Sabahattin Kudret Aksal’ın son şiir kitabı: Batık Kent
Yok olan, batan bir kent:
İstanbul
1
. H t r x t H u f f i t t / f i ' u i f r r t • ( Aa o/ B A T . I K K E N T“Batık
Kent”, Yapı
Kredi
j Yayınları’mn
bütün
ı _____________
eserlerini
yayımlayacağı
Sabahattin Kudret Aksal’ın
daha önce kitap halinde gün
ışığına çıkmamış son şiir
kitabı. Büyük ustanın en
olgun, damıtılmış şiirleri.
M U Z A F F E R UYGUNER
ksal’ın dergilerde kalan şiirleri Ba tık Kent adlı bir kitapta toplanıp okurlara sunuldu.
Bu kitaptaki şiirlerinde Aksal, İstanbul’un doğası, insanları ile birlikte yaşadığı günlerin günlük ya da anlık d u yumsamalarını, dalınçlarını ortaya koy maktadır. Zaman zaman eski günlere dö nerek İstanbul’un o günlerdeki görüntü sünü, insanlarının yaşamını özlemektedir. Bugünkü durum u gözönünde tutulursa, o günleri yaşayanlar için İstanbul elbette ba tık bir kenttir. Yokolup giden yeşillikler, meyva ve çam ağaçları ile dolu bahçeler el bette Aksal’ın duyumsamalarına yansı mıştır. Ama gene de denizi, kuşları, ay ve güneşi ile karşı karşıyadır İstanbul’un. Göğün ve denizin maviliği, yıldızların par laklığı onu gene de mutlu etmektedir. Şiir lerini okuduğumuzda, bir iki şiir bir yana, hep İstanbul çıkıyor karşımıza. İstanbul dışındaki görüntüleri, duyumsamalarını yansıtan şiirleri arasında “Köy Kış ve G e ce Üstüne Çeşitlemeler” , “Bor’un H anın da” , “Bir Kır Gezginin Türküsü” ve “İt- haka’da Bir Akşamdı” sayılabilir.
Aksal’m şiirlerini okurken bazı imgelere de rastlıyorsuruz elbette. Sözgelimi sabah ve akşam sözcükleri çokça kullanılmıştır. Ona göre akşam, yaşamın biraz durgun laşmasını, insanların kendi içlerine ya da evlerine dönük yaşammı ortaya koyar. Sa bah sözcüğü ise yaşamm gene doğa ve toplum içinde başlaması, her şeyin herkes çe gözlenmesidir. Bahar sözcüğü de yaşa mın canlanması, ağaçların yeşillenip yeni bir zamana başlaması, insanların yeni bit iç açıcı düzene yönelmeleridir. Yaz böyle bir başlangıç ile başlayan yaşamm verimli dönemidir. G üz ise bütün canlıların, in sanların ve bitkilerin kendi içlerine çekilip bir tür istirahat etmeleri, güç toplamaları için kendilerine çeki düzen vedikleri bir zaman süresidir. Kış ise bir dinlenme dö nemidir bir bakıma.
O nun şiirinde simgeler yok mu? Doğal olarak var. “Simgeler” başlıklı bir şiiri de var. O şiirinde bulutun, ağacın ve evin yal nızlığı simgelediğini, yalnızlığın ise “bulu ta, ağaca, eve” benzediğini yazmıştır. Kuşlar, hareket eden gemiler ve araçlar ise
canlılığın simgesidir. Birbiri içine girmiş evler ise elbette batık kent İstanbul’un simgeleridir. Hele kitaba da bir bakıma adını veren “Batık Kent Kuşlar Köpük ler” adlı şiiri bu batıklığın simgesidir: “En eski çiniydi gök / Batık kent, bizden ayrı / Ve bulutlarca uzak / Ne ağaç ne yaprağı / Ne de dal, konama
yan / Ve hep uçan kuşları / Tınısıdır du yulan / Köpüğü o gö- mütün / Yakamozlar koklanan / Sen ey tü keniş! Tütün / Ve al kolle avuntu / Yok ne ye baksan, bütün / Za man şimdi anlatı” . İs tanbul’un kötü duru mu karşısmda bir şii rinde, “Düşsel Yolcu luk” adlı şiirinde ise “Özlediğim başka bir yer / Orası / Sıcak, derbeder / Rengiyle kokusu uygun / Za manı yaşamak doy gun” demiş, özlemini belirtmiştir. “Seslerle Uyandığım” adlı şii rinde de özlemini şöy le belirtmiştir: “Özle- mimdi kaçış uzak bir yer/Ki orada soyut bir
aydınlık/Işıtmıştır havayı ve ılık/Yüzlü güneşler koşuyşan nemfler/Ve duyumlar hep” .
Aksal, şiirlerinde şiir görüşünü de belir tir. Bundan önceki kitabmda, genç bir ozana şiirin ne olduğunu dize dize söyle mişti. Bu kitapta da bazı değimleri var. Sözgelimi, “Sözler’in son iki dizesinde “Yaşamı yazıyoruz, başka deyişle yeryü zünü, neden/daha çok gelgeç dediğimiz şeyler” demiş, yaşamı yazdığını belirtmiş tir. “Bir Eski Acun için Söylenmiş Şi- i r ’inde eski günlere, “eşsiz bir zaman” olarak nitelediği günlere özlemini betimle me yoluyla ortaya koymuş, şiirin son dize sinde ise “Ey okur! İmgele o çağı” demiş, şiirini okuyanlara da o günlerin görüntü sünü çizmiştir. “Şiir Yazıyor” adlı şiirin de, “N e ki şiir” diye sorduktan sonra, “Nesnelerin/karmaşasını dizgeye/ Oturtm ak gibi bir şey/../Artısız, eksiksiz, dışa/Dönük, çok da sağlam /../Bir yapı çıksın ortaya” diye görüşünü ortaya koy muştur. Şiirlerinde bu anlayışı sürdür müştür. Yavan gibi görünen şiirlerinde bile bu görüşü buluyoruz.
Bu kitaptaki şiirlerine biçimsel yönden baktığımızda, özgür koşuktan ayrıldığını,
belirli bölümlemeler (dörtlükler, ikilikler, bağımsız dizeler, beş altı dizeden oluşan bölümlemeler gibi) yaptığını ve bir de so- ne’yi kullandığını (“Güzellik” adlı şiir, s.23) görüyoruz. Bazı şiirlerinde uzak d i zeler arasında olsa da uyağa, bazan yarım uyağa yöneldiğini söylemeliyim. Yukarıda andığım “Güzellik”te ise uyağa oldukça önem vermiştir. Bu arada döııeruyak (re dif) de kullanmıştır. “- İnse o denli yavaş ge celer/ İçimizde hep sa vaş geceler” (s.61) di zelerini örnek olarak gösterebilirim.
Aksal, bu kitapta kı rık dizelere ya da dize kırmalarına fazlaca yer vermiştir. “Bir Za mandan N odar” şii rinde sözcükleri bile kırdığını görüyoruz: “Eskimolar, yaratılar/ La dolduran gecemi- zi/Çocukluk! Tutup savuran/Y akamızdan bizi kutup/Yıldızı, ak şamları bom/Boş evle rine” (s.94) “Yaratı larla” ve “Bomboş” sözcüklerinin son he celerinin bölündüğü görülmektedir. Bu nun yanında “ekli dizeler” diyeceğimiz ve dizelerdeki tümcelerin bölündüğünü gör düğümüz şiirlerden örnek vermiyorum; çünkü bunlar pek çoktur, yukarıda verdi ğim örneklerden de bu anlaşılabilir. Ak sal, bu kitaptaki bazı şiirlerini bir tek tüm ceden de oluşturmuştur. Sözgelimi, “M a sadaki Resim” bir örnek olarak anılabilir (s.83). Bu uygulaması için başka örnekler de vardır elbette.
Bazı şiirlerinde dilimizde kullanılan de yimlere de rastlıyoruz. Sözgelimi “Ses göl geye çekildi, in/Cin top oynadı sokakta” (s.33). “Yaprak kıpırdamıyor, bungun, kuru” -(s.35) ve “O ıslaklık, tahta taraba” (s.44), “Uyu koyun koyuna Sonsuz’la!” (s.58) ile “G ördük, sanki şeytan tüyü” (s.63) dizelerindeki deyimler bu arada anılabilir.
Aksal’m bu kitabındaki şiirlerinde, “ba tık kent” olarak nitelediği İstanbul, İstan bul doğası (bahçeler, ağaçlar), doğa, geçip giden zaman, yalnızlık, ölüm gibi anako- nular yoğunluktadır. İstanbul’daki ve İs tanbul sokaklarındaki yaşam ile bazı gö rüntüler ve kişi görüntüleri de karşımıza çıkıyor şiirlerde. İnsan yaşamındaki yal
nızlık oldukı; ğım “Simgelt sil simgelediğ lık” adlı şiiriı zetmiştir: Kurgusudur/ o/Fonda geri (s. 107). Başlı yalnızlığın yi miştir. Genel ğa ve hüzne k den. Geçip g gusunu körül menin düşür çanı ucundan nu iki anlamı uyandım/Ma bakan bana < ğüm/Bir acu bir zaman” ( de. Ama, baş san boşluğu/1 yerek zamanı ne değinir. Z; çok şiirinde j yordu ki/D u yor ve yaşam duğunu belir için “Yaşamı du gene de. bağırıyoruz/’ Bu güzel düı ve mavi deni rın gölgesine da ölüm de v. yerde ölüm” yerde sürükl güne küçüld> şede/../G ök Soluk mavilc kadaş” adlış dından “Sen Gidiyorsun, Olduğum y ir”de “G eçr Çok gün! E kışlar, ne gii dü yöremizi kınlığa/Ben diyerek bitiş Doğa ve I de onu özl “H ep ağa Yaşadığım Onlar, o bal rı yol, odar, lemini belin ise yeşil bir ı şamak için; Bütün an sözkonusuı rilebilir. An bunlardır. E liyle ortaya I gelere ve sin anlaşılmaya! dığı ortam v ne. Bu şiirle, ve şiirleştirir makta, kend sumaktadır. Batık Ken şiirler/ Yapı 1 /132 sayfa. T ah a Toros Arşivi