• Sonuç bulunamadı

Kurucumuz Müfide Ferid Tek:Hayat hikayem

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kurucumuz Müfide Ferid Tek:Hayat hikayem"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T f . f / f r ş r ?

-YIL : 3 SAYI : 5 K A S I M 1982

Avrupa Federasyonu Başkanlığında BİRİNCİ YIL

Avrupa federasyonu Başkanlık görevini ve sorumluluğunu yüklendiğimiz 1 Ekim 1981 tarihinden bu yana geçen bir yıl içerisindeki Kulüp, Birlik ve Fede­ rasyon düzeyindeki çalışmalara topluca baktığımızda, öngördüğümüz hedeflere ulaşılmıştır diyebiliriz.

Bunlara bir kaç örnek vermek istiyorum. ...

1979-83 dönemi için tum Soroptimistlerce benimsenmiş olan "Yarının Dünyasını Kur­ mak" genel teması içinde, Av­ rupa Federasyonunda Gençliğe ve Gençlik sorunlarına öncelik verilmesini istemiştik. Mem - nunlukla belirtmek isterim ki 1981 - 82 faaliyet döneminde hemen hemen her Birlikte, Gençlikle ilgili konular işlen­ miştir. Bu arada Ankara Kulü­ bümüzün 30 Ocak 1982 ; İzmit Kulübümüzün 10 Nisan 1982’- de düzenlemiş oldukları ve gençlik sorunları ile ilgili çok önemli konulan ele alan başarı­ lı toplantılarım hatırlamak ye­ rinde olur. Kendilerini bir kez daha kutlarım.

Birbirini takip eden Sa - katlar Yılı (1981) ve Yaşlılar Yılı (1982) dolayısıyle Kulüp ve Birlikler yoğun çalışmalara girişmişler, sorunların açıklan­ dığı ve tartışıldığı bir çok top­ lantıların yanısıra, sakatlar ve yaşlılar için özel minibüsler gi­ bi (Belçika, İsviçre,' Monako) önemli araç ve gereçler sağla­ mışlardır. Burada, İzlanda’nın 14;000 nüfuslu Kopavogur ka­ sabasındaki Soroptimist Kulü­ bünün başarısından söz etmek istiyorum. Bu Kulübün üyeleri kasabadaki diğer gönüllü ku - ruluşların da işbirliğini elde e- derek, gelir sağlamak için ka­ pı kapı dolaşarak, özel faali­ yetler düzenleyerek iki yıl gi­ bi kısa bir süre içinde bir yaş­ lılar bakımevini gerçekleştir­ meyi başarmışlardır.Daha bir­ çok eksikleri varsa da şimdi­ lik 37 yaşlı bu sağlık yuvasın­ da bakımlı yaşamlarını sürdür­ mektedirler.

Birliklerarası karşılıklı zi­ yaret ve etüd programımız ba­ şarı ile devam etmektedir. Fransa - İsviçre, Hollanda - Da­ nimarka, ve İtalya - Yunanis­ tan Birlikleri arasındaki prog­ ramlar tamamlanmıştır. Al - dıklan sonuçlardan çok mem­ nun kalan Birlikler bu progra­ mı kendi olanakları içinde de­ vam ettireceklerini açıklamış­ lardır. Son olarak Avusturya Birliği ile Türkiye'deki Kulüp­ ler arasındaki karşılıklı ziya­ retlerin çok başarılı geçtiğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Diğer olumlu bir gelişme de Avrupa Federasyonundaki hızlı ve sağlıklı büyiimedir.Bi- lindiği gibi, beşi Afrika'da ol­ mak üzere,Federasyonumuza 26 ülke dahildir. Bu ülkelere bir yenisi katılmak üzeredir : Mısır. Kahire'de ilk kulüp A- ralık ayında açılacaktır. Av­ rupa'da en büyük Birliğimiz o- lan İtalyan Birliğinde Kulüp sayısı 97'dir. Buna rağmen hız­ la yeni kulüpler açılmaktadır. İtalya'da bir yıl içinde yedi ye­ ni kulüp açılmıştır, öte yandan toplam nüfusu sadece 240,000 olan İzlanda'da Kulüp sayısı 11'e yükselmiştir.

Federasyon Başkanı'nm zevkli olduğu kadar önemli o- lan bir görevi de Birlikleri ziya­ ret etmektir, önceden saptanan bir zamanlama ve çalışma pla­ nına göre yaptığım bu ziyaret - ler, başarıları yerinde kutlamak

(D E V A M I 5. S A Y F A D A )

Çok

Sevgili

Soroptimist

Kardeşlerim,

29 - 30 Mayıs 1982 de yaptığımız Genel Kurul toplantısın­ da beni Türkiye Soroptimist Klüpleri Federasyonu başkanı se­ çerek, yaşadığım süre kıvançla hatırlayacağım bir görevle o- nurlandırdmız. Sizlere ilk defa "Soroptimist Dünyası"nın bu köşesinden seslenirken o mutlu günde de değindiğim gibi bu şerefli görevi yeteneklerimin imkân verdiği olasılıklar içinde en iyi bir şekilde yapmağa çalışacağım. Belki yapmak istedik­ lerimizi tam olarak yapamayacağız, veya, yaptıklarımızı ye - terli bulmayacağız, yahut yapış yöntemlerimizi kınayacağız. İşte kendimizin ve siz değerli arkadaşlarımızın bu yöndeki ö- neri ve uyarıları, yöntemlerimizi yenilemek, görevlerimizi daha olumlu yollara yöneltmek için bizlere ışık tutacaktır. Bütün Klüplerimizin varlığı ile oluşan Federasyonumuzun ahenk, dostluk ve verimlilik içinde çalışması ancak hepimizin ortak çabalan, yapıcı önerileri ve değerli fikirleri ile gerçekleşebilir.

Kanımca, Federasyonumuzun Yönetim Kprulu ve ben çok güzel bir dönemde vazife aldık. Şöyleki ; 1981 - 83 dönemi program ve projelerinden olan 6 koordinatörlüğümüz geçen yıl çok kısa bir sürede deneme devrini baş an ile tamamlamış, baş- lanndaki değerli Koordinatörler ile görevlerini daha etkin ve a- kıcı bir şekilde sürdürecek duruma gelmişlerdir. SI/E düzeyin­ de bir proje olan "Birlikler arası İnceleme Programı" nın bütün hazırlıktan yapılmış, Avusturya Union'u ile olan karşılıklı araş­ tırma programı bütün ayrıntıları ile saptanmış, ve uygulama şe­ refi bizim dönemimize rastlamıştır, özellikle bu hususta, uğ­ raşılarını büyük bir özveri ile yapan Klüplerimizin bu girişim­ lerini övgü ile anar ve kendilerini candan kutlanm. Görüldüğü gibi bizden evvelki dönem kısa bir sürede pek çok yeni uygula­ mayı planlayıp başanyla tamamlıyan bir dönemdir. Bu eserle­ rin bizlere hazır paket halinde devredilmesinde eski başkanımız Sayın Nimet Sanlıman'ın rölü çok büyüktür. Kendisinin gayret ve özverisini minnetle anarım.

Bütün dünya Soroptimistlerinin dikkat ve ilgilerinin vata­ nımıza yöneleceği büyük olay, 1983 SI Kongresi, yine bizim dönemimiz için şerefli bir sınav olacaktır. Hakikaten zor ve büyük bir özveri isteyen bu görevin sorumluluğunun büyük bir kısmım omuzlarında taşıyan Kongre Komisyon Başkanı Sa­ yın Meliha Tokar arkadaşımızın uğraşılarına katkıda bulunmak sizler kadar beni'de memnun etmektedir.

Bütün bunlardan da ötede bu dönemin büyük şansı Fede­ rasyonumuzun bağlı bulunduğu SI/E Başkanı, enerjisini, iyi niyet ve anlayışım sadece Türk soroptimistleri değil bütün dün­ ya soroptimistleri arasında kanıtlamış olan Sayın Sadun Katip-

oğlu'nun ve SI/E Sekreteri Sayın Zeynep Davran'm hemen ya- mbaşımızda oluşlarıdır.

Değerli Soroptimist arkadaşlarım, son Genel Kuruldan bu yana geçen birkaç ay süresince gerek Klüp Başkanlanndan klüpleri adına ve gerekse değerli üyelerimizden gelen kişisel mektuplarda izlediğim sorumluluk bilinci ve çalışma isteği be­ ni ziyadesiyle etkiledi ve ulusal sınırlarımızın ötesine aşan So- roptimistlik uğraşılarımızın yoğun olduğu bu heyecanlı döne­ mi başarı ile tamamlayacağımıza olan inancımı pekiştirdi.

Türkiyenin dörtbir yanına dağılan klüplerimiz yan yana, el ele, dayanışma, ahenk ve dostluk içinde görevlerini yapma çabasındalar. Soroptimist ruhunu benimseyip yaymak ve bir Soroptimist gibi çalışmak isteyenlerin sayısı gün geçtikçe artmakta ve Federasyonumuza yeni Klüpler eklenmektedir. Bütün bu gelişmeler bize soroptimistliğin amaç ve görev an­ layışım gerçekleştirmenin zor olmayacağını bir kere daha kanıtlıyor. Dış dünyaya tam olarak açıldığımız bu dönemi her yönden başarıya ulaştırmak için tek tek her Soroptimistin amacının yürekten ve gönül birliği ile çalışmak olduğuna ina­ nıyor ve bundan haklı bir gurur duyuyorum.

Sözlerime son -verirken çok kısa bir sürede "Soroptimist Dünyası" nm çıkmasını sağlayan yayın komisyonuna ve ko­ misyonun değerli başkanı Sayın Efser Fındıkoğlu’ya sonsuz şükranlarımı bildirmeyi bir borç bilirim.

Sanay Sokollu Türkiye Soroptimist Kulüpleri Başkanı

Kurucumuz Müfide Ferid TEK

HAYAT

HİKAYEM

Çocukluğum, Osmanlı İm- paratorluğu'nun son senelerde bir menfa diyarı.olan Trablus- Garb'de geçti. Babam askeri kaymakam idi, Recep Paşanın ser yaveri idi-Etrafımız korku ve elem içinde idi.fakat evimiz bir aydın saadet ve ileri fikirler yuvası idi.Çok mesut bir çocuk luğum oldu.Doğduğum zaman Recep Paşa babama "Şevketim ismini Müfide koyalım da mem­ lekete müfid olsun" demiş. Ha­ yatımın vazifesi o gün verilmiş­ ti. 3 yaşından itibaren beni okutmaya başlamışlar, O za­ man Trablus'ta Türk mektebi olmadığı için 7 yaşımda beni St. Joseph rahibe mektebine verdiler, fransızca ve İtalyanca öğretiyorlardı. Mekteple bir­ likte evde türkçe ve fen dersle­ ri alıyordum. Üç sene sonra babam hastalandı, iyi olamaya­ cağını anlayınca beni acele o- kutmak istedi, benim doktor olmamı ve o zaman erkek dok­ tora kendini göstermeyen Türk köylü kadınlarına bakmamı isti­ yordu. Beni gizlice Versailles lisesine gönderdi. Gizli diyo­ rum çünkü o znmajı Avrupa'ya gitmek memnu idi.

Tahsile dışarıya gönderilen ilk Türk kızı bin oldum. O za­ man Paris'te bulunan büyük vatanperver Ahmet Rıza Bey o- rada velim oldu. Versailles lise­ sinde 3 » n e kaldım. 3. tatilde ailem yanlarına gelmemi istedi Babamın hastalığı artmıştı. Ta­ tilin sonu gelmedeiı babamı kayıp ettik. Tahsile, doktorlu­ ğa, müfid olmaya, mesut olma­ ya veda ettim.

Mütareke senelerinde Anka­ ra'da idim .Hakimiyeti Milliye gazetesine makale yazıyordum. Bu makaleleri ordu ayrıca bas­ tırarak askerlere dağıtıyordu. Bu makalelerden birinin ismi Gazi Antep idi. Ayntabm Fran- sızları kovduğu günlerde idi. B. MJM. bu ismi beğendi ve kanun yaptı.

1921'de zevcim Paris sefiri olunca, ilk işim Sorbönne Şark Edebiyatı derslerine yazılmak oldu. 1926'da Londra'da bu­ lunduğumuz devirde Paris Sci­ ence Politique mektebine yazıl­ dım, iki senede gayet iyi menti­ on ile bitirdim. Galibi bu mek­ tebi ilk bitiren Türk hanımı bendim.

Gerek Paris'te gerek Londra' da ilk Türk sefiresi olarak mey­ dana çıkmak şerefi de bana düştü. Osmanlı Devleti sefirle­ rin refikalarım götürmelerine i- zin vermezdi, ittihatçılar dev - rinde giden sefirlerin de refika­ ları ecnebi imiş. Rıfat Paşanın tus hanımı her yerde Ruslu-

L

DE V A M I 5. S A Y F A D A !

1920‘lerde Ankaradaki evimiz

ğuyle iftihar edermiş. Tevfik Paşa Alman refikasını evinde saklarmış.

Paris'te birkaç siyasi konfe­ rans verdim; makaleler yazdım. Pier Loti'ye B.M.M. tarafından bir halı götürdüm. Bergson, E- instein, Anatole France ile dostluk kurdum. Bergson ve A- natol France beni tanıdıktan sonra, azası oldukları ermeni cemiyetlerinden istifa ettiler. Bir bankacı ahbabım Türkiye'­ ye bir equipe gönderdi ve Yu­ nanlıların yaptıkları mezalim ve tahribatın, yangınların filmleri­ ni aldırdı. Bu filmler, "les évé­ nements du monde" dosyasın­ da muhafaza ediliyor, lâzım ol­ duğu vakit kullanılacak. Mesela Kıbrıs davasında olduğu gibi.

Londra'da kral ailesi bize dost muamelesi yaptı. Londra' da 7 sene kaldıktan sonra ko­ cam Varşova'ya tayin edildi. Orada 6 sene corps diplomati­ que doyene'liği yaptım. Nazik Lehliler bundan ne kadar mem­ nun olduklarını anlatmak için harbden sonra Paris'e bir gidi­ şimde, orada muhacir olanlar aralarında para toplayarak Bois de Boulogne'da bir pavillon tut

(2)

Sevgili Arkadaşlar,

"1983 - İSTANBUL SI CONVENTION Bu sihirli sözler 1979 Temmuz aymdan- beri her toplantımızın ve her yayınımızın göndeminde.1983 Temmuzu sonuna kadar da gündemde kalmaya devam ede­ cek. Sonra o da uzak bir anı olacak. Bütün çabamız odur ki, bu anı, biz Türk Soroptimistle- ri için yurdumuzu ve insanımı­ zı en iyi şekilde tanıtabilmek fırsatını değerlendirebilmenin kıvancını, yabancı soroptimist- ler için de Türkiyemizi ve bu­ rada geçirdikleri tatlı günleri her zaman tekrarlamak amacı­ nı taşısın.

1979 yılında Hawai dönü­ şü, mutlu haberi arkadaşlarımı­ za ilettiğimizde, coşku ve se­ vinç büyük, 1983 yılı ise sanki binlerce yıl uzakta idi. Bugün 1982 Kasım'ına aoğru coşku ve sevinç duygularının yanısıra merak ve endişe büyük, zaman ise nekadar kısa görünüyor. Yalnız dokuz ayımız kaldı, yâni geriye sayma başladı.

Sevgili arkadaşlar, 20 N i-. san 1982 tarihli sirküler mek­ tubumuzla Kulüp Başkanlarına, Komitemizin çalışmaları ve Kongrenin ön programı konu­ sunda bilgi vermiştik. Bu bil­ gilerin,, Başkanlar tarafından sîzlere duyurulduğuna inanıyo­ rum. O tarihten bugüne kadar olan gelişmeleri kısaca özetli­ yorum:

— Komitemiz bildiğiniz gibi 7 komisyondan oluşmak­ tadır. Bu komisyonlardan "Teknik İşler”, Haziran 1982 den itibaren Boğazi­ çi Soroptimist Kulübü Baş­ kanı Rezan Alpay tarafın­ dan yürütülmekte, aynı Kulüpten Tomur Atagök kendisine yardım etmekte­ dir. Teşrifatçılar grubunun eğitilme ve organize edil - mesi görevini Boğaziçi Ku­ lübünden Süheyla Kunt üstlenmiştir.

— Bir önceki dönem SI Baş­ kanı ve SI Convention Ko­ mitesi üyesi Dorothy Kis - singer 23 - 27 Temmuz ta­ rihleri arasında İstanbul'a geldi. Şimdiye kadar yapı­ lan çalışmalar, bütçe, Ka­ yıt Formları ve bundan böyle yapılacak işler göz­ den geçirildi. Şeker bayra­ mına rastlayan bu'günleri sabah 9.00.- akşam 9.00 arası Dottie ile birlikte pek tatlı geçirdik.

— Kayıt formları baskıya ve­ rildi. Bu aylarda dağıtıma başlanacağını umuyoruz. — Bayrak töreninin görkemli

bir şekilde oluşturulması i- çin program tesbit edildi. — Sosyal aktivitelerle ilgili ön

temaslar yapıldı, geliştiril­ mekte.

Yapılacak işler... evet arka­ daşlar, artık plân, program ve araştırma fasılları büyük ölçüde bitti. Hareket "ACTION" baş­ ladı. Her kongrede olduğu gi­ bi bu kongrede de -hiç abart ­ masız- bir orduya gereksinim var. Türk soroptimistlerinin ye­ tenek ve güçleri ile böyle bir orduyu oluşturması zamanı gel­ di. Komisyon Başkanlan.İstan- buldaki soroptimistleri gruplaş­ tırdılar. Her komisyon başkanı kendi grubundaki arkadaşlara yazılı çağn yapıyor. İstanbul dışındaki Kulüplerden de işbir­ liği ve yardım isteyeceğiz. Bu yardım elleri bize ulaştığında korku ve endişelerin yok ola­ cağına, 1983 - İstanbul SI Con- vention’ın da şimdiye kadar ya­ pılmış olan SI Kongrelerinden daha az değil, enaz onlar kadar başarılı olacağına inanıyor ve orduya katılmanızı,, bekliyor- rum. Bekliyoruz. Saygı ve Sev­ gilerle,

Meliha Tokar 1983-İstanbul SI Convention

Mahalli Komite Başkanı "Yaşlılık güzel şeydir, insan eğer kendisi ile

barış içinde ise, ve yapacak belli bir işi varsa.." Goethe SEVGİLİ SOROPTOMİST KARDEŞLER

Bir süredenberi (Soroptimist Dünyası) adıyla yayımlan­ makta olan bülteni çıkaran arkadaşların yoğun çalışmaları nedeniyle, işten çekilmeleri yüzünden, bu görevi bizler üstlen­ miş bulunuyoruz.

Üç ayda bir yayımlanacak olan bu bültenle sizlere, So­ roptimist dünyasından haberler vermeğe çalışırken siz kardeş­ lerimizden de yardım beküyoruz. Çünkü; bu bülten, üginiz ve yardımlımızla daha başarılı olacaktır.

Lütfen bize yazılarınızı gönderin. Bu yazılar çok olmasın ki dört sayfadan oluşan dergimizde yer alabilsin.

Saygı ve sevgilerimizle. Basln ve Yayın Kurulu Sevgili Soroptimist Kardeşlerimiz,

"Soroptimist Dünyası"nın bizim tarafımızdan hazırlanan ilk nüshasına yardımlarını esirgemeyen arkadaşlarımızın yazı­ larını sevgi ve teşekkürle yayınlıyoruz.

Kendilerine bu yardımlarından dolayı ayn ayrı teşekkür ederiz.

Yayın Komisyonu Başkanlığı ’ Şubat sayısı için yazılarınızı 10 Ocak'a kadar aşağıdaki adreslere göndermenizi ve yazı uzunluklarının 200 kelimeyi geçmemesini rica ederiz.

Bedia Ermat

Palazoğlu Sok. 27/4 Bizim Apt. / Şişli Efser Fmdıkoğlu

Kaşâneler Sok. 3/3 Çamlı Yamaç Apt. / Erenköy Kasını Sayısı yazılarımızı eksiltmek istemediğimiz için ilaveli olarak çıkmıştır.

Arkadaşlarımızın bilgilerine sunarız.

İçinde bulunduğumuz yılın milletlerarası örgüt tarafından yaşlılar yılı olarak ilanının yankıları dünyada devam ederken bu örgütün içinde, insan yaşantısının sorunlarına eğilen bazı özel ajanslarda, danışma oy hakkına sahip Soroptimistlerin konuyu derinliğine düşün­ meleri ve çalışmalarına hız ve yön vermeleri hem zorunlu hem amaca uygundur.

Yaşlılık, kişinin yaşantısının kaçınılmaz bir bölümü olduğundan insanlık ilk çağlardan beri jlaşla güçleri azalanların sorunlarıyle kişi ve toplum açısından ilgilenmiş yaşlıları yok etmekten onlara taparcasına saygı göstermek arasındaki yelpazede inançlar, mitler, gelenek­ ler, dinler, yasalar yer almıştır. Yaşlılığı fırtınalı bir denizden sonra limanın sakin suları ve­ ya ölümün eşiği gibi, öven ve yeren şiirler, edebi, felsefi, bilimsel eserler yaşlılardan fayda­ lanmayı öneren yeni yeni iktisadi ve sosyal düşünceler, bu yıla adını verecek kadar önem kazanmış ve aksiyona dönüşmüştür.

Fennin ilerlemesiyle insan yaşantısının son bölümü uzamış ve gelişmiş medeni millet­ lerde yaşlılar, köşelerinde ölümü bekleyen mutsuz kişiler olmaktan çıkarılarak- güçleri tü- keninceye kadar alışkanlıklarını heveslerini sürdüren, topluma hizmet etmekten zevk ve kı­ vanç duyan, gelecekleri güven altına alınmış mutlu kişiler olmuşlardır. Bu doğrultuda yaş­ lıların eğitimine dahi önem verilmiş üçüncü yaş üniversiteleri açılmıştır.

Türkiyede böyle bir görüş henüz doğmamıştır, fakat boş zamanları değerlendirmek a- macı ile halk eğitim ve yaygın eğitim müesseseleri resmi ve özel sektörde azımsanmıyacak kadar çoğalmış çeşitli dernekler tesisler kurulmuştur. Gültepe Soroptimist Eğitim merkezi bir örnektir. Çalışmalardan çocuklar ve yetişkinler faydalanmaktadır, devreye yaşlıları, al­ mak mümkündür.

Çalışma her kişinin hakkı ve ödevi olduğu gibi dinlenme ve sosyal güvenliğe kavuşma da her çalışanın hakkıdır. Çağdaş toplumlarda kökleşen bu anlayış o kadar önemli ve insan hakları ile o kadar bağlantılıdır ki demokratik devletlerin anayasalarında bu haklar güvence altına alınmış ve bunları sağlayacak yasaların çıkarılması, koşulların, ortamın hazırlanması, örgütlerin kurulması, yapıtların inşası Devletin ödevlerinden sayılmıştır.

Kişiye, hayatını dilediği gibi düzenleme hakkı da anayasalarda güvence altına alınan özgürlük hakkının çenberi içindedir. Fakat Bernard Show'un gizli mizahı ile söylediğine ba­ kılırsa "İnsanlar hayatın kendilerine bırakılmış bir bölümünün iyi örgütlemişler, bu çalışma­ dır; fakat öteki parçasını düzenlemeyi unutmuşlar, o da işsizliktir."

Çalışırken dinlenmeyi, dinlenirken boş zamanlarınızı değerlendirmeyi ve sosyal güven­ liğin sözde kalmamasını sağlamayı öğrenmek zorundayız.

Dinlenmek yalnız vücudu dinlendirmek değildir. Kişi emellerine, zevklerine arzularına uygun bir biçimde boş zamanlarını değerlendirdiği zaman gerçekten dinlenir, maddi ma­ nevi huzura kavuşur, hayata bağlılığı güveni artar mutlu olur. Mutluluk çalışmaktan, başa­ rıdan, her alanda açlığın bütünü ile giderilememesinden doğan yarı kalmış doyumu tamam­ lar.

Hepimiz yaşantımızda bunları denediğimiz halde neden sonra bu denli yabancı kaldığı­ mız, önemsemediğimiz, düşündürücüdür. Altında yatan eğitim yoksunluğu olsa gerek.

Gerçekten emeklilik çağında mutlu olabilmek için genç yaşlarda boş zamanları değer­ lendirmeyi öğrenmek gerekiyor. Tekniğin makinalaşmanın, çalışma koşullarının hızlandığı çağımızda buna çok daha gerek var.Kişiliğin korunmasında; yaşamın tadını almış olmanın büyük payı olduğu, direnci arttırdığı bir gerçektir. Aklı kullanma alışkanlığı, duygu özgür­ lüğü ve enginliği, beceri, insanın kendi kendini bulmasını ve benliğine sahip çıkmasını sağ­ ladığı gibi . Toplumla ilişkinin kesilmesini önleyen koşulların da yaratıcısıdır.

Nazilerin acımasız eylemleri karşısında nereye gideceklerini şaşırmış çok değerli bilgin­ lere, profesörlere Türkiye kucağını açmış ve İkinci Cihan harbi süresince üniversite gençliği kendilerinden feyz almıştı. Bazıları boş zamanlarını oda müziği yapmakla geçirirlerdi. Mo- da'da oturduklarından onları hayret ve hayranlıkla izlerdik. 3u o, günün koşulları altında o- luşan toplantılar değildi.Bir yaşantı biçiminin devamı bir eğitimin gereksimi idi.

Avukat Halide Altan'ın misafiri olarak İstanbul kulübünün Boğazda yaptığı dostluk toplantısına gelemeyen Sayın Refia Övünç'ün gönderdiği küçük armağan, Türk el işleri sa­ natını dirilten, kurduğu akşam sanat okullarında boş zamanların değerlendirilmesini genç kızlara öğreten, onları meslek sahibi yapan ve görevden ayrılırken topladığı sanat hâzinesini Devlete armağan ederek Ankara'da Türk elişleri sanat müessesesinin kurulmasını sağlayan bu değerli hocanın, emeklilik yıllarını aynı doğrultuda geçirdiğini gösterdiğinden hem iki türlü sevindirdi. Gerçekten emeklilik yaşının 50 - 55 e indirilmesi ile, olgunluk çağındaki e- mekli sayısı artmış ve önemli bir potansiyeli geliştirmiştir. Bu enerji kaynağının boşa akma­ sı talih oyunları ile zamanın öldürülmesi üzücüdür anlamsızdır yazıktır. Sağlık durumları el­ verişli olan emeklilerin, önlerindeki en az 10 - 15 yıllık yaşantı bölümünü renklendirecek güvenlerini arttıracak gönüllü veya paralı bir uğraşıya yönelmeleri ruh sağlıkları yönünden yararlı olduğu gibi topluma da faydalıdır. Devlet, yapması gerektiği halde personel noksanı ve maddi olanaklarının yeteneksizliği yüzünden yapamadığını itiraf ettiği ve vatandaşı yar­ dıma çağırdığı alanlarda bu tecrübeli insanın gücünden faydalanabilmelidir. Dernekler de yardımcı olmalıdır. Yetişme biçimleri, değişik meslekleri, çevreleri, zihniyet ve anlayış ye­ tenekleri ile Soroptimistlerin öncülük etmeleri doğaldır. Ancak örgütlenmek, imkân bul­ dukça başka dernekler de ve resmi sektörle işbirliği yapmak, yabancı Soroptimistlerin tec­ rübelerinden faydalanmak yeni kurulan program koordinatristlerin aracılığı ile planlı ve programlı hareket etmek, olumlu sonuç alabilmek için şarttır. Bir tatil rahadlığı ile başla­ yan emekliliğin, zamanla bezginlik bedbinlik içinde karamsarlığa dönüştüğü, hayata güveni yitirdiği, ileriye dönük emelleri yok ettiği bazen de dramatik bir biçimde sona erdiği görül­ mektedir. İnsanların ağaçlar gibi ayakta ölmelerini istiyor isek, bunun koşullarını hazırla­ mak mecburiyetindeyiz. Emeklilik başlı başına bir yaşantı, değişikliğini içeren bir dönüm noktasıdır.

Yaşlılığın en önemli sorunu, kuşkusuz geleceğe güveni yitirmemektir. Emeklileri korku içinde bekledikleri yıllar bakımları için başkalarına muhtaç olacakları yıllardır. Aile kadro­ sunun daralması, evlilik, iş ilişkileri, çalışma koşullan, zihniyet değişikliği, yaşlılara, kur­ dukları yuvada yakınlarının ve çocuklarının yanında ölmek olanağını kesinlikle artık ver­ memektedir. Yabancı memleketlerde de durum aynıdır. Aradaki farkı, onların bu değişik­ liği daha bu asrın başlarında görerek yaşlıların gözetip bakılmaları için klişe ve vakıfların ve Devletin yardımı ile gerekli tesisleri kurabilmiş olmalarıdır. Yaşlanan yabancı Soroptimist dostlarımız daha dinç denilebilecek bir yaşta bu tesislerden kendilerine en uygun gördükle­ rini seçip bir veya iki odalı küçük dairelere yerleşmekte ve ölünceye kadar bakımlarını gü­ vence altına almaktadırlar. Türkiyede bu olanak yoktur.

Huzur evi projesi adı altında 1962 lerde merhum Müfide Ferit Tek Hanım efendi ile durumun ciddiyetini kavrayan birkaç Soroptimistin başlattıkları çalışmalar türlü nedenler i- le sonuç vermemiş, Kartalda Bağdat caddesinde Kadıköyünde Moda burnunda sağlanan o- lanaklardan birinin şehre uzaklığı diğerinin WC.li 35 odası olmasına rağmen işletme rantab leşi yönünden yeterince büyük olmadığı ileri sürülerek teklifler reddedilmiş nihayet Bursa- dan 10 km. uzaktaki 8 dönümlük arsa satın alınmış ve enflasyonun gitgide artan tesiri altın­ da, bir zamanlar bir değer taşıyan ve binbir güçlükle toplanan paranın yok olması önlemiş­ tir. Bu arsa üzerine yalnız Soroptimistlere tahsis edilmesi karar altına alınan huzur evi inşa­ atı da Soroptimistlerin çoğunluğunun bulundukları iller dışında bir huzur evine yerleşmeyi düşünülmeleri, yeterince paranın toplanamaması ve Soroptimistler dışında mali kaynak bu­ lunmasının güdülen amaç karşısında, doğal olarak imkansızlığı nedenleri ve proje bu güne kadar gerçekleşmemiştir. Temelde yatan çelişkiler projenin uygulanmasını güçleştirdiğin­ den başka yolların denenmesi gerektiği inancını doğurmuştur. Esasen sorun yalnız Sorop­ timistlerin sorunu olmayıp çoğunun emekli maaşları ve tasarrufları ile buna katabilecekle­ ri paraları olduğu halde bakımlarını üstlenecek tesisler mevcut olmadığından perişan olan memur, serbest meslek, tüccar, iş kadınlarından ve erkekden oluşan koca bir kitlenin soru­ nudur.

Kırsal bölgedeki yaşlılar, geleneksel aile yaşantısı içinde şimdilik yaşlılık yıllarım ge­ çirebilmektedir. İşçilere de sosyal sigortalar ve sendikalar el uzatmış durumdadır. İçlerinde

(Devamı 3. Sayfada) 2

(3)

Bursa

Kulübü9 nü

XXV. Y ılı

22.6.1957 de Sayın Müfide F .Tek, Beraet Z.üngör öncülü­ ğünde, Perihan Sayman baş­ kanlığında, Şermin Vardar, Ne- bahat Bulucu, Müşerref Çen - geloğlu, Fahiman Aydmgün, Neriman Gülmen, Mes’ude Pars Sevim Benker, Mes'adet Koşar, Kâmuran Omay, Emel Ersu, Leman Onurkan tarafından ku­ rulan Bursa Soroptimist Kulü­ bünün 25. yılını kutlamış ol­ manın kıvancı içinde, emeği geçen tüm üyelerimizi şükran­ la anıyoruz.

Bu yazıyı hazırlarken ka­ rıştırdığımız eski dosyalarda, sıcak dostluklarımızı, tatlı he­ yecanlarımızı yeniden yaşarken sevinçle gördük ki, yakılan kü­ çük ışığın aydınlığı büyümek­ tedir.

İyi ve kötü günlerde yap­ tığımız ziyaretler, kongrelere açılışlara kutlama törenlerine gezilere guruplar halinde katı­ lışlarımız, Türk ve yabancı So- roptimistlerle ilişkilerimiz,bağ­ larımızı pekiştirmiş, diğer ku­ ruluşlarla işbirliğimiz, gücümü­ zü arttırmıştır.

Kurduğumuz komisyon­ larla yoğunlaşan çalışmaları- jnız, bizi bir büro satın almaya zorlamış, gayretlerimizle şirin bir yuvaya kavuşulmuştur.

Soroptimist Tezleri parale­ lindeki Birlik Projeleri, Kulüp içi programlarımız ve Birliğe katkılarımızla desteklenmiş, çabalarımız, Daimi ve Ad. Hoc. Komisyonları üstlenecek bü­ yüklüğe erişmiştir.

Daha önce iki devre (8 yıl) "İyi Niyet ve Anlayış” Komis­ yon çalışmalarını zevkle yürü­ ten Kulübümüz, bu devre de ay­ nı görevi severek kabullenmiş­ tir.

La Chaux De Fonds, Port Elizabeth, Dudley ve A.B.D. Tuscon adlı dört adet kardeş kulübümüz vardır, Karlsruhe ise Avrupa Federasyonunca işleme girmiştir. La Chaux Fonds Ku­ lübü tarafından Klübümüze bir saat ve bir projeksiyon makina- sı hediye edilmiştir.

1965 te ortaya atılan Din­ lenme Evi Projesi giderek Hu­ zurevi dileğine dönüşmüş, Bir­ liğin kurduğu Ad. Hoc. Komis­ yonun ağır sorumluluğunu üst­ lenecek kadar, Kulübümüzce benimsenmiştir. Şehrimizde satın alınan arazi için attığımız öncü adımların, yaşlılık sorun­ larının çözümünde noktalana­ cağına inanıyoruz. Elele verile­ rek gerçekleşen Gültepe Eğitim Merkezi'mizde olduğu gibi...

Amaçlarımıza yönelik ça lışmalarm gerektirdiği harca malar için düzenlediğimiz gelil getirici her faaliyetin kültürü­ müze, bir kısım kültürel faali- yetlerimizen de gelirimize kat­ kısı olacak şekilde uyguladığı­ mız programlar, titiz seçimleri­ mizin ürünüdür.

örneğin,: Ankara, İstanbul İzmi* Olgunlaşma Enstitüsü,Zü­ hal Yorgancıoğlu defileleri, ili­ mizde desteklenmeğe değer kürk ve modaevlerinin gösteri­ leri, kermeslerimiz, balo ve ye­ meklerimiz, çaylarımız. . .

Köy ekmeğinin sağlığa ya­ rarlı yönlerini hatırlatan, sonra­ ları bir çok firma tarafından da üretilerek yaygınlaşan, iki yıl boyunca yaptırıp sattığımız ek­ mekler, Büromuzun alınmasın­ da büyük bir maddi temel oluş­ turmuştur.

Tekstil fabrikalarının artık­ larından el tezgâhlarımda do­ kuttuğumuz kilimler, ev kadın­ larına iş imkânı yaratması ya­ nında, Kulübümüze önemli bir gelir sağlamıştır.

Devlet Tiyatrosunda dü­ zenlediğimiz; oyun galalarımız, şan ve enstrüman resitallerimiz, Viyana Yaylı Sazlar üçlüsü'nün İsviçreli Soroptimist çiftin konserleri, Hannover Kızlar Korosu, Erdinç Dinçer Panto­ mimi, Spor Sarayındaki Dani­ marka Jimnastik Gurubu gös­ terileri, kentimizin San'at hare' ketlerini canlandırırken, Kulüp •bütçemize'de katkıda bulun­

muştur.

Oturulmaz haldeki Yunu- seli Köy İlkokulu sıralarının yaptırılmasıyla salt kültürel ça­ lışmalarımız başlamış, Okul ek­ sikleri tamamlanmış, Ana Ço­ cuk Sağlığı Merkezi ile işbirli­ ği yapılarak biçki - dikiş, ev ekonomisi kursları açılmıştır. Teknik Ziraat Müdürlüğünde! temin edilen yetkili ev ekono­ misi kurslarını yürütürken, Ku­ lübün önerdiği yetenekli bir genç kız da biçki - dikiş kursu öğretmeni olarak burada yetiş­ tirilmiş, daha sonra açılan kurs­ larda devamlı görev verilmiş, kurs öğretmeni yetiştiren bir o- kula gönderilerek meslek sahibi edilmiş, Halk Eğitim Merkezi'- nin faaliyete geçmesiyle res­ men atanmıştır.

Bugün yerli yabancı turist­ lerin uğrağı haline gelen înka- ya, kardeş köy olarak ele alın­ mış, kızlarının ve kadınlarının el emeğini değerlendirme yö­ nünde çaba sarfedilmiştir.

Kentimiz'de (henüz Halk ] Eğitim Merkezi faaliyete geç­ meden önce) "Pijama dikiyo­ rum", "Elektrik öğreniyorum" Sloganlarıyla kadın ve erkekler için açılan kurslarda üyelerimiz öğretmenlik yapmışlar, çocuk­ larını okutma güçlüğü içinde çırpınan bir kadın müstahdem sürekli desteklenmiş, daha son­ ra, Ana Çocuk Sağlığı Merkezi olarak yaptırılan bina inşaatına ve ilâve edilen kreşine katkıda bulunulmuştur. Dikiş kursları­ mızda kullanılan Sayın B.Z. Üngör'ün hediyesi dikiş maki- namız ise halen bu kuruluşta hizmet görmekte, halka açık bir kısım eğitim sağlık konfe­ ranslarımız aynı kuruluşun sa­ lonlarında yapılmaktadır.

Eğitim faaliyetlerimizde ; bir yandan meslek verirken di­ ğer yandan okuma-yazma öğ­ retme pratikliği başarıyla de­ nenmiş, aydınlatıcı sohbet toplantıları için kendiliğinden oluşan vasatta üyelerimiz, he­ yecanlı bir özveri içinde çalış­ mışlardır. İnegöl'ün iki köyüne yaptırılan raflar ve hediye edi­ len kitaplarla okul kitaplıkları kazandırılmıştır, bu yöndeki faaliyetlerimiz ; Ansiklopedi, sözlük, "Büyük Nutuk" cilt­ leri, çeşitli kitap defter, Hopar­ lör, projeksiyon, eşofman ve benzeri okul yardımlarıyla sür­ dürülmektedir.

Kuruluşundan bu yana iş­ birliği içinde olduğumuz Halk Eğitim Merkezi'nin "Batıda ve Bizde Halk Eğitimi" inceleme­ leri üzerine bilgi alışverişi ya­ pılmış, bazı programlarımız,ay­ nı yönde geliştirilmiştir. Ayrıca Okuma Yazma Genel Seferber­ liği nedeniyle bu yıl açtığı kurslara defter kalem silgi alı­ narak katkıda bulunulmuştur. Üyelerimizden oluşan beş kişilik bir ekip ; aile planlama­ sı ve doğum kontrolü, ana ço­ cuk sağlığı, beslenme, hastalık­ lar ve ruhsal sorunlar, aşılar, genel hijyen konularında, Bursa kenar semt Ve yakın köy İlko­ kullarında öğrenci anneleriyle sohbet toplantıları başlatılmış, Milli Eğitim Müdürlüğü progra­ mı içinde sürdürülen bu konfe­ ranslar, T.V. aynı konuları ele alıncaya dek devam etmiştir.

Prof, Dr. Hıfzı özcan'ın "Spastik Çocuklar", ilgili der­ nek başkanı Mürüvvet A.Özkan ın" Okul öncesi Eğitimi", Dr. Robert Anhegger'in" Almanya- daki işçi çocuklarının sorunla­ rı ve kadın - erkek ilişkileri” ko­ nusunda Kulübümüzce düzen­ lenen konferanslarda, dostluk toplantılarımızla, gazetedeki "Sohbet Köşemiz" de vurgu - ladığımız çocuk konusu, çocuk yılında daha da geniş olarak işlenmiştir.

(Davamı 5. Sayfada)

Sen Kalbinde bir yeşil dal bu­ lundur. Elbet üzerine konacak bir kuş bulunur.

1982 Milletlerarası Yaşlılık Yılı

2. Sayfadan devam seçkin değerler ve memleketin idaresinde, kalkınmasında kısaca var olmasında önemli kat­ kıları bulunan, bedeni kuvvet ve beceriden fazla akıl ve bilgileri ile hizmet etmiş olanlara yaşlılık yıllarında bakıp gözetecek bir kurum henüz çıkmamıştır.

Bu güvencenin resmi sektörce sağlanmasiyle memleketimizde sorunun çözülebileceği kanısı gerçekçi bir görüştür. Yabancı memleketlerde Devlete, Klişeler ve Vakıflar katılmak­ tadır. Bizde dini tesisler ve vakıflar da devletin elinde veya denetimindedir. Devlet konuyu ele aldığı taktirde, bağışlarla gönüllü çalışmalar ile Devlete yardım edecek vatandaşlar der - nekler elbette bulunacaktır.

Resmi sektörü içinde gerek amacı gerek işlettiği, Tarabya Çelik Palas, Efes gibi büyük oteller verdiği tecrübe ile her görevi yüklenecek kurum Emekli Sandığıdır. Emeklilerin ma­ aşları yeterli bir teminattır. Sandık, İstanbulda, Çamlıcada Altunizade de yıllardanberi boş kalan ve huzur evi olarak inşa edilmiş büyük modern bloku veya benzerlerini yasal biçimde amaca tahsis edebilir. Böylelikle bunlar yerinde eskimekten kurtulan 1982 yılı sona erme­ den türk Soroptimistlerin kampanyayı ve girişimleri başlatmaları, gerekirse Rotary, Üniver­ siteli kadınlar derneği gibi ayni amaçlan güden dernekler ile işbirliği yapmaları kısacası et­ kin öncülüğü yüklenmeleri hem yılın mana ve amacı hem Milletlerarası çalışmalan yönün­ den olağan üstü bir hizmettir. Tehlike büyüktür, günceldir, başarı bunlan anlayacak, anlata­ cak kişileri ve örgütleri harekete geçirmekle başlayacaktır.

Av. Beraet Zeki Üngör

Gültepe’de

On yıl

Gültepe Toplum Eğitim Merkezimiz 10 yaşında. Efser Fındıkoğlunun telefondaki tatlı sesi bana tarihçesini yazma görevini verince sevindim, heyecanlandım. Bir sürü acı tatlı ola­ yı ve çok yoğun bir çalışma dönemimizi hatırlamama neden oldu teşekkür ederim.

Gelin birlikte kulüplerimizin "Cehaletle mücadele" yılları­ nı hatırlayalım. Köy okullarına yardım ediyorduk. İstanbul ku­ lübü yardım edeceği yeni bir köy okulu seçmek için Milli Eği­ tim Müdürüne gitmişti. Yıl 1965 ! İst. Milli eğitim müdürü bizi dinledikten sonra "Köy, kente taşındı, artan sorunları ile, ne­ den bir gece kondu bölgesinde çalışmıyorsunuz? örneğin Gül- tepede?" dedi ve biz Kâğıthane belediyesine bağlı, Gültepe Yapla Kemal İlk Okulunda " cehaletle mücadele"mize başla­ dık. Yöreye gidip geldikçe, problemleri gördükçe heyecanımız arttı. Bir merkezimiz olsa daha yararlı olabilecektik.

Milli Eğitim müdürü sayın Kurtça sorunlarımızın çözümü­ ne büyük ilgi göstermiş, Kâğıthane Belediye Başkanı ile tema­ sımızı sağlamış, belediyeden bir arsa bağışı vaadi almıştık.Gö- rüşmeler, hesaplar, sonuç bu iş kulüp boyutlarını aştı. Konuyu Birliğimize götürdük, olumlu karşılandı. İlk avan proje, ilk ke­ şif, Necibe Çakıroğlu ne heyecanla hazırladı. Proje İstanbul Valisine Anlatıldı 200.000.-TL. vaadi alındı, önerilen arsalar­ dan seçim için Birlik Başkanı Neşterin Dırvana ile ne çok yü­ rümüş ne çamurlara batmıştık. Seçim yapıldı, tekrar avan pro­ je, takribi keşif, yetkililer ile temaslar. Vali ve MJ3 .Müdürü de­ ğişti, yenilere tekrar, tüm yaptıklarımızı ve yapmak istedikle­ rimizi anlatmalar ve gerektikçe yenilemeler... Konu işlendikçe, "Projemiz" için, birliğimizin mali olanaklarının da çok yeter­ siz kaldığını gördük. Acep Avrupa Federasyonu yardım eder mi? Guvernörümüz ve Fed. 2 ci başkanı Beraat Üngör Stok- holmdeki Fçd. toplantısında "Türk Projesi" ııi ve Soroptimist­ lerin Altın Jübile projesi olabileceğini anlattı. Ertesi yıl tüm ve­ rilerle Hollandadaki Federasyon toplantısına giden guvernörü­ müz Nihal Uluocak" Türk Projesi - Golden Jubilee Project" i- çin 160.000.- sfr. tahsis edileceği müjdesi ile döndü, arkadaşla­ rımız görevlerinde başarılı olmuşlardı.

Proje, 222 sayılı İlk öğretim Kanunu 11 inci maddesinde yazılı "Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflan,, okuma-yazma kurs­ larını , tezelden geçimi sağlayacak maharet ve zanaatlann öğ­ retileceği atölyeleri havi bir OKUL ATÖLYE ile yetişkinlerin eğitim ve kalkmmalannı sağlayacak" bir TOPLUM EĞİTİM MERKEZİ olacaktır.

Kâğıthane Belediyesi tarafından bu maksat için bağışlan­ mış olan 5016 m2 arsa, Beraat Üngör tarafından hazırlanmış bir anlaşma ile özel idareye, bu tesisin inşası kaydı ile devre­ dilmiş ve bir taraftan İstanbul Valisi ve diğer taraftan Birlik Başkanımız Fahrünnisa Seden tarafından imzalanmıştır. UNESCO cehaletle mücadele kapsamında gördüğünden derslik­ ler için 10.000.- ve atölyeler için 5.000.-(Gift Coupon) temin etmiş, Türk Soroptimistleri de inşaata 125.000.-TL. katkıda bulunmuşlardır. Anlaşma tarihi 18.11.1968 dir, İnşaat Komisyonu Başkanı Beraet Üngör ve Kontrol Mimarı Belkıs Izladıoğlu ' dur.

İstanbul Vilayetinin, projenin bir bölümü olarak inşa ettir­ diği Harmantepe İlk Okulu ve eki 2 adet işlik, 1969 Eylül ayın­ da hizmete açılmış ve biz kendi inşaatımız daha başlamadan , çevreyi aydınlatacak ilk ışığı yakmağa ve çalışmalarımızı bu yörede yoğunlaştırmağa başladık. O zaman İstanbulda mevcut 3 kulübümüzün başkanlarmın (Refhan Dedeoğlu, Melahat Mansuroğlu ve Nimet Şamikoğlu) örnek çalışmaları unutula- maz. İstanbul Sosyal Hizmet Müdürlüğünün çalışmalarını bu yöreye teksif eden ve uzmanlığından bizi yıllarca yararlandıran Ülker ünsalan unutulur mu?

18.12.1969 hayatımın en mutlu günlerinden biri, Birlik Başkanı olarak, Merkezimizin temeline ilk harcı koyuyorum!

Cehaletle mücadele savaşımız. 3 yıl kadar Harmantepede sürdürdük. Bu üç yıl, biçki - dikiş kursunu Halk Eğitimi öğret­ meni, halıcılık kursunu, rahmetli Melahat Mansuroğlu gayret­ leri ile Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisinden sağlanan bir ho­ ca, okuma - yazma kurslarını da Harmantepe İlk Okulundan öğretmenler üstlendi. Milli Bayram kutlamalarına katıldık, il­ ginç seri konferanslar, sorulu cevaplı oturumlar tertipledik. Konuşmacı arkadaşların katkısı büyük olmuştur. Görevli olsun olmasın, Gültepe için yapılacak her türlü işe seve seve koşan birkaç arkadaşı saymadan geçemiyeceğim. Sabahat Filmer, Muazzez T.Berkant, Şüküfe Yamantürk hemen aklıma gelen­ ler... Bu arada inşaat sürüyordu....

Açılış hazırlıkları, toplantı odamızın perdelerini eli ile di­ kip - takan, bahçesinden saksılarla çiçek gönderen rahmetli Servet Hasmanı sevgi ile anarken, merkezin toparlanıp temiz­ lenmesinde herşey ile ilgilenen Hacer özışığm gayretlerini be­ lirtelim.

5 Eylül 1972, Birlik Başkanı Şadın Katipoğlunun heyecan­ lı açış konuşması 1 Mutluluktan gözlerimiz yaşarıyor. SI/E yönetim kurulu toplantısını sırf bu maksatla şehrimizde yap­ tı. Bu mutlu günde neşemizi paylaşan, Avrupanm çeşitli ülke­ lerinden gelen Soroptimistler ve çevre halkı ile beraber bayram ettik! Ve sonra, bir devlet dairesi ile bir gönüllü kuruluşun ilk defa beraber çalışmasında karşılaşılan ve çözümlenen sorunlar!

Eğitmeğe, öğretmeğe çalışırken, öğrendiklerimiz ! Ek­ siklerin tamamlanması, rahmetli Refhan Dedeoğlunun o tü­ kenmez sandığımız enerjisi ile akşam saatlerinde açılan elekt­ rikçilik kursları !

Ya kütüphane, kitap temininde Bedriye Şanda nın emek­ leri, kütüphane tanziminde rahmetli Nesrin Morali çalışmaları unutulmamalı.

Artık Komisyonlarımız daha kalabalık, İstanbul kulüple­ rinden üçer kişi. Bir kermes düzenlemeğe kalktığımızda ise tüm kulüplerimiz, çağrımıza cevap veriyor, eşya gönderiyor, il­ gi gösteriyor.

(4)

ı

Eşleşme Programında

Avusturya -Türkiye

AVUSTURYA

Avrupa Federasyon'u tarafından organize edilen eşleşme programı doğrultusunda Viyana’ya giden ar­ kadaşlarımız, (Güzin Poffet-Tamaç ve Esen özkuzey) karşılığında .A - vusturyalı kardeşlerimiz, (Klagcn- furt Belediye Meclisi üyesi, DrX- lisabeth Römer ve Avusturya Fe- derasyo'nu 2. başkam Mss. Herta Tebbich) yurdumuza gelmişlerdir. İlci ekim tarihinden, yirmidört ekime kadar yurdumuzda kaldık­ tan sonra, memleketlerine dönmüş­ lerdir.

Konuklarımız, İzmir, İçel, Ada­ na ve Ankara'yı da ziyaret ederek yirmi ekimde tekrar İstanbul'a gel­ mişler, Güzin Poffet-Tamaç'ın özel konuğu olmuşlardır.

AvusturyalI Soroptimistler, İs­ tanbul'da kaldıkları süre içinde, (3 ekim Sheraton Oteli Merhaba salo­ nu) nda düzenlenen (Soroptimist Dostluk günü)nde, her ikisi birer konuşma yapmış, bu arada, Dr.

Elisabeth Korner, kuıuDunun bay­ rağım Federasyon başkaıumız ha­ nay Sokollu'ya sunmuştur.

Moda Kulübü'nün 6. yılını kut­ lama töreni gereğince (33 ekim Sa­ rıyer Ordu evi) Marmara Kulübü'- nün dostluk günü (23 ekim Carlton Oteli) ndeki toplantılara katılmış­ lardır.

Marmara Kulübü'nden Mübeccel Utkun, geldikleri gün, kendilerini evinde misafir etmiş, aynı günün gecesi Şile başkanı Sadun Katip- oğlu, sekreteri Zeynep Davran. Fe­ derasyon yönetim kurulu üyeleri, kulüp başkanlan eşleriyle konuk­ larla beraber Federasyon başkam- mız Sanay Sokollu'nun evinde ak­ şam yemeği yemişlerdir.

Yirmidört ekim günü kulüp ar­ kadaşlarımızın eşliğinde, hava ala­ nına götürülmüşler ve son derece memnun olarak yurdumuzdan ay­ rılmışlardır.

"Yaşam süreci kısadır, derler. Bu, onu kullanmaya bakar."

Avusturya'da geçirdiğimiz üç haftadan sizleri haberdar etmek, benim için büyük bir zevk... Federasyon programı olarak organize edilen bu eşleşme programı, ikinci döneminde, Türk Ünyon’u ile Avusturya Unyonu'nu biraraya getirdi.

Onyonumuz'dan Pendik Kulübü'nden Esen Ozkuzey, eylülün onunda, ben de onüçünde çalışmalarımıza başlamak üzere Viyana'nın yolunu tuttuk.

Esen, eğitim işleriyle ilgileniyordu, ben de sağlık kurumlannı inceleyecektim.

Dç haftalık misafirlik programımız, bilimsel, kültürel ve dostluk olmak üzere üç bölüm­ den oluşuyordu.

İlk bakışta, Viyana Kulübü'nün belli bir program hazırlamadığını gördüm; fakat, en kısa za­ manda, isteklerimize göre, bilhassa, bilgi alışverişine yarayacak ve en üst kademelerini de içine alacak şekilde programladılar.

Sağlık Hakan'ından sabah için alınan randevuya gittim.

Bakan, elinde soracağım sorularla ilgili, kitap ve broşürlerle hazır olarak beni karşıladı.Bir - buçuk saat süren zamanını bana memnuniyetle verdi. Esas konuşmalarımızdan özel konuşmala­ ra geçtiğimizde, Türkiye'ye gittiğini, birçok yerlerini gördüğünü söyledi.

Zaten, dikkatimizi çeken bir nokta da, Avusturya'da rastladığımız kimselerin, hemen hemen hepsinin, hiç olmazsa bir kere Türkiye'ye gelmiş olmaları.

Çalışmalarım, daha çok sağlık kuruluşları, hastahaneler, hemşire okullarındaki işçi, işveren ilişkileri, bu iş yerlerindeki genel ana - çocuk sağlığını kapsıyordu.

Bu konuyu incelemek üzere gittiğim bir çocuk sağlığı kontrolü yapan müessese vasıtasıyle iki Türk aileyi tanıdım.

Görüşmeyi yaptığım hanım, Türk çocuklarının kartlarını gösterdi: "Bugün gelmediler, ama ister­ seniz sizi, evlerine götüreyim." dedi. Ben de" sizin işiniz olmasaydı, çok memnun olurdum." dedim. "Hayır, hemen gidebiliriz, arabam kapıda.” diyerek kalktı.

Aileye gittiğimizde, çok sevimli bir Türk anası kapıyı, açtı, güler yüzle bizi içeriye aldı, he­ men kahve pişirdi kayınvaldesini ve komşusuna da haber salarak onlan da kahve içmeye ve be­ nimle konuşmaya davet etti. Evden ayrıldığımız zaman, yanıma gelen AvusturyalI, şaşkın şaş­ kın.: "Daha önce tanışmıyordunuz değil mi?" dedi.

İlâve etmekte belki yarar var.. Sekiz on senedir orada oturan bu aileler, para kazanıp dön­ mek için çalıştıklarından evleri, Avusturya standartlarına uymuyordu.

Çeşitli bölgelerdeki gezimizde, değişik ihtiyar evleri, fizik tedavi kısımları, sakatların yetişti­ rildiği, meslek sahibi edildiği okulları gördük. Bu okullarda gençlerin 225 değişik meslekte ye­ tiştirilmeleri ve çalışma saatleri kanunları tesbit edilmiş. Sendikalar, hükümet ve işverenle ça­ lışıyor. Emeklilik kanununun başlangıcı "1839" lara dayanıyor.

Kültürel kısımda V iyana:

Bizi, çeşitli müzelere, tiyatrolara, kütüphanelere, manastırlara götürdüler.

Goethe

Dünün

Bugünün

Y arının

v c

Soroptim ist’i

İnsan denilen varlık daha çocuk yaşında belirli ayrılıklar gösterir. Kendi kendine yeterli, maddi varlıklarla mutlu olan, nemelâzımcı tip­ lerin yanında, kendine yetmiyen, mutluluğu başkalarının ve toplumun mutluluğunda arayan kişilerde çoktur.

Bir yandan ferdin meyli, bir yandan çevrenin sosyokültürel etkisi bu yaratılışta olan kişileri gittikçe zorlar.

Soroptimistlik bencil duyguların bastırılıp ilgi, saygı ve sevginin başkalarına yönelmesidir, kendi kendine yetmeyen ferdin topluma açılmasının sevincidir. Birden insanın dünyası değişir, çeşitli meslek­ lere eğilmiş arkadaşlarla kurulan bir yuvanın içinde kendisini buluve­ rir. Dar çevre ve ruh yalnızlığı yırtılmıştır, coşkun bir sevginin içinde­ dir. Russel'in dediği gibi "mutlu olmak için çaba harcamak lâzımdır" çaba aşılmıştır. Bu çevre kendi hududumuzdan çıkıp dünya soropti- mistleri ile dostluk kurunca yeni renkler yeni görüşler kazandırır bize.

Dünün soroptimisti yıllarca bu dostluğun temelini attı, faziletli duygular içersinde kardeşliği, arkadaşlığı, dostluğu, fedakârlığı, sessiz belirtisiz yardımlaşmayı kurdu, bu temelin sağlamlığı dünün soropti- mistinin en büyük başarısıdır.

Bugünün soroptimisti bunu yapmakla yetinmiyor. Daha zorlu bir dünyada daha faydalı olmak amacına el uzatıyor, dostluk yananda elle tutulur gözle görünür başarılar aranıyor ve bu başarılar el birliği ile ülkeden ülkeye yayılıyor. Toplumlann ortak veya yöresel problem- leri her ülkede çeşitli yönleri ile inceleniyor, araştırmalar yapılıp ra­ porlar hazırlanıyor. Tartışmalar yazışmalar ve nerede olursa olsun bir başarı varsa duyulan ortaksevinç.

Bu hep böylemi gidecek, yoksa toplumlara da faydalı olmak için daha başka şekilde çabamı harcanacak? Elbetteki bilgi, görüş sezgi ve ruh cömertliği ile toplumun ana problemleri üzerine eğilinecek. Alma­ yı hiç düşünmeden vermeye, ilmin aklın ve tecrübenin çizdiği yol da vermeye hazır olan bu geniş topluluğa karşı dünyanın ilgisi mutlaka artacak. Ben ileride toplumlann her büyük adımında soroptimistliğin bir danışma merkezi olarak söz sahibi olacağına, hatta kilit noktala- nnda çalışan şahsiyetlerin diğer demekler ile ortak çalışmalar yaparak insanların mutluluğuna huzurun» çareler arayacağına inanıyorum.

Kendi için yetinen toplum-için ise yetinmeyen daima daha iyiyi arayan soroptimist ruhuna saygım var.

Ş ehillerin ünlü "Rauber" ve "Die Frau İst nicht den Fauer" ile Klagenfurt kentinde, Goethe'nin "Egmont" Marionetten theater'de Zauber Flöte'yi seyrettik. Müııchener Ouarte'ti Salzburg'ta dinledik.

İyi niyet ilişkilerimize gelince : İlkini sayın Viyana Sefiremiz Günseli Barutçu'nun bizi çaya davetiyle başladık.

Sefir ve Sefirimizin AvusturyalI soroptımistlerle temas kurmak istediklerini, daha önceki gidişlerimde, müsteşar seviyesindeki Sayın Fügen Ok bana söylemişti. O konuşmayı hatırlaya­ rak Viyana'ya geldiğimizin ikinci günü, Sabahtan Fügen Hanım’ı ziyarete, Esen Ozkuzeyle bera­ ber gittik ; Avusturya'da oluşumuzun sebebini kendisine izah ettik. O da, hemen Sefire Hanını'ı haberdar etti. Aralarındaki telefon konuşması bitince bizi, Sefire Hanım'm öğleden sonra Avus­ turyalI Soroptimistlerle beraber beklediğini söyledi. Soroptimistleri haberdar ettik ve öğleden sonraki resmikabule sekiz kişi olarak gittik. Çok olumlu geçen bu toplantıların ilerki tarihlerde tekrarlanacağım söyleyen Sefire Hamm'm yanından geç saatte ayrıldık.

Her gittiğimiz yerde, hem dinlemekten, hem de konuşmaktan bir hayli yoruluyorduk. Arada birbirimize bakıp şimdi arkadaşlarımızın : "Oh ne güzel geziyorlar." diyeceğini düşünü­ yor, halimize gülüyorduk.

Güzin Poffet - Tamaç

T.E.M.de On yıl...

1965 den önceki yıllarda her kulüp cehaletle savaşmak için kendi başına, kendi imkânlarıyla faaliyetlerini sürdürürken, ayn ayrı yapılan bu çalışmaların bir merkezden yürütülmesi bu savaşa etkinlik kazandıracağı inancıyla bir Toplum Eğitim Merkezi inşa­ sı için bir proje hazırlandı. Türk Projesi olarak hilinen bu proje, içte ve dışda sağlanan iş­ birliği ve destek sonucunda, gerçekleşerek Gültepe Soroptimist Toplum Eğitim Merkezi 1972 yılı eylül ayının 5 inci günü, Avrupa Federasyonu'nun 50 inci yıl dönümünde tö­ renle hizmete girdi ve toplum kalkınmasındaki önemli yerini aldı.

Törende davetlilerin ve Türk Soroptimistlerinin yanısıra Avrupa, Birleşik Amerika, İngiltere ve Avustralya'dan gelen Soroptimist kardeşlerimizde hazır bulundu. Başarılan bu büyük işin mutluluk ve heyecanı tam anlamıyla yaşandı.

5,9.1972 , 5.9.1982 şu tarihler aradan geçen on yılı gösteriyor. Bu yıl dönümü tüm Soroptimistlere kutlu olsun.

Geçen on yıl içinde T Tl Al. çok mutlu ve başarılı günlere tanık oldu: Bilimsel yön­ temlerle hazırlanan,heryaştaki okuyucunun ihtiyacına cevap veren ve 2000 den fazla kitabı içeren kitaplığın ve anne öğrencilerin okul öncesi çocukları için düzenlenen, kurs süresince çocukların eğitim ve bakımını amaçlayan Çocuk Oyun Odasının açılışını her­ kes takdir ve sevinçle izledi. —Böyle bir düzenleme ilk kez bir eğitim merkezinde gerçek­ leşmiş oluyordu—. Bahçenin düzenlenmesi, ağaç dikme günü, çocuk bahçesinin çevre çocuklarına sunulması, bu yılın coşku ve sevinç dolu olaylarından sadece bazılan.Kut- lanan Milli Bayramlar, konuşmalar sohbetler, yarışmalar ve ödüllendirmeler, temsiller, folklor gösterileri, birbirini izleyen ve her biri bir öncekine göre daha başarılı, iyi ye­ tiştirilmiş öğrencilerin beceri ve emeklerini sergileyen sergiler. Diploma törenleri, Halk Eğitim Merkezi ile paylaşılan çabalar, başarılar.,

T.E Al. in şahit olduğu çok önemli ve sevindirici bir olay da Milli Güvenlik Konse- yi'nin kararı ile ilân edilen okuma-yazma seferberliğinin 23 Mart 1981 de İstanbul Valisi Sayın Nevzat Ayaz tarafından Merkezde başlatılması oldu. Savaşa çok sayıda kadın er­ kek, genç ihtiyar katıldı. Bu cehaletle mücadelenin en büyük ölçüde gerçekleşdiği gün oldu.

Ulu önder Atatürk'ün doğumunun 100 üncü yılını kutlama programı çerçevesinde yaptırılan Atatürk Köşesi törenle açıldı.

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu nun yıllık Genel Kurul Toplantısı ve nihayet guvernörler toplantısının İstanbul'da yapılması nedeniyle şehrimizde bulunan 20 değişik ülkenin temsilcilerinin 5 Temmuz 1983 de T .E Al. i ziyaretleri. Kardeşlik ve dostluk havası içinde yenen öğle yemeği, takdirle izlenen el emekleri, ve çocuk oyun o- dası için, adeta yarışılırcasına, getirilen kucak dolusu eğitici değerde oyuncaklar hedi­ yeler.

ö te yandan TJEA1. korku ve dehşet dolu günlere de tanık oldu. Çevrede bomba­ lar patladı, camlar kırıldı, insanlar sokaklarda öldürüldü. Ama T.E.M. de çalışmalar de- Eğitim Merkezi yöneticileri, öğretmenleri cesaretle görevlerini sürdürdü. Yürütme Kurulu toplantılarını hiç aksatmadı. Herkes sorumluluğunun bilinci içinde çabaladı durdu. Bu arada Federasyonumuzun çalışkan temsilcisi, Sayın Sabahat Altu- nel, Gultepe'de kendine düşeni eksiksiz yerine getirdi. T .E Al. in açılışından kısa bir za­ man sonra üstlendiği görevini «esaret, titizlik ve dürüstlükle sürdürdü.

12 Eylül'den sonra acı günler geride kaldı. Bir daha geri gelmemek üzere T .E Al' m gerçekleşmesinde ve yaşatılmasında emeği geçenleri saymakla bitiremeyiz. Burada fiilen görev alan bazı Soroptimist arkadaşlarımızı, ne yazık ki, yitirdik. Varlıkları bı­ raktıkları eserler ve verdikleri emeklerle ebedileşti. Anıları yüreklerimizde tap taze yaşı­ yor, Onlan sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz.

4

(5)

"Hiç bir [ünümüzü - en azından bir küçük şarkı dinlemeden, bir şiir okumadan, güzel bir tablo seyretme; en - ve eğer başarabilirseniz - bir kaç akıllıca söz söylemeden geçirmeyin!'' Goethe

Arkadaşımız Gülşin Pickorny) Münchengladbach'dan bildiriyor: '

1— Münchengladbach kulübü, 1981 yılında uyguladığı "Türk İşçi çocuklarına Yardım" projesinden iyi sonuçlar alındığını görerek, aynı projenin 1982 de de uygulanması­ nı kabul etti. (Alman ilkokullarına giden Türk çocuklarına (40 çocuk), almancalarını güçlendirmek için yetenekli bir öğretmen tarafından ders verilmektedir.)

2— Babalan iş kazasında ölen 8 çocuklu bir türk aile­ sinin tüm bireylerinin acil ihtiyaçları karşılanmıştır.

3— Almanyadaki Türk işçilerini sınır dışı etmek ama­ cı ile, kimi gruplann eyleme geçerek çirkin davranışlarda bulunması, eyalet resmi makamlarınca ve halkın çoğunluğu tarafından onaylanmamaktadır. Hükümetler şimdi, bu Ya­ bancı Düşmanlığına karşı kampanya açmış durumdadır. Düsseldrof'lu bir sanatçı, Manfred Şpies, Türk Düşmanlığı­ na karşı savaşım için değişik bir yol izlemektedir: Düssel- dorf kentinin işlek yerlerine Yabancı Dostluğunun propa­ gandasını yapan sloganları içeren Plaket'ler asıyor. İşte bunlardan biri :

t j **”'< ¡ 1 * İ 1

-Turke

3

esuM ^rkcuk$m

7 u r k t u K

Boğaziçi kulübünde üye iken bir almanla evlenerek Al- manyaya göç eden ve Mönchengladbach kulübüne Auslands- Korrespondentin rüpriği ile giren Gülşin Pickorny, kısa sü­ rede iyi almanca öğrenerek, kulübünü hareketli ve çalışkan bir üyesi olmuş ve alman soroptimistlere kendini sevdirmiş­ tir. Soroptimist toplantılarında konuşmalar yaparak Türk soroptimistlerini ve Türkiyeyi tanıtmak bakımından faydalı olmaktadır. Bugün 4-5 yaşında Nilüfer - Deniz adlı bir kızı vardır.

Bundan böyle de bültenimize Almaııyadan kısa haber-

,1er yollayacaktır,

ler yollayacaktır.

, 4—Almanyada türk sempatizanı 2 yönetmen tarafın­ dan çevrilen "Kleiner Mann Was nun?"Küçük adam ne yap­ sın?" adlı filmin baş oyuncusu, Savaş Ali Akyol adında, ye­ tenekli bir türk çocuğudur. Film, bir türk işçi ailesinin çile­ sini, hiç yan tutmadan, olduğu gibi sergilemektedir.

Savaş Ali Akyol filmdeki başarısı için Kalyadan ödül almıştır.

Filmin yapımdllan Türkler lehine film çevirdikleri için, meslektaşları tarafından yadırganmışlar ve kimi gruplar ta­ rafından hücuma maruz kalmışlardır.

Gülşin Pickorny, Kulüp toplantısında filmden söz etmiş ve Mönchengladbach'a geldiğinde tüm soropların onu gör­ mesini önermiştin______________________ ______________

BURSA KULÜBÜNÜN XXV. YILI -Cumhuriyet'in 50. Yılında

"Muradiye Çocuk Parkı" nı ar­ mağan etmekle öğünçlüyüz. Çünkü bugün Belediye ve diğer kuruluşlar bizim öncülüğümüz­ le harekete geçmişlerdir ve gi­ derek apartmanlaşan şehrimiz yeniden yeşerme yolundadır.

1979 Çocuk Yılında ; Bir yandan " II Çocuk Yılı Komi­ tesi" içinde çalışılırken, diğer yandan Sayın Ülker Köksal'm "Çocuk Edebiyatı ve Yayınla­ rı", Eğitim Fakültesi Doç.i E- sin Onur'un "Suçlu Çocuklar Ve Affı" konulu konferansla­ rı, "Dünya Çocuk Yılı Genel Koordinatörü Olsaydınız Ço­ cuklar İçin Neler Yapardınız?" konulu "Çocuk Forumu” bü­ yük yankılar uyandırarak kamu oyu oluşturmuştur. Ayrıca o- kul yardımları sıklaştırılmış, 1976 da başlatılan" Köy İlko­ kulları Arası ödüllü Resim Ya­ rışması" tekrarlanmış, Kültür Müdürlüğüne 5000 kitapçık armağan edilmiştir.

Lise son sınıflarda, mes­ lekleri tanıtıcı konferanslar ve­ rilmiştir. Batı ülkelerinde oldu­ ğu gibi, gençlerimizin mesleki yetenek ve sevgisini ortaya çı­ karacak bir testin hazırlanma­ sında, tüm kulüplerin desteğiy­ le yetkilileri harekete geçirebi­ leceğimiz inancındayız. Böyle- ce gençlerimizin kendilerini önceden tanımaları ve sınav sı­ ralamasında bunu gözönünde bulundurmaları, onları ileride daha verimli kılacaktır.

Tıb Fakültesi Pramatüre Servisi'nin ve Septik Oda'nın düzenlenmesine katkıda bulu­ nulmuş, yeni kurulan Zübeyde Hanım Doğum Evi'nde 12 ya­ taklı "Ağrı Odası" tefriş edil­ miş, asılan plâketlerimiz kişi ve kuruluşları harekete geçirmiş­ tir.

1975 Kadın Yılında: "Türk Kadını Kültürel Ve Sosyal A- landa Bugün Nerededir?” konu­ sunda, Rektör Akademi ve Ba­ ro Başkanlarının da yer aldığı "Açık Oturum”, "Sizce Türk Kadını îstenen Düzeyde midir? "konulu" Liselerarası Ödüllü Kompozisyon Yazışması " "Türk Kadın Hikayecileri Gü­ nü," düzenlenmiş, Ankara Ka­ dın Yılı Kongresi'ne katılan ü- yemiz tarafından konu basında bir kaz daha vurgulanmıştır. Anneler Günlerinde, geleneksel Devlet Iiastahanesi ve Huzurevi ziyaretlerimiz yinelenerek ar­ mağanlar götürülmüştür.

Güzel San'atlar Galeri'sinin Müdiresi olan üyemizin, Kulü­ bümüzle ve Alman Avusturya Kültür İşleri Kururlarıyla elele vererek düzenlediği resim, gra­ fik sergileri, Türk ve yabancı san'atçıların, Soroptimist Res­

samların katıldığı sergiler," Zamanın Değişimi İçinde Mo­ danın 200.Yılı " sergisi, 25.Yı- lımızda" İstanbul'lu Kadın Res­ samlar” sergisi, salt kültür hiz - metlerimiz arasındadır ve pek yakında Bursa'nın modern bir San'at Galerisine kavuşmasıyla dalıa da gelişecektir.

Ayrıca Akademi ve Tiyat­ ronun işbirliği ile "Okuma Ti­ yatrosu" programlarında tiyat­ ro tarihi ve sevgisi işlenmiş" Alman Edebiyatı " konusunda Sayın Soroptimist Melahat To- gar'ın sohbeti ilgiyle karşılan­ mıştır.

Muallâ Anhegger Byiiboğ- lu'nun halka açık " Slaytlarla Cumhuriyetten Buyana Eski Eser Onarımı "konusunda, iç mimar Oya Kılıç'm " Ortak Tarihi Miraslarımız" konuların­ daki konferansları, tarihi kenti­ mizin resmi düzeydeki yetkili­ lerine ışık tutmuştur.

Eğitim ve sağlıkla ilgili ça­ lışmalara ek olarak; başlattığı­ mız İngilizce kursu, bu gereksi­ nimi vurgulayarak, şehrimizde lisan kursları açılması işlevini doğurmuş, açtığımız" Şehri­ mizi Temiz Tutalım” kanpan- yası Belediyeyi ve diğer kuru­ luşları kamçılayarak amacına ulaşmış, Bursa içme Suyu Mü­ dürünün konuşmasında, dost­ luk toplantılarında, söyleşi kö­ şemizde çevre kirliliği işlen­ miştir.

Açtığımız" îlaç Kampan- yası”yla evlerden toplanan i- laçlar kontrolden geçerek Sağ­ lık Merkezlerine verilmiş, bu­ nun ülke çapında yaygınlaştığı­ nı görmek sevinç kaynağımız olmuştur.

İki devre açtığımız "Evde Hasta Ve Yaşlı Bakımı" kursla­ rımız sonuçlanmış, sertifikaları verilmiş ancak enjeksiyon yap­ ma yetkisinin verilmeyişi ilgiyi azaltmıştır.

Devlet Hastahanesi çalı­ şanlarına yapılan kreşe eğitici oyuncaklar alınarak müessese- leri kreş kurmaya yönlendirme hareketi desteklenmiş, bir oksi­ jen dedantörü hediye edilerek yardımseverlerin ilgisi sağlık hizmeti gören kuruluşlara çe­ kilmiştir.

1981 Sakatlar Yılında ; "Sakatlara Sağlanan Kolaylık­ lar" Dudley Kardeş Kulübünün anketiyle birlikte ele alınmış, Türkiye ve İngiltere karşılaş - tırmasıyla sakatlık sorunları ve rehabilitasyonu üzerinde çalı­ şılmış, Sakatlar Derneği ile iş­ birliği yapılmış, ayrıca bir sa­ kat arabası armağan edilmiştir. 100, Atatürk Yılında ; "Bursa İli 100. Yıl Komitesi" programı içinde faaliyet göste­ rilmiştir. üyemiz Sayın Dr.

Sahibi : Sanay S O K U L L U Sorumlu Müdür S. Sevgi G Ü M Ü Ş T E K İN Yayın Kurulu Efser F IN D IK O Ğ L U (Başkan) M e lâ h a tTO G A R Bedia E R M A T Nesrin T U N Ç B İ L E K

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu, Bakanlar Kurulu'nun 9.2.1978 tarih ve 7/14701 Sayılı kararıyla kamu yararına hizmet e- den bir dernektir.

Basıldığı Yer: Günlük Ticaret Gazetesi

Ofset Tesisleri Fiyatı : 50 Lira

Yararsız yaşam, erken ölüm demektir. Goethe

GÜLTEPE'DE 10 YIL.

(B A Ş T A R A F I 3. S A Y F A D A )

Alışılmış kurslarımıza ilave, daktilo kursunu açtığımızda, hele Refia Övünç’ün nezaretinde bir türk işi ve Maraş işleme­ leri kursunu açtığımızda sevincimiz sonsuzdu. Tülay Bediz na­ sıl bir heyecanla kültür kolunu çalıştırmış, folklorcularımız 50 ci yıl kutlama şenliklerinde ne kadar başarılı olmuşlardı.

Rahatsızlandığımda, komisyon başkanlığını devir alıp, bü­ yük başarı ile sürdüren Dr. Naciye Yücelin döneminin en ilginç olayı da rahmetli Ertuğrul Muhsin'in ziyareti ve önerisi üze­ rine Şehir Tiyatrolarının Merkezimizde, Birliğimizle ortaklaşa, bir çalışmaya girmesi ve Gültepe'ye hakiki tiyatroyu tanıtması olmuştur.

1965 - 1975 on yıl oldu bile!

Yıllardır işletme komisyonunda çalışmış olan Hacer özı- şılc başkanlığa seçildi, ondanberi de başarı ile sürdürüyor.

Bu ilk on yılda emeği geçenleri tek tek saymağa imkan yok. Komisyonlarda görev yapanlar, değerli konuşmalarla bil­ gilerinden yararlandıranlar, çeşitli bağışta bulunanlar ve çeşit­ li müesseselerden bağış temin edenler, Gültepe Merkezimizin başarısında hepsinin payı vardır.

Daha nice "on yıllara".

Bilge özgüner

B a ş t a r a f ı 3 . S a h i f e d e

Necla Kitay Yazıcıoğlu'nun yaptırdığı İlkokulun açılışında, Atatürk büstünün ve kitaplığı­ nın açılış törenlerinde ayrı ayrı gidilerek armağanlar götürül­ müş, "Atatürk Ve Kadın Hak­ ları" üzerine yazdığı kitap Ku­ lüplerimize gönderilerek bu gü­ zel ye anlamlı çalışma duyurul­ muştur. ” 100. Yıl Slaytlarla Konuşan Atatürk " Serisi kar - deş kulüplerimize, iki üyemi­ zin sahip olduğu özel bir İlko­ kula ve üyemizin yaptırdığı İlkokula hediye edilerek Ata­ türk sevgisi işlenmiştir.

Burs hareketleri sonucu; Norveç Kulübünün bursuyla bir kızımız orta öğrenimini ta­ mamlamış, Kulübümüzün burs­ ları üç genç kızı meslek sahibi yapmıştır. Halen iki genç kız öğrenci daha burslarımızdan yararlanmaktadır.

Soroptimistler arası misafir etme ve ağırlama hareketleri geleneksel Türk misafirperverli­ ğini, Kıbrıs'a, Silâhlı Kuvvetle­ rimize, Zelzele felaketzedeleri­ ne, sağlık vakıflarına katkılar, Saniye Rıza Kız, Sırameşeler Erkek Yetiştirme, Çocuk Ba­ kım Yurdu, Geç Ve Güç Eğiti­ lebilir Geri Zekâlılar Derneği gibi sosyal kuruluşlara destek­ lerimiz, kimsesiz hastalara ve gelin olan kızlarımıza uzanan ellerimiz Türk yardımseverli­ ğini canlı tutmaktadır.

Aynca Rotary, Lions, Li- ones Kulüpleriyle, Okul Koru­ ma Dernekleriyle, Resmi dü­ zeydeki yetkililerle başlattı­ ğımız yararlı diyalog büyümek­ tedir. Birlik Koordinatörlükleri programları paralelinde başlatı­ lan güzel çalışmaların, kurula­ cak olan "Yarının Dünyası" da yeni çiçekler açtıracağı i- nancı içerisinde tüm Soropti­ mistlere sevgilerimizi iletiyo­ ruz.

Bursa Soroptimist Kulübü.

Türk Soroptimlstl Müfide Ferid T E K - 1972

özel Sayısı'ndan alınmıştır.

-KURUCUMUZ MÜFİDE FERİD TEK

(B A S T A R A F I 1. S A Y F A D A

muşlar ve Polonya'nın son do- yeni diye bana bir ziyafet ver­ diler. Son derece müteheyyiç ve müteşekkir oldum.

Varşova'da 7 sene kaldıktan sonra Japonya'ya gönderildik, 3 buçuk sene de orada kaldık. Avdetimde çok değerli arka­ daşlarımın yardımı ile Soropti­ mist Klüplerini kurduk. Bun­ dan sonra işimin bittiğini his e- derek, hatıralarımı yazmayı dü­ şünerek çekildim.

Müfide Ferid TEK AVRUPA

FEDERASYONU BAŞKANLIĞINDA BİRİNCİ YIL

(B A Ş T A R A F I 1. S A Y F A D A )

sorunları tartışmak, karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak, anlatmak ve dinlemek için çok yararlı olmakta, ve hepsinden önemlisi, Soroptimistliğin ulus­ lararası iyiniyet ve anlayış il­ kesinin bir gerçek olduğunu her seferinde kanıtlamaktadır. Buna örnek olarak Yunanistan Birliğine yaptığım ziyaret esna­ sında gördüğüm olağanüstü mi­ safirperverlik, ilgi ve dostluğu belirtmek isterim.

1 Ekim 1982'de başlayan yeni faaliyet yılında tüm Ku­ lüplerimize başarılı ve mutlu çalışmalar dilerim.

Sadun Katipoğlu Avrupa Federasyonu

Başkanı

Referanslar

Benzer Belgeler

2000’ lerin başında vintage mağazaları yükselişe geçti ve Jackie Kennedy tarzı elbiseler, işlemeli hırkalar, disko tarzı renkli tişörtler, latex taytlar en çok

Tiyatro dinsel ve aristokratik anlayış yerine toplumun kendi sorunlarını arama- ya yönelmiştir. Tiyatro mekânının düzen- lenmesinde reformcu olarak anılan Schinkel ve Semper

Fiyat artışlarına rağmen, gazlı içecek kategorisindeki liderliğinin de desteğiyle Pakistan operasyonu başarılı performansını 4Ç21’de de sürdürdü ve

1963 yılı için söylenecek çok şey var ama bizim için önemli olan Ankara’ya taşınmış olmamızdı.. Atiye Altınok isminde yaşlıca bir

Ankara Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra 2006-2008 yılları arasında da Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde yine

makta bulunan mühim ecnebi musikişinaslardan biri de hassas Çek viyolonsellisti M. San’atındaki iktidarı her yer için muteber bulunan bu kıymetli artist, maruf

re, belediye ve mücavir alan sınırları dışında ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine

Uygulanan azot dozlarının bitki boyu, metrekarede başak sayısı, bin tane ağırlığı, biyolojik verim, hasat indeksi, ham protein oranı ve tane verimi üzerine etkisi