• Sonuç bulunamadı

Alzheimer Hastalığının İlaç Tedavisinde Yenilikler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Alzheimer Hastalığının İlaç Tedavisinde Yenilikler"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Gökay AKSARAY*, Cem KAPTANOĞLU*

ÖZET

Alzheimer hastalığı; bilişsel, davranışsal ve konuşma işlevlerinde ortaya çıkan belirtilerle seyreden nörodeje-neratif bir sendromdur. Bu yazıda, bilişsel semptomlara ve bilişsel işlevlerdeki yıkıma yönelik yeni ilaçlardan söz edilerek, gelecekteki tedavi yaklaşımları tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Alzheimer hastalığı, ilaç tedavisi, asetilkolinesteraz inhibitörleri şünen Adam; 1999, 12 (1): 35-41

SUMMARY

Alzheimer's disease is a progressive, neurodegenerative syndrome that often first manifests with mild cognitive, language, and behavioural symptoms that gradually worsen in severity, eventually requiring total care for affec-ted patients. Clinical pharmacological approaches toward improvement of cognitive symptoms are discussed, with an emphasis on cholinergic approaches, since they currently appear most promising. Current research app-roaches to slowing the rate of cognitive decline are discussed.

Key words: Alzheimer's disease, pharmacological approaches, acetylcholinesterase inhibitors GİRİŞ

Alzheimer hastalığı ilerleyici nörodejeneratif bir hastalıktır. Hastalığın belirtilerini gösteren kişi için olduğu kadar, ailesinin, yakın çevresinin yaşamını

da olumsuz yönde etkilemektedir. Alzheimer has-talığı aynı zamanda önemli bir halk sağlığı sorunu-dur. Günümüzde tüm Batı toplumlarında olduğu gibi ülkemizde de ortalama yaşam süresinin uzaması ne-deniyle yaşlı grubun genel nüfus içindeki oranı

gi-derek artış göstermektedir.

Buna bağlı olarak yaşlılıkta görülen tıbbi ve psiki-yatrik hastalıkların yaygınlığmda da artış olmakta-dır. Altmış yaşındaki popülasyonda yaklaşık % 1 olan Alzheimer hastalığının prevalansı, sonraki her beş yılda ikiye katlanarak 85 yaş ve üstü grupta oranı % 35-45'e ulaşır (1). Ancak bu hastalığın, yaş -lanma sürecinin doğal ve kaçınılmaz bir sonucu ol-madığını vurgulamak gerekir.

Alzheimer hastalığını etyolojisi ve patofizyolojisi ile ilgili bilgiler giderek artmaktadır. 13-amiloid oluş u-munun ve parankimde birikmesinin Alzheimer has-talığının patogenezinin temel özelliği olduğu ortak görüşü vardır. Senil plaldar ve nörofibriller düğ

üm-ler, nöronal dejenerasyona ve hücre kaybına neden olur. Nükleus bazalis, lokus seruleus ve raphe nuk-leusdaki hücre kayıplan nörotransmitter sentezini

et-kileyerek sırasıyla asetilkolin, nöropinefrin ve sero-tonin defisitlerine yol açar (2).

Kolinerjik defisit, hastalığın erken dönemlerinde or-taya çıkar. Alzheimer hastalığında görülen özgün kimi davranışsal ve bilişsel değişikliklerin oluş ma-sında katkısı vardır. Kolinerjik ajanlarla beyindeki kolinerjik fonksiyonlann artırılması tedavi

yakla-şımlanndan biridir (3).

İkinci tedavi yaklaşımı ise I3-amiloid oluşum süreç- terim müdahale edilmesidir (4). Üçüncü tedavi yak-

* Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

(2)

Alzheimer Hastalığının ilaç. Tedavisinde Yenilikler Aksaray, Kaptanoğlu

laşımı, nörofibriller düğümlerin önemli bir elementi olan tau proteinlerin oluşumunun azaltılmasını he-defler (5).

Diğer tedavi yaklaşımları ise; kolinerjik defisit dı

-şındaki nörotransmitter defisitlerine yönelik tedavi yalclaşımlannı, sinir büyüme faktörleri ve östrojen kullanımı ile kolinerjik atrofinin önlenmesini, anti-oksidanlann kullanılması ile serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasarın sınırlandınlmasını ve antiinflamatuarlann kullanılması ile inflamasyonun azaltılmasını kapsar (6).

A. Bilişsel semptomların tedavisinde farmakolojik yaklaşımlar

Alzheimer hastalığında görülen bilişsel yıkıma yö-nelik kullanılan ilaçların başında kolinerjik ajanlar gelir. Alzheimer hastalığının etyolojisinde yer alan kolinerjik hipotez; korteks ve diğer beyin bölgelerin-de kolinerjik hücre kaybının bilişsel yıkıma neden olduğunu ileri sürmektedir.

Tedavide kullanılan kolinerjik ajanları; muskarinik ve nikotinik agonistler, kolinesteraz inhibitörleri ve asetil kolin salımmını dolaylı etkileyen ajanlar ola-rak sınıflayabiliriz. Xanomeline, milameline, SB202026 ve AF102B gibi kolinerjik agonistler ümit verici olmakla birlikte erken dönem araştırma sürecindedirler. Kolinesteraz inhibitörleri olarak; bi-rinci kuşak kolinesteraz inhibitörlerini (öm. takrin, fizostigmin), ikinci kuşak kolinesteraz inhibitörlerini (öm. donepezil, rivastigmin, metrifonat ve galanta-min) ve eptastigmini sayabiliriz (6'7) .

Kolinesteraz inhibitörlerinin farmakolojik etkileri gi-derek daha çok ortaya konmaktadır. Kolinesteraz in-hibitörleri, intrasinaptik alanda asetilkolin artışına neden olarak muskarinik ve nikotinik reseptörlere daha fazla bağlanır. Önceleri bu süreçlerin altta yatan patogenezi etkilemeden bilişsel semptomlarda düzelmeye yol açtığı düşünülmüştür.

Yeni yapılan araştırmalarda kolinesteraz inhibitör-lerinin; nikotinik reseptörler aracılığıyla nöropro-tektif etkileri olduğu (8), muskarinik reseptörleri sti-müle ederek nörotropik rejenerasyonu artırdıldarı (9), amiloid prokürsör protein (APP) ve 13-amiloid oluşumunu regüle ettikleri saptanmıştır (10) .

Takrin: Reverzibl, selektif olmayan asetilkolineste-raz inhibitörüdür. İntrasnaptik asetilkolin miktarını

artırarak etkinliğini gösterir. Biyoyararlanımı

ki-şiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte düşük (% 17) orandadır. Yiyeceklerde abzorbsiyonu azalır. Ortalama yanlanma ömrü 5-7 saattir. Aktif metabo-liti (1-hidroksitakrin) vardır. 1-hidroksitakrinin tera-pötik ve yan etki profili takrine benzer. Metaboliz-masında P-450 1A2(CYP1A2) izoenzimini kullanır. Fluvoksamin, simetidin gibi CYP1A2 inhibitörleri serum takrin düzeyini artım. Takrin; teofilin kleren-sini 50 azaltırken diazepam, digoksin ve warfarin gibi ilaçların farmakokinetiklerine etkisi olmaz.

Kli-nik kullanım dozlarında (80-160 mg/gün) % 30 ora-nında kolinesteraz inhibisyonu Sağlar (11) .

Takrin, özellikle hafif ve orta derece bilişsel yıkımı

olan Alzheimer hastalarında çalışılmıştır. Çift kör plasebo kontrollü beş çalışmasında 2000'i aşkın has- tanın sonuçları ortaya konulmuştur (12- 16) . Bu

ça-lışmalarda, 6-30 hafta süreyle takrin alan Alzheimer

hastalarının % 30-40'ında ılımlı düzeyde işlevsel ve bilişsel düzelme saptanmıştır. Kontrol grubunda bu oran % 10 olarak belirtilmektedir. Yanıt dozla iliş -kilidir. Günde 120-160 mg'ı tolere eden hastalarda yanıt daha iyidir. Takrin alan hastaların % 60'ı ça-lışmayı tamamlamıştır.

Hastaların % 30'u ise karaciğer enzimleri yükseldiği için çalışmadan çıkarılmışlardır. Karaciğer enzimleri normalin üst sınırının üç katı yükseldiğinde, ilacın bırakılması önerilir. Hastaların % 10'u ise ilaç yan etkilerinden dolayı çalışmayı terketmişlerdir. Ko-linerjik yan etkiler (bulantı, kusma gibi) önde gelen yan etkileri oluşturmaktadır. Takrin alan Alzheimer hastalarında yapılan bir meta-analiz çalışmasında, tedavinin ilk üç ayında bilişsel performansa olumlu etkisi vurgulanmıştır.

Aynı çalışmada takrinin, davranışsal semptomlara ve bireyin işlevselliğine olumlu etkilerinin olmadığı

bildirilmektedir (17). İki yıllık izlem çalışmasında ise, 120 mg/gün dozundan daha yüksek takrin kul-lananların daha geç bakım hastası oldukları bildiril-miştir (18). Takrin'in etkinliği, çok ağır ya da çok

hafif bilişsel yıkımı olan Alzheimer hastalarında henüz ortaya konmamıştır.

(3)

Asetilkolinesteraz inhibitörlerinde beklendi

ğ

i gibi

kolinerjik yan etkiler (bulant

ı

, kusma gibi) görülür.

Hastalar

ı

n % 10-20'sinde gözlenen bu durum

hafif-orta düzeydedir. Daha nadir görülen kolinerjik yan

etkiler bradikardi ve mide asit salg

ı

s

ı

n

ı

n art

ışı

d

ı

r.

Kardiyak ileti sorunlar

ı

olanlarda ve ülser sorunu

olanlar ya da nonsteroid antiinflamatuar ilaç

kulla-nanlarda dikkatli kullan

ı

lmal

ı

d

ı

r. Kolinerjik yan

et-kiler 2.-4. günlerde ortaya ç

ı

kar. ilac

ı

n kullan

ı

lmas

ı

ile yan etkilerin sonraki günlerde tolere edilmesi

daha kolayla

şı

r.

Takrin hepatosellüler hasar yapmaktad

ı

r. Hastalar

ı

n

% 30'unda karaci

ğ

er enzimlerinde üç misli art

ış

lar

gözlenebilmektedir. Ço

ğ

unlukla asemptomatik

sey-reder ve ilaç b

ı

rak

ı

l

ı

nca de

ğ

erler geriye döner.

Böy-lesi hastalarda doz yava

ş

yava

ş

art

ı

nlarak % 80

ol-guda sorun a

şı

labilir. Hastalar

ı

n % 5-10'unda

karaci-ğ

er enzimleri 10 kat artabilmektedir. Tedavinin

ge-nellikle 6.-8. haftalar

ı

nda olu

ş

an bu durumun ilac

ı

n

kesilmesi ile geriye dönmesi daha zordur

(19)

.

He-patotoksisite kad

ı

nlarda daha yayg

ı

nd

ı

r.

Takrin ile tedaviye 40 mg/gün dörde bölünmü

ş

doz-da ba

ş

lan

ı

r. Her 6 haftada bir 40 mg art

ı

nlarak 160

mg/gün doza ç

ı

kar

ı

l

ı

r. Ki

ş

inin tolere edebilece

ğ

i en

yüksek dozlara (160 mg/gün dozlara kadar) ç

ı

k

ı

l-mal

ı

d

ı

r. Çünkü bili

ş

sel düzelme dozla ili

ş

kili olarak

yüksek dozlarda daha fazlad

ı

r. Tahin ile 3-6 ayl

ı

k

tedaviden sonra klinik iyilik gözlenmezse ilac

ı

n

ke-silmesi uygundur. Takrin

ı

l

ı

ml

ı

ve orta derece y

ı

-k

ı

m

ı

olan Alzheimer hastalar

ı

nda kullan

ı

lmaktad

ı

r.

Karaci

ğ

er hasan olan hastalarda kontrendikedir.

Hastaya ve ailesine faydalan ve olas

ı

yan etkileri

hakk

ı

nda bilgi verilmelidir. Dörde bölünmü

ş

doz-larda kullan

ı

l

ı

rken düzenli karaci

ğ

er enzim

ölçüm-leri yap

ı

lmal

ı

d

ı

r. Hepatotoksisitesi nedeniyle

tedavi-ye ba

ş

lamadan önce alanin aminotransferaz (ALT)

düzeyi saptan

ı

r. ALT düzeyi yüksek ise ilaca ba

ş

lan-maz. Tedaviye ba

ş

lad

ı

ktan sonra ya da doz art

ı

m

ı

n-da her iki haftan-da bir, üç ay süre ile ALT düzeyi

öl-çülür. Kullan

ı

lan ilaç miktar

ı

sabit hale geldi

ğ

inde

ALT ölçümleri üç ayda bir yap

ı

l

ı

r. E

ğ

er ALT düzeyi

normalin 3-5 kat

ı

artarsa bir önceki doza dü

ş

ülür.

ALT düzeyi normalin 5-10 kat

ı

artarsa ilaç

kesilme-lidir. Normal s

ı

n

ı

rlara indikten sonra ilac

ı

n tekrar

ba

ş

lanmas

ı

ş

ünülebilir (20).

Donepezil:

Reversibl, selektif asetilkolenesteraz

in-hibitörüdür. Biyoyararlarum oran

ı

yakla

şı

k % 100'

dür. Oral kullan

ı

m dozundan 2-4 saat sonra plazma

pik konsantrasyonuna ula

şı

r. Absorbsiyonu yiyecek

lerle önemsiz düzeyde etkilenir. Eliminasyon yan

ömrü 70 saattir. Protein ba

ğ

lanma oran

ı

% 93-96'

d

ı

r. Karaci

ğ

erde glukuronidasyonun yan

ı

s

ı

ra

CYP2D6 ve CYP3A3/4 ile metabolize edilir. Dört

metabolitinden ikisi aktiftir. Ketokonazol (CYP3A3/

4 inhibitörü) ve kinidin (CPY2D6 inhibitörü)

do-nepezil metabolizmas

ı

n

ı

inhibe ederler. Donepezil'

in; teofilin, warfarin, digoksin ve simetidin gibi

ilaç-lann farmakokineti

ğ

i üzerinde etkileri yoktur (11).

Çift kör plasebo kontrollü üç çal

ış

mada etkinli

ğ

i

ara

ş

t

ı

nlm

ış

t

ı

r.

İ

lk çal

ış

mada hafif ve orta derece

kognitif y

ı

k

ı

m

ı

olan 450 Alzheimer hastas

ı

12

haf-tal

ı

k paralel grup çal

ış

mas

ı

na al

ı

nm

ış

t

ı

r. Hastalar

rastgele plasebo ya da 5 ve 10 mg/gün donepezil

al-m

ış

lard

ı

r. Yüksek doz donepezil alan hastalarda,

kli-nik gözlemlere ve nöropsikiyatrik testlere yans

ı

yan

ı

l

ı

ml

ı

düzelme saptanm

ış

t

ı

r (21)

.

İ

kinci çal

ış

ma yine

12 haftal

ı

k paralel grup çal

ış

mas

ı

d

ı

r. 468 hasta

pla-sebo ya da 5 mg/gün ve 10 mg/gün donepezil

al-m

ış

lard

ı

r (22)

.

Üçüncü çal

ış

ma 473 hastan

ı

n kat

ı

ld

ığı

24 haftal

ı

k

bir çal

ış

mad

ı

r. Plasebo, 5 mg/gün ve 10 mg/gün

do-nepezil alm

ış

lard

ı

r (23)

.

Üç çal

ış

mada da tedavi

gru-bunda, gerek klinik gözlemlerle ve gerek k

ı

sa

kog-nitif muayene puanlar

ı

ile nöropsikiyatrik test

per-formanslar

ı

sonucunda

ı

l

ı

ml

ı

derecede iyilik

saptan-m

ış

t

ı

r. Donepezile yan

ı

t

ı

n 10 mg/gün dozunda çok

daha yüksek oldu

ğ

u bildirilmi

ş

tir. Takrin ile yap

ı

lan

çal

ış

malardaki gözlemlerde oldu

ğ

u gibi 12-24

haf-tal

ı

k donepezil tedavisinden sonra ilac

ı

b

ı

rakan

talar, 3-6 hafta içinde plasebo ile tedavi edilen

has-talar

ı

n bili

ş

sel seviyelerine dönmü

ş

lerdir.

İ

ki y

ı

l

ı

a

ş

an izlem çal

ış

mas

ı

nda 5 mg/gün ve daha fazla

do-nepezil alan hastalar

ı

n, ba

ş

lang

ı

çtaki bili

ş

sel

per-formanslann

ı

40 hafta koruduklar

ı

ya da üstüne ç

ı

k-t

ı

klar

ı

gözlenmi

ş

tir (24)

.

Donepezil kullananlarda istenmeyen yan etkiler

pe-riferik kolinerjik etkiler ile ilgilidir. Hastalar

ı

n %

10-20'sinde bulant

ı

, kusma ve diare görülür. Kas

kramplan ve yorgunluk hastalar

ı

n % 8-10'unda söz

konusudur. Kolinerjik yan etkiler

ı

l

ı

ml

ı

düzeyde ve

birkaç gün devam eder. Tedaviye devam edilmesiyle

(4)

Alzheimer Hastalığının ilaç Tedavisinde Yenilikler Aksaray, Kaptanoğlu

giderek ortadan kalkar. Transaminazlarda yükselme-ye neden olmamaktadır. Ancak araştırmaların sınırlı

olduğu ve daha geniş gruplarda, tekrarlı çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtmek gerekir (20) .

Donepezil, takrin ile benzer etkinliğe sahiptir. Done-pezilin günde tek doz kullanılması ve karaciğer enzim ölçümlerinin düzenli akibinin gerekmemesi önemli avantajlandır. Donepezil için başlama dozu 5

--mg/gün'dür. Bir hafta sonra 10 mg/gün dozuna çı -kılır Tolere edilebildiği böylesi yüksek dozlara kılmalıdır. Çünkü bu dozlarda etkinliği daha fazla-dır. Kolinerjik yan etkilerin yüksek dozlarda daha fazla olacağı da bilinmelidir. Donepezil kullanımı n-da etkinlik ve yan etkilerle ilgili n-daha çok çalış mala-ra ihtiyaç vardır (20).

Takrin ve donepezilin tedavide ılımlı etkinliği ne-deniyle alternatif yaklaşımların tartışılması gerekir. Bunlar; vitamin E, selegiline, psikososyal girişimler uygulanması, deneysel çalışmaların sonucunu bek-lemek ya da tedavi etmemek gibi alternatifleri içerir. Rivastigmin: Psödoirrevirsibl selektif asetilkolines-teraz inhibitörüdür. Asetilkolin gibi asetilkolineste-raz enziminin esteratik kısmına bağlanırlar. Ancak ayrılması çok yavaş olur. Aktivitesindeki böylesi "psödoirreversibl" işleyiş nedeniyle plazma yan ömrü 2 saat olmasına rağmen beyindeki kolinesteraz inhibisyonu 10 saat sürer. Rivastigmin, Alzheimer hastalığında kolinerjik disfonksiyonun olduğu hip-pokampus ve kortekse yönelik seçiciliği vardır. Ase-tilkolinesteraz ile etkileşimi sonucu inaktive olur. Karaciğer mikrozomal enzim sisteminde metabolize olmaz (").

Plasebo kontrollü çalışmalarda Alzheimer hastaları -nın kognitif test puanlanna yansıyan düzelmeler gözlenmiştir. Diğer kolinesteraz inhibitörlerinde ol-duğu gibi doza bağlı aktivite gösterir. Yüksek doz-larda (6-12 mg/gün) daha fazla iyileşme söz konusu-dur. En sık görülen yan etkiler; özellikle gastrointes-tinal sisteme ait bulantı, kusma, diare ve anoreksi gibi kolinerjik yan etkilerdir (25). Rivastgmin ile

veriler henüz sınırlıdır.

Metrifonat: İrreversibl merkezi sinir sistemi koli- nesteraz inhibitörüdür. diğer kolinesteraz enzimle- rine göre asetilkolinesteraz enzimine seçiciliği daha

fazladır. Lineer farmakokinetiğe sahiptir. Doz aralığı

40-300 mg/gün'dür. Klinik yanıt ilaç konsantras-yonundan çok kolinesteraz inhibisyon düzeyleri ile ilişkilidir. Rivastigrninin kırmızı küre kolinesteraz inhibisyonu yarı ömrü 50 gündür. Kırmızı küre ko-linesteraz aktivitesi, merkezi sinir sistemi kolines-teraz aktivitesi ile yakın bağlantılıdır ve periferdeki modeli olarak kabul edilir. Metrifonatın; ranitidin, warfarin, digoksin ve simetidin gibi ilaçlarla etkile-

şimi yoktur (11,26) .

Metrifonat ile yapılan çift kör plasebo kontrollü dört çalışma vardır. ilk çalışmada; 480 Alzheimer hastası

12 hafta süresince takip edilmiştir. İlk iki hafta met-rifonat günde tek doz 0.5, 0.9, 2 mg/kg yükleme do-zundan sonra sırasıyla; 0.2, 0.3 ve 0.65 mg/kg idame dozlarda 10 hafta ilacı kullanmışlardır. Çalışmaya katılan hastalardan % 89-94'ü çalışmayı tamamla-mışlardır. Yüksek, doz (0.65 mg/kg) metrifonat alan hastalarda daha belirgin olmak üzere kognitif puan-larda iyileşme saptanmıştır.

Araştırmacılar; karaciğer toksisitesinin

gözlenmedi-ğini, en sık gastrointestinal sisteme ait yan etkilerin (karın ağnsı, bulantı, kusma gibi) geliştiğini bildir-mektedirler (27). İkinci çalışma ise aynı araştırma grubu tarafından yapılan 24 haftalık çalışmadır. Ça-lışmayı plasebo grubundan % 88, metrifonat gru-bundan ise % 79 hasta tamamlamıştır. Hastaların ilacı iyi tolere ettikleri belirtilmektedir. Metrifonat'ın bilişsel semptomların yanısıra davranışsal semptom-lara da olumlu etkisi olduğu bildirilmektedir (28). Becker ve ark. çalışmalarında benzer sonuçlara ulaş -mışlardır (29). Çift kör plasebo kontrollü dördüncü çalışmada, 3 ay metrifonat tedavisinden sonra bi-lişsel ve klinik düzelme gözlendiği bildirilmiştir. Açık uçlu 18 aylık izlem çalışması döneminde ise metrifonat alan hastalarda Kısa Kognitif Durum Ba-kısı puanının yılda sadece 1.68 puan azaldığı belir-tilmektedir (30).

B. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatan farmakolojik yaklaşımlar

Alzheimer hastalığında tedavi yaklaşımlarından biri de bilişsel ve işlevsel aktivitelerdeki yıla= yavaş -latılmasıdır. Böylelikle hastanın yaşam kalitesi ve otonomisi korunur. Alzheimer hastalığının ilerleme-

(5)

sinin yava

ş

lat

ı

lmas

ı

, nöronal hasar

ı

n olu

ş

um

süreç-lerine etkileyerek mümkündür. Antioksidanlar,

mo-noamin oksida7 inhibitörleri (MAOI),

antiinflama-tuar ajanlar, kolinerjik ajanlar, östrojen ve nörotrofik

faktörler bu anlamda dikkati çeken farmakolojik

ajanlard

ı

r.

Antioksidanlar ve MAO inhibitörleri:

Beyinin

ok-sidatif streslere duyarl

ı

oldu

ğ

u bilinmektedir.

Böy-lesi durumlarda; DNA parçalanmas

ı

, membran

ha-san ve nöronal ölümün oldu

ğ

u nörodejenerasyon

gerçekle

ş

ir. Oksidasyon fonksiyonuna duyarl

ı

bir

enzim olan glutamin sentetaz aktivitesinin yitimi

Alzheimer hastalar

ı

nda gözlenen serbest radikallerin

olu

ş

umuna ve endojen antioksidan aktivitesinde

azalmaya yol açar. Nöroprotektif etkiye sahip

oldu-ğ

u dü

ş

ünülen antioksidanlar aras

ı

nda MAO

inhibi-törleri, vitamin E, askorbik asit, koenzim Q ve

ide-benoneyi sayabiliriz (6)

.

Uzun süre dü

ş

ük doz selegilin (selektif MAO

in-hibitörü-tip B) alan hastalarda serbest radikallerin ve

di

ğ

er nörotoksinlerin azald

ığı

bildirilmi

ş

tir. Selegilin

ve vitamin E ile yap

ı

lan plasebo kontrollü iki y

ı

ll

ı

k

izlem çal

ış

mas

ı

nda; selegilin ve vitamin E plaseboya

üstün bulunmu

ş

tur (31)

.

Antiinflamatuar ajanlar:

Alzheimer hastal

ığı

n

ı

n

pa-togenezi ile ilgili öne ç

ı

kan hipotezlerden biri de

inf-lamasyonun oldu

ğ

u ve immün sistemin rol oynad

ığı

görü

ş

üdür. Senil plaldann ve astrositlerin çevresinde

mikroglia hücreleri gözlenir. Sitokinler özellikle

in-terlökin-1 ve interlökin-6 konsantrasyonlan

Alzhei-mer hastal

ığı

nda artm

ış

t

ı

r. Bu inflamatuar faktörler,

amiloid prekürsör proteini (APP) uyarmalan

nede-niyle nörotoksik (3-amiloid olu

ş

umunda önemli rol

oynarlar (6)

.

Romatoid artritli hastalarda (uzun süre

antiinflama-tuar tedavi alan) Alzheimer hastal

ığı

n

ı

n görülme s

ı

k-l

ığı

beklenmedik oranda dü

ş

üktür. Bu gözlem,

Alz-heimer hastal

ığı

na kar

şı

korunmada nonsteroid

an-tünflamatuarlann (NSAI) etkin oldu

ğ

u teorisini

des-teklemektedir.

İ

kiz çal

ış

malar

ı

n da NSAI'

ı

n

koru-yucu etkisi oldu

ğ

u gösterilmi

ş

tir (32)

.

Rogers ve ark.

yapt

ığı

plasebo kontrollü çal

ış

mada; indometazin

alan grupta bili

ş

sel fonksiyonlarm korundu

ğ

u oysa

plasebo grubunda bili

ş

sel y

ı

k

ı

m

ı

n devam etti

ğ

i

göz-lenmi

ş

tir (33)

.

C. Alzheimer hastalığının farmakolojik tedavisinde gelecekteki yaklaşımlar

Alzheimer hastal

ığı

na yönelik deneysel tedavi

yak-la

şı

rr

ı

lan, "hastal

ığı

n seyri de

ğ

i

ş

tirilebilinir mi?"

so-rusuna odaklanm

ış

t

ı

r. Bu alanda at

ı

lacak olumlu

ad

ı

mlar, önemli epidemiyolojik, sosyal ve ekonomik

kazançlar

ı

da beraberinde getirecektir. Hastal

ığı

n

ba

ş

lang

ı

ç ya

şı

n

ı

n birkaç y

ı

l geciktirilmesi,

preva-lans

ı

n

ı

önemli oranda azaltacakt

ı

r.

Çalışmaların odaklandığı alanlar:

1) Kullan

ı

ma girmi

ş

ve girecek olan kolinesteraz

in-hibitörü ilaçlar

ı

n Alzheimer hastal

ığı

n

ı

n seyrini

de-ğ

i

ş

tirebilme imkan

ı

,

2) Antiinflamatuar ilaçlar gibi kullan

ı

mda olan

ancak Alzheimer hastal

ığı

tedavisinde kullan

ı

lmas

ı

-na henüz izin verilmemi

ş

ilaçlar

ı

n hastal

ığı

n seyrini

yava

ş

latabileçe

ğ

i,

3) r3-amiloid

reseptörünü bloke eden

-moleküler-yakla

şı

mlar olarak s

ı

ralayabiliriz (34)

.

Kolinesteraz inhibitörleri:

Takrin ve donepezil d

ı

-şı

nda ikinci ku

ş

ak kolinesteraz inhibitörleri

rivas-tigmin, metrifonat, galantamin ve oral fizostigmin

ile ilgili çal

ış

malar devam etmektedir. Bu tedavi

yakla

şı

mlar

ı

M1 muskarinik reseptör agonistlerinin

tedaviye ilavesi ile daha etkili olacakt

ı

r. Xenomelin

böyle bir ajand

ı

r. Dü

ş

ük dozlarda etkili olmas

ı

,

vü-cutta birikmemesi, dü

ş

ük ilaç etkile

ş

imi, plazma

proteinlerine dü

ş

ük oranda ba

ğ

lanmas

ı

, kabul

edi-lebilir yan etki profili ile gelecek için ümit veren bir

ilaçt

ı

r (35)

.

Kolinesteraz inhibitörleri (fenserin gibi)

ile ilgili çal

ış

ma alanlar

ı

ndan biri de B-amiloid

dü-zeylerini azaltmalar

ı

konusudur (36)

.

Antiinflamatuar alanlar:

Alzheimer hastalar

ı

nda

si-tokinlerin (interlökin-1, interlökin-6) yan

ı

s

ı

ra akut

faz proteinleri (al-antikemotripsin,

a2-makroglobu-lin ve C-reaktif protein) de artar. Alzheimer

has-talar

ı

nda

ş

iddetli akut faz yan

ı

t

ı

ile bili

ş

sel

semp-tomlar arasmda ili

ş

ki oldu

ğ

u saptanm

ış

t

ı

r. Merkezi

sinir sisteminin inflamasyon yan

ı

t

ı

n

ı

önlemede,

prednizon gibi kortikosteroidler en etkili ve geni

ş

spektrumu olan ajanlard

ı

r. Ön çal

ış

malar 10 mg/gün

prednizonun Alzheimer hastalar

ı

nda akut faz yan

ı

-t

ı

n

ı

baslulamad

ığı

, 20 mg/gün dozunun

al-antike-motripsin düzeyini azaltt

ığı

saptand

ı

(37)

.

(6)

Alzheimer Hastalığının ilaç Tedavisinde Yenilikler Aksaray, Kaptanoğlu

İbobrufen gibi nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, Alzheimer hastalığının başlama yaşını geciktirdiği yönündeki epidemiyolojik çalışmalar sonucu ilgi toplamıştır. Bu alanda araştırılan diğer ilaçlar ise an-timalarial ilaçlar kolşisin ve dapson'dur (34).

Moleküler yaklaşım: (3-amiloid reseptör araştırması, Alzheimer hastalığında önemli çalışma alanlarından biridir. B-amiloid için reseptör saptanırsa bu resep-tör yoluyla B-amiloid nörotoksisitesini engelleyecek ilaç geliştirilebilir. B-amiloid reseptörüne spesifik çalışan bu ilaçların terapötik kullanımı, gelecekte he-yecan verici konulardan biri olacaktır (34).

Kolinesteraz inhibitörlerinin Alzheimer hastalığının tedavisinde kullanılması ilk kez 1979 yılında olmuş -tur. Bu grup ilaçların hastalığın kimi semptomlannı

azaltacağı düşüncesi 10 yılı biraz aşan bir süreçte gerçekleşmiştir. Büyük olasılılda gelecekteki 10 yıl ise Alzheimer hastalığının seyrini değiştirecek ilaç-ları göreceğimiz yıllar olacaktır.

KAYNAKLAR

t

1. Cummings JL: Alzheimer's disease management. J Clin Psychiatry 59(Suppl 13):4-5, 1998.

2. Ceylan ME, Göka E: Alkol kullanım bozukluklan, yaşlılık psi-kiyatrisi, demans. 1. baskı, Nobel Tıp Kitabevi, İstanbul 1998; s.167-222.

3. Bartus RT, Dean RL, Beer B ve ark: The cholinergic hypot-hesis of geriatric memory dysfunction. Science 30:217 (4558):408-14, 1982.

4. Rubin EH: Current advances in Alzheimer's disease. A medical model paradigm for psychiatric education. Psychiatry Clin North Am 1:77-89, 1997.

5. Trojanowski JQ, Lee VM-Y: Phosphorylation of neuronal cytoskeletal proteins in Alzheimer's disease and Lewy body de-mentias. Ann NY Acad Sci 15:92-109, 1994.

6. Schneider LS: New therapeutic approaches to cognitive im-pairment. J Clin Psychiatry 59(Suppl 11):8-13, 1998.

7. Taylor P: Development of acetylcholinesterase inhibitors in the therapy of Alzheimer's disease. Neurology 51(Suppl 1):S30-S35, 1998.

8. Nordberg A, Lilja A, Lundqvist H, et al: Tacrine restores cho-linergic nicotinic receptors and glucose metabolism in Alzheimer patients as visualized by positron emission tomography. Ne-urobiol Aging 6:747-58, 1992.

9. Farlow MR, Evans RM: Pharmacologic treatment of cognition in Alzheimer's dementia. Neurology 51(Suppl 1):S36-44, 1998. 10. Nitsch RM, Slack BE, Wurtman RJ, et al: Release of Alz-heimer amyloid precursor derivatives stimulated by activation of muscarinic acetylchohne receptors. Science 258:304-7, 1992. 11.Crismon ML: Pharmacokinetics and drug interactions of cho-linesterase inhibitors adminiNteı ed in Alzheimer's disease. Phar-macotherapy I N t_ t', 2,;. I - : 998.

12. Davis KL, Thal LJ, Gamzu ER, et al: A double-blind, pla-cebo-controlled multicenter study of tacrine for Alzheimer's di-sease. The Tacrine Collaborative Study Group. N Engl J Med

18:1253-9, 1992.

13.Farlow M, Gracon SI, Hershey LA, et al: A controlled trial of tacrine in Alzheimer's disease. The Tacrine Study Group. JAMA 18:2523-9, 1992.

14.Knapp MJ, Knopman DS, Solomon PR, et al: A 30-week ran-domized controlled trial of high-dose -t-acrine in patients with Alz-heimer's disease. The Tacrine Group Study. JAMA 13:985-91,

1994.

15.Forette F, Hoover T, Gracon SI, et al: A double-blind, pla-cebo-controlled, enriched population study of tacrine in patients with Alzheimer's disease. Eur J Neurology 2:1-10, 1995. 16. Foster NL, Petersen RC, Gracon SI, et al: An enriched-population, double-blind, placebo-controlled, crossover study of tacrine and lecithin in Alzheimer's disease. The Tacrine 970-6 Study Group. Dementia 5:260-6, 1996.

17.Qizilbash N, Whitehead A, Higgins J, et al: Cholinesterase in-hibition for Alzheimer's disease. A meta-analysis of the tacrine trials. JAMA 280:1777-82, 1998.

18.Knopman D, Schneider L, Davis K, et al: Long-term tacrine (Cognex) treatment: effects on nursing home placement and mor-tality. Tacrine Study Group. Neurology 1:166-77, 1996.

19 Watkins PB, Zimmerman HJ, Knapp MJ, et al: Hepatotoxic effects of tacrine administration in patients with Alzheimer's di-sease. JAMA 271:992-98, 1994.

20. American Psychiatric Association: Practice guideline for the treatment of patients with Alzheimer's disease and other de-mentias of late life. Am J Psychiatry 154(Suppl 5):1-39, 1997. 21.Rogers SL, Friedhoff LT, Apter JT, et al: The efficacy and sa-fety of donepezil in patients with Alzheimer's disease: results of a US multicentre, randomized, double-blind, placebo-controlled trial. The Donepezil Study Group. Dementia 6:293-303, 1996. 22. Rogers SL Doody RS, Mohs RC, Friedhoff LT: Donepezil improves cognition and global function in Alzheimer disease: a 15 week, double-blind, placebo-controlled study. Donepezil Study Group. Arch Intern Med 9:1021-31, 1998.

23.Rogers SL, Farlow MR, Doody RS, et al: A 24-week double-blind, placebo-controlled trial of donezepil in patients with Alz-heimer's disease. donepezil Study Group. Neurology 1:136-45, 1998.

24. Rogers SL, Friedhoff LT: Long-term efficacy and safety of donepezil in the treatment of Alheimer's disease: an intern in analysis of the results of a US multicentre open label extension study. Eur Neuropsychopharmacol 1:67-75, 1998.

25. Sramek JJ, Anand R, Wardle TS, et al: Safety/tolerability trial of SDZ ENA 713 in patients with probable Alzheimer's disease. Life Sci 15:1201-7, 1996.

26. Cummings JL: Metrifonate: overview of safety and efficacy: Pharmacotherapy 18(2 Pt 2):43-6, 1998.

27. Cummings JL, Cyrus PA, Bieber F, et al: Metrifonate tre-atment of the cognitive deficits of Alzheimer's disease. Met-rifonate treatment of the cognitive deficits of Alzheimer's disease. Metrifonate Study Group. Neurology 5:1214-21, 1998.

28. Morris JC, Cyrus PA, Orazem J, et al: Metrifonate benefits cognitive, behavioral, and global function in patients with Alz-heimer's disease. Neurology 5:1222-30, 1998.

29. Becker RE, Colliver JA, Markwell SJ, et al: Effects of met-rifonate on cognitive decline in Alzheimer disease: a double-blind, placebo-controlled, 6-month study. Alzheimer Dis Assoc Dis 1:54-7, 1998.

30. Becker RE, Colliver JA, Markwell SJ, et al: Double-blind, placebo-controlled study of metrifonate, an acetylcholinesterase inhibitor, for Alzheimer disease. Alzheimer Dis Assoc Dis 3:124- 31, 1996.

31. Sano M, Ernesto C, Thomas RG, et al: A controlled trial of selegiline, alpha-tocopherol, or both as treatment for Alzheimer's disease. The Alzheimer's Disease Cooperative Study. N Engl J Med 17:1216-22, 1997.

(7)

32. Breitner JC, Gau BA, Welsh KA, et al: Inverse association of anti-inflammatory treatments and Alzheimer's disease: initial re-sults of a co-twin control study. Neurology 2:227-32, 1994. 33.Rogers J, Kirby LC, Hempelman SR, et al: Clinical trial of in-domethacin in Alzheimer's disease. Neurology 43:1609-11, 1993. 34. Davis KL: Future therapeutic approaches to Alzheimer's di-sease. J Clin Psychiatry 59(Suppl 11):14-6, 1998.

35. Bodick NC, Offen WW, Levey Al, et al: Effects of xa-nomeline, a selective muscarinic receptor agonist, on cognitive

function and behavioral symptoms in Alzheimer disease. Arch Neurol 4:465-73, 1997.

36. Haroutunian V, Greig N, Pei X-F, et al: Pharmacological mo-dulation of Alzheimer's beta-amyloid precursor protein levels in the CSF of rats with forebrain cholinergic system lesions. Brain Res Mol Brain Res 1-2:161-8, 1997.

37. Aisen PS, Marin D, Alsteil L, et al: A pilot study of pred-nisone in Alzheimer's disease. Dementia 4:201-6, 1996.

Referanslar

Benzer Belgeler

Son yıllarda önemli miktarda doğal organik makromolekül bileşikleri içeren atık aktif çamurdan elde edilen biyosorbent, atıksulardan metal iyonlarının

Cilt 2· Sayı 2· Mayıs 2018 Journal of Early Childhood Studies Volume 2· Issue 2·

SınıfÖğretmeni f % Dile Getirilme Sıklığı f % Yaparak yaşayarak öğrenilmesi gerektiği düşünülen ve hayatın içinden gelen Hayat Bilgisi dersinde

Ünite Genel Değerlendirme Sınavı.. ÜNİTE DEĞERLENDİRME SINAVI Soru-1.. Aşağıdaki

Asit ve alkali korozif maddelerin zarar verme meka- nizmalar› farkl›d›r; pH’s› 7’den büyük olan alkali mad- deler, likefaksiyon nekrozu yaparak mukozan›n tüm kat-

Konum sapmalarının çok olduğu 11 istasyon yatay ve düşey olarak iki farklı boyutta seçilerek, geriye yönelik olarak özellikle sapmaların olduğu zamanların

Pediatrik KSÜ tanılı hastalarla yapılan başka bir çalışmada ise kontrol grubuna göre MPV değerleri yüksek bulunmuş, ayrıca MPV yüksek olan hastalarda

As we have reviewed the pull and push factors in different research studies, it can be summarized that women’s entering into business is effected by main pull factors,