I T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (TEFSİR)
ANABİLİM DALI
M. 615 YILINDA İNEN AYETLER
YÜKSEK LİSANS TEZİ HATİCE MERVE ÇALIŞKAN
TEZ DANIŞMANI PROF. DR. HALİS ALBAYRAK
ANKARA 2014
II
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE
Bu belge bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim (20/05/2014).
Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı
Hatice Merve ÇALIŞKAN İmzası
………..
III
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ (TEFSİR)
ANABİLİM DALI
M. 615 YILINDA İNEN AYETLER
YÜKSEK LİSANS TEZİ HATİCE MERVE ÇALIŞKAN
TEZ DANIŞMANI
PROF. DR. HALİS ALBAYRAK
TEZ JÜRİSİ ÜYELERİ
………. ………
………. ………
………. ………
TEZ SINAV TARİHİ 20.05.2014
IV
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR ... VI ÖNSÖZ ... VII
GİRİŞ ... 9
1. Araştırmanın Konusu ve Önemi ... 9
2. Yöntem ve Kaynaklar ... 11
BİRİNCİ BÖLÜM ... 13
MEKKE DÖNEMİ’NİN TARİHİ ARKA PLANI VE 615 YILININ İÇERDİĞİ SÛRELER ... 13
1. Hicrete Kadar Olan Tarihi Dönem ... 13
1.1. I. Dönem; Risâlet Yılı ve 3 Yıl Sonra Risâletin Açıkça İlanı ... 15
1.2. II. Dönem; Açıktan Davetten Sonra 2 Yıl ... 17
1.2.1 Açıktan Davete İlk Tepkiler ... 17
1.2.2. Şiddet, İşkence ... 19
1.2.3. Habeşistan’a Hicret ... 20
1.2.4. Hz. Ömer ve Hz. Hamza’nın Çağrıyı Kabul Edişi ... 27
1.3. III. Dönem İşkence ve Hüzün Yılı, Akabe Biatları ... 29
2. 615’ e Tekâbül Ettiği Düşünülen Ayetler ... 32
2.1. Ayetlerin ve Sûrelerin Sıralanışında Kur’ân-ı Kerim İlimlerinin Katkısı ... 32
2.1.1. Ayet ve Sûre Sıralanışının Tevkîfiliği Meselesi ... 34
2.1.2. Mekkî-Medenî ... 35
2.1.3. Esbâb-ı Nüzûl ... 36
2.1.4. Nâsih-Mensûh ... 38
2.2. 615 Yılında İndiği Düşünülen Ayetler ... 40
2.2.1. Nüzûl Sıralamalarıyla İlgili Yaklaşımlar ... 40
2.2.2. Bizim Seçimimiz ... 50
İKİNCİ BÖLÜM….…..………..………..52
KONULAR VE KİŞİLER BAKIMINDAN AYETLERİN İNCELENMESİ ... 52
1. Vurgulanan Konular Açısından Ayetlerin Tahlili ... 52
1.1. Tevhid ... 53
V
1.2. Ahlaki Çağrı ... 55
1.3. Kıyamet Sahneleri ... 58
1.4. Doğadan Verilen Deliller ... 59
2. Kişiler Açısından Ayetlerin Tahlili ... 60
2.1. Hz. Muhammed ve Mesaj Karşısında Konumu ... 61
2.1.1. Görevi ... 62
2.1.2. Teselli ... 63
2.2. İnsanların Mesaja Karşı Tutumları ... 69
2.2.1. Daveti Benimseyenler ... 70
2.2.2. Davete Başkaldıranlar ... 71
SONUÇ ... .73
KAYNAKÇA ... .75
ÖZET ... .86
ABSTRACT ... 87
VI
KISALTMALAR
AÜİF : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bkz. : Bakınız
b. y. y. : Basım yeri yok
c. : Cilt numarası
çev. : Çeviren
DİB : Diyanet İşleri Başkanlığı
Hz. : Hazretî
ö. : Ölüm tarihi
s. : Sayfa numarası
s.a : Sallallâhu Aleyhi ve Sellem sad. : Sadeleştiren
sy. : Sayı
thk. : Tahkik eden
b. t. y. : Basım tarihi yok v.dğr. : ve diğerleri
Y.Y.Ü. : Yüzüncü Yıl Üniversitesi
UÜİF : Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tkd. : Takdim
not. : Notlandıran Nşr. : Neşreden
VII
ÖNSÖZ
Kur'ân-ı Kerim indiği çağın insanlarına hitap etmiştir. Günümüzde de bu hitabı devam etmektedir. Bu yüzden Kur'ân-ı Kerim’i iyi anlamak gerekir. Bunun içinse onun inmeye başladığı ortamı bilinmelidir. Çünkü sözlü bir biçimde gelen Kur'ân-ı Kerim, kendisine muhatap olarak insanları seçmiştir. İnsanların zihin dünyalarının oluşumunda ise, onların kültürleri, içinde bulundukları toplumun şartları, birbirleri arasındaki ilişkileri önemli bir yer tutmaktadır. İşte bu mesajın ilk muhatabı olanların duygu ve davranışlarını daha iyi anlamlandırabilmek adına, onların yaşadığı ortamdaki olayları ve bu olayların onlara yansıyan boyutlarını iyi analiz etmek gerekir. Böylelikle mesajı anlamada da bir adım ileriye gidilmiş olacaktır.
Kur'ân-ı Kerim’i anlamada bir adım öteye gitmek adına yaptığımız bu çalışmada 615 yılında indiği muhtemel olan sureleri daha iyi anlayabilmek için, bu dönemin olaylarını incelemeye tâbi tuttuk ve ardından sureleri tespit etmeye çalıştık.
Bu yıla dair bir şablonun zihinlerimize yerleşmesinden sonra, bu bakış ile sureleri okuyup, analiz etmeye çalıştık. Nüzul sırası gözetilmeden ya da tarihi bağlam göz ardı edilerek yapılan okumaların bazı anlam kargaşalarına neden olduğu kanaatini taşıdığımızdan, böyle bir çalışmanın anlamaya bir nebze katkısının olacağını düşündük. İndikleri zamanın olaylarıyla birlikte sureleri anlamaya yönelik çalışmaların artması, bu yardımı daha da arttıracaktır.
Bu çalışmamı hazırlamamda benden hiçbir yardımı esirgemeyen, her zaman farklı bakış açısı ve fikirleriyle ufkumu açan, biçim ve içerik anlamında tezime önemli katkılar sunan saygıdeğer danışmanım Prof. Dr. Halis Albayrak’a teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca tezimle ilgili danıştığım her konuda bilgisiyle bana her zaman yol gösteren Prof. Dr. Ahmed Nedim Serinsu’ya, tarihsel araştırmalarıma kaynak bilgisi için yardımda bulunan Prof. Dr. Nahide Bozkurt’a, tezimle ilgili bana vakit ayırarak tezime yön veren Prof. Dr. Mehmet Akif Koç’a ve biçim olarak tezime katkılar sunan Yrd. Doç. Dr. Esra Gözeler’e teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
VIII Çalışmam süresince verdiği her türlü manevi desteğin yanında, tezimi baştan sona okuyarak biçim ve içerik yönünden katkılar sağlayan değerli arkadaşım Sıddıka Ayaş’a ve Arapça eserleri anlamamda yardımını eksik etmeyen kıymetli arkadaşım Kadriye Hökelekli’ye en içten teşekkürlerimi sunarım.
H. Merve ÇALIŞKAN ANKARA 2014
9
GİRİŞ
1. Araştırmanın Konusu ve Önemi
Kur'ân-ı Kerim anlaşılmak için inmiştir. Bu yüzden insanların akletmesini, düşünmesini ister.1 Kendisini “apaçık”2 bir kitap olarak tanımlar ve sık sık kendisinin kolay anlaşılır olduğunu vurgular.3Bu yüzden Kur'ân-ı Kerim’in anlaşılmasına bir derece daha katkı sağlamak adına bu çalışmanın tefsir alanında anlamlı bir yere sahip olduğunu düşünmekteyiz. Çünkü Kur'ân-ı Kerim’in doğru anlaşılması için gerekenlerden biri, indiği ortamı ve bu ortamda hayatlarını sürdürmekte olan insanları iyi tanımaktır. Böylelikle hem ilk muhatapları bildiğimiz için mesaja anlam yüklemiş, hem de yaşanan olaylarla ayetler arasında ilgi kurmuş olacağız. Bu da bize kaynak, alıcı ve mesaj arasındaki bağı vereceğinden, bizim Kur'ân-ı Kerim’i daha iyi anlamamıza katkı sağlayacaktır. Yapmış olduğumuz bu çalışma ile öncelikli olarak 615 yılının olaylarını resmetmeye çalıştık. Ardından 23 yıl gibi oldukça uzun bir sürede inişi tamamlanmış olan Kur'ân-ı Kerim’in bu yılda indiğini düşündüğümüz surelerinin, indiği ortam bağlamında bir değerlendirmesini yapmaya çalıştık. Bu değerlendirmeler bize, tarihte yaşananların mesajın üslup ve içeriğini etkilediğini ve kişilerin de mesajı anlamada bu yaşananlardan etkilendiğini göstermektedir.
Diğer taraftan Kur'ân-ı Kerim’in gelişinin üzerinden 15 asır geçmiştir. Ve yılların her geçişinde insan zihninde ve toplum bünyesinde değişmeler meydana gelmektedir. Dolayısıyla belli kültürel normlarla ve bilgi birikimiyle dolu insan zihni Kur'ân-ı Kerim’i anlama yolunda farklı eğilimler göstermektedir. Bu farklı eğilimlerinin olması insanın doğası gereğidir ve olağan görülmelidir. Bu sebeple anlamanın öznel bir boyutunun olduğu da görülmektedir. Ancak bunu fark etmekten
1 12. Yusuf 2; 36. Yasin 62.
2 27. Neml 1; 2. Bakara 99.
3 54. Kamer 17.
10 uzak kalarak bir anlamanın yapılıp, bunun nesnel olduğunun düşünülmesi, öznel anlamanın Kur'ân-ı Kerim ile temellendirilip, genel geçer doğrular olarak lanse edilmesine neden olacaktır. Böyle bir kaygının varlığı da bizi tarih içinden bir araştırma yapmaya itmiştir.
Tezimizde, inanan insanlara, inanmaları sebebiyle Kureyşliler tarafından yapılan fiziksel ve psikolojik baskının arttığı 615 yılını ve bu dönemdeki sureleri incelemeye çalıştık. Elbette Kur'ân-ı Kerim’in geldiği 23 yılın her senesinde önemli hadiseler meydana gelmiştir. Bunların hepsini bu tezde incelemek mümkün olmayacağından bu sürecin içinden bir yılın seçilmesini uygun gördük. İlk yıllarda mesajın gizliden duyuruluyor olması ve açıktan davetin ardından vahyin kesilmesi çok fazla olayı içinde barındırmadığından bizi sonrasında bir yıl seçmeye itmiştir.
Ayrıca artan baskılar ve bunun neticesinde meydana gelen Habeşistan hicretinin döneme farklı bir boyut getirdiği kanaatindeyiz. Böyle olaylar merkezinde surelere bakmanın farklı bir farkındalık yaratacağını düşündüğümüzden yıl olarak 615’i seçmeyi uygun gördük. Bu tezin konusu 615 yılında gelen surelerin, bu dönemde yaşayan insanların üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunu tespit etmek ve içinde bulundukları sosyal durumun insanların algısında nasıl bir farklılık yarattığını göstermeye çalışmaktadır. Bu sebeple biz, yaşanan tarihi hadiseleri vermenin ardından, mesajın bu dönemdeki içeriğini ve insanların mesaja karşı tutumlarını tespit etmeye çalıştık.
11
2. Yöntem ve Kaynaklar
Tezimizi 2 ana bölüm halinde inceledik. İlk bölümde öncelikli olarak Kur'ân-ı Kerim’in inmeye başladığı tarihe yönelik bir araştırma yaptık. Bilindiği gibi sureler indiği zaman ve mekâna göre Mekkî ve Medeni diye ayrılmıştır. Tezimizin konusu 615 yılı olduğu için ve buda Mekke dönemine rastladığından bu araştırmada sadece Mekke dönemini incelemeyi yeterli gördük. Mekke dönemini ise 3 bölüm halinde ele aldık. Bu bölümlerin 2. sinde yer alan 615 yılına, tezimizin konusu olması nedeniyle, daha detaylı yer ayırdık. Bu dönemi genellikle İbn Sâd, İbn Hişâm, Belâzuri gibi temel tarih kitaplarını baz aldık. Ancak bu kaynaklardan sonra yazılmış pek çok tarih kitabı ve makaleleri de kullanarak farklı detaylar ya da farklı yorumlar varsa vermeye çalıştık.
Tarihi olayları vermenin ardından bu yıldaki sureleri tespit etme yoluna gittik.
Bunun için ilk önce geleneksel olarak ayetleri sıralamada kullanılan ilimlere kısaca değindik. Sonrasında surelerin sıralanması hususunda ortaya çıkan farklı görüşlerden bazılarını vererek, kendi seçimimizi aktardık. Başlangıçta 615 yılındaki ayetleri tespit etme yolunda çalışırken daha sonra araştırmalarımız bizi bu konuda nesnel bir bilgiye ulaşılamayacağı sonucuna götürdü. Çünkü Kur'ân-ı Kerim’in iniş sırasının nasıl olduğuna yönelik farklı farklı yorumlar bulunmaktadır. Mehdi Bâzergan, Mustafa İslamoğlu, Zeki Duman, Selim Türcan gibi araştırmacılar kendilerine has bir metot takip edip, bir kronoloji tespitinde bulunmuşlardır. Bu çabaların bir kesinlik ifade eden nesnel sonuçlar olmadığı kanaatindeyiz. Sadece nesnel yöntemleri olan öznel belirlemelerdir. Elimizde Kur'ân-ı Kerim’in iniş sırasına dair kesin bir verinin bulunmayışı ve bu tezin kronoloji çalışmasından ziyade bir anlama çalışması oluşu nedeniyle 615 yılı için sureleri belirlerken tarihteki olayları kullandık. Hz. Ömer’in mesajı benimsemesinin 615’te Zilhicce ayında Tâhâ Suresi ile olduğu bilgisiyle bu yıla ait son sureyi belirledik. Her sure için belirgin bir olay bulunmadığından Hz.
Osman’a dayandırılan sıralamayı kullanarak önceki sureleri tespit etmeyi çalıştık. Bu tespit esnasında tefsir usûlü alanında yazılmış başta Zerkeşî ve Suyûti olmak üzere çeşitli kaynaklardan yararlandık. Bu çalışmalar sonucu 615 yılında indiğini düşündüğümüz 6 sure tespit olmuş olduk. Bu kısmı hazırlarken yukarıda ismi geçen
12 araştırmacıların yanı sıra Kur'ân-ı Kerim’in nüzûlüne dair sıralama veren faklı kaynakları da vermeye çalıştık.
Diğer bölümde tespit ettiğimiz altı sureyi inceledik. Bu incelemeyi vurgulanan konular ve kişiler açısından olmak üzere iki ayrı kısım halinde yaptık.
Tarih bilgisi ile birlikte ayetleri defalarca okumanın ardından öne çıkan konuları tespit ederek ayrı ayrı başlıklar altında inceledik. Her başlığın sonunda değerlendirmeler yaptık. Kişileri ise, hem mesajı ileten, hem de ona muhatap olan Hz. Muhammed açısından ve mesajı benimseyenler ya da ona başkaldıranlar açısından inceledik. Tezimizin bu ana kısmını oluştururken başta Râzi(ö. 606/1209), İbn Kesir(ö. 701/1301) olmak üzere çeşitli tefsirlerden faydalandık..
“İslâm, Müslüman” gibi, günümüzde o dönemdeki inanan insanları ve mesajı tanımlamak için kullanılan kavramlara bu tezimizde yer vermedik. Çünkü gelen mesaj o yıllarda kendini “İslâm” diye, mesajı benimseyenleri ise “Müslüman” diye tanımlamıyordu. Bu yüzden biz de gelen ayetler için “davet/mesaj/çağrı”, bu ayetleri benimseyenler için “daveti/mesajı/çağrıyı benimseyenler”, benimsemeyenler için ise
“davete/mesaja/çağrıya direnenler” ya da “inkârcılar” kelimelerini kullanmayı uygun gördük.
13
BİRİNCİ BÖLÜM
MEKKE DÖNEMİ’NİN TARİHİ ARKA PLANI VE 615 YILININ İÇERDİĞİ SÛRELER
1. Hicrete Kadar Olan Tarihi Dönem
Kur’ân-ı Kerim Mekke’de 610 yılında indirilmeye başlamış ve yaklaşık olarak 23 yıl gibi uzun bir sürede bu iniş tamamlanmıştır.4 Kimi sûreler bir defada bir bütün halinde inerken, kimi sûrelerin inişi parça parça olmuştur. Bunun yanı sıra sûrelerin iniş sırası bugün elimizde bulunan mushaftaki şekliyle olmamıştır. Hatta bir sûreden birkaç ayet indikten sonra sûre tamamlanmadan başka sûreden ayetlerin indiği de olmuştur.5 Bu yüzden Kur’ân-ı Kerim’in metnine yönelik yaklaşımları ortaya koyan tarihi arka plan tefsir ilmi açısından büyük bir önem teşkil etmektedir.6 Çünkü Kur’ân-ı Kerim tarihten ayrı düşünülemez ve kişiler de tarihi dönemden soyutlanarak algılanamaz.7Kur’ân-ı Kerim iki kapak arasında sayfalarda yazılı olduğu için statik bir metin gibi algılanmıştır. İlk muhatapları ise onu yaşayan bir süreç olarak algılıyorlardı. 8Çünkü Kur’ân-ı Kerim bir sözdür, hitaptır.9Bunun
4 İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, TDV Yayınları, Ank. 1997, s.43.
5 Suat Yıldırım, “Âyetlerin Kronolojik Sıralaması”, Yeni Ümit Dergisi, 2002, sy.56,http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/ayetlerin--kronolojik-siralanmasi .
6 Mehmet Akif Koç, İsnad Verileri Çerçevesinde Erken Dönem Tefsir Faaliyetleri İbn Ebî Hâtim(ö.327/939) Tefsiri Örneğinde Bir Literatür İncelemesi, Kitâbiyât, Ank. 2003, s.17.
7 Nahide Bozkurt, “Hz. Muhammed(s.a)’in Biyografisi Üzerine” GÜİF Dergisi, Lider Matbaacılık, Çorum 2002, sy.1, s.160.
8 Ali Galip Gezgin, “Kur’ân’ın Metinsel Niteliği”, Dini Araştırmalar Dergisi, Öncü Basımevi, Ank.
2006, c.9, sy.27, s.79.
9 Gezgin, “Kur’ân’ın Metinsel Niteliği”, s.85.
14 yanında ayetlerin birebir muhatabı olan sahabenin sosyo-ekonomik, psikolojik, kültürel durumları da iyi bilinmelidir. Bu bilgiler bizim Kur’ân-ı Kerim’i daha doğru anlamamıza bir nebze daha katkıda bulunacaktır. Çünkü bazı ayetlerin inişine o dönemde vukû bulan kimi olaylar neden olmuştur. Buna tefsir ilminde “sebeb-i nüzûl” adı verilmektedir.10 Bu ayetlerin ne anlama geldiğini daha iyi anlayabilmek için, inişine neden olan olayları bilmek bize yardımcı olacaktır. İnsanlar zaman içerisinde farklı olaylar yaşamakta, tecrübeleri, hayata bakışları bu olaylar içerisinde farklılık arz edebilmektedir. Bu durum da aynı olayları farklı zaman dilimlerinde farklı biçimde anlamaya yol açmaktadır. İlk dönem insanlarının zihin yapısı, bilgi dünyaları, kültürel olguları da Kur’ân-ı Kerim’i anlamada muhakkak etkili olmuştur.
İşte bizim ilk döneme ait tüm bunları bilmemiz, tarihsel bağlam içerisinde bunları değerlendirmemiz,11 zihnimizde tarihsel bir şablon oluşturmamız Kur’ân-ı Kerim’i anlamada bize rehber olacaktır. İlk muhatapların Kur’ân-ı Kerim’i nasıl anladığına ilişkin bilgiler de iyi bir tarihi çalışmayla mümkün olacaktır.12
Kur’ân-ı Kerim’in inişi Mekkî ve Medenî dönem olarak ikiye ayrılmaktadır.
İlk olarak Mekke’de inmeye başlayan Kur’ân-ı Kerim, Medine’ye hicret ile beraber inişini burada tamamlamıştır. Yaklaşık 12 yılı içeren Mekke döneminde genellikle insanlar tevhide ve ahlaki ilkelere çağrılmış, ahkâm içeren ayetlere çok fazla yer verilmemiştir. Ayrıca itikâdî ve imanî konulara daha çok yer verilmiş, insanların inanç, düşünce ve fikir yönüyle ıslahı amaçlanmış, Kur’ân ahlâkının öğretilmesi hedeflenmiştir.13Arapların zihninde yeni olan bu din anlatılmış ve insanların şirkten arınarak tek olan Allah’a gelmeleri istenmiştir. Emir ve yasaklar genel olarak verilmemiştir. Çünkü bu mesaj ile yeni tanışan insanlara yapılması ve kaçınılması gereken her şeyin bir anda verilmesi ters bir tepki yapabilirdi. Bu yüzden tebliğe daha çok genel esaslardan başlanıldığını görmekteyiz.14Genel hatlarıyla böyle bir
10 Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, s.115.
11 Bozkurt, “Hz. Muhammed(s.a)’in Biyografisi Üzerine” s.160.
12 Koç, İsnad Verileri Çerçevesinde Erken Dönem Tefsir Faaliyetleri İbn Ebî Hâtim(ö.327/939) Tefsiri Örneğinde Bir Literatür İncelemesi, s.17.
13 Celal Kırca, “Tebliğ Metodu Açısından Kur’ân’ın Nüzûlü”, EÜİF Dergisi, Erciyes Üniversitesi Matbaası, Kayseri 1983, sy.1, s.213.
14 Kırca, “Tebliğ Metodu Açısından Kur’ân’ın Nüzûlü”, s.214.
15 tablo gördüğümüz Mekke dönemini, tezimizin konusunu içeren 615 yılını içinde barındırdığından daha detaylı bir şekilde ele almak durumundayız. Her Milâdi yıl kendi içerisinde net çizgilerle birbirinden ayrılmadığından, 610 yılından Hicrete kadar olan kısma bir göz atamak faydalı olacaktır. Âlimler genellikle bu dönemi içerisindeki önemli olaylarla anlatmışlardır. Henüz Arapların kendilerine ait bir takvimlerinin olmayışı15 Mekke dönemini anlatmayı güçleştirmiştir. Birçok olayın oluş tarihiyle ilgili ihtilaflar yaşanmıştır. Ayrıca bu dönemde mesaj yeni yeni benimsenmeye başladığından ve henüz tam anlamıyla bir teşekkülden bahsedilemeyeceğinden bu döneme ait bilgiler Medine dönemine göre oldukça az ve ayrıntıdan daha uzaktır. Bu döneme ait okumalarımızın ardından Mevdudi’nin bu döneme ait yapmış olduğu sınıflandırmayı16 bir çizgi olarak kabul edip, olayları bu yönde bir kez daha görmüş olduk.
1.1. I. Dönem; Risâlet Yılı ve 3 Yıl Sonra Risâletin Açıkça İlanı
Kur'ân-ı Kerim gelmeden önce Arap Yarımadası’nda ciddi bir ahlakî yozlaşmanın varlığı söz konusuydu. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi gibi vicdansızlıklar, kadınların miras, boşanma, vs. gibi haklarının olmayışı, hırsızlık, zinâ gibi toplumun sosyal ve ahlâki düzenini bozan durumlar had safhadaydı.17Hal böyleyken toplumun ciddi bir reforma ihtiyacı vardı. Böyle bir zamanda hadislere göre sadık rüyalarla Hz. Muhammed(s.a)’in nübüvveti başlamış ve kendisi yalnız kalmak için Hira Mağarası’na çekilip tefekkür etmiştir. Yine böyle bir zamanda Cebrail kendisine gelmiş ve Alak Sûresi’nin ilk 5 ayetini vahyetmiştir. Şaşkın bir vaziyette eve gelen Hz. Muhammed(s.a),’i Hz. Hatice iyice örtmüş ve bunun üzerine
15 Hüseyin Algül, “Hz. Muhammed(s.a) Devri Kronolojisi”, UÜİF Dergisi, Furkan Ofset, Bursa 1993, c.4, sy.4, s.101.
16Ebû’l A’lâ el-Mevdûdi, Tefhimu’l-Kur’ân-Kur’ân’ın Anlamı ve Tefsiri, çev. Muhammed Han Kayani v.dğr., İnsan Yayınları, İst. 1986. c.1, s.435.
17Seyyid Ebû’l-Âlâ Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, çev.
Ahmed Asrar, Pınar Yayınları, İst. 1992, c.1, s.81-82.
16 de Müddessir Sûresi’nin ilk beş ayeti inmiştir.18 İşte bu sıralarda ilk vahiyler inmeye başlamıştır. Bu zaman esnasında vahiy kesintisi yaşanmıştır. Bu sürenin asgari on beş gün, azami üç yıl sürdüğüne dair rivayetler bulunmaktadır.19
Hz. Muhammed(s.a)mesajı insanlara duyurma görevini ilk zamanlar gizli olarak sürdürmüştür. Bu gizli davet sırasında da mesajı benimseyenler genellikle zayıf, güçsüz kişilerden oluşuyordu.20 Üç yıl sürdüğü rivayet edilen gizli davetin ardından artık alenen tebliğe başlandı.21 Rivayetlere göre Hz. Muhammed ilk önce Benî Abdülmuttalib, Benî Hişam, Benî Muttalib ve Benî Abd-i Menaf’tan en yakın akrabalarından yaklaşık 45 kişiyi çağırıp, evinde mesajı anlattı. Bunun üzerine Ebû Leheb Hz. Muhammed(s.a)’e “Bunlara ne istersen söyle ama dinlerini değiştirmelerini isteme” dedi.22 Bu davetten aradığını bulamayınca İbn Abbas’tan gelen rivayete göre ikinci gün Safa Tepesi’ne çıkıyor ve Kureyş’e masajı anlatıyor.
“Ey Kureyşliler, Benî Ka’b Cueyy, Benî Murre, Kusayyoğulları, Benî Abd-i Menaf, Benî Abd-i Şems, Benî Haşim ve Abdulmuttaliboğulları” diye bağırmaya
18 Kasım Şulul, İlk Kaynaklara Göre Hz. Peygamber Devri Kronolojisi, İnsan Yayınları, İst. 2003, s.129-130.
19 Şulul, İlk Kaynaklara Göre Hz. Peygamber Devri Kronolojisi, s.131
20 İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, Dâru Cemiyeti’l-Cihâdi’l-İslâmi, Kâhire h.1358, c.1, s.183; İmam Ahmet b. Yahya b. Câbir el-Belâzurî, Kitâbu Cumeli min Ensâbu’l-Eşrâf, thk. Ustaz Süheyl Zekkâr- Riyad Zerkelî, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1996, c.1, s.131; Said Havva, el-Esas fi’s-Sünne (Hadislerle Hz.
Peygamber’in Hayatı), çev. Abdurrahman Ali Ural v.dğr., Aksa Yayın Pazarlama, İst. 1991, c.1, s.316.
21 İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, s.183; Belâzurî, Kitâbu Cumeli min Ensâbu’l-Eşrâf, s.131; Havva, el-Esas fi’s-Sünne (Hadislerle Hz. Peygamber’in Hayatı), s.316; Seyyid Ebû’l-Âlâ Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, çev. Ahmed Asrar, Pınar Yayınları, İst.
1992, c.3, s.175; Yusuf Ziya Yörükân, Hazret-i Muhammed’in Doğumundan Ölümüne Kadar İslâm Dini Tarihi, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ank. 2001, s.60; Cafer Suphanî, Muhammed’in Hayatı, çev. Ferman Kızmaz, Kevser Yayınları, İst. 2006, s.99. Âlimler bu davetin 47. Şuara-214 ile başladığını söylemektedirler. Fakat bu ayet Hz. Osman’a dayanan tertibe göre 47.sırada yer almaktadır. Ancak sırlamadaki yerinin mi başka şekilde olması gerektiği, yoksa yalnızca bu ayetin mi o dönemde inmiş olmuş olabileceği tartışmaya açık bir konudur. Biz bu konuya ilerleyen bölümde değineceğiz.
22 Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, s.177.
17 başlıyor.23Arkasından soruyor “Bu dağın ardında bir ordu var desem bana inanır mısınız?”. Bunun üzerine herkes O’nu tasdik edince24 yalnızca bir uyarıcı olduğunu, her hangi bir dünya menfaatini istemediğini söyledikten sonra amcası Ebû Leheb
“Bizi bunun için mi çağırdın?” diye alay ederek sorunca da 111. Leheb Sûresi iniyor.25
1.2. II. Dönem; Açıktan Davetten Sonra 2 Yıl
Tezimizi asıl ilgilendiren kısım bu yılları kapsamaktadır. Konumuz sadece 615 yılı olsa da, söz konusu yılın öncesi ve sonrası olayları da o yılı daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Zira tarihi zamanlar birbirinden tamamen bağımsız düşünülemez.
1.2.1 Açıktan Davete İlk Tepkiler
Açıktan davetin başlamasıyla yaşanan tüm bu olayların akabinde alenen davet sürerken, yavaş yavaş Müslüman olanların sayısı da artmaktaydı. Ancak genellikle zayıf ve yoksul olanların bu mesajı benimsemesi manevi bir güçlüğün yanından maddi sorunları da beraberinde getirmekteydi.26 İlk önceleri Hz. Muhammed(s.a)’in davetine sadece bireysel karşı çıkışlar vardı.27 Kavmi O’ndan ilahlarını ayıplayana kadar uzaklaşmamıştı.28 Ama daha sonra durum değişmeye başladı. Çünkü gelen
23İbn İshâk, es-Sîratu’n-Nebeviyye, b.y.y., 1998, c.1, s.239; Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, s.178.
24 Belâzurî, Kitâbu Cumeli min Ensâbu’l-Eşrâf, s.137.
25İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, s.184; Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz.
Peygamber’in Hayatı, s.180.
26 Fazl Ahmad, Muhammad The Prophet of Islam, Kashmiri Bazar, Lahore(Pakistan) 1969, s.65.
27 Mevdûdi, Tefhimu’l-Kur’ân-Kur’ân’ın Anlamı ve Tefsiri, c.1, s.435.
28 Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Zâkir Kadirî Ugan/ Ahmet Temir, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İst. 1992, c.4, s.136.
18 ayetler onların Tanrı inancını yerle bir etmekteydi. Özellikle putlara yönelik ağır eleştiriler –kendi elleriyle yaptıkları putların ibadete layık olmadığı gibi-, tek olan Allah’a gidişin dışında kurtuluşun olmadığına dair vurgular elbette Kureyşliler’in hoşuna gitmiyordu.29İnananların başta sayıca az ve güçsüz oluşları da büyük bir tehlike olarak görülmüyordu ki fiziksel bir yaptırıma başvurmaya gerek duymadılar.
Onun yerine Hz. Muhammed(s.a)’i davetinden vazgeçirmeye çalıştılar.30 Bunun için önce Hz. Muhammed(s.a) ile anlaşma girişimleri oldu. Ona servet, hükümdarlık ya da her ne isterse verebileceklerini, yeter ki girişiminden vazgeçmesini istediler.31 Bu noktada umduklarını bulamayınca Ebû Talib’e yeğenini bu davasından vazgeçirmesi için baskı uyguladılar. Hz. Muhammed(s.a)’in “Bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz yine de davamdan geçmem.” sözündeki kararlılık onların bir kez daha elleri boş dönmelerine neden oldu.32 Bunların yanında Ebû Cehl Hz. Muhammed(s.a)’i öldürmeyi planladı.33 Bu girişimde başarılı olmayınca, Kur’ân-ı Kerim okunurken yüksek sesle konuşmaya, ayetleri alaya almaya, onları eğlence haline getirmeye başladılar. Hatta küfredip, tehditler savurdular. 34 Bunun yanı sıra Hz.
Muhammed(s.a)’e “kâhin”, “şair”, “yalancı” gibi sözler söyleyerek de alaylarını sürdürüyorlardı.35Hatta Kur’ân-ı Kerim’i yanlış anlama ve anlatma çabalarına, girişip, habersiz kimseleri yanıltmaya çalışmaya başladılar.36
29 Aksekili Ahmed Hamdi, Garaniq Safsatası, sad. ve not. Ertuğrul Özalp, İşaret Yayınları, İst. 2003, s.53.
30 Hüseyin Algül/Osman Çetin, İslâm Tarihi, Gonca Yayınevi, İst. 1991, c.1, s.229.
31Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.198-203;
Muhammed bin Sâlihed-Dimaşkî, Peygamber Külliyâtı, çev. Hüseyin Kaya, Ocak Yayıncılık, İst.2006, c.2, s.312; Cafer Suphanî, Muhammed’in Hayatı, s.103-104; Celâl Yeniçeri, Peygamber, Devlet Başkanı, Aile Reisi Hz. Muhammed(s.a) ve Yaşadığı Hayat, MÜİF Vakfı Yayınları, İst. 2000, s.190.
32İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, c.1, s.187; Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz.
Peygamber’in Hayatı, c.3,s.203-204; Leylâ Azzam/Ayşe Gouverneur, The Life of The Prophet, İz Yayıncılık, İst. 1997, s.37-38.
33 Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.205.
34 Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.211-212.
35 Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, s.141; Mevdûdi, Tefhimu’l-Kur’ân-Kur’ân’ın Anlamı ve Tefsiri, c.1, s.435; Samih Nafiz Tansu, Hazreti Muhammed’in Hayatı, nşr. Hilmi Çığıraçan, Hilmi Kitabevi, İst. 1959, s.55.
19 1.2.2. Şiddet, İşkence
Ancak inananların sayıları kısa sürede hızla artmaya başlayınca olay bu alay ve eğlencenin ötesinde bir hal almaya başladı. Kureyşliler artık bireysel karşı çıkışı bırakmış, muhalefet, engelleme ve fiziksel alanda meydan okumaya dönüşmüştür.37 O kadar ki inanan grubun özellikle korumasız olanlarına küfretmeye işkence etmeye başlamış,38bu inançtan dönene kadar da bu baskıları sürdürmüşlerdi.39 Onları aç, susuz bırakarak sıkıntıya sokuyor ve bazıları da buna dayanamayıp vazgeçtiklerini söylemek zorunda kalıyorlardı.40 Bu inat ve katılık sürerken bir yandan da Hz.
Muhammed(s.a)’den mucize talebinde bulunuyor,41 göğe çıkmasını istiyorlardı.
Ayrıca O’nun gibi bir beşerin peygamber olabileceğine de ihtimal vermiyor, yeme, içme, gezme gibi davranışlarını eleştiriyor, onun yerine neden bir melek gelmediğini soruyorlardı. 42 Oysaki beşer ve peygamber kimlikleri arasındaki bağı doğru kurgulamamak, peygambere beşer üstü bir kutsiyet atfetmek peygamberlik tasavvuruyla bağdaşmamaktadır. Ama müşriklerin bu talepleri onların zihnindeki
36 Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.213-214.
37 İzzet Derveze, Siretu’r-Rasul-Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, çev. Mehmet Yolcu, Ekin Yayınları, İst. 1998, c.2, s.278; Abdullah Âtıf Tüzüner, Siyretünnebî, Ahmed Said Matbaası, İst.
1973, s.75.
38 İbn İshâk, es-Sîratu’n-Nebeviyye, c.1, s.239; İmam Ahmet b. Yahya b. Câbir Belâzurî, Kitâbu Cumeli min Ensâbu’l-Eşrâf, c.1, s.131; Said Havva, el-Esas fi’s-Sünne (Hadislerle Hz. Peygamber’in Hayatı), c.1, s.316; Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.225; A.Himmet Berki/ Osman Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ank. 2006, s.92; Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, çev. Yusuf Balcı/Hakan Bayrak v.dğr.,İnkılap Basım Yayım Organizasyon, İst. 1988, s.26; Azzam/Gouverneur, The Life of The Prophet, s.38.
39 Süleyman Ateş, Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, çev. Hüseyin Kaya, Ocak Yayıncılık, İst. 2006, c.2, s.
40 İbn Hişâm, es-Siretu’n-Nebeviyye, Dêru Ehyêi’t-Tür’asi’l-Arabiyye, Beyrût-Lübnan 1936, c.1,s.339; Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, c.4, s.137.
41 Derveze, Siretu’r-Rasul-Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, s.258-259.
42 25. Furkan 7/8; 36. Yasin 15;
20
“peygamber” tasavvurundan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bu dönemdeki ayetler bu yanlış tasavvuru yeniden yapılandırmaya yöneliktir.43
1.2.3. Habeşistan’a Hicret
Şiddet ve düşmanlık bu dönemde iyice artmış, artık dayanılamayacak bir hal almaya başlamıştı. 44 O kadar ki bazı insanlar inançlarını gizlemeye başlamışlardı.45Elinden pek bir şey gelmemesi Hz. Muhammed(s.a)’i oldukça üzmüştü. Bu yüzden daha güvenli, daha huzurlu bir yere göç etmek gerektiğini düşündü ve bunun için Habeşistan’ı seçti.46 Çünkü buranın hükümdarı oldukça adaletli ve merhametliydi.47“Allah bir çıkar yol gösterinceye, sizi yeniden bir araya toplayıncaya kadar…”sözleriyle geçici olarak inananların Habeşistan’a gitmelerini önerdi.48 Kendi ise tebliğe devam etmek için Mekke’de kaldı.49
Habeşistan’a ilk gidenlerin kimler olduğu, kaç kişi gittiği, erkek ve kadınlarının sayılarının ne olduğuna ilişkin farklı farklı rivayetler olduğunu görmekteyiz. Bu husus tezimizin esas yapısını oluşturmadığından biz bu rivayetlerin bazılarını verip, ilerleyen aşamalarda bunlara atıfta bulunmakla yetineceğiz.
43 Mahmut Kavaklıoğlu, “Kendisine Yönelik Hatalı Yorumlar Karşısında Hz. Muhammed(s.a)”, HÜİF Dergisi, Öncü Basımevi, Ank. 2009, c.8, sy.15, s.34-35.
44 Said Havva, el-Esas fi’s-Sünne (Hadislerle Hz. Peygamber’in Hayatı), c.1, s.319.
45 Hayati Ülkü, Muhtasar İslâm Tarihi, Şelale Yayınları, İst. 1972, c.1, s.88; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, Hayatı ve Eserleri, çev. M. Said Mutlu, İrfan Yayınevi, İst. 1967, s.77.
46 İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, c.1, s.188; Cafer Suphanî, Muhammed’in Hayatı, s.119; Abdullah Âtıf Tüzüner, Siyretünnebî, s.105.
47 İbn İshâk, es-Sîratu’n-Nebeviyye, c.1, s.242;İbn Hişam, es-Siretu’n-Nebeviyye, c.1, s.344.
48 Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, c.4, s.137; Şulul, İlk Kaynaklara Göre Hz. Peygamber Devri Kronolojisi, s.139; Ateş, Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, c.2, s.61; Fazl Ahmad, Muhammad The Prophet of Islam, s.65; Sıddık Nâci Eren, Ahir Zaman Peygamberi, Ashâbı ve Ümmeti, Şelale Yayıncılık, İst. 2007, s.86; Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, s.26; Samih Nafiz Tansu, Hazreti Muhammed’in Hayatı, s.56.
49 H. U. Rahman Ed-Diyauddin Serdar, İslâm Tarihi Kronolojisi, çev. Abidin Büyükküse, Birleşik Yayıncılık, İst. 1995, s.41.
21 Habeşistan’a hicret bi’setin 5. Yılı (615) Receb ayında olmuştur.50 Kasım Şulul, Makrizî’den aldığı bilgilere göre ilk olarak 11 erkek ve 4 kadının bu hicrete katıldığını,51 Şaban ve Ramazan ayı boyunca orada bulunduklarını, Mekkeliler’in mesajı kabul ettiği haberi kendilerine ulaştığında Şevval ayında ülkelerine geri döndüklerini nakleder. 52 Haberin doğru olmadığı anlaşıldığında aralarına yeni katılanlarla sayıları 30 kişiye ulaşmış halde Habeşistan’a geri dönmüş, bu esnada Kureyşliler’in 3 yıl süren boykot uygulamaları nedeniyle 83 erkek, 18 kadından oluşan yeni bir grup Habeşistan’a gitmişlerdir.53 Bazı bilgilere göre ise ilk olarak 10 kişilik bir grubun Habeşistan’a gittiği, daha sonra gruplar halinde gidenlerle birlikte sayının 80 lere ulaştığı söylenmektedir.54 Ancak Habeşistan’a hicretin 1. ve 2. olarak 2 kere gerçekleştiğini söyleyenler de bulunmaktadır. Bu bilgiye göre ise 2. hicret 1.
50İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, c.1, s.188; Şulul, İlk Kaynaklara Göre Hz. Peygamber Devri Kronolojisi, s.140; (Yazarı Yok), Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İlmi Müşavir ve Redaktör Hakkı Dursun Yıldız, Çağ Yayınları, İst. 1986, c.1, s.212; Berki/ Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayatı, s.92; Yörükân, Hazret-i Muhammed’in Doğumundan Ölümüne Kadar İslâm Dini Tarihi, s.70. Yazar sayılarının 40-50 olduğunu söylemektedir; Murat Sarıcık, Hz.
Muhammed(s.a)’in Çağrısı-Mekke Dönemi, Nesil Yayınları, İst. 2006, s.145; Zuhuri Danışman, Büyük İslâm Tarihi-Asr-ı Saadet Hazret-i Muhammed(sas)’in Hayatı, c.1, s.132.
51 İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, c.1, s.188; (Yazarı Yok), Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, c.1,s.213. Bu kitaptaki bilgilere göre bu giden grubun içinde Hz. Osman, Hz. Muhammed(s.a)’in eşi Rukıyye, Ebû Huzeyfe ve eşi ile kafile başkanı olan Osman b. Maz’un da bulunmaktaydı. Zuhuri Danışman, Büyük İslâm Tarihi-Asr-ı Saadet Hazret-i Muhammed(sas)’in Hayatı, Bahar Matbaası, İst.
1967, c.1, s.132-133. Yine bu yazar kitabında ilk hicret edenlerin ismine yer vermiştir. Bunlar; Osman b. Affan ve eşi Rukıyye, Cafer b. Ebi Talib, Ebû Huzeyfe, Zubeyr İbn’il Avvam, Mus’ab İbn Umeyr, Abdurrahman İbn Avf, Ebû Seleme b. Abdu’l-Esed ve eşi Ümmü Seleme, Osman b. Ma’zun, Amir b.
Rabia ve eşi Leyla bint Ebi Ceşm, Ebû Bera İbn Ebî Rahm, Süheyl İbn Beyda, Hâtıb b. Amr, Abdullah b. Mes’ud’dur. Hayati Ülkü, Muhtasar İslâm Tarihi, c.1, s.88 (Hayati Ülkü bu sayının 12 erke, 4 kadın olduğunu söyler.); Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.245.
52 Kâzım Dönmez, O’nun Günleri-Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatının Kronolojisi, Okul Yayınları, İst.
2004, s.87.
53 Şulul, İlk Kaynaklara Göre Hz. Peygamber Devri Kronolojisi, s.140; Said Havva, el-Esas fi’s- Sünne (Hadislerle Hz. Peygamber’in Hayatı), c.1, s.316.
54 İbn Hişam, es-Siretu’n-Nebeviyye, c.1, s.345-346.
22 den birkaç ay sonra olmuş55 ve 80 erkek ve 1 kadın katılmıştır.56Bir başka rivayet ise 2. Habeşistan hicretinin 1 yıl sonra 616 da gerçekleştiğine dairdir.57 2. hicretin oluşunun nedeni ise, Habeşistan’a gidenlerin iyi karşılanmış olmalarıdır.58
Habeşistan’a ilk giden grup orada gerçekten çok iyi karşılanmıştır. O ülkenin hükümdarı Necâşi onlara inançlarıyla ilgili herhangi bir zorlama yapmıyor, inandıklarını yaşamalarında özgür bırakıyordu. Habeşistan’ın dört bir yanına bu mesaj yayılmaya da başlayınca bu durum Kureyş halkının hoşuna gitmedi.59 Çünkü onlar inananları inançlarından döndürmeye çalışırken, onlar bazı sıkıntılardan kurtulmuş, rahat bir hayat sürmeye başlamışlardı. Bu durum çok sürmedi.
Kureyşliler’ den Abdullah İbn Ebî Rabia ile Amr İbni’l Âs hediyelerle Habeşistan’a Necâşi’nin yanına gitti.60 Bazı kayıtlara göre içlerinde Velid b. Muğire’de bulunmaktaydı.61 Bunlar bu izzet-i ikram ile hükümdara gidecek ve göç edenleri geri isteyeceklerdi. 62 Peki, Necâşi’ye ne demelilerdi? Onların eski inançlarından döndüklerini, kötü şeyler yaptıklarını söylediler. Ayrıca güvenilmez olduklarını63, Hz. İsa ve Hz. Meryem hakkında iyi şeyler söylemediklerini anlattılar. Necâşi bunun
55 Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.251 Mevdudi, İbn Hişam ve İbn İshak’a dayanarak bunların sayısının 103 kişi olduğunu söylemektedir.
56 (Yazarı Yok), Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, c.1,s.213 Yine bu kitaptan ulaştığımız bilgilere göre bu 2. giden grubun içinde Ebû Sufyan’ın kızı Ümmü Habibe ve kocası Ubeydullah b.
Cahş da bulunmaktaydı ve başkanları Ebû Talib’in oğlu Cafer idi.
57 Hayati Ülkü, Muhtasar İslâm Tarihi, c.1, s.95.
58 Berki/Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, s.93. Yazar bu 2. giden kafilenin sayısının 80 den az olmadığını söylemektedir.
59 Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.52; Sıddık Nâci Eren, Ahir Zaman Peygamberi, Ashâbı ve Ümmeti, s.87; Azzam/Gouverneur, The Life of The Prophet, s.39
60 Sıddık Nâci Eren, Ahir Zaman Peygamberi, Ashâbı ve Ümmeti, Şelale Yayıncılık, İst. 2007,s.87;
Prof. Fazl Ahmad, Muhammad The Prophet of Islam, s.65.
61Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.246; Hüseyin Algül/Osman Çetin, İslâm Tarihi, c.1, s.232.
62 İbn Hişam, es-Siretu’n-Nebeviyye, c.1, s.356; Berki/Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, s.93; Abdullah Âtıf Tüzüner, Siyretünnebî, s.110; Samih Nafiz Tansu, Hazreti Muhammed’in Hayatı, s.56.
63 Fazl Ahmad, Muhammad The Prophet of Islam, s.65.
23 üzerine göç ederek ülkesine sığınmış kişilerden bazılarını yanına çağırdı ve gerçekten öyle olup olmadığını sordu. Bunun üzerine onlar daha önce çok kötü şeyler yaptıklarını; kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüklerini, başkalarının hakkına riayet etmediklerini vs. söylediler. Ancak Hz. Muhammed’in getirdiği mesajı kabul ile tüm bunların değiştiğini, iyi insan olma yolunda adımlar attıklarını söylediler.64Hıristiyanlık ile ilgili tutumlarını sorduklarında ise Meryem Sûresi’nden ayetler okuyarak cevap verdiler. 65 Necâşi tüm bunları dinledikten sonra bu kimselerin yalan söylemediklerini anladı ve Kureyşliler’i eli boş bir şekilde geri gönderdi.66
Bazı rivayetlere göre Habeşistan’daki grubun Mekke’deki inanların mesajı benimsediği haberi üzerine sevinçle Mekke’ye dönüyorlar. Esas tartışmanın olduğu konu burada başlıyor. Bu haberin aslı var mı? Ya da eğer varsa nereden çıkmıştır?
Bu konuda da farklı farklı rivayetler karşımıza çıkmaktadır. Bir bilgiye göre Hz.
Ömer’in çağrıyı kabul edişi haberi Habeşistan’dakilere gelince büyük bir sevince dönüşüyor ve ülkelerine geri dönüyorlar.67Başka bir bilgiye göre Habeşistan hicretinden 2 ay sonra Kureyşliler’in çağrıyı kabul ettiği haberi geliyor ve sevinç içinde ülkelerine döndüklerinde haberin doğru olmadığını öğreniyorlar. Kureyşliler bu gelenlere yeniden işkence yapmaya başlıyorlar. Bu yüzden bir önceki göç edenlerin yaklaşık 8 katı yani, 83 erkek 18 kadın yeniden Habeşistan’a gidiyorlar.68En çok tartışılan rivayet ise hiç şüphesiz “Garânik” denen hadisedir. Bu olaya göre Habeşistan’da bulunulan sırada Necm Sûresi 1-20 arasındaki ayetler iniyor. 69 Hz. Muhammed(s.a) Kureyşliler’in devam eden işkence ve kötü tutumlarından ötürü kalplerini birbirine ısındırmak için ayetleri yanlış okuyor(Lat ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz? Bunlar şefaatleri umulan yüce
64 Fazl Ahmad, Muhammad The Prophet of Islam, s.66.
65Abdullah Âtıf Tüzüner, Siyretünnebî, s.112. Genelde bu ayetlerin ilk ayetler olduğu söylenmektedir.
66 İbn Hişam, es-Siretu’n-Nebeviyye, c.1, s.366; Sıddık Nâci Eren, Ahir Zaman Peygamberi, Ashâbı ve Ümmeti, s.87; Fazl Ahmad, Muhammad The Prophet of Islam, s.66; Berki/Keskioğlu, Hâtemü’l- Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, s.95; Samih Nafiz Tansu, Hazreti Muhammed’in Hayatı, s.56.
67 (Yazarı Yok), Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, c.1,s.213; İsmail Cerrahoğlu, “Garânîk”, DİA, Diyanet Vakfı Neşriyat, İst. 1996, c.13, s.361.
68 Derveze, Siretu’r-Rasul-Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, c.2, s.283.
69 İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, c.1, s.189.
24 turnalardır). Böyle okuyunca inananlar ile birlikte inkârcı grup da secdeye kapanıyor.70 Bu haber Habeşistan’dakilere ulaşınca sevinç içinde geri dönüyorlar.
Haberin doğru olmadığını öğrendiklerinde tekrar Habeşistan’a gidiyorlar.71Peki, bu olayın gerçeklik payı ne olabilir? Gerçekten Hz. Muhammed(s.a) bu sıkıntıyla ayetleri arzusuna göre okumuş olabilir mi? Ya da şeytanın Hz. Muhammed(s.a)’i şaşırtabilmesi hatta ayetleri yanlış okutturabilecek güce sahip olması ne kadar mümkündür? Bu ayetlerin bağlamı 615 yılına uygun mudur? Şimdi bu konuya kısaca bir göz atalım.
Garânik olayı ile ilgili karşımıza üç görüş çıkmaktadır. İlki Hz.
Muhammed(s.a)’in Necm Sûresi 19 ve 20. ayetlerini okuduktan sonra yanılarak “işte bunlar yüksek turnalardır ve bunların şefaati kuvvetle ümit edilir” sözünü ayet diye okumuş, hep beraber secde etmişlerdir.72 Daha sonra bunlar Allah tarafından nesh edilmiştir. Taberi, Zemahşeri, İbn Atıyye el-Endelûsî, İbn Teymiyye gibi âlimlerin görüşü bu yönde olmuştur. Diğer bir grup ise, bu olayın aslının olduğu ancak gelen rivayetlerin tümünün güvenilir olmayışından dolayı bu konunun tutarlı te’vil edilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Ferrâ el-Begavi, Kastallâni, İbn Kesir bu kanaati taşımaktadır. Son görüş ise bu olayın asılsız olduğudur. Ebû Mansur Maturidi, Kâdı İyaz, Fahreddin er-Râzi böyle düşünmektedir.73 Cerrahoğlu, İbn İshak’ın bu konuya yer verdiğini ancak İbn Hişâm’da bu bilgilerin olmadığını eklemektedir. 74
70İbn İshâk, es-Sîratu’n-Nebeviyye, c.1, s.246 İbn İshâk bu noktada Hz. Muhammed(s.a)’in şeytan tarafından şaşırtılıp, o şekilde okunduğunu söyler. Bu durum da peygamberin sözü gibi algılanıp, yayıldığından Hz. Muhammed(s.a) çok üzülüyor ve O’na Hacc Sûresi’nin 52. Ayetleri iniyor. s.247.
Ancak bu sûre büyük bir kabule göre Medenî sayılmış ve bağlam olarak da ilgili ayeti başka bir konu üzerine söylenmiştir. Bkz. İsmail Cerrahoğlu, “Garânîk”, DİA, Diyanet Vakfı Neşriyat, İst. 1996, c.13, s.364; Ateş, Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, c.2, s.70. Ateş bu hususta, Hz.
Muhammed(s.a)’in değil, o sırada halktan birinin bu Necm ayetleri okunurken bu sözleri sarf ettiğini belirtmiştir.
71 İbn Sa’d, et-Tabekâtu’l-Kübra, c.1, s.190; Yörükân, Hazret-i Muhammed’in Doğumundan Ölümüne Kadar İslâm Dini Tarihi, s.72; Dönmez, O’nun Günleri-Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatının Kronolojisi, s.195; Hayati Ülkü, Muhtasar İslâm Tarihi, c.1, s.89.
72 Aksekili Ahmed Hamdi, Garaniq Safsatası, s.55.
73 Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.362-363.
74 Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.361.
25 Peygamberlerin sıfatlarından birisi olan “ismet” onların günahsız ya da günah işlemekten uzak oluşları anlamına gelmektedir. Böyle bir özelliğe sahip Hz.
Muhammed(s.a)’in Kur’ân-ı Kerim ayetlerini keyfi olarak okumaya yol açacak bir suçu işlemiş olması ve sonra Cebrail’in onu ikazıyla bundan vazgeçmesi mümkün görünmemektedir. Böyle bir durum vahiy hakkında şüphe oluşturur ve zihinlerde tereddüt uyandırırdı. 75 Üstelik Kur’ân-ı Kerim Hz. Muhammed(s.a)’in kendi arzusuyla ya da başkalarının telkiniyle sözler uydurup, bunları Allah’a isnâd etmesinin mümkün olmadığını, şayet böyle bir şey yaparsa onun cezalandırılacağını söylemektedir. 76 Oysaki rivayetlerde bunun zıddına, bu olayın ardından Hz.
Muhammed(s.a)’in çok üzüldüğünü ve onu teselli etmek amacıyla Hacc Sûresi’nin
“Senden önce hiçbir rasul ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler. Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir.” 52-54. ayetlerinin geldiği söylenmektedir.77 Hâlbuki bu ayetler Medine dönemine aittir. Ayrıca içerik olarak bahsedilen bu olayla ilgili değildir. Eğer öyle olsaydı ardından inen sûrelerde bu olaya bir gönderme olurdu.78 Bunun yanı sıra Kur’ân-ı Kerim’de şeytanın insanlar üzerinde etkili bir nüfuza sahip olmadığını gösteren ayetler bulunmaktadır.79Garânik olayıyla ilişkilendirilen Necm Sûresi’nin aslında 2-4 ve 19-23. ayetleri de bu rivayetlerle çelişmektedir.80 Ayetlere bakacak olursak, “Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. O, nefis arzusu ile konuşmaz. (Size okuduğu) Kur’ân ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.” “Lât ve
75 Aksekili Ahmed Hamdi, Garaniq Safsatası, s.41.
76 17. İsra 74-75, 69. Hakka 44-47, 10. Yunus 15; Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.363.
77 Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.364.
78 Ateş, Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, c.2, s.67.
79 Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.364; 4. Nisa 76, 14. İbrahim 22, 15. Hicr 42.
80 Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.364.
26 Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? Erkek size de, dişi O'na mı? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.”
denilmiştir. Görüldüğü gibi Hz. Muhammed(s.a)’in nefsinin arzusuna göre konuşmayacağı ve O’na yalnızca vahiy bildirileceği söylenmektedir. Ayrıca söz konusu putlar hakkında Allah tarafından hiçbir şey indirilmediği bu söylenenlerin bir zandan ibaret olduğu eklenmiştir. Tüm bunların yanında âlimler bu rivayetlerin munkatı olduğunu söylemişlerdir. Yani güvenilir râviler tarafından gelmemiştir.81Aynı zamanda rivayetler arasında birlik olmadığı da söylenmiştir.82Bu söylemler, değerlendirmeler bu olayın islam ruhu ile bağdaşmadığını göstermektedir.83
Nüzûl sırasına göre sûreleri sıralayan birçok âlime göre Necm Sûresi erken dönemde inmiştir. Bizim araştırmalarımıza göre bu sûre 615 yılına tekâbül etmemektedir. Bunu ilerleyen bölümlerde daha detaylı açıklayacağız. Bu durumda söz konusu rivayetlerin değerlendirilmesi, Kur’ân-ı Kerim ayetleriyle olaya yeniden bakılmasının ardından bu dönemde böyle bir olayın kabul edilebilir olduğunu düşünmemekteyiz. Belki bu olay, yani Kureyşliler’in daveti benimsediği haberinin Habeşistan’da yayılması, inanan grubun sayısının özellikle Habeşistan’daki hoşgörülü tutumun neticesinde artmasından endişelenen Kureyş halkının Hz.
Muhammed(s.a)’e olan düşmanlıkları arttıkça onların inançlarının da yıkılabileceği umuduyla uyguladıkları bir sabote olabilir.84 Ya da Receb ayında Habeşistan gidenler 3 ay sonra değil de, Hz. Ömer’in çağrıyı kabul ettiği haberi kendilerine ulaştığında bunun sevinciyle ülkelerine dönmüş olabilirler.85Yine o esnada patlak veren Necâşi’ye isyanı da vatanlarına geri gitmek için bir neden olabilir.86Bunlarla ilgili
81 Aksekili Ahmed Hamdi, Garaniq Safsatası, s.66/68; Cerrahoğlu, “Garânîk”, c.13, s.363.
82 Berki/Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, s.115.
83 Yörükân, Hazret-i Muhammed’in Doğumundan Ölümüne Kadar İslâm Dini Tarihi, s.72.
84 Ateş, Kur’ân’a Göre Hz. Muhammed(s.a)’in Hayatı, c.2, s.66.
85 Berki/Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, s.117
86 Berki/Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayatı, s.117.
27 farklı farklı rivayetlerin oluşu, bizi de böyle bir yorum üzerinde düşünmeye sevk etmiştir.
1.2.4. Hz. Ömer ve Hz. Hamza’nın Çağrıyı Kabul Edişi
Nübüvvetin 6. yılında (615) Kureyşliler’in işkenceleri devam etmekteydi.
Önceden de söz ettiğimiz gibi alayları, eğlenmeleri bir fayda vermediğinde bu zulümlere başlamışlar ve bu durum inananları göç etmeye mecbur bırakmıştı. Hala aynı tavırların sürdüğü bu yıllarda bu kesimin genelde güçsüz ve zayıf kimselerden oluşu bu direnmeyi oldukça güçlendirmekteydi. İşte böyle sıkıntılı bir dönemi takiben Nübüvvetin 6. yılında (615) Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in ard arda çağrıyı kabul edişleri87inanları oldukça güçlü kılmıştır. Ulaşabildiğimiz bilgilerin çoğuna göre Hz. Hamza’nın ardından birkaç ay (genellikle üç ay denir) ya da üç gün88sonra Hz. Ömer çağrıyı kabul etmektedir. Ancak bunun aksine Hz. Hamza’nın kabulünün bi’setin 2. yılında olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır.89 Ancak genellikle rivayetler ya da bilgiler ikisinin peşi sıra kabul ettiği yolundadır.
Yine böyle bir zamanda bir gün Ebû Cehl Safâ Tepesi’nde Hz.
Muhammed(s.a) hakkında ağır sözler söyleyip, küfürler savurur ve bunları o esnada Abdullah İbn Cüd’an’ın cariyesi oradan geçmekteyken işitir. Bir gün Hz. Hamza ile karşılaştığında bu olayı ona anlatır. Hz. Hamza henüz daveti kabul etmemiş olsa da söz konusu kişi onun yeğenidir. Bu yüzden bu olayı duyduğunda oldukça hiddetlenir ve o sinirle Ebû Cehl’in yanına varır ve üstüne yürüyerek O’na “Sen Muhammed’e
87Said Havva, ei-Esas fi’s-Sünne (Hadislerle Hz. Peygamber’in Hayatı), c.1, s.316; Sarıcık, Hz.
Muhammed(s.a)’in Çağrısı-Mekke Dönemi, s.152; Diyauddin Serdar, İslâm Tarihi Kronolojisi, s.42;
Ülkü, Muhtasar İslâm Tarihi, c.1, s.89; Algül/Çetin, İslâm Tarihi, c.1, s.103; Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, s.26.
88 Kastalâni, Mevâhib-i Ledünniyye, c.1, s.79; Danışman, Büyük İslâm Tarihi-Asr-ı Saadet Hazret-i Muhammed(sas)’in Hayatı, c.1, s.143.
89 Şulul, İlk Kaynaklara Göre Hz. Peygamber Devri Kronolojisi, s.136. Şulul, İbn Abdilber ve İbnu’l Esir’in bu görüşü kabul ettiğini söylemektedir. İbn Abdilber’in diğer görüşü zayıf bulduğunu da eklemiştir.
28 bu sözleri söylersin öyle mi? Al işte ben de onun yolundayım. O’na yaptıklarını bana da yap.” der ve oradan gider. Bu durum Kureyş camiası açısından oldukça vahim bir durumdur. Çünkü Hz. Hamza’nın öfkesi ve gücü herkes tarafından iyi bilinmekteydi ve O’nun bu yola girişi tüm dengeleri bozabilirdi. Hz. Hamza ise kendiyle baş başa kaldığında bir anlık söylediği bu sözlerden için için bir pişmanlık duyuyor ve duaya başlıyor.90
Hz. Hamza’nın inananların tarafına geçişiyle bir kat daha güçlenen gruba karşı inkârcılar bu olaya bir dur demek için yeni yöntemler bulmalıydılar. Artık işkenceler de eskisi gibi etkili olmazdı. Bu yüzden Hz. Hamza’ya mal, servet, saygınlık teklif ettiler91 ama tabii ki bu Hz. Hamza’yı yolundan döndürmeye yetmedi. Tüm bunların sonunda en doğru şeyin Hz. Muhammed(s.a)’i öldürmek olduğu kanaatine vardılar. Bu işi de yapmak için heybetiyle, azâmetiyle ürküten Hz.
Ömer gönüllü oldu. Orada bulunanlardan bazıları Hz. Ömer’e kardeşinin ve eniştesinin de daveti kabul ettiğini, öncelikle bununla ilgilenmesi gerektiğini söylediklerinde Hz. Ömer öfkeyle kardeşinin evine gidiyor. O esnada Kur’ân-ı Kerim okuyorlardı. Hz. Ömer’i görünce ellerindekileri gizlemeye çalıştılar. Hz.
Ömer bunların Kur’ân-ı Kerim metni olduğunu görünce eniştesini dövüyor ve kardeşi Fatıma’yı da başından yaralıyor. Onlar da bu olayın ardından “ne yaparsan yap biz Hz. Muhammed’in mesajını kabul ettik” deyince Hz. Ömer Kur’ân-ı Kerim metnini istiyor. Kardeşi ise Vakıa Sûresinde geçen “Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.” ayetini söylüyor.92 Ardından Taha Sûresi’ni okumaya başlıyor. Bu ayetlerden çok etkilenen Hz. Ömer bu daveti kabul ettiğini söylüyor. Bu haberi
90 Said Havva, ei-Esas fi’s-Sünne (Hadislerle Hz. Peygamber’in Hayatı), c.1, s.338; Mevdudî, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber’in Hayatı, c.3,s.280; Danışman, Büyük İslâm Tarihi- Asr-ı Saadet Hazret-i Muhammed(sas)’in Hayatı, c.1, s.131; Tansu, Hazreti Muhammed’in Hayatı, s.57-58; Sarıcık, Hz. Muhammed(s.a)’in Çağrısı-Mekke Dönemi, s.149; Tüzüner, Siyretünnebî, s.88;
Azzam/Gouverneur, The Life of The Prophet, s.37; Algül, “Hz. Muhammed(s.a) Devri Kronolojisi”, s.230; Eren, Ahir Zaman Peygamberi, Ashâbı ve Ümmeti, s.87-89; Berki/ Keskioğlu, Hâtemü’l-Enbiya Hazreti Muhammed ve Hayâtı, s.96-97.
91 Sarıcık, Hz. Muhammed(s.a)’in Çağrısı-Mekke Dönemi, s.151.
92 56. Vakıa 79.