Kompozisyon Kemal İncesu
B İ R R E S İ M S E R G İ S İ Yazan : S a m i m O k t a y
Beyoğlu'ndaki Fransız Konsolosluk binasının kütüphane kısmı resim sergilerine tahsis edildiği tarihtenberi, bir çok zevkli sergiler gördük. Be- reket, artık bir an'ane haline geldi.
Yine son günlerde ayni yerde, genç ressam- lardan onbirinin ıştirâkile yeni bir sergi açılmış bulunuyor. Bu gençler bir kaç sene önce, daha kalabalık bir grup teşkil ediyorlar ve yenilerin is- mini taşıyorlardı. Şimdi bir isim almaktan çekini- yorlar, böyle iddialı bir isim altında toplanmala- rına hacet yok. Resimleri Türkiye için, belki de dünya için yepyenidir. Resim sergisine rehber ol- mak üzere bastırdıkları broşürde isimlerini şu şe- kilde sıralamışlar :
Azra İnal Nasip İyem Şükriye Dikmen Â. Arad
Dimitro Monovudis Ferruh Başağa
Fethi Karakaş Kemal İncesu Nuri İyem
Pindaros Platonidis
Aralarında Avni istisna edilirse, diğerleri; Türk Güzel San'atlar Akademisinden Profesör Levi'nin ve diğer hocaların talebeleridir. Pindaros ve Di- mitro iki istidatlı amatördür. Fethi, Nuri, Ferruh, Kemal, Arad, hemen nazarı dikkati celbediyorlar.
Avni Paris'ten bir iki kartonla iştirak etmiş.
Onlar mektepten çıktıktan sonra, Levi'den, ve
cemiyetten aldıkları bir empülziyonla realist tarza
yönelmiş görünüyorlardı. Bir çok sergilerde, is-
tanbul şehir hayatından parçaları zevkle seyir
ettik. Onlar, koyu, değişik, olgun renklerle ma-
hallî bir tempo elde etmişlerdi. Fethi, bir İstanbul
resim tarzı yaratmak üzere idi, Leviden aldıkları
materiyeli çok iyi kullandılar ve yeni Türk res-
minin ufkunda geniş bir çizgi çizen resimler teş-
hir ettiler.
A. ARAD Balıkçı Nuri İYEM Davul Zurna
Bir evvelki nesil, Fransa'dan veya Almanya'- dan, bize birtakım modern san'at hareketlerini naklettiler, ya onlar olgunlaşamamış çağlarında, bu nakli iyi yapamadılar, ya da kifayetsizdiler, bi- razda laubali hareket ettiler, modern san'atı ce- miyetimize iyi tanıtamadılar, muaj'yen bir tarafı- nı getirdiler. Müstakillerin ve D grubunun silik ve açık bıraktıkları yeni san'at ihtiyacını, yeni ne- sil tamamlıyor.
Her san atkârda olduğu gibi, onlarda teker teker değiştiler, spontan denemelerle ilerlediler, realist devreleriyle hali hazır arasında, mühim bir teknik fark göze çarpmaktadır, realist davranış, bir apstraksiyonculuğa daha tahavvül etmekle kalmadı, onlarda mühim teknik bir inkılâp oldu.
Paris'te delice ceryanlara saptığı söylenen Av- ninin, resimlerini görünce rivayetler ağızdan ağı- za ne kadar değişiyor diye şaştım, portresi, çok âsil renklerle ve sarının armonileriyle yapılmış, insana; ortaçağ arzuları aşılıyor, onun bu bir kaç resmine bakıp hakkında hüküm yazmak güç, ama Paris'ten döndüğü zaman, herhalde topluluğumu- za, yeni bir çağın san'atmı taşıyacağından eminim.
Fethi, İstanbul Peyzajını tamamlamak üzere renkleri daha sadeliğe lokalize' olmağa başlamış, onda; tasnif edilmiş bir zekâ var, ölçülerini yerin- de ve emin kullanıyor, gülle atan atlet gibi, muay- yen mesafeyi her resimde kat'ediyor. Bu zahmet- siz yapılmış gibi görünen resimler, kim bilir ne ka- dar etüd mahsulüdür. Buna eskiden sehli mümte- ni denirdi, yeni türkçede ne denir bilmem.
Zahmetlerini ortaya yayan, ve onu seyirciye göstermekten zevk duyan, Nuri, göz önüne muaz- zam armoni sermiş, beşinci senfoni isimli portre, tam olgun bir portre, renk dekupajları gayet gü-
zel aranje edilmiş. Davul Zurna, keza gölge, ışık ve hacim gibi iptidaî bilgileri, bilinen usullerle de- ğilae, kendine mahsus bir arama ile hal'edilmiş, giyinmeğe ait bir motif ve eşyanın özünde mevcut ve desenliğini aşıp, ukalaca bir banelliğe düşmez, bir desen, tabloda bir espri kaynağıdır, motifliğini Peysojları hakkında ne söylenebilir... Kısaca, Nu- ri, hissî değil, entellektüel resme kaymaktadır.
Ferruh Başağa, hâkim bir ton içinde, şekille-
Avni AKBAŞ Portre