Sahífe 8 ' y ' / b n l ,U A K Ş A M
— - •S* a£fjr:-T", ...lıajsaa.’:":,,ılariL>;mm.',.ı.ı ■■■:-. ■ ı , ....».»•••m tK m asw ^ .vA >1 i is v r a .^ t r ^ ¿g«8a^ ’..>,
> Soryredijjadh^^ AM «U»ir, Murat. Abdttlhamit, R«$at, Vahidaddln) d*»irl«índ*
Yazan î SÜLEYMAN KANI — Tercüm», iktibas hakkı mahfuzdur
Tefrika
no. 242
Abdülhamit Çırağan sarayını sıkı
bir çember içine aldırdı
Abdülhamit biraderi aleyhine yapılmakta olan tahrikatın bir gün filiyata iktiran etmesinden ve (rüş-dü avdet etti) denilerek Sultan Muradın tahta ricatına yol bulun* masından endişe içinde vakit ge çiriyordu.
Bu endişe büyüdükçe büyüdü. Namık paşanın nakline göre kendisile sadrıazam Mütercim Mehmet Rüştü paşa bir gün sara ya celbed i lirler.
Damat Mahmut paşa vasıtasile Abdü’hamit mücerret nizamı âle mi ve asayişi umumîyi hıfz için Sultan Murat ile validesinin vücut larını izale hakkında mahremane reylerini sual eder. Namık paşa:
— Bu madde bizden sorulacak şey değildir; umuru şeriyedendir; icabı şerîsi araştırılmak lâzımdır!
Cevabını verir. Sadrıazam da onu tastik eder. Sarayca işin ileri sine gidilmekten ihtiraz olunur.
Sultan Muradın tamamen iyile-şemiyeceğine dair (Ossüinkılâp) ta şu rapor neşredilmiştir:
(Hüdavendigâr sabık Sultan Murat hazretlerinin diiçar oldukları illetin ma hiyeti hakkında geçen eylülün yirmisi tarihile tanzim ve ita eylemiş olduğu muz raportta cezim ve itikadımızca illeti mezkûrenin bir daüadal olduğunu beyan eylemiştik.
Şimdi şurasını dahi ilâve ederiz kiî Şayet hakanı müşarünileyh hazretleri
bir müddeti medideden sonra hilafı
memul iyileşse bile kuvayi müdrike ve selâmeti akliyesini tamamile kesbede- mezler.)
Almanya sefarethanesi tabibi Mülih,
İngiltere sefarethanesi tabibi Dikson,
Fransa sefarethanesi tabibi Marvan,
Avusturya sefarethanesi tabibi Suko,
Akif, Monceri, Kastori.
Bu raporun hangi tarihte veril diği, hangi lisanda yazıldığı gös terilmiyor. Ancak metninde eylü lün yirmisinde başka bir rapor ve rilmiş olmasından bahsedilmesine, Abdülhamidin
rinde cülus eylemiş bulunmasına nazaran bu ikinci raporun bu dok
imkân olamıyacaktı!
Ali Süavi vakası Sultan Murat etrafındaki muhafaza kordonunun sıklaştırılması lüzumunu Abdül-hamide gösterdi. Bu heyecanlı ve kanlı dersten istifade ederek Çı-rağan sarayını karadan ve deniz den, dışarıdan ve içeriden bir mu hafaza ve tarassut çemberi içine aldı.
Fakat ne yapsa Sultan Muradın validesile başa çıkamtyordu. Bu valide sultan oğlunu delilikten kur tarmak için ötedenberi hekimler den ziyade hocalara ehemmiyet verirdi.
Sultan Mecidin berber basısı Hüsnü beyin yeğeni Cafer beyin nakline göre doktor Peştemal-ciyan, Zanbako, Horasancı, Ser-viçen taraflarından Sultan Mura dın sinirlerini teskin için verilmiş reçete kaybolmuştu.
Şevkefza valide bundan sonra bütün kuvvetini üfürükçülere ver miş, Abdülhamidin Sultan Murat dairesinden çıkarttığı Nakşifent kalfa da bu hususta kendisine iyi bir muavin bulmuştur.
Aşağıda ikinci Çırağan vaka sında izah edileceği veçhile Çıra-ğandan su yolları, yahut bir iş ve sebeple daireden çıkan ve Nakşi-fendi bulan emin vasıtalar Sultan Muradın gömlek ve çamaşırlarını kalfaya teslim ederler, o da üfü rükçülerle iş bittikten sonra bun ları ayni vasıta ile valideye isal eylerdi. Sultan Murat iyileştikten sonra saltanata nailiyeti için ya pılan bu dualara, büyülere ikinci Çırağan vakasının da muvaffakı-yetsizliği ve Nakşifent kalfanın İstanbuldan firara mecburiyeti üzerine ümitsizlikle nihayet
veril-radm cinneti tahakkuk edince vü kelâ ilk evvel validesinin niyabe tini tasavvur eylemişlerdi. Fakat buna şeran bir şekil bulunama yınca niyabet Sultan Hamide tek lif edilmiş idi. Bunun üzerine Ab dülhamidin Sultan Murat iyileşin- j ce saltanatı rızasile ona terkeyli-yeceğine dair verdiği senet Nakşi fent kalfa nezdinde mahfuz kal-naış; bu senedin Nakşifent kalfa da bulunduğunu sonradan öğre nen Abdülhamit bunu ne yapıp yaparak elde etmek için mabeyin kâtibi Hakkı beyi Atinaya gön dermiş ise de Hakkı bey muvaf fak olmadan avdet eylemiş.
Bu rivayeti senedin Mithat pa şa hanımı tarafından yakıldığı hakkında evvelce neşrettiğim nak liyat ile tevfik eylemek ancak Mit hat paşanın Avrupaya ibadmda senedi Nakşifent kalfadan veya hamili kim ise ondan alıp nezdin de saklamış bulunmasile kabildir. Zayıf gördüğüm bu rivayeti kaydedişim tarihen mühim olan ve ortaya çıkamıyacağı da anla şılmakta bulunan bu senet etra fındaki şayiaların hiç birini ihmal eylemek istemediğimdendir.
Nakşifent kalfanın Atinadan Mısırda tlhami paşa nezdine git tiği anlaşılmış ise de akibeti ma lûm olamamıştır. Pariste Ali Şef kati beye iltihak ederek orada ve fat ettiğini söyliyenler vardır.
Nakşifent kalfanın Kleanti Skal-yeri ile seviştiği ve ondan bir kız çocuğu olduğu rivayeti de çıkarıl mıştır. Halbuki bu kızı Nakşifent kendi parasile satın almış; firarın da İstanbulda bırakmış idi; bu kü çük çerkes kızcağızı Abdülhamit tarafından saraya alınmış, sonra evlendirilerek çıkarılmıştır.
(Arkası var) ağustosun otuz bi- miştir.
torlardan cülûstan nihayet iki, üç ay sonra alınmış olması lâzım ge liyor. Doktorlardan böyle biribiri-ni müteakip raporlar alınması Ab dülhamidin Sultan Murat lehine yapılmakta olan tahrikâttan ne kadar sinirlenmekte olduğunu gös teriyor.
Muayenelerin sefarethaneler ta biplerine yaptırılması da siyasî mahfellerde Sultan Muradın cin neti hakkmdaki kanaatin takviye si maksadına müpteni olduğa şüphe götürmez.
Abdülhamit ne yaparsa yapsın Sultan Muradın bir gün tamamen iyileşmesi imkânı olamıyacağt hak kında umuma kanaat vermeğe mu vaffak olamadı.
Sultan Muradın muhafazası için ittihaz ettiği tedbirlerin kâfi ol madığını da bilhassa Ali Süavi va kası isbat etti.
O yalnız bir noktada muvaffak oldu:
Yıldız sarayında kendini gün den güne artan bir dikkatle sene ler ve senelerce muhafaza ede bilmek!
Fakat talihin ve tesadüfün yar dımı olmasaydı bu kadar sıkı ted birlerine rağmen bomba hadise
sinde zararsız kurtulmasına gene Taha Toros Arşivi