4 • MİLLİYET
3 KASIM 1985
■ * İ M N M
mm
Solun “ eski ustası” na göre, Atatürk’ün açıkladığı
bağımsızlık, Türk solunun ilkesi olmalı...
‘SHP de.
dsp
de solun
Ç
ATIK Kaşları, gür bıyıkları, tel çerçeveli gözlükleriyle, sırım gibi bir genç görünümün- -I de Mehmet Ali Aybar... Geçtiğimiz Ekim ayı nın 5’inde, 78 yaşına basan ‘sol’un ‘yıldız’ adamı, Be bek’te, lebiderya evinde gününü yazarak, okuyarak geçiriyor.Türkiye’de ‘sol’un konuşulduğu, yeni b ir ‘sosyal
demokrat’ partinin Türkiye’nin siyasal yelpazesin
de yer almaya başladığı bugünde Mehmet A li Ay-
bar’ın görüşlerini öğrendik.
Bilmeyenlere birkaç notumuz var...
27 Mayıs 1960’tan sonra kimi sendika yönetici leri tarafından kurulan Türkiye İşçi Partisi Genel Baş kanlığına getirilen Aybar, 1963,1966 ve 1968 kongre lerinde de aynı göreve seçildi. TİP'in katıldığı 1965 ve 1969 seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak par lamentoda görev yaptı. 15 Kasım 1969’da Behice
Boran-Sadun Aren grubunun oluşturdukları ‘ Emek Grubu’ ile ‘mücadele etmek’ için hem genel başkan
lıktan, hem de partiden istifa etti.
12 Mart döneminde Meclis’te bağımsız İstanbul m illetvekili olarak görev yapan Aybar, Nihat Erim’., in oluşturduğu hükümete güvenoyu verdi. 30 Mayıs 1975’te Sosyalist Devrim Partisi’ni kurdu ve 1979’a kadar genel başkanlığını yaptı. 1979 Senato üçte bir yenileme seçimlerinde İstanbul’dan adaylığını koy duysa da, kazanamadı.
Kırk yıllık ‘solcu’yu dinleyelim bakalım, kimleri beğeniyor, kimleri beğenmiyor? Ali Fuat Cebesoy ve Nazım Hikmet’in akrabası da olan Mehmet Ali Ay-
bar’ ı dinlemeye buyurun...
Aybar, “ sol olmayan sol” iktidara gelirse, dışa bağımlı
sömürü düzeninde temelli değişiklik olmayacak ve halk,
“ Solda da is yokmuş’ diyecek” görüşünde...
Yener
s u s o y
ÖNCE SOLUN ROTASI
— “ Yeni oluşan SHP ve Rahşan Hanım'ın öncü lüğünü yaptığı DSP’yi nasıl buluyorsunuz?”
—“ Bu partilerin açıklanan programını, Rahşan Hanım’ın kurmak istediği partinin de program ve tü züğünü okudum.”
— “Sizinle konuşup, fik ir aldılar mı?”
—"Hayır efendim... Programlarını okudum ve de min söylediğim hususlara rastlamadım. Mesela,‘Sö
mürüye son vereceğiz’ sözü, hiçbirinde yok. Rahşan
Hanım'ın programında ‘Hakça düzen kuracağız’ var. Yanılmıyorsam dört sektöre bu hakça düzeni kurdu racaklar: Özel sektör, devlet sektörü, halk sektörü ve toplumun dışlanmış kişilerinin sektörü... Yani
—“ Sayın Aybar, Halkçı Parti ile Sosyal Demok rasi Partisi, birleşme yolunda bugün son adımı ata caklar. SODEP’In bugünkü kurultayından sonra, or taya yeni bir sol parti olarak SHP çıkacak. Bu, nasıl bir sol, bunun eleştirisini sol' ustadan dinleyelim.”
—“ Aman efendim, estağfurullah. Bu nasıl sol? Avrupa’da sol hareket doğduğundan beri sahicisi var, sahici olmayanı var. Benim ölçümü söyleyece ğim size. Bunun ölçüleri, herkese göre değişiyor ta bii.”
—“ Mehmet Ali Bey, isterseniz şöyle bir soruy la giriş yapalım: İnsan neden sola gerek duyuyor, neden bir tarafta sağ, bir tarafta sol var?”
—“ Toplumda temel olarak iki sınıf var, ondan çıkmış. Partilerin bir kısmı, sermaye sınıfının çıkar larını savunmuşlar, şu ölçüde, bu ölçüde... Bir kısım partiler de, sol parti olmuş; emekçilerin, işçilerin çı karlarını savunmuşlar. Diyeceksiniz ki, ne ister bu sol? Ne yapmak için bir sol parti vardır? Yani, pu sulası nedir solun?”
kundura boyacısı, falan gibi kimseler... Çok hayret ettim. Özel sektör var... Özel sektör, bugün ekono mimizin biçimini veriyor, sosyal düzenimizin biçimi ni vermiş. İki yüzyıldan fazladan beri bu böyle... Ne demek hakça düzen? Herkese göre hakça olur... Vehbi Koç’a göre de bir hakça düzen vardır, işçi Mehmet’e göre de... Bu hakça düzeni hangi mihen ge vururda, bu hakça düzen olur? Vurduğu düzen, sömürüye son verme düzeni olursa, tamam! Bu, aynı zamanda bir insanlık meselesidir. Bir insanın, baş ka bir insanın sırtından geçinmesi, insan haysiye tine aykırıdır.
—“ Rahşan Hanım, partisinin tabandan kurula cağını sık sık vurguluyor?”
Prosesüsü alalım , nasıl o lm u ş? Elim izde parti program ı var. Bu parti program ı, herhalde, taba nın katkısıyla hazırlanm adı. Üslubu itib a riy le de anlaşılıyor kim in tarafından hazırlanacağı. Dene cek ki, ‘Başka çare yok!’ Öyle... Program, bilgi m eselesidir, birtakım b ilg ile rin d e ğ e rle n d irilm e siyle kaleme alınır. Demek ki, ‘tabandan kurma’ sözcüğü daha başlangıcında birtakım sorunların zihinde belirlenm esine neden oluyor... Söz ve ka rar sahibi olan bir tabanla yönetm ek, tabandan kurulm aktan çok daha ileri b ir kavram dır. M u tla ka e m e kçile rin söz sahibi olm ası gerekir, insanı hedef almayan sosyalizm, benim indim de sosya lizm değildir. Bu partiler, çok değerli ve tecrübeli kim seler tarafından kuruluyor, ama böyle bir açık lık görm edim. Zaten isim lerini de söylüyorlar, ‘Biz
sosyal demokratız’ d iyo rla r.”
“Sosyal demokrasi, Kuzey Avrupa ül
kelerinde başarılı... Çünkü bu ülkeler,
dünya kapitalizminden büyük pay
alıp, işçilerine verebiliyorlar...”
— “ B ir so sya list sol partinin, ta banla iliş k ile ri çok yoğun olacağı için , ku ru lu şta da ‘taban’ önem lidir. Ama, tabanın kurulm ası demek, taba nın etkin olm ası, faal olm ası demek değ ild ir. He le, tabandan kurulacaktır demek, h iç değildir.
—“ Evet efendim, solun rotası nasıl ç izilir diye lim?”
—“ Hah, bunun rotası şöyle çizilir; bence: Bir sof parti, insanın insanı sömürmesine son vermeyi amaçlar, mutlaka... Yani sömürüyü ortadan kaldır mayı amaçlar. Ama, hemen iktidara gelir gelmez, kal dırır mı? O, koşullara bağlı bir şey. Kim son vere cektir? Parti iktidar olacak, iktidar olduğu zaman son verecek... Ama bu işi, daha iktidar olmadan sağla ma bağlamak lazım... Mademki sömürüye son veril mesi, bir sınıfın yararınadır, yani işçi sınıfının ve do layısıyla emekçi sınıfının tabakalarının yararınadır. O halde, bu işi de onların yapması gerekir. Yani, ger çekten emekçi halkın egemen olması gerekir ki, ik tidar olur olmaz, sömürüye son vermek için gerekli önlemler alınabilsin! Üçüncüsü de, hele bizim gibi geri kalmış, bağımlı ülkelerde vazgeçilmez koşul ola rak gördüğüm bağımsızlıktır.”
“Bugün iki süper devlet var: ABD ve
SSCB... Yöntemleri aynı... Biri Nikara
gua'ya, öbürü Afganistan'a müdaha
le ediyor.sankl bir eldivenin tersi..."
—“ Bağımsızlık sözünden, neleri amaçlıyorsu nuz?”
—“ Hepimizin anladığı anlamda, ulusal bağım sızlık... Ulusal bağımsızlık savaşını ilk vermiş ülke lerden birinin evlatlarıyız. Bir kere o anlamda bağım sız bir ülke olmak lazımdır. Atatürk’ün açıkladığı gibi askerlikte bağımsız, ekonomide bağımsız, o zaman önemli bir konuydu, adliyede bağımsız... işte böyle bir ülke olması lazım. Solcular için, ayrıca bunlara bir de ideolojik bağımsızlığı eklemek lazım.”
—“ ideolojik bağımsızlık nasıl olacak?”
—“ Yani, biz sosyalizm yoğurdumuzu kendimi ze göre yiyeceğiz. Model ithal etmeyeceğiz, kimse ye hesap vermeyeceğiz. Bu, hem ülke için, hem dün ya solu için çok önemli bir sorun. Bakın, bugün iki tane süper devlet var, bu bir gerçek. Biri Amerika, öteki Sovyetler Birliği... Ama yöntemleri aynı... Biri Nikaragua’ya müdahale ediyor, öbürü Afganistan’a... Adeta bir eldivenin tersine çevrilmiş şekli. Bu, dün ya sosyalizmini de ilg ile n ir K>r sorun.”
— “ Sosyal demokratların, Türkiye’ye bir şey kazandıracaklarına inanıyor musunuz?”
—“ Bilhassa Kuzey Avrupa’daki partiler, ‘sosyal
demokrat’ sözcüğünü kullanmışlardır. Burjuva de
mokratlarından ayırt etmek İçin ‘sosyal’ sözcüğünü kullanmışlardır. 19. yüzyılın ikinci yarısında kurulan- ların, hemen hepsine yakın bölümü, Marksist parti lerdir. Sosyal demokrat sözcüğünün bugünkü anla mında Türkiye’ye bir şey kazandıracağına inanmı yorum. İster SHP olsun, ister DSP olsun, iktidara ge lirlerse, Türkiye'ye ne kazandırırlar diye soruyorum.”
AVR U PA SOSYALİZMİ
Tualdekî balık tutkusu...
Boş zamanlarında amatör balıkçılık ya
pan Aybar, sualtı dalgıçlığıyla da ünlü,
işte bu balık tutkusunu, 1950'lerde
kendi eliyle yaptığı tablolara yansıt
mış. Bunları bana gösterirken, eski
denemeler’ diye açıklama yapıyordu
—“ Cevabını nasıl veriyorsunuz?”
—“ Şimdi, sosyal demokrasinin, başarılı olduğu memleketler var. Mesela Kuzey Avrupa memleket leri, gerçekten başarılı. İsveç başarılı... Adam başı na düşen ulusal gelir çok yüksek... Geçenlerde gö züme bir rakam ilişti. Danimarka’da bir kilo ekmek için, işçi 4 dakika çalışıyor. Türkiye’de 120 dakika çalışıyor. Danimarka’da sosyal demokrasi, kapita list düzeni bozmadan yürütülebilecek bir sistem... Çünkü, üst sömürü payları pek çok. Dünya kapita lizmi içinde, İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkeler büyük pay alıyorlar. Geri kalmış ülkelerden topladık ları paralar da, yüksek düzeye ulaşıyor. Bunlar, ileri teknolojiyle, ileri üretim yapan memleketler. Dış sö mürüden, işçiye önemli miktarda pay ayırıyorlar. Ya doğrudan ücret, ya da sosyal yardımlarla... Oradaki işçilerin de, devleti yöneteyim diye bir merakları yok... Zengin bir adamın evinde neler varsa, işçinin de evinde onlar var... ‘Orası öyle, ne güzel olmuş,
biz de onu yapalım. Değiştiriyorlar mı kapitalizmi, yoo, o zaman biz de yaparız!’ Hayır, biz yapamayız.
Onlar, bizim gibi ülkeler varolduğu için, değiştirme mek fantezisini sürdürüyorlar, işçilerinin bilinç dü zeyi de, bundan ötürü bir türlü keskinleşmiyor. Ama bu, ilelebet sürmeyecektir, süremez! Çünkü bu, A f rika açlıktan öldüğü için böyledir. Latin Amerika, son derece düşük seviyede bir m illi gelire sahip oldu ğu için böyledir. Asya, aynı şekilde... Büyük emper yalist kapitalist sömürü devam e ttiği ve bunlar bü yük paylar aldıkları için, bu cöm ertliği kendi işçile rine, emekçilerine yapabiliyorlar.”
— “ Mehmet A li Bey, bütün bu anlattıklarınızdan sonra, hem SHP, hem de DSP’nin, sizin anladığınız anlamda bir ‘s o l’ nitelik taşımadıklarını söyleyebi lir misiniz?”
—“ Evet... Bu gayet açık... Yener Bey, asıl kor kum şu: ‘Sol olmayan sol’ iktidar olursa, dışa bağımlı sömürü düzeninde temelli bir değişiklik olmayacak. Halk ‘Solda da iş yokmuş’ diyecek. Bu da, gerçek solun işini zorlaştıracak. İşe yeniden başlamak ge rekecek. Bu nedenle gerek SHP, gerekse DSP’nin
EKONOMİ
UMUR TALUYöneten
IK İT korumacılığının
terki istendi
te
1I T O
' d
a
n
y
i n
i y
e
t
p
a
k
e
t i
Mücadelesi için politika değiştirildi
Enflasyon açmazı
I
ı
A N K A R A , A A IL L IK ekonomik programda, enflasyona karşı uygulanacak politikalar arasında mal ve hizmet arzım a rtın a tedbirlerin ön plana T i “ l S T A N B U L Ticaret Odası - IT O ” ,
Ha-l zine’ye istek paketi sundu. 1986 ithalat rejim çalışmalarının sürdüğü bir sırada
I
I
sunulan pakette yerli üretimin korunarak, it halatın serbest bırakılması istendi. İstek pa ketinde aynca T ü rk Parasını K orum a Kanu- nu’ nun tamamen kaldırılması istendi. “ A N - K A ” mn haberine göre, “ İT O ” tarafından sı ralanan istekler arasında “ K İT 'le rd e k i koru macılığa son verilmesi ve ithalat rejim inin de sürekli kılınması isteniyor.
“ İT O ” raporunda, ithalat rejim inin y ıl lık olarak uygulanmasının terk edilerek, de vamlı kılınması istenirken, ithalat işlemlerin deki aksaklıklar dile getirildi.
“ K İT ’ lerdeki korumacılığın yersiz ol duğu belirtilen “ İT O ” raporunda konuya iliş kin şu görüşlere yer verildi:
“ Ülkemizde K İT ’lerin ü retim i tekel du rum undadır. Bu üretim lerin fiyatlarının de vamlı artması, m aliyetlerinin artmasından kaynaklanmakta ve bir maliyet enflasyonu or taya çıkm aktadır. Bu kuruluşların ürettikle ri eşyanın ithalatına fon konması veya mev cut fonların artırılması, bu kuruluştan yer siz olarak korum a altına alm aktadır. Vergi ler yoluyla alınması uygun olan paralar, yer siz Fiyat artırmaları ile halktan atanmaktadır-”
I
I
çıkarılması ilkesine yer verildi.
24 Ocak Kararları sonrasında ilk kez arz artırıcı tedbire yer verilen 1986 programında şöyle denildi:
“ M a l ve hizmet arzım artıracak tedbirler pla na alınarak kapasite kullanım oranlannda artış sağlayıcı düzenlemelere gidilecektir.”
Hep aynı sözler
Enflasyon konusunda son üç yılın ekonomik programlarında benzer cümlelere yer verildiği görül dü. 1984 yılı geçiş programında, “ 1983 için prog
ramlanmış olan yüzde 2 0 'lik enflasyon hedefinin, yıl sonunda aşılması beklenmektedir" denilmişti. Yıl
► Yıllık ekonomik programda, enf
lasyona karşı uygulanacak p o liti
kalarda, mal ve hizmet arzını
artırıcı önlemlere önem verilme
si kararlaştırıldı
konunda enflasyon hızı yüzde 30.6’Iık fiyat artışı ger çekleşmişti.
1985 programında, “ 1984 yılındaki fiyat artışı
nın porgram hedefi olan yüzde 25.0’ı büyük ölçü de aşacağı tahm in edilm ektedir” denilmiş, enflas
yon hızı yüzde 52.0’ a erişmişti.
1986 programında da, “ 1985 yılındaki fiyat a r
tışlarının program hedefi olan yüzde 25.0'ı önemli ölçüde aşacağı tahm in edilm ektedir” görüşü tek
rarlandı.
• D
,
Î T T T V ! M M * m
»K»L- TZ»l i ı M
■.Hinimi
Tobankm Gençlik
Semineri
★ Töbank tarafından düzenlenen
“ Ç eşitli Ülkelerde Gençliğin Kendi Toplum u nda ki Y eri ve S orunları”
konulu seminer A n ka ra ’da yapıldı. Seminere T B M M Başkanı Necmettin
Karaduman, M illi Eğitim Bakanı M e tin Em iroğlu ile Töbank Yönetim Ku
ru lu Başkanı Kemal M im a roğ lu da katıldı.
Kelebek Mobilya'ya
zam
H
Ü K Ü M E T , piyasadan para toplama işlemini hızlandırdı. Ekim ayının son haftası içerisinde dolaşımdaki para miktarı 31.6 milyar lira da ha azaltıldı. Son üç hafta içerisinde geri çekilen pa ra m iktarı da 77.5 m ilyar lirayı buldu. Böylece, do laşımdaki para m ikta rı 1 trilyon 327 m ilyar liraya gerilemiş oldu. Çeşitli çevreler, piyasadan para top lama işleminin hızlandırılmasına yıl sonuna yakla şılmasını gerekçe gösterdi. Buna göre, yıl sonu i t i bariyle enflasyon hedefine yakın b ir rakam tu ttu r mak için sıkı para politikası daha da sıkı tutulacak. Son b ir haftalık daralmaya karşın piyasaya sü rülen para m iktarı yılbaşından bu yana 354.5 m ilyar lira düzeyinde artmış bulunuyor. Geçen yılın ilk 10 ayında emisyon hacmi 164.7 milyar liralık geniş lemeyle, 895.2 m ilyar lira düzeyine çıkmıştı. B ilin diği gibi, emisyon hacmi 23 Ağustos’ ta 1.46 t r il yon liraya ulaşarak büyük b ir rekor kırmış, bu ta rihten sonra da aşamalı olarak daraltılmaya baş lanmıştı.
Bu arada Merkez Bankası tarafından kamu ve özel kesime kullandırılan krediler şimdiye kadar özel kesimde daralıp, kamu kesiminde artış gösterirken, Ekim ayının son haftasında ilk kez kamu kesimine yönelik kredi hacmi 91.7 m ilyar lira düzeyinde da raltılarak, 826.7 m ilya r lira düzeyine çekildi.
★ Kelebek M obilya A .Ş ., maliyet ar tışlarını gerekçe göstererek, ürünleri ne ortalama yüzde 15 oranında zam yaptı. Zam lı m obilya satışlarına baş landı.
Petrolofisi'nin
sıkıntısı
★ Petrolofisi Genel M üdürü Mehmet
G ü lte kin , akaryakıt fiyatlarının son
17 ay içerisinde yüzde 100’ üıı üzerin de satış kaydetmesine rağmen, sermâ ye artışına gidemediklerini, bu nedenle de finansman sıkıntısı çektiklerini söy ledi. Kuruluşun sermayesi halen 40 m ilyar lira.
Hava meydanları
devire soyunuyor
★ T H Y ’ nin ardından, kârlı b ir ku ruluş olan D H M İ’ nin de özel sektöre devredileceği b ild irild i. Kuruluşun ha len yıllık 25 m ilyon dolar tutarında geliri bulunuyor."A ltın"
yıldönümüne
doğru...
1908 İstanbul doğum
lu olan Mehmet Ali Ay
bar, 1928 yılında Gala
tasaray Lisesi Ticaret
Bölümü nden mezun
oldu. 1936 yılında İs
tanbul Hukuk Fakülte-
si'nl bitiren Aybar,
1939 yılında hukuk
doktoru, 1942 yılında
da doçent olan ünlü
politikacı,
"sos
yalist" fikirlerinden
dolayı, 1945 sonunda
fakülteden çıkartıldı.
Mehmet Ali Aybar, eşi
Siret Hanımla 38. evli
lik yılını kutluyor. 1947
yılında hayatlarını bir
leştiren mutlu çiftin,
1956 doğumlu Güllü
adlı bir de kızları var.
Bir zamanlar, pop mü
zik şarkıcısı ilhan
İrem'le nişanlı olan
Güllü, şimdi anne ve
babası gibi mutlu bir
evliliği sürdürüyor
gerçek sol parti olmadıklarını halka anlatmak gerek. Bundan dolayı, gerçek bir sol partinin, yeni bir sos yalist partinin kurulması, artık Türkiye’nin günde m indedir."
— "Bu partilerin Marksizmîe İlgileri var mı?”
—“ H içbiri Marksist değil, öyle söylüyorlar za ten... Hatta Sayın Bülent Ecevit diyor ki, ‘Politika
da bilim olmaz; politika bir ahlak m eselesidir’ diyor.
Tabii, mutlaka bir ahlak meselesidir, ama bugün bi lim i olmayan bir etkinlik var mı dünyada? Yahut da, biz insan olarak, bilim in el atmasını istemeyeceği miz bir etkinlik olabilir mi? Bilimden başka bize doğ ruyu gösterecek yol yok... Hele biz Türkler için... Çünkü biz, zamanında rasyonalizmi yaşamadığımız için, hâlâ duygularla, aklı karıştıran bir ulusuz. Bir arkadaşla oturup düzgün lakırdılar ederken, ‘ama
birader’ der birisi... İşte o ‘ama birader’ , akıl dışı fi
lan birtakım gerekçeler getirmesi demektir. Bundan bir an önce kurtulmamız lazım. Kolay değil, yüzyıl ların birikim i.”
"Anayasa, sosyalizme kapalı değil...
çünkü Sosyalizme kapalı’ olduğunun
yazılması istenen bir önerge, redde
dildi... Öyleyse aksi, serbesttlr...'i
'muammam
mmuumm
— “ Sayın Aybar, son Anayasa ile sizin anladığı nız ‘sosyalizmin yapılabileceği inancında mısınız?”—“ Evet, inancındayım... Anayasa'nın içeriğini bir kenara bırakıyorum. Anayasa, Danışma M eclisi’nde tartışılırken, bir önerge verildi. Bu önergede, Ana- yasa’ya, ‘sosyalizme kapalı’ olduğunun yazılması is tendi. Önerge reddedildi. Hukukun temel bir kura lıdır. Bir konuda verilen önerge reddedilmişse, o ko nunun aksi serbest demektir. Sosyalizmi engel lemek için bir önerge verilm iştir, reddedilm iştir, o zaman sosyalizm serbesttir. Kaldı ki, sosyalizmin kullanılacağı malzemelerin pek çoğu, bu Anayasa’ da bile var. Dünya öyle bir yere geldi ki, bazı şeyleri en geri anayasaya bile koymak gerekiyor. Mesela ka mulaştırmak, devletleştirmek anayasaya konuluyor. Bunlar, sosyalizmin adımları arasında yer alan kav ramlar, kurumlardır. Onun için ben, 1982 Anayasa s ıy la da bir sosyalist parti kurulacağına inanıyo rum.”
1988'DE SOLUN ŞANSI
—“ Sayın Aybar, SHP ve DSP’nin İktidar şansla rı nedir, Türkiye’deki sol birikim , bunun için yeterli
m İ? ”
—“ Değişim, birikimle oluyor. Türkiye’de bugün iktidar olmak için sosyalist birikim , yeterli değildir. Maalesef... Şimdi bulanık, sol etiketli olup da, sol olmayan, hakça düzen isteyen filan gibi şeylerin şan sı daha fazla... Seçimlerin yapılacağı tarihi 1988 ka bul edersek, bu şansın iktidara kadar götürmesini çok zor görüyorum. Birtakım basın organları, ‘Aman
kimse çıkmasın, aman bunlar Özal’t devirsinler ve sosyal demokrasi kurulsun’ diyor.”
—“ Sizce Özal, bu yolla devrilebillr m i?”
—“ Efendim, böyle demekle Özal kolay kolay devrilmez... Mesela gazetelerde, Refah Partisi’yle il gili haberler var, kapatılacakmış... Sağın iktidarı kay betmesi zor... Hepsini birlikte, koalisyon olarak söy lüyorum. Özal, bir miktar oy alacak, mutlaka... DYP mutlaka alacak... MDP, belki DYP ile birleşecek... Re fah Partisi var... Demirel’in gezileri var. B ird e Mu hafazakâr Parti var... Bunların alacakları oylar, ilk se çimde ‘sol etiketli, sol olmayan’ partilerin iktidar şansını zayıflatıyor gibi geliyor bana...”
—“ Sayın Aybar, siz 15 Kasım 1969’da TİP Genel Başkanlığından İstifa etmiştiniz. Size cephe alan Sa- dun Aren-Behice Boran grubu, sizin için ‘Sosyaliz
min başbelası’, ‘Lord Aybar’ gibi sözler sadetmiş-
lerdi. Bunlar, yanılmıyorsam ‘Bağımsız sosyalizm’ anlayışınızdan ortaya çıkmıştı...”
—“ Efendim, benim sosyalizme yaklaşımım böy le... Yani her ülke, kendi sosyalizmini kuracaktır. Ga yet açık... Türkiye’nin de, kendine özgü bir modeli olması lazım. Bu model, işçilerin, emekçilerin doğ rudan doğruya söz ve karar sahibi olm aları.”
SOVYETLER VE SÖMÜRÜ
—“ Onları bir partinin tem sil etmesine karşı çı kıyorsunuz?..”
—“ Evet... Ben bunu kabul etmiyorum. Bunu, bü rokratik bir yönetim şekli olarak görüyorum ve ba şarılı olacağına da inanmıyorum. Bakınız, Sovyetler B irliği’nde devrim olalı 67 sene oldu. Bugün Sovyet ler B irliğ i’nde hâlâ sömürü var.”
—“ Bunu nereden biliyorsunuz?”
—“ Efendim, Stalin’in zamanında yayınlanmış bir Ekonomi-Politik kitabı var. Diyor ki: ‘ Sovyetler Bir
liğ i’nde sömürü kalkmıştır. Çünkü, sömürücü sınıf yoktur!..’ işte, bu tartı totaloji... H içbir şey getirme-
yen, mantık oyunu. Zaten sömürü kalkm ıştır dedi ğin zaman, bu sınıfın olmamasını içeriyor ama de mekle kalktı mı... Ama benim kanım o ki, sömürü yine kalkmıyor. Çünkü artık değeri yaratan insan, bu nun dağılımına karışmıyor, onun yerine bir parti bü rokrasisi karar veriyor. O zaman, sömürü devam edi yor dem ektir.”
vatandaş politika yapmak istiyorsa,
mutlaka yapmalıdır, öyle yasak, masak
olmaz. Demokrasi halkın bileceği İştir,
yönlendirme olmaz"
s-—"Peki, bu sömürüyü önlemenin yolları neler, Mehmet Ali Bey?”
—“ Sömürünün sona ermesi için, örgütlenme çok önemli. Piramidal örgütlenme yerine, yatay ör gütlenme olacak. Piramidal, sınıflı toplumların sis- temidjr, bence... Feodalite, köle düzeni, burjuvazi ve Lenin’in parti modeli, bir burjuva modelidir, hepsi piramidal örgütlenmedir. Sömürünün son bulması,
ancak üreticiye doğrudan doğruya söz hakkı, karar verme olanağı sağlayacak bir örgütlenm e biçimiy-le mümkün olabilir.M arksbunahiçdeğinm em iş.her
farzetmiş. işte benim sa-halde kendiliğinden o lu r farzetmiş. İşte benim sa vunduğum fikirle r bunlardı. TİP’in tüzüğünü, prog ramını incelerseniz, bunları görürsünüz. Yani bu par ti, Leninist bir model de ğ ild ir.”
—"Sayın Aybar, Ecevit ve Oemirel’in yeniden po litikaya atılmalarından yana mısınız?”
—“ Elbet, hiç kuşku yok. Bunların fikrin i onay lamadığım, ortada... Ben sosyalistim , onlar değil.. Bir vatandaş politika yapmak istiyorsa, mutlaka yap malıdır. Öyle yasak, masak olmaz!.. Yener Bey, bi zim tarihimizin talihsiz bir dönemidir 1960-80 arası.. Demokrasi, halkın bileceği iştir, yönlendirm e yok tur. Demokrasiye, düşe kalka g id ilir.”
— “ Sayın Aybar, eğer sosyalizm gelirse, Türkl ye cennet mi olacak?”
—“ Türkiye’de sosyalizm olduğu zaman, elbet te cennet olmayacak. Şu anlamda cennet olmaya cak: Aradaki mesafeyi çok daha kısa zamanda ka patmak mecburiyetinde kalacağız. Onun için hepi mizin, bugünkünden daha fazla çalışmak, daha faz la özveride bulunmak durum unda kalacağımızı sa nıyorum. Demin söyledim, 67 yıl sonra hâlâ sömü rü düzeni kalkmamış. Onun için ben demokrasiyi, gökten zenbille inecek bir rejim olarak kabul etrni- yorum. Halk, bunu düşe, kalka, hatasını anlayarak kuracak.”
—“ Efendim, Türkiye’de demokrasinin işlememe sinde sizce hangi devletlerin çıkarı var?”
—“ Ö ncelikle ABD’nin çıkarı var. Demokrasinin işlediği tarihlerde, dehşet bir anti-Amerikan cereyan başladı, köylere kadar g itti. 1947’de birtakım insan lar, Truman D oktrini’ne karşı çıktı. Peki, Sovyetler’ in parmağı yok mu? Mutlaka vardır! KGB’nin de par mağı olduğuna kesinlikle inanıyorum. Ama öncelik le, Türkiye’de demokrasi olmamasında ABD’nin menfaati vardır.
'PASAPORT VERMİYORLAR'
— “ Sayın Aybar, biraz da özel yaşamınızdan söz edelim... Günleriniz nasıl geçiyor, neler yapıyorsu nuz?”
—“ Elimde bir kitap var... Türkiye işçi Partisi’yle ilg ili anılarımı yazıyorum. Dostlar, arkadaşlar, gelip soruyorlar.”
— “ Sizin, çok ünlü balıkçılığınız vardır... Denize dalardınız?..”
—“ Ah, maalesef bu kalp zırıltılarından sonra geçmişte kaldı... Hatta oltayla bile tutamıyorum. Son zamana kadar bisiklete binerdim. Sabahleyin kalkıp, Tarabya’ya kadar gider, gelirdim .”
— “ Yeni bir sağlık sorununuz mu var?”
—“ Evet, sol gözüm ç ift görüyor. Büyük ağrılar oldu, hâlâ da devam ediyor. Doktorlar, ‘Anjio
yapalım’ diyorlar. Biraz tehlikeli buldular. Şimdi bir
tomografi daha yapılacak. Sizin anlayacağınız, tek ne su almaya başladı.”
—“ Yurt dışında tedavi olmayı düşünmüyor mu sunuz?”
—“ Hayır, hiç düşünmüyorum. Ayrıca, pasaport vermiyorlar bana. Ulusu Hükümeti zamanında bir kongreye çağrılmıştım. İçişleri Bakanı Selahattin Çe- tin e r’e mektup yazdım. O zaman kızıma da verme diler. Hanımın pasaportu vardı, Ankara'da bir dos tumuz haber gönderdi. ‘Çıkmasın, havaalanından ge
ri çevirecekler’ dedi. Çok ilkel cemiyetlerde uygu
lanan, kolektif sorum luluk yöntemi olduğunu söy ledim. O günden beri de kurcalamadık, içişleri ba kanları değişti, öylece duruyor."
—“ Televizyonda tercih ettiğiniz programlar han gileri?”
—“ Haberleri izliyorum, haber çıkar diye, ama çık mıyor. Filan yerde açılış töreni, kurtuluşunun şu yı lı kutlandı gibi haberler... Dünyada nelerin olup b it tiğ i hiç yok... Son olarak bir de film seyrettim. “ So-
fle ’nln Seçimi” çok güzel film di... Klasik Müzik kon
serlerini izliyorum .”
— “ TRT’nin yayın politikasını nasıl buluyorsu nuz?”
Devamı 11. sayfada
fWiúww
(ERKESE
A teşli günler... işte Tip«Genel
Başkanı Mehmet Ali Aybar, İstanbul
Milletvekili olarak bir toplantıda kür
süde... Konuşmasında hep aynı konu
yu vurguluyor: "Türkiye, sosyalizm yo
ğurdunu kendine göre yemelidir. Mo
del ithal etmeyelim”
Taha Toros Arşivi