• Sonuç bulunamadı

Ölümünün 20. yılında Nurullah Ataç ve bugünkü edebiyat dünyamız

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ölümünün 20. yılında Nurullah Ataç ve bugünkü edebiyat dünyamız"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Ölümünün

20. yılında

Nurullah

Ataç v e

bugünkü

edebiyat

dünyamız

K o n u r E R T O P

Â

taç’ın ölümünün üzerinden tam 20 yıl geç­ miş Benim kuşağımın yazarları, yani orta kuşaktan yazarlar ve daha yaşlılar Ataç’ın yazılarını nasıl ilgiyle izlediklerini canlı bir anı gibi hatırlarlar. Birkaç gün önce Mustafa Ekmek­ çi, Cumhuriyet’te, Ataç’ın yazısı olan gazeteyi

almak için Yeşilköy'ün Sirkeci*ye trenle İnip ge­ ri döndüğünü anlatıyordu. 1955’lerde Ataç’ın Imi­ tada iki kez yazısı yayınlanırdı Ulus’ta. Bu parti gazetesinin o iki gün satışı birden bire yükselir- dt İstanbul’da. Gazete öğleyin gelirdi ve Ataç'rn okuyucuları öğle saatlerinde gazetelerini almış, okumuş olurdu. Gizler, güzellikler, derinlik­ ler dolu edebiyat dünyasında bütün yazı­ lan izlemeye, bütün yazarlan yargılamaya ye­ ten bir gücü vardı. En ünlüsünden, kendisi­ ne en çok güvenenden edebiyat evreninde yeni kanat alıştırmaya çabalayan tutkunlara dek her­ kes yazdıklannı Ataç’rn okuyacağını düşünürdü: Onun beğenisi kazanılmaya çalışılırdı, onun, kar­ şı çıktığı, yerdiği tökezlemelere düşülmemeğe özen gösterilirdi. Yazarlar bir yazının içinde çe­ lişmelere düşmemeğe çabalardı, dil 1 temiz, pürüz­ süz kullanmaya özen gösterirdi. Örneğin «ve» leri kullanmaktan, «İşedi tümcelerde «şayet, eğer» sözcüklerine yer vermekten, Türkçesi olan söz­ cüklerin yabancı karşılığını kullanmaktan, hele aynı yazıda aynı anlama gelen sözcükleri yeril yersiz sıralamaktan, senli-benli, teklifsiz sesleniş­ lerden... uzak durmağa çalışırlardı. Bunlar bir edebiyatı biçim yönünden de içerik yönünden de yenilemeye, harekete getirmeye yetecek şevler de­ ğildir elbette. Ama Ataç’rn kişiliği sanki yazdık­ larını aşıyordu, onun yarattığı hareket edebiyat dünyamızı canlandırıyordu, üç-beş yüz satan der­ giler bile sanki bir devingenlik kazanıyordu. O- nun ölümünden bu yana eksilen, bir türlü tuttu- TUlnmayan, edebiyat dünyamızda bir türlü estiri- lemiyen İşte bu canlı soluktur!

ATAÇ'TAN SONCA TOPLUMSAL DEĞİŞMELER

Ataç*m ölümünden sonra bizim toplum y v şantımızda hatırı sayılır değişmeler olmuştur. Bunların hızı bizim toplumlunuzun hareket man­ tığına göre baş döndürücüdür. Ataç'rn öldüğü 1957’de demokrasi için verilen savaşım 27 Ma­ yıs devrimivle birlikte birdenbire sosyalistçe bo­ yutlar kazanmıştır. Kamuoyunu oluşturan, besle­ yen kaynaklar Dünya Marksçı edebiyatıyla bir­ denbire zenginleşmiştir. Toplumu kuşatan tabu­ lar yıkılmıştır. Sanatın doğrultusunda, ereklerin­ de yenileşmeler belirmiştir.

Bu hareketli ortamda Ataç'rn eski önemini koruması mümkün olmamıştır.

Bunu kabul etmekten üzüntü duyuyorum. Çünkü Ataç’rn bugünkü edebiyat dünyamız İçin de geçerli şeyler söylediğine inanıyorum. Onun yazılarının temeli olan nokta İnsanımızı tek yan­ lı düşünmekten, bağnazlıktan kurtarmaktı. Bu­ nu geçerliğini yitirmeyen bir ilke sayıyorum. Dog­ malardan kuşkulanmak, yargılar üzerinde sürek­ li olarak düşünmek, onları yeniden usavurmak, İnsanın sonsuz yaratıcı yetisine inanmak Ataç'm temel görüşlerini oluşturuyordu. Bunlar bugün de değerini yitirmemiş ilkelerdir. Ama insanı­ mız, okuyucumuz-yazıcımız hu ilkelerin oldukça uzağına düşmüştür. Ataç'rn etkili uyanlarından yoksunuz bugün!

Dil: DÜŞÜNCENİN ANLATİM ARACI

«Benim önemim yaşadığım günlerdedir» di­ yordu Ataç. Bununla İnsanımızın gelişme süreci­ ni de vurguluyordu. İnsan düşüncesinin enginliği­ ne güven duygusu kökleşecektir; bağnazlık orta­ dan kalkacaktır; düşüncenin anlatım aracı ol­ ması gereken dilimiz, düşünceyi en sağlam bi­ çimde ortaya koyacak nitelikler kazanacaktır... diyordu. Gelecekte bunlar başarılmış olacağı için kendi yapıtının önemini yitireceğini kabulleni­ yordu.

«Benim yazdıklarım bir moraliste’in yazıla­ n d ır» demişti . .taç. Yüzyılımızın başındaki Fran­ sız düşüncesiyle kaynaklanan, özgürlükçü, akılcı, ahlâk anlayışıydı savunduğu; lnsanm, tek tek bü­ tün insanların haklarının mutlak savunucu suydu. Bu düşünce onu Stalin döneminin güdümlü ede­ biyat anlayışının dışına itiyordu.

ATAÇ’ IN ELEŞTİRİ KURAMI

Eleştiri anlayışı gene yüzyıl başının Fransız izlenimci eleştiriciliğiyle temellenmişti. J. Lema- itre A. France, R. de Gourmont, en çok da A. Gide'den esinler, hatta «tik»ler almıştı. Klâsik şiirimizi çok iyi biliyordu; Batı’dan ve bizden en başarılı yapıtların etkileriyle oluşup gelişmiş bir beğeninin sahibiydi. Bu malzeme onu yeni yapıt­ lar karşısında sezgili ve kavrayışlı yargılara ulaş­ tırıyordu. Böylece bizim dünyamızda bir edebi­ yat zevki yaratmış dalia önemlisi tutarlı bir ede­ biyat anlayışı oluşturmuştu.

Divan şiirini çağdaşlarına eleştiri gözüyle ta­ nıtıp sevdiren bir yazardı. Bu şiirin yapı ve anla­ tım ustalıklarını, inceliklerini vurguluyor ancak İçinden geldiği duruk toplum yapısını sergileyip yermekten de uzak durmuyordu. Böylece tek yan­ lı «ımlzl hayranlığından kurtarıyordu okuyucu­ yu. Öte yandan Halk Şiirini değerlendirirken ay­ dınlar arasında moda hayranlığı eleştirmekten çekinmiyor böylece de kabataslak, temelsiz Halk­ çılığın eleştirisini veriyordu.

Dille düşünce arasındaki ayrılmaz bağı bizde en çok vurgulayanlardandı. Dil yenileşmesinin dü­ şüncedeki yenileşmeyi ortaya koyabildiği ölçüde değer taşıyacağını gösteriyordu.

Tutarsızlığın, çelişmenin olduğu kadar dog­ macılığın, slogancılığın da karşısındaydı.

BUGÜN M TARTIŞILAN SORUNLAR

Bunlar bugün de karşı karşıya olduğumuz edebiyat, kültür hattâ uygarlık sorunlarıdır." Ataç’ m yazılarının, önerilerinin bu bakımdan bugün de İşlevi vardır.

Dilimizi en iyi kullanan' usta bir denemecinin yazılarıdır onun kaleminden çıkanlar, öğrenmek, eğitilmek, yoî-yordam edinmek için olmasa yalnız Türkçenln güzelliklerini görüp tad almak için de olsa onu okumak her zaman okuyucusuna kazanç «ağlayacaktır.

Referanslar

Benzer Belgeler

“Meslek liselerinin diğer orta öğretim kurumları arasındaki yeri ve önemi nedir?”, “Meslek lisesi memleket meselesi’ sloganı sizce neyi ifade ediyor?”,

A concise synthesis of denbinobin is described via an intramolecular free radical. cyclization and Fremy s salt mediated oxidation as a

Mercanlar Paleozoyik dönemden (545 milyon-251 milyon yıl önce) Miyosen dönemin sonuna kadar (24-5 milyon yıl önce) kadar olan dönemde Anadolu’nun hemen hemen her yerinde,

Geride kalan tuz kristalize olarak (katı bir maddenin uygun bir çözücü içinde soğukta az, sıcakta çok çözünmesi) kaya yüzeyi üzerinde balpeteği şeklinin

Sanatçının Koşuyolu’ndaki evin­ de yer alan “ Aka Gündüz Köşesi” ilginç görüntülerle ekranlarımıza ge­ lirken, eşi Süheyla Kutbay, oğlu Hakan Kntbay, yakın

işte, tam bu sıralardadır kî, Reşat Nuri Giintekin «G ali Kuşu» romanındaki Feride’siyle Türk kızının ilk gerçek örneğini vordi.. F e­ ride mektepten

«Suriye ve Kilikya’da Fransa Yüksek Komiseri» General Gtıro’- nun emri ile Antep, Maraş ve Urfa sancaklarındaki Fransız kuvvetleri­ nin kumandanlığına

Balıkçı tekneleri, kayıklar, yatlar, lokantalar, kahveler, barlar, oteller, balıkçı hali yat limanın kenarına inci gibi dizilmiş.. Ya­ şam gece ve gündüz