• Sonuç bulunamadı

Macarların kökeni ve Doğu Roma İmparatorluğu ile ilişkileri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Macarların kökeni ve Doğu Roma İmparatorluğu ile ilişkileri"

Copied!
128
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ

SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

TARĠH ANABĠLĠM DALI

TARĠH BĠLĠM DALI

MACARLARIN KÖKENĠ VE DOĞU ROMA

ĠMPARATORLUĞU ĠLE ĠLĠġKĠLERĠ

Hatice Nur FĠLĠKCĠ

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

DanıĢman

Dr. Öğr. Üyesi Sefer SOLMAZ

(2)

T. C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Bilimsel Etik Sayfası

Öğ

renci

ni

n

Adı Soyadı Hatice Nur FİLİKCİ

Numarası 134202001006

Ana Bilim / Bilim

Dalı Tarih / Tarih

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı Macarların Kökeni ve Doğu Roma İmparatorluğu ile İlişkileri

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranıĢ ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalıĢmada baĢkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

Hatice Nur FĠLĠKCĠ

(3)

T. C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Yüksek Lisans Tezi Kabul Formu

Öğ

renci

ni

n

Adı Soyadı Hatice Nur FİLİKCİ

Numarası 134202001006

Ana Bilim / Bilim

Dalı Tarih / Tarih

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Sefer SOLMAZ

Tezin Adı Macarların Kökeni ve Doğu Roma İmparatorluğu ile İlişkileri

Yukarıda adı geçen öğrenci tarafından hazırlanan Macarların Doğu Roma Ġmparatorluğu Ġle ĠliĢkileri baĢlıklı bu çalıĢma 22/08/2019 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile baĢarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiĢtir.

Ünvanı, Adı Soyadı DanıĢman ve Üyeler Ġmza Dr. Öğretim Üyesi

Sefer SOLMAZ DanıĢman

Prof. Dr. Mehmet Ali

HACIGÖKMEN Üye

Prof. Dr.

(4)

ÖN SÖZ

Binlerce yıllık tarihleri süresince devamlı surette bir devinim halinde olan, gerek yaĢam stilleri gerekse kültürel hayatları neticesinde; bazen bir arada yaĢayıp, bazen de diğer kabilelerden ayrı bir yaĢam sürdüren Macarlar, Hristiyanlık öncesi dönemde büyük devletlerin kurulumu ile bir araya toplanmıĢ, yıkılması da dağılmalarına ve göç etmelerine sebep olmuĢtur. Macarların bu devinimi dolayısıyla tarihleri ve menĢeleri meselesi halen merak uyandıran bir konu olarak, birçok araĢtırmacı gibi bizim de dikkatimizi çekmiĢtir.

Macarlar ve Macaristan‟ın, bilhassa dünya üzerindeki birçok devletin ve milletin literatüründe Hungar-Hungarian, Ungar-Ungaria, olarak adlandırılması, Hunlarla özellikle de Avrupa Hun Devleti hükümdarı Attila ile özdeĢleĢtirilmesi, Macarların kökeni hususundaki konunun önemini bir kat daha artırmaktadır.

Bir diğer husus da Macarların Karpat Havzası‟nı yurt tutmaları sonrası, hızla güçlenip Ġstanbul merkezli Doğu Roma Ġmparatorluğu‟nun rakibi konumuna gelmeleridir. Yurt tutmaları sonrası Hristiyanlığın Katolik mezhebini kabul eden Macarların, Papalığa bağlı olması da, Doğu Roma Ġmparatorluğu ile olan rekabeti, bir kat daha artırmıĢtır.

Hristiyanlığı yeni benimseyen ve bu dine var gücüyle hizmet etmek isteyen Macar kralları ile Roma Ġmparatorluğunun yegâne varisi Doğu Roma imparatorları arasındaki bu rekabet ortamı; Hristiyan Avrupa‟yı bitmek bilmeyen mücadelelere sürüklemiĢtir. Kökeni, mezhep çatıĢması olan bu ayrılıklar ve bu ayrımın savaĢlarla sonuçlanması, Avrupa‟yı bir birlikten yoksun bırakmıĢ ve güçten düĢürmüĢtür. Macarlar, bu birliği sağlamak ve Hristiyanlığı tek bayrak altında toplamak idealiyle hareket etmiĢ ve daimi surette bu amaca hizmet etmiĢtir. Bu bağlamda birçok Avrupa kralı gibi Macarlar kralları da, Doğu Roma Ġmparatorluğunu, Hristiyan birliğinin oluĢması yönündeki en büyük engel kabul etmiĢtir. ĠĢte Macarların Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri, bu ortam içerisinde gerçekleĢmiĢ ve bu iliĢkilerin Katolik Batı Avrupa‟ya, Ortodoks Doğu Avrupa‟ya ve Haçlı Seferleri dolayısıyla Müslüman dünyaya birtakım siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal etkileri olmuĢtur. ÇalıĢmamızda bu etkileri saptamaya, değerlendirmeye ve bir sonuca ulaĢtırmaya çalıĢılacaktır.

Bu kapsamda ilk hareket noktamız, Macar tarih yazıcılığı olmuĢtur. Ancak Macar tarih yazıcılığı XIII. yüzyıl gibi geç bir dönemde baĢlamıĢtır. Bu tarihten itibaren hazırlanan Macar kroniklerinin, günümüz Macar araĢtırmacıları tarafından bilimsellikten yoksun addedilmesi ve gerçekten hayalî birtakım verilerin yer alıyor olması en önemli sorundur ki bu da çalıĢmamızda yer alacak kaynakların sadece Macar değil, Macarlardan söz eden baĢka kaynakların olması gerekliliğine yol açmıĢtır. Bu kapsamda elde ettiğimiz ve incelediğimiz çeĢitli ve dağınık birtakım kaynaklarda; Macarlara ve Macarların faaliyetlerine, o kaynağın yazarının inisiyatifi ve kurulan münasebetin süresi ölçüsünde değinilmesi de yine kaynak yetersizliği

(5)

konusunda bizi baĢa döndürmüĢtür. Bu sebeple mevcut verilerin azlığı, bizi bu verilere ek olarak araĢtırma eserlere yönlendirmiĢtir. Ancak Macar araĢtırmacılarının Macar tarihini aydınlatmak hususundaki taraflılığı ve objektiflikten yoksunluğu, çalıĢmamızın hazırlanmasını bir hayli zorlaĢtırmıĢtır. Bu kapsamda ilerleyen bu çalıĢmada, elde edilen veriler, tek tek incelenmiĢ ve bütün yönleriyle değerlendirilip bir sonuca ulaĢtırılarak ortaya konulmaya çalıĢılmıĢtır.

Bu çalıĢma iki bölümden oluĢmaktadır.

Birinci bölümde, Macar Adı ile MenĢei Meselesi ve Macarlığın OluĢum Süreci ele alınmıĢ ve konu hakkındaki görüĢler, bütün yönleriyle incelenmiĢtir.

Ġkinci Bölümde Macarların göçü ve Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri incelenmiĢ, bu kapsamda münasebet kurulan diğer Türk devletleri ve toplulukları ile yer yer Katolik Roma Papalığı hakkında da bilgilere yer verilerek konu, bütün detaylarıyla ortaya konulmaya çalıĢılmıĢtır.

Beni bu konuyu araĢtırmaya teĢvik eden ve çalıĢmamın hazırlanması sırasında desteğini, sabrını ve özverisini bir an olsun eksik etmeyen değerli danıĢmanım Dr. Öğr. Üyesi Sefer SOLMAZ‟a teĢekkürü bir borç bilirim. Ayrıca çalıĢmamı yürütürken yardım, tavsiye ve desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Mustafa DEMĠRCĠ ve Prof. Dr. Mehmet Ali HACIGÖKMEN, Prof. Dr. Kemal ÖZCAN ile Dr. Öğretim Üyesi Zehra ODABAġI hocalarıma da müteĢekkir olduğumu belirtmek isterim. Ayrıca öğrenim hayatım boyunca benden maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen annem Cennet FĠLĠKCĠ‟ye ve babam Ali FĠLĠKCĠ‟ye sonsuz teĢekkür ederim.

KONYA 2019 Hatice Nur FĠLĠKCĠ

(6)

T. C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Öğ

renci

ni

n

Adı Soyadı Hatice Nur FİLİKCİ

Numarası 134202001006

Ana Bilim / Bilim

Dalı Tarih / Tarih

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Sefer SOLMAZ

Tezin Adı Macarların Kökeni ve Doğu Roma İmparatorluğu ile İlişkileri

ÖZET

Urallı kavimlerden biri olarak, Fin-Ugor Birliği içerisinde, Asya‟da ortaya çıkan Macarların, Avrupa coğrafyasına göçü ve burada Doğu Roma Ġmparatorluğu ile münasebet kurması; hem Türk hem Avrupa hem de dünya tarihi açısından büyük öneme sahiptir. Bu sebeplerden en önemlisi hiç Ģüphesiz Macarların, Avrupa‟da, Karpat Havzası‟nı yurt edinmesidir. Çünkü bu coğrafya; Macarların gerek Avrupa krallıklarına gerek Papalığa ve gerekse Doğu Roma Ġmparatorluğu‟na yaklaĢmasını sağlayan önemli bir konumdadır. Macarlar bu coğrafyada Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimsemiĢtir. Bunun sonucunda Avrupa ve Avrupa kültürüyle olan bağlantılarını güçlendirip AvrupalılaĢan Macarların kökeni ile ilgili daha sonra birçok sav ortaya atılmıĢtır. Bunlardan Fin-Ugor kökenlilik ön plana çıkmıĢtır. Ancak gerek dil ile kültürleri gerek sosyal hayatları ve gerekse tarihleri, Macarların Türk kökenli olduğunu ortaya koymaktadır. Onların, Katolik mezhebini kabul etmesinin bir diğer sonucu olarak, imparatorluk bürokrasisi kaygılanmıĢ ve harekete geçmiĢtir. Bu durum, Doğu Roma‟nın, Macarlar üzerinde büyük bir misyonerlik faaliyeti baĢlatmasına sebep olmuĢtur. Böylece Macarlar da, Hristiyan olan diğer

(7)

kavimler gibi, Roma merkezli Katolik Papalıkla, Ġstanbul merkezli Ortodoks Patriklik arasındaki rekabetin, odak noktası haline gelmiĢtir. Macarlar, yeni yurt edindikleri Karpat Havzası‟nda yürüttükleri siyasi, askerî ve ekonomik faaliyetlerle, kısa sürede güçlenmiĢtir. Macarların hızla güçlenmesi ve aynı zamanda Katolik mezhebini kabul etmeleri; onları, Ortodoks Doğu Roma Ġmparatorluğu‟nun en büyük rakibi konumuna getirmiĢtir.

Anahtar Kelimeler: Macarların Kökeni, Doğu Roma İmparatorluğu, Papalık, Ortodoksluk, Katoliklik, Fin-Ugor, Karpat Havzası.

(8)

T. C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Öğ renci ni n

Adı Soyadı Hatice Nur FİLİKCİ

Numarası 134202001006

Ana Bilim / Bilim

Dalı Tarih / Tarih

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Sefer SOLMAZ

Tezin İngilizce Adı The Origin of Hungarians and Relations with Eastern Roman Empire

SUMMARY

As one of the Uralian tribes, the migration of Hungarians who emerged in Asia within the Finno-Ugric union to European geography and establishing relations with the Eastern Roman Empire is of great importance for both Turkish and European and worl history. The most important of these reasons is undoubtedly that the Hungarians to settle in the Carpathian Basin in Europe. Because this geography; it is in an important position that allows the Hungarians to approach both the European kingdoms, the Papacy and the Eastern Roman Empire. The Hungarians adopted the Catholic sect of Christianity in this geography. As a result, many arguments have been put forward about the origin of Hungarians who have strengthened their connections to Europe and European culture.of these, Finno-Ugric origin came to the forefront. However, both their religions and cultures, their social life and their history reveal that the Hungarians are of Turkish origin. Another result of their acceptance of the Catholic sect the imperial establishment was concerned and took action. This status, Eastern Rome to start a major missionary activity on the

(9)

Hungarians. This, the Hungarians became the focal point of the rivalry between the Roman based Catholic Papacy and the Ġstanbul-based Orthodox Patriarchate, as did the other Christian tribes. The Hungarians were soon strengthened by their political, military and economic activities in the Carpathian Basin. The rapid strengthening of the Hungarians as well as the acceptance of the Catholic sect; it made them the greatest rival of the Eastern Roman Empire.

Keywords: The Origin of Hungarians, The Eastern Roman Empire, The Papacy, Orthodox, Catholic, The Finno-Ugric, Carpathian Basin.

(10)

KISALTMALAR

age. adı geçen eser agm. adı geçen makale agt. adı geçen tez

bk. bakınız

C. Cilt

çev. çeviren

Der. Derleyen

DĠA Diyanet Ġslam Ansiklopedisi DTCF Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Ed. Editör/ Editörler

GTT Genel Türk Tarihi haz. hazırlayan ĠÖ. Hz. Ġsa‟dan önce ĠS. Hz. Ġsa‟dan sonra s. sayfa S. Sayı mad. maddesi mlf. müellif

NWSA New Horizons in Science

os. old style

pub. publisher

TDK Türk Dil Kurumu

TDA Türk Dünyası AraĢtırmaları TTK Türk Tarih Kurumu

Vol. Volume

(11)

ĠÇĠNDEKĠLER

Bilimsel Etik Sayfası ... i

Tez Kabul Formu ... ii

Ön Söz ... iii

Özet ... v

Summary ... vii

Kısaltmalar ...ix

GĠRĠġ ………..……… 1

I. KONUNUN ÖNEMĠ VE SINIRLANDIRILMASI ... 1

II. ARAġTIRMADA TAKĠP EDĠLEN TEKNĠK VE METOTLAR ... 2

III. KAYNAKLAR VE ARAġTIRMALAR... 2

A. KAYNAKLAR ... 2

B. ARAġTIRMALAR ... 3

1. Kitaplar ... 3

2. Makaleler ... 7

IV. MACARLAR GELĠNCEYE KADAR AVRUPA VE BALKANLARIN SĠYASĠ, SOSYAL VE KÜLTÜREL DURUMU ... 8

A. ĠÖ. 4.000 - ĠÖ. V. Yüzyıl Arası Dönem ... 8

B. ĠÖ: V. Yüzyıl - ĠÖ. I. Yüzyıl Arası Dönem ... 10

C. ĠÖ. I - ĠS. IV. Yüzyıl Arası Dönem ... 12

D. Roma Ġmparatorluğu‟nun Ġkiye Ayrılması ... 14

(12)

BĠRĠNCĠ BÖLÜM

MACAR ADI ĠLE MENġEĠ MESELESĠ VE MACARLIĞIN OLUġUM SÜRECĠ

I. MACAR ADI VE ANLAMI ... 26

A. Macar Adı ve Anlamı ile Ġlgili GörüĢler ... 26

1. Hungarian, Hungaros Kelimesinden NeĢet Ettiği GörüĢü ... 26

2. Wnntr, Vanandar ya da Valandariyye‟den NeĢet Edip Magyar‟a DönüĢtüğü GörüĢü ... 28

II. MACARLARIN MENġEĠ MESELESĠ ... 32

A. Macarların MenĢei ile Ġlgili GörüĢler ... 33

1. Lap Kökenli Oldukları GörüĢü ... 34

2. Ġran Kökenli Oldukları GörüĢü ... 34

3. Fin-Ugor Kökenli Oldukları GörüĢü ... 35

4. Türk Kökenli Oldukları GörüĢü ... 41

III. MACAR BĠRLĠĞĠNĠN OLUġUM SÜRECĠ VE MACAR ANA YURDU ... 47

A. Ural Birliği Dönemi ... 49

B. Fin-Ugor Birliği Dönemi ... 52

C. Ugor Birliği Dönemi ... 53

D. Macar Birliği‟nin OluĢumu ... 61

ĠKĠNCĠ BÖLÜM MACAR GÖÇÜ VE DOĞU ROMA ĠMPARATORLUĞU ĠLE ĠLĠġKĠLERĠ I. MACAR GÖÇÜ VE KARPAT HAVZASI‟NA GELĠġLERĠ ... 65

A. Macar Göç Yolu ... 65 II. YURT TUTMA SÜRECĠ VE BÖLGEDE DOĞU ROMA ĠMPARATORLUĞU

(13)

ÖNCESĠ MÜNASEBET KURULAN DEVLET VE KAVĠMLER ... 67

A. Bulgarlar ... 67

B. Hazarlar ... 68

C. Peçenekler ... 71

III. MACAR KRALLIĞI VE DOĞU ROMA ĠMPARATORLUĞU ĠLE ĠLĠġKĠLERĠ ... 75

A. Yurt Tutma Öncesi Macarların ve Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri ... 76

1. Macar Krallığının KuruluĢu ... 76

2. Doğu Roma Ġmparatorlu ile Tuna Bulgar Devleti Arasındaki SavaĢta Macarların Rolü ... 79

3. 895-896 Yılı Son Macar Göçü ve Doğu Roma Ġmparatorluğunun Bu Göçteki Rolü ... 81

4. 898 Yılında Macarlar ... 82

B. Yurt Tutma Sonrası Macarların Doğu Roma Ġmparatorluğu ile ĠliĢkileri ... 82

1. Karpat Havzası‟na YerleĢen Macarların Buradaki Faaliyetleri ... 82

2. Macarların Hristiyanlığı Kabulü ... 84

3. Hristiyanlığı Kabul Sonrası Macarlar ve Doğu Roma Ġmparatorluğu ile ĠliĢkileri ... 86

SONUÇ ... 101

BĠBLĠYOGRAFYA ... 103 EKLER

(14)

GĠRĠġ

Orta Asya‟da Ural Birliği içerisinde yaĢayan Macarlar; bu birliğin dağılması sonucu; önce Fin-Ugor birliği içerisinde yaĢamıĢtır. Macarların ataları, bu birlikte yaĢanan çözülmeler sonucu önce Ugor birliğinde yaĢamıĢ, onun da dağılması ile Batı‟ya göç etmiĢtir. Göçleri sırasında karĢılaĢtıkları Hristiyan kavimlerden, bu dini öğrenip kabul etmiĢ ve yeni yurt edindikleri topraklarda Doğu Roma Ġmparatorluğu ile münasebet kurmuĢlardır. Macarların, Orta Asya‟dan Avrupa‟ya göç etmeleri ve Hristiyanlığı kabul etmeleri, gerek Macarlar gerek Hristiyanlık ve gerekse Avrupa tarihi açısından oldukça önemli sonuçlar doğurmuĢtur. Macarların yurt tutmaları ve Hristiyanlığı kabul etmeleri, o dönem Hristiyan dünyasının içinde bulunduğu durum, onlar için Hristiyan birliğini sağlama ve liderliğini üstelenme gibi önemli bir hedefi ortaya çıkarmıĢtır. Bu hedef, Macarların, Doğu Roma Ġmparatorluğu ile geliĢtirilen iliĢkilerinde kendini göstermiĢtir.

I. KONUNUN ÖNEMĠ VE SINIRLANDIRILMASI

Macarların, ortaya çıktığı dönemden yurt tutmalarına kadar geçirdikleri siyasi, sosyal ve kültürel aĢamaları ve Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri ölçeğinde değerlendiren müstakil bir çalıĢma bulunmamaktadır. Bazı çalıĢmalarda sadece Macarların menĢeine, bazılarında Fin-Ugor Birliği‟nden ayrılmalarından yurt tutmalarına kadar geçen sürece, bazılarında ise yer yer Doğu Roma Ġmparatorluğu iliĢkilerine değinilmiĢtir. Ancak araĢtırmalar, Macarların Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri ve bu iliĢkilerin sonuçları konusunda düzensiz ve yetersiz kalmaktadır. Macarların yurt tutması sorası Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri ve Hristiyan birliğine katkıları, bu bağlamda yürüttükleri faaliyetler, gerek Avrupa gerekse dünya tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle Macarların ortaya çıkıĢı, menĢeleri, göçleri ve bu çerçevede Doğu Roma Ġmparatorluğu ile iliĢkileri, bunun Avrupa tarihine etkileri, çalıĢmamızın konusunu oluĢturmaktadır.

II. ARAġTIRMADA TAKĠP EDĠLEN TEKNĠK VE METOTLAR

AraĢtırmaya konu olan Macarlar ve Doğu Roma Ġmparatorluğu incelenirken; Macar Krallığının kurulması öncesindeki zamanlar da dâhil olmak üzere, ilk Macar

(15)

Kralı Árpád‟ın kral ilan edilmesinden, Doğu Roma Ġmparatorluğu‟na, Osmanlı Devleti‟nin son veriĢine kadarki süreç, kronolojik bir sıra ile ele alınmıĢ ve kapsamlı Ģekilde incelenmiĢtir.

AraĢtırmada mümkün olduğunca bilimsel metot ve teknikler kullanılmaya çalıĢılmıĢtır. Öncelikle konu ile ilgili bir kaynak taraması yapılarak, o dönemden bahseden kaynaklar belirlenmiĢtir. Daha sonra kaynak ve araĢtırma eserlere ulaĢılarak Macarlar ve Doğu Roma Ġmparatorluğu ile ilgili yapılmıĢ çalıĢmalardan mümkün olduğunca faydalanılmıĢtır. Konuyla ilgili olduğu düĢünülen bilgiler, fiĢleme yöntemiyle elde edilmiĢtir. Kullanılan bütün kaynaklar ve araĢtırma eserler, dipnotlarda ve bibliyografyada gösterilmiĢtir.

Elde ettiğimiz verilerde, ele aldığımız konu ve kısımlarla ilgili bazı çeliĢkilerle karĢılaĢılmıĢ, bu çeliĢkilerin giderilmesi adına, konu ile ilgili bilgiler verildikten sonra, görüĢlerin ve olayların karĢılaĢtırmaları ile tahlilleri yapılarak bir sonuca ulaĢılmaya çalıĢılmıĢtır.

III. KAYNAKLAR VE ARAġTIRMALAR A. KAYNAKLAR

1. Ġbn Fadlan, Seyahatname1

Bu eser, 921 yılında, Abbasi Halifesi el-Muktedir tarafından, Ġdil Bulgarlarına gönderilen elçilik heyetinde yer alan Ġbn Fadlan tarafından yazılmıĢtır. Orijinal adı er-Rıhle olan eser, X. yüzyıl Kafkasya coğrafyasının antropolojik, kültürel ve sosyal durumunu aydınlatması bakımından oldukça önemlidir. ÇalıĢmamızda, Macarların menĢei ve BaĢkurt bağlantısını açıklarken, bu eserden yararlanılmıĢtır.

2. Johann de Plano Carpini, Moğol Tarihi ve Seyahatnâme2

Moğol Ġmparatorluğu‟nun, Avrupa‟ya kadar ulaĢan geniĢleme hareketi, Müslüman dünyası kadar Hristiyan dünyasını da endiĢelendirdiği Orta Çağ‟da, baĢta papa olmak üzere, Batı dünyası, çeĢitli tedbirler düĢünmeye baĢlamıĢtır. Moğollarla dostane münasebetler kurmak, yapılacak ilk iĢ olarak belirlenmiĢtir. Bu sayede;

1

Ġbn Fazlan, Seyahatname, haz. Ramazan ġeĢen, Ġstanbul 1975. 2

(16)

onları teferruatıyla tanıyacağını, hatta misyonerlik yapabileceklerini düĢünen Papa ve Avrupa Kralları; rahipleri Moğol ülkesine yollamıĢtır. Bu rahiplerden ilki, Ġtalyan diplomat ve baĢpiskopos, Giovanni da Pian del Carpini‟dir. 1182 yılında doğduğu varsayılan Carpini; Papa IV. Ġnnocentius [1243-1254] tarafından, Moğol ülkesine gidecek elçilik heyetinde görevlendirilmiĢtir. Bu sırada 65 yaĢında olan yazar, yaĢına ve yolculuğun bütün zorluklarına rağmen, 1243-1247 yılları arasında görevini yerine getirip, 1 Ağustos 1252 yılında vefat etmiĢtir.3

Seyahatname, ilk olması ve Moğollara ek olarak, yolculuk sırasında karĢılaĢılan diğer halklardan da bahsetmesi dolayısıyla hem Avrupa hem de Türk tarihi açısından çok önemlidir. Söz konusu eser; çalıĢmamızın, Macarların MenĢei Meselesinde kaynak olarak kullanılmıĢtır.

3. Wilhelm Von Rubruck, Moğolların Büyük Hanına Seyahat (1253 – 1255)4

1220 yılında Fransa‟da doğan Wilhelm von Rubruck, 1293‟te vefat etmiĢtir. Fransa Kralı‟nın emriyle misyonerlik yapmak üzere Moğol dünyasına seyahate çıkan Rubruck, eserinde Moğol ülkesini, tarihini ve sosyal hayatını aktarmıĢtır. Eser, içerdiği bilgilerle, Carpini‟nin seyahatnamesinden sonra gelmesi bakımından oldukça önemlidir. Seyahatnameyi önemli kılan bir diğer husus da yazarın, Moğollara giderken yolda karĢılaĢtığı BaĢkurtlardan, Macarlar olarak bahsetmesidir. ÇalıĢmamızın, Macarların MenĢei ve Türk Kökenli Oldukları GörüĢü, kısmında bu kaynaktan yararlanılmıĢtır.

B. ARAġTIRMALAR 1. Kitaplar

a. Edouárd Sayous, A Magyarok Egyetemes Története5

Ġsviçre‟nin Cenevre Ģehrinde, 10 Ocak 1842 yılında doğan Sayous, 19 Ocak 1898 tarihinde Fransa‟da hayatını kaybetmiĢ ve ardında Hz. Ġsa döneminden Hz. Muhammed dönemine kadar Müslümanlar ve Hristiyanları konu edinen çalıĢmaların yanı sıra bir de Macarları anlatan bir çalıĢma bırakmıĢtır. Yazarın A Magyarok

3 Carpini, age., s.12-17.

4 Wilhelm Von Rubruck, Moğolların Büyük Hanına Seyahat (1253 – 1255), çev. Ergin Ayan, Ġstanbul 2001.

5

Edouárd Sayous, A Magyarok Egyetemes Története, Francziábol forditotta: Antal Molnár, Budapest 1880.

(17)

Egyetemes Története adlı çalıĢmasında, Macarların Yurt TutuĢundan XIV. yüzyıla kadarki tarihleri incelenmiĢtir. Yazar, kitabın bölümlerini Birinci Kitap, Ġkinci Kitap... Ģeklinde hazırlarken, bölümlerin içini de birinci bölüm, ikinci bölüm Ģeklinde tasnif etmiĢtir. Kanımızca eserin 1880 yılında yazılması ve o tarihlerde kitap yazımı ve tasnif sisteminin henüz baĢlamıĢ olması, bunda etkili olmuĢtur. AraĢtırmamızın ikinci bölümünde; Macarların anayurdu ve ana yurdu terk etme sebepleri, göç yolları ile Macarların Hristiyanlığı Kabulü sonrası Doğu Roma imparatorluğu ile ĠliĢkileri konularında bu çalıĢmadan yararlanılmıĢtır.

b. István Kiszely, A Magyar Nép Östörténete (Mit Adott a Magyarság a Világnak)6

14 Haziran 1932‟de Macaristan‟ın BudapeĢte kentinde doğan István Kiszely, 24 Ağustos 2012‟de yine doğduğu Ģehir olan BudapeĢte‟de hayatını kaybetmiĢtir. Antropolog ve biyolog olan Kiszely aynı zamanda öğretmenlik yapmıĢ ve biyoloji ile antropoloji alanlarında ortaya koyduğu eserler sayesinde adından söz ettirmeyi baĢarmıĢtır.

A Magyar Nép Östörtenete (mit adott a magyarsag a vilaganok) adlı bu çalıĢmada; Macar tarihinin, Çin, Latin, Slav, Gürcü, Ermeni, Süryani ve Moğol kaynaklarından bahsedilip, Macar dili ve kökeni ile ilgili kısa kısa bilgilere yer verilmiĢ ve kapsamlı olarak Macar halkının kültürel evreleri ile Macar folkloru anlatılmıĢtır. AraĢtırmamızın ikinci bölümünde Macarların göç ettikleri coğrafya ve I. Géza ile Aziz István‟a gönderilen kutsal taç konusunda bu çalıĢmadan yararlanılmıĢtır.

c. Ferenc, Eckhart, Macaristan Tarihi7

1885 yılında Romanya‟nın Arad Ģehrinde doğan yazarın Macaristan anayasal tarihi, Macar kutsal tacı ve Ortaçağ Macaristanı‟nın güvenilir yerleri konulu kitapları da mevcut olup, 1935 yılında yazılan Magyarország Története isimli bu çalıĢma, 1949 yılında Ġbrahim Kafesoğlu tarafından Türkçe‟ye çevrilmiĢtir. Yazar 1957 yılında Macaristan‟ın BudapeĢte kentinde hayatını kaybetmiĢtir. ÇalıĢmamızın hemen her kısımında bu araĢtırmadan yararlanılmıĢtır.

6

István Kiszely, A Magyar Nép Östörténete, Budapest 2001.

(18)

d. István Zimonyi, A Magyarság Korai Történetének Sarokpontjai8

1956 yılında doğan István Zimonyi; Macarlar, Bulgarlar, Ogurlar, Ortaçağ Ġslam Dünyası ile ilgili araĢtırmalar yürütmektedir. Halen Szeged Üniversitesi, Ortaçağ Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Olan Zimonyi, A Magyarság Korai Történetének Sarokpontjai adlı bu çalıĢmasında; Macar Tarih yazımını ayrıntılarıyla ele alırken bunu Macar Tarihinin dönüm noktası kabul edilen Trianon AnlaĢması ekseninde gerçekleĢtirmiĢtir.9

ÇalıĢmada Erken Macar Tarihi, Volga-Kama bölgesi Bulgar-Macar Münasebetleri, BaĢkurt-Macar Münasebetleri Karpat Havzasına Göç ve Macar gelenek-görenekleri, ayrıntılı olarak incelenmiĢ ve çalıĢma dipnotlarla zenginleĢtirilmiĢtir. Zimonyi‟nin bu çalıĢmasını, özellikle araĢtırmamızın Macar adı ve Macarların menĢei meselelerinin değerlendirilmesi hususunda yararlanılmıĢtır.

e. Atlas of Medieval Europe10

Angus Mackay ve David Ditcthburn editörlüğünde, 35 katılımcının hazırladığı bu atlasta, Ortaçağ Avrupa Tarihi haritalarla anlatılmaktadır. 282 sayfalık çalıĢmada Avrupa‟nın fiziki haritası ile baĢlayan konu, Avrupa tarihi; savaĢlar, göçler, sınır değiĢiklikleri, krallıklar ve devletler ekseninde kronolojik bir sıra ile ele alınmaktadır. AraĢtırmamızdaki haritalar, genel olarak bu kapsamlı çalıĢmadan elde edilmiĢtir.

f. John Morris Roberts, Avrupa Tarihi11

10 Nisan 1928‟de Ġngiltere‟de doğan tarihçi J. M. Roberts, 1979'dan 1985'e kadar Southampton Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini ifa etmiĢ ve 30 Mayıs 2003 tarihinde yine Ġngiltere‟de hayatını kaybetmiĢtir. Yazarın bu çalıĢması, Avrupa Tarihi alanında en kapsamlı bilgileri sunması ve değerli çıkarsamalarda bulunması yönünden oldukça önemlidir. ÇalıĢmada; Keltlerin Avrupa‟ya geliĢinden, Avrupa Birliği‟nin oluĢumuna kadarki süreç, ayrıntılarıyla ele alınmıĢtır. Yazarın hemen hemen çoğu çalıĢması Türkçe‟ye çevrilmiĢ olup Avrupa Tarihi adlı çalıĢmasından,

8 István Zimonyi, A magyarság korai történetének sarokpontjai, Szeged 2012. 9 Zimonyi age., s. 5.

10

Atlas Of Medieval Europe, Ed. Angus Mackay ve David Ditcthburn, London, 1997. 11

(19)

araĢtırmamızın GiriĢ bölümü olan, Macarlar gelinceye kadar Avrupa ve Balkanlar konusunda yararlanmıĢ bulunmaktayız.

g. Lajos Ligeti, Bilinmeyen İç Asya12

28 Ekim 1902 yılında Macaristan‟da dünyaya gelen L. Ligeti Macar, Moğol ve Türk dilleri hususunda uzmanlaĢmıĢ, filolog ve tarihçidir. 24 Mayıs 1962 yılında yine Macaristan‟da hayata gözlerini yuman L. Ligeti, Türk ve Macar tarihine yarar sağlayan birçok araĢtırmaya imza atmıĢtır. AraĢtırmamızın hemen hemen her bölümünde bu çalıĢmadan yararlanmıĢ bulunmaktayız. Ancak çalıĢmanın içeriği oldukça taraflı bir bakıĢ açısına sahip olup, dikkatle ele almamıza ve sık sık diğer eserlerle karĢılaĢtırma yapmamıza sebep olmuĢtur

h. George Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi13

Rus asıllı Bizantolog Ostrogorsky; 19 Ocak 1902 tarihinde, St. Petersburg‟da doğmuĢ, 24 Ekim 1976‟da Sırbistan‟da ölmüĢtür. Onun Bizans Devleti Tarihi adlı çalıĢması, alanında hazırlanmıĢ en önemli ve en kapsamlı çalıĢma olup adeta bir baĢucu eseridir. Türk Tarih Kurumu‟nun yayınladığı eserde, Doğu Roma Ġmparatorluğu ana hatlarıyla iĢlenmiĢ, Ġmparatorluğun mücadeleleri, siyasal, sosyal ve kültürel konularına ayrıntılarıyla yer verilmiĢtir. Doğu Roma Ġmparatorluğu konusunda araĢtırma yapacaklar için edinilmesi gereken ilk kitaplar arasındadır. Ancak araĢtırmacının Slav olması kitabın içeriğine yansımıĢ, eserin objektifliğini etkilemiĢtir.

ı. Diğerler AraĢtımalar

Ayrıca Ramazan ġeĢen‟in İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri14, YaĢar Çoruhlu‟nun Eski Türklerin Kutsal Mezarları ve Kurganları15

, Gyula László‟nun The Magyars16

, Rásonyi‟nin, Tarihte Türklük17, Tuna Köprüleri18, Ġlhami DurmuĢ‟un İskitler19

, Erol Güngör‟ün Tarihte Türkler20, Zerrin Günal‟ın,

12

Lajos Ligeti, Bilinmeyen İç Asya, çev. Sadrettin Karatay, Ankara 1986. 13 George Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, çev. Fikret IĢıltan, Ankara 1981.

14 Ramazan ġeĢen, İslam Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Ankara 1998. 15 YaĢar Çoruhlu, Eski Türklerin Kutsal Mezarları Kurganlar, Ġstanbul 2016.

16 László Gyula, The Magyars, Budapest 1996. 17

László Rásonyi, Tarihte Türklük, Ankara 1988. 18

László Rásonyi, Tuna Köprüleri, çev. Hicran Akın, Ankara 1984. 19 Ġlhami DurmuĢ, İskitler, Ankara 2008.

(20)

İslam Öncesi Türk Tarihi ve Kültürü21

ile Jean-Paul Roux‟un Türklerin Tarihi22 adlı çalıĢmalarından da araĢtırmamızın muhtelif konularda yararlanılmıĢtır.

B. Makaleler

ÇalıĢmamızda Éva Csáki‟nin, “Macarların Eski Tarihine Eski Türk-Macar ĠliĢkilerine Dair”23

makalesinden; Birinci Bölümde, Macar adı ve anlamı ile ilgili görüĢler, Macarların Türk Kökenli Oldukları GörüĢü, Macarların münasebet kurdukları Bulgarlar ve Hazarlar konularında yararlanılmıĢtır. Osman Karatay‟ın “Macarlar”24, Gökhan DilbaĢ‟ın “Macar Tarihinde Peçenekler” adlı makalesi25

nden araĢtırmamızın hemen hemen her kısmında yararlanılmıĢtır. Hakkı Murat Tüzel‟in “Yurt TutuĢ Öncesi Macar Tarihi” konulu tezi26nden, çalıĢmanın Macarların Ortaya

çıktığı saha ve dönem ile Macar Göçü konularının aydınlatılmasında yararlanılmıĢtır. Konstantinos Porphyrogenitus‟un De Admininstrando Ġmperio Adlı Eserinin Tercümesi ve değerlendirilmesi konusunda Zahide Emekci‟nin; “Konstantinos Porphyrogenitus‟un De Admininstrando Ġmperio Adlı Eserinin Çevirisi ve Yayınlanması” konulu yüksek lisans tezi27nden yararlanılmıĢtır. Yılmaz Büktel‟in

“Konstantin Monomakhos Tacı ve Macar Kraliyet Tacı”28, AyĢe Öz‟ün “Orta Çağ

Macar Kroniklerinde Hun Macar Akrabalığı”29, Hasan Eren‟in “Székely (Sekel) Adının Ġzahı Üzerine”30

baĢlıklı makalelerinden, ilgili konularda faydalanılmıĢtır. Aynı zamanda Haluk Berkmen‟in “Ġskit Kültürü”31

, Hatice Palaz Erdemir ile Halil

21

Zerrin Günal, İslam Öncesi Türk Tarihi Ve Kültürü, Ankara 2004. 22 Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi, çev. Galip Üstün, Ġstanbul 1995,

23 Éva Csáki, “Macarların Eski Tarihine Eski Türk-Macar ĠliĢkilerine Dair”, Türk-Macar Halk Müziğinin Karşılaştırmalı Araştırması, Ankara 2005, s. 13-17.

24 Osman Karatay, “Macarlar”, Doğu Avrupa Türk Tarihi, Editörler: Osman Karatay-Serkan Acar, Ġstanbul 2013, s.409-448.

25 Gökhan DilbaĢ, “Macar Tarihinde Peçenekler”, HİSTORY STUDİES A Tribute to Prof. Dr. Halil INALCIK, Vol. 5/2 2013, s. 137- 154

26 Hakkı Murat Tüzel, “Yurt TutuĢ Öncesi Macar Tarihi”, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih (Ortaçağ Tarihi) Ana Bilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2003. 27 Zahide Emekci, “Konstantine Porphyrogenitus‟un De Administrando Ġmperio Adlı Eserinin Çevirisi Ve Yorumlanması” Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih (Ortaçağ Tarihi) Ana Bilim

Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2016. 28

Yılmaz Büktel, “Konstantin Monomakhos Tacı ve Macar Kraliyet Tacı”, Turkish Studies, Vol. 9/10, Ankara 2014, s. 253-269.

29 AyĢe Öz, “Orta Çağ Macar Kroniklerinde Hun Macar Akrabalığı”, DTCF Dergisi, C. 57, S. 2, Ankara 2017, s. 1474-1490.

30

Hasan Eren, “A Székely (Sekel) Adının Ġzahı Üzerine”, çev. AyĢe Öz, Çukurova Üniversitesi

Türkoloji Araştırmaları Dergisi, C.3, S.1, Adana 2018, s. 215-220.

31 Haluk Berkmen, “Ġskit Kültürü”, Kadim Diller ve Yazılar, Yazı: 88, Ġstanbul 2017. http://www.halukberkmen.net/pdf/361.pdf EriĢim Tarihi: 25.05.2019.

(21)

Erdemir‟in “Güneybatı Asya ve Avrasya‟da Ġskit Ġzleri”32Altay Tayfun Özcan‟ın

“Macar Papaz Julian‟in 1237 Tarihli Moğol Raporu”33

adlı makalelerinden yararlanılmıĢtır.

IV. MACARLAR GELĠNCEYE KADAR AVRUPA VE

BALKANLARIN SĠYASĠ, SOSYAL VE KÜLTÜREL DURUMU A. ĠÖ. 4.000 - ĠÖ. V. Yüzyıl Arası Dönem

Avrupa, tarih boyunca, göçlere sahne olmuĢ ve bu göçler çoğunlukla kuzeyden ve doğudan yapılmıĢtır. Bunlardan ilki olan Keltler, kuzeyden gelmiĢtir. Erken Neolitik dönemde Avrupa‟da huzur ve güven hâkimdir. Bunun sebebi Avrupa‟nın henüz boĢ olmasıdır. Ancak bu huzur ortamı fazla uzun sürmemiĢtir. Çünkü daha ĠÖ.34

4.000 yılında Neolitik Çağı açan Avrupa, beyaz ırk olarak adlandırılan „Kafkasyalı‟ halkların göçüne ev sahipliği yapmaya baĢlamıĢtır. Bu halkların Rusya‟nın güneyinden Avrupa‟ya, oradan da Ġran‟a kadar yayıldıkları dönemde, henüz Mısır ve Mezopotamya uygarlıkları bile yoktur. ĠÖ. 400‟den itibaren birkaç bin yıllık bir zaman diliminde Orta ve Batı Avrupa bu ve bundan baĢka yeni bazı halkların göç ve yerleĢimine sahne olmuĢtur. Ancak bu göçler sonraki dönemde gerçekleĢen Kavimler Göçü kadar büyük bir baskı oluĢturmamıĢtır. Zira sadece göçün yapıldığı bölgedeki bir etkileĢim olarak nitelendirmek yerinde olacaktır. Çünkü göç eden kitle veya kitlelerin nüfusu, büyük bir sorun oluĢturacak yoğunlukta değildir.35

Neolitik Çağ Avrupası‟nda düzenli bir yerleĢim sistemi görülmemektedir. Ormanlık alanların arasında yer alan ekilebilir araziler, hasattan sonra ilkel tarım hasebiyle bir süre dinlendirilmek durumundaydı. Bu da, kolaylıkla iĢlenebilecek yeni

32

Hatice Palaz Erdemir, Halil Erdemir, “Güneybatı Asya ve Avrasya‟da Ġskit Ġzleri”, Tarih Okulu, S. VII (Ağustos), Ġzmir 2010, s. 25-37.

33 Altay Tayfun Özcan, “Macar Papaz Julian‟in 1237 Tarihli Moğol Raporu”, Tarih Araştırmaları Dergisi, C.XXIX, S.48, Ankara 2010, s. 89-99.

34

Bu çalıĢmada, Milattan Önce ifadesinin kısaltması MÖ. yerine, Ġsa‟dan Önce ifadesinin kısaltması olan ĠÖ. kullanılmıĢtır. Bunda kıstas olarak, bu ifadenin uluslararası yazımı, BC.‟nin açılımı olan Before Christ, temel alınmıĢtır. bk. Catholic General Knowledge “Abbrevıatıons”, s. 3., http://www.catholicgk.com/files/GK%20for%20All/Abbreviations.pdf, (EriĢimTarihi:04.05.2019). Buna göre; Hristiyanlık‟tan Önce anlamını taĢıyan bu ifadede Hristiyanlık, milat kabul edilmekte ve dilimize de Milattan Önce anlamıyla tercüme edilmektedir. Bu bağlamda 0 yılı, çalıĢmamızda milat olarak değil, Hz. Ġsa‟nın doğum yılını ifade etmesi dolayısıyla ĠÖ. Ģeklinde kullanılmıĢtır.

(22)

bir toprak parçasına göçü zorunlu kılmaktaydı. Bu durum, zaman zaman küçük kitlelerin iliĢkilerini olumsuz etkilemekte ve küçük çaplı savaĢlara yol açmaktaydı. Buna rağmen, ekili arazilerin varlığı, savaĢtan çok yer değiĢtirmeye olanak sağlamıĢ, dolayısıyla doğudan göç eden halkların baskısı da, en azından daha büyük bir kitle hareketi olan Kavimler Göçü‟ne kadar, hissedilebilir hale gelmemiĢtir.36

Kafkasyalı halklardan sonra Avrupa‟ya gelenler -ki “yeni gelenler” olarak adlandırılmıĢlardır- daha çok Avrupa kökenlidir. Bunu günümüzdeki Hint-Avrupa dil ailesi olarak algılamak yersizdir, çünkü Hint-Hint-Avrupa kavramı daha sonra oluĢmuĢ olup bunlara, kavramın oluĢmasına etki eden halkların, atalarının da atalarıdır demek yerinde olacaktır. ĠĢte bu halkların arkeolojik bulgular ıĢığında, ĠÖ. 2.000‟li yıllara gelindiğinde birkaç alt gruba bölündüğü görülmektedir. Mezarlarından çıkarılan eĢyalara bakılarak bu halklardan birincisine “Kupa” ikincisine de “Savaş Baltası” halkı denmiĢtir. Avrupa‟nın iki öte ucundan, yani Ġberya37

ve Rusya‟dan gelen bu iki topluluğun, savaĢ ve yağma hareketleri sayesinde geçindiği bilinmektedir. Bunlar, Avrupa‟nın savaĢçı ve aristokrat ilk kitlesini oluĢturan, karıĢık bir kültür meydana getirmiĢtir. Ġki halkın karıĢımından meydana geldiği iddia edilen Keltlerin, önce denizi aĢıp Britanya‟ya ardından da, Anadolu‟ya ilerledikleri belirtilmektedir. Denizleri nasıl aĢtıkları hususunda, daha ĠÖ. 7.000 yılına tarihlenen tekneler, kanıt olarak gösterilmektedir. Erken Klasik dönemde Avrupa‟nın büyük bir bölümünü ele geçirmeyi baĢarmıĢlardır. Haklarında da oldukça fazla efsane ve hikâye anlatılagelmiĢtir. Keltlerin, Eskiçağ‟da Avrupalı okur-yazar kitleyi bu denli etkilemelerinin yegâne sebebi, Avrupa‟ya kuzeyden gelen ilk büyük göçmenler olmalarıdır. Bir diğer sebep ise; o dönemin teknolojisinde oldukça ilerlemeleridir. Bunun en büyük kanıtlarından biri, tekerlek kullanımı ve kendi tasarımları olan pulluklardır. Keltler, savaĢ konusunda ve maden iĢlemeciliğinde oldukça ileri seviyede olup, savaĢ baltası kullanımında da ustaydılar. Erken Neolitik Avrupa köylerinde, savunma gayesiyle oluĢturulmuĢ hiçbir yapıya rastlanmazken savaĢ baltalarına rastlanması, Avrupa‟nın yavaĢ yavaĢ savaĢla da tanıĢmıĢ olduğunun en net ve ilk kanıtıdır. Çünkü o dönemde Avrupa halen sessiz, sakin bir alan olma

36 Roberts, age., s. 35-36. 37

Ġberya: Ġberya yahut Ġber yarımadası olarak adlandırılan bu bölge, Ġspanya ve Portekiz‟in yer aldığı, Akdeniz‟e kıyısı olup, Avrupa‟nın Afrika‟ya açılan bölümüdür.

(23)

özelliğindedir.38

Zaten doğulu halkları, buraya çeken sebeplerden en önemlisi; göçmenlerin anayurduna nazaran, Avrupa‟nın, daha huzurlu bir yer olmasıdır. Bu da, uzun yıllar boyunca ve hatta halen, buranın bir cazibe merkezi olmasını sağlamıĢtır.

ĠÖ. 2.000 yılında Avrupa‟da, gelecekteki Hint-Avrupa dil ailesine mensup; Slav, Ġskandinav ve Germenlerin ataları yaĢamaktaydı. Daha kuzeyde Hint-Avrupa dil ailesine mensup olmayan Finler vardı. Batıda ise ilk Avrupalıların soyundan gelenler, Ġberya, Britanya ve Bretonya39‟ya yığılmıĢtı.40

Roma, ilk çağlarda bile stratejik bir öneme sahipti ve oldukça güçlüydü. Bunda hiç Ģüphesiz; Ģehrin konumu kadar, Roma‟nın en büyük düĢmanı olabilecek Etrüsklerin, o dönemde oldukça meĢgul olması ve Roma‟nın sistematik askerî yapısı etkili olmuĢtur.41

Yunan-Helen medeniyeti ise, her ne kadar Tebaililer, Korintler ve Spartalılar olarak bölünmüĢ görünse de, onları birbirlerine bağlayan dil gibi önemli bir unsur vardır. Hepsi de, tek bir dilin birbirine yakın lehçelerini kullanmaktadır. Keza Olimpiyat Oyunları, onları yakınlaĢtıran ve siyasi rekabeti oyuna dönüĢtürebilen bir diğer unsurdur. Bu gibi faktörler sayesine bütün krallıklar, “Hellas” ülkesine mensup oldukları bilincini, daima diri tutmuĢtur. Öyle ki, Yunanca konuĢmayan yani Helen olmayanlar, onların gözünde “barbar” olarak nitelendirilmiĢtir. Bu düĢünce Yunanların, kendi bölgelerinin kontrolünü kaybettikleri dönemde dahi devam etmiĢtir.42

B. ĠÖ. V - I. Yüzyıl Arası Dönem

ĠÖ. V. yüzyılda Persler ve Yunanlar arasında iki büyük savaĢ cereyan etmiĢtir. Ancak bu savaĢlardan ziyade Yunanların, Perslere bakıĢ açısı, daha sonra bölgeye göç edecek unsurlara nasıl bakıldığını kavrayabilmemiz açısından büyük öneme sahiptir. Zira Persler, Yunanların gözünde, özgür insanlar değildi. Çünkü krallarının önünde diz çöküyorlardı. Nitekim Pers-Yunan savaĢları, iki devlet

38 Roberts, age., s. 36.

39 Bretonya: Fransızca Bretagne olarak adlandırılan bu bölge, günümüz Fransa‟sının 26 bölümünden birini oluĢturur ve ManĢ Denizi‟nin güneyinde yer alır. Bölgenin merkez Ģehri Rennes‟tir. Keltler‟in Britanya adasından kaçıp buraya yerleĢmesi sonrası bu adla anılmaya baĢlamıĢtır.

40 Roberts, age., s. 36-37; Eckhart, age., s. 10. 41 Roberts, age., s. 78.

(24)

arasındaki savaĢlar olmanın da ötesine geçmiĢtir. Binlerce yıl sonra dahi, sadece Yunanlarla barbarlar arasında değil, Doğuyla Batı, Asya ile Avrupa arasındaki bir çekiĢme olarak görülmeye devam etmiĢtir.43

Roma medeniyetine dönülecek olursa, demir kullanan halklara ait en eski Ġtalyan yerleĢmesi, Villanova denilen yerde görülmektedir. ĠÖ. VIII. yüzyılda Ġtalya‟da buna benzer yerleĢim yerlerinin sayısında artıĢ yaĢanmıĢtır. Arkeologlar bu yerleĢim yerlerinde yaĢayanlara genel olarak Villanovalı tabirini kullanmıĢtır. Fenike ve güneydeki Yunan kolonileriyle ticaret yapan Villonovalılar arasında sonradan Etrüskler44

olarak anılacak topluluk da dâhildir ve Etrüsk hâkimiyeti ĠÖ. VI. yüzyılda son bulmuĢtur. ġehir o sırada, Torquinius hanedanlığının kralları tarafından yönetilmekteydi. Hanedanlığın son kralı Ġ.Ö. 50945

yılında Roma‟dan kovulmuĢtur.46 ĠÖ. V. yüzyıl Roma Cumhuriyeti‟nin kuruluĢu, Yunan medeniyetininse en yüksek çağıdır. Roma‟nın geniĢlemesi, erken dönemlerde baĢlasa da, dünya tarihini yönlendirmesi; Doğu uygarlıklarında yapılan geniĢleme hareketleri sonrası olmuĢtur. Helen kültürünün büyüyüp geniĢlemesi ise; ĠÖ. IV. yüzyılda Yunan Ģehir devletlerinin, birer birer çökmesi ile baĢlamıĢtır. Sonradan, Helenistik Uygarlık adıyla anılacak olan olgu, antik Yunan kültürünün baĢarılı taraflarının alınmasıyla ortaya çıkmıĢtır. Roma Uygarlığı ise; zamanla Helenistik Uygarlığın, halef devletlerinden biri haline gelmiĢtir.47

Roma, monarĢi dönemlerinde dahi cumhuriyetçi geleneklerini devam ettirmiĢ, cumhuriyet döneminde ise; Akdeniz dünyasının tamamını, kendi egemenlik sisteminde birleĢtirmiĢtir. Bu dönemde ilk uğraĢ; Roma Ģehrinin yönetimi, ardındansa, ülkenin, komĢularıyla olan iliĢkileri olmuĢtur. KuruluĢtan itibaren 200

43 Roberts, age., s. 49.

44 Arkeologlar ĠÖ. X-XVII. Yüzyıllara kadar götürdükleri Etrüsklerin atalarının nereden geldiği konusunda henüz fikir birliğine ulaĢamamıĢtır. Ancak onların ilk Ġtalyanlar olmadığı kesin surette söylenebilir. Avrupa tarihçileri için onların nereden gelmiĢ olduklarının herhangi bir önemi yoktur. Zira onlar yerli halkla ve ĠÖ. 2000 yılında gelen istilacı Hint-Avrupalı topluluklarla karıĢıp kaynaĢarak bugünkü Avrupa‟yı vücuda getiren önemli bir unsurdurlar bk. Roberts, age., s. 68-69.

45

Tarihi kayıtlarda son Etrüsk kralının kovulduğu bu tarihin aksini savunan Romalılar, Roma‟nın kuruluĢu için daha erken bir tarih olan ĠÖ. 753 yılını göstermektedir. ġehri kurduğu varsayılan Romulus ve ikizi Remus‟u emziren kurt efsanesinden yola çıkan tarihçiler, Roma‟nın ilk çağlarının Etrüsklerle olan bağlantısını, bu kurt efsanesi dolayısıyla Etrüsklere bağlamaktadır. Çünkü arkeolojik kazılar sonucu elde edilen veriler kurt ögesinin Etrüsk yaĢam tarzı için önemli hatta kutsal olduğunu göstermektedir bk. Roberts, gös. yer.

46 Roberts, age., s. 68-69; Gül, age., s. 14-15. 47 Roberts, age., s. 69, 75.

(25)

yıllık süreç, iç savaĢlarla geçmiĢ, ancak ĠÖ. 20048

yılında, Makedonya Krallığı yıkılmıĢ, böylece Yunan Ģehirleri Roma egemenliğine girmiĢtir. ĠÖ. 133 tarihinde ise; Pergamon Kralı, ülkesini Roma‟ya bırakmıĢtır. Böylelikle Anadolu‟nun batısında, Asya adında yeni bir Roma eyaleti kurulmuĢtur.49

Kuzey Ġspanya ve Galya adı verilen güney Fransa da bu dönemde ele geçirilmiĢtir. Hemen ardından Fransa‟nın kuzeyi ve doğu yönünde yapılan geniĢleme politikaları dolayısıyla Roma Cumhuriyeti, artık bir imparatorluk haline gelmiĢtir.50

Bu siyasi baĢarıların yanı sıra Roma, gitgide HelenleĢmiĢ ve bu kültürel etki, sınırlara dâhil edilen bölgelerin, iç iĢlerine yapılan müdahaleler sayesinde, daha da yayılmıĢtır. Yunanların gözünde, Romalıların da, diğer yabani fatihlerden51

hiçbir farkı yoktur. Zira onları52

da barbar addetmiĢlerdir.53

Bütün bu sınır geniĢletme politikalarına rağmen, Roma Ġmparatorluğu‟nun egemenlik sahası; uzun bir süre Akdeniz‟in ötesine geçmemiĢ, Ġtalya‟da bile, Po Vadisi‟ne ancak ulaĢmıĢtır. Bu vadide, IV. yüzyılda buraya yerleĢen Galyalılar yaĢamaktaydı.54

C. ĠÖ. I - ĠS. IV. Yüzyıl Arası Dönem

ĠÖ. 57 yılında Julius Sezar, konsül seçildi ve akabinde Roma‟nın Galya‟daki ordu komutanlığına atandı. Onun siyasi baĢarıları sayesinde kısa sürede imparatorluğun sınırları geniĢledi. ġöyle ki; ĠÖ. 58 yılında Kıbrıs ele geçirildi.

48 Roma‟nın imparatorluk yolunda attığı adımlar açısından oldukça önemli olan bu tarihte Atinalılar ve Pergamon Kralı, Makedonya ve Selevkoslar karĢısında ancak Roma‟dan yardım isteyerek direnebilmiĢ. Makedonya yıkılırken Yunan Ģehirleri ise birer Roma vassallığı haline gelmiĢtir bk. Robers, age, s.80.

49

Roberts, age., s. 75-80. 50 Roberts, age., s. 80.

51 Yunanlar Makdeonyalıları yabani yani barbarophoni olarak adlandırmıĢtır bk. Roberts, gös. yer. 52 Romalı bir asker tarafından kumda problem çözen Archimedes‟in deli sanılarak öldürülmesi, Yunanların Romalılara barbar deyiĢinin en önemli bir simgesi haline gelmiĢtir bk. Roberts, s.80-81. Archimedes‟in ölümü ile ilgili birçok teori ortaya atılmıĢtır. Bunlardan birinde; ArĢimet, problemini tamamlamak için Romalı askere yalvarırken, diğerinde; Roma‟nın saldırısından ve Ģehrin ele geçiriliĢinden haberdar olmamıĢ çalıĢırken, bir diğerindeyse; Romalıların onu, bilinçli öldürdüğü hatta bunun için bir kılıç dahi yaptırdığı iddia edilmiĢtir. Bir baĢka iddiaya göre ise; Archimedes, çalıĢmalarına bakan Romalı askere, „diyagramımdan uzak dur‟ demiĢ ve buna sinirlenen asker tarafından öldürülmüĢtür bk. Thomas Little Heath, The Works of Archimedes, London 1897, p. xv- xıx. Ancak bir gerçek vardır ki, o da ArĢimet‟in, Romalı bir asker tarafından, tam da çalıĢmalarını yaptığı anda öldürüldüğüdür. Bu da Yunanların, Romalıları barbar nitelemesinin en önemli örneği haline gelmiĢtir.

53 Roberts, age., s. 80. 54 Roberts, age., s. 80-81.

(26)

Galya‟daki Kelt topluluğu, imparatorluğun tebaası haline getirildi. ManĢ Denizi‟nin karĢı yakasına, yani Britanya‟ya, iki sefer düzenlendi. ĠÖ. 50 yılına gelindiğinde; Akdeniz‟in kuzey Ģeridi, Fransa, Alçak Ülkeler55, Portekiz, Ġspanya, Karadeniz‟in

güney Ģeridi, Libya ve Tunus, Ġmparatorluğun egemenlik alanına dâhil olmuĢtu. Fakat Roma‟daki siyasi kargaĢa, büyük bir iç savaĢa dönüĢtü ve bu savaĢ hali, ĠS. 200 yılına kadar devam etti. Bu tarihten sonra ise; doğudan göç eden halklar sorunu baĢ göstermiĢtir. Bunlardan ilki olan Germenler, Roma‟nın egemenlik alanındaki arazilere yerleĢmek maksadıyla, sınırda yığılmaya baĢladı. Ancak asıl büyük sorun, bundan sonra geldi. Orta Asya‟da meydana gelen iklimsel ve siyasi değiĢimler, yerli halkı batıya göçe zorlamıĢ ve Roma halkı üzerinde, uzun yıllar sürecek bir kaygı oluĢmasına neden olmuĢtur. Bu “etnik yer değiştirmeler”56

sonucunda, Avrupa‟da köklü değiĢiklikler meydana gelmiĢtir. Örneğin Ren Nehri‟nin, Germen kabileleri arasında bir sınır teĢkil etmesi; zamanla, Avrupa‟nın alt gurubunu oluĢturan Germen halklarını, birbirinden ayıracaktır.57

Ġmparatorluk, göç eden bu barbar kabileleri, sınırların ötesinde tutamayacağını anlayınca, çeĢitli politikalara baĢvurmaya baĢladı. Bu yöntemlerden birincisi; hiç Ģüphesiz bu halkları, sakin tutma ve yatıĢtırma politikası oldu. Buna göre; bazı kabilelere, baĢta Ren olmak üzere Avrupa içlerine yerleĢim izni verilerek, onlar üzerinde, istediklerini elde etmiĢ izlenimi oluĢturulmaktaydı. Ardından ikinci politika olan; barbar halkları, savaĢlarda, bilhassa imparatorluğun sınırlarının korunması amacıyla kullanılması taktiğine geçilmekteydi. Bu bağlamda ilk yerleĢme izni, Germenlere, akabinde de Gotlara verilmiĢtir (ĠS. 251). Gotlar, Tuna‟yı geçip, imparatoru savaĢ meydanında öldürmüĢtür. ĠS. 256 yılında, Franklar gelip Ren nehrini geçmeyi baĢarmıĢ, sonrasında “Alamanlar”58

, Milano‟ya ve bir baĢka Got kabilesi de Yunanistan‟a, Ġtalya ve hatta Küçük Asya‟ya ulaĢmayı baĢarmıĢtır.

Siyasi ve toplumsal bir kargaĢa çağı olan ĠS. 3. yüzyıl, imparatorluğun en zor dönemi olmuĢtur. YaĢanan istikrarsızlık yüzünden Roma, tahtta hak iddia edenler de

55Le Pays-bas olarak adlandırılan bu ülkeler, günümüzde Belçika, Hollanda, Kuzey Fransa ve Batı Almanya‟yı kapsamaktadır. Daha sonraları sadece Netherland, yani Hollanda için kullanılan bir tabir haline gelmiĢtir. Ayrıntılı bilgi için bk. Hollanda Ülke Bülteni 2011, DEIK. s. 3. https://www.deik.org.tr/uploads/hollanda-ulke-bulteni.pdf , EriĢim Tarihi: 25.04.2019.

56

Roberts, age., s. 103.

57 Roberts, age., s. 84-85, 103-104; Gül, age., s. 42.

(27)

dâhil olmak üzere, tam yirmi iki imparatorun taht değiĢikliğine sahne olmuĢtur. V. yüzyıla kadar bu kargaĢanın seviyesi bazen azalarak, bazen de çoğalarak devam etmiĢtir. Bu yüzyılda bir baĢka kabile olan Vandallar, Ġspanya üzerinden imparatorluğun Afrika topraklarına kadar ilerlemiĢ, IV. yüzyılda ise; Avrupa‟nın en büyük korkusu haline gelen Hunlar, Karadeniz‟in kıyı Ģeridinden, Tuna içlerine kadar girmeyi ve yerleĢmeyi baĢarmıĢtır. Bilhassa askerî becerileri sayesinde, diğer barbar kavimlerden bariz bir ayrım gösteren Hunlar, Roma Ġmparatorluğu‟nun geleceğine yön veren büyük ve güçlü bir etki oluĢturmuĢtur. Hun baskıları yüzünden Vizigotlar, 376 yılında Tuna‟yı geçip, imparatorluğun doğusunu yönetmeye baĢlamıĢtır. 378 yılında, Adrianapolis SavaĢı‟nda Roma imparatorunu öldüren Vizigotlar, 379 yılında ise; Ġtalya‟yı ele geçirmiĢlerdir. Ancak Vandal kavmine mensup birkaç komutan, onları durdurmayı baĢarmıĢtır. Böylece, IV. yüzyılda yavaĢ yavaĢ baĢlayan Hun göç hareketi, V. yüzyılda son raddesine ulaĢmıĢ, imparatorluğun doğu bölümünde Gotları harekete geçirmiĢ ve batı bölümünü de Hunlara teslim etmiĢtir.59

D. Roma Ġmparatorluğu’nun Ġkiye Ayrılması ve Sonuçları

Roma Ġmparatorluğu, önce sınırlarında, ardından devletin içinde, ülkeye her taraftan akın eden ve yerleĢen bu kabileler ile ilgili, kesin çözüm getirmek için oldukça fazla çaba harcamıĢtır. Bu çaba ve zihin hareketleri doğrultusunda belirlenen, ilk iki politikayı az önce belirtmiĢtik. Üçüncü politika da bu halkları, „konfedere‟ yani müttefik olarak niteleyip, „federati‟60

kelimesinin, anlamı bağlamında değerlendirmeye baĢlamaktır. Ġmparatorluk, yegâne çare olarak buna baĢvurmuĢ ve yüzyıllar boyu sürecek olan bir politikaya imza atmıĢtır. Bu uygulamanın yetersiz geldiği yerlerde, Roma imparatorunu yüceltme politikasına giriĢilmiĢtir. Bu da, imparatorlara verilen “Daima Muzaffer”, “Dünya Düzenini Yeniden Kuran” anlamındaki unvanlarla kendini göstermektedir.61

Roma Ġmparatorluğu‟nun yıkılma tehlikesi yaĢamasında yegâne sebep; doğudan göç eden kabilelerin, imparatorluğa saldırması ve onu zor durumda

59

Roberts, age., s. 110-111; Eckhart, s. 10-11.

60 Federati: KarĢı konulamayan ancak yardımcı olmaya ikna edilen barbar kavimler anlamındadır bk. Roberts, age. s. 111.

(28)

bırakması değildir. Esasen, imparatorluğun topraklarının tek merkezden idare edilemeyecek kadar büyümüĢ olması, en önemli sebeptir. Bu nedenle imparatorluk; biri batıda, diğeri de doğuda olmak üzere, iki imparator tarafından yönetilmeye baĢlamıĢ ve yönetim Ģekli de; ĠS. V. yüzyılda iyice belirgin bir hal almıĢtır. Bunun ilk somut örneğini; Batı Roma Ġmparatoru olarak Honorius [395-423]‟un ve Doğu Roma Ġmparatoru olarak da ağabeyi Arcadius [395-408]‟un Ġmparator ilan edilmesinde görülmektedir.62

Ġmparatorlar, yaĢanılan bu kargaĢadan kurtulmak için, daha baĢka yollar da aramaya koyuldu. Barbar kavimlerin, özellikle de Hunların tehdidinden kaçabilmek adına, ĠS. 402 yılında baĢkent Ravenna63‟ya taĢındı. Ġmparator, senato ile birlikte 402

yılından, yıkıldığı tarih olan 476‟ya kadar, görevini burada sürdürdü.64

BaĢkentin Ravenna‟ya taĢınması tam da yerinde bir hareket olacaktı ki, bu tarihten sonra Roma, barbarların ardı arkası kesilmeyen yağma ve tahriplerine sahne oldu. Bunlardan birincisi; 410 yılında Gotlar tarafından gerçekleĢtirildi. Bu yağma hareketi halkı ve kiliseyi o kadar etkilemiĢtir ki, Aziz Agustin adında Afrikalı bir piskopos “Tanrı‟nın ġehri” adını verdiği eserinde, Tanrı‟nın bu denli korkunç bir olaya izin vermesinin, ĢaĢkınlığını ve üzüntüsünü anlatmıĢtır.65

Bu tarihlerde Vizigotlar, Fransa‟ya girip Akitanya66‟ya ulaĢmıĢtı. Fakat imparatorla anlaĢma yapan Vizigotlar; Ġspanya‟ya, Vandallar üzerine gönderildi. Vizigotlarca Kuzey Afrika‟ya sürülen Vandallar, Kartaca‟yı baĢkentleri ilan etti ve 455 yılında Roma‟yı yağmaladı.67

Ġmparatorluk; bu zorlu süreçten çıkmak ve barbarları kendi safına çekmek amacıyla bir baĢka politika daha geliĢtirdi. Roma‟nın ürettiği politikalardan en önemlisi ve etkilisi de bu sonuncusu oldu. Buna göre imparatorluk; barbar kabileleri eğiterek, kendilerini „Yüce Roma İmparatorluğu‟nun hamisi olarak görecekti. V. yüzyılın sonuna, yani Batı Roma Ġmparatorluğu‟nun yıkıldığı döneme denk gelen bu

62 Michail Grant, Roma’dan Bizans’a, çev. Zühre Ġlkgelen, Ġstanbul 2000, s. 17. 63 Ravenna: Roma‟nın kuzeyinde, Venedik‟in güneyinde yer alan bir Ġtalya Ģehridir. 64 Roberts, age., s. 112.

65

Roberts, age., gös. yer.

66 Akitanya: Fransızca Aquitaine olarak adlandırılan ve Ġspanya ile Fransa sınırında yer alan, Fransa‟nın 26 bölgesinden biridir. Bölgenin merkezi ise; tarihi bir liman Ģehri olan Bordeaux‟tür. 67 Roberts, age., gös. yer.

(29)

politika sayesinde barbarlar, Roma‟nın koruyucusu olduklarını düĢünürken, Konstantinopolis‟teki yeni imparatoru ise; ana imparator kabul ediyorlardı. Zira Galya, Ġtalya ve Ġspanya‟da yerleĢen barbar seçkinleri, çoktan Roma hayat düzenini benimsemeye baĢlamıĢ, hatta Hristiyanlığa geçmiĢti.68

Günümüz Avrupası‟na açılan kapıyı oluĢturan süreç, büyük oranla Avrupa‟ya dıĢardan gelen kavimlerin etkisinin bir ürünüdür. Esasen barbar tanımlamasıyla dıĢlanan, hor görülen bu kavimler, büyük bir etki oluĢturmuĢ ve Avrupa tarihini değiĢtirmiĢtir. Dolayısıyla bu sürecin, iyi analiz edilmesi ve değerlendirilmesi gerekir.

Ġmparatorluk; ikiye bölündükten sonra, doğuda kalan kısmın yönetici ve memur kesimi, kendilerini “Romalı” diye nitelendirmeye fakat Batılılarca “Yunan” olarak görülmeye baĢladı. Ġmparatorluğun, Batı kanadı yıkıldıktan sonra da bu niteleme devam etti. Bunun yanı sıra imparatorluğun, halen birleĢik olduğu iddiaları her daim gündemde tutuluyor, Batı Ġmparatorluğu‟nun yıkılıĢı sonrası, daha da ön plana çıkan farklılıklar, psikolojik olarak bertaraf edilmeye çalıĢılıyordu. Doğu Roma Ġmparatorları, Batı Roma yıkıldıktan sonra, oranın egemenlik alanında da söz sahibi olduklarını düĢünüyorlardı. Bunda etkili olan birkaç sebep vardır. Birincisi; Doğu Roma Ġmparatorluğu‟nun, kendisine baĢkent olarak Konstantinopolis‟i seçmesidir. Ġkinci ve belki de en etkilisi, Ġmparatorluğun Doğu bölümünün, Hristiyanlığı resmî dini yapması ve elbette ki mezhep olarak Batı‟dan farklılaĢmasıydı. Zira yeni imparatorluk, artık kiliselerde Yunanca konuĢulmasına önem gösteriyordu.69

Doğu Roma Ġmparatorluğu, siyasi varlığını sağlamak amacıyla, olağanüstü bir çaba sarf ederken, Batı Roma çoktan barbarlara teslim olmuĢ, hatta onların otoritesini kabul etmiĢti. Örneğin, Batı Roma Ġmparatoru, kendisini tahtından eden, Hun Hakanına suikast düzenleyen Edekon‟un oğlu Odokhavar70‟a bir hükümdar gibi

68 Roberts, age., gös. yer. 69

Robets, age., s. 123-124. 70

ÇalıĢmada Odokhavar olarak adlandırılan bu Ģahıs; Attila‟nın Saray Muhafızları Komutanı Edekon‟un oğludur. Ġskit soyundan olduğu belirtilen Edekon Batı Roma Sarayına gönderilen elçilik heyetinde yer almıĢtır. Elçilik görevi sırasında, Roma Ġmparatoru ile iĢbirliği yaparak Attila‟ya suikast düzenleyen Edekon, daha sonra bu yaptığını Attila‟ya itiraf etmiĢtir. Edekon‟un itirafı öncesi, Attila‟nın sekreteri olduğu düĢünülen Orestes, Attila‟yı bu suikast planından haberdar etmiĢtir. Orestes, Attila‟nın ölümü sonrası kendi mallarını idare ederek gözlerden uzak bir hayat sürdürmüĢ, ancak Batı Roma Ġmparatorluğu tarafından casus olarak adlandırılmıĢtır. Ġmparator Julius Nopos‟un tahta geçmesiyle ordu komutanı rütbesine ulaĢan Orestes Ġmparatoru tahttan indirip yerine oğlunu

(30)

davranmıĢtır. Yine barbar kavimlerden birinin lideri olan Ostrogot Kralı Theodorik, Odokhavar‟ı öldürdüğü için, imparator tarafından, „patrici‟ ünvanlıyla ödüllendirmiĢtir. Bu da, Batı Roma‟nın, içine düĢtüğü hali göstermektedir. Bu durumda Doğu Roma Ġmparatorluğu, Batı‟daki barbar kavimlerin yanı sıra, imparatorluğun varislerine karĢı da güçlü olmak zorundaydı. Bir baĢka sorun da doğudan, aralıksız devam eden göç hareketi ve bunun ortaya çıkardığı siyasi durumdur. Ġmparatorluk, harcadığı onca çabaya rağmen Bulgarların, Trakya‟ya geçmesine engel olamamıĢtır. O da, vaktiyle Batı Roma‟nın benimsediği politikaya bir yenisini eklemiĢ, federe olarak yönetemediği takdirde, birbirlerine düĢürerek kırılmalarını sağlamaya baĢlamıĢ ve bunda da bir hayli baĢarılı olmuĢtur. Ancak yine de Bulgarları Trakya‟dan çıkarmayı baĢaramamıĢtır. Bulgar halkının bu bölgeye yerleĢmesinin bir diğer sonucu da, Batı ile Doğu‟nun, kara bağlantısının doğrudan kesilmiĢ olmasıdır. Karadan kesilen bağlantıya, bir de imparatorların dinî siyaseti eklenince, Doğu Roma ile Batı Roma arasındaki ayrım kesinleĢmeye baĢlamıĢtır. Zira Doğu Roma imparatorları, hem dinî hem siyasi bir lider olarak, son sözü söyleme yetkisini elinde tutarken, Batı‟da daha özgürlükçü bir anlayıĢ hâkimdir. Batı‟da, imparatorların ve halkın, dünyevi sorumluluğu ne olursa olsun, dinî bir sorumluluğu da vardır. Ancak Doğu Roma‟da imparatorların, Tanrı‟nın yeryüzündeki yegâne temsilcisi olma düsturu sebebiyle, son söz yetkisine sahipti ve otokrattı.71

565 yılında ölen Iustinianos‟un yerine tahta, 610 yılında çıkan bir ayaklanma ile Ermeni kökenli Heraklius geçti. Ġmparatorluğa, büyük bir sıkıntı döneminde geçen Heraklius, ilk olarak ülkenin siyasi sorunlarına eğildi. Zira artık, Ġtalya‟nın yeniden topraklara dâhil edilmesi umudu kalmamıĢ, sadece sahip olunan toprakların elden çıkmasını engelleme çalıĢmaları baĢlamıĢtı. Doğu‟da Persler; Ermenistan ve Suriye‟yi ele geçirmiĢ, hatta Kapadokya‟ya kadar, Anadolu‟nun doğusunu yağmalamıĢtır. Batı‟da ise; Bulgarlardan sonra Slav ve Avarlar Balkanlara ulaĢmıĢ,

geçirmeyi baĢarmıĢtır. Bütün Roma bürokrasisi ondan çekinip, itaat ederken Edekon‟un oğlu Odokhavar; bizzat kendi mallarıyla emrine aldığı askerler ile harekete geçerek, Orestes‟i tahttan indirmeyi baĢarmıĢtır bk. Ali Ahmetbeyoğlu, Avrupa Hun İmparatorluğu, Ankara 2001, s. 74-76. Edekon ve Odokhavar‟ın Ġskit soyundan olduğunun belirtilmesi ve barbar olarak adlandırılması, onların; Macar soyundan olduğu ihtimalini güçlendirmektedir.

71 Roberts, age., s.124-127. Otokrat kelimesi Yunanca ‟da Ġmparator için kullanılan unvanlardan biridir. bk Roberts, age., s. 127.

(31)

baĢkent Konstantinopolis‟e kadar akınlar düzenleyip, imparatorluğun batısını yağmalamıĢtır. Heraklius‟un ilk iĢi, elbette ki baĢkenti korumak olmuĢ ve 626 yılında, büyük bir donanmayla baĢkente saldırmak için pusuda bekleyen Avarlara, yardım götüren Perslerin72

varisi Sâsânîler geri püskürtmüĢtür. Heraklius, 627‟de, Sâsânî Ġmparatorluğu‟na ve Mezopotamya‟ya hareket etmiĢtir. Bu sırada Sasanî Ġmparatoru Hüsrev‟in ölümü üzerine, anlaĢma imzalanarak Sasanî sorunu da çözülmüĢtür. Fakat Heraklius‟un uğraĢması gereken sorunlar bitmiĢ değildi. Hatta Asya‟da baĢlayan sorunlar ve buna bağlı göç hareketleri, doğrudan Doğu Roma Ġmparatorluğu‟nu ilgilendiriyordu. Zira ülkenin sahip olduğu alan; doğuda; Kuzey Afrika kıyı Ģeridini kapsayan, Mısır, Levant, Suriye, Anadolu, Karadeniz kıyı Ģeridi, Kırım, kuzeyde Byzantion kasabasından Tuna Nehri havzasına kadarki alan, Avrupa kıtasında ise; Makedonya, Dalmaçya, Teselya, Ġtalya‟nın güney ve batısındaki bazı yerleĢimler ile Sicilya, Korsika ve Sardunya adaları idi. Strateji uzmanları bu sınırların; göç hareketleri, imparatorluğun düĢmanları, sahip olunan askerî ve ekonomik güç baz alındığında, büyük bir tehlike arz ettiğini bildirmiĢlerdir. Nitekim Heraklus‟un, 641 yılında ölümü sonrası imparatorluğun, yaklaĢık iki yüz yıl süren karıĢıklık dönemi, stratejistleri haklı çıkaran en önemli ibaredir.73

V. yüzyılda batıdan göç edenlerin yol açtığı yol açtığı kaos ortamı, hat safhaya ulaĢmıĢtır. 440 yılında papa olan Büyük Leo„nun, Ģahsî çabalarıyla, Attila‟nın Roma‟yı istila etmesi önlenmiĢ, ancak yine de papalık tahtı, beraberindekilerle birlikte Ravenna‟ya taĢınmıĢtır. Bu durum Doğu Roma Ġmparatorluğu ile Batı Roma‟nın arasını açan bir diğer etmen olmuĢtur.74

VI. yüzyılın sonuna gelindiğinde, günümüz papalık sisteminin ortaya çıkmasını sağlayan, Büyük Gregorius tahta geçmiĢtir. O, 590 yılından, 604 yılına kadarki faaliyetleri süresince, papalığın ana görevlerini belirleyecek olan birçok çalıĢmaya imza atmıĢtır. Bu yönü ve tahta çıktığı dönem temel alınarak, kendisine Orta Çağ’ın İlk Papası nitelemesi yapılmıĢtır75. Gregorius tarafından ilk faaliyet

72

III. yüzyıldan itibaren, yeni bir hanedan olarak ortaya çıkan Sâsânîler, Partların yerini alarak büyük bir siyasi tehdit haline gelmiĢtir.

73

Roberts, age., s. 128-129. 74 Roberts, age., s. 132-133.

75 Batı ekolü temsilcileri, Papa Büyük Gregorius‟un sahip olduğu idrak kabiliyeti sayesinde; dünyanın, papalığın ve imparatorluğun durumunu iyi değerlendirerek atılımlarını gerçekleĢtirdiğini belirtmiĢtir.

(32)

olarak, Aziz Pavlus döneminden beri ikinci plana itilen, misyonerlik faaliyetleri yeniden baĢlatıldı. Bu bağlamda, barbarların Ariusçuluğuyla mücadele edildi ve Ġngiltere‟ye Hristiyanlığı anlatmak için elçiler gönderildi. Vizigotlara, Katolik mezhebi benimsetildi. Batı‟yı virane haline getiren Got savaĢları sonunda, Lombardlara karĢı, Konstantinopolis ve Franklardan yardım talep edildi. Bu açıdan Lombard sorununun, papalığın gücüne güç kattığı, onun siyasi ve dinî otoritesinin, yegâne hedefini belirlediği iddia edebilir76. Zira onun sayesinde Hristiyanlık farklı

bir olguya dönüĢmüĢtür. Mesela o, kendinden önceki papalar gibi, Yunanca bilmiyor, hatta öğrenmek için de çaba sarf etmiyordu. Onun döneminde, Batı Kilisesi ön plana çıkmıĢ, artık Hristiyanlığın barbar münasebetlerinde merkez noktası; Akdeniz sahası değil, Avrupa haline gelmiĢtir. Bu durum, sonraki dünya düzeninin Ģekillenmesinde etkili olmuĢtur. ġöyle ki; Avrupa‟daki barbar topluluklar, yavaĢ yavaĢ Roma kültürü ve kilisenin etkisiyle dönüĢmeye ve Avrupa Hristiyan Birliği‟nin temelleri atılmıĢtır. Barbar kavimleri; paganist ve savaĢçı özelliklerinden uzaklaĢarak, daha uysal, yerleĢik ve okur-yazar bir kitle haline dönüĢtürülmüĢ, artık birer kabile lideri olmaktan çıkıp, papalığa bağlı krallar olmaya baĢlamıĢtır77. Fakat bu geliĢmeler,

oldukça yavaĢ seyretmiĢ, mevcut atılımlar, Papa Gregorius‟un çalıĢmalarıyla sınırlı kalmıĢ ve ondan sonraki birkaç asır boyunca, papalık namına büyük geliĢmeler yaĢanmamıĢtır. Siyasi durum da, bundan farksızdır. Çünkü papalığın etrafı sarılmıĢ, imparatorluk yıkık bir yer haline gelmiĢtir. Nitekim Avrupa‟nın kuzey ve güney kısımları, korsanların yağma ve baskısına maruz kalırken, Doğu Roma ile kara bağlantı kopmuĢ, Afrika ile temaslar kesilmiĢ ve doğudan devam eden göç dalgaları, imparatorluğu iyice zora sokmuĢtur. Ancak bu zor durum, günümüz Avrupa halklarını meydana getirmiĢtir.78

663 yılında Doğu Roma Ġmparatoru II. Konstans ve 710 yılında Papa Konstantin79, Roma‟ya bir ziyaret gerçekleĢtirdi. Bu ziyaretler XV. yüzyıla kadar, Doğu Roma Ġmparatorluğu‟ndan, ülkeye adını veren Ģehre yapılan, son ziyaret

76 Hatta Latinler tarafından Papa Gregorius; Aziz Pavlus‟tan sonra, Roma Ġmparatorluğu‟nun en büyük temsilcisi addedilmeye baĢlanmıĢtır. Bunun dıĢında araĢtırmacılar Gregorius‟un „yeni bir Ģeyi temsil ediyor‟ olduğunu belirtmiĢtir.

77

Bunun ilk örneği bir Got liderinin 550 yılında kendi resmi ve krallık simgeleriyle bezeli olarak bastırdığı ilk paradır.

78 Roberts, age., s. 133-135.

Referanslar

Benzer Belgeler

Cassius Longinus, ilk kez kentlerden on yıllık vergiyi iki defada ödemelerini talep etmiştir (App.. süreli savaşlardan sonra MÖ 282 yılında Orta İtalya’yı ele geçirmiştir.

2014 yılı çalışmaları neticesinde kentin Doğu Roma İmpa- ratorluğu Dönemi -Ortaçağ- yerleşiminin akropolis üzerinde yoğunlaştığı öngörülmüştür ve bu yıl

Fatımîler Batı Akdeniz’de hakimiyeti tesis etmek amacıyla Sicilya ve Güney İtalya’da Doğu Roma İmparatorluğu ile mücadele ederken doğuda Mısır gibi stratejik

Yüzyıl Bizans Kaynaklarına Göre Göktürk-Bizans İlişkileri, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Ġstanbul 2003. REFIK, Ahmet, Bizans İmparatoriçeleri, Oku Yayınları,

Macarların diğer ana grubuna gelince, onlar ismen bilinen ilk hükümdarları olan Levedi’nin önderliğinde güneybatı istikametine bu sırada göç etmişlerdir;

Belirlenen özniteliklerin her bir görüntü için belirlenmesi ve eşleştirilmesi problemi korelasyon (İng. correlation) olarak adlandırılır. Özellikle hareket takibi gibi

İznik’in içinde bulunduğu ova iktisadi açıdan çok verimli topraklara sahiptir. Bu bağ ve bahçelerin su ihtiyacının büyük bir bölümü ise İznik

Müzelerdeki çalışmalarım sırasında yardımlarını eksik etmeyen Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi Müdürü Muhsin Endoğru ve arkeolog Salih Kurudere,