rr^-rço io)
12 Tü r k i y e Tu r i n g ve o t o m o b i l k u r u m u
G alaia Kulesinin
Tombul endamiyle Galata’mn Haliç’e, Mar mara’ya ve Boğaz’a hâkim bir tepesine asalet vermeye çalışan kule; eğer karşısındaki şiirleşen sülün endamlı minareler, Bayazıd Kulesi olma saydı tek ve eşsiz olarak tetkik edilebilirdi. Ben, «İstanbul’un yedi tepesini süsleyen nârin mina reler karşısındaki hantal Galata kulesini; öküzle boy ölçüşmek için şişmeye çalışan kurbağaya benzetirim» diyen tarihçiyi hiç haklı bulmam. Kule bize yalnız bir kaç devrin mimarisini kıyas lama imkânını bile vermiş olsa fevkalâde saygı beslenmesi lâzım gelen kıymetli bir tarih yâdi- gârıdır. Kule, bütün tarihi boyunca BizanslIlar, Cenevizler ve Türkler zamanında büyük rol sa hibi olmuştur. Kulenin kurulduğu tarih hakkın da yerli ve yabancı tarihçiler derin ihtilâflara, tezadlara düşmüşlerdir. Kulenin Türklere geç tikten sonraki tarihi hakkında da şarklı ve garp lı bilginler sayısız ve koı kunç hatalar işlemiştir. Bu hataları işliyenleri, eserleriyle beraber
adlan-Galta kulesi La tour de Galata â İstanbul
Meraklı Hikâyesi
dırarak bir yazının dar çerçevesine sokmaya imkân yoktur. Biz yeni ve orijinal vesikalara dayanarak kulenin kısa bir tarihçesini vereceğiz.
Galata BizanslIların zamanında on üçüncü daire olarak İstanbul’a bağlı idi. Tarihler Bi zanslIların şimdiki kulenin yerinde bir kuleleri bulunduğu hakkında bize hiç bir bilgi vermezler, ilk Galata kulesinin Bizans İmparatoru altmcı Yani Kantakuzen zamanında Anastas Dikaros tarafından yaptırılıp 1444 yıhnda Cenevizler tarafından yükseltildiği hakkındaki rivayet, gü venilir garp kaynaklarmda yer almıştır, iddia ya göre kulenin inşasma 1348 yılında BizanslI larla Cenevizlerin arası açıldığı zaman Ceneviz ler tarafından başlanmış, 1349 da tamamlan mıştır. Tamamlanma tarihi de bir mermer ki- tâbe üzerinde görülmüştür.
1423 yüında yapılan bir resimden öğrendi ğimize göre kulenin külâhı sivri idi. Üstünde bir haç bulunuyordu. Adı da «Isa kulesi» imiş. Bu kule bir çok tâdil, tağyir ve yükseltilip alçaltıl- malarla Türkler tarafından fethedilinceye kadar ayakta kalmıştır. Fetihden sonra bir hâkimiyet alâmeti olarak Galata surlarının bir kısmı ile beraber kulenin üstünden on arşınlık bir kısmı nın yıkıldığı hakkındaki rivayet gibi kulenin tâ temelinden Yıldırım Bayazıd tarafından yapü- dığı hakkındaki haberi muassır kaynaklar te’yid etmezler'. Fatih askerî bakımdan mühim olan bu kuleyi yıktırmamıştır. Türklerin bu kuleye ve Galata surlarına ehemmiyet verdikleri ikinci Bayazıd’ın 915 yılındaki bir zelzelede harap olan Galata surlarını mimar Murad oğlu Hayreddin’e tamir ettirmesiyle sâbittir.
Galata kulesinin temelden Türk eseri olduğu hakkındaki söylentiler, ağız haberi olmaktan çıkıp kitaplarda yer almasaydı üzerinde durma ya bile değmezdi. Bazı tarihçiler Nesrî’nin ve Âşık Paşa oğlunun, Yıldırım Bayazıd’m «Boğaz kesen üstünde bir hisar yaptı» ğı hakkındaki ifa delerini yanlış anlamışlar. Halbuki bunlar bu hi sarla Yenicehisar, Güzelcehisar da denilen Ana dolu hisarını kasdediyorlardı. Galatada bir «Bo ğazkesen» mevkiinin bulunması ve Muhyi Çe lebinin «Tarihi âh Osman»da «Sultan Bayazıd andan göçüp Konstantiniye’ye geldi, üzerine düştü, hem Galata’dan yukarı bir yüksek yer vardır. Anda havale yaptırdı» şeklindeki müb- hem beyanı sonraki tarihçileri korkunç hatalara düşürmüştür. Bu hatayı işhyenlerin başında
ARALIK 1951
13
Şemedanî Zade gelir. «Müriy-yüt-tevarih» in de der ki: «Galata Ceneviz tâbir olunur Frenk zaptında idi. Yıldırım Hamn bina ettiği kebir Galata kulesi Eb-ül-Feth hazretlerine İstanbul muhasarasında zahmeti kesire vermekle, eğer elime geçerse yerle beraber ederim deyu ah detmiştir. Edirne kapusu arziyle beraber olunca hedm ettikde el’an olan kamette kaldı».
Evliya Çelebi, Fâtihin tâmir ve termim et tirdiği Galata kulesinin 118 yapıcı arşım yük sekliğinde olduğunu, üstünün kurşunla örtülü bulunduğunu, Keşiş dağından göründüğünü, dürbün ile bakılırsa Bursa imaretlerinin bile görünebileceğinin rivayet edildiğini yaz dıktan sonra «İçi on tabaka halinde zindan dır ki şimdilerde Ali Osmanın gemi alâtma mah zen olmuştur... Hakir bu kuleye bir kaç kerean- da havaya kâğıt uçuran, eline ip bağlayıp çıkan canbazı seyretmek vesilesiyle çıktım da İstan bul’u adam akıllı seyrettim» der.
Fetihden sonra Galata kulesinin yıktınldığı haberi garp kaynaklanna da geçmiştir. Sakızlı Sansovino de Chio papa beşinci Nikolaya yazdığı mektuplarda fetihden sonra kulenin yı- küdığını söylemiştir. Bu rivayet «İstanbul Lâtin- liği» adlı esere de geçmiştir. Cenevizler zama nında kulenin bir aralık mezarlık gibi kullanıldı ğı, içine harp malzemesi konduğu da kitaplarda yer alan rivayetlerdendir.
Yuvarlak bir plân üzerine yapılan ve bugün 56 metre yüksekliğinde bulunan kuleyi Türkler bir çok tâdil, tâmir ve tevsi ile bugüne kadar ya şatmışlar ve ömrünü uzatmışlardır. Kule eski devir kale burçlarında olduğu gibi tahtalarla katlandınldığı ve üstü de ahşap ile örtüldüğü için yangınlarda bütün katlar gibi külahı da ya nar yalnız taş kısmı, içi yenmiş an kovanı gibi kalırdı. Muntazam kesme taşla yapılan kulenin yer yer eklendiği dikkatli bir bakışla anlaşılabi lir. Kule Dördüncü Murad zamanında 10 kat halinde idi. 156 yıl evvel yapılan resimlerden ve Melling’in 1809 tarihli bir tablosundan öğrendi ğimize göre kule sivri bir külahla sona eriyordu ve dört tarafında çıkıntılı köşkler ve sıra halin de pencereler vardı. Kulenin üçüncü Murad za manında H. 990 tarihinde rasadhane yapılmak üzere tâmir edildiği anlaşılmaktadır. 1208 yılı zilhiccesinin 28 inci Cumartesi gecesi saat dört buçukta kule kapusu dışındaki fırın talaşından çıkan bir ateş, kulenin saçağım sarmış ve içini de yakmıştı. Üçüncü Selim 1209 yılında kulenin katlarını ve külahını yeniledi. Kapusunun üstü
ne konan şair Âyininin 10 mısrahk tarih kitabe si şu beyitle sona eriyordu:
Dedi tecdidine menkutla ayni tarih:
Yenilendi Galata kulesi pek oldu güzel 1209. Galatasaray üe beraber tâmir edilen kule tekrar yanmıştı, ikinci Sultan Mahmud 1248 yı lında tekrar yeniledi. Bu, şair Pertev’in kule ka pusu üzerine kazılan 16 mısrahk tarih kitabesin de açıkça gösterilmiştir. Tarih beyti şudur:
Seza Pertev zeyn olsa sengi tarihi Bu kule pek metin oldu, pek âlâ yaptı
Mahmud Han = 1248 Kule H. 1292 de bir daha tâmir edilmiş ve bugünkü şekli almıştır.
Bugünkü kule on iki kat halindedir. Kule ça naklığına tam 195 basamakla çıkılır. Yukarı kat ta bir zamanlar kullanılan saat düdüğü ve alü minyumdan yangın küresi vardır.
Galata kulesinin Türk spor tarihindeki yeri kadar havacılık tarihimizdeki şöhreti de pek mühimdir. Sportmen dedelerimiz kulenin direği ne atılan bir iple aşağıya indikleri gibi yerden buraya kadar da tırmanırlardı. Dördüncü Mu rad zamanında kollarına geçirdiği kartal kanad- lariyle sekiz, dokuz kere Ok meydanmda uçuş tecrübesi yapan Hezarfen Ahmed Çelebi bir gün Galata kulesinin üstünden uçarak Üsküdarda Doğancılar meydanma inmişti. Galata kulesine muhtelif zamanlarda verilen vazifeleri bir kom prime halinde şöyle verebiliriz:
1 — Türkler burasını fetihden sonra bir gö zetleme kulesi olarak kullandılar. İstanbul payi taht oldukdan sonra burası bir nöbet kulesi ha line getirildi. Her gün beş vakit burada çahcı mehterler tarafından Osmarüı nöbeti (Yani marşı) çalınırdı. Buradaki memurlara kule sofu ları denirdi.
2 — Kanunî devrinde burası zindan haline konmuştu. Burada ve tersane zindanlarında 31 bin esir hapsedilirdi.
3 — Başbakanlık arşivinde bulduğumuz ve sikalardan öğrendiğimize göre burası bir aralık çalıcı mehterlerin koğuşu haline getirilmişti. Ga lata genişledikten sonra buraya konan arslan derisi kösle yangınlar ihbar edilirdi.
4 — Dördüncü Murad zamanında kule Türk donanmasına ait malzeme anban haline getirildi.
5 — Birinci cihan savaşından sonra buraya deniz nakil vasıtalarına işaret veren bir askeri müfreze yerleştirildi.
Kulenin bugünkü vazifesi yangınları haber
vermektir. İbrahim Hakkı KONYALI
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi