• Sonuç bulunamadı

"Titanic" buzdağına çarpmayabilir miydi?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share ""Titanic" buzdağına çarpmayabilir miydi?"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7 günah: Konu-Öfke

2

Öfke baldan tatlı, sirkeden keşkin

Duyurular

Gem icilik- A raştırm a

t

"

"Titanic" buzdağına çarpmayabilir

miydi?

Tuhaf bilim öyküleri

Zümrüt'ten Akisler

Çocuk ve bilim

Bilim dünyasından kısa haberler

6 - 7

Psikoloji

Kardeşlerin savaşı mı?

Aylak Bilgi

Heyecan, uyuşturucu, suç ve

8 - 9

kadınlar

Ekonomi gündemi

Rekabet, tekeller ve yasalar

1 0

Teknoloji Gündemi

Yeni ürünler

1 1

Kapak

T 7 Ü

Beyin, olmayan uzuvlarını arıyor

Uyku

Ay, nerede kaldı bu uyku?

1 4

Bilgisayar dünyası

"Celin Internet'i büyütelim!"

Çevre

1 5

Bilim ve İstatistik

1 6

Dikkat: Şapka giyen akciğer kanseri

oluyor

Kalp sağlığı

Ölmekte olan bir kalpten

son dalga

1 7

Bilim Şenliği

H T T 9

Dünyaya yeni bir uygarlık doğuyor

Astrofizik

Soğuk karanlık madde nedir?

Öğrenim

Özgür düşünce forumu

2 0

Yayın

Dergilerde ne var ne yok?

2 1

Kareli Bulmaca- Dörtköşe

2 2

İlginç Sorular- Düşün Bul -TV

2 3

G

ü

N

i

M

Felaket tellallığının olumlu

sonuçları mı?

B ir konunun bugünkü koşullarından yola çıkarak yakın ve orta vadedeki gelişm e olası­

lıklarını hesabeden g e le c e ğ i öngörm eye yön elik ıstatistıkı veriler, bazen hayatın g e rç e ğ i ile

çelişebiliyor; öngörü ve gerçekleşm e, b irb irin e uzak, hatta tamamen ters düşebiliyor.

Ö rneğin AID S virüsünün yayılarak insanları veba salgını g ib i kırıp g e çire ce ğ in i bildiren

olasılık hesaplarını anımsayın. D ergilerim izin sayfalarını karıştırıp 10 y ıl önceki bu ön görü ­

lere baksanız ve bugünkü verilerle hyaslasanız. "Am m a da sallam ışlar" dersiniz.

Dünya nüfusu ile ilg ili ön g örü ler de gen ellikle öyle. "Bu artış hızı devam ederse..." di­

ye başlayan 10 y ıl öncesinin öngörülerine göre, Dünyamız bugün uzaydan, insanlarla salkım

saçak b ir halde görülm eliydi!

Ama, hayat, bazen -veya gen ellikle- istatistıki öngörülerin çerçevesine sığmıyor. Ele

avuca alınmaz b ir devingenlik, hesapedilem eyen başka olgular, özellikle sosyal hayatın kar­

maşık yapısındaki ve özelliklerindeki hızlı değişiklikler başka tablolar ortaya çıkartıyor.

Tabii, iyim ser b ir yorum yapılabilir ve istatistiki öngörülerin bütün dünyada çaldığı

alarm zillerinin insan davranışlarını d en geled iği ve b öy lece beklenen ölüm cül sonuçların

gerçekleşm ed iği de söylenebilir.

A ID S ve dünya nüfusundaki kanserli büyüm enin öngördüğü felaket, yeni veriler ışığın­

da bugün yeniden d eğerlen d iriliyor ve insanlığın "kolektif intihar"dan vazgeçtiği

açıklara-r

yor.

Örneğin, 1975 ile 1990 yılla -

t \ L

n arasında Dünya nüfusu yılda

V \ v j \ ' ' ' \\ '

1,72 artarken, g eçen beş y ıl süre­

si içinde artış 1,48 ’e düştü. A z g e ­

lişm iş ülkelerde nüfus artış hızı

beklenenden daha erken yavaşladı.

B irleşm iş M ille tle r Nüfus F on u ’na

(UNFPA) göre, Türkiye de kadın başı­

na doğum oranı, 1980de 4 .4 ’ten,

1998’de 2.7’ye düştü. Nüfus artış hızının

ise, ülkemizdeki sayımlara göre, hızla

1.7’le re d oğru çe k ild iğ i görülüyor.

B öylece Türkiye nüfus artışı düşük ül­

k eler grubuna g ird i (* ).

Nüfus artış hızmdaki bu d eği­

şim, hem nüfus teorilerind e dü­

zeltm eleri gündem e getirdi hem

de dünyayı rahatlattı. Ö rneğin

N ew York Tim e gazetesi "Nüfus

patlaması tehlikesi g e ç ti" başhğmı attı. 2050 yıllarında öngörülen 15 milyarhk dünya nüfusu,

bu gidişle 9.4 milyar olarak gerçekleşecek.

* * *

Nüfus a rtşı (bunun yanısıra JUDS salgını) insanların ürem e etkinliklerinin sonucu orta­

ya çıktığına göre, bu yeni olgu la r toplum lann cinsel davranışlarında g en el planda niteliksel

bazı değişim lere işaret ediyor olabilir. C insel davranışların daha bilinçli, kontrollü b ir özel­

liğ e kavuştuğu ve daha sınırlı amaçlara y ön eld iği söylenebilir.

E ğ e r bu doğruysa, dünya çapında ve ülkeler bazında sürdürülen bilinçlendirm e, b il­

gilen d irm e kampanyalarının, eğitim /öğretim seferberliğinin olum lu sonuçlar verdiğini

b elirtm ek gerek.

Bu durumdan çıkartılabilecek başka b ir sonuç da, felaket tellallığının kazanç hane­

sine yazılabilir. Felaket tellalhğı, bazı durumlarda, toplumdan aşın ön lem ler almaya zorluyor

ve felaket ön görü leri grafik eğrilerin in yönünü değiştiriyor.

* * *

G elecek cum artesi yeniden birlikte olm ak umuduyla...

QNL

* G eçen halta yayım ladığım ız Dünya Nüfusu ile ilg ili sayı Sayın Ö m er ob u rsali@ prizm a.n et.tr Kuleli'ye aitti. Adı, teknik nedenlerden dolayı sayfada çıkmadı.

Ken-orh an .bu rsali@ raksn et.com ' dişinden özür diliyoruz.

Cumhuriyet BÎLlM-TEKNtK • No: 577 25 Nisan 1998* Basan v e Yayan: Yeni Gün H ab er Ajansı A.Ş. • G en el Yayın Yönetmeni: Orhan Erinç • G enel Yayın Koordinatörü: Hikmet Çetinkaya • Yazı işleri Müdürü: İbrahim Yıldız • Sorumlu Yazı işleri Müdürü: Fikret ilkiz* Yayın Yönetmeni: Orhan BursalI • Grafik Yönetmeni: Tüles Hasdem ir • Reklam: M ed ya C.

(2)

-r'ZSİ

"Titanic" buzdağına

çarpmayabilir miydi?

Bir kaptan ya da navigatör gözüyle bu bilgileri değerlendirdim ve

Titanic'in, önündeki buzdağına çarpmayabileceği ya da daha az

hasarlanacak şekilde çarpabileceği sonucuna vardım.

Gündüz Ay bay

Z

am am nın en görkemli gem ilerinden biri olan Ti­ tanic, 86 yıl önce batmış olmasına karşın, yemden ilgi odağı oldu. Gemi battığında Türkler Balkan Savaşı'nm yol açtığı bunalımı yaşıyorlardı; bu yüzden Ti- tanic’in batış öyküsü dedelerimizin/ninelerimizin pek il­ gisini çekmemiş olmalı; ama 1990'lı yıllarda konu m ed­ yaya öyle sunuldu ki, bizim medyanın ve dolayısıyla top­ lumun bundan etkilenmemesi olanaksızdı. “ Titanic'e ulaşıldı, fotoğraf çekildi!", "Titanic'ten çıkarılan ilginç ve d eğerli parçalar sergileniyor!" gibi haberler ve bu ha­ berlere eşlik eden fotoğraflar bütün dünyada ve bizde gazetelerde, dergilerde en geniş şekilde yer aldı.

Yatırımcı bunca birikimi, ilgiyi sömürmeden durur mu? Bir de görkemli film çevrildi! (Görm eyenlere salık veriniz; 3.5 saati harcamaya d eğer)

Gazetelerde/dergilerde çıkan yazılarda ve Titanic filminde geminin buzdağına çarpışı öncesi v e sonrasının işlenmiş olduğu görülüyor; derlenmiş olan bilgiler ilginç v e düşündürücü. Ben, kaptan ya da navigatör gözüyle bu bilgileri değerlendirdim ve Titanic'in, önündeki buz­ dağına çarpm ayabileceği ya da daha az hasarlanacak şekilde çarpabileceği sonucuna vardım.

Aşağıda denizci olmayanların da izleyebilmesini sağlamak üzere kısa bir önbilgi sunuyor ve bundan son­ ra değerlendnm em i ya da savımı özetliyorum.

* * *

Gemilerin çoğu tek pervanelidir; yani, gem iyi iten kuvvet, gem iyi tek bir nokta­ dan iter. Bazı büyük yolcu gem ileri -tek büyük bir makine yapmanın zorluğunu aşmak üzere- iki, ba­ zen d e üç makineli v e dolayısıyla iki ya da üç pervaneli ya­ pılırlar.

Bazı küçük gem iler d e iki pervaneli olur­ lar; örneğin İstanbul'da yolcu taşıyan şehirhattı gem ileri iki pervanelidir; çoğu İstanbullu bunlara “ çift uskurlü" der. Bu tür gem ilerin (feribotların) çift uskurlu olarak ya­ pılması manevra yeteneklerini artnmak içindir. Böyle b n gem i bir pervanesini ileri, ötekini geri çalıştıraraktan olduğu yerde dönebilir (Bkz. Ş .l) iki pervaneli geminin pervanelerinin biri ileri, öteki g e ri çalışırken gem iye na­ sıl bir etki yaptıklarım (nasıl bir döndürücü moment uy­ guladıklarım) algılayabilmek için, otel girişlerindeki dö­ ner kapılan düşünebilirsiniz. (Bkz. Ş.2); bir kişi döner kapıyı iterek otele girm ek isteyince kapıyı döndürmek­ te zorluk çeker; ama, aynı anda otelden çıkan bir başka­ sı da -tam aksi yönde bir kuvvet uygulayarak- döner ka­ pıyı çevirm ek isterse, kapı iki kuvvetin kapı eksenine göre yarattığı momentler toplamının etkisiyle, görece kolay döner.

Bu kısa ammsatmadana sonra "Titanic olayı'ha

ge-579/4

/ V ' /___ J £

M

P

Şekil 2 lebiliriz. Buzdağı görüldüğün­ de Titanic'in köprü üstünde bu­ lunan ve herhalde buzdağının - gem i eksenine göre- iskelede (sölda) kalan kısmı daha küçük olduğu için (Bkz. Ş.3) "iskele alabanda" (sola doğru gem iyi

en hızla döndürmek için dümen manevrası) komutası veren gem i ikinci kaptanı, bu dümen manevrasıyla bir­ likte üç makine de "tam-yol- tornistan" emri vereceği yerde, yalnız iskele (sol) makineye tornistan komutu ver­ mekle yetinse v e orta pervaneyi durdurmuş olsaydı, g e ­ minin iskeleye dönüşü hızlarındı (Bkz. Ş .l). Kuşkusuz "Böyle yapılsaydı gem i buzdağına çarpmazdı" gibi ke­ sin bir yargıya varmak olanağı yok; ama, geminin yalnız sancak baş taraf v e vasattan (ortadan) ileri borda kısım­ larının hasarlandığı, geminin orta kısmı ile arka kısmın­ da, borda/karina haşan doğm adığı gözönünde tutulur­ sa, “ geminin iskeleye (sola) dönüşü hızlandınlsaydı b e l­ ki de buzdağına hiç çarpmaksızm sıyrılabilecekti" yar­ gısına varılabilir.

işte bu hızlandırmalım -yani gem i dümeninin sağ­ ladığı döndürmeyi hızlandırmalım- olanaklı olduğunu düşünüyoruz; sancak makine tamyol-ileri v e iskele ma­ kine tam-yol-geri ile bu dönüş hızlandınlabilirdi! Bu ke­ sin; ancak, "dönüş biraz hızlandınlsaydı da Titanic buz­ dağına gen e çarp­

maz mıydı?" soru­ suna kesin yanıt ver­ m ek olanağı yok. Yalnızca, bu durum­ da çarpmanın gem i­ d e daha az hasar doğuracağını söyle­ m ek kehanet sayıl­ maz. Titanic olayıy­ la ilgili bilgiler, en çarpıcı gözükenin h e olduğu sorusu da insanlan m eşgul ediyor. Bence -filme d e yansıtılmış olan- şu gerçek en çarpı­ cı: Kaptan başta ol­ mak üzere, gem i za­ bitlerinin, soylu ve burjuva yolcuların davranışlarında ilgi çekici, duygulandı- ncı, alkışlanası yan­ lar var; ama en çar­ p ıc ı g e rç e k ikinci mevki (ikinci sınıf) yolcuların filikalara binmesinin kaptan em riyle önlenmesi­ dir. Kurtulanların y i-I \

1

I I !_1 „1 ~ " N Şekil 1

\ n

A

\ i !

5f|

______ - V tenlerin listesi, bu buyruğa u y u l d u ğ u n u gösteriyor. Ka­ dınlara v e çö- cuklara öncelik veren şövalye ruhlu kaptan ve yolcular, ikinci sınıf insanların içindeki kadın­ lan ve çocukla­ rı yok saymış­ larda. Sanınm Titanic faciası, sınıf gerçeğin i yansıtan bu fa­ cianın yanında sönük kalır.

T ita n ic’ in buzdağına çarptığı y e r ve çarpma biçim i

Şekil 3

T ita n ic’ in iskele alabanda dümen manevrasına baş­ ladığı yer

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

K ızılırmak suyu ile beslenen Kesikköprü Baraj Gölü'nün Limnolojik Araştırma sonuçları, su kalitesinin oldukça düşük olduğunu göstermektedir.. Suyun

Ara ştırmalarında, su ortamında bulunan kimyasalların izlenmesi için ortamda yaşayan midye, istiridye, ıstakoz yada karides gibi deniz ürünlerinin kullan ıldığını

Atık barajının iki numaralı havuzu ile üç numaralı havuzu arasındaki üç numaralı seddenin bir kısmı yıkılmış ve atık malzeme iki numaralı havuzu doldurmuştur..

Dün sabah saatlerinden itibaren Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri’nin tümünde hasta kabulleri durdurulurken yatan hastalar ın da taburcu işlemlerinin hızla yapıldığı

5393 sayılı Belediye Yasası’nda stratejik plana ve performans hedeflerine değinilen bir başka hüküm faaliyet raporu ba şlıklı 56. Maddeye göre, belediye başkanı, 5018

Yıllardır süren iç savaş sonucu vahşi yaşamı son bulan Sudan'da antilopların ve ceylanların göçü havadan yapılan bir araştırmayla ortaya çıkarıldı.. Vah şi

Besinlerin yeterli suyla yıkanamadığı ve hijyen koşullarının sağlanamadığı gerekçesiyle öğle yemekleri iptal edilirken yetkililer, “Yeterli su olmaması nedeniyle

Ankara'da yaşanan su sorununun en temel nedeninin belediye ve ASK İ yöneticileri olduğunu söyleyen Sarıtaş, şunları kaydetti: "Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin