• Sonuç bulunamadı

Trakya Bölgesinde Geleneksel Gıdalarin Ekonomiye Kazandırılmasında Kırsal Kadının Rolü Ve Örgütlenme Olanakları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Trakya Bölgesinde Geleneksel Gıdalarin Ekonomiye Kazandırılmasında Kırsal Kadının Rolü Ve Örgütlenme Olanakları"

Copied!
42
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

1

İÇİNDEKİLER Sayfa No:

1. GİRİŞ 2

1.1. Geleneksel Ürünlerin Tanımı ve Önemi 3

1.2. Amaç 4

1.3. Konu ve Kapsam 5

1.4. Literatür Özeti 6

2. MATERYAL VE YÖNTEM 11

3. ARAŞTIRMA SONUÇLARI 16

3.1. Demografik Yapı ve Gelir Durumu 16

3.2. Geleneksel Ürünlerin Üretimi 20

3.3. Kadının Kırsal Alandaki Rolü 21

3.4. Kadınların Örgütlenme Hakkındaki Düşünceleri 27 3.5. Kadınların Geleneksel Gıda Ürünleri Üreterek Pazarlama

İsteklerinin Olasılığının Logit Model İle Belirlenmesi 31 3.6. Kırsal Alanda Yaşayan Kadınların Gıda Güvenliği İle İlgili

Bilgi Düzeyleri

32

3.7. Kırsal Alanda Yaşayan Kadınların Gıda Maddeleri Satın Alırken Dikkat Ettiği Kriterlerin Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi ile Belirlenmesi

34

4. SONUÇ VE ÖNERİLER 36

KAYNAKLAR 38

(2)

2 1. GİRİŞ

Toplumda yaşam kalitesinin arttırılması sağlıklı ve dengeli beslenme ile gerçekleşebilmektedir. Bunun sağlanabilmesi ise büyük ölçüde insanların gelir seviyeleriyle ilgilidir. Tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de kırsal ve kentsel alan arasındaki gelir farklılığı önemli olup, özellikle az gelişmiş ülkelerde kırsal kalkınmanın sağlanamaması, alternatif gelir kaynaklarının yaratılamaması ve kadınların atıl durumda olması kırsalda kişi başına düşen gelirin daha az olmasına neden olmaktadır.

Son yıllarda özellikle BSE krizi, Dioxin skandalı, GDO (genetiği değiştirilmiş organizmalar) nedeniyle gıda kökenli, sağlıkla ilgili kaygılar giderek artmıştır. Bunun sonucunda doğal besinler, organik ürünler, geleneksel tarzda yapılan üretime olan ilgi artmış ve pazarda bu ürünler önemli bir ekonomik değer yaratmaya başlamıştır.

Böylece, özellikle AB’de organik ürünlerin yanı sıra geleneksel/kültürel mirasa sahip çıkarak bu özelliğe sahip olan ürünlerin tescil ettirilmesi ve ekonomik değer kazandırma çalışmaları da önem kazanmıştır.

Yaşadığımız yüzyıl; yerel, yöresel ve geleneksel yöntemlerin yok edilip, tümüyle endüstriyel işlem ve yöntemlerin dayatıldığı bir çağdır. Geleneksel gıdalar/yemekler kültürel mirasın en önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Özellikle son yıllarda yaşam tarzlarındaki hızlı değişim birçok yöresel tatların unutularak yok olması tehdidini beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte 1990’lı yıllardan sonra gıda güvenliği konusunda yaşanan sıkıntılar geleneksel yöntemlerle hazırlanan gıdaların önemini artırmış ve bunlar kamuoyunda sağlıklı bir yaşam ve beslenme için değerli ürünler olarak görülmeye başlanmıştır. Kadınların yaşam düzeylerini yükseltmenin ve geleneksel ürünlerin üretildiği kırsal alanın kalkınmasına yönelik en etkili yol gıdaların doğal ve temiz vasfının yok edilmesinin önüne geçmektir.

Türkiye zengin biyolojik çeşitliliği, geniş tarımsal toprakları ve farklı mikro klimaları ile çok sayıda ve kaliteli bir tarımsal ürün kataloguna ve derin tarihi kökenlerinden gelen, gelişmiş bir mutfak kültürü, otantik üretim biçimleri ile zengin bir yöresel üretim becerisine sahiptir (Tekelioğlu ve Demirer 2008). Geleneksel ürünlerin kendilerine özgü niteliklere sahip olması ve farklılıkları diğer rekabetçi ürünler karşısında pazardaki konumlarını avantajlı hale getirmektedir. Bu ürünler genellikle üretildiği bölgelerin dışında çok fazla bilinmemekle birlikte bazı ürünlerin yaygın bir şekilde kabul gördüğü ve ünlerinin de ülkeden ülkeye yayıldığı bilinmektedir (Demirbaş 2006). Bu nedenle Dünyada bir taraftan küreselleşme hareketleri devam ederken diğer yandan da ülkelerin kendine özgü değerlerini koruma hareketleri öne çıkmakta ve uluslararası anlaşmalarda da bunun etkilerini görmek mümkün olabilmektedir.

Türkiye, tarihinden gelen zengin bir geleneksel tarım ürünleri ve gıda envanterine sahip önemli bir ülke olmasına karşın bu değerler büyük ölçüde belirli bir yöreyle sınırlı kalmakta ve kırsal kalkınmada itici bir güç olarak yeterince kullanılamamaktadır. Bu nedenle, emek yoğun üretilen ve toplumun kültürel mirasını yansıtan geleneksel gıdaların sürdürülebilirliği önem kazanmaktadır. Bu çalışma ile kırsal alanda ve özellikle çiftçi ailelerinde, kadınların aktif çalışmalarının sağlanmasında geleneksel gıda üretiminin önemi, ekonomiye ve işletme gelirine katkısı ve örgütlenme olanaklarının sağlayacağı katkılar araştırılmıştır.

Türkiye’de kadınlar kırsal alanda ev işleri, çocuk bakımı ve ev idaresinin yanı sıra ailenin beslenmesi için gerekli olan günlük ve mevsimlik gıdaların hazırlanmasında en önemli aktördür. Özellikle kışa hazırlık için yapılan kurutulmuş ve çeşitli şekillerde

(3)

3 işlenmiş ürünler ile aile ekonomisine olduğu kadar ülke ekonomisine de fayda sağlamaktadırlar. Türkiye’nin sahip olduğu kültürel mutfak zenginliği ile birçok geleneksel ürün de bu kapsamda üretilip tüketilmektedir. Son yıllarda özellikle AB ve gelişmiş ülkelerde organik ürünlere karşı oluşan talep artışı ve gıda güvenliği ile ilgili yaşanan sorunlar, bu gıdaların ekonomide önemini artırmıştır. Ayrıca, kültürel zenginliğimizden kaynaklanan bu farklılıkların asıl sahibi olan kadınlar tarafından korunması da önemli bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu çalışmada kırsal alanda ve özellikle çiftçi ailelerinde, nüfusun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların aktif çalışmalarının sağlanmasında geleneksel gıda üretiminin önemi, ekonomiye ve işletme gelirine katkısı ve örgütlenme olanaklarının sağlayacağı katkılar araştırılmış ve öneriler sunulmuştur.

1.1. Geleneksel Ürünlerin Tanımı ve Önemi

Geleneksel ürünler; coğrafi açıdan bir bölge veya yöreye özgü ün ve kalitelerini, doğal koşullardan ya da bölgesel özelliklerden oluşan bilgi, deneyim ve geleneklerden almaktadır. Bu şekilde bölgedeki hammadde ve üretim girdilerini kullanmak, bu alandaki ekonomik gelişim ile istihdamı teşvik etmek suretiyle üretilen, kültürel kimlik niteliği taşıyan ürünlerdir.

Geleneksel gıdalar, Anadolu’nun tarihsel sürecinde farklı coğrafyaların, biyoçeşitliliğin, etnik kimliğin bir sonucu olarak yüzyıllardır kazanlarda kaynayan lezzetlerin oluşturduğu çok renklilik, kaybedilmemesi gereken bir zenginlik, önemli bir ulusal değer ve kültürel miraslarımızdandır.

Bölgesel kaliteli ürünlerin üretimi ve pazarlanması hem tarım ekonomisi ve hukuku hem de politik olarak gittikçe artan bir şekilde tartışılmaktadır. Tüketiciler kaynağı ve üretimini bildikleri tarımsal ürünlerin sağlanmasına değer vermektedirler.

Bu durum, özellikle bölgesel/yerel ürünlerle sağlanmaktadır ve bu yüzden bu ürünlerin talebi sürekli bir artış göstermektedir (Ruppel 2009).

Türkiye’de geleneksel gıdalar denildiğinde, değişik bölgelerimizde üretilen yöresel gıdalar anlaşılmakta ve bu gıdaların üretildiği bölgeye özgü tat, aroma ve bileşim gibi özelliklere sahip oldukları bilinmektedir (Tan 2004).

Dünya’da pek çok yerel ürün coğrafi adı ile tanınmaktadır ve sahtelerine karşı korunmak ve haksız rekabete maruz kalmamaları için de ulusal ve uluslararası düzeyde Coğrafi İşaretlerle (Cİ) koruma altına alınmaktadırlar (Tekelioğlu ve Demirer 2008).

Tam üyelik sürecinde bulunulan AB’de kültürlerin ve geleneklerin çeşitliliğini devam ettirmek ve kalite özelliklerini daha da iyileştirmek önemli görülmektedir. Bu nedenle AB’de coğrafi işaretler ve geleneksel özellikler kalite politikaları kapsamında ele alınmaktadır (Anonim 2007).

Türkiye’de 2015 yılsonu itibariyle 3’ü yabancı ülke kaynaklı olmak üzere toplam 180 tescilli coğrafi işaret bulunmaktadır. Tescilli coğrafi işaretlerin %73’ünü gıda ve tarım ürünleri oluşturmaktadır. Türkiye’de mevzuatta geleneksel özellikli ürün tanımlaması yapılmadığı için yemeklere mahreç işareti alınmaktadır (www.tepe.gov.tr).

(4)

4 Geleneksel yöntemlerle üretilen gıdaların genellikle endüstriyel ölçekte üretimi ve pazarlanması güç olmaktadır. Bunda zamanla orijinal özelliklerin muhafaza edilmesinin güçlüğü ve emek yoğun üretimin getirdiği farklılıklar etkili olmaktadır.

Bununla birlikte bu tatların yok olmaması ve daha fazla insan tarafından tüketilebilmesi de endüstriyel üretimi teşvik etmektedir. Türkiye’de geleneksel ürünler daha çok üretildikleri bölgeyle sınırlı dar bir alanda ve üretimi bizzat yapanlar tarafından pazarlanmaktadır.

Geleneksel ürün üreten kadınların, potansiyel güçlerinin açığa çıkarılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Kadınlar geleneksel ürünleri yıl boyunca tüketmek ya da küçük çapta satışlar yaparak aile ekonomilerine katkı sağlamak için üretmektedir.

Kırsalda kadınlar hane içerisinde, avluda, tarlada, ahırda her yerde çalışan ücretsiz aile işçisi durumundadır. Yaptığı işler bilgi ve teknoloji gerektirmeyen niteliksiz işgücü olarak kabul edilmekte ve kadın olmanın zorunluluğu olarak görülmektedir.

1.2. Amaç

Geleneksel gıdaların ekonomik anlamda büyük sanayi işletmelerinde üretilmesinden ziyade kırsal alanda geleneksel yöntemlerle üretilen ürünlerin/gıdaların yöresel tatları ile tüketiciye ulaşması hem kültürel mirasın yaşatılması hem de kırsal kalkınma açısından önemlidir. Özellikle son yıllarda gıda güvenliği nedeniyle yaşanan sorunların artması ile doğal ürünleri tüketmeye olan ilgi artmakta ve bu nedenle de geleneksel yöntemlerle üretilen ürünlere/gıdalara olan ilgi ve talep de her geçen gün daha da artmaktadır.

Türkiye ‘de tarım sektörünün yapıtaşı ve tarım işletmelerinin önemli bir unsuru olan kadınların işgücüne katılım oranı (%30,3; 2014 yılı), Avrupa Birliği ortalamasının (%58,3) oldukça altındadır. Bu durum Türkiye’de kadın işgücü potansiyelinden yeterince yararlanılmadığını, atıl bir işgücü kapasitesinin var olduğunu göstermektedir.

Aynı zamanda, kadınların büyük bir kısmı tarımsal üretimde aktif rol almalarına rağmen, ücretsiz aile işçisi konumundadır. Bu bağlamda, kadınların üretim sürecine ve kırsal kalkınmaya sağlayacakları katkı bakımından hak ettikleri yeri almaları ve bunun sürekliliğini sağlama bakımından da pazarlanan ürünlerin aile ve işletme gelirine katkı sağlaması gerekmektedir. Bununla birlikte geleneksel ürünlerin üretim ve pazarlama aşamasında son yıllarda giderek artan gıda güvenliği konusundaki kaygıların yaşanmaması için de hijyen ve standartlara uyum konusunda daha bilinçli olunması zorunludur.

Kadınların genel anlamda işgücüne katılımını etkileyen çok çeşitli faktörlerden bazıları şunlardır (Keskin ve Rad 2011);

 Kadınların eğitim düzeyinin düşüklüğü,

 Piyasa koşullarının uygun olmaması,

 Kısmi çalışma olanaklarının sağlanamayışı (azlığı/ yokluğu),

 Fırsat eşitliği yaratmadaki noksanlıklar,

 Geleneksel yapıdan kaynaklanan sorunlar

Yukarda sayılan nedenlerle kırsaldaki kadınların kentsel alanda istihdamı güç olmakta, ancak bununla birlikte kadınların bulundukları yerden ayrılmadan geleneksel

(5)

5 yöntemlerle yapılan üretim yoluyla işgücüne katılımlarının artması ve bunların pazarlama imkânlarının sağlanması ile kırsal kalkınmaya da katkı sağlanabilmektedir.

Bu amaçla, Trakya Bölgesinde, geleneksel gıda üretimi konusunda mevcut yapı belirlenerek, sürdürülebilir bir üretim ve işletme yapısına sahip olmak için yapılabilecekler ele alınacaktır. Geleneksel gıda üretimi ekonomik anlamda kadın işgücü potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik geliştirilebilecek alternatif gelir sağlama açısından önemli olmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki güncel gelişmelere bakıldığında da kırsal alanın canlandırılması için alternatif gelir olanaklarının geliştirilmesi ve özellikle kadın nüfusuna yönelik istihdam yaratılarak bunun genç kuşaklar tarafından cazip hale getirilmesinin önemli olduğu görülmektedir.

Gelişmekte olan ülkelerde; eğitim düzeyinin düşüklüğü, toplumun önyargıları, cinsiyet eşitsizliği algılamasının güçlü olması gibi etkenlerin giderek kadınların aleyhine işlediği yönündeki gözlemler kadının kırsal kalkınmadaki rolü ve işlevini gündeme getirmiş ve bunun da ancak kadının girişimcilik faaliyeti ile aşılabileceği ifade edilmiştir (Soysal 2013).

Bu çalışmada kırsal alanda ve özellikle çiftçi ailelerinde kadınların aktif çalışmalarının sağlanmasında geleneksel gıda üretiminin ekonomiye ve işletme gelirine katkısının araştırması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda özellikle gıda güvenliği konusunda bilgilendirici ve yönlendirici etkisi ile kadın istihdamı ve pazarlama aşamasında yaratacağı katkı nedeniyle kadınların kooperatiflere bakışı ve örgütlenme olanakları da araştırılacaktır. Bu çalışmada kooperatifler ürünün ekonomik önem kazanmasındaki katkısının yanı sıra özellikle gıda güvenliğinin sağlanmasında da önemli görülmektedir.

Bu nedenlerle proje uygulamasında bölgedeki kırsal örgütler ve kooperatifler ile görüşülerek konuya yaklaşımları belirlenmiştir.

1.3. Konu ve Kapsam

Günümüzde artık sadece üretmek değil çevresel duyarlılığı ve gıda güvenliğini dikkate alarak talebe uygun üretimde bulunmak önemlidir. Bu iki faktörün yanı sıra son yıllarda tarım politikalarının yönlendirilmesinde kırsal kalkınma öne çıkan bir diğer unsur olmaktadır. DPT 9. Kalkınma Planı, Kırsal Kalkınma Plan Raporu kapsamında 1. öncelikli amaç rekabet gücünün arttırılması ve 2. öncelikli amaç çevreye duyarlı üretim süreçlerinin kullanımı olarak belirtilmiştir. Stratejik amaca yönelik alt amaçlar ise, verimlilik artışı, üretim, hizmet, pazarlama ve insan kaynakları alt yapılarının geliştirilmesi olarak belirtilmiştir. Kırsal alanda örgütlenme ile bölgede kırsal ekonominin canlandırılması, istihdamın arttırılması, geleneksel üretim yöntemlerinin çeşitlendirilmesi, korunması sağlanabilecektir. Üretici örgütlenmesinin temel amacı da, çiftçi ve ailelerinin yaşam düzeyini ve kalitesini yükseltmek ve üreticilerin pazardaki konumunu güçlendirmek olarak ifade edilmiştir. Yerel üreticiler, kendi kooperatiflerini kurarak aracıları bertaraf edebilir, böylece ürettikleri gıdaların işlendiği aşamaları kontrol edebilir; bu da hem kendilerine hem de tüketiciye yarar sağlayabilir.

Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’nda ise örgütlenme kapasitesi ve kooperatifler arası işbirliği olanaklarının artırılması stratejik hedefler arasında yer almakta olup bu stratejik hedefe ulaşmada kadınların girişimcilik kabiliyetlerinin artırılması ve ekonomide bir aktör olarak yer almalarının sağlanması için kooperatifler

(6)

6 çatısı altında örgütlenmeleri yönünde çalışmalarda bulunmak da yer almaktadır. Bu kapsamda performans göstergesi olarak kadın girişimciler tarafından en az 20 adet kooperatif kurulması kararı alınmıştır (Anonim 2015).

Türkiye’nin diğer bölgelerinde olduğu gibi Trakya Bölgesi de kendine özgü çeşitli geleneksel ürünlere sahiptir. Bu ürünler arasında çeşitli süt ürünleri, bulama ve unlu mamuller sayılabilir. Yöreye özgü bu geleneksel ürünlerin yöresel tatları ile üretimindeki hijyen kaygılarını giderecek şekilde üretilmesi, belli hizmet standartlarına kavuşturularak pazarlanması gerekmektedir. Böylelikle, hem bu alanda üretim yapan üreticilerin gelir seviyeleri yükselecek hem de kırsal kalkınma yolu ile ekonomiye de önemli katkı sağlayabilecektir. Özellikle küçük ölçekli ve geleneksel gıda üretimi, tüketicilere daha lezzetli ve daha sağlıklı gıdalar sunmanın yanı sıra, sağlıklı bir çevre oluşturmaya katkı açısından da önem kazanmaktadır. Ancak, küçük üreticilerin üretimlerini ekonomiye kazandırmalarında örgütlenmenin önemi artmakta ve kooperatifler yoluyla küçük işletmelerde üretilen ürünlerin pazarlanması ve teknik hizmet ile gelişmelerden, danışma hizmetlerinden yararlanmaları kolaylaşmaktadır.

Bu bilgiler ışığında proje, Trakya Bölgesinde kırsal alanda yaşayan kadınların geleneksel olarak ev yapımı ürettikleri gıdaları kapsamaktadır. Özellikle kadınların hazırladıkları bu gıdalardan ekonomik anlamda bir kazanç sağlayıp sağlamadıkları belirlenecektir. Pazarlama sırasında yaşadıkları sıkıntılar ve daha ekonomik ve sağlıklı pazarlayabilmek için örgütlenmeden yararlanabilme olanakları projenin ana kapsamını oluşturmaktadır.

Bu araştırmanın kapsamını Trakya Bölgesinde Edirne, Tekirdağ, Kırklareli illerinde geleneksel gıda üreten kadınlar oluşturmaktadır. Bu illerde birincil veriler illeri temsil edecek köylerden 323 kadın ile anket yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada geleneksel ürünlerde kayıt altına alınma/alınmama durumu dikkate alınmadan tüm geleneksel ürünler araştırma kapsamını oluşturmaktadır.

Bu çalışma benzer potansiyele sahip kırsal alanlar için örnek oluşturacak uygulanabilir bir çalışmadır.

1.4. Literatür Özeti

Türkiye’de kırsal kadın, tarımda örgütlenme ve son yıllarda da geleneksel gıdalarla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar özellikle kadınların kırsal alanda üretim sürecine katılımı, kadın girişimciliği ve örgütlenme konularında yoğunlaşmaktadır. Bunlardan bazıları:

Kızılaslan ve Yamanoğlu (2010) Tokat ili Merkez ve ilçelerine bağlı toplam 34 köyde 171 kırsal kadın ile gerçekleştirilen bu çalışmada, kadınların bitkisel ve hayvansal üretimin her aşamasına katıldığı, ancak daha çok emek yoğun işlerde çalıştıkları, çocukların eğitimi ve eşya alımında kadın ve erkek ortak kararlar alırken, aile bütçesinin düzenlenmesinde erkek etkili olduğu vurgulanmıştır.

Dölekoğlu vd. (2007) tarafından yapılan çalışma tarımsal faaliyette yer alan kişilerin gıda güvenliği ve kalitesi ile ilgili bilinç düzeylerini ve toplumsal cinsiyet farklılıklarını belirlemek ve aynı zamanda tüketici olarak tüketim kararlarında gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme konusundaki algılarını ortaya koymak amacıyla 9 tarım bölgesinde, 18 ilde ve 795 hanede yapılmıştır. Bu çalışmada üreticilerin sadece %29’u

(7)

7 herhangi bir tarımsal kooperatife üye olduklarını belirtmişlerdir. Kadınların tarımsal faaliyet kollarına katılımlarında ise pazarlama ancak %6,6 (1590 kişiden 105 kişi) oranında mevcuttur.

Gün ve Gülçubuk (1995) Bu çalışmada kadınların tarımsal üretimde önemli pay almalarına karşılık teknolojik gelişmelerden ve genel hizmetlerden yeterince yararlanamadıkları belirtilmiştir.

Hablemitoğlu (1998) Kadının eğitimi ile sağlık ve sanitasyon bilinci, beslenme bilgi düzeyi, ekonomik ve doğal kaynakların yönetimi becerisinin geliştirilmesine olanak sağlanırken, kadının sürdürülebilir gıda güvenliği için etkinliğinin de artırabileceği belirtilmiştir.

Hablemitoğlu (2001) Ankara İli Kızılcahamam İlçesi köylerinde 238 kişi ile gerçekleştirdiği bu çalışmasında, ülkemizde kırsal kesimde kadının işgücü değerinin toplumsal cinsiyete göre belirlendiğini, erkeklerin kadınların rollerine geleneksel değerlerle yaklaşırken kadınların hem tarımsal faaliyetler ve hem de aile yaşamı bağlamında daha eşitlikçi bir rol paylaşımını benimsediklerini vurgulamıştır.

İKV(2008) yılında, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından gerçekleştirilmesi öngörülen ve tarımda çalışan kadın işgücünün diğer sektörlere dönüştürülmesine yönelik projeye ilişkin arama toplantısında, tarımda çalışan kadın işgücünün durumu ve dönüşüm süreci farklı yönlerden (tarım ekonomisi, iktisat, ziraat, sosyoloji, kadın çalışmaları, eğitim) ele alınmıştır.

Pehlivanoğlu (2008) tarım sektörünün istihdamdaki payının son yıllarda giderek azalmasına rağmen halen kadın istihdamının en yoğun olduğu sektör olma özelliğini koruduğunu belirtmiştir. Ayrıca, Avrupa Birliği ülkelerinde kadın istihdamının en yoğun olduğu sektör hizmet sektörüyken, Türkiye’de tarımdan sonra ikinci sırada geldiğini vurgulamıştır.

Soysal (2013) kırsal alanda kadın girişimciliğinin Türkiye için durum değerlendirmesini yaptığı çalışmada; girişimci olarak dikkat edilmesi gereken en önemli koşulun, kadınların üretimin/hizmetin başından sonuna kadar aktif katılımcı, (üretimi evde gerçekleştirme, pazara götürme, küçük miktarlarda düzensiz satışlar, yerel kaynaklar kullanılması vb. gibi), karar verici olması ve denetim sahipliği olduğu düşünüldüğünde kırsal kesimdeki kadınların da girişimci olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çalışmada, kırsal kesimde çalışma hayatında yer alan kadınların faaliyetlerini etkileyen faktörler üzerinde de ayrıntılı olarak durulmuştur.

Buna göre üretim ve pazarlamada kırsal kadınların girişimcilik faaliyetlerinin oldukça sınırlı olduğu ve kurumsal örgütlenmeyi gerektiren işlerde de kadınların hiç yer almadığı belirtilmiştir.

Sönmez ve Kızılaslan (2013) tarafından yapılan çalışmada Türkiye’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının önderliğinde kurulan ortaklarının kadınlardan oluştuğu Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri dikkate alınarak Amasya İli Şeyhsadi Köyü ve Çorum İli Köprübaşı Köyünde bulunan, kırsal kadınlar tarafından kurulan Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri örneği incelenmiştir. Çalışmada özellikle kadın ortakların kooperatife ortak olmalarıyla birlikte ekonomik kararlar bakımından daha çok söz sahibi olabildikleri belirlenmiştir.

(8)

8 Yalçın ve Kızılaslan (2013) Samsun ilinde tüketicilerin gıda güvenliği konusundaki tutum ve davranışları konusunda yaptıkları çalışmada tüketicilerin,

%85,2’inin bilinçli bir tüketici ve %83,91’nin gıda güvenliği kavramını duydukları ve bu konu hakkında bilgi sahibi oldukları belirlenmiştir. Tüketicilerin %98,7 oranında gıda güvenliği konusunda ilgilerinin oldukları tespit edilmiştir.

Onurlubaş (2015) Tokat merkez ilçede tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinç düzeylerinin ölçülmesi konusunda yaptığı doktora çalışmasında tüketicilerin,

%68,6’sının gıda güvenliği kavramını duyduğu, %31,4’ünün ise gıda güvenliği kavramını duymadığı saptanmıştır. Araştırmaya katılan tüketicilerin %51,6’sının gıda güvenliği konusunda bilinçli %48,4’ünün bilinçsiz olduğu, cinsiyete göre incelendiğinde ise kadınların %54,4’ü, erkeklerin %49,6’sının bilinçli olduğu tespit edilmiştir.

Araştırmada tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilinçli olmasındaki önemli değişkenler cinsiyet, yaş grubu, eğitim düzeyi ve doğum yeri olarak belirlenmiştir.

Anonim (2012) tarafından yapılan çalışmada, İsviçre’de farklı dil, bölge, işletme büyüklüğü, işletme tipi ve organik tarım dikkate alınarak 2012 yılında tarımda kadınlar konusu araştırılmış ve daha önce 2002 yılında yapılan tarımda kadının rolünü analiz eden rapordaki verilerle karşılaştırılmıştır. Çalışma, 1500 kadına yazı ile yöneltilen sorular ile yapılmış olup 820 kadın yöneltilen soruları cevaplamıştır. Çalışma sonucunda kadınların önceden olduğu gibi esas rollerinin anne ve ev kadınlığı (%86) olsa da tarımdaki faaliyetlerinin son on yılda artış gösterdiği belirlenmiştir.

Anonim (2016) tarafından yapılan çalışmada Avusturya’da kadınların durumlarındaki gelişimin istatistiksel verilerle analiz edildiği çalışmada, kırsal alanda kadın ana başlığı altında konu; kırsal alanın tanımlanması, bölgesel olarak demografik yapı ve nüfus, eğitim yapısının bölgesel farklılıkları, kentsel ve kırsal alanda gelir, bölgesel farklılıkta istihdam, kırsalda çocukların bakımı ve tarım ve ormancılıkta kadınlar, işletme yöneticisi olarak kadınlar, kadınların yaşam koşulları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kadınların ziraat odasına üyelikleri bakımından bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte örgütlenmenin %7-23 arasında önemli düzeyde olduğu belirtilmiştir.

Kara ve Aktaş (2007) kadınların bitkisel üretimde genellikle çapalama, seyreltme ve hasat islerinde çalıştıklarını, ayrıca çok yoğun olmasa da sulama, gübreleme, ilaçlama ve ürün değerlendirme gibi işleri de yaptıklarını saptamışlardır.

Hayvansal üretimde ise, neredeyse bütün isleri yaptıklarını belirlemişlerdir. Bitkisel üretimde ortalama günde 7–10 saat arasında, hayvansal üretimde ise 2–3 saat çalıştıkları, ev işlerine ise 4–6 saat arasında zaman ayırdıklarını saptamışlardır.

Yılmaz ve Ark. (2010) Tekirdağ’da meslek odalarına kayıtlı ve aktif olarak faaliyette bulunan yaklaşık 800 kadın girişimcinin %10’u ile yapılan anket çalışması sonucunda, kadın girişimcilerin iş hayatına daha çok son yıllarda, küçük işletme niteliğinde ve kadınlara yönelik alanlarda faaliyette bulundukları tespit edilmiştir.

Özdemir ve Yılmaz (2010) yaptıkları çalışmada ülkemizde kadın girişimciliği açısından kadın kooperatifleri ele alınarak, bizzat uygulamadan örneklerle incelenmiş ve kadın kooperatiflerinin ülkemiz ekonomisi ve kadın girişimciliği açısından önemli bir fırsat olduğu vurgulanmıştır. Bu kooperatiflerin yerel güçleri ortaya çıkararak, ulusal hatta uluslararası alanda kadın girişimciliği açısından başarı sağlayabileceği belirtilmiştir.

(9)

9 Bayraktar ve Gaytancıoğlu (2000) Tekirdağ’da gerçekleştirilen bu çalışmada, kadınların tarımda yoğun olarak yine el emeğine dayanan işlerde, kayıt dışı sektörlerde düşük ücretle, sosyal güvenceden yoksun çalıştığı belirtilmiştir.

Özdemir ve Sağlam (2010) “Tıbbi ve aromatik bitkilerin sürdürülebilir kullanımı ve üretimde kadın istihdamı: Kumbağ-Uçmakdere Örneği” isimli çalışmalarında, bu bitkilerin yetiştirme, toplama ve hazırlama işlemlerinin kadın istihdamına uygun olması ve araştırma sonucunda kadınlar arasında bu konudaki isteğin saptanmış olması da ilerde yapılacak çalışmalar açısından olumlu sonuçları olacağını belirlemişlerdir.

Kiper vd. (2009) Şarköy Mürefte de kırsal turizmin uygulanabilirliği açısından kadının rolünü ele alan bu çalışmada, yöre kadınlarının çoğunluğunun kırsal turizm gibi alternatif bir alanda aktif olarak yer almak istedikleri ortaya konmuştur.

Keskin (2004) tarafından yapılan “Avrupa Birliği’nde Tarımda Kadının Yeri”

isimli bir çalışmada ise, kadınların AB ülkelerinde aile içinde işletme sahibinin eşi konumunda olduklarını, %86’sının part-time çalıştıklarını ve daha çok küçük işletmeleri yönettiklerini belirtmiştir.

Günümüzde yoksulluğun giderek artması, uluslararası kuruluşların ülkemizde de giderek etkinleşmesi insanları yeni arayışlara sürüklemiştir. Ülkemiz açısından kadın girişimciliği gelişime açık olup, kadın kooperatifleri bu alanda oldukça yenilikçi bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgütlülük özellikle girişimcilik açısından bu aşamada giderek önem kazanmıştır. Bu nedenlerle ülkemizde yeni gelişmeye başlayan kadın kooperatifleri girişimi 1990’lı yıllardan sonra dikkat çekicidir. Kadın, ülkemizde her açıdan bakıldığında özellikle eğitim, istihdama katılım vb. oldukça geri plandadır. Kadın kooperatifleri hem girişimcilik hem de emeğin değerlendirilmesi yönünden itici güç olacak ve ülke kalkınmasına katkıda bulunacaktır. Kadın kooperatifleri konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda TEDGEM’in (Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü) ülke genelinde yaptığı “Kırsal Alanda Kadın Çalıştay” larında kadının üretim ve pazarlamaya katkısı, kırsal alanda kadın istihdamı ve örgütlenme konularında da yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Yine kadınların kooperatif örgütlenmeye ilgilerini artırmak amacıyla Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri kapsamında kurulan tamamı kadınlardan oluşan kooperatiflere de destek yapılmaktadır. Bunların dışında Özdemir vd. (2009), Özdemir ve Yılmaz (2010), Özer vd. (2005), Gülçubuk ve Yasan (2009), Yılmaz vd. (2006), Yılmaz vd.

(2010) tarafından yapılan akademik çalışmalarda da yoksulluk ve kadın örgütlenmesi konuları incelenmiştir.

Kadın girişimciliği dışında tüketicilerin geleneksel ürünler hakkındaki bilgi düzeyleri ve geleneksel ürünlere talep konusunda da Oraman vd (2010), Yılmaz vd.

(2010) ve Unakıtan vd. (2010) tarafından çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda tüketicilerin özellikle geleneksel ürünleri hazırlamayı bilmesi ve aile büyükleri tarafından bu ürünlerin hazırlamasının tüketicilerin evde hazırlanan ürüne talep yaratmasında önemli bir payı olduğu belirlenmiştir. Yerel yoğurt markaları tercih eden tüketicilerin oranını Unakıtan vd (2010) %44 olarak tespit etmişlerdir. Yılmaz vd (2010) ise tüketicilerin pekmez tercihinde önem verdikleri unsurların başında beklenen kaliteye ilişkin faktör grubunun yer aldığı belirlenmiştir.

Son yıllarda özellikle AB’de coğrafi işaretler ve geleneksel ürünlerin pazarda farklılaşma ve kültürel/geleneksel mirasa sahip çıkma gibi nedenlerle öneminin artması ile tüm ülkeler kendilerine özgü değerlerini tescil ettirme yoluna gitmektedirler.

(10)

10 Türkiye’de de bu nedenlerle önemi gittikçe artan geleneksel ürünler/gıdalar konusunda hem akademik hem de ulusal bazda bazı çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan en önemlilerinden birisi TAGEM (Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü) koordinatörlüğünde ülkesel bazda yapılan geleneksel gıdaların tespiti çalışmasıdır.

Bunun dışında birçok akademik çalışma mevcut olup, bu konuda 4 ulusal, 3 uluslararası sempozyum ve coğrafi işaretler konusunda ise 2 uluslararası seminer düzenlenmiştir. Türkiye zengin biyolojik çeşitliliği, geniş tarımsal toprakları ve farklı mikro klimaları ile çok sayıda ve kaliteli bir tarımsal ürün kataloğuna ve derin tarihi kökenlerinden gelen, gelişmiş bir mutfak kültürü, otantik üretim biçimleri ile zengin bir yöresel üretim becerisine sahiptir (Tekelioğlu ve Demirer 2008). Geleneksel ürünlerin kendilerine özgü niteliklere sahip olması ve farklılıkları diğer rekabetçi ürünler karşısında pazardaki konumlarını avantajlı hale getirmektedir. Bu ürünler genellikle üretildiği bölgelerin dışında çok fazla bilinmemekle birlikte bazı ürünlerin yaygın bir şekilde kabul gördüğü ve ünlerinin de ülkeden ülkeye yayıldığı bilinmektedir (Demirbaş vd. 2006). Bu nedenle Dünyada bir taraftan küreselleşme hareketleri devam ederken diğer yandan da ülkelerin kendine özgü değerlerini koruma hareketleri öne çıkmakta ve uluslararası anlaşmalarda da bunun etkilerini görmek mümkün olabilmektedir. Son yıllarda gıda güvenliği konusunda yaşanan sorunlar ise geleneksel gıdaların gıda güvenilirliği açısından da gündeme gelmesine neden olmuştur.

Demirbaş vd. (2006) yaptıkları çalışmada AB sürecinde Türkiye’de geleneksel gıdaların üretim ve pazarlama durumunu gıda güvenliği açısından incelemişlerdir.

Tüm bu çalışmalardan da görüleceği üzere kadın ve kırsal kadın girişimciliği, tarımda ve kırsalda örgütlenme konusunda çok sayıda çalışma yapılmış olmakla birlikte özellikle son yıllarda AB’de de önemi gittikçe artan geleneksel gıdaların ekonomiye kazandırılmasında kadının etkisi/rolü konusunda yapılan çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle bu çalışma kırsal kalkınma çalışmalarında önemli yeri olan kadın, örgütlenme ve geleneksel ürün/gıdaları ekonomik kazanım çatısı altında toplayan bir çalışma olması ve literatürde bu konudaki bir boşluğu dolduracak olması nedeniyle önemlidir.

2. MATERYAL VE YÖNTEM

Araştırmanın ana materyalini üretici düzeyinde yüz yüze yapılan anket çalışmalarından elde edilen orijinal veriler oluşturmaktadır.

Anket uygulaması Trakya Bölgesi (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ) illerinin köylerde yaşayan kadınları ile yapılmıştır.

Kadın üreticilere yöneltilen sorularda demografik sorular ile birlikte 40 soru sorulmuştur. Araştırma kapsamında bölgede yoğun olarak üretilen pekmez, tereyağ, peynir, bulama, tarhana, salça, kesme, kuskus, bulgur ürünleri üzerinden sorular yöneltilmiştir.

(11)

11 Bu veriler SPSS programı yöntemiyle analiz edilmiştir.

Örnekleme Aşamasında:

Çalışmanın ana kitlesini Trakya bölgesinde faaliyet gösteren tarım işletmeleri oluşturmaktadır. Trakya bölgesindeki üç ilde (Edirne, Tekirdağ, Kırklareli) 2012 yılı ÇKS kayıtlarına göre faaliyet gösteren 77985 tarımsal işletme bulunmaktadır. Saha çalışmasında kullanılacak örnek hacminin belirlenmesinde Yamane (1967) tarafından geliştirilmiş olan tabakalı örnekleme formülünden yararlanılmıştır. İşletmeler beş tabakaya ayrılmıştır. Bu tabakalar 0-100 da, 101-200 da, 201-500 da- 501-2000 da ve 2001 dekardan büyük işletmeler olarak belirlenmiştir. Aşağıdaki örnekleme formülü uygulandığında toplam örnek hacmi 323 işletme olarak hesaplanmıştır. Örnek hacminin belirlenmesinde %99 güven katsayısı ve %5 hata payı dikkate alınmıştır.

𝑛 = (∑ 𝑁. 𝑆)2 𝑁2. 𝐷2+ ∑ 𝑁. 𝑆2

𝑛= 𝑁

∑ 𝑁. 𝑛 Bu formüllerde;

n: Örnek büyüklüğü, N: Anakitle,

Nh: h’inci tabakadaki birim sayısı, Sh²: h’inci tabakanın varyansı,

D²: Hata payının Z tablo değerine oranı( D2= d² / Z² ) , d: Hata payı

Z : Hata payına göre standart normal dağılım tablosundaki z değeridir.

Çizelge 2.1’de Trakya bölgesindeki tarımsal işletmelerin oluşturulan tabakalara göre sayıları ve örnekleme sonucunda her tabakadan çekilecek örnek hacimleri ayrıntılı olarak verilmiştir.

Çizelge 2.1. Örnek hacminin tabakalara dağılımı Tabakalar

(da)

Tabaka Büyüklüğü (adet)

Tabaka Ortalaması (da)

Tabaka Örnek Hacmi (adet)

<100 52.806 46,3 217

101-200 16.413 139,1 68

201-500 7.737 291,7 32

501-2000 1.010 682,7 5

(12)

12

2001> 19 3.094,4 1

Toplam 77.985 323

Verilerin Analizi Aşamasında:

Anketlerin tamamlanıp, kontrol edilmesinden sonra, analiz ve değerlendirmeler için temel bir kodlama planı geliştirilmiştir. Daha sonra girilen verilerin sınıflandırılması, tablolar haline getirilmesi, tanımlayıcı istatistiklerin hesaplanması ve verilerin yapısına uygun karşılaştırma testleri uygulanması aşamasına geçilmiştir. Sahadan elde edilen veriler, çizelge ve şekiller yardımıyla özetlenmiştir.

Geleneksel gıdaların hazırlanıp pazarlanması isteği yönünden iller arasında farklılık bulunup bulunmadığı test edilmiştir Verilerin normal dağılım yapısına uygun olanlarına ANOVA normal dağılıma uygunluk göstermeyenlerine ya da Kruskall-Wallis testleri uygulanmıştır.

Kadınların geleneksel gıdalar ve üretici örgütleri ile ilgili görüşleri altında yatan temel faktörlerin belirlenmesi amacıyla faktör analizi (Kalaycı ve ark., 2005; (Kleinbaum ve ark., 1998) yapılmış ve geleneksel gıda üretme olasılıklarını etkileyen faktörlerin analizi için logit modelden yararlanılmıştır.

İki değerli seçim modelleri, bireylerin karakterlerine bağlı olarak iki alternatif arasından seçim yapılmasını varsayar. Bireylerin davranışları ve yapacakları seçimler hakkında bilgiye sahip olunduğunda, onların örnek dışı seçimleri öngörecek bir denklem tahmin edilebilir. Bireylerin seçimlerle ilgili olasılık yapıları hakkında birçok varsayım yapmak mümkün olduğundan alternatif model spesifikasyonları ortaya çıkmaktadır (İşyar, 1994). Çalışmada Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren tarım işletmelerinde kadınların geleneksel gıda pazarlamasının olup olmaması ve bunu etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Doğrusal olasılık modelinde karşılaşılan sorunları çözmek üzere probit modeline alternatif olarak oluşturulan logit model, uygulamada daha cazip bulunmakta ve daha yaygın biçimde kullanılmaktadır. Oluşum süreci itibariyle probit modelle aynı olmasına karşılık, dayandığı birikimli dağılım fonksiyonu (BDF) itibariyle ondan ayrılmaktadır (Özer, 2004).

Tarım işletmelerinde kadının geleneksel gıda pazarlama olasılığı;

(1) Ya da

(2) İle gösterilir. Burada,

X kXk

i E Y X e

P

 

2 2

1 1

) 1 1 (

i Z

P e

  1

1

(13)

13 (3)

dir ve (2) nolu eşitlik (birikimli) lojistik dağılım fonksiyonu olarak bilinir. Zi - dan + a kadar olan aralıkta değişirken, Pi’nin 0 ile 1 arasında değerler aldığını ve Zi ile ilişkisinin doğrusal olmadığı bilinmektedir.

Kadınların geleneksel gıda pazarlama olasılığı Pi ise pazarlamama olasılığı (1- Pi) şu şekilde olur,

Zi

i e

P  

 1

1 1 (4)

Dolayısıyla şu yazılabilir,

i i i

Z Z Z

i

i e

e e P

P

 

 1

1

1 (5)

Bu durumda Pi / (1-Pi), kadının geleneksel gıda pazarlama olasılığının bahis oranıdır. Bu eşitliğin doğal logaritması alınırsa aşağıdaki sonuca ulaşılır;

i i i

i Z

P L P 

 

 

ln 1 (6)

k

kX

X

1 2 2 ....

Bahis oranının logaritması L, yalnız X’e göre değil, ana kütle katsayılarına göre de doğrusaldır. L’ye logit denir ve logit modeli (6) nolu eşitlikten gelmektedir (Gujarati, 1999). Modelde kullanılan değişkenler aşağıdaki eşitlikte ve aldıkları değerler Çizelge 2.2’de verilmektedir. Genel olarak saha çalışmalarında denekler net gelirlerini vermek istemezler. Bu nedenle ankette yer alan gelir sorusu dilimler şeklinde hazırlandığı için modeldeki gelir değişkeni de kesikli olarak ele alınacaktır.

Ln[Pi/(1-Pi)]= Yi= 0+ 1GELİR+ 2EĞİTİMKADIN+3EĞİTİMERKEK+ 4ARAZİ+

5BAHÇE+6HAYVAN+7KOOPERATİF+8TARDISFAAL.

Ln[Pi/(1-Pi)] olasılık oranı i. işletmedeki kadının geleneksel gıda pazarlama olasılığını göstermektedir.

Çizelge 2.2. Değişkenlerin Tanımları

Değişken Açıklama

GIDA 1 Geleneksel Gıda Pazarlayan

0 Pazarlamayan GELİR 1 Aylık gelir <1000 TL

2 1001-3000 TL 3 3001> TL

k k

i X X

Z 1 2 2

(14)

14

EĞİTİM 1 İlköğretim

KADIN 2

3 Lise

Yüksek öğrenim

EĞİTİM 1 İlköğretim

ERKEK 2

3 Lise

Yüksek öğrenim

ARAZİ 1 100 dekardan büyük

0 100 dekardan küçük

BAHÇE 1 İşletmede bahçe işleri var

0 yok

HAYVAN 1 İşletmede hayvancılık var

0 yok

KOOPERATİF 1 Kadın kooperatif ortağı 0 Ortak değil

TARIM DIŞI 1 Bulunuyor

FAALİYET 0 Bulunmuyor

Çok Boyutlu Ölçekleme:

Araştırmada kırsal alanda yaşayan kadınların gıda maddeleri satın alırken dikkat ettiği kriterler çok boyutlu örnekleme analizi ile belirlenmiştir. Çok boyutlu ölçekleme analizi (ÇBÖ), nesne ya da birimler arasında gözlemlenen benzerlikler ya da farklılıklardan oluşan uzaklık değerlerine dayalı olarak bu nesnelerin tek ya da çok boyutlu uzaydaki gösterimini elde etmeyi amaçlayan, böylece nesneler arasındaki ilişkilerin belirlenmesini sağlayan çok değişkenli bir istatistiksel analiz yöntemidir. ÇBÖ, kişisel tercihler, tutumlar, eğilimler, inançlar ve bekleyişler gibi davranışsal verilerin analizinde sıkça kullanılmaktadır (Oğuzlar, 2001). ÇBÖ, kümeleme analizi ve ayırma (discriminant) analizi gibi sınıflama ve gruplama analizlerinin içinde yer almaktadır (Tatlıdil 1996; Oğuzlar 2001). ÇBÖ metotlarının çoğu farklılıkların analiz edilmesi için geliştirilmiştir (Mead 1997). ÇBÖ’nin öncelikli amacına orijinal verilerin mümkün olduğunca az boyutlu bir koordinat sistemine yerleştirilmesidir (Johnson ve Wichern 1999). Böylece farklılıklar bir grafik ile görselleştirilmekte ve açıkça görülmektedir.

ÇBÖ, n adet nesne (birey–gözlem) ya da birim arasındaki p değişkene göre belirlenen uzaklıklara dayalı olarak nesnelerin k boyutlu ( k<p) bir uzayda gösterimini elde etmeyi amaçlayan ve böylece nesneler arasındaki ilişkileri belirlemeye yarayan bir yöntemdir. ÇBÖ analizinin genel amacı, mümkün olduğunca az boyutla, uzaklık değerlerini kullanarak, nesnelerin yapısını orijinal şekle yakın bir biçimde ortaya koymaktır (Özdamar 2004; Tatlıdil 1996; Aytaç ve Bayram 2001).

ÇBÖ analizi uzaklık matrislerinden yararlanarak çözüm yapmaktadır. Bu nedenle veri tipine göre uygun uzaklık matrislerini hesaplamak gerekmektedir (Doğan, 2003). Bu çalışmada Öklidyan (Euclidean) uzaklığı alınmıştır. Öklidyan uzaklığı, her

(15)

15 bir boyuttaki (değişken) farkın karesinin ve bu kareli farkların toplamının karekökünün alınmasıyla hesaplanan bir geometrik uzaklık ölçüsüdür.

Öklidyan Uzaklığı 𝑑 = √∑𝑛𝑖=1(𝑥𝑖− 𝑦𝑖)2

Uyumun veya uyum iyiliğinin bir ölçüsü olan Kruskal tarafından geliştirilen gerginlik (stress) ölçüsü, ÇBÖ analizinde geniş bir kullanıma sahiptir ve analiz sonucu elde edilen grafiksel düzenlemede kullanılan boyut sayısının uygun olup olmadığının belirlenmesinde önemli bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır (Filiz ve Çemrek 2005).

 

  

 

 

d

ij

d

ij

d

ij

stress 2

^ 2

𝑑̂ = i. ve j. bireyler arasındaki veri uzaklığı,

𝑑𝑖𝑗= i. ve j. bireyler arasındaki yapılandırma uzaklığı olarak yansıtılmaktadır (Doğan, 2003).

Stress oranı, ÇBÖ çözümünün uygunluğuna karar vermede bir kriter olarak kullanılmaktadır. Düşük bir stress değeri çözümün uygun olduğunu göstermektedir.

Yüksek bir değer ise kötü bir uyuma işarettir. Çizelge 2.3’de, Kruskal’ın stress değerinin yorumlanması için geliştirdiği çizelge verilmektedir (Wickelmaier 2003).

Çizelge 2.3. Stress Değerleri ve Uyumluluk Stress değeri

Stress değeri Uyumluluk

≥ 0,20 Uyumsuz gösterim 0,100 - < 0,200 Düşük uyum 0,050 - < 0,100 İyi uyum 0,025 - < 0,050 Mükemmel uyum 0,000 - < 0,025 Tam uyum

ÇBÖ gözlemsel uzaklıklar ile yapılandırma uzaklıklarının uyumluluğunu Sheppard diyagramı adı verilen bir grafikte göstererek değerlendirme imkânı sağlar.

Sheppard diyagramında, gözlenen uzaklıklar Y ekseninde ve fark (disparite) değerleri X ekseninde yer alacak biçimde bir dağılım (scatterplot) grafiği oluşturulur (Şahin ve ark. 2006).

3. ARAŞTIRMA SONUÇLARI

3.1. Demografik Yapı ve Gelir Durumu

Araştırmaya katılan kadınların demografik yapıları incelenmiş ve çoğunluğun(%91,3) 35 yaş üstü, ilköğretim düzeyinde (%91,2) eğitime sahip, evli (%91,2) ve az çocuklu (%62,8) oldukları görülmüştür (Çizelge 3.1).

Çalışmada kadınların eğitim durumu, medeni hali ve çocuk sayısı da ele alınmıştır. Bu konuda yapılan birçok çalışmada eğitimin işgücüne katılım oranı

(16)

16 üzerinde pozitif etkisi olduğu bulunmuştur (Psacharopoulosve Tzannatos, 1989;

Mammen ve Paxson, 2000; Vlasblomve Schippers, 2004; (Russell vd., 2009;

Karabıyık, 2012; Dayıoğlu ve Kırdar, 2010). Pakistan’da 1998-1999 döneminde evli ve eğitimli kadınlar üzerinde yapılan bir probit ve lojistik regresyon analizinde eğitim düzeyi yüksek olan kadınların işgücüne katılma oranlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur (Hafeez ve Ahmad, 2002; Er, 2012). Kadınların evli olup olmamalarının işgücüne katılım oranları üzerinde etkisinin halen geçerliliğini korumakta olduğu ve ülkemizde evli olan kadınların işgücüne daha az katıldığı bilinmektedir. Ayrıca evli olup çocuk sahibi olan kadınlar için annelik ve ev işlerindeki sorumluluklarda bir değişme olmadığından çalışmak oldukça zorlaşmaktadır (Mincer, 1984; Ercan vd., 2010).

Çizelge 3.1. Kadınların Demografik Yapısı ve Gelir Düzeyleri

Sayı % Sayı %

Yaş Grupları Aylık Hane Geliri

-35 28 8,7 1000 TL’den az 129 40,0

36-50 154 47,6 1001-3000 TL 182 56,3

51+ 141 43,7 3001 TL ve üstü 12 3,7

Eğitim Grupları Meslek

İlköğretim ve altı 291 91,2 Ev Hanımı 276 85,4

Lise 25 7.8 Çiftçi 3 1,0

Üniversite ve üstü 3 1,0 Diğer 44 13,6

Medeni Durum Eşinin Mesleği

Evli 291 91,2 Çiftçi 194 60,0

Bekâr 10 3,1 Diğer 129 40,0

Boşanmış ya da Dul 18 5,7

Aile Büyüklüğü Çocuk Sayısı

2 ve altı 39 12,0 Yok 15 4,6

3-5 233 72,1 1-2 188 58,2

5+ 51 15,9 3+ 120 37,2

Kadınlar daha çok kendilerini ev hanımı (85,4) olarak tanımlamakta, çiftçiliği (%1,0) meslek olarak kabul etmemektedirler. Çiftçiliği genellikle (%60) eşlerinin mesleği olarak belirtmektedirler. Diğer meslekleri yapan kadınlar ise aşçı, bankacı, hastabakıcı, pazarcı, işçi, terzi ve hayvancılık yapmaktadır.

Kırsal alanda kadın girişimciliği konusunda 12 ilde yapılan bir çalışmada girişimci kadınların %39,3’ünün yaptıkları işi girişimcilik olarak nitelendirdikleri,

%34,6’sının ise girişimciliğin ne olduğunu bilmedikleri tespit edilmiştir (Soysal 2013).

Bu duruma kırsalda özellikle kadınların eğitim düzeyinin düşük olması önemli bir etkendir. Girişimcilikte önemli bir yere sahip olan eğitim seviyesine bakıldığında eğitim seviyelerinin düşük olması kırsal kadınların daha aktif şekilde çalışmalarına engel teşkil etmektedir (Sönmez ve Kızılaslan 2013).

(17)

17 Eşlerinin meslekleri arasında çiftçilik dışında aşçı, bakkal, balıkçı, emekli, esnaf, fırıncı, işçi, kahveci, memur, öğretmen, pazarcı, serbest meslek sahibi, şoför, tamirci, terzi, usta ve ziraat mühendisi bulunmaktadır.

Aylık gelirleri incelendiğinde %40’ı 1.000 TL’de az gelire sahip olduklarını,

%56,3’ü ise 1.000-3.000 TL arasında gelir elde ettiklerini belirtmişlerdir.

Ankete katılan kadınların %83,3’ü köyde sürekli yaşamaktadır (Şekil 3.1).

Arazi büyüklükleri incelendiğinde yine büyük çoğunluğun (%67,2) 100 da ve altı araziye sahip oldukları, %21,1’inin de 100-200 da arası araziye sahip oldukları görülmüştür (Şekil 3.2).

[] 83,3%

[]

16,7%

Şekil 3.1. Köyde Sürekli Yaşayıp Yaşamadığı

(18)

18 Ankete katılan kadınların %83,6’sı sadece kendi arazilerini işlemektedir (Şekil 3.3).

Kendi arazisinin dışında arazi işleyenlerin % 7,5’u kendi arazisinin iki katı, % 10’u iki katından fazla, %73,5’i iki katından az, %10’u üç katı yer işlemektedirler.

100 da ve altı 101-200 da 201-500 da 501-2000 da 2001da ve üstü

% []

% []

% []

% [] %[]

Şekil 3.2. Kadınların Sahip Olduğu Arazi Varlığı

% []

% []

Şekil 3.3. Arazi İşleme Durumu

Kendi arazisini işleyenler Kendi Arazisini İşlemeyenler

(19)

19 Kadınların kırsal alanda işgücüne katkısı incelendiğinde %74,3’ünün aile işgücü olarak, %10,2’sinin ücretli veya yevmiyeli tarım işçisi ve sadece %1,2’sinin kendi hesabına çalışan veya işveren konumunda olduğu görülmektedir (Şekil 3.4).

Şekil 3.4. Kadınların Kırsal Alanda İşgücüne Katkısı

Türkiye’de işgücüne katılım oranı %50,5 olup, bu oran kırsal alanda %53,6’dır.

2013 yılı TÜİK hane halkı işgücü anketi sonuçlarına göre, kırsal alanda işgücüne katılanların %50,6’sını kadınlar oluşturmaktadır (TÜİK, 2014).

2013 yılı verilerine göre tarımsal faaliyette ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınların oranı %80,6’dır. Kırsal alanda, işteki durumuna göre tarımda faaliyet gösteren ve esas işlerinden dolayı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmayan kadınların ise %90,6'sı sosyal güvenceden yoksundur (TÜİK, 2014).

3.2. Geleneksel Ürünlerin Üretimi

[] %74,3 [] % 10,2

[] % 1,2

(20)

20 Üretimin hemen her aşamasında aktif olarak yer alan kadınlar, aynı zamanda evde gıda üretimi yapmakta ve gıda maddeleri satın alımında da belirleyici rol oynamaktadır (Uzunöz vd., 2008).

Çizelge 3.2. Geleneksel Ürünlerle İlgili Bilgisi ve Üretim Yapma Durumu Geleneksel Ürün

Yapımını Bilme Oranı(%)

Üretimi (%) Hiç Üretmiyor 10kg ve daha

az

10 kg’dan fazla

Pekmez 57,0 81,6 5,2 13,2

Tereyağı 54,8 83,2 13,2 3,6

Peynir 60,7 72,6 8,9 18,5

Bulama 30,0 88,3 5,2 6,5

Tarhana 91,6 21,8 35,9 42,3

Kesme 86,7 24,2 37,9 37,9

Kuskus 73,7 46,7 26,5 26,8

Bulgur 19,2 92,6 2,8 4,6

Salça 86,1 25,4 18,3 56,3

Kadınlar geleneksel ürünlerden sırasıyla en fazla tarhana, kesme, salça, kuskus, peynir, pekmez, tereyağı, bulama ve bulguru bilmektedirler. Bunlardan en fazla üretilenler sırasıyla salça, tarhana, kesme, kuskus, peynirdir. Bulgur, bulama, tereyağı ve pekmez ise evlerde artık hemen hemen hiç üretilmemektedir (Çizelge 3.2).

Geleneksel gıdaları üretenlere bu üretimi ne için yaptıkları sorulmuş ve kadınların

%83,9 gibi büyük bir oranı sadece kendi tüketimleri için yaptıklarını, %3,2’lik bir oranı ise pazarlamak için üretim yaptıklarını belirtmişlerdir (Şekil 3.5).

Sadece Kendi Tüketimi İçin []%

Pazarlamak İçin []

Her İkisi Birden []%

Şekil 3.5. Kadınların Geleneksel Gıda Üretimi Yapma Nedenleri

(21)

21 Geleneksel gıda üretimini sadece kendi tüketimi için yapanların %35,2’si üretim kapasitesinin düşük olduğunu, %10,0’u satacak pazarının olmamasını, %21,5’i talep bulamadığını belirtmişlerdir.

Geleneksel gıda üretimini ticari amaçla yapanların %37,3’ü 2-5 yıl arasında,

%33,9’u 11 yıl ve üstünde geleneksel gıda üretip satmaktadırlar.

Geleneksel gıda üretimine nasıl başladıkları sorulduğunda %72,8’i aileden gelen alışkanlıkla, %18’5’i de komşulardan ve diğerlerinden görerek başladıklarını belirtmişlerdir.

Asıl geçim kaynaklarının geleneksel gıda olmadığını belirtenler %93,5’tir.

Geçimini geleneksel gıda üretiminden sağlamayanlara asıl geçim kaynakları sorulmuş ve %59, 3’ü çiftçilik, %8,5’i esnaflık olarak belirtmiştir.

Toplam aile gelirinin yarıdan fazlasını bitkisel üretimden sağlayanların oranı

%62,4, hayvancılıktan sağlayanların oranı % 32,9, geleneksel gıdalardan sağlayanların oranı ise %10,8’dir.

3.3. Kadının Kırsal Alandaki Rolü

Ankete katılan kadınların %73,8’i kendilerine ait bir gelirlerinin olmadığını,

%84,5’i de kendilerine ait bir ek gelirlerinin olmasını istediklerini belirtmişlerdir. Ek gelir elde etmek için yapabilecekleri işler sorulduğunda kadınlar en fazla %74,6 oranında geleneksel ürün üretmek istediklerini belirtmişlerdir (Şekil 3.6)

Kentsel ve kırsal bölgelerdeki eğitim ve istihdam yapısındaki farklılık gelirin yüksekliği ve dağılımına etki etmektedir. Kadınların ortalama gelirlerine mevsimsel işler ve kısmı zamanlı çalışmanın payı da etkili olmaktadır. Çünkü kadınlar özellikle kısmı zamanlı işlerde erkeklere göre net bir şekilde daha yüksek ölçüde ilgilidirler (Anonim 2016).

(22)

22 Geleneksel ürünlerin üretiminde %76,6 oranında, pazarlanmasında ise %63,4 oranında daha çok kadınların çalıştığını belirtmişlerdir. Türkiye genelinde yapılan bir çalışmada ise kadınların ürünlerin pazarlanmasına katılımında ayrılan zaman açısından önemli bulunmuştur. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde kadınların yerel pazarlarda kümes hayvanları, süt ürünleri, bazı sebze ve meyveleri sattıklarını belirtmişlerdir. Ev içi tüketim için hazırlanan yoğurt, peynir, yağ gibi süt ürünleri ile kurutulmuş sebze ve meyve, reçel vb ürünleri de zaman zaman kadınlarca pazarlandığı belirlenmiştir. Bu ürünlerin köy içi satışlarda da kadınlar görev almaktadır.

Kadınların tarımsal faaliyetleri içinde pazarlama faaliyeti ise %6,6 paya sahiptir (Dölekoğlu vd 2007).

İşviçre’de yapılan bir çalışmada da kadınların en çok %42 ile doğrudan pazarlama ile ilgili oldukları belirtilmiştir. Bu çalışmada ayrıca, genç kadınların işletmede daha sıklıkla yalnız sorumluluk aldıkları tespit edilmiştir (Anonim 2012).

[] 74,6%

[]

10,8%

[]

1,6 %

Hayvancılık

2,5% Diğer

10,5%

Şekil 3.6. Kadınların Ek Gelir Elde Etmek İçin Yapabilecekleri İşler

(23)

23 Kadınlar geleneksel ürün üretiminde gerekli olan malzemeyi daha çok kendi işletmesinden (%64,6) sağlamaktadır (Şekil 3.7). Üretilen ürünler işletmeye gelen alıcılara toptan ya da perakende (%17,7), kooperatife (%15,7) ya da yerel pazarlarda kendileri (%19,3) tarafından satılmaktadır. Satış işlemini kadınlar kendileri (%44,3) ve eşleri (%35,4) yapmaktadırlar. Kadınların %65’i geleneksel gıdaların hazırlanmasının yıllık olarak yaklaşık 10 gün ile bir ay arasında zamanlarını aldıklarını bildirmişlerdir.

Yapılan bir başka çalışmaya göre de girişimci kadınların % 34,3’ünün bulunduğu köyde, %25,4’ünün ise tanıdıkları aracılığı ile ürünlerini sattıkları belirlenmiştir (Soysal 2013). Geleneksel ürünlerden iyi bir gelir elde edilebilmesi durumunda sürdürmek isteyenlerin oranı ise %71,2’dir.

[]

64,6%

[]

31,0%

Diğer Kaynaklardan

4,4%

Şekil 3.7. Kadınların Geleneksel Ürün Üretiminde Gerekli Olan Malzemeleri Sağladığı Yerler

(24)

24 Ankete katılan kadınlara geleneksel ürünleri tüketme nedenleri sorulmuş ve önem derecesini 1’den 5’e(1= Çok az, 2= Az, 3= Orta, 4= Fazla, 5= Çok fazla) kadar sıralamaları istenmiştir. Genellikle 4’e yakın ve 4 üstü işaretlenmiş yani tüketilme nedenlerini fazla önemli ve çok fazla önemli olarak belirtmişlerdir. Geleneksel ürünlerin tüketilme nedenleri arasında doğal olması, sağlıklı olması ve damak tadına uygunluk en önemli nedenler olarak belirtilmiştir (Şekil 3.8).

Şekil 3.8. Geleneksel Ürünlerin Tüketilme Nedenleri Az Önemli Orta Önemli Çok Önemli

(25)

25 Geleneksel ürünlerin ekonomiye katkısını etkileyen unsurlar açısından ise Şekil 3.9 ‘da belirtilen unsurlardan yeterli işgücünün olmaması dışındaki tüm unsurlar orta düzeyde önemli bulunmuştur. Yeterli işgücünün olmaması ise beklentilere uygun olarak daha az önemli bulunmuştur (Şekil 3.9).

Şekil 3.9.Geleneksel Ürünlerin Ekonomiye Katkısını Etkileyen Unsurlar Az Önemli Orta Önemli Çok Önemli

(26)

26 Şekil 3.10. Geleneksel Ürünlerin Hazırlanmasında Önemli Olan Unsurlar

Geleneksel ürünlerin hazırlanmasında önemli olan unsurların tümü fazla düzeyde önemli bulunmuş, bunlar içinde el marifeti ve kişisel temizlik en önemlileri olarak belirtilmiştir (Şekil 3.10).

Az Önemli Orta Önemli Çok Önemli

(27)

27 3.4. Kadınların Örgütlenme Hakkındaki Düşünceleri

Çalışma kapsamında kendileriyle görüşülen kadınların neredeyse tamamı (%98,5) daha önce işbirliği, dayanışma amaçlı bir çalışmaya katıldığını belirtmiştir (Şekil 3.11).

Kadınlara üretici örgütlerinin tanınırlığı ve faaliyetlerden memuriyet düzeyleri sorulduğunda yüksek bir tanınırlık oranına karşın ortak/üye olma düzeyinin oldukça düşük olduğu görülmektedir. Tarım satış kooperatifleri dışında diğer örgütlere üye olanların tamamı memnun olduklarını belirtmişler, tarım kredi kooperatifi faaliyetlerinden memnuniyet düzeyi ise ortak olanların oranından yüksektir. Buna, aile içinde diğer bireylerin üyeliği nedeniyle ortaya çıkan memnuniyetin etkili olduğu düşünülmektedir. Kadınların en düşük oranda ortak oldukları örgütler ise tarımsal kalkınma kooperatifleri ile ziraat odasıdır (Çizelge 3.3).

Çizelge3.3. Kadınlar Arasında Üretici Örgütlerinin Tanınırlık ve Memnuniyet Düzeyleri (%)

Üretici örgütü Tanınırlık Ortak/Üye Hizmetlerinden Memnunluk

Dernek veya vakıf 97,3 2,7 2,7

Kooperatif 97,3 2,2 2,2

Tarım Kredi Kooperatifi 97,7 1,7 2,3

Tarım Satış Kooperatifi 98,8 1,8 1,2

Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 97,1 1,0 1,0

Pancar Kooperatifi 98,2 1,8 1,8

Sulama Kooperatifi 95,2 4,8 4,8

Tarımsal Üretici ya da Hizmet Birliği 93,3 6,7 6,7

Ziraat Odası 97,9 1,0 1,0

[] 98,5%

[]

1,5%

Şekil 3.11. Daha Önce İşbirliği, Dayanışma Amaçlı Bir Çalışmaya Katılıp Katılmadığı

(28)

28 Avusturya’da yapılan bir çalışmada ise Avusturya ziraat odasında Avusturyalı kadın çiftçiler derneğinin 1972 yılında kurulduğu ve yaklaşık 190 bin üyesi ile Avusturya’nın en büyük kadın çiftçi organizasyonu olduğu belirtilmekte ve ziraat odasında genel kurulda kadınların temsili /payı bölgelere göre %7 ile %23 arasında değişmektedir (Anonim 2016).

Geleneksel gıdaların üretimi ile ilgili olarak herhangi bir örgüte katılma isteği ise

%51,8 oranında ortaya çıkarken kararsızların oranı %24,6 ile oldukça yüksektir (Şekil 3.12).

Evet Kararsız Hayır

51,8%

24,6% 23,6%

Şekil 3.12.Geleneksel Gıdaların Üretimi ile İlgili Herhangibir Örgüte Ortak Olma ya da Katılma İsteği

(29)

29 Şekil 3.13. Geleneksel gıdaların üretimi ile ilgili olarak kurulacak bir örgütün hangi konularda etkili olacağına dair inançları

Kadınların geleneksel gıdaların üretimi ile ilgili olarak kurulacak bir örgütün hangi konularda etkili olacağına dair inançları ise oldukça düşük düzeyde önemli bulunmuştur Şekil 3.13).

Az Önemli Çok Önemli

Fazla Orta Önemli

(30)

30 Ekonomik amaçlı kurulacak bir örgütte aktif olarak yer almak istemeyen kadınlar

%60 oranında olup, bunun için çeşitli nedenler ileri sürmüşlerdir (Şekil 3.14).

Bunlar; eşinin ya da ailenin izin vermemesi (%7,4), yeterli eğitim ve bilgisinin olmaması (%2,7), çevre baskısı (%2,0), güvensizlik (%0,6), sağlık sorunları (%12,9) ve ihtiyaç hissetmemesi (%10,4) gibi nedenlerdir.

[] 40,0%

[]

60,0%

Şekil 3.14. Kadınların Ekonomik Amaçlı Kurulacak Bir Örgütte Aktif Yer Alma İsteği

(31)

31 Ekonomik amaçlı kurulacak bir örgütte aktif olarak yer almak isteyen kadınlar ise daha çok pazarlama, hizmet faaliyetlerinde (%63,6) ve sosyal faaliyetlerde (%27,9) aktif yer almak istemektedirler.

3.5. Kadınların Geleneksel Gıda Ürünleri Üreterek Pazarlama İsteklerinin Olasılığının Logit Model İle Belirlenmesi

Çalışmada kırsal alanda yaşayan kadınların geleneksel gıda ürünleri üreterek pazarlama isteklerinin olasılığını bulmak üzere logit model tahmin edilmiştir. Modelde gelir ve eğitim seviyesi kategorik değişkenler olarak kullanılırken, aktif olarak çalışma isteği, gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olma, kendine ait gelir elde etme isteği, yaş ve ailenin sahip olduğu arazinin 100 dekardan büyük olma durumu gibi değişkenler açıklayıcı değişkenler olarak kullanılmıştır.

Model sonuçlarına göre gelir düzeyi, aktif çalışma isteği, gıda güvenliği hakkında bilgi sahibi olma, kendine ait gelir elde etme isteği değişkenleri istatistiki olarak anlamlı bulurken diğer bağımsız değişkenler anlamsız bulunmuştur. Eğitim değişkenin anlamsız çıkması altındaki nedenin deneklerin büyük çoğunluğunun belirli eğitim seviyesine sahip olmaması olduğu düşünülmektedir. Ayrıca yaş değişkeni anlamlı çıkmamasına rağmen negatif işarete sahip olduğu için yaş artışı ile birlikte geleneksel gıda pazarlama isteğinin düştüğü söylenebilir. Aynı şekilde aileye ait arazi büyüklüğü 100 dekarın üzerinde ise geleneksel gıda ürünleri pazarlama isteğinin düştüğü söylenebilir. Gelir düzeyi arttığında kadınların geleneksel gıda ürünü pazarlama isteğinin azaldığı görülmektedir. Gelir1 düzeyindeki kadınların pazarlama istekleri 7,09 kat (1/0,141=7,09) fazla iken bir üst gelir seviyesini ifade eden Gelir 2 düzeyindeki kadınların pazarlama isteği 3,34 kattır. Kendine ait bir gelirinin olmasını isteyen kadınların geleneksel ürün pazarlama istekleri diğerlerine göre 8,472 kat daha

[] 63,6%

[]

27,9%

[]

2,1% []

4,6%

Şekil 3.15. Kadınların Ekonomik Amaçlı Kurulacak Bir Örgütte Hangi Alanlarda Aktif Çalışmak İstediği

Referanslar

Benzer Belgeler

Sabah­ leyin Stockholmden ayrılarak akşama doğruca îstanbula varmak şarkın füsununu bana daha çok hissettiriyordu.. Gerçi Türkiyeye gelmeden evvel mesud

Bu sebeple bu çalışmada 1980 sonrası İslamcı dergilerde kadın ve kadının çalışma hayatı Kadın Kimliği dergisi örneğinde ele alınmış, Kadın Kimliği dergisinin

Ayrıca bu toplumsal cinsiyet kavramı içerisinde kadın erkek ve çocukların ailede hangi konularda söz sahibi olduklarının ve buna bağlı olarak da yoksulluktan

Given the obser- vation that a single class with the highest probability is not sufficient to model image content in an unconstrained data set with a large number of

Fakat gebelerde normal ratlara göre GSH seviyesi yüksek olup, gebelerde Aroclor 1254 ile eş zamanlı uygulanan vitamin E’nin de GSH seviyesinde artışa neden olduğu

Elde edilen verilerle ġekil 7.11.‟ de 2 karbon 1 cam örme kumaĢ dizilimine sahip kompozit malzemenin çubuk ve sıra yönündeki maksimum kayma uzaması değerinin sıklık ile olan

In the present study, biofilm formation abilities of food borne Salmonella isolates belonging to four different serovars (Infantis, Enteritidis, Kentucky and Telaviv)

Osteokalsin düzeyleri osteoporotik olgularda kontrol gru- buna göre anlaml› derecede yüksek olarak tespit edildi (p&lt;0,01)... Osteoporotik grubun CTX de¤erleri osteopenik grup