MESTCİZÂDE’NİN
“H İ L Â F İ Y Y Â T ”l*ÜLKER ÖKTEM **
Biz, M estcizâde’nin Hilâfiyyât’i h ak k ınd a bilgi verm eden önce, kısaca Mestcizâde’yi ve e serlerin i tanıtm ak,Hilâfiyyât’m kaynaklardaki ve nüsh a lardaki adına dikkati çekmek, Hilâfiyyât’ın lügat anlam ı üzerinde durm ak ve b ir disiplin olarak “ hilâfiyyât” m hem İslâm ilim tasniflerindeki hem de D ârü ’l-Fünûn p ro g ram ın d ak i yerine işaret etm ek istiyoruz.
M estcizâde’nin H ayatı ve Eserleri:
Bursalı M ehm et Tâhir, Osmanlı Müellifleri1 adlı eserinde, eski Selânik Kadısı,2 M estcizâde’n in hayatı ve eserleri hak k ın da şu bilgiyi verm iştir: “ Mestcizâde A bdullah Efendi m üelliflerden b ir zât olup, İstanbulludur. H. 1148’de (M. 1735) vefat etm iştir. Fatih civarındaki Nişancı Cam ii Şeri fin karşısında m edfuhdur. Eserleri: Kitabu’l-Miyâr li m âfî Tefsîri’l-Kâdı min
el-Ahbâr, Yunus Sûresine kadar Hâşiye ala’l-Beydâvi, M antık’tan, Hüssam Kâtî Hâşiyesi, Muhyiddin Talşî’ye Hâşiye, Alâka Şerhi, Risâle f î Redd-i Kıdem-i Alem, ihtilâf mâ beyne Seyyid-i Şerif ve Sadeddin3 vs. dir. Bir de Filozoflarla
Kelâmcı-* Bu makale, Prof. Dr. M übahat Tîirker-Küyel danışm anlığında, kendi seçmiş olduğum konuda, 1993’de hazırlanm ış, am a henüz basılm amış olan doktora tezim in b ir kısmıdır. Mest cizâde’n in eserin in tam başlığı şudur: al-Hilâfiyyât bayna al-Hukamâ’ ma’a al-Mutakallimîn va al-Hilâfiyyât bayna al-Mutazila ma’a al-Aşâ’ira va al-Hilâfiyyât bayna al-Aşâ’ira ma’a al-Mâturidiyya.
** Yard. Doç. Dr. A nkara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü, Felsefe T arihi A nabilim Dalı.
1 Bkz. Bursalı M ehm et Tahir, Osmanlı Müellifleri C. I, s. 399; C. II, s. 27, İstanbul 1972;
O m ar Rızâ Kahhâle, M u ’câm al-Muallifın, VI, 95-96, Dımışk (Şam), 1957-1961; İsm ail H akkı U zunçarşılı, Osmanlı Tarihi II, s. 655, (1) no’lu d ip n o t, A nkara 1983, TTK mtb.; Bağdatlı İs m ail Paşa (Zirikli), Kitâb al-İzah al-Meknûn f i al-Zeyl ala Keşf al-Zunûn al-Esâmi al-Kutubi va al- Funûn, C. II, s. 473, çev: Ş. Yaltkaya ve Kilisli R. Bilge, İstanbul 1364-1366/1945-1947., Bekir Karlığa, “Y irm isekiz M ehm et Ç elebi’n in Yeni B ulunan Bir Fizik K itabı Tercüm esi ve Onse- kizinci Yüzyılın Başında O smanlı Düşüncesi”, Bilim-Felsefe-Tarih 1,304-305, İstanbul 1991, Alem d a r O fset mtb.; M üstakim zâde Süleym an, M ecelle (yazma) Süleym aniye ktp. Varak no: 394a. (Bizi b u n d an , A rapça hocam ız sayın Dr. A hm et Yılmaz h a b erd ar etm iştir. K endilerine te şekkür ederiz.); Brockelmann, GAL, Supplem entband, II, s. 1013, Fındıklı İsmet Efendi, Şakaik-i Numaniye ve Zeyilleri, C. 5, s. 127, İstanbul 1989, Ç ağrı yayınları., Küçük Ç elebizâde Âsim, Tarih-i Râşid, s. 359-371, 132, İstanbul 1982, Matbaa-i  m ire; Şeyhi, Vekâyîü’l-Fudala, II, s. 276, 327, 32 a
1 Prof. Dr. Yaşar Yücel-Prof. Dr. Ali Sevim, Türkiye Tarihi, C. 3, s. 278, A nkara 1991, TTK. 3 M estcizâde bu eseri, Taftazânî ile C u rcân i’n in Ulûm-i A rabiye’deki görüş fark ların ı toplayarak m eydana getirm iştir. Eser 1278/1861’de, H arbiye m atbaasında basılm ıştır. (Sad- re ttin Gümüş, Seyid Şerif Cürcanî ve Arap Dilindeki Yeri, s. 181, İstanbul 1984, Fatih mtb.)
lar, M u’tezile ile Eş’a rîle r ve Eş’a rîlerle M âturîdîler arasındaki ihtilâfları beyan eden Hilâfiyyât ism inde b ir eseri ve yine felsefecilerin “Mâ sebete kıd em u h u im tenea a d e m u h u ” kelâm ı ü zerine Tehâfüt* ad ınd a b ir risâlesi vardır. İş bu eserlerd en yalnız İhtilâf basılmıştır.” 5
B uradan, m üellifim izin Lâle Devri’n d e yaşamış b ir kişi olduğu an la şılm aktadır.
Eserin Kaynaklardaki Adı:
B rockelm ann, Geschichte der Arabischen Literatüre (GAL) adlı eserinde, M estcizâde’den M asihizâde olarak bahsetm iş ve M estcizâde’n in bu eseri ni Hilâfiyyât al-Hukamâ şeklinde zikretm iştir. Eserin, sadece H ollanda’da Brill kütü p h an esin d e Brill. H 1 498, ve Brill. H 2 956 n u m aralard a kayıtlı iki yazma nüshası b u lu n d u ğ u n a işaret etm iştir.6
M ehm et Süreyya, Sicill-i Osman?sinde M estcizâde’den yetersiz d ene cek kadar az bahsetm iştir.7
Franz Babinger, Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri adlı eserinde, Mest cizâde’den M üsebbihizâde A bdullah diye söz etmiş, M estcizâde ile ilgili başka b ir bilgi verm em iştir.8
Fuat Sezgin, Geschichte des Arabischen Schrifttums (GAS) adlı eserinde M estcizâde’ye ve eserlerine hiç yer verm em iştir.
Katalog Arapskih Turskih i Persijskih Rukopisa adlı katalog eserde, Abd
Allah b. O sm ân b. Mûsâ el-Mestcizâde, Abd A llah M ustagizâde olarak, in celediğim iz bu eseri ise Hilâfiyyât va al-Vafâkiyyât bayna al-Hukamâ va al-
Mutakallimîn diye geçm ektedir.9
4 Biz, M estcizâde’n in “ T ehâfüt” a d ın d ak i risâlesine, gerek Dil ve Tarih Coğrafya Fakül
tesi, İsm ail Saip Yazmalar kataloğunda, gerekse İstanbul ve Bursa yazma k ü tü p h a n e le rin d e yaptığım ız araştırm alar sırasında rastlam adık.
5 M estcizâde’n in iki eserin in d ah a varlığını tesbit etm iş bulunuyoruz. B unların isim le ri şöyledir: 1. Nahv-i Arâbî, 2. M antık. Ayrıca, M estcizâde’n in, İbn-i Rüşt’ün Menâhicu’l-Edille adlı eserine b ir hâşiye yazmış olduğunu bize, Sayın Prof. Dr. B ekir K arlığa bildirm iştir. Mest cizâde’n in henüz elim ize geçirem ediğim iz bu hâşiyesi üzerinde, yakın gelecekte çalışmayı um uyoruz.
6 C ari B rockelm ann, Gechichte der Arabischen Literatüre, S u p p lem en t b and, C. II, s. 1013, L eiden 1937-1942.
7 M ehm et Süreyya, Sicill-i Osmanî, C. 3, s. 377, İstanbul 1306-1311.
8 F. Babinger, Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri, s. 286; çev: Prof. Dr. Coşkun Üçok, A n kara 1982, TTK mtb.
9 Bkz. Kâsım D obraca, Katalog Arapskih Turskihi Persijskih Rukopsia, Gazi H usrev Begova Biblioteka Sarajevo, C. 1, s. 6, Sarajevo 1963. Yard. Doç. Dr.Recep D uran doktora tezinde Te hâfüt geleneğinin 18. yüzyılda yaşamış olan M estcizâde ile devam ettiğ in i b elirttik ten sonra,
MESTCİZÂDE'NİN H İL A F İY Y Â T \ 349
Oysa M estcizâde’n in incelediğim iz eserin in n ü sh a la rın d a n hiç b iri sinde ve kaynaklarda “ Vafâkiyyât” kelim esi geçm em ektedir. Yine, bu Ka
talog Arapskih Turskih i Persijkih Rukopsia adlı eserde, Hilâfiyyât va al-Vafakiyyât bayna al-Hukâma va al-Mutakallimîn’in m üstensihi olarak O m ar b. H usain
al-Amidî (ölm. 1785) adında, M estcizâde’den elli yıl sonra vefat etm iş olan b ir kimse söz konusu edilm ekte ve bu hususta şunlar söylenm ekte dir. “Teologların ve Filozofların G örüşleri A rasındaki Anlaşm a ve Anlaş m azlıktan K aynaklanan Tartışma. Bu eser, 1735’de ölm üş olan A bdullah b. O sm an b. Mûsâ el-Mestcizâde’n in yazdığı eserin tek rar ele alınm ası ve özetidir. Bunu 1785’de vefat ed en O m ar b. H usain el-Amidî gerçekleştir miştir.” 10
Şu halde, M estcizâde’n in al-Hilâfiyyât bayna al-Hukamâ ma’a al-
Mutakallimîn va al-Hilâfiyyât bayna al-Mu’tazila ma’a al-Aşâ’ira va al-Hilâfiyyât M estcizâde’n in bu geleneğe dahil eserin in adını, Kâsım D obraca’n ın kataloguna dayalı ola rak aynen oradaki gibi zikretm iştir. Bkz. Recep D uran, Ali Tûsi, Tehâfütü’l-Felâsife (Kitabu’z- Zuhr), s. XIII, A nkara 1990, K ültür Bakanlığı.
Gazâlî, İbn-i Rüşt ve H ocazâde’n in Tehâfüt’\cT\, Tehâfüt geleneğim izin tem el taşı n iteli ğindedir. Bu eserler üzerin d e Prof. Dr. M übahat Türker-Küyel doktora çalışm ası yapm ıştır. (M übahat Türker, Üç Tehâfüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti, A nkara 1956, TTK mtb). Tanıtm a için Bkz. S. N aim uddin, Islamic Culture, A p ril 1958, L ondon, s. 166. Krş. H ocam ız Prof. Dr. M übahat Türker-Küyel, Bilim ve Felsefe Metinleri, Sayı 2, A nkara 1992, s. 13-18.)
15. Yüzyılda yaşamış olan H ocazâde’n in çağdaşı, Ali Tûsî’n in de b ir Tehâfüt'ü vardır. Ali Tûsî’n in Tehâfüt'ü üzerin d e Yard. Doç. Dr. Recep D uran, Prof. Dr. M übahat Türker-Küyel danışm anlığında b ir doktora çalışm ası yapm ıştır. (Recep D uran, Tehâfü'l-Felâsife (Kitabu’z- Zuhr) A nkara 1990, K ültür Bakanlığı Yayını, B aşbakanlık mtb.)
16. Yüzyılda ise Kemâl Paşazâde’n in Tehâfüt’ü n ü görüyoruz. Kemâl Paşazâde’n in bu ko n u hakkındaki eseri üzerin d e Prof. Dr. A hm et A rslan da vaktiyle Prof. Dr. M übahat Türker- Küyel danışm anlığında b ir doktora çalışması yapm ıştır. (A hm et A rslan, Hâşiye ala’t-Tehâfüt al-Falâsifa, A nkara 1987). Prof. A rslan, eseri, Hâşiya ala’t-Tehâfüt Tahlili adı ile tahlil etm iş ve bu da aynı yıl, aynı adla K ültür B akanlığınca yayınlanm ıştır.) Bir de, bu eserin, yine Prof. A rslan tarafın d an yapılm ış ve henüz yayınlanm am ış edisyon kritiği vardır.
Kemâl Paşazâde ile aynı yüzyılda yaşamış, o n u n çağdaşı olan K arabâgi’n in de bu konu da yazılmış Talika alâ Tehâfütü’l-Felâsife li Hocazâde ad ın ı taşıyan b ir eseri vardır. Bu eser üze rin d e Yard. Doç. Dr. A b d ü rrah im Güzel, doktora çalışm ası yapm ıştır. Çalışm a, Karabâgi ve Tehâfütü adını taşımaktadır. (A bdürrahim Güzel, Karabâgi ve Tehâfütü, Ankara 1991, Acar mtb.).
Demek ki, felsefe ve din denilen, b iri akla, diğeri vahye dayanan bu iki ayrı sistem in uzlaştırılabileceği iddiasını, İslâm âlem inde, 11. yüzyılda Gazâlî, 12. yüzyılda İbn-i Rüşt, 15. yüzyılda H ocazâde ve Ali Tûsî, 16. yüzyılda Kemal Paşazâde ve K arabâgi değerlendirm eye çalışm ışlar ve bu hususta Tehâfüt ad ın ı v erdikleri b ire r eser kalem e alm ışlardır.
Oysa, M estcizâde’n in bu eserin in b ir “ hilâfiyyât” olduğu m eydana çıkm ıştır; o, bir “ teh âfü t” değildir. Dolayısıyla, o, artık, Tehâfüt’ler geleneğine dahil edilem ez.
10 Bu duru m d a, Katalog da verilen bilgiye dayanarak, M estcizâde’n in eserin in Hilâfiyyât va al-Vafakiyyât bayna al-Hukama va al-Mutakallimîn ad ın ı taşıdığı söylenemez. Sadece, onun eserin in bu adla tek rar ele alınm ış, özetlenm iş olduğu söylenebilir.
bayıra al-Aşâ’ira ma’a al-Mâturidiyya adlı eserinin al-Hilâfiyyât va al-Vafâkiyyât bayna al-Hukamâ va al-Mutahallimîn adın d a b ir de özeti b u lunduğ u anlaşıl
mış olm aktadır. Fakat bizim incelediğim iz eser, bu özet değil, bizzat Mest cizâde’nin yazdığı ve çeşitli m üstensihler tarafınd an defalarca istinsah edilm iş olan, yukarıda tam adın ı belirttiğim iz, al-Hilâfiyyât bayna al-
Hukamâ’dır.
Eserin Nüshalardaki Adına Gelince:
Eserin adı, bazı n ü sh alard a biraz değişik ifade edilm iştir. Şöyle ki: H am idiye (1458/1) n ü sh a sın d a el-Mesâlik f i ’l-Hilâfiyyât beyne’l-
Mütehellimîn ve’l-Hukemâ diye, Fatih (5402/4), Esat Efendi (1175), Fatih
(5416/1), Esat Efendi (1192/1), Kılıç Ali Paşa (570/1), H. H üsnü Paşa (1199), Reşid Efendi (311), Antalya Tekelioğlu (891), Beyazıt Devlet K ütüphanesi (2635/2), Kocatepe Cam ii (775/3), Bursa İnebey (4889), Adana İl H alk Kü tüp han esi (1140/3) n ü sh aların d a Hilâfiyyât diye, Esat Efendi (499/2) nüs hasında Risâle f i ’l-Hilâfiyyât diye, Aşir Efendi (407/1) ve Fatih Millet K ütüphanesi (4371) n ü sh a la rın d a Kitâbu’l-Mesâlik f i beyâni’l-Mezâhib diye, Çelebi Abdullah Efendi (389/7) nüshasında el-Hilâfıyyât beyne’l-Mütekellimîn
ve’l-Hukemâ diye, İsm ail Saip I (5530) nüshasında Tehâfüt Mestcizâde diye,
İsm ail Saip I (5274) nüshasında Risâle el-Hilâfıyyât li’l-İmâm el-mârufbîMest
cizâde diye, M uzaffer Ozak (28) nüshasında el-Kitâb el-Hilâfıyyât diye, İlâhi-
yât Fakültesinde b u lu n an (1456/3) no’da kayıtlı nüshada Risâle Hilâfiyyât
lî Mestcizâde diye. İsm ail Saip I (4420) ve İS II (4767) n ü sh aların d a ise ese
rin adı zikredilm em iştir.
H er ne kadar, eserin adı, bazı nüshalard a biraz değişik ifade edilmiş, hattâ, iki nüshada hiç ifade edilm em iş olsa da, biz, bu n ü shaların Mestci zâde’nin eserin in n ü sh a la rı11 olduğunu ve yukarıda zikrettiğim iz çeşitli kaynakların da bu hususta b irleştik lerin i tesbit etm iş durum dayız.
11 H ilâfiyyât’ın N üshaları:
Biz, A bdullah b. O sm an b. Mûsâ el-Mestcizâde’n in Hilâfiyyât bayna al-Hukama ma’a al- Mutakallimîn va al-Hilâfiyyât bayna. al-Mu’tazila ma’a al-Aşâ’ira va al-Hilâfiyyât bayna al-Aşâ’ira ma’a al-Mâturîdîyya ad ın ı taşıyan, incelediğim iz bu eserin in otograf nüshasını bulam am ış ol m akla birlikte, onu n yirm i altı yazma nüshasının varlığını tesbit etmiş, b u n lard an d ö rt nüs h a n ın (Bril n ü sh aları ile A dana ve A ntalya n ü sh aların ın ) dışında, yirm i iki nüshayı bizzat görm üş ve bu n ü sh alard an on d ö rd ü n ü felsefe tarih in d e kullanılan araştırm a yöntem inin ilk basam ağını teşkil eden “Lisânî-Tarihî Yöntem”le birbiriyle m ukabele etm ek suretiyle in celeyerek, edisyon k ritik yapmış bulunuyoruz.
Çalışm am ızın başlangıcında yaptığım ız araştırm alar sırasında eserin, Millî K ütüpha- ne’de h içb ir yazma n üshasının b u lunm adığını tesbit etm iştik. Fakat şim di, eserin, yakın za m anda Millî K ütüphaneye bağışlanm ış olan A rapça yazma eserler arasında üç adet yazma nüshası olduğunu tesbit etm iş bulunuyoruz. Bu n ü sh alar şunlardır:
MESTCiZÂDE’N İN H İLA F İY YÂ T1 351
1. (Birinci) Millî K ütüphane N üshası: Millî K ütüphanede, Yz. A 4414/4 n u m arad a kayıt lı olan bu nüsha, 24 varaktır (60“-84fc). N esih b ir hatla, 21 satır halinde, kuş filigranlı b ir kağıda yazılm ıştır. S ırtı ve k e n a rla rı kahverengi m eşin, m ıklepli, e b ru kağıt kaplı b ir cildi vardır. 205x145 (155x85 mm) ebadındadır. Baştan ve sondan oldukça eksik b ir nüshadır.
Biz, çalışm am ızın başında iken, bu n ü sh a Millî K ütü p h an ed e olm adığı için, b u n u çalış m am ızda kütlanam am ış olm am ız tabiîdir.
2. (İkinci) Millî K ütüphane Nüshası: Millî K ütü p h an ed e Yz. A. 2939/1 n u m arad a kayıtlı olan bu nüsha 40 varaktır (P -404). Talik b ir hatla, 21 satır halinde, şapka ve h a rf filigranlı b ir kağıda yazılmıştır. K ahverengi m ıklepli b ir cildi vardır. 210x135 (136x66 m m ) ebadm da- dır. H aşan b. H aşan Şükrü tarafın d an istinsah edilm iştir.
Biz, yukarıda söz konusu ettiğim iz aynı sebepten dolayı, bu nüshayı da çalışm am ızda kullanam adık.
3. (Üçüncü) Millî K ütüphane Nüshası: Millî K ütüphanede, Yz. A. 968/3 n u m arad a kayıt lı olan bu n ü sh a 46 varaktır (109°-1556). N esih kırm ası b ir hatla 26 satır h alin d e yazılmıştır. B ordo m eşin b ir cildi vardır. 205x150 (155x100 mm) ebadındadır.
Biz, bu nüshayı da çalışm am ızda kullanam adık.
Çalışm am ızın başındayken elim izde bulunm ayan b ir diğer nüsha da, Prof. Dr. İlter Uzel nüshasıdır. Bu nüsha, Prof. Dr. İlter Uzel’in şahsî yazm alar k ü tü p h an esin d e bulunm akta dır. N üsha, 40 v araktır (l°-406). N esih b ir hatla, 21 satır halinde, siyah m ürekkeple, krem ren g i kağıda, altın yaldızlı cetvelle sın ırlan d ırılarak yazılmıştır. D ikkat çekm esi gereken ke lim eler kırmızıyladır. Bazı kelim elerin üzeri de kırm ızıyla çizilmiştir. Bazı sayfaların kenar ların d a açıklam alar, vakıf m ü h ü rle ri ve çeşitli tem ellük kayıtları bulunm aktadır. Kahverengi m eşin kaplı b ir cildi vardır. H. 1138 (M. 1725)’ de, İstanbul m üftüsü A bd u rrah im b. Mah- m u d E fendi tarafın d an istinsah edilm iştir.
N üshanın baş sayfasında, eserin adı, Risale f i ilm i’l-Kelâm li Mestcizâde diye geçm ekte ve 1205 ta rih i yer alm aktadır. Vakıf m ü h ü rü n ü n olduğu ilk sayfada ise, eserin adı R isâlefi’l H i lâfiyyât el-Vakıa f i ’l-Kelâm li Mestcizâde şeklindedir. N üsha, 185x115 mm (160x75 mm ) ebadın- d a d ır ve çalışm am ızda esas aldığım ız M illet K ütüphanesi N üshasından (4371/1) da (İstinsah tarihi: M. 1772), daha önce istinsah edilm iş olduğu anlaşılm aktadır. D oktora tezim izi baskı ya hazırlarken, bu nüshayı da Millet K ütüphanesi nüshasıyla m ukabele etmeyi düşünüyoruz. Çalışmam ızın başında iken, Hilâfiyyât'm tesbit ettiğimiz yirm i altı yazma nüshasının özel lik leri ve kayıtlı b u lu n d u k ları k ü tü p h a n e le r ise şunlardır:
1) Fatih Millet K ütüphanesi N üshası: (M)
Fatih M illet K ütüphanesinde, nr. 4371/ l ’de kayıtlı olan bu nüsha, tesbit edebildiğim iz en tam ve en eski, yani m üellifin yaşadığı dönem e en yakın olan nüshadır. Ayrıca, otograf n ü sh ad an istinsah edilm iş olan ilk nüshadır. Bunu, n ü sh an ın arkasında m üstensihin yap m ış olduğu açıklam alardan anlıyoruz. Bu yüzden biz, çalışm am ızda esas olarak bu nüshayı aldık. Nüsha, 73 v araktır (l°-73“). N esih b ir hatla, 19 satır halinde, siyah m ürekkeple, ah arlı b ir kağıda yazılmıştır. İç kapağında vakıf m ü h rü vardır. H.1186’da, doksan üçüncü Ş e y h ü l islâm , bilim adam ı ve h a tta t olan M ustafa  şir Efendi (1729-1804) tarafın d an istinsah edil miştir. Bu zât, kendi adıyla an ılan “ şir Efendi K ü tüphanesi” n i kurm uştur. Son zam anlar da vakıf kitaplıklarının birleştirilm esi üzerine, buradaki eserler, aynı ad altında Süleymaniye K ütüphanesine taşınm ıştır (Daha fazla bilgi için bkz. 7ürk Ansiklopedisi, C. 4, s. 59, MEB, A n kara, 1950).  şir E fendinin istinsah etm iş olduğu bu n ü sh an ın m üsveddesi, Sultan Mustafa H an zam anında E d irn e’de yazılmıştır. Vişne çürüğü, m ıklepli, zencirekli, şirâzeli b ir cildi vardır. 200x150 mm (135x55 mm) ebadındadır.
2) (Birinci) Esat E fendi N üshası: (E,)
70 varaktır (29*-98fc). N esih b ir hatla, 17 satır halinde, siyah m ürekkeple, ah arlı su yollu, filigranlı, krem rengi b ir kağıda yazılmıştır. Söz başları, dikkat çekm esi gereken kelim eler, ü zerlerin d ek i çizgiler, m atlablar kırm ızıyladır. H. 1186’da istinsah edilm iştir. Bazı sayfa ke n a rla rın d a m atlablar, sahha, m inhu, son varakta (98*) H. 1186 tarih li m ukabele ve sahha kaydı ile bazı açıklamalar vardır. Sırtı, kenarları kahverengi meşin, kapakları ebru kağıt kaplı, şirâzeli b ir cildi vardır. 210x147 m m , (140x70 mm) ebadındadır.
3) (İkinci) Esat E fendi N üshası: (E2)
Süleymaniye K ütüphanesinde, Esat Efendi Koleksiyonu, nr. 499/2* de kayıtlı olan bu nüs ha, 23 varaktır (786-101A). Ta’lik b ir hatla, 23 satır h alin d e ah arlı su yollu, bazı yaprakları filigranlı krem ren g i b ir kağıda, M ustafa b. A bdullah eliyle H. 1128’de istinsah edilm iştir. Bazı sayfa k en arların d a m in h u , dikkat (m ühim cidden) kayıtları, sonda (101 *) m üstensihin H. 1128 tarih li sahha kaydı vardır. Bu eserin sonunda m üstensih, m usahhih olarak da kay dedilm iştir. Söz başları ile dikkat çekm esi gereken kelim elerin ü zerleri kırm ızı ile çizilm iş tir. Tamam ı yeşil kaplı mukavva b ir cildi vardır. 212x139 mm, (155x79 mm) ebadındadır.
4) (Üçüncü) Esat E fendi N üshası:
Süleym aniye K ütüphanesinde, Esat E fendi Koleksiyonu, nr. 1175’de kayıtlı olan bu nü s ha, 45 varaktır (1M 56). N esih b ir hatla, 19 satır halinde, ah arlı, su yollu, değişik filigranlı, koyu krem ren g i kalınca b ir kağıda yazılmıştır. Bazı sayfa ken arların d a, sahha, m inhu ka yıtları vardır. Başta (1® da) Esat E fendi’n in vakıf m ü h rü vardır. l fc-2° sayfaları âdi yaldızlı siyah, diğer sayfalar kırm ızı cetvellidir. Söz başları, sahha kayıtlarının bazıları ve dikkat çek mesi gereken kelim elerin ü zerleri kırm ızıyla çizilm iştir. Sırtı, k en arları, sertabı kahverengi meşin, kapakları ebru kağıt kaplı, şirâzeli m ıklepli b ir cildi vardır. 203x137 mm, (132x67 mm) ebadındadır.
Bu nüshayı çalışm am ızda kullanm adık. 5) (D ördüncü) Esat E fendi N üshası:
Süleym aniye kütüphanesinde, Esat E fendi koleksiyonunda nr. 1192/1’de kayıtlı olan bu nüsha, 30 varaktır (16-31°). N esih b ir hatla, 21 satır halinde, aharlı, su yollu, krem ren g i ka lınca b ir kağıda yazılmıştır. Bazı sayfa k e n arların d a sahha, m in h u kayıtları ve konuyla ilgili açıklam alar vardır. Başta, yani, 1“ da eserdeki risâle isim leri, m üellif isim leri ve Esat Efen d i’n in vakıf m ü h rü vardır. Söz b aşlan , dikkat çekm esi gereken kelim eler ve üzerlerindeki çizgiler, işaretler kırm ızıyla ve siyahladır. Bazı sayfalarda silintiler, m ürekkep lekeleri var dır. Sırtı, kenarları, sertabı kahverengi m eşin, kapakları ebru kağıt kaplı, şirâzeli, m ıklepli b ir cildi vardır. 209x154 mm , (155x120 mm) ebadındadır.
Bu nüshayı çalışm am ızda kullanm adık.
6) Â şir E fendi N üshası: (A)
Süleym aniye K ütüphanesinde, nr. 407/1’de kayıtlı olan bu nüsha, 72 varaktır (l*-726). Ta’lik b ir hatla, 19 satır halinde, aharlı, su yollu, filigranlı, krem rengi, kalınca b ir kağıda İm âm M uham m ed b. H aşan tarafından H. 1137’de istinsah edilm iştir. l fc de altın yaldız, laci vert zem inde çiçek, yaprak m otifleriyle süslü, cetvelli, b o rd ü rlü , safihalı çok güzel b ir ser levha vardır. l6-2° çift altın yaldız, d iğ erleri tek altın yaldız cetvellidir. N oktalam alar, altın
yaldızladır. Söz başları, dikkat çekm esi gereken kelim eler, ü zerlerin d ek i çizgiler, sayfa ke n arların d ak i bazı kayıtlar kırm ızıyladır. Bazı sayfa k e n arların d a sahha, nüsha farkı, dikkat (m ühim cidden), m inhu, m atlab kayıtları, açıklam alar vardır. Sonda (72fc) m üellif nüshası n ın ham işinden eserin tashihi ile ilgili alınan açıklam alar ayrıca eklenm iştir. İstinsah kaydı da b uradadır. Tamamı vişne rengi, m eşin kaplı, salbekli, hatayı yaprak m otifleriyle süslü, beyzî alttan ayırm a, şemseli, zencirekli, cetvelli, şirâzeli, m ıklepli b ir cildi vardır. 2 1 0x1 2 2
MESTCİZÂDE'NİN H /L A F /Y Y Â T 1 353
7) (Birinci) Fatih N üshası:
Süleym aniye K ütüphanesinde, nr. 5402/4’de kayıtlı olan bu nüsha, 34 varaktır (456-79*).
Ta’lik b ir hatla, 21 satır halinde, su yollu, bazı yaprakları filigranlı, açık krem ren g i kalınca b ir kağıda yazılmıştır. 454’de altın yaldızlı, çeşitli m otiflerle süslü b ir serlevha vardır. 4 5 M 6 “ yaprakları altın yaldız, siyah cetvelli olup, noktalam alar da altın yaldızlıdır. Söz başları ve dikkat çekm esi gereken kelim elerin ü zerin d ek i çizgiler kırm ızıyladır. Bazı sayfa kenarla rın d a çıkm alar, sahha, m in h u kayıtları ve açıklam alar vardır. Sırtı, k en arları, sertabı k ırm ı zı m eşin, kapakları, mıklebi, ebru kağıt kaplı, zencirekli, çift cetvelli, şirâzeli b ir cildi vardır. 201x121 mm , (150x65 mm) ebadındadır.
Bu nüshayı çalışm am ızda kullanm adık.
8) (İkinci) Fatih N üshası:
Süleymaniye K ütüphanesinde, nr. 5416/1’de kayıtlı olan bu nüsha, 45 varaktır ( l 4-464). Ta’lik b ir hatla, 19 satır halinde, Sultan M ehm ed H an K ütüphanesine vakfedilen b ir n ü sh a dan, H. 1204 senesinde, Kostantiniyye’de Abdüsselâm el-Tırnavî tarafından istinsah edilmiştir. A harlı, su yollu, bazı yaprakları filigranlı, açık krem rengi, inceye yakın b ir kağıda yazıl mıştır. l 4’de kırm ızıyla, geom etrik desenli, kitap adı yazılı b ir serlevha vardır. l4-2“ çift, d i ğer yapraklar tek kırm ızı cetvelli olup, noktalam alar, söz başları, mukabele kayıtları ve dikkat çekmesi gereken kelim elerin üzerindeki çizgiler kırmızıyladır. Bazı sayfa kenarlarında, müs- tensihin m ukabele, sahha, m in h u kayıtları ve açıklam aları vardır. Başta l°d a m ecm ua için deki risâle isim leri, eserin m ikrofilm arşivi 299 no’da kayıtlı olduğu, 14-1 “da eserle ilgili başka eserlerd en alıntılar, eserin Fatih Sultan M ehm et H an k ü tü p h an esin e Vakıf kaydı, bu kaydı yazan vakıf m ütevellisi Süleym an beyin adı ve b ir m ü h rü vardır. Sırtı kahverengi, kapakları bordo m eşin kaplı, hatayı çiçek, yaprak m otifleriyle süslü, beyzî dilim li şemseli, şirâzesi yıp ran m ış bir cildi vardır. 183x110 m m (140x60 mm) ebadındadır.
Bu nüshayı da çalışm am ızda kullanm adık. 9) H . H üsnü Paşa N üshası: (H)
Süleymaniye K ütüphanesinde, nr. 1199’da kayıtlı olan bu nüsha, 55 varaktır. ( l6-55°), N esih b ir hatla, 15 satır halinde, ah arlı, su yollu, filigranlı, açık sarı renkte, inceye yakın b ir kağıda H. 1226’da, Seyyid M ehm et Reşid b. Seyyid M ehm et derviş Hatib-zâde eliyle ya zılm ıştır. Söz başları, dikkat çekm esi gereken kelim eler, ü zerlerin d ek i çizgiler kırm ızıyla dır. Bazı sayfa k en arların d a m inhu, sahha, nüsha farkı kayıtları vardır. S ırtı siyah m eşin, kapakları yeşil bez kaplı b ir cildi vardır. 180x115 mm , (110x77,5 mm) ebadındadır.
10) Reşid E fendi N üshası: (R)
Süleym aniye K ütüphanesinde, nr. 311’de kayıtlı olan bu nüsha, 48 varaktır. (1*-49A). Ne sih b ir hatla, 2 1 satır halinde, ah arlı, su yollu, bazı yaprakları filigranlı, krem ren g i kalınca
b ir kağıda yazılmıştır. 1 Me altın yaldızlı çiçek, yaprak m otifleriyle süslü, cetvelli b ir serlev ha vardır. l A-2a altın yaldız, siyah, çift, diğer sayfalar tek cetvellidir. Bazı sayfa k en arların d a m inhu, sahha, alıntı, nüsha farkı kayıtları, başta yani l ada, Reşid M ehm et Efendi vakıf m ührü vardır. Sırtı, k en arları kahverengi deri, kapakları eb ru kağıt kaplı, şirâzeli b ir cildi vardır. 208x145 mm, (172x87 mm) ebadındadır.
11) Çelebi A bdullah Efendi N üshası:
Süleym aniye K ütüphanesinde, nr. 389/7’de kayıtlı olan bu nüsha, 50 varaktır (81M31°). Ta’lik b ir hatla, 21 satır halinde, ah arlı, su yollu, filigranlı, krem rengi, değişik kalınlıklar daki kağıtlara yazılmıştır. Söz başları, dikkat çekm esi gereken kelim eler kırm ızıyla yazıl mıştır. Bazı sayfa kenarlarında sahha, m inhu, başka eserlerden alıntı kayıdarı, çıkmalar, başta (81*) el-Hac H alil ad ın a vakıf m ü h rü vardır. Tamamı kahverengi m eşin, çeşitli m otiflerle süslü, şemseli, m ıklepli, şirâzesi dağılm ış, yıpranm ış b ir cildi vardır. 200x140 mm , (130x70 mm ) ebadındadır.
12) H am idiye N üshası:
Süleym aniye K ütüphanesinde, nr. 1458/1’de kayıtlı olan bu nüsha, 30 varaktır (l*-31fc). Ta’lik b ir hatla, 25 satır halinde, ah arlı, su yollu, filigranlı, koyu krem rengi kalınca b ir kağı da, A hm et b. H am za eliyle yazılmıştır. N oktalam alar, söz başları, dikkat çekm esi gereken kelim elerin üzerindeki çizgiler, matlablar, sayfa cetvelleri kırmızıyladır. Bazı sayfalarda sahha, m atlab, m inhu kayıtları vardır, ilâveler, n ak iller çıkm alar bulunm aktadır. Başta, ( l a), Sultan I. A bdülham it’in tuğralı vakıf m ü h rü , vakıf kaydı ve bu kaydı yazan H arem eyn m üfettişle rin d e n Seyid Ali B ehçet’in m ü h rü , A hm et el-U m rî’n in H. 1183 tarih li tem ellük kaydı var dır. Sırtı, k en arı kırm ızı m eşin, kapakları eb ru kağıt kaplı, şirâzeli b ir cildi vardır. 220x140 m m , (160x80 mm) ebadındadır.
Bu nüshayı çalışm am ızda kullanm adık. 13) Kılıç Ali Paşa N üshası: (KA)
Süleym aniye K ütüphanesinde, nr. 570/1’de kayıtlı olan bu nüsha, 58 varaktır (1 *-59“). Ta’lik b ir hatla, 25 satır halinde, ah arlı, su yollu, filigranlı, krem ren g i kalınca b ir kağıda H üseyin b. A hm et el-İskilîbî eliyle, İstan b u l’da yazılmıştır.
Söz başları, noktalam alar, dikkat çekm esi gereken kelim eler ve bu kelim elerin üzerle rindeki çizgiler, sayfa kenarlarındaki bazı kayıtlar kırmızıyladır. Bazı sayfa kenarlarında sah ha, matlab, nüsha farkı, dikkat (m ühim cidden), bölüm başı kayıtları ve açıklam alar vardır. Sonda (59°) istinsah kaydı ve m üstensihin kopya ettiği eserden, m üellif n üshasının hâmi- şinden alıntı, düzeltm e yaptığına ilişkin kaydı vardır. Başta (1°) eserin fihristi, l° ’da, el-Hac İbrahim Debbag-zâde’n in vakıf m ü h rü , m ülkiyet kaydı, A hm et yazılı m ü h ü rd en m ülkiyet kaydı vardır. Sırtı, k en arları, sertabı kahverengi deri, kapakları, m ıklebi eb ru kağıt kaplı, şirâzesi yıpranm ış b ir cildi vardır. 210x160, (170x80 m m ) ebadındadır.
14)Beyazıt N üshası: (BA)
Beyazıt Devlet K ütüphanesinde, nr. 2635/2’de kayıtlı olan bu nüsha, 60 varaktır (l°-60“). N esih b ir hatla, 17 satır h alin d e yazılmıştır. l° ’da vakıf m ü h rü vardır. Bazı sayfa k e n a rla rın da ekler, açıklam alar, bölüm başlıkları vardır. Son yaprakta (60a) da yine, vakıf m ü h rü b u lunm aktadır. H. 1207’de istinsah edilm iştir. 170x110 mm, (115x50 mm) ebadındadır.
15) Bursa N üshası: (B)
Bursa’da, İnebey M edresesi K ütüphanesinde, nr. 4889’da kayıtlı olan bu nüsha, 57 va ra k tır (l°-57°). Nesih b ir hatla, 22 satır halinde, M ustafa h. A hm et eliyle H. 1162’de kalem e alınm ıştır. A harlı kağıda, siyah m ürekkeple yazılmış olup, önem li kelim elerin üstü kırm ızı m ürekkeple çizilm iştir. Eksik b ir nüshadır. Sırtı b ordo m eşin kaplı, sarı ebrulî, m ıklepli b ir cildi vardır.
16) (Birinci) İsm ail Saip N üshası: (İSs)
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, İsmail Saip I koleksiyonunda nr. 5530’da kayıtlı olan bu nüsha, 28 varaktır ( l “-28°). Nesih b ir hatla, siyah m ürekkeple, beyaz, aharlı, filigranlı b ir kağıda 25 satır h alin d e yazılmıştır. Bazı kelim elerin üstü kırm ızı m ürekkeple çizilm iş tir. İlk sayfada badem şeklinde b ir m ü h ü r bulunm aktadır. Bu m ü h ü rd e —okuyabildiğim iz kadarıyla— A bdü’l-Fakîr H akir yazmaktadır. N üshanın istinsah tarih i ve m üstensihi belli değildir. E brulu, ince karton b ir cildi vardır. 135x190 mm. (85x155 mm) ebadındadır.
17) (İkinci) İsm ail Saip N üshası: (İS2)
Bu nüsha da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, İsmail Saip I koleksiyonunda, nr. 5274’de kayıtlıdır. 37 varaktır (l°-37a). Ta’lik b ir hatla, siyah m ürekkeple, sarı ince, âdi, filigransız b ir kağıda, 17 satır h alin d e yazılmıştır. Nüsha, oldukça h arap b ir vaziyette olup, cildi yok tur. İlk ve son yaprakları o rtaların d an kopm uş, bu yüzden yazıların okunm ası son derece güç b ir hale gelm iştir. M üstensihi belli değildir. İstinsah ta rih i H. 1300 Rebiyülevvel olarak atılm ıştır. 170x245 mm (95x145 mm) ebadındadır.
MESTCİZÂDE'NIN H İIA I'İY Y Â T '\ 355
18) (Üçüncü) İsm ail Saip N üshası: (İS3)
Bu nüsha da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, İsmail Saip Koleksiyonu 11’de, nr. 4767’de kayıtlıdır. 13 varaktır (10-13°). Eksik b ir nüshadır. T ahm inen geri kalan yaprakları koparıl mış, hatta b ir kitabın içinden çıkarılm ış in tib aın ı veren bu nüsha, nesih b ir hatla, 17 satır halinde, sarı, ah arlı, filigranlı b ir kağıda, siyah m ürekkeple yazılmıştır. K ırm ızı ile çizilmiş cetvelleri vardır. İstinsah tarihi ve müstensihi belli değildir. Cildi yoktur. 125x205 mm, (65x135 mm ) ebadındadır.
19) (Dördüncü) İsm ail Saip N üshası:
Bu nüsha da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, İsmail Saip I Koleksiyonunda nr. 4220’de kayıtlıdır. 53 varaktır (l*-53fc). Ta’lik b ir hatla, 23 satır halinde, beyaz, ince, kaliteli, filigranlı b ir kağıda, sarı yaldızlı çerçeve içine, siyah m ürekkeple yazılmıştır. H. 1173’de Şah Çoban M edresesi m ü d errisi Rusçuklu M ehm ed es-Seyyid eliyle kalem e alınm ıştır. 1° boş olup, ilk sayfadan sonra, konu başlıklarını b elirten “ için d ek iler” kısmı vardır. Bazı önem li kelim e ler kırm ızı m ürekkeple yazılmış, b azıların ın üstü kırm ızı m ürekkeple çizilm iştir. Bazı say falarda da hâşiyeler vardır.
İlk sayfada “es-Seyyid M ehm et A taullah onu sehiplendi” kaydıyla b ir m ü h ü r ve “ H. 1228 S afer” diye b ir ta rih bulunm aktadır. Bordo, sarı yaldızlı, k en arları çizgili, m ıklepli, karton b ir cildi bulunan nüsha, 135x220 m m , (75x165 mm ) ebadındadır. Bu nüshanın, m üellif nüs h asın d an tashih görm üş b ir nüsha olduğuna dair, m üstensihin, n ü sh an ın arkasında b ir ta kım açıklam aları vardır.
Biz, bu nüshayı çalışm am ızda kullanm adık. 20) M uzaffer Ozak Nüshası:
Bu nüsha da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, M uzaffer Ozak K oleksiyonunda nr. 28’de kayıtlıdır. 34 varaktır (l°-344). Nesih b ir hatla, 26 satır h alin d e H afız M ehm ed Bayram tarafın d an , H. 1245’de, sarı ah arlı, filigranlı b ir kağıda yazılmıştır. İlk sayfada vakıf m ü h rü vardır. Ö nem li kelim eler kırm ızı m ürekkeple yazılmış, b azıların ın üstü kırm ızıyla çizilm iş tir. Bazı sayfalarda hâşiyeler vardır. Sırtı m eşin, tam ir görm üş k arton b ir cilde sahip olan bu nüsha, 165x225 mm (85x155 mm) ebadındadır.
Biz, bu nüshayı çalışm am ızda kullanm adık. 21) İlâhîyât Fakültesi N üshası: (İ)
Bu nüsha, A.Ü. İlahiyât Fakültesinde nr. 1456/3’de kayıtlıdır. 30 varaktır (21A-52°). Nesih kırm ası bir hatla, 27 satır halinde, aharlı, sarı kağıda siyah m ürekkeple yazılmıştır. Bazı say fa k e n a rla rın d a m etinle ilgili açıklayıcı n o tla r ve düzeltm eler vardır. İstinsah tarih i, istin sah yeri ve m üstensihi belli değildir. E brulu, sırtı d e ri kaplam alı, m ıklepsiz b ir cilde sahip olan bu nüsha, 165x215 mm, (80x160 mm) ebadındadır.
22) K ocatepe Cam ii N üshası: (K)
Bu nüsha, K ocatepe Camii K ütüphanesin’de nr. 775/3’de kayıtlıdır. 45 varaktır (l°-45a). İnce ta’lik b ir hatla, 17 satır halinde, H. 1265 de istinsah edilm iştir. M üstensihi belli değil dir. İnce, krem rengi, abadî kağıda siyah m ürekkeple yazılmıştır. Bazı ö nem li kelim eler k ır m ızı m ürekkeple yazılmıştır. Bazı sayfalarda da hâşiyeler vardır. Deffe üzeri ebrulî, tam ir görm üş d ö rt köşesi deri, m ıklepli, sağlam şirâzeli, kısm en eskim iş b ir cilde sahip olan nüs ha, 165x225 m m , (70x135 mm) ebadındadır.
23) Tekelioğlu N üshası:
Yukarıda da belirttiğim iz üzere, biz, bu nüshayı görm edik ve çalışm am ızda kullanm a dık. Bu nüsha hakkındaki bilgilerim iz Parm aksızoğlu’n u n eserine dayanm aktadır. Şöyle ki: Bu nüsha, 07 Tekeli 891/1 n u m arad a kayıtlıdır. 40 varaktır (1M 0“). 406 boştur. Nesih b ir h at la, 17 satır halinde yazılmıştır. Su yollu, filigranlı b ir kağıda H. 1228 tarih in d e yazılmıştır. N üsha, çaharkuşe kahverengi m eşin, kağıt kaplı, m ıklepli, k u rt yenikli b ir cilt içindedir.
Söz başları ve sayılar kırm ızı ile yazılm ıştır. 190x140 mm , (132x80 mm) ebadındadır. N üsha da, H alil b. Süleyman ve H oca A hm ed’in m ülkiyet kayıtları ile resm î m ü h ü rleri vardır. (Bkz. İsm et Parm aksızoğlu, Türkiye Yazmaları Toplu Katalogu, C (07) 4, s. 48. İstanbul 1984, İ.Ü. Ed. Fak. mtb.
24) Adana N üshası:
Biz, bu nüshayı da görm edik ve çalışm am ızda kullanm adık. Bu n ü sh a h akkında da bil gim iz Parm aksızoğlu’n u n bu eserine dayanm aktadır. Şöyle ki: A dana İl H alk K ütüphane sinde b u lunan bu nüsha, 01 H k 1140/3 n u m arad a kayıtlıdır. 17 varaktan ib arettir (1314-148°). Nesih kırm ası b ir yazı ile, 29 satır halinde, arm a filigranlı kağıda yazılm ıştır. S ırtı siyah m eşin, eb ru kağıt kaplı, m ıklepli b ir cilt içindedir. Söz başları, kırm ızı m ürekkeple b e lir lenm iştir. 1434-l46“ arasında Türkçe fiil çekim i ve i’lal ö rn ek leri vardır. Nüsha, 280x163 mm, (195x110 mm) ebadındadır. (Bkz. İsm et Parm aksızoğlu, Türkiye Yazmaları Toplu Katalogu, C. (01) 2, s. 355, A nkara 1986, Başbakanlık mtb.).
25) (Birinci) Brill N üshası:
Brockelm ann’ın, H* 498 n u m arad a kayıtlı o lduğunu b elirttiğ i bu nüshayı da, biz, H ol landa’dan getirtem ediğim iz için çalışm am ızda kullanam adık. (Bkz. B rockelm ann, GAL, Sup- lem entband, II, 1013.)
26) (İkinci) Brill N üshası:
Aynı şekilde, B rockelm ann’ın, H1 956 n u m arad a kayıtlı o ld uğunu b elirttiğ i bu nüshayı
da biz, aynı sebepten çalışm am ızda kullanam adık. M ukâbele ettiğim iz n ü sh alar ise şunlardır:
1. Esas alıp, M ile gösterdiğim iz Fatih Millet K ütüphanesi nüshası. 2. E, ile gösterdiğim iz b irin ci Esat Efendi nüshası.
3. Ej ile gösterdiğim iz ikinci Esat Efendi nüshası. 4. A ile gösterdiğim iz A şir Efendi nüshası. 5. H ile gösterdiğim iz H. H üsnü Paşa nüshası.
6. R ile gösterdiğim iz Reşid E fendi nüshası.
7. KA ile gösterdiğim iz Kılıç Ali Paşa nüshası.
8. BA ile gösterdiğim iz Beyazıt nüshası.
9. B ile gösterdiğim iz Bursa nüshası.
10. İSı ile gösterdiğim iz b irin ci İsm ail Saip nüshası. 11. İS2 ile göserdiğim iz ikinci İsm ail Saip nüshası. 12. İS3 ile gösterdiğim iz üçüncü İsm ail Saip nüshası. 13. İ ile gösterdiğim iz İlahiyât Fakültesi nüshası. 14. K ile gösterdiğim iz K ocatepe C am ii nüshası.
Bu n ü sh aların varak sayılarının yirm i üç, otuz, kırkbeş, yetmiş, seksen arasında değiş mesi hem yazıdan, hem de eksikliklerden ve atlam alardan kaynaklanm aktadır.
Biz bu n ü sh aları birbiriyle m ukabele edip, kritik m etn i oluştu rd u k tan sonra, bu m etni tercüm e ettik. D aha sonra da, felsefe tarih in d e kullanılan araştırm a yöntem inin ikinci ba sam ağını teşkil eden “ Problem Yöntemi”yle fik irleri tahlil etmeye, M estcizâde’yi değ erlen dirmeye, yani onu n bu eserin in tarihsel p ersp ek tif içerisindeki yerini m üm kün m ertebe göstermeye ve bu suretle O sm anlı felsefi k ü ltü r hayatının Lâle D evri’ne denk gelen bu yüz yıldaki d u ru m u n a ışık tutm aya çalıştık.
MESTCİZÂDE'NİN H tL A F tY Y Â T I 357
“Hilâfiyyât”m Lügat Anlamı:
“H ilâfiyyât” m lügat anlam ı, anlaşm azlık, fik ir ayrılığı, zıtlık, ihtilâf, nizâ ve husûm et, üzerinde bilg in lerin ve kanun ad am ların ın anlaşam a dıkları m uh âlif n o k talard ır.12
Terim olarak “H ilâfiyyât”, “ Mukayeseli H ukuk İlm i” an lam ında kul lanılm ıştır.13 Bu terim , bazı kitaplarda “İlm-i hilâf u cedel” (münakaşa yol ların ı öğreten ilim) şeklinde yer alm ıştır.14
Bazı k itaplarda ise “ Hilâfiyyât” terim i yerine “İlm-i H ilâf” terim i kul lan ılm ıştır.15 H attâ “İlm-i H ilâf” terim i, “anlaşm azlıklar” konusunda ya zılmış kitaplara ad bile olm uştur.16
K âtip Çelebi, “İlm-i H ilâ f ’ hak k ınd a şunları söylemiştir: “ Bu, şer”î delillerin keyfiyetini b ild ire n ve kat’î d eliller ileri sürerek şüpheyi ve hi- lâfî delillerden geçersiz o lanların ı d ef eden b ir ilim dir; ve, bu, m antık il m inin k o n u ların d an birisi olan cedeldir. Fakat sadece dinî m aksatlarla kullanılır. H erhan gi b ir idd ian ın , im kânlar elverdiği ölçüde m üdafaası bu ilim le yapılabilir. Bu n edenle de bu b ir cedelî sözdür. Bir id d ia n ın m üda faa edilm esi veya karşı tara f eliyle çürütülm esi gerekir.”
Kâtip Çelebi, sözlerini, Mukaddime'den yaptığı şu alıntıyla sürd ürm üş tür: “İbn H ald ûn Mukaddime?sinde şunları söylemiştir: “Şer’î delillere da yalı olarak elde edilen din î h ü k üm ler çoktur. M üçtehidlerin anlayış kabiliyetleri ve m eselelere bakış tarzları farklı olduğu için m üçtehidler arasında h ilâf (anlaşmazlık) vardır. Bu da tabiîdir. M ukallidler b ir şeyi b ir b irle rin d e n farklı b ir şekilde taklid e ttik leri için üm m et içinde büyük an layış farklılıkları olabilir. Bu farklılıklar, d ö rt im am la son b u lduğund an ve bu içtih ad lar (m ezhepler) kabul g ö rd ü ğü n d en , insanlar b u n ları taklid etm eye başlam ışlardır. Bu d ö rt im am , üm m et için b ir m ezhep (usûl) ikâ m e etm işlerdir. H ilâf ilm i, M üslüm anlar arasında bu m ezheplerle câri ol
12 Bkz. el-Muncid, s. 189, Beyrut 1937; Ruhi Baalbeki, al-Maurrid (A Modem Arabic Dictio- nary), s. 519, Beyrut 1990; H ans Wehr, A Dictionary o f Modem Written Arabic, s. 258, Beyrut 1960; K azim irski, Dictionnaire Arabe-Français, C. 1, s. 621, Paris 1860; Dozy, Supplement Aux Dictionnaires Arabes, C. 1, s. 397, Paris 1927; Ş. Sami, Kâmus-t Turkî, s. 585, İstanbul 1317.
13 Ö m er N asuhi Bilm en, Hukuk-1 İslâmiye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kamusu, C. 1, s. 335. 14 İzm irli İsm ail H akkı, Yeni İlm-i Kelâm, s. 45, H azırlayan: Sabri H izm etli, A nkara 1981, San M atbaası; Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, A nkara 1984, s. 513.
14 K âtip Ç elebi, Keşfü’z-Zünûn, C. 1, s. 761, İstanbul 1941, M aarif m tb; Taşköprülüzâde A hm et, Mevzuatu’l-Ulûm, s. 250, İstanbul 1313, İkdam mtb.
16 İzm irli İsm ail H akkı, fıkıh okulları arasındaki anlaşm azlıkları ihtiva ed en İlm-i H ilâf
muştur. H ilâf ilm inin m ecraı (kaynağı) şer’î naslardır. M ezhep kurucuları arasındaki tartışm a (m ünazara) b u n lard a n h e r b irin in tashihi hususun- dadır. İm am ın m ezhebi, sahih b ir usûle (yöntem) dayalıdır. D iğerleri sıh h at (doğruluk) bakım ın dan b u n a (im am ın m ezhebine) m uhtaçtır. Şafiî, Mâlikî ve Ebû H anîfe arasında b ir anlaşm azlık olduğunda, içlerind en bi ri haklıdır. Bu tartışm alarda (m ünazarât) im am ların kaynaklarını beyan etm eleri gerekir. İşte b ü tü n b u n lar “Hilâfiyyât” olarak adlandırılır. “ K ur’ân-ı Kerîm ’den ahkâm çıkarm ak isteyen b ir kim senin, kendisiyle h ü küm lerin elde edildiği kuralları bilm esi gerekir. Bu bilgiye m üçtehidle- rin ihtiyacı olduğu gibi, bu konu hakk ın da bilgi edinm ek isteyen sıradan kim selerin de ihtiyacı vardır. Ancak, m üçtehid, bu bilgiye hüküm çıkar m ak için, sahibu’l-hilâf ise, m uhalifini delillerle susturm ak maksadıyla ih tiyaç duyar. H ilâf ilm ini elde etm ek isteyen kimse ise, buradaki m eseleleri hıfz etm ek (ezberlemek) için b u n a ihtiyaç duyar. Bu faydalı, güzel b ir ilim dir. Ebû H anîfe bu konuda, ekserisi M agrib’de ve çölde yaşayan Şafiîlerin ve M âlikîlerin eserlerin d en çok daha fazla sayıda eser kalem e almıştır. “ İlm-i H ilâ f ’a d air eserler arasında, Gazâlî’nin Kitâbu’l-Me’haz'ı, Mâlikî m ezhebinden Ebû Bekr İb n u ’l-Arâbî’n in Kitâbu’l-Telhîs’ı, Ebû Zeyd ed- Debusî’nin Kitâbu’t-Tâlikiye’si, Mâlikî m ezhebinden Ibnu’l-Kussâr’ın Uyûnu’l-
Edille’si sayılabilir. M anzum olarak te’lif edilm iş eserler arasında ise
Beyhakî17nin (ölm. H.458) Hilâfiyyât'ı sayılabilir. Bu eserinde Beyhakî, Şafiî ile Ebû H anîfe arasındaki Hilâfiyyât m eselelerini, yani, anlaşm azlıkları toplam ıştır.” 18
Şu halde, denilebilir ki, hilâf ilmi, m ezhepler arasındaki farklı görüş lerin incelenm esini ve doğru olanların tesbit edilmesini konu alan bir ilim dir. Yöntemi ise cedeldir.
Bu konuda, Taşköprülüzâde A hm et şunları söylemiştir: “ Bu ilim şol cedeldir ki, İm am H anîfe ve Şafiî gibi ve o n ların emsâli —Allah on lard an razı olsun— eshâb-ı mezâhib-i fer’iyye beyninde vâkidir. B ununla ilm-i ce- del beyninde fark, m adde ve suret iledir. Zira cedel, mevâd-ı edille-i hilâ- fiyeden bâhistir, hilâf-ı ed illen in sûverinden bâhisdir. U lem âdan bazısı, hilâfıyyâttan on mesâil, bazısı yirm i mesâil tahriç eylemiştir. Erbain ve ham
17 Beyhakî hakkında bkz. İslâm Ansk. C. 2, s. 582, İstanbul 1979, MEB; Brockelm ann, GALI, 363, 175; Suppl., I, 295; İbn-i H allikan, Vefayât, nr. 27; Zirikli, el-A’lâm, C. 1-2, s. 113, İkinci Bsk. K ahire 1954, Matbaa-i Kustakus; Bağdatlı İsmail Paşa, Esmâü’l-Müellifin, s. 78, C. 1, İstanbul 1951, MEB; Ö m er N asuhi Bilm en, Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kâmusu, C. 1, s. 353, İstanbul 1949, İstanbul m tb; A hm et Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, s. 36, A nkara 1990, Genç Büro mtb.
MESTCtZÂDE'NlN H lL A F lY Y Â T l 359
sine varınca, tâ ki enm uzec olup, bâkileri o n lar ile m uteber ola. Ve bu fü- n û n u n ahvâli ve on lard a olan tesânif-i sâbıkaya takaddüm etm eyen tatvili terk eyledik. Kitâb (el-Muallim) ki İm am Fahr al-Din al-Râzî’nindir, bu u lû m u câm idir. M erhum vâlid Mâcid b u y u ru rla r ki: “ Ben bazı meşâyih-i mu- gayebeden ilm-i cedel ve hilâfta nice kütüb istedim ki, o n ların esâm isini bizim bilâdım ızda istem edik.” 19
Bir disiplin olarak “ H ilâfiyyât” :
İbn-i H aldûn, “Hilâfıyyât”tan, “Hilâfiyyât İlm i” diye bahsetm iş ve bu n u naklî ilim lerden Usûl-i Fıkhın b ir dalı saymıştır. Şöyle ki: “... Hilâfiy yât İlm ine gelince; bil ki, yukarıda andığım ız şer’î delillerden istifade edilerek tedvin edilm iş olan fıkıh ilm inde m ü çteh idler arasında birçok ihtilâflar türem iştir. Bu ih tilâfların türeyişi, o n ların görüş, fikir ve kavra yışlarının başka başka olm asından ileri gelmiştir. Kavrayış farkın ın b ir so nucu olarak, d ö rt m ezhebin bilginleri arasında m ünazara ve m ünakaşalar cereyan etm iştir. Bu m ünakaşalar sırasında d ö rt im am ın d elillerinin kay nakları, ihtilâflarının m enşei ve içtihadlarının m evkileri açıklanmıştır. Bu ih tilâ f ve m ünakaşalar “ Hilâfiyyât İlm i” diye anılm ıştır. Bu ilim , bahis ve istidlâlde, m ah aret ve m eleke kazanm ak için son derece istifadeli b ir ilim dir. H anefî ve Şafiî m ezhebi b ilg in lerin in bu konuda te’lif etm iş oldukları eserlerin sayısı, Mâliki mezhebi m ensuplarının te’lif ettiği eserlere nispetle d aha çoktur. Ç ünkü H anefî m ezhebine göre fe r’î m eseleler (asılla ilgili olmayan, ikinci derecede olan m eseleler) kıyas yoluyla halledildiği için, onlar, m übahase ve m ünakaşada m ah a ret sahibidirler. M âlikîler ise, h a dîs ve h ab erlere pek ziyade önem verirler, delilleri hadîs ve rivayetlere dayanır. O nlar, m übahase ve m ünakaşacı değildirler. Üstelik, M âlikî mez h ebine m ensup o lan ların b ir çoğu, Batı ahalisinden olup, b u n lar göçebe ve göçebe kültürü tesirinde kalm ışlardır. Gazâlî bu ilm e dair el-Me’haz, Ebû Zeyd ed-Debusî el-Talika ve Mâlikî m ezhebi üstad ların d an İbn Uyûn el-
Edille’sini yazmıştır. İbn Sa’atî, “ Usûl-i Fıkha” d a ir olan Muhtasar'ını h er
m eseleyi incelerken, o m esele h akkındaki ihtilâfları b ir araya toplam ak suretiyle yazmıştır.”20
İm a m u ’l-H aram ey n diye b ilin e n C uveynî21’n in el-Esâlib f i ’l-
Hilâfiyyât22ı, Seyid Batalyûsî23 diye b ilin en Ebû M uham m ed A bdullah b.
19 T aşköprülüzade A hm et, Mevzuatu’l-Ulûm, s. 250, İstanbul 1313, İkdam mtb.
20 İbn-i H âld û n , Mukaddime, s. 501, 510, C. 2, İstanbul 1986, MEB.
21 Cüveynî h ak k ın d a bilgi için bkz. İslâm Ansiklopedisi, Cüveynî Maddesi.
22 K âtip Çelebi, Keşfü’z-Zünûn, C. 1, s. 75, İstanbul 1941, M aarif mtb.
23 Aslen b ir g ram er âlim i olan Batalyûsî h ak k ın d a bilgi için bkz. İslâm Ansk. C. 2, s. 334, İstanbul, MEB, 1979; B rockelm ann, GAL I, 122, 427; İbn-i H allikan, Vefayât I, s. 332.
M uham m ed’in Esbâbıı’l-Hilâfi’l-Vâki beyne’l-Milleti’1-Hanefiyye14si, İbn C erîr et-Taberî’nin İhtilâfu’l-Fukaha2*sı h ep fıkhı m ezhepler, özellikle de Ebû Ha- nîfe ve Şafiî arasındaki anlaşm azlıkları (ihtilâfları) konu alan eserlerdir.
Çağım ızda ise, İzm irli İsm ail H akkı, İlm-i Hilâfında, fıkhî m ezhepler arasındaki ihtilâfları söz konusu etm iştir. İzm irli, b u rad a “İlm-i H ilâ f ’ı şu şekilde tanım lam ıştır: “ İlm-i Hilâf, istinbât olunan b ir hükm -i şer’iyyi, m uhalifinin h ed m in d en (yıkm asından, çürütm esin den) m uhafaza o lun ması için edille-i şer’iyyenin ahvâlinden bahseden b ir ilimdir.”26
İsm ail Hakkı, bu husustaki sözlerini şöyle sü rdürm üştü r: “ Kavânin-i m edeniye ve um um iyem izin ve b i’l-um ûm kavânin-i hüküm ât-ı İslâmiye’- n in esası ve m ünazarât-ı içtihâdiyenin cevelângâhı, ulûm -u İslâmiye’n in serefrâzı, m üçteh id in in mâ b ih il-imtiyâzı (imtiyaza sebep ve vesile olan şey) usûl-i fıkhın en m ühim şubesi, ilm-i hilâftır.” 27
“İlm-i Hilâf, mezheb-i m uhtardan şek ve şüpheyi def ve bilakis mezheb-i m uhâlife şek ve şüphe ilkâ eder. Ilm-i H ilâf sayesinde, nakz28 ve ibram da29 m eleke hâsıl olur. Usûl-i fıkıh erbâbı, kavâid-i ilm-i usulü ne nispette bi lirlerse, ilm-i hilâf erb ab ın ın da kavâid-i ilm-i usulü o n ispette bilm eleri elzemdir. Usûliyyûn, kavâidi, ilm-i usûl-i fıkıh sayesinde istinbât-ı ahkâm ederler. Hilâfiyyûn, yine, kavâidi, ilm-i usûl-i fıkıh sayesinde istinbat olu nan mesâil-i fıkhiyyeyi, m uhalifinin hedm inden muhafaza ederler. İstinbât-ı ahkâm için, usûl-i fıkha ihtiyaç zarurîdir. Mesâil-i m üstenbiteyi m uhafa za için, ilm-i hilâfa ihtiyaç zaruridir. Usûl-i fıkıh kazanır, ilm-i h ilâf sak lar. Usûl-i fıkıh kâsib, ilm-i h ilâf m uktesiddir. İlm-i hilâfı, kavâidini tesis ederek, b ir ilim olarak vaz eden fukaha-yı H anefiyeden Kadı Ebû Zeyd ed- Debusî30 (ölm. H. 432) dir. N itekim vazı-ı ilim, Ebû Zeyd ed-Debusî’n in as
24 K atip Çelibi, Keşfü’z-Zünûn, C. 1, s. 75.
25 O. N asuhi Bilm en, Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahât-ı Ftkhiyye Kamusu, C. 1, s. 419. 26 İzm irli İsm ail H akkı, İlm-i Hilâf, s. 3.
27 Bunu, yukarıda söz konusu etm iş olduğum uz üzere, İbn-i H aldûn da belirtm işti. Ayrı
ca bkz. İzm irli İsm ail H akkı, Yeni İlm-i Kelâm, s. 45, H azırlayan: Sabri H izm etli, A nkara 1981, San mtb.
2® Nakz: Zıtlık.
29 ibram : Teyid etme, güçlendirm e.
,0 Debusî, İzm irli’n in verdiği bilgiye göre, Debuse’ye m ensuptur. Debuse, B uhara ile Se-
m erk an d arasında b ir köydür. İzm irli’ye göre, teşdîd ile “ D ebusî” diye okum ak doğru değil dir. Fakat, ulem anın kuvvetine ve h er m ünazara ettiği adam ı melzum ettiğine bakılırsa teşdîd ile okum ak, yine iz m irli’ye göre hoş olacaktır.
Debusî h ak k ın d a bkz. B rockelm ann, GAL I, 175 Supl., I., 296; Şem settin Sami, Kâmus el-A’lâm, C. 3. s. 2119, İstanbul, M ihran mtb., 1308; K atip Çelebi, Keşfü’z-Zünûn, C. 1, s. 334, İstanbul, 1941, MEB; Zirikli, el-A’lâm, C. 3, s. 248, K ahire 1954, Matbaa-i Kustakus; Ö. N asuhi
MESTCİZÂDE'NİN HİLÂFİYYÂT'I 361
rın d an evvel müçtehid-i m utlak İbn C erîr et-Taberi (ölm. H. 310) ile fukaha- yı H anefiyeden Ebû Cafer et-Tahâvî31nin (ölm. H. 321) İhtilâfu’l-Fukaha’Yarı ile m u asırların d an Ebû Hüseyin el-Kudusî (ölm. H. 428) el-H anefî’nin et-
Tecrîd'inde ve asr-ı rabii H icrî evâilinde vefat eden İbn el-M enâzır eş-
Şafiî’n in el-Eşrâf ‘alâ Mezheb-i Ehli’l-İlm nâm kitabında mesâil-i m uhtelife beyân olunm uş ve ilm-i eshâb Şafiî Ebû Yakup Yusuf el-Buveyti (ölm. H. 231), yine eshâb-ı Şafiî’den Râbi el-M urâdî’n in (ölm. H. 270) Akval-i Şafiî'yi (ölm. H. 204) cem ederek tertip eyledikleri Kitâbu'l-Umm'da ayrı b ir mebhas olarak ihtilâf-ı fukaha zikr olunm uştur.”32
İzm irli İsm ail Hakkı, “İlm-i H ilâ f ’la ilgili sözlerini şöyle sü rd ü rm ü ş tür: “ İlm-i H ilâfın vazından sonra yazılan âsârın en m eşhurları eimme-i H anefiye’den Ebû Hafs Ö m er en-Nesefî’n in (ölm, H. 537) Manzume’si, İbn es-Sa’ati’nin (ölm. H. 682) Muhtasar'ı, Alaaddin Sem erkandî’nin Muhtelifu'r-
Rivâye'si, Ferâhî el-Hanefî’n in Manzume’si, Rıza ed-Din es-Serahsî’n in (ölm.
H. 566) et-Tarihatu,r-Rıdvıye>si, eimme-i Şafiîye’den Ebû H am id M uham m ed el-Gazâlî’n in (ölm. H. 505) el-Me'haz'ı, Ebû M uzaffer es-Sam anî’nin (ölm. H. 489) Burhan'ı, Kadı Ebû Suad A bdullah b. Ebû A srı’nın (ölm. H. 585)
Te'sir'i, Fahr ed-Din R âzî’n in (ölm. H. 606) el-Muallim'i, Ebû Bekr el-
Beyhakî’nin (ölm. H. 458) Hilâfiyyât'ı, eimme-i Mâlikiye’den İbn el-Kasar’ın
Uyûnu’l-Edille’si, Ebû Bekr et-Turtuşi’n in (ölm. H. 560) Tarika'sı, Ebû Bekr
el-Arabî’n in (ölm. H. 543) Telhis'i, eim me-i H anâbileden İbn H abiyre’nin (ölm. H. 555) el-Eşrâf alâ mezhebi'l-Eşrâfı ile Talika'dır."
“Fıkıhta, filozof İbn-i Rüşt’ü n (ölm. H. 595) te’lif ettiği Bidâyetu'l-
Müçtehid ve Nihâyetu'l-Muktesid en nefis b ir kitaptır. H akîm m üşârun ileyh,
bu kitabını kütüb-ü h ilâf gibi tasnif etmeyip, kütüb-i fıkıh gibi tasnif et miş ve mesâil-i fıkhiyyeyi erbâb-ı fıkıh üzere tertip eylemiş ve h e r b ir bâb- daki mezâhib-i m uhtelifeyi esbâb-ı ih tilâfların ı gösterm ek suretiyle izah etm iştir. M ü teahh irin in ih tilâ f kitapları, ilm-i h ilâf kitapları gibi yazılmı yor adeta fu rû ’u fıkıh gibi yazılıp m üttefikun aleyh ve m üttefikun fiyhi olan mesâil gösteriliyor, ne delili, ne illeti, ne râci olduğu asi gösterilm i yor. Bu yolda yazılan kitap ların en m eşh u ru Mizân-ı Şiirâni ile Rahmetu'l-
Ümmet'tir. Mezâhib-i erbaa tak rir ettikten sonra, bahs ve ih tilâ f yalnız
m ezâhib-i erbaa ulem ası arasında câri oldu. O n ların ihtilâfı, m
üçtehidî-Bilm en, Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kâmusu, C. 1, s. 363, İstanbul 1949, İstanbul mtb.; F ahrettin Atar, Fıkıh Usûlü, s. 15, İkinci Bsk, İstanbul 1992, Doğan O fset m tb; A hm et Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, s. 37, A nkara 1990, Doğan O fset mtb.
31 Tahavî h ak k ın d a bkz. N. Çağatay-İ. A gâh Çubukçu, İslâm Mezhepleri Tarihi, s. 214, A n
kara 1985, A.Ü. mtb.
n in usûl-i fıkhiyye ve nusûs-u şe r’iyyedeki ihtilâfı yerine geçti. A rtık, usûl ve edille-i şer’iyyede münazaraya mecal kalmayıp bahs ve ihtilâf, mezâhib-i erbaa ulem ası arasında câri oldu. M uhalifinin h e r biri, taklid ettiği im a m ın usûl ve mesâlik-i müstakim ve m ezhep ve içtihadı sahih olduğuna ispa ta koyuldular. B undan dolayı a ra ların d a pek çok m ünâzaralar zu h û r etti. M ünâzarât-ı ilm, fıkhın h e r b ir b âbında icra edildi. İhtilaf, bazan H anefî ile Şâfiî arasında cereyan eder, Mâlikî veya H anbelî b irin e m uvafık olur. Bazan H anefî ile Mâlikî arasında cereyan eder, Şâfiî veya H anbelî b irin e muvafık olur.”33
İzm irli İsm ail H akkı, yukarıda zikretm iş olduğu “ ilm-i h i lâ f ’a ilişkin k itap lard an bazıları h ak k ın da da şu açıklam ada bulu nm uştu r: “Ebû Mu zaffer es-Sem ânî” n in Burhan adlı k itabında bine yakın mesele-i hilâfiyye vardır. Fahr-ed-Din R âzî’nin el-Muallim’i, beş ilm i ihtiva eder: 1) Usûl-i Din 2) Usûl-i Fıkıh 3) Fıkıh 4) H ilâf 5) Cedel. Ebû Bekr el-Beyhakî’nin Hilâfiy-
yât’ında Ebû H anife ile Şafiî arasındaki mesâil-i hilâfiyye söz konusu edil
miştir. “Talika” nam ınd a yedi kadar ilm-i h ilâf kitabı vardır. B unlar 1) Ebû M ansur M uham m ed b. M uham m ed b. A h m ed ’in (ölm. H. 517), 2) R ükneddin Ebû’l-Fazıl el-H em edanî’nin (ölm. H. 600), 3) Ebû’l-Bekâ Ab dullah el-Ekberî ed-D arîr el-H anbelî’n in (ölm. H. 538), 4) Kadı Abdülaziz en-Nesefi el-Akiylî el-H anefî’n in (ölm. H. 533), 5) Ebû Cafer M uham m ed en-Nesefi el-Hanefî’n in (ölm. H. 414), 6) Yusuf b. Abdülaziz’in, 7) Kurûn-u H âm is ricâlin d en Kadı Ebû Yula el-H anefî’n in kitaplarıdır. Akiylî’n in ki tabı d ö rt büyük cilttir.”34
İzmirli İsmail Hakkı, bu açıklamada bulunduktan sonra sözlerini şöyle sü rd ü rm ü ştü r: “İlm-i H ilâfa d air yazılmış olan k itap ların çoğu, fukaha-yı Hanefiyye ve Şafiiyye tarafların d an yazılmıştır. Ç ünkü, Mâlikiye’n in ço ğu, ehl-i Bâdiyedir, ehl-i M ağribdir. İlm-i Hilâfta, fukaha-yı Hanefiyye’nin m ah aretleri daha ziyâdedir. Ç ünkü, fukaha-yı Hanefiye ehl-i rey ve kıyas tır; vâzı-ı ilimdir.”35
N asuhi Bilm en, “ Mukayeseli H ukuk İlm i” olarak tanım ladığı “ Hilâ- fiyyât”m konusu hakkında şunları söylemiştir: “İslâmiyetin ibâdetlere, m u am elelere, cezalara m üteallik olan hü k ü m leri, evvelâ K itabullaha, sonra Sünnetlere, sonra İcm a ile Kıyasa m üsteniddir. Kıyas, b ir içtih ad eseridir.
33 A.g£., s. 9.
A.g£., s. 8. İbn-i H ald û n ise, yukarıda da belirttiğim iz gibi, Ebu Zeyd ed-D ebusî’n in “ Talika” adlı b ir eseri b u lu n d u ğ u n a işaret etm iştir. (Bkz. İbn-i H aldun, Mukaddime, C. 2, s. 501, 510.)
MESTCİZÂDE'NİN H İLA F İY YÂ T1 363
Bu d ö rt esasa râci olm ak üzere, istihsan, istishâb, ö rf ve âdet, m aslahât-ı m utebere gibi b ir kısım tâli d eliller de vardır. İslâm h u k u k u n u n kaynak ları, istinatgâhları, işte bu esaslardan, bu delillerd en ibarettir. B ütün m üçtehidîn-i kirâm , bu m enb alard an istifade ederek mesâil-i hukukiyeyi tesbit etm işlerdir. H attâ bu m eselelerin şe r’î delillere ne dereceye kadar m üstenit olduğu, a ra ların d a büyük b ir tetkik mevzuu teşkil etm iştir. Bu esaslara m üstenit olmayan b ir hüküm , Şeriat-ı İslâmiye nâm ına tesbit edil miş olamaz. Bu husustaki ufak b ir m üsâm aha, b ir zuhûl bile, o m üdekkik zevâtın nazarlarından kaçmamıştır. “Mukayeseli H ukuk İlm i” dem ek olan “ Hilâfiyyât” ilm inde bun lara işaret olunm uştur.”36
Fuad K öprülü, İbn Yusuf b. al-Hasan b. Vehre’den bahsederken, Usûl-i Fıkıh ve H ilâ fı sadece zikretm iş, Vehre’n in , Usûl-i Fıkıh ve H ilâ f ta kısa zam anda ark ad aşların d an ileri giderek, hocasının övgüsünü kazandığını b elirtm iştir.37
H ayrettin K aram an, “ Hilâfiyyât’Ta ilgili olarak şu bilgiyi verm iştir: İlm î m ünâzara ve m ünâkaşalar, m eclislerde sözlü olarak yapılm akla kalm amış, k itap lard a da yürütülm üştür. Bu m aksatla yazılan k itap lar “el- H ilâ f ’ ilm ini tem sil etm ek ted ir ve m ezh eplerin m ukayesesini mevzu ola rak alm ışlardır. “ H ilâ f ’ veya “ m ezh eplerin m ukayesesi” konusunda yazı lan kitap ları da iki kısm a ayırm ak gerekiyor:
a) Mutlaka, m ezhebinin ü stü nlü ğ ün ü ispat m aksadıyla yazılanlar: H e m en h e r büyük m ezhebin âlim leri, bu m aksatla kitaplar yazmışlardır. H a nefî ed-Debusî’n in bu m evzudaki eseri “ ilk h ilâf kitabı” 38 olarak kabul edilm ektedir.
b) Muayyen b ir m ezhebin galebesini tem in m aksadıyla değil, gerçe ğin, en uygun hü k m ü n —Kitab, Sünnet, Kıyas gibi delillere göre— tesbi- tin i ve teyidini tem in için yazılan kitaplar: İbn C erîr et-Taberî’n in
İhtilâfu’l-Fukaha’sı böyledir. İbn-i Rüşt’ü n Bidâyetu’l-Müçtehid ve Nihâyetu’l- Muktesid’i, İbn Kudâm e’n in el-Mugrıi’si, İbn Hazm ’ın el-Muhalla'sı um um î
hatlarıyla—b u rad a yer alabilir.” 39
36 Ö. N asuhi B ilm en, Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kâmtısu, s. 335.
37 Fuad K öprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, s. 65-66, A nkara 1981, D ördüncü bsk.
Gaye mtb.
Oysa İzm irli İsm ail H akkı, D ebusî’n in asrın d an önce de yazılmış olan İlm-i H ilaf, ki tap ları b u lu n d u ğ u n u ifade etm işti. (Bkz., İzm irli İsm ail H akkı, İlm i Hilâf, s. 4; b u rad a bkz. no t 32).
H ayrettin K aram an, Başlangıçtan Zamanımıza Kadar İslâm Hukuk Tarihi, s. 130-131, İs tanbul 1975, İrfan mtb.
Şu halde “Hilâfiyyât” dendikçe, ilkin, fıkıh okulları arasındaki anlaş m azlıklar kastedilm iş ve bu konuda yazılmış olan eserlere de “Hilâfiyyât” adı verilm iştir.40
Sonraları, Kelâm okulları arasındaki anlaşm azlıklar da “ H ilâfiyyât” olarak kabul ed ilm iştir ve bu ko nuda da pek çok kitap yazılmıştır.41 B un lard an b iri de M estcizâde’n in HilâfıyyâVıdır.
Ayrıca, Fıkıhçılarla Kelâmcılar arasındaki anlaşm azlıkları ihtiva eden kitap lar da vardır.42
“Hilâfiyyat”ın İslâm İlim Tksniflerindeki Yerine Gelince:
Fârâbî, ilim leri şöyle tasnif etm iştir. 1. İlm-i Lisan
40 Fıkıh okulları arasındaki anlaşm azlıkları söz konusu eden k itap ların en m eşh u rları şunlardır:
1. Kitâbu’l-Usûl (H assaf adı ile m a ru f olan A hm ed İbn Ebu B ekir el-Râzi’n in eseridir.) 2. Esrar-1 Debusî (Kadı U beydullah Ebu Zeyd ed-D ebusî’n in eseridir.)
3. Usûl-i Pezdevî (M âveraün-nehir ulem âsından İm am F ah rü ’l-İslâm Ali Pezdevî’nin eseridir.)
4. Usûl-i Ebu’l-Yüsr (F ahru’l-İslâm E bu’l-Yüsr Pezdevî’n in eseridir.) 5. Usûl-i Serahsî (İmam Ş em suddin M uham m ed S erahsî’n in eseridir.)
6. M izânu’l-Usûl (Ebu Bekr Alâ ed-Din es-Sem erkandi’n in eseridir.)
7. Menâr (A bdullah N esefi’nin eseridir.) (B ütün bu bilgiler için bkz. Ö. N asuhi Bilmen, Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kamusu, C. 1, s. 39).
41 Kelâm okulları arasındaki anlaşm azlıkları söz konusu eden k itap ların en m eşh u rları ise şunlardır.
1. Umde (Mu’tezile im am ların d an A bdülcebbar’ın eseridir.)
2. Mutemed (U mde’n in şerhidir. M üellifi yine M u’tezile im am ların d an E bu’l-Hüseyin Basridir.)
3. Burhan (İm am u’l-H aram eyn E bu’l-Meali’n in eseridir.) 4. Müstesfâ (İmam M uham m ed G azâlî’n in eseridir.) 5. Mahsûl (Fahr al-Din al-Râzî’n in eseridir.)
6. İhkâmu'l-Ahkâm (Seyfeddin A m id î’n in eseridir). (Yine, b ü tü n bu bilgiler için bkz. Ö.
N asuhi Bilm en, Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kâmusu, C. 1, s. 39-40).
42 B unların en m eşh u rları şunlardır:
1. Bediünnizam (İbnü’s-Sa’atî d en ilen İm am B ağdadî’n in eseridir.)
2. Tenkîh (S adru’ş-Şerîa’n ın eseridir. B unun şerhi “ Tavzih” tir. B unun hâşiyesi de Tafta- zanî’n in eseri olan “Telvih” tir.)
3. Tahrîr (İbn H üm am ’ın eseridir.)
4. Minhacü’l-Vusûl ilâ İlm i’l-Usûl (Kadı Beydâvî’n in eseridir.) 5. Fusûlü’l-Bedâyi (Şem seddin F enârî’n in eseridir.)
6. Münteha’l-Vusûl, Muhtasâr-ı Müntehâ (bu iki eser, C em âleddin İbn H acib’indir.)
7. Mirkat ve Şerh-i M ir’at (M uham m ed Molla H üsrev’indir). (Yine, b ü tü n bu bilgiler için bkz. Ö. N asuhi Bilm en, Hukuk-u İslâmiyye ve Istılahât-ı Fıkhiyye Kâmusu, C. 1, s. 40).
MESTCİZÂDE'NİN H İLA J'İYYÂ T' 1 365
2. İlm-i M antık
3. İlm-i Taa’lîm (Aritm etik, Geom etri, A stronom i, O ptik, Müzik, Ağır lıklar ilm i, M ekanik)
4. İlm-i Tabiat (Fizik ve Metafizik) 5. İlm-i M edenî (Fıkıh, Kelâm)43 İhvân-ı Safa şu tasnifi yapm ıştır: 1. Ulûm-ı Riyâziyye
2. Ulûm-ı Ş er’îyye 3. Ulûm-ı Felsefiyye44
H arezm î’n in tasnifi şöyledir:
1. Ulûm-ı Şeriat (Fıkıh, Kelâm, Usûl, Taharet, Salât, Nahiv, H itâbet, Şiir, A hbâr)
2. Ulûm-ı Acem (Teorik: Fizik, M atem atik, Teoloji, Pratik: Ahlâk, Ev idâresi, Şehir İdâresi)45
Gazâlî’n in tasnifi ise şöyledir: I — 1) Ulûm-ı Mükâşefe
2) Ulûm-ı M uamele II — 1) Ulûm-ı Aklîyye
2) Ulûm-ı Şer’îyye46
İbn H aldûn ise ilim leri şöyle tasn if etm iştir:
1. Ulûm-ı Naklî (Tefsir, Kıraat, Hadîs, Hilâfiyyât, Cedel, Fıkıh, Ferâiz, Kelâm, Tasavvuf, Rüya Tefsiri, Lisan)
2. Ulûm-ı Felsefî (M antık, Fizik, Tıb, Sihir, Tılsım, Kimya, Metafizik, M atem atik, A ritm etik, G eom etri, Müzik, Cebir, Muamele, M esaha, Menâ- zır, Hey’et, Küre G eom etrisi)47
Taşköprülüzâde ise, yapm ış olduğu ilim ler tasnifinde, “ ilm-i h i lâ f ’ı “ ilm-i n azar”, “ ilm-i m ünâzara”, “ ilm-i cedel”, “ ilm-i ferâiz”, “ ilm-i şu rû t ve sicillât”, “ilm-i kazâ” ve “ilm-i maarifet-i hikem-i şerâ’î” ile birlikte usûl-i
43 Fârâbî, İhsâ el-Ulûm, s. 53.
44 M übahat Türker, “ İslâm Felsefesi”, Türk Ansiklopedisi, s. 276.
45 A.g. mkl., aynı yer.
46 A.g. mkl., aynı yer.
47 İbn-i H aldun, Mukaddime, C. II, s. 566; M. Türker, “ İslâm Felsefesi”, Turk Ansiklopedisi, s. 276.
fık hın fu rû ’u n d a n saymıştır. Şu halde, Taşköprülüzâde’ye göre, usûl-i fık h ın fu rû ’u n d an olan ilim ler şunlardır:
1. İlm-i Nazar 2. İlm-i M ünâzara 3. İlm-i Cedel 4. İlm-i H ilâf 5. İlm-i Ferâiz 6. İlm-i Ş u rû t ve Sicillât 7. İlm-i Kazâ
8. İlm-i M aarifet-i Hikem-i Şerâî.48
B ütün bu tasniflerde fıkıh, kelâm , hilâfiyyât ve cedel’in naklî ilim ler arasında, felsefenin ise aklî ilim ler arasında yer aldığını görüyoruz.
“ H ilâfiyyât” ın D arü’l-Fünûn Program ındaki Yeri:
Bir disiplin olarak “H ilâfiyyât”, “İlm-i H ilâ f ’ adıyla D arü ’l-Fünûn program ında, Ulûm-u Şer’iyye şubesinin dersleri arasında yer almıştır. Em- ru llah E fendi’n in 1912’de kurm uş olduğu ve Ulûm-u Şer’iyye, Ulûm-u H u kukiye, Ulûm-u Tıbbiye, F ünûn ve Ulûm-ti Edebiye olm ak üzere beş şubeden ib aret olan D arü’l-Fünûn’un, Ulûm -u Şer’iyye şubesinde başlıca şu d ersler okutulm uştur:
1. Tefsir 2. Hadîs 3. Ahlâk-ı Şer’iyye 4. Usûl-i Fıkıh 5. Fıkıh 6. İlm-i Kelâm 7. Siyer-i Nebevî 8. Tarih-i Din-i İslâm 9. İlm-i H ilâf 10. Edebiyât-ı Arabiye