Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve verileri, üstün bir titizlik ve yardımseverlikle sunan, Ankara’daki üniversitelerde hizmet veren kütüphanecilere çok teşekkür ederim

177  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ

ANABİLİM DALI

SOSYAL BİLİMLER DALLARINDA 2004-2009 YILLARI ARASINDA ETKİ FAKTÖRÜ DEĞERİ EN YÜKSEK OLAN SÜRELİ YAYINLARIN ANKARA'DAKİ ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANELERİNDE BULUNABİLİRLİĞİ/ERİŞİLEBİLİRLİĞİ

Yüksek Lisans Tezi

DUYGU MİLLİDERE

ANKARA – 2013

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ BÖLÜMÜ

ANABİLİM DALI

SOSYAL BİLİMLER DALLARINDA 2004-2009 YILLARI ARASINDA ETKİ FAKTÖRÜ DEĞERİ EN YÜKSEK OLAN SÜRELİ YAYINLARIN ANKARA'DAKİ ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANELERİNDE BULUNABİLİRLİĞİ/ERİŞİLEBİLİRLİĞİ

Yüksek Lisans Tezi

DUYGU MİLLİDERE

Tez Danışmanı

PROF. DR. NAZLI ALKAN

ANKARA – 2013

(3)

(4)

I

ÖNSÖZ

Bu araştırmanın oluşması, gelişmesi, sonuçlandırılması birçok yardım ve desteklerle gerçekleşmiştir.

Değerli katkıları ve yönlendirmeleri ile tezin oluşumunda destek olan, çalışmanın oluşum sürecinde mesaisini harcayan ve yorucu bir araştırma sürecine katkıda bulunan sevgili danışmanım Prof. Dr. Nazlı Alkan’a çok teşekkür ederim.

Çalışma sürecinde gerekli yardımları asla esirgemeyen güleryüzlü ULAKBİM çalışanlarına ve özellikle her türlü yardımı hiçbir tereddütte bulunmayarak eden Halise Özdemirci’ye ve Mehmet Boz’a çok teşekkür ederim.

Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve verileri, üstün bir titizlik ve yardımseverlikle sunan, Ankara’daki üniversitelerde hizmet veren kütüphanecilere çok teşekkür ederim.

Çalışma süresince yanımda olan ve maddi, manevi her türlü desteğini esirgemeyen aileme teşekkürü borç bilirim.

(5)

II

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ……….…………..……....I İÇİNDEKİLER……….………...II KISALTMALAR………VI TABLOLAR...VIII

I. GİRİŞ

I.1. Konunun Önemi………..1

I.2. Araştırmanın Amacı………3

I.3.Araştırmanın Hipotezi……….……….4

I.4.Araştırmanın Kapsamı……….……….………4

I.5.Araştırmanın Yöntemi ve Veri Toplama Teknikleri………..…..….5

I.6.Araştırmanın Düzeni……….………...….8

I.7.Kaynaklar………..…..10

II. SOSYAL BİLİMLER II.1.Giriş………..……….11

II.2.Tanım ve Tarihçe……….…………...……...13

II.3.Sosyal Bilim Disiplinleri………..………...………..16

III. SÜRELİ YAYINLARIN SEÇİM VE DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ III.1.Süreli Yayınlar………...……23

III.1.1.Tanım……….……23

III.2.Süreli Yayınların Seçim ve Değerlendirme Ölçütleri………...25

III.2.1.Kullanım Verileri………...27

III.2.2.Öğretim Üyelerinin Önerisi………...28

(6)

III

III.2.3.Coğrafi Bulunabilirlik……….………...…29

III.2.4.Abone Bedeli ve Fiyat Etkinliği………29

III.2.5.Önceden Hazırlanmış İptal/Abone Listeleri………..29

III.2.6.Kütüphanecilerin Mesleksel Karar Yargısı………...……30

III.2.7.Alıntı (Atıf) Analizi ve Diğer Ölçütler………...…...……30

III.3.Atıf Analizi………..31

III.3.1.Giriş………..……….32

III.3.2.Etki Faktörü (EF)……… ………...37

IV. ELEKTRONİK YAYINCILIK VE SÜRELİ YAYINLARA ELEKTRONİK ERİŞİM IV.1.Giriş………..………...……….40

IV.1.1.Açık Erişim Kavramı………...…………..45

IV.2. Elektronik Kaynakların Seçimi ve Değerlendirilmesi ………48

IV.2.1.Kapsam………...……….………..49

IV.2.2.İçerik……….…...……..49

IV.2.3.İşlevsellik………...……49

IV.2.4.Maliyet………...………....50

IV.2.5.Lisanslar……….…………..….51

IV.2.6.Teknik Özellikler……..………..……...………51

IV.3. Süreli Yayınlara Elektronik Erişim………52

IV.4.Kütüphanelerarası İşbirliği ve Konsorsiyumlar………...54

IV.4.1.Türkiye’de Kütüphanelerarası İşbirliği ve Gelişimine Tarihsel Bakış.59 V. ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANELERİ V.1.Tanım………...……….……65

V.2.Tarihsel Gelişim..………..69

(7)

IV

V.3.Üniversite Kütüphanelerinde Sosyal Bilimler Alanındaki Süreli Yayın

Dermelerinin Yeri ve Önemi……….…………70

V.4. Türk Üniversite Kütüphaneleri……….72

V.4.1.Tarihsel Gelişim……..……….72

V.4.2.Türkiye’deki Üniversite Kütüphanelerinde Sosyal Bilimler Alanındaki Süreli Yayın Dermeleri………..…………...75

VI. ANKARA’DA SOSYAL BİLİMLER ALANINDA EĞİTİM VEREN ÜNİVERSİTELERİN KÜTÜPHANELERİ VI.1.Ankara Üniversitesi Kütüphaneleri………79

VI.2.Atılım Üniversitesi Kütüphanesi……….………79

VI.3.Başkent Üniversitesi Kütüphanesi……….………..79

VI.4.Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi…………...……….80

VI.5.Çankaya Üniversitesi Kütüphaneleri………...80

VI.6.Gazi Üniversitesi Kütüphanesi……….80

VI.7.Hacettepe Üniversitesi Kütüphaneleri……….……….81

VI.8.Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphanesi………….………..81

VI.9.TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Kütüphanesi………81

VI.10. Turgut Özal Üniversitesi Kütüphanesi……….……….82

VI.11.Ufuk Üniversitesi Kütüphaneleri………...82

VI.12.Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Kütüphanesi………...82

VII. YÖNTEM, BULGULAR VE YORUM VII.1.Giriş………..……….………84

VII.2.Yöntem……….…...……..87

VII.3.Bulgular ve Yorum……….….………...89

VIII. SONUÇ VE ÖNERİLER…….……….…….135

KAYNAKÇA……….…...…146

(8)

V

ÖZET ………...………….163 ABSTRACT………...……….…..165

(9)

VI

KISALTMALAR

A&HCI: Arts and Humanities Citation Index ALA: American Library Association

ANKOS: Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu DOAJ: Directory of Open Access Journals

EF: Etki Faktörü

EKUAL: Elektronik Kaynaklar Ulusal Akademik Lisansı ISI: Institute for Scientific Information

JCR: Journal Citation Reports

JISC: Joint Information Systems Committee

NESLI: National Electronic Site Licensing Initiative OBES: Ortak Belge Sağlama

OCLC: Online Computer Library Center ODTÜ: Orta Doğu Teknik Üniversitesi SCI: Science Citation Index

SSCI: Social Sciences Citation Index TMB: Türkiye Makaleler Bibliyografyası

TOBB ETÜ: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi TO-KAT: Ulusal Toplu Katalog

TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu

TÜRDOK: Türkiye Bilimsel ve Teknik Dokümantasyon Merkezi Müdürlüğü TÜYATOK: Türkiye Yazmaları Toplu Kataloğu

ULAKBİM: Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi ÜNAK: Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği

(10)

VII

YÖK: Yükseköğretim Kurulu WOS: Web of Science

(11)

VIII

TABLOLAR

Tablo – 1: Sosyal Bilimler Dallarında EF Değeri En Yüksek Süreli Yayınların Çeşitli Özellikleri………..91

Tablo – 2: Sosyal Bilimler Dallarında EF Değeri En Yüksek Süreli Yayınların Ankara’daki Üniversite Kütüphanelerinde Basılı ve Elektronik Olarak Bulunabilirlikleri………98

Tablo – 3 : Sosyal Bilimler Dallarında EF Değeri En Yüksek 51 Süreli Yayının Ankara’daki Üniversite Kütüphanelerinde , ANKOS, EKUAL ve Kurumsal Abonelik Aracılığıyla Erişebilirliklerinin Sayısı………..………128

(12)

1 I. BÖLÜM

GİRİŞ

I. 1. Konunun Önemi

Süreli yayınlar dermesi bir kütüphanenin dinamik, sürekli artan ve en karmaşık derme türünü oluşturur. Süreli yayın dermesi oluşturmak ise bir hayli güçtür.

Günümüzde kütüphaneler, süreli yayınların hızla artan abone bedelleri karşısında zorlanmakta, bu artışı karşılamaya yeterli olmayan bütçeleri büyük bir sorun yaratmaktadır (Alkan, 1999: 279). Her ne kadar sosyal bilimler süreli yayınlarının abone bedellerindeki artış, fen, tıp ve sağlık bilimleri süreli yayınlarında olduğu kadar hızlı olmasa da yine de bir artış söz konusudur. Süreli yayınların değeri sosyal bilim disiplinleri için de bir o kadar önemlidir ve kütüphane dermesinde önemli bir yere sahiptir. Fen bilimlerinde olduğu kadar değilse de, sosyal bilimlerde de güncel bilgiye duyulan ihtiyaç en çabuk süreli yayınlar aracılığıyla karşılanabilir.

Süreli yayınlara abone olurken ya da aboneliği iptal ederken çok dikkat etmek gerekir. Bu ise belirli değerlendirme ölçütleri göz önünde bulundurularak mümkün olabilir. Bu ölçütleri; kullanım verileri, öğretim üyelerinin görüşleri, coğrafi bulunabilirlik, abone bedeli, süreli yayınların çeşitli özellikleri (yayınlandığı ülke, dili, akademik olup olmadığı, yayınevinin ünü, kurum/dernek yayını olup olmadığı, hakemli olup olmadığı, kağıt ve baskı kalitesi, editörler komitesinin saygınlığı, yayınlanma sıklığı, önemli dizin ve özdergilerinde dizinlenip dizinlenmediği, vb.) atıf çalışmaları, Etki Faktörleri (EF), kütüphanenin bağlı bulunduğu kuruluşun konularıyla ilişkisi, derme ile ilişkisi şeklinde sıralamak mümkündür (Alkan, 1998: 282).

(13)

2 Bir süreli yayının tek bir değerinin belirlenmesinde bu kadar ölçüt mevcuttur. Bu

ölçütlerin hepsini kullanmak maliyet ve zaman açısından mümkün değildir. Bu ölçütlerden EF değeri ölçütünün, süreli yayınların EF değerleriyle ilgili olarak yapılan daha önceki çalışmalarda da, bu çalışmanın da sonucunda vardığımız gibi, diğer ölçütlerle ilgisi olduğu saptanmıştır. EF, bir süreli yayının bir yıl boyunca aldığı atıf sayısının o süreli yayının önceki iki yılda yayınladığı makale sayısına oranıdır (Rousseau, 1988: 249).

Çalışmamızda sosyal bilimler alanındaki EF değeri en yüksek olan süreli yayınlar, Institute for Scientific Information (ISI) tarafından yayınlanan Journal Citation Reports (JCR)’un Social Sciences elektronik versiyonundan yararlanılarak saptanmıştır. Bu bağlamda 55 sosyal bilim disiplini altında 51 süreli yayın Ankara’daki üniversite kütüphanelerinde bulunabilirlikleri ve erişilebilirlikleri bağlamında incelenmiştir. Erişilebilirlik kavramı artan elektronik yayıncılık sonucunda ortaya çıkmış bir kavramdır. Süreli yayınların basım maliyetlerinin yüksek olması ve depolama sıkıntısının ciddi boyutlara ulaşması, bu süreli yayınları yayınlayan yayınevlerine, süreli yayınları sayısal ortama aktararak sunma fikrini getirmiştir. Böylelikle elektronik yayıncılık yaygınlaşmış ve kütüphaneler süreli yayınların basılı versiyonlarına abone olmaktansa elektronik versiyonlarına abone olmayı tercih etmişlerdir. Elektronik yayıncılığın birçok avantajı olduğu gibi dezavantajı da bulunmaktadır. Elektronik süreli yayıncılığın yaygınlaşması birçok elektronik veritabanının ortaya çıkmasına neden olmuş, basılı ortamdaki rekabet elektronik ortama taşınmıştır. Bu durum, kütüphaneler açısından sadece hizmet değişimine yol açmıştır. Elektronik yayıncılık ilk başta maliyet açısından avantajlı olacak gibi algılanmıştır. Ancak yayıncı şirketler arasında yaşanan ticari rekabet, veritabanlarının abonelik şartlarındaki kısıtlamalar kütüphanelerin elektronik veritabanlarına aboneliklerinde mali sıkıntılarla karşılaşmasına neden olmuştur. Elektronik veritabanlarına abone olmak süreli yayın dermesini geliştirme anlamında çözüm gibi görünürken, yeni bir problem haline gelmiştir. Çalışmamızda Ankara’daki 12 üniversitenin kütüphanesinde bu 51 süreli yayının elektronik/basılı olarak bulunabilirlikleri de tek tek

(14)

3 incelenmiştir. Bu bağlamda çalışma, Ankara’daki üniversite kütüphanelerine,

süreli yayınların basılı ve elektronik bulunabilirlikleri doğrultusunda ayna tutmasıyla önem taşımaktadır.

I. 2. Araştırmanın Amacı

Çalışmada sosyal bilimler dallarında 2004-2009 yılları arasında EF değeri en yüksek olan süreli yayınların Ankara’daki üniversite kütüphanelerinde bulunabilirlik ve erişilebilirliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Zaman kapsamı bakımından 2004-2009 yılları ile sınırlı kalınmıştır. Çalışmamızda, EF değerleri JCR Social Sciences 2011 elektronik versiyonundan elde edilmiştir. JCR’nin artık basılı versiyonu bulunmamaktadır. JCR 2011 elektronik versiyonundan öğrenebileceğimiz en güncel EF değeri 2009 yılının EF değeridir. Bu da 2007- 2008 yılları verilerinin ortalamasından elde edilir. JCR’de aynı zamanda 5 yıllık EF değerini elde etme imkanı bulunmaktadır. Bu bağlamda 2009 yılının 5 yıllık EF değerini 2004 – 2005 – 2006 – 2007 – 2008 yıllarının ortalamalarını alarak elde edebiliriz. 2 yıllık EF değeriyle sınırlı kalınmak istenmemiştir. 5 yıllık EF değeri daha geniş bir zaman dilimini kapsadığı için tercih edilmiştir. Bu durumda 2004 - 2009 yılları arasındaki EF değeri en yüksek olan süreli yayınlar değerlendirme kapsamına alınmıştır. Alkan’ın temel ve uygulamalı bilimler (1998) ve tıp ve sağlık bilimleri dalları (1999) için yaptığı çalışmaları vardır; bu çalışmalar ilgili alanlarda EF değeri en yüksek olan süreli yayınların Ankara’daki üniversite kütüphanelerinde bulunabilirliklerini ele almaktadır. Sosyal bilimler dallarında aynı nitelikte bir çalışma bugüne kadar yapılmamıştır; bu bağlamda çalışmamız özgün bir nitelik taşıyacaktır. Sosyal bilimler dallarında EF değerleri en yüksek olan süreli yayınlar onları değerli kılan çeşitli özellikleri de belirlenerek incelenmiş, değerleri hakkında güçlü sonuçlara ulaşılmıştır. Sonuç olarak, kapsam içine alınan kütüphanelerin kıt mali olanaklarını isabetli kararlarla harcayıp harcamadıklarını saptamak amaçlanmıştır.

(15)

4 I. 3. Araştırmanın Hipotezi

Çalışmada; “Sosyal bilimler dallarında dermeye sahip olan Ankara’da bulunan üniversite kütüphanelerinde, EF değeri en yüksek süreli yayınlar hangi oranda bulunmaktadır/erişim sağlanmaktadır?”, “Ankara’da bulunan üniversite kütüphaneleri süreli yayınlara abone olmada EF değerini dikkate almakta mıdır?”,

“Ankara’da bulunan üniversitelerin süreli yayınların elektronik versiyonlarına erişilmesini sağlayan veritabanlarına üyelikleri ne durumdadır?”, “Üniversiteler üye olunan veritabanlarına erişimi hangi kanallar (konsorsiyumlar ve/veya kurumsal abonelik) aracılığıyla sağlamaktadırlar?” gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Alkan’ın tıp ve sağlık bilimleri dallarında yaptığı çalışmada (1999) bulunabilirlik oranı %100, temel ve uygulamalı bilim dalları için yaptığı çalışmada (1998) ise oran %61.6 çıkmıştır. Aynı çalışma sosyal bilimler dallarında yapıldığında çıkacak oran merak edilmiştir. Çalışmada “Sosyal bilimler dallarında EF değeri en yüksek olan süreli yayınların Ankara’daki üniversite kütüphanelerinde bulunabilirlik/erişilebilirlik oranı yüksektir” hipotezi sınanmıştır.

I. 4. Araştırmanın Kapsamı

Araştırma kapsamına Ankara’daki üniversite kütüphaneleri alınmıştır. Gerek zaman, gerek maliyet açısından kütüphaneler Ankara’daki üniversite kütüphaneleri ile sınırlandırılmıştır. Yukarıda değinildiği gibi zaman kapsamı bakımından 2004-2009 yılları ile sınırlı kalınmıştır. JCR’de iki yılın ortalama verilerinden elde edilen EF değeri dışında 5 yıllık EF değeri seçeneği bulunmaktadır. Bu çalışma, söz konusu kaynağın 2011 elektronik versiyonundan 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarının ortalamaları alınarak 2009’un EF değeri en yüksek süreli yayınları ile yürütülmüştür.

(16)

5 I. 5. Araştırmanın Yöntemi ve Veri Toplama Teknikleri

Araştırmamızda betimleme yöntemi kullanılmıştır. Betimleme araştırmaları evreni temsil ettiği düşünülen bir gruba dayalı olarak genelleme yapmaya yarayan bir yöntem içerir. Bu tür araştırmalar objelerin, varlıkların, kurumların ve çeşitli alanların “ne” olduğunu açıklamaya çalışır. Betimleme araştırmaları, mevcut olayların daha önceki olay ve koşullarla ilişkilerini de dikkate alarak, durumlar arasındaki etkileşimi açıklamayı hedefler. Bu yönteme dayanan araştırmalarda

“durum nedir?”, “neredeyiz?”, “ne yapmak istiyoruz?”, “nereye, hangi yöne gitmeliyiz?” gibi sorulara cevap bulmak amaçlanır (Kaptan, 1998: 59).

Betimleme araştırmaları güncel veri toplar. Genel olarak “neler oluyor?, nasıl oluyor?” sorularına yanıt ararlar. Kütüphanecilik betimlemeleri sistematiktir, derinliğine bir inceleme sağlar. Kütüphane topluluğunun sosyal, politik ve ekonomik yönleri hakkında veri toplar, hizmetlerin planlanması ve geliştirilmesi için daha etkili karar verilmesine yardımcı olur. Betimleme çalışmaları araştırma sürecinde yeterlilik, kesinlik ve doğruluktan vazgeçmeden para ve zaman tasarrufu sağlar (Goldhor, 1969: 25 ).

Araştırma konusu ile ilgili bilgi kaynaklarını belirlemek amacıyla bibliyografik kaynaklardan literatür taraması yapılmıştır. Ayrıca yazılı ve görsel basın, düzenli ve düzensiz yayınlanan raporlar, süreli yayınlar, kitaplar gibi birincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Konuyla ilgili bilginin toplanması için “belgesel tarama tekniği” kullanılmıştır. Var olan kayıt ve belgeleri inceleyerek veri toplamaya belgesel tarama tekniği denir. Belgesel tarama, belli bir amaca yönelik olarak kaynakları bulma, okuma, not alma ve değerlendirme işlemini kapsar (Karasar, 1999: 183).

(17)

6 Çalışmamızda Ankara içindeki üniversite kütüphaneleri ile sınırlandırılan, sosyal

bilimler konularında yayınlanan süreli yayınları atıf verilerine göre değerlendirebilmek maksadıyla alan incelemesi yapılmıştır. Yapılan alan incelemesi sonucu süreli yayınları atıf verilerine göre dizinleyen önemli veritabanlarıyla karşılaşılmıştır. Günümüzde atıfları sunan pek çok veritabanı bulunmakla birlikte, yazar ve/veya yayın odaklı atıf taraması yapmayı olanaklı kılan üç tane bilgi erişim sistemi bulunmaktadır; bunlardan ikisi veritabanı (WOS ve Scopus) ve bir tanesi de tarama motorudur (Google Scholar) (Gürdal Tamdoğan, 2009: 260).

Eugene Garfield’in uzun süren çabalarının sonucu olarak günümüze uzanan ve evrensel düzeyde kullanılırlığı olan ürünler, ISI (Institute for Scientific Information) tarafından yayınlanmıştır. Sırasıyla 1961’de Science Citation Index (SCI), 1965’te Social Sciences Citation Index (SSCI), 1975’te Arts and Humanities Citation Index (A&HCI), bilim dünyasındaki yerlerini almışlardır (Gürdal Tamdoğan, 2009: 259). Temelleri 1961’e dayanan, ISI atıf dizinlerinin ilk ürünlerini 1992 yılına kadar yayınlamayı sürdürmüştür. Bu tarihten sonra Thomson Reuters’ın yayınları arasına alınan Web of Science (WOS), bibliyometrik çalışmaların yapılabildiği tek veritabanı olma özelliğini 2004 yılına kadar korumuştur. Ancak, 2004 yılında Scopus’un ve Google Scholar’ın kurulması ile beraber atıf dizinleyen veritabanları arasında bir rekabet ortamı yaratılmıştır ( Karasözen, Gökkurt Bayram ve Zan, 2011: 239).

WOS ve Scopus veritabanlarının içerik, kullanım, güncellenme, atıf kalitesi, tarama seçenekleri, ürün geliştiricileri yönünden karşılaştırıldığı çalışmalarda Scopus’un WOS’a göre daha geniş bir süreli yayın profilini kullanıcıya sunduğu ve atıf analizlerinde daha fazla makaleden daha hızlı sonuçlar getirdiği belirlenmiştir. Bunun beraberinde WOS’un atıf analizi sorgulamalarını kullanıcıya grafiklerle daha anlaşılır ve ayrıntılı şekilde sunduğu vurgulanmıştır. Çalışmaların

(18)

7 sonucunda ise veritabanlarının birbirini tamamladığı sonucuna varılmıştır (

Karasözen, Gökkurt Bayram ve Zan, 2011: 241).

Yukarıda araştırmamız kapsamında yapılan alan incelemesi sonucu elde edilen atıf veritabanlarının karşılaştırılmasına yönelik önemli bilgiler bulunmaktadır.

Scopus da dünyanın en önemli atıf veritabanlarından biridir ancak çalışmamızda, 2001 yılından beri önemli bir kıstas olarak; Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yapılan akademik yükselmelerde ve derecelendirmelerde WOS tarafından taranan süreli yayınlarda makale yayınlama zorunluluğu, bir ISI yayını olan JCR’yi araştırmamızdaki süreli yayınları belirlemek doğrultusunda kaynak olarak almamıza neden olmuştur.

JCR Social Sciences 2011 elektronik versiyonundan alınan 5 yıllık EF seçeneğinden yararlanılarak her bir sosyal bilim dalının en yüksek EF değerli süreli yayını saptanmıştır. 55 sosyal bilim dalında en yüksek EF değerli süreli yayın sayısı 51 olarak belirlenmiştir. 51 süreli yayının çeşitli özelliklerini belirlemek üzere Ulrich’s International Periodicals Directory (2011)’den yararlanılmıştır. Daha sonra sosyal bilimler alanında EF değeri en yüksek olan bu 51 süreli yayının Ankara’nın sosyal bilimler alanında öğretim veren üniversitelerinde bulunabilirlik/erişilebilirlikleri incelenmiştir. Bu 51 süreli yayının bulunabilirlikleri üniversitelerin kütüphane sayfasındaki çevrimiçi katalogları aracılığıyla denetlenmiştir. Erişilebilirlikleri ise e-süreli yayın arama moturu bulunan üniversitelerde, e-süreli yayın arama arayüzü aracılığıyla denetlenmiştir. Ancak bütün üniversiteler bu e-süreli yayın arama motoruna sahip değildir. Aynı zamanda e-süreli yayın arama moturu bulunan üniversitelerde de arama motorlarının güncellenmemesinden kaynaklı yanlış bilgi elde etmek sıkıntısı bulunmaktadır. Herhangi bir yanlış bilginin varlığına ortam yaratmamak amacıyla, bu 51 süreli yayına, bütün üniversite kütüphanelerinde, e-süreli yayın arama motorunda yapılan taramalar sonucunda süreli yayınların içlerinde

(19)

8 bulunduğu veritabanlarından erişilip erişilemediği teker teker incelenmiştir.

Veritabanlarına erişim, tanımlı ağ ve bilgisayarlardan mümkün olduğu için bu incelemelerin her biri 12 üniversitenin kendi kütüphane sınırları içinde gerçekleştirilmiştir. E-süreli yayın arama motoruna sahip olmayan üniversitelerde ise her bir süreli yayın için erişimin önceden mümkün olduğu belirlenen veritabanlarına gidilerek süreli yayınlara erişimin mümkün olup olmadığı sınanmıştır. Ankara’daki bütün üniversiteler sosyal bilimler alanında öğretim verdiği için araştırma kapsamına bütün üniversiteler dahil edilmiştir.

Ankara’daki üniversitelerin süreli yayın dermesi oluştururken EF değeri faktörünü dikkate alıp almadıkları merak edilmiş ve bu bağlamda bütün üniversitelerdeki süreli yayınlar biriminde yetkili 12 kişiyle süreli yayın dermesi oluştururken nelere öncelik verdikleri bağımsız görüşme veri toplama tekniği ile sorulmuştur.

I. 6. Araştırmanın Düzeni

Araştırmamız sekiz bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölüm olan “Giriş”te konunun önemi, araştırmanın amacı ve hipotezi, araştırma kapsamı, araştırma yöntemi ve veri toplama teknikleri, araştırmanın düzeni ve kaynaklar yer almaktadır.

İkinci bölümde sosyal bilimlerin tanım ve tarihsel gelişimi ve sosyal bilim disiplinleri hakkında bilgiler verilmiştir.

(20)

9 Üçüncü bölümde süreli yayınlar tanımı, seçim ve değerlendirme ölçütleri ve bu

ölçütlerin altında atıf analizi ve EF üzerinde durulmuştur.

Dördüncü bölümde elektronik yayıncılık, elektronik kaynakların seçimi ve değerlendirilmesi, süreli yayınlara elektronik erişim, kütüphanelerarası işbirliği ve konsorsiyumlar konularına değinilmiştir.

Beşinci bölümde üniversite kütüphanelerine, tanımına, tarihsel gelişimlerine, ayrıca Türk üniversite kütüphanelerine ve tarihsel gelişimlerine değinilmiştir.

Genelde ve Türkiye’de sosyal bilimler alanındaki süreli yayın dermeleri de ele alınmıştır.

Altıncı bölümde Ankara’da bulunan üniversitelerin kütüphaneleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir.

Yedinci bölümde araştırma sürecinin yöntemi ile araştırma sonucunda elde edilen bulgular ve yorum yer almaktadır.

Sekizinci bölümde elde edilen bulgulardan yola çıkarak ortaya çıkarılan sonuç ve önerilere yer verilmiştir.

(21)

10 I. 7. Kaynaklar

Araştırmamızda gerekli verileri elde edebilmek için ISI tarafından yayınlanan JCR Social Sciences elektronik versiyonundan (2011) yararlanılmıştır. Elde edilen süreli yayınların çeşitli özellikleri hakkındaki bilgiye Ulrich’s International Periodicals Directory elektronik versiyonu (2011) kullanılarak sahip olunmuştur.

Ayrıca aşağıdaki kaynaklardan konumuzla ilgili literatür elde edilmiştir.

Bilgi Dünyası (2000 – 2012)

Dizin, Türk Kütüphaneciliği 1993-2000 Dizin, Türk Kütüphaneciliği 2001-2007 Türk Kütüphaneciliği (1987 – 2012)

ULAKBİM Sosyal ve Beşeri Bilimler Veri Tabanı ULAKBİM Projeler Veri Tabanı

(22)

11 II. BÖLÜM

SOSYAL BİLİMLER

II. 1. Giriş

Sosyal bilim alanında yürütülen çalışmamızda, sosyal bilimler kavramına ve tarihsel gelişmelerine değinmek faydalı görünmektedir. Sosyal bilimler kavramına geçmeden önce ise genel bir bakış açısıyla bilim kavramına değinmek yerinde olacaktır. “Bilim; genel olarak doğruyu bulmak, özel olarak evrenin yapısı ile işlemesini sağlayan, düzeni ve doğal yasaları ortaya çıkarmak amacıyla deney, gözlem, usavurma, çözümleme, birleştirme teknikleri kullanarak ve yansızlık, ölçülebilirlik, yinelenebilirlik, sorgulamaya açıklık ölçütlerine uyularak, fiziksel ve doğal dünyanın sistemli biçimde incelenmesi ve bu inceleme sonucunda oluşan bilgi birikiminin tümü” dür ( Türkçe Bilim Terimleri…, 2011).

Ergün (2011)’ e göre; bilim, olgusaldır, gözlenebilir olgulara dayanır. Bilim, mantıksaldır, dolayısıyla bilimsel hükümler birbiriyle tutarlı ve çelişkisizdir.

Bilimsel önermelerden doğru mantıksal çıkarımlar yapılırsa, onlar da doğru olur.

Bilimsel bilgi objektiftir; kişiden kişiye, toplumdan topluma değişmez. Bilimsel bilgi, hem bilim dışı önermelere hem de bilimsel sonuçlara karşı eleştiricidir.

Bilim seçicidir; varlık dünyasındaki tüm olguları değil, özellikle insana faydalı olabilecek bazı olguları ele alarak inceler. Bilim soyutlayıcı ve genelleyicidir.

Belli bir tür olayların hepsinde geçerli olabilecek şekilde yasalar ortaya koyar.

Bilim, varsayımlara dayanır. Bunlara örnek vermek gerekirse; kendi dışımızda düzenli ilişkiler içinde bir olgular dünyası vardır. Bu olgular dünyası bizim için anlaşılabilirdir. Bütün olgular birbirine ve tespit edilebilir nedenlere bağlıdır.

Gözlem konusu bütün olgular belli bir zaman ve mekân içinde yer alır. Bilim, var

(23)

12 olan her şeyin belli bir miktarda var olduğu ilkesine bağlıdır ve bunu ölçmeye

çalışır. Bilim, denetimli gözlem ve gözlem sonuçlarına dayalı mantıksal düşünme yolundan giderek, olguları açıklama gücü taşıyan hipotezler bulma ve bunları doğrulama metodudur.

Bilim, Latince bilmek kökünden (scire) türemiş ve bilinen şey (scientia) ya da bilgi anlamına gelen bir kelimedir. Modern anlamda bilim, 16. ve 17. yüzyıllarda Batı dünyasında ortaya çıkan önemli sosyal ve siyasi değişiklikler sonucunda, doğayı ve toplumu anlama ve açıklamada gelenek ve dinin yerini alan bir düşünce tarzı olarak öne çıkmıştır. Bilim insanı sözü ilk kez 1830’larda fizikçi ve bilim tarihçisi William Whewell tarafından kullanılmıştır. Ondan önce bilim insanlarına

“doğa filozofları” olarak bakılmıştır (Altunışık, Coşkun, Bayraktaroğlu ve Yıldırım; 2005: 1).

Bilime statik ve dinamik olmak üzere iki bakış açısı bulunmaktadır. Statik görüş sokaktaki insana uyandır. Bilim, dünyaya dönük sistemli bilgiye yol açan bir etkinliktir. Bilim insanının işi yeni bulguları keşfederek onları var olan bilgi kümesine ilave etmektir. Bu durumda bilim çoğalmış birikimli bilgiler kümesidir.

Vurgu bilginin şimdiki durumu ve ona ilave üzerindedir. Dinamik bilim ise bilimi daha ziyade bir etkinlik, bilim insanının yaptığı şey olarak algılar. Bu kavrama göre doğaldır ki depolanmış bilgi kümesine sahip olmak önemli ancak asıl önemlisi bilim insanlarının yaptıklarının keşfidir. Burada vurgu bilimin heuristic (buluşsal) doğasıdır. Bu zıt görüşler, bilimin işlevlerini belirler. Profesyonel bilim insanı için bilim, dünyayı anlama yoludur; açıklama ve anlama aracıdır, kestirim ve kontrol aracıdır (Balcı, 2006: 29 ).

Bilimde; gözlem, sınıflama, kavramsallaştırma ve yorumlama sistematik ve kesindir. Gözleme dayanarak konusunu oluşturan olay ve nesneler (olguları) kavramak, tanımlamak ve sınıflandırmak üzere çözümleyerek betimlemek bilimin

(24)

13 temel işlevlerindendir. Bilim bulguları eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutar ve

günlük pratik analiz, kısa dönemli günlük hayatın pragmatik uygulamaları ile ilgiliyken, bilim pratik ihtiyaçların ötesinde elde ettiği bilgileri genelleştirmeye çalışarak, bilgi bütünü oluşturmayı amaçlar. Çeşitli düzeylerde gerçeklenmiş ilkeleri genellikler, yasalar, kuramlar biçiminde dile getirip, bunlardan hareketle olguların gidişi ve gelecekte alacağı biçimlere ilişkin öngörüde bulunur. Kısaca, bilimsel faaliyetin amacı incelenen konudaki olguları tanımlamak, olgular arasında nedensellik ilişkisi kurmak ve bunları genelleştirip, kuramlar içinde toplayarak kanunlara ulaşmaktır. Olaylara dayanma, tarafsızlık, eleştiriye açık olma ve yanılma olasılığının kabulü bilimsel düşünmenin temel özellikleri arasındadır. Bilim insanının amacı sadece bilgi toplamak ve biriktirmek değildir.

Sorunların neler olduğunu ve nasıl çözülebileceğini araştırmak ve bulmak temel işlevleri arasındadır. Bilinenlerin yardımı ile bilinmeyenlerin bulunması ve bilindiği sanılan konuların daha iyi anlaşılabilmesi ve açıklanabilmesi için de yeni bilgilere gerek vardır. Bilim soru sormaya, sorgulamaya dayanır. Bilimsel faaliyet, kendine göre bir gelişmesi, ayrı bir dili ve kendine özgü kuralları olan bir alanda meydana gelmektedir. Bilim, insana belli sınırlar içerisinde doğayı ve yaşamı denetleme imkanı sağlar (Altunışık, Coşkun, Bayraktaroğlu ve Yıldırım;

2005: 2-3).

Sosyal bilim kavramı da gelişen bilim ve insan ilişkilerinden dolayı ortaya çıkmıştır. Kendi başına ele alınması gerektiği düşünülen bir bilim dalı olmuştur.

İnsanın kendi varlığını ve toplum olgusunu incelemek sosyal bilimlerin kavram olarak gelişimine hız kazandırmıştır. İlk başlarda sadece toplum bilimi olarak ortaya çıkan sosyal bilim kavramı zamanla gelişmiş ve birçok sosyal bilim dalı varlığını göstermiştir.

II. 2. Tanım ve Tarihçe

Sosyal bilimler için çeşitli tanımlar yapılmıştır:

“Tarih, ekonomi, toplumbilim ve ruhbilim gibi toplumsal gerçekliğin değişik alanlarını, kendilerine özgü bilimsel yaklaşımlar ve yöntemlerle incelemeye,

(25)

14 anlamaya, yorumlamaya yönelik bilimlerin tümüdür” (Türkçe Bilim Terimleri…,

2011).

Demir ve Acar (2005:371) sosyal bilimleri maddeleyerek tanımlamışlardır:

“İnsanı, toplumu ve ağırlıklı olarak insan – insan, insan – toplum ve insan – eşya ilişkilerinin sistemli bir biçimde incelenmesini amaçlayan, bilimsel yönteme uygun olarak üretilmiş düzenli bilgiler”.

“Sosyal gerçekliğin anlaşılması, yorumlanması ve örgütlenmesine yönelik olarak üretilen her türlü sistematik beşeri bilgi”.

“İktisat, psikoloji, sosyoloji, siyaset bilimi gibi ilk dönemlerde felsefe içinde yer alan, ancak aydınlanma çağıyla birlikte her biri felsefeden ayrılarak özerklik kazanan ve sosyal gerçekliğin değişik boyutları ile ilgilenen disiplinlerden her biri”.

19. yüzyıla gelinceye kadar “bilim” kesin olan bilgiyi yani fen bilimlerini çağrıştırmaktadır. Fransız İhtilali ile meydana gelen sosyal değişimin sebeplerinin araştırılması, bu değişime yön verme ve toplumun sorunlarını formüle etme ihtiyacı sosyal bilimlere bakışın değişmesine yol açmıştır. 1850 ile 1945 yılları arasında, ayrı bir bilgi alanı olarak bir dizi disiplin ortaya çıkmış ve bu yeni alana

“sosyal bilim” adı verilmiştir. Bu gelişme belli başlı üniversitelerde önce kürsüler, daha sonra her disiplinde diplomaya yönelik ders programları öneren bölümler kurularak sağlanmıştır. 1945’ten günümüze sosyal bilimlerin kat ettiği mesafe o kadar çok olmuştur ki, geçmişte fen bilimlerinin belirleyiciliğinde olduğu düşünülen insan, toplum, doğa, çevre, teknoloji, bilim gibi pek çok konuda sosyal bilimlerin belirleyiciliği ön plana çıkmış görünmektedir (Mutlu, 2009: 72 ).

Sosyal bilimler bir bakıma, Avrupa’nın tüm dünyaya egemen olduğu bir dönemde karşılaştığı sorunlara bir cevap olarak ortaya çıkmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda doğup, gelişmeye başlayan sosyal bilimler, bilimsel bir statü edinme ve toplum ve

(26)

15 insan hayatında pratik bir rol oynama amacına sahiptiler. Sosyal bilimlerin

öncüleri arasında sayılan Fransız Saint – Simon doğal dünyanın bilimleri gibi olan bir “toplum bilimi” kurmayı hayal etmiştir. Bu bilim sosyal dünyadaki olayları düzenleme ve denetlemede kullanılacaktır. Saint – Simon’un bu görüşleri, daha sonra bir başka Fransız düşünürü olan Auguste Comte tarafından geliştirilmiştir.

Comte’ye göre sosyal bilimler doğal bilimlerin yöntemlerini kullanmalıdırlar.

Görüldüğü gibi sosyal bilimler gelişmeye başladığında bu alanda çalışanlar kendilerini temel (fen, doğal) bilimlerin pozitivist paradigmasına kaptırmışlardı.

Sosyal bilimlerde yöntem konusunda karşılaşılan en önemli sorun hem eylemleri incelenen varlığın, hem de eylemleri inceleyenlerin insan olmasıdır. Bu da araştırmacının nesnelliği sorununu akla getirmektedir. Yani araştırmacının araştırmasını yaparken kendi önyargı ve düşüncelerinin araştırmasını etkilemesine izin vermemeye çalışması gerekmektedir. Ancak tam nesnelliğe ulaşmak imkansız gibidir. Sosyal bilimcilerin belli değer yargılarına sahip olmaları ve onlara dayanarak hareket etmelerinin kaçınılmaz olduğu görüşü hakimdir. Temel bilimler doğal dünyadaki olayların nedenlerini tanımlayarak genelleştirmeye çalışırken, sosyal bilimler sosyal dünyadaki olayların anlamı veya önemini açıklamaya çalışır. Sosyal bilimciler günümüzde ilk kurucularının doğal bilimler gibi işleyen bir “toplum bilimi” oluşturma çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığını inkar etmemektedirler. Bunun en önemli nedeni sosyal dünyanın günlük yaşantılarda kendi öznel anlamlarını meydana getiren insanların faaliyetlerinden oluştuğu gerçeğidir. İnsanlar nesnel şartlara mekanik veya otomatik bir şekilde tepki göstermezler. Nesnel şartlarla karşılaştıklarında bir yorumlama gücüne girerler. Dünyadaki nesneler sadece fiziki çevrenin kaba gerçekleri olamayıp, aynı zamanda zihni canlandırmalardır, kurgulardır. Konumuz bağlamında önemli bir kavram da anlamadır. Anlama olgular arasındaki sebep – sonuç ilişkisi kurmaya çalışan nedensellik yerine, alternatif bir yöntem haline gelmiştir. Alman toplum bilimci Max Weber hücre davranışlarını veya gezegenlerin hareketlerini incelemede anlama yaklaşımının faydalı olamayacağını belirtmiştir. Hücrelerin yapısını gözlemleriz ve bu konuyla ilgili olarak genel kanunlar formüle etmeye çalışırız. Sosyal davranışta ise durum farklıdır.

Hücrelerden farklı olarak insan eyleminde amaçlar ve nedenler vardır. Yere

(27)

16 düşmekte olan bir taş yerçekimi kavramına sahip değildir ama insanlar örneğin,

çeşitli siyasi ve kültürel kavramlara sahiptirler. Yaygın bir anlayışa göre doğa bilimleri inceledikleri olguları açıklamaya çalışırken, sosyal bilimler anlamaya çalışmaktadır. Anlama aktörlerin zihnindeki düzeni yeniden üretirken, açıklama bilimsel tarzda nedenleri bulmaya çalışmaktır. Ancak bütün bunlar, sosyal bilimlerin bilim olarak sayılmaması anlamına gelmemelidir. Çünkü sosyal bilimler, sistematik olarak genelleme yapmaya, önermelerini test etmeye çalışmakta ve ifadelerini kanıtlara dayandırmaktadır. Sosyal bilimciler kanıt toplayarak, bulgularını açıklamaya ve yorumlamaya çalışır. Bunları yaparken başkalarının söz konusu kanıtlamaları incelemelerine ve kanıtlara dayanılarak söylenen genellemeleri hakkında görüşlerini açıklamalarına olanak tanırlar (Altunışık, Coşkun, Bayraktaroğlu ve Yıldırım; 2005: 9-11).

II. 3. Sosyal Bilim Disiplinleri

Bilimlerin sınıflandırılmasında çeşitli güçlükler yaşanmaktadır. Sosyal bilimlerde alt disiplin olarak değerlendirdiğimiz bir disiplin kimi zaman tıp bilimlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu, bilim dallarının birbirleriyle olan ilişki ve bağlantılarından dolayı ortaya çıkmaktadır. Sosyal bilimlerin alt alanları disiplinlerarası yaklaşımlardan dolayı keskin hatlarla belirlenememektedir.

Çalışmamız kapsamında sosyal bilimlerin tanımlarının verilmesi uygun görülmüş ve bu doğrultuda tanımlar, konusunda otorite bir kurum olan, Türkiye Bilimler Akademisi tarafından sosyal bilimler konusunda hazırlanan Türkçe Bilim Terimleri Sözlüğünden (2011) alınmıştır :

Antropoloji (İnsanbilim): İnsanın kökenini, biyolojik yapısını, yaşam biçimini, kültürel özelliklerini, toplumsal davranış ve kurumlarını inceleyen bilim.

(28)

17 Ahlakbilim (Etik, Ahlak Felsefesi): ‘Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu nasıl

bilirim?’ sorusuna yanıt arayan ve ahlak sistemlerini inceleyen felsefe dalı.

İnsanlara ilişkin araştırmalarda ve meslek alanlarında gözetilmesi gereken kurallar bütünü.

Alan Araştırması : Laboratuvar, kütüphane ya da klinik dışında veri toplama, canlıları doğal çevrelerinde inceleme.

Bir insan topluluğu üzerinde değişik yöntemlerle yapılan araştırma.

Gözlem ya da değişik sormaca yöntemleriyle gerçek ve olası müşteriler hakkında yapılan pazarlama araştırması.

Toplumsal olay ve olguları anlayıp açıklamak üzere bilimsel gözlem, soruşturma ve görüşmelerle veri toplamayı ve böylece toplanan verilere dayanarak çıkarsamalarda bulunmayı içeren araştırma türü.

Araştırmacının kendi dışında değişimlenen değişkenleri karşılaştırmak ya da bu değişkenler arasındaki ilişkileri bulmak için doğal ortamda görece büyük bir örneklem üzerinde yaptığı, neden – sonuç ilişkisi kurmaya elverişli olmayan ilişkisel araştırma.

Bilgibilim: Her tür bilgi merkezinde depolanan ve kullanıma sunulan bilgiye gereksinim duyulduğunda en kısa sürede, en ucuz ve en doğru biçimde ulaşılabilmesini amaçlayan ve insanların birbirleriyle olan iletişimini sağlayan yöntem ve uygulamaların tümünü araştıran bilim dalı.

(29)

18 Bilim Felsefesi: Bütün bilimler için geçerli yöntemleri araştıran; bu yöntemlerden

yararlanarak elde edilen temel kavramları, bu kavramların ışığı altında varlığın genel özelliklerini, yeni bilgi ve görüşler karşısında eski değerlerin durumunu inceleyip eleştiren ve bilimleri ortak bir temele dayamaya çalışan felsefe alanı.

Coğrafya: Yerküre ile havakürenin fiziksel yapısını, doğal olayların doğuş nedenlerini ve bunlardan etkilenen insani etkinlikleri, örneğin, insan topluluklarının, toprağın ve sanayinin dağılımını inceleyen bilim dalı.

Dilbilim: Biçimbilim, sesbilim, anlambilim ve sözdizimi incelemelerini içeren, doğal dillerin doğuşu, gelişmesi ve yapısının bilimsel incelenmesi.

Eğitim: İnsan davranışlarının, önceden saptanmış amaçlara göre gelişmesini sağlayan planlı etkinlikler dizgesi.

Belli bir konuda, bir bilgi ya da bilim dalında yetiştirme ve geliştirme.

Bilgi, değer, düşünce ve toplumsal davranış örüntülerinin, bu amaçla oluşturulmuş kurumlar ve doğrudan öğretim aracılığıyla bireylere ve kuşaklara aktarılması.

Ekonomi: Kişi ya da toplumların yaşamlarını sürdürebilmeleri için üretme, ürettiklerini bölüşme, alıp satma, tüketme biçimleri ve bu eylemlerden doğan ilişkiler bütünü.

Ergonomi: İnsan – iş ilişkilerini ve özellikle bedenin yeteneklerine uygun ve en az yorulmayla çalışmayı sağlamak amacıyla makine, sandalye, masa, aydınlatma,

(30)

19 ses düzeni, araçların yapısı gibi çevresel etkenlerle çalışan arasındaki etkileşimi

göz önüne alarak, çalışanın çevreye uyumuna ilişkin her türlü tasarımı kapsayan inceleme alanı.

Felsefe: Bilgi, varlık, doğru, güzellik, adalet ve gerçeklik gibi temel kavramların niteliklerinin, özellikle eleştirel ve sistemli biçimde incelenmesi.

Anlama, mantık, dil ve nedenselliğin doğasını kapsayan, bütün bilimlerin ilk kaynağı, öteki bilimlerin içinde ortaya çıkmış bir dizi kapsamlı ve birbirleriyle bağlantılı soruya eğilen düşünsel etkinlik ve bilgiler bütünü: toplumbilimde, özellikle, kavram oluşturma süreçleri, kuramla kanıt arasındaki ilişkiler, değerlerin yeri, dilin rolü ve kanıtların niteliği gibi konuların tartışma alanı.

Hukuk: Uyulmasını, siyasal erkin yaptırıma bağladığı, çoğunlukla yazılı düzenlemeler, buyruklar ve yasakları içeren, insanlarla kurumların davranışlarını belirleyen kurallar, yasalar bütünü, tüze.

İletişim: Veri aktarımında, kaynak durumunda olan kişinin ortaya koyduğu ya da koymak istediği anlamla bunu algılayanın verdiği anlam arasındaki özdeşlik, benzerlik ya da uyum ilişkisi.

Radyo, televizyon, telefon gibi aygıtlarla yapılan bilgi alışverişi.

Bilginin, simgeler, imler, davranışlar, mimikler biçiminde karşılıklı aktarılması.

Temel bileşenleri genellikle göndericileri, iletileri ve alıcıları kapsayan, küme, kitle, Internet iletişimi gibi türleri olan, anlam oluşturma ve paylaşma süreci.

(31)

20 İşletme: Tarım, sanayi, bankacılık gibi değişik iş alanlarında kar sağlamak

amacıyla sermaye yatırılarak kurulmuş olan ve mal ya da hizmet üretimi yapan ergonomik birim.

Üretimin gerçekleştirildiği yer.

Kamu Yönetimi: Devletin yönetim etkinliklerini kamu yararı açısından inceleyen, kamu yönetiminin en yararlı biçimde nasıl düzenleneceği sorununu inceleyen bilim dalı.

Devletin siyasal organlarının belirlediği amaçları, en verimli biçimde ve amacına uygun olarak yerine getirmek için gerekli olan kamu örgütünün kurulması ve işleyişinin sağlanması ile ilgilenen bilim dalı.

Nüfusbilim (Demografi): İnsan nüfusunun budunsal ve toplumsal yapısı, cinsiyet, yaş, doğum-ölüm oranları gibi durum ve özelliklerini konu alan ve bunu özellikle sayısal verilerle belirleyen bilim dalı.

Nüfusun büyüklük ve bileşimi ile ilgili sorunları; göç, doğurganlık ve ölüm oranlarındaki değişen kalıplara ve cinsiyet ya da bağımlılık oranı ve yaş yapısı türünden özelliklere göre inceleyen ve gelecekteki on yıllar içinde nüfusun hangi büyüklüklere ulaşacağı, değişmesi, olası yaş yapısı gibi konularda öngörüler geliştirmeyi amaçlayan bilim dalı.

Psikoloji (Ruhbilim): İnsan davranışlarının ruhsal kökenlerini, zeka, kişilik, algılama, öğrenme, güdülenim ve bellek gibi süreçleri konu edinen, bunları bilimsel yöntem ve tekniklerle inceleyen bilim dalı.

(32)

21 Siyaset Bilimi: Toplumların içindeki ya da aralarındaki güç dağılımının yapı,

değişim ve etkileşimlerini konu alan bilim dalı.

Sosyoloji (Toplumbilim): Bireylerin ve kümelerin anlamlı toplumsal eylemlerine odaklanan, geleneksel ve modern toplumlar arasındaki derin toplumsal dönüşümleri anlamaya yönelik çabalardan doğan ve ‘toplum’u konu alan toplumsal bilim dalı.

Suçbilim (Kriminoloji): Suç sayılan davranışların nedenleri, dağılımı, türleri;

bunları önleme yöntemleriyle suçluların iyileştirilmesi ve cezalandırılması konularını inceleyen bilim dalı.

Tarih: Ulusların geçmişte oluşturdukları kültür ürünlerini, yaptıkları savaşları, kurdukları siyasal ve ekonomik ilişkileri yöntemli bir biçimde inceleyen, geçmişteki olayları yer ve zaman göstererek gerçeğe uygun biçimde açıklayan bilim dalı.

Ticaret: Kar sağlamak amacıyla para ya da mal karşılığı yapılan alım satım işi.

Bir malın üreticisinden tüketicisine ulaşıncaya kadar geçtiği her aşamada yapılan alışveriş; malın kar elde etme beklentisi ile el değiştirmesi ve bunlarla ilgilenen disiplin.

Uluslararası İlişkiler: Başta devletler olmak üzere uluslararası düzen içinde yer alan değişik odaklar arasındaki siyasal, hukuksal ve ekonomik ilişkileri ele alan bilim dalı.

(33)

22 Yaşlılık Bilimi (Gerontoloji): Yaşlanma süreçleriyle sorunlarını inceleyen,

ruhbilim, biyoloji, toplumbilim ve tıp gibi birçok alanı içine alan bilim dalı.

19. yüzyılın ortalarından itibaren ortaya çıkmaya başlayan sosyal bilim disiplinlerinin günümüzde ne denli çeşitlendiği görülmektedir.

(34)

23 III. BÖLÜM

SÜRELİ YAYINLARIN SEÇİM VE DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ

III. 1. Süreli Yayınlar

II. Bölümde tanımı, gelişimi, içine aldığı disiplinler ile ele alınan sosyal bilimler, bu bilimlerde yapılan araştırmaların bulgularını sunan literatür, özellikle de süreli yayınlar açısından da önem taşımaktadır. Çeşitli sosyal bilim dallarında eğitim, öğretim ve araştırmaya yer veren üniversitelerin kütüphaneleri, bu bilim dallarına ilişkin süreli yayınları dermelerine katma durumundadırlar. Bu kütüphanelerin süreli yayın dermelerini geliştirme politika ve stratejilerini, süreli yayın seçme ve değerlendirme ölçütlerini devreye sokmaları kaçınılmazdır. Bu bağlamda III.

Bölümde genelde süreli yayınların tanımı, seçme ve değerlendirme ölçütleri ele alınmış, araştırma konumuz açısından önem taşıyan atıf analizi ve EF değerlendirme ölçütleri konularına değinilmiştir. Değinilenler kuşkusuz sosyal bilimler disiplinleriyle ilgili süreli yayınlar için de geçerlidir.

III. 1. 1. Tanım

Süreli yayınların çeşitli tanımları aşağıda sunulmuştur:

“Belirli aralıklarla çıkan, tamamlanma sorunu bulunmayan ve her sayısı birden çok yazarın yazılarından oluşan bir yayın türü” (Kitalıkbilim Terimleri Sözlüğü).

“Belirli başlık altında, belirli aralıklarla yayınlanan, ne zaman kesileceği önceden bilinmeyen, bir ya da birden çok konuda değişik kişilerin yazılarını içeren

(35)

24 yayınlardır. Günlük, haftalık, on beş günlük, iki aylık, üç aylık, dört aylık, altı

aylık, yıllık gibi belirli aralıklarla yayınlanırlar. Kütüphaneler bu tür yayınları genellikle abone olarak izlerler” (Keseroğlu, 2004: 61).

"Sürekli olarak yayınlanacağı öngörülen, sayı ve zaman bakımından ne kadar süreceği belli olmayan, belirli belirsiz sürelerle yayınlanan süreli yayın, gazete, yıllık, almanak, tutanak, rapor, takvim, vb. yayınların genel adıdır” (Alpay, 1973:

70).

"Belirli aralıklar ile çıkan tamamlama sorunu bulunmayan ve her sayısı birden çok yazarın yazılarından oluşan yayın türüne süreli yayın adı verilir"(Yurdadoğ, 1974:

61).

"Düzenli ya da düzensiz aralıklarla, ortak bir ad altında, kesintisiz olarak tek bir konuyu vermeyen, sürekli olarak çıkan, kural olarak tamamlama amacı gütmeden planlanan, genellikle aynı dış biçimi koruyarak sürüp giden yayınlardır"(Baysal, 1987: 73).

Süreli yayın "Önceden belirlenmiş bir bitişi olmayan, birbirini izleyen ayrı bölümler halinde genellikle numaralandırılmış olarak düzenli ve düzensiz aralıklarla yayınlanan bir sürekli kaynak" (Kayaoğlu, 2008: 14) olarak tanımlanır.

Bilimsel iletişimde süreli yayınların özel bir yeri bulunmaktadır. Çeşitli bilim dallarında en güncel bilgileri içermeleri nedeniyle, süreli yayınlar kütüphane dermelerinin en önemli kaynakları arasında yer almakta, özellikle temel bilimler, mühendislik ve tıpta araştırma sonuçlarını diğer kaynaklara göre daha çabuk yansıttıkları için bu yayınlar daha fazla kullanılmaktadır. Süreli yayınlar, ortak bir ad altında yılda en az iki defa ve belirlenmiş aralıklarla çıkan, her sayısı numaralı ve tarihli olan, değişik kişilerin makale, öykü v.b. gibi yazılarını içeren, sonsuza

(36)

25 dek yayınlanacağı varsayılan ve belli bir amaca yönelik olarak hazırlanan

yayınlardır (Küçük, Al ve Olcay, 2008: 309).

Süreli yayınlar, 17. yüzyılın ortalarından bu yana başlangıçtaki işlevlerine yenilerini de ekleyerek gelişmişlerdir. Bugün, bilimsel süreli yayınların güncel gelişmelerden haberdar etmek, herhangi bir bilimsel katkının kim tarafından ve ne zaman yapıldığını belirlemek, hakem aracılığıyla kalitenin güven altına alınmasını sağlamak, arşiv işlevi görmek gibi önemli işlevleri vardır (Kim, 2001: 36, Aktaran: Kayaoğlu, 2006: 30).

Süreli yayını; belirli bir konuyla ilgili genel olarak, en az bir yıl aralıkla düzenli olarak çıkan, içinde birden çok yazarın yazısını barındıran, belirli bir yayınevi tarafından, aynı ülkede, hakemli veya hakemsiz olarak, akademik veya akademik olmaksızın yayınlanan ve yayımının bitmesi düşünülmeyen yayın türü olarak tanımlayabiliriz.

III. 2. Süreli Yayınların Seçim ve Değerlendirme Ölçütleri

Kütüphanelerde derme geliştirme ve şekillendirme, kuşkusuz süreli yayınlar için de geçerlidir. Derme geliştirme her tür kütüphanenin önemli görevlerinden biridir.

Köprülü (1997:135)’ye göre, yazılı veya yazısız bir derme geliştirme politikası oluşturarak ona göre derme kurma ve geliştirme gerekmektedir. Dermenin kurulması kadar onların kullanılabilirliğinin de sağlanması önemlidir ki bu da derme değerlendirmesi çalışmalarıyla mümkün olabilmektedir.

Günümüzde bilgi kaynaklarının hızlı bir şekilde artması kütüphanelerin dermelerini şekillendirmesini güçleştirmektedir. Özellikle üniversite kütüphane bütçelerinin bilgi kaynaklarının sayısındaki artış ile başa çıkabilecek düzeyde gelişmiyor olması, kaynakların seçimini ve değerlendirilmesini daha da önemli kılmaktadır. Derme yönetimi ile bir taraftan mevcut kaynakların nasıl daha fazla

(37)

26 kullanılabileceği araştırılırken, diğer taraftan dermeye ilişkin gelecekte alınacak

kararlarda nasıl bir yol izleneceği mevcut dermeye yönelik kullanım analizi çalışmalarına dayanılarak ortaya konulmaktadır (Al ve Soydal, 2011b: 224).

Derme değerlendirmesi toplum analizi, seçim politikaları, seçim, sağlama ve ayıklama işlemlerini de içine alan derme geliştirmenin önemli bir unsurudur. Bu çalışmalardan elde edilen veriler, geleceğe yönelik olarak yapılacak derme planlamalarında, seçim ve ayıklama işlemlerinde önemli katkılar sağlamaktadır.

Derme geliştirme içinde temel bir işlem olarak yer alan derme değerlendirmesi dermenin kalitesini tayin edip, ölçmek olarak tanımlanmaktadır. Bir bakıma bir kütüphanenin seçim ve sağlama politikalarının da değerlendirilmesi sayılmaktadır.

Bu politikaların ne kadar işlediğini görmek için değerlendirme zaman zaman yapılması gereken bir işlemdir (Köprülü, 1997: 135-136).

Bilimsel araştırmalar için en güncel bilgileri veren ve maliyeti diğer materyallere göre fazla olan süreli yayınların kullanıcılar tarafından ne oranda kullanıldığının/kullanılmadığının araştırılması, derme değerlendirmesi açısından öncelikle önem taşımaktadır. Kütüphanelerden her yıl süreli yayın dermelerini arttırmaları beklenir. Çünkü güncel bilimsel çalışmaların büyük bir bölümü, bilim dünyasına süreli yayınlar yolu ile kısa sürede aktarılmaktadır. Araştırmalar, bilim insanlarının kullandığı referansların %95’inin süreli yayınlardan oluştuğunu göstermektedir (Osborn, 1980: 40, Aktaran: Özbudak, 1994: 273).

Süreli yayınların seçim işi bir sanat olarak görülmekte; olanak bulunabilirse, bir süreli yayına abone olmadan önce örnek sayı edinerek, örnek sayıyı denetim ve gözden geçirmek gerekmektedir (Küçük, 1986: 11). Günümüzde veritabanlarına da üye olmadan önce deneme olarak abone olunmakta kullanım sıklığına göre gerçek üyelik gerçekleştirilmektedir.

Özbudak (1994: 273)’a göre, yayın sayısı ve fiyatların hızla artışı, bibliyografik denetim güçlüğü, depolama, ciltleme, kayıp, eksik, zarar görmüş sayıların tekrar

(38)

27 sağlanması gibi işlemler, kütüphaneciliğe hızla değişen yeni boyutlar

getirmektedir. Fiyat artışları, kütüphane bütçelerinin dengesini bozarken özellikle süreli yayınlara ayrılan miktarı etkilemektedir.

Süreli yayınların seçiminde, yayınlandığı ülke, dili, akademik yayın, yani bir üniversite yayını olup olmadığı, yayınevinin ünü, kurum/dernek yayını olup olmadığı, hakemli olup olmadığı, kağıt ve baskı kalitesi, editörler komitesinin saygınlığı, yayınlanma sıklığı, önemli dizin ve özdergilerinde dizinlenip dizinlenmediği, vb. faktörler etkili olmaktadır (Alkan, 1999: 281). Bu ölçütlerin her biri süreli yayını değerli kılmaktadır. Tek başına bir ölçütün varlığı süreli yayının değerini artırmazken, bir iki ölçütün eksikliği de değerini düşürmez.

Ancak zaten sayılan ölçütlerin hepsi birbirini destekler ve birbirlerine paralel niteliktedir. Yayınevinin ünlü olması süreli yayının tek başına değerini artırmaz belki ama ünlü bir yayınevinin prestij kaybı yaşamak istemeyeceği düşünülür.

Durum böyle olunca ünlü yayınevi yayınladığı süreli yayında kaliteli bir editör kadrosu, konusunda uzman nitelikli hakemler barındırır, akademik yayıncılık yapmaya özen gösterir. Daha önce vurgulandığı gibi süreli yayının ölçütleri birbirini besler ve paralel niteliktedir.

Süreli yayınların diğer değerlendirme ölçütlerini; Kullanım Verileri, Öğretim Üyelerinin Önerisi, Coğrafi Bulunabilirlik, Abone Bedeli ve Fiyat Etkinliği, Önceden Hazırlanmış İptal/Abone Listeleri, Kütüphanecilerin Mesleksel Karar Yargısı, Alıntı (Atıf) Analizi ve Diğer Ölçütler başlıkları altında incelemek mümkündür.

III. 2. 1. Kullanım Verileri

Kütüphanelerde henüz elektronik yayınlara aboneliğin yaygınlık göstermediği dönemlerde süreli yayınların kullanım verilerini belirlemek üzere belirli

(39)

28 yöntemler izlenirdi. Bu tekniklerden biri süreli yayınların kullanıldıktan sonra rafa

her yerleştirilişi sırasında verilerin kayıt edilmesidir (Swigger-Wilkes, 1991: 42, Aktaran: Özbudak, 1994: 275). Diğer teknik ise etiketleme tekniği olarak bilinen süreli yayınlara etiket yapıştırılarak kullanıcıların her kullandığında işaret koymasıyla kullanım sayısının belirlendiği tekniktir (Milne-Tiffany, 1991: 8, Aktaran: Özbudak, 1994: 277-278). Ancak bu teknikler basılı süreli yayınlar için geçerli olan günümüzde uygulanma ihtiyacı duyulmayan tekniklerdir. Artık elektronik yayınlar kütüphanelerin süreli yayın dermelerinde ciddi anlamda yerlerini almışlardır. Elektronik ortamda bulunan süreli yayınların kullanım sayısı sistemde var olan numaratörler aracılığıyla rahatlıkla belirlenebilmektedir. Bu kayıtlar sayesinde süreli yayınlar içinde bulunan makalelere de ayrı ayrı kaç kez bakıldığı herhangi bir emek ve zahmet gerekmeden saptanabilmektedir. Burada da bir sorun bulunmaktadır. Bu yöntemle süreli yayınlar içinde bulunan makalelerin kullanıcı tarafından gerçekten kullanılıp kullanılmadığı bilinememektedir. Ancak süreli yayınların kullanıcılar tarafından ne kadar izlendiği bilgilerini kesin olarak vermesinden dolayı çok önemli ve günümüzde kütüphaneciler tarafından kullanım verilerini ölçme anlamında kullanılan bir yöntemdir.

III. 2. 2. Öğretim Üyelerinin Önerisi

Akademik kütüphanelerde kullanılan bir tekniktir. Süreli yayınların önemi hakkında öğretim üyelerinden öneri istemek geçerliliği, güvenilirliği ve ekonomisi şüpheli bir yöntemdir. Her araştırmacının bir süreli yayını veya bir başkasını tercih etmede eşdeğerli sebepleri olabilir. Bazı süreli yayınların, araştırmadaki yeterlilikleri tartışılırken bir diğerinin ise fiyatı tartışılır. Akademik kuruluşlarda, birçok araştırmacı için araştırma birinci etkinlik değildir. Ayrıca akademik kuruluşta, her araştırmacı, çalışmaya eşit oranda katılmaz. Bu da yöntemi güvenilir olmaktan çıkarır. Ayrıca bu tekniğin ekonomikliği de tartışılır. Her araştırmacının istediği satın alınamaz (Özbudak, 1994: 275).

(40)

29 III. 2. 3. Coğrafi Bulunabilirlik

Bir süreli yayının, belli bir coğrafi alan içerisindeki kütüphanelerden bir ya da bir kaçında bulunmasıdır. Ancak kendi bütçe sorununu çözmek üzere bir aboneliğin iptaline karar verirken, çevredeki kütüphaneler arasında yalnızca kendisinde bulunan o süreli yayın aboneliğini kesme yoluna gitmemeye özen gösterilmelidir.

Coğrafi bulunabilirlik açısından göz önünde bulundurulması gereken en önemli hususlardan biri budur (Alkan, 1998: 282).

III. 2. 4. Abone Bedeli ve Fiyat Etkinliği

Yıllık abone fiyatı ile kullanım sayısı karşılaştırılarak, kütüphanelerarası ödünç alışverişi ile bilgi ihtiyacını karşılayan model olup iptal edilecek veya abonesi yenilenecek süreli yayınların seçiminde konu ile ilgili materyalin kalitesi, kullanım sayısı gibi kriterlerin yanı sıra kullanılan modeldir. Bu model süreli yayınların kullanım sayılarının belirlenmesi veya atıf analizi sonuçları alındıktan sonra süreli yayının seçiminde veya aboneliğin devamına karar verilmesi sırasında kullanılır (Özbudak, 1995: 117).

III. 2. 5. Önceden Hazırlanmış İptal/Abone Listeleri

Alınması veya iptal edilmesi düşünülen süreli yayınların, konularında yetkili uzman ve araştırmacılar tarafından değerlendirilerek, süreli yayının alımına veya iptaline karar verilmesidir. Uzman kütüphaneciler iptal/abone listelerini hazırlayıp, konu uzmanlarına göndererek, onlardan gelen istekleri değerlendirirler.

(41)

30 Bu teknik de öğretim üyelerinin önerisi tekniğinde olduğu gibi güvenilir değildir.

Bu tekniğin ekonomisinin değerlendirilmesi de zordur (Özbudak, 1994: 276).

III. 2. 6. Kütüphanecilerin Mesleksel Karar Yargısı

Süreli yayın abone listeleri, uzman kütüphaneciler tarafından incelenir. Bu süreçte, süreli yayının yeniden raflama sonuçları, dizinlenme durumu, kütüphane türüne uygunluğu, vb. gözden geçirilir ve karar verilir. Uzman yargısı gerçek bir araştırma tekniği değildir. Araştırma standartları yönünde baktığımızda, uzman yargısının güvenilirliği düşüktür. Bu yaklaşımın ekonomisi, süreli yayın dermelerinin büyüklüğüne ve ilgili personelin maaş ve sayısına bağlıdır (Özbudak, 1994: 276). Bununla birlikte, uzman kütüphanecilerin mesleksel kararı, eğer birçok süreli yayın seçme ve değerlendirme ölçütünü işin içine katan dikkatli bir incelemeye dayandırılırsa çok değer taşır.

III. 2. 7. Alıntı (Atıf) Analizi ve Diğer Ölçütler

Alıntı analizi süreli yayınların seçim ve değerlendirme ölçütlerinde diğer yöntemlere oranla, süreli yayın içinde bulunan makalelerin hangi sıklıkla kullanıldığını kesin olarak bibliyometrik ölçütlere dayanarak göstermesi açısından önem taşımaktadır. Günümüzde süreli yayınların alıntı analizini belirlemede; ISI tarafından yayınlanan ve günümüzde Thomsan Reuters’in yayınları arasına alınan WOS veritabanının altında bulunan SCI, SSCI, A&HCI ile Scopus veritabanları ve tarama motoru olarak da Google Scholar bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanları ve yalnızca bilimsel kaynakları dizinledikleri için önem taşıyan WOS ve Scopus veritabanlarıdır (Karasözen, Gökkurt Bayram ve Zan, 2011: 239). Alıntı (Atıf) analizi III.3. bölümde daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

(42)

31 Gürdal Tamdoğan, Fenerci ve Subaşıoğlu (2010)’nun, “Sosyal Bilimler Alanında

Bilgi Kaynaklarının ve Kütüphanenin Yarattığı Değer” başlıklı projesi, atıf analizi çalışmalarına önemli bir örnek oluşturmaktadır. Proje kapsamında sosyal bilimler alanında bilgi kaynakları ve kütüphanenin yarattığı değeri ölçmek üzere, araştırma sınırlılıkları dahilinde Ankara Üniversitesi’nde sosyal bilimler alanında eğitim ve araştırma işlevini yerine getiren 432 öğretim üyesinin bilimsel bilgi ürünü niteliğindeki 487 makalesindeki kullanılan atıflar (12.424 atıf) belirlenmiş ve her bir atıfın Ankara Üniversitesi kütüphanelerinin basılı ve/veya elektronik dermelerinde bulunurluğuna ilişkin veriler saptanmıştır. Bu proje atıf analizi verilerine dayalı bir çalışma olarak önemini korumaktadır.

Bunların yanında süreli yayınların kendi içinde akademik üstünlüğünü belirleyen birtakım ölçütler vardır. Bunlar süreli yayının; gönderilen makale sayısında sayısal üstünlüğe sahip olması, ilgili bilimsel disiplin veya disiplinlerde önde gelen bilim insanlarından oluşan bir editörler ve/veya yayın kuruluna sahip olması, makale değerlendirme sürecinin editörlükçe öngörüldüğü gibi verimli bir biçimde işlemesi ve bu bağlamda eleştirel olunması, zamanında yayınlanması, önde gelen öz ve dizin veri tabanları tarafından taranması, yayınladığı ampirik çalışma yöntemlerinin yüksek geçerliliğe ve sonuçlarının yüksek güvenirliğe sahip olması, diğer benzer süreli yayınlara oranla daha yüksek atıf alabilmesi gibi özelliklere sahip olmasıdır (Zwemer, 1970, Aktaran: Kozak, 2003: 152).

III. 3. Atıf Analizi

Atıf analizi, süreli yayınların değerlendirilmesinde diğer yöntemlerden farklı olarak detaylı sayısal verilere dayanmasıyla önemli bir nitelik taşır. Matematiğin bir dalı olan istatistiğin yardımıyla, atıf analizi için sayısal verilere ulaşılır. Bu, kütüphaneciliğin disiplinlerarası etkileşiminin önemli bir sonucudur.

Çalışmamızda, atıf analizi süreli yayınların değerlendirilmesinde kullanılan diğer

(43)

32 yöntemlerden farklı olarak yeni ve geniş bir alt başlıkta incelenmiştir. Atıf analizi

enformetri biliminin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Atıf analizi, çeşitli atıf verilerinin saptanmasında kullanılan belli enformetrik yasa ve yöntemleri kapsamaktadır. Çalışmamız kapsamında Ankara’daki Üniversite Kütüphanelerindeki süreli yayınları incelememizde EF değeri kullanılmıştır. Bu bağlamda EF tanım ve ortaya çıkış süreci atıf analizi başlığı altında yer almıştır.

III. 3. 1. Giriş

Bir düşüncenin kaynağını açıklama ya da “atıf yapma” (citation) kavramı, matbaanın bulunmasından sonra, Rönesans döneminde gelişmiştir. Dipnotların ve referansların kullanım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, bu konuda Oxford English Dictionary’de verilen ilk örnek William Savage’in A Dictionary of the Art of Printing (1841) adlı çalışmasıdır. Dipnota benzeyen örneklerin ilk kullanım tarihi 16. yüzyıla kadar gitmektedir. Atıf yapmanın temel işlevi, atıf yapan ile atıf yapılan belge arasında bir bağ kurmaktır. Atıfların başlıca rolü daha önceki araştırmaları tanıtmaktır. Bunun yanı sıra, ilgili çalışmaları değerlendirme, kanıt gösterme, yöntemi tanımlama, ilgili yayınlardan haberdar olduğunu gösterme, daha geniş okuma olanağı sağlama vb. gibi nedenlerle de başka kaynaklara atıf yapılmaktadır (White, 1985: 38-39, Aktaran: Al ve Tonta, 2004: 21)

Enformetri, üretilmiş ve biriktirilmiş bilginin taşıyıcısı olan bütün biçimleri ile bilgiyi talep eden kullanıcılar arasında oluşan ilişkilerin sayısal çözümlemesi olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda enformetriyi kütüphanecilik, dokümantasyon ve enformasyon biliminde matematik ve istatistiğin uyarlanmış tekniklerinin kullanıldığı bilimsel alan olarak görebiliriz. İstatistik, bir bilim dalı olarak enformetrinin iki temel yapısından birini oluşturur (Gökkurt, 1992: 18).

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :