• Sonuç bulunamadı

Edirne Çevresi Halk Ezgilerinin Makam, Ritm Ve Tip İncelemesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Edirne Çevresi Halk Ezgilerinin Makam, Ritm Ve Tip İncelemesi"

Copied!
223
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Türk Müziği Anasanat Dalı Türk Müziği Programı

Tez DanıĢmanı: San. Öğr. Gör. Süleyman ġENEL

ĠSTANBUL TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ  SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

EDĠRNE ÇEVRESĠ HALK EZGĠLERĠNĠN MAKAM, RĠTM VE TĠP ĠNCELEMESĠ

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Hakan KUMRU (405891001)

(2)
(3)

İTÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü‟nün 405891001 numaralı Yüksek Lisans Öğrencisi Hakan KUMRU, ilgili yönetmeliklerin belirlediği gerekli tüm şartları yerine getirdikten sonra hazırladığı ‘‘EDĠRNE ÇEVRESĠ HALK EZGĠLERĠNĠN MAKAM, RĠTM VE TĠP ĠNCELEMESĠ’’ başlıklı tezini aşağıda imzaları olan jüri önünde başarı ile sunmuştur.

Tez DanıĢmanı : San. Öğr. Gör. Süleyman ġENEL ……….. İstanbul Teknik Üniversitesi

Jüri Üyeleri : Doç. Cihangir TERZĠ ………..

İstanbul Teknik Üniversitesi

Doç. Dr. Abdulkadir EMEKSĠZ ……….. İstanbul Üniversitesi

Teslim Tarihi : 04 Mayıs 2012 Savunma Tarihi : 08 Haziran 2012

(4)
(5)

ÖNSÖZ

Bu çalışma, İ.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği Anabilim Dalı, Türk Müziği Programı‟nda yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır.

Geleneksel Halk Müziğimiz bünyesinde çok zengin ve çeşitli müzikal unsurları barındırmaktadır. Özellikle Cumhuriyet dönemi ile birlikte müzik adamlarımız tarafından büyük güçlüklerle alan araştırmaları yapılmış; binlerce halk ezgisi derlenerek ortaya çıkarılmış ve müzikal analizleri yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalar, halk müziği araştırmacıları için büyük bir kaynak ve malzeme teşkil etmiştir. Biz de çalışmamızda, büyük zorluklarla derlenerek ortaya çıkarılan Edirne çevresi halk ezgilerinin makam, ritm ve tip incelemelerini yapmaya çalıştık.

Tez konusunun seçiminden son haline gelene kadar olan aşamalarda engin bilgisini ve zengin kütüphanesini benimle paylaşan değerli danışmanım San. Öğr. Gör. Süleyman Şenel‟e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca, özeti İngilizceye çeviren aile dostlarımız Ayla ve Fatih Nadasbaş çiftine, tez çalışmasına başladığım eylül ayından beri gerekli ilgi ve alakamı yeterince gösteremediğim sevgili eşim Alev Kumru‟ya, kızım Ayça Kumru‟ya ve oğlum H. Yiğit Kumru‟ya gösterdikleri aşırı derecedeki sabırlarından dolayı çok teşekkür ederim.

(6)
(7)

ĠÇĠNDEKĠLER Sayfa ÖNSÖZ...v KISALTMALAR...xi ÇĠZELGE LĠSTESĠ...xiii ġEKĠL LĠSTESĠ...xv ÖZET...xix SUMMARY...xxi 1. GĠRĠġ...1

2. EDĠRNE ÇEVRESĠ HALK EZGĠLERĠNĠN SINIFLANDIRILMALARI….17 2.1. Konularına Göre………....17

2.1.1. Lirik türküler……….17

2.1.1.1. Aşk ve sevdâ türküleri………..17

2.1.1.2. Gurbet türküleri……….18 2.1.2. Pastoral türküler………....18 2.1.3. İş ve meslek türküleri………....19 2.1.4. Alevî-Bektaşî nefesleri…….……….19 2.1.5. Oyun türküleri………...20 2.1.6. Roman havaları……….21

2.2. Makam/Dizi Yapılarına Göre………..…….22

2.3. Ritm Yapılarına Göre………...……....23

2.4. Ses Genişliğine Göre………....24

3. MAKAM, RĠTM VE TĠP ĠNCELEMELERĠ………27

3.1. Abdal Musa Sultan Ceylanı…………...………...27

3.2. Adiye Bori.………..……….28

3.3. Ahır Köyün Meşeleri………...……….29

3.4. Alçacık Kirez Dalı………...……….30

3.5. Aman Dayler.………31

3.6. Anako ………...32

3.7. Arzu ile Kamber………....33

3.8. Atımın Yelesi Beyaz……….34

3.9. Avena Miday……….35

3.10. Ayılana Gazoz……….36

3.11. Bakkallar Satıyor Karaca Üzüm……….37

3.12. Balkan Gaydası………...38

3.13. Beşe Kana………...39

3.14. Bir Gemim Var Salıverdim Engine……….40

3.15. Bir Nefesçik Söyleyelim-1………..41

3.16. Bir Nefesçik Söyleyelim-2………..42

3.17. Bu Kimin Donu……….………..43

(8)

3.21. Çifte Kuburları Çaktım Almadı………..47

3.22. Debreli Hasan………..48

3.23. Dinleyin Kardaşlar Benim Sözümü………49

3.24. Dört Kapı İçinde Bir Şehir Gördüm………50

3.25. Dut Fidanı Boyunca………...51

3.26. Edirne‟nin Ardı Bayler………...52

3.27. Edirne‟nin Ardında Sünbüllü Bağlar………..53

3.28. Fatoş………54

3.29. Galamatya………...55

3.30. Gelin Bugün Dost Eline Varalım………56

3.31. Hak Dedim İbtida Dergâha Vardım………57

3.32. İlk Evvel Şu Cihan Yaratılmadan………...58

3.33. İstefalka………...59

3.34. Kahve Yemen‟den Gelir……….60

3.35. Kara Kuşun Yüksekdendir Oyunu………..61

3.36. Kavak Kavağa Yaslanır………..62

3.37. Kaytarma……….63

3.38. Kazibem………..64

3.39. Keten Gömlek Giyer………...65

3.40. Kırmızı Buğday Secolur……….66

3.41. Kırmızı Gül Al Bayleyor………...67

3.42. Kızılcıklar Oldumu……….68

3.43. Kızım Kızım………69

3.44. Küp İçinde Nişasta………..70

3.45. Muhammed Ali‟dir Gaziler Başı………71

3.46. Ne Kaçarsın Ölümden………...72

3.47. Oyun Havası………...73

3.48. Pınar Başının Gülleri………...74

3.49. Püskül Pençeriden Uçdu………...75

3.50. Selânik………...76

3.51. Seller Aldı Dermenimin Bendini………...77

3.52. Sitefalka………..79

3.53. Sülüman Aga………...80

3.54. Şu Dünyada Üç Nesneden Korkarım………...81

3.55. Şu Dünyanın Ötesine………..82

3.56. Tabağa Koyarlar Balı………..83

3.57. Vurun Gelin Kınasın………...84

3.58. Yarım Burgaz………..85

3.59. Yarım Kasap………...86

3.60. Yaylada Gördüm Yar Seni………..87

3.61. Yek Çay Diklom……….88

3.62. Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar………..89

3.63. Zigoş………...90

4. GENEL DEĞERLENDĠRME………...91

4.1. Melodi, Makam ve Diziler………...91

4.1.1. Uşşak ezgiler……….91

4.1.2. Hüseyni ezgiler……….92

4.1.3. Hicaz ezgiler……….93

4.1.4. Segâh ezgiler……….94

(9)

4.1.6. Nikriz ezgiler………95

4.1.7. Çargâh ezgiler………...96

4.1.8. Hicazkâr ezgiler………96

4.1.9. Sabâ ezgiler………...97

4.1.10. Nihavend ezgiler……….97

4.1.11.Acemli rast ezgiler………...98

4.1.12. Buselik ezgiler………98

4.1.13. Zirgüleli hicaz ezgiler……….98

4.1.14. İki farklı dizinin kullanıldığı ezgiler………...99

4.2. Ritm Tipleri Ve Varyantları………..99

4.2.1. Dokuz zamanlılar………..………99

4.2.1.1 Üçlüsü sonda usul tipi….………...99

4.2.1.2. Üçlüsü ikinci sırada usul tipi………...101

4.2.2. Yedi zamanlılar………...102

4.2.2.1. Üçlüsü başta usul tipi………..102

4.2.2.2. Üçlüsü sonda usul tipi……….103

4.2.3. Dört zamanlılar………...103

4.2.4. Sekiz zamanlılar………..104

4.2.5. Beş zamanlılar……….105

4.2.6. On zamanlılar………..105

4.2.7. On iki zamanlılar……….106

4.2.8. Ardıcıl (değişimli) usul tipleri………..………..106

4.3. Biçim………...107

4.3.1. Bir cümleli ezgiler………...107

4.3.2. İki cümleli ezgiler………...108

4.3.3. Üç cümleli ezgiler………...108 4.3.4. İki bölümlü ezgiler………..109 5.SONUÇ……….111 KAYNAKLAR……….………...115 EKLER………....119 ÖZGEÇMĠġ………201

(10)
(11)

KISALTMALAR Bkz. : Bakınız C. : Cilt Doç. : Doçent Dr. : Doktor DSĠ. : Devlet Su İşleri Haz. : Hazırlayan

ĠTÜ. : İstanbul Teknik Üniversitesi

ĠÜĠFM. : İstanbul Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Mecmuası

No. : Numara Ord. : Ordinaryüs Öğr. Gör. : Öğretim Görevlisi Prof. : Profesör s. : Sayfa S. : Sayı San. : Sanatçı THM : Türk Halk Müziği

TMDK : Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı TRT : Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Vb. : Ve benzeri

Vs. : Vesaire Yrd. : Yardımcı

(12)
(13)

ÇĠZELGE LĠSTESĠ

Sayfa

Çizelge 2.1: Aşk ve Sevda Türküleri………...17

Çizelge 2.2: Gurbet Türküleri………...18

Çizelge 2.3: Pastoral Türkü….………..………19

Çizelge 2.4: Esnaf Türküsü..………….………...19

Çizelge 2.5: Bektaşî Nefesleri………...19

Çizelge 2.6: Oyun Türküleri……….……….20

Çizelge 2.7: Roman Havaları………22

Çizelge 2.8: Makam/Dizi Yapıları...22

Çizelge 2.9: Ritm Karakterleri ve Tipleri...………..…………....23

Çizelge 2.10: Ses Genişlikleri…………..……….………...24

Çizelge 3.1: Abdal Musa Sultan Ceylanı‟nın Analiz Çizelgesi…...27

Çizelge 3.2: Adiye Bori‟nin Analiz Çizelgesi………...28

Çizelge 3.3: Ahır Köyün Meşeleri‟nin Analiz Çizelgesi………….………..29

Çizelge 3.4: Alçacık Kirez Dalı‟nın Analiz Çizelgesi………...30

Çizelge 3.5: Aman Dayler‟ın Analiz Çizelgesi……….31

Çizelge 3.6: Anako‟nun Analiz Çizelgesi...32

Çizelge 3.7: Arzu ile Kamber‟in Analiz Çizelgesi…….………...33

Çizelge 3.8: Atımın Yelesi Beyaz‟ın Analiz Çizelgesi……...………...34

Çizelge 3.9: Avena Miday‟ın Analiz Çizelgesi……….……..………...35

Çizelge 3.10: Ayılana Gazoz‟un Analiz Çizelgesi………...36

Çizelge 3.11: Bakkallar Satıyor Karaca Üzüm‟ün Analiz Çizelgesi…...37

Çizelge 3.12: Balkan Gaydası‟nın Analiz Çizelgesi…...38

Çizelge 3.13: Beşe Kana‟nın Analiz Çizelgesi………...39

Çizelge 3 14: Bir Gemim Var Salıverdim Engine‟nin Analiz Çizelgesi…...40

Çizelge 3.15: Bir Nefesçik Söyleyelim-1‟in Analiz Çizelgesi...41

Çizelge 3.16: Bir Nefesçik Söyleyelim-2‟nin Analiz Çizelgesi…...42

Çizelge 3.17: Bu Kimin Donu‟nun Analiz Çizelgesi…...43

Çizelge 3.18: Canbaz Romanı‟nın Analiz Çizelgesi………...44

Çizelge 3.19: Çarşıdan Aldım Kestane‟nin Analiz Çizelgesi…...45

Çizelge 3.20: Çarşıdan Aldım Pirinci‟nin Analiz Çizelgesi………..46

Çizelge 3.21: Çifte Kuburları Çaktım Almadı‟nın Analiz Çizelgesi……….47

Çizelge 3.22: Debreli Hasan‟ın Analiz Çizelgesi…...48

Çizelge 3.23: Dinleyin Kardaşlar Benim Sözümü‟nün Analiz Çizelgesi….……..49

(14)

Çizelge 3.26: Edirne‟nin Ardı Bayler‟in Analiz Çizelgesi……...……….52

Çizelge 3.27: Edirne‟nin Ardında Sünbüllü Bağlar‟ın Analiz Çizelgesi…………...53

Çizelge 3.28: Fatoş‟un Analiz Çizelgesi………54

Çizelge 3.29: Galamatya‟nın Analiz Çizelgesi………..55

Çizelge 3.30: Gelin Bugün Dost Eline Varalım‟ın Analiz Çizelgesi……….56

Çizelge 3.31: Hak Dedim İptida Dergâha Vardım‟ın Analiz Çizelgesi……….57

Çizelge 3.32: İlk Evvel Şu Cihan Yaratılmadan‟ın Analiz Çizelgesi………58

Çizelge 3.33: İstefalka‟nın Analiz Çizelgesi………..59

Çizelge 3.34: Kahve Yemen‟den Gelir‟in Analiz Çizelgesi………..60

Çizelge 3.35: Kara Kuşun Yüksekdendir Oyunu‟nun Analiz Çizelgesi………61

Çizelge 3.36: Kavak Kavağa Yaslanır‟ın Analiz Çizelgesi………...62

Çizelge 3.37: Kaytarma‟nın Analiz Çizelgesi………...63

Çizelge 3.38: Kazibem‟in Analiz Çizelgesi………...64

Çizelge 3.39: Keten Gömlek Giyer‟in Analiz Çizelgesi………65

Çizelge 3.40: Kırmızı Buğday Secolur‟un Analiz Çizelgesi……….66

Çizelge 3.41: Kırmızı Gül Al Bayleyor‟un Analiz Çizelgesi………67

Çizelge 3.42: Kızılcıklar Oldumu‟nun Analiz Çizelgesi………...68

Çizelge 3.43: Kızım Kızım‟ın Analiz Çizelgesi………69

Çizelge 3.44: Küp İçinde Nişasta‟nın Analiz Çizelgesi………70

Çizelge 3.45: Muhammed Ali'dir Gaziler Başı‟nın Analiz Çizelgesi………71

Çizelge 3.46: Ne Kaçarsın Ölümden‟in Analiz Çizelgesi……….72

Çizelge 3.47: Oyun Havası‟nın Analiz Çizelgesi………..73

Çizelge 3.48: Pınar Başının Gülleri‟nin Analiz Çizelgesi……….74

Çizelge 3.49: Püskül Pençeriden Uçdu‟nun Analiz Çizelgesi………...75

Çizelge 3.50: Selânik‟in Analiz Çizelgesi……….76

Çizelge 3.51: Seller Aldı Dermenimin Bendini‟nin Analiz Çizelgesi………...77

Çizelge 3.52: Sitefalka‟nın Analiz Çizelgesi……….79

Çizelge 3.53: Sülüman Aga‟nın Analiz Çizelgesi……….80

Çizelge 3.54: Şu Dünyada Üç Nesneden Korkarım‟ın Analiz Çizelgesi…………..81

Çizelge 3.55: Şu Dünyanın Ötesine‟nin Analiz Çizelgesi………82

Çizelge 3.56: Tabağa Koyarlar Balı‟nın Analiz Çizelgesi………83

Çizelge 3.57: Vurun Gelin Kınasın‟ın Analiz Çizelgesi………...84

Çizelge 3.58: Yarım Burgaz‟ın Analiz Çizelgesi………..85

Çizelge 3.59: Yarım Kasap‟ın Analiz Çizelgesi………....86

Çizelge 3.60: Yaylada Gördüm Yâr Seni‟nin Analiz Çizelgesi………87

Çizelge 3.61: Yek Çay Diklom‟um Analiz Çizelgesi………...88

Çizelge 3.62: Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar‟ın Analiz Çizelgesi……..89

(15)

ġEKĠL LĠSTESĠ

Sayfa

ġekil 4.1: Uşşak Dizisi………...91

ġekil 4.2: Hüseyni Dizisi………...92

ġekil 4.3: Hicaz Dizisi………...93

ġekil 4.4: Segâh Dizisi………...94

ġekil 4.5: Karcığar Dizisi………...95

ġekil 4.6: Nikriz Dizisi………...95

ġekil 4.7: Çargâh Dizisi………...…...96

ġekil 4.8: Hicazkâr Dizisi………...97

ġekil 4.9: Sabâ Dizisi………...97

ġekil 4.10: Nihavend Dizisi………...97

ġekil 4.11: Acemli Rast Dizisi………...98

ġekil 4.12: Buselik Dizisi………...98

ġekil 4.13: Zirgüleli Hicaz Dizisi………...98

ġekil 4.14: 9/8 (2+2+2+3)………....100

ġekil 4.15: 9/8 (2+2+2+3) ritmik varyantları………...100

ġekil 4.16: 9/8 (2+3+2+2)………....101

ġekil 4.17: 9/8 (2+3+2+2) ritmik varyantları………...101

ġekil 4.18: 7/8 (3+2+2)………....102

ġekil 4.19: 7/8 (3+2+2) ritmik varyantları………...102

ġekil 4.20: 7/8 (2+2+3)………....103

ġekil 4.21: 7/8 (2+2+3) ritmik varyantları………...103

ġekil 4.22: 4/4………...………...103

ġekil 4.23: 4/4 ritmik varyantları………...…..104

ġekil 4.24: 8/8 (3+2+3)………104

ġekil 4.25: 8/8 (3+2+3) ritmik varyantları………...104

ġekil 4.26: 5/8 (2+3)………..………...………...105

ġekil 4.27: 5/8 (2+3) ritmik varyantları………...105

ġekil 4.28: 10/8 (2+3+2+3)……….………….105

ġekil 4.29: 10/8 (2+3+2+3) ritmik varyantları………...……..105

ġekil 4.30: 12/8 (3+3+3+3)………..106

ġekil 4.31: 12/8 (3+3+3+3) ritmik varyantları……….106

ġekil 4.32: 8/8 (3+2+3)+7/8 (3+2+2)………..……….106

ġekil 4.33: 4/4+6/4 (2+4)………...………..107

(16)

ġekil A.1: Abdal Musa Sultan Ceylanı………...………..121

ġekil A.2: Adiye Bori………..……...………..123

ġekil A.3: Ahır Köyün Meşeleri……....……...……...……….124

ġekil A.4: Alçacık Kirez Dalı...………...125

ġekil A.5: Aman Dayler…….………...………...126

ġekil A.6: Anako………..127

ġekil A.7: Arzu ile Kamber………...………...128

ġekil A.8: Atımın Yelesi Beyaz………...………129

ġekil A.9: Avena Miday………...………131

ġekil A.10: Ayılana Gazoz…………...………..………..133

ġekil A.11: Bakkallar Satıyor Karaca Üzüm………..………...…...134

ġekil A.12: Balkan Gaydası……..…………...………136

ġekil A.13: Beşe Kana……..………...……….137

ġekil A.14: Bir Gemim Var Salıverdim Engine……..…...………..138

ġekil A.15: Bir Nefesçik Söyleyelim-1………..…...………...139

ġekil A.16: Bir Nefesçik Söyleyelim-2……..…...………140

ġekil A.17: Bu Kimin Donu………....……….………141

ġekil A.18: Canbaz Romanı…...…………..………...……….142

ġekil A.19: Çarşıdan Aldım Kestane……...………..……….143

ġekil A.20: Çarşıdan Aldım Pirinci...………..……….…....144

ġekil A.21: Çifte Kuburları Çaktım Almadı…...……..………..………..145

ġekil A.22: Debreli Hasan…...………...……147

ġekil A.23: Dinleyin Kardaşlar Benim Sözümü...………..………..148

ġekil A.24: Dört Kapı İçinde Bir Şehir Gördüm...………..………...………..150

ġekil A.25: Dut Fidanı Boyunca…...…………..……….152

ġekil A.26: Edirne‟nin Ardı Bayler…...………..……….153

ġekil A.27: Edirne‟nin Ardında Sünbüllü Bağlar………...………..…..154

ġekil A.28: Fatoş……...……..……….156

ġekil A.29: Galamatya...………..………..………...157

ġekil A.30: Gelin Bugün Dost Eline Varalım...………..………...…………..158

ġekil A.31: Hak Dedim İbtida Dergaha Vardım………...………...159

ġekil A.32: İlk Evvel Şu Cihan Yaratılmadan…………..…...………...…………..160

ġekil A.33: İstefalka……..…...………..……..162

ġekil A.34: Kahve Yemen‟den Gelir………...………...163

ġekil A.35: Kara Kuşun Yüksekdendir Oyunu………...………...164

ġekil A.36: Kavak Kavağa Yaslanır……..………...………166

ġekil A.37: Kaytarma…...……..………..………167

ġekil A.38: Kazibem…...………..………..……….168

ġekil A.39: Keten Gömlek Giyer…...………..………..………..170

ġekil A.40: Kırmızı Buğday Secolur…...………..…….………..172

ġekil A.41: Kırmızı Gül Al Bayleyor...………..……….……….173

ġekil A.42: Kızılcıklar Oldumu…...………..……….………..174

ġekil A.43: Kızım Kızım…...…………..……….175

ġekil A.44: Küp İçinde Nişasta…...………..………..………….176

ġekil A.45: Muhammed Ali‟dir Gaziler Başı……...………..………..178

ġekil A.46: Ne Kaçarsın Ölümden…...…………..………..180

ġekil A.47: Oyun Havası…...…………..……….181

ġekil A.48: Pınar Başının Gülleri…...……….……..………...182

ġekil A.49: Püskül Pençeriden Uçdu…………...………..………..………….184

(17)

ġekil A.51: Seller Aldı Dermenimin Bendini………….….………...186

ġekil A.52: Sitefalka…...………..………...….187

ġekil A.53: Sülüman Aga…..……...………188

ġekil A.54: Şu Dünyada Üç Nesneden Korkarım...…………..………...189

ġekil A.55: Şu Dünyanın Ötesine……...……..………..………..191

ġekil A.56: Tabağa Koyarlar Balı……...……..……….…………..192

ġekil A.57: Vurun Gelin Kınasın…...………...……….194

ġekil A.58: Yarım Burgaz………...………..…….195

ġekil A.59: Yarım Kasap……..…...……….196

ġekil A.60: Yaylada Gördüm Yar Seni………….………...197

ġekil A.61: Yek Çay Diklom…...………..……….………..198

ġekil A.62: Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar…...………..……..……….199

(18)
(19)

EDĠRNE ÇEVRESĠ HALK EZGĠLERĠNĠN MAKAM, RĠTM VE TĠP ĠNCELEMESĠ

ÖZET

Orta Asya steplerinden Anadolu‟ya ve oradan Arap Yarımadası, Kuzey Afrika Kuzey Karadeniz ve Balkanlara kadar yayılan Türk Müziği; bu yolculuk serüveninde, kendi karakteristik yapısıyla, yayıldığı bütün bölgeleri etkilemiş ve aynı zamanda o bölgelerin müzikal karakterlerinden bir şeyler alarak bugünkü çok renkli bir kültürlerarası kaynaşma mozaiği oluşturmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu‟nun 92 yıl boyunca başkenti olan Edirne; bir kültür-sanat ve ilim şehri olarak en görkemli zamanlarını bu dönemde yaşamıştır. Çevre bölgelerden gelen göçlerle beraber, çeşitli kültür alışverişleri olmuş ve bugünkü geleneksel yapıların sağlam temelleri o dönemde atılmıştır.

Müzikal yapısı ile de bir kültürlerarası kaynaşma görüntüsü sergileyen Edirne‟de, Klasik Türk Müziği ve Mehter Müziği kendini her zaman ve her dönemde hissettirmiştir. Bunun yanı sıra Balkan Müziğiyle de etkileşim halinde olmuştur. Popüler kültür‟ün etkisi, günümüzde, her alanda olduğu gibi müzik alanında da büyük ölçüde görülmektedir. Dolayısıyla, kültürel değerlerimizin yapı taşları içerisinde önemli bir yere sahip olan halk müziğimiz unutulmaya yüz tutar hale gelmiştir. Araştırmamızın amacı, Edirne yöresinde unutulmaya yüz tutmuş halk ezgilerini ortaya çıkarmak, incelemek ve analiz etmektir. Edirne halk ezgilerinin müzikal unsurlarının bir bütün olarak ele alınması, mevcut konuyu daha anlaşılır kılmaktadır. Bu nedenle elde edilen verilere dair analizlerin bütünsel bir çerçeveyle ortaya konulması hedef edilmiştir. Edirne halk ezgilerinin yapısal özellikleri üzerine yapılan çalışmalara yazılı kaynaklarda yok denecek kadar az rastlanılmıştır. Bu çalışmalar Rumeli ezgileri üzerine genel bir çerçeve içerisinde ele alınmış ve ezgilerin karakteristik özellikleri incelenmeden ve analizleri yapılmadan sadece notaları verilmiştir. Bu nedenle de yapılan bu araştırmalar, Edirne halk ezgilerinin karakteristik yapıları ile ilgili bilgi verememektedir. Edirne halk ezgilerinin yapısal özelliklerinin analizlerinin yapılması burada yaşayan insan topluluklarının oluşturdukları kültüre dair önemli verilerin gün ışığına çıkarılmasına yardımcı olacaktır.

“Edirne Çevresi Halk Ezgilerinin Makam, Ritm ve Tip İncelemesi” başlıklı bu tezde;

bölgedeki renkli ve kaynaşmış müzikal yapıların ortaya çıkarılması hedeflenmiş; makam/dizi, ritm ve tip(biçim) yapıları üzerine analitik bir çalışma yapılarak bölge müzik karakteri incelenmeye çalışılmıştır.

(20)
(21)

THE INVESTIGATION OF MODAL, RHYTHM AND TYPE OF FOLK TUNES AROUND EDĠRNE

SUMMARY

Turkish music, with is spread out from the steppes of middle Asia to Anatolia and from there to Arabian Peninsula, Northern Africa, Northern Black Sea and the Balkans, has affected all the regions it spread with its own characteristic features and at the same time, it has formed a very colourful intercultural agitational mozaic taking some musical characteristic features of those regions.

As a culture, art and science city, Edirne, wich was the capital of Ottoman Empire for 92 years, lived its most magnificent times in this period. With the migration coming from the surrounding regions, there had been various cultural relations and strong bases of today‟s traditional stuctures were laid at that period.

In Edirne, that showed an intercultural agitational image with its musical structure, classical Turkish Music and Mihter Music [Ottoman Historical Music] made itself felt everytime and every period. Besides, it had been in affection with the Balkan Music.

The affection of Popular Music is mostly seen in the field of Music as well as in every field. So, our folk music that has an important place in the structure of our cultural values, almost became forgotten.

The aim of our investigation is to bring to the light, to investigate and analize the folk tunes, that are almost forgotten in Edirne side.

Taking into consideration of the musical elements of Edirne folk tunes totaly makes the current subject more understandable. The studies on structural features of Edirne folk tunes were only little met in written sources. These studies were considered on Rumeli tunes in general respects and only musical notes were given without being investigated and analysed of the characteristic features of tunes. The researches, made because of this reason, don‟t give any information about the characteristic structures of Edirne folk tunes. Analysing the structural characteristics of Edirne folk tunes will help the important data of the culture, consisted by people living there, become apparent.

In this thesis with the title „‟The Investigation of Modal, Rhythm and Type of Folk

Tunes Around Edirne‟‟ bringing the regional colourful and agitated musical

structures to the light is aimed; regional musical character has been tried to be investigated by doing an analitical study on modal, rhythm and type structures.

(22)
(23)

1. GĠRĠġ

Sanayileşme ile birlikte oluşan ekonomik gelişme süreci içerisinde meydana gelen sosyal değişimler, toplumların kültürel değerlerini de etkilemiş ve her geçen gün daha da zayıflamalarına neden olmuştur.

Bilhassa 21. yüzyılda doruk noktasına ulaşan teknolojik gelişmelerin, insanlığa büyük yenilikler ve kolaylıklar getirmesiyle birlikte, geleneksel yapıların da unutulmaya yüz tutmuş bir düzeye gelmesine neden olduğu görülmektedir. İletişim ve bilişim alanındaki muazzam düzeydeki yenilikler ve gelişmeler, insanların bütün dünya ile iç içe ve her olaydan haberdar olarak yaşamalarına sebep olmuştur. Özellikle medya araçları vasıtasıyla dayatılan yaşam ve düşünce biçimleri, bütün toplumları etkilemiş ve eskiye dair ne varsa ilkel ve zamanı geçmiş olarak tanımlamalarına ya da algılamalarına neden olmuştur. Geleneksel değerlerimiz bu yeni düzenlere kendini uydurmaya çalışmış ya da anlamını yitirerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Binlerce yıldır varlığını sürdüren ve Türk insanının her türlü duygu, düşünce ve yaşayış özelliğinin günümüze kadar aktarılmasını sağlayan halk müziğimiz de, bu gelişmelerden nasibini alarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Anadolu‟yu Avrupa ile birleştiren Edirne‟nin, zengin bir kültür tarihi vardır. Tarih boyunca Anadolu‟ya ya da Avrupa‟ya göç eden çeşitli topluluklar, Edirne‟den geçmişlerdir ve bunlardan çok azı buraya yerleşmiş ve uygarlık kurmuştur. Edirne‟de yapılan kazı çalışmaları sonucunda, buraya ilk yerleşimlerin Neolitik Çağ sonlarında başladığını görmekteyiz. Bu yöreye yerleşen en eski halklar Trak kabilelerinden

Betlegerriler ve ardından Odrysler olmuştur. M.Ö. 4. asırda Makedonyalılara, sonra

Roma İmparatorluğu‟na ve M.S. 395 tarihinde Roma İmparatorluğu‟nun parçalanması ile Bizans İmparatorluğu‟na geçmiştir. Bizans egemenliğinden sonra Edirne 1361 yılında I. Murat Han tarafından fethedilerek Osmanlı Devletine bağlanmıştır. Edirne, 1361-1453 yılları arasında Osmanlı Devletinin başşehri

(24)

olmuştur. Edirne‟de doğup büyüyen Fatih Sultan Mehmet, İstanbul‟un fetih planını ve hazırlıklarını bu şehirde yapmıştır.

Edirne, başkent olarak tarih boyunca bilim, kültür ve sanat alanında bir çekim merkezi olmuştur. Saray, cami, medrese, darüşşifa gibi kurumların yanı sıra Anadolu ile Balkanlar arasında köprü işlevi gören coğrafi yapısı da kentin sosyo-kültürel dokusunda belirgin bir rol oynamıştır (Darkot, 1993: 32). Özellikle, II. Murat ve II. Beyazid zamanında Edirne‟ye yerleşen bilim adamları, Türkçenin bir bilim ve edebiyat dili olmasında çok büyük rol oynamışlardır.

Türk Müziğinin Anadolu‟dan Balkanlara taşınmasında da Edirne bir köprü görevi görmüştür. Edirne‟nin kültürel dokusuna baktığımızda, Anadolu ve Rumeli‟nin buluştuğunu ve pek çok kültürden izler taşıdığını görebiliriz. Edirne‟ye sadece Anadolu‟dan değil, Rumeli‟den de göçler olmuştur. Bu göçlerle gelen halk toplulukları, yaşayış özelliklerini de birlikte getirmişler ve yerli kültürlerle kaynaşarak çeşitli kültür alışverişleriyle birlikte ortak bir kültürün oluşmasına zemin hazırlamışlardır. Yolların ve kültürlerin kesişme noktasındaki Edirne bu gelişmede önemli rol oynayan şehirlerden biri olmuştur.

Edirne, Osmanlıların eline geçtiği 1361 yılında itibaren yukarıda da anlatıldığı gibi muhteşem bir kültür-sanat ve ilim şehri olmuştur. En başta mimari yapıları ile dikkat çekmiştir. IV. Murat zamanında yapılan bir sayıma göre, Edirne‟de 14‟ü Selâtin Cami1, 300‟ü Vezirler veya Ayan tarafından yaptırılmış 314 Cami bulunmaktadır. Bunun dışında 164 Mescit, 56 Tekke ve Zaviye, 49 Medrese, 103 Mezar ve Türbe, 9 İmaret, 53 Mektep, 4 Çarşı, Bedesten ve Arasta, 24 Han, Kervansaray, 16 Hamam, 13 Sebil, 124 Çeşme, 8 Köprü tespit edilmiştir. Bu yapıların büyük bir kısmı korunamamış ve geriye 84 adet eski yapı kalmıştır (Çelebi, 1993: 234).

Edirne‟nin önemli yapılarından biri de Sultan II. Beyazid Külliyesidir. Külliye, ortada cami olmak üzere, çevresinde fonksiyonel bir anlayışla sıralanmış olan Medrese, Mektep, Kütüphâne, Darüşşifa, Tabhâne (Misafirhâne), İmâret (Aşhâne), Han-Kervansaray, Hamam, Çeşme-Sebil, Arasta-Çarşı, Muvakkithâne, Türbe ve yapılar topluluğuna verilen addır (Barkan, 1963: 239). Yeni iskân edilen bölgeler

1

(25)

külliyeler etrafında geliştirilmiştir. Şehrin veya semtin canlandırılmasında külliyelerin önemli rolleri olmuştur (Kuran, 1979: 795-813).

Bursa ve Edirne gibi başkentlerde, şehrin Türkleşmesini, yeni yerleşim alanlarının kurulmasını ve şehrin büyümesini sağlayan külliyeler, İstanbul‟daki örnekleri ile de şehrin görünüşüne değer kazandırmış ve bir İmparatorluğu simgeleyen kuruluşlar olmuştur. Özellikle 16. yüzyılda İstanbul ve Edirne‟de yapılan ve Şam‟dan Bosna‟ya kadar uzanan menzillerde meydana getirilen bu kuruluşların tek-tek yapılar olarak değil, bir bütün olarak planlandığı görülür. Bu özellikleri ile külliye kuruluşları, önemli yenilikler ortaya koyan bir gelişme göstermişlerdir (Cantay, 2002: 5).

Osmanlılar daha önce aldıkları şehirlerde olduğu gibi Edirne‟de de sağlık ve sosyal yardım hizmetleri ve müesseselerine büyük önem vermişlerdir. Bu müesseseler fetihten itibaren gelişmeye başlamış ve 15. yüzyılın ikinci yarısında Edirne Sultan II. Beyazid Külliyesi ile doruğa erişmiştir (Kazancıgil, 1981: 99).

1488 yılında Sultan II. Beyazid Külliyesinin inşasının bitirilmesiyle beraber hastaları tedavi etmek amacıyla Darüşşifa kurumu kurulmuştur. Darüşşifa; İslam ve Türk Dünyasında pratiğe ve gözleme dayalı sağlık bilgileri veren, hastaları tedavi eden sağlık ve eğitim kurumlarına verilen adlardan biridir. Arapça: “Dâr (ev, yer, mahal)” ve “şifa (hastalıktan kurtulma, iyileşme, dinlenme hali)”, sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur (Kazancıgil, 1994: 38).

Darüşşifa‟nın en ilgi çekici bölümü olan musiki ile tedavi odası, müziğin psikolojik hastalıklara deva olmasının yanı sıra beden hastalıklarına da çözüm olduğunu sergiliyor. Müzikle hastalık tedavisinin kökeni çok eski dönemlere dayanmaktadır. Eski kutsal kitaplarda, Davut Peygamberin, hasta Kral Saul‟un depresyonunu tedavi için güzel sesi ile “mezmur” okuyup bir tür nefesli saz olan “mızmar” çaldığı anlatılmıştır.

Pisagor (M.Ö. 580-500), müzik teorilerinin ve müzikle hastalık tedavisinin ilk bilimsel kurucularındandır. Sayılar Harmonisinin bir sonucu olan müzik; Pisagor için vücuttaki harmoninin bozulması ile oluşan hastalıkların en etkin devasıdır. Platon ve Aristo da bu konu ile ilgilenmişlerdir. Türk ve İslam bilginlerinden Ebubekir Razi (584-932), Farabi (870-950) ve İbn-i Sina (980-1037) musikinin psişik hastalıkların tedavisindeki etkinliğinin bilimsel temellerini kuranlardan olmuşlardır. Farabi‟nin,

(26)

eserlerinde musiki bilimine ayrılmış bölümler bulunmaktadır (Kazancıgil, 1994: 46). Selçuklu ve Osmanlı Türklerinde müzikle tedavi bu üç büyük bilginin kurdukları temel ilkeler üzerinde geliştirilmiştir. Edirne Darüşşifa‟sında uygulanan tedavilerde müziğin yanı sıra “su” sesinden de faydalanılmıştır (Kazancıgil, 1981: 99). Sultan II. Beyazid Külliyesi içerdiği bütün birimlerle her dönemde halkın hizmetinde olmuştur. 1361 yılında Edirne‟yi fetheden Sultan I. Murat, İmparatorluğun merkezini buraya taşımış ve şehri Başkent yaparak önemini arttırmıştır. Osmanlı tarihçilerinden Hammer (2007: 54-55), Edirne‟nin o zamanlardan başlayarak Osmanlı Devleti‟nin Avrupa‟daki merkezi olduğunu yazar. Fatih Sultan Mehmet‟in doğup büyüdüğü ve İstanbul‟un fetih planlarını yaptığı bu kent, 1453 yılında İstanbul‟un fethinden sonra başkentin İstanbul‟a taşınmasıyla da önemini yitirmemiş ve ikinci başkent olarak konumunu korumuştur.

18. yüzyıl sonlarında Edirne, stratejik önemi, yapıları, geniş sınırları ile Balkanlar‟ın önemli şehirlerinden biri durumundaydı. Daha sonraki yıllarda, önce depremler ve yangınlar, sonra da işgallerle sarsılmış ve eski ihtişamlı günlerini yavaş-yavaş terk etmeye başlamıştır. 1829 yılında Ruslar tarafından işgal edilen Edirne, 1878 yılında Rusların ikince kez işgaline uğramıştır. Edirne üçüncü işgalini 1913 yılında Bulgar ve dördüncü işgalini 1920 yılında Yunanlarla yaşamıştır. Balkan Savaşı sırasında çok acılı günler yaşamış ve binlerce şehit vermiştir. Edirne 25 Kasım 1922 tarihinde 2 yıl boyunca işgali altında kaldığı Yunanlardan kurtarılmıştır (Edirne, 1993: 30).

Gümülcine‟den Silivri‟ye kadar olan bir eyalet merkezi konumundan, bir sınır kenti durumuna düşen Edirne, bu zor günlerin yarattığı sıkıntıları uzun yıllar üzerinden atamamıştır. Cumhuriyet Türkiye‟si ile birlikte Edirne, yavaş-yavaş bir önceki yüzyılın acılarını geride bırakıp çağdaş ve modern bir kent durumuna gelmiştir.

*

Edirne‟de, sosyal hayatın içerisinde Türk müziği çeşitli biçimlerde her zaman varlığını sürdürmüştür. En başta, Osmanlı döneminde, şehrin başkent olmasından dolayı Türk hakanlık geleneğinin bir göstergesi olan Mehter topluluğu yer almıştır. Mehter Topluluğu, Türk Müziğinin en büyük eğitim yuvalarından biri olma vasfını her zaman muhafaza etmiştir. Türk Müziğinin gelişmesinde büyük katkıları olan Mehter Müziği, Edirne‟de gelişen müziğin de ana karakteri olmuştur.

(27)

Osmanlılar, hakanlık müziğine Mehter adını vermişlerdir. Savaşta ordunun önünde giden kös, davul, nakkare, zil, çevgân, çalpara, zurna ve boru gibi çeşitli vurmalı ve nefesli çalgının çalacağı müzik; savaşta, törenlerde ve Alplerin maharetlerini deneme fırsatı buldukları spor oyunlarında çalınmak üzere özel olarak bestelenmekteydi. Hünkar Peşrevi, At Peşrevi, Alay / Düzen Peşrevi, Elçi Peşrevi, Saat Peşrevi ve Rakkas Peşrevi mehter havalarından bazılarının adlarıdır (Sanal, 1964: 92).

Hakanlık müziği hakkında en fazla bilgi Osmanlı dönemine aittir. Kaynaklara göre mehterin sadece törenlerde, savaş hazırlığında ve savaşlarda değil, halkın nitelikli müzik ihtiyacını da karşılayacak bir yapılanma ile düğün-dernekler de dahil olmak üzere her türlü imkanda çalındığı anlaşılmaktadır. Mehter‟in bütün Osmanlı coğrafyasını kapsayacak şekilde teşkilatlandırıldığı ve Budin‟den Kırım‟a, Bursa‟dan Anadolu‟nun hemen pek çok seçilmiş noktalarına kadar Nevbet icralarının en iyi şekilde yapılabilmesi için Mehter kışlaları, nevbethaneler, mehter barınmalarına mahsus evler ve nevbet çalınırken faslın mümkün olan en uzak yerlerden duyulmasını sağlayacak mehterhane kuleleri inşa ettirilmiştir. Bu kadar geniş bir coğrafyada mehter ihtiyacının Mehteran-ı Tabl-ü Alem‟in bir parçası olan ve Emir-i Alem‟in emri altında görev yapan Mehterbaşı‟larına bağlı mehter esnafı teşkilatı ile sağlandığını biliyoruz. Mehter esnafı, Tabl-ü Alem mehterlerine göre daha serbest davranabiliyor, nevbethanelerdeki yatsı namazından sonraki ve sabahleyin üç fasıl nevbet icrası dışında, düğün-derneklerde halkın ihtiyacına cevap verebilecek şekilde serbest çalışıyorlardı. Yalnız savaşlarda Tabl-ü Alem mehteriyle birleşmiş oluyorlardı (Sanal, 1964: 24).

Buradan da anlaşıldığı üzere Mehter müziğinin, halkın müzik geleneğinin şekillenmesinde çok büyük rolü olmuştur.

*

Edirne‟ye yüzyıllar boyunca, hem Balkanlardan ve hem de Anadolu‟dan göçler olmuştur. Bu göçler neticesinde ortak bir kültür oluşmuş ve şekillenmiştir. Her gelen topluluk; kendi geleneksel değerlerini de beraber getirerek yerleştiği bölgeyi etkilerken, aynı zamanda o bölgenin kültüründen de beslenmiştir. Bu etkileşim, müzik alanında da olmuştur. Edirne‟nin müzik geleneği, Balkan ve Anadolu kültürlerinin birleşmesinden meydana gelen unsurlar taşımaktadır; fakat Türk Klâsik Müziği ve Mehter Müziği etkisi var olan bütün bölgesel ve yöresel ezgilerde kendini

(28)

açık-seçik hissettirmektedir. Kısaca; Edirne Halk Müziği; kendisini çevreleyen toprakların müzik ve oyun kültürleriyle yüzyıllar içerisinde etkileşim göstererek, bugün var olan zengin ve renkli biçimine bürünmüştür.

Edirne ‟de yaşayan Alevî-Bektaşî zümrelerin Muhabbet toplantılarında ve Ayin-i

Cem adı verilen ibadetlerinde icra ettikleri Semah ve Nefes‟lerde de aynı müzikal

etkileri görebilmekteyiz. Trakya‟da Seyyid Ali Sultan kolu olarak bilinen Edirne civarı köy Bektaşîleri, geleneklerine uygun olarak zakir adı verilen ve bağlama çalıp nefes söyleyen en az iki kişiyi muhabbetlerinde mutlaka bulundurmaktadırlar. Bu muhabbet ve cemlerde Rumelili Tanburacı Osman Pehlivan ve Kırklarelili Tanburacı Âşık Ali [Tanburacı]‟nin çaldıkları tanburalara benzer yapıdaki (uzun saplı) bağlamalar kullanılmaktadır. Bu özellik; yörede Klâsik Türk Müziği etkisinin ağırlıklı olarak kendini göstermesinden ve ezgilerin yapısındaki zenginlik ve dizi çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Bu ezgileri uzun saplı bağlamalarla yöreye ait tavırla icra etmek çok daha kolay olmaktadır (Yaltırık, 2003: 47).

*

Dünyada halk müziği çalışmalarının ilmi bir şuur ve sistem içinde gelişmesi, özellikle folklor ve müzikolojinin XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmeye başlaması ile mümkün olabilmiştir. Ülkemizde ise halk bilimi ve onun en özgün bölümünü oluşturan halk müziğine ait araştırma, kurumlaşma ve çalışmalar fiili olarak Cumhuriyet ile başlamıştır (Şenel, 1991: 100; Elçi, 2008: 37).

XX. yy. başlarında, Avrupa‟daki folklor çalışmalarının Osmanlı topraklarına yansıması sayılabilecek birçok makale, dönemin bazı aydınları tarafından yazılmış ve bazı dergilerde yayınlanmıştır. İlk makale 23.07.1913 tarihinde Ziya Gökalp tarafından yazılmış ve Halka Doğru dergisinde Halk Medeniyeti-I / Başlangıç adıyla yayımlanmıştır. Daha sonra Mehmet Fuat Köprülü İkdam gazetesinde Yeni Bir İlim

Halkıyyat (Folklor) başlıklı makaleyi yayınlamıştır. Bu yazıları Rıza Tevfik

Bölükbaşı, Necip Asım Yazıksız, Ahmet Cevdet, Musa Süreyya, Mahmut Ragıp Gazimihal gibi aydınların yazıları takip etmiştir (Şenel, 2011: 46).

Türkülerin derlenmesi konusundaki ilk yazı ise Darülelhan Müdürü Musa Süreyya Bey tarafından yazılmıştır (Şenel, 2011: 47):

“Evvelemirde [evvel zamanda] bir kere ruh-u milliyi hakikaten ihtiva eden o türküleri cemetmeli ki [toplamalı] ve onların ruhundan âsâr [eser, yapıt] icad

(29)

edilsin. Bu hususta muvaffakiyet bestekarın kudret-i kalemiyesine [kaleminin gücüne], derece-i vuküf [bilince varma derecesi] ve istidadına [dilekçe, yazı] bağlıdır. Ancak bu suretle milli ruh yaşar ve garp[batı] esas ve fenniyatına [bilimine] da tatbik imkanı hasıl olur…‟‟( Yeni Mecmua, Çanakkale özel sayısı, 5 Mart 1918; Elçi, 2008: 42)

Osmanlı döneminin müzik okulu Darülelhan‟ın müdürü olan Musa Süreyya Bey; Maarif Vekaleti Hars [Kültür] Dairesi Müdürü Hamit Zübeyr Kosay ile birlikte 1922 yılı sonlarında bir halk müziği anketini devreye sokarlar. Bu anket halk ezgilerinin ve halk müziğine ait bilgilerin toparlanması adına planlanan ilk büyük teşebbüs olmuştur. Anket, 1922 yılının Ekim ayında başlatılarak 14 sorudan oluşan 2000 kadar fiş, ülkenin her köşesindeki musiki muallimlerine ulaştırılır (Şenel, 2011: 47). Üç yıl süren anket sonrasında Darülelhan‟a 100‟e yakın nota ulaştırılır ve bunlardan 85 tanesi Anadolu Halk Şarkıları Külliyatı adı ile 1926 yılında iki defter halinde yayınlanır. Anket çalışmalarının devam ettiği sıralarda Seyfettin Asaf ve Mehmet Sezai kardeşler, Hamit Zübeyr Kosay‟ın isteği ile halk ezgilerini derlemek ve notaya almak üzere 1925 yılında Batı Anadolu‟ya gönderilirler. Sahada ilk defa dikte usulü ile yapılan derleme çalışmalarında derlenen 76 adet ezgi, Yurdumuzun Nağmeleri adı ile 1926 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışmalarda Fonograf denilen ses kayıt cihazının kullanılmaması ve yazılan notalarda birçok yanlışın tespit edilmesinden dolayı dönemin müzik adamları tarafından başarısız bulunmuştur (Elçi, 2008: 43). Fonografla çalışmanın gerekliliği ortaya çıkınca Darülelhan‟ın yeni müdürü olan Yusuf Ziya Bey, Paris‟te bulunan Cemal Reşit Rey‟den fonograf istemiş ve fonograf 30 Temmuz 1926‟da İstanbul‟a getirilmiştir (Şenel, 2011: 50).

Fonografın gelmesinden bir gün sonra 31 Temmuz 1926 tarihinde Darülelhan heyeti ilk derleme gezisine başlamıştır (Elçi, 2008: 43).

31 Temmuz 1926 tarihinde başlatılan ilk derleme gezisini 1927, 1928 ve 1929 yıllarında yapılan üç derleme gezisi izlemiş, toplam dört adet derleme gezisinde 1000 civarında türkü derlenerek plâklara kaydedilmiş ve notaya alınmıştır (Şenel, 2011: 51). Fonografla derlenen ilk türkü Kozanoğlu türküsü olup, konservatuar arşivinde Süleyman Şenel tarafından bulunarak notaya alınmıştır (Elçi, 2008: 43). Bu dört adet derleme gezisinde derlenen türkülerin 670 tanesi, 12 defter halinde Darülelhan

(30)

tarafından kaleme alınmıştır. Bunlardan biri, Darülelhan‟ın ilk üç derleme gezisini de içeren Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz, diğeri ise, dördüncü derleme gezisinin bir raporu sayılabilecek olan Şarkî Anadolu Türkü ve Oyunları isimli kitaplardır (Şenel, 2011: 51).

1920‟li yılların sonları ile 1930‟lu yılları içine alan dönem, aynı zamanda, genç Türkiye Cumhuriyeti‟nin müzik politikalarının şekillenmeye başladığı bir dönemdir. Bu dönemde, milli musikiyi ıslah etme adına ardarda toplantılar yapılmış ve devlet politikaları oluşturulmaya çalışılmıştır. Siyasi ve kültürel hayatta geçmişin izlerini silmeyi hedefleyen ve devleti yeni bir kimlik ve kök arayışına götüren politikaların temelinde de Ziya Gökalp‟in, Türkçülük fikirlerinin etkisi hissedilir (Şenel, 2011: 52). “Muasır medeniyet seviyesine çıkmak” olarak belirlenen yeni Türk Devletinin resmi ideolojisi, Türk Müziğini etkileyen temel fikirlerden biri olmuştur. Ziya Gökalp, yaratılacak çok sesli Türk Müziğinin kaynağının Anadolu‟daki Türk köylüsü olduğunu ifade ederek; buradan derlenen ezgilerin bir an önce toparlanarak bir araya getirilmesini, incelenmesini ve batının armoni tekniği ile çok sesli hale getirilerek Avrupaî bir müzik yaratılmasının önemi üzerinde durmuştur (Gökalp, 2002: 146-148). Bu politikalarla bağlantılı olarak 1936 yılında önemli kompozitörlerden biri olan Macar asıllı Bela Bartok; Ankara Halkevi tarafından Türkiye‟ye davet edilir. Bartok‟un ülkemize gelişi ile beraber Türk müzik adamlarında yeni ufuklar açılır ve ülke müzik politikalarına bağlı olarak yeni gelişmeler meydana gelir (Şenel, 2011: 53).

Bartok, Türkiye‟de üç hafta kalır. Ulvi Cemal Erkil, Necil Kazım Akses ve Adnan Saygun ile birlikte alan araştırmalarına katılır. Önce Ankara ve Çorum‟da birkaç derleme çalışması yapılır; ardından Adana/Osmaniye‟de konar-göçer durumdaki Yörükler arasında çalışılarak 90 civarında ezgi derlenir. Bartok‟a göre, bir milletin öz köylü müziğini bulabilmek için medeniyetten mümkün olduğunca uzak, ücra köşelerde yaşayan ve diğer topluluklarla etkileşime girmemiş köylülerden derlemeler yapmak gerekmekteydi (Bartok, 1991: 280-289). Bela Bartok bu derleme çalışmaları sonrasında Ankara‟da üç tane konferans vererek Türk müzik adamlarına tecrübelerini aktarmış ve onlara çeşitli tavsiyelerde bulunmuştur. Bartok ayrıca birkaç konser de verdikten sonra Kasım 1936 sonu Türkiye‟den ülkesine dönmüştür.

Ülkemiz müzik hayatında oldukça hareketli günlerin yaşandığı bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk‟ün emirleri ile 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuarı kurulmuş

(31)

ve eğitime başlamıştır. Ardından konservatuar bünyesinde Folklor Arşiv Şefliği oluşturularak başına Muzaffer Sarısözen getirilmiştir. Muzaffer Sarısözen ayrıca Sivas‟tan başlatılması planlanan derleme gezilerine de derleyici sıfatı ile dahil edilir. Derleme heyetlerinin oluşturulmasının ardından gelen Ağustos ve Eylül ayları içinde ilk derleme gezileri organizasyonu da hayata geçirilmiştir (Şenel, 2011: 59).

1937 ve 1952 yılları arasında, aralıksız 16 yıl süren derleme gezileri yapılır. Devlet ödeneği ile her türlü donanımla devam eden bir alan çalışması çerçevesi içinde, ilk derlemelere oranla zengin bir çalışma olmuş ve fazla malzeme toplanmıştır (Altınay, 2004: 132).

Bu konu ile ilgili İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı San. Öğr. Gör. Süleyman Şenel şunları söylemiştir (Şenel, 2011: 59):

“Türk Müzik tarihinde Ankara Devlet Konservatuarı Derleme Gezileri olarak anılan ve 1937-1952 yılları arasında 16 yıl aralıksız sürdürülen bu periyodik alan araştırmaları, gerçekte Darülelhan‟dan sonra, Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen ikinci ve en büyük türkü derleme organizasyonudur.‟‟

Bu derleme gezilerinde tahminen 9000 civarında türkü derlenmiştir. Bu derleme gezileri dışında da resmi olarak derleme gezileri gerçekleştirilir. 1970 yılına kadar dönemin akademisyenleri tarafından çeşitli derleme gezileri ile birlikte 1000 kadar ezgi daha derlenmiştir (Şenel, 2011: 75):

Ankara Radyosu kurulduktan sonra da yapılan çeşitli derleme gezilerinden 800 civarında halk ezgisi derlenmiştir (Tüfekçi, 1984: 1488; Elçi, 2008: 50). Bunu takiben TRT Kurumu tarafından 1967 yılında gerekleştirilen derleme gezilerinden 1738 adet ve 1971 yılındaki gezilerden 250‟ye yakın ezgi derlenmiştir (Elçi, 2008: 50).

*

Edirne‟de ilk derleme çalışması, 1947 yılında, XI. Gezi dahilinde Halil Bedi Yönetken, Muzaffer Sarısözen ve teknisyen Rıza Yetişen tarafından yapılmıştır. Bu gezide kaç adet türkü derlendiğinin rakamlarına ulaşabilmek maalesef mümkün olmamaktadır. Edirne‟den derlenen ezgilerin sadece 28 tanesi TRT Repertuar Kurulu tarafından incelenerek kayıt altına alınmıştır.

(32)

Ülkemizde yokluk günlerinde büyük zahmetler ve zorluklar içerisinde yapılan bu derleme gezilerinde elde edilen veriler, bütünü ile gün yüzüne çıkarılamamıştır ve birçoğu çeşitli kurumların tozlu arşivlerinde harap olmakla karşı karşıyadır. Büyük bir kültür mirası arşivlerde boşu boşuna beklemektedir ve araştırmacılara kapatılmış durumdadır. Bu durumu büyük bir üzüntü ile karşılamaktayız.

Edirne‟de, çeşitli sanatçıların gayreti ile özel derlemeler yapılmış ve yüzlerce halk ezgisi gün yüzüne çıkarılmıştır. Dr. Hüseyin Yaltırık tarafından Edirne‟nin çeşitli köylerinden Alevî-Bektâşî nefesleri derlenerek Tasavvufi Halk Müziği adlı kitapta notaları da yayınlanmıştır. Cemil Demirsipahi‟nin Türk Halk Oyunları adlı kitabında da, Edirne‟den derlenmiş bazı ezgilerin notalarına rastlanmaktadır. Melih Duygulu‟nun Türkiye‟de Çingene Müziği adlı kitabında da yöredeki Çingene topluluklarından derlenmiş olduğu anlaşılan ve bazı Edirneli halk sanatkarlarının kaset/plak kayıtlarından alındığı anlaşılan Roman havalarının notaları yayınlanmıştır.

*

Edirne‟nin çok zengin ve renkli bir müzik kültürü vardır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, öncelikle 92 yıl Osmanlı İmparatorluğu‟na başkentlik yapması ile Mehter müziği etkisi ve Klasik Türk Müziği etkisi yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Bunun yanı sıra, Balkanlardan gelen göçlerle birlikte buraya yerleşen çeşitli toplulukların müzik kültürleriyle de etkileşim içinde olarak günümüzdeki renkli biçimine sahip olmuştur.

Edirne‟den tespit edilen halk ezgilerinin bazı müzikal özelliklerine gelince… Çalışmamızda incelemelerini yaptığımız 63 adet halk ezgisinde; 9/8‟lik usul karakterinin 2+2+2+3 diziliminin sıklıkla kullanıldığını görmekteyiz. Bunun yanında 7/8‟lik usul karakterinin de yoğun olarak kullanıldığı göze çarpmaktadır. 2, 4, 5, 8, 10, 12 zamanlı diğer usul karakterlerine az da olsa rastlanmaktadır. Alevî-Bektâşî nefeslerinde, zaman-zaman 8/8‟lik (3+2+3) ve 7/8‟lik (3+2+2) ritm karakterlerinin beraberce ardıcıl olarak kullanılmasının yanı sıra, 9/8‟lik ritm karakterinin 2+3+2+2 tipinin de kullanıldığını görebiliyoruz.

Ezgilerin Makam/Dizi yapılarına baktığımızda; genellikle, Uşşak, Hüseyni ve Hicaz dizilerinin daha çok kullanıldığını görebiliyoruz. Az da olsa, Karcığar, Segâh, Nikriz, Çargâh, Hicazkâr gibi makamlar/diziler göze çarpmaktadır. Bazı ezgilerde de iki farklı makam/dizi kullanıldığını görebiliyoruz.

(33)

Türk halk müziğimizde ezgiler; hiçbir sanat endişesi taşımadan ve hiçbir kurala bağlı olmaksızın, kendi doğal süreçleri içerisinde meydana gelmektedir. Bir makamın seyir özelliklerini taşıyan türküler var olabildiği gibi, makamın seyir özelliğini göstermeyen türküler de mevcuttur. Aynı zamanda her hangi bir makamın dizisini kullanmış fakat asma karar perdelerinden birinde karar verdiği için makam/dizi olarak tanımlanamamış türküler de mevcuttur.

Edirne çevresi halk ezgilerinin makam, ritm ve tip incelemeleri başlıklı bu yüksek

lisans tezi çalışmamızda, ezgilerimizin makamsal yapılarını incelerken elde ettiğimiz bulguları dizi ismi ile tanımlamayı daha uygun bulduk (Hicaz dizisi, Uşşak dizisi vb.). Halk müziğimizde bazı ezgiler bir sekizliden daha az olan ses genişliğine sahiptir. Üç, dört, beş ses aralığı gibi… Bu özellikteki ezgileri, meydana geldikleri ‟‟çeşni‟‟ ismi ile tanımlamayı uygun bulduk.

*

Geleneksel Türk halk müziğimizde, doğumdan-ölüme kadar olan süreç içerisinde meydana gelen her türlü olay, ezgilendirilerek dile getirilmiştir. Edirne halk ezgilerinde de genelde, insanî duyguların çok etkili ve coşkun bir şekilde anlatıldığı

lirik türküler dikkat çekmektedir. Lirik konuların işlendiği, 18 adet aşk ve sevda

türküsü ve 4 adet gurbet türküsü araştırmalarımız sonucu ulaşabildiğimiz türkülerdir. Bunun yanı sıra; 1 adet, çoban ve kır hayatını anlatan tabiat güzelliklerini konu edinen Pastoral türkü; 1 adet, iş ve meslek konularından bahseden Esnaf türküsü; 13 adet Bektaşî Nefesi; 9 adet Roman ezgisi ve 19 adet de Oyun havasına bu tezde yer verilmiştir.

*

Edirne‟de kullanılan müzik enstrumanları arasında yaygın olarak “Davul” ve “Zurna” dikkat çekmektedir. Genellikle iki davul ve iki zurna beraberce kullanılır. Zurnanın biri ana ezgiyi çalarken, diğeri dem tutar. Diğer enstrumanlar ise uzun saplı Bağlama, Klarinet (Gırnata), Cümbüş, Ud, Kanun, Keman, Darbuka (Dümbelek), Def, Zilli Maşa, vb. müzik enstrumanlarıdır.

Edirne yöresinde yaşayan Romanların (Çingenelerin) kendi kültürleri içerisinde yaratıp yaşattıkları Roman Havaları da Edirne düğünlerinin ayrılmaz bir parçası olmuş durumundadır. Edirne‟de İl Kültür Turizm Müdürlüğü bünyesinde faaliyet

(34)

gösteren bir Roman Halk Müziği Topluluğu mevcuttur. Bu toplulukta Kültür Bakanlığı çatısı altında Geçici İşçi statüsünde12 müzisyen görev yapmaktadır.

Edirne‟de çeşitli kurumlara bağlı olarak çalışan başka müzik toplulukları da vardır. Çalışmalarıyla ülkemizi yurtiçi ve yurtdışında temsil eden bu topluluklar şunlardır:

Kültür ve Turizm Bakanlığı Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu, Edirne Belediyesi Türk Sanat Müziği Topluluğu ve

Edirne Belediyesi Türk Halk Müziği Topluluğu.

Yukarıda saydığımız müzik topluluklarının yanı sıra Halk Oyunları Toplulukları da mevcuttur. Bunlar:

-Edirne Belediyesi Halk Oyunları Ekibi,

-Edirne Halk Eğitim Merkezi Folklor Topluluğu, -Trakya Üniversitesi Balkan Gençlik Ateşi Topluluğu, -Rumeli Edirne Kültür ve Folklor Derneği,

-Edirne Folklor Eğitim Merkezi,

-Anadolu Folklor Vakfı Edirne Grup Başkanlığı…

Bu toplulukların yanı sıra “Trakya Birlik Türk Müziği Derneği”, “Uzunköprü Musiki Derneği” ve “Edirne Musiki Derneği” de amatörce müzik çalışmaları yapmaktadırlar.

*

Sosyal hayatımızda, kültürel değerlerimizin oluşmasında ve yapılanmasında önemli bir yeri olan gelenek, görenek, örf ve adetlerimiz, Edirne‟de çok renkli bir biçimde görülmekte ve uygulanmaktadır. Bu konu üzerinde çok geniş kapsamlı araştırmalar yapılması mümkün olduğu için, tezimizde bu konuya değinmedik.

*

Popüler kültürün etkisi, günümüzde, her alanda olduğu gibi müzik alanında da büyük ölçüde görülmektedir. Buna bağlı olarak, kültürel değerlerimizin yapı taşları içerisinde önemli bir yere sahip olan halk müziğimiz, unutulmaya başlanmıştır. Bu bağlamda bizim amacımız, Edirne yöresinde unutulmaya yüz tutmuş halk ezgilerini ortaya çıkarmak, incelemek ve analizlerini yaparak yapısal özelliklerini ortaya çıkarmaktadır. Diğer taraftan, Edirne halk ezgilerinin müzikal unsurlarının bir bütün olarak ele alınması, mevcut konuyu daha anlaşılır kılmaktadır. Bu nedenle elde

(35)

edilen verilere dair analizlerin bütünsel bir çerçeveyle ortaya konulması da bu tezin amaçlarından biri olarak zikredilebilir.

Edirne halk ezgilerinin yapısal özellikleri üzerine yapılan çalışmalara yazılı kaynaklarda yok denecek kadar az rastlanılmıştır. Bu çalışmalar, Rumeli ezgileri üzerine genel bir çerçeve içerisinde ele alınmış ve ezgilerin karakteristik özellikleri incelenmeden ve analizleri yapılmadan sadece notaları verilmiştir. Bu nedenle de yapılan bu araştırmalar, Edirne halk ezgilerinin karakteristik yapıları ile ilgili bilgi verememektedir. Edirne halk ezgilerinin yapısal özelliklerinin analizlerinin yapılması, burada yaşayan insan topluluklarının oluşturdukları kültüre dair önemli verilerin gün ışığına çıkarılmasına yardımcı olacaktır. Edirne Çevresi Halk

Ezgilerinin Makam, Ritm ve Tip İncelemesi başlıklı Yüksek Lisans Tezimizin,

gelecekte yapılması muhtemel çalışmalar için bir ön çalışma niteliği taşıması ise en büyük temennimizdir.

*

Bu çalışma için yaptığımız literatür araştırmasında çok çeşitli kaynaklar taranmış ve incelenmiştir. Edirne‟nin tarihsel gelişimi ile ilgili çok fazla miktarda kaynak olduğu görülmüştür. Ancak, Edirne halk ezgileri ile ilgili kaynak taramasında konumuzu ilgilendiren bir-iki kitap, tez ve makalenin dışında hiç bir bulguya rastlanamamıştır. TRT THM Repertuarı‟nda mevcut Edirne yöresi türkülerinden bir kısmı Ankara Devlet Konservatuvarı 1947 yılı derlemeleri arasından seçilmiş ve Muzaffer Sarısözen tarafından notası yazılarak Yurttan Sesler THM repertuvarına aktarılmıştır. Daha sonraki yıllarda yazılan ve repertuvar kabul edilen tek-tük notalar ve özellikle son yıllarda Dr. Hüseyin Yaltırık tarafından derlenip notası yazılan eserlerle, mevcut eser sayısında önemli ölçüde artış meydana gelmiştir. Bu türkü ve deyişler ve özellikle Bektaşîlerden derlenen nefesler, Dr. Hüseyin Yaltırık tarafından Tasavvufi

Halk Müziği adlı kitapta da yer almıştır2 .

Melih Duygulu‟nun Edirne‟deki Roman topluluklarından derlediği ve notalarını yazdığı bir kısım Çingene havaları da Türkiye‟de Çingene Müziği adlı kitapta yayınlanmıştır3

.

(36)

Cemil Demirsipahi‟nin Türk Halk Oyunları adlı kitabında da, bir kısım oyun havası ve türkülere rastlanmıştır4

.

Anadolu Folklor Vakfı Edirne Grup Başkanlığı‟nin arşivinde kayıtlı eserler de,

tarafımızdan notaya alınarak, teze ilave edilmiştir.

Bütün bu tespitlerle birlikte, tezimize aldığımız Edirne çevresine ait eserlerin sayısı 63‟e çıkmış ve bu 63 eser de, tezimizin başlıca inceleme ve değerlendirme materyallerini teşkil etmiştir.

*

Müzikal analiz konusu ile ilgili yurtdışı kaynaklı kitaplar, yoğun bir şekilde göze çarpmakta ve bu çalışmalarda da genellikle Avrupa sanat musikisi analiz yöntemleri ile ilgili bilgiler verilmektedir. Türk musikisi ile ilgili analiz yöntemleri hakkında bilgiler veren çalışmalar çok az sayıda sınırlı kalmıştır. Türk halk müziği analizi ile ilgili birkaç kaynak kitap ve yüksek lisans tezi dışında da fazla çalışmalar yapılmadığı gözlenmiştir. Edirne halk ezgilerinin makam, ritm ve tip incelemeleri konusunda hiçbir kaynağın olmaması böyle bir çalışmanın yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Araştırmanın en başında Edirne tarihi, kültürü ve müziği hakkında yazılı ve görsel kaynak taraması yapılmış, kitaplardan, tezlerden, makalelerden ve bize yol gösterebilecek diğer çalışmalardan elde edilen veriler dikkatli bir biçimde incelenmiştir.

Edirne bölgesi halk ezgilerinin notaları temin edilmiş, notası olmayanlar tarafımdan halk müziği nota yazım tekniği kullanılarak dikte edilmiş ve notası yazılmıştır. Nota yazımında, Finale 2003 nota yazım programından faydalanılmıştır. Çeşitli kitaplarda basılı olan notalar, scanner tarama cihazı kullanılarak dijital hale çevrilmiş ve bilgisayar ortamına aktarımları sağlanmıştır.

Edirne bölgesine ait halk ezgilerinin analizlerinin sağlıklı biçimde yapılabilmesi için analiz konusu ile ilgili yerli kaynaklar tek-tek incelenmiş; cümle, cümlecik, motiv, periyod, biçim, makam/dizi, ritm (usul), seyir hakkında önemli çıkarımlar elde edilmiştir.

4

(37)

Edirne bölgesi halk ezgilerinin tip (biçim) incelemelerini yaparken söz unsuru ve ezgisel yapının bütünselliği göz önünde bulundurulmuştur. Söz ve müzik bir bütün olarak ele alınmıştır. Giriş sazı, ara sazı ya da aranağme bölmeleri; çoğunlukla sözlü bölmelerden türetilerek meydana getirildiği için, önce sözel bölmelerin biçim analizleri yapılmış ve bu doğrultuda saz bölmelerinin, sözel bölmelerdeki hangi müzikal cümle/cümlecik (ler) den meydana geldiği ortaya çıkarılmıştır.

Eserlerin dizisi, ses genişliği, ölçüsü (usul/ritm), seyir karakteri, analitik biçimi ve analitik biçimin genel şeması, bir çizelge içerisinde gösterilerek belirtilmiştir. Ayrıca eserlerin dizisi ve ses genişliği porte üzerinde gösterilmiştir. Eserlerin doğal seyir alanları içerisindeki karakteristik sesleri, güçlü ve karar sesleri göz önüne alınarak dörtlük (içi dolu) ve birlik (içi boş) notalar kullanılmıştır. Karar sesi ve güçlü sesleri birlik notalar ile ifade edilirken, eserlerin yeden sesleri ise karar sesinin yanında parantez içerisinde dörtlük nota ile belirtilmiştir [İnici dizilerde karar sesinin sağında, çıkıcı-inici dizilerde ise karar sesinin solunda]

Müzik cümlelerinin biçimlerini ifade etmek için harflerden yararlanılmıştır. Bölümleri ifade etmek için, A, B, C… gibi büyük harfler kullanılmıştır. Cümlecikleri ya da motivleri belirtmek için a, b, c…ya da x, y, z…gibi küçük harflerden yararlanılmıştır. Cümleyi ifade etmek için ise X, Y, Z…gibi alfabe sonu harflerden faydalanılmıştır. Harflerin üzerinde kullandığımız kesme (A‟, B‟, a‟, b‟…) işareti, benzer bölüm-cümle-cümlecik ya da motivleri ifade etmek için kullanılmıştır. Eserlerin, varsa giriş sazı ya da ara sazları, çizelge içinde “S” harfi ile ya da sözel bölmelerden hangisi tarafından türetildi ise, o bölmenin cümlesini ifade eden harf karakterleri kullanılarak belirtilmiştir. Giriş sazı ya da ara sazların hangi cümlelerden meydana geldiği de ayrıca parantez içerisinde, çizelgede belirtilmiştir.

Edirne halk ezgilerine alfabetik sıraya göre nota numaraları verilmiş ve notaların sağ üst köşelerinde, küçük harf karakterleri ile yazılarak kaynak kişi/kişiler, derleyen, derleme tarihi, derlenen mahal, notaya alan ve notaya alma tarihi gibi künyesel bilgiler verilmiştir.

Edirne halk ezgileri; konularına, türlerine, ritm yapılarına, makam/dizi yapılarına ve ses genişliğine göre sınıflandırmaları yapılarak çizelgeler içinde gösterilmiştir. Edirne halk ezgilerinin karakteristik yapıları ile ilgili bulguların açıklamaları da ayrıca yapılmıştır.

(38)
(39)

2. EDĠRNE ÇEVRESĠ HALK EZGĠLERĠNĠN SINIFLANDIRILMALARI 2. 1. Konularına Göre

2. 1. 1. Lirik türküler

Edirne halk ezgilerinde genelde, insanî duyguların çok etkili ve coşkun bir şekilde anlatıldığı Lirik türküler dikkat çekmektedir. Lirik türküleri; aşk ve sevda türküleri, gurbet türküleri, ağıtlar ve ninniler olarak gruplandırabilmekteyiz. Çalışmamızda, 18 adet Aşk ve Sevda türküsü (Çizelge 2.1) ile 4 adet Gurbet türküsü (Çizelge 2.2) yer verdiğimiz türkülerdir.

2. 1. 1. 1. AĢk ve sevda türküleri

Çizelge 2.1: Aşk ve Sevda Türküleri.

AŞK ve SEVDÂ TÜRKÜLERİ

Adı No

Atımın yelesi beyaz A 8

Bakkallar satıyor karaca üzüm A 11

Bir gemim var salıverdim engine A 14

Çarşıdan aldım kestane A 19

Çifte kuburları çaktım almadı A 21

Dut fidanı boyunca A 25

Kara kuşun yüksekdendir oyunu A 35

Kavak kavağa yaslanır A 36

(40)

Kırmızı gül al bayleyor A 41

Kızılcıklar oldu mu A 42

Küp içinde nişasta A 44

Pınarbaşının gülleri A 48

Püskül pençeriden uçdu A 49

Seller aldı dermenimin bendini A 51

Tabağa koyarlar balı A 56

Yaylada gördüm yar seni A 60

2. 1. 1. 2. Gurbet türküleri

Çizelge 2.2: Gurbet Türküleri. GURBET TÜRKÜLERİ

Adı No

Aman dayler A 5

Edirne'nin ardı bayler A 26

Kahve yemen'den gelir A 34

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar A 62

2. 1. 2. Pastoral Türküler

Çoban ve kır hayatını anlatan türküler bu gruba girmektedir. Çalışmamızda bir adet pastoral türkü mevcuttur (Çizelge 2.3).

(41)

Çizelge 2.3: Pastoral Türkü.

2. 1. 3. ĠĢ ve Meslek Türküleri

Çeşitli meslek grupları için yakılmış türküler (Esnaf Türküleri) bu gruba girmektedir. Çalışmamızda bir adet esnaf türküsü mevcuttur (Çizelge 2.4).

Çizelge 2.4: Esnaf Türküsü. ESNAF TÜRKÜSÜ

Adı No

ÇarĢıdan aldım pirinci A 20

2. 1. 4. Alevî-BektaĢî Nefesleri

Bektaşî zümre edebiyatı olarak da adlandırılan ve kültürel bakımdan çok zengin malzemeler ihtiva eden nefes ve semahlar, diğer gelenek ve görenekler içinde en çok dikkat çeken unsurlardır. Trakya bölgesi Tasavvufî Halk Edebiyatı‟nın temelini oluşturan Bektaşî edebiyatı; Anadolu Tasavvufî halk edebiyatı ile hemen-hemen aynıdır. Müzik bakımından ise büyük farklılıklar göstermektedir. Çünkü nefesler; ritm, ezgi yapısı ve dizileri yönüyle Anadolu semahlarının kulaklarımızdaki icra kalıbının tamamen dışında, bölgenin müzik karakterine uygun olarak zenginlik ve çeşitlilik arz etmektedir (Yaltırık, 2003: 33-34). (Çizelge 2.5).

Çizelge 2.5: Bektaşî Nefesleri. BEKTAŞÎ NEFESLERİ

Adı No PASTORALTÜRKÜ

Adı No

(42)

Alçacık kirez dalı A 4

Bir nefesçik söyleyelim-1 A 15

Bir nefesçik söyleyelim-2 A 16

Dinleyin kardaĢlar benim sözümü A 23

Dört kapı içinde bir Ģehir gördüm A 24

Gelin bugün dost eline varalım A 30

Hak dedim ibtida dergaha vardım A 31

Ġlk evvel Ģu cihan yaratılmadan A 32

Muhammed Ali'dir gaziler baĢı A 45

Ne kaçarsın ölümden A 46

ġu dünyada üç nesneden korkarım A 54

ġu dünyanın ötesine A 55

2. 1. 5. Oyun türküleri

Edirne‟de oyun türküleri (Çizelge 2.6), sözlü ve sözsüz olarak çok renkli biçimlerde görünmektedir. Genelde iki çeşit oyun türü mevcuttur. Bunlar Karşılama ve Hora olarak adlandırılırlar. Karşılamalar, karşılıklı dizilerek oynanmaktadır. Horalar ise yan yana dizilerek ve her iki kolun bir birine kenetlenerek oynandığı oyunlardır. Kadın ve erkekler birlikte karma olarak oynayabildiği gibi, erkek ya da kadınların ayrı gruplar halinde oynadığı da görülmektedir.

Çizelge 2.6: Oyun Türküleri. OYUN TÜRKÜLERİ

Adı No

Arzu ile Kamber A 7

Referanslar

Benzer Belgeler

(Parlak, 1990) Bu çalışmamızın amacı halen Çukurova ve Gâvur Dağı yörelerinde söylenen yörede “Gâvur Dağı Havası” olarak tabir edilen uzun havaların bilimsel

berliklerinde “huzurevi” hayalleri kurmak yerine, genç duygular

Genom hayvancılı- ğı ile bir yandan kültür ırkı hayvanların verimle- rinde artış sağlanırken, diğer yandan asırlar boyu herhangi bir seçilime tabi tutulmamış fakat

«Köylüler belki acemiliklerin­ den, belki de bir şey söylerler diye çekindikleri İçin, asfalta basmaya cesaret edemiyerek yolun İki kenarındaki toprak

Sonuç olarak ileri yaflta gö¤üs a¤r›s› ve dispne yak›nmalar› ile birlikte kronik konsti- pasyonu olan olgularda "Chilaiditi sendromu" da

«— Bilmiyorum, dedi, size İstanbulu nasıl tahayyül ettiğimi ifade için kelime

Türk Halk Edebiyatı nazım şekillerini meydana getiren biçimle ilgili unsurlar da geleneksel Türk halk yaşantısıyla birlikte karakteristik bir ritm ve ezgi duygusu kazanmış

Öğrencilerin kemana uyarlanmış halk ezgileri ile uyarlanmamış halk ezgilerini seslendirme başarıları arasında anlamlı bir fark olması ve öğrencilerin uyarlanmış halk