• Sonuç bulunamadı

Höyücek kazıları - 1991/1992

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Höyücek kazıları - 1991/1992"

Copied!
32
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

HÖYÜCEK KAZILARI -1991/1992

REFIK DURU

Höyûcek kanlarm~n üçüncü dönem çal~~malar~, 23 Temmuz - 9 Eylül 1991, dördüncü dönem çal~~malar~, 6 A~ustos - 14 Eylül 1992 tarihleri ara-s~nda sürdürüldü'. Son iki kaz~~ mevsiminde, bir yandan önceki y~llarda ka-z~lmaya ba~lanan J-K/5-6 plan karelerindeki tepe açmas~n~n yap~lan üze-rinde ara~t~rmalara devam edilirken, di~er yandan H-I/5-6 ve L/5-6 kareleri-nin büyük bir k~sm~~ da kaz~~ alan~na eklenerek, açma geni~letildi (Lev.1/1).1992'de ayr~ca höyü~ün bat~~ yamaandaki E-F/6 karelerinde 5X10 m.lik bir alanda daha çal~~~ld~. Mevsim sonunda kaz~lan alanlar~n toplam yü-zölçüm~l 1100 m2 yi geçmi~ti (Lev.1/1,2;2/1,2). Kaz~~ plamm~za göre yap~lan bu çal~~malar~n yan~~ s~ra, 1991'de, Kültür ve Tabiat Varl~klar~n~~ Koruma Antalya Bölge Kurulu Ba~kanh~~, daha önce Hö'yikek için saptanan arkeolo-jik sit s~n~rlar~n~n ara~unlmas~~ görevini bize verdi. Bu amaçla, Bucak Belediyesi'nce sa~lanan küçük bir kanal açma arac~n~n kepçesi ile, olas~~ mi-marhk kal~nt~lar~n~~ bozmamak için, höyük merkezindeki yap~lardan bir hayli uzakta, geni~li~i 0.50 m., uzunlu~u 4 m. ve derinli~i 2.5 m. kadar olan, sekiz küçük çukur aç~larak, durum ara~ur~ld~~ (Lev.1/1 - Topografik haritada siyah doldurulmu~~ alanlar). Bu çal~~malar sonunda, yerle~memizin yay~l~m~~ konu-sunda önemli bilgiler edinildi. ~öyle ki; kuzeyde J/1, H,K/2 ve L/4 karele-

Burdur Müzesi Müdürlü~ü ad~na, bilimsel ba~kanh~~m ve yönetimini bizim, ba~kan yar-d~mc~l~~~n~~ Yard.Doç.Dr.Gillsf~n Um~~rtak'~n yapt~~~~ kaz~lar~n 1991 dönemi çal~~malar~, ö~renci-lerimiz Mustafa Avc~, Arzu Çe~mecio~lu, Fatma Aslan, Ferhan Sakal ve Fikret Çak~rmustafa; 1992 dönemi çal~~malar~~ da Ferhan Sakal, Füsun Ergill, Bahar Altun, Elvan Macit ve Yusuf

~ener'den olu~an ekipler taraf~ndan sürdürüldü. Her iki y~l foto~raf i~lerimizi, Foto~raf

Uzman~, Arkeolog Turhan Birgili yapt~. Kanlann harcamalar~, An~tlar ve Müzeler Genel Müdürlü~ü, Le. Edebiyat Fakültesi Dekanl~~~, i.CJ Ara~t~rma Fonu Sekreterli~i ve Türk Tarih Kurumu Ba~kanl~~~~ taraf~ndan kar~~land~. Kan~n~n destekleyen kurumlar~n yöneticilerini, kaz~-larda görevli ö~rencilerimizi, çal~~malar~m~za her türlü yard~m~~ yapan, ba~ta Müdür Mustafa Gürdal ve Müdür Yard~mc~s~, meslekta~~= Ali Harmankaya olmak üzere, Burdur Müzesi'nin tüm çal~~anlar~n~, kaz~~ alan~~ çevresine r~~lan at~k topra~~n Belediye araçlar~yla ta~~nmas~~ ve kaz~~ alan~~ foto~raflar~n~n havadan çekilmesi için itfaiye araçlar~n~n kullan~hnas~na izin veren Bucak Belediye Ba~kan~~ Say~n Arsal Sany~~ ve incirdere Köyü ilkokulu Müdürü Say~n Nuri Y~ld~z ~~ bu-rada en içten te~ekkürlerimizle anmak istiyoruz. Kaz~larda, kaz~~ sonras~~ çal~~malar~nda ve bu ya-y~n~n haz~rlanmas~nda çok büyük eme~i geçen meslekta~~m Dr.Giilsiin Um~~rtak'a ~ahsen

(2)

448 REFIK DURU

rinde hiçbir arkeolojik kal~nt~~ yoktu. Do~udaki M/5 ve M/8 karelerindeki çukurlarda da, bir iki çömlek parças~~ d~~~nda herhangi bir buluntu ele geç-medi. Güneydeki J/10 karesinde, yüzeyden 1 m. kadar a~a~~da, baz~~ ta~~ y~~~n-lanna rastland~. Bu ta~larla birlikte az say~da Klasik ve Geç Klasik Ça~~ çanak çömle~i ele geçti. Bat~~ yönde, E/7 plan karesinde aç~lan çukurda ise, yüzeyin 30 cm. kadar alt~nda, yo~un ~ekilde yan~k kerpiçler görüldü.

Yukar~da belirtti~imiz alanlardaki çal~~malarla, 1992 mevsimi bitiminde, Höyücek'in tabakala~ma durumu ve höyü~ün saklad~~~~ kültürler büyük öl-çüde anla~~ld~~~ndan, kaz~lar~n daha fazla sürdürülmesinde yarar olmad~~~~ kan~s~na vanld~~ ve çal~~~lan alan~n etraf~~ tel örgüyle çevrilerek, kaz~lara son verildi 2.

Tabakala~ma durumu

Höyü~ümüzdeki yerle~melerin özellikleri ve tabakala~ma durumu, pek al~~~lm~~~ nitelikte de~ildir. Buna ek olarak, yüz y~l kadar önce höyük üzerine kurulan, baz~~ tu~la-kiremit ocaklar~~ da, höyü~ün yerle~imlerle olu~mu~~ ger-çek birikim konisini büyük oranda kan~urm~~~ ve de~i~tirmi~tir. 1990 kaz~~ mevsiminde iki mimarl~k evresi saptanm~~u (Duru 1992a,155 vdd.). 1991 y~l~~ çal~~malar~nda, bu iki mimarl~k evresi aras~ndaki kal~nca y~k~nt~~ birikimi içinde, baz~~ duvar kal~nt~lar~~ ve her iki yap~~ dönemlerine ait kar~~~k durumda çanak çömle~e ve küçük buluntulara rastlan~ld~~~~ için, önraporlanm~zda, olas~~ bir geçi~~ evresinden, bir "Ara Evre"den söz edilmi~ti (Duru 1993,147 vd.). 1992 çal~~malar~~ sonunda, höyü~ümüzdeld yerle~melerin s~radan köy veya kasaba yerle~meleri olmad~~~, bu dönemlerde Höyücek'te sadece belirli

2 Dört y~l süren Höyi~cek kanlarnun tüm sonuçlar~n~~ içeren bir Final Rapor haz~rlanmaya-caktar. Kaz~~ buluntulann~n yay~nlanmas~~ ~öyle planlanm~~t~r: Mimari konular, daha önce haz~r-lad~~~m~z y~ll~k kaz~~ raporlan ve bu yaz~mula, tümüyle yay~nlanm~~~ olmaktad~r. Bu nedenle mi-marl~k konusunda ba~ka bir çal~~ma yap~lmayacakur. Figiirinlerin toplu halde incelenmesi, tara-f~m~zdan ileride ayr~~ bir etüd haline getirilecektir. 'Cam~n çanak çömlek malzemesi ve küçük buluntular Dr.Gillsün Umurtak, sileks ve obsidiyen endüstrisi DrAy~e Baykal-.Seeher ve arkeobi-yolojilt malzemenin bir bölümünü olu~turan hayvan kemikleri de Dr. Bea De Cupere taraf~ndan incelenecek ve ba~~ms~z makaleler halinde yay~nlanacakt~r.

Höyficek kanlann~n ~imdiye kadar yay~nlanan y~ll~k önraporlan ~unlard~r: Refik Duru, "1-16yilcek Kaz~lar~-1989" KST, XII/1, Ankara, s. 87-93,

"Höyf~cek Kaz~lar~4989", Belleten, LVI (1992), s. 551-566, , "Höricek Kaz~lar~-1990", KST, XIII, Ankara, (1992), s.155-161, "Höyiicek Kaz~lan-1991", KST, X/V, Ankara, (1993)„ 5.147-153, "Höyiicek Kaz~lan-1992", KST, XV, Ankara. (1994), s. 97-102, "Höye~cek Kaz~lar~-1990", Belleten, LVIII (1995), s. 725-745.

(3)

HelYCJCER KAZILARI • 1991/1992 449 i~levleri olan yap~lar~n bulundu~u kan~sma var~ld~. Bu evreler, di~er bir söy-leyi~le yap~la~ma dönemleri, hemen her höyük kaz~s~~ için kullan~lan bir de-yim olan 'Yap~~ Kat~' niteli~inde olmad~~~ndan, bunlar~, i~levlerine uygun ~e-kilde, "Kutsal Alanlar Dönemi" ve "Tap~nak Dönemi" olarak isimlendirme-nin daha dogru olaca~~na karar verdik. Ayr~ca yine son kaz~~ döneminde, iki yerle~im evresi aras~ndaki birikim içinde, ayr~, ba~~ms~z bir yap~~ kat~na ait oldu~u kesin olan herhangi yap~~ kalmus~~ ele geçmedi~inden, Ara Evre ay~-nm~ndan da vazgeçilmi~~ ve bu birikim içindeki çanak çömlek ve di~er küçük buluntular, ait oldu~u dönemlerin buluntular~~ aras~na al~nm~~t~r.

1992'de Tap~nak Dönemi yap~lan ile ana toprak aras~ndaki kal~n biri-kimde saptanan daha eski yerle~meleri, "Erken Yerle~meler Dönemi" olarak isimlendirdik.

Son kaz~~ mevsiminde, höyü~ün bat~~ yamaçlanndaki E-F/6 karelerinde yap~lan çal~~malarda çok de~i~ik nitelikli baz~~ çanak çömlek türleri ele geçti. Bu malzeme herhangi bir mimarl~k evresine ba~l~~ olmad~~~~ gibi, pek az~~ Höyticek yerle~melerinin çok iyi tan~d~~~m~z çanak çömle~i ile ilgili idi. Yapt~~~m~z de~erlendirmeler sonunda, Höyilcekete 1989'da kaz~lan J/7-8 plan kareleriyle, 1992'de kaz~lan bat~~ yamaç çukurunda kar~~la~~lan, aç~k-lanmas~~ güç baz~~ olu~umlann, bir süre önce Höyticek üzerinde çal~~t~~~~ bildi-rilen tu~la ocaldanmn, höyf~kte yapt~~~~ fiziksel de~i~ikliklerle ilgili oldu~u anla~~ld~. Buna ba~h olarak, bat~~ yamaç açmas~nda ele geçen çanak çömle~i, yabanc~~ malzeme olarak kabul ettik ve höyü~ün kültürel s~ralamas~na alma-d~k.

Höyilcek'teki kaz~lar sona ermi~~ ve tabakala~ma süreci anla~~lm~~ur. Yeniden eskiye do~ru olmak *üzere, tabakala~ma durumunun ve bunlar~n ait olduklar~~ muhtemel kültür basama~~~ s~ralamas~n~n, a~a~~da belirtildi~i ~e-kilde oldu~u sonucuna var~lm~~t~r:

Kutsal Alanlar Dönemi Geç Neolitik

Tap~nak Dönemi Orta (!)/Erken Neolitik

Erken Yerle~meler Dönemi Erken Neolitik

Mimarhk

Erken Yerle~meler Dönemi (EYD): Höyü~ün tepe kesiminde iki yerde derinlik sondaj~~ yap~ld~. J-K/5 karesinde, Tap~nak Dönemi yap~lar~n~n taban dûzlemi olan -2.07 m.de ba~layan 7X5 m. ölçûlerindeki A açmas~nda -6.07 m.

(4)

450 REFIK DURU

ye kadar inildi (Lev.3/1,2;4). Çukurun son 20 cm.sinde, çanak çömlek ve herhangi bir yerle~ime ait olabilecek izler görülmedi~inden, büyük olas~l~kla, ana topra~a var~ld~~~~ kabul edilmi~~ ve çal~~malara son verilmi~tir. A kaz~~ ala-n~n~n -3.80 m. sinde, 10-20 cm. kal~nl~~~nda yan~k izli bir katmanla, farkl~~ derinliklerde ate~~ yak~lm~~~ küçük alanlar ve yatay kül izleri saptanm~~~ (Lev.3/2), ancak yap~~ kat~~ ay~r~m~n~~ yapabilmek için gerekli mimarl~k kal~nt~-lar~na, tabanlara rastlan~lmam~~, ve çok uzun süre içinde olu~abilecek 4 m. kal~nl~ktaki bu kal~n birikim içindeki yerle~meleri, yap~~ katlar~na ay~rabilmek mümkün olamam~~ur. Bu durum kar~~s~nda, A açmas~nda ele geçen, görece az say~daki çanak çömlek ve di~er küçük buluntular~, eskilik-yenilik bak~-m~ndan s~ralayabilmek için, Tap~nak Dönemi yap~lar~n~n taban düzlemi ile, çukurdaki yang~n tabakas~~ aras~ndaki 1.70 m. lik üst birikimi EYD 1 evresi olarak ay~rd~k (-2.07 m. ile -3.77 m.ler aras~). Bu yang~n tabakas~yla, inilen en derin nokta olan -6.07 m. aras~ndaki birikimi ise EYD 2 (-3.77 m. ile -5.50 m. aras~) ve EYD 3 evreleri (-5.50 m. ile -6.07 m.ler aras~) olarak isimlendirdik.

EYD'nin saptand~~~~ bu açmada gözlenen yan~k izleri ve kül katmanlar~, çok küçük alanlarda yatay gittikten sonra kuzeye, do~uya ve bat~ya do~ru bü-yük e~imlerle derinle~mektedir (Lev.3/2). EYD yerle~melerinin çok dar bir alana yay~lm~~~ oldu~u anla~~lmaktad~r.

EYD'nin üç evresinin buluntular~~ aras~nda herhangi önemli bir farkl~-la~ma, de~i~me gözlemlenmemi~tir. Bu bak~mdan, yerle~melerin tümünün ayn~~ kültür dönemine ait oldu~unu tahmin ediyoruz.

J/5 karesinin kuzeybat~~ kö~esinde aç~lan 3X3 m.lik B çukurunda da (Lev.4), herhangi bir mimari kal~nt~~ yoktu. Yer yer rastlanan çok zay~f yan~k izleri ve kül katmanlar~, oldukça keskin bir e~imle kuzeye do~ru dü~mektey-diler. -3.35 m.ye inilen bu ikinci açmada da belirli bir tabakala~ma saptana-mad~, ve toplanan çanak çömlek buluntular aras~nda, üst yerle~melerden ka-r~~m~~~ parçalar~n çoklu~u nedeniyle, bu alan~n o ça~larda yerle~me d~~~nda kald~~~~ ve arkeolojik buluntular~n da yamaçtan kaym~~~ malzeme oldu~u ka-n~s~na vanld~.

Tap~nak Dönemi (TD): Höyücek'in en zengin mimarl~k buluntular~~ ve-ren yerle~im evresi olan Tap~nak Dönemi, H-L/5-6 plan karelerinde, do~u-bat~~ yönünde uzanan, 45x25 m. lik bir açmada ara~t~ r~ lm~~ t~ r (Lev.1/2;2/1,2;4). TD'ye ait iki önemli yap~~ (4. ve 5. yap~lar), 1990 y~l~nda aç~lma~a ba~lanm~~~ ve tan~t~lm~~t~~ (Duru 1992a,156 vd.; Duru 1993,147 vd.).

(5)

HÖYÜCEK KAZILARI - 1991/1992 451 1991 ve 1992'de, açman~n do~u, güney ve bat~s~ndaki geni~leme kaz~lar~nda, yeni yap~lar, bunlar~n uzanular~~ ve baz~~ ekleri ortaya ç~ kart~ld~. Bu dönem yap~lar~n~n baz~lar~n~n duvarlar~n~n (3-5. yap~lar) çok sa~lam olmas~na kar~~-l~ k, baz~~ yap~lar~n duvarlar~~ (1.ve 2. yap~lar) en alt kerpiç s~ras~na kadar y~k~k durumda idi. Yap~lar aras~ndaki baz~~ ba~lanular nedeniyle, bu yap~lar~n hep-sinin ça~da~~ olduklar~n~, bazen bir yap~n~n y~k~lmas~ndan sonra yerinin bo~~ b~rak~ld~~~n~, bazen de yerine hemen yenilerinin yap~ld~~~n~, bu nedenle ya-p~lar aras~nda uzun bir zaman fark~~ olmad~~~n~~ san~yoruz. Buna ra~men, baz~~ yerlerde üst üste yap~lm~~~ duvarlara ve odalar~n tabanlar~~ alt~nda daha eski bir yap~n~n duvarlar~n~n izlerine rastland~~~ndan, TD yap~lar~n~n kendi ara-lar~nda, eski ve yeni olarak iki evreye ayr~labilir.

Yap~~ malzemesi, teknik ve plan aç~s~ndan, son iki y~lda bu dönem mi-marl~~~~ hakk~nda ö~rendilderimizi a~a~~da sunuyoruz:

TD yap~larmda ta~~ hiç kullan~lmam~~, duvarlar en alt s~radan ba~layarak kerpiçten örülmü~tür. Duvarlar~n yap~m~nda ço~u kez dikdörtgen prizmas~~ biçiminde kerpiçler kullan~lmakla birlikte, baz~~ duvarlarda üst yüzeyi kap-lumba~a s~rt~~ -plano-convex- gibi olan kerpiçlerin de kullan~lm~~~ oldu~unu, daha önceki kaz~~ dönemlerinden biliyorduk (Duru 1995, 727 vd.,Lev.8/1;45/1,2). Son kaz~~ mevsiminde, kaplumba~a s~rtl~~ kerpiçlerin bir k~sm~n~n yuvarlak veya hafif oval tabanl~, bir k~sm~n~n da f~rancala ekme~i gibi, uzun oval tabanl~~ oldu~unu ve bunlar~n, normal kerpiçlerle ayn~~ du-varda kullan~ld~~~n~~ saptad~k (Lev.11/1'de, en üstteki iki kerpiç s~ras~). Çok bozulmu~~ durumdaki 1 ve 2 numaral~~ yap~lar, günümüze kadar gelebilen en alt kerpiç dizisinin s~vas~~ ile izlenebildi; ama bunlar~n da, duvarlar~~ ayakta kalm~~~ yap~lar~n malzemesi ve yöntemleriyle yap~ld~~~nda ku~ku yoktur. Duvarlar~n iç yüzleri ve odalar~n tabanlar~~ genellikle s~val~d~r. Yap~m tekni~i aç~s~ndan, önceki y~llardan bilinen, a~aç dikmelerin, duvarlar~n iç veya d~~~ yüzlerinde, olas~l~ kla çat~ya destek vermek amac~yla kullan~lm~~~ oldu~una ili~kin kan~tlar, son y~llarda daha da artm~~ur (Lev.4;5) 3.

TD'nin eski evresinin 1. ve 2. yap~lar~n~n planlar~~ tam olarak anla~~la-mamakta, hatta, planda görülece~i gibi, bu yap~lar~n duvarlar~, olas~~ mekan-lar~~ çepeçevre kapat~ p kapatmad~~~~ bile anla~~lamadan kesilmektedir (Lev.4). 1. yap~ya, güney duvara aç~lan 1.20 m. geni~li~inde bir kap~dan gi-rilmektedir (Lev.4;6/2). Kap~n~n do~u kenar~n~n d~~~ taraf~~ kal~nla~ur~larak

3 Kaz~m~z~~ ziyaret eden P.Ian Kuniholm ve arkada~lanna, 1. evin güney biti~i~indeki bu

(6)

452 REF~K DURU

bir girinti, bir ni~~ elde edilmi~tir (Lev.4;5). Kuzey ve do~u duvarlara ait izle-rin saptanamad~~~~ yap~ n~n taban~~ üzeizle-rinde az say~da çanak çömlek, buna kar~~l~ k çok say~da kilden yap~lm~~~ çi~~ veya pi~irilmi~, iki ucu sivri sapan ta-nesi (Lev.57/1) ve iri ta~~ baltalar bulunmu~tur (Lev.57/3). Kuzey duvar~n~n olmas~~ beklenen yerde ve kap~n~n ekseninde, e~ik düzleminden 60 cm. kadar yukar~da olmak üzere, kenarlar~~ 95X75 cm. olan, dikdörtgen planl~~ bir f~ r~n yer almaktad~ r (Lev.4;5;6/1;9/1). Kenarlar~~ kilden yap~ lan ve çökmü~~ du-rumdaki düz tavan~~ d~~~ nda, çok sa~lam durumda günümüze kadar gelen f~-~~n~n yüksekli~i 65 cm. dir ve a~z~~ önüne, kenarlar~~ hafifçe yükseltilen bir ya-lak yap~lm~~ur. F~r~ n~n ön cephesinin kenarlar~, iki yanda d~~a ta~~r~lm~~~ ve bu ç~ k~nular özenle s~vanm~~t~r. F~r~n ve yalak tabanlar~n~n alt~~ çak~l ta~~~ dö-~elidir 4. F~ r~n~n yap~~ ile ili~kisi tam olarak belli de~ildir ve bu nedenle, ger-çekten bu yap~ya ait olup olmad~~~~ konusunda kesin konu~am~yoruz. E~er evin içinde ise, f~ r~ n ile evin taban~~ aras~ ndaki büyük bir yükseklik fark~~ ola-cakt~ r. Bu durum, oda taban~ na bir basamak konularak çözümlenmi~~ olabi-lirdi. Bir ba~ka olas~l~ k, f~r~n~n evin y~ k~lmas~ndan sonra, aç~k bir alanda ya-p~lm~~~ olmas~d~r. Evin duvarlar~n~n çok bozuk durumda olmas~na kar~~n ü-n= çok sa~lam kalmas~, bu ikinci olas~l~~~~ kuvvetlendirmektedir. F~rm~n bi-ti~i~inde kilden bir kutu vard~r (Lev.9/1). Kutu, Höyücek'te daha önceki kaz~~ dönemlerinden bilindi~i ~ekilde (a.y.,Lev.7/2), baz~~ kenarlar~~ 3-4 cm. kal~ nl~~~nda massif kil levhalardan (Lev.11/3), baz~~ kenarlar~~ ise, ortas~na yuvarlak kesitli kam~~lardan bir perde konulduktan sonra, iki taraf~~ kille s~-yanm~~~ levhalardan yap~ lm~~t~r (Lev.11/2). F~r~ n yala~~mn sol kenar~da bü-yük bir ezgi ta~~~ duruyordu ve bu ta~~n alt~ nda y~~~ nlar halinde yanm~~~ bu~-day taneleri vard~.

1990 y~l~ nda aç~lan 2 numaral~~ yap~~ (a.y., 727 vd.,Lev.2;4/1;7/1), 1. yap~~ ile büyük benzerlikler göstermektedir. Burada da duvarlar en alt kerpiç s~ ra-s~ na kadar plukur ve duvarlar ra-s~valar~ndan izlenebilmi~tir. Duvarlar kuzeyde kaybolmu~~ ve evin kuzey duvarlardan hiçbir iz kalmam~~t~r (Lev.1/2;4).

Yukar~da betimlenen TD'nin erken evresinin mimarl~ k kal~nt~ lar~ na benzer nitelikte, kerpiçten baz~~ duvar izlerine, 1990 y~l~~ kaz~ lar~ nda 4.ve 5.yap~ lar~ n taban~nda da rastlanm~~u (a.y., 728 vd.). Biz çok sa~lam durum-daki 4.ve 5. yap~ lar~~ bozmak istemedi~imizden, sözünü etti~imiz duvarlar~n

4 Ba~lang~çta sa~lam durumda ç~kart~lan f~nn~ n kenarlar~, birkaç gün sonra kuruyunca,

çaday~p y~lulmaga ba~lam~~, tümüyle bir yere ta~~man~n oL~naks~zl~g~~ nedeniyle, kaz~~ sonunda B-num etraf~~ kuru ta~~ duvarla çevrilip, içi toprakla doldurularak, korumaya almmaga çal~~~lnu~ur.

(7)

Höl'OCEK KAZILARI - 1991/1992 453 ait olduklar~~ yap~lar~n plan özelliklerini ö~renememi~tik. Son iki y~l içinde, do~a ko~ullar~~ sonucu tümüyle bozulan 4. yap~~ içindeki ta~~nmaz e~yalar~n y~ k~nt~lar~n alt~nda yapt~~~m~z ara~t~rmalarda, yukar~da söz konusu edilen TD'nin ilk evresinin yap~lanna ait duvar izleri daha belirgin ~ekilde ortaya ç~ kt~. Ancak bunlar çok zay~f olduklanndan tümüyle izlenememi~~ ve ait ol-duklar~~ yap~lar~n planlar~~ ç~kart~lamam~~ur.

Son kaz~~ mevsiminde açman~n bat~~ ucu yak~nlar~nda, 3. yap~n~n i~li~inin taban~ndan 50 cm. daha a~a~~da, baz~~ duvarlar~n s~va izleri, ate~~ yakma yer-leri, tabanlar, kutu ve silo kal~nt~lar~~ bulunmu~tur (Lev.4). Bu kal~nt~lar da TD'nin eski evresine ait olmal~d~r.

TD'nin son dönemlerinde ya~am~~~ olan 3., 4. ve 5. yap~lar çok iyi du-rumda günümüze kadar gelmi~tir. Bunlardan 4 ve 5 numaral~~ yap~ lar, 1990'da kaz~lm~~u (a.y. 727 vdd.,Lev.4-6;7/1). Son iki y~lda bu yap~lar hak-k~ndaki bilgilerimiz bir hayli artt~. 1990 kaz~~ döneminde açt~~~m~ z ve Tap~nak olarak nitelendirdi~imiz, küçük merdivenli mekân~n bat~s~nda yap~-lan geni~leme kaz~lar~nda ortaya ç~kan mimarl~ k kal~nt~lar~, durumun önce-den dü~ünülenönce-den biraz farkl~~ oldu~unu göstermi~tir. Planda 4. yap~~ olarak i~aretlenen küçük merdivenli yap~ n~n, 3. ve 5. yap~lar aras~ndaki dar bir alana s~ k~~t~r~lm~~~ ba~~ms~z bir bina oldu~u, fakat 3. yap~~ ile de bir ba~lant~-sm~n oldu~u anla~~ld~. (Lev.4;7/1). Son iki kaz~~ döneminde, 4. ve 5. yap~la-r~n içinde çal~~~lmam~~~ ve yap~layap~la-r~n genel plan~~ ve içlerindeki ta~~nmaz e~ya-lar hakk~nda, eskiden söylediklerimize ekleyecek herhangi yeni bir bulgu ele geçmemi~tir. Ancak önceleri 4. yap~ya giri~in nas~l oldu~u bilinmezken, ~imdi buraya sadece bat~~ biti~i~indeki 3. yap~dan girilebilece~i saptand~. 4. yap~n~n kuzey yar~s~, merdivenli platform ve onun yan~nda yer alan, önünde dar bir giri~i olan küçük bir hücre ile dolmu~~ durumdad~r. Bu ta~~nmaz e~ya-lara kil platformlar, duvar diplerine yerle~tirilmi~~ kutu ve di~er buluntular~~ da katarsak, hücre içinde dola~mak için yer kalmam~~~ gibidir (a.y.,Lev.10/1,2). Yap~n~n güney yar~s~nda da büyük silolar ve kumlar vard~r (Lev.4;5; a.y.,Lev.5/1). 4. yap~ n~n bu iki bölümü aras~nda geçi~~ bulunmad~-~~ndan, güneydeki mekâna girmek ve o kesimdeki depolama gereçlerinden yararlanmak için, güney duvarda ikinci bir kap~n~n olmas~~ gerekmektedir. Güney duvar tabana kadar y~k~lm~~~ oldu~undan, biz bu kap~n~n yerini sapta-yamad~ k.

Kaz~~ alan~n~n bat~~ kenar~~ yak~nlar~ndaki, günümüze kadar oldukça sa~-lam durumda gelen, 3 numaral~~ yap~n~n do~u ve güney duvarlar~, bu dönem için al~~~lagelen, kal~n ve massif kerpiçten yap~lm~~~ duvarlardan oldukça

(8)

454 REF~K DURU

farkl~~ bir karakterdedir (Lev.4;5;7/1). Yap~n~n duvarlar~~ bir kö~eden di~e-rine ayn~~ kal~nl~kta örülmemi~, iç yüzledi~e-rine fazla derin olmayan ni~ler veya girintiler yap~lm~~t~r. 4. yap~~ ile ortak olan do~u duvar~n, oda içine bakan yü-zünde bu durum çok iyi görülmektedir. Bu duvar~ n baz~~ kesimleri, bir du-vardan çok, 10-15 cm. kal~nl~kta bir paravana niteli~indedir. Evin bat~~ ve ku-zey duvarlar~n iç yüzleri k~smen izlenebilmi~, ancak duvarlar~n d~~~ yüzlerini bulmak mümkün olmad~~~ndan bu duvarlar~n durumu tam olarak anla~~la-mam~~t~r.

3. yap~ya giri~~ güneydendir. Kap~n~n e~i~ine bir a~aç haul konulmu~~ ve kap~n~n iki kenar~, içten baz~~ eklerle kal~nla~ur~lm~~ur (Lev.4;7/1). Plandaki görünüm, kap~~ kanatlarm~n iki yanda, sürgülü bir kap~~ sistemi gibi, duvarla-r~n içine girdi~ini akla getirmektedir. Ancak durumun böyle olamayaca~~, girintiler içinde in-situ ele geçen tüm kap ve ta~~ keskilerden anla~~lmaktad~r. Odan~n do~u duvar~n~n kuzey kö~esi yak~nlar~ndaki bir ara kap~~ ile, do~u-daki 4. yap~ya geçilmektedir. Yap~n~n kuzey ve bat~~ duvarlar~nda da kap~~ ara-l~ klar~~ var gibidir. Kuzeydeki dar kap~~ araara-l~~~n~n solundaki duvar~n iç yüzüne küçük bir girinti yap~larak, küçük kutu veya çekmece yeri elde edilmi~tir. Ayn~~ ~ekildeki girintiler, 2. evin güney ve bat~~ duvarlannda da vard~r.

3. yap~n~n içinde, ana kap~n~n aks~nda, taban ölçüsü 2.90X1.50 m. olan dikdörtgen planl~, büyük bir f~nn yer alm~~t~r (Lev.7/1;9/2). Çok iyi korun-mu~~ durumda günümüze kadar gelen f~r~n~n ate~~ yanan k~sm~n~n önünde, kenarlar~~ yükseltilmi~~ bir yalak vard~r. F~r~n~n 47 cm. yüksekli~indeki kal~n duvarlar~~ düz olarak kesilmekte ve ate~~ yanan alan~n üzeri, büyük olas~l~kla, düz bir çauyla kapanmaktad~ r. F~r~na d~~tan biti~tirilmi~~ olan üç a~aç dikme, herhalde tavana kadar yükseliyordu (Lev.5).

3. yap~n~n do~u duvar~n~n iç taraf~nda kil kenarl~~ birkaç kutu, 4. yap~ya geçit veren kap~n~n yak~nlar~nda dördü sa~lam durumda olmak üzere, in-situ be~~ tane iri mermer çanak (Lev.7/2) ile, taban üzerinde ve f~r~n~n içinde, s~-radan kaplardan farkl~~ biçimde, baz~~ kaplar bulundu (Lev.23/2,3;24/1,2). ~çleri tah~lla dolu olan birkaç kutu ile hafif yükseltilmi~~ bir ate~~ yakma yeri de, 3. evin güney duvar~n~n d~~~ndaki bo~~ alana yap~lm~~t~r (Lev.4;5;10/1).

H/5-6 karelerinin birle~ti~i kesimlerde yap~lan çal~~malarda, 3 numaral~~ yap~n~n taban~~ ile ayn~~ düzlemlerde, üç k~sa ve ba~~ms~z duvar ile, in-situ el de~irmenleri, havanlar, ezgi ta~lan ve ate~~ yalaklan ele geçti (Lev.4;5;8/1,2). K~sa duvarlar tabandan 40-45 cm. yükseklikte kesilmi~~ ve üzerleri s~vanm~~u. Tavana kadar yükselmedi~i kesin olan bu duvarlar~n ne amaçla yap~ld~~~~ ko-

(9)

HoOYCCEK KAZILARI - 1991/1992 455 nusunda kesin bir ~ey söyleyebilmek zordur. Biz buran~n, 3. yap~ya ba~l~~ bir i~lik oldu~unu tahmin ediyoruz. ~~li~in uzun süre kullan~ld~~~~ ve bu nedenle, tabanlar~n birkaç kez yükseltildi~i saptanm~~t~r. Taban~n baz~~ yerleri çok ka-l~n, kerpiç benzeri plakalarla (Lev.8/1), baz~~ yerleri de, çekiçle ancak k~r~la-bilecek kadar sert, kireçli bir tabaka ile kaplanm~~ur (Lev.56/1). ~~lik'te he-men her yer kil levhalarmdan yap~lm~~~ kutularla doludur (Lev.10/2). Taban üzerinde, pi~mi~~ topraktan dört ayakl~~ bir masa (Lev.54;56/1,2;Duru 1994 a,Lev.11/2,3), baz~lar~~ iç-içe konulmu~~ mermer çanaklar (Lev.36/2;37/ 12; 39/1,2), pi~mi~~ topraktan bir askos (Lev.21;23/4) ve me~rmerden yap~lm~~~ hayvan ba~l~~ iki kepçe bulunmu~tur (Lev.53/1,2;55/2,3).

~~lik alan~n~n üzerinin kapal~~ olup olmad~~~~ anla~~lamad~. Bu kadar ge-ni~~ bir alan~n çaus~n~~ ta~~mak için, tavana kadar yükselen kal~n duvarlara veya sa~lam a~aç direklere gereksinim olmal~d~r. Bunlar bulunmam~~t~r. ~~li~in üzerinin aç~k olmas~~ halinde, buran~n mevsimlik olarak yap~lmas~~ ge-rekecektir. Ancak yukar~da say~lan bütün ta~mabilir ve ta~~nmaz e~yalar~n her y~ l yenilenmesi bize pek mant~kl~~ görülmedi~i gibi, bu e~yalar~n sürekli ola-rak aç~ k alanda, ya~mur ve kar alt~nda durmas~~ da pek olas~~ de~ildir.

3. yap~~ ile, sadece bu yap~dan geçilebilen 4 numaral~~ küçük oda, bera-berce kullan~lan bir kompleks olmal~d~r. Kan~m~zca söz konusu iki yap~~ s~ra-dan konut olarak de~il, dinsel gereksinmeler için yap~lm~~lard~~ ve biz bu kompleksi bir "Tap~nak" olarak tan~mlamak istiyoruz. 4. yap~~ içinde görülen mimari uygulamalar, örne~in "Kutsal Merdiven" ve "Kutsal Hücre" gibi ta-~n~mazlar ile oda içinde ele geçen, de~i~ik nitelikli baz~~ e~yalar, bu mekân~n kuzey k~sm~n~n büyük olas~l~kla, "En Kutsal Yer", bir "Adyton", güney k~sm~-n~n da depo oldu~unu göster~nelidir. 3. yap~~ ve onun i~lik bölümü, tap~na~~n di~er i~leri için rahiplerin kulland~ klar~~ k~s~m olmal~yd~.

1990 kaz~~ mevsiminde kaz~lan 5. ev (a.y., 727 vd., Lev.4/1, 2), 1. yap~~ he-nüz ayakta iken yap~lm~~~ olmal~d~r. Evin kap~s~~ önceleri herhalde kuzey du-vara aç~lm~~t~. 1. ev y~k~lmas~ndan sonra, bu arsaya yeni bir ev yap~lmam~~~ ve 5. evin ilk kap~s~~ örülmü~~ ve kap~~ do~u duvara al~nm~~t~. ~ki odal~~ olan bu p~n~n i~levini gösterecek kal~nt~lar ele geçmemi~~ olmakla birlikte, biz bu ya-p~ n~ n da taya-p~nak kompleksinin bir parças~, belki taya-p~nak görevlilerinin ba-r~nd~ klar~~ bir konut olarak kullan~ld~~~n~~ dü~ünüyoruz.

Son iki çal~~ma mevsiminde, 5. yap~n~n güney ve kuzey duvarlar~na biti-~ik olarak yap~lm~~~ baz~~ duvarlar ortaya ç~karuld~. Resim ve planlarda görüle-ce~i gibi (Lev.2/1;4;5), 5. yap~n~n güney duvar~na, d~~tan dik aç~yla baz~~ du-

(10)

456 REF~K DURU

varlar birle~mektedir. Bu k~sa duvarlar~n temel kod'Iar~, oldukça dik bir e~imle, güneye do~ru dü~mektedir. Duvarlardan biri, küçük bir oda olu~tu-racak ~ekilde, dik aç~l~~ kö~e yaparak dönmektedir. Bu kesimde önceleri baz~~ odac~ klar~n bulundu~u, bir süre sonra bunlar~n güneye do~ru, o zamanki yamaçtan kay~p rluld~klar~~ anla~~lmaktad~r. Yap~lar~n rk~lmas~ndan sonra, bunlar~n y~ k~nt~s~ n~n üzerine ta~~ temelli bir duvar in~a edilmi~ tir (Lev.2/1;4). Höyucek'in ta~~ temelli tek duyan olan bu kal~nt~lar, 5. evin de güney yamaçtan kaymas~n~~ önlemek amac~yla yap~lm~~~ bir destek -istinat- du-var~~ olabilir.

5. yap~n~n kuzey duvar~na d~~tan yap~~t~r~lm~~~ kal~n kerpiç duvar~n da, benzer bir amaçla, yap~n~n kuzey duvar~n~n d~~a aç~larak y~k~lmas~n~~ önle-mek için yap~ld~~~~ dü~ünülebilir.

TD'de höyü~ün çok küçük oldu~u ve güney ve kuzey yamaçlar~n, yuka-r~da sözüedilen yap~lar~n hemen d~~~nda ba~lad~~~~ anla~~lmaktad~r. B çuku-runda ve 1989 y~l~~ kaz~lar~nda, J/7-8 karelerinde hiçbir yap~~ izinin bulun-mamas~~ ve do~u-bat~~ yönündeki açma duvar~nda kül izlerinin güneye do~ru sert bir e~imle inmesi de (Duru /992,Lev.4/1;6/2), bu varsarm~~ destekle-mektedir.

Kaz~lar sonras~nda, do~al sebeplerle y~ k~lan, bozulan kilden kutu ve silo-lar, bu e~yalar~n nas~l yap~ld~klar~~ hakk~nda yeni gözlemlere olanak sa~lam~~~ ve bunlar~n, "Önceden haz~rlanan ve pi~irilen kil levhalar~n kö~elerine aç~lan deliklerden geçen iplerle birbirine ba~land~~~" varsarm~m~z kesinlik kazan-m~~t~r (Lev.11/3; Duru 1995, 729).

Kutsal Alanlar Dönemi (BAD): Höyü~ün tepe kesiminde, tarla yüzeyinin

hemen alt~ndaki en geç yerle~im evresine ait kal~nt~lar~n, çok az ve bozuk durumda oldu~unu 1990 y~l~ndan biliyorduk. Belirli alanlarda toplu halde özgün eser gruplar~n~n bulunmas~~ nedeniyle, 'Kutsal Alanlar Dönemi' olarak isimlendirdi~imiz bu yerle~im evresinin, 1991 kaz~lar~nda bulunan tek mi-mari kalmas~, çukurun do~usunda, L/5 karesindeki, kuzey-güney yönünde geli~en küçük duvar parças~d~r (Lev.12/1). Daha önceki y~llarda kaz~~ alan~-n~n orta ve bat~~ kesimlerinde ele geçen duvarlara (a.y.,Lev.2;3/1,2) paralel olan bu duvar, daha öncekiler gibi, çok düzenli kesilen ve geçirdi~i yang~n sebebiyle tu~lala~an kerpiçlerle örülmü~tür. Bu duvar~n bat~~ ve do~usundaki s~val~~ taban parçalar~~ üzerinde, baz~lar~~ in-situ durumda olan pi~mi~~ toprak-tan yedi idol bulundu. Bu taban, 1990 y~l~nda kaz~lan 2. Kutsal Alan ~n (a.y., Lev.3/2) do~uya do~ru olan uzanus~d~r.

(11)

ER.53/0CEK KAZILARI - 1991/1992 457 1991 y~l~nda K/7 karesinin kuzey kesitinde, kaz~lar s~ras~nda seçileme-yen, ancak toprak iyice kuruduktan sonra, uygun bir ~~~kta görülebilen, ker-piçten bir duvar da, KAD'a ait olabilir (Lev.12/1,2). Yang~n geçirmemesi ne-deniyle kerpiçleri çi~~ kalan ve topraktan ay~rt edilemeyen, yakla~~k 4 m. uzunluktaki bu duvar~n en alt kerpiç s~ras~, 1.10 m. derinliktedir. Do~u-bat~~ yönünde uzanan ve KAD'nin di~er duvarlanyla ili~kisi saptanamayan bu du-var~n, di~er yüzü kaz~~ alan~n~n d~~~nda kaldr~~ndan, nas~l geli~ti~i ö~renile-medi.

KAD'a ait olan baz~~ siyah taban parçalar~~ da, I-J/5-6 karelerinin birle~ti~i yerde ve yüzeyden 0.50-0.60 m. derinliklerde bulunmu~tur (Lev.12/1). TD'nin 3 ve 4 numaral~~ kutsal yap~lar~n~n 0.40-0.50 m. kahnl~~~ndaki y~k~nt~~ molozu üzerinde ve yakla~~k 4-5 m2 geni~li~indeki bu tabanlar, birkaç kez yenilenmi~~ ve yükseltilmi~ti (Lev.13/1,2). Etraf~nda hiçbir yap~~ veya duvar izine rastlanmayan tabanlar~n üzerinde, in-situ durumda çok say~da Ana Tanr~ça figürini ve baz~~ figürin parçalar~~ bulunmu~~ (bk.s. 18 vdd.) ve bura-n~n da bir kutsal alan oldu~u kabul edilerek, "3. Kutsal Alan" olarak isimlen-dirilmi~tir (Lev.12/1).

1992 kaz~lannda, 1.Kutsal Alan'~n taban~ndaki yang~n sonucu sertle~en toprak levhalardan olu~an blokaj (Lev.12/1; a.y., 726 vd., Lev.3/2) kald~r~l-d~~~nda, levhalann alt~nda da baz~~ figürin ve idoller bulundu. ilginç bir hu-sus, kerpiç levhalann alt~nda ele geçen k~r~k bir figürinin di~er parças~n~n, 1990 da ayn~~ yerde, ancak levhalar~n üzerindeki y~k~nt~~ içinde ele geçmi~~ ol-mas~d~r (Lev. 45/3; 51/5). Yani, bir figürinin yar~s~~ levhalann alt~nda, di~er yar~s~~ üzerinde kalm~~t~r. Bu durum, söz konusu blokaj~n i~levini, ba~ka bir söyleyi~le, kil levhalann gerçekten 1. Kutsal Alan'~n taban~~ olmas~n~~ ~üpheli lulmakta, levhalann ba~ka bir amaçla dö~enmi~~ oldu~unu veya ba~ka ihtimal-leri gündeme getirmektedir.

Bat~~ Yamaç Açmas~: 1992 y~l~nda, höyü~ün bat~~ eteklerindeki E-F/6 kare-lerinde, 5X10 m. lik bir alanda, yeni bir açmada çal~~maya ba~land~~ (Lev.1/1;2/2). Amac~m~z bu kesimde yüzeye kadar ç~kan yan~k kerpiç parça-lar~n~n ait oldu~u yap~lan ortaya ç~kartmaku. Açmada, kaz~ya ba~lad~~~m~z ilk günde, yüzeyin hemen alt~nda, geni~~ alanlarda kerpiç parçalar~na rastla-d~k (Lev.14/1). Kerpiç y~~~nlar~n~n üst yüzeyi bat~ya do~ru büyük bir e~imle derinle~iyor ve tarla düzeyinden 2.60 m. derinli~e kadar iniyordu. Bu kerpiç birikiminin ne ~ekilde olu~tu~unu anlayabilmek için, y~~~nuy~~ do~u-bat~~

(12)

458 REFIK DURU

zinde de hiçbir duvar izine rastlan~lmad~. Yan~k kerpiçler, geli~igüzel at~lm~~~ gibiydi. Gerek ~eyh p~~n~n ön taraf~nda, gerekse höyü~ün merkezine bakan iç taraf~ndaki toprakta, Höyucek'ten tan~d~~~m~z çanak çömlek türlerinden tümüyle farkl~, içinde boya bezekliler de olan parçalar ele geçti. Çukurda, keramik d~~~ nda, in-situ hiçbir arkeolojik bulgu olmad~~~~ gibi, herhangi bir tabakala~ma izi de yoktu. Bu kesimde hiçbir zaman yerle~ilmedi~i, ancak aç~ klanmas~~ çok güç ~ekilde, de~i~ik nitelikli çanak çömlek ve yan~k kerpiç içeren bir topra~~n y~~~lm~~~ oldu~u gibi bir görünüm vard~. Olay~~ ayd~nlat-mak için çukurda -8 m.ye kadar inilmesine ra~men, durum de~i~medi. Bu derinliklerde çanak-çömle~e de rastlan~lmamas~~ üzerine, büyük olas~l~kla Ana Topra~a var~ld~~ma karar verilerek, çal~~malar bitirildi.

Bat~~ etekteki kerpiç y~~mus~, bu malzemenin bir hayli zaman önce, bu-raya bir ba~ka yerden getirilerek, höyü~ün o zamanki yamac~na döküldü-günü göstermekte idi. Ancak bu olay ne zaman olmu~tu. Hiçbir mimari kan~t bulunmad~~~~ için, bunun cevab~ n~~ verecek durumda de~ildik. Çal~~malar~m~z s~ras~nda, kaz~y~~ ziyaret eden çok ya~l~~ bir köylü, çocuklu~u s~ras~nda höyük üzerinde kiremit-tu~la ocaldar~mn bulundu~unu söyledi. Bu ifade, çukurdaki yan~k kerpiç p~~n~n~n, sözü edilen ocaldann ~skarta malla-r~n~n buraya aulmas~yla olu~tu~unu akla getiriyordu. Durumun bir ba~ka türlü aç~klamas~~ mant~k d~~~~ olacakt~r. Bat~~ çukurunda ve höyü~ün ba~ka yer-lerinde görülen yan~ k tu~la r~~nlann~n, yüz y~l kadar önce, Höyücek üze-rinde kurulu olan bu ocaklarm bozuk mallar~~ oldu~unu tahmin ediyoruz.

Ancak olay~n arkeolojik aç~dan önemli bir yan~~ vard~. Bat~~ çukurunda bulunan çanak çömle~in, hemen hemen tümüne yak~n bir bölümü, ~imdiye kadar ne kaz~lar öncesinde Höyücek Höyü~ü'nde yap~lm~~~ yüzey toplamala-r~nda, ne de çok geni~~ bir alandaki sistemli kaz~lar s~ras~nda ele geçmemi~ti. "Mimari ile herhangi bir ba~~~ olmayan, büyük k~sm~~ boya bezekli olan, çok de~i~ik türdeki bu çanak çömlek, hangi sebeplerle burada bulunuyordu ?" sorusu, bizi çok uzun süre me~gul etti. Önceleri bu malzemenin, höyü~ün bizim kazmad~~~m~z bir ba~ka yerindeki yerle~melerle ilgili olaca~in~~ dü-~ünmü~tük. Daha sonra bu durumu, Höyücek üzerindeki tu~la ocaklar~~ ile aç~klaman~n daha do~ru olaca~~na karar verdik. Kan~m~zca bugünkü olu~u-mun izah~~ ~öyle olmal~d~r: Geçen yüzy~l~n sonlar~nda, höyü~ün tepe kesi-mine kurulan ve yukar~da sözedilen tu~la-kiremit ocaklar~, üretimleri için gerekli olan topra~~, önceleri üzerinde bulunduklar~~ tepeden, Höyücek'ten temin etmi~, ancak daha sonralar~, topra~~~ bir ba~ka yerden ta~~m~~lard~r.

(13)

HöVeCEK KAZILARI - 1991/1992 459 Bizim bat~~ yamaç çukurumuzun oldu~u yer, büyük olas~l~kla, tu~la yap~lmak için d~~ar~dan getirilen topra~~n içindeki yabanc~~ maddelerin ay~ klanmas~~ için elendi~i, bu arada Höyücek'e yabanc~~ çanak çömlek k~r~ klan ile bozuk ç~kan tu~lalar~n at~ld~~~~ yerlerden biri idi.

Yamaçlara bozuk mallann at~lmas~~ i~leminin sadece höyü~ün bat~~ kesimi için söz konusu oldu~unu sanm~yoruz. Höyücek'te ilk y~l kazd~~~m~z J/7-8 plan karelerindeki kar~~~k birikim de, çok büyük olas~l~kla bu at~k molozlarla olu~mu~tu (Duru 1992, 553 vdd.). Bu kesimden de tu~la üreticileri tu~la topra~~~ ald~klar~ndan, baz~~ çukurlar ortaya ç~km~~~ ve sonradan bu çukurlar da at~k moloz ile doldurulmu~tu. Biz büyük olas~l~kla bu nedenlerle, söz ko-nusu alanda hiçbir mimarl~k izine rastlamam~~, de~i~ik ça~lara ait arkeolojik malzeme bulmu~tuk (a.y. 555 vdd.). 1989 y~l~~ çal~~malar~~ s~ras~nda ele geçen bol miktarda dal ve a~aç parças~~ da, herhalde tu~la oca~~n~n firmlann~~ yak-mak için çevreden getirilmi~~ a~açlar~n gereksiz ince dal parçalar~~ idi (a.y.,554 vd.). Höyü~ün bir yerine biriktirilen at~klar ço~al~ p yükselince, ba~ka kesimler at~m yeri olarak seçiliyor ve orada biriktirme i~i ba~l~yor gibi görünmektedir.

Bu aç~ klama bir varsapmd~r, ama bunun d~~~ nda bir olas~l~ k kamm~zca pek mümkün de~ildir. Höyü~ümüzde tarihöncesi ça~larda oturmu~~ insanla-r~n, bu alanlarda bulunan bir grup çatlak çömle~i hiçbir dönemde üretme-diklerini, hemen hemen kesin ~ekilde biliyoruz. O halde bütün arkeolojik malzeme, yüz y~l kadar önce kurulan ve uzun süre burada çal~~an atelyelerin çevreden ta~~d~klar~~ toprakla birlikte getirilmi~tir. Herhalde tu~la üretimi için toprak al~nan yerler aras~nda höyük(-ler) veya prehistorik yerle~meler de vard~. Bugün bu topra~~n getirildi~i yerleri bilmemize elbette olanak yoktur ama, bu toprak alma yerlerini çok uzaklarda aramamak laz~md~ r. Bu arada, Höyücek'in 2 km. kadar kuzeyinde yer alan Tepecik Höyü~ü'nün etekle-rinde, bugün hala bir tu~la-kiremit i~letmesinin çal~~makta oldu~unu be-lirtmek isteriz. Yukar~da sayd~~~m~z sebeplerle, Höyücek'in bat~~ açmas~nda bulunmu~~ olan tüm arkeolojik bulgular~n, Höyticekle ilgisiz oldu~u konu-sunda bizde kesine yak~n bir kan~~ olu~mu~~ bulunmaktad~r.

Höyü~ün bugün do~al gibi görünen biçimine yap~lan kan~malara (müdahale) ve bu kesimlerde ele geçen arkeolojik malzemenin Höyücek'e yabanc~~ oldu~una inanmam~za ra~men, bu açman~n çanak çömle~i elbette çok ilginç ve önemlidir. ilerde ba~~ms~z ~ekilde yay~nlanacak olan "Höyücek Çömlekçili~i" raporunda konu ayr~nt~lar~~ ile ele al~n~p de~erlendirilecektir.

(14)

460 REFIK DURU Çömlekçilik

1992 y~l~nda aç~lan A çukurunda varl~~~~ saptanan EYD'nin buluntular~, herhangi bir mimari tabakala~maya ba~l~~ de~ildir ve 4 m. kal~nl~~~ndaki bu birikim içindeki arkeolojik bulgular, yukar~da söylendi~i gibi, en alttaki 0.60m., di~er ikisi 1.70 m. kal~nl~ldar~nda olmak üzere, üç basama~a ayr~lm~~~ ve EYD'in içerdi~i çanak çömlek de, bu ay~r~ma uygun olarak toplar~m~~ ur. Genelde EYD'nin en alttaki 3. basama~~~ ile 2. ve 1. basamaklar~n kerami~i aras~nda fazla bir fark yoktur. Parçalarda hamur rengi ço~unlukla grinin ton-lar~ndad~r; kahverengi hamurlular görece daha azd~r. Kaplar~n hemen hepsi iyi açk~lanm~~ur. Tüm kap bulunmam~~~ olmakla birlikte, egemen kap biçimi tabaklar, belli-belirsiz S profilli çanaklar ve geni~çe küresel kar~nl~~ çömlek-lerdir (Lev.15). Parçalar~n büyük ço~unlu~unda omuzlarda veya a~~za yak~n bir yerde, dikine (bazen de e~ik) yerle~tirilmi~~ silindirik, ip delikli tutamak-lar vard~r (Lev.15/3). Silindirik tutamaktutamak-lar~n iki ucu, ço~u kez düz ve keskin ~ekilde kesilmi~tir. Birkaç kap, parmak delik tutamakl~d~ r (Lev.15/1). Çömleklerde dipler ya hafif düzle~tirilmelde yetinilmi~, ya da kal~n disk ~ek-linde yap~lm~~t~r. Hiçbir parça üzerinde bezeme yoktur.

Tap~nak Dönemine ait tüm veya tümlenmi~~ kaplar~n~n say~s~~ bir hayli fazlad~ r. Tabaklar, düz veya hafif S profilli kâseler, çanaklar, yatay ip delik tu-tamakl~~ küçük çanaklar, parmak tutu-tamakl~~ orta boy çanaklar, dikine ip de-likli, silindirik tutamakl~~ çömlekler (Lev.16;17;22) en çok rastlanan kap bi-çimleridir.

Kendinden önceki ve sonraki dönemlerinden göreceli olarak daha özenli üretilen TD mallar~~ aras~nda, biçim aç~s~ndan çok de~i~ik olan baz~~ kaplar vard~r ve bunlardan birkaç~n~~ daha önce yaymlam~~nk (Duru 1995, 732, Lev.16,19). Bu tür kaplardan 'böbrek biçimli' olarak isimlendirdikleri-mizin say~lar~~ artm~~ur (Lev. 18/3;23/2,3). Genel görünümü ile bu kaplara benzeyen bir ba~ka kap, 3. evin büyük odas~n~n fir~n~~ içinde bulunmu~tur (Lev.20/2; 23/1). Ayn~~ ev içinde ele geçen di~er iki kap, bu evrenin parmak tutamakl~~ orta boy çömleklerinden, dudaklarm içe dönerek, ta~may~~ önleye-cek ~ekilde (antisplash mouth) yap~ lmas~ yla ayr~ lmaktad~ r (Lev.18/1,2;24/1,2). Bu türden çömleklerin a~~zlar~n~~ kapatmak için yap~ l-d~~~n~~ tahmin etti~imiz, disk biçimli kapaklara ait parçalar da bulunmu~tur

(Lev.19/10-12;25/4-6). Tap~ nak'~n i~li~inin taban~na yerle~tirilmi~~ ~ekilde ele geçen ku~~ veya ördek biçimli bir askos da, de~i~ik kaplar grubu içine al~-nabilir (Lev.21;23/4).

(15)

HÖYÜCEK KAZILAR1- 1991/1992 461 Bu dönemin bir ba~ka özgün parças~, sepet kulplu ve a~z~~ d~~~nda dikine delikli tutama~~~ olan bir çana~a aittir (Lev.20/3;23/5).

Bu dönem mutfak kaplar~~ aras~nda çok say~da irice çömlek ile, kaba ya-p~lm~~, kal~n kenarl~~ bir de huni vard~r (Lev.24/3).

Genellikle bezemesiz olan TD kaplar~nda, ilginç baz~~ süsleme uygulama-lar~~ vard~r. Bunlardan birinde, tutamak üzerine kabartma ekler yap~larak, bo~a ba~~~ tasviri elde edilmi~tir (Lev.19/1;25/2). Tutamaldara kabartma ek-lerle insan betimi (?) yapmak bir ba~ka uygulamad~r (Lev.19/2;25/3). Çok iri bir çömle~in a~z~~ d~~~nda da, büyük olas~l~kla bir bo~a ba~~~ cepheden gös-terilmi~tir (Lev.20/1;25/1). Tutamaklar~~ hayvan ba~~~ ~eklinde süslemek (Lev. 19/3-6), çömlek kapaklar~ n~n üzerine çizi bezek yapmak (Lev.19/11,12;25/5,6) ve yüksekçe halka diplerin kenarlarma delikler açmak (Lev.19/8,9), bu evrenin di~er özgün süslemeleridir.

Kutsal Alanlar Döneminin özgün çanak çömle~i, bilinen özellikleri ile

(Duru 1995, 731 vd.), son iki y~lda da pek çok örnek vermi~tir. Hamur rengi

ço~unlukla kahverenginin tonlar~nda olan, iyi pi~irilen ve açk~lanan, fakat genelde çok kaliteli olmayan bu evre çanak çömle~inin basit kase ve çanak-lar~~ (Lev.27;29/1-3;30/2) ile, 'Höyücek mal~' çanak ve tabaklardan, pek çok tüm ve parça bulundu (Lev.26;29/4)5. Bu evrenin yeni kap biçimlerinden bir di~eri de, geni~~ a~~zl~~ derin çanak formudur (Lev.28/1;30/1).

KAD çanak çömle~i ço~unlukla bezemesiz olmakla birlikte, üzeri çizi (Lev.28/4;29/6) veya çentik bezeli birkaç parça da vard~r (Lev.28/5;30/3-5). Baz~~ kaplar~n a~~zlar~n~n d~~~ taraf~nda, tutamakla birle~tirilmi~~ kabartma süs-leme görülmektedir (Lev.28/2,3;29/5).

Son kaz~~ mevsiminde Bat~~ Yamaç Açmas~nda bulunan ve Höyücek yer-le~meleri ile ilgisi olam~yaca~~m tahmin etti~imiz çanak çömlek grubu hak-k~nda, bu raporumuzda sadece çok k~sa tan~t~c~~ bilgiler verece~iz. Söz ko-nusu çanak çömlek, kendi aras~nda homojen olmayan bir topluluk halinde-dir. Mimariye ba~l~~ olmad~~~~ ve bir yerden buraya ta~~nm~~, kar~~~ k malzeme niteli~inde olmalar~~ nedeniyle, farkl~~ özellikteki mal gruplar~n~n aralar~ndaki eskilik yenilik durumlar~n~~ bilmiyoruz. Mallar aras~nda sadece çok küçük bir grup Höyücek'in tabakas~~ belli çanak çömle~iyle paralellik göstermektedir. Parçalar~n büyük ço~unlu~u, di~er dönemlerin çanak çömle~inden tama- 5 A~z~n~n bir veya iki taraf~nda kabartmal~~ çanaklar, ilk kez Höyticek'te yo~un ~ekilde gö-rüldü~ünden, bunlara "Höyücek mallan" ad~~ verilmi~tir (bk. Duru 1992,555 vd.).

(16)

462 REF~K DURU

miyle farkl~d~r. Bunlar~n ortak özellikleri kal~n kenarl~~ ve göreceli olarak kaba olmaland~r. Ço~unun üzerinde astar yoktur ve açk~lama yap~lmam~~t~r. Sadece boya bezekli olanlar~n baz~lar~nda kab~n d~~~~ k~rm~z~~ boya ile astar-lanm~~~ ve onun üzerine kirli beyaz veya bej boya ile bezeme yap~lm~~t~r. Az say~da parçan~n ise astar' bej, bezemesi k~rm~z~~ boyal~d~r.

Bat~~ çukun~~ mallar~nda biçim aç~s~ndan ço~unlukta olanlar, yayvan ta-baklar ve derin çanaklard~r (Lev.31/1-3;32/1-3). Çömlek ve boyunlu testiler göreceli olarak daha azd~r (Lev.31/4,5;33). Kulp parças~na rastlan~lmam~~ur. Baz~~ çömlek parçalar~nda dolu ve parmak tutamaklarla, birkaç çana~~n iç yüzlerine yerle~tirilmi~~ dolu tutamaklar (Lev.31/1,2) ve az say~da kar~n par-ças~~ üzerinde de~i~ik biçimde parmak delikli tutamaklar görülmektedir (Lev.31/6;34/1).

Bezeklere gelince; k~rm~z~~ astar üzerine kirli beyaz boya ile yap~lan be-zeme, büyük ço~unlukla kal~n bandlar halindedir. Yayvan tabaklar~n her iki yüzünde, derin çömleklerin ise sadece d~~~ yüzlerinde, a~~zdan sarkan band-lar -girland- (Lev.32/1,3;33/1,2,4;34/2,4), ters yerle~tirilmi~~ girland'Iar en çok görülen bezek ögeleridir (Lev.32/2;34/5). Boyal~~ parçalardan baz~lar~-n~n üzerinde, de~i~ik ~ekillerde e~ik, spiral ve dairesel band bezekler kulla-n~lm~~t~r (Lev.32/2 iç;33/3;34/4 iç;35/1,3-7).

Mermer Eserler

Höyücek TD buluntular~~ aras~nda mermerden yap~lm~~~ bir hayli eser vard~r ve bunlar~n ço~unlu~unu çanaklar olu~turmaktad~r. 1990'da 4 ve 5. evler içinde buldu~umuz mermer çanaklardan sonra (Duru 1995, Lev.20;21), son iki y~lda, 3. ev ve bat~s~ndaki i~lik bölümünde de yeni mer-mer kaplar bulduk. Bunlardan be~~ tanesi 3. yap~~ ile 4. yap~lar aras~ndaki kap~~ civar~nda in-situ durumdayd~~ ve kaplar geçirdikleri yang~n sonunda bozul-mu~, hatta birkaç~~ kireç haline gelmi~ti (Lev.7/2). Bunlar~n ancak dört ta-nesi kurtar~labildi 6. Böylece 3-5. yap~lar içinde ele geçen mermer kaplar~n say~s~~ 10'u buldu. 3. yap~n~n i~li~inde bulunan üç çanak ise, yang~n görme-di~i için, çok iyi durumdayd~lar. Mermer çanaklardan, 3. yap~n~n taban~~ üzerinde bulunanlar~, resim ve çizimlerinden görülece~i gibi, basit, 'S profil-lidirler (Lev.36/ 4;38;39/4; 40/1-3) ve tutamaks~z (Lev. 36/3;39/4;40/1), si-

6 Mermer kaplardan üçü, An~tlar ve Müzeler Genel Müdürlü~ünün izniyle, ~stanbula geti-rilmi~~ ve Anabilim Dal~ m~z Restorasyon Laboratuvannda, Restoratör Dr.Sait Ba~aran tarafindan ba~ar~yla onar~lm~~t~r.

(17)

HÖYÜCEK KAZILARI - 1991/1992 463 lindir tutamald~~ (Lev.38/1;40/2) veya hayvan ba~~~ tutamakh olarak yap~ lm~~-lard~r (Lev.38/2;40/3). Ancak bu tutamaklarla mermer çanaklar~~ kald~rmak olanaks~z oldu~undan, bunlar~n i~levsel olmayan tutamaklar olarak dü~ ü-nüldüklerinde ku~ku yoktur. Çanaklann dipleri bezen düzdür; bazen de üç veya dört küçük ayak üzerinde durmaktad~r. ~~lik taban~nda ve bir arada bu-lunan üç küçük mermer çanak da 'S profillidir (Lev.36/2;37/1,2;39/1-3). Bunlardan ikisi tutamakl~~ ve dört küçük ayald~, biri ise tutamaks~z ve kal~nca disk diplidir. Mermerden yap~lm~~~ küçük bir tabak da, TD'nin y~k~nt~~ molozu içinde bulunmu~tur (Lev.36/1)

TD'nin mermer eserlerinden iki kepçe, Tap~nak i~li~i taban~~ üzerinde ele geçmi~tir (Lev.53/1,2;55/2,3). Kepçelerden birinin çukur k~sm~n~n ku-lan~ld~~~~ zaman k~r~l~p onar~ld~~~n~~ gösteren delikler vard~r. Kepçelerin sap-lar~~ hayvan ba~~~ ~eklinde bitmektedir. Mermer kepçeler, Höyücek'te yayg~n ~ekilde kullan~lan pi~mi~~ topraktan kepçelerin taklitleridir (Lev.52/6; 55/6).

Figürinler

Küçük buluntu bak~m~ndan çok zengin olan Höyücek'te, say~sal bak~m-dan en büyük buluntu gruplar~nbak~m-dan biri figürin ve idollerdir.

TD'ne ait tek figürin, 1. evin güneyindeki küçük mekanlar~n birinin ta-ban~~ üzerinde bulunmu~tur (Lev.52/1;55/1). Kirli beyaz mermerden yap~ -lan, 3.3 cm. boyundaki bu tasvirde, iri vücutlu bir kad~n ba~da~~ kurarak oturmakta ve kollar~ n gö~üs önünde tutuldu~u alçak kabartma ~eklinde be-lirtilmektedir. Yüzde gözler çizgilerle gösterilmi~tir.

Yukar~da tan~ tt~~~m~z figürin d~~~ ndaki tam plastik insan betimlerinin tümü ile bütün idoller KAD'dan gelmektedir. 1990 y~l~nda kazd~~~ m~z 1. Kutsal Alan~n taban kerpiçleri-levhalanm (Duru 1995, 726, Lev.27-29) kald~ -r~ rken buldu~umuzu söyledi~imiz figürin ve idollerin say~s~~ yedidir. Bunlardan dördü basit çuval vücutlu, sokma ba~l~~ (Lev.46/1-3;51/1,4), biri kemik ba~l~~ idoldür (Lev.47/1). Figürinlerden biri (Lev.41/5;51/2), vücudu bir oranda do~al i~lenmi~, sokma ba~l~~ bir kad~n tasviridir . K~sa ayakl~~ bir is-kemle üzerinde oturan kad~n~n gö~üs ve s~rt~~ noktalarla doldurulmu~tur. Bu noktalar~n belirli bir düzene göre yap~lm~~~ oldu~u aç~kt~r; ancak bunlar~n anlam~~ konusunda herhangi bir öneride bulunmak istemiyoruz. Ayakta du-ran, yass~~ ve belki erkek olan bir figürine ait olan sonuncu parça, 1990'da ayn~~ alanda ele geçen ba~ka bir parça ile birle~ti (Lev.45/3;51/5; Figürinin sa~~ yar~s~~ son kaz~~ döneminde bulunmu~tur). Bu yeni buluntularla 1. Kutsal Alanda bulunan figürin ve idollerin say~s~~ 26 oldu.

(18)

464 REFIK DURU

1990'da varl~~~~ saptanan 2. Kutsal Alan ~n (Duru 1995, 726 vd.), K-L/5 plan karesindeki uzant~s~nda, 1991 y~l~nda, baz~lar~~ k~r~k durumda olmak üzere sekiz idol daha ele geçti ve böylece bu alandaki figürin ve idol say~s~~ 16'ya ula~t~. Tüm olarak ele geçen idollerden üç tanesi, sokma ba~l~~ idol ti-pindedir. Boylar~~ 1.8 cm. ile 4.7 cm. aras~nda de~i~en bu türlere, gövdesinin üst k~sm~~ k~r~k olan iki idolüde katabiliriz (Lev.46/4). Ç~plak tasvir edilen idoller oturma pozisyonundad~r ve baz~lar~nda seks organ~~ belirtilmi~, baz~la-r~nda ise sadece kar~n alt~na üçgen bir alan çizilmelde yetinilmi~tir. ~dollerin omuzlar~~ aras~na sokma ba~~n girece~i yuvarlak kesidi delikler aç~lm~~t~r. Bir ba~ka idolün ba~~ deli~inde de, yuvarlak kesitli kemikten yap~lm~~~ ba~~ in-situ durumdad~ r (Lev.47/2;51/3). 2. Kutsal Alan ~n sonuncu idolü, gö~sünde çapraz band~~ olan yass~~ bir idoldür (Lev.47/3;51/6). Bu idolün kilden ya-p~lm~~~ ba~~, vücuda, do~ala uygun ~ekilde yap~~unlm~~ur. Kutsal alan yak~n-lar~nda ele geçen bir ba~ka tüm figürin, oturan ve kollann~~ gö~sü önüne ge-tiren bir kad~n~~ tasvir etmektedir (Lev.41/2;48/2). Ayn~~ kesimde bir kaç tane k~r~ k durumda kilden ba~~ (Lev.45/6,7) ile idoller için haz~rlanm~~~ kemik ba~lara da rastlanm~~t~r (Lev.47/4,5; 51/9).

1991 y~ l~ nda 1/ 5-6 karesinde varl~~~~ saptanan 3. Kutsal Alanda (Lev.12/1), bir-ikisi k~r~k durumda olmak üzere 10 figürin ile iki ba~~ bulun-mu~tur. Kaz~lar s~ras~nda bu grubun baz~~ figürinleri, özenle s~vanm~~~ birden fazla taban üzerinde, in-situ durumdayd~lar (Lev.13/2). Bu alandaki Ana Tanr~ça betimlerinin tümü, di~er iki kutsal alanda bulunmu~~ olanlardan farkl~~ olarak, do~al biçimlere oldukça uygun yap~lm~~lard~r. Kad~n vücutlar~-n~n baz~lar~nda steatopiji vurgulanm~~~ iken, bir iki örnekte vücutlar yass~~ ola-rak gösterilmi~tir. Duru~~ pozisyonlar~na göre, figürinler ayakta (Lev.45/1,2; 49/1,2), ba~da~~ kurmu~~ (Lev.41/1,3,4;48/1), iki ayakl~~ bir iskemle üzerine oturmu~~ (Lev.42 / 1-3;48/3-5) ve yatar ~ekilde tasvir edilmi~lerdir (Lev.43,44;49/ 3,4;50/1,2). Yukar~da tan~t~lan betimlerde tanr~çalar genel-likle ellerini gö~üs alt~nda tutmakta, ender olarak kollar yanlara sark~t~l-makta ve baz~~ örneklerde ise eller dizler üzerinde dursark~t~l-maktad~r. Vücutlar iri-cedir; gö~üsler, kar~n ve bazen cinsel organ alan~~ belirtilmi~tir.

3.Kutsal Alan'~n en ilginç buluntular~, yere uzanm~~~ durumda betimle-nen figürinlerdir. Bunlardan birinde kad~n, ayaklar~n~~ sa~a do~ru ve hafifçe geriye uzatarak uzanm~~ur (Lev.43;49/3;50/1). Kollar gö~üs önüne getiril-mi~tir. Vücut ola~anüstü güzel biçimlendirilmi~, hatlar çok yuvarlak, organ-lar abarus~z ve oranorgan-lar~~ do~rudur. Ba~~~ eksik olan kad~n~n saçorgan-lar~~ örülerek enseye sarlduld~~~~ anla~~lmaktad~r.

(19)

HÖYOCEK KAZILARI - 1991/1992 465 ~kinci eser, 2 figürden olu~an bir kompozisyon niteli~indedir (Lev.44;49/4;50/2). Büyük figür, gö~üsleri, kalçalan ve pazular~~ abart~l~~ ya-p~lm~~, çok iri vücutlu bir kad~nd~r, ve bir önceki figürinde oldu~u gibi, ayak-lar~n~~ yana ve arkaya uzatarak yatm~~t~r. Ana Tannça'mn yat~~~ biçimi, kolayca anla~~lamayacak kadar gariptir. Yau~~ s~ras~nda kalça ile kar~n k~s~mlar~nda omurga, kendi do~rultusunda 900 ile bükülmü~, karmdan itibaren vücudun üst k~sm~~ da, yatay durumdaki bel kemi~i ile yine 900 lik bir k~nlma yaparak dikle~mi~tir. Kad~n figürünün ba~~~ bulunmam~~~ olmakla birlikte, tamamlama önerimizdeki gibi bir ba~~n~n olmas~~ muhtemeldir (Lev.50/1,2).

Bu kompozisyondaki ikinci figür, iri vücutlu kad~n~n gö~sü önüne getir-di~i kollar~na as~lan ve ayaklar~yla yere dik olarak basan, küçük bir insan be-timidir. Ayaklar~n~n uç k~sm~~ d~~~ nda tümü ile sa~lam durumdaki figürinin yüzünde a~~z ile gözler belirtilmi~tir. Biz bu figürü, kesin olarak tan~mlaya-mad~k. Figürün elleriyle kad~n~n kollar~na as~l~§ biçimi, sadece insanlar~n -ve belki maymunlar~n- yapabilece~i ~ekildedir (Lev.44). Bu bir çocuk olabilir; ancak yüz ayr~nt~lar~, insandan çok bir hayvan~~ an~msatmaktad~r. Yüz üze-rinde a~z~n da gösterilmi~~ olmas~~ ilginçtir ve bu durum küçük figürün tanr~-sal bir niteli~i olmayabilece~ini göstermelidir. Kompozisyonun anlam~~ konu-sunda fazla bir ~ey söyleyebilmek pek mümkün de~ildir.

3. Kutsal Alandaki figürinlerden hiçbirinde ba~~ deli~i yoktur; yani bu grupta sokmaba~~ uygulamas~~ söz konusu de~ildir. Bunlarda da ba~larm ayr~~ yap~lmakla birlikte, vücuda sokulmaym omuzlar aras~na yap~~t~r~ld~~~~ anla-~~lmaktad~ r. Ayn~~ yerde bu tür figürinlerden kopmu~~ oldu~u anla~~lan birkaç ba~~ ele geçmi~tir (Lev.45/4,5;51/7,8). Figürin ba~lar~ndaki yüz ayr~nt~lar~, Burdur Bölgesi figürinleri için tipik olan ~ekilde yap~lm~~t~r.

Pi~mi~~ toprak eserler

TD'ye ait pi~mi~~ toprak eserleri aras~nda en önemli parça, son kaz~~ mev-siminde, Tap~nak'~n i~lik k~sm~nda, sa~lam durumda ele geçen pi~mi~~ top-raktan minyatür masad~r (Lev.54;56; Duru 1994a). Masan~n kareye yakla~an 18X20 cm. ölçüsündeki tablas~n~n üstü hafifçe derinle~tirilmi~, ve kenarlara massif tutamaklar eklenmi~tir. Tabla, alt~na konan 12.5 cm. uzunlu~unda, si-lindirik dört ayak üzerinde durmaktad~r. Bu parça ile, Höyücek'te bulunmu~~ pi~mi~~ topraktan masalar~n say~s~~ ikiye ç~ km~~~ olmaktad~r (Duru 1994 o;

Duru 1995,Lev.37;39). Di~er pi~mi~~ toprak eserler, bir hayvan

fi-gürü(Lev.52/4;55/5), iki 'ayak' tasviri (Lev.52/2,3; 55/4; kr~. Duru 1992, Belleten C. IJX, 30

(20)

466 REF~K DURU

Lev.20/4;22/3; Duru 1995, Lev.42/6), tablalar (Lev.52/5;57/2), sapl~~ kepçe-ler (Lev. 55/6) ve üçgen biçimli, yass~~ ve üzerinde üç delik bulunan bir nesne ile (Lev.52/7;55/7) yüzlerce kil sapan tanesidir (Lev.57/1). Sazdan örülmü~~ bir sepetin topra~a ç~km~~~ izi (Lev.57/4), TUde bu tür e~yan~ n kul-lan~lm~~~ oldu~unu göstermektedir.

KAD'nin pi~mi~~ toprak buluntular~ndan baz~lar~~ minyatür kaplar, tabla-lar, tutamaklar~~ düz veya hayvan ba~~~ ile süslenmi~~ ka~~ klar-kepçeler (Lev.52/6) ve pi~mi~-pi~memi~~ kilden yap~lm~~~ sapan taneleridir.

Ta~~ eserler

Ta~tan keski ve baltalar, en fazla ele geçen buluntu türüdür. TD'de kü-çük boy keskilerle beraber balta say~labilecek büyüklükte örnekler de bu-lunmu~tur (Lev.53/6;57/3). KAD'daki keskiler genellikle küçiiktür (Lev.53/5). TD'nin ta~~ buluntular~ndan biri de damga mühürdür (Lev.53/3; 55/8).

Yontma ta~~ endüstrisi

Çakmakta~~~ ve obsidyen endüstrisinin ayr~nul~~ incelenmesi ilerde yap~ la-ca~~~ için, burada bu tür eserlerden sadece TD'den gelen bir uç (Lev.53/8;56/9) ile, KAD y~ k~nus~~ aras~nda bulunan, kahverenkli çakmakta-~~ndan çok zarif ~ekilde biçimlendirilmi~~ bir ok ucunun resimlerinin veril-mesiyle yetinilmi~tir (Lev.53/9;56/10) .

Kaba ta~~ eserler aras~nda kenarlar~~ küçük yongalar ç~karularak keskin-le~tirilmi~~ birkaç disk kaz~y~c~~ vard~r (Lev.53/10).

Kar~ila~tirmalar

Bu k~s~mda, 1991 ve 1992 kaz~lar~n~n buluntular~mn~ n, hatta bazen di~er kaz~~ dönemlerinde elde edilen bulgular~ n, ça~da~~ merkezlerin buluntular~~ ile kar~~l~ kl~~ ili~kilerini belirleme~e çal~~aca~~z.

Höyücek yerle~melerinin tarihsel konumlanyle, genelde Bucak ve çevre-sinin, Burdur Bölgesi'nin uygarl~k sürecindeki yerini saptayabilmek için, ön-celikle Höyücek'in mimari ve di~er küçük buluntular~~ ile Hac~lar ve Kuruçay gibi iki yak~n kom~u ve ca~da~~ yerle~menin buluntular~~ aras~ ndaki kar~~l~ kl~~ ili~kileri ara~t~rmak gerekmektedir. Bu konularda 1989 ve 1990 y~l~~ kaz~~ rapor-lar~nda da baz~~ öneriler ve saptamalar yapm~~uk (Duru 1992, 559 vdd.; Duru

(21)

HÖYCICEK KAZILARI - 1991/1992 467

rendi~imiz EYD'nin çanak çömle~i ile, Kuruçay'~n 13. kat ve Hac~lar'~n sözde Akeramik Neolitik döneminin çanak çömle~i aras~nda genelde anlaml~~ ya-lunl~ldar vard~r 7. Bu üç önemli merkezin, Neolitik'in en eski dönemlerine tarihlenen çanak çömlek malzemesi, Burdur Bölgesi Neolitik Ça~~n~n daha geç evreleri çömlekçili~inin prototipleri gibi görünmektedirler. Bu saptama, bölgenin en güneyki yerle~melerinden Badema~ac~'n~n (K~z~lkaya) yüzey bu-luntular~~ ile de desteklenmektedir (Mellaart 1961,166 vdd., Fig.6).

TD ile Hac~lar'~n Neolitik katlar~~ aras~ndaki mimari benzerlikler giderek artm~~ur. Bu iki yerle~me aras~nda daha önceleri saptad~~~m~z, kaplumba~a s~rt ~~ kerpiçlerin kullan~lmas~, ince paravana duvarlar~n~n ve kutulann kenar-lann~n dal ve kam~~la bir perde yap~ld~ktan sonra kille s~vanmas~~ gibi mal-zeme ve yap~m tekni~i aç~s~ndan baz~~ ortak ögelere (Duru 1995, 738;

Mellaart /970,Lev.X1X/b;XXIII/a,b), son y~llarda, ev kap~lar~n~n uzun

du-varlara aç~lmas~, kap~n~n tam kar~~s~ndaki duvara biti~ik olarak finn yerle~ti-rilmesi, i~liklere k~sa ve alçak yükseltiler yap~lmas~~ (a.y.,Fig.17), gibi plan benzerlikleri ile f~nnlann önlerine, kenarlar~~ hafif yükseltilmi~~ yalaklar ko-nulmas~~ (a.y., Lev.XXXIV/a), duvarlar~n oda içine bakan yüzlerine s~~~ ni~ler, duvarlara küçük dolap veya çekmece yuvalann~n yap~lmas~~ gibi baz~~ ayr~nt~-lardaki paralelikler eklenmi~tir (a.y., Lev. VII/a; XXIV; XXV/a; XXXIX; Fig.7). Höyücek'te 3. ve 1. evin taban~ndaki pi~mi~~ topraktan yüzlerce sapan tanesi, benzer durumda Hac~lar'da da ele geçmi~tir (a.y., Lev.XXVI/a).

Höyucek'te önceleri ba~~ms~z bir tap~nak olarak dü~ünülen merdivenli odan~n, asl~nda 3. eve ba~l~~ en kutsal yer -adyton- olarak de~erlendirilmesi, Höyücek ile Hac~lar aras~nda bir ba~ka mimari benzerlik olas~l~~~n~~ gündeme getirmi~tir. ~öyleki; Hac~lar'da VI. kat~n 1. evinin kap~s~~ d~~~nda, alçak basa-makl~, topraktan yap~lm~~~ bir merdiven vard~r ve bu merdiven, çat~ya ç~ kan bir platformunun alt k~sm~~ olarak dü~ünülmü~tür (a.y., 16 vd.; Lev. VI b, Fig.7;10). Hac~lar'daki bu merdivenli mekan, bat~s~nda bulunan büyük odaya ba~l~~ gibi görünmektedir. Merdivenin çevresi kaz~lmad~~~~ için kesin konu~u-lamaz ama, Hac~lar'da da, Höyücek'e benzer bir planlaman~n söz konusu olaca~~~ ve merdivenin ba~~ms~z ~ekilde, dinsel törenler için yap~ld~~~~ dü~ü-nülebilir.

TD'nin fantazi kaplan genellikle Hac~lar ve Kuruçay'dan tan~nmamakla birlikte, duda~~n içe yatay ~ekilde uzat~lmas~yla a~z~~ daralulan çömleklerin

7 Burdur Bölgesi'nin kuzey kesimlerinin Erken Neolitik Ça~~~ çanak çömle~i ile ilgili olarak

(22)

468 REFIK DURU

-anti-splash mouth- profillerini hat~rlatan iki kap (Lev. 18/1,2) ile ku~~ biçimli

kab~m~z~n (Lev.21) benzerlerine Hac~lar VI. katta rastlanm~~t~r (a.y.,106, Lev.LVIII/1; Fig.55/5,8). Günlük kullan~mdaki kap türleri aras~ndaki ben-zerlikler de artmaktad~n Örne~in Höyucek'deki dikine delikli silindirik tu-tamakl~~ oval çömlekler (Lev.17/2), halka dip üzerine aç~lan delikler (Lev.19/8,9), bo~a ba~~~ ~eklinde süslenen tutamaklar (Lev.19/3-6) ve tuta-maklara kabartmalar ekleyerek bo~a boynuzu tasviri veya insan tasviri yap-mak gibi uygulamalar (Lev.19/1,2), Kuruçay (Duru 1988,Lev. 15/5;15/8,9;26/ 4-6;14/1; Duru 1994, Lev.108/ 21-23;143/9;164/7;77/11- 14;197/ 2-4,6;198/1-5) ve Hac~lar'dan (Mellaart 1970, Fig.56/1,3) çok iyi ta-n~nmaktad~r.

TD ile Hac~lar Neolitik katlar~n~n ortak buluntular~ndan bir di~eri de, mermerden yap~lm~~~ iri çanaklard~r (a.y., Pl. CXII-CXIV, Fig.159-162).

Yukar~da vurgulamaya çal~~t~~~m~z, Höyücek TD ile Hac~lar-Kuruçay Neolitik ve Erken Kalkolitik katlar~~ aras~ndaki, kapsaml~~ denebilecek kadar çok say~da benzerli~e ra~men, kuzeyin Neolitik ve EKÇ kültürlerinin çok özgün çanak çömlek uygulamas~~ olan bej zemine k~rm~z~~ boya bezeklilerin, TD'de hemen hemen hiç görülmemesi, ilgi çekicidir.

KAD'~n Hac~lar-Kuruçay ile ili~kileri biraz daha zapfur. Daha önceki k~sa raporlanm~zda vurgulad~~~m~z gibi, Höyucek'e özgü, duda~~~ yumrulu çanak türüne (Duru 1992, Lev.9-11), sadece Kuruçay GNÇ ve EKÇ katlar~~ çanak çömle~i içinde rastlan~rken (Duru 1994, Lev. 66/4,5; 94/4; 128/4,5; 129/1; 153/1), Hac~lar ve Kuruçay'~n k~rm~z~~ boya ile yap~lm~~~ geometrik veya fan-tazi bezeklileri, Höyücek üst katlar~n~n kar~~~k malzemesi aras~nda görülür

(Duru 1992, 554 vdd., Lev.12/8-11;15/5-7) •

KAD'nin Ana Tanr~ça figürinleri ve sokma ba~l~~ idolleriyle, Burdur Bölgesi'nin kuzey kesimlerinin benzer buluntu tipleri aras~ndaki ili~kilerden de, daha önceki yaz~lar~m~zda söz etmi~tik (Duru 1995, 738 vdd.). Bunlara ek olarak, son kaz~~ mevsimi 3. Kutsal Alanda bulunan, yatar durumdaki Ana Tanr~ça figürinlerinin, Hac~lar VI. kaun~n ayn~~ pozisyondaki tasvirlerle çok yak~n benzerliklerini vurgulamak istiyoruz (Lev.43;44;49/3,4; 50/1,2; kr~.

Mellaart/970,Lev.CLI-CLIV) 8.

8 "Ana Tanr~ça ve Çocuk" kompozisyonundaki kad~n figürününün çok yak~n bir benzerini bize meslekta~~= Prof.Dr.Aykut Ç~naro~lu tan~tt~. Kendisinin Newyork'ta Metropolitan Museum'un depolar~ nda gördü~ü bir f~gürin (Lev.50/3), bizim Höyücek eserinaizden, sadece

(23)

HÖYÜGEK KAZILARI - 1991/1992 469 Höyücek buluntular~ n~ n Burdur Bölgesi d~~~ ndaki merkezlerle benzer-likleri konusunda 1990 kaz~~ raporunda yapt~~~ m~z saptamalara, bu y~l baz~~ yeni ögeler kaulm~~ur. Bunlar~n ba~~nda, Höyücek figürinleri ile Çukurkent geli~li iki figürin aras~ndaki benzerlik gelmektedir. Çukurkent figürinlerin-den biri (Bitte11953,37,Res.2), oturma biçimi, aynnular~ n i~leni~i ve hatta öl-çüleri bak~ m~ ndan, Höyücek'in mermerden yap~ lm~~~ TD f~gürini ile (Lev.52/1; 55/1), ikinci Çukurkent figürini de (Bilgi 1980, 2, Fig. 1/3), Höyücek'in yatar pozisyondaki 3. Kutsal Alan figürinleri ile tam bir paralellik içindedir.

Dudaklann içe yatay uzaulmas~yla elde edilen dar a~~zl~~ - antisplash

mo-att~~ - kaplar (Lev. 18/1,2), Höyücek ile Anadolu'nun di~er bölgelerinin

ili~-kileri konusuna yeni boyutlar getirmektedir. J.Mellaart Hac~ lar'daki bu türde kaplan tan~ mlarken, bunlar~n Bat~~ Çatal Höyük mallar~n~~ haurlatu~~n~~ söy-lemektedir (Mellaart 1970, 106). Gerçekten de Bat~~ Çatal Höytik'te, bu özgün dudak profiline bir ölçüde benzeyen a~~z parçalar~~ vard~r (Mellaart 1961, Fig.13/1-4); ama Bat~~ Çatal Höyük buluntular~~ çok geli~mi~~ uygulamalard~r ve EKÇ 'ye aittirler. Benzer profildeki çömleklere, Demircihöyük, Fikirtepe ve Pendik'te de rastlanmaktad~r (Seeher 1987,1/1-8; Ö~do~an /979,113 vd., Lev.47/D.107, D.129, D.135, D.331, D.117, D.115, D.254; Özba~aran 1989, 78, Lev.31/Ç 241; 32/Ç 59, Ç .239). Dr.Özdo~an bu kaplar~ n Bat~~ Anadolu'da yüzey ara~t~rmalan ile ele geçen benzerlerini de saptam~~ur (Bu kap tipinin yay~l~~~~ için ayr~ca bk. S.Hood, Prehistoric Emporio and Ayio

Gala. LOxford 1981, s.15, Fig. 5/3,5).

Yorumlar, sonuçlar ve tarihleme

Dört y~l süren Höyücek kaz~ lar~ n~ n sonunda, bu yerle~menin niteli~i hakk~nda baz~~ genel de~erlendirmeler ve saptamalar yap~labilir duruma ge-linmi~tir. Höyücek'in en eski yerle~melerini ara~t~rmak için aç~lan çukurun, öndeki küçük figürün yoklu~u ile ayr~lmaktad~ r. Kad~n~ n yau~~ biçimi, vücut lusunlann~ n ili~ki-leri, proporsiyonlar ve genelde yap~ m biçemi, hayret verecek ölçüde Höyücek eserine benze-mektetir. Bu iki eserin ayn~~ ustan~ n elinden ç~ kt~~~~ dahi dü~ünülebilir. Metropolitaddaki Ana Tanr~ça figiirinin Burdur Bölgesi'nden götürülmü~~ oldu~undan hiç ku~kumuz yoktur. Bir eski eser kaçakç~l~~~~ olay~ n~ n ortaya ç~ kmas~ n~~ sa~layan Say~ n Çmaro~lu'na, içten te~ekkürler sunanz. Baz~~ özel kolleksiyonlarda saklanmakta olan iki yatan kad~ n tassiri de, Höyücek, Hac~lar ve Metropolitan Müzesi eserlerine, gerek yau~~ ~ekli ve gerek i~leni~~ biçemi bak~ m~ ndan çok ben-zemektedir U. Thimme (Ed.); Art and Culture of the Cyclades, Karlsruhe (1971), Les.. 556, 557). Esasen bu iki eser "Neolithic Hac~ lar VI type" olarak tan~ t~ lm~~ur. Bunlar~ n da Anadolu'dan bir ~ekilde ç~kart~lm~~~ olduklar~~ anla~~lmaktad~r.

(24)

470 REF~K DURU

yakla~~k 4 m. kal~nl~~~ndaki birikiminde varl~~~~ anla~~lan EYD'ye ait hiçbir mimarl~k izinin bulunmamas~, küçük buluntular~n ve hatta çanak çömle~in azl~~~~ -e~er bütün bu saptamalar A çukurunun yeri dolars~yle bir rastlant~~ de~ilse- ve yerle~im alan~n~n da, büyük olas~l~kla çok küçük olmas~, bu dö-nemde yerle~melerdeki yap~lar~n, ta~~ ve kerpiç gibi kal~c~~ malzemeden de~il, hafif ah~ap veya s~val~~ çit tekni~i (wattle and daub) ile yap~ld~~~n~~ veya/hatta, burada sürekli de~il, mevsimlik yerle~melerin sözkonusu olabilece~ini akla getirmektedir. Oldukça uzun süre içinde olu~abilecek EYD birikiminin alt ve üst s~n~rlar~n~~ tarihlemek için hemen hemen hiçbir arkeolojik belge ele geçmemi~tir. Ancak TD'den al~ nan C14 ölçümlerinin verdi~i M.ö. 6.300/6.400 gibi tarihler dikkate al~n~ r ise, TD'den bir hayli eski olan EYD'nin en erken dönemlerinin, 7. biny~l~n~n ba~lar~na kadar geri gitmesi ve Höyücek'in en eski yerle~im dönemlerinin tümünün, Erken Neolitik Ça~'a ait olmas~~ gerekecektir. EYD çanak çömle~i ile Hac~lar'~n ana toprak üzerin-deki en erken yerle~melerinden (Önceleri Akeramik olarak bilinen tabaka-lar) ve Kuruçay'da 13. kattan gelen çanak çömlek malzemesi aras~ndaki ili~-kilere yukar~da k~saca de~inmi~tik. Bu analojik saptamalar, EYD için önerdi-~imiz tarihleri desteklemektedir.

TD ve KAD'a gelince: Bu iki yerle~im evresini de~erlendirmek için, bu dönemlerin bir arada dü~ünülmesi gerekti~i kan~s~nday~z. Önce KAD hak-k~ndaki saptamalanm~z~~ belirtece~-Iz. Höyü~ümüzün yap~~ kal~nt~lar~~ veren en geç yerle~im evresi olan KAD'~n mimarisine ait aynnular, bu y~l da ö~reni-lemedi. Üç senedir ortaya ç~kart~lan ve bu yap~~ evresine ait oldu~u anla~~lan, birbirine paralel be~~ ayr~~ duvar parças~~ aras~ndaki ili~kiler, belirsizli~ini ko-rumaktad~ r (Lev.12/1). Bu paralel duvarlar~~ birle~tirece~i dü~ünülebilecek dikine duvar kal~ nt~ lar~, kaz~~ alan~ n~ n hiç bir yerinde bulunmam~~t~ r. Bunlara ek olarak, ayn~~ döneme ait olan 1. ve 2. Kutsal Alanlar bu duvarla-r~n hemen etraf~nda gibi görünmekteyse de, bunlarla k~sa duvarladuvarla-r~n ili~kisi olup olmad~~~~ konusunda mant~kl~~ bir aç~klama yapmak mümkün de~ildir. 3. Kutsal Alan ~n çevresinde hiç bir duvar yoktur. 2. Kutsal Alan ~n pek be-lirgin olmayan durumu bir yana b~rak~lacak olursa, kutsal alanlar~n üzerini kapatabilecek veya çevirebilecek yap~~ kal~nt~lar~~ bulunmad~~~~ için, bunlar~n üzerinin aç~k oldu~u tahmin edilebilir. Kesin olan husus, belirli alanlarda haz~rlanan tabanlar üzerine, Ana Tanr~ça figürin ve idollerin konulmu~~ ol-du~udur. Bütün bunlar, san~r~z dinsel törenlerle ilgilidir, ve bu törenler s~ra-s~nda tanr~ça tasvirler ile beraber bazen ta~, kil ve kemikten de~i~ik ~ekillerde nesneler de, adak e~yas~~ olarak konulmu~tur. Burada hemen eklemeliyiz ki,

(25)

HÖYÜCEK KAZILARI - 1991/1992 471 kan~ m~zca kutsal alanlar~n say~s~~ gerçekte 3'den daha fazla olmal~d~r. Ayr~ca baz~~ alanlar~n da birden çok kez kullamld~~~~ anla~~lm~~t~r (Lev.12/2). 1989 y~l~nda J/5,7,8 plan karelerindeki kaz~larda ve hatta tarla yüzeyine kadar ç~km~~~ durumda buldu~umuz idol ve figürinler de (Duru 1992, Lev.19-21), büyük ihtimalle ba~ka Kutsal Alanlara konulan adak e~yalarmdand~r.

1990 ve 1991 y~llar~nda saptanan kutsal alanlardan gelen buluntular~n, ayr~~ ayr~~ dökümünün yap~lmas~~ durumunda, her kutsal alan~n buluntular~-n~n, tür ve biçim aç~s~ndan birbirinden bir hayli farkl~~ oldu~u görülmekte-dir. Örne~in arkal~ ks~z bir iskemlede oturan, üstü noktal~~ figürinler (Lev.41/5; Duru 1995, Lev.26/1,2;), ayakta duran ve yass~~ basitçe betimle-nenler (Lev. 45/3;51/5; a.y.,Lev.31/1;36/4), kilden yap~lm~~, dikdörtgen prizmas~~ ~ekilli, üzeri noktah nesneler (a.y.,Lev.31/3,4) ve kilden pul tane-leri (a.y.,Lev.31/5) 1. Kutsal Alana; kemik ba~l~~ idoller ve kemikten haz~r-lanm~~~ ba~lar (Lev.47/ 1, 2,4,5;51/3,9; a.y., Lev.30;41/1-3) 2. Kutsal Alana; uzanm~~~ yatan ana tanr~ça tasvirleri de 3. Kutsal Alana has buluntulard~ r. Bir kutsal alanda bulunan tipler di~erlerinde pek görülmemektedir. 2. Kutsal Alanda irili ufakl~~ 20 den fazla keski ve balta bulunmu~, di~erlerinde ise bu türden hiçbir e~ya ele geçmemi~tir. Ayr~ca 1.ve 2. Kutsal Alanlarda, oturan, çuval vücutlu ve sokmaba~l~~ idoller çok say~da bulunmu~~ iken, sonuncu kut-sal alanda bu türden hiçbir idol yoktur. Bu farkl~l~ klar nas~l aç~ klanmal~d~r? Bu konunun KAD'~n niteli~i ile ilgili oldu~unu san~yoruz. Son iki kaz~~ mev-siminde al~nan sonuçlar kar~~s~nda, bizde olu~an kan~, KAD'nin, hiç olmazsa bir döneminin, normal bir yerle~me de~il, kutsal bir yer, bir adak yeri oldu-~udur. Bucak Ovas~'nda, hatta daha geni~~ bir bölgede, bu küçük tepe, olas~-l~kla kutsal bir yer olarak kabul ediliyor ve zaman zaman ziyaret ediliyordu. Belli zamanlarda veya belirli amaçlarla yap~lan bu ziyaretlerde, çevredeki kent ve köylerden gelen insanlar, tepe üzerinde ayr~~ yerlerde törenler düzen-liyorlar ve belki tepeyi kutsuyorlard~. Törenlerin sahiplerinin buraya b~ rak-t~klar~~ figürinler, idoller ve di~er adak e~yalar~~ ile baz~~ tüm kaplar tabianyla birbirinden farkl~~ idi. Buraya gelen insanlar, elbette geleneksel olarak kendi inanç ve görgülerine göre yapma~a al~~t~ldar~~ biçimdeki dinsel ve profan e~-yalar~~ kullan~yor olmal~yd~lar. E~er bu varsay~m~m~z do~ru ise, bu törenler s~ k s~ k yap~labilece~i gibi, uzun zaman aralar~~ ile de yap~lm~~~ olabilirler. Bizce kutsal alan buluntular~~ aras~ ndaki farkl~l~klar~, büyük zaman aralar~~ ile aç~klamak yerine, de~i~ik yerle~melerden gelen insanlar~n eserleri, e~yalar~~ olarak alg~lamak daha do~ru olacakt~r.

(26)

472 REF~K DURU

Höyücek KAD çömlekçili~i ve figürincili~inin pek çok özgün örne~i, Burdur Bölgesi'nin kuzeyinde ya hiç yoktur, ya da çok azd~r'. Hac~lar ve Kuruçay'da bulunan, ancak bölgenin bu kesimine yabanc~, Höyiicek'e has gibi görünen çanak çömlek buluntular~, buraya güneyden gelmi~~ olabilece~i gibi, yukar~da söylediklerimize uygun olarak, Bucak yöresindeki ba~ka mer-kezlerin, hatta Isparta Ovas~~ gibi, görece uzak bölgelerin malzemesi ile de ili~kili olabilirler. Çukurkent figürinleriyle olan benzerlikleri, bu kan~r güç-lendirici bir kan~t olarak saymak mümkündür. Bu söylediklerimiz Höyiicek'in ba~tan beri bir kült merkezi olmas~na dayal~~ varsay~mlard~r ve kültür çe~itlili~inin boyutu, bu dini merkezin saygml~~~n~n geni~li~i ile orant~l~~ olmal~d~r.

KAD'da tepenin kutsal bir yer oldu~u konusundaki önerimiz do~ru olsa bile, bu olgunun nereden kaynakland~~~n~~ kesin olarak bilmemize, elbette olanak yoktur. Ancak bu inan~~~n daha eski dönemlerle ilgili olmas~~ çok muhtemeldir. Biz bu gelene~in Tap~nak Dönemine kadar geri gidebilece~ini dü~ünüyoruz. Höyücek TD yap~lar~, ~u ya da bu ~ekilde kümele~mi~~ evlerden olu~an, s~radan bir kasaba veya köy yerle~mesi de~il, yukar~da söyledi~imiz gibi, sadece kutsal yap~lar~n bulundu~u bir yer oldu~u kan~s~n~~ uyand~rmak-tad~r. Bu yap~lar~n yer ald~~~~ alan~n d~~~nda kalan kesimlerde de, bir hayli geni~~ kesimler kaz~lm~~~ olmas~na kar~~n, TD ile ça~da~~ olacak hiçbir mimar-l~k izine rastlanmam~~~ ve TD yap~lar~n~n sadece dar bir alana s~k~~m~~~ oldu~u anla~~lm~~t~r. Do~u-bat~~ yönündeki bu dar ~eritte yer alan kutsal nitelikli ya-p~lar d~~~nda, gerçek anlamda konut denebilecek yaya-p~lar~n olmamas~, bu ça~da burada, belki s~radan insanlar~n hiçbir zaman oturmam~~~ olduklar~na i~aret edebilir. De~i~ik bir iç düzenlemeye sahip olan ve çok zengin buluntu-lar veren Tap~nak ve onunla ilgili olabilecek binabuluntu-lar, buran~n daha o zaman-lar sadece kutsal bir merkez i~levi bulundu~una i~aret ediyor olabilir. Höyücek kutsal bir tepe, hatta "Ana Tanr~ça Kültü'nün yöresel bir merkezi" ise, böylesi bir merkezin an~s~n~n, TD'nin pk~lmas~ndan çok uzun süreler sonras~nda bile, çevrede oturan topluluklar~n hanralarmda kald~~~, unutul-mad~~~~ dü~ünülebilir.

TD ile KAD'~n ayr~~ ayr~~ ya~am sürelerinin ve aralar~ndaki zaman fark~n~n ne kadar oldu~u konusunda bir öneri yapam~yoruz. Ancak arkeolojik bulun-

Höyücek ile kuzey bölgelerin çanak çömlek buluntular~~ aras~ndaki ender ili~kilerin bir örne~i, Lev.29/5'deki parçan~n benzerinin Bilecik-K~n~k yalunlar~nda yüzey buluntusu olarak ele geçmesidir. (T. Efe, "Chalcolithic Pottery from the Mounds Aslanapa (Kütahya) and K~n~k (Bilecik)", Anatolica, XIX (1993), Lev. 5/21; 11/21).

Referanslar

Benzer Belgeler

Kaz› alanlar›nda en s›k elde edilen hayvan kal›nt›lar›, kemik, boynuz, d›fl iskelet, tüy, post, pul ve yumurta ka- bu¤u gibi, kalsiyum ya da keratin içe-

Fizik muayenesinde mekanik kapak sesleri do¤al olan hastan›n ekokardiyografisinde normal mekanik kapak hareketleri, hafif mitral darl›¤›, 1.. derece mitral yetmezli¤i ve 75

Yani kendinizi onun yerine koya- caks›n›z, bencilli¤inizden silkinecek- siniz, sizin bir etiniz, kemi¤iniz oldu¤u gibi onun da bir eti, kemi¤i oldu¤unu, onun da

Örnek 4.8 için verilen program¬ veya biraz daha de¼gi¸ sik olarak a¸ sa¼g¬da verilen program¬ referans alarak, seçece¼giniz frekanslardaki iki sinyalin toplam¬olarak ifade

Ayr¬k Fourier dönü¸sümü için genelde kullan¬lan bir özel notasyon yoktur, ancak burada biz kolayl¬k aç¬s¬ndan c = F ( f ) notasyonunu kullanaca¼ g¬z. Matris-vektör

Saat: 12.30 Rafting Yer Alt ı çarşısı Üstünde Buluşma Munzur’un kenarına yürüyüş (Mavi Köprü yanı)Festival meşalesinin yakılması Açılış Konuşması:

2634 say ılı Turizmi Teşvik Kanunu'na iptal davası "Her ne kadar orman arazilerinin turizme açılmasında kamu yararı olsa da, orman orman oldu ğu için korunmalı"

Haziran 2006'da vergi öncesi karda yüzde 31 artış (346.5 milyon pound kar açıklayan** Thames Water, 2000 yılında, be ş yıllık bir süreçte karlarının yüzde 30'unu