DOLAYISIYLA KAZANLI TARIHÇI
MURAD REMZI
(1854-1934)
Prof. Dr. AHMET TEMIR ~ECERESI:
Tarihçi Muhammed Murad Remzi, ~~ o Ekim 1854'te Bat~ r~ah Abdullah'~ n dördüncü ve en küçük çocu~u olarak, bugün Sovyet Rusya içinde bulunan Tatarstan Cumhuriyeti (Kazan ülkesi), Minzele ve Çall~~ kasabalar~~ bölgesindeki Elmet * köyünde dünyaya gelmi~tir. Arapça olarak kaleme ald~~~~ Ju-1 ! J JUL JAT C-.;•1; Telfik al-Ahbar ve telkih
al-Asar fi Vakayi Kazan ve Bulgar ve müluk at-Tatar, Orenburg 1908 adl~~ eserinin II. cildinde (s. 212) kendi ~eceresini ~öyle anlat~r:
J15"; .34LLÇ' .~!-A31 "Ve ben fakir Muradullah bin Bahad~r~ah Abdullah, bin Adil~ah, bin ~shak, bin Tükelbay, bin Yani Urus, bin Mirzakul, bin Baglay, bin Mlr. a~, d bin Mimiç, bin Merka, bin Abdullahbek, bin Bikçura Han".
Murad Remzi'nin halen elimde bulunan mektuplar~nda ve o~lu Fehmi Murad'~ n hat~ra defterlerinde ad~~ bazan Muhammed Murad Remzi, bazan ~eyh Muhammed Murad veya ~eyh Muhammed Murad Kazanl~, bazan Murad Remzi ve bazan da yaln~z Murad veya ~eyh Murad olarak geçmektedir. Çocuklu~unda Merdan~ah ad~ n~~ da ta~~m~~, siyasi makale ve risalelerinde Tuti, Andelib, Ebul-Hasan, Ekmel, M.M.R., Remzi gibi kapal~~ adlar da kullanm~~ t~r.
Fehmi Murad'~ n hat~ ra defterlerinde anlat~lanlara göre, ailenin ceddi Bikçura Han 16. yy.~n ortalar~nda Aral denizi civar~, S~ r-derya ve Amu-
* Bildi~ime göre, bugünkü Tatarstan'da "Elmet" ad~ nda (Rusçadaki resmi ~ekli: AI'metyevsk) 3 köy (~ehir) mevcuttur: 1) Murad Remzi'nin do~um yeri olan "Yan~a Elmet" Minzele kazas~ na ba~l~~ olup, eskiden Ufa vilâyetinde idi; 2) "Iski Elmet", Çistay kazas~ ndad~r; 3) Yaln~z "Elmet" olarak bilinen, Zey nehri üzerindeki üçüncüsü ise Bügülme kazas~nda olup, eskiden Samar (Samara) vilâyetine ba~l~~ idi.
496 AHMET TEM~ R
derya bölgesi ile Özbek ve Türkmen sahralar~ n~n hakimi olup, 1552'de Kazan'~ n Moskova çar~~ taraf~ndan zapt~~ üzerine bu ülkeyi kurtarmak maksad~yla ordusunun ba~~ nda yola ç~ km~~~ ve Çall~~ kasabas~n~n kar~~s~ndaki Saray Burnu'nda karargâh kurarak Kazan'a hücuma haz~ rlanm~~t~ r. Fakat bu esnada Bikçura Han'~n beklenmedik ölümü yüzünden te~ebbüs yar~da kalm~~, ordusunun bir k~sm~~ memleketine geri dönmü~, Han~ n yak~nlar~~ ve ordunun kalan k~sm~~ ise Minzele-Çall~~ bölgesinde yerle~erek yerli Tatar-Ba~kurtlarla kar~~m~~lard~r.
Elmet ve civardaki di~er köylerin ahalisi imam, muallim, tüccar, çiftçi olarak ya~ad~ klar~~ halde, son zamanlara kadar bunlar~ n bir k~sm~~ kendilerini, Mirza, Mir, Sah, Bek diye takdim ederlermi~. Murad Remzi, tarih kitab~ n~~ yazarken memleketinde ara~t~rmalar yapt~~~~ gibi, Peters-burg'a giderek ar~ivlerde incelemelerde bulundu~unu ve bu esnada kendi
~eceresi hakk~ nda da esasl~~ bilgiler temin etti~ini anlat~yor.
Murad Remzi'nin büyükbabas~~ Adil~ah, Elmet köyünün reisi ve etraf köylerinin hakimi olup, adil idaresi ve hükmü ile etrafta ~öhret kazanm~~t~r. Adil~ah'~ n tek o~lu olarak küçük ya~ta yetim kalan Bat~r~ah Abdullah, okuyamad~~~~ halde kültürlü ve tahsilli bir han~mla evlenmi~tir. Hat~ ra defterinde ad~~ zikredilmeyerek "Ab~stay, üstazbike, Muallime" diye an~lan bu han~ m, Murad Remzi'nin annesi idi.
Böylece "Ab~stay" ile evli olan Bat~ r~ah'~ n ikisi erkek, ikisi k~z dört çocu~u olup, baba tarafindan aile ~eceresinin son k~sm~, Fehmi Murad'~n hat~ ralar~ na göre ~öyle gösterilebilir:
Aciil~ah
Bat~ r~ah Abdullah + Ab~stay
Hasan~ah Ravza Hüsnü Cihan Murad Remzi
Hayrullah Yakub Esma
~~ 844 do~umlu Hasan~ah siyasetle u~ra~arak gizli cemiyetlere
kat~ld~~~ ndan, arkada~lar~yla birlikte yakalanarak Sibirya'ya sürülmü~~ ve orada ölmü~tür. Han~ m~~ da kederinden ölünce, Tüffahül Cennan adl~~ k~z~~ ile Mübarek isminde o~lunu Murad Remzi ailesi Mekke'ye getirterek kendi himayelerine alm~~lard~r. Tüffahül Cennan Haf~ z Arif Bahtiyari ile evlenmi~~ ve bu zat, Mekke'de Alimcan Barudi'nin vakf evine naz~ r tayin edilmi~tir. Bunlar~ n, Abdullatif ve Meryem ad~ nda iki çocu~u olmu~tur.
Ravza, Hayrullah ile evlenmi~~ ve bir k~zla iki o~ullar~~ olmu~tur. Büyük o~ullar~ mn ad~~ Abdülkerim idi.
Hüsnü Cihan, Yakub ile evlenmi~, Yunus, Salih, Ahmed, Hatib ve Feride ad~ nda be~~ çocuklar~~ olmu~tur.
Muhammed Murad Remzi, ~ahmuhammed'in k~z~~ Esma ile evlenmi~~ ve -a~a~~da aç~ klanaca~~~ gibi- 9 çocuklar~~ olmu~tur.
Murad Remzi'nin anne taraf~ ndan ~eceresine gelince, elimdeki hat~ ra defterlerinde baz~~ kimseler as~l adlar~yla zikredilmeyip, ancak "amca, day~, teyze, abla, karde~..." gibi tabirlerle tan~t~ld~~~ ndan, birçok noktalar karanl~ k kalmaktad~ r. Bu duruma göre, ~ecerenin anne tarafindan olan k~sm~~ ~öyle tertiplenebilir:
(Büyük Baba) + (Büyük anne)
Day~~ Anne (Ab~stay) Teyze
Bat~ r~ah Abdullah çocuklar~:
Hasan~ah Ravza Hüsnü Cihan Murad Remzi
Murad Remzi'nin day~s~, Elmet köyü medresesinin üstad~~ ve büyük mahalle imam~~ olup, onun yeti~mesinde büyük tesiri olmu~ tur.
"Ab~stay" veya "Üstazbike" diye an~lan "Muallime" (ö~retmen) annesi de tan~ nm~~~ bir "âlime" (bilgin) kad~ n olup, bunun babas~~ ve amcalar~~ da Minzele ve Bügülme etraf~ nda ilimleri ve hocal~ klan ile ~öhret kazanm~~~ kimselerdi. "Ab~stay", ayn~~ zamanda Ufa'daki "Müslümanlar~ n Merkez Diniye Nezareti" nin son müftülerinden tarihçi ve din âlimi Riza ed-Din bin Fahr ed-ed-Din (R~za Kazi) ile de uzaktan akraba idi.
Murad Remzi'nin teyzesinin o~lu Muslih ed-Din Nogaybek çarl~k devrinde askere al~ narak yüzba~~~ rütbesine kadar yükselmi~~ ve sonra Orenburg civar~ndaki Tüz Tübe'de yerle~ip, imam, hatip ve müderris olarak
etrafta ~öhret kazanm~~ t~ r.
Murad Remzi'nin e~i Esma hamm~ n durumuna gelince, Tatarstan'~ n Teti~~ kazas~~ ~ep Ba~~~ köyünden olan bu ailenin ~eceresi ~öyledir:
498 AHMET TEM~ R
~ahmuhammed
T ~~ ~~ ~~
Alaeddin Abdurrahman Safiye Esma
+ + + +
Murad Remzi Elimdeki hat~ ra defterlerinde, Abdurrahman ve Alâeddin'den hangisinin daha büyük oldu~u belirtilmemi~tir. Alâeddin'in üç çocu~u olup, iki o~lundan biri doktor, öteki mühendis ve k~z~~ da doktor olarak yeti~mi~tir. 1917 ihtilalinden sonra bütün mal ve mülkünü kaybederek fakir dü~en Alâeddin, çocuklar~ n~ n tahsillerini tamamlamalar~~ için yine de büyük gayret göstermi~tir.
Abdurrahman'~ n iki o~lu küçükken ölmü~, Fatma adl~~ k~z~~ Tilençi Tamakl~~ ~ekkür ile, di~er k~z~~ Safiye Ömer Salih'le evlenmi~tir.
~ahmuhammed'in büyük k~ z~~ Safiye hakk~ nda notlarda fazla bilgi yoktur.
~ahmuhammed'in vefat~~ üzerine durumlar~~ sars~lan ailenin bak~ m~~ iki
biradere kal~ nca, bunlar babalar~ n~ n mesle~ini b~ rakarak ticarete giri~mi~ler ve oldukça büyük ba~ar~~ kazanm~~lard~ r. ~ehir ~ehir dola~arak i~lerini geni~letince, Alâeddin Perm'de büyük lokanta ve dükkanlar açm~~, ilek'te yerle~mi~~ olan ve Rusya içinde i~lerini geni~leten Abdurrahman, Almanya,
Avusturya ve ~stanbul aras~ nda ticari faaliyetini devam ettirmi~~ ve s~k s~ k Mekke'ye gelerek orada da mülk edinmi~tir. Murad Remzi ile tan~~arak yak~ n bir arkada~l~ k ve dostluk kurmu~~ olan Abdurrahman, onunla önceden konu~arak, k~z karde~i Esma'y~~ Mekke'ye getirmi~tir.
Esma ile t 895 y~llar~ nda Mekke'de evlenen Murad Remzi'nin 9 çocu~u olmu~, fakat bunlar~ n dördü daha küçükken ölmü~lerdir; adlar~~ ve tahmini do~um-ölüm tarihleri ~öyledir:
) Muhammed Salih (1897-1902),
Muhammed Hasan Fehmi (Fehmi Murad) (1899-1965'ten sonra) Fatma ez-Zehra ( ~~ goo-?),
Muhammed Hüseyin ( ~ go2-1906), Muhammed Magsum 907-6 ay), Muhammed Münir (19439-?), S~dd~ ka ( ~~ 9 ~~ 1-?),
Muhammed Enver (1913-1937), Muhammed Ezher (1915-3 ayl~ k).
2. HAYATI VE TAHSILI:
Murad Remzi okuyup yazmay~, Kur'an okumay~~ ve ilk dini bilgileri, annesinin, k~z çocuklar için evinde açm~~~ oldu~u ilk mektepte ö~renmi~tir. Bu yüzden 8 ya~~nda day~s~n~n köy medresesine ba~lad~~~~ zaman, kendi ya~~ndaki çocuklardan çok üstündü. Çocu~un kabiliyetini gören day~s~, ona husus! dersler vermi~~ ve Murad Remzi k~sa zamanda Arapça ve Farsças~n~~ da oldukça ilerletmi~tir.
Bir gün evlerine ö~le yeme~ine gelen day~s~, Murad'~n anne ve babas~na hitap ederek: "Merdan~ah o~lunuza medresemizde ö~renilecek bir ~ey kalmad~. Onun, Kazan ~ehrinin büyük medreselerine giderek oran~n derslerine devam etmesi liz~md~r. Kazan'~n me~hur ~ihabeddin el-Mercani medresesine kabul edilmesi için ~ihabeddin Hazrete ve onun müderrislerin-den birine tavsiye mektular~~ da yazd~m. O~lunuzu oraya gönderin. In~allah büyük ilim olarak yeti~ir, size ve milletimize hay~rl~~ olur!" diye ricada bulunmu~.
Çocu~unun bir saat bile yan~ ndan ayr~lmas~na dayanamayan annesi "Ab~stay , estazbike, Muallime" han~m, karde~inin bu sözleri üzerine: "Dinimize hizmet edecek bir ~ah~s olup yeti~mesine kim itiraz edebilir. Bunu dü~ündükçe ayr~l~k hasretine dayanmak bize a~~r gelmez. Haydi gitsin, bizden müsaade, Allah'tan tevfik" cevab~n~~ vermi~. Haz~ rl~klar tamamlan~p yola ç~ kaca~~~ gün gelince arabaya binerken de hüngür hüngür a~layarak o~lunu ~iddetle ba~r~na bast~ran annesi: "Merdan~ah o~lum! Köyümüzün en zeki, en çal~~kan bir çocu~u oldu~undan, bu ufak köy medresemizde de~il, Kazan gibi büyük ~ehirlerin büyük medreselerinde tahsil etmen zaruri oldu~undan, senin bizi b~rak~p gitmene raz~~ olduk. Evimizin can~, ne~esi idin. Git, Allah'~n lütuf ve inayeti daima yolda~~ n olsun. Fakir, cahil ve mazlum halk~ m~z~ n ilimlere ve büyük adamlara muhtaç oldu~unu unutma. Köyünü, seni candan seven anneni ve baban~~ unutma. Karde~lerini unutma. Git o~lum, git, Allah'~n tevfik ve hidayetinde ol. ~ayet bizi bir daha göremezsen, Fatiha okuyarak ruhumuzu ~ad et!...„ dedikten sonra kendi eliyle tutarak arabaya bindirmi~tir.
Gidi~~ o gidi~. Murad Remzi'nin bu ayr~l~~ tan sonra anne ve babas~ n~~ bir daha göremedi~i anla~~l~yor. Mekke'de yerle~ip vaziyeti düzeldikten sonra birkaç defa memleketine gidip gelmi~se de, bu seyahatlerin, anne ve babas~ n~n ölümünden sonra yap~ld~~~~ anla~~l~yor.
1869 sonbahar~ nda ~~ 5 ya~~nda iken Elmet köyünden ayr~larak Kazan'a gelen Murad Remzi burada çok kalmam~~, arzu etti~i tarzda ilmi bulamad~~~n~~ söyleyerek 1,5 y~l sonra Troyski'ye (Troitsk) gitmi~tir. 1,5 y~l
500
AHMET TEMIR
kal~nca buradan da ayr~larak, Kazaklar aras~nda 1,5 y~l kadar ö~retmenlik yapm~~~ ve büyük ümitlerle Ta~kent üzerinden Buhara'ya gitmi~tir.
Tahminen 1874 bahar~nda Buhara'ya varan Murad Remzi, buras~mn ilim ve tahsil bak~m~ndan daha da fena durumda oldu~unu görünce ümitsizli~e kap~lm~~, bir y~l sonra hastalanarak Kazak sahralanna geri dönmü~, 3 ay K~rg~zlar aras~nda dinlenerek kuvvet toplam~~~ ve ö~retmenlik yapm~~t~r. 1875 sonlar~nda tekrar Ta~kent'e gelen Murad Remzi bu sefer Buhara'ya u~ramay~p Türkiye'ye, M~s~r'a, Hicaz'a sefere karar vermi~tir. Bu esnada, Ta~kent'te yerle~mi~~ Kazanl~~ herr~~ehrilerden bir zat da dükkân~m, mal ve emlâkini satarak Türkiye'ye göç etmeye haz~rland~~~n-dan, hep birlikte Afganistan ve Hindistan üzerinden Hicaz'a gitmeyi kararla~t~rm~~lard~r. Kafile Semerkant, Kerki, Mezan ~erif (Belh) üzerinden Kabil'e, oradan sallarla nehir üzerinden Celâl Abad'a, sonra karayolu ile Pe~aver ve Haydar Abad üzerinden Bombay'a varm~~t~r. Hindistan'da 3 ay kald~ktan sonra bir hac~~ vapuruna binerek, 12 gün sonra,
1876 ba~lar~nda Cidde'ye ula~m~~lard~r.
Murad Remzi önce Cidde'den Mekke'ye giderek hac k~lmq ve sonra Medine medreselerinin daha iyi oldu~unu duyunca oraya sefer etmi~tir. Orada önce Be~ira~a ve sonra da Mahmudiye medreselerine girerek bütün varl~~~~ ile â•~~k~~ oldu~u Arabiyat, Tefsir, Hadis ve F~loh derslerine verilmi~tir. Müderfisler, kütüphaneler ve ev cihetinden çok memnun kalm~~sa da, medresenin vak~f yard~m~~ çok az oldu~undan, Medine'deki tahsil hayat~n~n birkaç y~l~~ büyük zaruret, fakirlik ve ihtiyaç içinde geçmi~tir. Osmanl~~ Devleti ile Rusya aras~nda devam eden harpler esnas~nda Kazan ve Türkistan'dan hac~lar gelemedi~inden, bir müddet için oradan yap~labile-cek yard~mlar da kesilmi~tir. Fakat sonra yollar aç~l~nca durumlar düzelmi~tir.
Murad Remzi, a~a~~~ yukar~~ 1876'dan 188o'e kadar 4 y~l süren Medine'deki tahsil hayat~~ esnas~nda, hem~ehrisi olan talebe hayat~~ arkada~lar~ndan bilhassa Ziya efendi, Abdürre~id ~brahim ve Simipalat (Semipalatinsk) ~ehrinden Abdülhak Yusuru takdir ve sevgi ile yad etmektedir.
188o senelerinde Murad Remzi arkada~lar~yla beraber hac~lar kafilesiyle Mekke'ye gelmi~~ ve Abdürre~id ~brahim'den ba~kalar~~ hacdan sonra tekrar Medine'ye dönmü~lerdir. Abdürre~id ~brahim ise bir y~l sonra Kazan'a dönerek Ufa'daki "Mahkemei ~er'iye" ye kad~~ (kazi) tayin olunmu~tur. Bütün ~slam memleketlerini dola~arak "."Alem-i ~slam" adl~~ eseri yazan, Rusya'daki Türk-~slam matbuat~n~n ilk örneklerinden olan
"Mir'at" mecmuas~n~~ Petersburg'da ç~karan, AJ., Müslümanl~~~~ yaymak dü~üncesiyle birkaç defa Japonya'da da bulunmu~~ ve orada vefat etmi~tir. Bu tarihten sonra Murad Remzi daimi olarak Mekke'de yerle~mi~~ ve tahsiline devam etmi~tir. Mekke'de o zamanlar hem~ehrilerinden birkaç tüccar, birkaç tekke ~eyhi ve birkaç talebeden ba~ka kimse yokmu~. Bu tüccarlar aras~nda ~u isimlerle kar~~la~~yoruz. Abdurrahman-~~ Kadim ile karde~leri Haris ve Hüseyin efendiler; Abdurrahman-~~ Cedid; s~k s~k Mekke'ye gelerek Murad Remzi ile çok samimi bir arkada~l~k ve dostluk kurmu~~ olan bu zat, yukar~da bahsetti~im Alâeddin, Safiye ve Esma'n~n karde~i ve ~ahmuhammed'in büyük o~lu olup, 1895'lerde k~z karde~i Esma'y~~ Mekke'ye getirerek Murad Remzi ile evlendirmi~~ ve bu surede onun kay~n biraderi olmu~tur. ~~ figg'larda, yani evlendiklerinin dördüncü y~l~nda tan~nm~~~ Kazan zenginlerinden Yusuf Diberdief hacca geldi~i zaman, dostu Murad Remzi'nin kirada oturdu~u küçük ve havas~z evinde misafir kalm~~, fakat çocuk a~lamasmdan ve s~lu~~kl~ktan çok rahats~z olmu~tur. Bunun üzerine, Istanbul'a ta~~nmaya haz~rlanan Dr. Mustafa Hayri'nin yeni yap~lm~~~ büyük evini sat~n alarak Murad Remzi'ye ve ahfad~na vakfetmi~tir.
Medine'den Mekke'ye geldi~i 1880 y~llar~nda Murad Remzi, annesi "Ab~stay" Han~m~n ve bir y~l sonra da babas~~ "Bat~r~ah" in vefat etti~ini hac~lardan ve gelen mektuplardan ö~renmi~tir.
3. HOCALARI VE HOCALI~I:
Murad Remzi'de daha çocukken tarih meralum ve milli hisleri uyand~ran ve temellendiren ilk ö~retmeni, annesi "Ab~stay, Ustazbike, Muallime" Han~m olmu~tur. Annesinin ona söyledi~i masallar, ba~ka kad~nlar~n söyledi~i masallara, cin, dev, ifrit ve ~eytanl~~ hikâyelere benzemiyordu. O, çocu~una geçmi~teki büyük ~ahsiyetlerin, bahad~rlann, bilhassa Türk ve Islam kahramanlar~n~n hal tercümelerini anlat~yor ve milletin zalim müstevlilere kar~~~ yapt~~~~ sava~~ ve mücadelelerini tasvir ediyordu. Kazan ve Troyski medreselerinde, Ba~kurt ve Kazak sahralannda ve Ta~kent'te bulundu~u zaman tarih kitaplar~~ okuyarak ve sonra Semerkant ve Buhara'daki tarihi eserleri inceleyerek bilgisini geni~letmi~tir. Bilhassa Ta~kent'te kar~~la~~p tan~~t~~~~ ve Semerkant üzerinden Buhara'ya kadar birlikte seyahat ettikleri, Altayl~~ Giray ~eyh Abdülmü'min I~an'~n da bu bak~mdan onda büyük tesiri olmu~tur. Murad Remzi'nin "benim aziz Atam" diye büyük hürmet ve sevgi ile bahsetti~i ve ona "O~lum" diye hitap eden bu zat ~~ 88o'lerde hacca gelince tekrar kar~~la~m~~lar ve y~llarca önce ba~latt~klar~~ tarih münazaralann~~ burada da devam ettirmi~lerdir.
50 2 AHMET TEM ~ R
Medine'deki hocalar~~ hakk~nda fazla aç~klama yapmayan Murad
Remzi, ancak ~eyh Muzhar'~ n ( ) ad~ n~~ zikrediyor.
Mekke'deki üstadlar~~ cümlesinden olarak: Esseyd Muhammed Salih Zuvavi, Sudani ~eyh Sürur, ~eyh Abdülhamid Da~~stani, Damolla Namengani ve ~eyh Abdurrahman Sarac ile bunun o~lu Abdullah Sarac'~ n adlar~ na rastl~ yoruz.
~eyh Abdülhamid efendi Da~~stani ile Esseyd Muhammed Salih
Zuvavrnin vefat~~ ve vasiyetleri üzerine, onlar~ n talebeleri, müridleri ve etba~~ taraf~ ndan Murad Remzi Halife olarak seçilmi~~ ve bu iki hocan~ n tarikat halkalarm~~ birle~tirerek y~ llarca ba~ar~~ ile ders okutmu~tur.
Murad Remzi'nin hat~ ralar~ nda o zaman Mekke ve Medine'deki hem~ehri, arkada~~ ve talebelerinin hepsi de ayr~~ ayr~~ ismen zikredilmedi~in-den, burada ben de kendi ~eceremle ilgili bir hususu ilave etmek istedim: Tahmini olarak ~ 89o'dan 9o5'lere kadar Mekke'de tahsilde bulunan babam Muhammed Re~id Carullah da Murad Remzi'nin telebelerindendi. Bügülme kazas~n~ n Elmet köyünden olan babam, (buras~~ benim de do~um yerimdir, A.T.), tahsilini tamamlad~ ktan sonra köyüne dönmü~, ~~ go6'dan ba~layarak Elmet'te, ~~ 92o'den sonra da Bügülme'de imam, hatip ve muderris olarak vazife görmü~tür.
4. ESERLERI:
Hat~ ralar~ nda verilen listeye göre Murad Remzi'nin bas~lm~~~ veya bas~ lmam~~~ eserleri ~unlard~ r:
Re~ehat . Farsçadan Arapçaya tercüme, ~~ cilt.
Mektubat-~~ imam-~~ Rabbani JL, Farsçadan Arapçaya
tercüme, 2 cilt.
Tenzih el-Ke~~af ama f~~ min el-Itizal vel-Inki~af. Kur'an tefsiri I, J1,:c')11
Telfik al-Ahbar ve telkih al-Asar fi vakayi Kazan ve Bulgar ve müluk at-
Tatar ,~,-.J~~ z, 3 j z...,a1 .9 ,-;?°17 . 2 cilt, Orenburg 1908.
Me~ayiet-i hizb-ur-Rahman Mevlid en-Nebi Insaf Hürriyet kasidesi Arap sarf~~ Arap nahvi Aruz
Türkçe Kur'an tercümesi Telfik el-Ahbar'~ n Türkçesi
Tarihle ilgili y~llarca süren ara~t~rmalann~n neticesini, Arapça olarak telif etti~i Telfik Ahbar ve Telkih Asarfi Vakayi Kazan ve Bulgar ve Miiluk al-Tatar adl~~ eserinde ortaya koymu~tur. Bu eserin yaz~l~§ sebebi ve bas~l~~~~ üzerine Murad Remzi, o~lu Fehmi Murad'~n kaleminden ç~kan hat~ralannda ~öyle diyor: "Ruslar~n, biz Türk ve Islam ahalisine ve memleketlerine yapt~klan ve yapmakta olduklar~~ zulmü umum âlem-i
~slama bildirmek için iki ciltten ibaret olan Türk ve Tatar tarihini Arapça
yazarak ne~re muvaffak oldum. Bu eserim, ~~ go8'de Rusya'da Orenburg
~ehrinde Vakit ve ~ura matbaas~nda bas~lm~~t~r. Petersburg'da olan merkez
Rus sansürü önce bu kitab~n ne~rine müsaade etmedi. Fakat aslen Buriyat Kalm~klanndan olup tanassur ederek Ruslar aras~nda büyüyüp yüksek tahsil görerek tarih fenninde yüksek dereceye ç~kan me~hur Profesörün yard~m ve müsaadesiyle gayri resmi olarak ne~rine muvaffak oldum. Ve bu da bu suretle oldu. ".
Hat~ra burada kesildi~inden, bas~m i~inin nas~l yürütüldü~ü hakk~nda fazla bilgi mevcut de~ildir. Ad~~ zikredilmeyen bu profesörün Katanov olmas~~ muhtemel ise de, vasiyeti üzerine halen kütüphanesi de ~stanbul Üniversitesi Turkiyat Enstitüsünde muhafaza edilen Katanov, Kalm~k-Mo~ol de~il, yatulm~yorsam Türk as~ll~~ Altayh Sagay boyuna mensuptu. Murad Remzi siyaseti sevmedi~i halde mecbur/ olarak bu yolda at~ld~~~n~, çarl~k Rusyas~mn Kazan, Türkistan ve Türkiye'ye kar~~~ yürüttü~ü istilâ siyaseti yüzünden, gerek Rusya içinde ve gerek d~~~ndaki dergi ve gazetelerde bazan aç~k, bazan kapah imzalarla pek çok makale ve risaleler yay~nlad~~~n~~ söylüyor. Fakat hat~ralannda, maalesef bunlardan hiçbirinin ad~, yeri ve tarihi verilmemi~tir.
Devrim Halifesi Sultan Abdülhamid'in icraat ve idaresini be~enmeyen Murad Remzi ve arkada~lar~, bunun aleyhinde d~~ar~da yay~nlanmakta olan mecmua ve gazeteleri gizli yollarla getirtir, okur ve mütalaa ettikten sonra münasip bir yerde saklarlarm~~. "Bu gibi matbuat~~ okumakla bazan kanaat etmeyerek bizzat kendim nam-~~ müstearla makaleler yazard~m. Bu suretle siyaseti ve siyaset âlemini sevmedi~im halde, mecburiyet tahunda muztar olarak kalemimi yürütürdüm. Fakat, ne Ittihat ve Terakki ve ne de Genç Türkler Cerr~iyetine dahil de~ildim" diyor.
5. DO~U TÜRKISTAN'DA YERLE~MES~~ VE ÖLÜMÜ: Murad Remzi, durumu iyile~tikten sonra kütüphane ve ar~ivlerde tarihle ilgili ara~t~rmalar yapmak ve belgeler temin etmek maksad~yla Mekke'den Istanbul'a, Kazan'a ve Türkistan'a seyahat etmi~tir. Hat~ra-
504 AHMET TEM~ R
lar~ ndan anla~~ld~~~ na göre ~~ go2'de yaln~z, ~~ go4'te e~i ve 3 çocu~u ile,
1907 ve ~~ gog'da yaln~z ve son olarak bütün ailesiyle ~~ 914 bahar~ nda seyahat
etmi~lerdir. Bu son seyahatte Esma Han~mla küçük çocuklar akrabalar~ n~ n bulundu~u Teti~~ kazas~mn ~ep Ba~~~ köyünde kalm~~, Murad Remzi ile büyük o~lu Fehmi Murad Türkistan'a giderek Ta~kent, Buhara, Kokand Nemengan, Endican taraflar~ n~~ dola~m~~lard~ r. Sonra tekrar toplanarak Türkiye'ye dönmek maksad~ yla Odesa'ya gelmi~ler, fakat tam vapura binecekleri gece ~ehrin Türk sava~~ gemileri taraf~ ndan bombalanarak harbe girilmesi neticesinde Rusya'da mahsur kalm~~lard~ r. Geri dönüp bir y~l Kazan'da kalm~~lar, sonra Orenburg civar~nda teyzesinin o~lu Musliheddin Nogaybek'in bulundu~u Tüz Tübe kasabas~ na gelerek, 1915- g ~~ 7 aras~~ sivil esir olarak Rus hükümeti tarafindan buraya ikamete mecbur tutulmu~lard~r.
Ancak ~~ g g'da çok a~~ r ~artlar alt~nda Do~u Türkistan'a ç~ kabilmi~ler ve Çögeçek ahalisinin büyük yard~m ve ricas~~ üzerine imam ve müderris olarak bu ~ehirde yerle~mi~lerdir. Böylece Murad Remzi ~~ g 4'ten sonra bir daha Türkiye'ye ve Hicaz'a dönemeyerek 2. IV. ~~ 934'te Çögeçek'te 8o ya~~ nda iken vefat etmi~~ ve orada defnedilmi~tir.
6. O~LU FEHMI MURAD:
Murad Remzi'nin ikinci o~lu Fehmi Murad (Muhammed Hasan Fehmi), tahsil maksad~yla ~~ Kas~m ~~ g2o'de Çögeçek'ten ayr~larak Kazan, Ufa, Astrahan, Bakü, Batum ve Türkiye üzerinden Almanya'ya gelmi~tir. Berlin Üniversitesi T~ p Fakültesinde dahiliye mütehass~s~~ olarak yeti~en
Fehmi Murad ile ben ilk olarak 1936 Temmuzunda Friedrichstrasse'daki
talebe yurdunda kar~~la~m~~ t~m. Samimi arkada~l~~~m~z, 943'te benim Berlin'den ayr~lmama kadar sürdü. Fakat ondan sonra bu arkada~l~k maalesef tekrar tazelenemedi.
Rose ad~ nda bir Alman k~z~~ ile ni~anl~~ olan Fehmi sonradan evlenmi~~ ve 940'ta Enver el-Mansur ad~ nda bir o~lu olmu~tur. Fehmi Murad ~~ 946'da ailesi ile birlikte Avusturya, ~ talya ve M~s~ r üzerinden Hicaz'a gelmi~, önce Cidde'de, sonra Mekke'de tabip olarak çal~~m~~~ ve "Kazan Türkleri Hususi Vakf~"n~n Naz~ r~~ olmu~tur (Naz~ r vakf El-Has bi-Etrak ehl-i Kazan
,..;,./1,1, ) Bu suretle, yukar~da aç~ kland~~~~ gibi~ 899'larda Yusuf
Diberdief taraf~ndan Murad Remzi'ye vakf olarak hibe edilen fakat
~~ g ~~ 4'ten beri bak~ms~z kalan mülkün idaresi, ancak 30 y~ldan fazla bir
zaman geçtikten sonra onun kanuni varislerinden birine intikal etmi~~ bulunuyordu.
Dosyas~ ndaki Wiesbaden 1962 tarihli Elektrokardiogram~n kay~ tlar~n-dan, Fehmi Murad'~ n kalp hastas~~ oldu~u anla~~lmakta ise de, ak~beti hakk~ nda ~imdilik bir bilgi elde edemedim. Murad Remzi'nin mektuplar~~ ile Fehmi Murad'~n hat~ra defterlerini, Mekke'deki vak~fla ilgili baz~~ evrak~~ ve kitap özetleriyle baz~~ resimleri içine alan bir paketin, bana verilmek üzere Türk Kültürünü Ara~t~rma Enstitüsü'ne 965'lerde b~rak~lm~~~ olmas~~ göz önünde tutulursa, Fehmi Murad'~n o senelerde vefat etti~i ve ad~~ geçen paketin de, vasiyeti üzerine bana yollanm~~~ oldu~u tahmin edilebilir.
Ara s~ra merakla okudu~um, fakat ciddi olarak incelemeye ancak son zamanlarda imkân ve f~rsat bulabildi~im bu hat~ ralarda, bilhassa Ba~kurt, Kazak ve K~rg~zlar~ n hayat~~ üzerine ilgi çekici bilgiler bulundu~u gibi, Murad Remzi'nin Türkistan, Afganistan ve Hindistan seyahati esnas~nda ba~~ndan geçenler, Mekke ve Medine'deki talebelik ve hocal~ k hayat~yla ilgili tafsilât, sonra o~lu Fehmi Murad'~n Avrupa seyahati esnas~ nda Sibirya, Kafkasya ve Anadolu'da ba~~ndan geçen maceralar da, hakikati tasvir eden bir zaman~ n konusu olacak derecede canl~~ olarak anlat~lm~~t~ r. Önünüzdeki bu makale, özet halinde i~te bu dosya ve defterlerdeki bilgilere dayamlarak haz~rlanm~~t~r.