• Sonuç bulunamadı

İstanbul camileri:Sultanahmed Camii

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İstanbul camileri:Sultanahmed Camii"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

2 î <

İstanbul camileri

J r ¡■of ¡»h • sİ -n Cif

Sultanahmed Camii

Yazan: Halûk Y. Şehsuvaroğlu

1 ra .■r ■ »V „ t •C »i ât -i fal -f ■*> *1 • t ts Sî «•E tor. -ı (C »* .V 9: (ti­ le .a-*1 •*ı ■•¿i ar -t* J! ,S

On dört yaşında tahta çıkan I. Ahmed ömrünü büyük bir din vec­ di ile geçirmiş bir hükümdardır. Yazlık kasırlarına mescidler, ca­ miler yaptırtmış, dinî günlerde ba­

şına Peygamberin ayağı şeklinde

bir tuğ takarak halka görünmüş, putlara, tasvirlere husumet besle­ mişti.

En büyük arzusu Ayasofyayı ge­ ride bırakacak bir cami itşa ettir­ mekti. Sarayın ileri gelenleri, dev­ let erkânı uzun zaman bu camiin

yerini düşünmüşler ve padişaha

(her mahalli arz) etmişlerdi. Fakat I. Ahmed her birinde bir mahzur

görüyor ve teklifler (makbul-ü

hümayunu) olamıyordu.

Gösterilen yerler arasında Rüs-

tempaşa sarayı da vardı. Sultan

Ahmed burayı beğenmiş, yerin

yüksekliğini, saraya yakınlığını,

havadar oluşunu tercih sebebleri

arasında saymıştı. Fakat etrafın

büyük bir mahalle olması istimlâk­ ler yapılmasını icab ettiriyordu, is­ timlâk edilip yıkılacak binalar ara­ sında ise tekkeler ve vakıf binalar da vardı. Padişah bunu mahzurlu görmüş ve o yerden de sarfınazar etmişti.

Nihayet I. Ahmedin aklına ca­ miin bugünkü yeri geldi. Burada 0 yıllarda Ayşe sultanın uhdesin­ de bulunan eski Sokullu Mehmed Paşa sarayı vardı. Yer denize hâ­ kimdi, saraya yakmdı ve şehrin (bigayet mamur bir semti) idi.

Sultan Ahmed bu düşüncelerle bu yerde karar kılmış, Ayşe Sul­ tana (otuz yük dinar halis ayar) altın gönderilmiş ve saray padişah tarafından temlik olunmuştu.

Bundan sonra bu mahalde bir cami inşasının şer’an caiz olup ol- mıyacağı da şeyhülislâm efendiden sordurulmuştu. Şeyhülislâm efendi (Bu mahalde bir camii şerif bina­ sına mâni bir sebeb-i şer’î ve bir m/ıbed-i lâtif ihyasına dâfi bir

emr-i mer’î yoktur. Bu mahallin

etrafında saraylar ve at meydanı vaki olup mahalleleri olmamasının cemaatte kıllet ve adem cihetine illet olur) cevabını vermişti. Şey­ hülislamın bu mutaleası semtin gü­ zelliği, saraylarla muhit oluşu ve ileride de (bazı mahallelerin peyda olacağı) düşüncelerile önlenmişti.

Yeni yapılacak camiin inşası

(ser mimaran-ı hassa) Mehmed

Ağaya havale edilmişti. Mehmed

Ağa, musikişinaslıkta, sadefkâr-

lıkta ve mimarlıkta timinmiş bir •sanatkârdı. Talihi 3 onu, Ayasofya-

nın karşısında ve Sinan kubbele­ rde süslenmiş bir şehirde çetin bir

imtibanş çekiyordu. *

Ayşe Sultan sarayı yıktırılmış! sarayın arsası, bahçeler ve civar tesviye ettirilmiş ve camün temel­ leri Mehmed Ağanın çizdiği resme göre kazılmaya başlanılmıştı il).

(Mehmed Ağanın vazettiği resmi dilpezir ve nakış ve tasvir eyle­ diği tarhı bi nazir tarzı üzere car duvar ve mihrabı pür envarı sü­ tun ve mahfil ve minare yerleri zahir ve peyda olduğu vakit) pa­ dişah, ulema, şeyhler ve bütün ve­ zirler, devlet erkânı, âyan buraya varıp (seyir ve temaşay-ı bina) ey­ lemişlerdi.

Bundan sonra Şeyhülislâm Mev- lânâ Mehmed Efendi, Şeyh Mah­

ra ud Efendi, Veziriazam Murad

Paşa ve diğer vezirler, kadıasker- ler. ulema ellerine kürekleri ala­ rak dualar ile ilk harcı koymuşlar, onları takiben padişah da yerinden inip aynı şekilde hareket etmişti

Bu esnada kurbanlar kesilmiş,

ameleler, hademeler ve teberriiken de bir gün yeniçeriler, bir gün si­ pahiler toprak naklinde çalışmışlar­ dı. Vezirler ve devlet erkânı da bu işe kendi adamlarını gönder­

mişler. böylece camiin inşasında

İstanbullular hizmet görmüşlerdi.

Sultanahmed camimin inşası 1609 dan 1616 ya kadar yedi yıl devam etmişti.

1026 (1616) cemaziyelâlıerinin 4 günü camiin (kubbesi tamam olup kilidlenecek vakit geldiğinde) ca­ mi sahasına otağlar kurulmuş, taht konulmuş, I. Ahmed, vezirler, ule­ ma. devlet erkânı davet olunarak

burada büyük bir ziyafet tertib

edilmişti. Yemekler yendikten

sonra saraydan hil’atler giyilmiş ve cami sahasında I Ahmed davetli­ ler tarafından tebrik olunmuştu.

Cami ile beraber bir kasır, mek- teb, sebilhane, tek ve çift katlı dük­ kânlar da yapılmıştı. Mimar Meh­ med Ağanın inşa ettiği cami ile

1 Ahmedin arzusunun tahakkuk

ettiği ve bu âbidenin ölçüleri me­ kân tesiri bakımından Ayasofyayı geçtiği kabul edilmektedir. (Sultan Ahmed camiinde kubbe kutrunun

Ayasofyanınkinden 2,60 metro da­ ha ziyade ve kubbesinin de birkaç metre daha yüksek bulunduğu be­ yan olunmaktadır.) (2).

Sultanahmed ramiinin altı mina­ resinin tenazuru yalnız Sultanah- med manzumesinin âhenk ve güzel­ liğini değil İstanbul panoramasının da harikulade bir parçasını teşkil

etmektedir. Altı minarenin ikisi

üçer ve dördü de ikişer olmak

üzere on dört şerefesi vardır. Meh­ med Ağanın hatıratını teşkil eden (Risalei Mimariye) de bu 011 dört

şerefeye şu şekilde temas edil­

mektedir: (Altı minaresi vardır ve on dört şerefe ittifakan saadetlû padişah ile abai izâm ve ecdad-ı ki- ramlarından bu âna gelince vaki olan padişahların adedine mutabık vaki olmuştur.)

Ayasofyanm karşısında yükselen Sultanahmed camii ibadethane mi­ marisine yeni güzellikler ve nis-

betlor getirmiştir. Siileymaniye

kubbesini tutan menşurî pilpayeler

yerine Sultanahmed kubbesi yu­

varlak ve iri birer sütun şeklin­ deki fil ayaklarına istinad etmek­ tedir. Pencerelerin ve kemerlerin vaziyetleri de değiştirilmiştir. Işık besabları ve bunların camiin içini tezyin eden mavi beyaz çinilerle

olan münasebetleri Sultanahmede

aydınlık, ferah ve yeni bir mimarî havası vermiştir.

Yabancı bir sanat tarihçisi diyor

ki: (Sultanahmed camii iki yüz

metre kare fazlasile Süleytııaniyeyi aşmakta ve mekân tesiri bakımın­ dan ona meydan okumaktadır. Da­ ha Şehzade camiinde bile pek iri olan payeler burada büsbütün şiş­ kin olup halk dilinde fil ayağı adını almışlardır. Şehzade camii payele­ rinde yalnız üst kısımda bulunan yivler burada alttan itibaren başla­

yarak payelerin ağırlığını biraz

hafifletiyor.

Orta kubbe dört muazzam sivri kemer üzerine oturmaktadır. Bun­ ların köşeleri pandandifle doldu­

rulmuştur. Yarım kubbeleri taşıı

yan kemerler de sivridir. Diğer

taraftan bütün pencereler yuvarlak kemerlerle nihayetleniyor. Böyle­ ce sivri kemer BizanslIların yuvar­ lak pencere kemerde terkib edil­ miştir. Duvarlar ve payelerin üçte biri üst kornişlere kadar çini ile

kaplanmışta ki, bunların koyu

mavi zemini iç kısmın soğukluğu­ na bir zenginlik bağışlıyor, tonoz kemerler ve kubbeler ince örnekli boya tezyinatı -ile bu dekorasyona uymaktadır. Duvarların alttan üç­ te biri Ayasoyada olduğu gib'i her hangi bir tezyini dekor yapılmadan bırâk'ılmı'ltıY. Sultanahmed camii mekân tesiri bakımından hem A- yasofyayı, hem de Süleymaniyeyi geride bırakıyor. Bu yapı İstanbu- lun eh büyük ve en ifadeli mekân

tesiri olup aynı zamanda keskin

merkezilikle, dört yarım kubbe sis­

teminin bir mihverli iki yarım

kubbe sistemine üstünlüğünü de

isbat etmektedir.) (3).

Sultanahmed camiini, diğer ca­ milerden ayıran farklardan biri de içinin bol ışıklı olmasıdır. Cami bu suretle insanda uhrevî bir i u ş û hissinden ziyade ferah ve aydınlık bir sofada duyulan daha dünyevi duygular uyandırmaktadır.

Manburi bu cihete temas eder­ ken diyor ki: (Cami içine ışık 260 pencereden girmekte ise de bunla­ rın on sekizinci asra kadar bâki kalmış olan renkli camların mü-

rur-u zamanla vukubulan tamir­

lerde maalesef değiştirilmiş olma­

sındandır. Bugün mevcud olan

âdi ve renksiz camlardan Öyle şid­ detli biı ziya mebzulen ııüfuz et • mektedir ki vaktile hafif bir loşluk içinde görünen çinilerle hah'arın letafeti külliyyen zayi olmuştur Cami ihtişam hususunda kazandığı­ nı samimiyet ve istiğrak cihetinden kaybetmiştir. Bir derecede ki bir ibadetgfihın dahilinden ziyade ge­ niş bir sarayın büyük ve mutan­ tan bir dairesi tesirini vermekte­ dir.) (4). ‘

' Buna mukabil Celâl Esad Arse- ven (Mimar Mehmed Ağa bu ese­

rde Süleymaniye camimdeki loş­

luğu ve bir dereceye kadar dinî olan hüznü izaleye ve camie gavel aydınlık bil sofa hali vermeğe ça­ lışmıştır) (4) demektedir.

Diez de (Sultanahmed camii açık

zemin kat pencereleri yüzünden

mekân kuvvetle aydınl.ınmakta ve dinî atmosferinden çok kaybetmek­

tedir) mutaleasındadır. Manbııri-

nin eskiden mevcud renkli ramlar hakkındaki fikri kabul edilebilir, fakat o takdirde bile Mimar Meh­ med Ağanın hesablarında ışığa, di­ ğer camilerimizden fazla yer verdi­ ği aşikârdır.

1181 yük 2944 akçeye mal olalı Sultanahmed camii iç tezyinatı ba­ kımından da büyük bir değer ta­ şımaktadır. Camie her biri 16, 18

akçeyle satın alınmak suretile

yirmi bir bin kırk üç çini sarfe- dilmiştir (5). Cami duvarları zen­ gin, renkli büyük panolarla süslü­ dür. Beyaz zemin üzerine muhtelif renkteki çiçek, üzüm ve rumi şe­ killerde çinicilik sanatının şaheser­ leri vücude getirilmiştir.

— Arkası var — (1) Camiin yapılmasına aid c malûmat Topkapı sarayında m cud I. Ahmedin irnamı taratın tutulmuş ruznanıede mevcuddıır

(2) Manburi İstanbul Rehberi (3) Ernst Diez, Türk Sanatı. (4) İstanbul Şehri Rehberi. (5) Topkapı Sarayı arşiv del No. 42.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu durumda, bir zamanlar 9 Martçılar ile bir­ likte rejimin bozukluklanna başka çare arayan Muhsin Batur’un, birden onlara karşı 11 Mart- çıların yanında yer

Bu bölümde ilk olarak, Salkowski ve anti-Salkowski eğrilerinin Frenet vektörleri konum vektörlerinden elde edilen Smarandache eğrileri tanımlanıp, bu eğrilerin Frenet

Sonuç olarak, hemşirelik bakımının manevi boyutunun ele alınması ve hemşirelerin bu konuya dikkatinin çekil- mesi sağlık çalışanları kadar hasta ve aileleri açısından

gidertecek bir şey bulmadan di­ yorum, çünkü eser kanserin ma­ hiyetini anlatamıyor, irsi ve sari ol­ duğu hakkmdald iddiaları İncele­ miyor, tezahür ve seyir

The high density lipoprotein-cholesterol (HDL-C) levels were significantly higher in the AD1, AD5 and AD10 groups than in the AD0 group.. However, the fecal cholesterol and bile acid

2 siz ve onlar “Romantik Bir Viyana Yazı” eseriyle Aydın Doğan Roman Ödülü’nü kazanan Adalet Ağaoğlu, koltuk değnekleriyle geldiği törende “Uğradığım

• Reçeteli ilaç planı, iyileş&lt;rilmiş ilaç kullanımı ile terapö&lt;k sonuçları op&lt;mize etmek ve ilaç etkileşimleri de dahil olmak üzere advers olay riskini

• Hastaya dokunarak kişisel temas kurmak ve hastanın gerçek çevresiyle iletişimini sağlamak • Hasta yakınlarını hastayla sık aralıklarla. görüşmeleri