Gençlere « Eııergie » dersleri Almanyaıım vaziyyeti hazırası Lehistanm
Ağlayan kayalar [Ş i'ir ] İstikbalde Din
Sevmek cihanın canı [ kıt‘a ] Shakespeare in Macbeth inin tahlili Peristera [ Şi‘ir ]
Dünden bu güne Kartal
Le dormeur du val Ş a ir ve Hayat,
Güzellik musabekaları ve Ceın'iyyeti Akvam
Tedrisat hakkında ^
İıııraıı ve iskân Amelî Ruhiyyat G Amelî
Dr. G. Le Boıı Dr. Kaya J. M. Guyau
Dr. Abdullah Djevdet AB. DJ.
Salih Zeki F. Kutlu Suzî
Artheur Rimbaud H. Cahid
Le Mois G. Le Boıı
Orhaniye Matbaası
İçtihada gönderilen kitablar : Kiralık konforlu meskenler
1880 La Patrie Belge 1930
Belge lerin millî istiklâllerini feth etme - lerinin yüzüncü yıl dönümü münasebetile neşr olunan bu mühim kitab bizim için çok ders - leri ihtiva ediyor büyük kıt‘ada 543 sahifeyi ve 300 kadar resm ve lavhayi havidir . Gele - cek nüshamızda bu kitabdan hulasaten bahs ve arkadaşımız Professeur Ömer B u y s un bu kitabda, Belçika da sanayi4 ve meslek tedrisa
tının inkişafına tahsis etdiği mekaleyi icmal edeceğiz .
BRUXELLES de Edition illustrées du«Soir»
da basılmışdır. fi : 60 francs
Yakut Kayalar
Şükûfe Nihal H E. nin taze bir hikâyesidir.
Canhıraş bir faci'ayı anlatıyor.
Othello
Shakespeare ın şah eserlerinden. Dr. Re’fet B E. nin tercümesidir. Nefis resimlerle müzeyyen.
Nebatat dersleri
Yine Dr. Re’fet B E. nin dir . Her ikisi de Mf V. tarafından basılmışdır.
Posta kutnsu : T. Ş. B. E.~ye :
Milliyyet de [ 9 Haziran 1931 ] Karlı Dağdan Ses in münekkidi
Aramaya bulmamaya alışdım
misra*indeki « bulmamaya » yi « bulmağa » okumuş ve öyle kayd etmiş olduğu gibi
Dinledi vecd ile yalçın kayalar, ‘ ummaniar, Bir sana etmedi te’sir nevayı ‘udum.
Yağmurum munkalib oldu aci göz yaşlarına:
ölü bir ufk üzerinde dolaşan bir bulutum.
kıt‘asımn ikinci misra'mdan « bir » kelime ve hecasını düşürerek sakat etdikden ve sakat kayd etdikden sonra bu fasid delillerle şa‘irinin aheng hissinden mahrum olduğuna hükm etmiş dir . Bu Allahça bir işdirl Ömer khayyam böyle bir munakkide
ijt. ^ y fjy z~ L u
. ı j t. y *»j
c
/"‘> V »jVdemişdir . Biz, her kes için her nevi4 selâmet temmenni ederiz.
İctih ad E v in in 4 in ci ve ikinci k a t
la rd a iki d a ’iresi k iralık d ır . 4 Odalı olan d a ’iren in k irası şe h ri 2 8 , 5 oda bir salo n ve bir banyosu o lan d a’ire- ııinki şeh ri 6 0 l i r a d ı r . H er iki d a’ire de deı-kos, e le k trik , h a v a gazı v a rd ır.
H er gü n ve h e r s a 'a t gezile b i l i r . T e le f o n : İstanbul 8 6 5
Rafale de Parfums
S O N N E T S PAR A B . DJEVDET
Edition de luxe, pages 131, P r i x : lOO piastres
GLİSERO FOSFATLI ŞARK
HALT HULÂSASI
Eczacı Ekrem Beyin nezareti altında sureti hususiyede i‘mal edilmekdedir.
Deposu Ekrem Necip Ecza Deposu Telefon : Istanbul : 78
İSTANBUL
ÇİNKOGRAFHANESİ
Ankara caddesinde İlhami matbbaası üstünde, her nevi' çinkograf işleri dikkat ve sür‘atle
ve ehven fiatla yapılır
Dr. U B E Y D R E F İ K
Tıp Fakültesi dahiliye kılinıği şefi
Kadıköy altı yol ağzı Söğütlü çeşme cad -
desi No. 278 . Her gün 2 — 6 Hastalarını
kabul eder . T. K. 412
ABO N N EM EN T
Pays étrangers
Pour un an : 2 Dolars
—
Edition spéciale : 3 Dolars A D R E S S E
«Idjtihad» Constantinople Téléph : St. 865 xxvième ANNÉE
15 Juin 1931
İ C T İ H A D
Türkçe ve Fransızca İLMİ, EDEBÎ, İKTİSADÎ
No : 323
a b o n n e m a n
Seneliği ( 24 Nüsha ) Türkiye için: 2 1 ,2 , Âlâ kâğıdlısı
5 liradır A D R E S
Cığaloglunda içti had Evi
Tarihi T e ’sisi :
1904 — Genève Yirmi altıncı sene
15 Haziran 1931
TE R B İY E
G E N Ç L E R E « EN E R G İ E » D E R S İ I
Agâh - Sabri kütübhanesi çok faydalı kitablar basdı G asson dan Mubahat beye tercüme etdirdiği kitablar çok kıymetlidir. M u vaffak ıyyet ve H a y a tın zevki
adlı küçük kitab gençlerimizin cebleriııde ve kafalarında bulumalıdır: Numune olarak 3 bahsim sıra ile « İctihad » a geçireceğim .
İstikbalinize in an ın ız, A rk a d a şla rın ız a inanınız .
SEKİZİNCİ T İP
Bu tip ; İnsanların, hayatın yarısından zi - yadesini bel* eden müşkilât ve zararlar karşı
sında alması lâzım gelen vaz‘iyyeti gösterir.
Düşünürseniz görürsünüz ki hayatımız, tehlike
lerin, mtişkilâtın ve muvaffakiyyetsîzliklerin enva'ile dolu bir denizle muhat bir adadır . Dünyada tam ve kâmil hiç bir şey yokdur . Her vakit yüzde ondan altmışa kadar muvaffa- kiyyetsizliği hisaba katmalısınız. Fakat bu hal mücadeleden kaçınız demek değildir.
Ba‘zı kimseler bir kaç darbe yeyince mü - cadele sahasını terk ederler. Hayatın büyük ve şifa bahş dalgaları önlerinde koşuşurken on
lar bir köşede gizlenirler .
insanların çoğu bu kabil hatalarını ömür - lerinin mütebaki senelerinde ta'mir ve telâfiye çalışırlar. Halbuki dünyada çok def'a mağlu - biyyet en tabi‘ î bir neticedir . Zafer nâdirdir .
KaMdeten her zafer uzun bir mağlubiyyet zin
cirinin intihasıdır, ben iddi‘a ederimki Britania Devleti, bu mu‘azzam impratorluk , hakikatde bizim ehemmivyet !atf etmediğimiz mağlubiy-
yetlerle vücude gelmişdir. Hiç olmazsa , şurası muhakkak ki Ingiltere, bir kısım tarih kitabla- nnın bizi inandırmağa çalışdıkları gibi bir sıra parlak zaferlerle kurulmuş değildir.
Esasen başka milletlerin bir diirlü anlaya - madıkları sır, Ingiliz seciyyeside budur. B aş
kaları oyunda, ticaretde, ihtira‘at ve keşfiyyat- da hattâ harbde dahi Inğiltereye fa’ikdirler.
fakat her şey’e rağmen yolunu şaşırmadan , hattı hareketini değişdirmedeıı yürüyen, hede
fine yürüyen yalınız İngilizlerdir . Inğilizlerin sistemini bilhassa Amerikalılar hiç ihata ede - iniyorlar. Amerikalılar Şartred kompani gibi bir ticarethanenin temam otuz beş sene bir ku
ruş bile kâr vermediği halde yaşaya bilmesini hayretle görürler .
Amerikada olsaydı bu ticarethane çokdan tasfiye edilmiş olurdu. Halbuki Inğilizler mağ- lubiyyetde bile başka zevk, başka haz bulurlar.
B a şk a m ille tle r, b ir fudbolcu topu
k a l‘a y a sevk ed erse a lk ış la rla r. F a k a t
İnffilizler ealısub da m uvaffak o la m a -
İ Ç T İ H A D y an «football»cuyu d a a lk ış la rla r. Ona sank i m u v affak o lm u ş gibi « Y a ş a » diye h a y k ır ır la r.
İnğilizlerin başka milletlere nisbetle fazla - sile malik oldukları faziletlerden b iri, miişkil - ler ve mağlubiyyetler karşısında gösterdikleri tahammüldür. Derlerki inğilizler ba‘ zı hususat- da geridirler. Musikiden az anlarlar . Sanayi‘i nefise ve mi‘maride ‘acemidirler . Suhbetleri tatsız, hitabetleri kuvvetsizdir . fakat bütün bunlara rağmen onlarde » Tahammül » çok kuv
vetlidir. B u n la r bir yerd en bir y e re a tı
lır la rs a k ırılm a z la r. K öseleden yapıl
m ış gib id irler.
Andre Carnegienin hayatı bu iddi‘amın en beliğ bir şahididir.Carnegie Amerikada bir çok ma'adin ve demir fabrikaları ortasında kendi müessisesini kurduğu vakit herkes onu deli zan etmişdi.
Fakat Carnegie önüne çıkan bütün müşküllere bütün tehlikelere gülerek gögüs verdi, başkaları ona rekabet sahasından çekilmeği teklif eder - lerken o yeni fabrikalar açdı. Nihayet bir zeman geldi ki rakibleri mağlub oldular. Fabrikalarını ona satmağa, işlerini ona terk etmeğe mecbur kaldılar. Muvaffakıyyetlerinin sırrı onun millî seciyyesindeki « İktiham » dır.
Her iş adamının, her Devlet adamının ken - dişini ( Bed bini) den vikaye etmesi doğrudur.
Hattâ hadisat ve erkam size muhalefet etse yine nikbin olmak lâzımdır. Ba‘zı kimseler mağ
mum bir yıldız altında doğmuş gibi (bed biııi)ye musabdırlar. Fakat bu hastalığı tedavi etmek - bir çoklarının zannı hilâfına olarak - iradenin ma‘nevî a'sabını inkişaf etdirerek ( Tereddüd) ü ( 1‘timad ) a kalb eylemek mümkiııdir .
Ba‘zı hakikî khtisran ve inkisarlar vardır ki bunların ‘ ilâei ( Zeman ) dır. Bunlardan bir kıs
mının kıymeti ömrümüzün bir sa‘atine bile mu
adil değildir. Bunlara ahvali hava’iyyeye ve - rilen kıymetden büyük bir kıymet ‘atf etmek doğru değildir. Mes’ele istikbale iimid ile baka bilmekdedir. Her dimağda bir san‘atkâr yaşar.
Bunun ismine « Hayal » derler. Bunun yapacağı 5476
resimlerin muvaffakıyyet ve zevklerimiz iize - rinde kat‘i te’sirleri vardır.
O san‘atkâr size fena tablolar resm ederse, derhal onun atelyesini kapamalısınız. Demek ki o sizin düşmanmızdır. Fakat Eğer o size zafer ve terakki levhaları tersim ederse dostunuzdur.
O size henüz erişilmemiş zafer şahikaları, mu- vaffakıyyet sahaları göstermeli o size ticaret
hanenizin on sene sonra alacağı şeklin resmini yapmalıdır. Her insanın içinde bir ümid, da’ima eyi günler geleceğini va‘d eden bir his var - dır . Bu his yalan değildir . O bizi rii’yalarla ihata eder . Ve bu rü’yalar tahakkuk edehilir . Bizim bütün ruhî ve fikrî teşekkülatımızın en
‘amelî ve en faydalı ‘uzvu bu his ve bu ümid - dir. Fakat biri çıkarda ben ümid istemiyorum , K at‘iyyet, emniyyet istiyorum derse ona v eri
lecek cevab yokdur. Ya ümid vardır . Ya hiç bir şey. Tehlikesiz bir hayat susuz denize ben
zer. Hiç kimse hiç bir şeyden yüzde yüz emin olamaz. Ekseriya girişdiğimiz işlere onları nasıl bitireceğimizi bilmeden başladığımız bir haki
kat değilmidir ? Ağzımıza aldığımız lokmalar boğaz deliğimizden daha büyükdıir. Böyle iken biz onu yine yutuyoruz.
Tereddüde, kararsızlığa düşmeğe başlayaca
ğınızı his eder etmez hücum borusunu çaldın - nız! Ben müşkilâta karşı sırf hücuma kalkmak, ta'arruza geçmek suretile muvaffak olmuş pek çok kişi tanırım. Kavğada tokadı ilk atan hisa- bına yüzde elli kavğayi kazanmışdır! her vaz-
‘iyyet karşısında kat‘i hisablar, ve cebir mu
adelelerde yürünmez?
Colombe, tarihin tanıdığı en meşhur deniz yolcıbğıııa çıkdığı gün, bildiklerinin hepsi (Gar- be doğru dümen tutacağından ) ‘ibaret idi . Elinde ne bir harita vardı, ne bir yol biliyordu.
Bütün bilgisi dünyanın ( Yuvarlak ) olduğundan
‘ibaretdi.Colombeı vazifesini ta‘arruz veteham- ıtıül sayesinde yapdı. Başka yol yokdur , bir insan evvelâ kendine sonra da başladığı işe inanmalıdır. Hepimizin düsturu şu olmalıdır :
« Ben muktedirim » insan yalınız kendine gü -
venmeli. arkasını kendine daynmalıdır. Sonrada
İ Ç T İ H A D 5477
arkadaşlarına, adamlarına i‘timad etmelidir ve adamlarının, arkadaşlarının her zem an eyi t a raflarını görmelidir. san‘atma inanmalı , kud - retinden şübhe etmemelidir. Herkes her buh -
randan muzaffer çıkacağına, atînin parlak ve istikbalin maziye ııisbetle daha aydınlık ve daha büyük olacağına iman etmelidir . Ederse muvaffak olur.
Dünyanın başlıca Devletlerinin vaz‘iyyeti hazıraları
I I I
A CM AN Y AN İN V A Z‘ İ Y Y E T İ Almanya harbden sonra pek çetin bir devr
geçirdi. Bir çok vatandaşları mahv etmiş olan bir malî iflâsa katlanmaya mecbur oldu- Sana
yi* şeflerinin ve politika adamlarının teşkil kabiliyyeti sayesinde sür‘atle belini doğrultdu ve iktisad nokta’i nazarından Avrupanın birinci Devleti olacak gürüniyor.
Alman bahriyyesi, ordu ve tayyaresi hay
ret edilmeye şayan bir suretde inkişaf etdi ve ticarî nokta’i nazardan Almanya, cihan piyasa
larında eski rakibi fnğiltereyi geride brak - mişdır .
Bir İktisadî fa’ikiyyet mefkuresi Almanyaya büyük bir siııa‘î ittisa* verdi. Darussana'aları, bütün kavmlere vaktile Muttelıide’i Amerika - dan satın aldıkları zira‘ i ve demir yollar lava- zimini vermekdedir. Mektebde ve kışlada ka - zanılmış « discipline » haslatları sayesinde Al
man işçinin « rendement » i Fransız işcininkiıı- den bir sülüs fazladır. Bu keyfiyyetin netice
sidir ki Almanyada ınaliyyet fiyatları diğer memleketlerin ınaliyyet « ‘atlarından aşağıdır ; bu ise i‘tiraz götürmez bir ticarî fa’ikiyyet teş
kil eder .
Belini doğrultınasile , bu a‘lâ vaz'iyyet Almanyaya yeni bir şevket ve ‘azemet te’ınin ederdi. Fakat muhtelif fırkalara mensub müf
ritlerin te’siri altında intikam almak ve uıu‘a- hedenamelerin tekrar gözden geçirilmesi , ta‘- dil, tashih edilmesi fikirlerine kapılmakdadır ve garb medeniyyetlerine, hiç şiiblıe yok niha
yet verecek yeni bir harb ile Avrupayi tehdid etmekdedir. Asıl ıııes’ele, kendisine kabul e t- dirilmiş ağır cizyeden kurtulmak isteyen Al - manya ile, büyümek arzu eden îtalyanın ve
dinini [ ya‘ni bolşevikliği ] neşr etmek ümidin- be bulunan Rusya nın yeni bir harbe girişmek için birleşüb birleşmeyeceklerini bilmekdir.
Avrupanın huzur ve musalemeti için ınes-
‘ud bir keyfiyyetdir ki Almanya heııuz tesli - hatmi tecdid edememişdir ve Rusya, hududları haricinde musellah bir mücadeleye girişmek kabiliyyetinde değildir.
Almanya, İtalya, Rusya arasında nazariy - yen uıümkin olan ittifak bu gün kolayca hay- yizi fi‘Ie çıkacak kabiliyyetde değildir. Şübhe- siz bir kaç sene sonra bu ittifak olacakdır;
fakat o zeman, muhtemeldir ki Almanlar , as
kerî mubarezelerde, galib mağlub her iki taraf temamen mahv oldukları halde İktisadî muba- rezeleriıı, galibleri zenğin edebileceğini anlamış bulunacaklardır.
I, EH İ S T A NIN V AZ‘ İ Y Y E T İ Lehistan bu gün Avrupa hayatının karanlık bir cihetini teşkil ediyor. Bu büyük memleket, rakib fırkalara muııkasim memleketlerin ne olduklarını en eyi gösteren memleketlerden biridir. Vaktile komşuları tarafından paylaşıl
mış ve dünya tarihi siyasisinden silinmiş iken Harb ile hayata i‘ade olundu, fakat elde etdiği maddî vahdet kendisine ma‘ııevî birlik vermedi. Ancak bir D ie ta te u ı* idaresile bir hayat, her gün Almanya ve Rusya tarafından tehdid olunan bir hayat idame etmekdedir. Bir ecııebî gazetesi Lehistanııı hayatının muhat ol
duğu tehlikeleri atideki satırlarla da göste - riyordu :
« Şarkî Prussia, Lehistaııda bir girinti [En-
clave] oldu. 100 de 97 si Alman olan Dantzig
5478 I Ç T I H AD şehri, Lehistaııa mura‘ateıı , Reich dan [ ya‘ni
Almanya impratorluğundan ] kesilub alındı . Alman şark hududları sekenesi hınterlandlarını ga?ib etdiler ve İktisadî inkiraz halinde bulu- niyorlar ... Şimdilik, Alamanyada hüküm süren Lehe ‘aleyhdar haleti zihniyye pek mü’ellim- dir. Bunu saklamamalıdır : Alman - Leh ınüna- sebatı Avrupa politikasının en muzlim nok - tasıdır. » [*]
Bolşevik ordularının istilâlarına karşı , Romania ile beraber bir sed teşkil etmeye da‘vet edilseydi Leljistanın siyasî rohı ‘azim
ola bilirdi.
D r G. L E KON
Ş İ ‘ İR
A y lay an k a y a la r ...
Bir sıra kayalardı bunlar sahil boyunda, Marmaranm bu ıssız, bu yemyeşil koyunda
Taş olmuş insanlardı sanki hepsi giinahdan . Kimi maymun suratlı, kimi kanbur, kesik baş ı Kimisi ebülhevil, kimi cüce, ezik baş
Bir tokat yemişlerdi bunlar mutlak Allahdan.
*
[*] Le M o İ S mecmu’ası 10 mayıs 1931 de intişar eden sayısının 54 üncü sahifesinde L e G o t ll O İ l *
de D antziy sernamesile şu satırları yazîyor : Alman istihkak da’vasmın ruhu ne bir ‘irkî ınes’e - ledir, ne transit mes’elesidir , ne bir ticari mes’eledir, ne muhacir kabul ve ya şevki mes’elesidir. Hayır, Haki
kat daha ziyade sadedir fakat daha ziyade vahimdir . Hakikat şudur ki « Koridor » alman haritası üzerinde bir leke teşkil ediyor ; millî eraziyi ikiye bölüyor, köyünün mektebinde beş yaşında bir çocuk bunu anlaya bilir.
Nihayeti emirde her mes’ele bir R u ’ y e t I llC S ’ e l s i ( question visuelle J dir . Bir harita üzerinde reng mea’elesi. Haysiyyet mes’elesinln, kelimenin tazammun etdiği bütün tehlikelerde, haysiyyet mes’elesinın işte bir enmuzeci.
Bu satırlar Ustadin nazarını te’yid ve büyük Harbi mute'akib yapılan yeni Avrupa haritasının ne kadar sakat ve basiretsiz bir iş olduğnu bir daha tasdik ediyor.
AB. D J.
Dag çökmüş ‘azametle kayaların sırtına , Dalgalar tokatlamış, kırbaçlamış fırtına, Bin bir yara almışlar hülâsa Tabi‘atdan.
Tabi‘at kanunları dinlemez insan, kaya Bunları günahları yuvarlamış gayyaya Bizim henüz geçmekde olduğumuz sıratdan .
İL
Allah bir sahne kurmuş ucu yok, bucağı yok İnsanlar o canbazki duru yok durağı yok, Perende atıyorlar bir manğırın yolunda.
En parlak hünerleri kurban kesib kan içmek, En yüksek emelleri sahnede başa geçmek , Kuvvet hakkın sağında .. iman küfrün solunda.
İL
Oynatıyor eşyayi seyr ediyor zevk işin Perdenin arkaBiııa gizlenmiş Allah niçin ? Bir lahza göstermiyor Bizlere kendisini ?
Bin bir kitab okudum, girdim bin bir ma‘bede , İnsanı köprü yapdıra ezellerden ebede,
Bulmadım bir noktada dehriıı efendisini !
İL
Nihayet öğrendim ki ağlayan kayalardan , Çağlayan şelâleden, inildeyen dağlardan , Kâ’inat başdaıı başa Rabbin efendisiymiş ! Sahnanyi kuran da o , ipde oynayanda o ••
Dalğalarada çırpmam gözlerde yanan da o , Eşyanın arkasında gizlenen kendisiymiş !
*
Ağlayan kayaların mezmurudur bu şi'irim , Biri çırpınan ruhum .. biri inleyen kalbim , Ben denize, dağlara aşinayim ezelden ! Ne varsa marmaranııı bu dilber sahilinde , Hep birer hatıradır.. dizlerinin dibinde , Allah ! diye secdeye kapandığım güzelden .
Dr. KAYA
I ç T î H A D 5 4 7 9 İstikbalin dlıı yokluğu [1]
L’Irreligion de l’avenir
YAZAN : İ. M. O U Y A U
Tabi'atle rekabete girişecek kadar kuvvetli remy { Projection ] vâsıtalarına malik olsay
dık, bir top güllesile , ikinci bir data daha hareket vermeye muhtaç olmaksızın Arza ebe
dî bir peyk yapa bilirdik. Tabi'atdâ elde edil
miş bir netice lâ yezaldir. da'imidir. Elde edil
miş bir terakki, şe’nî ise ve geçici değilse ve fazla olarak tam bir süretde kendi kendisi için şuurlu ise, geriye dönmeyi gayri mümkin
kılar .
On sekizinci asırda dinlere karşı hücum ez cümle A p rio ri principler tarafdarı ve bir i tikadın saçmalığı is-
bat olunur olunmaz, bu ¡‘tikadın işi biti
rilmiş olacağına ka
ni' filosoflar tarafın
dan tevcih olundu . Zemammızda bu hü
cum ez cümle , ma veka' [ Le fait ] için
kat’i bir hürmetleri olan ve bunu kanun mertebe
sine çıkaran, mutebehhir hayatlarını her şekilde ma'nasızlık [ Absurdité ] ortasında geçiren ve - kendileri için , gayri aklî [ L’irrationnel ] i‘ti- kadların bir mahkûmiyyet olacak yerde ba'zan bir imtidad şartı olan mü'errihler tarafından icra olunmakdadır.
Dinleri takdir etmek için , on sekizinci ve on dokuzuncu asırlarda alınmış olan iki nok- ta’i nazar bundan hasıldır. On sekizinci ‘asır dinlerden teneffür eder ve onları tahrib etmek ister, on dukuzuncu ‘asır dinleri tetebbu' eder ve nihayet bu kadar güzel bir tetebbu' mev - zu‘unun ortadan kalkdığmı görmeyi tasmim etmez. Mü’errihin şi‘ari şudur : « Olmuş olan, olacak » , [2] mü’errih, bittabi' , istikbale 'aid
[lj Baş tarafları 310, 312, 313, 314, 3 l5 , 316, 317, 318, 310, 320 ve 322 numrulu nüshalarımızda .
(2) « Ce qui a ¿té , sera . »
kavrayışım temamen mazi üzerinden kopiye etmeye mütemayildir.
Inkılabların aczine şahid olduğundan, her vakit müerrih anlamaz ki beşerî mevcudlari ve i‘tikadlarını tanınmaz bir derece değişdiren ve eşyayi köklerine kadar istihaleye uğratan tam tekâmüller ola bilir.fl]
[1] Zaten gayri mu‘tekıd olan nüktedanlardan biri bana yaziyor :
« Dinle meşgul oluyorsunuz, demek henüz bir din var ! dinden geçemeyen kimseler İçin ne a ‘ lâ » Bu şaka münevver Fransızların büyük bir kısmının vaz‘ iyyeti ru- hiyyelerini temamı temamına icmal eder, dinin halâ dur
duğuna derin bir hayret izhar ederler ve bizzat bu hay
retlerinden dinin luzumuna kanaatlerini istihraç ederler.
O zeman bagteleri hemen hemen dindarlığa ihtiram olur.
Şübhesiz mevzu1 dinler fi‘ len mevcuddurlar ve daha uzun müddet mev- cud olacaklardır ve ma- dame ki meveüddurlar.
hikmeti mevcudiyyetleri vardır. Fakat bu hikmet
ler, bu sebebler günden güne azalmak da lâzım
dır, çünki, gündeu güne mu‘tekidlerin ‘ adedi azal- makdadır.
Bir hakkın önünde eğilindiği gibi bir ma veka* in önünde serfru edileceğine, insan kendi kendisine deme - tidir ki maveka1 ta'dil edilerek bu ma veka‘ in hikmeti vü
cudu ta‘ dil ve tay olunur. Önünde dinleri rüc‘ at etdirerek yeni şime[Esprit tnodernejdinlerin hayat hakkına her gün daha az malik olduklarını meydana koyiyor.Ba'zi kimse
lerin dinden halâ vaz geçmemelerine gelince bundan daha doğru bir şey yokdur. Fakat dinden vaz geçemedikleri müddetçe din onlar için mevcud olacakdır; bu cihetden bizim hiç bir endişemiz yokdur; kendilerinde kana1 at mü- tezeizil oldukça bu keyfiyyet zekâlarının, artık cebbar bir ka‘ ideye muhtaç olmayacak derecede tevssu1 etdiğinin bürhani olacakdır . Ahadi nâs için de iş aynî merkezde olur. Terakkiyi inkâr için intikallerin [ « Transition » la- rm ] luzumu üzerine istinad etmek kadar hiç bir şey safdilâne değildir : Bu, insan adımlarının küçüklüğününü nazara alrak bundan, ileriye doğru yürümenin imkânsız
lığını, taşa yapışmış istiridyenin, bağlanmış olduğu kaya
nın içinde ebediyyen donmuş, tahaccür etmiş Mytilus mustehasesinin hareket etmek imkansızlığına mümasil bir imkânsızlığı istintaç etmek istemek gibi olur.
►
►
►
►
►
S E V M E K C İH A N IN C A N İ Mu‘tekid kâfiriz , itikadımız , Sevmenin Allaha can olduğudur ; İçdiğimiz bezmi ‘işretimizde , Nâ Mütenahilik susuzluğudur .
2 9
Mart 1931 AB. DJ
5480 I Ç T I H A D
SH AKESPEARE in şah eserlerinden MACBETH in tahlili :
M acbeth (1606) .— Kıskançlık dramın
dan sonra hırsı cah dramı. Vak‘a xı inci ‘asır da Iskoçyada geçer. M acb eth ı Iskoçya kralı D uncan in akrıbasmdandır. Bir kıyamı mu - vaffakıyyetle tenkil etmişdir. Bu muzafferiyye- tine mükâfat olarak kendisine Glamıs«Thane»
[İJ ligi verilmişdir. Harbden, arkadaşı B a n - quo ile ‘avdet ederken M acbeth ıssız bir çalılıkdan geçer : Üç cadı karı görür. Bu cadı
lar kendisine Kawdor T h a n e ı, sonra da Kral olacağını haber şerirler . Tam o sırada bir sa‘i gelir, Macbeth i Kawdor « Thane » i diye selamlar. Kehanetin bir kısmı çıkmış bulunu
yor. M acbeth zevesine bir mektub gönderir.
Bu mektubda, muzafferiyyetini ve cadı karıla
rın verdikleri haberi ve kralın iki oğlile ya - kında gelüb In v e rn e ss kasrında kendilerine müsafir olacağını bildirir.
Lady M acbeth , zevcine , krallık tacını elde etmek için bu fırsatı kaçırmamak lâzım geldiğini söyler : Kral D u n can tekrar uya - namayacak ! M acbeth müsafirini vurmakda tereddüd eder, fakak zevcesinin iradesi, arzu
su, bunu yapmaya onu icbar eder. M acbeth
‘adetâ bir « Hypnotisé » dir. Bir nevi‘ bursam [ Hallucination ] halinde karanlıkda elinin ye
tişeceği bir noktada bir hançer gürdüğüne ka’il olur. D u n can yatağında kati edilmiş bulunur:
M acbeth bu vak‘a huzurunda mütehayyir- lik ve hiddet rolü keser. Kralın muhafaza me’- murları olan zabitleri uyurken M acb eth ö l
dürür. Fakat o günden i'tibaren vicdan ‘azabı M acb eth i işkence altına alır.
Etrafında, cinayetin fa’ili olduğunda şlibhe edenler ve Efendilerinin yani kralın intikamını almak isteyenler zuhur eder. M acbeth ez cüm
le B an q u o dan çekinir. Cadı karılar B an - quo ya senin oğlun kral olacak demişlerdi . B an q u o yu Macbeth öldürtür fakat oğlu ka
tillerin elinden kaçar kurtulur . ‘Ayni gün M acbeth ileri gelen başlica Générallara büyük bir ziyafet verir . Her kes sufrada yerlerine 1
[1] THANE za'ım demekdir. Şûrâyi kralide bulun
mak hakkile bir tımar tasarrufunu tazammun eden bir
‘unvan. Bizde lafzen ve ma‘nen KHAN kelimesine ben
zer .
oturur ve L ad y M acbeth zevcini- yerine oturmaya da'vet eder .... Fakak Macbeth , B an q u o nun kana batmış hayaletini M ac - beth e mahsus yere oturmuş görür.
Sufrada oturacak yer yok !
diye bağırır . İki daf‘a bu bürsâmın baziçesi olur. Da‘vetliler bir şey görmezler. S h ak es - p e a r e vicdan azabının kudretini bize burada fevkına çıkılamayacak'bir derecede güzel ve eyi his etdirmişdir.
MACBETH in üç cadı karısı
[ H. FU SELY N in bir resmine nazaran- ]
Hulâsa , cinayetle kazandığı krallık tacını muhafaza etmek için Macbeth harb etmeye mecbur olur . Maktul kral D uncan ın oğlu M alcolm harb açmışdırı kendisine ‘asker vermiş olan İn g ilte re kralı tarafından muza
heret göriyor. M acbeth zevcesinin delirdiğini ve öldüğünü görür. Bunuıılaberaber M acbeth şeebane kendisini müdafa‘a eder. Cadı karılar Bırman ormanı kendisine karşı harekete gel - medikce mağlub olmayacağını söylemişlerdi ! Fakat hasm ordunun ‘askerlerinin her biri or - mandan bir dal kesmiş ve bu dalı kendilerine siper ederek yörümekdedir . Orman harekete gelmiş Macbeth in üzerine yürüyor! Zevcesini ve çocuklarını Macbeth in evvelce öldürtmüş olduğu M alco lm , şiddetle hücum icra eder. M acbeth maktul düşer, M alcolm Iskoçya kralı i‘lan olunur.
[ S H A K E S P E A R E , H ay atı ve e se rle ri
ve H A M L E T adlı ve Ma'arif Vekâletince
tab‘ edilecek kitabımızdan.] AB. D J.
I Ç T İ H A D 5481
‘ Aşk Kasideleri
P E R İ S T E R A
Senin ‘aşkınla bî karar oldum, Şaribiilleyl velnihar oldum:
I
Damla damla açarken sükûnun çiçekleri ; Çağırdım semalardan yanmış kelebekleri ...
Sarkın eteklerinde açılmış lâlelere ,
Şebnem diye eğilen kanadlar düşmüş yere . Ovaların bağrından süzülen hasret gibi , Dinledim gecelerce susuz yanan bir kalbi.
Kalbim bir serab olan günlerinin sesile ; Çırpındı havalarda bir şarkı bestesile . Uyan, uyan « Psişe » gün akşama dönüyor , Zümrüdlerin üstünde son damlalar sönüyor.
Mazinin engininde ölen khayale yanma , Kırılmış heykelleri, sönen serabı anma ..
Cehennem deresile sil khayalin zehrini ,
< Eros » un kanadları alub götürsün seni . Açıl loş bagçelerde açan yasemenlerle . Yemyeşil aynalarda titreşen çimenlerle Kırmızı khaşkhaşların rengi ağzında yansın, Son sevdanın uykusu son haddine dayansın •
Salih Zekî
D Ü N D E N .. B U G Ü N E
Kızıl günün renginden penbe yanaklar yanmış, Bu gün de önlerinde daha çok uzun yol var, Ağır torba ipinden omuzlar parçalanmış ..
Dağınık saçlı kızlar ağlayan bir kaç anne , Hülyalı gözlerde ... yollarda yürüyorlar . Sıkılan yumrukları vura vura göğsüne ..
Yanarken mor tepeler kızıl lâle renginde , Silâhı omuzunda gördüler bir neferi , Bitmez bir giin sonunda bir tepe eteğinde ..
Karanlıklar içinde, duyuldu top sesleri , Demek ki geldikleri kızgın bir harbin yeri , Burada ölecekler dönmeyecekler geri ..
Feyzi Kutlu
K A R T A L
Çelik kanadlarını bulutlara vurarak , Sonsuz ma’îlikleri şimşek gibi dolaşır.
Çılgın kasırgaları hızıyle durdurarak ,
‘Alevli gözlerinde sessiz bir gurur taşır . Güneşin pırıltılı oklarını toplar da , isterse püşkül yapar yırtıcı pençesine . Göğsünü gere gere kıp kızıl ufuklarda , Pervasızca haykırır, ma‘kes arar sesine.
Kartal vahşiyse eğer, bayılırım ben buna !.
Bendede kartal gibi bir vahşet var, diyorum.
Dünyanın Ia‘net oİ3un yaldızlı koltuğuna;
Beni göklere atın , haykırmak istiyorum .
Suzî İCTİH ÂD
B ir F ilo s o fu n Ş i ‘ ir le r i nde, 196 inci sahifede Kaı talin ölümü adlı manzumeyi de okuyun.
L E D O R M E U R D U V A L C’est un trou de verdure, où chante une rivière Accrochant follement aux herbes des haillons D’argent, où le soleil, de la montagne fière, Luit. C’est un petit val qui mousse de rayons.
Un soldat jeune, bouche ouverte, tête nue Et la nuque baignant dans le frais cresson bleu Dort; il est étendu dans l’herbe, sous la nue , Pâle dans son lit vert où la lumière p leu t.
Les pieds dans les glaïeuls, il dort. Souriant comi Sourirait un enfant malade, il fait un somme.
Nature, berce - le chaudement : il a froid 1 Les parfums ne font pas frissonner sa narine;
11 dort dans le soleil, 1a, main sur sa poitrine Tranquille, il a deux trous rouges au côté dro:
ARTHUR RIM BAUD
5482 t Ç T Î H AD Ş A ‘ İ B V E H A Y A T
Abdullah Djevdete
Uyanan hatıra üstünde gezerken geceler , Topladık sisli ufuklarda hayatın gamını ..
Yine gömdük kül olan kalbimizin türbesine , Dağınık saçlı, soluk tenli hazan akşamını ...
4 - 1 1 - 9 3 1 H U SEYN CAHİD
Ahlâkî mes’elelerden
G üzellik ıııusab ekaları
Genève de C em ‘iy y eti A k vam ın Le Com ité de la tra ite des fem m es et des enfants adlı encümeni, 21 nisan 1931 tari
hinde ‘akd etdiği ictima'da Güzellik musabe - kalarınm tehlikelerde meşgul olmuşdur . Bu musabekalardan bir çoğunun şayani esef ne - ticelerini göstererek, erkek ve kadın murah - hasların bir çoğu, bu musabekaların şiddetle aleyhinde bulunmuşdur. Biz dahi bu musabe - kaların muzir olduğu kanaatindeyiz: Tabi‘atın verdiği fa’ikiyyetler değil insanın kendi irade ve ‘azmile kazandığı fa’ikiyyetler musabeka mevzu‘u olmalıdır.
Tedrisat hakkında
Muttehide’i Amerika « Herkes için musavî şans » ideealini tahakkuk etdirmeye ‘ azm etdi.
Köylü çocukları nazara alınırsa bu ideale ye
tişilmemiş olduğu anlaşılır, köy mekteblerinin halini açıkdan açığa teslim etmek ve bu hale karşı usulü dahilinde bir hücum teşebbüsünde bulunmak sayesindedir ki köylü çocukları Ma‘arife hemzad hakkını elde edecekdir.
[ New - york Times ]
İha Atlantic Monthly mecmu‘asında M. F. Winsor şu satırları yaziyor : Her orta mektebin musikî salonları , sinema salonları , atelierleri, mutala'a odaları bulunmasını ve ilk sınıflarda edebî tedrisin yalınız Edebiyyat tarihinin vakıalarını tebliğ etmeyi değili her
şakirdin ruhunda uyumakda ve uyandırılmaya muntazır bulunabilen mutala'a ve te’lif zevkini uyanırmaya müteveccih olmasını musirrâne tavsiye ederim.
İ‘mar ve İskân
İngiltere hükümeti yeni binalar yapmak , köyleri tanzim etmek , şehirleri ma'muriyyet.
güzellik ve sıhhat nokta’i nazarlarından himaye etmek için bir plan hazırlamışdır. Inğiliz şe - hirlerinde eksik olmayan eski pis evler "yıkı - lacak, yerlerine mu‘ ayyen bir plana göre sihhi ve muntazam evler yapılacak. Bu planda evlerin aralarında kalacak açıklık evlerin ir - tifa‘lan, evlerin büyüklükleri , uslubi mima
rileri , kullanılacak levazimi inşa’iyyenin nev‘i tesbit edilmekdedir . Sihhiyye Nezareti tarrfından tasdik olunan bu planlar, hilâfında hareket edilmemek için kanunî mu’eyyideler konmuşdur.
Felsefe S a n ih a la rı
Caıuid maddeden hayat zuhur etdiren kuv
vetler zekâya mazhar iseler, bu zekâ kendisin den her hürriyyeti nez‘ eden kör icâbatııı müsakhkharı görünür, bu kadar muzır mikrob- lar, şiibhesiz, ‘âlimane düşünceler, mu'akaleler neticesi olarak yaratılmış değillerdir. ‘Aklımı
zın henüz anlamadığı ve ma‘lûmumuz olduğu veçh ile zekânın hiç bir rol oynayamadığı hikmetlerin [«Raison» ların],mevcudatın inkişaf
larını idare etmiş olduğu varid görünür.
*
Hayatı, maddeden çıkaran ve terakümi a‘- sardan sonra hayatdan müfekkireyi zuhur et
diren kuvvetler için bütün mahlukat müsavidir.
En mühlik mikrobun hayatı diğer mevcudatın
hayatı kadar Tabi‘at tarafından himayeye maz-
hardır.
IÇ T I H A D 5483 A M E i, î II U H İ Y Y A T
O N U N CU MABHES
CİHANI FELSEFÎ NOKTA’I NAZARDAN GÖRÜŞLER
I
C İH A N I, F E L S E F İ A N L A Y IŞ L A R [Conceptions philosophiques du monde]
*
Cihan, şe’ııi [-Réel ] rni yoksa gayri şe’ııi [ Irréel ] mi ? Mütenâhimi yoksa nâ miitenâhimi, mahlukmu, gayri mahlukmu? [ Hadis mi kadim mi?]‘ İlmin, bu su’allerden yalınız bir danesine cevab vere bileceği zamanı hayal meyal bile görünmeuıekdedir.
Hayatın, madde ve kuvvetin hakiki ma - hiyyetini keşf etmek imkânsızlığı gösterir, ki beşer zekâsı mti’essirlerinin menba‘larına çıka- maksızın yalınız eserlere vukuf hududunda kalmakdadır.
*
Fizik, şe’nınin, metafizik, gayri şe’nîniıı‘il
midir; fakat şimdiye kadar dünyaya şe’nî den ziyade gayri şe’nî rehberlik etmişdir, Bina’en-
‘aleyh metafizik, dünyanın büyük nazariyyeci- si kalmakdadır.
*
Pek çabuk anlamak istemek, kendisini hiç bir zaman anlamamaya mahkûm etmekdir.
*
Büyük terakkiler, keyfî [ Le qualificatif j yerine kemmî nin[«Le quantitatif»ın] ikamesile hasıl olur. Terâzi , galvanometre , termometre gibi vezıı ve mesaha âletleri müfekkirelerimizi ve şerâ’iti hayatiyyemizi, bütün mutala‘atı fel- sefiyyeden daha ziyade ta‘dil etmişdir.
*
Mücerred bir ruhun ya‘ nî havas ‘unsurla
rında*) ve binâ’en‘aleylı hissiyyetden mahrum
bir mahlukun hayatı pek sefilâne bir hayat olur . [ Achille ] in [ Ulysse ] tarafından celb olunan ruhuna şu sözleri söyletdiği vakit , Homère , bu sefâleti kablelvuku' his etmişdi :
«yer yüzünde fakir rencber olmayi ervahi emvat kişverinde [ Dans l’empire des ombres]
hükümdar olmaya tercih ederim » .
*
Bizi ihata eden mahluklar nâbud oluyor göründükleri zaman, hakikatda vaki* olan keyfiyyet, şekillerini değişdirmekden başka bir şey değildir. Malıvi tam , ‘ilmen gayri rnümkin olduğundan mahlukatın esasi ‘unsurları ancak ebedî bir manzara altında kabili fehmdirler.
İL
Mâzî sureti kat'iyyede tesebbiit etmiş ah - val ve vekayi‘den müteşekkildir ■ Geçici , seri‘ üzzevâl hal dahi tesebbiit ederek sür'atle bir mazi olur, İstikbâl heııuz sabitleşmemiş fakat hali hazırın ta'ayyün etdirmiş bulunduğu ‘ un - surlardan müteşekkildir. [*]
*
Hal, kendisine takaddüm eden maziden ne
tice olarak hasıl olduğundan hal bilhassa mazı den terekkiib eder deııile bilir.
*
Zaman bizim için yalınız tehavvül şekli al - tında kabili fehmdir : Bir yıldızın, bir kadranın ibresinin, yahud etrafımızda bulunan mevcu - datııı v. s. tebdili vaz'iyyet etmeleri gibi ta - havvıil şekli altında kabili fehmdir. Dinlerin ebedî bihişt [Cieux] i tahavvül edemediğinden, zaman orada, bil’zarure , gayri ma‘ lum olur-
*
Fanî şahsiyyetiınizde nazarı i'tibara almaya bedel, ırkın müstemir olan ma‘şerî şahsiyyetinde derpiş eder etmez hayatın tarzi telakkisi deği
şir. (Keykhüsrev) ‘asrın nihayetinde mu'azzam
[*] Atîyi i‘mal, ihzar ve intaç eden hâl dir demek
istiyor. A. D.
5484 İ Ç T I H A D ordusundan tek bir kimsenin mu'ammer kal -
mayacağı fikrile mahzundu. Bu ‘asrın nihaye
tine vasıl olduğu ve aynî orduyu aynî genc- likde, aynî simada adamlardan müteşekkil gör
düğü zeman anladı ki ölüm kat‘i değildir, çiin- ki bir günün ölenleri aradan çok geçmeksizin evlâd ve ehfadlarında tekrar yaşarlar.
*
Ba‘zı filosoflar, lıavvasımızla his olunan ci
hanın, bu havvasııı sun‘i bir ibda‘ı olduğuna ka’ildirler. Müşahede^olunan ‘alemin mütegay- yirülşekil, sun‘i bir ‘alem olmasının ehenımiyyeti azdır. Çünki bu cihanı teşkil eden tegayyür [Deformationjların da’imiyyeti müşahede ile te’- eyyüd eden kanunlara tabi'dir,
*
Dinler, « birbirinizi seviniz » derler. Tabi‘at,
« birbirinizi parçalayiniz » emrini verir . Eğer insan bütün mahlûkat gibi tabi‘atın emirlerine ita‘at etmiş olmasaydi, en ibtida’î medeııiyyet den mahrum olarak, şimdi halâ mağaralarda yaşamakda bulunurdu.
*
Tabi‘atm nazarında en büyük dâhilerin ha- yatile bir mikroblar « Colonie » sinin ehemmiy- yetleri arasında hiç bir fark yokdur. ilk sebeb- leri anlamak bizim idrakimizden o kadar müte-
“■alî görünür ki bu sebebleri bize izah etmek için» dura dur bir ‘alemden gelen bir adam , bize bunları anlatmakda , bizim bir maymuna cebir öğretmek istediğimiz takdirde elde ede - ceğimiz muvaffakıyyetden daha büyük bir rnu- vaffakıyyet elde edemese gerekdir.
*
‘Alim, efseriyâ bir hadisenin sebeblerini ta‘yinde müşkilata uğrar , Cahil hiç bir zeman müşkilata uğramaz.
*
Meşe ağacı, palamut danesiııde mündemiç bulunduğu gibi istikbal dahi hal içinde mün - demic bulunur. Zeman meşe ağacını palamut
dan çıkarır, fakat meşe ağacını yokdan var etmez.
* II
H A K İK A T V E Y A K İN [ La vérité et la certitude ]
*
insanlar hakikatlardan kolay var geçerler.
Yakinlersiz [ Vicdanî kana‘atlarsız ] hiç. bir ze
man yaşamamışlardır .
*
‘Aklın nazarında en bedihi bir suretde saç
ma olan i'tikadlar, ‘ umumiyyetle kana‘atı vic- daııiyyeler doğuran i‘tikadlardır. Uzun ‘asırlar esnasında, insanlar [ Moloch ] [1] un, çocukları kurban kesmek talebinde bulunduğuna ve ( jehova ) [2] nın kanunlarına ita‘at etmeyen mahlûkları ebedî ‘ukubetlere mahkûm etdiğine kani‘ bulundular, yeni « Communiste » 1er aynî nevi‘den kanaati vicdaniyyeye malikdirler.
*
Büyük ‘İlmî terakkiler devri, ancak insan hakikati kana‘atı vicdaniyyeden tefrik etmeye muvaffak olduğu zeman doğdu.
*
Vicdanî kana‘atlar yerine konulan khâb ti khayaller ba‘zan hakikatlar kadar feyyaz ol - muşlardır. ‘Akl, garlar ve « Laboratoire » Iar inşa eder ; fakat ‘akl hiç bir zeman ihramları, cauıi'Ieri , Catlıedralları ve medeniyyetlerimizi tezyin eden bütün harikaları yokdan ortaya çıkaramazdı -
*
‘ İlmî hakikatler cihanşümul kakikatlerdir . kakikat ‘ad olunan dinî yahud siyasî kana‘atı vicdaniyyeler, ‘umumiyyetle, istinadlan lıiç bir 1 2
[1] KetCanî lerin ma‘ budu. « Mülük » den muhar- refdir.
[2] Yahudilerin Allahı. Aslı « » dır. AB- DJ-
ÎÇ T l II AD 5485
‘ aklî ‘unsur olmayan hissiyyat ve ihtirasatdan mütevellidi geçici itminanlardır.
*
Hayalî kana‘atı vicdaniyyeler , bitmez tü
kenmez ümidlerle dolu olduğundan bu kana
l l a r a karşı soğuk ‘akl da’irna Lâciz kalacak- dır. [1]
*
Vaktile cihanşümul ittifaki ârâ ile kabul edilmiş olan her içtihadı, her fikri hakikat te
lakki eden filosoflar hakikat ile kana'atı vic- daniyyeyi birbirinden tefrik etmiyorlar, bunları birbirine karışdırıyorlardı.
*
Cihanşümul iltihak [ Adhésion ya‘ni ‘umu
mun bir re’yde ittifakı, bir re’ye iltihakı ] vic
danî kana‘atlar [ Certitudes ] yaratır, hakikat- ları yalınız 'ilim bîinyad eder.
£
Kamların menşe’înden beri semaları dolduran üluhiyyetlerin ‘abidleri , kèndilerini vasik kana‘atlara malik zan etdiler . Bu vicdanî ka
n a lla r d a hiç bir hakikat eseri bulunmadığını keşf etmek için 'asırlar lâzım oldu.
*
Dinî kana'atı vicdaniyyeler, nihayeti emirde da’ima fenayab oldukları halde ‘ilmi hakikat- lar ebedî kalırlar. Archimède ve Euclide ta
raflarından bildirilen hakikatlar 2000 sene ev- velk kıymetlerini muhafaza ederler.
‘ilim havzasında, eşyanın , bu eşya hak - kında edinilen fikirden başk bi kıymeti yok- dur.
*
Isbat edilen bir hakikatin, kabul edilen bir hakikat olması için ba'zaıı uzun zeman lâzım
dır .
£
t iV Jüp- t lV y *
. al-
‘ilmen isbat edilen ınavaka1 [Fait] 1er , lâ yetelıavvel kalır; fakat bunların izahı bilginin terakkisile değişir . Darwin in ve Pasteur ün nazariyyeleri daha şimdiden ğeride bırakıldı.
Vaktile basitlik harikası olan zerre [Atome] , mürekkeblik, giriftlik mugalakiyvet harikası oldu .
*
Zekâya muraca'at ve hitab eden ‘ilimlerde şekil-, az ehemmiyyet ‘arz eder ; ez cümle his- siyyata muraca‘at eden edebiyyatda şekil , bifakis esasdır. Nice meşhur muharrirler ha - yat. cemi‘yyetler, munaze'atı ekvam v. s. hak
kında tıflane fikirlerden başka bir şeye malik olmamışlardır ; ma‘a haza bu muharrirler belki haklı olarak beğenilir, madde’i müşekkilesinin cins ve malıiyyeti ile iştigal edilmeksizin şekli beğenilen bir heykel gibi hayraniyyet mevzu‘u olurlar.
«
Efsaneler yaratanlar , niçin , khab ü kha - yal [Illusionjdan mütecerrid kimselerle meskûn bir cihan tasavvur etmediler ? Şübhesiz şunun içinki böyle kimselerin hayatları kabili fehm olmazdı.
*
En metin ‘İlmî şe’niyyet Réalité 1er, yine da’iına ehemmiyyetli bir kısım hayalat ihtiva ederler, ‘ilmin terakkisi lıissei hayalatı azalt- makdan ‘ibaretdir.
*
Menşe’î hissiyyat olan bir kana‘atın. ‘akli - yülınenşe’ bir kana‘atdan daha kuvvetli olma - sının sebebi şudur ki ‘akl. hissiyyat üzerine az müessir olduğu halde, hissiyyat, ‘akl üzerine kolay hakim olur.
* 111
H A Y A T İN K A N U N LA RI
Dünyaya yeni g,elen çocuk, zaten pek ihti
yar olarak gelir, çiinki ‘azim bir mazinin [il
■ ( İ v “ )
5486 Î Ç T I H AD te'siratımn mecmuasını temsil eder.Çiinki çocu
ğun ruhi ferdîsi ervahı ecdadiyyenin bekaya- sının terakümünden müteşekkildir.
*
« ‘Ayni kimse asla tekrar görülmez » iddi
asında bulunmak, bir nehirde iki def‘a yiyka- nılamiyacağmı,Heraclite ile beraber,görmek kadar
musibdir. ikinci fıkra bedilıidir; halbuki birinci iddi'ayi sübiit mertebesine vardırmak için fizi- yologianm bütün terakkıyyatı lâzım geldi. [1]
* S*-
Bu gün hayat, TabBatın bütün kuvvetlerini isti'mal eden fakat bunları bizzat halk edeme - yen mazi ile dolu , imidir bir kudret gibi görünüyor. Şimdiye kadar hayat ancak hayat - dan çıkmışdır. Bütün mevcudatın hayat mebde’î olan hurdebinî hücreyi , bir adanı, bir fili bir meşe olmak için muktazî istihalelere uğramaya yalınız hayat mecbur edebilir; bu sırrı izah et
mek hususundaki ‘ilmin ‘aczi, zekâmızın hudud- larını vazıh bir suretde ta’yin eder.
*
Mahlûkatııı her derecesi üzerinde istisna'î fa’ikıyyetler, memsuhiyyet[Monstruosité]Ier teş
kil ederler. Şübhesiz, bu hikmete mebnidir ki tabi‘at bunların zürriyyetlerini' mensub olduk
ları nev‘in vasatı hududuna irca‘ eder.
* *
Beşerin zuhuruna tekaddüm eden yüzlerce
‘asır esnasında bütün mehlûkkat, bizim ‘aklımıza malik olmaksızın pek a‘lâ yaşıyorlardı. Bunların
[1] Bu vecize eyi anlaşılmak için bir az izah edil
mek ister: ‘Ayni adam tekrar görülmez; çünki insan her ân miiteceddiddir. onu her dakika, her ân yeni bir kan seyli ihya eder , bî tab ü harab olan hücrelerini ta‘mir ve tecdid eder . Bina’en‘aleyh dün ve bu gün gördüğümüz ‘ayni adam, ‘ ilim nokta’i nazarından, fizi- ologia nokta’i nazarından ‘ayni adam , ‘ayni vücud değildir. Bir nehirn suyuda iki def‘a yiykanılamaz. Çünki her ân suyu geçer, bir sa‘at fasıla ile görüşdüğümüz ‘ayni şahs dahi bu suretle hakikati halde, temamen ‘ayni şahs değildir, her dakika, her ân ihtiyarlıyoruz, her ân mev- cudiyyetimiz eskiyor, ta‘mir olunuyor, akıyor, gidiyor.
A. D.
kör şevki tabiilere tabî‘ bulunduklarım iddi‘a etmek, psychologiamızm ibtida’î halini doğrudan doğruya re’yel‘ayn görmek, tevsik etmek de- mekdir.
*
‘Uzvî hayatın bütün fi‘l ve hareketleri, ba‘- zan bizim zekâmıza pek fa’ik, ba‘zan bizim ze
kâmızdan dûn fakat her halde bu zekâdan pek farklı bir bilği tarzı varmış gibi cereyan eder.
*
. Şübhesiz hayat diğer kuvvetler kadar nâ ka
bili tahribdir. [1] Bina’emaleylı her şeyin isbat ve te’yid eder göründüğü veçh ile, ölüm, şah- siyyeti temamen tahrib etdiği v a k it, bu şahsın
‘unsurları yeni vücudlar teşkil etmeye yarar.
Biııaen'aleyh, ebedî olacak olan ferdî hayat de
ğil, ma'şerî hayatdır.
*
Hayat ıçiıı mübareze, muhitin tahavvülatma intibak etmek isti'dadı, mevcudatın en ziyade mazhariyyetlilerini yaşatır ve tekâmül etdirır.
Veraset, bu suretle kazanılan tebeddülâtı intikal etdirir; saburâne cehdlere rağmen ‘ilim, zi ha
yat mevcudların menşe’ine da’ir icmali biiğilere bir şey ‘ilâve edemez, bu hadiselerin esasî kıs
mı, ittila1 hududumuzun haricinde kalır.
*
İctihadlar , tebeddül etmeyecek derecede fazla sabit olur olmaz ölüm başlar. Genç kalan adam o zaman ölüler havzasına dahil olu r. Hal ve istikbal onun için ancak , mazi ile muhat olarak münfehim olur.
*
|1] Kulzumi canda çalkanub duracak Hilkatin khayr ü şerri, nik ü bedi;
Ölürüz biz, fakat hayat ölmez : Şu‘le fânidir işti'al ebedî.
I KARLI DAĞDAN SES J
dediğim vakit g alib a‘ayni fikir ve nazarı ihya etmişimdir.
A. D.
Mes’ul müdürü : Dr. Abdilhüsnü [ Orhaniye matba‘a s ı}
« IÇTÎHAD » Kütübhanesi
Mevcud kitablant
Kuruş Aklı Selim ( Eski harflerle) 527 sahifeH 100 Aklı Selim (yeni Türk lıarflerile) 135 Rahib "Meslier„in Vasıyyetnamesi 20 Ruh ul Ekvam (eski harflerle) 274sahife 100 Dün ve Yarın ( » » ) 254 » 100 İlmi ruhi içtimai ( » » ) 287 » 50 Adabı mu aşeret rehberi ( Resimli, eski harflerle ) 509 sahifeli 150
Giullame Teli 100
Dilmesti’i Mevlana ( Eski harflerle ) 50 Bir Zekâyi feyyaz (Eski harf ve resimli ) 25 Mekârimi ahlâkiyye ve Din(Eski harflerle) 25 Karlı Dağdan Ses(AB. Djevdetin Şi‘irleri)100 Harb ve sözde İyilikleri (Eski harflerle)
219 sahifelik 100
Asırların Panoraması (Eski harflerle,
resimli). 246 sahifelik 100
Felsefe’i istibdad ( Eski harf )Aifieri nin,
resimli 272 sahifeli 50
Ruba'iyyatı Khayyam ve Türkceye - tercümeleri. (Eski harflerle) resimli, 100 Persefon-Esatiri nefis bir menzııme 75 Avrupa harbinin Psikolocyası (Eski harflerle)
resimli, 708 sahifelik 150
Bankalar ve muamelâtı (Eski harflerle) 50
Yollar ve İzler 50
Dimağ ve Melekâtı ‘akliyye 200
İngiliz Kavmi 150
Bir filozofun şi'irleri J. M. Guyau nun 75
Cum huriyet Mücellithanesi
Babıâli caddesinde « Karagöz » ittisalinde. Ki
taplarını hem metin bir suretde, hem mu'tedil fiatla ciltletmek isteyenlerin mücellithanesi dir.
M. Ütüciyan
Çinkoğrafhanesi
Fincancılar da Kalifidi Hanında
KARLI DAĞDAN SES
Dr. Abdullah Djevdet Beyin son senelerde yazmış olduğu kıtalar bu ‘unvanla intişar etdi, 185 sahifelik ve iyi kâğıd üzerine basıl- mışdır. fi: 1, «Lux» tab' ve müellif tarafından imzalı nüshalar 2 liradır. Haricden siparişlere ta'aiıhüdlü irsaliye olarak 20 Kuruş ‘ ilâve olunur.
İstanbulda Babı‘âli kitabcılarında ve Beyoğ- lunda L ib ra irie M ondiale de satılıyor.
Dr. Sem iram is Ekrem H.
Çocuk hastalıkları mütehassısı
Dr. E krem B ehçet
Etfal hastanesi kulak, boğaz, burun hastalıkları mütehassısı Beyoğlu mektep sokak -M 1
Telefon: Beyoğlu 2496
Tarif de publicité
T « Idjtihad »
Ltq, 1 pour chaque 3 centimètres de hauteur dans les colonnes de 1’ "Idjtihad,,. soit 3 X 8 centimètre carrés, par insertion .
Le prix des avis et annonces est encaissé après leur insertion, contre reçu dûment établi.
Les numéros de 1’ "Idjtihad,, dans lesquels les avis et annonces ont paru sont envoyés, aux intéressés. à titre gratuit.
Le prix des avis et annonces est de 1 Ltq au minimum, par insertinon .
“ İçtihad „ ın İstanbulda satıldığı ba'zı yerler : Kadı köyünd e Muvekkithane caddesinde Tütüncü C afer efendi, K öprü ü zerin d e M. K em al Efen d i, B ü yü k Ada da İske
le başında Tütüncü Niko E fen d i, Ü sk ü d ar
<la İskele başında Tütüncü İlh am iE fen d i
Dükkânları
t
P f * Bütün « classique » kitaplarla diğer neşriyyatı ve mektep levazımının atmak için İstanbu lda B eyoğlu İstiklâl cadd esinde 4 6 9 numarada :
LA G R A N D E L İ B R A İ R İ E M O N D I A L E Müessesesine müraca'at ediniz
ÿ a ik i karibiıı en büyük ve ceşidleri en iyi intihal» edilm iş k C a h ila n e sid ir.
Telefon: Beyoğlu: 2710
...»
T ü rk iy e SANAYİ* ve M A‘ A1)İN BAN K ASI
Fabrikalarına ait
Y E R L İ M A L L A R P A Z A R I
İstanbul, Bahçe kapu Birinci Vakıf han Telefon : İstanbul : 517
Mağazada münhasiren bankaya merbut fabrikalar mâmulât.ndan ipekliler ve döşemelikler, yünlüler, battaniyeler, kostümlük kumaşlar, şallar, ipekli mendiller, ince ve kalın bezler, metin ve zarif bavul, çanta, kunduralar ve saire topdan ve perakende olarak satılır.
HEREKE MENSUCAT FABRİKALARI MA‘MULÂTI Satış mahalleri :
Yalnız topdan Herekede Fabrika merkezi, İstanbul ve Ankara da YERLİ MALLAR PAZARLARI
Perakende için İstanbulda Bahçe kapıda birinci vakıf han altında YERLİ MALLAR PAZARI
A n k a ra d a Ç ocuk S a ra y ı cadd esinde
Yerli mallar pazarile İstanbul ve sa’ir vilâyetlerdeki bilumum kumaşçı mağazalarından ve terzilerden talep ediniz-
O s m a n l ı B a n k a s ı
b a n q u e o t t o m a n e
Sermayesi 10 milyon İngiliz lirası.
Umumî merkez : Galata Telefon : B. 36 Türkiyenin her şehrinde şu‘beleıi vardır.
Dr. Yorği Fotaki M avromatis
E m ra z ı dah iliye
Beyoğlu Venedik Sokağı M $ Cuma ve cumartesinden başka hergün
2,5 dan 7 ye kadar.
Çarşanba günleri parasızdır.
Telefon : B. 4707
K e p h a l g i n e
Kaşeleri baş ağrısı ve her nevi‘ ağrı için müessirdir.
Öksürük ve boğaz hastalıkları
O x y m e n t h o l
P E R R A U D İN Pastillerini alınız A ı> r a h a m E k ş i y a ıı
Kerestecilerde No- 412
Dépôt de bois de construction en tous genres Téléfon : Stamboul : 2827
Kişisel Arşivlerde Istanbul Belleği T a h a To ros Arşivi