17 MART 2001 CUMARTESİ
• • • •
KÜLTÜR
[email protected]
CUMHURİYET_____________________________ ''A : ■
Balaban, 50. sanat yılında açtığı sergisini kendisini yetiştiren cumhuriyete armağan ediyor
(Fotoğraf: VEDAT ARIK)
JL
aşadığım
serüvenlerin getirdiği bir birikmişlik
var
bende. Düğünler, bayramlar, yediğimiz dayaklar,
çileler, erenler, evliyalarımız ve Nâzım Hikmet’le
buluşmalarımız... Bütün bunlar bende birikti.
Resimsel marifetleri, diğer yaptığım sanat dallarıyla
birlikte kaynaştırdım.’
Anadolu’yu özetleyen sergi
N EN A Ç A L İD L S__________________
“Altı kadın vardı demir kapının önünde/ Beşi toprağa oturmuş ayak ta biri/ Dokuz çocuk vardı demir ka pının önünde / Besbelli henüz öğren memişler gülmeyi..." Nâzım Hikmet,
ressam İbrahim Balaban’ ın ‘Mapus-
hane Kapısı’ adlı tablosuna ithaf eder
bu şiiri.
Bir kaçakçılığa adının karışması yüzünden on altı yaşındayken hapis haneye giren Balaban, ardından ci nayet suçlaması nedeniyle bulundu ğu Bursa Cezaevi’nde “ustam" diye andığı Nâzım Hikmet’le tanışır. “Nâ-
am ’a çırak tutup kendini" yalnızca
resim sanatına değil dünyaya bakışı nı değiştirir, geliştirir.
Balaban’m 'Cumhuriyet Aydınlığın
da 50. Yıl Sergileri’ başlıklı sergisi 21
Mart tarihine kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
- Serginizde neden özellikle Nâzım Hikmet’le tanıştığınız günlerden bu güne dek yaptığınız resimlerinize yer verdiniz?
İBRAHİM BALABAN - Sergi iki
bölümden oluşuyor. Birinci bölüm de, son iki yılda ürettiğim yeni yağ lıboya eserlerimin yanı sıra 10 adet özel ipek baskıdan oluşan özgün bas kı koleksiyonlarım yer alıyor, ikinci bölümde, 1942-2001 yıllan arasında yaptığım 300 desen ve özel koleksi- yonlanm bulunuyor. Özellikle sosyal hayatımızdaki, yaşantımızı ürettiği mizi ve üretim dahilindeki tükettik lerimizi, yani sosyal olarak Türkiye- m iz’deki hareketleri konu olarak ele
aldım. Aynca siyasi çalkantıların ge tirdiği tepkilere de yer verdim.
- Sergide ayrıca taş oyma, heykel, hah ve kitaplarınıza da yer veriyorsu nuz. Bu çalışma bir anlamda bir ya şamın özeti mi?
BALABAN - Bu çalışmalar, bir sa
natçının özeti. Anadolumuz’un ve bizim insanımızın bir özeti. Yaşadı ğım serüvenlerin getirdiği bir birik mişlik var bende. Düğünler, bayram lar, yediğimiz dayaklar, çileler, eren ler, evliyalarımız ve Nâzım Hikmet’le buluşm alanm ız var. Bütün bunlar bende birikti. Resimsel marifetleri, di ğer yaptığım sanat dallarıyla birlik te kaynaştırdım.
Yazdığım kitaplar var, bunları hü ner olsun diye yapmadım.. Köy oku lunun üçüncü sınıfını bitirdim. Oku
mamanın getirdiği bir hırs vardı. Ya da çok renkli bir hayatım olduğu için, konuların tümünü resme sokmak is terken resmin çatısı bozulmasın di ye kitap yazmaya başladım.
‘Sanatın ne olduğun,u Öğretti’
- Nâzım H ikînet’in resminize yak laşımı nası'at?
BALABAN - Sergide Bursa mah pus damında yaptığım ve “Doğum” adını verdiğim ilk resmim de bulu nuyor. Bu çalışmaların çoğunda Nâ zım Hikmet de yanımdaydı. Bunu yaparken arkamdan “Harika" diye ba ğırmıştı ve beni korkutmuştu. ‘Do- ğum’u niye yaptım? İnsanın insanca olan doğum sırasındaki sevinci içe risinde yorumladığım bir şey. Şair baba, bana resim yapmasını öğretme
di; sanatın ne olduğunu öğretti. O bana hiç bir zaman müdahale etme di. Yalnız “Mapushane Kapısı" tab lomu yaparken müdahale etmişti.
Mapushanenin içinden, ö z l^ iğ im
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a To ros Arşivi