Demir Heykel 57 sm. 1960
Hadi B A R A
Günümüzün san'atı, insanın ken- disiyle bir nevi hesaplaşması ve iç âleminin plastik izahıdır,
Artık ekoller v e «izm» 1er y o k olmuştur,
Kararsız âlemimizin mütemadi de- ğişikliğine tâbi olarak, yepyeni ifa- desi, sözü olan eserler yaratmak,
Dümdüz v e dar bir yol seçip, aynı san'at anlayışını hayat boyunca devam ettirerek eserleri mütemadi bir inki- şafla mükemmelleştirmektense, ibda edilen her yeni ifade tarzını bir kaç tecrübeden sonra terkedip, günümüz san'atına elzem olan, daimî bir araş- tırmaya kendini vererek, değişmek, yenilenmek,
İlhan Koman, bu ihtiyaçları şid- detle hisseden, kolay muvaffakiyetler yolunu bırakıp, nankör ve çetin yol- ları seçen nadir sanatkârlardandır.
Henüz kırkına varmamış olan İl- han'ın san'at hayatı, şimdiden üç dev- reye ayrılabilir.
Pariste çalıştığı 1947 - 1951 sene- lerinde san'atkâr, abstre heykele, küt- le ve hacim anlayışiyle başlamıştı. Ga- yet doğru nisbetler içinde düşünül- müş ve ışık gölgeyi, kâh sert olarak ayıran zaviyeler, kâh, imtizaç ettiren münhaniler ihtiva eden bu kütle hey- keller memleketimizde hiç teşhir edil- memiş ve neşredilmemiştir (1).
1951 - 1958. Yedi senelik bu ikinci devresinde, san'atkâr, ritmli ge- ometrik kompozisyon anlayışına sa- dık kalarak, demir veya çelik çubuk ve borular kullanıp, mekânı, bir rit- min inkişafını ihtiva eden, hattı geo- metrik heykellerle ifade etmiştir (2).
Bu devre sonunda İlhanın ismi memleket hudutlarını aşmış, Sao Pau- lo Bienalinde teşhir ettiği eserlerin- den biri, New-York Modern Art mü- zesi tarafından satın alınmış, Brüksel- de açılan, «Elli Senelik Modern San' at» sergisine dâvet edilmiş ve yine Brüksel Beynelmilel Sergisindeki Türk paviyonunun önüne dikilen yirmi met- re yüksekliğinde abstre bir heykel yapmıştır.
Kendisini iki senedir görmemiş-
Detay
tim. Yerleşmiş olduğu Stockholmda buluştuk. Karşımda mazisini inkâr et- miş, şöhretini reddetmiş, yepyeni bir İhsan buldum.
İç âlemini, huzursuzluğunu, isyan ve dinamizmini ifade için, kendisine kolayca itaat eden malzemeyi hakir
görmüş, en çetini ile mücadeleye gi- rişmiş.
Maddenin erimesine ayarlanmış bir nevi emprovizasyondan doğan eserle- rindeki, gürbüz, kuvvetli formları, bileğinin ve ateşin kuvvetiyle, demir külçelerinden koparıyor.
Ekseriya katı ve soğuk neticeler veren, entellektüel kompozisyon araş- tırmalarını bir tarafa atıp, kendini form sansüalizminin cazibesine kap- tırmış v e bugüne kadar hiç bir yerde görmediğim, haşin, azametli heykel- ler sıralamış.
Eserlerindeki dev görünüşün, bu derecede küçük ölçülü heykellerden gelişine insan taaccüp ediyor.
Kendisiyle bir daha buluşmak na- sip olursa, onun yaratıcı tahayyülü, karşıma, bu devresini de reddetmiş, yine yepyeni bir İlhan çıkaracağına eminim.
Yalnız ben değil, kendisine :
«Siz hakikî bir heykeltraşsınız, hakikî bir form yaratıcısısınız» diyen
Avrupanın en büyük san'at münekkidi ile hemfikirim.
(1) — Paris
Art d'aujourd'hui No. 7 1948 Salon des Realitees Nou- velles
1949 Galerie 8 1950 » Mai (2) — İstanbul
Demir Heykel 50 sm.
Demir Heykel 62 sm.
Arkitekt 1955 No. 282 Arkitekt 1956 No. 283 Arkitekt 1957 No. 236
Devlet Resim ve Heykel Sergisi 1954
Devlet Resim ve Heykel Sergisi 1955. Birinci Heykel Mükâfatı.