Pazar musahabeleri
Spor
aşıkı
Faik hoca
kimdir?
T ü rk ırk ın a şeref veren bu asil, bu necip İn san güzelini son altm ış sene z arfın d a Ga - la ta s a r a y ’d an gelip gecen taleb eler arasın d a tan ım ıy an , İsm ini bilm iyen, onun h â tıra s ın a h ü rm e t etm lyen y o k tu r sanırım .
F a ik H oca G a la ta s a ra y ın k ü sad m d an on İki sene so n ra 1879 d a 22, 23 y a sların d a jim n a s tik m u allim liğ in e tay in edildiğine bakılır sa bugün yası sekseni fe ra h fe ra h aşm ış tü - v â n â bir pirdir.
Ben o m ü stesn a şahsiyeti bundan 59 yıl e v el 1882 de G a la ta s a ra y a yazıldığım zam an tan ıd ım ve ona can d an bağlandım .
Benim çocukluğum da k a fam a naksolan h a y a li eski y u n an h e y k e ltra şla rın a örnek o • la c a k bir sıh at, k ü v e t ve ten a sü p tim sa li idi.
H ocanın vücudu gibi aiilâk ı d a m ükem m el di. F a ik H oca geniş om uzları, biçim li endam ı, u zu n ca boyu, daim a m ütebessim sevim li yü zü, c an lı b akışları, heyecanlı sesiyle h ilk a tin fe v k alâd e lû tfu n a u ğ ram ış b ir İnsandı.
Bizim d ev rin G a latasara y lI gençleri, onun k ü v e t h ü n erlerin i, biribirlm izden Zaloğlu R ü stem m a s a lla rı gibi şaşa, şa şa dinlerdik.
Hlc u n u tm am bir gün Beyoğlunda Kon- ko rd iy a tiy a tro su n d a (bu tiy a tro n u n yerinde Simdi a p a rtm a n la r v a r) A v ru p a’dan gelen bir zorbaz a tle tin a k la sığm ıyan k ü v e t h ü n e rle rin i g azeteler b allan d ıra, b a lla n d ıra yazıyor - du. Bizim F a ik H oca da m era k etm iş, bir a k sam bu ad am ın m arifetlerin i görm eğe g it m iş. N ihayet perde acilm iş, iri y arı dev gibi b ir fran sız sahneye çıkmış, gay et a ğ ır koca - m an gülleleri inliye sıklıya h av ay a k a ld ır d ık ta n sonra, seyircilere, nasıl içinizde bir k e re tecrübe etm ek istiyenler yok m u? diye m eydan okum uş!
Bu sözler F a ik H ocanın d am a rla rın d ak i T ü rk k anını galey an a g etirm iş ve sahneye a t lay ıp cidden cok a ğ ır olan gü lleleri b ir h a m lede h a v ay a dikmiş, fran sız a tle t o rtad an kaybolm uş ve bir d a h a İsta n b u l'd a g ö rü n m e miş.
B akınız ben hocayt nasıl tan ıd ım ?
G a la ta s a ra y a yazıldığım ın üçüncü günü İdi, b ir sa b a h erkenden bir ru m m ubassır bi zi m ü taleah an ed en çıkardı, ikişer dizdi, m ek teb in bahçesinin bir kösesinde ü stü kapalı, zem ini kum döşeli bir yere g ö türdü. K rık k a d ar, y asları yedi ile on arasın d a cocuk nereye geldiğim izin fa rk ın d a değildik. Y üksek ta - v a n d an sa lla n a n iplere, sırık lara, sa lın c ak la r a h a y retle bakıyorduk. Cok geçmeden, bası acık, sa c la rı itin a ile tara n m ış, beyaz keten p an talo n lu , lâc iv ert cak etli bir d elikanlı k a r sım ıza geldi, m ubassır çekilip gitti. Bu z at hepim izi gözden geçirdikten sonra:
— Şöyle bir e tra fım a h a lk a olun bakayım ! dedi.
Biz hem en büyücek bir h a lk a olduk. G ayet sam im i konuşm ağa başladı, ö n ce bize sordu:
— B urası nedir biliyor m usunuz bakayım ? Htc birim iz bilemedik, hepimiz de böyle a-cayip bir yere ilk defa geliyorduk. Cevap a la m ayınca a n latm ıy a başladı:
— B urası jim n astik b an ed ir. B urada
koea-v —
---Yazan:
Selim Sırrı TARCAN
caksınız! A tlıyacaksınız! Bu iplere, bu sırık - la r a tırm an acak sın ız! T av an d an s a rk a n t r a - pezelerl, h a lk a la rı da gö stererek b u n lard a s a l lanacaksınız, u ğ rasa, u ğ ra sa g ü nün birinde benim gibi k u v e tli olacaksınız! dedi.
Bu k ısa m ukaddim eden sonra, cak eti s ır tın d an a ttı. Kolsuz fan ilâsın ın çıplak k alan k ısım ların d an İri p a z u la n m eydana çıktı ve sağ kolunu bükerek p azusunu şişirdi, bize de:
— Geliniz! K olum u tu tu n u z! dedi.
Kimse cesaret etm edi, ben koşup yokladım . D em ir gibi s e rtti. S onra iplerden birine tır - m andı. Y üksekte asılı olan trapezeye oturdu. Sallandı, sallandı, birdenbire vücudunu a r - k ay a a ttı. A yaklarının bileklerinden tepesi a- şağı s a rk tı. H epim izin yüreğim iz ağzım ıza geldi. S onra kocam an gü lleleri bir elm a gibi h a v ay a kaldırdı. O gün F aik Hoca hem d e r sini, hem kendini b an a sevdirdi. Evet, o gün hoca beni de spora âşık etti.
F aik H oca bedenen ku v etli olduğu k ad ar, sağlam k a ra k te rli bir insandı. H oşsohbet ve m eclisârâ idi. Onun bulunduğu h er to p la n tı şenlenir, onun neşeli g ü lü şleri her çatk ın ceh reyi y um uşatırdı. G a latas ara y ı kendi evi gibi sever, cocuğu olm adığı İçin h er talebeyi ken dine m ânevi bir e v lâ t bilirdi. Ü stat G alatasa- rayda yalnız Jim nastik öğretm eni değildi. O her şeydi. M ektebin her isi onu candan a lâ k a- landırırdı. Bir ta rih te m ektep yandığı zam an kendi evi yanm ış k a d a r acı duydu. M ektep ye niden yapılırken o rad a bir am ele gibi fe ra g a tle çalıştı.
F aik Hoca G a latasara y d a 1923 yılına ka - d a r fasılasız tam 44 sene k uvetli bir Tüne gençliği y etiştirm eği kendisine gaye edinm iş ti.
H er nasılsa o zam anki m ektep m ü d ü rü ile a ra la rın d a çıkan bir a n lasam am azlık yüzün - den vazifesinden ayrılm ıştı. O ta rih te ben beden terbiyesi um um i m ü fettişi idim. 24 a - ğustos 1326 ta rih li bir m ektubunda hocam bana söyle yazıyordu:
“— Sizin gibi genç, yorulm az, üşenm ez bir fed ak âr m uallim i böyle m ukaddes bir hizm e te tay in e ttiğ i İçin n azır E m rullah Efendi H azretlerin i tak d is ederim . Vazife! âcizane - m in kem afissabık uhdem e ih ale olunm asını vücudiyle iftih a r eylediğim Selim S ırrı Bey - den beklerim.,,
O zam an n azır nezdindekı teşebbüsüm bir sem ere verm ediğine h â lâ yanarım . Z avallı hocanın bundan on yıl evel gözlerine â rız o - lan bir h a s ta lık onu sevdiklerini görm ekten bütün, b ü tün m ah ru m etm iştir. Şimdi a rtık dünya o fed ak âr insan için daim i bir gecedir. A caba bu Jim nastik babasının n am ın a h ü r m eten m uayyen bir günde her yıl m erasim yapılm ası ve G a latasara y spor kulübünün sa- j lonuna m erm erden bir b ü stü n ü n konulm ası m üm kün değil mİ?
Böyle bir h a rek e t bugünün gene sporcula rın a te re ttü p eden bir kad irşin aslık vazifesi sa. ılm az m ı?
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi