1 Kasım 1954 I
o ~
KADIN EDİPLERİMİZLE
RdPORTAaUR
7 ^ *> 1 L , İ J X
Değerli romancımız Halide Edip bir kon feransmda
HALİDE EDİB ADIVAR
“— Sanatkârın hâdiseleri objektif olarak görmesi; içinde bulunduğu tesirlerden sıyrılması lâzımdır. Sabit bir fikri anlatmak ideolojik bir eser ortaya koymak de mektir.,,
“— H er hangi bir sanatkâr ne karlar zamanında şöhret yaparsa yapsın üzerin den 30 yıl geçmeden ileride eserinin yaşayıp yaşamıyacağını bilemezsiniz. — Ingi liz ve Fraıısızlar birgün Şeyh Galibin psikolojisini kavramak suretiyle tahlil edebi lirlerse; Galib Dede 19. Asrın en büyük şairlerinden biri olarak tanınacaktır.,,
“— Sokak süpürgesi olma! Kadın; kadıncık ol! — Halk edebiyatının musiki mizde sahnedeki tesiri daha fazla artarsa şaheserler yaratması mümkündür...™
Üstat Romancı Halide Edib Ha nımefendiyi bir ay «radıktan son- jra ancak telefonla evinde bulabil- | dik. Kadın ediplerimizle bir ko- |nuşma serisi hazırladığımızı, bu arada kendileriyle de göı üşmek istediğimizi söyledik. Bize, çok meşgul olduklarını, bu çeşit ziya retlerin son zamanlarda sık sık yapıldığı halde gazetecilerin saç ma sapan sualler sorarak, beş ye re vakit kaybettiklerini anlattı ve eğer bizim suallerimiz de^ıS’ k ve orijinalse cevaplan-lırabilecekleriııi bildirdi. Soruları bir kâğıda ya zarak, evlerine götürdük.
— “ Tetkik edeyim, beğenirsem telefonla bildiririm” dedi.
Acaba bizi nezaketen red mi edi -yor, diye düşündükse de ertesi j gün telefonda :
— “ Buyurun, sizinle koruışabi- j leceğim” dedi. .
İmtihana girme hakkını kaza nan öğrenciler gibi sevindik ve hemen ziyaretlerine gittik İlk önce misafir odasına kabul edil dik. Kahverengi kıltuklar ve per delerle döşenmiş odanın sağ köşe msinde Bedri Rahminin büyüle bir
tablosu duruyor, duvarları çeşitli I cami resimleri ve manzaralar
süs-Neriman MALKOÇ
sinemacısı
layınca, ilk iş olarak küçük bir sinema binası satın al mışlardı. St. Louis’de sine malarını işleterek bir hayli oara kazanmışlardı. Fakat
L929
buhranında bütün ser vetlerini kaybeden k&rdeş- er, işe yeniden başlamış ve imdi Amerikanın sayılı zen- •inleri arasına katılmış bu- anmaktadırlar.MİSLERİNİ
DERSİNİZ
severler mi?.. Bilmem iminizi kurcaladı mı, şa- erinde hiç düşünmediniz eniz, etrafınızdaki insan- z... Geçenlerde Ingiliz bulan bir hâdise, kadın i ve çekemediklerini ba olunm aktadır.
-et, yaşadığınız muhitte tıanız kabildir. En sami iğiniz hanımlar bile bir- etan kendilerini alıkoya
ır onlarda... En tanın küçük aile vizıtalarma
bu kabil sözler insanın
ek fazla sevmezler. Bu. leri gelmektedir. Nite- ların, kendi cinsiyetle laktansa başlarına bir
ileri müteaddit dene- iadır.
de bir fabrikanın 450 n ustabaşının tâyin ?ri suya batırarak ka ıdınlan bu şekilde ha- ıstabaşı elarak tâyin ılması değildi. Zira, ıdınlarm birçoğu bu i. Acaba bu kadınlar 'ir erkek getirilseydi, k miydi?.. Herhalde
irbirlerini pek fazla
lüyordu. Sol taraftaki şöminenin üstünde şark motifli vazolar var dı. Ben, on dadikalık bir zaman geçmişti ki:
— "Hanımefendi sizi yukarıda bekliyor” dediler.
Dört tarafı gayet kıymetli ve ciltli kitaplarla dolu olan zengin bir ev kütüphanesine girmiştim. Elini öptüm, sessizce oturdum.
— Her ne kadar vaktim yoksa da sizinle biraz konuşabileceğim. Suallerinizi okudum. Terceme-i halime ve edebiyata na3il başladı ğıma dair istediğiniz izahat bun dan evvelki birçok mecmualarda çıkmıştı, onun için ancak Öbürle rine sırasiyle cevap verereğ,m.
Bir elinde zarif bir teşbih çe kiyor, diğer eliyle de bana sigara ikram ediyordu. Ben teşekkür edip, sigara kullanmadığım; söy leyince:
— Sigara içmeden nasıl yazı yazabiliyorsunuz? Ben, sigaıa İç meden bir kelime yazamam, dedi
Kendilerini mümkün olduğu ka dar az meşgul etmek İstediğim den öğrenmeyi arzuladığım sual leri hemen sormaya başlad’m.
— Eserlerinizde okuyucularını za hangi fikir ve üıyguyu anlat mak istiyorsunuz?
— “ Bir sanatkâr ve romancı olarak şunu söyliyebilirim ki, sa bit bir fikre ve yalnız kendi his lerine kapılmış sanatkâr romancı olamaz. Olsa olsa şair olabilir. Roman, hayatın birçok sıfh a’arını anlatır. Sanatkârın, hâdiseleri oh jektif olarak görmesi, içinde bu lunduğu tesirlerden sıyr.lması lâ zımdır. Kendine ait bir şeyler anlatmış olsa bile onlardan uzak laşmak, yabancı olmak gerektir. Sabit bir fikri anlatmak, ideolojik bir eser ortaya koymak demek tir.”
— Bizde ve dünya edebiyatında beğendiğiniz şahsiyetler kimler dir?
— Her okuyucunun vaşı, ol gunluğu, zevki tekâmül ettikçe, ¡muhtelif zamanlarda sevdiği sa natkârlar da değişebilir. Bina enaleyh benim size verebileceğini isimler, on sene, yirmi ser.e ev vele, gençliğime ait tesirlerdir. Birdenbire bunların hepsini sıra lamaya şu anda imkân yoktur. En genç sanatkârlar için Giyece ğim şudur ki, herhangi bir yazar zamanında ne kadar şöhret ya parsa yapsın üzerinden £0 yıl geçmeden ileride eserinin yaşar yıp yaşamıyacağını bilemezsiniz İşte bundan dolayıdır ki, ¡=erek bizde, gerek garpte sevdiğim bir çok sanatkârlar vardır.
Fransızlara dair bir şey söyli yecek değilim. Bir zamanlar Zo- la’ya tutkundum. İngilizlert ge lince son yıllarda heni en çek ya- kalıyan, saran Milton olmuştur. Milton’da muazzam biç insanlığı ve kâinatı anlama kudreti var dır. Tabiî, Shakn ıpeare’den bah sedecek değilim. O, dünyanın şai ridir. Bundan başka rcem'ekeri mizde çok tanınmıyan şair Col- eridge’ yi de çok reverim. Bizde ise son zaıüatılarda belki biraz Coleridge’i muhayyilesi itibariyle hatırlattığı ve kendisi do muhte şem bir muhayyileye sahip ol duğu için Şeyh Galibi seviyorum. Çok yazık ki, Galip Dedenin lllrk çesi, eskilerin dahi anlıyamıyaca ğı kadar farsça risiri altındadır. Buna rağmen fikirleri ve çizdiği kelime resimleri itibariyle emsal sizdir. O kadar ki, bir gün İn gi liz veya Fransızlar, Şeyh Galibi olduğu gibi, psikolojisini kavra mak suretiyle tahlil edebilirlerse, Galip Dede on dokuzuncu asrın büyük şairlerinden biri- olarak ta nınacaktır. Eğer ömrüm müsaade ederse, hayatta yapmak istediğim işlerden biri de Galip Dedeyi türkçe olarak yazmak ve gençlere
bırakmaktır. Garip olarak şunu da söyliyeyim kİ, Galip Dede gibi mistik ve metafizik fik ir le « ka yan bir şairin karşısında realist bir edebiyat mektebi varcır ki, bunların parçalarından bilhassa Vâsıf-ı Enderuni'nin:
“ Sokak süpürgesi olma Kadın kadıncık ol”
beyti orijinaldir. Bu, bilhassa ya-* şadığı devrin zihniyeti ve İtiyat ları itibariyle emsalsiz bir parça dır. Vâsıf bununla kendi zamanın daki kadınları, bugünkü erkek ya zarların kendi zamanındaki kadın- lan anladıklarından daha iyi an ladığını gösteriyor.”
Halide Edip Hanımefendi bir an durdu ve düşünmeğe başladı. Son ra aradığım bulmuş gibi başım kaldırdı ve sözlerine devam etti;
"Ben, bunun İngilizcesini 1932 yılında Amerikada bir üni versitede talebe ve talebe harici gelen dinleyicilere okumuştum. Aralarından birkaç tanesi dersten sonra yanına gelip dediler kİ: “ Ne tuhaf bu kızın tasviri, tamamen bugünkü Amerikan İFlapper) le- rinin aynıdır. (Fiappcr = biraz züppe, flörtemeyyal genç kız de mektir.) Bu tâbir, tngilterede ve Amerikalılar arası.-ıda 1932 de ve belki de hâlâ bu modem genç kız lar için kullanılır. Vasıf Ende run!, bu şiirinde Pembe adındaki kızı, onun annesini ve be pasını, hattâ o zamanın hayat tarz ııı ha rikulade realist bir şekilde ifade etmiştir.
Hiçbir İsme bağlanmıvan, fakat halkımızın ruhunu ifade eden halk edebiyatını da çok severim ve daima seveceğim. Bilhassa bu halk edebiyatının musikimizde sahnedeki tesiri daha fazla artar sa, şaheserler yaratması mümkün dür. Adnan Saygun’un “ Kerem ile Aslı” sı bunun en güzel misali dir.”
Gözlüğünü düzeltti, hafifçe te bessüm ederek :
— "Bu kadar konuşabileceğimi zannetmiyordum. Bem bir hayli konuşturmaya muvaffak oldunuz" dedi.
- Bugünkü ve gelecekteki Türk kadını hakkında neler düşünüyor sunuz ?
— “ Bugünkü kadınlar hakkında hepiniz benim düşündüğümü dü şünürsünüz. Kadın ve erkık ar tık her bakımdan müsavidir Her ikisi de çalışmaktadır. Her yerde ve her şeyde olduğu gibi birçok cepheden tenkid ed lecek kıs mlan vardır. Gelecekteki durumunun ise dünya kadınlarından başka o- labileceğini zannetmiyorum. Çün kü bugünkü dünya o kadar karı şık ve çok cepheli medeniyet gös teriyor ki, cinsi ne olursa olsun, kadın veya erkek olarak her in san, yaşayabilmek için üzerine bir iş almak mecburiyetindedir.
Şurasını da ilâve edeyim kl, şahsen ne kadınları tamamen hâ kim olduğu bir dünyayı, ne de er keklerin tamamen hâkim olduğu bir dünyayı isterim. Her ikisi de kendi kabiliyetlerine göre mutla ka memleketlerinde ve dür.yada bir rol alacaklardır ve almışlar dır...”
— Bugünkü Türk edebiyatı hak kındaki gülüşleriniz ?
Bu suale cevap vermekten sar fınazar eden kıymetli edibimize teşekkür edip ayrılırken, akşam olmak üzereydi.
On beş yıldan beri hazırladık ları “ Türk Tarihinde Şark Garp ve Amerikan Tesirleri” adlı tarih! bir sentezi şimdi ayrıca "Y E N Î İS T A N B U L” sütunlarında İntişar etmektedir.
Kendilerini daha fazla meşgul et mekten çekindim. Onu, kendi dü şünce ve çalışma!ariyle yalnız bı rakarak veda ettim.
Sİ - Afluslos - ıs m