__________________ TARTIŞMA__________
Cevad Memduh Altar’m ardından
Ç
ağdaş ve evrensel düzeydeki Türk kültür yaşamına upuzun bir ömür boyunca kesintisiz hizmet vermiş, nesli tükenmekte ve ne yazık ki yerine yenisi yetişemeyen bir kuşağın sontemsilcilerinden biri olan, kültür ve saat adamı Prof.
Cevad Memduh Altar, 24
mart günü aramızdan ayrıldı, 28 mart günü de onu sonsuzluğun ak evrenine uğurladık. Bu büyük kayıp, elbette ki onun değerini çok iyi bilen kendi yakın kültür, sanat, fikir ve dost çevresinde
büyük bir yankı uyandırdı, ama gönül isterdi ki bu yankı yurt çapında da gerçek değerini bulsun ve insana yaraşır bir değerbilirlikle, Türk milletine nasıl ulusal ve uluslararası çapta bir büyüğünü kaybettiği duyurulsun.
Eğer Türk kültür ve sanat yaşamı, yıllardır Türkiye’yi yönetmek hevesindeki kadroların ve biz aydın geçinenlerin de elbirliğiyle bugünkü vıcık vıcık yozlaşma noktasına ulaşmak yerine, Atatürk’ün hedef gösterdiği ‘çağdaş uygarlıklar düzeyine’
çıkabilmiş olsaydı, bu acı
haber, devlet
televizyonunda olağan asayiş haberleri da dahil,
‘bütün’ haberlerin en
sonunda sıradan bir ölüm ilanı gibi verilmeyecek, medyanın her dalında verilen baş haberlerin arasında gerçek önemine yaraşır yerini alacaktı. Bu önemli haberin, Türk sinemasına elbette kendince bir şeyler vermiş ve genç yaşta ölümü kuşkusuz büyük üzüntü yaratan bir sinema sanatçısının ölüm haberinim, devlet büyüklerinin mesajlarının okunması, hatta bizzat cenazeye katılmaları da dahil olmak üzere aynı gün
devlet televizyonundan veriliş biçimiyle boy ölçüşememesi, biliyorum ki pek çok kişinin yüreğini sızlattı.
Yeri doldurulamayacak kadar değerli ve bilgili, bir o kadar da sade ve alçakgönüllü bir kültür ve fikir adamı olan Cevad Memduh Altar’m, televizyon haberinde arka arkaya sıralanan şerefli mevkilerdeki görevlerini en iyi biçimde yerine
getirmesi doğaldır da, yaklaşık 65 yıllık bir çalışma yaşamı boyunca pek çok kuşaktan sayısız öğrencisini aydınlatmasının yanı sıra, Atatürk’ten bizzat aldığı direktifler
doğrultusuda yaptığı çalışmalar sonucunda Türkiye’ye kazandırdığı kurumlarla, yazdığı eserlerle, ismen davet edilerek katıldığı uluslararası kongrelere sunduğu bildirilerle, yabancı ülkelerin arşivlerinde yaptığı ve gerek Türk gerekse Avrupa kültür yaşamlarına ışık tutan araştırmalarıyla, uluslararası çaptaki geniş kişisel ilişkileri sayesinde T ürk kültür yaşamına verdiği büyük hizmetlerle asıl övgüye değer bir yer edinmiştir kendine. Hepimizin başı sağ olsun!