• Sonuç bulunamadı

Çocuktan anneye yaklaşımıyla uygulanan iletişim eğitiminin anne çocuk iletişimine etkisinin incelenmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Çocuktan anneye yaklaşımıyla uygulanan iletişim eğitiminin anne çocuk iletişimine etkisinin incelenmesi"

Copied!
140
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)
(3)

iii

ÇOCUKTAN ANNEYE YAKLAŞIMIYLA UYGULANAN İLETİŞİM EĞİTİMİNİN ANNE ÇOCUK İLETİŞİMİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİ

OSMAN BASİT

YÜKSEK LİSANS TEZİ

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ANABİLİM DALI

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

(4)

i

TELİF HAKKI VE TEZ FOTOKOPİ İZİN FORMU

Bu tezin tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek koşuluyla tezin teslim tarihinden itibaren

bir (1) yıl sonra tezden fotokopi çekilebilir.

YAZARIN

Adı : Osman

Soyadı : BASİT

Bölümü : İlköğretim Anabilim Dalı, Okul Öncesi Öğretmenliği Bilim Dalı

İmza :

Teslim tarihi : 02/02/2017

TEZİN

Türkçe Adı : Çocuktan Anneye Yaklaşımıyla Uygulanan İletişim Eğitiminin Anne Çocuk İletişimine Etkisinin İncelenmesi

İngilizce Adı : Investigation Of The Effect Of Communication Education Applied By The Child To Mother Approach On Mother-Child Communication

(5)

ii

ETİK İLKELERE UYGUNLUK BEYANI

Tez yazma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyduğumu, yararlandığım tüm kaynakları kaynak gösterme ilkelerine uygun olarak kaynakçada belirttiğimi ve bu bölümler dışındaki tüm ifadelerin şahsıma ait olduğunu beyan ederim.

Yazar Adı Soyadı: Osman BASİT İmza :

(6)

iii

JÜRİ ONAY SAYFASI

Osman BASİT tarafından hazırlanan “Çocuktan Anneye Yaklaşımıyla Uygulanan İletişim Eğitiminin Anne Çocuk İletişimine Etkisinin İncelenmesi” adlı tez çalışması aşağıdaki jüri tarafından oy birliği / oy çokluğu ile Gazi Üniversitesi İlköğretim Anabilim Dalı Okul Öncesi Öğretmenliği Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Danışman: Prof. Dr. Esra ÖMEROĞLU

(Temel Eğitim Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi) ………

Başkan: Doç. Dr. Gülümser GÜLTEKİN AKDUMAN

(Temel Eğitim Anabilim Dalı, Gazi Üniversitesi) ………

Üye: Yard. Doç Dr. Nalan ARABACI

(Temel Eğitim Anabilim Dalı, Ordu Üniversitesi) ………

Tez Savunma Tarihi: 02/02/2017

Bu tezin İlköğretim Anabilim Dalı, Okul Öncesi Öğretmenliği Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans tezi olması için şartları yerine getirdiğini onaylıyorum.

Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü

(7)

iv

Bu tez 24/07/1999 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuşan babam Osman BASİT’e ithaf olunur.

(8)

v

TEŞEKKÜR

Araştırmanın her aşamasında akademik rehberliğini ve desteğini esirgemeyen, görüş ve öneriyle beni cesaretlendiren, ilgisini ve zamanını esirgemeyen ve öğretmekten hiç vazgeçmeyen değerli hocam ve tez danışmanım Prof. Dr. Esra ÖMEROĞLU’na teşekkür ederim.

Tez süresi boyunca çok değerli bilgi ve önerilerinden yararlandığım, Doç. Dr. Fatma TEZEL ŞAHİN’e, Doç. Dr. Tülin GÜLER YILDIZ’a, Doç. Dr. İlkay ULUTAŞ’a, Doç. Dr. Saide ÖZBEY ve Yard. Doç. Dr. Nalan ARABACI’ya, bu aşamaya kadar gelmemde emeği geçen bütün öğretmenlerime, bana akademik bakış açısı kazandıran ve katkı sağlayan değerli üniversite hocalarıma, teşekkür ederim.

İletişim Eğitimi Programının uygulanmasında yardımlarını esirgemeyen Mamak Belediyesi çalışan ve yöneticilerine özellikle gezici anaokulu personeline ve çalışmada yer alan çocuklar ve annelerine teşekkürlerimi sunarım.

Hayatımın her döneminde hayır duasını aldığım ve beklediğim anneme, güzeller güzeli kardeşime ve bu uzun ve zorlu süreçte sonsuz sevgisini her an hissettiren, tüm stresime katlanan, beni cesaretlendiren ve fikir veren, sevgili EŞİME sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

(9)

vi

ÇOCUKTAN ANNEYE YAKLAŞIMIYLA UYGULANAN İLETİŞİM

EĞİTİMİNİN ANNE ÇOCUK İLETİŞİMİNE ETKİSİNİN

İNCELENMESİ

(YÜKSEK LİSANS TEZİ)

OSMAN BASİT

GAZİ ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

ŞUBAT, 2017

ÖZ

Bu araştırma, gezici anaokuluna devam eden çocukların annelerine çocuktan anneye yaklaşımı ile verilen iletişim eğitiminin anne çocuk iletişiminde etkisinin incelenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 eğitim öğretim yılında Ankara İli Mamak Belediyesi’ne bağlı gezici anaokuluna devam eden 80 çocuk ve annesi oluşturmuştur. Gezici anaokulunun hizmet verdiği beş mahalleden ikisi rastgele deney gurubu olarak belirlenmiş, geriye kalan üç mahalle ise kontrol grubu olarak seçilmiştir. Deney grubunda 33 çocuk ve annesi yer alırken, kontrol grubunda 47 çocuk ve annesi yer almaktadır. Bu araştırmanın verileri “Genel Bilgi Formu” ve Arabacı ve Ömeroğlu (2011), tarafından geliştirilen “Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı (ABÇİDA)” ile toplanmıştır. Araştırma süresince deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan Çocuktan Anneye Yaklaşımıyla Uygulanan İletişim Eğitim Programı sekiz hafta boyunca haftada iki gün uygulanmıştır. Çocuktan Anneye Yoluyla İletişim Eğitim Programının anne-çocuk iletişimini üzerindeki etkisinin incelemek için bağımsız

(10)

vii

grupla t-testi, bağımlı gruplar t-testi, ve kovaryans analizi (Ancova) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak 0,05 belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Çocuktan Anneye Yoluyla İletişim Eğitim Programının, anne-çocukları iletişime olumlu etki ettiği ve bu etkinin kalıcı olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda; okul öncesi eğitimi öğretmenlerine, ebeveynlere ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Gezici Anaokulu, Anne-Çocuk İletişimi, İletişim Becerileri Eğitimi, Çocuktan Anneye Eğitim.

Sayfa Adedi:140

(11)

viii

INVESTIGATION OF THE EFFECT OF COMMUNICATION

EDUCATION APPLIED BY THE CHILD TO MOTHER APPROACH

ON MOTHER-CHILD COMMUNICATION

(MASTER’S THESIS)

OSMAN BASIT

GAZI UNIVERSITY

INSTITUTE OF EDUCATIONAL SCIENCES

FEBRUARY, 2017

ABSTRACT

This research was carried out with the aim of examining the effect of communication education given by the approach of the child to the mother to the mothers of children who going on mobile kindergarten in mother-child communication. The working group of the research was formed by 80 children who are going to the mobile kindergarten and their mothers which was attached to the municipality of Ankara Mamak Municipality in the academic year 2015-2016. Two of the five neighborhoods served by the mobile kindergarten were determined as random experiment groups and the maining three neighborhoods were selected as controlgroups. While there are 33 children and their mothers in the experiment group, there are 47 children and their mothers in the controlgroup. The data of this study was collected by "General Information Form" and "Parent-Child Communication Evaluation Tool (ABÇİDA)" developed by Arabacı and

(12)

ix

Ömeroğlu (2011). The Communication Training program that was prepared by researcher, was applied to the experiment group twice in a week through eight weeks. Independent group t-test, dependent group t-test, and covariance analysis (Ancova) were used to investigate the effect of the Communication Program from the Child through the mother on the mother-child communication. The significance level was determined to be 0.05. As a result of the research, it has been determined that the Communication Training Program for the Child through the Mother has a positive effect on communication between mother and children and besides this effect is permanent. In line with theresults of there search; some advices were given to preschool education teachers, parents and researchers.

Key Words: Preschool Education, Mobile Kindergarten, Mother-Child Communication, Communication Skills Education, Child to Mother Education.

Page Number: 140

(13)

x

İÇİNDEKİLER

TELİF HAKKI VE TEZ FOTOKOPİ İZİN FORMU ... İ ETİK İLKELERE UYGUNLUK BEYANI ... İİ JÜRİ ONAY SAYFASI ... İİİ TEŞEKKÜR ... V ÖZ………Vİ ABSTRACT ...Vİİİ İÇİNDEKİLER ... X TABLOLAR LİSTESİ...Xİİİ BÖLÜM I. ... 1 GİRİŞ ………1 1.1. PROBLEM DURUMU... 1 1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI ... 4 1.3. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ... 6 1.4. SINIRLILIKLAR ... 8 1.5. SAYILTILAR ... 8 1.6. TANIMLAR... 8

1.6.1. Çocuktan Çocuğa Eğitim Yakla şımı: ... 8

1.6.2. Gezici Anaokulu:... 8 BÖLÜM II. ... 11 KAVRAMSAL ÇERÇEVE ... 11 2.1. İLETİŞİM ...11 2.2. İLETİŞİM ÖGELERİ ...13 2.2.1. Kaynak ...13 2.2.2. Hedef...13 2.2.3. Mesaj ...14 2.2.4. Kodlama-kod açma ...14 2.2.5. Geri Bildirim ...15 2.3. İLETİŞİM TÜRLERİ ...16 2.3.1. Sözlü İletişim ...16 2.3.2. Yazılı İletişim ...17 2.3.3. Sözsüz İletişim ...17 2.4. EMPATİ ...18

(14)

xi

2.6. AİLE EĞİTİMİ ...21

2.6.1. Aile Eğitiminde Farklı Modeller ...22

2.6.1.1. Ev Merkezli Aile Eği ti mi ... 22

2.6.1.2. Kurum Merkezli Aile Eği timi... 23

2.6.1.3. Okul Öncesi Eği timle Bütünleşti rilmiş Aile Eğiti mi ... 24

2.6.1.4. Ev Okulu ... 24

2.7. ÇOCUKTAN ÇOCUĞA EĞİTİM ...25

2.7.1. Çocuktan Çocuğa Eğitim Yakla şımının Aşamala rı ...27

2.8. MOBİL ANAOKULU ...28 BÖLÜM III. ... 33 İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ... 33 BÖLÜM IV. ... 41 YÖNTEM... 41 4.1.ARAŞTIRMANIN MODELİ ...41 4.2.ÇALIŞMA GRUBU...42

4.3.VERİ TOPLAMA ARAÇLARI...43

4.3.1. Genel Bilgi Formu ...43

4.3.2.Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı (ABÇİDA) ...43

4.4. VERİLERİN TOPLANMASI SÜRECİ ...45

4.5. İLETİŞİM EĞİTİM PROGRAMIN HAZIRLANMASI ...45

4.6. İLETİŞİM EĞİTİMİ PROGRAMIN UYGULANMASI ...47

4.6.1. Ön Uygulamanın Yapılması ...47

4.6.2. Çocuktan Anneye İletişim Eğitimi Progra mının Uygulanması ...48

4.6.3. Son Uygulamanın Yapılması ...50

4.6.4. Kalıcılık Uygulamasının Yapılması ...50

4.7. VERİLERİN ANALİZİ...51

BÖLÜM V... 53

BULGULAR VE YORUM ... 53

5.1.DENEY VE KONTROL GRUBUNDA YER ALAN ÇOCUKLAR,ANNE VE BABALARINA AİT DEMOGRAFİK BİLGİLERE İLİŞKİN BULGULAR ...53

5.2.VERİLERİN NORMALLİĞİ VE HOMOJENLİĞİNE İLİŞKİN BULGULAR ...58

5.3.İLETİŞİM EĞİTİMİ PROGRAMININ DENEY VE KONTROL GRUBUNDA YER ALAN ANNELERİN ETKİLİ İLETİŞİM BECERİ DÜZEYLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE İLİŞKİN BULGULAR...62

5.3.1. Deney ve Kontrol Grubunda Yer Alan Annelerin Ön Uygula ma Puanlarına İlişkin Bulgular...63

5.3.2. Deney ve Kontrol Grubunda Yer Alan Annelerin Son Uygulama Puanlarına İlişkin Bulgular ...67

5.3.3. Deney Grubunda Yer Alan Annelerin Ön Uygulama Son Uygulama Puanlarına İlişkin Bulgular ...72

5.3.4. Deney ve Kontrol Grubunda Yer Alan Çocukların Annelerinin Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygula ma Puanlarının ANCOVA Sonuçları ...77

5.3.5. Deney Grubunda Yer Alan Annelerin Son Uygulama Kalıcılık Uygulaması Puanlarına İlişkin Bulgular ...84

BÖLÜM VI. ... 91

SONUÇ VE ÖNERİLER ... 91

6.1.SONUÇLAR...91

6.1.1. Deney ve Kontrol Grubunda Yer Alan Çocuklar, Anne ve Babalarına Ait Demografik Bilgilere İlişkin Sonuçlar...92

6.1.2. Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı İle Elde Edilen Ön Test, Son Test ve Kalıcılık Testi Puanlarına İlişkin Sonuçla r ...92

6.2.ÖNERİLER ...98

6.2.1. Anne-Babalara Yönelik Öneriler...98

(15)

xii

6.2.3. Araştırma cılara Yönelik Öneriler...99

KAYNAKÇA ... 101

EKLER ... 113

EK.1MAMAK BELEDİYE BAŞKANLIĞI ARAŞTIRMA İZİN YAZISI ... 114

EK.2ETKİLİ İLETİŞİM EĞİTİM PROGRAMI KAZANIM VE GÖSTERGELERİ UZMAN GÖRÜŞÜ FORMU ... 115

EK.3KAZINIM VE GÖSTERGELER TABLOSU... 118

(16)

xiii

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1. Ön Test-Son Test Ve Kontrol Gruplu Deneysel Araştırma Deseninin Görünüm .. 42

Tablo 2. Deney ve Kontrol Grubuna Alınan Çocukların Annelerinin Mahallelere Göre Dağılımı ... 42

Tablo 3. Deney Ve Kontrol Grubundaki Çocukların Cinsiyetlerine Göre Dağılımı ... 54

Tablo 4. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Kardeş Sayılarına Göre Dağılımı ... 54

Tablo 5. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Doğum Sıralarına Göre Dağılımı ... 55

Tablo 6. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Daha Önceki Yıllarda Gezici Anaokulunda Eğitim Alma Durumlarına Göre Dağılımı... 55

Tablo 7. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Annelerinin Öğrenim Düzeylerine Göre Dağılımı ... 56

Tablo 8. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Annelerinin Yaşlarına Göre Dağılımı ... 56

Tablo 9. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Babalarının Öğrenim Düzeylerine Göre Dağılımı ... 57

Tablo 10. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların Babalarının Yaşlarına Göre Dağılımı ... 57

Tablo 11. Deney ve Kontrol Gruplarındaki Annelerin Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracından (ABÇİDA)Elde Edilen Ön Uygulama Puanlarına Ait Kolmogorov-Smirnov Z Normallik Testi Sonuçları ... 58

Tablo 12. Deney ve Kontrol Gruplarındaki Annelerin Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracından (ABÇİDA)Elde Edilen Son Uygulama Puanlarına Ait Kolmogorov-Smirnov Z Normallik Testi Sonuçları ... 59

Tablo 13. Deney Grubundaki Annelerin Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracından (ABÇİDA)Elde Edilen Kalıcılık Uygulaması Puanlarına Ait Kolmogorov-Smirnov Z Normallik Testi Sonuçları ... 60

Tablo 14. Deney ve Kontrol Gruplarındaki Annelerin Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracından (ABÇİDA)Elde Edilen Ön uygulama Puanlarına Ait Homojenlik Testi Sonuçları ... 61

Tablo 15. Kullanılan Ölçeğe İlişkin Elde Edilen Son Uygulama Puanlarına Ait Homojenlik Test Sonuçları ... 61

Tablo 16. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Konuşma Ön Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample) T-Testi Sonuçları ... 63 Tablo 17. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Dinleme Ön Uygulama Puanları

(17)

xiv

Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample) T-Testi Sonuçları ... 64 Tablo 18. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Mesaj Ön Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları ... 64 Tablo 19. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Sözsüz İletişim Ön Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları... 65 Tablo 20. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Empati Ön Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları ... 65 Tablo 21. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Genel Toplam Ön Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları .... 66 Tablo 22. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Konuşma Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample) T-Testi Sonuçları ... 67 Tablo 23. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Dinleme Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları ... 68 Tablo 24. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Mesaj Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları ... 68 Tablo 25. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Sözsüz İletişim Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları... 69 Tablo 26. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Alt Boyutlarından Empati Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları ... 70 Tablo 27. Deney ve Kontrol Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracının Genel Toplam Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Bağımsız Örneklem (Independent-Sample)T-Testi Sonuçları .... 70 Tablo 28. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Konuşma Alt Boyutu Ön Uygulama-Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 72 Tablo 29.Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Dinleme Alt Boyutu Ön Uygulama-Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 73 Tablo 30. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Mesaj Alt Boyutu Ön Uygulama-Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 74

(18)

xv

Tablo 31. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Sözsüz İletişim Alt Boyutu Ön Uygulama-Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 74 Tablo 32. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Empati Alt Boyutu Ön Uygulama-Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 75 Tablo 33. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Genel Toplam Ön Uygulama-Son Uygulama Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 75 Tablo 34. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Konuşma Alt Boyutu Düzeltilmiş Puan Ortalamaları ... 78 Tablo 35. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Konuşma Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygulama Puanlarının ANCOVA Sonuçları ... 78 Tablo 36. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Dinleme Alt Boyutu Düzeltilmiş Puan Ortalamaları ... 79 Tablo 37. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Dinleme Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygulama Puanlarının ANCOVA Sonuçları ... 79 Tablo 38. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Mesaj Alt Boyutu Düzeltilmiş Puan Ortalamaları... 79 Tablo 39. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Mesaj Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygulama Puanlarının ANCOVA Sonuçları ... 80 Tablo 40. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Sözsüz İletişim Alt Boyutu Düzeltilmiş Puan Ortalamaları ... 80 Tablo 41. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Sözsüz İletişim Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygulama Puanlarının ANCOVA Sonuçları ... 81 Tablo 42. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Empati Alt Boyutu Düzeltilmiş Puan Ortalamaları ... 81 Tablo 43. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin Empati Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygulama Puanlarının ANCOVA Sonuçları82 Tablo 44. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin ABÇİDA Genel Toplamı Düzeltilmiş Puan Ortalamaları ... 82 Tablo 45. Deney ve Kontrol Gruplarında Yer Alan Çocukların Annelerinin Genel Toplamı Ön Uygulama Puanlarına Göre Düzeltilmiş Son Uygulama Puanlarının ANCOVA Sonuçları ... 83 Tablo 46. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı Konuşma Alt Boyutu Son Uygulama ve Kalıcılık Uygulaması Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 85 Tablo 47. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı Dinleme Alt Boyutu Son Uygulama ve Kalıcılık Uygulaması Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 85 Tablo 48. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı Mesaj Alt Boyutu Son Uygulama ve Kalıcılık Uygulaması Puanları

(19)

xvi

Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 86 Tablo 49. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı Sözsüz İletişim Alt Boyutu Son Uygulama ve Kalıcılık Uygulamasıi Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 87 Tablo 50. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı Empati Alt Boyutu Son Uygulama ve Kalıcılık Uygulaması Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 87 Tablo 51. Deney Grubunda Bulunan Çocukların Annelerinin Anne-Baba Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı Genel Toplam Son Uygulama ve Kalıcılık Uygulaması Puanları Arasındaki Anlamlı Farklılığa İlişkin Paired-Sample (Eşleştirilmiş Örneklem) T-Testi Sonuçları ... 88

(20)

1

BÖLÜM I

GİRİŞ

1.1. Problem Durumu

Kişiler arasında olumlu iletişim becerilerinin gelişimi yaşamın ilk yıllarından itibaren aile içi ilişkiler yoluyla gelişmektedir. Bebeklik döneminde çıkartılan anlamsız sesler yerini taklitlere; daha sonraki süreçte de sözcüklere ve cümlelere bırakmaktadır. Erken çocukluk yıllarında iletişim becerilerinin geliştirilmesi ve desteklenmesinde ailenin önemli bir yeri vardır. Çocukların doğuştan getirdikleri doğal meraklarının, araştırma ve öğrenme isteklerinin ebeveynleri tarafından desteklenmesi iletişim becerilerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkı sağlamaktadır. Çocukların sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirmelerinde; özellikle anneleriyle kurdukları iletişimin önemli bir yeri vardır.

Anne ile çocuk arasındaki iletişim doğumla birlikte başlar. Bebeklik döneminde bu iletişim daha çok beden dili kullanılarak sözel olmayan iletişim şeklinde sürdürülürken konuşmanın öğrenilmesiyle birlikte sesler ve sözcükler kullanılarak sürdürülür (Arabacı, 2011).Anne çocuk arasındaki ilişkinin sağlıklı olabilmesi, doğumdan sonraki günlerde gelişen anne ile çocuğun bağlanmasına bağlıdır. İlk günlerde anne ile çocuğun birlikte zaman geçirmesi, annenin çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılaması güvenli bağlanma için önemlidir.

Doğumla birlikte başlayan temel eğitim, eğitim kurumlarında verilen eğitimle pekişerek devam eder (Güler Yıldız, 2014). Ebeveynlerin, çocuk yetiştirmeye ilişkin bilgi, beceri ve davranışlara yeterince sahip olmamaları ve araştırma bulgularının yetersiz koşullarda yetiştirilen çocukların gelişimlerinin akranlarına göre daha geri olduğunu ortaya koyması, anne-baba eğitiminin gereğini ve önemini artırmaktadır (Çağdaş ve Seçer, 2004). Aile eğitimi çocuğun eğitiminde ailenin alması gereken sorumluluğun bilincine varmasını ve bu

(21)

2

bilincin arttırılmasını, çocuğun gelişiminin desteklenmesini, çocuğun gelişimine sağlanan bu desteğin uzun vadeli ve kalıcı olmasını sağlar. Anne-baba eğitiminin temel amacı, anne ve babaların özgüvenini güçlendirerek, çocuklarının fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi için anne-babalık becerilerini geliştirecek şekilde anne-babalara rehberlik etmektir.

Türkiye’de anne-baba eğitimleri, eğitimi veren kurum ve kuruluşların özelliklerine göre değişmektedir. Anne-baba eğitimleri birçok farklı model kullanılarak yürütülmektedir. Bu eğitimler halk eğitim merkezlerinde, aile sağlığı merkezlerinde, aile yaşam merkezlerinde ve okullarda kurum merkezli olarak verildiği gibi ev merkezli veya uzaktan eğitim yoluyla da verilmektedir. Erken dönemde verilen aile eğitimleri özellikle alt sosyo ekonomik seviyedeki ailelerin çocuklarının gelişimleri için önem taşımaktadır.

Kurum merkezli eğitimler; toplantılar, seminerler, bireysel ve grup görüşmeleri şeklinde yapılmakta, sadece çocukları kuruma devam eden ebeveynlerin yararlanabilecekleri bir model olarak uygulanmaktadır. Aile eğitiminin tek tip bir model benimsenerek verilmesi yerine, çeşitli ihtiyaçlara sahip ebeveynlere ulaşacak şekilde alternatif modeller kullanılarak verilmesi gerekmektedir. Bu modellerden birisi de çocuktan çocuğa eğitim modelinin alt boyutu olan “Çocuktan Ebeveyne Eğitimi” dir. Çocuktan çocuğa eğitim yaklaşımı Çocuktan Çocuğa, Çocuktan Aileye, Çocuktan Topluma olmak üzere üç alt boyutta uygulanır.

Çocuktan Çocuğa Eğitim Yaklaşımı daha çok az gelişmiş ülkelerde okullaşma oranının düşük olduğu bölgelerde uygulanmaktadır. Çocuktan Çocuğa Eğitim yoluyla kısa sürede eğitim alamayan çocuklara ulaşılmaktadır. Çocuktan çocuğa eğitim yaklaşımı ile çocukların birbirleriyle etkileşime girerek, bilgi ve becerilerinin artırılması, kendi yeterliliklerini edinmeleri, akranları ya da yakın çevreleri ile ilişkilerinin geliştirilmesi sağlanır. Çocuklar, çocuktan çocuğa programı aracılığı ile edindikleri bilgi ve deneyimleri aileleri ile paylaşır. Böylece çocuklar aileleri üzerinde olumlu bir değişime yol açacak bir etki oluşturur (Fazlıoğlu, 2012; Gibbs, Gillon ve Mathers, 2002).

Okullaşma oranın düşük olduğu yerleşim yerlerinde kullanılan yöntemlerden biri gezici anaokullarıdır. Gezici anaokulu maddi olanakları yetersiz ailelerin yaşadığı bölgelerde 36-66 aylar arasında bulunan çocuklara ve ailelerine ulaşarak okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve okul öncesi eğitim kurumuna devam edemeyen bu çocukların gelişimlerini desteklemek ve aileleri, çocukların eğitimi konusunda bilinçlendirmek

(22)

3

amacıyla kurumsal okul öncesi eğitim modeline alternatif bir modeldir. Gezici anaokulu ile okullaşma oranının artırılmasının yanı sıra ebeveynlerin eğitimlerine yönelik çalışmaların sürdürülmesi çocuklara daha çok fırsat sunar.

Gezici anaokulu, genellikle maddi imkansızlıklar sebebiyle okul öncesi eğitim hizmetlerinden yararlanamayan çocukların evlerine en yakın noktada hizmet vermektedir. Fiziki olarak dar bir alanda çocukların gelişimleri etkili etkinlikler yoluyla desteklenmektedir. Gezici anaokuluna devam eden çocukların ailelerine yönelik aile eğitimleri, fiziki alt yapının yetersiz olmasından dolayı kurum merkezli olarak yapılmasını zorlaştırmaktadır. Gezici anaokullarında fiziki ortamın uygun olmaması sebebiyle aile (veli) toplantıları, eğitim toplantıları ve seminerler; haber mektupları, bilgilendirme notları ve geliş-gidişlerdeki görüşmelerle sınırlı kalmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2013 verilerine göre 25 yaş ve üzeri kadınların %9,4’ünün okuma yazma bilmediği, %9,2’sinin herhangi bir eğitim kurumundan mezun olmadığı ve %37,7’sinin ise ilkokul mezunu olduğu görülmektedir. Okuma yazma bilmeyen, ilkokul terk ve ilkokul mezunu kadınların oranı %56,3 gibi yüksek bir orandadır (TÜİK, 2013). Annenin eğitimli, kendine güvenen ve iletişim becerilerinin gelişmiş olmasının çocuğunun gelişimine olumlu katkıları olacaktır (Çağdaş, Arı ve Şen, 1998). Okul öncesinde anne ve çocuk iletişimi konusunda yapılan çalışmalara bakıldığında; anne çocuk arasındaki iletişimin çeşitli değişkenler açısından incelendiği çalışmalara rastlanmaktadır (Arabacı ve Ömeroğlu, 2013; Bozdağ, 2006; Öksüzoğulları, 2013; Tarkoçin ve Tuzcuoğlu, 2014). Ayrıca birçok çalışmada anne ile çocuk arasındaki iletişimin kalitesini arttırmaya yönelik çeşitli eğitim programları uygulanmış ve verilen eğitimin anne çocuk iletişimine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ergin’in (2003) yaptığı çalışmada deney grubundaki çocuklara iletişim becerileri ile ilgili eğitim programı uygulanmıştır. Araştırma sonucunda deney grubunun iletişim beceri düzeyleri eğitim verilmeyen gruba göre anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur (Ergin, 2003). Öğretir ve Demiriz (2009); anne ev ziyareti eğitim programının empatik eğilimlere etkisini inceledikleri çalışmada, deney grubundaki annelerin empati düzeyinde anlamlı bir artış saptamışlardır (Öğretir ve Demiriz, 2009). Yalçın (2013) ise; anne çocuk iletişim eğitiminin, annelerin çocuklarına karşı davranışlarına etkisini incelemiştir. Araştırma sonucunda anne çocuk iletişim eğitimi alan annelerin davranışlarının olumlu yönde değiştiği saptanmıştır (Yalçın, 2013). Araştırmalarda anne çocuk iletişiminin, eğitim

(23)

4

yoluyla geliştirilebildiği ortaya konulmaktadır. Dolayısıyla anne çocuk arasındaki iletişim becerilerinin desteklenmesi ve geliştirilmesi için eğitime ihtiyaç olduğu görülmektedir. Annelere uygulanan eğitim programlarının anneler ve çocuklarına çeşitli alanlarda katkı sağladığını gösteren çalışmaların yanı sıra, gezici anaokulu uygulamalarıyla da olumlu çıktıların elde edildiği çalışmalar bulunmaktadır. Gezgin (2009)’in çalışmasında gezici anaokulu projesinin çocuklar üzerine olumlu etkilerinin olduğu, okul öncesi eğitim almış olan çocuklarda sınıf içi etkinlik düzeyleri, okul başarısı ve kişisel-sosyal becerilerin daha yüksek olduğu saptanmıştır (Gezgin, 2009). Haktanır, Akgün, Karaman ve Duman’ın (2012) gezici anaokulunda eğitim gören çocuklarla yaptıkları çalışmada, eğitim etkinliklerinden yararlanan çocukların tüm gelişim alanlarında ilerleme olduğu ortaya konulmuştur (Haktanır, Akgün, Karaman ve Duman, 2012). Gezici anaokulunda yapılan mevcut çalışmalar, verilen eğitimlerin çocukların gelişim alanları üzerine etkisinin incelenmesi ile sınırlı olup, anne çocuk iletişimi konusunda çalışmaya rastlanılmamıştır. Gezici anaokulu modeli gibi, alternatif yaklaşımlardan biri olan çocuktan çocuğa ile yapılan çalışmalar ise daha çok beslenme, sağlık ve çevre eğitimi konularını kapsamaktadır. Ataman’ın (2009) çalışmasında çocuktan çocuğa uygulamasının çocukların beslenme alışkanlıklarını olumlu etkilediği gösterilmiştir (Ataman, 2009). Özyürek vd. (2016) nin çalışmasında çocuktan çocuğa yaklaşımı ile yürütülen diş sağlığı eğitiminin etkisi incelenmiştir. Sonuçta bu yaklaşımla çocukların aktif olarak hem kendi öğrenmelerine katkı sağladığı, hem de öğrendiklerini diğer çocuklara ve ailelere aktarmasını sağladığı belirtilmiştir (Özyürek vd, 2016).

Anne-çocuk arasındaki iletişim ile ilgili kurum merkezli olarak yapılan çeşitli eğitimler bulunmakla birlikte gezici anaokulundaki çocuklar ve annelerinin iletişim becerilerine yönelik çalışmalara literatürde rastlanılmamıştır. Gezici anaokulundaki çocukların annelerine yönelik olarak anne çocuk iletişim eğitimlerinin verilmemesi bir problem durumu olarak görülmektedir.

1.2. Araştırmanın Amacı

Ailelerin, çocuklar ile doğrudan ve en fazla iletişim kurdukları düşünüldüğünde iletişim becerileri konusunda bilgi sahibi olmaları, özellikle çocukları ile yaşamın ilk yıllarında sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olacaktır. Günümüzde birçok ebeveyn çocuk

(24)

5

gelişimi ve eğitimi hakkında bilgi almak istemektedir. Bu bilgilerin başında çocuklarıyla nasıl iletişim kuracakları, çatışma durumlarını nasıl çözecekleri gibi iletişim ile ilgili konular gelmektedir.

Ailelerin bu gibi konularda eğitilmesi birçok ülkede farklı modeller kullanılarak yapılmaktadır. Bu modellerin belirlenmesinde, ailelerin sosyal ve kültürel yapısı, eğitim verilen çevrenin ekonomik ve fiziksel altyapı koşulları, ülkenin gelişmişlik düzeyi ve aile eğitimine ayıracağı kaynak miktarı gibi birçok değişken göz önünde bulundurulmaktadır. Kullanılacak modelin, kısa sürede etkili olabilmesi, olabildiğince çok kişiye ulaşabilmesi ve ekonomik olması tercih edilmektedir. Aile istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde teknolojinin de yararlanıldığı alternatif yöntemler kullanılarak daha çok anneye ve çocuğa ulaşılmaya çalışılmaktadır. Ancak Türkiye’de aile eğitimleri yaygın olarak kurum merkezli olarak verilmektedir. Kurum merkezli olarak verilen eğitimlerin tüm annelere ve çocuklara ulaşma imkanı olmadığından toplum merkezli eğitim modellerinin yaygınlaştırılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Toplum merkezli eğitim modelleri toplumun bütün kesimlerine eğitim hizmetini götürmeyi, eğitimden yararlanamayan insan sayısını en aza indirmeyi hedeflemektedir. Tüm bireylerin çeşitli sebepler ile kurum merkezli eğitime devam edemeyeceği düşünüldüğünde alternatif eğitim modelleri ile eğitimin yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Alternatif eğitim modellerinden biri olan gezici anaokulu okullaşma oranının arttırılması ve okul öncesi eğitim imkanı olmayan çocukların eğitimleri için uygulanmaktadır. Gezici anaokullarının bir diğer önemli işlevi okul öncesi eğitim hakkında farkındalık oluşturmak ve ebeveynlerin okul öncesi eğitim hakkında bilinçlenmesini sağlamaktır. Okul öncesi eğitimin temel amacı çocukların tüm gelişim alanlarında desteklenmesi ve ilköğretime hazırlanmasıdır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için ailenin okul öncesi eğitimin içerisine alınması gereklidir. Çocukların sadece eğitim kurumlarında eğitilmesi değil; aile eğitimleri sayesinde ev ortamlarının da zenginleştirilmesi ve gelişimsel olarak desteklenmesi önemlidir. Anne-babalık konusunda yeterince bilgi ve tecrübeye sahip olmayan ebeveynler için büyük bir öneme sahip olan aile eğitimlerinin etkili olması için alternatif modeller önerilmektedir. Gezici anaokulu için etkili bir aile eğitimi planlanması düşünüldüğünde, gezici anaokulunun fiziki şartları ve ebeveynlerin sosyo-ekonomik durumları açısından çocuktan çocuğa eğitim yaklaşımının yanı sıra diğer toplum merkezli eğitim modelleri de uygulanabilir.

(25)

6

Okul öncesi eğitimin toplumun tüm kesimlerine ulaşması için alternatif olarak kullanılan bir diğer yöntem olan çocuktan çocuğa eğitim modeli, okullaşma oranının düşük olduğu az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uzun yıllardan beri uygulanmaktadır. Bu modelle okula devam eden az sayıdaki öğrenciye eğitim verip, bu öğrencilerin okula devam edemeyen akranlarını ve yakın çevresini bilgilendirmesi ve bilinçlendirmesi amaçlanmıştır. Çocuktan çocuğa eğitim yaklaşımının çocuktan anneye eğitim alt boyutu sayesinde anneler için gerekli çeşitli bilgilerin çocuklar aracılığıyla aktarılması planlanmıştır. Zaman ve mekan sıkıntısı olmaksızın ebeveynlere ulaştırılan bu bilgilerin aynı zamanda çocukların ebeveynleriyle iletişim kurmalarına vesile olması düşünülmüştür. Bu sayede annenin çocuğuyla nasıl konuşması, nasıl empati kurması ve çocuğunu nasıl dinlemesi gerektiği gibi iletişim becerilerinin yanı sıra çocuğuyla konuşurken göz teması kurmanın ve etkin dinlemenin önemini kavraması hedeflenmiştir. Çocuktan anneye verilecek olan bu eğitimlerde amaç; anne ile çocuğun verimli zaman geçirmeleridir. Anneyle çocuğun sağlıklı iletişim kurmalarını desteklemek ve iletişim engellerini ortadan kaldırmak istenmektedir.

Yukarıda açıklanan hususlardan hareketle bu araştırma, gezici anaokuluna devam eden çocukların annelerine çocuktan anneye yaklaşımı ile verilen iletişim eğitiminin, anne çocuk iletişimine etkisinin incelenmesi amacı ile planlanmıştır.

Bu genel amaç doğrultusunda aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır:

1. Gezici anaokuluna devam eden çocukların annelerine çocuktan anneye eğitim yaklaşımı ile uygulanan iletişim eğitimi, anne çocuk iletişimini etkilemekte midir?

2. Gezici anaokuluna devam eden çocukların annelerine çocuktan anneye eğitim yaklaşımı ile uygulanan iletişim eğitiminin anne çocuk iletişimine etkisi kalıcı mıdır?

1.3. Araştırmanın Önemi

İletişim insan hayatındaki en önemli olgulardan birisidir. Çünkü kişiler arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve güçlü olabilmesi iletişim becerisi ile doğrudan ilişkilidir (Erözkan, 2013). İletişim kurma ihtiyacı yaşamın her anında gerekli olan, insanın sosyalleşebilmesi, topluma kaynaşması, öğretim sürecinden daha etkin faydalanabilmesi için çok önemlidir (Durukan ve Maden, 2010). Bebeklik döneminde aile içi ilişkiler sayesinde gelişen iletişim

(26)

7

becerileri, sosyal çevrenin zamanla genişlemesiyle kişinin çevresinde bulunduğu kişiler ile bilgi, duygu ve düşünce alışverişi yapılabilmesini sağlar.

Etkili iletişim aile içi ilişkilerin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Aile içinde böyle bir öğrenme ortamının oluşması aile içi iletişime de katkı sağlayacaktır. Anne ve babaların çocuklarıyla kurdukları iletişimin kalitesi okul öncesi eğitim kurumları aracılığıyla geliştirilebilir. Kurum merkezli okul öncesi eğitim hizmetleri ebeveynlere aile içi iletişim, çocuk ile iletişim, etkili iletişim gibi konularda konferans veya seminer gibi bilgilendirme toplantıları düzenleyebilirler. Ebeveynlere yönelik olan eğitimlerin sadece kurum merkezli olarak yapılması, bu tür eğitimlere ihtiyacı olan fakat çocukları okul öncesi eğitim kurumlarından faydalanamayan ailelere ulaşamaması sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Özellikle dezavantajlı bölgelerde yaşayan ve okul öncesi eğitimden faydalanma şansı olmayan çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri için planlanan eğitimler daha önemli bir işleve sahiptir. Çeşitli sebeplerle okul öncesi eğitime devam edemeyen çocukların gelişimlerinin desteklenmesi için, bu çocukların ailelerine alternatif eğitim programları ile çeşitli eğitimler verilmektedir.

Erken çocukluk eğitiminde alternatif bir model olan gezici anaokulu uygulaması sosyo ekonomik seviyenin düşük olduğu gecekondu mahallelerinde ya da kırsal bölgelerde hizmet vermektedir. Gezici anaokullarının amacı, sadece okula gelen çocukların gelişimlerinin desteklenmesi değil, aynı zamanda çocukların ev ortamlarının da iyileştirilmesi, okul dışındaki gelişimlerinin de desteklenmesi ve evdeki zamanının büyük çoğunluğunu birlikte geçirdiği annelerinin de eğitilmesidir.

Alternatif eğitim programlarından bir diğeri de çocuktan çocuğa eğitim yaklaşımıdır. Çocuktan çocuğa eğitimin alt boyutlarından birisi olan çocuktan aileye eğitim sayesinde ailelerin eğitimleri gerçekleştirilebilir. Özellikle ebeveyn çocuk iletişimi konusunda verilecek olan eğitimler çocuklar aracılığıyla yürütülebilir. Çocuktan ebeveyne yapılan eğitimler sayesinde ebeveyn çocuk arasındaki iletişimin kalitesi artacaktır.

Bu çalışmada, gezici anaokuluna devam eden çocukların annelerine çocuktan anneye eğitim yoluyla verilen iletişim eğitiminin, anne ve çocuk arasındaki iletişimi geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda çocukların annelerine iletişim becerilerini kazandırmak için, çocuktan anneye eğitim modeli kullanılarak, dezavantajlı bölgelerde yaşayan annelerin çocuklarının eğitimlerine katılması önemli görülmektedir. Bu

(27)

8

araştırmanın bir başka önemli yönü de iki farklı alternatif model olan gezici anaokulu ve çocuktan anneye modelinin birleştirilerek uygulanmasıdır.

1.4. Sınırlılıklar

Araştırmanın sınırlılıkları aşağıdaki gibidir:

1. Araştırma, çocuktan çocuğa eğitim yaklaşımının çocuktan anneye boyutu ile sınırlıdır. 2. Araştırma, 2015–2016 Eğitim-Öğretim yılında Ankara İli Mamak İlçesi Mamak

Belediyesine bağlı gezici anaokuluna devam eden 48-60 ay çocuklar ve anneleriyle sınırlıdır.

3. Hazırlanan program iletişim eğitimi ile sınırlıdır.

1.5. Sayıltılar

Araştırmanın sayıltıları aşağıdaki gibidir:

1. Araştırmada, çalışma grubunu oluşturacak tüm annelerin Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracına (ABÇİDA) verdikleri cevapların gerçeği yansıtacağı,

2. Araştırma amaçlarına uygun verilerin toplanmasında kullanılacak veri toplama araçlarının çalışma grubu için geçerli ve güvenilir olacağı;

varsayılmaktadır.

1.6. Tanımlar

1.6.1. Çocuktan Çocuğa Eğitim Yaklaşımı:

Çocukların öğrenme sürecine etkin olarak katıldıkları, öğrendikleri bilgileri geçek yaşama uyguladıkları bir öğretim yaklaşımıdır (Gültekin, Deveci ve Gürdoğan Bayır, 2009).

1.6.2. Gezici Anaokulu:

Okul öncesi eğitimden yararlanamayan kırsal kesimdeki nüfusu az ve dağınık yerleşim birimleri ile ekonomik durumları yetersiz ailelerin bulunduğu bölgelerde yaşayan 48-72

(28)

9

aylık çocukların eğitimlerinin desteklenmesi amacıyla otobüs içinde hazırlanmış eğitim ortamlarıdır.

(29)
(30)

11

BÖLÜM II

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

2.1. İletişim

İletişim en basit anlamıyla bir bireyden diğerine bilgi aktarım sürecidir. Bilgi, duygu ve düşüncelerin bireyler arasında paylaşılması, iletilmesi, yayınlanması ve değiştirilmesi yoluyla etkileşim kurulmasıdır (Dunhill, 2009). İletişim bir ya da daha fazla insanın, bir bağlam içerisinde ortaya çıkan ve birtakım etkilere sahip olan, aynı zamanda geri bildirim için imkan sağlayan, mesajları alma ve gönderme eylemidir (DeVito, 1992). Bir başka tanıma göre iletişim bilgi alış-verişi ve anlamın iletilmesidir (Katz ve Kahn, 1977). Planalp (1999)’a göre ise, iletişimi kuran ve mesajı alan kişinin duygularını şekillendiren bir süreç olarak tanımlanmaktadır. İletişim, duygu ve düşüncelerin, alınan, gönderilen ve anlaşılan sözlü veya sözsüz mesajlarla ifade edildiği, bilinçli veya bilinçsiz, kasıtlı veya kasıtsız bir süreçtir (Berko, Wolvin ve Wolvin, 2004). Dökmen (2000) iletişimi, bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma süreci olarak tanımlamaktadır (Dökmen, 2000). Mutlu (1988), iletişime ilişkin tanımların 200’e yakın olduğunu belirtmekte ve çok farklı zamanlarda yapılmış iletişim tanımlarını aktarmaktadır: Brelson ve Steiner’a göre iletişim; bilginin, fikirlerin, duyguların ve becerilerin simgeler kullanılarak iletilmesidir. Barnlud’a göre iletişim; anlam arama çabasıdır. Gerbner iletişimi; mesajlar aracılığıyla gerçekleştirilen toplumsal etkileşim; Rogers ve Kincaid; katılanların bilgi yaratıp karşılıklı bir anlamaya ulaşma amacıyla bu bilgiyi birbirleriyle paylaştıkları bir süreç olarak tanımlamaktadır (Mutlu, 1988). İletişim, bireylerin duygu, düşünce, tutum, algı ve davranışlarını çeşitli yol ve yöntemlerle başkalarına aktarma ve paylaşma sürecidir (Özgüven, 2001). Yılmaz ve Tutar’a (2005) göre iletişim, kaynakla hedef arasındaki mesaj alışverişidir (Yılmaz ve Tutar, 2005). İletişimle ilgili farklı kullanım ve bakış açılarına göre farklı tanımlamalar yapılsa da bu kavramın süreç, etki, düşünce, haber, duygu, ifade, anlam, mesafe, gibi

(31)

12

birçok kavramı içeren çok boyutlu bir süreci kapsadığı görülmektedir (Yüksel, 2014). İletişimin amacı, istenen etkiyi oluşturmak için geri bildirim elde etmektir (O’Rourke, 2009). Bu süreçte bireylerin tutum, beklenti ve duyguları değişebildiği için iletişim dinamik bir özelliğe sahiptir. Aynı zamanda düşünceler ve ifadeler aracılığıyla bilgi sürekli işlenmektedir. Bu nedenle iletişim süreklidir. İletişimin bir diğer özelliği ise geri dönüşümsüz olmasıdır. Bir mesaj gönderildiği zaman artık geri alınamaz. Örneğin konuşurken yapılan bir dil sürçmesi veya anlamlı bir bakış ile verilen mesaj artık silinemez. İletişim insan yaşamının bir parçası olması nedeniyle bağlamsal, diğer bireyler ile olan eylem ve tepki döngüsü nedeniyle de interaktif olarak devam eden bir süreçtir (DeVito, 1992; Berko vd., 2004; Miller, 2005; O’Rourke, 2009). Yaşamın kaçınılmaz ve önemli bir boyutunu oluşturan iletişim, insan etkinliklerinin tamamlayıcısı konumundadır (Çağdaş, 2012). Dolayısıyla iletişimin iki kişinin birbirinin farkına vardığı andan itibaren başladığı ve kişilerin yüz ifadesi, beden duruşu, ses, bakış gibi yaptığı veya yapmadığı her şeyle ilişkili olduğu belirtilmektedir (Köksal Akyol ve Oğuz, 2015; Cüceloğlu, 2016). Bireylerin iletileri kendi kişisel özellikleri, eğilimleri, tutumları, deneyimleri, değer yargıları, içinde bulundukları duygusal durum gibi içsel öğeler doğrultusunda algılamaları nedeniyle, mesaja farklı anlamlar yüklenebilmektedir. Bireylerin algılarının birbirinden farklı olması ise iletişim engellerini ortaya çıkarmaktadır (Yüksel, 2014; DeFleur, Kearney, Plax ve DeFleur, 2005; Stanton, 2004; O’Rourke, 2009). İçsel öğelerin yanı sıra iletişimin gerçekleştiği ortamda gürültü gibi dışsal öğelerin bulunması da bu süreci etkileyebilmektedir (Yüksel, 2014).

İletişim sürecinde bilgi alış verişinin ‘’karşılıklı’’ olarak yapılması önemlidir. Çünkü iletişim sadece tek taraflı bir aktarma olmayıp aktarılanlardan geri dönüt almayı da içeren iki yönlü bir işleyişe sahiptir. İletişim sürecinde etkiye tepki bulmak esastır. Aksi takdirde iletişim tam anlamıyla gerçekleşmiş sayılmamaktadır. Bir tarafın aktif oluşu karşısında diğer taraf pasif ise iletişim sürecinden değil, bilgi aktarımından söz edilebilir. Ayrıca bu sürecin ortaya çıkması için mesajın taraflar arasında gidip gelmesi gerekmektedir. Mesajın gidip gelmesindeki farklılıklar ise iletişim türlerini ortaya koymaktadır (Dunhill, 2009; Aziz, 2010; Yüksel, 2014).

İletişim bireysel ve toplumsal açıdan da büyük önem taşımaktadır. Bireysel veya toplumsal bir sorunun çözümü için düşünce alışverişinde bulunmak yani iletişime geçmek, böylece yaşamı daha anlamlı hale getirmek gerekmektedir. Bir toplumda, bireylerin konuşma ve

(32)

13

tartışma becerisine sahip olmaması, herhangi bir sorunla karşılaşıldığında sorunun insani bir şekilde çözüme kavuşturulamamasını, hatta sorunların daha da büyüyerek çatışmaya dönüşmesini tetikleyebilmektedir. Bu tür olumsuzluklarla karşılaşmamak için bireylerin, diğer kişilerin fikirlerine hoşgörüyle yaklaşması ve sorunların konuşularak çözümlenmeye çalışılması gerekmektedir (Işık ve Biber, 2010).

2.2. İletişim Ögeleri

İletişim ögeleri arasında kaynak, hedef, mesaj, kodlama-kod açma ve geri bildirim yer almaktadır.

2.2.1. Kaynak

İnsanlar bilgi, fikir ve hislerini paylaşmak istediklerinde iletişim kurarlar. Kurulan iletişim her zaman bir kişinin aklından geçen fikirleri ilettiği diğer kişilerin de dinlediği gibi bir süreç olmayabilir. İletişim sürecindeki temel öğelerden en önemli ikisi bilgiyi aktaran ve bilgiyi alandır. Kaynak mesajı gönderen yani iletişimi başlatan, hedef ise gönderilen mesajı alan kişi konumundadır (De Castro, 2009). İletişim süreçlerinin birçoğunda insanlar hem mesajı gönderen (kaynak) hem de alan kişi (hedef) olabilir. Kaynak aynı zamanda mesajın verilme zamanını ve iletişim kanalını belirleyen taraftır (Aziz, 2010). İletişimin etkili olabilmesi için, mesajın içeriğinin, alıcı tarafından gönderenin anlatmak istediği şekilde algılanması gerekmektedir (Dunhill, 2009). Kaynağın, sahip olduğu duygu, düşünce ve bilgi-beceri veya sorunu hedef ile paylaşabilmesi için onu karşı tarafın anlayabileceği ses, söz, yazı, hareket, jest mimik gibi sembollerle yapılmış bir mesaj haline getirmesi gerekir (Beebe, Beebe, Ivy ve Watson, 2005; Çağdaş, 2012).

2.2.2. Hedef

Hedef ya da alıcı, mesajın gönderildiği birim olup, iletişim sürecinin diğer ucunda yer almaktadır. İletişim sürecinin tamamlanabilmesi için, alıcının gönderilen mesajın içerdiği kodları çözümlemesi gerekmektedir. Alıcı ya da hedef olmadan iletişimden söz etmek olanaksızdır. Çünkü kaynağın gönderdiği mesajın hedefte tutum ve davranış değişikliği yapması gibi bir amacı bulunmaktadır. Hedef, kaynağın gönderdiği iletilere tepki veren

(33)

14

(aktif) olabileceği gibi tepkisini belli etmeden salt mesajı alan (pasif) biri de olabilmektedir. Bir ileti hedefe yönelik olduğu ölçüde etkinlik kazanmaktadır. Bu nedenle iletilerin alıcının özelliklerini göz önünde bulunduracak şekilde oluşturulması gerekmektedir. İletişimin gerçekleşmesi için hedefin, gelen mesajı kaynağın zihnindeki anlama yakın olarak algılaması önemlidir. Bu nedenle kaynağın iletişim becerileri gibi hedefin de dinleme, okuma ve düşünme yeteneği, tutumları, kültürel yapısı ve becerileri iletişimi etkileyen faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca iletişimin etkililiğini artırmak için kaynağın alıcının birden çok duyusuna hitap etmesi gerekmektedir (Redmond ve Mifflin, 2000; Berko, Wolvin ve Wolvin, 2004; Özkan, 2009; Aziz, 2010; Goodwin ve Sommervold, 2012; Çağdaş, 2012).

2.2.3. Mesaj

Mesaj, bir bilgi, anlam, duygu ve düşüncenin kodlanarak sözlü, sözsüz ya da yazılı bir anlatımla alıcı kişiye semboller aracılığıyla ulaştırılmasıdır. Bir başka deyişle mesaj, gönderilen içeriğin, gönderen tarafından amaçlanan anlamıdır (DeVito, 1992; De Castro, 2009; Çağdaş, 2012; Yılmaz, 2005). Bir mesaj, yalın bir ileti içerebileceği gibi çok sayıda ve karmaşık yapıda iletiler de içerebilmektedir (Aziz, 2010). Mesaj bir takım sembollerle kodlanmakta ve bu kodların karşılığı alıcı tarafından bilinmektedir (Özkan, 2009).

2.2.4. Kodlama-kod açma

Mesajın işaret haline dönüştürülmesinde kullanılan simgeler ve bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallara kod adı verilir. İnsanlara anlamlı gelebilen bir biçimde yapılanabilen herhangi semboller grubu kod olarak tanımlanabilmektedir. Bu bakımdan sözlü mesajların iletilmesinde kullanılan diller birer koddur. Aynı zamanda iletişim sırasında kullanılan el ve kol hareketleri, yüz ifadeleri, konuşma tarzı, ses tonu, kelimeler arasındaki sessizlik gibi unsurlar da kodlardır. Kodların mesaj formuna çevrilmesine yani bilginin, düşüncenin veya duygunun iletime uygun, hazır bir mesaj haline getirilmesine de kodlama denir (Berko, Wolvin ve Wolvin, 2004; Çağdaş, 2012; Dalkılıç, 2004;Yüksel, 2014; Beebe vd, 2005; Yılmaz, 2005).

Kaynaktan gelen mesaj içeriğinin alınması, çözümlenmesi ve anlamlı bir şekilde algılanmasına ise kod açma denir. Anlamsız işaret, ses ya da görüntüler kod açma yolu ile

(34)

15

anlam kazanmaktadır. Kodlama gönderici birim, kod açma ise alıcı birim tarafından gerçekleştirilir. İletişimin yapıldığı yer, zaman ve yaş gibi faktörler kodu oluşturmada olduğu gibi kodu açmada da etkilidir. İletişimin başarısı, mesajın kod açımının göndericinin kodladığı şekilde yapılmasına bağlıdır. Ayrıca alıcı ile kaynağın deneyim ve yaşantılarının kesişmesi, dolayısıyla ortak dil kullanması kod açımının gerçekleştirilebilmesini sağlamaktadır. Başka bir ifade ile gelen mesajın doğru bir şekilde algılanabilmesi için, mesajın gönderildiği semboller hedefin yaşantısında daha önceden bildiği ve kullandığı semboller olmalıdır. Ayıca mesaj kaynaktan çıktıktan sonra onu değiştirme veya düzeltme imkanı olmadığından mesaj hedefin anlayabileceği şekilde kodlanmış olmalıdır. Kaynağın iletişim becerisi, tutumları, deneyimi, bilgi düzeyi ile çevresel, toplumsal, kültürel ve ekonomik ögeler kaynaktan çıkan iletilerin uygun şekilde kodlanıp hedefe gönderilmesinde önemli bir yer tutmaktadır (Çağdaş, 2012; Dalkılıç, 2004; Beebe vd., 2005; De Castro, 2009; Yılmaz, 2005; Yüksel, 2014).

2.2.5. Geri Bildirim

İletişim sürecinde, alıcının mesaja verdiği yanıt geri bildirim olarak adlandırılmaktadır. Geri bildirim, alıcının mesajı nasıl algıladığını, nasıl yorumladığını ve iletişimin sürüp sürmeyeceğini belirlemektedir. Karşılıklı iletişimin ortaya çıkması için zorunludur, çünkü tek yönlü iletişimde geri bildirim yoktur. Geri bildirim, sözel, sözel olmayan mesajlarla veya her ikisiyle birlikte verilebilmekte olup, iletişimin devam etmesi için gerekli bir unsurdur. Örneğin, baş sallama, gülümseme, omzuna dokunma gibi sözel olmayan ifadeler veya “katılıyorum” gibi sözel bir ifade kullanma iletişimin sürdürülmesini teşvik etmektedir. En hızlı ve doğru geri bildirim yüz yüze iletişimde gerçekleşmektedir. Yüz yüze iletişimde geri bildirim verildiği anda kaynak alıcı, alıcı da kaynak durumuna geçmekte ve iletişim sürdükçe bu durum dönüşümlü olarak devam etmektedir. (Hargie, 2006; Berko vd., 2004; Çağdaş, 2012; Dalkılıç, 2004; Beebe vd, 2005; De Castro, 2009; Yılmaz, 2005; Işık ve Biber, 2008). Geri bildirim, olumlu ya da olumsuz, hemen ya da gecikmiş, eleştirel ya da destekleyici ve ileri bildirim şeklinde gerçekleşebilmektedir. Geri bildirimin niteliği ile kaynak kendisini kontrol etme imkanı bulmaktadır. Olumlu geri bildirim kaynağın amaçladığı etkiye ulaştığını, olumsuz geri bildirim ise amaçlanan etkiye ulaşılamadığını ortaya koymaktadır. Olumsuz geri bildirim alınması durumunda kaynak, yeni iletileri bu tepkiye göre yeniden düzenlemektedir. Kaynak iletiyi gönderdikten sonra

(35)

16

hemen geri bildirim alıyorsa gecikmesiz geri bildirimden söz edilebilmekte, bu türden bir geri bildirim ise sadece yüz yüze gerçekleşen iletişimde söz konusu olabilmektedir. Gecikmeli geri bildirim ise kaynağın iletilere hemen cevap alamadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır (Aziz, 2010; DeVito, 1992; Yüksel, 2012).

2.3. İletişim Türleri

İletişim türlerini sözlü, yazılı ve sözsüz iletişim olarak üç başlıkta toplamak mümkündür.

2.3.1. Sözlü İletişim

Sözlü iletişim konuşma ve yazma dilidir. Sözlü iletişim kullanılan dil ve kelimeler ile ne söylendiğine işaret etmekte ve dil ve dil ötesi olarak iki kısma ayrılmaktadır. Dil ile insanlar ürettikleri bilgileri birbirine iletmektedir. Dil ötesi iletişim ise sesin niteliği ile alakalıdır. Sesin tonu, hızı, şiddeti, vurguları ve duraklamaları gibi unsurlar dil ötesi iletişim kapsamına girmektedir. Sözlü iletişim, daha çok kelimelerle ilgili olup, iletişimin sesli/işitsel kullanımını kapsar. Sözlü iletişim, örtük anlamdan ziyade açık anlam taşır (Hargie, 2011; Macit, 2010).

Konuşma insanlar arası iletişimi sağlayan bir işaretler sistemidir. Konuşma söz, ses, jest, resim gibi aşamalardan geçmiş ve bugün bunların hepsini birden kullanan bir bütünlüğe ulaşmıştır. Neredeyse bütün sözlü mesajlar konuşma sırasında üretilir ve konuşurken sınırsız sayıda kelime üretilebilir. Ancak bu kelimelerin diğerleri tarafından anlaşılır olması için dilin kuralları dahilinde sıralanması gerekmektedir. Ayrıca, konuşmanın netliği anlaşılırlık açısından en önemli bileşendir. (DeVito, 1992; Berko vd, 2004; Yüksel, 2008). Sözlü iletişimin diğer iletişim türlerine göre birçok avantajı vardır. Öncelikle sözlü iletişim kişisel temas sağlamaktadır. İnsanlar yüz yüze iken birbirlerine karşı yaklaşımlarını, ses tonlamaları ve ifadelerini gözlemleyebilmelerini sağlamakta, iletilen mesajın daha iyi algılanmasını kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda sözlü iletişim hızlıdır ve anında sonuca gidilebilir (Sillars, 1995). Yani kişiler arası mesaj alış verişi herhangi bir zaman aşımına uğramadan o anda gerçekleşmektedir.

(36)

17 2.3.2. Yazılı İletişim

Yazılı iletişim, birtakım semboller içeren dokümanların göndericiden alıcıya taşınmasını içerir (Linell, 2005). Notlar, mektuplar, faks ve elektronik postalar, raporlar, bültenler ve diğer yazılar aracılığıyla iletilen kelime ve sembolleri kapsar. Sözlü iletişime göre daha güvenilir bir araç olan yazı ile iletişim kanıtlanabilir ve somuttur. Yazılı iletişimde gönderilecek mesaj yeniden gözden geçirebilir, kontrol edilebilir, mesaj üzerinde daha çok düşünmeye olanak tanır (Çakmak ve Aktan, 2016; Öztekin, 2016). Yazılı iletişimin en çok başvurulan yönü resmi yazı, broşür, sözleşme, iş mektubu, dilekçe, kitaplar, dergiler, afişler gibi unsurlardır (Polat, 2009:101).

2.3.3. Sözsüz İletişim

Sözsüz iletişim, insanların konuşma dışındaki araçlarla gerçekleştirdiği iletişim biçimidir. İletişimde mesajın içeriği çoğunlukla sözlü iletişimden ziyade sözsüz iletişim ile aktarılır. Sözsüz iletişim, jest, mimik, göz teması, duruş gibi beden dili unsurlarıyla gerçekleştirilir. Sözsüz iletişim hissedilen duyguları vücut hareketleriyle pekiştirmek, sözlü mesajları düzenlemek, vurgulamak, tamamlamak ve anlamını güçlendirmek için kullanılabildiği gibi doğrudan sözlü mesajların yerini de alabilir. Örneğin sözel olarak “ hadi gidelim” demek yerine sadece bir el hareketi veya baş hareketi de aynı anlama gelebilir. Sözsüz iletişim, bazı durumlarda duygu ve düşüncelerin kelimelerle anlatılmasından daha fazla anlam ifade edebilir. Bazen de sözlü mesajlarla çelişen mesajlar içerebilir (DeVito, 1992; Knapp, Hall ve Horgan, 2014; Berko vd, 2004; O’Rourke, 2009; Hybel ve Weaver, 2004; Hargie, 2011; Çiftçi, 2015).

Sözsüz iletişimde verilen mesajlar genellikle bilinçsizdir. Sözsüz iletişim yoluyla bireylerin nasıl hissettiği hakkında bir değerlendirme yapılabilir. Duyguları belirtmede dolaysız ve etkilidir. Ayrıca sözsüz iletişimde bireyler, yetiştikleri toplumun kültürel özelliklerinden etkilenir (Hybel ve Weaver, 2004; Berko vd, 2004). Farklı kültürlerde değişik anlamlar ifade etmekle birlikte özellikle yüz ifadeleri ve göz teması çok önemli ve belirgin mesajlar verir. Mutluluk, kızgınlık, korku gibi yüz ifadeleri ile gözleri hızlıca açıp kapatmak, kaşları aşağı veya yukarı hareket ettirmek gibi ifadeler anlamlı bir mesaj içerir. Ayrıca konuşmayla ilgili ya da konuşulandan bağımsız olan jestler ve duruşta, duygu ve düşüncelerin ifade edilmesinde, karşı tarafın konuşulana ne kadar dahil olduğunun belirlenmesinde önemli ip uçları verir. Dokunma da iletişimde belirli mesajlar

(37)

18

verilmesinde etkili olan bir sözsüz iletişim unsurudur. Sözsüz iletişimin diğer unsurları arasında okşama, vurma, sarılma, yumruk ve öpücük de sayılabilir. Örneğin, sosyal hayat ve iş hayatında insanları karşılamada el sıkışma, bir doktorun hastasını muayene etmek için dokunması farklı mesajlar verir. Samimiyet, anlayış, ilgi göstergesi olarak, bireyleri rahatlatmak, güven vermek için kullanılabileceği gibi, uygunsuz ve dikkatsizce kullanılırsa rahatsız edici ve güven kırıcı olabilir. Bu nedenle sözsüz iletişim ögeleri iletişimde özenle kullanılması gereken bir unsurdur (Knapp vd., 2014; DeVito, 1992; Çiftçi, 2015; Berko vd, 2014).

2.4. Empati

Empati, kendini başkasının yerine koyabilmek ve onun duygu ve düşüncelerini anlayabilmek, bir olaya kendi perspektifinin dışında başka bir perspektiften bakabilmek şeklinde tanımlanabilir (Dökmen, 2000; Tayfun 2009). İnsan ilişkilerinde çok önemli bir yer tutan empati, çocukluk yıllarından başlayarak gelişmeye başlar. Çocuklarda empatinin ilk olarak ne zaman başladığı konusunda net bir bilgi bulunmamaktadır. Bebekler dünyaya geldikten bir süre sonra diğer insanların duygularına, yüz ifadelerine tepki vermeye başlamaktadır. Bu nedenle çocukların empati ile ilgili biyolojik bir eğilimle doğmuş olabilecekleri görüşü oldukça yaygındır (Poole, Miller, ve Church, 2005). Ancak bu tür tepkilerin empatik tepkiler olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Çocuklarda empati konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Freud ve Piaget’e göre okul öncesi dönemde çocuklar egosantriktir ve empatik tepki verebilmek için yeterli bilişsel gelişim henüz sağlanmamıştır (Freud ve Piaget’ten aktaran Ersoy ve Köşker, 2016). Piaget’e göre okul öncesi dönem çocuğu benmerkezci düşünce yapısına sahip olduğundan başkasının düşündüklerini düşünemezler. Yedi yaşındaki bir çocuk okul öncesi dönemdeki bir çocuğa göre başka insanların düşündüklerini ve duygularını anlamada daha başarılıdır (Gander ve Gardiner, 2010).

Empati, çocukların diğer bireylerle daha rahat iletişimde bulunmasını ve ilişkilerinin daha sıcak olmasını sağlar. Empati kurulabilmesi için anne-babanın empatik anlayışını çocuğa iletmesi önemlidir. Empatinin çocuğa hissettirilebilmesi için birtakım empatik tepkiler verilmelidir. Jestler, mimikler ve sözel mesajlar kullanılarak empati çocuğa aktarılabilir (OBADER, 2013).

(38)

19

İletişim becerileri insan hayatında önemli bir yere sahiptir. İletişim becerilerinin gelişim sürecinde aile içi ilişkilerin katkısı göz ardı edilemez. Özellikle anne ile kurulan ilişki ve iletişim, çocuğun çevresiyle sağlıklı iletişim kurması, sosyalleşmesi ve olumlu iletişim becerileri geliştirmesine destek sağlar.

2.5. Anne Çocuk İletişimi

Çocuğun doğumdan sonra ilk etkileşimde bulunduğu ve kendisine en yakın olan kişi annesidir (Çağdaş ve Seçer, 2004). Çocuğun anneye ihtiyaçlarını bildirmesi yaşamın ilk yıllarında ağlama yoluyla gerçekleşir. Birçok mesaj taşıyan ağlama ile anne çocuğun ihtiyaçlarına cevap verir (Bigner, 2006). Anne - çocuk ilişkisi, doğumdan sonra bebeğin açlık, temizlik, uyku ve korunma gibi fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması ile başlayıp, çocuğun yaşamı boyunca sağlıklı bir kişilik geliştirmesiyle devam eden bir etkileşimdir. Bebeğin emzirilmesi sırasında anne ile olan tensel temas ve onun kokusunun hissedilmesi, aynı zamanda duygusal açıdan da beslenmesini sağlar. Fiziksel temas kurmaya ek olarak göz kontağı kurma ve annenin seslenmesiyle de anne çocuk iletişimi pekiştirilir. Bebeğin annesine güvenli bağlanmasında beslenme zamanlarının yanı sıra banyo ve alt değiştirme zamanları da önemli bir yere sahiptir. Bebeğin yaşı ilerledikçe anne bebek ilişkisinin boyutu da farklılaşacaktır. Annenin bebeği kucağına alması, onunla basit oyunlar oynamaya başlaması, çıkardığı sesleri tekrar etmesi, yeni kelimeler çıkarması için onu cesaretlendirmesi gibi birçok davranış, annenin çocuğuyla olan ilişkisini kuvvetlendirmektedir. Sağlıklı bir anne çocuk ilişkisi doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğin anneye güvenli bağlanması ve sonrasında da kopmasına bağlıdır. Ebeveyn- çocuk ilişkisinin kalitesi, çocuğun gelecek yıllardaki psikolojik sağlığının belirleyicilerindendir (Turner vd., 2001).

Anneyle olan iletişim şekli, bebeğin sosyal ve duygusal gelişimin etkilemesinin yanında, zihinsel ve algısal gelişimini de etkiler (Çağdaş, 2012; Davaslıgil, vd. 2006; Gander ve Gardiner, 2010; Hargie, 2011). Anne-babaya karşı güven duygusu geliştiremeyen çocukların, sonraki yaşlarda arkadaşlık kurmakta ve arkadaşlarıyla beraber oynamakta zorluk çektiği belirtilmektedir (Cüceloğlu, 2007). Güvenli bağlanan çocukların anneden ayrıldıklarında tepki göstermelerine rağmen anne döndüğünde kolay yatıştıkları belirtilmiştir. Bu annelerin çocuklarının gereksinimlerine daha duyarlı oldukları, çocuklarına sevgi ve duygularını açıkça belirttikleri ve bağımsız oyunlarına daha fazla

Şekil

Tablo  3’de  deney  ve  kontrol  gruplarındaki  çocukların  cinsiyet  dağılımları  incelendiğinde  kız  çocuklar  deney  grubunun  %57,6’sını,  kontrol  grubunun  %66’sını  oluşturmaktadır
Tablo  5’te  yer  alan  deney  ve  kontrol  grubundaki  yer  alan  çocukların  doğum  sıralarına  göre  dağılımı  incelendiğinde  deney  grubunda  yer  alan  çocukların,  %42,4’ünün  birinci  çocuk,  %36,4’ünün  ikinci  çocuk  oldukları  görülmektedir
Tablo  7’de  deney  ve  kontrol  grubunda  yer  alan  çocukların  annelerinin  öğrenim  düzeylerine  ilişkin  bulgular  yer  almaktadır
Tablo  9’da  deney  ve  kontrol  grubundaki  çocukların  babaların  öğrenim  durumlarına  göre  dağılımı  verilmiştir
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

1) Digital Business has become a trend during the Covid-19 pandemic, especially with the IoT concept, where everything can be done automatically (online) via video conferencing. 2)

Aile içi şiddet aile üyelerinden birinin diğerini duygusal, fiziksel ve cinsel istismara maruz bırakması, sosyal olarak dışlaması ve maddi yoksun bırakması gibi davranışları

• Sağlık Bakanlığı, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü. Kavramsal Açıdan Sağlık. Anne Çocuk Sağlığı. Yüksek Ateş Şikayeti İle Hastaneye

Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - Current Approaches in Psychiatry.. Yukarıda belli başlı kuramlar çerçevesinde açıklamaya çalıştığımız okulöncesi çocukluk dönemi

Çeviri ve uyarlamalar yoluyla Batı uygarlığının halk geleneğinden de beslenmiş klasik tiyatro yapıtlarının Ahmet Vefik tarafından seçilmiş ve Molière

Ancak Çocuğun anneden sonra en çok iletişim kurduğu birey olan baba ile kurulan iletişim de aynı şekilde anne ile kurulan iletişim gibi çocuğun gelişimi açısından

Sonuç olarak bu anlamda belirtilmesi gereken en önemli hususlardan biri, kamu kurumları için bu kadar önemli olan bireysel performans değerlendirme sisteminin

Sistemlerin maksimum verimi ve minimum ürün maliyeti için sistemi oluşturan elemanların maksimum verimleri civarında elde edilebileceklerinden (bazı özel durumlar