• Sonuç bulunamadı

Enes (r.a) tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) Recep ayına girdiği zaman;

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Enes (r.a) tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) Recep ayına girdiği zaman;"

Copied!
28
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Mübarek ve fazileti anlatmakla bitmeyen üç aylar dediğimiz manevî arınma mevsimindeyiz. Bu aylarda neler yaparsak bu ayların feyzinden, bereketinden nasiplenmiş olabiliriz? Elbette ki ilk önce farz ibadetleri noksansız yerine getirmeye gayret etmeliyiz. Haramlardan kendimizi sakınmalıyız. Mümkün mertebe faziletini bildiğimiz ibadetleri de yapmaya gayret etmeliyiz.

Efendimiz aleyhissalatü vesselamın mübarek sözleriyle üç aylardan nasıl nasipleneceğimize birlikte bakalım.

Üç aylara ulaşınca ve Kadir gecesinde yapacağımız dualar:

       

Enes (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) Recep ayına girdiği zaman;

      

“Allahumme bariklena fî recebe ve şa’bana ve belliğna ramazan- Allah’ım, Recep ve Şaban’ı bize bereketli ve mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua ederdi.   (Muttakî, el-Hindî,

(2)

3815)

       

Ramazan ayında ise bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin bereketi ve feyzinden faydalanabilmemiz için yapacağımız dua Resul-i Erkemin diliyle şu şekildedir:

       

Hz. Aişe (r.anha)’dan rivayet edildiğine göre, kendisi:

      

“Yâ Resûlallah!  Kadir gecesine rastlarsam, nasıl dua edeyim, demiş.  Peygamber (s.a.v) ona şöyle buyurmuştur:

      

(3)

“Allahumme inneke afuvvun tuhibbul afve fafu anni-Allahım!  Şüphesiz, sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet, dersin.”

(İbn Mace, Dua 5, hadis no: 3850)

Abdestimize çok dikkat etmeliyiz:

Osmân b. Affân (r.a)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Kim abdest alıp da bunu güzel bir şekilde yaparsa vücudundan günahları çıkar. Hatta tırnaklarının altından bile çıkar.” (Buhârî, Rikak 8; Müslim, Taharet 33 (245))

       

(4)

Ali b. Ebi Tâlib (r.a)’tan rivayet edilmiştir:

Resulullah (s.a.v)’i:

       

- ‘Bir kimse bir günah işler de sonra güzelce bir biçimde abdest alır, sonra kalkıp iki rekat namaz kılar ve Allah’tan bağışlanma dilerse Allah o kimseyi mutlaka bağışlar’ buyururken işittim.   (Ebu Dâvud, Vitr 26 (1521); Tirmizî, Salat (406))

Tesbih namazı kılalım:

Resulullah (sav) Abbas İbnu Abdilmuttalib (ra)'e dediler ki: "Ey Abbas, ey amcacığım! Sana bir iyilik yapmayayım mı? Sana bağışta bulunmayayım mı? Sana ikram etmeyeyim mi? Sana on haslet(in hatırlatmasını) yapmayayım m?

      

(5)

Eğer sen bunu yaparsan, Allah senin bütün günahlarını önceki-sonraki, eskisi-yenisi, hataen yapılanı-kasden yapılanı, küçüğünü-büyüğünü, gizlisini-alenisini yani hepsini affeder. Bu on haslet şunlardır: Dört rek'at namaz kılarsın, her bir rek'atte Fatiha süresi ve bir süre okursun.

Birinci rek'atte kıraati tamamladın mı, ayakta olduğun halde onbeş kere "Subhanallahi

velhamdülillahi ve lailahe illallahu vallahu ekber" diyeceksin. Sonra rüku yapıp, rükuda iken aynı kelimeleri on kere söyleyeceksin. Sonra secde edip, secdede iken onları onar kere

söyleyeceksin. Sonra başını secdeden kaldıracaksın, onları onar kere söyleyeceksin. Sonra tekrar secde edip aynı şeyleri onar kere söyleyeceksin. Sonra başını kaldırır, bunları on kere daha söylersin. Böylece her bir rek'atte bunları yetmişbeş defa söylemiş olursun. Aynı şeyleri dört rek'atte yaparsın. Dilersen bu namazı her gün bir kere kıl. Her gün yapamazsan haftada birkere yap, haftada yapamazsan her ay da bir kere yap. Ayda olmazsa yılda bir kere yap. Yılda da yapamazsan hiç olsun ömründe bir kere yap." (Ebu Davud, Salat 303, (1297, 1299); Tirmizi, Salat 350, (482); İbnu Mace, İkamet 190, (1386, 1387)

Sünnet ve nafile namazlara dikkat etmeliyiz:

İnsan bazen değişik vesilelerle nafile namazları terk eder.  Hâlbuki nafile namazlar bizler için yol azığıdır. Ne surette olursa olsun nafile namazlara riayet etmeye gayret etmeliyiz.Ümmü Habîbe (r.anhâ)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

(6)

“Kim öğle namazın(ın farzın)dan önce ve sonra dört rekat namaz kılmaya devam ederse o kimse cehennem ateşinden kurtulur.”

       

Ebu Hureyre (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Akşam namazından sonra altı rekat (nafile) namaz kılan ve aralarında da kötü söz söylemeyen kimse için, bu namaz, on iki yıllık ibadet sevabına denk tutulur.” (Tirmizî, Salat (435); İbn Mâce, İkametu’s-Salat 185 (1374))

Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

(7)

      

“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir

sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar ”(Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56 Ayrıca bk Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Ebû Dâvûd, Tatavvu 12, Edeb 160)

Geceleri ihya etmeliyiz:

Ebu Ümâme (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

Gece namazına devam ediniz. Çünkü gece namazı, sizden önce (geçen ümmetlerdeki) salih kimselerin âdetidir. Gece namazı; Allah’a yakınlığı sağlar, günahlardan sakındırır, (işlenen) kötülüklere kefarettir ve hastalığı vücuttan kovar.” (Tirmizî, Deavat 102 (3549))

(8)

       

Câbir (r.a)’tan rivayet edilmiştir:

“Peygamber (s.a.v)’i:

       

- ‘Doğrusu gece içerisinde öyle bir saat vardır ki, müslüman bir kimse, dünya ve ahiret işleri hususunda Allah’tan bir hayr isterken duasını o ana denk düşürürse, Allah muhakkak o kimseye istediğini verir. Bu, her gece (böyle)dir’ buyururken işittim.” (Müslim, Salatu’l-Musafirin 166 (757)

Namaz tesbihatını unutmamalıyız:

Ebu Hüreyre (r.a)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v):

(9)

       

“Aziz ve Celil olan Allah’a her namazın arkasından otuzüç defa tekbir getirirsin, otuzüç defa Elhamdülillah dersin, otuzüç defa sübhanallah dersin ve Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir, O’nun eşi benzeri de yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. O her şeye muktedirdir, dersin. Kim bunu söylerse denizin köpüğü kadar günahı da olsa af edilir,” buyurdu. (Ebu Davud, 1504)

Sadaka vermeliyiz, cömert davranmalıyız:

Enes b. Mâlik (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Sadaka vermek; Rabbinin, (isyan edenlere karşı) gazabını dindirir ve kötü ölümü de engeller.” 

(Tirmizî, Zekat 28 (664))

(10)

       

Ebu Zerr (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“(Din) kardeşinin yüzüne gülmen, senin için bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten alıkoyman, bir sadakadır. Yabancısı bulunduğu bir yerdeki kimseye yol gösterip yardımcı olman, bir

sadakadır. Gözünden rahatsız olan bir kimseye yardımcı olman, senin için bir sadakadır.

Yollardan insanların gelip geçmesine engel olabilecek taş, kemik, diken (gibi) şeyleri gidermen senin için bir sadakadır. Kendi kabından ihtiyacı olan bir kimsenin kabına bir şeyler

boşaltıvermen yine senin için bir sadakadır.”  (Tirmizî, Birr 36 (1956))

       

Ebu Hureyre (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

(11)

“Cömert kimse; Allah’a yakın, cennete yakın, insanlara yakın, (fakat) cehenneme uzaktır. Cimri kimse; Allah’tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak, (fakat) cehenneme yakındır. Cömert cahil kimse; Yüce Allah’a, cimri alimden daha çok sevimlidir.” (Tirmizî, Birr 40 (1961))

İlim tahsiline gayret etmeli:

Hiç olmazsa sohbet meclislerinden nasiplenmeye, nasihat dinlemeye azami dikkat etmeliyiz.

       

Ebû’d-Derdâ (r.a) den rivayet edilmiştir:

-Gerçekten ben Resulullah (s.a)’i şöyle derken işittim:

(12)

      

Her kim ilim tahsil etmek amacıyla bir yola gidecek olursa Allah onu cennet yollarından bir yola sokmuş olur. Kuşkusuz ki melekler ilim yolunda olan bir kimseden hoşnutluklarından dolayı (ona) kanatlarını sererler ve göklerde ve yerde bulunanlar ile suda bulunan balıklar (tümüyle Allah’tan o) âlimin bağışlanmasını dilerler. Muhakkak ki âlimin âbide (olan) üstünlüğü, ayın on dördüncü gecesindeki dolunayın diğer yıldızlara (olan) üstünlüğü gibidir. Âlimler,

peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak dinar ve dirhem bırakmazlar, ilim bırakırlar. Kim o ilmi elde ederse çok büyük bir nasip elde etmiş olur.”  (Ebu Dâvud, İlm 1 (3641); İbn Mâce, Mukaddime 17 (223))

Emr-i bil maruf Nehyi anil münker yapmalıyız:

Huzeyfe ibnu’l-Yemânî (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, mutlak surette (insanlara) iyilikleri emredecek ve kötülüklerden alıkoyacaksınız. Böyle yapmazsanız Allah size mutlaka bir ceza gönderir. O zaman O’na dua edersiniz de duanız kabul olunmaz.” (Tirmizî, Fiten 9 (2169); Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 5/454)

(13)

Müslümanların arasını düzeltmeliyiz:

Ebu’d-Derdâ’ (r.a)’tan rivayet edilmiştir:

  

“Resulullah (s.a.v):

-‘Oruç, namaz ve sadaka vermenin kazandıracağı sevabın derecesinden daha üstünü olan bir ameli size haber vereyim mi?’ buyurdu. Sahabiler:

- ‘Evet, (bildir)’ dediler. Resulullah (s.a.v):

- ‘Müslümanların birbirleriyle aralarını düzeltmendir. Çünkü (Müslümanların) arasının bozuk olması, dini yok edip bitirir’ buyurdu.” (Ebu Dâvud, Edeb 50 (4919); Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyamet 56 (2509))

(14)

Ahlakımızı ve çocuklarımızın ahlakını düzeltmeliyiz:

       

Câbir b. Semure (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Bir kimsenin, çocuğuna, iyi terbiye vererek eğitmesi bir ölçek sadaka vermesinden daha üstündür.” (Tirmizî, Birr 33 (1952))

Ebu’d-Derdâ’ (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

(15)

      

“Kıyamet günü müminin mizanında hiçbir şey, güzel ahlaktan daha ağır değildir. Allah, çirkinlik sahibi kimse ile ahlaksız kişiyi sevmez.” (Tirmizî, Birr 62 (2002); Ebu Dâvud, Edeb (4799))

       

Âişe (r.anhâ)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

      

“Müminlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlak bakımından en güzel olanı ile ailesine iyi davrananıdır.” (Tirmizî, İman 6 (2612); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/47)

       

Ebu Ümâme (r.a)’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

(16)

      

“Ben, haklıyken bile münakaşaya girmekten kaçınan kimseye cennetin kenarından; şakayla bile olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimseye cennetin ortasından; ahlakını güzelleştiren kimseye ise cennetin en yükseğinden bir köşk (verilmesin)e kefilim.” (Ebu Dâvud, Edeb 7 (4800))

Anne babamızın rızasını gözetmeliyiz:

Anne babamız eğer hayatta ise bunu bir ganimet bilmeliyiz. Eğer vefat etmişlerse onlar için bolca istiğfar etmeli, ruhları için hayır hasenat işlemeye gayret etmeliyiz.

       

Abdullah ibn Amr (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

(17)

      

“Rabbinizin hoşnutluğu, anne ve babanızın razı edilmesindedir. Rabbinin öfkesi ise anne ve babanın gazabındadır.” (Tirmizî, Birr 3 (1899))

       

Câbir (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

      

“Her kimde şu üç özellik bulunursa, Allah o kimseye olan himayesini artırır ve onu cennetine koyar:

        1. Güçsüz kimselere yumuşak davranmak,

        2. Anne-babaya şefkat göstermek,

(18)

        3. İdaresi altında bulunan kimselere iyi muamele etmek.” (Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyamet 48 (2494))

Hastaları ziyaret etmeliyiz:

       

Ebu Hureyre (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Bir kimse bir hastayı ziyaret eder ya da bir (din) karde¬şini Allah rızası için ziyaret ederse münadi (bir me¬lek): ‘Ne iyi ettin. Attığın adımlar hayırlı olsun. Cennetteki yerin güzel olsun’

diye seslenir.” (Tirmizî, Birr 64 (2008); İbn Mâce, Cenaiz 2 (1443))

(19)

Kur’an-ı Kerim okumalıyız:

       

Muâz el-Cühenî (r.a.) yolundan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Kur’an’ı okuyan ve onun hükümleriyle amel eden kimsenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, -güneşi evlerinizin içinde farz etseniz- dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir.” (Ebu Dâvud, Vitr 14 (1453); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/440)

Ali b. Ebi Tâlib (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

(20)

      

“Kim Kur’an’ı okuyup ezberler, helal kıldıklarını helal sayar, haram kıldıklarını haram kabul ederse Allah o kimseyi cennete koyar ve ailesinden cehenneme girmesi vacip olan on kişiye şefaatçi kılar.” (Tirmizî, Fezailu’l-Kur’an 13 (2905))

       

Ebu’d-Derdâ’ (r.a)’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

      

“Allah Kur’an’ı üç bölüme ayırmıştır. “İhlâs Suresi”, Kur’an’ın (bu) bölümlerinden bir bölümdür.”

(Müslim, Salatu’l-Musafirin 260 (811))

       

(21)

      

“Gece uyanamayacağından korkanlarınız, gecenin evvelinde vitir namazını kılsın, sonra

uyusun. Gece sonunda uyanacağını umanla¬rınız vitir namazını gecenin sonunda kılsın. Çünkü gece sonundaki Kuran okumada melekler hazır olur. Gece sonunda Kuran okumak daha

faziletlidir.”  (İbn Mace, 1187)

Zamanın afetlerine dikkat etmeliyiz:

       

Ebu Sa’lebe (r.a.) ‘den rivayet edilmiştir:

Rasûlullah (s.a.v);

(22)

       

- ‘Birbirinize iyiliği emredin, kötülükten sakındırın. Ancak cimriliğe boyun eğildiğini gördüğünde, insanların arzu ve hevesleri peşinde gittiklerini gördüğünde, dünyanın dine tercih edilip herkesin kendi görüşünü beğendiği dönemlerde sadece kendi kendinin çaresine bak ve avamı bırak.

Çünkü ondan sonra öyle günler gelecek ki, o günlerde, dinin emirlerine uyma hususunda gösterilecek sabır, ateş parçasını elde tutmak gibi zor olacaktır. O günlerde, Müslüman olarak yaşamaya çalışanlara bugünkü sizin elli kişinin amelini isteyen kimselerin sevabı kadar sevap yazılacaktır’ buyurdu.” (Buhârî, Halku Ef’ali’l-İbâd, (224); Ebu Dâvud, Melahim 17 (4341);

Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’an 6 (3058); İbn Mâce, Fiten 21 (4014))

       

Ebu Ümâme (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“En beğendiğim dostum; malı ve insanlara yükü az olan, namazında devamlı olan, Rabbine olan kulluğunu en güzel bir şekilde yapan, gizli durumda da Allah’a itaat eden, (durumu bilinmediği için) insanlar arasında şöhrete ulaşmayıp parmakla gösterilmeyen, yaşayacak kadar rızkı olup bu rızkına sabreden mümin kimsedir.”  (Tirmizî, Zühd 35 (2347); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/252; Zühd, s. 11)

(23)

       

Ka’b b. Mâlik el-Ensârî (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Bir koyun sürüsü üzerine salıverilen iki aç kurdun, o sürüye verdiği zarar; kişinin, mal ve makam hırsının dine verdiği zarardan daha fazla değildir.” (Tirmizî, Zühd 43 (2376); Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 3/556)

Dilimizi malayaniden korumalıyız:

       

Abdullah ibn Ömer (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

(24)

       

“Allah’ı anmaksızın sözü çoğaltma. Çünkü Allah’ı anmaksızın sözü çoğaltmak, kalplerin katılaşmasına sebep olur. İnsanların Allah’tan en uzak olanı, katı kalpli kimselerdir.” (Tirmizî, Zühd 61 (2411))

       

Câbir (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

“Kıyamet günü konum itibariyle bana en sevimsiz ve benden en uzak olacak olanınız, dengesiz biçimde saçmalayanlar ile boşboğazlıkta insanları rahatsız edenlerdir.” (Tirmizî, Birr 71 (2018)

(25)

Mümin kardeşlerimize dua etmeliyiz:

       

Ebü'd-Derdâ (r.a)'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber (s.a.v):

       

"Müslüman kişinin din kardeşine gıyabında duası müstecabdır. Onun başında görevli bir melek vardır. Din kardeşi için hayr duasında bulundukça, ona görevli olan melek: Âmin!  Senin için de bir misli var, der." buyururdu. (Müslim, Zikr 88 (2733)

İyilikleri çoğaltmalıyız:

       

(26)

Ebu Hureyre (r.a)’tan rivayet edilmiştir:  Resulullah (s.a.v):

       

- ‘Her ölen kimse ancak pişmanlık duyacaktır’ buyurdu. Sahabiler:

       

- ‘Ey Allah’ın Resulü!  Ölen kimse, neden pişmanlık duyacaktır?’ dediler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v):

       

- ‘İyilik eden kimse iyiliğini artırmamış olduğuna ve kötülük eden kimse de kötülüğünden vazgeçmemiş olduğuna pişman olacaktır’ buyurdu.” (Tirmizî, Zühd 58 (2403))

İstiğfara devam etmeliyiz:

(27)

       

Ebu Musa el-Eş’arî (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

“Doğrusu Allah, gündüzün günah işleyenin tevbesini kabul etmek için geceleyin rahmet kapısını açar. Geceleyin günah işleyenin tevbesini kabul etmek için de gündüzün rahmet kapısını açar.

Bu durum, ta güneş battığı yerden doğuncaya kadar devam eder.” (Müslim, Tevbe 31 (2759);

Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, (11180))

       

Abdullah ibn Mes’ud (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

       

(28)

başka ilah olmayan Hayy ve Kayyûm olan Allah’tan beni bağışlamasını dilerim ve O’na tevbe ederim” derse, savaştan kaçmış bile olsa, günahları bağışlanır.”

Hicret etmeliyiz:

        Abdullah ibn Amr (r.a.)’tan rivayet edilmiştir:

“Bir adam, Resulullah (s.a.v)’e:

        - ‘Ey Allah’ın Resulü!  Hangi hicret daha faziletlidir?’ buyurdu. Resulullah (s.a.v)

        - ‘Allah’ın yasakladığı şey(ler)i terk etmendir’ buyurdu.”  (Nesâî, Biat 12; Ahmed b.

Hanbel, Müsned, 2/257

Referanslar

Benzer Belgeler

fiyatlı emirlerin, kotasyonun alış tarafının fiyatına eşit fiyatlı olanları ile kotasyonun alış tarafının fiyatından daha yüksek fiyatlı olanlarının işlem

Okul birincileri, genel kontenjan (öncelikle) ve okul birincisi kontenjanı göz önünde tutularak merkezî yerleştirme ile yerleştirme puanlarının yeterli olduğu en üst

[r]

gecelerin sabahı olmayacakmış gibi gelir. Oysa insan için geçmeyecek hiçbir şey yoktur. İnsan için her şey bir nihayet noktasına sahiptir. Göz, belli bir mesafeyi

21. Bilim, evreni anlamak için bilgi elde etme etkinliğidir. Bilim ile evreni, toplumu, insanı kısaca bizimle ilgili veya ilgili olmayan her şeyi anlamaya ve bilmeye

Bu testte Tarih (1-5), Coğrafya (6-10), Felsefe Grubu (11-15) ve Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi (16-20), Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini yasal olarak almak zorunda olmayan

Geometrik olarak; karakteristik vektör bir lineer dönü¸süm alt¬nda do¼ grultusu de¼ gi¸smeyen vektör demektir.. Teorem 35: n boyutlu bir reel vektör uzay¬V ve A

Bu itibarla, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığından, 1952 inşaat mevsimi için kalın maktalı yuvarlak demir ithalini serbest bırakmak ve 8 m/m lik demiri de tahsisden ser- best