• Sonuç bulunamadı

Selim Sırrı beyin cevabı:İsveç usulü jimnastiği niçin kabul ettik?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Selim Sırrı beyin cevabı:İsveç usulü jimnastiği niçin kabul ettik?"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

¡13 Agı&toJ 1933

Selim Sırrı beyin cevabı

İsveç usulü jimnastiği

niçin kabul ettik?

Bir zamanlar jimnastik diye yaptırılan

şeyler cambazlıktan ibaretti

Beden terbiyesi ciddî ve İlmî bir şekilde meşgul olmamış bazı kimselerin arasıra tarizlerine he­ def oluyorum:

— Cansız bir makine gibi, hattâ kuk­ la gibi kollarını bacaklarım sallamak­ tan ne fayda hasıl olur? Bu usulü mek­ teplere nereden musallat ettiniz, talebe alâka göstermiyor! Belki İsveçlilerin mizacına uygundur. Onlar şimal ahali­ sidir, biz ise cenuptayız. Bize daha çok oyun ve spor mahiyetinde şeyler lâ­ zım ( ! ) Neden bu usulü muhafaza et-

m ıkta taassup gösteriyorsunuz?» di­ yorlar.

Bazıları bu nareva tarizleri da­ ha ileri götürüyor. V e gıyabımda şurada burada:

«Spor bizim memlekette çok ile­ ri gidecekti. Selim Sırrının inat ve taassubu mâni oldu. Bizden şu İsveçe gitti. Gitmez olaydı! İsveç te! İsveç! Başka bir şey dinle­ miyor.» diyorlar.

Bu haksız tarizlerin şimdiye kadar bir kısmını sükûtla geçiştir­ dim. Bazılarına hakikati dilimin döndüğü, aklımıır erdiği kadar an­ latmağa çalıştım. Fakat Fransız­ ların güzel bir darbı meseli var­ dır: İşitmek istemiyenlerden da­ ha kuvvetli sağır olmaz derler. Ta­ biî ben de o gibilere hitap etmi­ yorum. İşitmek istiyenlere söylü­ yorum.

1909 da yani bundan bir rubu asır evvel, İsveçe beden terbiye­ si tahsiline gitmeden evvel mü- hendishanede, Hendesei Mülkiye-

de ve Darüşşafakada jimnastik hocası idim. O devirde görenek suretile yetişirdi. Bize hocamız ders verirken, önümüzde bir ta­ kım jimnastik alet ve edevatını ko­ yar. Bunlarda şu marifetler yapı­ lır. Her gün idman ede, ede bu gaye elde edilir. Bu sayede insa­ nın vücudu demir gibi sert olur, gözü de pekleşir, derdi.

Biz beş on meraklı bu güç ve tehlikeli idmanları yapmak için var kuvveti bazuya verir, havada perende atar, ellerimizin üstünde kabak durur, bir el ile kendimizi çeker, en ağır gülleleri bir ham­ lede kaldırmağa savaşır ve Beyoğ- lunda (Stangali) nin salonunda vüleşirdik.

Mühendishane harbiyesinde tah­ silimizi bitirip zabit çıktığımız za­ man fikirlerden ziyade bir vücut pehlivanı olmuştuk. Bu cambazlık­ larımızı jimnastik zannedenler bi­ zi muallim yaptılar. Biz de vaktile ustamızdan öğrendiklerimizi bize tevdi edilen talebelere öğretiyor­ duk. Fakat bu derslerimizden bir küçük zümre, mketebin elebaşı­ ları ve kabadayıları istifade ediyor, fikirlerinin tenvir etmesine ihti­ mam eden çalışkanlar bu tehlike­ li işlere iltifat etmiyorlardı. Sekiz dokuz sene böylece kitapsız ho­ calık yaptık ve bir çok ta cambaz yetiştirdik!

O devirde Fransa ve Alman- yada da jimnastik bu tarzda yapı­ lıyordu. 1909 da Istokholme gi­ derken evvelâ Parise uğradım, bir ay kadar Fransızların beden ter­ biyesi mektebini tetkik ettim. Bir gün Pariste beden terbiyesini İlmî bir şekilde tedvin eden doktor (Phi-

lippe Tissie) ile tanıştım. Bu zat 'Sâna bir tabip İisaniıe Fransada yapılan jimnastiklerin hatalarını ve zararlarını anlattı ve «İsveçe giderseniz orada beden terbiyesi­ nin fikir terbiyesi gibi bir usul

S e lim Sırrı beyin 1900 d a mU> h e n d ish a n e d e jim n a sik m u al­ lim i iken a lln a n bir re sm i ve

m eyhur pazulârı

tahtında tatbik edildiğini görür­ sünüz» dedi.

Berlindek (Spandau) daki mu­ allim mektebinde de on beş gün kaldım. Orada da bizim marifetle­ rin aynini gördüm. Onlar da pa­ zılarımın sertliğini pek takdir et­ tiler! Barfiksteki marifetlerimi al­ kışladılar!-İsveçe geldiğim zaman ilk temas ettiğim zat İstokholm yüksek beden terbiyesi sabık mü­ dürü ve jimnastik muallimi (M. Törngrenn) oldu. Ona da pazıla­ rımı göstermek istedim, güldü, ba­ na kafanızı gösteriniz! dedi. O zamana kadar adaleleri kuvvetin miyarı ve beden ülkesinin hüküm­ darı sanıyordum. Adalelerin asa­ bın haracküzarı olduğunu orada öğrendim.

Kuvvetin sıhhatten, tenasüpten, ahenkten, güzellikten doğduğunu orada öğrendim. Ciğerlerin, kal­ bin, hicabı hacizin jimnastikte ro­ lünü orada öğrendim. Jimnastiğin gaye değil bir vasıta olduğunu, ga­ yenin becerikli, çalışkan, seciye sahibi bir vatandaş olarak yetiş­ mek olduğunu orada öğrendim. Başkalarını keçmeden evvel ken­ dini geçmek lâzım geldiğini orada öğrendim. Hayatın bir şehik ile başlayıp bir zifir ile bittiğini orada öğrendim.

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Koçak (2013) tarafından 211 branş öğretmeni ile yapılan ortaokul yönetici- lerinin sosyal iletişim becerilerinin öğretmen motivasyonuna etkisinin araştırıldığı

Bu çalışmalara benzer olarak bizim çalışmamızda da PAİ sigara içen bireylerde içmeyenlere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandı.. Miyatake ve

Bizim çocukluğumuzda ve ilk gençliğimizde Kom ik K el Haşan da ara sıra orta oyunu oy­ nardı ama bu işin asıl erbabı Kavuklu Hamdı idi.. Çarşambaları,

Toplum böyle bir anlayış açısından ortaya konur, örneğin savaş yılla­ rının güç ekonomik koşulla­ rının yol açtığı ekmek kıtlı­ ğını konu edinen

Hor şeyi kolay kolay beğen- ıniyen, yahut evvelâ beğenir görünüp de hatır için "fikir değiştiren Haindi Tanpmar, tabii güzel hanımların gru- punda;

Bekliyorsunuz, hattâ Camideki kalabalık, sanki başkası için gelmiş, çt*ienkler sanki bir başkasınınmış gibi, kendi kendini­ zi aldatan ıK.. Cemil Sait

(Cümlesi) demeyip (büyük ço­ ğunluk) diyişim şundan ileri ge­ liyor ki, aüeler bazan • oğullannm müstakbel karışım yıllarca evvel kendi aileleri içinden,

Endoskopik endo- nazal yaklaşım, lakrimal kese ve nazolakrimal kanal tıkanıklığının hem primer tedavisinde hem de başarısız eksternal dakriyo- sistorinostomi