TT~
£
2^
SÜLEYMANIYE
CAMİİ
YAZIT ART
Ziibeyde Cihan ÖZSAYINERSanat Tarihi Uzmanı
İ
stanbul’da Haliç’e bakan tepeninteraslarına ideal bir değerlendirme ve şehircilik anlayışı ile yerleştirilen Süleymaniye Camii, 1550-1557 yılları arasında Kanunî Sultan Süleyman tarafından, mimar Koca Sinan’a yaptırılmıştır.
Sinan, Süleymaniye Camiinde adeta büyük bir orkestranın şefidir. Kendi eseri olan o İlâhi konserde, Karahisa- riler, Sarhoş İbrahimleri idare ederek, hepsine sazlarını büyük bir ahenk içinde çaldırmış ve Süleymaniye Camiini yaratmıştır (1).
Süleymaniye Camiinin yazılarının kim tarafından yazıldığı hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe nazaran, ana kubbedeki yazı Ahmet Karahisari tarafından yazılmıştır. Diğer bütün yazılar, Haşan Çelebinindir (2). Tuhfe-i Hattatin’de bildirildiği üzere, bir rivayete göre, Süleymaniye Camim deki yazılardan, yalnız mihrap üzerin deki ayet, diğer bir rivayete göre ise, ana kubbedeki hat, Ahmet Karahisari’ye ait olup, diğer yazılar Haşan
Çelebinindir.
Bazı kimselere göre, Karahisari hayatta iken, talebesine Süleymaniye Camiinin hatlarını yazması için emir verilmiş olmasına kızmış ve kederlenmiştir. Haşan Çelebi de bu caminin bütün Celî yazılarını yazıp, tamamladıktan sonra, Tabhane içindeki «Ve yet’ amune-t taam» Ayetini yazmaya sıra gelince hizmetin ağırlığından dolayı gözleri hastalanıp, bulanık görmeye başladığından, mecburen o ayeti, Ahmet Karahisari’ye baş vurarak tamamlamışlardır. Nitekim o kitabedeki hünerin diğerlerinden daha fazla olduğu söylenir (3).
kapılarda, tabhane ve diğer bölüm lerdeki yazılar hep Haşan
Çelebinindir (5).
Kaynaklar genellikle, tüm yazıların Haşan Çelebi tarafından yazıldığında birleşmektedirler (6).
Sayın Prof. Dr. Ali Alpaslan’a göre Süleymaniye Camiinin kubbesindeki yazı Karahisari tarafından yazılmış, ancak bu yazı zamanla bozulduğundan, sonradan Abdülfettah Efendi tarafından yenilenmiştir. Zamanın padişahı
Abdiilmecid tarafından, Süleymaniye Camiinin harap olan yazılarının eski üslûbuna uygun olarak yeniden yazılması emredilince, geniş bir odaya ihtiyaç duyan Abdülfettah Efendiye padişahın bir ev ihsan ettiği
bilinmektedir.
Prof. Dr. Ömer L. Barkan’ın, Süley maniye Camii ile ilgili yapmış olduğu araştırmalarla, kubbe kitabelerinin resmedilmesi için lüzumlu kağıdın ve sütun başlıklarına yazılacak yazılar için gereken altın varakların bedeli ortaya çıkarılmıştır (7).
Kubbe yazısının Hattat Ahmet Karahisari tarafından yazıldığı, Tezkiret-ül-Bünyanda belirtilmiştir:
«... Nihayet caminin büyük kubbesi kapandı ve diğer bölümlerde de inşaat ilerledi. Hattatların kıblesi olan Ahmet Karahisari, kubbe içine çok güzel bir hatla, (Allah-u yûmsikû-s-semâvati ve’l ard) ayeti kerimesini, sonsuza kadar kalması dileği ile yazdı. Ayrıca her kapıya ayrı ayrı kitabeler kondu. Bu kitabeler en büyük hattatlara hazırlat tırılıp, usta taşçılar ve nakkaşlar
tarafından rüzgâr gibi geçen zamandan bir sayfa kalması için taşa geçirildi (8). Ahmet Karahisari (Afyon Karahisarlı Ahmet Şemsettin Efendi) 16. yy. hat sanatının önde gelen hattatlarındandır. Doğum tarihi ve hayatı hakkında kesin
bilgimiz olmamasına rağmen, sanat hayatına II. Beyazıt devrinde başladı ğını ve I. Selim ile Kanunî Süleyman devirlerinde hat sanatının zirvesine çıktığım bilmekteyiz. Karahisari’nin yazıyı ilk olarak kimden öğrendiği bilinmemektedir. İlk hocasının Yahya Sofi olduğu söylenirse de, eserlerine attığı imzalarda onun adını kullan maması ve Esedullah-ı Kirmani’den bahsetmesi göz önüne alınırsa, esas hocasının bu sonuncu zat olduğu ortaya çıkar.
Münzevi bir hayattan hoşlanan hattatın, kendisi kadar başarılı bir hattat olan kölesi Hasan’ı manevi evlat edinmesi ve onu varisi olarak görmesi evlenmemiş olması ihtimalini hatıra getirir.
Karahisari’nin daha sonraları Halvetiye tarikatı Şeyhi olan, Cemal Halife ile olan arkadaşlığını görmekteyiz. Sanata ve ilme büyük önem veren Karahisari, sadece hattatlıkla yetinmeyip iyi Arapça ve Farsça öğrenerek, ilim ve edebiyatla uğraşmış, hattâ Türkçe şiirler bile yazmıştır.
Karahisari, Esedullah’ın talebesi olması nedeniyle, Anadolu’da Yakut ekolünü devam ettirmiştir. Karahisari Yakut’u hat sanatında taklit etmekle kalmayarak, onu geçmeye de muvaffak olmuştur. Karahisari’nin celi yazıdaki tesiri Mustafa Rakım’a kadar devam etmekle beraber, sülüs ve nesih yazıla rındaki üslûbu, Şeyhin yaptığı
yenilikler karşısında benimsenmiyerek, kısa bir zamanda talebeleri tarafından terk edilmiştir.
Karahisari’nin Topkapı Sarayı ile Türk İslâm Eserleri Müzelerinde bulunan Kur’an-ı Kerimleri yanısıra, Süley maniye Camiinin kubbe yazısı, Mimar Sinan’ın sebil ve türbe kitabesi, Piyale Paşa Camimdeki «Selâmün Aleyküm Tıbtâm» ayeti ve kendi mezar taşının yazısı bilinen eserleri arasındadır. Diğer bir nazariyeye göre «Süleymaniye
Camiinin büyük kemerindeki müsenna yazı Karahisari’nindir (4). Bunun dışında, mihrapta, pencerelerde,
Pandantif üzerindeki Hat
Kuzey giriş kapısı üzerinde bulunan Haşan bin Ahmet el-Karahisârî im zalı kitabe
Seyyit Esedullah-ı Kirmâni talebesi şeklinde imza atan Karahisari’nin her yazdığı varağın ardından bir kaç rekat nafile namazı kılmayı adet edindiğini öğrenmekteyiz (9).
Şemsü’l Hat (Hat güneşi) olarak şöhret bulan Karahisari, 1556 tarihinde doksan yaşında iken vefat etmiş ve Sütlüce’de Caferâbâd Tekkesi’ne gömülmüştür. Haşan Çelebi de, hocası Ahmet Kara hisari gibi büyük bir hat üstadı idi. Maharette ve üslûpta hocasından hiç farkı yoktu. İki hattatın yazılarını birbirinden ayırmak mümkün değildir. Fakat, Karahisari’nin ölümünden sonra, o da sülüs ve nesih yazılarında Şeyh Hamdullah yoluna dönmüştür. Süley- maniye Camiinin kubbe ve yazısı hariç, tüm yazıları ile Edirne Selimiye Camii yazıları, Haşan Çelebi tarafından yazılmıştır.
Siileymaniye Camiinin kitabesinde Haşan Çelebi, «Ketebehu Haşan bin Ahmet el Karahisari» olarak imzasını atmıştır. Çerkez olduğu söylenen Haşan Çelebinin bu kitabedeki dikey harfleri yanyana ve orta bölümde Sultan ve padişah isimlerini alt alta dizmesi, caminin azametiyle ahenkli bir görünüş meydana getirmektedir. Haşan Çelebi H. 1002/M. 1594 tari hinden sonra ölmüş, hocasının kabri civarına gömülmüştür (10).
Abdülfettah Efendi (1815-1896) Sakız Adasından gelmedir. (H. 1230/M. 1814 tarihinde doğmuştur. Aslen Rumdur. Çocukluğunda Hüsrev Paşa tarafından köle olarak satın alınarak müslüman edilmiş, Arapça ve Farsça öğrenmiş, sülüs, celi, nesih, talik, divanî ve rık’a yazılarını meşketmiştir. Sülüs, nesih yazılarını Mustafa Şakir Efendiden, taliki ise Yesârizade’den meşketmiştir.
1831 de Sıbyan Alayı muallimliğinde bulunan hattat, 1839 da Sadaret Mektûbî kalemine girdi. Sivas, Amasya Evkaf Müdürlüklerinden sonra, Saru- han, Kastamonu Mal Müdürlüklerinde çalıştı. 1857 de madeni para ressamı oldu. 1860 da filigran yapmasını öğrenmek için, Viyana ve Paris’e gönderildi.
Sülüs, celî ve talik yazıda usta olan Abdülfettah Efendinin Bursa Ulu Camiindeki yazıları oldukça güzeldir. Edirne’deki iki caminin yazıları, Süleymaniye Camiinin eski yazıları tarzındaki hattı, Beyazıt Camiindeki ve Bâb-ı Hiimayûn’un iç ve dış yazıları onundur. Özel kolleksiyonlar ile Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesinde bir çok eserleri bulunmaktadır. H. 1314 (M. 16 Ekim 1896) tarihinde Vani- köy’deki yalısında vefat eden hattatın kabri Sultan Mahmud Türbesi
bahçesinde bulunmaktadır. (11). Koca Sinan Süleymaniye Camiinde yazıyı, mimariyi tamamlayacak tarzda büyük bir ustalık ve sadelik içinde kullanmıştır. Süleymaniye Camiinde gerek iç ve gerekse dış kısımlarda seçilerek kullanılan ayet ve hadisler, Allahın varlığını, birliğini ve yüceliğini, onun bağışının ve kudretinin sonsuz luğunu insan benliğine işleyecek tarzda, oldukça sanatlı bir biçimde
yazılmışlardır.
Camide yazının bulunduğu alanlar şunlardır: Kuzey, doğu, batı girişleri, şadırvanlı avlunun revak kemerleri, avlu giriş kapıları, son cemaat yeri pencereleri, ana kubbe, pandantifler, yarım ve çeyrek kubbeler, fil ayakları ile bunları bağlayan kemerler, mihrap üstü ve iki yanındaki pencere üstleri, mahfil pencereleri, doğu ve batı çıkış kapıları.
Süleymaniye Camii kitabesi, caminin şadırvan tarafındaki cümle kapısı üzerindedir. Kitabenin metni, Şeyhülis lâm Ebussuûd Efendi tarafından hazırlanmış, yazısı ise Haşan Çelebi tarafından yazılmıştır. Herhangi bir yazı metnini ölçüleri sınırlı bir çerçeve içine sığdırmak oldukça güç bir iştir. Süleymaniye Camii kitabesinde de aynı zorluk göze çarpmaktadır. Dar bir çerçeve içine sığdırmak zorunluğundan dolayı, metnin ilk bakışta okunmasında güçlük çekilmektedir.
Kitabe sağ, orta, sol olarak üç bölümdür. Birinci bölümde, camiyi inşa ettiren Sultan ve Halifenin vasıfları sayılmakta, ikinci bölümde Sultan Süleyman Han ve cedleri belirtilmekte, üçüncü bölümde saltanat silsilesinin devamına ve selef lerinin ruhlarına duadan sonra caminin üstün nitelikleri, ne niyetle, ne zaman yapıldığı açıklanmaktadır.
İslâm mimarisinde, Kuran’ın nazil olduğu dile uyularak, kitabelerin arapça yazılması gelenek halini aldı ğından, Süleymaniye Camii kitabesi de arapçadır. Kitabenin türkçesi (I.II.III) :
— I —
Rabbani kudretle kudretli kulu, O’nun siibhani değeri ile değerli Halifesi,
«Mahfuz Kitab»m emriyle ve bunun hükümlerini dünyanın her tarafında icra ile kaa’im,
Aziz Allah’ın yardımı ve galip ordusu ile Meşrik ve Magrib ülkelerinin Fatihi, Âlem ülkelerinin sahibi, bütün halklar üzerinde Allahın gölgesi, Arap ve Acemin Sultanı
— II —
Saltanat kanunlarının yayıcısı, Osmanlı hakanlarının onuncusu Sultan oğlu, Sultan Süleyman Han
(Bin es-Sultan Selim Bin es-Sultan Muhammed Bin es-Sultan Muhammed Bin es-Sultan Murad Bin es-Sultan Osman) Bin es-Sultan Beyazid Bin es-Sultan Murad Bin es-Sultan Beyazid Bin es-Sultan Orhan
— III —
Saltanat silsilesi devran silsilesinin sonuna kadar zincirleme gitsiin ve seleflerinin ruhları cennetin bahçesinde daim mütenezzih bulunsun.
Halkın kendini ibadete verenleri ile namaza duranları, rükü ve secde edenleri için,
Allah’a ibadetlerinde, toplantı yeri olmak üzere,
Bu yüksek yapılı, eşsiz öraekli, olağanüstü nitelikli camii inşa ile, Yücelik ve kudret sahibine, mülk ve melekât aleminin yaratıcısına yaklaştı. (Binanın) başlangıcı dokuz yüz elli yedi yılı Cümadalûlâsının sonlarında,
tamamlanması ise dokuz yüz altmış dört yılı Zilhiccesinin sonlarında idi. (Bu yazıyı Haşan bin Alımed-el Karahisari yazdı.)
Cami kapılarından sağ yan kapıda: «Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında sen hak olanı hükmet. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın» anlamında (El-Âraf 7/89) ayetten bir cüz; daha üstte büyük harflerle, «Selâm size olsun! Rabbimiz rahmet ve merhamet vaad buyurdu.» (El-En’am 6/54) anlamında ayetten bir bölüm yazılıdır. Sol yan kapıda, «Elbette Allahtan
Mihrabın solunda bulunan çini üzerindeki yazı
korkanlar için, dönüp varılacak güzel bir yer var. (O güzel yer) bütün kapıları kendilerine açık olan cennettir.
(Sad 38/49-50) anlamında iki ayet, daha üstte mermer üzerinde ise, «Sabrettiğiniz için, size selâm olsun. Ahiret. saadeti ne güzeldir.» anlamındaki ayet yazılıdır. (Er-Ra’d 13/24)
Caminin ana kapısı üzerinde ise, «Ey kapıları açan Allahım, Bize hayırlı kapı aç» anlamında, yazılar bulunmaktadır. Sağ yan kapıda ise Besmele ile birlikte «Ondan başka hiçbir ilâh yoktur» anlamındaki yazı yazılmıştır.
Daha üst kısımda mermer üzerinde: «Selâm size. Tertemizsiniz. Artık ebedi olarak kalmak üzere girin oraya» yazmaktadır. (Ez-Zümer 39/73) Son cemaat yerinde, boydan boya çiniler üzerinde, El-Bakara Suresinin 255. ayeti ile El Fetih Suresinin son ayeti yazılıdır.
Mihrabın iki yanındaki çiniler üzerine, beyaz renkli hat ile Fatiha Suresi yazılmıştır. Mihrap bölümünde bulunan vitraylardan birinde, «Allahtan başka ilah yoktur» diğerinde ise, «Muhammed Allahın elçisidir» yazılıdır. Üst kısım lardaki vitraylarda Allah, Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman, Ali olarak dört halife isimleri işlenmiştir.
Fil ayaklarını birleştiren kemerler üzerinde, mermer üzerine: «Şirk ve nifaktan tövbe edenler, Allaha samimi yetle ibadet edenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allahın sınırlarım koruyanlar, işte böyle mü’minleri cennetle müjdele» (Et-Tevbe 9/112) anlamındaki ayet yazılmıştır. Bu yazılar arasında, siyah zemin üzerine yuvarlak formlarda Esmâ-i Hüsna’dan birkaç tanesi yazılmışlardır. Fil ayaklarında ise, yine aynı formda bu defa
«Fatiha Suresi» yazılmıştır (12). Mahfil pencereleri üzerinde Allahın 99 güzel ismi (Esma-i Hüsna) yazılmıştır.
Süleymaniye Camiinde yazı taşa, çiniye, vitraya, mermere hiç bir yerde görül memiş güzellikte, mimariyi tamamlayan bir özellikte, adeta bir mücevher gibi geçirilmiştir. Bu da Mimar Koca Sinan’ın bu güzelikleri yaratacak sanatkârları seçmesindeki titizlik ile kendi yaratıcı dehasının büyüklüğü sayesinde gerçekleşmiş olmalıdır. Süleymaniye Camiinin tüm güzellikleri ile yaşatılması, korunması en büyük dileğimizdir.
K A Y N A K L A R :
1. İhsan Bingüler, Mimar Sinan ve Süley maniye, İstanbul 1975.
2. İhsan E ızi, Cam ilerim iz A nsiklopedisi, İstanbul 1987, C. 1, S. 45.
3. Şevket Rado, Türk Hattatları, İstanbul (tarihsiz), S . 82.
4. Suyolcuzade Mehmet Necib, Devhat-ül- küttab. Tertip eden: K ilisli M uallim Rıfat İst. 1942, S. 9-10.
5. A .g.k. s. 36.
6. Nefeszade İbrahim, Gülzâr-ı Savab, Yayına hazırlayan: M uallim K ilis li Rıfat,
İstanbul, 1939, S. 60.
7. Ömer Lütfü Barkan, Süleym aniye Cam ii ve imareti inşaatı (1 5 5 0 -1 5 5 7 ), C. I,
İstanbul, 1972, s. 62.
8. Zeki Sönm ez, Mimar Sinan ile ilg ili Tarihi Yazm alar - Belgeler, İstanbul 1988, S. 50. 9. Zübeyde Cihan Ö zsayıner, «Ahmet
Karahisari (Afyonkarahisar'lı Ahmet Şem settin Efendi) Sanat Tarihi A raştır maları D ergisi, C. I, Sayı. 1, Kasım 1987, S. 59-61.
10. Not 4 de A .g.k. S. 82. 11. A .g.k. S. 230.
12. Süleym an M ollaibrahim oğlu, Süleym aniye Cam ii, İstanbul 1984, S. 43.
Son Cem aat yerindeki pencereler üzerinde bulunan çinilerde Besm ele ile başlayan Bakara suresinin 255. ayeti yazılıdır. Kuzey avlu portalinin iç kısm ındaki yazı düzeni
16
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi