• Sonuç bulunamadı

AİLE ve TOPLUM DERGİSİ YAYIN İLKELERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "AİLE ve TOPLUM DERGİSİ YAYIN İLKELERİ"

Copied!
110
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)

Sahibi

Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü

Adına

Doç.Dr. Ayşen GÜRCAN

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dr. Nesrin TÜRKARSLAN

Adres

Tunus Caddesi No.24 06680 Kavaklıdere-ANKARA

Tel: (312) 416 80 00 Fax: (312) 419 29 70

www.aile.gov.tr

Aile ve Toplum Dergisi’nde yayınlanan yazılardaki görüşler yazarına aittir.

Aile ve Toplum Dergisi üç ayda bir yayınlanır.

Baskı ve Tasarım Öztepe Matbaacılık

San. Tic. Ltd. Şti.

Kazım Karabekir Cad. 31/107 Ulus-ANKARA Tel: (0312) 341 12 08 Faks: (0312) 384 38 97

29.10.2007 ANKARA

T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Eğitim - Kültür ve Araştırma Dergisi

Yıl : 10 Cilt : 3 Sayı: 12 Nisan - Mayıs - Haziran 2007

AİLE ve TOPLUM DERGİSİ YAYIN İLKELERİ

1. Aile ve Toplum Dergisi, Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından üç ayda bir yayınlanır.

2. Dergide telif ve tercüme makaleler, araştırma makaleleri, bildiriler, yayın değerlendirme tartışma yazıları, Türkçe ya da bir yabancı dilde yer alır.

3. Dergi, "Hakemli" bir yayındır. Dergiye gönderilen yazı, konusu ile ilgili bir akademisyen ve Yayın Kurulu tarafından incelendikten sonra yayımlanabilir. Dergiye gönderilen yazıların başka bir dergide yayınlanmamış ya da yayınlanmak üzere gönderilmemiş olması gerekir.

4. Gönderilen yazıların yayınlanma zorunluluğu yoktur. Dergiye gelen yazılar yayınlasın ya da yayınlanmasın geri gönderilmez.

5. Dergiye gönderilen yazıların Türkçe ve bir yabancı dilde (İngilizce, Fransızca, Almanca) 100-150 kelimelik özetleri çıkartılmalıdır. Yazı herhangi bir bilimsel toplantıda sunulmuş ise belirtilmelidir.

6. Dergide yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

7. Yazının kapak sayfasında, çalışmanın adı yazar/yazarların (Birden fazla yazar varsa sıralama yapılarak) adı, soyadı, unvanları, çalıştıkları kurumlar belirtilmeli, Türkçe ve İngilizce özetler yer almalıdır.

8. Makalelerdeki dipnot ve kaynakçalar mutlaka genel kabul görmüş standartlara uygun olmalıdır.

9. Gönderilen yazıların dili açık ve anlaşılır olmalı, dilimizde karşılığı tam olarak olmayan ifadelerin Türkçe karşılığı parantez içinde verilmeli ve gönderilen yazılar yazım düzeni açısından aşağıdaki özellikleri taşımalıdır:

– Yazılar, A4 boyutundaki beyaz kağıdın bir yüzüne, 1,5 satır aralıklı, 98 ve 2000 sürümleri tercih edilmelidir. Metin tek kopya olarak sunulmalıdır. Ayrıca metin diskete kaydedilmeli, disketin üzerinde kullanılan bilgisayar programı ve sürüm numarası belirtilmelidir. Yazı, Hakem Kurulu'nun bir değişiklik önerisi ile kabul edilmiş ise en son durumu içeren çalışma disketle birlikte teslim edilmeli, önlem olarak dosyanın bir kopyası da yazarda bulunmalıdır.

– Satır sonlarında sözcükler kesinlikle hecelerine bölünmemelidir.

– Çizimler bilgisayardan çıkarılmadı ise, beyaz aydınger kağıt üzerinde çini mürekkebi ile çizilmelidir. Çizimlerde fotokopi yöntemi kullanılmamalıdır. Fotoğraflar siyah/beyaz, net ve parlak fotoğraf kağıdına basılmış olmalıdır. Renkli fotoğraflar ve fotokopiye çekilmiş fotoğraflar kullanılmamalıdır. Ayrıca her bir şeklin metin içinde gireceği yer açık bir biçimde gösterilmelidir.

Aile ve Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

(3)
(4)

Danışma Kurulu

Prof.Dr. Gönüİ AKÇAMETE... Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı

Prof.Dr. Aliye Mavili AKTAŞ ... Adnan Menderes Ü. Nazilli İ.İ.B.F. Kamu Yönetimi Bl. Öğr. Üyesi Prof.Dr. Emine AKYÜZ ... A.Ü. Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Zehra ARIKAN... Gazi Üniversitesi Tıp. Fak. Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Çiğdem ARIKAN ... H.Ü. İ.İ.B.F. Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Metin ARSLAN ... Kırıkkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. İbrahim ARSLANOĞLU... Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Orhan AYDIN ... H.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Doç.Dr. Aylin GÖRGÜN BARAN ... H.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Ayla BAYIK TEMEL... Ege Üniversitesi Hemşirelik Y.O. Halk Sağlığı Bl. Başkanı Prof.Dr. Latife BIYIKLI ... A.Ü. Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Kamil Ufuk BİLGİN... TODAİE Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Işıl BULUT ... Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Esra BURCU ... H.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Saynur CANAT...A.Ü. Tıp Fakültesi Ergen Psikiyatrisi Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Ayşe CANATAN...Gazi Üni. Fen-Edebiyat Fak. Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bülent ÇAPLI ... A.Ü. İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Nilgün ÇELEBİ ... A.Ü. D.T.C.F. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. İhsan DAĞ... H.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Yrd.Doç.Dr. Emin Yaşar DEMİRCİ ...Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Nükhet DEMİRTAŞLI...A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Beylü DİKEÇLİGİL... Erciyes Üniversitesi Fen-Edb. Fak. Sosyoloji Bölümü Doç.Dr. Zait DİRİK...Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. İsmail DOĞAN... A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi.

Prof.Dr. Yıldırım B.DOĞAN... A.Ü.Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Veli DUYAN... H.Ü. İ.İ.B.F. Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Yıldız ECEVİT ... O.D.T.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Mehmet ECEVİT... O.D.T.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ülker GÜRKAN ...Başkent Üniversitesi Hukuk Fak, Öğr. Üyesi

Prof.Dr. Mebeccel GÖNEN ... H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Seniha HASİPEK... A.Ü. Ev Ekonomisi Y.O. Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Olcay İMAMOĞLU ... O.D.T.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Tülin GÜNŞEN İÇLİ... Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Dekanı Doç.Dr. Sunay İL ... H.Ü. İ.İ.B.F. Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Zafer İLBARS ... A.Ü. D.T.C.F Sosyal Antropoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sibel KALAYCIOĞLU... O.D.T.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof.Dr. Ahmet KARAARSLAN... Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Nuray KARANCI... O.D.T.Ü. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Doç.Dr. Velittîn KALINKARA ... Pamukkale Üniversitesi Denizli Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof.Dr. Kurtuluş KAYALI ... Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Efser KERİMOĞLU... A.Ü.Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Bölüm Başkanı

Prof.Dr. Duyan MAĞDEN ... H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet Yaşar OCAK ... H.Ü. Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Ferhan ODABAŞI...A.Ü. Eğitim Fak. Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Böl. Öğr. Ü.

Prof.Dr. İlber ORTAYLI ...Galatasaray Ünv. Hukuk Fak. Öğr. Üyesi Doç.Dr. Aslıhan ÖĞÜN BOYACIOĞLU ...H.Ü. Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Ferhunde ÖKTEM ...H.Ü. Çocuk Ruh Sağlığı Bölümü Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Selahattin ÖĞÜLMÜŞ... A.Ü. Eğitim Bilimleri Fak. Psikolojik Dan. ve Rehberlik Bl. Bşk.

Yrd.Doç.Dr. Cengiz ÖZBESLER...Başkent Üni. Sağlık Bilimleri F. Sosyal Hizm. Bölümü Öğr. Üyesi Prof.Dr. Işık SAYIL...A.Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahsen ŞİRİN...Ege Ünv. Hemşirelik Y.O. Kadın Sağlığı ve Hast. Hem. A.D.

Prof.Dr. Günsel TERZİOĞLU... H.Ü. Ev Ekonomisi Yüksek Okulu Bölüm Başkanı Prof.Dr. Mahmut TEZCAN...A.Ü. Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Gülay TOKSÖZ ...A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ergül TUNÇBİLEK... H.Ü. Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

Prof.Dr. Sevda ULUĞTEKİN...H.Ü. İ.İ.B.F. Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hamza UYGUN...Niğde Üniversitesi Rektörü

Prof.Dr. Serhat ÜNAL...H.Ü. Tıp Fakültesi Dekanı

Prof.Dr. Ayşe YALIN...A.Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Böl. Öğretim Üyesi Prof.Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK... A.Ü. EBB. Eğt. Psi. Hiz. A.D. Reh.ve Psi. Danış. Böl. Öğr. Üyesi

(5)
(6)

İçindekiler

Aile Eğitim Programlarına Niçin Gereksinim Duyulmuştur? Aile Eğitim Programları

Neden Önemlidir? ...7 Yrd.Doç.Dr. Fatma Tezel ŞAHİN - Bilm.Uzm. Saide ÖZBEY

0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik

Önlemlerinin Tanılanması ...13 Yrd.Doç.Dr. Dilek ÖZMEN - Yrd.Doç.Dr. Dilek ERGİN

Öğr.Gör. Nesrin ŞEN - Arş.Gör. Aynur (Çakmakçı) ÇETİNKAYA

Violence and TV shows...21 Yrd.Doç.Dr. Şinasi ÖZTÜRK

Yaşlılarda Beslenme Sağlığını Etkileyen Faktörler: Balıkesir İli Göçmen

Konutları Beldesi Örneği...33 Suzan SÖNMEZ - Prof.Dr. Ayla Bayık TEMEL - Arş.Gör. Bilgin Kıray VURAL

Çocuk Yoksulluğu...47 Şebnem AVŞAR KURNAZ

Ageing Population, Social Services And Assistance In Turkey...56 Uzman Yusuf YÜKSEL - Uzman Tuncer KOCAMAN

Türkiye’de Kadın Sağlığını Etkileyen Sosyo-Ekonomik Faktörler ve Yoksulluk...65 Prof.Dr. Aliye Mavili AKTAŞ

Okullarda Yaşanan Şiddet Önleyici Bir Yaklaşım : Kendini Toparlama Gücü...73 Öğr.Gör.Dr. Şerife TERZİ

Sigara İçen ve İçmeyen Üniversite Öğrencilerinin Sigara İçmeye İlişkin Tutumları...83 Yrd.Doç.Dr. Hikmet YAZICI

Kadının Çalıştığı ve Çalışmadığı Ailelerde Gelirin Kullanım Biçimi...91 Arş. Gör. Dr. Ayfer AYDINER BOYLU

Prof. Dr. R. Günsel TERZİOĞLU

Transformation of Welfare State, New Solidarity and Families in Davos Period...101

Emre Tevfik ÇAMPINARI

(7)

Duyulmuştur? Aile Eğitim Programları Neden Önemlidir?

Yrd. Doç. Dr. Fatma TEZEL ŞAHİN*

Bilm. Uzm. Saide ÖZBEY**

*Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi.

**Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Okul Öncesi Eğitimi Bilim Dalı Doktora Öğrencisi.

Ö Özzeett

Erken çocukluk dönemi boyunca çocuk en çok aile ortamı içerisindedir. Ailede alınan eğitim ileriki yıllara temel teşkil etmektedir. Bu açıdan aile, çocuğun eğitiminde hayati rol oynamaktadır.

Değişen sosyal ve kültürel şartlarda ailelerin çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda aile eğitim programları ile desteklenmesine ihtiyaç duyulmak- tadır. Aile eğitim programları ailelere hem ebeveyn- likle ilgili bilgileri hem de çocuk bakım ve eğitimiyle ilgili bilgileri kazandırmaktadır. Aile eğitim program- ları, ailenin, çocukların okuldaki etkinliklerine de katılmalarını sağlamaktadır. Ailenin çocuklarının eğitimine katılmaları, eğitimin devamlılığını sağla- makta, çocukların kendine güven duygusu, akademik başarısı ve ailesi ile ilişkilerinde olumlu etkileri olmaktadır. Bu nedenle ailelerin ihtiyaçlarına göre farklı aile eğitim programlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Aile eğitimi, aile eğitim programı.

AAbbssttrraacctt

W

Whhyy HHaass TThheerree BBeeeenn AA RReeqquuiirreemmeenntt ffoorr ppaarreenntt eedduuccaattiioonn PPrrooggrraammmmeess?

W

Whhyy aarree ppaarreenntt eedduuccaattiioonn pprrooggrraammmmeess iimmppoorrttaanntt?

The child spends most of his time within the family environment in his early childhood period.The education received in the family forms a basis for the following years. In this respect, the family is of vital importance in the child’s education.

With changing social and cultural circumstances there has been a growing need to support families with perent education programmes about child development and Education Parent education programmes offer information to families about not only parenthood but also child care and education.

Parent education programmes encourage families to participate in the child’s school activities. The participation of the families contributes to the continuity in education and it also adds a lot to the child’s self confidence, academic success and relations with the family. For this reason, the development and generalization of various parent education programmes according to the needs of families is required.

Key Words: Parent education, parent education programme.

(8)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

G Giirriişş

Ebeveynler çocuklarının hayatta sahip oldukları en önemli öğretmenleridir. Çocuğun sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel yönden gelişimi ilk olarak ailede başlamaktadır. Aile çocuğun okul başarısında ve olumlu davranışlar geliştirmesinde hayati rol oynamaktadır (Chow vd.,2004:4;

PTA,2005:1). Çocuğun hayatında bu kadar önemli yere sahip ebeveynlerin ise hem ebeveyn olma be- cerileri hem de çocuk bakımı ve eğitimi konularında bilgi ve becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir.

Değişen günümüz şartlarında ebeveynlere verilecek bu eğitimin, artık sistemli bir şekilde yapılması zorunluluğu ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Aile eğitim programları, aile eğitimi için birçok farklı yollar takip etse de özünde aynı amaca hizmet etmektedir. Bu programlar, ailelerin ebeveyn olmadaki sorumluluklarını kazanmalarına yardımcı olmak, aile bağını güçlendirmek, çocuk eğitimi ve gelişimi konusunda aileleri bilgilendirmek, destek olmak (özellikle dezavantajlı çocuklar ve aileleri) ve çocukları okula başlarken öğrenmeye hazır hale ge- tirmek gibi hedeflere sahiptirler. Başlangıçta toplum temelli küçük tanıtım programları olarak başlayan aile eğitimi ve destek programları daha sonra hem içerik hem de sayıca genişlemiş, karmaşıklaşmıştır.

Bazı bölgelerde bu programlar geniş bir alana yayılarak o bölgeden finansal destek de almaya başlamıştır (Powel,1990; Gomby,2005:4).

Geliştirilen aile eğitim programlarının, çocuk eğitimi ve bakımı konusunda ebeveyn eğitimine büyük etkisi olduğu görülmüştür. Yapılan araştır- malar aile eğitim ve destek programlarına katılan ailelerde çocuklarda kendilerine güven duygusunu geliştirme, aile ve çocuk arasında olumlu ilişkiler kurma, çocukların okula karşı daha pozitif bakma ve okul başarısı gibi konularda etkili olduğunu ortaya koymuştur (Brown,1989:1; Funkhouser, 1999:2; Park,2003:1; Green,2003:12 ).

Aile Eğitim Programlarına Niçin Gereksinim Duyulmuştur?

Aile eğitim programları temelde iki amaca hizmet etmektedir. Birincisi ailenin psikolojik ve

sosyal açıdan bulunduğu yaşam şartlarına adapte olabilmesine yardımcı olmak; diğeri ise çocukların eğitimlerinde aile ayağını güçlendirmektir (Cochran, 1988:26).

Son yıllarda toplumların değişen doğasında aileler daha zor şartlarda hayatlarını devam ettirmekte ve aileler çeşitli nedenlerle desteğe ve yardıma gereksinim duymaktadırlar. Bu nedenlerin başında geçmişte kolaylıkla ulaşılan informal sosyal destek ve bilgi kaynaklarına ulaşımın güçleşmesi gelmektedir. Çocuk yetiştirmek için tüm ailelerin hem duygusal olarak hem de uygulamada desteğe gereksinimi bulunmaktadır. Aynı zamanda aileler çocukların gelişimleri ve eğitimleri konusunda hem spesifik hem de temel bilgilere, tavsiyelere, geri bildirimlere ve aile içindeki problem durumlarında bilgi alabilecekleri bir kaynağa gereksinim duymak- tadırlar. Geçtiğimiz yıllarda aileler genellikle bu bilgi- leri, informal yolla alabilmekte idiler. Geleneksel olarak aileler, ebeveynlik ve çocuk yetiştirme ile ilgili bilgileri, geniş aile içindeki büyüklerden ve arkadaşlardan, komşular arasındaki diğer yaşlı aile- lerden, köylerin yaşlılarından ya da din adamların- dan almaktaydı (Hareven,1982;Coleman,1987; akt:

Staton;Ooms, ve Owen 1991:4-5).

Günümüzdeki bazı sosyal, ekonomik ve demografik değişiklikler hareketliliğin artması, hem evde hem işte çalışmak zorunda olan aileler, daha fazla tek ebeveynli çocuk yetiştirme ve çekirdek aile gibi nedenler, ailelerde stresi artırmış ve ailelerin aile ve çocuk eğitimi konusunda destek alabilecekleri informal kaynaklara ulaşımı güçleştirmiştir. Hem komşuluk hem de sosyal kademelerde ailelerin ve çocukların birbiriyle işbirliği ve sorumluluk içinde hareket etmesi de azalmıştır. Endüstrileşme ile bir- likte gelişen sosyal değişiklikler ebeveynlik ve çocuk sağlığı ve eğitimi konusundaki eğitimi zorunlu hale getirmiştir (Powell,1990:1). Aileler, yaşadıkları toplumun değer yargılarını da dikkate alarak, çocuklarını yetenekli bir yetişkin olarak yetiştirebilmek için, toplumun diğer yetenekli birey- lerine yakınlık, diğer bakım alanlarında yeterlilik ve zor yaşam koşullarında ebeveynlikle ilgili motivas- yona gereksinim duymaktadırlar. Aile eğitim ve destek programları ailelerin bu gereksinimini karşıla- maktadır.

(9)

Aile eğitim programlarına duyulan gereksinimin nedenlerinden birisi de ebeveynlikle ilgili bilgilerin karmaşıklaşarak artmış olmasıdır. Günümüzde ebeveynlik artık içgüdüsel bir meslek olarak görülmemektedir. Aileler ebeveynlikle ilgili gelişme- lerden oldukça şaşkın durumdadırlar. Çünkü ebeveynlik, daha önceki yıllarda olduğu gibi nesilden nesile geçerek tekrar edilen, değişime uğramamış bir meslek değildir. Uzmanlık alanlarının genişlemesi, medya kanalı ile bu bilgilerin paylaşıl- ması günümüzde artık yüksek standartlara sahip aile kavramının ortaya çıkmasına zemin hazır- lamıştır. Bu gün hala birçok aile, çocuklarına yete- rince zaman ayıramamakta ve artan bir şekilde okul öncesi eğitim kurumlarına çocuklarını göndermekte- dirler. Üstelik sosyal değerler o kadar hızlı değişmektedir ki aileler bu değerler karşısında, özel- likle ergenlik çağındaki çocuklarını nasıl eğitecekleri ve onlara nasıl davranacakları konusunda kar- maşaya düşmektedirler. Bu eğilimlerin sonucunda aileler sık sık suçluluk, yetersizlik ve beceriksizlik duygularına kapılmaktadırlar (Powell,1990:1;

Staton, Ooms, ve Owen 1991:4).

Çocuk yetiştirme konusundaki yetersizlik duyguları, ebeveynleri çocuk yetiştirme ile ilgili yeni arayışlara yönlendirmektedir. Ailelerin gereksinimi olan bilgilerin ise bir plan çerçevesinde verilmesi gerekmektedir. Aile eğitim programları, ebeveyn- lerin çocuk yetiştirmeye yönelik geçmiş bilgileri dikkate alınarak ailelerin gereksinimi olan nokta- larda onlara yol göstermektedir. Tüm bunların yanı sıra, anne ve baba adaylarını evlilik öncesi eğitmek, evlat edinmiş ya da edinecek ailelerin anne-babalık rolleri ile ilgili bilgi, beceri ve sorumluklarını geliştirmek de aile eğitim programlarının amaçlarının arasındadır (Tezel Şahin ve Ersoy, 1999:59-60).

Erkek ve kadının toplum içinde değişen rolleri nedeniyle anne ve babalık görevlerini de kesin sınır- larla ayırmak artık mümkün olmamaktadır. Babaların da artık çocukların bakım ve eğitimine aktif olarak katılmaları zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla babalar gerekli donanıma sahip olmasalar da çocukların bakım ve eğitimlerine katılmak duru- mundadırlar. Söz konusu durum babaların da anneler kadar çocuk bakımı ve eğitiminde bilgi ve

beceri kazanmasını gerektirmektedir (Tezel Şahin,2003: 460). Ayrıca başta düşük sosyo- ekonomik düzeydeki ailelerde olmak üzere farklı sosyal ve kültürel yapıdaki ailelerde babaların uzun süre ev dışında çalışması ya da yorucu çalışma koşullarına sahip meslek grubunda olmaları, ba- baların çocukların eğitiminde kendilerini birinci derecede sorumlu hissetmemesine neden olmak- tadır. Bu durum babaların çocukları ile iletişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir (Kımmet, 2003:464). Bu nedenle aile eğitim programları sadece annelerin değil; babaların da eğitim almak için başvurabilecekleri kaynaklara duyulan gereksinimi karşılamaktadır.

Diğer taraftan sağlık, eğitim, sosyal ve ekonomik yönden devlet kurumlarından destek bekleyen aileler bu sorunlarını çözmek için nereye başvurabilecekleri konusunda belirsizlik yaşaya- bilmektedirler. Çocuklarının madde kullanımı, yoğun ergenlik sorunları, engelli çocuğa sahip olma vb.

durumlarda ailelerin kendilerini yakından takip ede- bilecek desteğe gereksinimleri bulunmaktadır.

Devletin ilgili kurumları söz konusu durumlarda ailelere destek olmakla birlikte yeterli olamaya- bilmektedir. Aile eğitimi ve destek programları söz konusu durumlarda boşlukları doldurmakta; aileleri ilgili kurumlara yönlendirmekte ve aileleri kendi sorunlarına çözüm bulma sürecinde aktif hale getirmektedir.

Aile Eğitim Programları Neden Önemlidir?

Aile eğitim programları, ailelerin ebeveynlik becerilerini ve bilgilerini geliştirme, çocuk gelişimi ve ailelerin yaşadığı sorunlarla pozitif yollarla başa çıkabilme ile ilgili öğrenme deneyimlerini geliştir- meye odaklanmış programlardır. Ailelerin ebeveyn olma becerilerini kazanmaları, aynı zamanda çocuk- ların gelişim ve gereksinimlerine duyarlılığı da beraberinde getirmektedir (Bogenschneider ve Johnson, 2004:20).

Aile eğitim ve destek programları öncelikle çocukların okula hazır olmaları konusunda doğru- dan ve dolaylı olarak etkiye sahiptir. Zihinsel gelişime yönelik yapılan araştırmalar, çocukların 5 yaşına kadar bilişsel, fiziksel, dil, sosyal ve

(10)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

duygusal alanlarda gelişimlerinin üst düzeyde geliş- tirilebileceğini ortaya koymuştur. Aileler çocukların ilk öğretmenleri olması ve çocuklarla evde oldukça fazla zaman geçirmeleri nedeniyle çocukların gelişi- minde önemli bir etkiye sahiptir. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarında özellikle ailelere verilecek çok yönlü eğitim önem taşımaktadır (Chow vd.,2004:3).

Etkili ebeveynlik, anne-baba olma becerilerini yeterince yerine getirebilmek olduğu kadar, çocuğun içinde bulunduğu çevreyi ve şartları da ayarlayabilmektir. Çocukların tüm gelişim alanların- daki gereksinimlerine sorumluluk içinde cevap vere- bilmek, çocukların zihinsel gelişimini olumlu yönde etkileyebilmektedir. Ebeveynin çocukların gelişim ve gereksinimlerine duyarsız davranmaları da zihinsel açıdan risk faktörü oluşturabilmektedir (Chow vd.,2004:3). Söz konusu duyarsızlık özellikle sosyal ve ekonomik yönden güçlük yaşayan ailelerde daha çok görülmektedir. Son yıllarda yapılan araştır- malarda sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan ailelerin çocukların okuldaki eğitimlerine katılım oranlarının sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan ailelere göre daha az olduğunu ortaya koymuştur (Lewis,1992:4; Funkhouser, 1999:5).

Ayrıca risk grubundaki aileler, kendine güven- sizlik, çocuk bakımı ve eğitiminde yetersizlik, geçmişte okulla ilgili yaşanmış olumsuz deneyimler nedeniyle çocuklarının okuldaki eğitimlerine katıl- mama eğilimi göstermektedirler (Liontos,1991:2).

Aileler çocuklarının okuldaki eğitimlerine katılmadık- larında çocuklar için ciddi olumsuzluklara neden olabilmektedir. Bu olumsuzlukların azaltılmasında aile eğitim programları önemli rol oynamaktadır.

Programlar, ailelerin çocuklarının okuldaki eğitimine katılmalarının önemi üzerinde durarak, çocukların eğitiminde ebeveynin bir rolü olabileceği ve ailelerin okulla etkili bir iletişim içine girdiklerinde çocuğun okuldaki başarısının daha da artabileceği konusunda aileleri bilinçlendirmek açısından önem taşımaktadır (Ömeroğlu, Yazıcı ve Dere,2003:440).

Aile eğitim programları, çocukların okulda ne yaptığı, eğitim ve öğretimin nasıl gerçekleştiği ve bu süreçte ailelerin kendilerine düşen rollerin ne olduğu ile ilgili bilinci kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Çocuğun eğitim süreci, sosyal ve

akademik anlamda bir dizi kararlar almayı ve uygu- lamayı içermektedir. Ebeveynlerin çocuğun okuluna karşı ilgisizliği, çocuğun akran ilişkilerine olumsuz yönde yansıyarak sosyal açıdan; akademik başarısı üzerine yansıyarak da çocuğu gelecekte edineceği meslek açısından olumsuz yönlendirebilmektedir.

(Bogenschneider ve Johnson, 2004:20). Ayrıca aile eğitim programları çerçevesinde evde çocukla iletişimde bulunan, büyük kardeş, büyükanne vb.

bireylerin de okuldaki eğitime katılmaları çocukların sağlıklı gelişim göstermelerinde önemli görülmek- tedir (Fagan ve Palm,2004;8,12).

Aile eğitimi ve destek programlarında, sosyo- ekonomik düzeyi düşük ailelere, madde bağımlısı ailelere, evlilik dışı çocuk sahibi olmuş ebeveynlere ve küçük yaşta ebeveyn olmuş ailelere ulaşmak da hedeflenmektedir. Bu aileler bazen madde kul- lanımı, şiddet vb. özellikler geliştirerek çevreye zararlı olmaya başlayabilmektedirler. Diğer taraftan bu ailelerin çocukları okullarda risk grubundaki çocuklar olarak değerlendirilmektedir. Gereksinim duyduğu konularda sağlıkla ilgili profesyonellerden, sosyal hizmet uzmanlarından, eğitimcilerden yardım alan ve arayan aileler ise oldukça azdır (Staton;Ooms, ve Owen 1991:4; Klauke,1989:2).

Söz konusu durum büyük kentlere göç etmiş ve bulunduğu yaşam şartlarına uyum sağlamaya çalışırken birçok farklı sosyal ve duygusal sorunlar yaşayan aileler için de geçerli olabilmektedir. Aile eğitim ve destek programları risk grubundaki bu ailelerin ekonomik zorluklarla başa çıkma, aile içi ilişkileri güçlendirme, çevresel baskılara ve tehlikelere karşı güçlendirme boyutunda ailelere önemli katkı sağlamaktadır (Kımmet,2003:467).

Diğer taraftan çocuk istismarı ve ihmalinin merkezinde, ailelerin karşılanmamış gereksinimleri ve çözülmemiş problemleri bulunmaktadır. Ayrıca bu konuda ebeveyn olma becerilerinin eksikliği de rol oynamaktadır. İyi anne-baba olma öğre- nilebilmektedir. Aile eğitimi programları anne- babaların bu becerileri geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu eğitim çocukların güvenli ve duygusal yönden sağlıklı bireyler olarak yetişti- rilmesi konusunda ailelerin kapasitesini de arttır- maktadır (Chow vd.,2004:3).

(11)

Aile eğitimi ve destek programları; öncelikle ailelere kendi toplumlarında sosyal destek ve bilgi ağı sunmaktadır. Programlar, aileleri çocuk gelişimi ile ilgili bilgilendirmekte, ailelerin gereksinimlerini belirleyerek, aile fonksiyonlarını yerine getire- bilmeleri ve çocuklarının da uzun dönemde sosyal- duygusal yönden sağlıklı bir gelişim göstermeleri ve gelecekteki okul başarıları için ailelerin çocuklarına gerekli desteği sağlayabilecek bilgi ve beceriyi kazandırma açısından önem taşımaktadır. Aile eğitimi ve destek programlarında, ailelerle çocuk- ların bilişsel, sosyal, duygusal ve dil gelişimlerini desteklemek için gerekli olan bilgilerin paylaşılması söz konusudur. Ailelere çocuklarının da gelişimlerini destekleyecek programlara birlikte katılmalarına fırsat verme ve ailelerin okuma-yazma, dil ve matematik becerilerini destekleme açısından da önemli bir boşluğu doldurmaktadır (Staton;Ooms, ve Owen 1991:7-8).

Sonuç ve Öneriler

Yaşamın ilk yılları bilişsel ve sosyal gelişim açısından kritik bir dönemdir. Bu kritik dönemde aile kurumu çocuğun yaşamında önemli bir etkiye sahiptir. Ailelerin özgüven duyguları, çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili bilgileri ve yetenekleri çocuklarının sağlıklı gelişim göstermeleri üzerinde önemli etkiye sahiptir. Aileler, özellikle doğum, ailede ya da çocukta oluşan ciddi sağlık sorunları, tek başına çocuk ( parçalanmış aile ya da evlilik dışı çocuk sahibi olma vb.) büyütmek zorunda kalma ve çocuk gelişimindeki bazı kritik dönemlerde ( okul öncesi, ergenlik vb.) çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda desteğe gereksinim duymaktadırlar.

Yaşadığımız yüzyıldaki hızlı değişiklikler toplumun her alanında köklü değişikliklerle ken- disini hissettirmektedir. Ancak temelde değişmeyen tek şey, ailenin çocuğun hayatının merkezinde olduğu ve olumlu ya da olumsuz çocuğun hayatına yön verdiği gerçeğidir. Bu nedenle aile eğitim prog- ramlarının gerekliliği artık tartışılmamakta; farklı aile eğitim programları geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmaları yapılmaktadır. Bu bağlamda dikkate alın- ması gereken noktaları şöyle açıklayabilmek mümkündür:

•Aile eğitimi, evlilik kurumu gerçekleştikten son- raki zaman dilimine bırakılmamalıdır. Küçük yaşlar- dan itibaren ailenin önemi üzerinde durularak, özellikle sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmede her eğitim kademesinde ilgili konuları içeren dersler okutulmalıdır.

•Bilimsel bilgilere dayalı aile eğitimi (her konuda; çocuk yetiştirme, ebeveyn olma, eş olma vb.), özellikle küçük yaşlardan itibaren hem ailede hem de formal eğitimde verilmelidir. Ayrıca, doğru bilgiyi doğru zamanda alabilmek önem taşımak- tadır:

•Evlilik kurumu ile hayatlarını birleştirmiş her birey anne-baba adayıdır. Ancak kurulan evlilik yeterince oturmadan çocuk sahibi olmamaları gerektiği bilinci eşlere verilmelidir.

•Eşler çocuk sahibi olmadan önce ebeveynlik kurslarına katılmalıdırlar. Gerekirse bu kurslar kadın doğum doktorları tarafından da, bebeğin hamilelik- teki takibi süresince tavsiye edilebilir.

•Her yaş döneminin eğitimi spesifik bazı özel- likler taşımaktadır. Bu nedenle ebeveynler, çocuk- larının her yaş dönemine uygun eğitim programlarına katılmalıdırlar.

•Aile eğitim programlarına ailelerin katılımını sağlamada okulların rehberlik servislerine büyük görevler düşmektedir. Okul rehberlik servisleri, sorunlu öğrencilerin gönderildiği ve başvuran öğrencilerin etiketlendiği yerler olmaktan çıkarılarak daha işlevsel hale getirilmelidir. Okullarda her eğitim kademesinde (okulöncesi, ilk, orta, üniversite, çırak- lık eğitimi vb.), okul bünyesindeki öğrencilerin ailelerinin gereksinimlerine uygun içeriğe sahip aile eğitimi programları, rehberlik servisleri tarafından düzenli olarak planlanmalıdır. Bu programlara katılan ailelerin sayısını arttırmak için gerekli alt yapı oluşturulmalıdır.

•Aile eğitim programları okullar dışında da ailelerin rahatlıkla ulaşabileceği aile yaşam merkez- leri, halk eğitim merkezleri gibi toplum merkez- lerinde de düzenlenmelidir. Bu merkezlerde düzenlenecek programların yerel yönetimlerce desteklenmesiyle daha geniş kitlelere ulaşabilmek mümkün olacaktır.

(12)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

•Ebeveynlerin çalışma koşulları dikkate alınarak, iş yerlerinde aile eğitim programları kurum yönetimi tarafından planlanmalıdır. Bu programlarda özellikle meslek gruplarının özelliği ve çalışma koşulları da dikkate alınarak teorik bilginin yanı sıra uygulamalı örnekler içeren çalışmalara da yer verilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.

•Kitle iletişim araçlarının aile kurumu üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemelidir. Özellikle radyo ve televizyon gibi her dakika ailelerin yaşamında olan iletişim organlarında aileleri her konuda bilinçlendi- recek programlar hazırlanarak uygun zaman dilim- lerinde yayınlanmalıdır.

Kaynaklar

Bogenschneider, K. veJohnson,C. (2004).Family İnvolve- ment in Education: How Important Is It? What Can Legislators Do? Wiconsin Family Impact Seminear Briefing Report No.20,54pages.Universty of Wiscon- sin Center for Excellence in Family Studies.

Brown, P.C.(1989). Involvıng Parents in the Education of Their Children. Eric Digest

Chow,V. vd.(2004).Parenting and Family Support. UCLA Center Families and Communities.

www.healtychild. ucla.edu

Cochran M. (1988). Parentel Empowerment in Family Matters:Lesson Learned from a research Program.

Parent Education as Early Childhood Intervention:

Emerging Directions in Theory, Research and Practice. (Ed: Douglas R. Powell). Published Praeger /Greenwood

Powell, Douglas R. (1990). Parent Education and Support Programs. ED320661

Fagan, J. ve Palm, G.(2004).Fathers and Early Childhood Programs. Thomson, Delmar Learning.

Funkhouser, J.E. (1999). Family Involvement in Childrens Education: Successful Local Approaches: An Idea Book.DIANE Publishing

Green,S. (2003). Reaching Out to Fathers :An Examina- tion of Staff Efforts That Lead to Greater Father Involvement in Early Childhood Programs. Early Childhood Research&Practice. Fall.Vol:5. No:2 Gomby, D.S.(2005).Home Visitation ın 2005:Outcomes for

Children and Parents.http://www.ced.org/docs/

report/report_ivk_gomby_2005.pdf

Kagan, S.L.(1995).The Changing Face of Parenting Education. ED3824406.

Kımmet, E. (2003).Baba Destek Programı. Gelişim ve Eğitimde Yeni Yaklaşımlar. Morpa Kültür Yayınları.

İstanbul

Klauke, A.(1989). Coping with Changing Demographics ED315865

Lewis, A. (1992).Helping Young Urban Parents Educate Themselves and Their Children. ERIC/CUE Digest, Number 85. ED355314

Liontos, L. B. (1991). Involving At-Risk Families in Their Children’s Education.ERICDigestED326925 Ömeroğlu, E., Yazıcı, Z. Ve Dere, H. (2003).Okul Öncesi

Eğitimi Kurumlarında Ebeveynin Eğitime Katılımı.

Erken Çocuklukta Gelişim ve Eğitimde Yeni Yaklaşım- lar (Yayıma Hazırlayan: Müzeyyen Sevinç).Morpa Kültür Yayınları. İstanbul.

Park, J.(2003). A Family Perspective on Home Visiting Programs http://www.uwex.edu/ces/familyimpact/

reports/fia6.pdf

PTA. (2005). Father İnvolment-Encouraning Dads to be Involvend. http:// www.capta.org

Staton, J. ,Ooms, T.Owen, T.(1991).Family Resource,Sup- port and Parent Education Programs:The Power of a Preventive Approach.Politic Institu for Family Impact Seminars, Washington,DC.1-19.

Tezel Şahin, F. (2003). Çocuğun Gelişimi ve Eğitiminde Babanın Rolü. Erken Çocuklukta Gelişim ve Eğitimde Yeni Yaklaşımlar. (Yayıma Hazırlayan: Müzeyyen Sevinç). Morpa Kültür Yayınları. İstanbul.

Tezel Şahin, F. ve Ersoy, Ö. (1999). 0–6 Yaş Döneminde Anne-Baba Eğitiminin Önemi. Mesleki Eğitimi Dergisi.

Sayı: 1

(13)

Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerinin Tanılanması*

Yrd. Doç. Dr. Dilek ÖZMEN*

Yrd. Doç. Dr. Dilek ERGİN**

Öğr. Gör. Nesrin ŞEN**

Arş. Gör. Aynur (ÇAKMAKÇI) ÇETİNKAYA*

*Celal Bayar Üniversitesi Manisa Sağlık Yüksekokulu Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı.

** Celal Bayar Üniversitesi Manisa Sağlık Yüksekokulu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı.

* “III. Temel Sağlık Hizmetleri Sempozyumu, Mayıs 2005, Manisa (Poster Bildiri olarak sunulmuştur).”

Ö Özzeett

Araştırma, 0-6 yaş grubu çocuğu olan annelerin ev kazalarına yönelik aldıkları güvenlik önlemlerini belirlemek amacıyla planlanmış, tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Çalışma Manisa’da bulunan 7 No’lu Sağlık Ocağına her hangi bir nedenle başvuran, 0-6 yaş grubu çocuğu olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 200 çocuğun annesi ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında 20 soruluk sosyo-demografik bilgi formu ve “0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlem- lerini Tanılama Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada çocukların % 15.5’inin her hangi bir ev kazası geçirdiği, ev kazası geçiren çocukların

%62.2’sinin erkek olduğu ve en sık geçirilen ev kazasının %48.3 ile düşmeler olduğu saptan- mıştır. Annelerin ölçekten aldıkları puan ortala- ması 76.92+12.45’dir. Yapılan analizlerde;

annenin yaşının 27’den büyük, ailedeki çocuk sayısının 3 ve üzerinde, çocuğun 17 aydan büyük olması ve çocuğun ev kazası geçirmiş olması durumunda annelerin ölçek puan ortala- ması daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; annelerin ev kazalarını önlemeye yönelik alınacak güvenlik önlemleri konusunda yetersiz oldukları saptanmıştır. Konu ile ilgili kapsamlı eğitim programlarının geliştirilmesine ve uygulan- masına gereksinim bulunduğu düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Ev kazaları, çocuklar, anneler, güvenlik önlemleri.

AAbbssttrraacctt

TToo IIddeennttiiffyy SSaaffeettyy M Meeaassuurreess O Off M

Mootthheerrss ooff CChhiillddrreenn AAggeedd BBeettw weeeenn 00 aanndd 66 YYeeaarrss AAggaaiinnsstt H Hoom mee AAcccciiddeennttss

The purpose of this study was to identify safety measures of mothers of children aged between 0 an 6 years against home accidents. This descriptive study was conducted among 200 mothers of children aged between 0 an 6 years who attended to 7th Primary Healthcare Unit in Manisa. Data were obtained by applying a 20 item scio demographic questionnaire and “Scale for Mother’s Identification of Safety Measures Against Home Accidents for Children of 0-6 Years Age Group”. In this study it has seen that 15.5 % of children suffered at least one accident at home, 62.2 % of children were boys and 48.3 % of the home accidents were falls. The mean score of the scale of the mothers’ was 76.92+12.45. In data analysis it has found that the mean score of scale of mother’s is higher (p<0.05) if mothers’ age is over than 27 years, the number of child is 3 or more than 3 in family, child’s age is over than 17 months and child had previous home accident. As a conclusion it has determined that mothers are insufficient about to prevent safety measure against home accidents. There is a need to develope and apply comprehensive education programs.

Key Words: Home accidents, children, mothers, safety measures.

(14)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

G Giirriişş

Bir konutun içinde ya da ona ait çevrede meydana gelen kazalara ev kazaları denir. Ev kazaları yaralanma, sakatlanma ve ölüme yol açabileceği için önemli bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaktadır. Ev kazalarında çocuklar, yaşlılar ve fizik, mental veya sosyal özürlüler en önemli üç risk grubunu oluşturur (Bertan ve Güler 1995, Dirican ve Bilgel 1993). Çocuklar, tehlikelerin bilincinde olmamaları, çevresel risklere duyarlı ve açık olmaları, bulma ve öğrenme konularında meraklı olmaları gibi nedenlerle ev kazaları açısın- dan yüksek riske sahiptirler (Bertan ve Güler 1995).

Özellikle okul öncesi dönemde evde olan çocuklar ev kazaları ile daha çok karşı karşıya kalmaktadır.

Amerika’da yapılan bir çalışmada tüm çocukluk çağı kazalarının üçte ikisinin, beş yaş ve altındaki çocukların karşılaştığı kazaların ise %91’inin evde olduğu saptanmıştır (Ulukol 2004). Türkiye’de ev kazalarına ilişkin kesin bir sayı olmamakla birlikte, yapılan araştırmalara göre; tüm kazaların %18-25’ini ev kazalarının oluşturduğu belirlenmiştir (Altundağ ve Öztürk 2004). Ülkemizdeki Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) nün 2001 yılı kayıtlarına göre de;

1-4 yaş grubu çocuk ölüm nedenleri arasında kazalar 4. sırada yer almaktadır. Sağlık Bakan- lığı’nın yaptığı bir araştırmaya göre de son 5 yılda 120 bin çocuk ev kazası sonucu hastaneye getirilmiş ve bunların 2 bini hayatını kaybetmiştir (Özcebe 2005).

Ev kazalarının tipleri ve sıklıkları çocukların yaşlarına göre farklılık göstermektedir. Beş yaş altı çocuklarda en fazla yaralanmaya neden olan ev kazaları sırasıyla düşmeler, yanıklar, zehirlenme- lerdir (Ulukol 2004, Dirican ve Bilgel 1993).

Kazaların tipi ne olursa olsun; yapılan çalışmalarda, ev kazalarının bazen çevredeki olumsuz durumlar- dan, bazen de hatalı davranışlardan fakat genellikle bu iki durumun birleşmesinden ileri geldiğini bildirilmektedir (Çınar ve Görak 2003).

Çocuklar kendilerini kazalardan koruyamadık- larından, kazalar açısından emniyetli ortamlarda yaşamaları, koruyucu önlemlerin alınması ve yaşam alanlarının güvenliğinin denetlenmesi erişkinlerin

sorumluluğudur (Ulukol ve ark. 2005). Bu sorumlu- luk da çoğu zaman çocukla daha çok birlikte olan annenin sorumluğudur.

Amaç

Bu çalışma, 0-6 yaş grubu çocuğu olan annelerin, ev kazalarına yönelik aldıkları güvenlik önlemlerini belirlemek amacıyla planlanmış, tanım- layıcı bir çalışmadır

Yöntem

Çalışma, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 7 No’lu Sağlık Ocağı’na her hangi bir nedenle başvuran, 0-6 yaş grubu çocuğu olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 200 çocuğun annesi ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri, 15 Kasım 2003 - 30 Mart 2004 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştır- maya başlamadan önce Manisa İl Sağlık Müdür- lüğü’nden yazılı izin alınmıştır. Annelere de veri toplama işlemine başlamadan önce çalışma hakkında bilgi verilmiş ve sözlü onamları alınmıştır.

Veri Toplama Aracı

Çalışmada veri toplama aracı olarak; sosyo–de- mografik bilgi formu ve “0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği” kullanılmıştır. Araştır- macılar tarafından bu araştırma için oluşturulan sosyo-demografik bilgi formu 20 sorudan oluşmak- tadır. “0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği” ise 34 olumlu, 6 olumsuz ifade içeren 40 maddeli (örnek madde 1: Banyo ve tuvalet zeminini kuru tutmaya özen gösteririm, örnek madde 2: Mobilya seçerken keskin kenarlı ve sivri köşeli olmamasına dikkat ederim gibi) beşli Likert tipi (1. Her zaman, 2. Çoğu zaman, 3. Bazen, 4.

Nadiren, 5. Hiçbir zaman şeklinde) bir ölçektir. Her bir maddeye 1 ve 5 arasında puanlar verilmiştir.

Olumsuz ifade içeren maddeler 6, 9, 23, 26, 30, 40’ıncı maddelerdir. Negatif ifade içeren maddelerin puanları tersine çevrilerek kullanılmaktadır. Ölçeğin Türkiye geçerlilik-güvenirlik çalışması Çınar (2003) tarafından yapılmış ve Cronbach Alfa katsayısı 0.82 olarak bildirilmiştir. Ölçekten alınabilecek en düşük puan 40, en yüksek puan 200’dür. En yüksek puan annelerin çocuğunu ev kazalarından korumaya

(15)

yönelik önlemleri en üst düzeyde aldığını gösterir (Çınar ve Görak 2003). Ölçeğin bu çalışmadaki Cronbach Alfa katsayısı 0.75 olarak bulunmuştur.

Çalışmada, araştırma kapsamına alınan çocuk- ların % 63.0’ı 1 yaşın altında olduğu için, çocukların yaşları “ay” olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca annelerin ev kazalarını bilme durumları sorgu-

Tablo 1. Annelerin Demografik Özelliklerine Göre Dağılımı

*Aritmetik ortalama ± Standart sapma

lanırken, en az bir ev kazasını sayabilen anne, “ev kazalarını biliyor” olarak değerlendirilmiştir.

Verilerin analizinde SPSS 10.0 for Windows istatistik programı kullanılmıştır. İstatistiksel değer- lendirmede; sayı-yüzde dağılımları, pearson korelasyon testi, student t testi ve Mann Whitney U testi yapılmıştır.

(16)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

Bulgular ve Tartışma

Tablo 1’de görüldüğü gibi, araştırmaya katılan annelerin % 54.0’ ı 24-30 yaş arasında, %56.5’i ilkokul mezunu ve %89.0’ı ev hanımıdır. Ailelerin

%87.0’ı çekirdek aile yapısına sahipken, % 52.0’ının tek çocuğu bulunmaktadır. Araştırmaya katılan annelerin % 85.0’inin ailesinin orta ekonomik düzeyde olduğu ve % 57.0’sinin sosyal güven- cesinin SSK olduğu saptanmıştır.

Araştırmaya katılan annelerin çocuklarının

% 63.0’ı 2-12 aylık grupta yer almaktadır. Annelerin

%15.5’i çocuklarının ev kazası geçirdiğini belirt- miştir (Tablo 2). Turan ve Ceylan (2005) tarafından yapılan çalışmada, çocukların % 19.3’ünün son bir ayda, % 16.5’inin son bir yıl içinde ev kazası geçirdiği bildirilmiştir. Coniglio ve ark. (2005)’ nın da yaptıkları çalışmada çocukların %17.2’sinin son 6 ay içinde bir kaza geçirdiğini saptamışlardır.

Üç çalışmanın sonuçları da benzerlik göstermekte- dir.

Tablo 2. Çocukların Bazı Özelliklerine Göre Dağılımı

* Aritmetik ortalama+ Standart sapma

**Ev kazası geçiren çocukların sayısı (n=31) üzerinden hesaplanmıştır.

(17)

Yapılan çalışmalarda ev kazası görülme sıklığının yaşın azalması ile orantılı olarak arttığı bildirilmektedir. Bu araştırmada da ev kazası geçiren çocukların büyük çoğunluğu (%51.7) 3-12 aylık dönemde iken ev kazası geçirmişlerdir. Çocukların yaşları küçüldükçe kaza görülme sıklığının arttığı Tablo 2’de görülmektedir. Altundağ ve Öztürk (2004), Balıbey (2001), Horwitz ve ark. (1988), Rodriguez ve Brown (1990), Aşırdizer ve ark (2005)’

nın yaptıkları çalışmalarda da çocukların yaşları küçüldükçe ev kazası görülme sıklığının arttığı bildirilmiştir. Küçük yaş grubundaki çocukların evde daha çok zaman geçirmelerinin, çevreye karşı ilgilerinin fazla olmasının ve el becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasının ev kazalarını arttırabileceği düşünülmektedir.

Araştırmada çocukların geçirdikleri ev kaza- larının %48.3’ünü düşmelerin oluşturduğu saptan- mıştır. İkinci sırada ise yanmalar bulunmaktadır (Tablo 2). Del Ciampo ve ark (2001) tarafından yapılan çalışmada en sık geçirilen ev kazası %46.9 ile düşmeler olarak bildirilmiştir. Usubütün ve ark

(2005)’nın 0-5 yaş arası çocuklarla yaptıkları çalış- mada da, çocukların en çok geçirdikleri ev kazaları düşmeler (%68.5) ve sıcak suyla yanmalardır (%15.7). Yanmalar özellikle de sıcak sıvılarla yan- malar bebeklik yaş grubunda en sık karşılaşılan kaza tipidir. Ulukol (2004)’un da belirttiği gibi bebek- lerin hareketliliği ve beklenmedik zamanlarda eşyalara uzanma, ellerindeki eşyaları sallama, örtü- leri çekme, dikkatsizlik gibi hareketler sıcak sıvılarla kolayca yanabilmelerine neden olmaktadır.

Tablo 2’de araştırmada ev kazası geçiren çocuk- ların %61.2’si erkektir. Altundağ ve Öztürk’ün (2004) yapmış oldukları çalışmada da ev kazası geçirdik- ten sonra hastaneye getirilen çocukların % 60’ı erkektir. Anarat ve ark (1993), Kramer (1996), Balıbey (2001), Galleger ve ark (1995), Horwitz ve ark (1988), Aşırdizer ve ark (2005)’in yapmış olduk- ları çalışmalarda da, erkek çocukların kız çocukların- dan daha fazla ev kazası geçirdiği saptanmıştır.

Bu duruma, erkek çocuklarının genellikle kız çocuk- larından daha hareketli olmasının neden olabileceği düşünülmektedir.

Tablo 3. Ev Kazaları İle İlgili Durumların Dağılımı

* Ev kazalarını bilen annelerin sayısı (n=170) üzerinden hesaplanmıştır.

(18)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

Tablo 4. Annelerin Tanıtıcı Özellikleri ile Annelerin “0-6 Yaş Gurubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği”nden Aldıkları Puan Ortalamalarının Karşılaştırılması

* Pearson korelasyon testi; r=0.192 p=0.008

** Student t testi p değeri

*** Mann Whitney U testi p değeri

****Ölçek puanı tam olan anneler (n=189) üzerinden hesaplanmıştır.

Tablo 3’ de görüldüğü gibi araştırmaya katılan annelerin % 85.0’ı ev kazalarının neler olduğunu bildiklerini ifade etmişler ve bildikleri ev kazaları içinde en yüksek oranda (% 56.5) sobadan yan- mayı söylemişlerdir. Ev kazalarının neler olduğunu bildiğini söyleyen annelerin bildikleri ev kazası sayısı ortalaması 2.50 ± 1.17’dir. Çocukları ev kazası geçiren anneler, çocukları ev kazası geçirmeyen an- nelere göre daha fazla ev kazası bilmelerine rağmen, aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Sonuçta, annelerin yaşadıkları deneyimlerin etkili olduğu düşünülmektedir.

Çalışmada annelerin çocuklarını ev kazalarından korumaya yönelik uygulamalarını belirlemek amacıyla, “0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği” kullanılmıştır.

Araştırmaya katılan annelerin ölçekten aldıkları puan ortalaması 76.92±12.45’tir (Tablo 4). Altundağ ve Öztürk (2005) tarafından yapılmış bir çalışmada 1-3 yaş grubu çocuğu olan annelerin “0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yöne-

lik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği”nden aldıkları puan ortalaması 158.98±14.48’dir. Koştu (2005) tarafından yapılmış çalışmada da, aynı ölçek- ten 0-6 yaş grubu çocuğu olan anneler ortalama 162.13±22.39 puan almışlardır. Bu çalışmada ölçekten alınan puan ortalaması, diğer iki çalış- madaki puan ortalamasına göre oldukça düşüktür.

Kullanılan ölçekten alınabilecek en yüksek puan 200 olduğuna göre, bu araştırmaya katılan annelerin ölçekten aldıkları puanlar ev kazalarına yönelik güvenlik önlemlerini almada “yetersiz”

olduklarını göstermektedir. Bu nedenle annelere ev kazaları ve ev kazalarına yönelik alınması gereken güvenlik önlemleri konusunda eğitimler verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Araştırmada kullanılan ölçeğin maddelerinden annelerin en çok ve en az uyguladıkları güvenlik önlemleri değer- lendirilmiştir. Bunun sonucunda annelerin, en yüksek yüzdeyi (%96.0) “Zehirli maddeleri (fare zehri, deterjan, boya, çamaşır suyu, gaz, benzin vb.) çocuğumun, kolayca ulaşabileceği yerlerde bırak- mam” sorusundan alırken, en düşük yüzdeyi

(19)

(%29.0) “Çocuğumun emzik veya nazar boncu- ğunu çengelli iğne ile üzerindeki giysilere takarım”

sorusundan aldıkları görülmüştür. En yüksek yüzdeye sahip güvenlik önleminde, televizyon, radyo ve gazetelerde yer alan haberlerin ve eğitim- lerin etkili olduğu düşünülürken, en düşük yüzdeye sahip güvenlik önleminde ise inançların etkili olduğu söylenebilir. Annelerin özellikle bilgi ve davranışları konusunda eksik oldukları konulara, eğitimler sırasında ağırlık verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Annelerin tanıtıcı özellikleri ile “0-6 Yaş Grubu Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği”nden aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında; annenin yaşının 27 yaş üzerinde olması ve ailedeki çocuk sayısının 3 ve daha fazla olması durumunda annelerin ölçekten daha yüksek puan aldıkları ve sonuçların da istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (Tablo 4). Bu çalışma bulgusunda 27 yaş üzerinde olan ve 3 ve daha fazla sayıda çocuğa sahip olan annelerin kullanılan ölçekten aldıkları puan ortalamalarının yüksek olmasının nedeni; annelerin ilerleyen yaşla birlikte artan çocuk sayısıyla ilişkili deneyimlerinin artmasıyla açıklan- abilir. Hijar-Medina ve ark (1995) tarafından yapılmış çalışmada 24 yaş altı annelerin çocuklarında yaralanma riski, yaşı 24’ten büyük annelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunurken; Koştu (2005) tarafından yapılan çalışmada ise, annelerin yaşı ve çocuk sayısı arttıkça, ölçekten aldıkları puan ortala- masının düştüğü saptanmıştır.

Tablo 4’te görüldüğü gibi, çocuğu ev kazası geçirmiş olan annelerin ölçekten daha yüksek puan aldıkları ve sonucun da istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Turan ve Ceylan (2005) yaptık- ları çalışmada çocukları son bir yılda kaza geçirmeyen annelerin ölçekten daha yüksek puan aldığını ve sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olduğunu saptamışlardır (p<0.05). Bu iki çalışma arasındaki farklılığın çalışma gruplarından

kaynaklanabileceği düşünülürken; çalışmaların sonuçları arasındaki farklılıkları değişik şekilde yo- rumlamanın mümkün olduğu da düşünülmektedir.

Ölçekten yüksek puan alan annelerin kazalara yönelik olarak daha fazla önlem aldıkları ve bunun sonucunda kazaları önleyebildikleri söylenebileceği gibi, çocukları kaza geçiren annelerin bu kazalar sonucundaki deneyimleri nedeniyle ölçekten daha yüksek puan aldıklarını da söylemek mümkündür.

Araştırmada, çocuğu 17 aydan büyük olan an- nelerin ölçekten daha yüksek puan aldıkları ve sonucun istatistiksel olarak ta anlamlı olduğu sap- tanmıştır (Tablo 4). Bu bulgudaki, 17 aydan büyük çocuğu olan annelerin araştırmada kullanılan ölçek- ten aldıkları puan ortalamalarının yüksek olmasında, çocukların büyümesiyle annelerin ev kazaları ve alı- nacak önlemler konusunda yazılı ve görsel basın- dan daha çok şey öğrenmeleri, ayrıca çocukların 1-1,5 yaşından sonra hareketlenmeye başlamasıyla birlikte annelerin konuya daha fazla ilgi göster- melerinin etkili olabileceği düşünülmektedir. Thein, Lee ve Bun (2005) tarafından yapılmış çalışmada da ev kazalarını önlemede, medyanın önemli rolü olduğunu saptanmıştır.

Annelerin diğer tanıtıcı özellikleri ile “0-6 Yaş Çocuklarda Annelerin Ev Kazalarına Yönelik Güven- lik Önlemlerini Tanılama Ölçeği”nden aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar saptanmamıştır.

Sonuç ve Öneriler

Annelerin ölçekten aldıkları puan ortalaması 76.92+12.45’dir. Yapılan analizlerde; annenin yaşının 27’den büyük, ailedeki çocuk sayısının 3 ve üzerinde, çocuğun 17 aydan büyük olması ve çocuğun ev kazası geçirmiş olması durumunda annelerin ölçek puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar; araştırmaya katılan annelerin ev kazalarını önlemeye yönelik alınacak güvenlik önlemleri konusunda oldukça yetersiz olduklarını göstermektedir. Bu nedenle

(20)

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

özellikle başta annelere olmak üzere tüm ebeveyn- lere karşılaşılan her fırsat değerlendirilerek eğitim verilmesinin yanlış yapılan uygulamaların düzeltil- mesinde ve güvenli ev ortamının oluşturulmasında etkili olacağı düşünülmektedir. Bu eğitimler sırasında ailelere çocuk gelişim özellikleri, çocuk- ların gelişim düzeylerine göre güvenli davranışlar ve kazalardan korunma için uygun yöntemler anlatıl- malıdır. Ayrıca eğitimlerin yaygınlaştırılmasında medya ile işbirliği içinde olunması yararlı olacaktır.

Kaynaklar

Altundağ S, Öztürk MC (2005). Annelerin ev kazalarına yönelik güvenlik önlemleri alma konusundaki tutum- ların saptanması, III. Ulusal Ana Çocuk Sağlığı Kon- gresi Bildiri Özetleri, 22-24 Eylül 2005, İzmir, s: 270.

Altundağ S., Öztürk MC (2004). Ev kazaları nedeniyle hastaneye gelen 3-6 yaş grubu çocuklardaki kaza türleri ve bunu etkileyen etmenler, Çocuk Formu, 60- 64.

Anarat A, Altıntaş G, Galı AE, Evliyaoğlu N, Koçak R (1993) Çukurova Bölgesindeki çocukluk çağı kazaları: Epidemiyolojik yaklaşım, Çukurova Üniver- sitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 1: 59-65.

Aşırdizer M, Yavuz MS, Albek E, Cantürk G (2005). Infant end adolescent deaths in İstanbul due to home ac- cidents, The Turkish Journal of Pediatrics, 47; 141- 9.

Balıbey M (2001) Kırsal, Yarı Kentsel ve Kentsel Yerleşim Yerlerinde Çocukluk Çağı Ev Kazaları ve Kazalara Yol Açan Etmenler, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yayın- lanmamış Uzmanlık Tezi, Ankara.

Bertan M, Güler Ç (1995) Halk Sağlığı Temel Bilgiler, Güneş Kitabevi Ltd. Şti., Ankara.

Coniglio MA, Bonaccorso A, Scillieri R, Giammanco G, Pignato S (2005). Domestic injuries in chilhood. Re- sults of a survey carried out in a Scilian area, Ann Ig., 17(3):261-7.

Çınar N., Görak G (2003). “0-6 Yaş Çocuklarda Annenin Ev Kazalarına Yönelik Güvenlik Önlemlerini Tanılama Ölçeği”nin geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirlik çalışması, Çocuk Formu, 6 (1): 22-7.

Del Ciampo LA, Ricco RG, De Almeida CA, Mucillo G (2001). Incidence of childhood accidents deter- mined in a study based on homöe surveys, Ann Trop Paediatr, 21(3): 239-43.

Dirican R, Bilgel N (1993). Kazalar ve Önemi, Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği), II.Baskı, Uludağ Üniver- sitesi Basımevi, Bursa.

Gallegher SS, Hunter P, Guyer B (1995). A home injury prevention program for children, Pediatric Clinics of North America, 32(1):95-112.

Hijar-Medina MC, Tapia-Yanes R, Lopez-Lopez MV, Lozano-Ascencio R (1995). Mother’s work and severity of accidental injuries in children, Salud Pub- lica Mex., 37(3): 197-204.

Horwitz SM, Morgenstern H, Dipietro L, Morrison CL (1988). Determinants of pediatric injuries, Am J Dis Child, 142(6):605-11.

Koştu M (2005). 0-6 Yaş grubunda çocuğu olan an- nelerin ev kazalarından çocuklarını korumaya yöne- lik aldıkları güvenlik önlemlerinin belirlenmesi, III.

Ulusal Ana Çocuk Sağlığı Kongresi Bildiri Özetleri, 22-24 Eylül 2005, İzmir, s: 282.

Kramer MS (1996). Does home visiting prevent child- hood injury? A systematic review of randomised controlled trials, BMJ Jan 6;312 (7022): 29-33.

Özcebe H (2005). Çocuk ve kazalar, III. Ulusal Ana Çocuk Sağlığı Kongresi, 22-24 Eylül 2005, İzmir, s:154-9.

Rodriguez JG, Brown ST (1990). Childhood injuries in the united states: A priority issue, Am J Dis Child, Jun;144(6): 625-6.

Thein MM, Lee BW, Bun PY (2005). Knowledge, attitude and practices of chilhodd injuries and their preven- tion by primary caregivers in Singapore, Singapore Med J, 46(3): 122-6.

Turan T, Ceylan SS (2005). 0-6 Yaş grubu çocukları olan annelerin ev kazalarına yönelik aldıkları güvenlik ön- lemlerinin ev kazaları sıklığı üzerine etkisi, 3. Uluslar arası-10. Ulusal Hemşirelik Kongresi, 7-10 Eylül 2005, İzmir.

Ulukol B (2004). Ev Kazaları, Çocuk Acil Tıp Kitabı ( Ed:

Karaböcüoğlu M., Uzel N., Ylmaz L.) , Çocuk Acil Tıp ve Yoğun Bakım Derneği, Istanbul, s: 283-394.

Ulukol B., Şimşek F., Usubütün S., Gülnar S (2005). 0-6 Yaş grubu çocukların ev kazalarından korun- masında anne eğitiminin etkinliği, III. Ulusal Ana Çocuk Sağlığı Kongresi Bildiri Özetleri, 22-14 Eylül 2005, İzmir, s:255.

Usubütün S, Karaoğlu L, Korkmaz Y, Güneş G (2005).

Malatya il merkezinde yaşayan 0-5 yaş arası çocuk- larda ev kazası sıklığı ve etkileyen faktörler, 9. Ulusal Halk Sağlığı Günleri, Bildiri Özet Kitabı, 28 Eylül-01 Ekim 2005, Ankara, s:65.

(21)

*Muğla Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü.

Yrd.Doç.Dr. Şinasi ÖZTÜRK*

AAbbssttrraacctt

This study aims to discuss theories on the violent effects of TV shows on viewers, especially on children. Therefore, this study includes a brief discussion of definitions of violence, discussion of violence theories, main results of researches on televised violence, measuring TV violence, perception of televised violence, individual differences and reactions to TV violence, aggressiveness and preferences for TV violence.

Keywords: violence, televised violence, theories of aggression, perception of violence.

Ö Özzeett

Bu çalışma TV programlarının izleyiciler özellikle çocuklar üzerindeki şiddete yönelik etkilerini içeren kuramları tartışmayı amaçlamak- tadır. Bu nedenle bu çalışma şiddet kavramının tanımlanmasının kısa bir tartışmasını, şiddet ile ilgili kuramların tartışmasını, TV ve şiddet ile ilgili temel çalışmaların sonuçlarını, TV’de şiddet ölçme biçimlerini, TV’de şiddetin algılanmasını, bireysel farklılıklar ve TV’de şiddete tepkiler, saldırganlık ve TV programları ile ilgili tercihler gibi konuları içerecektir.

Anahtar sözcükler: Şiddet, TV ve şiddet, saldırgan- lık kuramları, şiddetin algılanması.

(22)

1. Introduction

There is no doubt that mass media have changed what people know and how they think and behave. Much of this attention has focused on the influence of mass media on violent behavior. The question of violence on mass media, especially on TV shows, has been one important issue that was raised after TV’s becoming a major contender for the leisure time and attention of the public. Many people during the late 1960's linked to the growth of TV and the raising rates of crime, increasing levels of violence, and changes in values among the young. Consequently, a lot of social research focused on the issue that whether there was a causal connection between televised violence and antisocial behavior, and aggressive behavior by individuals.

Almost all of the media deal with violent subjects, either in covering the news or in fictional stories and programs. According to public opinion surveys in many countries, a majority of people agrees that there is too much violence on television.

For illustration, in 1982, the Gallup organization found that nearly two thirds of the adult population thought there was a relationship between violence on television and the rising crime rate in the United States. Moreover, people think that television has a strong influence on children. Results of some researches also show that television has a strong influence on children. The results of these researches indicate that television has much more influence on the most children than the parents. In effect, television's influence has become a socially accepted fact.

This study aims to discuss theories on violent effects of TV shows on viewers, especially on children. Therefore, this study includes a brief discussion of aggression and violence theories, definitions of violence, main results of researches on televised violence, measuring TV violence, perception of televised violence, individual differences and reactions to TV violence, aggressiveness and preferences for TV violence.

2. Aggression Theories

Aggression can be defined simply as it is acts of hostility, injury, and violence, as extreme self-asser- tion. There are several competing theories as to why people may become aggressive. Many of these are biological or instinctual in tenor. Thus, for example, the philosopher Thomas Hobbes argues that people are by nature violent, and avoided a

‘war of all against all’ only be considerable inequity and effort. Many psychologists share this assumption, and agree that aggression is obviated by exhaustive processes of education or socializa- tion, combined with a measure of social control.

Therefore, socialization itself is not sufficient, and people must be continually rewarded for their civilized behavior and punished for unacceptably aggressive conduct.

However, most sociological theories of aggres- sion roots are not in biological substructure or psychological superstructure of the individual, but in his/her relationship to the social environment.

One of the most popular of these is the so-called frustration-aggression theory, which states that aggressive behavior results when purposeful activity is interrupted. Thus, for example, children may attack other children who take their toys from them. However, this theory has been criticized for its inability to explain the circumstances under which frustrations leads to outcomes other then to aggression. This frustration-aggression thesis has also been identified with the earlier work of Sigmund Freud, who argues that frustration (the blocking of pleasure- seeking or pain-avoiding activities) always leads to aggression, either towards the perceived source of interference, or displaced on to another subject.

The last group theories, learning theories, view violence as the result of successful socialization and social control. That is, aggressive behavior in general and violent behavior in particular occurs where they are expected, even in the absence of frustration. For example, numbers of a subculture may learn to behave in accordance with norms of violence, which have been presented to them as socially desirable, as in cases where to use of force,

Aile

ve

Toplum

EĞİTİM-KÜLTÜR ve ARAŞTIRMA DERGİSİ

Referanslar

Benzer Belgeler

tıpkı bir Bahar havas: gibi insanın ruhunu tatlı rayi halay içinde ökgıyan sesinin aynıdır.. Ben sanat hayatından

1963 yılı için söylenecek çok şey var ama bizim için önemli olan Ankara’ya taşınmış olmamızdı.. Atiye Altınok isminde yaşlıca bir

Doğumla ilgili olan Hera, Zeus’un kızına bu yetkiyi verdiğine yakınır (Erhat, 2003: 58) Doğada egemen, canlıların ölüm, kalımını elinde tutan güçlü tanrıça

TÜFE aylık değişimi ile Yİ ÜFE aylık değişimleri arasındaki korelasyon katsayısı pozitif yönlü 0,62 olarak hesaplanmış olup pozitif ve orta bir doğrusal

- Yer, yön, yöre, bölge bildiren sözcükler birlikte kullanıldıkları özel addan ayrı yazılır ve büyük harfle başlar:c. Doğu Karadeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu,

l Yüksek basınç kuşağının kuzeye kayması sonucu ülkemizde egemen olabilecek tropikal iklime benzer bir kuru hava daha s ık, uzun süreli kuraklıklara neden olacaktır.. l

Türk Sanatı, gerek İslamiyet öncesinde, gerekse İslamiyet sonrasında; motif, malzeme, teknik, kompozisyon açısından oldukça zengindir.. Çini, Seramik, Kalemişi, Hat,

 Küresel turizmin kültür için yarattığı tehditler olarak otantik değerlerin kaybı, kültürün üretiminde kullanılan doğal kaynakların yok olması, yerel kültüre