• Sonuç bulunamadı

Tonguç ve iş eğitimi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tonguç ve iş eğitimi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

l

y • ¿

SAHÍFE ÎKİ

T0N6UÇ ve

İŞ EĞİTİNİ

M

emleketimizde iş eğitimini sağlayan îş O- knllan. Köy Enstitüleri ile bu Enstitüler* den yetişenlerin kurdukları Köy Okullarında gerçek anlamını bulmuştur.

Bu okulları yeryüzünde ilk kuran, eğitim ve toplum alanındaki derin etkileri ile evrensel bir anlama kavuşturan, Türk Pedagogu H A K K İ TONGUÇ’tur.

Memleketimizde A T A T Ü R K devrimlerivle, «gerçek m illiyetçilik ve insan olma» inançları­ nı eıı küçül, köylere kadar yerleştirmeğe çalı­ şan, bu eseriyle Türkiye’den ziyade dünya eği­ tim literatüründe ün yapmış olan H A K K İ TON- GUÇ’u, yedi yıl önce bugün toprağa vermiştik.

Tonguç’un eğitim ilkeleri

rp

ONGUÇ, ilkelerini A T A T Ü R K devrimle- -* rinin gerçekleşmesine yöneltmiş bir eği­ timci idi. Saltanatın kaldırılmasıyle 1922’de baş­ layan ve ardı sıra yapılan çeşitli devrimlerin üzerinden yirmi yıl geçmişti. Saltanatın. Hali- feciliğin, Şeriatçılığın yaşamasını sağlayan es­ ki vc köhne kurumlar; Cumhuriyetle yıkılmış­ tı... Fakat, genç Cumhuriyet rejimini memleke­ tin en ıssız köşelerine yerleştirecek yeni organ­ lar meydana getirilmemişti, özellikle, Türk köylüleri bu devrimlerden hissesini henüz ala­ mamıştı. yüzyıllardır «K u l» olarak bakılmış köylümüzün yaşayış, anlayış ve görüşleri Orta çağ toplumu düzeyinde idi. Köy kalkınması, söylev ve edebiyat konusu olmaktan ileri geçe­ memişti. Köylü yine bakımsız, yoksul ve kade­ riyle başbaşa bırakılmıştı. Sağlık, eğitim, tek­ nik kavramlarından hiç biri Türk köyüne gir­ memişti. Dilimize uymayan, okunması ve yazıl­ ması güç Arap Harfleri yerine, dünyanın en ko­ lay alfabesi kabul edileli yıllar geçmişti. Fakat okur-yazar oranında hâlâ belirli bir değişiklik olmamıştı. Köyler bir Sağlık Memurundan bile yoksundn. Sonuç olarak köy, yüzyıllardır çek­ tiği çilesini sürdürüp gidiyordu.

Devletin Anayasası, tutumu bunların yapıl­ masını emretmekte; hükümetler de büyük bir özveri ile bunlara çâre aramakta idi. Fakat ne bütçe, ne eleman buna yeter değildi.

Türk köyünün Cumhuriyetin nimetlerinden favrtalandırmak; onu, içinde bulunduğu orta­ çağ düşünce ve düzeninden kurtarmak için dev­ letin öğretmen, Ziraatçi, Teknisyen ve Sağlık Memuru olarak en az dört yetişkin elemanını köye göndermesi gerekiyordu. Büyük küçük kırk bin köy için bu elemanların yetiştirilerek gönderilmesi hem zaman, hem de geniş bütçe olanaklarına bağlı idi.

r p ONGUÇ. toplumumuzun çoğunluğunu mey dan» getiren Türk köylüsünü kısa yoldan kalkındıracak. kuruluşundanbsri doğa ile baş basa kalmış köyü canlandıracak bir eğitim sis­ temi orfava koymuştu. Devletin uzun yıllar sağ- layamıyacağı bu dört elemanın yapacağı işler i- çin şimdilik bir, ya da iki eleman yetiştirmek... Çok vönlü olması gereken bu elemanları lâf ye­ rine iş yapan kişiler olarak is içinde eğitmek... onları, aralarında görev alacağı vatandaşların yaşayışlarını yadırgamadan kader birliği yapa­ cak tistün nitelikte amaca sahip kılmak... Kısa­ ca köye, öyle bir eleman gönderilmeli k i: hem okutsun; hem köyde geçer marangozluk, demir­ cilik. yapıcılık sanatlarından birini yapabilsin; ayrıca ziraatten anlasın. Bundan başka, köylü vatandaşları sağlık bakımından gözetmek, on­ lara gerektiğinde ilk yardımlarda bulunmak ü- zere birkaç köy grupuna gezici Sağlık memurla­ rı ve ebe sağlanabilsin.

• « 7 ukarıda ana çizgileri belirtilen bu isleri * Yapabilecek, böyle çok yönlü bir elemanın ancak iş içinde çalıştırılarak yetiştirilmesi gere­ kiyordu. O halde bunların yetişecekleri okullar, köylerin bölgelerindeki sanat vc ziraat özellik­ lerim kapsayan; her çeşit kültür ve bilgiye yer veren hır nitelikte olmalı idi...

Çağdaş milletlerden geri kalmış olan toplu­ mumuzun büyük çoğunluğunu tez olarak

kal-1

ENVER KARTEKiN

(Tatbiki Güzel Sanatlar Öğretim Üyesi) kındırmanın daha başka ve pratik çâresi de yoktu...

İşte KÖ S ENSTİTÜLERİ, memleketin böyle güç ve aşılması zorunlu bir ana dâvasını çö­ zümlemek amaeiyle kurulmuş «Hayat ve îş O- kulları» idi,

İlköğretim seferberliği

ş içinde, işleyerek yetiştirmek... Batının yüzyıllardır üzerinde durduğu, eğitim ki­ taplarında övgüsünü yaptığı, fakat bir türlü uy­ gulayamadığı «İş Okulu» kurulması ve bu eği­ tim sistemiyle çok yönlü eleman yetiştirilmesi, ilk defa Türkiye’de gerçekleşiyordu.

1936’da Eğitim Kursları’ndan başlanarak gi­ rişilen bu yeni hareket, kısa zamanda gelişti. Batının olumlu görüşlerinden de faydalanan Tonguç, bazı denemelerden sonra 1940 da Türki­ ye’nin her yerinde, özelliklerine göre bir kaç ili birleştirerek 20 K öy Enstitüsü açılmasını sağ Iadı. Bu Enstitülerde hayatta yararlı olacak bil­ gilerle, sanat ve ziraat çalışmalarına geniş yer verildi. Kuramsal nitelikteki konular en değer­ li olarak işlendi...

Türkiye. 1940 — 1946 yıllan arası hiçbir memlekette görülmemiş şekilde kendini ilköğ­ retim seferberliğine vermişti. Köy Muhtarları, Kov Knromları, Gezici Başöğretmenler, Müfet­ tişler, M illî Eğitim Müdürleri, Köy Enstitüleri. Nahiye Müdürleri. Kaymakamlar, Valiler, Ba­ kanlık elemanları, Bakanlar ve Cumhurbaşkanı kövliilerle elele vermişlerdi. Gerilik ve bilgisiz­ liğin bir gün önce köyden atılması savaşına gir­ mişlerdi. Devlet ve halk,, Köy Enstitülerinden yetisen bu yeni tip K öy öğretmenine gerekli okulu ve işliği hazırlamak için birlikte çalışı­ yorlardı.

tste TONGUÇ. böyle bir devrin yaratıcısı ve uygulayıcısı idi.

Onun buluşa, düşünceleri, rahmetli Saffet Arıkan ve rahmetli Haşan Ali Yücel gibi ileri görüsîii Bakanlann anlayışları ile devletin en esaslı programı hâline gelmişti.

O devirde devlet, yurdumuzu ikinci Dünya savaşının ateşinden uzak tutmak ve memleketi­ mizde demokrasiyi gerçekleştirmek gibi iki ö- nemli problemin yanında «K öy Enstitüleri kur­ mak v e Köy Okullarını yapmak» amaemı vaz­ geçilmez bir ana dâva olarak ele almıştı. ¥~7" öy Enstitüleri böyle bir tutum ve

anla-vısla kurulmuştu. Bu kurumlarda toplumu muza çok yararlı avdın kişiler yetiştirilmiş, on­ lar da görev aldıkları köylerde aynı çalışma temposuyla işe başlamışlardır. Artık. Türk köy­ leri yüzyıllardır özlemini duyduğu iş içinde ye­ tişmiş aydın bir elemanla beraber bulunacaktı. Cumhuriyetin ışıkları köyün ufkunda görün­ müştü. Türk köylüsü uyanıyor ve kımıldamaya haslıvorrtn A TA TÜ R K devrimlcri ancak bu yol ile memleketin ıssız köşelerine girmeğe yüz tut- mn«tu. Türk köyü bu sistemle, hayalimizde bile canlaııdıramıvacaiımız İleri bir düzeye kısa za­ manda yükselecekti.

Tarih ne diyecek

e yazık kİ 1946’dan sonraki anlayış değîş- •“ meleri bütün ümitleri söndürdü. Canlanan ve uyanan köyün karşısında, çıkarları boznlan kişilerle yalnız oy kaygısı ile hareket eden kö- tü politikacılar e! ele vererek bu uyanışa kar­ şı cephe aldılar. Ondan sonraki olanlar, bugün hepimizce bilinmektedir...

Hakkı TONGUÇ’un yarattığı Köy Enstitüle­ ri ve Kov Okulları, bugün dünya Pedagoji ta­ rihlerinde «Gerçek îş Okullarının uygulanması, milletin kalkınması için en ileri ve millî bir davranış» olarak yer almıştır.

Bizim tarihimiz ise bu olumla harekete en­ gel olanları «Türk Milletinin geleceğine kaste­ den yüz karaları» diye damgalıyacak; buna se­ yirci kalan aydınların ve yetkililerin durumu­ nu 'da «Utanç verici bir olayın sorumluları* o- larak ııiteleyecektir...

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

“San’ata Dair” yazısında ise, Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne ilgisizliği, du­ yarsızlığı ve sevgisizliği belirtir: “...Ben bile, ben ki evinde hayli zengin

Çıplak yüzey ve MPTHP modifiye GC elektrot yüzeyi için alınan impedans ölçümlerinin hem ferrosen redoks prob kullanılarak susuz ortamda alınan yüzey karakterizasyon

kımdan, resim sanatı, diğer güzel sanatlara göre daha büyük bir kütleye hitap et­ mekte ve her devirde rağ­ bet bulmaktadır. Resim yap­ manın günah

Ha­ len Teşvikiye’de kıymeti on mil­ yona yakın olduğu söylenen anti­ ka eşyalarla dolu evine hacir al­ tında olduğu için sokulmayan Satvet Lütfi,

Atatürk devrimleri teker teker ortadan kaldırılmalı, Türkiye yeniden Osmanlı düzenine kavuşturulmalı, halifesiyle, belki de padişahıyla, Atatürk’ün ortadan

Konya'nın, Kayseri’nin, Diyar­ bakır’ın, Bursa’mn, İstanbul’un eşsiz sanat eser­ lerini ancak sözlerle anlattı, fakat bir dağ pınarı kadar aydın, berrak akan

Sarin ve tabun gazla- rının örnek olarak verilebileceği sinir sistemine etki eden kimyasal silahlar için belirti süresi birkaç daki- ka iken yakıcı etki gösterenler için

Başarısız devlet ve devletin başarısızlığı kavramları sadece doktrin ya- zarları tarafından tartışılmamakta, Dünya Bankası (World Bank), Birleşik Krallık