Osman­

lI hanedanından alınıp Abbas Hilmi paşaya verilmesi için İngilizlerle it­ tifak etmek töhmetini isnad etmeğe karar veriyorlar. Ebülhüda efendi, bu

töhmetin tafsilâtını zatı şahaneye ar- zetrrıiş, bir hakikat olduğuna inan­ dırmak için elinden geleni yapmıştır. Hattâ bu hizmete mukabil zatı şaha­ neden oğluna (Balâ) rütbesini almış­ tır. Şimdi zatı şahane, bu-meselenin tahkikine mabeyn ikinci kâtibi Ah­ met İzzet bey gibi mabeyn ricalin - den birkaç kişiyi memur etti.

13 Kasım — Profesör (Biyala) bey ismiyle anılan kuyruklu yıldız hakkın da zatı şahaneye takdim etmek üze­ re İlmî makale yazdım. AvusturyalI nrofesör Filip, bu yıldızın bu gece

saat dokuzda dünya yuvarlağına çar­ parak tahrip edeceğini, üzerindeki in­ san ve hayvanların helak olacağını iddia etmişti.

Bu (Biyala) kuyruklu yıldızı 1859 yılında. Komada tahsilde bulunduğum sırada görünmüştü. O vakit dahi bunun dünyamız yuvarlağiyle müsa­ deme edeceği ve onu harap ederek üzerindeki mahlûkatı imha edeceği şayiası çıkmıştı. O vakit halk kilise - lere gitmekte, orada nadim olarak ağlaşmakta ve kıyamet gününün yak laştığmı gözönüne getirerek ölüm saatini beklemekte idiler. Halbuki o gün hiçbir hâdise olmadan ve kuy - ruklu yıldızdan bir eser görünmeden geçti. Ben bu garip rivayetlere hiç­ bir ehemmiyet vermiyerek şehrin Monte Pınceiadaki gönül açıcı par - kında geziniyordum.

Fakat bu kuyruklu yıldız. 1854 yı­ lında olduğu gibi bu yıl da Kasım ayının şehap akıntısına daha yakın olup geçmesi muhtemeldir.

18 Kasım 1899 — Geciken şubat maaşımı almak üzere hazinei hassa- ya gittim. Hazine Nazırı Ohannes efedinin yanında bir kalabalık vardı. Herkes aylardanberi ödenmiyen ma­ aşlarının verilmesini bağıra bağıra, istiyor, Ohannes efendi ¡se, hâzinede para yoktur, haydi gidiniz, diyordu. Kıyametin kopmakta olduğunu gönün ee ve bana da aynı cevabın verilece­ ğini anlayınca bir şey söylemeden. hazine Nazırının yanından çıktım .

19 Kasım — Gezinmek için deniz kenarına gittim. Orada bulduğum İn­ giliz Vods paşa ile siyasî meseleler­ den, Faris ile oğlu Silmon ve bunun Fodradaki hareketlerinden bah settik. Öğleden sonra ziyarete Vods paşa geldi. Bir saat kadar siyasi me­ selelerden bahsettik. Vods paşa, Sul tan ve Devlet-i Aliyye lehinde (Dey- İi Meyi) gazetesinde neşretmiş oldu­ ğu makaleyi İngilizceden Türkçeye tercüme etmemi rica etmesi üzerine makaleyi tercüme ettim.

20 Kasım ve 6 Aralık — İngîltere- nin hilâfete Arap Emirlerinden biri­ nin seçilmesi hakkındaki politikası - na dair zatı şahaneye takdim etmek üzere bir rapor yazdım.

Nevyorkda basılan (Eleyyam) ga­ zetesi. Avrupada basılıp neşredilen Türkçe (Cür’et) gazetesinden naklen bir makale neşretmişti. Makalenin başlığı şöyle idi:

“Hilâfet.i İslâmî.ve müzayedeye konmuştur.”

“Cür’et” gazetesinde intişar eden aslını göremediğim için, “Eleyyam gazetesinde çıkan Arapçasmdaıı Türk çeye çevirmek suretiyle naklettim ve kendi tarafımdan bir takım rnülâh? - zalar ekliverek zatı şahaneye takdim ettim. Hülâsası şudur;

— Devamj var —

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Collectively, academic workload, emotional exhaustion, cynicism, and reduced academic efficacy accounted for 20% variance in major change intention, 13% of variance in

The pro-oxidant activities of baicalein, morin, myricetin, quercetin, and rutin were examined in various cell-containing systems including human platelets, rat vascular smooth

7 A and B, transfection of an antisense, but not sense, HO-1 oligonucleotides in RAW264.7 cells significantly reduced HO-1 protein expression induced by BE in accordance with

uzak durulması, , her türlü toplumsal ve siyasal mühendisliğe karsı durulması, “aile” kurumunu sarsacak uygulamalar konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğine

Risk factors for unfavourable postoperative outcome in patients with Crohn’s disease undergoing right hemicolectomy or ileocaecal resection.. An international audit by ESCP

Arada bir B mezonu kendili¤inden, çok büyük kütleli iki parçac›¤a bozunuyor: maddenin en temel bileflenleri olan kuarklar›n alt› çeflidinden en a¤›r› olan bir “üst”

(.XXİ,, Harbiyedc bazı evler, Sultanahmet’te Tapu ve Kadastro Binası (1908), Sirkecide Me- sadet Hanı, Karaköy Denizyolları Acentesi, Fa­ tih Tayyare Şehitleri

Beylerbeyi ile Çengelköy arasında olan ve bir süre önce şüpheli bir şekilde yanan Hasip Paşa yalısını X IX ’ ncı yüzyılın başlarında, vakıf gelirleri