• Sonuç bulunamadı

Üstad İbnülemin Mahmud Kemal diyor ki:

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Üstad İbnülemin Mahmud Kemal diyor ki:"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

üstat! ibniüsmin Mahımıd

Kemal diyor ki:

(Yusuf Kâmil pa§amn dil ber Rânâ, yahud diğer bir

zenJ zîbâ ile münasebet peyda ettiğini kimse işit

-memiştir)

Kıy m eti i ' ‘ Vakit,, ın 5 hazi _ r an 1944 tarihli nüshasında. Bay Reşid Halid Gönç’iin yazdığı 'Dilber Rana„ başlıklı yazıda Yusuf Kemal paşa merhumun “ gak. genç iken bu fettan kadı - hm pençesine düştüğünden ve hiç düfünmeksii. i bu kadın için sarfiyatın âzamisini dıe yaptığın dan ve bu metresi paşa tarafın­ dan şımartıldıkça şımartılıp sefa betin en delicelerini yapmaktan çekinmez,, olduğundan — gözüy le görmüş gibi — bahsederek hiç yoktan bir romancık vücude getirmiştir.

Sayın yazıcı, muhakkak bil - raeiidir ki bu romanın kahrama­ nı her halde Yusuf Kâmil paşa değildir. Çünkü o, ‘ çek genç ören,, İstanfoula gelmemişti. Ana dolu vilâyetlerinde vali olan amcası gümrükçü Osman paşa merhumla beraber bulunuyordu. Divan_i hümayun kalemine me­ mur edilerek îstanibula geldiği

/•atnan, zengin değildi. Amcası­ nın verdiği cüz’î miktar cep harç lığından başka parası yoktu ki metres tutsun ve onun uğrunda “ sarfiyatın âzamisini,, ve “ Sefa- hetin en delicesini yapsın . konak hazırlatsın, muhteşem su., ette döşetsin, halayıklar, Rum hizmetçiler, aşçılar, uşaklar, ara jacılar, seyisler tahsis etsin, en meşhur kuyumculara bilezikler, küpeler, yüzükler yaptırarak met resine taksın takıştırsın.,,

Paşa, îstanbulda uzun miid - det kalr,uyarak Mısıra gitti. Mehmet Ali Paşanm pek ziya - Ae teveccühünü kazandı. Dama­ dı oldu. Servetini orada kazan­ dı.

Kayış babasının vefatından sonra zevcesi “ Ümmülhasenat „ Zeynep hanımefendi ile beraber îstanbula geldi. Muhayyel m et.

res “ Dilber Rana„ uğrunda de . ğil, bir takım fakirleri ve mıh . netzedeleri beslemek, medrese, kütüphane, yol ve hastahane vü­ cude getirmek için “ sarfiyatın • âzamisini,, kerimane ve âli cena- bane bir tarzda yaptı.

Bu muhterem zatın, — gençlk ğinde ve ihtiyarlığında — “ D il. ber Rana„ yahut diğer bir zen _ i ziba ile münasebet peyda ey - lediğini şimdiye kadar kimse işitmemiştir. Bay yazıcı, zengin ve genç bir zaniyi, Kâmil paşa

farzetmiş olsa gerektir.

Vaktiyle “ hele ol dilberi Ra - na, ne de baygın bakıyor,, diye bir şarkı okurlardı. Bay Reşidin bahsettiği “ Dilber Rana„ acaba

bu “ dilber-i Rana„ mıdır?..-Yusuf Kâmil paşa merhum gi. bi İlmiyle, servetile, lütuf ve ke. remiyle memlekete pek çok hiz. met etmiş olan âlim ve necip b?r merdi kâmile — asla alâkadar olmadığ, — bir fahişe alâkası isnadiyle ruhu incitilmemek lâ - ! zım gelir.

Bahusus tarihin malı olan bir I zata, aslı ve fash olmayan kötü bir hal isnad etmekten doğacak kötülüğün, yalnız o zata değil,' millete ve milletin tarihine taal­ luk edeceğini düşünüp de hatır ve hayale gelen her şeyi yazma . mak i ıbeder.

İbnülemin Mahmud KEMÂL

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Ço­ cukluğundan günümüze, Çukurova’da su bekçiliğinden Adana’daki kütüphane hade­ meliğine, “ Âşık KemaT’den dünya çapın­ da bir rom ana olmaya dek,

Sandalım pencerenin altın­ dan yavaş yavaş ayrılıyor., ihtiyar çukura kaçmış, kü­ çük gözleriyle daha ziyade gülümsüyor., ince dudakları gerildi .iyice

Aynı Ģekilde ergenlerin saldırganlık düzeyleri problem çözme becerileri arasında baba eğitim durumu değiĢkeni bakımından anlamlı bir iliĢki

Beaim de bir zaman sonra gideceğim yola be»de» Ö»ce gitmiş kiymet- li hocalarımı», mektep arkadaşlarımı» aziz hatıralarına, evvela talebelik so»ra da

Akademi ve daha sonraki yıllarda çeşitli yurt içi ve yurt dışı karma ve kişisel sergilerde eserlerini sundu.. 1970'de Salzburg

— Şiir dışındaki yazın tür­ lerinde yayımladıklarım, o tür­ lerin zorunlu yapı başkalıkları dışında, sanırım, şiirlerimdeki temaları, sanat, İnsan

Sonuçları Mayıs ayında Geological Society, London Special Publications’da yayımlanan bir araştırmada bi- lim insanları Antarktika’da buzul tabakasının altında

Bu gezinti­ lerden birinde, yapraklarını olduğu gibi muhafaza ederek ince bir altın sütün ha­ lini almış olduğunu gördüğüm bir kavak ağacı vardı ki,