• Sonuç bulunamadı

7.VİSKO-ELASTİSİTE VE REOLOJİK MODELLER

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "7.VİSKO-ELASTİSİTE VE REOLOJİK MODELLER"

Copied!
20
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7.VİSKO-ELASTİSİTE VE REOLOJİK MODELLER 7.1. Reoloji ve viskoelastisite

Reoloji cisimlerin gerilme altında zamana bağlı şekil değişimini (deformasyon) inceleyen bilim dalıdır. Genel olarak katıların deformasyon ve sıvıların akış özelliklerini belirlemek amacıyla kullanılır. Reolojinin kökeni latince olup

"rheo"; akmak ve "logos" bilim kelimelerinin birleştirilmesiyle meydana gelmiştir.

İster katı ister sıvı olsun her malzeme gerilme altında şekil değiştirir.

Malzemelerin kendi ağırlığı da gerilme yaratan bir unsurdur. Bu nedenle her malzeme dış yükleme olmasa da deformasyona uğrar. Fakat katı cisimler için kendi ağırlığından kaynaklanan deformasyon miktarı ihmal edilebilecek kadar küçüktür. Bu olaya kanıt olarak tarihi kilise camları gösterilebilir. 10-15 asırlık kilise camlarının alt ve üst kalınlıkları ölçüldüğünde camların alt kısımlarının üste göre daha kalın olduğu görülmüştür. Camlarda görülen akma olayı her cisim için farklı hızlarda gerçekleşmektedir. Şekil değişimi miktarı cismin maruz kaldığı gerilmenin şiddetine, uygulama hız ve doğrultusuna, cismin yapıldığı malzemenin viskozitesine göre değişir. Viskozite cismin akmaya karşı gösterdiği direnç olarak tanımlanabilir. Örneğin, bal suya kıyasla çok daha zor akar, diğer bir deyişle viskozitesi daha fazladır.

Pek çok malzeme gerilmeler altında hem elastik hem de viskoz davranış gösterir.

Viskoelastisite cisimlerin ortak elastik ve viskoz davranışıdır. Viskoelastisiteyi daha iyi kavrayabilmek için tanımında karşımıza çıkan elastik ve viskoz davranışın kısaca açıklanmasında yarar vardır. Bir cisme dış kuvvet uygulandığında cisim şekil değiştirir.

Cisme uygulanan dış kuvvet kaldırıldığı zaman cisim ilk konumuna geri dönüyorsa, bu davranış elastik bir davranıştır. Viskoz davranış ise cisme dış kuvvet uygulanınca gösterdiği gecikmeli şekil değişimi davranışıdır.

Elastik davranışın zamandan bağımsız, viskoz davranışın zamana bağlı olduğu açıktır.

Bu nedenle viskoelastik davranış iki etkinin toplamı olarak zamana bağlı bir davranıştır.

Elastik ve plastik davranışlarda, yükleme hızı ne olursa olsun cisimde oluşan son şekil değiştirmeler aynıdır. Buna karşın viskoelastik bir cisimde yavaş yükleme sonucu oluşan şekil değiştirme, hızlı yüklemenin oluşturduğundan daha büyüktür (Şekil 7.1).

(2)

7.2. Reoloji teriminin ortaya çıkışı

1678 yılında Robert Hooke katıların reolojik özelliklerini modelleme amacıyla yazdığı "Elastisite Teorisi" adlı kitabında bir yayda oluşan şekil değişimi ile yaya etkiyen gerilme arasında doğrusal bağıntı olduğunu, yayın ideal elastik olduğunu göstermiştir. Hooke cismi olarak adlandırılan sistemde yay tam bir elastik

elemandır. Elastik davranışı simgeleyen bağıntı,

(3)

Isaac Newton ise 1687 yılında "Principia" adlı kitabında sıvıların kayma gerilmesi altında gecikmeli şekil değişimi gösterdiğini açıklamış ve tamamıyla viskoz davranış gösteren yağ kutusu (iç sürtünmeli amortisör, sönüm kutusu) ile modellemiştir. Bu model Nevvton cismi olarak da adlandırılmaktadır. Nevvton cisminin sabit gerilme altında şekil değişimi zamanla sürekli olarak artar. Gerilme kaldırılınca Nevvton cismi aldığı son şekil değişimini korur. Bu viskoz davranışı simgeleyen bağıntı da, normal gerilme halinde:

(4)

Yaklaşık 300 yıldan beri Hooke Yasası katılar ve Nevvton Yasası da sıvılar için uygulamada kullanılmıştır. 19. yüzyıldan itibaren endüstrileşme ile birlikte bilim adamları sıvı davranışı gösteren katılar ve katı davranışı gösteren sıvılar keşfetmişlerdir. Üstelik aynı malzemenin farklı gerilme düzeylerinde farklı davranış gösterebildiği hatta gerilmenin uygulanma hızının bile reolojik davranışı değiştirdiği görülmüştür, örneğin yol yapımında kullanılan bitümlü malzemeler araçların hızlı hareket ettiği en sol şeritte daha az deforme olmakta, buna karşılık araçların daha yavaş hareket ettiği en sağ şerit, kavşaklar ve otobüs duraklarında daha fazla deforme olmaktadır. Burada tekerlek yüklerinin uygulanma hızı yol malzemesinin reolojik davranışını değiştirmektedir.

Fakat en sağ şerit, kavşaklar ve otobüs duraklarının deforme olmasında buralarda ağır araçların seyretmesinin de önemli rol oynadığı dikkate alınmalıdır. Kısaca yükün uygulanma hızının yanısıra büyüklüğü de malzemenin reolojik davranışında önemli rol oynamaktadır.

Reoloji interdisipliner bir bilim dalı olup endüstride çok geniş bir malzeme grubunun kalite kontrolü amacıyla kullanılmaktadır. Kil, beton, asfalt, plastik, boya, mürekkep, deterjan, yağ gibi endüstri malzemelerinin üretim kontrolü açısından vazgeçilmezdir.

7.3. Şekil Değiştirme Türleri

Malzemeler farklı yapıları gereği değişik şekil değiştirme özelliklerine sahiptir. Her malzemenin yükleme karşısında göstereceği iç dirence bağlı olarak yükleme ve yükü kaldırma (boşaltma) - şekil değişimi ilişkisi farklı olabilir (Şekil 7.6). Bir malzemenin iç direnci (deformasyonlara karşı koyması); katı cisimler için elastisite modülü, sıvılar için viskozite katsayısı ile karakterize edilebilir.

(5)

Uygulamada karşılaşılan tipik yükleme, boşaltma - şekil değiştirme türleri aşağıda sıralanmıştır:

Yükleme ve boşaltma eğrilerinin çakıştığı şekil değiştirmeye elastik şekil değiştirme (Şekil 7.7), yük şekil değişimi bağıntısının doğrusal olduğu elastik şekil değiştirmeye de lineer-elastik şekil değiştirme (Şekil 7.8) denir.

(6)

Yükleme ve boşaltma farklı eğriler üzerinde meydana gelir, fakat yükleme eğrisinin başlangıcı ile boşaltma eğrisinin sonu çakışırsa ve ayrıca bu eğriler zamana bağlı olmazsa bu tür şekil değiştirmeye iç sürtünmeli elastik şekil değiştirme adı verilir (Şekil 7.9).

Yükleme ve boşaltma eğrileri farklı olan ve yükleme başlangıcı ile boşaltma sonu çakışmayan şekil değiştirmelere plastik şekil değiştirme denir (Şekil 7.10). Burada ALP kalıcı şekil değiştirmeyi göstermektedir.

Gerilme - deformasyon diyagramında yükleme boşaltma sonucu oluşan eğriler arasında kalan alan "Histeris çemberi veya döngüsü (hysteresis loop)" olarak adlandırılmaktadır (Şekil 7.11). Malzeme sürekli bir yükleme boşaltmaya maruz kalırsa her döngü sonucu malzemede plastik deformasyonlar artar ve elastisite modülünde azalma meydana gelir. Histeris çemberi içinde kalan alan malzemede yükleme ve boşaltma sırasında ısıya dönüşerek kaybolan enerjinin bir göstergesidir.

(7)
(8)

Boşaltma sonunda kalan şekil değiştirmeler zamanla sıfıra inerse viskoelastik şekil değiştirme adını alır, ve ALV ile gösterilir (Şekil 7.12).

Bazı hallerde boşaltma sonunda kalan şekil değiştirme zamanla azalmakla beraber tamamen sıfıra inmez. Burada ALV viskoz şekil değiştirmenin geri dönen kısmını, ALP ise kalıcı şekil değiştirmeyi göstermektedir (Şekil 7.13).

7.4. Reoloji Modelleri

Reoloji biliminin en çok yararlandığı yöntem bir takım reoloji modelleri kurmak ve bunların yardımı ile şekil değişimleriyle ilgili yasaları çıkarmaktır. Reoloji modelleri de basit cisimlerin değişik düzenlemeleri sonucuyla elde edilmektedir. Bu amaçla iki basit cisimden yararlanılmaktadır: Bölüm 7.2'de bahsedilen elastik davranışı simgeleyen Hooke cismi ve viskoz davranışı simgeleyen yağ kutusu. En önemli basit reolojik modeller bunların paralel ve seri bağlanmaları ile elde edilir (Şekil 7.14). Ayrıca bunların değişik düzenleri ile karmaşık modeller elde edilebilir

(9)

\^

Bunlardan Maxwell modeli akışkan özelliği üstün cisimleri daha iyi, Kelvin modeli ise katı cisimleri daha iyi simgeler. Maxwell modelinin veya simgelediği cismin şekil değişimi denklemi Şekil 7.15'in yardımıyla şöyle elde edilebilir,

(10)
(11)
(12)

Kelvin ve Maxwell modellerinin düzenleri ile viskoelastik malzemeler çok iyi simgelenebilir.

Örneğin Şekil 7.19'da görüldüğü gibi üç elemanlı reolojik model betonun sünme halini oldukça iyi temsil edebilir.

(13)

7.5. . Cisimlerde Sünme (Creep) Olayı

Cisimlerde araştırılan dayanım halleri istisnalar dışında kısa süreli deneyler sonucu saptanan parametrelerle belirlenmektedir. Cisim bu suretle yalnızca deney süresince kuvvetle etkilenmektedir. Ancak bu durum tamamiyle gerçek durumdan farklıdır.

Yapıdaki elemanlar sonsuz denebilecek bir süre boyunca kuvvetlerin etkisi altında bulunurlar.

Sünme olayının etkisini anlayabilmek için çok sayıda uzun süreli deneyler yapılmış olup, bu uzun süreli zorlanma altında cisimlerin çok değişik mekanik özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır.

Genel olarak herhangi bir cisme belirli büyüklükte bir kuvvet uygulanıp bu kuvvetin uygulanmasına devam edilince, cismin iki tür şekil değişimi gösterdiği belirlenmiştir.

(14)

Bu olay ilk olarak 1910 yıllarında metallerde Andrede ve Chalmers, 1905 yıllarında betonda VVoolson tarafından incelenmiştir.

Cisimlerde sünme miktarının bilinmesinde büyük yararlar vardır. Sünme olayının meydana getirdiği şekil değişimleri belirli bir büyüklüğü aşınca gerek kullanım, gerek görünüş, gerekse statik hatta emniyet açısından bazı önemli sakıncalar doğabilir.

Sünme olayı önemli çatlaklar meydana getirebilir. Bu çatlaklar stabiliteyi etkilemese bile yapının estetiğini bozabilir.

Yüksek ısı altında metaller, yüksek gerilme değeri altında bazı kayalar, seramikler, polimerler (özellikle termoplastikler) ve beton gibi önemli yapı malzemeleri sünme olayının etkisindedirler.

7.5.1. Sünme Deneyi

Deney örneği belirli bir σ1 gerilmesi altında tutulup, birim şekil değişimleri kaydedilirse yükün mertebesine ve zamana bağlı karakteristik eğriler elde edilir (Şekil 7.20).

Şekil 7.20-a'da görülen ani bir ea şekil değişiminden sonra sünme değerleri oldukça hızlı artar (1. bölge). Sonra şekil değişim artım hızlarının azaldığı 2. bölge vardır.

Eğer yükler yeterince büyük ise Şekil 7.20-a'da görülen şekil değişimlerin arttığı 3.

bölge oluşur ve bu durum kırılmaya kadar gider. Şekil değişim hızının belirli bir değere varması ile ikinci kısım, diğer bir deyişle sünme başlar.

Bu bölgede sünme basit bir V0 hızı ile devam eder. Belirgindir ki bu V0 birinci bölgedeki şekil değişim hızının en az değeridir.

(15)

Gerilmenin kaldırılması halinde cisimde derhal ani bir elastik şekil değişimi azalması ve bunu takiben gecikmeli bir şekil değişimi azalması görülür. Ancak geciken elastik şekil değişimi sonucunda cisimde ek kalıcı bir (plastik) şekil değişimi oluşur (Şekil 7.21).

(16)

Sünme olayı üzerinde, deneysel verilere dayanarak yapılan kuramsal çalışmalar sonucunda, çeşitli araştırmacılar tarafından bu olayı matematiksel olarak tanımlayan, bir çok bağıntı öne sürülmüştür. Bunlar genellikle üstel, hiperbolik, kuvvet ve logaritmik formlarda ifadelerdir.

Sünme olayını, en önemli yapı malzemesi beton üzerinde kısaca incelemekde yarar vardır. Betonun zamana bağlı şekil değişimi uzun zamandır bilinen bir gerçektir. 30 yıl süreli deneylerde bile betonun sünme yaptığı gözlenmiştir.

Eğer uygulanan gerilmeler betonun kırılma gerilmesinden küçük büyüklüklerde ise bu olayın çok önemli sakıncaları olmayabilir. Ancak sünme olayının önemi kısaca şöyle belirtebilir; başlangıçta (yükleme anında) malzeme pratik değeri az olan şekil değişi i gösterirse de, sünme olayı sonucunda şekil değişimlerinin başlangıç şekil m değişiminin 3-4 katına ulaştığı görülmüştür.

Örneğin deneyler sonucu, betonun etkilendiği gerilme değeri, basınç dayanımının 0.70'ini aştığı takdirde, sünme etkisiyle belirli bir süre sonra betonun dayanımını kaybedip yıkılma durumuna geçebildiği anlaşılmıştır.

Yapılarda toplam şekil değişimlerin sınırlandırılması şeklinde çeşitli ülkelerin şartnamelerinde hükümler vardır. Ayrıca sünme, öngerilmeli betonda önemli gerilme kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle ilk öngerilmeli beton yapılar başarısızlığa uğramışlardır ve aynı nedenle mukavemet hesaplarında sünme etkisi gözönüne alınır.

7.6. Gevşeme (Rölaksasyon)

Reolojide ele alınan önemli olaylardan biri de gevşemedir. Sünme olayında sabit gerilmeden etkilenen malzemede şekil değişimlerinin nasıl değiştiği incelenmiş idi.

Rölaksasyon olayında ise şekil değişiminin sabit tutulması halinde uygulanan gerilmenin nasıl değiştiği incelenir.

Cisme herhangi bir P0 kuvveti uygulanıp, e0 büyüklüğünde bir şekil değişimi verilsin. Bu şekil değişimi sabit tutulursa, gerilmeler zamanla azalır (Şekil 7.22).

(17)

Aslında uygulanan kuvvet herhangi bir şekilde azalmaz ise cisim uzamaya devam eder, bu uzama devam etmediğine göre, uygulanan gerilmenin zamanla azalacağı açıktır.

Gevşeme olayı özellikle çelik yapıların bulon ve perçinli birleşimlerinde ara sıra görülen gevşekliklerde ve ön gerilmeli beton çeliklerinin uzaması olaylarında kendini gösterir. Benzer şekilde motor silindir kapaklarını sıkan civatalar yeterli ön gerilme ile sıkılmazlar ise zamanla gevşerler.

(18)

7.7. Sıvıların Reolojisi ve Sıvılarda Viskozite

Sıvılar kayma gerilmesine maruz kaldıklarında akışa geçerler. Viskozite sıvıların akış özelliklerinin belirlenmesinde kullanılan en önemli parametredir.

Viskozite bir akışkanın şekil-biçim değişikliğine ya da katmanlarının birbirine göre bağıl hareketine karşı direncidir. Bu özellik tüm akışkanlarda değişik düzeylerde görülür. Akışkan molekülleri birbirini çekerek birbirlerine göre farklı ve bağıl hızlar kazanmalarını engellemeye çalışır. Çekim güçlüyse viskozite yüksek, zayıfsa viskozite düşük olur. Genel olarak sıvıların viskozitesi sıcaklıkla azalır, yani sıcaklık yükseldikçe sıvılar daha kolay akarlar, daha akışkan olurlar. Bu tip bir davranışa asfalt malzemesinde rastlanır.

Sıvıların viskozitesinin belirlenmesinde viskozite katsayısı (η) kullanılmaktadır. Viskozite katsayısı Nevvtonyen sıvılar için aşağıdaki formülle belirlenir (Şekil 7.23). Sıvılarda pratikte kayma gerilmesi (T) hareket ettirme halinde oluşur. Dökme, püskürtme, karıştırma gibi etkiler sıvılarda kayma gerilmesi yaratır.

(19)

Psödoplastik (yalancı plastik) davranış: Sıvıya etkiyen kayma gerilmesi arttıkça sıvının viskozitesi düşmektedir. Yani düşük gerilmeler altında plastik, yüksek gerilme kuvvetleri altında viskoz davranış gösterir (Şekil 7.25). Boya, emülsiyon ve çözücüler bu gruba girer.

Dilatant davranış: Bu tür sıvılarda deformasyon hızındaki artışla viskozitede de artış meydana gelir. Psödoplastik davranışa göre daha seyrek görülür (Şekil 7.26). özellikle kil, şeker çözeltileri, mısır nişastası su karışımı, su-kum karışımı gibi süspansiyonlar dilatant özellik gösterir.

Plastik davranış: Bu tip sıvılar statik yükler altında katı madde gibi davranırlar. Belli bir kayma gerilmesi uygulandığında harekete geçer ve akışkanlık kazanırlar. Sıvıyı durgun halden akıcı hale geçirmek için gerekli minimum kuvvete eşik değeri (eşik kayma gerilmesi) denir. Plastik davranışa tipik örnek olarak domates ketçabı veya mayonez verilebilir. Ketçap şişeyi sallamadan akışa geçmez ama akışa geçtikten sonra sallamaya devam etmeniz gerekmez. Plastik sıvılar eşik değerini aştıktan sonra Nevvtonyen, psödoplastik veya dilatant davranış gösterebilir (Şekil 7.27). özellikle taze betonda bu tip davranışa rastlanır.

Çimento hamuru ve taze beton da plastik sıvı tanımına uymaktadır. Taze betonu reolojik açıdan temsil eden en uygun model Bingham Modelidir (Şekil 7.27-1). Bu modele göre her taze beton karışımının bir eşik kayma değeri ve plastik viskozitesi vardır. Bu iki reolojik parametre Tattersal'ın geliştirdiği iki noktalı beton reometresi (Şekil 7.28) veya gelişmiş reometre adı verilen özel cihazlar yardımıyla ölçülebilmektedir.

(20)

Nevvtonyen olmayan sıvılar, maruz kaldıkları gerilmenin etki süresine (t) bağlı olarak da farklı davranışlar gösterirler.

Tiksotropik davranış: Tiksotropik davranış gösteren sıvılarda viskozite sabit bir deformasyon hızında (karıştırma hızı) zamanla düşmektedir (Şekil 7.29). Taze beton, gres yağı, ağır mürekkepler tiksotropik özellik gösterir.

Referanslar

Benzer Belgeler

(1990) tarafından gerçekleştirdikleri bir çalışmada pediosin ete listeria inokülasyonundan önce uygulan dığında antilisteriyal aktivitesinin oldukça yüksek olduğunu

Bizim mektebde edebiyatla çok meşgul olanlara «şâ ir» lâkabı verilirdi, merhum Hamdullah Suphi de öyle anılıyordu, fakat şair değildi, daha ziyade güzel

This development was made possible thanks to several factors: Prizren was an important center of medieval roads for the region; In Prizren, the Ragusan consulate (1332) was

Türk çocukları üzerinde yapılan çalışmalar; menarş yaşının tespiti, puberte (ergenlik) başlangıç yaşı, çocuklardaki antropometrik ölçülerde yıllar içinde

Fig 3: Characteristics of various vehicle parameters (Motor power, drive torque, Accelerator, speed) with respect to time. Accelerator graph determines the amount of pressure

In the above example starting cut point is just after the exit frame, and the ending cut point is just before the entry frame. Accurate editing is done in this example and

Bu coğrafyada bulunm uş, üzünçlü günlere tanık olmuş ve göç etmek zorun­ da kalmış olan usta romancımız Yaşar Kemal’in “Bir Ada Hikâyesi” serisi için­

G yarı-galile uzayında ise Mannheim eğrileri, AW(k)-tipli eğriler, elastik olmayan regüler eğriler, küresel eğriler, helisler incelenmiş olup bu eğrilerle