• Sonuç bulunamadı

Günebakan

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Günebakan"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Kânunuevel 18

T E N K İ T ve B İ B L İ O G R A F Y A .

GÜN KB AK AN.

Ham dullah Suphi’nin “ Güne- bakan,, unvanı altında topladığı yazıların her biri başlı başına bir eserdir; öyle ki, bize her biri bir ayri kitap mevzua teşkil edebilir­ di. Lâkin H am dullahSuphi’nin k a­ lemindeki m ünakkihlik onlara bu veciz şekil kısalığını verdi. Bu ka­ lem daha yeşil ve taze bir kam ış­ ken, bundan yirmi bir, yirmi iki se­ ne evelden beri, T ürk milletinin ve­ ya insanlığın mukadderatile alâka­ dar, ne mühim,ne çetin ve ne kadar kapital m es’elelere, davalara, emel ve ideallere temas etmiş,ve nasıl o l­ muş da bu gevrek unsur, o sert, acı ve yakıcı şeylerin arasında bükü­ lüp burkulacağı yerde, sonuna ka­ dar lıep ayni tazeliği ve 37esilliği, hep ayni bahar kokusu ile m uha­ faza etmiş ?...

Genç Hamdullah Suphi, bu bü­ yük millet ve insaniyet mes'elele- rine karıştığı sıralarda yolunun üstünde valisi ceylân bakışlı genç kızlardan, kızıl karanfil dudaklı genç kadınlardan eser yok mu idi? Boğaziçi kıyılarının renkleri sob | muş, kokulan kaçmış mı idi? Gece vakti, serin korularda, gümüş sesli bülbüller ötm iyor mu idi? Niçin o yaşta bunları ve bunlara benzer şeyleri terennüm etmek varken. Hamdullah Suphi, daima bize ya R um eli’ndeki ırk ve mezhep kav­ galarından, ya T o ls t o y ’un ölümün­ den, ya açlık ve safalet kavgaların­ dan, ya b ağrıyam k Anadolu k ö y ­ lüsünden sarp ve yaman sergüzeş­ tinden bahsetmiş! Acaba bu adam genç olmamış mı? Bakm ız. kadına dair yazd ığı vakit bile, cinsiyet lerzelerinden ne kadar uzak katı­ yor! Kadından bir bakış, bir gülüş, bir aziz vait isteyeceği yerde y a l­ nız, onun için hürriyet istemekle lini de Bulgaristan Hariciye ve M aliye Nazırlarım kabul etmiş. M. Buroff ve M. Maloff M. Mussolini ile uzun uzadıya görüşmüşlerdir.

Mülakat esnasında hariciye na­ zırı M. Grandi de hazır bulunmuş­ tur.

İtalya ticarî muvazenesi. M ilano’da intişar eden Corriere della Sera gazetesi bu hususta şu malûmatı vermektedir:

İtalya haricî ticaret muvazene­ si birkaç aylardanberi idhalat ile ihracat arasındaki farkı göster­ mektedir. Bu fark son üç a y zar­ fında iki yiiz milyon İtalyan fran­ gı olarak tesbit edilmiştir. Geçen sene ayni aylarda fark dört yüz m ilyon İtalyan frangı idi.

Haricî ticaret muvazenesinde ihracat lehine bu sene husule g e ­ len fark buğday mes’eîesine karşı Mussolini hükümetinin ittihaz et­ tiği tedbirler neticesidir.

Y U N A N İ S T A N .

Siyasî buhran. H üküm et fırkasının bir içtima- mda M. V en izelos sabık reisicum­ hur Kondouriotis’in sitayişinde bu­ lunmuş ve yeni intihap edilen M. Z ayim is hakkında sitayişkârane sözler söylemiştir. M. Venizelos

kalıyor; zira onun gözünde bir k a­ dın yo ktur; bir T ü rk kadını var­ dır; bir T ürk kadını dâvası vardır. Hamdullah Suphi, bu yazıların bîr çoğunu otuzundan ev,el yazm ış­ tır. “ K ırık kiremit,, , ’’T o ls t o y ’un ölümü,, gibi dört beş parça var ki daha uzak gençlik devirlerine ait­ tir. Buna rağmen bu parçalar okunduğu vakit — muharririn kale­ mine mahsus daimi taravet ve ru­ huna mahsus daimî coşkunluk müstesna olmak şartı ile — kemale ermiş bir insanın vakarından, ol­ gunluğundan ve derinliğinden baş­ ka bir şey hissedilmez. Bu v a k ­ tinden evel ergenliği, H am d ul­ lah Suphi, yalnız birkaç kuşaklık intelektuel cetler sayan ailesine, yalnız kendi idealci hamuruna de­ ğil, ayni zamanda mensup olduğu nesle ve yetiştiği devrin havasına borçludur. O, neslin ruhunda biri- birine ait bir çok fikirler, gayeler ve düsturlar, Kahottk bir âlemin içindeki unsurlar gibi, erimiş bir ateş batinde kaynıyordu. B asım ı­ zın üstünde, biribtrine düşman ide­ aller yabn kılıçlar gibi çatışmış duruyordu. M eşrutiyetin ilanı T ü rk cemiyetinin üzerindeki ağır mezar taşma benzeyen kapağı kal­ dırınca, onun altından bütün çür - müş, kokmuş şeylerle beraber (Y a- rm )ın mayası da azamî tahamıuür halinde meydana çıkrruşıtr. Bunu öbür çürümüş şeylerden ayırm ak hususunda epeyce müşkülât çeki­ yorduk. Bize eyiyt kötüden, s a ğ la ­ mı çürükten ve halisi hileliden, faydalıyı tehlikelerden ayırt etti­ recek rehberlerden ortada henüz eser yoktu. Herbirimiz, kendi tır­ naklarımızla, o karışık, o külçe halinde maddenin içinden "D oğru,, nun, “ Güzel.,in vc " e y i„ nin has un­ surunu kazıyarak çıkarmak mecbu­ riyetinde idik. Bu kazdığım ız bam külçeden daha karışık ve bulanık olan o zamanki rejim bize bu husus­ ta kuvvet ve cesaret vereceği ye r­ de. bilâkis, türlü türlü dalâletlere, zaıflara düşürüyordu. Kim im izi Osmanlılık, kimimizi M üslüm an­ lık. kimimizi bir nevi m ağşuş libe­ rallik peşinde yoruyordu. B a z ıla ­ rımıza sadece Balkanlı çetecilik ru­ hunu aşılıyordu. Âdi sokak politi­ kacılığı. âdi sokak kabadayılığı her köşeden yolunuzu kesiyordu. Çok defa fikirlere kursunlar cevap veri­ yordu. V e bütün bunlar şimdiki ne­ sillerin tahayyül bile edemivecek- leri bir karanlık, bir fırtınalı çöküş ve batış, bir inhizam, bir y a s ve fe­ lâket havası içinde... İste, H am ­ dullah Suphi'nin nesli bu h e n gâ­ menin ortasında vaktinden evel kavrulmuş olan bir nesil idi ve Hamdullah Suphi; bıi Sahipsiz ve âvâre neslin içindeni şayanı hayret bir hamle ile, kendiliğinden h ak i­ kate ilk eren oldu. Onun kırk üçlük çehresi, bize Türkçülük mezhebi­ nin ak sakallı mürşitleri arasından g ö z ü k ü y o r .

On temmuz inkılabı nesli türk- çüliik dini yolunda cok şeyini kur­ ban verdi: hattâ bir çoğu tatlı ca­ nını feda etti Hamdullah Suphi bu yolda daha tath olan gençliğini verdi . Yakup K A D R İ

Referanslar

Benzer Belgeler

Şairin son kitabı Dünyanın Külü; daha canlı, hayata daha sıkı sıkıya bağ- lı bir şiirsel özne çıkarır karşımıza. “Ev” ve “sevgili” kelimeleri hayatın canlı

Orhan’ı sevebilmek için artık Orhan’a bile ih- tiyacı yoktu. Açelya, o sabah Orhan’ı hayatında ilk kez

14) Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Anadolu’nun işgaline karşı Türk halkı, yerel direniş örgütleri kurarak mücadele etti. Buna göre, Türk

A) Dr. Bay William dar mükellef statüsünde olduğu ve Türkiye’de elde etmiş olduğu Serbest Meslek kazancı tevkifata tabi tutulduğu, mevduat faizi ise sermaye

II. Fatih döneminden itibaren devşirmeler, devlet yöneti- minde daha etkili duruma gelmişlerdir. padişaha sadık olmaları, II. Türk ailelerden gelmemeleri, III.. Eski

Asıl ismi Mehmet Ziya olan Gökalp 1876 da doğdu, idadiyi bitirdikten sonra amcası Habib efendiden arapça ve farsça, kendi kendine de fransızca

Having analysed the data and examined the countries’ economic, social, political, and institutional contexts I have made comparisons of the fiscal and monetary policy

A) Ekvator çizgisine paralel olarak doğu ve batı yönünde uzanır. B) Ardışık iki paralel dairesi arasında bir derecelik açı vardır. C) Ardışık iki paralel dairesi arası