8 I
K İT A P
K İT A P
/ 9-i— ---- i---
i---Bilgi Yayınevinin yöneticisi A hm et Tevfik Küflü deneyimlerini anlatıyor:
AHMET TEVFİK KÜFLÜ___________Yayın dünyasındaki sorunlar gün geçtikçe büyümekte,zorluklar aşılmaz duruma gelmek- | te, un çuvalı gibi vurdukça tozmaktadır. Yak
laşık çeyrek yüzyıllık bir geçmişi olan yayme- vimizin, yılların birikimiyle bu soruya söyle- ı yeceği çok şey vardır:
1985 yılını bitim ken, “ kitap sektörü” nün durumu, içler açıcıdır. Sık sık “ kitabı geri geri getirelim; can çekişen kitap” gibi yakınmalar | duymaktayız. Bunları söyleyenler yüzde yüz haklı. Ne var ki sözde kalan bu yakınmaların yanı sıra, “ kitap sektörü” bir batağın içinde ! ve yitmek, yok olmak üzere. Yazardan yaym
a y a , basımcıya, dağıtım adan okura değin uzanan bu zincirleme oluşum, yani “ kitap sektörü” en kötü döneminde.
Türkiye, henüz çağdaşlaşamadığı birçok ko nuda (örneğin hava, kara, denizyolları taşıma cılığında ya da demokrasinin tam uygulanma sında) olduğu gibi kitap konusunda da ne ya zık ki treni kaçırmıştır. Yetişebilmesi çok zor, özveri isteyen bir iştir, hükümeti, devleti de işin içine koysak, yine de bu yaratıcı özveriyi gerçekleştirmek olanaksız görünmektedir. Onun için bu sektörü oluşturan birimler, ön ce bir birini suçlamak, engellemekten vazgeç melidir.
öyleyse sektör her şeyden önce kendi için de tutarlılık, bütünlük göstermeli; büyük öz veri isteyen bir atılım yapabilmek için tek vü cut olmalıdır.
TEK YOL: OKUMAK
Türkiye’de TV, video ve başka dallardaki moda akımlar egemen duruma geçerken, dev let, hükümet bu konuya eğilmezken, insanla ra kitap okuma alışkanlığını nasıl aşılayaca ğız? Üstelik toplumdan oldukça zahmetli bir istekte bulunmaktayız, ö tek i koşulların yanı sıra, bir de zaman öğesi var. Bütün bunları, hem günlük yaşam savaşımı içindeki olanak ları kısıtlı insanlardan istemekte hem de Tür kiye’nin gelişmesi için tek çıkar yol kitap (ya ni okumak) demekteyiz.
Böylesine çelişkili bir durum ortadayken, devletin, hükümetin en tepe noktasından, en küçük bireye değin uzanan ve hepimizi içine alan bu umursamazlık neyle açıklanabilir?
ca beyannamelerinde yüzde yüzyedi olduğu nu görüyorsunuz. Kitap sektörünün yatırım cılarında ise yıllık kâr, yüzde otuzu geçmemek tedir. Bu da iyi işletilen belirli birkaç kuruluş tadır. Tampon bölgedeki dağıtıcıların kârı ise, yılda yüzde 18’den çok değildir. İşleri gittik çe zorlaşan Anadolu kitapçıları ise sorunları nı çözemedikleri için, yılgınlık içinde kitapçı lığı bırakmaktadır. Kolluk kuvvetlerinin ey lemleriyle, idarenin azarlamaları ve aşağılama larıyla daha çok bu kesimler karşı karşıya kal maktadır. Bir ilimizin bütün kitapçılarının gözaltına alındığı günlerde, kitap sektörünün öteki kesimleri de başka kesimlerde duyarsız ve ilgisiz kalmışlardır.
1985 Türkiye’sinde bu sektörün bütün ke simlerinde tam bir facia noktasına gelinmiş tir. Gelecek kuşaklara bu işin meslek olarak seçilmeyeceği işlenmeye başlanmıştır. Öteki zorlukların yanı sıra bu anlayışın da etkisiy le, yakında .Anadolu’nun her bin kitapçısın dan beş yüzü kapanacaktır. Ayakta durabilen lerin çoğu, gazete bayiliği ve kırtasiyeyle işle rini döndürmektedir.
Yayın dünyasındaki zorlukların aşılması şu günlerde yazık ki olanaksız gibi görünmekte dir. Üst üste gelen zamlar, kâğıttaki nitelik vs. gibi sorunları bir yana bırakın, kâğıdı alıp ba sımevine getirebilmek başlıbaşma bir sorun ol muştur. ödem eler peşine dönüşmüştür, üre tim pahalıdır. Kitabın okuyucunun eline ge çinceye kadar geçirdiği evreler, hep artı bir takım ödemeler gerektirmektedir.
Üretmek, pazarlamak, satmak, uzun zaman istemektedir. Üstelik vadelidir. Maliyet bile çok uzun bir dönemde geri dönmektedir. Ba tan para çoktur.
Sektörde kimseyi suçlamaya varamayan ekonomik zaruretler vardır. Bizans öfkesin den önce bunlar dinlenmelidir. Ayrıca, yaz r, yayına, dağıtıcı gibi okur da haklıdır. Sonuçta iş ona yüklenmektedir. Başbakan misali he saplarsak; eski ücretlerle alınan kitabın bugün kü ücretlerle, ancak yüzde otuzu alınabilmek tedir. Yazar daha çok kitap yazarak; yayıncı, dağıtıcı vb. daha çok satarak yaşamak duru mundadır. Oysa bütün bu rakamlar erozyon içindedir. Artık ideal baskı sayısı, 3500’e düş müştür. Zayıflayan bünyeden daha fazla yük
‘ D evlet, resmi kuruluşların kitaplıkları için piyasadan
kitap alımına gitmelidir. Otuz yıllık yayımcılık
yaşamımızda bütün iktidarlar döneminde, bizim
yayınevi olarak kestiğimiz bir tek fatura yoktur.
Yayınlarımız herkesçe bilinmekte, Cumhurbaşkanları,
başbakanlar, bakanlar, başka yetkililerce yazılı, sözlü
övülüp kutlanmaktadır. Türk kültürüne yaptığım ız
hizmetler söylenmekte ve bu yalnızca övgülerde
kalmaktadır.”
Ne yazık ki bu sektör, sabun köpüğü gibi sönüp gitmekte, can çekişen sektörü kurtar mak, diriltmek için bir savaşım verilmesi ge rekmektedir. Durum böyleyken öz bırakılıp, ayrıntılarla uğraşılmakta sektör içinde bir ke simden ötekine durmadan çeşitli suçlamalar yapılmaktadır. Gerçek suçlular ve suç da hep : üstü kapalı kalmaktadır.
Bu sektörde büyük gelirler olsaydı, büyük sermaye buradan da pastanın en büyük dili mini kendine ayırmaz mıydı? Oysa büyük ser maye, kitap sektörünün entelektüel albenisi ne konarak birkaç kez kıyısından bu cilalı ilaca bakmış, içindeki aayı tadınca, hemen geri çe kilmiştir. Türkiye’de zenginler listesinde bir tek yazar, yayıncı vs. yoksa, bu da sektörün ülkedeki cılızlığını verimsizliğini kanıtlamaz mı? Biraz sivrilenlerin de kitap üreterek de- | ğil, başka yayınlarla ya da yan ürünlerle geçi- | ci bir dönem ışıldadıkları ortadadır.
Bugün sanayicilerin yıllık kârlarının,
yalnız-istemek garip değil midir?
Okul kitapları döneminde görülen hareket ve kuyruklar da tam bir aldatmacadır. Kitap çı işini, dükkânını bırakarak kendi ilinden ya da ilçesinden deponun bulunduğu ile gelmek te, geceden şuaya girmekte, çoğu kez aradı ğının çoğunu bulamadan dönmektedir. Ala bildiği kitapsa, yaptığı harcamaları bile kar şılamamaktadır. Dahası hiçbir zaman insan ca karşılanmadığı Milli Eğitim depoları ve onun dışında 5-6 yerde daha aynı çileye kat lanmak zorunda kalmaktadır. Çünkü kitapçı bu mesleği duygusal bir nedenle seçmiştir. Bü tün bu zorluklara, dükkâmna gelen çoluk ço cuğa, ana babalara daha iyi hizmet verebilmek için göğüs germektedir. Bugünkü koşullarda bir profesyonelin meslek olarak kitapçılığı seç mesi olanaksızdır.
Bu sektörü soluklandırmak, canlandırmak için bize göre şöyle birtakım önlemler alına bilir:
KİTAPÇILIKTA OTUZ YIL
VE GÜNÜMÜZ
YAYIMCILIĞININ
SORUNLARI
Y i ayın dünyasında yılların biriktirdiği sorunlara, giderek yenileri ekleniyor. Bu durum
okurları, basımevlerini ve bu arada yayınevler 'ıni de etkilemeye devam ediyor. Yaşanan
açmazın çözülmesi için getirilen önerileri yansıtması bakımından bu yıl 30. yılını
kutlayan Bilgi Yayınevi kuruluşlarının yöneticisi Ahm et Tevfik Küflü’nün görüşlerine
yer veriyoruz.
1— Kitap sektörü kendi içindeki uyuşmaz lıklardan, kısu tartışmalardan kurtularak, bir birini destekleyen bir bütünleşme içine girme lidir. Gereksiz söylentileri, nemelazımalığı bı rakmalı, gerçeğe dayanan otokontrolünü iç tenlikle sağlamalıdır. En azından kendi sek töründen insanlara, dedikoduya, iftiraya varan durumlarda karşı çıkabilmelidir.
Yazarlar Birliği ile Yaymalar Derneği var
j
olan sorunları saptayıp ortak bir noktada bu- j
luşarak hükümetin karşısına beraberce çıkmalı çözüm istemelilerdir.
Uygulaması zor olsa da, basını, TRT’yi ve velinimetleri okur kitlesini de yanlarına çağır- malıdırlar. Sektör burda bir bütün olmasını bilmelidir. Aksi takdirde bir süre faaliyetleri ni de durdurmalıdırlar.
Hepsinden önemlisi devlet başta olmak üze re, herkes bu sektörü tanımalı, “ kitap” artık layık olduğu yere bir an önce kavuşmalıdır.
Dış ülkelere kitap satmamızı engelleyen güç lükler ortadan kaldırılmalıdır. Devlet bu ko nuda yardımcı olmalı dış ülkelerdeki basın ata şeliklerimizin baş görevlerinden biri de bu ürünlerin tanıtımı olmalıdır. Hayali ihracat lara bile tanınan yüksek vergi iadeleri, kitap dışsatımında dürüst, yapıcı bir biçimde uygu- | laıımalıdır. Dış ülkelerdeki Türklere -sadece i işçilere değil- anadilleriyle olan ürünler kolay lıkla ulaştırılmalı, dış ticaret anlaşmalarının bir
maddesi artık “ kitap” olmalıdır.
Hükümet ileri gelenlerinin stadyumlardan ellerinde flamalarla yaptıkları gösterileri, eş ya, mobilya, müzik, film şenliklerine göster dikleri ilgiyi, kitap fuarlarında da görebilme liyiz. —
Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üze re, öteki devlet yetkilileri, sanatçılar, artistler ve TV’nin, kısacası ülke yönetimi ve kültürün de etkisi olabilecek her kişinin, her kurumun
BİLGİ YAYINEVİ I S GENEL KATA LOĞU
3
__________________
m a ili_____________________ ;_____
CÜNEYT ARCAYÜREK AÇIKLIYOR
1 . DEMOKRASİNİN İLK YILLARI
1 9 4 7 - 1 9 5 1 8 0 0 .
-2 . YENÎ İKTİDAR YENİ DÖNEM
1 9 5 1 - 1 9 5 4 9 0 0 .
-3 . B İR İKTİDAR, B İR İHTİLAL
1 9 5 5 - 1 9 6 0 1 2 0 0 .
-4 . YENÎ DEMOKRASİ YENİ ARAYIŞLAR 1 9 6 0 - 1 9 6 5
1 1 2 0 0 .
-5 . DEMİREL DÖNEMÎ- 12 MART
DARBESİ 1 9 6 5 - 1 9 7 1 1 2 0 0 .
-6 . ÇANKAYA'YA GİDEN YOL
1 9 7 1 - 1 9 7 3 1 8 0 0 .
-7 . DEMOKRASİNİN SONB 'ÜARI
1 9 7 7 - 1 9 7 8 2 0 0 0 . -8 . MÜDAHALENİN AYAK SESLERİ 1 9 7 8 - 1 9 7 9 1 6 0 0 . -KU - DE - TA ( B ü y ü k l e r e M a s a l l a r ) 7 0 0 . -BİLGİ DİZİSİ Sovyet Gözüyle Jön Türkler
. İzmir’de Yunanlıların Son Günleri Avrupa Meydan Okuyor
İktidar Seçkinleri Devirden Devire -1 . Devirden Devire-II
Devirden Devire-III . Marksizm ve Cinsel Devrim
Kooperatifçilik
Çağdaş Kapitalizmin Bunalımı Kara Kitap / Şili’de Amerikan Darbesi Türk Düşününde Batı Sorunu
Beş Komünizm Güzel Huzursuzluk Günün İçinden İstiklâl Mahkemeleri İslâmcılık, Ulusçuluk, Sosyalizm Sil Baştan Kutsal İnekler
Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi Olaylar ve İnsanlar -1 Olaylar ve İnsanlar-3 Müzik Kılavuzu Sibernetik Yaratıcılık Bizden Çocuğa Türk Romanı Malta Sürgünleri Malta Sürgünleri (Ciltli) Faıin Rüştü Zorlu’nun öyküsü Türkiye Ekonomisi (198&-1985)
Y.Aşatoviç Petrosyan Bilge U m ar E rnest Mandel W right Mills H V. Velidedcoğlu H. V. Velidedeoğlu H. V. Velidedeoğlu Alexandra K ollantai Ziya Gökalp Mülayim Swpzy-Baran-Magdoff Arm ando Uribe Niyazi Berkes ( illes M artinet M ümtaz Soysal İıham i Soysal F.rgun Aybars Niyazi Berkes N adir Nadi Sadun Tanju I eroz - B. T. Ahmad lla sa n Pulur h a ş a n Pulur F aruk Yener 1 oygar Akman Dr. Rafet E rten R. P atrick Finn Bilâl Şim şir Bilâl Şim şir Semih Günver O rtak K itap
BİLGİ YAYINEVİ Meşrutiyet Cad. 46/A 06442 Yenişehlr-Ankara Tel: 31 81 22 31 16 65
— Siparişlerinizin tutarı 5 QO0 TL dan az olmamalıdır Siparişlerinizin tutarını H A VA LE. PO STA ya da DAM GA PU LU olarak gönderebilirsiniz Ö D EM ELİ siparişlerinizde posın matrah ödemeli bedeline eklen«
1000.— 1000.— 550.— 1200.— 900.— 900.— 1100.— 900.— 1200.— 900.— 500.— 600.— 600.— 500.— 750.— 550.— 700.— 500.— 500.— 1200. — 1000. — 1300.— 1400.— 900.— 500.— 750.— 1300.— 2000. — 750.— 850.—
kitabı, okumayı özendirici davranışları kamu oyuna yansıtılmalıdır. Çünkü bu, herkesin ka tılacağı çağdaş ve onurlu bir savaşımdır.
2. Ülkemizde yayıncılık devlet desteği gör memektedir, oysa Kültür Bakanlığı başta ol mak üzere, bütün kültür ve eğitim kurumla- rında daha çok üretimde bulunmakta, hizmet vermektedir.
Devlet, resmi kuruluşların kitaplıkları için piyasadan kitap alımına girmelidir. Yirmi yıl lık yayıncılık yaşamımızda (kitapçılıkta otuz yıl) bütün iktidarlar döneminde, bizim yayı nevi olarak kestiğimiz bir tek toplu fatura yok tur. Yayınlarımız herkesçe bilinmekte, cum hurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, başka yetkililerce yazılı,sözlü övülüp kutlanmakta dır.Türk kültürüne yaptığımız hizmetler söy lenmekte ve bu yalnızca övgülerde kalmakta dır.Yayıncı meslektaşlarımızda da durumun pek farklı olduğunu sanmıyorum.
Resmi kuruluşlar, kitapla ilgili kimi toplan tılar, sergiler düzenlemekte, oraya çiçekler, içecekler vb. satın almakta, serginin asıl ne deni olan kitaplar bizden emanet istenmekte dir.
Her şeyi yaptıklarını ileri süren iktidarlar, henüz kitap kâğıdı yapamamışlardır. Basılan kitapların çoğu gazete kâğıdına basılmaktadır. Kitabın özgün hammaddeleri devlet fabrika larında üretilmeli, basılan kitapların mali ve öteki belgeleri doğrultusunda, yayıncılara ve rilmelidir. Bir dönemin sanayi bakanı bu öne rimize, “ Ya yayıncılar karaborsa yaparsa?” diye karşılık vermiştir. Oysa o sırada kitap sek törünün dışında herkes karaborsa yapıyor ve kitaplar karaborsa kâğıtlara basılıyordu. Ki tap sektörünün kullandığı kâğıt, devlet üreti minin yalnızca yüzde beşidir. Bu filigranlı ola rak üretilebilir. Böylesine küçük miktarday sa esasen karaborsa olmaz. Bunu denetlemek olanağı ise her zaman vardır. Kurulacak kü çük bir komisyon, bu ülkede bir kitabın ne ka dar basılabileceğini doğru olarak saptayabi lir.
% 40-50 ORANÎNDA VERGİ İADESİ FERAHLIK YARATIR
KDV artık bütünüyle hayatımıza girmiştir. Esasen bir yıl öncesine kadar KDV zaten yoktu ve kitap sektöründe de işler gene böyleydi. De mek ki asıl sorun KDV değildi. Bu durumda kitaptan da kaldırılması, çözüm görünmemek tedir. Şimdiki uygulamada, kitabı üretirken KDV alınmaktadır; satarken çıkarılması do ğal olarak olanaksızdır. Kitaba özendirici öl çüde ve ayrıcalıklı bir vergi iadesi getirilmeli dir. Örneğin, yüzde 40-50 oranlarına ulaşan bir vergi iadesi, sektöre büyük ölçüde ferah lık getirebilir. Şöyle ki: 1.000.- TL.lık bir uy gulama olacağı söylenebilir. Ayrıca bu uygu lama, sektörün ne kadar düzenli olduğunu ka nıtlayacak, kendi içindeki dedikodu, karala malar bitecek .herkesin saçı önüne dökülecek tir.Gerçekten kim satıyor,kirtı satmıyor belli olacaktır. Büyük ölçüde ve diğer emtialardan farklı bir vergi iadesi temel çözümlerden biri dir.
Ülkemizin kalkınmada öncelik tanınan böl gelerinde sanayicilere gösterilen yatırım, ver gi indirimi gibi kimi kolaylıklar bu sektörü de bütün ülke genelinde kapsamalıdır. Kitaba ve rilecek her türlü hizmet, günümüzün en bü yük sermayesi “ beyine” olacağı için, karşılı ğım en somut biçimde verecektir. Çünkü bu hizmet, bir köprü, bir otoyol, bir barajdan da ha önemlidir. Bu oluşumları sağlayacak, te mel etkendir. Yoksa körler ülkesinde şaşılar kral olacaktır.
Akla gelen önerileri şöyle özetlenebilir: a) Kitap kulüplerine kolaylıklar sağlanma lı, kitap fuarları ve kitaba yönelik toplantılar için belediye ve devlet yapılarından, hizmet lerinden yararlanılmalıdır.
b) öğretmenler küçük yaşta okümayı sev- dirmeli, eğitimin temel taşlarından en önem lisinin kitap olduğu bilincini vermelidir. Bu ne denle öğrenci, öğretmen ve öğretim görevlile rine kitap ahmlannı kolaylaştırmak için, “ ayni yardım” yapılmalıdır. Bu, örneğin reçete uy gulamasında olduğu gibi, ya da ek ödeme bi
çiminde bir yolla yapılabilir.
c) Telif ücretlerindeki istisna 900.000 - TL.dan, kişi başına üç milyona çıkarılmalı ve bunun -hangi aklı evvel önerdiyse- stopaja dö nüşmesi engellenmelidir. Yazarların istisna haklarının geri alınmasına biz yayıncılar da karşıyız ve birçok konularda tanınan üç mil yonluk istisnanın telif haklarına da getirilme sini istiyoruz. Başlangıçta hükümet bünyesi nin benimsediği üç milyonluk istisnadan Bü yük Millet Meclisi’nde geri dönülmesini bek liyoruz. Ancak bundan fazlası stopaja alınma lıdır.
ç) Basımevi yatırımları astronomik sayıla ra ulaşmıştır. Basımevinin makine alıntında ki gümrük oranı, hiç değilse belli bir süre ve ölçülerde indirilmelidir. Bu konuda ideal bir altyapı oluşturulursa basit bir biçimde, büyük döviz girdisine neden olacak dış hizmetler ko laylıkla verilebilinir.
d) Çok pahalı olan PTT hizmetleri, bütün uygar ülkelerdeki ölçülerle yayın hayatına gir melidir.
YAZARLARA VERGİ BAĞIŞIKLIĞI
Türkiyemizin bütçesi 4 trilyonluk bir büt çedir. Telif kazançlarından elde edileceği umu lan 30 milyonluk bir katkı bu büyük bütçe için çok küçük bir rakamdır. Bu yüzden yazarla ra vergi istisnası muhakkak tanınmalı ve Türk yazınına (araştırmalara, bilimsel eserlere, şii re, romana, hikâyeye, tiyatro eserlerine vb.) en az bir milyarı bulan ödül taksim edilmeli ve yazma, üretme ciddi bir şekilde özendiril melidir. Yazarlarımızın kitap üretimi konu sunda mesleki bazı tereddütleri olmakta, ra hatsızlıklar hissedilmektedir. Mesleki teşekkül leri bunları ortadan kaldıracak uygulanabilir ve herkesi tatmin eden ideal öneriler getir melidir. Telif ücretinin “ arızi” kazanç oldu ğu berrak bir biçimde hükme bağlanmalı ve buradaki KDV olayındaki şüphe yazarın lehi ne ortadan kaldırılmalıdır.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi