• Sonuç bulunamadı

Galata tükenmez

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Galata tükenmez"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

28 MA YIS 1985

POLİTİKA VE ÖTESİ

MEHMED KEMAL_______________

Galata Tükenmez

Yazarlarda olur, insan bir kitabın üstünde çalışır, didinir, uğ­ raşır, “ Bundan ötesi olmaz” der, bırakır, bir daha eline almak istemez. Şair İlhan Berk için de öyle oluyor, Galata adlı kitabı üstünde daha çok çalışmak gelmiyor içinden, Memet Fuat’a diyor ki:

kitap senin! Sen yazmışsın gibi bak. Bir daha elime al­ mak istemiyorum bu kitabı. Bozmaktan korkuyorum. Ancak basılınca görmek istiyorum. Kitap senin! Diyelim ki öldüm, bu­ nu bıraktım sana.”

Düzyazı için olduğu gibi, resim, şiir için de olur. Yıllar ge­ çer, insan usanır, bir daha eline kalemi almak istemez. Fırça­ ya dokunmaz. Ne yapalım, o zaman nerde ne olmuşsa o ka­ darı ile yetinilir.

İlhan Berk bu kitabın bazı bölümlerini dergilerde yazarken ‘Trink Galata’ diye bir şeyler yazdığımı anımsıyorum. Neler yaz­ dığımı şimdi bilemeyeceğim, o yazımın kesiğini görmem ge­ rekir. Ama, ‘Becerirse güzel olur’ gibilerden bir şeyler yazdı­ ğımı biliyorum. Nitekim bu sözlerim İlhan Berk’in de belleğin­ de yer etmiş olacak ki, bana kitabı gönderirken, ‘becerebil­ dim mi?’ diye soruyor. Sorusunu yanıtlamadan önce ‘Galata’ üstünde durmalı. Bizans’tan, İstanbul’dan ayrı gibi görünen Galata’nın oldukça eski bir tarihi vardır. İbni Batuta, “ Bu böl­ gede Frenk tayifesi yerleşmiştir” diyor. “ Bunların hepsi tüc­ car olup, Cenovalılar, Venedikliler, Latinler, Fransızlardan olu­ şur.”

Evliya Çelebi, ‘Seyahatname’sinde abartmalı bir dille, her şeyi anlattığı gibi, Galata’yı da “ Kulesi eflâke ser çekmiştir, her yerden görünür” diye ballandırır.

Kimi tarihçilere göre de, öylesi eski bir kent sayılmaz, Bi- zansın bir parçası diye adlandırılır, bir Ceneviz kolonisi oldu­ ğu belirtilir. Elbette Haliç üstündeki köprülerin hiç biri yoktur. İki kıyı arasında ‘perme’ denilen kayıklarla karşıdan karşıya geçilir. Suyu derindir. Her büyüklükte gemilerin sığınabilece­ ği bir limandır. Bugünkü mimari de başlangıçta yoktur. Bütün sokaklar denize dikey iner. Eskidense bir sur içindedir kent.

XIX. ve XX. yy.’a gelinirken Galata daha belirgin olarak ken­ dini ortaya kor. Şair Gerarda de Nerval’e göre, “ Kayıkçılar, çok zarif bir şekilde kesilmiş uzun kollu ipek gömlekler giyin­ mişler; kayıkları, balık biçiminde tekneleri sayesinde çabuk ka­ yarak, limanın ağzını dolduran türlü milletlerin yüzlerce gemi­ si zorluk çekmeden geçerler.” Gustave Flaubert ise kadınla­ rını görmüştür Galata’nın. Ona göre kadınlar, “ Birisi hamam­ dan geliyormuş, kürkler içindeydi. Daha temizce ve biraz da­ ha iyi döşenmiş bir odada ev sahibinin kızı Rosa oturuyordu. Beyaz tenli, kumral saçlı, başında İspanyol kadınlarının kul­ landığı dantelden bir örtü vardı. Belini adamakıllı sıkan siyah ipekliden bir entari giymişti.”

İstanbul’u ziyaret eden bütün yazarlar, tarihçiler, anı tutan­ lar, gezginler, diplomatlar (yani yabancı elçiler) yolları düşmüş­ se Galata’yı anlatmışlardır. Önemli bir eğlence yeri olduğu her fırsatta söylemişlerdir. Bizimkilere gelince Said N. Duhani’den başlayarak Sermet Muhtar Alus, Semih Mümtaz S., Ahmet Ra- sim, Ahmet Refik, Refik Ahmet Sevengil, Reşat Ekrem Koçu, dilleri döndüğünce Galata’yı anlatmışlardır. Her türlü meyha­ nesinden, her türlü eğlence yerine değin her şey anlatıların İçinde vardır.

İlhan Berk bunların hepsini görmüş olmalıdır. Kendi gördük­ lerini de bunlara katmıştır. Yazının en önemli yanı, günümü­ ze çok yakın günlerde Galata’yı yeniden sokak sokak, ev ev, çarşı çarşı, tanınmış kişileri, unutulmuşları, unutulanları, unu­ tulacakları ile anlatımın içine girmiştir. Lokantalar, lokanta lis­ teleri, çorbanın, etin fiyatından, listenin kendine dek hepsi içine girmiştir. Bir parça bohçası denebilir mi? Elbette denemez. Abi- din Dino’nun özenerek yaptığı desenler kitabın unutulmaz süs­ leridir.

Yazılanlar şiir midir, düzyazı mıdır? Bir şairin kaleminden çıktığına göre yer yer şairane anlatımlara raslamyor; ama İyi­ ce karıştırıldığında rasgele karalanmış, ihmal edilmiş satırlar da görülüyor. Bilmem ki böyle mi, yoksa bir destan gibi mi ya­ zılmalıydı? “ Bir daha elime almak istemiyorum” diye feryat ettiğine göre bu kadarı yetmiş. Biz de bu kadarını okuyoruz, daha işlenecektir, işleyenler çıkacaktır. Daha önce çıkanlar, daha sonra gelenler gibi.

Galata bir kitapla tükenmez. Fikret Adil de anlatmamış mıy­ dı?

|

r

AI ICATVT A D l \

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

konak hazırlatsın, muhteşem su., ette döşetsin, halayıklar, Rum hizmetçiler, aşçılar, uşaklar, ara jacılar, seyisler tahsis etsin, en meşhur kuyumculara

Yaptığım itiraza verilen cevaba göre, «Merdiven» şiiri dergilerin birinde yeniden yayınlan­ dığı ve jüri tarafından (lütfedilip) seçildiği için, yarışm

Cemal Paşa’nm eşi Seniha Hanıme­ fendi ’yi 1962 ’de vefatından az önce zi­ yaret ettiğimde bana, tarih kitaplarında P aşa’nm K afkasya’daE rm enilertara- fından

Son sergisi, ölümünden beş yıl son­ ra Akbank Osmanbey Sanat Galerisinde açılmıştır.. İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha

Bu dörtlüğü Nazım Hikmet, Semiha Berksoy için “ İstanbul Sokak- larında” nın çekiminden bir yıl sonra

Christian Dior'un toz pembe saten bir elbisesini giymiş olan Idil, ünlü Fransız kompozitörü Jean Françaix'nin kendisine ithaf ettiği kı­ sa bir eser olan

Bu araştırma bize düşük öyküsü, kürtaj öyküsü, iç çamaşırların yıkanması, devamlı ara bezi kullanma, idrar sonrası temizlik, adet gününde kullanılan materyal, aile

Balığın arkasından tatlı yemek ge­ rek geleneğine uymak için bir ayva tat­ lısını bölüşmek üzere isterken, birer.. “ porsiyon” da elma ve