• Sonuç bulunamadı

Klasik Türk müziğinde 5 kuşağa şeflik yapan Dr. Nevzat Atlığ, Hürriyet'e konuştu:Arabesk saçmalığını dinlemem

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Klasik Türk müziğinde 5 kuşağa şeflik yapan Dr. Nevzat Atlığ, Hürriyet'e konuştu:Arabesk saçmalığını dinlemem"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

u

Y

akin

p l a n

XV

tiS

J

EHmreu

PAZARTESİ, 25 Nisan 2005

7

K L A S İK T U R K

D R . N E V Z A T A T L IĞ , H U R R İY E T 'E K O N U Ş T U

r*»» | ı < »• * w » » •

lu rk M ü ziğ in in

en iyi kadın ve

erkek sesleri

Hacı A rif Bey’in “G urub E tti Güneş, Dünya Karardı” şarkısına bayılırım. Sesim hâlâ güzeldir, Selahattin P ınar’ın, Yesari Asım’ın bütün şarkılarını da bilirim. Gelmiş geçmiş en büyük

erkek sesleri, bence M ünir N urettin Selçuk, Alaeddin Yavaşça ve M ünip U ta n ’dı. Kadınlarda ise Safiye Ayla, Perihan Altındağ ve Sabite T u r’un adlarını verebilirim, ü Radyoda canlı yayın sıra­

sında hanım lardan bayılan çok olurdu, mesela Mürşide Şener ve Gülseren Güvenli. O anda hemen sazlardan birine 5 dakikalık taksim yaptırırdık. Bu arada arşiv­ den o taksime uygun bir plak bulup yayına verirdik. Rakı sadece Türk müziğiyle

değil, kaliteli her müzikle iyi gider. Eskiden gazinola­ ra giderdik ailece ama, son yıllarda gazinolarda doğru dürüst müzik kalmadı. Bel­ ki de en son Behiye Aksoy’u dinlemişimdir.

Arabesk

saçmalığını

dinlemem

Cem al R eşit Rey, 20 Ağustos 1972'de kendisiyle yaptığım rö po rtajd a aynen şunları söylem işti: "D r. N evzat A tlığ sayesinde artık teksesli klasik Türk müziğini dinliyor, hayranlık duyuyorum .

Dr. A tlığ , M esud Cem il'in açtığı yoldan giderek bugün Türk m üziğine hakkı olan

asalet damgasını b ahşetm iştir." Adnan Saygun ise 3 Eylül 1972'de A nkara'd aki evinde bana aynen şöyle dem işti: "T ü rk m üziğinde olum lu hareketlere M esud Cemil başlam ıştı. Bizim eski büyük sanatım ızı yayvan ve çığırtkan bir tarzda söylem ekten kurtardı. Sonra Ruşen Kam devam etti, bu m eşale şu yıllarda ise D r. N evzat A tlığ 'ın e lin d e ." İşte o Dr. N evzat A tlığ , 1985'te A dnan Sayg u n 'la birlikte ilk müzik p rofesörü oldu. 1987'de Türk müziği dalında ilk "D e v le t Sanatçısı" unvanını aldı. 1999'da Cum hurbaşkanlı­ ğı K ü ltür ve San at Bü yü k

Ö d ülü'n e layık bulundu, yine ilk ve tek olarak. V e önceki h a fta da A n kara'd a K ü ltür ve Turizm Bakanlığı K ü ltür ve San at Büyük Ö dülü'nü aldı. Selam lar, 5 kuşağa şeflik yapm ış, klasik Türk müziğinin 80'lik anıtına.

YENER

^SÜSOY

röportajı

■ Konserlerinizi \ izleyen devlet \ büyüklerimizden hangileriyle unutulmaz * anılarınız var?

- Ankara Türk Ocağı Salonu’nda konserimiz var, Evren Paşa da katılacağını bildirmiş. R epertuarı en ince nüanslarına kadar hazırladım. Ses bir yükseliyor, bir alçalıyor, D ede’nin Kar-ı Nevi’ni de okuyoruz. Konser çok güzel geçti, bitiminde yukarda verilen kokteyle çıktık. Evren beni tebrik ettikten sonra, “Doktor, yahu şarkılar biraz hafif, cansız.

Arkadaşlara şöyle bir yüksek perdeden bir şeyler falan okutsanız daha iyi olacak” dedi. Boynumu büküp “Emredersiniz paşam” dedim, ne diyeyim?

Aradan birkaç hafta geçti, bizi İzmir'e konsere çağırdılar, gittik. Meğer Evren Paşa da Milli Güvenlik Konseyi üyeleriyle birlikte konserimizi izleyecekmiş. Hemen

repertuarı değiştirdim, tiz sesleri bol mahur, kürdili hicazkar makamlarından eserler seçtim. Çocuklara da “Atış serbest, istediğiniz gibi söyleyin” dedim. Gerçekten de büyük bir coşkunlukla, fasıl yapar gibi söylediler. Konserin sonunda Evren beni yanma çağırdı; tebrik ettikten sonra “Doktor aferin, dediğimi yapmışsın, bak ne güzel oldu” dedi. Klasik Türk müziğini devlet protokolüne alan ilk cumhurbaşkanı Kenan Evren’dir. O zamana kadar

Yener Süsoy, Nevzat Alığ ve eşi Vedia Hanım la,

cumhurbaşkanının himayesinde hiçbir klasik Türk müziği konseri yapılmazdı.

A l a t u r k a-a l a f r a n g a

KAVGASI BİTSİN ARTIK

■ Klasik Türk müziği ile klasik batı müziğinin arası ben kendimi bildim bileli hep açıktır. Birinin ak dediğine, öteki kara demek zorunda mıdır hocam?

- Batıcılar müzik bakımından bizi düşman gibi görüyor; onlar çağdaş, ilerici, biz ise gericiyiz sanki. Bu gereksiz alaturka-alafranga kavgası bitsin artık, çağdaş Türkiye’ye yakışmıyor. Kızım

Nihan, Belediye Konservatuvarı piyano ve Devlet Konservatuvarı kompozisyon mezunu; Adnan Saygun’un, İlhan Usmanbaş’ın talebesi. 20 yıldır MSÜ Devlet Konservatuvarı’nda solfej dersi veriyor. Çok isterdim ki batı müziğiyle uğraşan bir arkadaşımın çocuğuna da ben Türk müziği konservatuvarında ders vereyim. Batı müzikçiler yıllardır “Türk müziği tek sesli ve basittir” diyor. Oysa Türk müziği bütün güzelliğini tek ses üzerine inşa etmiştir. Onlar bizim müziğimizde olmayanları arıyorlar,

İLK KEZ K E M A N L A

Türk müziğinin 80'lik anıtı Nevzat Atlığ, röportaj sırasında eline keman alıp çalmaya başlayınca, çocuk ve torunları şaşkınlığını gizleyemedi. Çünkü üstadı ilk

kez kemanla görüyorlardı. (Fotoğraf: Sinan Ö ZBA LKA N )

bulamayınca da basit buluyorlar. Türk müziğini dinleyenler, bu müzikte neler bulunmadığına değil, nelerin bulunduğuna kulak vermelidir. Ben klasik müziğimizi mimarimizle mukayese ederim. Türk mimarisi hep yuvarlak hatlıdır, kilisede olduğu gibi sivri, batıcı değildir. Kubbeler, savaklar vesaire köşeli değildir. Klasik müziğimizi gözünüzü kapatıp dinleyin, melodilerin bir şeyleri çevrelediğini, huzur verdiğini

hissedeceksiniz.

R a d y o'n u n k a p ic is i

BİLE BESTEKAR OLDU

■ TRT’nin düzenlediği alaturka ses yarışmasında nice genç sesler, besteler gün ışığına çıktı, siz hangilerini beğendiniz?

- Yüzlerce, binlerce bestekar çıktı, hangi birini sayacağım sana?.. Radyonun kapıcısına varıncaya kadar hepsi Bestekar- ı Şehriyari. Olmaz be kardeşim, bu kadar kolay bestekar olunmaz. T R T ’den daha iyi müzik yayınları bekliyorum, müzik sadece eğlence demek değildir, aynı zamanda eği­ tim vasıtasıdır, ruhu terbiye eder. T R T ’de zaman zaman gayrı ciddilikler oluyor, bir topluluk düşünün, solist çıkıp şarkısını söylüyor, arkdaki arkadaşları onu alkışlı­ yor. Şefi alkışlıyor. O da kendisi söylerken halkı alkışa davet ediyor. Bunu gören

öteki, işi daha da sulandırıyor, sonu yok ki.

r Ü R K SANAT MÜZİĞİ TABİRİ KULLANMADIM

■ Hangi müziğe müzik dersiniz hocam, sözgelimi hiç canınızın pop müzik çektiği olur mu?

- Müzik, müziktir benim için; sen bana kaliteden haber ver. Pop müzik de dinle­ rim, yeter ki sırf gürültü olmasm, sözü söz, bestesi beste olsun. Eskilerden Tanju O kan’ı, Sezen Aksu’yu severim, yenilerden ise Sertab Erener’i beğeniyorum. Ben sa­ dece arabesk denen saçmalığı dinlemem, saçma sapan bir şey. Musikiyi sosyal ya­ şantıdan ayırmak mümkün değil, bir m a­ nada toplumun aynası. Türk toplumunun hayat tarzı, hayat felsefesi çok değişti. Bu­ günün aynasına bakacak olursak; ya pop, ya arabesk müzik diyeceğiz. A rtık ikisini birbirinden ayırmak da pek mümkün değil. Batı sazlan hakimse pop diyorlar, Türk sazları hakimse arabesk diyorlar galiba.

Çoksesli Türk müziğine de karşı deği­ lim, ama Dede Efendi’nin eseri çoksesli yapılamaz, ayrıca buna kimsenin hakkı da yok. Doğru olan, bir bestekarın Türk M ü­ ziği sistemini kullanarak ortaya çok sesli müzik çıkarması. Bu arada şunu da söyle­ yeyim, ben hiçbir zaman “Türk sanat mü­ ziği” tabirini kullanmadım. Türk sanat müziği yanlış bir deyim, onun dışındakile­ rin sanatla ilgisi yokmuş gibi oluyor.

Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü''nü alan Nevzat

Atlığ, torunu Yasmin'le.

Klasik müziğimiz neden

meyhanelerle

anılıyor

■ Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk kendi müziğini neden yasaklamış?

- Eğer ki Atatürk Türk müziğini

kıyafetlerinden repertuarına kadar çok iyi, çok muntazam hazırlanmış bir korodan dinleseydi başka olurdu. Mesela Sarayburnu’nda kendisi için hazırlanan bir konsere Mısır’dan büyük bir koro çıkıyor. Bizden de Eyüp Musiki Cemiyeti sahneye çıkıyor, tki grup arasında hem kıyafet, hem repertuar bakımlarından büyük farklar var, Atatürk o tablo karşısında mutlu olmuyor elbette. Eğer Münir Nurettin ve Mesut Cemil beyler Atatürk’e hem görsel, hem de repertuar olarak zengin bir koro izletmiş olsalardı Türk müziği şimdi çok başka bir yerdeydi. Bu müzik 20. yüzyıla kadar sadece sarayda, konaklarda icra edildi, kapalı bir toplumduk, konserler falan yoktu. Batı müziği de zenginlerin saraylarında, şatolarında, kiliselerde gelişmedi mi? İşte bu müziğimizin inkişafı amacıyla 1914’de kurulan Dariilelhan 1926’da konservatuvar yapılıyor ve Türk musikisi bölümü kapatılıyor. Devlet hima­ yesinden mahrum kalan müzisyenler de geçimle­ rini temin edebilmek için piyasada çalışmak zorunda kalıyorlar, ö n ce kendi adını verdikleri takımlarla kıraathanelere iltica ediyorlar, zamanla içki içilen yerlere ulaşıyorlar. Türk müziğinin meyhane ile anılması ta o yıllardan başlıyor.

Yükü hafife aldık!

* R 420 Yeni SCANIA Genel A m açlı Ç e k ici.

Her türlü nakliye işiniz için, her yükün altından kalkan çok am açlı ve güçlü

4x2 Scan ia Çekici size geliyor.

R 420 CA4x2HNA

• 420 beygir gücünde Euro 3 motor • 1050-1300 dev/dak'da 2100 Nm tork • Direksiyondan kumandalı yol bilgisayarı • 4 noktadan hava süspansiyonlu içten

ve dıştan yenilenmiş R Serisi kabin • Tepe ve yan rüzgârlıklar

• Sarsıntı emicili, hava süspansiyonlu, ısıtmalı sürücü koltuğu

• Otomatik cam, merkezi kilit, elektrikli sağ ayna • Standart sunulan opak renk alternatifleri* • Koruyucu paspaslar, kapı içi cepleri

• ABS fren sistemi, EBS (Elektronik Frenleme Sistemi) + ön ve arka disk frenler, TC patinaj kontrol sistemi

Tamponda sis ve spot farı

ELC (Elektronik Seviye Kontrol Sistemi) Böcek korumalı radyatör,

kilitlenir ön panjur Retarder fren sistemi**

‘ Farklı opak renkler için fiyat farkı yoktur “ Opsiyonel olarak sunulmaktadır.

àâ

-J İ M İ DOĞUŞ GRUBU

Doğuş O tom otiv • Scania YetkMi Sabodan:

• ADANA İsoflar 0324 651 01 10 • ANTALYA Başaran 02 42 3 4 0 54 85 • BURSA Koçaslan 0224 441 5 5 6 0 • ERZURUM Ahenk

04 42 242 70 5 2 • GAZİANTEP Acarsan 0342 324 6 3 8 2 • İSTANBUL Erişkenler 0 21 6 54 0 5 6 56 • İSTANBUL M aster 02 12 85 2 5 3 00

• İZM İR Gönen 0 2 3 2 4 7 9 6 0 9 9 • K A Y SERİ Özsa 0 3 5 2 3 3 0 0 7 3 3 • KO CAELİ Doğuş 0 2 6 2 7 24 9 5 3 0 • KONYA Ağır V asıta

0 3 3 2 251 0 2 01 • MALATYA Ilıca k 0 4 2 2 3 2 6 4 7 0 2 • SAM SUN E rç a l 0 3 6 2 2 3 0 5 8 5 8 • TRABZON A sya 0 4 6 2 2 7 2 5 5 45

5 2 Z ÎÎ 2 4 S A A T M Ü Ş T E R İ D A N I Ş M A H A T T I W M 0 2 1 2 3 3 5 0 4 4 0 V J K t 0 8 0 0 2 1 1 0 4 3 2* Auitunct *B u h a t ü c r e t s i z d i r . D O Ğ U Ş O T O M O T İV T ü rk iy e g e n e lin d e 24 y e tk ili s e rv is n o k ta s ı v e 17 a d e t m o b ll a c il y a rd ım a ra c ı.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

The main goal of the present study was to determine whether there was any difference between the effects of two lipid lowering drugs, fenofibrate and atorvastatin, on plasma

Mevsimin gali­ ba (Gençlik Günahı) adını taşıyan bir filminde de yine günah işB_ yec, fakat kocaya vardıktan son­ ra pek faziletkâr olup hattâ bu u- ğurda

IV. Cenevre Sözleşmesi’nin 147. maddesi “Kapsamlı yıkım ve varlıklara el koyulması askeri gereklilik ile haklı çıkarılamaz ve kasten hukuka aykırı

Bu sürede ti­ yatro meslek okulunun açılm ası­ na öncülük etmiş, Devlet Tiyatrosu ve Operası’nm kurulup gelişmesi­ ne katkıda bulunmuş, ilk kez bir tiyatro

Bu açıklamalar doğrultusunda yukarıda yapılan tespitlere göre, kemanın Türk müziğinde kullanılmaya başlanmasından önce Türk müziğinde icra edilen yaylı sazların

Seçilen birinci eser için “Düzenli olarak Batı Müziği Keman Eğitimi almayı sürdüren bir öğrenci, seçilen eser ve etüdleri keman eğitiminde hangi aşamaları

Avusturya Liseliler Kartçınar Klasik Türk Müziği

Jean Baudrillard’la modernle şme sürecinin (modern sonrası dönemin) kitle iletişim araçlarıyla ba ğlantısı çok yönlü olarak ele alınmıştır. a-) Kitle ileti şim