7 günah: Konu-Öfke
2
Öfke baldan tatlı, sirkeden keşkin
Duyurular
Gem icilik- A raştırm a
t"
"Titanic" buzdağına çarpmayabilir
miydi?
Tuhaf bilim öyküleri
Zümrüt'ten Akisler
Çocuk ve bilim
Bilim dünyasından kısa haberler
6 - 7
Psikoloji
Kardeşlerin savaşı mı?
Aylak Bilgi
Heyecan, uyuşturucu, suç ve
8 - 9
kadınlar
Ekonomi gündemi
Rekabet, tekeller ve yasalar
1 0
Teknoloji Gündemi
Yeni ürünler
1 1
Kapak
T 7 Ü
Beyin, olmayan uzuvlarını arıyor
Uyku
Ay, nerede kaldı bu uyku?
1 4
Bilgisayar dünyası
"Celin Internet'i büyütelim!"
Çevre
1 5
Bilim ve İstatistik
1 6
Dikkat: Şapka giyen akciğer kanseri
oluyor
Kalp sağlığı
Ölmekte olan bir kalpten
son dalga
1 7
Bilim Şenliği
H T T 9
Dünyaya yeni bir uygarlık doğuyor
Astrofizik
Soğuk karanlık madde nedir?
Öğrenim
Özgür düşünce forumu
2 0
Yayın
Dergilerde ne var ne yok?
2 1
Kareli Bulmaca- Dörtköşe
2 2
İlginç Sorular- Düşün Bul -TV
2 3
G
ü
N
i
M
Felaket tellallığının olumlu
sonuçları mı?
B ir konunun bugünkü koşullarından yola çıkarak yakın ve orta vadedeki gelişm e olası
lıklarını hesabeden g e le c e ğ i öngörm eye yön elik ıstatistıkı veriler, bazen hayatın g e rç e ğ i ile
çelişebiliyor; öngörü ve gerçekleşm e, b irb irin e uzak, hatta tamamen ters düşebiliyor.
Ö rneğin AID S virüsünün yayılarak insanları veba salgını g ib i kırıp g e çire ce ğ in i bildiren
olasılık hesaplarını anımsayın. D ergilerim izin sayfalarını karıştırıp 10 y ıl önceki bu ön görü
lere baksanız ve bugünkü verilerle hyaslasanız. "Am m a da sallam ışlar" dersiniz.
Dünya nüfusu ile ilg ili ön g örü ler de gen ellikle öyle. "Bu artış hızı devam ederse..." di
ye başlayan 10 y ıl öncesinin öngörülerine göre, Dünyamız bugün uzaydan, insanlarla salkım
saçak b ir halde görülm eliydi!
Ama, hayat, bazen -veya gen ellikle- istatistıki öngörülerin çerçevesine sığmıyor. Ele
avuca alınmaz b ir devingenlik, hesapedilem eyen başka olgular, özellikle sosyal hayatın kar
maşık yapısındaki ve özelliklerindeki hızlı değişiklikler başka tablolar ortaya çıkartıyor.
Tabii, iyim ser b ir yorum yapılabilir ve istatistiki öngörülerin bütün dünyada çaldığı
alarm zillerinin insan davranışlarını d en geled iği ve b öy lece beklenen ölüm cül sonuçların
gerçekleşm ed iği de söylenebilir.
A ID S ve dünya nüfusundaki kanserli büyüm enin öngördüğü felaket, yeni veriler ışığın
da bugün yeniden d eğerlen d iriliyor ve insanlığın "kolektif intihar"dan vazgeçtiği
açıklara-r
yor.
Örneğin, 1975 ile 1990 yılla -
t \ Ln arasında Dünya nüfusu yılda
V \ v j \ ' ' ' \\ '1,72 artarken, g eçen beş y ıl süre
si içinde artış 1,48 ’e düştü. A z g e
lişm iş ülkelerde nüfus artış hızı
beklenenden daha erken yavaşladı.
B irleşm iş M ille tle r Nüfus F on u ’na
(UNFPA) göre, Türkiye de kadın başı
na doğum oranı, 1980de 4 .4 ’ten,
1998’de 2.7’ye düştü. Nüfus artış hızının
ise, ülkemizdeki sayımlara göre, hızla
1.7’le re d oğru çe k ild iğ i görülüyor.
B öylece Türkiye nüfus artışı düşük ül
k eler grubuna g ird i (* ).
Nüfus artış hızmdaki bu d eği
şim, hem nüfus teorilerind e dü
zeltm eleri gündem e getirdi hem
de dünyayı rahatlattı. Ö rneğin
N ew York Tim e gazetesi "Nüfus
patlaması tehlikesi g e ç ti" başhğmı attı. 2050 yıllarında öngörülen 15 milyarhk dünya nüfusu,
bu gidişle 9.4 milyar olarak gerçekleşecek.
* * *
Nüfus a rtşı (bunun yanısıra JUDS salgını) insanların ürem e etkinliklerinin sonucu orta
ya çıktığına göre, bu yeni olgu la r toplum lann cinsel davranışlarında g en el planda niteliksel
bazı değişim lere işaret ediyor olabilir. C insel davranışların daha bilinçli, kontrollü b ir özel
liğ e kavuştuğu ve daha sınırlı amaçlara y ön eld iği söylenebilir.
E ğ e r bu doğruysa, dünya çapında ve ülkeler bazında sürdürülen bilinçlendirm e, b il
gilen d irm e kampanyalarının, eğitim /öğretim seferberliğinin olum lu sonuçlar verdiğini
b elirtm ek gerek.
Bu durumdan çıkartılabilecek başka b ir sonuç da, felaket tellallığının kazanç hane
sine yazılabilir. Felaket tellalhğı, bazı durumlarda, toplumdan aşın ön lem ler almaya zorluyor
ve felaket ön görü leri grafik eğrilerin in yönünü değiştiriyor.
* * *
G elecek cum artesi yeniden birlikte olm ak umuduyla...
QNL
* G eçen halta yayım ladığım ız Dünya Nüfusu ile ilg ili sayı Sayın Ö m er ob u rsali@ prizm a.n et.tr Kuleli'ye aitti. Adı, teknik nedenlerden dolayı sayfada çıkmadı.
Ken-orh an .bu rsali@ raksn et.com ' dişinden özür diliyoruz.
Cumhuriyet BÎLlM-TEKNtK • No: 577 25 Nisan 1998* Basan v e Yayan: Yeni Gün H ab er Ajansı A.Ş. • G en el Yayın Yönetmeni: Orhan Erinç • G enel Yayın Koordinatörü: Hikmet Çetinkaya • Yazı işleri Müdürü: İbrahim Yıldız • Sorumlu Yazı işleri Müdürü: Fikret ilkiz* Yayın Yönetmeni: Orhan BursalI • Grafik Yönetmeni: Tüles Hasdem ir • Reklam: M ed ya C.
-r'ZSİ
"Titanic" buzdağına
çarpmayabilir miydi?
Bir kaptan ya da navigatör gözüyle bu bilgileri değerlendirdim ve
Titanic'in, önündeki buzdağına çarpmayabileceği ya da daha az
hasarlanacak şekilde çarpabileceği sonucuna vardım.
Gündüz Ay bay
Z
am am nın en görkemli gem ilerinden biri olan Ti tanic, 86 yıl önce batmış olmasına karşın, yemden ilgi odağı oldu. Gemi battığında Türkler Balkan Savaşı'nm yol açtığı bunalımı yaşıyorlardı; bu yüzden Ti- tanic’in batış öyküsü dedelerimizin/ninelerimizin pek il gisini çekmemiş olmalı; ama 1990'lı yıllarda konu m ed yaya öyle sunuldu ki, bizim medyanın ve dolayısıyla top lumun bundan etkilenmemesi olanaksızdı. “ Titanic'e ulaşıldı, fotoğraf çekildi!", "Titanic'ten çıkarılan ilginç ve d eğerli parçalar sergileniyor!" gibi haberler ve bu ha berlere eşlik eden fotoğraflar bütün dünyada ve bizde gazetelerde, dergilerde en geniş şekilde yer aldı.Yatırımcı bunca birikimi, ilgiyi sömürmeden durur mu? Bir de görkemli film çevrildi! (Görm eyenlere salık veriniz; 3.5 saati harcamaya d eğer)
Gazetelerde/dergilerde çıkan yazılarda ve Titanic filminde geminin buzdağına çarpışı öncesi v e sonrasının işlenmiş olduğu görülüyor; derlenmiş olan bilgiler ilginç v e düşündürücü. Ben, kaptan ya da navigatör gözüyle bu bilgileri değerlendirdim ve Titanic'in, önündeki buz dağına çarpm ayabileceği ya da daha az hasarlanacak şekilde çarpabileceği sonucuna vardım.
Aşağıda denizci olmayanların da izleyebilmesini sağlamak üzere kısa bir önbilgi sunuyor ve bundan son ra değerlendnm em i ya da savımı özetliyorum.
* * *
Gemilerin çoğu tek pervanelidir; yani, gem iyi iten kuvvet, gem iyi tek bir nokta dan iter. Bazı büyük yolcu gem ileri -tek büyük bir makine yapmanın zorluğunu aşmak üzere- iki, ba zen d e üç makineli v e dolayısıyla iki ya da üç pervaneli ya pılırlar.
Bazı küçük gem iler d e iki pervaneli olur lar; örneğin İstanbul'da yolcu taşıyan şehirhattı gem ileri iki pervanelidir; çoğu İstanbullu bunlara “ çift uskurlü" der. Bu tür gem ilerin (feribotların) çift uskurlu olarak ya pılması manevra yeteneklerini artnmak içindir. Böyle b n gem i bir pervanesini ileri, ötekini geri çalıştıraraktan olduğu yerde dönebilir (Bkz. Ş .l) iki pervaneli geminin pervanelerinin biri ileri, öteki g e ri çalışırken gem iye na sıl bir etki yaptıklarım (nasıl bir döndürücü moment uy guladıklarım) algılayabilmek için, otel girişlerindeki dö ner kapılan düşünebilirsiniz. (Bkz. Ş.2); bir kişi döner kapıyı iterek otele girm ek isteyince kapıyı döndürmek te zorluk çeker; ama, aynı anda otelden çıkan bir başka sı da -tam aksi yönde bir kuvvet uygulayarak- döner ka pıyı çevirm ek isterse, kapı iki kuvvetin kapı eksenine göre yarattığı momentler toplamının etkisiyle, görece kolay döner.
Bu kısa ammsatmadana sonra "Titanic olayı'ha
ge-579/4
/ V ' /___ J £M
P
Şekil 2 lebiliriz. Buzdağı görüldüğün de Titanic'in köprü üstünde bu lunan ve herhalde buzdağının - gem i eksenine göre- iskelede (sölda) kalan kısmı daha küçük olduğu için (Bkz. Ş.3) "iskele alabanda" (sola doğru gem iyien hızla döndürmek için dümen manevrası) komutası veren gem i ikinci kaptanı, bu dümen manevrasıyla bir likte üç makine de "tam-yol- tornistan" emri vereceği yerde, yalnız iskele (sol) makineye tornistan komutu ver mekle yetinse v e orta pervaneyi durdurmuş olsaydı, g e minin iskeleye dönüşü hızlarındı (Bkz. Ş .l). Kuşkusuz "Böyle yapılsaydı gem i buzdağına çarpmazdı" gibi ke sin bir yargıya varmak olanağı yok; ama, geminin yalnız sancak baş taraf v e vasattan (ortadan) ileri borda kısım larının hasarlandığı, geminin orta kısmı ile arka kısmın da, borda/karina haşan doğm adığı gözönünde tutulur sa, “ geminin iskeleye (sola) dönüşü hızlandınlsaydı b e l ki de buzdağına hiç çarpmaksızm sıyrılabilecekti" yar gısına varılabilir.
işte bu hızlandırmalım -yani gem i dümeninin sağ ladığı döndürmeyi hızlandırmalım- olanaklı olduğunu düşünüyoruz; sancak makine tamyol-ileri v e iskele ma kine tam-yol-geri ile bu dönüş hızlandınlabilirdi! Bu ke sin; ancak, "dönüş biraz hızlandınlsaydı da Titanic buz dağına gen e çarp
maz mıydı?" soru suna kesin yanıt ver m ek olanağı yok. Yalnızca, bu durum da çarpmanın gem i d e daha az hasar doğuracağını söyle m ek kehanet sayıl maz. Titanic olayıy la ilgili bilgiler, en çarpıcı gözükenin h e olduğu sorusu da insanlan m eşgul ediyor. Bence -filme d e yansıtılmış olan- şu gerçek en çarpı cı: Kaptan başta ol mak üzere, gem i za bitlerinin, soylu ve burjuva yolcuların davranışlarında ilgi çekici, duygulandı- ncı, alkışlanası yan lar var; ama en çar p ıc ı g e rç e k ikinci mevki (ikinci sınıf) yolcuların filikalara binmesinin kaptan em riyle önlenmesi dir. Kurtulanların y i-I \
1
I I !_1 „1 ~ " N Şekil 1\ n
A
\ i !
5f|
______ - V tenlerin listesi, bu buyruğa u y u l d u ğ u n u gösteriyor. Ka dınlara v e çö- cuklara öncelik veren şövalye ruhlu kaptan ve yolcular, ikinci sınıf insanların içindeki kadın lan ve çocukla rı yok saymış larda. Sanınm Titanic faciası, sınıf gerçeğin i yansıtan bu fa cianın yanında sönük kalır.T ita n ic’ in buzdağına çarptığı y e r ve çarpma biçim i
Şekil 3
T ita n ic’ in iskele alabanda dümen manevrasına baş ladığı yer
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi